<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Ermeniler</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/ermeniler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Bu kez kendimizden özür dilesek?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/22/bu-kez-kendimizden-ozur-dilesek/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/22/bu-kez-kendimizden-ozur-dilesek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2012 21:12:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21596</guid>
		<description><![CDATA[1915&#8242;te Ermenilerin yaşadıkları kimine göre bir soykırım, kimine göre tehcir, kimine göre büyük felaket&#8230; Konu &#8220;olayın gerçeği nedir?&#8221; niyetiyle incelenmediğinden ne sadece tehcir diyerek buna son verebiliyoruz ne de soykırım olup olmadığı kabul edebiliyoruz. Elimizde en fazla &#8220;Büyük Felaket&#8221; başlığı kalıyor.
  &#8220;Ermeni Soykırım&#8217;ı var mıdır, yok mudur?&#8221; başlığında toplumun çok az bir kesimi soykırımı kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://4.bp.blogspot.com/-dkoyfSH4r_Y/TddJKbYXjcI/AAAAAAAAAIc/yCNmbUGUguo/s1600/man-statue-sad-wrong-ashamed.jpg" alt="" width="151" height="197" />1915&#8242;te Ermenilerin yaşadıkları kimine göre bir soykırım, kimine göre tehcir, kimine göre büyük felaket&#8230; Konu &#8220;olayın gerçeği nedir?&#8221; niyetiyle incelenmediğinden ne sadece tehcir diyerek buna son verebiliyoruz ne de soykırım olup olmadığı kabul edebiliyoruz. Elimizde en fazla &#8220;Büyük Felaket&#8221; başlığı kalıyor.</p>
<p>  &#8220;Ermeni Soykırım&#8217;ı var mıdır, yok mudur?&#8221; başlığında toplumun çok az bir kesimi soykırımı kabul ediyor, bir kesimi büyük felaket olarak tanımlıyor ama büyük bir kesimi 1915&#8242;teki katliama &#8220;katliam değil tehcirdi&#8221; diyor ve iddiaları reddediyor. Ve Ermeni katletmek halen derin devlet zihniyetine sahip olanlar tarafından gereklilik olarak görülebiliyor merak edenler henüz aydınlanmamış, &#8220;örgüt var ama delil yok&#8221; kuyusuna atılmış Hrant Dink cinayetine bakabilir&#8230; Bununla yetinmeyenler &#8220;Hocalı Katliamı&#8221;nın bir acıyı anma merasimi yerine nasıl Ermenilere karşı nefret söylemi (&#8221;Hepiniz p.çsiniz&#8221; pankartı) geliştirme <span id="more-21596"></span>yerine döndüğüne bakabilirler. Yani toplumun bir kesimi İttihat ve Terakki zihniyetinin katlettiği Ermenilere karşı vicdanını temize çekme gereğini düşünmek şöyle dursun Ermenilerden nefret etme görevini başarıyla sürdürüyor.</p>
<p>  Ben bir tarihçi değilim ve haddimi aşmak istemem &#8220;Ermeni Soykırımı oldu mu, olmadı mı?&#8221; net bir fikre sahip değilim ancak 1915 Olaylarının bir tehcirden çok daha fazlası olduğundan, belgelere, çalışmalara bakarak emin olabiliyorum. Açıkçası konuyla ilgili çalışmalara baktığımda büyük felaket ve hatta fazlası olduğunu düşünüyorum. Elbet konuyla ilgili bir otorite olmadığımdan düşüncem sadece beni bağlıyor ve bir belge-delil niteliği taşımıyor.</p>
<p>  Tüm bunlar olurken &#8220;Ermeni Soykırımı olmuş/olmamıştır&#8221; tartışmasına girmek yerine -bunu önemsemediğimden değil tabi- aklım ve vicdanım başka şeye odaklanıyor: Bu ülke neden araştırmadan, bilmeden, Yusuf Halaçoğlu zihniyetini aşamadan İttihat ve Terakki zihniyeti mirasına sahip çıkıyor? Neden yani&#8230; Kardeşim, reddi miras diye bir şey var, sana vebâl, yük, ağırlık bırakmayan bir şey, neden o kirli mirası devralıyorsun? Cidden ama cidden bunu hiç mi hiç anlamıyorum? Yeri geldiğinde, lüzumlu gördüğünde kendini halkını katletmekten (Dersim&#8217;de Alevileri, Diyarbekir&#8217;de Müslüman Kürtleri, Şapka Devriminde Müslüman Türkleri) dâhi çekinmeyen bir zihniyet, Ermenileri hemen hemen bir asır önce katletmişse bu inanılamaz bir şey mi? Hadi inanmıyorsun, o vakit seni &#8220;bilmeden&#8221; inkâra ve bu mirası devralmaya iten şey nedir, bunu hiç düşündün mü?</p>
<p>  Vaktiyle bir gurup Türkiyeli insan bir araya gelmişti ve 1915 Olaylarıyla ilgili &#8220;Özür Diliyorum&#8221; kampanyası ile şu metni yayımlamıştı:</p>
<p>&#8220;<strong>1915&#8242;te Osmanlı Ermenileri&#8217;nin maruz kaldığı Büyük Felâket&#8217;e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. </strong></p>
<p><strong>Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum</strong>.&#8221;</p>
<p>  Tepeden konuşmak hem sorumsuzluk hem de ayıp bir şey bu nedenle tepeden konuşuyor havası oluşturmak istemiyorum. Yazdıklarımın 1915 Olaylarını inkâr edenlere &#8220;Kabul et kurtul!&#8221; yahut Ermeni Soykırımını kabul edenlere &#8220;Öldürdük ama geçmişte kaldı, geçti, gitti.&#8221; sorumsuzluğu ifade etmesini de istemiyorum bu nedenle bu yıl 24 Nisan&#8217;da yani 1915 Olaylarının yıldönümünde Ermenilerden önce kendimizden &#8220;özür dilememiz&#8221; gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>  1915&#8242;te yaşanan büyük felaket, katliam gerçeğini yek şüphe payesi bırakmadan inkâr edenler, bu ezbere dayalı, üzeri inkâr ile geçiştirilen gerçeklere kayıtsız kalabiliyorlarsa bence Ermenilerden önce vicdanlıklarına ve insanlıklarına zulmettikleri için kendilerinden özür dilemeliler.</p>
<p>  Kıymetli ağbim Cafer Solgun Türkiye&#8217;nin sorunlarının çözümü için &#8220;Yüzleşme&#8221; gereğini ifade eder. Türkiye&#8217;nin normal şartlara ulaşması için ötekiyle (Müslüman-Türk-Sünni olmayan Aleviler, Ermeniler, Kürtler) acılarımız noktasında &#8220;yüzleşmemiz&#8221; gereğini vurgular, çok doğru bir şeyin altını çizmektedir. Ben de kendisine öykünerek &#8220;helalleşelim, helalleşelim ki üzerimizde vebâl kalmasın&#8221; demeye gayret ederim. Ancak ülkemin geçmişinden bu gününe şöyle bir baktığımda ortak acılarımız noktasında ötekilerden önce kendimizle yüzleşmemiz gerektiğine ikna oldum, kendimizden özür dileyip, kendimizle yüzleşmedikçe hiçbir şey normal olmayacak gibi ne dersiniz? Belki bir gün sıra Ermenilere de gelir&#8230;</p>
<p>  Kendi aciz canım adına; ülkemin tarihindeki mevcut acılara fiili olarak bulaşmamış olabilirim ancak onlar bir şekilde benim tarihimin bir parçası bu nedenle Ermenilerden katliam için, geride kalan yetim evlatları için, geride kalan malları ve mülkleri için teker teker helâllik istiyorum. Helâllik istiyorum, haklarını helâl etmelerini diliyorum zira bir Müslüman olarak benim için haklarını helâl etmelerini istemek kıymetli bir eylem olan özür dilemekten çok daha derin bir mana içeriyor, lütfen hakkınızı helâl edin.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong>Ermeniler ve Türkler</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/22/bu-kez-kendimizden-ozur-dilesek/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/22/bu-kez-kendimizden-ozur-dilesek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Irk işleri bakanı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/02/irk-isleri-bakani/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/02/irk-isleri-bakani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 14:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20922</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/karikaturler/-361_8702_b.jpg" alt="" width="300" height="393" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/02/irk-isleri-bakani/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/02/irk-isleri-bakani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusu!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/icisleri-bakani-idris-naim-sahin-hakkinda-suc-duyurusu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/icisleri-bakani-idris-naim-sahin-hakkinda-suc-duyurusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Feb 2012 14:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20870</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, &#8220;Katil Ermeni&#8221;, &#8220;Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz&#8221; gibi ırkçı, nefret içerikli pankartların taşındığı, sloganların atıldığı İstanbul Taksim&#8217;deki Hocalı Katliamı&#8217;nı anma eylemini tertip eden komite ve eyleme katılarak konuşma yapan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu. Halkevleri ise Ermenilerin hedef gösterildiği bir mitingde millliyetçilik ve ırkçılık içerikli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ermenilere_dokunma.jpg"><em><img class="alignright size-medium wp-image-9111" title="ermenilere_dokunma" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ermenilere_dokunma-161x300.jpg" alt="" width="161" height="300" /></em></a><em>&#8220;&#8230; İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, &#8220;Katil Ermeni&#8221;, &#8220;Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz&#8221; gibi ırkçı, nefret içerikli pankartların taşındığı, sloganların atıldığı İstanbul Taksim&#8217;deki Hocalı Katliamı&#8217;nı anma eylemini tertip eden komite ve eyleme katılarak konuşma yapan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu. Halkevleri ise Ermenilerin hedef gösterildiği bir mitingde millliyetçilik ve ırkçılık içerikli bir konuşma yaptığı için Bakan İdris Naim Şahin hakkında kamu davası açılmasını istedi.</p>
<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun &#8220;Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama&#8221;yla ilgili 216. Maddesi&#8217;yle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin &#8220;Ayrımcılık Suçu&#8221;nu tanımlayan 14. Maddesi&#8217;ne dayanarak dün, Çağlayan Adliyesi&#8217;ne İHD tarafından yapılan suç duyurusunda şu ifadeler kullanıldı: &#8220;Söz konusu mitingde yapılan konuşmalar ve atılan sloganlar ile taşınan pankartlar, bir halkın acısını anmaktan çok, büyük acı çekmiş bir başka halka ve onun etnik kimliğine saldırı ve aşağılama şeklinde gerçekleşmiştir.&#8221; </em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ermenilere_dokunma.jpg" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/29/icisleri-bakani-idris-naim-sahin-hakkinda-suc-duyurusu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/29/icisleri-bakani-idris-naim-sahin-hakkinda-suc-duyurusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hrant Dink&#8230; İnsanlar Ölür, Fikirler Ölmez</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/hrant-dink-insanlar-olur-fikirler-olmez/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/hrant-dink-insanlar-olur-fikirler-olmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 14:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19185</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;
  Ermeniler ve Türkler



Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <iframe width="300" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/Ualde25hhd0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">  <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Ermeniler ve Türkler</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/27/hrant-dink-insanlar-olur-fikirler-olmez/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/27/hrant-dink-insanlar-olur-fikirler-olmez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cezayir, Fransa, Ermeniler ve Türkler (Eskimeyen yazılardan)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/23/cezayir-fransa-ermeniler-ve-turkler-eskimeyen-yazilardan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/23/cezayir-fransa-ermeniler-ve-turkler-eskimeyen-yazilardan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 09:11:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[katliam]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19884</guid>
		<description><![CDATA[Resim: Fransız askerleri tarafından alay etmek için boynuna ip geçirilmiş bir Cezayirli.
&#8220;..1830′dan 1962′ye kadar Fransız kolonisi olan Cezayir’de işgal altındaki halkın görmediği eziyet kalmadı. Fransız askerleri Müslümanların direnişlerini kırmak için tarlalarını yaktılar, hayvanlarını öldürdüler. İnsanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarında ölüme terkedildi. Cezayir’in talebine rağmen Fransa bu soykırım için özür dilemedi. Son cumhurbaşkanı Sarkozy “tarihi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/01/copie-de-image1q-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></em><strong>Resim:</strong> Fransız askerleri tarafından alay etmek için boynuna ip geçirilmiş bir Cezayirli.</p>
<p><em>&#8220;..1830′dan 1962′ye kadar Fransız kolonisi olan Cezayir’de işgal altındaki halkın görmediği eziyet kalmadı. Fransız askerleri Müslümanların direnişlerini kırmak için tarlalarını yaktılar, hayvanlarını öldürdüler. İnsanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarında ölüme terkedildi. Cezayir’in talebine rağmen Fransa bu soykırım için özür dilemedi. Son cumhurbaşkanı Sarkozy “tarihi tarihçilere bırakalım” diyerek son noktayı koydu&#8230;&#8221;</em> TAMAMI ( <strong>+ İşgal altındaki Cezayir’den görüntüler </strong>): <a title="Permanent Link to Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm II" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/01/22/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-ii/"><span><strong>Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm II </strong></span></a></p></blockquote>
<p>&#8230; Bu mevzu üzerine okumak için&#8230;</p>
<p> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Ermeniler ve Türkler</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/23/cezayir-fransa-ermeniler-ve-turkler-eskimeyen-yazilardan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/23/cezayir-fransa-ermeniler-ve-turkler-eskimeyen-yazilardan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hafızamızı Kazanmamıza Vesile Olduğunuz İçin Teşekkür</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/hafizamizi-kazanmamiza-vesile-oldugunuz-icin-tesekkur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/hafizamizi-kazanmamiza-vesile-oldugunuz-icin-tesekkur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 00:31:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15949</guid>
		<description><![CDATA[Aliye Özkul (Sosyolog)
Değerli Ermeni toplumu;
Hafıza kaybı gerçekten çok zor bir şey&#8230; Bilme, öğrenme ve biriktirme yetilerine sahip biz insanlar için hafıza çok önemli&#8230; Ve bizler geçtiğimiz yüzyılı hafıza kaybıyla geçirdik. Türkiye&#8217;nin modernleşme tecrübesi, kimliklerimiz üzerinde çok ağır hasarlara neden oldu. Keşke bugün ötekileştirilmiş kimliklerimizi değil, kişiliklerimizi konuşabiliyor olsaydık. Kimlik insan için hem çok önemli ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/hatirlamak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/hatirlamak_2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15954" title="hatirlamak_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/hatirlamak_2.jpg" alt="" width="165" height="206" /></a>Aliye Özkul (Sosyolog)</strong></em></p>
<p>Değerli Ermeni toplumu;<strong></strong></p>
<p>Hafıza kaybı gerçekten çok zor bir şey&#8230; Bilme, öğrenme ve biriktirme yetilerine sahip biz insanlar için hafıza çok önemli&#8230; Ve bizler geçtiğimiz yüzyılı hafıza kaybıyla geçirdik. Türkiye&#8217;nin modernleşme tecrübesi, kimliklerimiz üzerinde çok ağır hasarlara neden oldu. Keşke bugün ötekileştirilmiş kimliklerimizi değil, kişiliklerimizi konuşabiliyor olsaydık. Kimlik insan için hem çok önemli ama aynı zamanda bireyin kişiliğini görünmez kılan bir maske&#8230; Hiçbirimiz doğarken kimliğimizi seçmiyoruz. Cinsiyetimizi, anne babamızı, çevremizi, tarihimizi, dinimizi, etnik unsurumuzu seçmiyoruz. Hepsini hazır buluyoruz kendimizde, bir imtihan vesilesi olarak&#8230;</p>
<p>Bazı kimlik unsurlarını seçme imkânımız olsa da, çoğu unsuru seçemiyoruz. İnsan seçmediği bir şeyden ötürü üstünlük taslayabilir mi? Veya seçmediği bir şeyden ötürü zulme müstehak <span id="more-15949"></span>olabilir mi? İnsanoğlunun bazen yaptıkları karşısında utanmamak elde değil&#8230; Yine de galipler tarafından ustalıkla üstü örtülen ve bir şekilde açığa çıkan tüm zulümlere rağmen hayatı anlamlı kılan değerlere sarılmak zorundayız. İlham kaynağı şeytan olan farklı kişilerce yapılan tüm kötülüklere karşı en büyük silahımız, her şeye rağmen iyi bir şeyler yapmak&#8230; Bu bütün kutsal kitaplarda öğütlenen bir yöntem&#8230;</p>
<p>Dindar biri olarak bu açık mektubu yazmayı kendime bir borç biliyorum. Değerli ermeni cemaati, sizlerin hem etnik kimliğinizi hem de dini kimliğinizi yıllar boyunca flu ve kötümser olarak gören toplumumun bir üyesiyim. Bu toplumun ötekileştirilmiş tüm unsurları gibi <a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Türkler </a>den başka bir milletin ismi ancak kötülemek için geçiyordu ekranlardan&#8230; Araya girmiş olan bu koca duvar nedeniyle Türklerden başka olan uluslar resmi anlatımda sadece bize karşı oynanan tuzakları planlayanlar olarak gösterildi. Bizde milletçek bu yalanı yuttuk.</p>
<p>Kültürünüze dininize ve etnik kimliğinize karşı yürütülen bu psikolojik baskı inanın size olduğu kadar bize de zarar verdi. Bu ülkede yaşayanların &#8220;Türk&#8221; olması gerektiğine karar verenler, bizzat &#8220;Türk&#8221; diye isimlendirdikleri tebaalarının her şeyine karıştılar. Bizim dinimizi istediğimiz gibi istediğimiz oranda öğrenmemize, istediğimiz gibi yaşamamızı engellediler. Bizzat Kuranı kerim kaçak olarak ahırlarda öğretildi. Cumhuriyet öncesi dönemi alabildiğine kötüleyen hâkim sınıf, söz konusu olan şey Ermeniler veya Rumlar olduğunda nedense Müslümanlığı tutuyordu. Kendi dininin genel kültür bilgisine sahip olamayan geniş kitlelerin sisteme bağlılığı, düşman korkusuyla sağlandı.</p>
<p>Çocukluğumda (80&#8242;li yıllar) yaşlılara karşı bir bağlılığım vardı. Onların anlattıklarını dinlemeyi çok severdim. Aile büyüklerimiz 1 dünya savaşına katılmışlar. Büyük anneannem bir sürü şey anlatırdı. Geçmişe dair öğrendiklerimin sevinciyle okula gittiğimde öğrendiklerimi arkadaşlarıma anlattığımda bana tepki göstermişlerdi. &#8220;Sen atıyorsun. Büyüklerin savaş filan görmüş olamaz&#8221; . Bende onlara, onlarında dedeleriyle, nineleriyle konuşmaları gerektiğini söylerdim. &#8220;Muhakkak sizin dedenizde katılmıştır savaşa veya sizinde vardır geçmişle alakalı ilginç bir hikâye&#8221;&#8230; Ancak benim kuşağım büyükleriyle konuşma alışkanlığına sahip değildi. Sonradan sadece benim kuşağımın değil bizden önceki kuşaklarında büyükleriyle konuşma alışkanlığına sahip olmadığını fark ettim. Büyüklerinin bakımını üstlenen aileler yaşlılarının huysuzluğundan şikâyet ederdi, sadece&#8230; Yani söyleyecekleri sözleri dinlemeyen çocuklara sahip olan (eski kafalılıkla suçlanan) yaşlıların huysuzlanmasından daha doğal ne olabilir. Ve şimdi cumhuriyeti kuruluşunu gören kuşağı kaybedeli yıllar oldu.</p>
<p>Şunu anlatmak istiyorum. Her şeyiyle övünüyormuş gibi görünen, bu ülkenin üstün sınıfı diye takdim edilen, Türk diye isimlendirilen kitleler dört nesil boyunca hafıza kaybıyla yaşadılar. Lâfzen üstünlüğü her sabah, her dakika tekrarlanan bu millet hiçte kendini üstün gibi görmedi. Geçmişini hatırlayamamanın etkisiyle kompleksli yaşadı. Herhangi bir nesneyi burnunuzun dibine getirdiğinizde ne görebilirsiniz? Hiç bir şey&#8230; Rejimin ezberleri burnumuzun dibinden ayrılmadı yıllarca, hiçbir şeyi kuş bakışı bir bakış açısıyla göremedik.</p>
<p>Ancak sizler Ermeni toplumu olarak hafızanızı diri tutmanız dolayısıyla bize çok büyük bir iyilikte bulundunuz. Eğer diretmeseydiniz. Kendinizi anlatmak için çırpınmasaydınız. Bizler hafızasızlığın oluşturduğu boşluktan geri dönemeyecektik. 28 Şubat sürecinde benim bütün ümitlerim kırılmıştı. Diyordum ki; yalan söyleyenlerin yanına kâr kalacak yapılanlar. İstanbul Bilgi üniversitesinde yapılamayan ancak yapılmasına niyet edilen Ermeni konferansı hafızanın geri kazanılması için bir dönüm noktası oldu, kanımca&#8230; Çok tanımasam da aleyhinde yapılan bir yığın habere rağmen Hrant Dink &#8216;in mikrofonlardan sesini duyduğumda ne kadar ince bir insan diye düşünmüştüm. Bilirsiniz her şeyi kelimeler söylemez. Hal dili de anlatır bazı şeyleri&#8230;</p>
<p>Bundan 3 sene önce bulunduğum şehirde teyzelerin kurduğu bir dernekte, Öznesi İslam olan medeniyetler tarihi dersi vermeye başladım. Onlara ilk bahsettiğim şey şu oldu. &#8220;Kütahya da Ermeniler yaşarmış&#8221;. Kütahya&#8217;nın yerlisi olan teyzeler &#8220;evet öyleymiş&#8221; dediler. Dedim ki &#8220;eskiden komşumuz olan bu insanlarla ilgili hafızamızda herhangi bir anı var mı?&#8221;&#8230; Elbette yoktu. &#8220;o halde biz toplumsal hafızamızda onlarla ilgili hiçbir anıyı tutmuyorsak. Ermeni soykırımı olmamıştır diye nasıl iddia edebiliriz?&#8221;&#8230; Teyzeler, haklısın dediler. Üç sene zarfında onlarla pek çok konuda konuştuk. İslam öncesi toplumlar, bedevilik, Sami kavimleri, Dicle, Fırat, Nil, suyun etrafında oluşan kavimler vs&#8230; Teyzeler tarih dinlemeyi çok sevdiler. Ne beyin fırtınaları yaptık. Kürtlere yapılan eziyetleri konuştuk.</p>
<p>Geçen yıl benim dersime katılan bir teyze &#8221; Kürtlerle ilgili haberlerde benim beyim Kürtlere çok kızıyor. Bende yanlış düşündüğünü söylüyorum&#8221; dedi. O zaman anladım ki; insanlara kendi tarihiyle birlikte diğerlerinin tarihlerini anlattığında ırkçılığın izleri kaybolabiliyormuş. Bir insanın başkasına empati yapabilmesi için önce kendisini anlaması gerekiyormuş.</p>
<p>Hafızanın canlanmasına  önem veren biri olarak, sadece bireysel gözlemlerimde değil genel yapıda da hafızanın canlandığını sezinliyorum. Bunda Türkiye&#8217;nin insanlığa inanmış Ermeni cemaatinin büyük bir payı var. Burada yazdıklarım geçmişin dramlarının acısını azaltır mı bilemem. Ancak kendi payıma hakkınızı teslim etmek isterim.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Ermeniler ve Türkler</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/28/hafizamizi-kazanmamiza-vesile-oldugunuz-icin-tesekkur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/hafizamizi-kazanmamiza-vesile-oldugunuz-icin-tesekkur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün 23,5 Nisan, Tuhaf oluyor insan&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2011 10:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15890</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan&#8217;ı da katın içine. TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-3448" title="armenia1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/armenia1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan&#8217;ı da katın içine. <a href="http://bianet.org/biamag/bianet/106507-hrant-dinkten-yeniden-23-5-nisan" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/24/bugun-235-nisan-tuhaf-oluyor-insan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>PANEL: 1915, Acımız insanlığımız, insanlığımız vicdanımızdır</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/panel-1915-acimiz-insanligimiz-insanligimiz-vicdanimizdir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/panel-1915-acimiz-insanligimiz-insanligimiz-vicdanimizdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 11:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15692</guid>
		<description><![CDATA[Yüzleşme Derneği 24 Nisan 2011 Pazar günü saat 12.00-15.00 saatleri arasında Bilgi Üniversitesi&#8217;nde (Dolapdere Kampusu) panel düzenliyor&#8230; 
Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği
D a h a i y i b i r g e l e c e k i ç i n&#8230;
1915: Acımız insanlığımız, insanlığımız vicdanımızdır
Kimilerine göre &#8220;tehcir&#8221;, kimilerine göre &#8220;katliam&#8221;, kimilerine göre &#8220;Ermeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzleşme Derneği 24 Nisan 2011 Pazar günü saat 12.00-15.00 saatleri arasında Bilgi Üniversitesi&#8217;nde (Dolapdere Kampusu) panel düzenliyor&#8230; <span id="more-15692"></span></p>
<p>Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği<br />
D a h a i y i b i r g e l e c e k i ç i n&#8230;<br />
1915: Acımız insanlığımız, insanlığımız vicdanımızdır<br />
Kimilerine göre &#8220;tehcir&#8221;, kimilerine göre &#8220;katliam&#8221;, kimilerine göre &#8220;Ermeni olayları&#8221;, kimilerine göre &#8220;soykırım&#8221;&#8230; Ama kesin olan şu ki, Mezopotamya&#8217;nın kadim halklarından biri, Ermeni halkı, bu lanetli olayın ardından izlerini ve acısını miras bırakarak, coğrafyamızdan silindi, yok edildi&#8230; <br />
Ve bu olayın dosdoğru tartışılması, bir &#8220;devlet politikası&#8221; olarak hala kalın bir &#8220;kırmızı çizgi&#8221;. Tarihiyle, geçmişiyle yüzleşmekten kaçınmak Türkiye&#8217;ye bir şey kazandırmadı; ama çok şey kaybettirdi&#8230; Hrant Dink&#8217;in aziz hatırası kalplerimizde canlı. Türkiye&#8217;nin geçmişiyle yüzleşmekten kaçınmayı bir &#8220;devlet politikası&#8221; olarak sürdürmesi, hiçbirimizi, hiçbir akıl ve vicdan sahibi yurttaşımızı gururlandırmıyor, onurlandırmıyor. Yok sayılan, inkar edilen, yüzleşilmeyen geçmişin kanlı elleri yakamızdan düşmüyor, onurumuzu, gururumuzu rahatsız ediyor, kanatıyor&#8230;<br />
Bu mesele her şeyden önce, bir insanlık suçu ve trajedisi karşısında vicdanlı ve onurlu davranmak meselesidir. Devlet ve toplum olarak dostumuz ve kardeşimiz olan bir halkın acısını içtenlikle paylaşmak ve onlardan &#8220;usulen&#8221; değil, kalpten özür dilemek meselesidir.Biz Yüzleşme Derneği olarak Ermeni halkının acısını, onlara karşı büyük bir &#8220;özür&#8221; borcumuz olduğu bilinciyle yüreklerimizde duyuyoruz. Halklarımızın acıları üzerinden siyaset yapmayı da, bu acıları hala canlı tutan, kanatan inkarcılığı da lanetlemeyi insanlık borcumuz sayıyoruz&#8230;<br />
PANEL<br />
Bilgi Üniversitesi Dolapdere KampusuSaat: 12.00-15.00<br />
Sinevizyon gösterimi<br />
Cafer Solgun (MOD. Araştırmacı-yazar, Yüzleşme Derneği Başkanı)<br />
Emine Uçak Erdoğan (Yazar, Yüzleşme Derneği)<br />
Ragıp Zarakolu (Yazar, yayıncı)<br />
Rober Koptaş (Agos Gazetesi Gn. YayınYönetmeni)<br />
<a href="mailto:yuzlesmedernegi@yahoo.com">yuzlesmedernegi@yahoo.com</a><br />
<a href="mailto:cafersolgun@gmail.com">cafersolgun@gmail.com</a><br />
<a href="http://www.yuzlesmedernegi.org">www.yuzlesmedernegi.org</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong>Ermeniler ve Türkler</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/16/panel-1915-acimiz-insanligimiz-insanligimiz-vicdanimizdir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/panel-1915-acimiz-insanligimiz-insanligimiz-vicdanimizdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>insani değerleri vurgulama suçu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/02/07/insani-degerleri-vurgulama-sucu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/02/07/insani-degerleri-vurgulama-sucu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 17:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14727</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;O dönemde Taraf gazetesinde yazdığım yazılar birilerinin damarına bastı. Atatürkçülüğü sorguladım, bunların sözde milliyetçiliğiyle alay ettim. Paşalarına laf soktum. Birdenbire özellikle İzmir&#8217;de CHP mahfillerinde kudurmuş gibi linç çığlıkları başladı. [...] Bu adam vatan hainidir, onun bunun ajanıdır, misyonerdir, filan. Bildiğin ahmak propaganda. [...] Görünürde ‘Gençliğe Hitabe&#8217; yazım. Paşanın gençliğe hitabesine bir nazire yazdım, insan olmayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;O dönemde Taraf gazetesinde yazdığım yazılar birilerinin damarına bastı. Atatürkçülüğü sorguladım, bunların sözde milliyetçiliğiyle alay ettim. Paşalarına laf soktum. Birdenbire özellikle İzmir&#8217;de CHP mahfillerinde kudurmuş gibi linç çığlıkları başladı. [...] Bu adam vatan hainidir, onun bunun ajanıdır, misyonerdir, filan. Bildiğin ahmak propaganda. [...] Görünürde ‘Gençliğe Hitabe&#8217; yazım. Paşanın gençliğe hitabesine bir nazire yazdım, insan olmayı ve insani değerleri vurgulayan. Ama benim tahminim esas düğmeye bastıran o değil. Hrant Dink cinayetinin failleriyle ilgili birtakım komutanların adını vererek bazı şeyler söylediğim 28 Ekim 2009 tarihli yazıydı. Bu yazıyı izleyen günlerde 400&#8242;den fazla ölüm tehdidi aldım. Tehditlerin azmasıyla, yıkım sürecinin başlaması birbirine çok yakın tarihlerdir. Kasım Aralık 2009.&#8221;</em>  <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1039065&amp;Date=06.02.2011&amp;CategoryID=77" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/02/07/insani-degerleri-vurgulama-sucu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/02/07/insani-degerleri-vurgulama-sucu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Paris Nutku</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/01/27/paris-nutku/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/01/27/paris-nutku/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2011 13:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevan Nişanyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14562</guid>
		<description><![CDATA[(Bu konuşmayı 20 Ocak&#8217;ta Paris&#8217;te kalabalık bir Ermeni topluluğu önünde yaptım. Ortamı ve dinleyici kitlesini bilirseniz ne dediğim belki daha iyi anlaşılır. Üçüncü paragraftan itibaren boy gösteren &#8220;biz&#8221; ne kadar ilginç bir kavram, düşündükçe ben bile hayrete düşüyorum. Daha önce bir yerde anlatmıştım, tekrar edeyim. 
Erivan&#8217;daki futbol maçı sırasında emniyette görevli dostlarımdan biri aradı. &#8220;Sevan abi kimi tutuyorsun&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/01/hrant_dink.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-14564" title="hrant_dink" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/01/hrant_dink.jpg" alt="" width="216" height="200" /></a>(Bu konuşmayı 20 Ocak&#8217;ta Paris&#8217;te kalabalık bir Ermeni topluluğu önünde yaptım. Ortamı ve dinleyici kitlesini bilirseniz ne dediğim belki daha iyi anlaşılır. Üçüncü paragraftan itibaren boy gösteren &#8220;biz&#8221; ne kadar ilginç bir kavram, düşündükçe ben bile hayrete düşüyorum. Daha önce bir yerde anlatmıştım, tekrar edeyim. <br />
Erivan&#8217;daki futbol maçı sırasında emniyette görevli dostlarımdan biri aradı. &#8220;Sevan abi kimi tutuyorsun&#8221; diye sordu. Sektirmeden &#8220;tabii bizimkileri&#8221; dedim. Gülmekten katıldıydı.)<br />
 <br />
HRANT&#8217;IN DÖRDÜNCÜ YILINDA TÜRKİYEDE NELER OLUYOR<br />
Büyük siyasi değişiklikleri tetikleyen bazen insani duygulardır. İsterseniz toplum psikolojisi diyelim, kulağa daha bilimsel gelir. Bir toplumun duygu atmosferi değiştiğinde, eskiden imkânsız görünen siyasi değişiklikler birdenbire kolay, doğal, basit hale gelebilir<span id="more-14562"></span>. Hrant&#8217;ın öldürülmesi bizim için olduğu kadar, hatta bizden daha fazla, Türkiye için bir dönüm noktasıydı. 23 Ocak 2007&#8242;de yüzbini aşkın insan cenaze törenine katıldı. Modern Türkiye tarihinde manipüle edilmemiş bu çapta bir siyasi gösteri hatırlamıyorum. Yüzbinlerce insan Hrant&#8217;ın acısını vicdanında hissetti. &#8220;Artık yeter&#8221; deme ihtiyacını duydu. &#8220;Hepimiz Hrant&#8217;ız, hepimiz Ermeniyiz&#8221; diyen pankartlar taşıdı.<br />
 <br />
Aradan çıkan önemsiz parazitlere aldanmayın. Türk toplumunun geniş kısmı için Hrant bugün bir ikondur. Ortak bir pişmanlığın simgesidir. Buna bildiğimiz sol liberaller kadar, onlardan da fazla, İslamcılar, Kürtler, hatta nasyonalizmden henüz geri adım atamamış orta sınıf mensupları dahildir. Sürüden ayırıp başbaşa konuştuğunda, MHP sempatizanı faşistler bile dahildir.<br />
 <br />
Dün Facebook&#8217;ta akılalmaz sayıda kişi profil resimlerine Hrant&#8217;ı koymuştu. Hepimiz Hrant&#8217;ız diye bir kere daha tekrarladılar.<br />
Düşünün, belki tarihte ilk kez biz Ermenilerle Türklerin ortak bir martir&#8217;i var!<br />
 <br />
*<br />
Cahit Koytak&#8217;ı belki tanırsınız. İslami kesimde popüler olan bir şairdir. Dindar bir Müslümandır. Etkili bir fikir önderidir. Ayrıca hükümet çevrelerinde çok seveni olduğunu biliyorum.<br />
 <br />
Onun bir şiirini okumak istiyorum. Biraz uzun olabilir, ama Hrant cinayetinin o cephede nasıl bir etki yarattığını anlamak için anahtar olacağını düşünüyorum.<br />
 <br />
CAHİT KOYTAK<br />
Hepimiz Hrant&#8217;ız&#8217; bence ne demektir?<br />
Sevgili eşine yazdığı o, yürekleri dağlayan mektubuyla bu şiire esin veren Rakel Dink Hanımefendi&#8217;ye&#8230;<br />
 <br />
 <br />
seni tanımıyordum, Hrant,<br />
yeterince tanımıyordum, evet,<br />
fakat gördükten sonra o gün<br />
küskün bir çocuk gibi orada,<br />
kaldırımda,<br />
yüzükoyun uzanmış, öyle büyük,<br />
destansı,<br />
öylesine tıpatıp kendine, özgürlüğe,<br />
hak edilmiş onura benzeyen bir<br />
erinçle<br />
uyurkenki resmini,<br />
 <br />
hani, yalnız kendine değil, hayır,<br />
ölecekse, ölümü, iyi, güzel ve doğru<br />
bir şeyler uğruna olsun isteyecek<br />
herkese,<br />
yani her ölümlüye benzeyen<br />
güzellikte&#8230;<br />
ve kuşkusuz, en çok da, mahallenin<br />
bıçkınlarıyla, efeleriyle<br />
baş edemediği için<br />
hırsından gizli gizli ağlayan,<br />
kendi yüreğini kemiren,<br />
gün günden budandığını,<br />
yontulduğunu<br />
ve lokma lokma yutulduğunu<br />
hisseden<br />
mahallenin sessiz çocuklarına<br />
güç veren dirilikte uyurkenki resmini<br />
gördükten sonra o gün,<br />
 <br />
artık diyorum ki, kendime:<br />
vursalardı beni de, Hrant gibi,<br />
ben şahsen, zaptiyenin<br />
örtbas muşambasıyla değil, hayır,<br />
Agos gazetesiyle<br />
örtsünler isterdim cesedimi;<br />
 <br />
Agos gazetesiyle örtsünler, ne fark<br />
eder,<br />
yalnızca, senin gibi, perçemim,<br />
potinlerim,<br />
bir de - biraz iş çıksın diye<br />
yoksul şairciklere,<br />
çömez muhabirlere -<br />
benim de potinlerimdeki<br />
iki romanesk delik<br />
görünecek biçimde&#8230;<br />
 <br />
ki, böylece, resmin geri kalan kısmını<br />
güvercinler doldursun!<br />
senin o, İsa Peygamber&#8217;inkini andıran<br />
yakışıklı alnını<br />
kanatıncaya kadar duvara vura vura<br />
sonunda kalbimizde açmayı<br />
başardığın<br />
mucizevi gedikten<br />
gökyüzüne saçılan güvercinler&#8230;<br />
 <br />
hani şu, sen susunca, senin o<br />
koskocaman,<br />
o, Tanrının eliyle okşanmışçasına<br />
sıcak<br />
olduğu anlaşılan yüreğinin sesini,<br />
‘sessizliğin sesi&#8217;ni, sonsuzluğun sesini<br />
açıkça işitilir kılan,<br />
daha gür, daha beyaz,<br />
daha cesur kanat vuruşlarıyla<br />
gökleri çatırdatan<br />
‘tedirgin güvercinler&#8217;&#8230;<br />
 <br />
seni tanımıyordum, fazlaca<br />
tanımıyordum, fakat<br />
vursalardı beni de, Hrant Dink,<br />
senin gibi,<br />
her şeyi göze alıp, cenaze namazımı<br />
Tanrı&#8217;nın ‘Meryem Ana&#8217; evinde<br />
o evin avlusunda<br />
kılsınlar isterdim, ‘bizimkiler&#8217;!<br />
kılsınlar, ne fark eder?<br />
kılsınlar ki, böylece, Tanrı&#8217;yı<br />
bir mülk gibi<br />
çitlerle çevirmeye kalkışan &lt;span&gt;ferisiler&lt;/span&gt;<br />
bütün mülklerin, mabetlerin<br />
O&#8217;na ait olduğunu bilsinler!<br />
 <br />
seni tanımıyordum evet,<br />
tanımıyordum, fakat<br />
seni, öyle haksız, öyle mızıkçılıkla<br />
oyundan çıkarılmış bir çocuk<br />
gibi gördükten sonra, dostum,<br />
büyük &lt;span&gt;kalkış gününde&lt;/span&gt;<br />
aynı oyuna çağırılan iki kafadar gibi<br />
kalkıp da koşabilmek için<br />
sana komşu mezardan,<br />
belki daha cesur, daha kanatlı şeyler,<br />
delice mizansenler hayal etmeli<br />
ve diyebilmeliyim ki,<br />
 <br />
vursalardı beni de, senin gibi,<br />
bu yaşlı şakağımdan,<br />
benim de, o güvey uykusunun<br />
tadından,<br />
o gençlik, güzellik uykusunun<br />
tadından<br />
adını, kimliğini unutan cesedimi<br />
bir ‘karambol&#8217; eseri<br />
Balıklı Mezarlığı&#8217;na defnetsinler<br />
isterdim;<br />
üstümü de, meselâ, Lavtacı<br />
Nazaret&#8217;in,<br />
Hamparsum&#8217;un, Nikolaki Ağa&#8217;nın<br />
iyi cins bir vatan toprağı gibi demli<br />
ve bir rast semai gibi ağır, kederli<br />
‘ermeni&#8217; toprağıyla örtsünler!<br />
evet, evet örtsünler, ne fark eder?<br />
 <br />
örtsünler ki, böylece, efeliğin şanını,<br />
kanın ve kanla karılmış gücün<br />
verdiği sarhoşluğu burada<br />
kurtlara, çakallara, şahinlere bırakıp<br />
büyük göç katarına katılmasını bilen,<br />
yani senin gibi, Hrant Dink,<br />
şakaklarında ve potinlerinde delik,<br />
ama boyunlarında<br />
ne haç, ne ay yıldız,<br />
ne süleymanın mührü,<br />
&lt;span&gt;simurgunu&lt;/span&gt; arayan bütün kanatlıların,<br />
bütün ‘tedirgin&#8217; sakaların,<br />
bülbüllerin, çayırkuşlarının<br />
ve güvercinlerin<br />
orada, ‘eskilerin&#8217; sözüyle,<br />
‘sınıfsız ve devletsiz&#8217;,<br />
çitsiz ve çepersiz çayırlarında,<br />
ebediyetin,<br />
kendi soylarına soplarına boş verip,<br />
sabah akşam yalnızca<br />
Tanrının adını yücelttiklerini<br />
öğrensin &lt;span&gt;zeolotlar&lt;/span&gt;!<br />
 <br />
ve simurgun gökçe diriliğini,<br />
gökçe doğurganlığını,<br />
ölülere yaşama, taşlara kanatlanma<br />
tadını veren bir &lt;span&gt;neşide&lt;/span&gt; olarak<br />
eklediklerini<br />
sabah akşam ötüşlerine&#8230;<br />
 <br />
 <br />
Dikkat ediniz. Buradaki ses, bizim alışık olduğumuz bir ses değildir. Lavtacı Nazaret&#8217;le Hamparsum&#8217;dan söz ederken bir an için o tanıdık dolma-topik kardeşliğine düşecek gibi olsa da, söylediği şey o değildir, başka bir şeydir.<br />
 <br />
Ortak bir öfke ve ortak bir inancın sesidir. &#8220;Ben Türk sen Ermeni, gel kardeş olalım&#8221; demiyor bakın. Sen insan, ben insan, gel Farisilere yuh çekelim, gel &#8220;kanın ve kanla karılmış gücün verdiği sarhoşluğu burada kurtlara, çakallara, şahinlere bırakalım&#8221; diyor. Gel kıyamet gününe beraber koşalım diyor. Cesedime Agos gazetesi örtsünler, Meryemana kilisesinde cenazemi kılsın bizimkiler, Balıklı&#8217;ya gömüleyim, ne farkeder diyor.<br />
 <br />
Bunu söyleyen dindar bir Müslümandır, unutmayın. Ve sözü dinlenen bir fikir önderidir.<br />
 <br />
*<br />
Hayal kurmuyorum, hayır. Önyargı ve düşmanlık hala canlıdır. İkiyüzlülük kolay ölmeyen bir alışkanlıktır. Türklerin çok büyük bir kısmı Ermeni meselesinin gerçek boyutlarından ve gerçek konularından habersizdir. Resmi yapı hala aynı yerdedir, çok basit adımları bile atmaya niyeti veya cesareti yoktur.<br />
 <br />
Bir an için açılmış olan fırsat penceresi zamanla kapanabilir. Duygular küllenir, insanlar eski alışkanlıklarına geri dönerler.<br />
Bunlar var. Ama bir pencerenin aralandığını kimse inkâr edemez. O aralığı büyütmek bizim görevimizdir.<br />
İsterseniz bardağın boş olan yarısını görürüz. Omuz silkeriz. &#8220;Soğanın reçeli olmaz&#8221; deriz, samimiyetlerini sorgularız. Önce adım atsınlar bakalım deriz. Bekleriz. Bu, kolay olan yoldur.<br />
 <br />
İstersek bardağın dolu yarısını görürüz. El veririz. Onları - Türkleri yani - yüz yıldır içine düşmüş oldukları çukurdan çıkarmak için yardım ederiz. Şu atmosferi kalıcı hale getirmenin yollarını ararız.<br />
 <br />
Bu, zor olan yoldur.  Belki imkânsızdır. Olmayacak duaya amin demektir, bilmem. Ama başarılı olursa ödülü büyüktür.<br />
 <br />
*<br />
Şüphesiz Hrant cinayeti tek başına havayı değiştirmedi. Koşullar hazırdı. Cinayet sadece insanların kalbine dokunarak, zaten çürümüş olan duvarda bir gedik açtı.<br />
 <br />
Dört faktör sayacağım.<br />
 <br />
1. Türk toplumu çok değişti. Kalkındı. Özgüven kazandı. Devleti kendine destek değil köstek gören geniş bir girişimci sınıf ortaya çıktı. Köylülük kaybolmaya yüz tuttu. Yüzden fazla yeni üniversite açıldı. Yeni fikirlere ve yeni deneylere aç bir gençlik ortaya çıktı.<br />
 <br />
En önemlisi özgüvendir. Özgüveni olan insan korkularını aşabilir, daha cömert, daha açık yürekli olur.<br />
 <br />
2. Yeni İslami liberalizmin ortaya çıkması önemli bir etkendir. Bunu Batı basınında okuduğunuz İslami fondamentalizmle karıştırmayın lütfen, ayrı bir hadisedir. Bu yeni düşünce ikliminde Türklerin önemli bir kısmı kendini ilk kez milliyetçi fanatizmden (bir ölçüde) kurtarmayı başardı. İlk kez devletin kendilerine sürekli yalan konuştuğu gerçeğiyle yüzleşti.<br />
 <br />
3. Ordu ciddi ölçüde itibar kaybetti. Tartışılmaz otorite olmaktan çıktı. Akılalmaz kepazelikte suçlarla itham edilirken cevap bile vermekten aciz kaldı.<br />
2007&#8242;de iktidarı elden kaçırmamak için son büyük hamleyi yaptılar. Hrant cinayeti tam o günlere denk geldiği için toplumda büyük bir tepki doğurdu. Türk ordusu kamuoyunda ilk kez korkuyla değil, öfke ve lanetle anıldı.<br />
 <br />
4. Nihayet Türkiye&#8217;nin Batılı müttefikleri de bir süreden beri işlerin artık eskisi gibi yürümeyeceğini anladılar. Türkiye&#8217;yi çeşitli şekillerde reform için teşvik ettiler.<br />
 <br />
Bunların hepsi iyi göstergelerdir. Hrant cinayetinin doğurduğu vicdani tepkinin izole bir olay olmadığını, genel gidişin bir parçası olduğunu gösterirler.<br />
 <br />
Akıntı iyi yöndedir. Bu akıntıdan istifade edebiliriz. Yön verebiliriz. Daha iyi yerlere akmasına yardımcı olabiliriz.<br />
 <br />
Ya da omuz silkip söylenebiliriz. Kime yarar, neye yarar bilemem.<br />
 <br />
*<br />
Ne yapılmalı? Somut önerilere isterseniz sorular kısmında gireyim. Şimdi iki temel ilkeye değineceğim.<br />
 <br />
Bir, muhatabının korkularını anlamadan bir yere varamazsın.<br />
 <br />
İki, muhatabının onurunu kırarak bir yere varamazsın.<br />
 <br />
Birincisi korku. Evet korku. Türklerin ezici çoğunluğu Ermeniler ve Ermeni meselesi konusunda feci ölçüde bilgisizdir. Bilmedikleri için abartılı korkularla doludurlar. Ermenilerin çok zengin ve güçlü olduğuna, müthiş uluslararası bağlantıları olduğuna inanırlar. Ermenilerin &#8220;Avrupalı&#8221; olduğunu sanırlar, Avrupanın ezeli küstahlığını paylaştığına inanırlar. Türkleri hor gördüklerini, ikinci sınıf insan saydıklarını düşünürler. Soykırımı kabul edince büyük tazminatlar ödeneceğinden, Türkiye&#8217;nin bilinmez şekillerde ceza göreceğinden korkarlar.<br />
 <br />
Biliyor musunuz, Hrant&#8217;ı bir anda Türklerin gönlünde ikon haline getiren neydi? Ayakkabısındaki delikti. Bir de Malatya ağzına kaçan aksanı. Bir de sandalla balığa çıkması. Bir anda bütün bir önyargı duvarı yıkılıverdi. Demek ki zengin değilmiş. Demek ki bizden biriymiş. Demek ki bizi aşağılayan Batılılardan biri değilmiş! Bu kadar basit.<br />
 <br />
*<br />
İkincisi onur. Bir insanın veya bir toplumun onurunu kırmakla zafer kazanmazsın, ancak düşman kazanırsın. Ola ki bir punduna getirip diz çöktürdün. Yarın bunun acısının nasıl çıkacağı, ektiğin kin tohumunun nerede yeşereceği belli olmaz.<br />
Kaldı ki yüz yıldan sonra nihayet özgüvenini kazanmaya başlayan Türk toplumuna diz çöktürebileceğini sanmak pek de gerçekçi bir yaklaşım sayılmaz.<br />
 <br />
Bence Türkiye&#8217;nin Ermeni meselesiyle yüzleşme saati gelmiştir. Bunun koşullarının artık hazır olduğuna inanıyorum. 2005&#8242;teki Ermeni Konferansından bu yana alınan mesafe nefes kesicidir. Bu tempoyla gidilirse bir-iki sene içinde çok şaşırtıcı noktalara varabiliriz.<br />
 <br />
Resmi propaganda makinasının soluğu yaklaşık bir yıldan beri kesilmiştir. Daha dün &#8220;sözde ermeni soykırımı&#8221; sahtekârlığı bütün okullarda milli ritüel iken, bugün neredeyse her gün Türkiye&#8217;nin her yanındaki ortaokul ve liselerde &#8220;Türk-Ermeni kardeşliği&#8221; ya da &#8220;Ermenilerin kültürümüze katkıları&#8221; üstüne ödev hazırlayan çocuklardan imdat mailleri alıyorum.<br />
 <br />
Değişimin önündeki en büyük potansiyel engel nedir biliyor musunuz? Onurlarının kırılmasından korkuyorlar. Hakarete uğramaktan çekiniyorlar. &#8220;Geçmişte işlenmiş suçları lanetlemeye varım, yeter ki bana iyi bir insan olduğumu söyle&#8221; diyorlar.<br />
 <br />
Buna hakları var mı, tartışırabilirsiniz belki. Onlar bizim onurumuzu düşündüler mi? Bunca sene akılları neredeydi? Ama bu soruları sormanın faydası nedir, bilemem.<br />
 <br />
Öbür türlüsünün de mümkün olduğuna inanıyorum. Bunun ipuçları az önce anlattıklarımda vardır.<br />
 <br />
Karşınızda Hrant&#8217;ın ölümüne içten gözyaşı döken bir kitle var. Devletin kendilerine yalan söylediğine uyanan bir toplum var. Irkçılığın ve nasyonalizmin kötü olduğuna inanan, bu yüzden Osmanlı atalarının asla ırkçılık yapmış olamayacağına kendini inandırmaya çalışan insanlar var. Kendi namlarına işlenmiş olan cinayetleri lanetlemek isterken samimidirler.<br />
 <br />
Bizim yapabileceğimiz en doğru şey, cinayetlerle dolu bir geçmişle kendi aralarına koydukları mesafeyi büyütmelerine yardım etmektir.<br />
 <br />
&#8220;Sen canisin, kabul et&#8221; yaklaşımından sonuç alma ihtimali sıfırdır. Ama &#8220;sen cani değilsin, canileri gel beraberce lanetleyelim&#8221; yaklaşımı sonuç verir.<br />
 <br />
&#8220;Ben mağdurum, sen suçlusun&#8221; değil, &#8220;ben ve sen mağduruz, suçlu olan ortak düşmanımızdır&#8221; mesajı, Türkiye&#8217;nin bugünkü ruh halinde ciddi yankı bulabilir.<br />
 <br />
Sizi bilmem, ben Türkiye&#8217;de yaşıyorum. Orada yaşamaya devam edecek dört çocuğum var.<br />
 <br />
İtiraf edeyim ki ben, suçu tescil edilmiş, sırtına ceza bindirilmiş, bundan dolayı bana ve dünyaya diş bileyen bir devletin vatandaşı olmak istemem. &#8220;O suçu işleyen ben değilim başkasıdır, o alçakların suçuna ortak olmayı reddediyorum&#8221; diyen bir ülkede yaşamayı yeğlerim.<br />
 <br />
Yeter ki samimi olsun, sonuçlarıyla yüzleşsin.<br />
 <br />
(İlk soru soranlardan biri Ama başbakan Erdoğan ‘bana  atalarım soykırım yaptı dedirtemezsiniz&#8217; diyor diye hatırlattı. &#8220;Ne güzel&#8221; dedim, &#8220;demek ki redd-i miras ediyor. Soykırımı yapanlar benim atam değildir diyor. Sevinmeniz lazım.&#8221;)</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/01/27/paris-nutku/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/01/27/paris-nutku/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DUYURU:Süheyl Batum Neden Fırça Yedi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/23/duyurusuheyl-batum-neden-firca-yedi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/23/duyurusuheyl-batum-neden-firca-yedi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 10:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13554</guid>
		<description><![CDATA[
Ayağının tozuyla ilk günahını işledi, Kürt Milliyetçileriyle bayramlaşma suçu(!) işledi Süheyl Bey. Atatürkizm&#8217;in ruhban sınıfı yani &#8220;CHP geleneğinden gelenler&#8221; bu afacanı dizlerine yatırıp kaba etine iki tane patlattılar, haddini bildirdiler. Çünkü CHP&#8217;de seçmenin istekleri değil önemli olan. Kurucu babalar var CHP&#8217;de, kudretin ve mülkün sahibi. Bu yüzden &#8220;gelenekten gelenler&#8221; ile &#8220;dışarıdan gelenler&#8221; arasında camda duvarlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/suheyl_batum.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13555" title="suheyl_batum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/suheyl_batum.jpg" alt="" width="451" height="431" /></a></p>
<p>Ayağının tozuyla ilk günahını işledi, Kürt Milliyetçileriyle bayramlaşma suçu(!) işledi Süheyl Bey. Atatürkizm&#8217;in ruhban sınıfı yani <strong><em>&#8220;CHP geleneğinden gelenler&#8221;</em></strong> bu afacanı dizlerine yatırıp kaba etine iki tane patlattılar, haddini bildirdiler. Çünkü CHP&#8217;de seçmenin istekleri değil önemli olan. Kurucu babalar var CHP&#8217;de, kudretin ve mülkün sahibi. Bu yüzden <strong>&#8220;gelenekten gelenler&#8221;</strong> ile <strong><em>&#8220;dışarıdan gelenler&#8221;</em></strong> arasında camda duvarlar var. Kendi aralarında birleşmekten aciz bir ekibin Türkiye&#8217;yi birleştirmesi nasıl mümkün olabilir? Bu da ayrı bir soru.</p>
<p>Fakat bu manzaranın bir de arka perdesi varmış. Mesele özünde emlâk meselesiymiş. CHP&#8217;ye yıllarını vermiş ama kendi deyimiyle <strong><em>&#8220;bal tuttuğu halde parmağını hiç yalamamış&#8221;</em></strong> bir okurumuzun bize yazdığına göre CHP&#8217;nin eline çok miktarda arsa, bina ve dükkan varmış. 1970&#8242;li yıllarda Ermenilerden ve Rumlardan CHP&#8217;ye jet mahkeme kararlarıyla <strong>&#8220;aktarılan&#8221; </strong>bu pastayı paylaşma kavgasıymış esas kavga. CHP&#8217;nin geçirdiği her ciddi sarsıntı işte bu köşe kapmaların, <em><strong>&#8220;kapanın elinde kalmaların&#8221;</strong></em> kavgasıymış. Ankaralı ve İstanbullu  emlâkçılar da bu meseleyi zaten yakından takip ediyormuş. Bilmiyorum bu konuda bilgisi olan var mı? Mağdur Ermeni veya Rum okurlarımız yardımcı olabilirse seviniriz.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/23/duyurusuheyl-batum-neden-firca-yedi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/23/duyurusuheyl-batum-neden-firca-yedi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ermenistan&#8217;daydık</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 12:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=12949</guid>
		<description><![CDATA[14-17 Ekim 2010 tarihleri arasında Heinrich Böll Vakfı&#8217;nın düzenlemiş olduğu Ani Diyalog Grubu organizasyonu çerçevesinde Ermenistan&#8217;daydık. Türkiye&#8217;den ve Ermenistan&#8217;dan sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve akademisyenler iki ülke arasında tıkanan diplomatik süreci ve devlet dışı aktörlerin neler yapabileceğini tartıştılar.
 Ermenistan kişi başına yurtiçi hasılası 2800 dolar olan fakir bir ülke. Ancak toplumsal bir sefalet olduğu da söylenemez. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/ermenistan_dar.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-12953" title="ermenistan_dar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/ermenistan_dar.gif" alt="" width="210" height="165" /></a>14-17 Ekim 2010 tarihleri arasında Heinrich Böll Vakfı&#8217;nın düzenlemiş olduğu Ani Diyalog Grubu organizasyonu çerçevesinde Ermenistan&#8217;daydık. Türkiye&#8217;den ve Ermenistan&#8217;dan sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve akademisyenler iki ülke arasında tıkanan diplomatik süreci ve devlet dışı aktörlerin neler yapabileceğini tartıştılar.</p>
<p> Ermenistan kişi başına yurtiçi hasılası 2800 dolar olan fakir bir ülke. Ancak toplumsal bir sefalet olduğu da söylenemez. 3.5 milyon nüfuslu ülkede tarımsal alan çok yok; buna karşın<span id="more-12949"></span> hayvancılık daha yaygın. 1.5 milyar dolara yaklaşan ihracatta 1. sırayı Rusya alıyor. Ayrıca hem nükleer santrale sahip olması hem nehirlerin hidroelektrik üretimi hem de Rusya ve İran&#8217;dan ucuz petrol ve doğalgaz gelmesi ülkeyi enerji bakımından yeterli bir hale getirmiş.</p>
<p> Halkın yarısı Erivan&#8217;da yaşıyor. Binaların yapımında çokça kullanılan tüf taşı yüzünden şehir &#8220;Pembe Şehir&#8221; olarak da biliniyor. Doğalgaz borularının dışarıda olması korkunç çirkin bir görüntü ortaya çıkarıyor. Buna karşın diaspora Ermenilerinin mali desteğiyle bir kaç parlak yapı ve meydan düzenlemesi yapılmış.</p>
<p> İnsanların 1915 algısı yerli yerinde duruyor ancak Türkiye ve Türklere karşı düşmanca bir yaklaşımla karşılaşmadık. 1915 ile diğer konuları birbirinden ayırabilme yeteneğinin oldukça gelişmiş olduğunu gözlemledik. Daha açık bir ifadeyle Ermenistan&#8217;ı <strong>açık toplum olma yoluna girmiş</strong> olarak gördüm. Henüz atılması gereken çok adım var ama özellikle genç insanlar dünyayla entegre olmaya istekliler. İngilizceleri de kendilerinden önceki kuşaklara göre çok çok daha iyi (Bizde ise genç kuşakların İngilizcesi gitgide geriye gidiyor). Geleceği inşa edecek gençlerin bu durumu oldukça umut verici.</p>
<p> Erivan&#8217;ın diğer bölgeleri gibi &#8220;Malatya&#8221; mahallesinde gezinirken Anadolu&#8217;nun herhangi bir şehrinde geziyor havasına bürünmemek elde değil. Damak tadı, sayısız ortak kelimeler, pek çoğunun Anadolu kökenli olmasına dayalı hemşehrilikler ve doğuya özgü yılışıklık/sıcakkanlılık iki ülkenin kültürel olarak yakınlığının kanıtı. İki ülke toplumları siyasi sorunları aştığında akrabasını yıllar sonra bulmuş bir insanın duygusunu yaşayacaktır.</p>
<p> <strong>Sınırın Açılması</strong></p>
<p> Türkiye Ermenistan&#8217;ın Karabağ&#8217;ı işgali nedeniyle 17 yıldır kara sınırını kapalı tutuyor. Buna karşın havayolu açık ve Gürcistan üzerinden de karayolu iletişimi mevcut. Sınırın kapalı kalması insan ve mal trafiğini engelliyor veya diğer bir deyişle maliyetini yükseltiyor. Dolayısıyla sınırın kapalı kalması ekonomik aktivitelerin pahalılaşmasından başka bir pratik sonuç getirmiyor. Sınırın kapalı kalmasından bu yana yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında bu durumun Ermenistan üzerinde Karabağ konusunda bağlayıcı bir baskı unsuru olduğu söylenemez.</p>
<p> Otoriter Azeri rejimi geçtiğimiz yıl Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokollerin Türkiye tarafından onaylanmasını enerji boru hattı üzerinden şantaj yaparak engellemişti. Türkiye&#8217;nin bu sarmaldan çıkması ancak ve ancak Azerbaycan&#8217;ın diplomatik tavrını değiştirmeye yönelik bir hücumu ile mümkün olabilir. Yani Azerbaycan üzerine diplomatik baskı ve barış yapacak olgunluğa erişmiş Ermenistan ile protokol sürecinin devamının bir arada yürütülmesi tüm temel sorunların çözülmesi yolunda tek yol gibi görünüyor.</p>
<p> Ermenistan bölgedeki enerji ve ulaşım hatlarında by-pass ediliyor. Bu durum ülkeyi daha da dışa açılmaya ve Türkiye ile yakınlaşmaya zorluyor. Ancak Türkiye için de pek çok fırsat var. Örneğin Ermenistan&#8217;da tıp ve sağlık hizmetleri nispeten gelişmiş durumda. Tabi ki bir İstanbul veya Ankara seviyesinde değil ancak insani kalkınma endekslerinde son sıralarda yer alan Kars, Iğdır, Ağrı ve Ardahan gibi şehirlerden Ermenistan&#8217;a kapıların açılması halinde çok sayıda hasta yakın olan Ermenistan&#8217;a geçerek tedavilerini yaptırabilir.</p>
<p> Yine Ermenistan&#8217;da kumarhaneler ve gece kulüpleri belli ölçüde yaygın. Kapıların açılması sınır turizmini ve eğlence sektörünü de hareketlendirecektir. Türkiye&#8217;den imalat Ermenistan&#8217;dan ise hayvansal ürünler karşılıklı ticaret ile iki ülke ekonomisini büyütecek potansiyel unsurlar olarak göze çarpıyor.</p>
<p> Enerji konusunda ise Ermenistan&#8217;da boşa akan nehirler Türkiye için potansiyel enerji kaynağına dönüştürülebilir. Ermenistan&#8217;da elektrik enerjisi fazlası var ve Türkiye&#8217;ye satması da daha önce gündeme gelmişti. Bölgede Gürcistan ve Azerbaycan&#8217;ın dahil olacağı ortak bir enerji politikası bu dört ülkenin de karlı çıkmasını sağlayacaktır. 2001 krizinden bu yana ortalama yüzde 5 büyüyen bir Türkiye&#8217;nin enerji ihtiyacı ortadayken bu tip projelere dört elle sarılmalıdır.</p>
<p> İki ülke arasındaki sorunların çözülmesi hiç de zor değil. Ancak arada kültürel bir duvar var:  Milliyetçilik. 1999&#8242;da rotasını açık topluma kıran Türkiye ile son birkaç yılda bu sürece giren Ermenistan arasındaki kültürel bağlar iyi kullanılırsa kardeşlik yolunu açabilecekken kötü kullanılırsa felakete de dönüşebiliyor. Gezimiz sırasında Türkiye sınırından da gördüğümüz Ani harabelerinin kültürel bir miras olarak değerlendirme imkanı yanında Devlet Bahçeli gibi yoz bir milliyetçilik ile düşmanlık tohumuna malzeme olarak da algılanma potansiyeli bulunuyor.</p>
<p> Kısacası iki ülkenin geleceği Devlet Bahçeli ya da gezi sırasında alışveriş yapan bir arkadaşımıza &#8220;Bunun fiyatı 8.000 dram ama sen Türksün sana 10.000 dram&#8221; diyen pazarcının yaklaşımında olamaz. İki ülkenin geleceği barış, dostluk ve insan merkezli politikalarla çizilmelidir.</p>
<p> &#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Ermeniler ve Türkler</span></a></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="136" height="193" /></span></a></p>
<p style="text-align: left;">Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. [...] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? [...] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/10/21/ermenistandaydik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Utancı Reddediyoruz!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/25/bu-utanci-reddediyoruz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/25/bu-utanci-reddediyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 06:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10973</guid>
		<description><![CDATA[19 Ocak 2007 tarihinde bu ülke &#8220;Oysa biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık&#8217; diyen bir aydınını kaybetti.  Onun kalleşçe arkadan kurşunlanan bedeni kaldırım üzerinde  yatarken biz çok utandık.
 
Hrant, göstere göstere gelen ölümünü Agos gazetesinde adeta ilan etmişti. O, bu ülkede &#8220;biliyorum ki güvercinlere dokunulmaz&#8221; derken, bu ülkede güvercinlere daima dokunulduğunu, onların düpedüz zindanlarda, faili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/hirant_dink.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10974" title="hirant_dink" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/hirant_dink.jpg" alt="" width="204" height="297" /></a>19 Ocak 2007 tarihinde bu ülke &#8220;Oysa biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık&#8217; diyen bir aydınını kaybetti.  Onun kalleşçe arkadan kurşunlanan bedeni kaldırım üzerinde  yatarken biz çok utandık.<br />
 <br />
Hrant, göstere göstere gelen ölümünü Agos gazetesinde adeta ilan etmişti. O, bu ülkede &#8220;biliyorum ki güvercinlere dokunulmaz&#8221; derken, bu ülkede güvercinlere daima dokunulduğunu, onların düpedüz zindanlarda, faili meçhullerde, gözaltında, darbe işkencehanelerinde, yani devlete yakın mesafelerde yok edildiğini biliyorduk. Güvercinlerini yok edebilen bir ülkenin insanları olarak,  cenazesinde havaya uçurulan şahit güvercinlerden bile utandık.<br />
 <br />
Rakel Dink bir bebekten <span id="more-10973"></span>katil yaratan zihniyeti sorgularken, bu cinayetin kanı çoktan devletin, toplumun tüm kurumlarına sıçramıştı bile. Bizi arkamızdan vurdular diyen bir<br />
Bakan&#8217;dan, hedef gösteren gazetelere, neredeyse herkesin bildiği bir cinayet planının peşine düşüp mağduru korumaktansa valilik makamında Hrant Dink&#8217;i tehdit eden bürokratlara, polise,yargıya, orduya herkese! Göstere göstere gelen bu cinayetin şahitleri olmak hasebiyle  Rakel Dink&#8217;i dinlerken üzerimize sıçrayan bu kandan çok utandık.<br />
 <br />
Tam üç senedir Dink ailesi, avukatları ve arkadaşları çaresizce adalet talep ediyor. Üç senedir bu cinayette sorumluluğu olan herkesin tereyağından kıl çeker gibi bu davadan beraat ettiğini, ihalenin ise Dink ailesi ve acıları ile her mahkemede alay eden iki üç caniye kaldığına şahit olduk. Hrant Dink&#8217;in avukatı televizyonda herkes bu dava başlasın diyor, ben ilan ediyorum ki bu dava artık bitmiştir dediğinde Agos&#8217;un önündeki son anmada &#8220;Bu dünyanın camlarını kırmak istiyorum. Babamın büstünü de kırmak istiyorum. Çünkü büstleri değil, insanları seviyorum&#8221; diyen Arat Dink&#8217;in gözyaşlarından bir kez daha utandık.<br />
 <br />
En son öğrendik ki Dışişlerimiz bu dava ile ilgili AİHM&#8217;de tarihe geçecek bir &#8220;savunma&#8221; yapmış. Hrant Dink de nefret söylemleri ile halkı kışkırtıyordu demiş özetle. İstemedi ki, istese biz onu vallah billah korurduk demişler sonra. Bu utanç verici savunmadan sonra Hrant Dink&#8217;i yattığı yerde bir kez daha görür gibi olduk. İnanın onun o kaldırımdaki bedeninden ilk vurulduğu gün utandığımız kadar yeniden utandık.<br />
 <br />
Ama artık yeter!<br />
 <br />
Bizler bu ayıba bu utanca ortak olmayı ret ediyoruz. AİHM&#8217;ne verilen bu utanç verici davada yapılan savunma için Dink ailesinden özür dilenmelidir. AİHM de çıkan mahkumiyet kararından sonra bu dava temyize götürülmemeli çıkan kararın gereği ivedilikle uygulanmalıdır. Hrant Dink&#8217;in katledilmesinde ihmal ve sorumluğu olanlar mutlaka hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır. Bir devlet katilleri savunamaz. Bir devlet bir katil gibi savunma yapamaz. Bunu yapıyor ve göz yumuluyorsa bu ayıp hepimizindir!<br />
 <br />
 <br />
Bizler bu davada Dink ailesinin yanındayız. Adalet gerçekleşip gerçek suçlular cezalandırılana  kadar onların talepleri bizim taleplerimizdir. Onlara yapılan her incitici davranış ve kötülük bize yapılmıştır. Agos&#8217;un önünde kaldırılmayı bekleyen cenaze hepimizin cenazesidir.<br />
 <br />
Onu vuran karanlık büyük bir hata yaptı. Hem de güvercinleri katleden karanlığı boğacak derecede büyük bir hata.<br />
 <br />
Yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip o insanın umut ve hayalleri artık hepimizindir.</p>
<p><strong>Destek Verenler</strong></p>
<p>* Derin Düşünce Ailesi<br />
* Özgür Yazarlar Birliği<br />
* TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği)<br />
* Özgür Eğitim-Sen<br />
* Sakarya Dayanışma Derneği<br />
* Tasfiye Dergisi</p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/25/bu-utanci-reddediyoruz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/25/bu-utanci-reddediyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Etyen Mahçupyan&#8217;dan Utanmak</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/08/18/etyen-mahcupyandan-utanmak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/08/18/etyen-mahcupyandan-utanmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 17:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10907</guid>
		<description><![CDATA[  Algılarıyla, anlama biçimiyle ve anlatım şekliyle fazlaca oynanmış bir ülke burası. Uzun bir tarih geçmişi olmasına rağmen, belirli bir zümre eliyle tarihi kısaltılmış, geçmişine sık sık sırt çevrilmek istenmiş bir ülke.
   Öyle fazlaca tarih bilgisi edinmenize de gerek yok, ilkokul öğretmeninizin &#8216; hilafet kaldırıldı, hakimiyet millete teslim edildi &#8216; ezber tarih anlatımına dahi hasbelkader [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>  </strong>Algılarıyla, anlama biçimiyle ve anlatım şekliyle fazlaca oynanmış bir ülke burası. Uzun bir tarih geçmişi olmasına rağmen, belirli bir zümre eliyle tarihi kısaltılmış, geçmişine sık sık sırt çevrilmek istenmiş bir ülke.</p>
<p>   Öyle fazlaca tarih bilgisi edinmenize de gerek yok, ilkokul öğretmeninizin &#8216; <strong>hilafet kaldırıldı, hakimiyet millete teslim edildi </strong>&#8216; ezber tarih anlatımına dahi hasbelkader nasip olmuşsanız eğer, durumu anlamanız öyle zor değildir.</p>
<p>   Bazen Osmanlı İmparatorluğu <span id="more-10907"></span>ve sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarihi gelişmelerine bakınca, belli bir yaşın üstüne gelmiş, günahıyla sevabıyla yaşamış; ak saçlarımla, kırışıklarımla bir yaşanmışlığın resmiyim diyemeyen, geçkin yaş krizinde soluğu estetik uzmanlarının ameliyat masalarında bulmuş ve asla o eski gençliği kazanamamış, mevcut doğallığını da kaybetmiş insanlar geliyor aklıma. İşte bu hırs dolu gençleşme isteğinin sonucunda ise algılar, anlatım biçimi ve anlatım şekli iyice bozulmuş oluyor.</p>
<p>   Bu ülke tarihsel olarak kurulduğu yılların onu ayakta tutma dirençlerinin coşkuları ile o yıllarda vedalaşamadığı için, aynı dili kullanma hevesinde o yılların, alternatifi olamayan savaş zemininden de ayrılamıyor. Kendimizi kahraman görme isteği, sürekli bir düşman edinmeyi ve sürekli bir savunma halini yaratıyor. Savunmanın ne olduğu konusunda da o kadar olgun bir dil gelişmemiş henüz.</p>
<p>   Halen  &#8217;savunma &#8216; denildiğinde muhatabı itham, suçlu ilan etme, kendini sürekli güvenli alana çekme gibi davranışlar beliriyor zihnimizde. Öyle ki, bunun sonucunda ırk, din ya da mezhepsel olarak siz-biz olarak ayrılıyoruz. Bunun sonucunda kendi ülkemizin vatandaşı olan bir Ermeni&#8217;nin katledilmesi davası AİHM&#8217;ye gittiğinde sanki bizim vatandaşımız değilmiş gibi davranıyoruz. Sanki üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, uyutulma ve geçiştirilme ile halen katili ortaya çıkarılmamış Hrant Dink davasının ayıbı bizim değilmiş gibi, hukuk devletinde katili bulamamış olmayı utanç dahi saymıyoruz. Bununla da yetinmiyoruz, maktulü dışlıyoruz ve hatta suçluyoruz. Savunmayı dahi elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.</p>
<p>   Geçtiğimiz hafta AİHM&#8217;de görülen Hrant Dink davasına ilişkin, Türkiye&#8217;nin savunmasındaki yanlışlıklar haber olarak düştü. Habere göre; Hrant Dink nefret suçu işlemişti, halkı tahrik etmişti.</p>
<p>  Adalet Bakanı Sadullah Ergin konuyla ilgili olarak sorumluluğu Dışişlerine attı. Bir sorumluluk taşıması gereken olay, birbirinin üstüne yıkılarak geçiştirildi.</p>
<p>  Adalet Bakanının Dışişlerine yönlendirmesi konusunu haber yapan bir kaynak sorumlu olarak &#8216; Dışişleri Bakanlığının milliyetçi bürokratlarını &#8216; göstermişti. Bu milliyetçi bürokratlar sorunu sadece Dışişlerinin sorunu mu? Hayır. Yine Ermeni meselesi ile ilgili yazdığım ve Ermeniler zarar görür endişesiyle henüz yayınlanmayan bu yazımın beklemesinde de bu &#8216; milliyetçi bürokratların &#8216; olumsuz rol oynayabilme durumlarının etkisi var.</p>
<p>  Her cümlenin başında &#8216; güçlü Türkiye &#8216; girizgahları kullanmayı görev biliyoruz ancak gücün nasıl kazanıldığı, ne olduğu hakkında tek fikre sahip değiliz. Bu nedenle bu çarpıtılmış algılar eşliğinde, kendi vatandaşımızın katilini bulamamış olmak ayıbı şöyle dursun, bir de katledilmiş vatandaşımızı itham ediyoruz. Sonra bu ayıbı örtmek için bürokratları işaret ediyoruz.</p>
<p>  Bu algıların düzeltilmesi bir başka alanı işaret etmekle mümkün değil. Güçlü olma hali kendine toz konduramamaktan ibaret hiç değil. Eğer ülke içinde gerekli düzenleme ve temizleme faaliyetlerine başladıysanız İçişlerinden, Dışişlerine sorumluluğunuz altındaki her birime olması gerekeni telkin edeceksiniz. Eğer ülke dışında tutarlı ve olması gereken ülkeyim imajı çizecekseniz, AİHM&#8217;deki savunmanızda bir maktüle suç isnat etmeyeceksiniz.</p>
<p>  Demokrasi gibi bir hedefiniz var ise, Referandum sandığından birçoğumuz gibi &#8216; Evet &#8216; çıkmasını temenni ediyorsanız, o demokrasi yolunun 12 Eylül acılarından ve zihniyetinden ibaret olmadığını da görmek zorundasınız.</p>
<p>  Tüm bu gelişmeler karşısında dahi olsa samimiyet testi yapmak illet bir şeydir ancak Etyen Mahçupyan&#8217;a ulaşan bir beklentiden sonra düştüğü notu okuyup, henüz bir rahatsızlık hissetmemiş olmak, gerçekten samimiyetsizliğin ayan beyan ortada durmasıdır.</p>
<p>   Etyen Mahçupyan, Taraf Gazetesinde yayınlanan &#8216; Utangaçlar &#8216; başlıklı yazısının bitiminde bir not düşmüş;</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>&#8221; </em><em>Birçok okuyucu, niçin Hrant&#8217;</em><em>ı</em><em>n katledilmesine ilişkin Türkiye&#8217;nin AİHM&#8217;deki savunmasını ele alan bir yazı kaleme almadığımı sordu. Belki de yanıtımın bilinmesinde yarar var&#8230;. Eğer ‘Türk&#8217; olsaydım, Hrant&#8217;</em><em>ı</em><em> öldürenlerin taşıdığı kimliği paylaşsaydım bu utancı taşıyamaz ve yazardım&#8230; Ama değilim ve bu sorumluluk bana değil, ‘size&#8217; düşüyor&#8230; </em><em>&#8221;</em></p>
<p>  İşte bu kısacık notun ulaştığı sivil, yazar, bürokrat ya da Türk olarak her kimseniz üzerinizdeki sorumluluğun gereğini yapmak boynunuzun borcudur. Belki bir misafir olarak içinde bulunduğumuz Ramazan&#8217;ın ve Ramazan ruhunun, ebediliğini diliyor olan iç sesin varlığı, aslında Ramazan&#8217;ın bizden bir parça olduğu, onu korumanın ve devamlı kılmanın bizim elimizde olduğu gerçeği bize bir örnek olabilir. Ne dersiniz?</p>
<p>  Ben bir Türk olarak, ülkemde katledilmiş kardeşim Hrant&#8217;ın, ülkemde katledilmesinden yana büyük bir acı, katilin bulunamamış olmasından büyük bir rahatsızlık ve AİHM&#8217;de görülen davasında neredeyse suçlu ilan edilmesinden dolayı Etyen Mahçupyan nezdinde, önce ailesine, sonra arkadaşlarına ve tüm Ermeniler&#8217;e bakıp utanç duyuyorum, size de tavsiye ediyorum.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13075" title="kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="190" height="278" /></a>Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMANLA</strong> savaşır.</p>
<p>Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.</p>
<p>Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.</p>
<p>Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar.</p>
<p>Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.</p>
<p>Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/08/18/etyen-mahcupyandan-utanmak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/08/18/etyen-mahcupyandan-utanmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Acı Kimin? - Türkiye&#8217;de Ermeni Olmak&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/05/12/bu-aci-kimin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/05/12/bu-aci-kimin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 21:58:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9806</guid>
		<description><![CDATA[ Sunuş: Geçtiğimiz hafta bir gurup duyarlı isim bir araya geldi ve &#8216; Bu Acı Hepimizin &#8216; eylemini gerçekleştirdi. Bu anlamlı eylemin imza metninin vurgularından biri; bir çok Ermeni vatandaşımızın artık bizimle olmadığıydı. Evet, gerçekten 1915&#8242; nüfusumuz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 - 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Her biri ülkenin farklı şehirlerinde yaşıyordu. 1915&#8242;te, bir bilinmeze [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ozlemek.jpg"><img class="size-medium wp-image-9809 alignleft" title="ozlemek" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ozlemek-189x300.jpg" alt="" width="189" height="300" /></a> <strong>Sunuş:</strong> <em>Geçtiğimiz hafta bir gurup duyarlı isim bir araya geldi ve &#8216; Bu Acı Hepimizin &#8216; eylemini gerçekleştirdi. Bu anlamlı eylemin imza metninin vurgularından biri; bir çok Ermeni vatandaşımızın artık bizimle olmadığıydı. Evet, gerçekten 1915&#8242; nüfusumuz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 - 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Her biri ülkenin farklı şehirlerinde yaşıyordu. 1915&#8242;te, bir bilinmeze  gönderilmeye başlandılar. Bu ülkenin yetimi, öksüzü, vatandaşı olarak kalmak isteyenler ise sokak ortasında öldürüldü. Şimdi artık birçoğu maalesef bu topraklarda değil, daha doğrusu bu topraklarda ama toprağın üstünde değil, toprağın altında. Artık yoklar.Onları kaybettik&#8230;</em><em> </em></p>
<p><em>Biz de kaybet(me)diğimiz bir Ermeni dostumuzla, sevgili Garabet Orunöz ile henüz onu da kaybetmemişken, bugüne kadar konuşamadıklarımızı konuşmak istedik. Umarız bu insan  insana  söyleşi, bu acının hepimizin olduğunu bir nebze olsun hatırlatabilir, anlatabilir.</em></p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Garabet bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>G.O.  Doğru olmamakla beraber, devletin vermiş olduğu belgeye dayanarak, 1 Nisan  1960 doğumluyum. Kendimi hatırladığım tarih olan; 1964  aynı zamanda  anamın ölüm yılı,  dönemin ince hastalık dediği, hastalıktan vefatı sonucu, babam,  3 aylık bir kız bebek, dört yaşındaki ben (garabet)  ve  7 yaşında bir ablayla beraber aynı evde yaşama tutunmaya çalışmış biriyim.  Yedi yaşına kadar, sonra mı? komşumuz Sara Makasçı;  benim bir Ermeni okulunda okumam için babamı ikna edip,  İstanbul&#8217;daki Gedikpaşa  Ermeni Protestan Yatılı okuluna yollamasıyla devam ediyor. Tuzla Kamp Armen&#8217;de kalarak Ortaokul&#8217;u daha sonra 1975-77 yıllarında Yurtdışında tahsil ve geri dönüp Kapalı çarşıda, önce 2 ay Derici, sonra 2 ay Kuyumcu tezgahtarlığı ve nihayet son kararımı vererek, kuyumcu el sanatı öğrenmek için Agop Topaloğlu&#8217;nun atölyesinde çalışmaya başladım.<span id="more-9806"></span></p>
<p> <strong>C.B: Ben biraz kronolojik olarak ilerlemek istiyorum. Biraz çocukluğunuzdan başlasak, memleketiniz neresidir? Aileniz?</strong></p>
<p>G.O Malatya merkez Çavuşoğlu, Salköprü mahallesi, İsmetiye sokak no 27de doğmuşum. Babamın ikinci eşinden olma ortanca çocuğuyum. Benden 3 yaş büyük bir ablam, üç yaş da ufak bir kız kardeşim var.  Babamın ilk eşinden olma da, iki ağabeyim ve iki de ablam var. ağabeylerimden biri Nişan Orunöz, 5/3/1936 doğumluydu, 29/1/2001 de İzmir&#8217;de rahmetli oldu, İzmir&#8217;de Ermeni kilisesi kalmadığından, dini törenini Gür çeşme camiinde icra ederek,  Yeni Buca mezarlığına defnettik. Diğer kardeşlerin hepsi, Dünyanın dört tarafına dağılmış olsalar da  hayattadırlar. Kimi Fransa&#8217;da, kimi Almanya&#8217;da, Hatay&#8217;da olanı da var, Malatya&#8217;da olan da. Hepsi evlidir, kimi Ermeni ile, kimi Müslüman ile. Ne fark eder? Etnik kökeninin kiminle evli olduğu demeyin. Anadolu&#8217;da bir çok söz gibi &#8220;Davul dengi, dengine&#8221; diye de sözü  boşa dememişler. Sevgili Cemile; yukarıda bir cümlenin arasında, &#8220;Kaybetmediğimiz Dostumuz&#8221; demiştin; Hayatta Senin gibi bir değerli dost da ben tanımışsam  eğer;  ben bu hayata ucuz gözle nasıl bakarım?  Meraklanma, ne kaybolurum, ne yarı yolda bırakırım.</p>
<p> <strong>C.B: Aileniz içerisinde 1915 olayları ile ilgili anılar anlatılır mıydı? Belgelerden uzak, yaşayan ağızlardan Türkiye&#8217;de Ermeni olmanın nasıl bir şey olduğunu yada Tehcir&#8217;i dinlediniz mi hiç?  </strong></p>
<p> G.O.Ailem ile bir arada olma şansım sadece yedi yaşına kadardı. Bu yaşa kadar da 1915 olayları ile bir şey sorma şansım olmadı.  Tehcirden önce, babam ile olan bir anımı anlatmak isterim. Her çocuğun gözündeki kahramanı babası olduğu gibi, benimde kahramanım, babamdı. İlkokulu okumak için Malatya&#8217;dan İstanbul&#8217;a yollandıktan üç yıl sonra, bir daha babamı görme şansım oldu. 1970 yılının yazında, Tuzla Kamp Armen&#8217;in müdürü Hrant Güzelyan tarafından, Malatya&#8217;ya babamın yanına yollandım.  Baba ocağında ilk geceyi, heyecandan olsa gerek,  zor  sabah ettim.  Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte babam, çeşmeye yüzünü yıkamak için gitmeye hazırlanırken, bende kalktım. Babam peşkirini  (havlu) omzuna attı, kapıdan çıkarken başladı &#8220;Hayr- Mer&#8221; diye, Ermenice  dua etmeye; ben İstanbul&#8217;a okumaya gelmeden önce de, her sabah bu duayı söylerdi. Ben anlamıyormuşum. İlk sabah, babamdan daha gür bir ses ile ben duayı söylenmeye başladım, babam sustu, çeşmede  elini-yüzünü yıkadı, ben duayı bitirdim, bende yıkandım, eve döndük, dizlerinin üstüne çöken babam hıçkıra-hıçkıra  ağladı. O zaman ne olduğunu anlayamamıştım, sonra bir ara, &#8220;Sara- Sara (Sara beni İstanbul&#8217;daki yetimhaneye yollayan kadın)  Allah ömrümden ala sana vere,  çağamı (çocuğumu)  kurtardın&#8221;  dediğini duydum.</p>
<p>     Babamdan Soykırım yada Tehcir hakkında bir şey duymadım. Yalnız bundan iki yıl önce, ana tarafımı aradım ve dayılarım ile teyzemle tanıştım. Dayımdan,   Anneannemin sırtında tehcirden kalma iki hançer yarası olduğunu öğrendim. Zaten  o olaydan sonra da, din değişip İslam olmuşlar, hayatta kalmışlar.  Dayım ile iki yıl sadece telefonda konuştum, seni görmeye geleyim mi? dediğimde ise; &#8220;oğlum bizler kendimize yeni bir dünya kurduk  gelme&#8221;  dedi. Bende 15 Ağustos 2009 da haber vermeden gittim, karşısına dikildim, dayı ben geldim dediğimde, hıçkırarak ağladı dayım. Hasret</p>
<p>Giderdikten sonra, sohbete oturduk. Dayıma, anamı sordum. Dayım ise; oğlum ananı nasıl olsa anlatırım da, esas benim yaşarken içime dert olanı bir anlatayım, dedi. Tehcir sonrası İslamiyet&#8217;i seçmiş olmalarına ve adlarını değiştirip de camiye gitmelerine rağmen, Şiro çayında boğulan bir dayım olduğundan bahsetti. Bu dayımın cenazesini, köyün camisinden namazını kılıp, mezarlığa defnetmeye götürürlerken, yollarını eli sopalı bir takım köylüleri kesip, bu &#8220;kefere&#8221;yi bizim mezarlığımıza gömemezsiniz, deyip gömülmesini engellemişler. Dedem, köylülerin ne demek istediklerini çok iyi anladığından, yolu değiştirip, Müslüman mezarlığının bulunduğu yerin, tam karşı tepesine götürüp, dayımı defnetmişler.  Bu olaydan tedirgin olan bir kısım &#8220;dönme&#8221; Müslümanlar, daha sonra  köyü terk etmişler. Dedem ve dayılarım  teyzem ile kalırlar.  Bir müddet sonra bir dönme Müslüman daha rahmetli olur. Camide  cenaze namazı kılınır,  aile yolları çevrilir  endişesiyle, Müslüman mezarlığına yönelmez, doğru dayımın yanına götürürler.  Kısa zamanda bu olay alışkanlık haline gelir ve dönme Müslümanlar, cenazelerini dönmelerin mezarlığı diye oluşturulan bu mezarlığa gömmeye başlarlar.  Yaklaşık on beş mezar oluştuktan sonra ise; bir gün muhtar ilçeye kaymakama gider ve olayı anlatır, çözüm ister. Kaymakam çözümü bulur. İşte yıkıldığım an; bu haber üzerine devlet karayollarından bir dozer gelip on beşi aşkın mezarı darmadağın eder, buradan yol geçecek der, bir kemik dahi almalarına müsaade etmeden, bir yol uzantısı süsü verilir ve aynen öyle de bırakıp giderler. 40 senedir o yol aynı şekilde yarım duruyor.<br />
 Bu olaydan sonra camideki ilk cumaya,  tüm köy halkı hoparlörle davet edilir. Verilen vaaz sonrasında köyde, namaz kılmayan kimsenin olmadığını söyler hoca efendi, dolayısıyla namaz kılan herkesi aynı yere gömmek gerektiğinden dem vurur.<br />
 <br />
O gün, bu gündür de, köyde tek mezarlık oluşmuştur.  Yaşayan  &#8221;DAYIM&#8221; da   komşuları için namaz kıldığını söyler, hocanın iş için şehre gittiğinde de yeğenim   gönüllü olarak  namaz kıldırır, lakabı da &#8220;GAVUR İMAM&#8221;dır. Mezarı olmayan biri için;  Tehcirmiş, büyük felaketmiş, Soykırımmış, adı önemli mi? Anamın mezarının olmayışı vicdanımı rahatsız ediyordu. Ben kırk beş sene sonra anamın mezarını buldum. O gün kadar rahat uyuduğum bir günü de hatırlamıyorum.  Uykusunda rahat edemeyenler, mezarı kayıp olan, mezarı olmayan, bir yakınınız, akrabanız, hatta komşunuz bile varsa; Onun kayıp mezarını bulmaya yardımcı olun, aha burası onun mezarıdır deyip, bir dua okuyacak taş dikin, rahat edin.</p>
<p><strong><br />
C.B: Çocukluğunuzun </strong><strong>geçtiği</strong><strong> yerde Ermeni olmanın ağırlığını yaşadınız mı?</strong></p>
<p>G.O. Çocukluğumun geçtiği yer Tuzla Kamp Armen&#8217;di  ki; Tuzla&#8217;daki arkadaşlarımın ağız alışkanlığından, Ermeni eşittir Gavur lafından hiç rahatsızlık duymadım.  Yalnız ayrımcılık ve rahatsızlık kelimelerini yaşayarak hissettim. Mesela; bugün de beni bir arkadaşına  tanıştıran,  arkadaşım benim Ermeni olduğumu söylemez. Bu gavur&#8217;dur der.  Şaka olduğunu bilmeme rağmen, alınırım.  Alınganlığımı da belli ederim. Belli etmemin sebebi, bir daha yapmasın diyedir, ama bilinç altına öyle bir yerleşmiş ki; tekrarlanır her seferinde. Bu ötekileştirmenin bir çeşidinden duyduğum  rahatsızlığım.   </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/5.jpg"><img class="size-medium wp-image-9810 alignleft" title="5" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/5-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>Ayırımcılığım ise; Dokuz yaşından beri idealim Pilot olmaktı. Ortaokulu bitirdiğimde, Pilot olmak için Hava Harp Okuluna başvurduğumda, tüm evraklarım tam olmasına rağmen, kayıt görevlisi;  herkesin adını tükenmez kalemle yazarken,  benim dosyamı alıp önce bir yüzüme baktı, sonra da kurşun kalemle adımı yazmaya kalktı. Bende isyanıma yenik düştüm, kayıt yapan askerin  elinden  kurşun kalemi alıp, benim de adımı tükenmez ile yaz, sileceksen de sonra karalarsın, dedim. Az sonra bir rütbeli subay gelip, beni ikna etti.  Bir daha hiçbir devlet memurluğuna başvurmamam gerektiğini  kibar bir lisanla  bildirerek, Kamp Armen&#8217;e yollanmamı emretti. Ben de uyguladım. Ne olursa  olsun, &#8220;Sadık Vatandaş&#8221;ım. Ne geçmişte atalarım isyan etti, ne de günümüzde yaşayanlar olarak bizlerin isyan etme gibi bir niyetleri olmadı. Olmaz da. Kuzu gibi yetiştirildik, koyun gibi güdülürüz.        </p>
<p> <img class="aligncenter size-full wp-image-9816" title="tuzla-kampinda-hrant-rakel-garabet-ve-dunyanin-dort-tarafina-da_ilmi_-di_erleri-di_erleri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/tuzla-kampinda-hrant-rakel-garabet-ve-dunyanin-dort-tarafina-da_ilmi_-di_erleri-di_erleri.jpg" alt="" width="500" height="336" /></p>
<p><strong>C.B: Peki, Tuzla Yetimhanesi&#8217;ne gelişiniz, Tuzla Yetimhanesi, arkadaşınız Hrant desem?</strong></p>
<p>G.O. Keşke demeseydin, desem. Ama bir defa sordun, söz ile mermi arasında hiçbir fark yokmuş. Tuzla&#8217;ya; 1967den itibaren, (1970 yazı hariç)  her yaz gitmişimdir. Hrant ağabey ile ilkokula gideceğim ilk gün,  karşılaştığımız anı çok net hatırlıyorum ki; okula giderken kapı önünde ikişerli sıra olurduk. Haftanın nöbetçi abisi, Kum kapı&#8217;ya  yakın yerde bulunan okula götürüp  getirmekten sorumlu olurdu.  Hrant&#8217;ın sesiyle irkildim ve  &#8220;benim yontulmamış Malatyalım, sıraya geçsen de gitsek&#8221; ile başlamış, vurulduğu güne kadar da ağabey-kardeş ilişkimiz sürmüştü.  Hrant için anlatacak-söyleyecek çok söz var, yavaş-yavaş herkes Onun ne kadar büyük bir sevda ile Türkiyeli olduğunu anlayacak, ama bu anlayış  Hrant&#8217;ı geri getirmeyecek. Bari başkalarını götürmesin. Bir kişi bile olsun, sevgi uğruna &#8220;ölmeyi&#8221; göze alabiliyorsa eğer, &#8220;insanlığın&#8221; yaşama hakkı var, demektir. </p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Tuzla Yetimhanesi&#8217;nde ne kadar kaldınız? Oradan ne gerekçe ile ayrılmak zorunda kaldınız?</strong></p>
<p>G.O. Tuzla Kamp Armen&#8217;de  sekiz sene kaldım. Kamptan;  eğitim için Yurtdışına gitmek üzere ayrıldım.  İki yıl sonra Yurda geri döndüğümde de, ilk gittiğim yer yine Kamp Armen oldu. Herkes &#8220;Tuzla Yetimhanesi&#8221;  diyor,  oranın talebeleri bizler ise; Kamp Armen deriz. Orası bizim evimizdi, hayata dair her şeyi biz orada öğrendik.  Her ne kadar aramızda Yetimler ve öksüzler olsa da, aile eksikliğini  hissetmedik ve hissettirmedik. Bu; Kamp Armen&#8217;in  bir geleneğiydi.</p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Tuzla Yetimhanesi&#8217;nin şu an ki durumu nedir? Size ait ancak sizden alınmış bu mekan ile ilgili yaptığınız çalışmalar var mı?</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/100_7383.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-9811" title="100_7383" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/100_7383-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>G.O. Tuzla Kamp Armen&#8217;in durumu şu an &#8220;atıl&#8221; vaziyettedir. Kapısı, penceresi yok, kör bir insana benziyor. İçinde barındırdığı çocuklarından uzaklaştırıldı. Lal olmuş çocuk gibi, konuşamıyor.  Bizim değil ki; gidip de bakalım. Güzelim çam ağaçları, Elma Armut, Erik, İncir, Ayva, Ceviz  Şeftali ağaçlarımız vardı. Bunlardan bir tane bile kalmamış.  Son olarak 25 Nisan 2010 da  55 kişi gittik, emeklerimizin nasıl ziyan edildiğini izleyip, ağlaştık.  Bu  bina da;  bir  Milli Servettir, yazıktır,  günahtır, kaderine terk edilmesin, Devletimizden bir ricam olacak; İnsanlığın ve Halkların kardeşliğine inancı ve de YETİM emeğine ve hakkına saygısı varsa,  ahrete inanıyorsa, haramın ne demek olduğunu biliyorsa,  bu ADALETSİZ el koymanın  giderilmesi yönünde bir adım atsın,  TC vatandaşı  olarak talep ve rica ediyorum. Komşu; komşusunu &#8220;dostluk&#8221; adlı sokakta öldürmüş. Eğer; her iki halk da dost ise; bu Tuzla Kampımızı &#8220;El Birliği&#8221; ile tekrar yaşama döndürmenin ve dostlukların yeşermesinin bir yolunu mutlaka bulmanın bir yolu olmalıdır.  Tuzla Kampımız için, sponsor bulabilirsem,  bu yıl sonuna yetiştirilmesi şart olan, bir kısa  kurgu film projem var. Bunun için; basında çıkmış bir haberi de tekrar paylaşmakta fayda var.</p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_1971.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-9812" title="img_1971" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_1971-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>&#8221; Bir süre önce Türkiye ile Ermenistan arasında başlayan tarihi yakınlaşma, beyaz perdeye de yansıdı.</p>
<p>Anadolu Kültür ve Uluslararası Altın Kayısı Film Festivali öncülüğünde 2008 yılında başlatılan, geçen sene &#8220;Ermenistan-Türkiye Sinema Platformu&#8221; adını alan girişim, ilk meyvelerini vermeye hazırlanıyor. Bu kapsamda, Türkiye ve Ermenistan&#8217;dan bir çok başvuru arasından seçilen 10 sinemacı, 8-10 Nisan 2010 tarihleri arasında İstanbul&#8217;da bir araya geldi. Ermenistan-Türkiye Sinema Platformu&#8217;nun 5. buluşmasında, toplam 5 proje destek aldı. Seçici kurulunda Melek Ulagay, Nurdan Arca, Sırrı Süreyya Önder, Sevil Demirci, Çiğdem Mater ve Uluslararası Altın Kayısı Film Festivali &#8220;Directors Across Borders&#8221; direktörü Artsvi Bakhchinyan&#8217;ın yer aldığı platform toplantısında, iki ülkeden toplam 10 proje değerlendirildi.</p>
<p>KAYBOLMAYIN ÇOCUKLAR</p>
<p>İngiltere merkezli Global Dialogue tarafından desteklenen toplantıda, Türkiye&#8217;den; Gülengül Altıntaş ve Garabet Orunöz&#8217;ün &#8220;Kaybolmayın Çocuklar!&#8221;,  Meryem Yavuz ve M. Cem Öztüfekçi&#8217;nin &#8220;Agop&#8217;tan Şükrü&#8217;ye Selam Var&#8221;, Ermenistan&#8217;dan Diana Kardumyan&#8217;ın &#8220;Galata&#8221;, Arthur Sukiasyan&#8217;ın &#8220;Güvercin Ustaları&#8221; ve Gor Baghdasaryan&#8217;ın &#8220;Komşular&#8221; adlı projelerine platform kapsamında destek verilmesi kararlaştırıldı.&#8221;  </p>
<p>Bu kısa film haricinde ise; Kampımızdan su içmiş, ekmeğini yemiş, bir ağaç dikmiş, taş üstüne taş koymuş olanlardan, Dünyanın dört bir tarafına dağılmışların hikayelerini ve anılarını toplayıp, eski resimleriyle birlikte bir kitap yayınlamak var. Ömür yeterse;  yaşanmışlıkların tamamını yazmak isterim. </p>
<p><strong>C.B: Sonraki dönem, mesela askerlik yaptınız mı? Hatta bir Ermeni&#8217;nin bir askerlik anısını dinlemek istesem?</strong></p>
<p>G.O. Bende bu ülkenin evladıyım, her ne kadar ötekileştirilmeye zorlansam da, kendimi öteki görmedim. Askerlikte yaptım, Sarıkamış Dağ taburunda Kursa da gittim, başarı belgesi de aldım. (kurs belgesini attach ile yollayacağım)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/kayak-diplomam.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-9813" title="kayak-diplomam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/kayak-diplomam.jpg" alt="" width="500" height="298" /></a></p>
<p>Askerlik dönemim de 12 Eylül ihtilali de oldu. Dağlara da yollandım, yollarda da nöbet tuttum, verilen vazife ne olduysa yaptım. Alayda benim Ermeni olduğumu bilmeyen yoktu.   Bu arada ilginç olaylar da yaşadım. Bir gün, nöbetçi subayı içtimada topladığı alaya şöyle seslendi; arkadaşlar, yine Ermeni Asala militanları bir konsolosumuzu vurmuş.  Aramızda Ermeni arkadaşlarımız var. Olmaya ki; biriniz Onlardan herhangi birini rahatsız edesiniz. Onlar da sizler gibi Vatani görevlerini yapmaya gelmiş vatandaşlarımızdır.  İşte bu sözlerden sonra; etrafıma toplanan arkadaşlarım, sorular sormaya başladılar. Yahu Garabet, bu Sizinkiler Bizimkileri niye vuruyorlar? Hadi gel de çık işin içinden. Sizinkiler- Bizimkiler ayırım baştan başlamış oldu.  Muhabbete oturacağız  diye!  Bedava tarih dersi yok hele bir demlik çay söyleyin ki anlatayım, dedim. Masanın etrafına toplandık, çaylarımızı da doldurduk, kimseyi üzmeden, beni en iyi anlayabilecek kişinin gözlerinin de içine bakarak, hani 1915 yıllarında  Senin deden benim dedem ile kapı komşuyken,  bir gece aniden gelen emirle kadın-erkek, çoluk-çocuk,  toplayıp götürmüşler de, bir daha geri gelmemişler ya! Derken, az ilerimizde duran bir Muşlu arkadaşın dikkatle bizi dinlediğini fark ettim. Muşlu ula sende yanımıza gelsene deyip, tamda yanıma aldım. Bir de tembihledim, ula Muşlu küfür etmeyesin bak ben Ermeni&#8217;yim dedim. &gt;Muşlu;  haşa de ağabey yahu, sen hiç Ermeni olabilir misin? Bak senin de benim gibi etin var, kemiğin var dedi. &lt;Bende; Muşlu senin bildiğin Ermeni nasıldır? Diye sordum, gayet ciddi bir tavırla, Ermeni boynuzludur, dedi. Şimdi;  20 yaşına gelmiş, Ermeni&#8217;nin boynuzlu olduğuna inanmış birini yalancı mı? çıkaraydım. Ona öyle öğretilmiş ne yapsın. Benim de vardı askere gelirken kestirdim, deyince, ayağa kalktı hemen kafamdan kepimi aldı, saçlarımın arasından kesik boynuz izini aramaya başladı.  Bu seferde boşuna arama estetik yaptırdım. O nedir?  diyecek oldu, ben sana sonra anlatırım, dedim. Sonra ahbap olduk, kendisine Ermeni&#8217;nin boynuzlu olduğunu kimin öğrettiğini sordum, okula hiç gitmemişti, hoca dedi. Hoca diye köyün imamından bahsediyordu. Hocanın babasının adını sordum, Abdullah&#8217;mış, dedesinin adını biliyor musun? Dedim, Heçik  (Haçik= Ermeni ismidir) dedi. Şimdi ben ne diyeyim, &#8220;Yarım doktor candan, yarım hoca da İmandan eder&#8221; demişlerse boşa dememişler. Okumuşuyla okumamışı arasında da  bir şey fark ettim. Askerlikten 28 sene sonra, &#8220;Türkiye&#8217;de Ermeni Olmak&#8221;  adlı bir söyleşiye dinleyici olarak gittim. İki profesör, konuştular, anlattılar, soru-cevap kısmında bir şey sormak için korkak talebelere benzer, parmak kaldırıp durdum, profesörün erkek olanı gördü. Buyurun deyince; aramızda hiç Ermeni var mı? diye sordum. 150 kadar kişinin içinde bir tek kişi bile ses çıkarmadı. Ne yaptınız? Türkiye&#8217;de bir tane bile Ermeni bulamadınız mı? ki kendi-kendinize Türkiye&#8217;de Ermeni olmayı söyleşiyorsunuz?  Dedikten sonra, biliyor musunuz?  Ben Ermeni&#8217;yim  dedim.   Sonra da, profesörlerden  bir  şikayetim  olacağını, söyledim ve &#8220;İşlerinin İnsan eğitmek&#8221; olduğunu, ama &#8220;İyi Eğitemediklerinden&#8221;  bir insanın, bir başka insan için boynuzlu olabileceğini düşünen, Muşluyu anlattım. Profesörlerden erkek olanı; Garabet hocam; aklınla bin yaşa, bende Kürt asıllıyım, benim için de kuyruklu diyorlar. Bundan sonra bende senin yaptığın gibi yapıp,  kuyruğu kestirdim diyeceğim dedi ki; aman hocam, hiçbir yerde söylemeyin dedim. Niye diye sordu koca profesör?  Ben boynuzları kestirdim deyince; Muşlu kepimi alıp kafamı açtı, hocam Siz kuyruğu kestirdim deseniz, demem ile salon kahkahayla yıkıldı.  Bu anılarım; biri askerden, devamı sivildendi, biri okumamış, diğeri de eğitmemiş bir eğitmendendi.          </p>
<p> <strong>C.B: Hiç Ermeni olduğunuzu saklamak zorunda kaldınız mı? Ya da aileniz böyle bir zorunluluk yaşadı mı?</strong></p>
<p>G.O. Ben şahsım olarak asla kimliğimden dolayı utanmadım ki, aslımı inkar edip de gizleme ihtiyacı duyayım. Saklamadım,   saklanmadım. Ailemden saklayan  var. Hatta bir iş için bir dostum beni  tanıştıracağı kişinin,  beş vakit namaz kıldığını, dolayısıyla da bir gayrimüslim ile iş yapmak istemeyebileceğini söyledi. Senin adını Galip olarak söyledim, sende açık etme işine bak dedi, tanışmaya ve ilk işimizi almaya gittik. İstanbul Maltepe&#8217;ye gidecektik, gittik. Mağazadan içeri girince, selamlaştım ve kendimi tanıttım. Ben Garabet, Ermeni&#8217;yim dedim, arkadaşım kızardı ve terledi. Mağaza sahibi çok memnun olduğunu, iyi ustaların Ermeni olduğunu söyledi, çayımızı içtik, siparişimizi aldık çıktık. İkinci işimizi de yaptıktan sonra,  ne hesabımı alabildim, ne de hakkında şikayetçi olabildim. Allah&#8217;a havale ettim, emeğimi HELAL etmedim  şimdilik, sonra eder miyim?  bilmiyorum. Benim kendisinden daha fazla ihtiyacım olduğundan dolayı etmem. Bu adam  alın terine  saygıyı   bilse, emeğimi gasp etmezdi. Gavur&#8217;un emeğini de malını da gasp etmek, ona &#8220;helal&#8221; diye öğretilmiş.  İnsanımızın çoğunluğu; ganimet kültüründen ne zaman kurtulacak ve üretip, yaratıp, yetiştirirse, haram ile helalin de ne demek olduğunun kıymetini bilecek.    Mesela benim Hristiyan olduğu halde, Müslüman ismi verilmiş, hem Ermeni olduğunu hem de Hristiyan olduğunu gizlemek zorunda kalmış tanıdıklarım var.</p>
<p> <strong>C:B: Benim bir Türk olarak, sadece dinlediğim Ermenice bir şarkıdan dolayı yediğim azarı düşünürsek acaba sizin için Ermeni olarak Türkiye&#8217;de yaşamak nasıl birşey?</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_2096.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-9814" title="img_2096" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_2096-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>G.O.Bunun için bir dostum çok güzel bir yazı yazmış, aynen sana da yolluyorum.</p>
<p> Değişik  bir  duygudur  Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak&#8230;</p>
<p>         Her  ne  kadar  da  Hrant  Dink  sözde  suikastinin ardından  binlerce  kişi ;  &#8220;Hepimiz  Hrantız,  hepimiz Ermeniyiz&#8221;  diye  bağırsa  da&#8230; Bir  çok  kesim,  aslında &#8220;hepimiz  insanız&#8221;  manasına  gelen bu  sloganı anlamayıp,  işi  başka  boyutlara  vursa  da&#8230;</p>
<p>         Değişik  bir  duygudur  Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak&#8230; Öyle  bağırmakla  da  olacak  bir  şey  değildir  aslında&#8230;</p>
<p>         Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  bilen  dostlarının  sana</p>
<p>&#8220;ne olur  bir topik  yap da  yiyelim&#8221;  diyebilmesidir. Ermeni  olmak,  bir işlem  için  devlet  dairesine  gidip  de adını  söylediğinde  memurun  yüzüne  tuhaf  tuhaf bakmasıdır,  hatta  &#8220;sen  Ermeni  misin?&#8221;  diye  sorarken yüzüne  alaycı  alaycı  bakmasıdır&#8230; İsminin  her  yerde yanlış  yazılmasıdır.    </p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_2111.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-9815" title="img_2111" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/img_2111-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  askerdeyken arkadaşlarının  sana,  ne  olur  bir kere  kelime-i  şaadet getir  demesidir&#8230; Yine de  kız kulesine  aşık  olmaktır. Ermeni  olmak,  galata  kulesinden  İstanbul&#8217;u seyrederken  derin  duygulara  dalmaktır&#8230;</p>
<p>         Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  okullarının  tarih kitaplarındaki  Ermeni  karşıtı  yazıları  okuyup  gelip</p>
<p>bunlar  ne  diye  size  sorduğunda  çocuğunuz,  verecek yanıt  bulamamaktır&#8230;</p>
<p>         Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  seni  tanıyan  birinin üçüncü  bir  şahısa  senden  bahsederken.  &#8220;Ermeni  bir arkadaş&#8221;  dedikten  sonra  &#8220;ama  iyi  çocuktur  gerçekten&#8221;  diye  bahsetmesidir&#8230;  Yine  de  balığın  olduğu,   rakının olduğu,  midya  dolmasının  olduğu  bir  sofrada  Türk  Sanat  Musikisi  eşliğinde  sevgiyle  şarkılar söylemektir&#8230; Yine  de  bazı  durumlarda  bazı  arkadaşlarının  seni arayarak  &#8220;üzülme,  onlar  cahil  biz  seni  tanıyoruz seviyoruz&#8221;  cümleleri  karşısında  duygulanmaktır &#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak&#8230; Birisi  ile  tanışırken ismini  çekinerek  söylemektir  Ermeni  olmak, söylediğinde  ise  karşındakinin  yüz  ifadesinden,  neler düşündüğünü  anlamaya  çalışma  alışkanlığıdır&#8230;  Bakanların  televizyonda  terörist  başları  için  &#8220;Ermeni dölü&#8221;  lafını  kullanırken  çocuklarınızın  bunları  duyması  halinde  bunu  nasıl  açıklayacağını  kara  kara düşünmektir&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  Fransa&#8217;da  çıkmış yasalar  hakkında  birilerinin  özelikle  gelip  sana  &#8220;ne düşünüyorsun?&#8221;   diye  sormasıdır&#8230;  Ve  vereceğiniz cevabın  başına  &#8220;sözde&#8221;  kelimesini  koymak  zorunda oluşunuzdur&#8230; Çöpçü  olamamaktır,   Türkiye&#8217;de  Ermeni olmak,  devlet  memuru  olamamaktır&#8230;  Yine  de  vapura bindiğinizde  martılara  simit  atarken  Türkiye&#8217;yi  ne  çok sevdiğinizi  hatırlayışınızdır&#8230;  </p>
<p>              Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak,  okullarınıza<br />
yerleştirilen  ve  Ermeni  asıllı  olmayan  öğretmenlerinize,  büyük  birilerinin ;  &#8220;aman  ha  siz bizim  gözümüz  kulağımızsınız  ona  göre&#8230;&#8221;  demesidir&#8230; Türkiye&#8217;de,  ilerde  vali,  bakan, pilot  olmayı  hayal  eden çocuklarınıza,  onları  kırmadan  ve  durumu  tam açıklamadan  başka  bir  meslek  seçmesi  konusunda tavsiyelerde  bulunarak  caydırmaya  çalışmaktır&#8230;</p>
<p>              Çünkü &#8230;,</p>
<p>              Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak  , Türk  olduğunuz halde,  tıpkı  Almanya&#8217;daki  Türklerin,  polis,  memur, vekil  olabildiği  gibi  olamamaktır&#8230;  Subay olamamaktır&#8230;  Yine  de,  işkembe  çorbasını  içmek, Hababam  Sınıfı&#8217;nı  izlemek,  çiğ  köfteyi  sevmektir Ermeni  olmak&#8230;  Düşünebilmektir,  üretebilmektir, yaratabilmek ve sanatkar  olmaktır&#8230; Her  başka  bir  ülkeye  göç  fikri geldiğinde,  burayı  çok  sevdiğini  hatırlamaktır&#8230; Güvercin  gibi  ürkek  olmaktır&#8230; Yine  de,  her  sabah okulda  gururla  İstiklal  Marşını  okumak,  Ne  Mutlu Türküm  diye  bağırmaktır.  Söz  sahibi  olamayacağı  bir Türkiye&#8217;nin  Mutlu  Türkü  olduğunu  haykırmaktır&#8230;</p>
<p>              Ne  zaman  bu  ülkede  bir  Ermeni  asıllı  Türk, devlet  memuru,  subay  olur  işte  o  zaman  anlarım  ki beni  Türk  yerine  koyuyorlar  demektir&#8230; Bu  besleme durumunu,  Edip  Akbayram&#8217;ın  aldırma  gönül  türküsü ile unutmaktır&#8230;  Bir  yerde  oturduğunda  &#8220;Sarı  Gelin&#8221;   türküsünün  Ermenicesini  söylediğinde  birilerinin üstüne  saldırmasıdır&#8230;  Olsun  ne  yapalım  deyip, Türkçesini  söylemektir&#8230;</p>
<p>           Bazen  de,  delik  bir  ayakkabı  ile  yere uzanmaktır,  fikirlerini  sonsuzluğa  kavuşturarak &#8230; Binlerce  kişiye  &#8220;Sarı Gelin&#8221;   türküsünün  Ermenicesini öğreterek&#8230;</p>
<p>          Sözün özü&#8230;</p>
<p>          Öyle  kolay  değildir  Türkiye&#8217;de  Ermeni  olmak&#8230;</p>
<p>          Yine  de  güzeldir,  güzel  olduğu  kadar  da değişik&#8230;</p>
<p align="center"> </p>
<p align="center">Bir aşktır Türkiye&#8217;de Ermeni olmak&#8230;</p>
<p align="center">&#8220;İşine  gelmiyorsa  çek  git  kardeşim&#8230;&#8221;    </p>
<p>                                                 diyenler</p>
<p align="center">&#8220;Burası  benim de ülkem&#8221;                                                             </p>
<p>                                           diyebilmektir&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">şimdi bu yazının üstüne iki satır bir şey eklemem doğru olur mu? </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><strong>C.B: Hrant Dink&#8217;ten sonra bu ülkeye bakışınız değişti mi?</strong></p>
<p>G.O. Bakışın değişmesi bakmaya bağlı.  Benim bakışım olumlu yönde değişti. Bundan On beş sene önce hiçbir  konu hakkında konuşamazdın. Şimdi ise; Taksim Meydanında 24 Nisan&#8217;ı sessiz de olsa anmak için toplanabiliyorsun. Seni dinleyenler var, geçmişi sorgulayanlar var, bunları görünce ve yaşayınca, insanın bakışı olumlu yönde nasıl değişmesin.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><strong>C.B: Bugüne geldiğimizde, gündemi 1915 Tehciri meşgul ederken, bir Ermeni olarak bu tarihsel acıya düşülen yorumları nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p>G.O. Yorumlardan çok davranışlara bakarım.  Dün ile bugün çok farklı bir Ermeni atasözü ile  anlatmaya çalışayım .&#8221;Kızgın demir parçası,  ilişkilerini yakından görmek amacıyla; çekiç ve örsün arasına girmiş, ağzı dümdüz olmuş&#8221;&#8230;  Neyimize bizim; Fransız&#8217;ın, Amerikalının, İngiliz yada herhangi bir yabancının tavsiyeleri. Bizler; niye &#8220;kızgınlaşmış demir gibi&#8221;,  örs ile çekiç&#8217;in arasına giriyoruz. Konuşmayı bilmiyor muyuz?  Acılarımızı bildikten sonra; birbirimizin  yarasının da nasıl sağalacağını biliriz. Yeter ki; konuşma cesaretimizi cihanı aleme  cesurca ve yalansız  gösterelim.</p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Hiç Ermenistan&#8217;a gitmeyi düşündünüz mü?</strong></p>
<p>G.O. Hayır, Ermenistan&#8217;a hiç gitmedim, gitmeyi çok istiyorum, ama gezmeye, asla yerleşmeye değil.</p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Düşündüyseniz, neden? Düşünmediyseniz, neden?</strong></p>
<p>G.O. Malatya&#8217;da doğmuşum, anamın mezarı, babamın mezarı, Malatya&#8217;dadır. Dedemin ve ninemin mezarları yoktur. Atalarım terk edip de bir yerlere gitmemişler, ben niye gideyim?  Üç günlük ömrümüzde, bir gün fazla yaşayıp da ne olacağız ki; bir gün eksik yaşayayım, ama istediğim yerde yaşayayım. 1989 yılında Almanya&#8217;ya gittim, oradaki mülteciler kampının sorumlusunun kızına bir bilezik yapmıştım.  Kız babasıyla bileziğini almaya geldiğinde, babası bunun benim mi? yaptığımı sordu, evet dediğimde, &#8220;Sizin gibi ustanın&#8221; Almanya&#8217;da çalışması lazım, dedi. Kibarca teşekkür edip, gelmeyeceğimi söyledim. Neden? Diye sorunca, eşim, çocuklarım ve Türkiye&#8217;de bir imalathanem olduğunu, burada geleceğin  ustalarını yetiştirmekten keyif  aldığımı, dolayısıyla gelemeyeceğimi söylediğimde, ısrar ederek, bir haftada eşinizi ve çocuklarınızı buraya getirttirebiliriz,  dedi.  Sizin gibi ustaların Almanya&#8217;da çalışması lazım deyince de dayanamadım ve &#8220;Almanya&#8217;yı bana bağışlasanız&#8221; gelmeyeceğim dedim. Pişman değilim.  Şimdi hiçbir yere gitmeyeceğimi  anlatabildiğimi sanıyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>C.B: Bize verdiğiniz samimi cevaplardan dolayı çok teşekkür ederiz. İyi ki varsınız, hep var olun lütfen.</strong></p>
<p>G.O. Ben de Size çok teşekkür ederim, kendim ve ait olduğum toplumum hakkında fikirlerimi ifade etme olanağını bana sunduğunuz için, sağolun.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/dayim-mehmet.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-9817" title="dayim-mehmet" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/dayim-mehmet.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/05/12/bu-aci-kimin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/05/12/bu-aci-kimin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Ermeniler ve Türkler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/05/08/dikkat-kitap-ermeniler-ve-turkler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/05/08/dikkat-kitap-ermeniler-ve-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 May 2010 07:01:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9730</guid>
		<description><![CDATA[Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. Neden mi? Çünkü Anavatan Anadolu&#8217;nun en son doğan, enküçük oğluyuz biz Türkler. Karşısında komplekse kapıldığımız büyük ağabeylerimiz var. Bunun için bu kadar hırçınız Türk olmayana karşı. İçin için biliyoruz ki çekik gözlü atalarımız geldiğinde boş değildi bu topraklar, insan doluydu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9734" title="ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler_turkler.jpg" alt="" width="217" height="294" /></a>Ermeni kimliği var oldukça <strong>1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek</strong>. Neden mi? Çünkü Anavatan Anadolu&#8217;nun en son doğan, enküçük oğluyuz biz Türkler. Karşısında komplekse kapıldığımız büyük ağabeylerimiz var. <strong>Bunun için bu kadar hırçınız Türk olmayana karşı</strong>. İçin için biliyoruz ki çekik gözlü atalarımız geldiğinde boş değildi bu topraklar, insan doluydu, halk doluydu ANA-dolu. Rumlar, Araplar, Lazlar, Kürtler&#8230; ve Ermeniler.</p>
<p>Bizim gibi hatta bizden daha fazla Anadolu insanı onlar&#8230; Orta Asya&#8217;dan geldiğimizde onları ANA-dolu&#8217;muzun kucağında bulduk.</p>
<p>Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk&#8217;ten daha fazla Türk mü olacaklar? <strong>Yoksa bu mu bizi sinir eden? </strong>Üstün Türk Irkı&#8217;nın(!) hasletlerini bünyesinde barındıran ama Müslüman olmayan bir halk bizim ulusal efsanelerimizi temelinden çürütüyor galiba&#8230;</p>
<p>Irkçı ulus-devletin memurları utanmadan Ermenilere &#8220;misafirperverlik&#8221; yapmaktan bahsediyor hâlâ. Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? <strong><span style="text-decoration: underline;">Artık TEK BİR &#8220;BİZ&#8221; olduğunu,</span></strong> <strong>atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? </strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/ermeniler-ve-turkler.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/05/08/dikkat-kitap-ermeniler-ve-turkler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/05/08/dikkat-kitap-ermeniler-ve-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ermeniler 1915’i Hak Etmiş miydi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/29/ermeniler-1915%e2%80%99i-hak-etmis-miydi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/29/ermeniler-1915%e2%80%99i-hak-etmis-miydi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 15:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9612</guid>
		<description><![CDATA[[28 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Çanakkale Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, lise öğrencilerine yaptığı bir konuşmada &#8220;1915 olayları&#8221;na açıklama getirmiş. &#8220;Ben bir vatandaş olarak şu soruyu soruyorum Ermeniler&#8217;e&#8221; demiş ve devam etmiş:
&#8220;Biz Çanakkale&#8217;de şehit verirken, savaşırken sizinle niye uğraştık? Durup dururken mi uğraştık? Şimdi madem ki bu topraklarda yaşıyorsunuz, bu toprakların vatandaşısınız, niye bizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/ermeni_kadin.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/11/20081105_derin_dusunce_org_ermeniler_turkler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2096" title="20081105_derin_dusunce_org_ermeniler_turkler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/11/20081105_derin_dusunce_org_ermeniler_turkler.jpg" alt="" /></a>[28 Nisan 2010 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/ermeniler-1915-i-hak-etmis-miydi-258015.htm">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Çanakkale Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, lise öğrencilerine yaptığı bir konuşmada &#8220;1915 olayları&#8221;na açıklama getirmiş. &#8220;Ben bir vatandaş olarak şu soruyu soruyorum Ermeniler&#8217;e&#8221; demiş ve devam etmiş:</p>
<p>&#8220;Biz Çanakkale&#8217;de şehit verirken, savaşırken sizinle niye uğraştık? Durup dururken mi uğraştık? Şimdi madem ki bu topraklarda yaşıyorsunuz, bu toprakların vatandaşısınız, niye bizi arkadan vurdunuz? Hiç kimsenin gidip de suçsuz yere kapısını çalmadık, suçsuz yere kadınına çocuğuna süngü silah dayamadık.&#8221;</p>
<p>Sayın müdür bence böyle konuşmakla da iyi etmiş. Çünkü sarf ettiği sözler, 1915 tehciri ve kıyımları hakkında hem devlet hem de millet katında uzunca zamandır savunduğumuz görüşü özetliyor.</p>
<p>Ancak ben bu görüşte önemli bir problem görüyorum<span id="more-9612"></span>: Sürekli olarak &#8220;Ermeniler&#8221; diye yekpare bir halktan söz edilmesi ve aralarından bazılarının yaptıkları yüzünden hepsinin cezalandırılmasının haklı sayılması.</p>
<p>Olayları hatırlayalım. Osmanlı, 19 yüzyılın sonlarından itibaren Ermeni milliyetçiliği sorunuyla karşılaşıyor. Ermeni çeteleri padişaha suikast düzenliyor, banka basıyor. Toplumlar arası gerilim tırmanıyor ve önce Adana&#8217;da karışıklıklar sonra Van&#8217;da isyan çıkıyor. Ermeni milisler, Osmanlı&#8217;yla savaşan Ruslar&#8217;a destek veriyor.</p>
<p>Yani ortada bir &#8220;Ermeni çeteleri sorunu&#8221; olduğu kesin.</p>
<p>Peki ama ne yapıyor İttihat ve Terakki hükümeti? Sadece bu çetelerin mi üzerine gidiyor? Sadece isyan ve karışıklık çıkan bölgelere mi yükleniyor?</p>
<p>Hayır. Anadolu&#8217;daki tüm Ermeniler&#8217;i Suriye çölüne &#8220;tehcir&#8221; ediyor. Talat Paşa&#8217;nın kendi kayıtlarına göre yaklaşık bir milyon insan sürülüyor. Çoğu yolda açlıktan, susuzluk ve hastalıktan ölüyor. Bazıları tecavüz, yağma ve katliamlara uğruyor. (Bugünün Türkiyesi&#8217;nde, mesela Siirt&#8217;te, alçak adamlar var da 1915&#8242;te mi yok?)<br />
<strong>Bediüzzaman kriterleri</strong></p>
<p>Şimdi bir düşünelim: Sürülen ve çoğu yolda ölen bu bir milyon insanın herhalde yarısı kadındır. Kalan yarının yüzbinlercesi de çocuk ve yaşlı olsa gerekir. Zaten tehcir sırasında çekilen fotoğraflara bakınca görüyorsunuz; yaşlı nineler, el kadar çocuklar, hatta kundakta bebekler var, yüzlerce kilometrelik zorlu yolda kıvranarak can veren.</p>
<p>Şimdi elimizi vicdanımıza koyup bir soralım kendimize: Bu korkunç olaylar için, hiç içimiz sızlamadan, &#8220;yapılan doğruydu, iyi oldu, hak etmişlerdi&#8221; diyebiliyor muyuz?</p>
<p>Türkiye&#8217;de bu soruyu kurcalayanların genelde &#8220;kendi milletine yabancılaşmış aydınlar&#8221; ve &#8220;boğaza karşı viski içen liberaller&#8221; olduğu söylenir. Benim başvurmak istediğim ahlaki otorite ise daha farklı biri: Bediüzzaman Said Nursi.</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;ın ünlü örneğidir: &#8220;Eğer bir gemide dokuz mâsum ile bir câni olsa&#8221; der, &#8220;o gemiyi batırmak zulümdür.&#8221; Daha da ileri giderek ekler: &#8220;Hatta birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.&#8221;</p>
<p>İttihatçıların 1915&#8242;te yaptığı ise aralarındaki bazı &#8220;câni&#8221;ler sebebiyle tüm bir Ermeni halkını topluca cezalandırmaktır. (Bugün İsrail&#8217;in &#8220;ordan bize füze atıyorlar&#8221; diye tüm Gazze&#8217;yi topluca cezalandırması, çocukların üstüne bomba yağdırmayı meşru görmesi gibi.)</p>
<p>Bunun hukuken &#8220;soykırım&#8221; olarak nitelenmesine karşı çıkmaya elbette hakkımız var. Savaşın zorlu şartlarını, &#8220;biz yapmasak onlar yapacak&#8221; korkusunu, Ermeni çetelerinin 1915 sonrasında Müslümanlara karşı &#8220;intikam&#8221; amacıyla gerçekleştirdikleri korkunç katliamları da dünyaya anlatmalıyız.</p>
<p>Ama kalkıp da &#8220;tehcir pek isabet oldu, hak etmişlerdi zaten&#8221; demeye asla hakkımız yok.</p>
<p>Eğer biraz olsun vicdanımız ve &#8220;kanun-u adalet&#8221; duygumuz var ise&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/29/ermeniler-1915%e2%80%99i-hak-etmis-miydi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/29/ermeniler-1915%e2%80%99i-hak-etmis-miydi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DUYURU: Bu acı BİZİM acımız. Bu yas HEPİMİZİN.</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/21/duyuru-bu-aci-bizim-acimiz-bu-yas-hepimizin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/21/duyuru-bu-aci-bizim-acimiz-bu-yas-hepimizin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 21:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9510</guid>
		<description><![CDATA[http://www.buacihepimizin.org/
1915&#8242;te, nüfusumuz henüz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 - 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya&#8217;da, Ege&#8217;de, Adana&#8217;da, Malatya&#8217;da, Van&#8217;da, Kars&#8217;ta&#8230; Samatya&#8217;da, Şişli&#8217;de, Adalar&#8217;da, Galata&#8217;da&#8230;
Mahalle bakkalımız, terzimiz, kuyumcumuz, marangozumuz, kunduracımız, yan tarladaki rençberimiz, değirmencimiz, sınıf arkadaşımız, öğretmenimiz, subayımız, emir erimiz, milletvekilimiz, tarihçimiz, bestekârımız&#8230; Arkadaşlarımızdılar. Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Trakya&#8217;da, Ege&#8217;de, Adana&#8217;da, Malatya&#8217;da, Van&#8217;da, Kars&#8217;ta&#8230; Samatya&#8217;da, Şişli&#8217;de, Adalar&#8217;da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buacihepimizin.org/">http://www.buacihepimizin.org/</a></p>
<p>1915&#8242;te, nüfusumuz henüz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 - 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya&#8217;da, Ege&#8217;de, Adana&#8217;da, Malatya&#8217;da, Van&#8217;da, Kars&#8217;ta&#8230; Samatya&#8217;da, Şişli&#8217;de, Adalar&#8217;da, Galata&#8217;da&#8230;<br />
Mahalle bakkalımız, terzimiz, kuyumcumuz, marangozumuz, kunduracımız, <span id="more-9510"></span>yan tarladaki rençberimiz, değirmencimiz, sınıf arkadaşımız, öğretmenimiz, subayımız, emir erimiz, milletvekilimiz, tarihçimiz, bestekârımız&#8230; Arkadaşlarımızdılar. Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Trakya&#8217;da, Ege&#8217;de, Adana&#8217;da, Malatya&#8217;da, Van&#8217;da, Kars&#8217;ta&#8230; Samatya&#8217;da, Şişli&#8217;de, Adalar&#8217;da, Galata&#8217;da&#8230;<br />
24 Nisan 1915&#8242;te &#8220;gönderilmeye&#8221; başlandılar. Onları kaybettik. Artık yoklar. Çok büyük çoğunluğu aramızda yok. Mezarları bile yok. &#8220;Büyük Felaket&#8221;in vicdanlarımıza yüklediği &#8220;Büyük Acı&#8221; ise olanca ağırlığıyla VAR. 95 yıldır büyüyor.<br />
Bu &#8220;Büyük Acı&#8221;yı yüreğinde hisseden bütün Türkiyelileri 1915 kurbanlarının anısı önünde saygıyla eğilmeye çağırıyoruz. Siyahlar içinde, sessizce. Ruhlarına yakacağımız mumlarla, çiçeklerle&#8230;<br />
Çünkü bu acı BİZİM acımız. Bu yas HEPİMİZİN.<br />
<strong>24 Nisan 2010<br />
19.00<br />
Taksim Meydanı, Tramvay Durağı</strong></p>
<p>Çağrıcılar</p>
<p>Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu, Aslı Erdoğan, Avi Haligua, Ayhan Bilgen, Ayla Yıldırım, Aysın Yeşilay İnan, Ayşe Batumlu, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Cafer Solgun, Cengiz Aktar, Cengiz Alğan, Deniz Zarakolu, Dilek Gökçin, Doğan Tarkan, Eren Keskin, Erol Köroğlu, Fahri Aral, Ferhat Kentel, Fethi İnan, Fethiye Çetin, Garo Paylan, Gülten Kaya, Hakan Tahmaz, Halil Berktay, Hayko Bağdat, Hilal Kaplan, Hürriyet Şener, Işın Eliçin, İpek Çalışlar, İsmail Erdoğan, Jale Mildanoğlu, Kadir Cangızbay, Kerem Öktem, Kutluğ Ataman, Lale Mansur, Leman Yurtsever, Levent Şensever, Mahir Günşıray, Mehmet Demir, Mithat Sancar, Neşe Düzel, Nil Mutluer, Oral Çalışlar, Orhan Miroğlu, Osman Köker, Öztürk Türkdoğan, Perihan Mağden, Rasim Ozan Kütahyalı, Roni Margulies, Selim Deringil, Semra Somersan, Sezai Temelli, Sezgin Tanrıkulu, Sırrı Süreyya Önder, Şanar Yurdatapan, Şenol Karakaş, Tamar Nalcı, Taner Akçam, Tanıl Bora, Tatyos Bebek, Turgay Oğur, Ufuk Uras, Ümit Kardaş, Ümit Kıvanç, Ümit Şahin, Ünal Ünsal, Vivet Kanetti, Yalçın Ergündoğan, Yaman Yıldız, Yasemin Çongar, Yıldız Önen, Zeynep Atamer, Zeynep Gambetti, Zeynep Tanbay.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/21/duyuru-bu-aci-bizim-acimiz-bu-yas-hepimizin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/21/duyuru-bu-aci-bizim-acimiz-bu-yas-hepimizin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Muhafazakar Aydınların Ermeni Sorunu’na Yaklaşımı  Değişiyor mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/07/muhafazakar-aydinlarin-ermeni-sorunu%e2%80%99na-yaklasimi-degisiyor-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/07/muhafazakar-aydinlarin-ermeni-sorunu%e2%80%99na-yaklasimi-degisiyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 17:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9330</guid>
		<description><![CDATA[Gelibolu&#8217;yu anlamak sitesi&#8217;nden
Taner Akçam&#8217;ın hayli tartışmalara yol açan  &#8220;İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu&#8221;  adlı kitabı , bir Ermeni akademisyenin Akçam&#8217;a anlattığı çok çarpıcı bir anekdotla başlar. K. Sarkisyan&#8217;ın tehcir sırasında Urfa&#8217;da dedesi öldürülmüş, anneannesine ve aileden kalan  6 kişiye ise  dedesinin iş arkadaşı Hacı Halil, kimsenin dikkatini çekmeden aylarca kendi evinin çatı katında bakmış, tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır.1 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090926_derin_dusunce_org_irkci_yalan.jpg"></a><a href="www.geliboluyuanlamak.com" target="_blank">Gelibolu&#8217;yu anlamak sitesi&#8217;nden</a></strong></p>
<p align="justify">Taner Akçam&#8217;ın hayli tartışmalara yol açan  &#8220;İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu&#8221;  adlı kitabı , bir Ermeni akademisyenin Akçam&#8217;a anlattığı çok çarpıcı bir anekdotla başlar. K. Sarkisyan&#8217;ın tehcir sırasında Urfa&#8217;da dedesi öldürülmüş, anneannesine ve aileden kalan  6 kişiye ise  dedesinin iş arkadaşı Hacı Halil, kimsenin dikkatini çekmeden aylarca kendi evinin çatı katında bakmış, tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır.<sup>1</sup> Bir nevi &#8220;Anne Frank&#8221; olayının Birinci dünya savaşı versiyonudur bu anlatılan.<sup>2</sup> Anadolu&#8217;da o dönemde buna benzer birçok olayın yaşandığı duyulmuştur.</p>
<p align="justify">&#8220;Urfalı Hacı Halil&#8221; olayı Ermeni Sorunu dediğimiz trajedinin aslında birçok farklı boyutu olduğuna <span id="more-9330"></span>çarpıcı bir örnek. Oysa bu sorun ne zaman gündeme gelse hemen sizden tarafınızı seçmeniz isteniyor adeta. Ya soykırım yapılmıştır diyeceksiniz. Ya da yapılmamıştır . İki kutuptan birini seçmezseniz damgalanmanız  kaçınılmaz. Ancak binlerce kişinin hayatını kaybettiği, devasa göç hareketlerinin olduğu,&#8221; total savaş&#8221; kavramının pratiğinin karşılıklı tüm yönleriyle yaşandığı bu süreci &#8220;soykırım&#8221; ifadesi ardında tartışmak meselenin anlaşılmasına hiçbir fayda sağlamıyor.</p>
<p align="justify">Son zamanlarda muhafazakar-islamcı yada milliyetçi olarak tanımlanabilecek aydınlar arasından da bu konuda farklı sesler çıkmaya başladığı görülebiliyor.  Bu yazımda son bir yıl içerisinde rastlayabildiğim birkaç yazının bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p align="justify">Öncelikle , Türkiye gibi sosyolojik açıdan dinamik değişikliklerin sürekli yaşandığı bir ülkede muhafazakarlığı tanımlamanın asıl ilgi alanı sosyoloji olmayan biri için çok zor olduğunu itiraf ediyor, en genel anlamıyla kullanıyorum. Muhafazakar demekle milliyetçilikten İslamcılığa kadar geniş bir yelpazeyi içeren, ülkemizdeki seçmen kitlesinin yaklaşık yüzde 60-70 ine karşılık gelen, dini ve milli değerlerlere daha sık atıf yapan ve genellikle bireysel haklar özgürlükler yerine devleti her zaman önceleyen bir kitleyi kastediyorum.</p>
<p align="justify">  </p>
<p align="justify">Öncelikle bir noktanın altını çizmek gerek. Türkiye&#8217;de muhafazakar aydınların  Ermeni Sorunu konusunda görüşleri yakın zamana kadar, devletin resmi görüşüyle paralel gitmiştir . Başka türlü söylemek gerekirse Ermeni sorunu,  Muhafazakar camianın devletin &#8220;resmi tarihiyle&#8221; nadiren ittifak ettiği alandır. &#8220;Ermeniler yıllarca millet-i sadıka olarak yaşar iken ne yazıkki büyük güçlerin oyununa gelmişler ve ihanet etmişlerdir. Bu yüzden &#8220;tehcir&#8221; edilmişlerdir. Tehcir sırasında da ne yazıkki eşkıyaların yol açtığı ölüm olayları yaşanmıştır&#8221; </p>
<p align="justify">En azından yakın zamana kadar Ermeni Sorununun tanımının bu şekilde yapıldığı söylenebilir. </p>
<p align="justify">Fatih Üniversitesi Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Gökhan Bacık&#8217;ın yazısı  kanımca bu konudaki çok önemli bir dönüm noktası. 3 Ocak 2009 tarihli Zaman Gazetesi&#8217;nde yer alan yazısında Bacık, Muhafazakarların Ermeni sorunun &#8220;sakladığı&#8221; büyük bazı diğer sorunları görmediklerini yazıyor, kendi kimliğini ve tarihini savunduğunu düşünen muhafazakâr kitlenin  aslında kendi tarihi ve kimliği ile savaşan tarihsiz ve kimliksiz bir azınlığı savunmak durumuna düştüğünü belirtiyordu.</p>
<p align="justify"><sup>3</sup> <br />
 
</p>
<p align="justify"><em>&#8220;İlk olarak, Ermeni meselesi bağlamında sözü edilen dönemde yönetimde, gücü bir askerî darbe ile ele geçirmiş  İttihat ve Terakki Partisi bulunmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde olup bitenleri &#8220;Türkler yaptı&#8221;, &#8220;Osmanlılar yaptı&#8221; gibi muğlak ve açıklayıcı olmayan ifadelerden kurtarıp &#8220;İttihat ve Terakki yaptı&#8221; düzlemine çekmek gerekir. İttihat ve Terakki, hiçbir şekilde yerleşik Osmanlı düzenini temsil etmez. İttihat ve Terakki bir darbe ile işbaşına gelmiştir. Darbe esnasında Yakup Cemil, Osmanlı Harbiye Nazırı Müşir Nazım Paşa&#8217;yı alnından vurmuştur! Bir zaman sonra binlerce genci Sarıkamış&#8217;ta ölüme götürecek kadar hesapsız ve maceraperest Enver Paşa ise silahını Osmanlı sadrazamının alnına dayayarak istifaya zorlamıştır. Aslında, İttihat ve Terakki, yüzyıllardır süren çok milletli Osmanlı barışını sona erdiren tarihsel kırılmayı temsil etmektedir.&#8221;</em></p>
<p align="justify">Bacık, &#8220;Muhafazakâr akıl&#8221;ın  , acilen Ermeni meselesi bağlamında ele alınan dönemdeki olayları ve aktörleri ayrıştırması gerektiğini savunuyor, kendi yazışmalarında Arapları &#8220;köpek&#8221; olarak nitelendirmekten çekinmeyen İttihatçıların, Osmanlı barışını anlaması ve kurtarmasının imkansız olduğunu belirtiyordu.</p>
<p align="justify"><em>&#8220;Dolayısıyla muhafazakârların ilk yapması gereken şey zihinlerindeki tarihi ayrıştırmaktır. Yakup Cemil, Enver Paşa, Talat Paşa, Kara Kemal, Cemal Paşa gibileri, Osmanlı yerleşik düzenini temsil eden kişiler değil aksine onu sarsan, acımasızca şiddet kullanmaktan çekinmeyen ve ülkeyi kaosa sürükleyen kişilerdi. Üstelik bu insanlar, aldıkları eğitim, sahip oldukları ufuk gibi konularda da zaten hiçbir şekilde &#8220;Osmanlı adamı/idarecisi&#8221; olma vasfına sahip değildiler.</em></p>
<p align="justify"><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Yakup Cemil&#8217;in Osmanlı Harbiye Nazırı&#8217;nı alnından vurmasından elli yıl geçmeden aynı zihniyet, ülkenin başvekilini 27 Mayıs sürecinde ipe göndermiştir. Bir ölçüde Cemal Paşa&#8217;nın Arap vilayetlerinde yaptıklarını, 12 Eylül rejimi Diyarbakır hapishanesinde yapmıştır. Bu yüzden muhafazakâr kitle, muhayyilesindeki resmi aydınlatmak ve Osmanlı ile İttihatçıyı ayırt etmek zorundadır. Muhafazakârlar, kökleri ve kimliği korumak adına bilmeyerek İttihatçıların cinayetlerini savunmak felaketine sürüklenmemelidir. </em></p>
<p align="justify">Bacık ayrıca Ermeni sorununun çok fazla bilinmeyen bir yönünü de vurguluyordu:</p>
<p align="justify">&#8220;<em>Ölüm, sürgün gibi tartışmaların ötesinde yüz binlerce insanı ilgilendiren bu olayın ekonomi-politiği nedir? Yüzyıllardır bizimle yaşamış Ermenilerin arkada bıraktığı evler, araziler şimdi kimlerin elindedir? Ermeni meselesini vatan, millet edebiyatına irca edenler acaba meselenin ekonomi-politiğini mi örtmek istiyor?&#8221;</em></p>
<p align="justify">Bacık yazısının son bölümünde ise İslam&#8217;ın en önemli kurallarından biri olan &#8220;kul hakkını&#8221; hatırlatıyordu:</p>
<p align="justify"><em>&#8220;İslam, mutlak bir adalet talep eder ve şartlar fırsat verdiği ilk anda mutlak adaletin tecelli etmesine yönelik bir evrimi emreder. Bu bağlamda en pazarlıksız belirleyici ilke ise kul hakkıdır. Aynı şekilde, Ermeni meselesinin kimlere hayat öpücüğü verdiği muhafazakâr akıl tarafından çok iyi hesaplanmalıdır.&#8221;</em></p>
<p align="justify">Bazı bölümlerini aldığım bu yazının açıkcası bir hayli tartışılacağını  beklemiştim. Ama bildiğim kadarıyla Cengiz Çandar bir yazısında atıf yaptı.</p>
<p align="justify">Çok yakın zamanda yayınlanan bir yazısında da Ahmet Turan Alkan biraz alaycı  şekilde Ermeni sorununa genel bakışı sorguluyordu:<sup>4</sup> &#8221; <em>Ermenilerin birkaç gün içinde evlerini, mahallelerini, memleketlerini bırakıp gittiklerini sorgulamaz bu bakış açısı; sanki uzak akrabalarından âcil mektup almışlar da gitmek zorunda kalmışlar gibi steril bir kılıfla kaplıyoruz böyle bilgileri. Evet, çok da iyi komşulardı ama gitmek zorunda kaldılar, ah yazık&#8230; </em></p>
<p align="justify">Alkan &#8220;Ermeni Emvâl-i Metrukesi&#8221; konusunun yeterince araştırılmamış olduğundan yakınıyor, bu konudaki tek akademik çalışmaya ise ulaşılamadığını belirtiyordu.</p>
<p align="justify"><em>&#8220;&#8230;Yağma yok, 4 bin yıllık devlet, 2.500 yıllık ordu geleneği olan bir yerde, tehcir edilenlerin emvâli üzerine de elbette hüküm kurmuşuzdur; nitekim 14 Mayıs 1331 (1915)&#8217;de çıkarılan, &#8220;Vakt-ı Seferde İcraat-ı Hükûmete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-u Muvakkat&#8221;ta bu durumun &#8220;sırtı açık&#8221; kaldığı sonradan farkedilip aynı yılın 13 Eylül&#8217;ünde, &#8220;Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesi Hakkında Kanun-u Muvakkat&#8221; yayınlanmıştır. Bu geçici kanuna göre tehcir edilenlerin borç ve alacakları resmi komisyonlar tarafından yönetilecek, paraları artarsa gittikleri yere gönderilecektir!.. </em></p>
<p align="justify"><em>Aa, &#8220;Ermeni Emvâl-i Metrûkesi&#8221; hakkında bugüne kadar bir, sadece bir çalışma yapılmış görünüyor. Dokuz Eylül  Üniversitesi&#8217;nde iki yıl önce böyle bir çalışma yapılmış. Yüksek lisans çalışmasının adı: &#8220;Tehcirden Milli Mücadele&#8217;ye Ermeni Malları  (1915-1922)&#8221;, yazarı Tayfun Eroğlu, 206 sayfa. YÖK&#8217;ün ulusal tez merkezi sitesinde çalışmanın kısa künyesi var, hatta PDF nüshasının amblemi bile var fakat açamadım. Biraz araştırdım, başkaları da ulaşamazmış, yazarı  tarafından belirli bir süreye kadar başkaları  paylaşmasın diye olsa gerek ambargo konulmuş  teze. Doğru mudur? &#8230;&#8221;</em></p>
<p>Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Prof.Yasin Aktay 20 Mart 2010 tarihli Yeni Şafak gazetesinde  yayınlanan makalesinde Başbakan Erdoğan&#8217;ın &#8220;gerekirse kaçak Ermeni göçmenleri sınır dışı ederiz&#8221; sözlerini eleştirirken &#8220;Devlet ideolojisinin bindirdiği yükler iktidarı üstlenen iyi niyetlileri de baş etmeleri gereken en ağır bozucu etkiyi yapıyor&#8221; diye yazıyordu.<sup>5</sup>                                                                                                                             </p>
<p align="justify"><em>&#8220;&#8230;..Devlet adına konuşmayan, saf bir vicdan sahibi bir Erdoğan, en saf İslami referanslarına sahip bir Erdoğan &#8220;birilerinin günahının cezasını alakasız bir başkasına çektirme&#8221;yi bir fikir olarak bile olsa, aklının ucundan geçirir miydi acaba? </em> </p>
<p align="justify"><em>Ermeni tasarısının başbakanın ve hükümetin şimdiye kadar geliştirdiği  çizginin en çetin imtihanını  oluşturduğu bu saatten sonra söylenebilir. Başbakanın kaçak Ermenileri sınırdışı etmekle ilgili düşüncesi telaffuz edildiği anda 1915 yılına ait Ermeni milliyetçilerinin işlemeye çalıştığı &#8221;tenkil-tehcir&#8221; algısını bir tür canlandırmış oldu. Bugün bunu yapabileceğini düşünmek ile geçmişte neler yapılmış olabileceğini birbirine pekiştirici bir argümanla bağlamak hiç de zor değil. <br />
</em> <br />
<em>Doğrusu soykırımı Türkiye&#8217;ye itiraf ettirmeye çalışan uluslar arası siyasal aktörlerin karşısında daha soğukkanlı ve vicdanı asla elden bırakmayan bir yaklaşım üzerinde çalışmak gerekiyor&#8230;&#8230;&#8230;..&#8221;</em> </p>
<p align="justify">Böyle birkaç  yazıdan genellemeci sonuçlar çıkarılabilir , bu yazılar resmi tarihten farklı düşünmeyen Muhafazakar kitlelerdeki değişimin bir işareti olabilir mi? Doğrusu emin değilim. Ancak söz konusu yazıları &#8220;Ermeni Sorunu&#8221; hakkında önümüzdeki dönemde çok daha farklı görüşlerin ortaya konulacağının ilk göstergeleri olarak görüyorum. <br />
 
</p>
<p align="justify">Bu konuda görüşlerimi daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Kısaca özetlemem gerekirse Ermeni sorunu dediğimiz meselenin aslında, sosyal darwinist idealleri paylaşan , pozitivist, hemen hemen aynı dünya görüşlerine sahip, hatta yakın zamana kadar işbirliği içerisinde olan iki örgütün  İttihatçılarla  Taşnakların sivil halk üzerinden kanlı bir hesaplaşması olduğunu savunuyorum. Bu hesaplaşmanın sonucu ise sonucu ise iki milyona yakın Müslüman ve Hristiyan Osmanlı vatandaşının etkilendiği korkunç bir trajediydi.</p>
<p align="justify">Özellikle 1914  Ağustos&#8217;unda Erzurum&#8217;da yapılan Taşnak kongresine İttihat- Terakki temsilcilerinin de katıldığını , Talat Paşa&#8217;nın bilgisi dahilinde savaşa Osmanlı tarafında olurlarsa Taşnaklara Erzurum, Van ve Bitlis&#8217;in teklif edildiğini , bu toplantının günümüzde meseleyi anlatma iddiasında bulunan ne Türk ne de Ermeni kaynaklarında fazla durulmadığını ya da eksik anlatıldığını yazdığımı okurlarımız hatırlayacaktır. Nedense &#8220;resmi tarihçilerimiz&#8221; ne de &#8220;diyaspora tarihçileri&#8221; İttihatçı-Taşnak ilişkileri üzerinde çok fazla durmuyor.  </p>
<p align="justify"> &#8221;Ermeni Sorunu&#8221;na yaklaşımın, yurtdışı parlamentolarda yapılan oylamaları maç seyreder gibi seyredip skoruna göre sinirlenmek ya da sevinmekten çok daha öte davranışlar gerektirdiği açık. Ayrıca &#8220;soykırım yapılmıştır&#8221; ya da yapılmamıştır gibi iki kutuplu bir tartışmanın sorunun anlaşılmasında son derece sığ ve yetersiz kaldığı da ortada. Neredeyse bir asır önce yaşanmış bir trajediyi daha soğukkanlı değerlendirmek gerekiyor. </p>
<p align="justify">Ek okuma: <a class="l" onmousedown="return clk(this.href,'','','res','1','&amp;sig2=dSPmB5RfvJXSuOYJqk-efA','0CAgQFjAA')" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/"><span style="font-size: small;"><span style="color: #2200cc;"><strong>İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi</strong>?</span></span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/07/muhafazakar-aydinlarin-ermeni-sorunu%e2%80%99na-yaklasimi-degisiyor-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/07/muhafazakar-aydinlarin-ermeni-sorunu%e2%80%99na-yaklasimi-degisiyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zabel’in Sızısını da Dindirecek Bir Arşiv Belgeniz Var mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/zabel%e2%80%99in-sizisini-da-dindirecek-bir-arsiv-belgeniz-var-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/zabel%e2%80%99in-sizisini-da-dindirecek-bir-arsiv-belgeniz-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 13:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem Yağız</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[1915]]></category>

		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9322</guid>
		<description><![CDATA[Tarihçilerimiz pek sevdiler bu işi. Amerika&#8217;da pişer bize de düşer.  Fena mı oldu?  İlk çağ toplumlarının şamanları gibi her bir televizyon kanalı bir tarihçi yakalamış konuşturuyor babam konuşturuyor. Artık bir süredir gözden düşmüş resmi tarihin gurusu beyefendiler mi ararsınız, kesmeyelim de besleyelim mi düzeyinde espri yapmayı öğrenmiş hııh hıh hıhıhı diye gıdaklayanlar mı? Gün doğdu ya biz de gözlerinin içine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/gerardarchiveboy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-9324" title="gerardarchiveboy" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/gerardarchiveboy-227x300.jpg" alt="" width="227" height="300" /></a>Tarihçilerimiz pek sevdiler bu işi. Amerika&#8217;da pişer bize de düşer.  Fena mı oldu?  İlk çağ toplumlarının şamanları gibi her bir televizyon kanalı bir tarihçi yakalamış konuşturuyor babam konuşturuyor. Artık bir süredir gözden düşmüş resmi tarihin gurusu beyefendiler mi ararsınız, kesmeyelim de besleyelim mi düzeyinde espri yapmayı öğrenmiş hııh hıh hıhıhı diye gıdaklayanlar mı? Gün doğdu ya biz de gözlerinin içine bakıyoruz hazretlerin. Bakalım bu gece bu soykırım meselesini nasıl kotaracaklar diye.</p>
<p> Bir ağızdan kestik sürdük ama hele bi sor; niye kestik. Sürdük ettik, ama sor bak; nedeni neymiş  deyu konuşup duruyorlar. Fıtık ameliyatına  hazırlanan cool doktor tavırlarını takınmış adamlar, beyaz kenarlıklı poşetlere yerleştirilmiş fotokopi arşiv belgeleri elde,  bir o kağıdı bir bu kağıdı haşır haşır karıştırıyor: &#8220;Bak bak 1895 aha da iki adet top resmi, bu da Hınçak militanları. Patriklik arşivleri şöyle, Amerikan arşivleri böyle&#8230; <span id="more-9322"></span>Talat&#8217;ın hatıra defterindeki 1 milyondan 300 bin çıkar, ondan da 500 çıkar, hadi hatırın için şuradan buradan da 50 bin eklemiş olalım gördünüz mü bakın 1 milyon Ermeni değilmiş ölen; meğerse 300 bin kişi ölüvermiş. Sonra 500 e 1 ekle 200 çıkar 300 ekle gördünüz mü canım gidenler öyle 2 milyon falan değil, taşşş çatlasa 1 milyon 200 bin&#8230;&#8221;</p>
<p> Pes! Bütün kanıtlamaya çalıştıkları  nedir biliyor musunuz, bizi inandırmaya ikna etmeye çalıştıkları: Selim Deringil gibi Taner Akçam gibi tarihçiler diyelim ki işkembeyi kübradan atıyorlar olsun. 1895 lerde falan hiç de öyle Hamidiye alayları, köylüler falan katliam yapmamış, köylerden  kız kaçırmamış, Ermeni mallarına konmamış olsun, hadi Halaçoğlu haklı olsun bütün katliamları Hınçak çeteleri Zeytun&#8217;da, Van&#8217;da, Diyarbakır&#8217;da yapmış olsun hatta Ermenilerin öldürüldüğü katliamları bile! Bu durumda biz vicdanen şuna ikna olmalıyız ki Bursa&#8217;da, Kütahya&#8217;da, Yozgat&#8217;ta, Siirt&#8217;te, İstanbul&#8217;da, Kayseri&#8217;de, Ordu&#8217;da milyonlarca Ermeniyi toplayıp binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sürmeye hakkımız vardı. Yolda ölen(dürülen)ler de, pek onlardan bahsetmeyi sevmiyoruz ama vaka-yı adiyeden bir takım şanssız olaylar. Hem biz de katledilmedik mi Balkanlarda? Hem Osmanlı parçalanmamak için meşru müdafaa yapmıyor muydu? </p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/2414616998_d9797f9b08.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-9325" title="2414616998_d9797f9b08" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/2414616998_d9797f9b08.jpg" alt="" width="500" height="366" /></a></p>
<p><strong><em> Resim: Tehcirden sonra Kudüs&#8217;e götürülmüş yetimler</em></strong></p>
<p>Devleti Ali&#8217;nin dağılmaması adına Halaçoğlu&#8217;nun en iyimser rakamlar ile 300 bin bulduğu katledilen insan sayısına bakıp bu soykırım değil, katliam değil müdafaadır, vatan savunmasıdır argümanına he diyenler Srebrenitza&#8217;da Yugoslavya&#8217;nın parçalanmaması adına  savaşan Sırpların katlettiği 10 bin civarı sivil insan için Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırımdan doğrudan doğruya Sırbistan sorumlu tutulamaz kararı verildiğinde ne düşünmüşlerdi acaba. Devleti Ali&#8217;nin bekası için her türlü zalim savaş stratejisinin uygulanabileceğini düşünenler bir an durup Bosna&#8217;yı, Çeçenistan&#8217;ı, Doğu Türkistan&#8217;ı tartmalılar vicdanlarında. Eğer hala normaldir diyebiliyorsak zaten ver elini 40 bin cenazenin kalktığı Kürt coğrafyası da diyebiliriz.</p>
<p> Sürekli ve sürekli tekrar ettikleri bir diğer argüman bizler de Balkanlarda, Kafkas Cephesinde çok kayıplar verdik. Girit&#8217;ten sürülüp kovulduk. Peki ne zaman bir milletin çektiği acılar başka bir millete acı çektirmek için meşru bir sebep oldu. Holokost&#8217;un acıları da acaba katledilmiş Yahudi halkının gidip Filistinlileri sürmesi ve katliam yapması için bir sebep miydi. </p>
<p> Ha sonra ne diyor devamında Yusuf Halaçoğlu, Murat Bardakçı gibi tarihçiler Atatürk&#8217;ün, Mahmut Esat Bozkurt&#8217;un da Türk olmayan halklar hakkında onların bu ülkede yerlerinin olmadığına dair, tek haklarının köle olma hakkı olduğuna dair beyanatlar vermesi normalmiş. Çünkü bir savaştan çıkmışız hem de o dönemde Hitler gibi Musolini gibi insanların çok daha ağır lafları varmış. İyi de değerli tarihçim, bugün Hitleri herhalde Avrupa&#8217;da bir avuç faşist dışında kimse ulu önder, tartışılmaz kahraman falan ilan etmiyor. Hitleri koruma kanunu falan da çıkarmıyor değil mi ya. Bu tür demeçlerine kısaca tek bir isim veriliyor faşizm! Standardı bu kadar da düşürmeyelim. Sonra Kemalistleri bile kızdırırsınız maazallah&#8230;</p>
<p> Açgözlü bir cenaze levazımatçısı tavrı ile atalarının cesetlerini sayıp çıkan rakamlar üzerinden toplama çıkarma yaptığımız insanların hakkını hukukunu Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, burkalı şalvarlı insanların kanlarını böylesine helal kabul etmiş bir ülke ne kadar savunur, 2000 yılından beri Filistin&#8217;de 2500 den fazla çocuğun katili olan İsrail&#8217;e tüm dış yardımlarının %30 unu aktaran çirkefler parlementosunun aldığı soykırım kararı kimin ne kadar acısına şifa olur bilinmez ama eğer gerçek manada vicdan, ahlak, hatta iman denilen şeyi taşıyorsak Türkiye Halkının dönüp diasporada yaşayan Ermenilerin acılarını görmeye, içten bir üzüntü ile kucaklamaya ve helallik dilemeye ihtiyacı var. Bunun da ötesinde Türk Devletinin bu konuda ciddi, gönül alıcı ve samimi adımlar atması şart. Üstelik müze olarak açılmış, haçsız, yılda bir turizm kapsamında dinsel törene (ne demekse) izin verilmiş, Ahtamar&#8217;dan bozma Akdamar  (kilisemsi) müzesi gibi olmayan samimi adımlar.  Bunu Amerika, İsveç şu bu istiyor diye değil bir hakkı iade edebilmek için ve insan olma sorumluluğuna sahip olduğumuz için yapmaya ihtiyacımız var üstelik.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/2414616384_d21f6d97dc.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-9326" title="2414616384_d21f6d97dc" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/2414616384_d21f6d97dc.jpg" alt="" width="500" height="330" /></a></p>
<p><em><strong>Resim: Kürt Şarabin aşireti, Nisibin(?)-Demir Kapı arasındaki yolda 7 Ermeni kadını rehin almışlar. (The Kurdish Sharabin tribe, which held seven young Armenian women captive, on the route between Nisibin and Demir Kapu.)</strong></em></p>
<p> Diaspora diaspora diye ödümüzü  patlatıp durdukları şeytan değil. Onlar benim babamın babaannesinin bir sabah vakti derdest edilip meçhule gönderilmiş, ölene kadar ağlayarak anlattığı komşularının torunları. Birçok arkadaşımın zorla evlenilmiş anneannelerinin babaannelerinin kardeş, akraba ve hısımları. Ya da bir gece vakti hikayesi ile facede karşılaşıp boğazıma bir şeyleri düğümleyenlerden biri. Zabel belki de:</p>
<p> Zabel&#8217;in babasını  1915&#8242;de sürgüne giderken yolda bir Kürt köylüsü annesinin elinden çekip almış, yıllarca dağlarda çoban olarak çalıştırmış, sonra da bir gün bir subaya satmış (şaşırdık mı yoksa evet satmış!).</p>
<p> Şöyle anlatıyor hikayenin gerisini Zabel:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221;&#8230; Babam annesini bir daha görmemiş. Dağlarda çobanlık yaparken kendisi gibi aynı kaderi paylaşan aynı yaşlarda bir Ermeni çocuğuyla tanışmış ve birbirlerinin parmağını kesmişler ve akan kanı içerek kan kardeşi olmuşlar. Ben 1970 yıllarına kadar amcam olduğunu sanırdım o kişinin. Babam o tarihe kadar her şeyi benden saklamıştı. Sebeplerini belki anladınız&#8230; Rahmetli Hrant Dink, kardeşleri Yervant ve Hosrov ile aynı okulda okudum, aynı masalarda yemek yedim, beraber güldük beraber ağladık. İlkokuldan sonra Lübnan&#8217;a göç ettik. Tuzla kampını duymuş olmalısınız. O binaların temellerinden çıkan topraklarla yol yapmıştık denize gitmek için. <strong>O kamp da gitti elden</strong>&#8230;&#8221;</em></p>
<p> Resmi tezin savunucusu tarihçilerimiz son günlerde hep aynı türküyü çığırıyor: Tarihçiler komisyonu kuralım, şuradaki arşivleri inceleyelim, buradakilere bakalım. Küflenmiş yüz binlerce sayfayı karıştıralım göreceksiniz, kanıtlayacağız ne kadar haklı olduğumuzu.</p>
<p> O sayfaların bu ülkenin her bir köşesine acı hatıralarını bırakmış Zabel&#8217;in babası ve diğer tehcir kurbanlarına bir faydası yok biliyorum. Ama merak ediyorum  kurulması istenen tarih komisyonu &#8220;o da gitti elden&#8221; cümlesiyle içimde sızı bırakan Zabel&#8217;in ve onun gibi milyonların yüreğinde bir yerlere değecek, tüm yaşadıkları için bir teselli verebilecek mi?</p>
<p> Cevabı evet değilse bu sorunun bırakın bari bizler bildiğimiz gibi helalleşelim.</p>
<p>Zira kimse kusura bakmasın bu adamı ben öldürmedim, malını mülkünü ben yağmalamadım, karısını kızını köle pazarlarına ben düşürmedim. 95 yıldır arka bahçede sakladığınız cesedini de taşımanıza ben yardım etmeyeceğim!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/04/06/zabel%e2%80%99in-sizisini-da-dindirecek-bir-arsiv-belgeniz-var-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/04/06/zabel%e2%80%99in-sizisini-da-dindirecek-bir-arsiv-belgeniz-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

