<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yeni Bir Site Doğuyor: Millî Eğitim Yerine Sivil Eğitim</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 18:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21791</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg"><img class="size-full wp-image-21792 aligncenter" title="sivil_egitim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sivil_egitim.jpg" alt="" width="300" height="216" /></a></em></p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Çocuklara her gün &#8220;rahat&#8221; &#8220;hazır ol&#8221; komutlarıyla ezberlettirilen &#8220;andımız&#8221; adlı yemin metninin gerek içeriği ve gerekse okutma biçimine bakıldığında bir önceki çağa ait bir uygulama olduğu hemen fark edilir. Aynı zamanda bu tür bir uygulamanın ne pedagojik ilkelerle ne de evrensel hukukla bağdaşır bir yanı bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki Türkiye&#8217;de çocuklar hala asker komutlarıyla bu andı tekrar etmektedirler. Her gün askeri komutları tekrarlayan okul idarecilerinin kendilerini komutan, öğrencilerini ise asker gibi görmeye başladığı bir eğitim sisteminde bireyin özgürleşmesi mümkün değildir &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.sivilegitim.com/hakkimizda" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap &#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/05/yeni-bir-site-doguyor-milli-egitim-yerine-sivil-egitim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Millî Eğitim neye yarar?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 18:33:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jonathan Küçükarabacı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21534</guid>
		<description><![CDATA[
&#8230;  Eğitim konulu makalelerden &#8230;

Kan Sevgisini Öğretmek&#8230; (Cemile Bayraktar)
100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji (Alper Gürkan)
İletişim Fakültesinde yumurta atmak (İbrahim Becer)
Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi (Mauren Healy)
İki Mustafa (Cemile Bayraktar)
19 Mayıs Militarizmi (Ufuk Coşkun)
Eğitim mi şart, Okul mu? (T. Suat Demren)
Topluiğne, Cop ve Bıyık (Takunyalı Topluiğne)
Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı (Okan Arslan)
Dil bir oyuncak mıdır? (T. Suat Demren)
Millî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_ve_uzayli.jpg"><img class="size-full wp-image-21535 aligncenter" title="milli_egitim_ve_uzayli" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_ve_uzayli.jpg" alt="" width="395" height="440" /></a></p>
<p>&#8230;  <a title="Eğitim kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/egitim/"><span style="color: #0066cc;">Eğitim</span></a> konulu makalelerden &#8230;</p>
<ul>
<li><a title="Permanent Link to Kan Sevgisini Öğretmek..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/">Kan Sevgisini Öğretmek&#8230;</a> (Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to 100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/">100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji </a>(Alper Gürkan)</li>
<li><a title="Permanent Link to İletişim Fakültesinde yumurta atmak" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/">İletişim Fakültesinde yumurta atmak </a>(İbrahim Becer)</li>
<li><a title="Permanent Link to Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/">Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi</a> (Mauren Healy)</li>
<li><a title="Permanent Link to İki Mustafa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/">İki Mustafa </a>(Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to 19 Mayıs Militarizmi" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/">19 Mayıs Militarizmi </a>(Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to Eğitim mi şart, Okul mu?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/04/egitim-mi-sart-okul-mu/">Eğitim mi şart, Okul mu?</a> (T. Suat Demren)</li>
<li><a title="Permanent Link to Topluiğne, Cop ve Bıyık" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/08/05/topluigne-cop-ve-biyik/">Topluiğne, Cop ve Bıyık </a>(Takunyalı Topluiğne)</li>
<li><a title="Permanent Link to Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/07/23/aileni-mi-seversin-devletini-mi-imam-hatipli-bireyin-drami/">Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı</a> (Okan Arslan)</li>
<li><a title="Permanent Link to Dil bir oyuncak mıdır?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/">Dil bir oyuncak mıdır?</a> (T. Suat Demren)</li>
<li><a title="Permanent Link to Millî Eğitim, Millî Beyin Yıkama, Millî Endoktrinasyon" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/">Millî Eğitim, Millî Beyin Yıkama, Millî Endoktrinasyon </a>(Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to Öğrenci değil eğitim kurumu sınıfta kaldı" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/08/09/ogrenci-degil-egitim-kurumu-sinifta-kaldi/">Öğrenci değil eğitim kurumu sınıfta kaldı </a>(Cemile Bayraktar)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zihinler Artık Fikir Mezarlığı Olmasın" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/10/zihinler-artik-fikir-mezarligi-olmasin/">Zihinler Artık Fikir Mezarlığı Olmasın </a>(Fatma Kopuz)</li>
<li><a title="Permanent Link to Nefret Suçları ve Eğitimin Rolü" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/03/18/nefret-suclari-ve-egitimin-rolu/">Nefret Suçları ve Eğitimin Rolü</a> (Ufuk Coşkun)</li>
<li><a title="Permanent Link to 24 Kasım Öğretmenler Bayramı : Bir 12 Eylül icadı!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/11/24/24-kasim-ogretmenler-bayrami-bir-12-eylul-icadi/">24 Kasım Öğretmenler Bayramı : Bir 12 Eylül icadı!</a> (Bilal Sambur)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zihne tecavüz mü millî eğitim mi?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/09/23/zihne-tecavuz-mu-milli-egitim-mi/">Zihne tecavüz mü millî eğitim mi?</a> (Haki Demir)</li>
<li><a title="Permanent Link to Gülen'e ve Türk ögretmenlere dair" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/03/14/gulene-ve-turk-ogretmenlere-dair/">Gülen&#8217;e ve Türk ögretmenlere dair </a>(Mehmet Yılmaz)</li>
<li><a title="Permanent Link to Zayıflamak istiyorsan daha çok yemelisin" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/01/12/kanla-bayrak-resmi-yapmanin-faydalari/">Zayıflamak istiyorsan daha çok yemelisin</a> (Mehmet Yılmaz)</li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2007/10/02/atamin-ogretmenleri/" target="_blank">Atam&#8217;ın Öğretmenleri </a>(Ece Arı)</li>
</ul>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-7896 alignright" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi?</p>
<p>GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen…</strong></p>
<p>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Sıradan insanları sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın?</p>
<p>1870′lerde İtalya’da yaşayan etnik gruplar birleşerek Fransız işgaline son verdiler. Bir İtalyan ulusu yoktu ortada, Fransız zulmünden bıkmış insanların meşru müdafasıydı vardı. Ama o dönemin Avrupası’nda yükselen değer <strong>halk</strong> değil <strong>ulus-devlet</strong> idi. “Problemin” farkında olan Milli Kurtuluş Hareketi liderleri şöyle diyorlardı : <em><strong>“İtalya’yı yarattık, sıra İtalyanları yaratmaya geldi!”</strong></em></p>
<p>Samsun’a bir <em>“güneş gibi”</em> doğanlar, Türk milletini <em>yoktan var edenler(!)</em> de acaba demişler midir <em><strong>“Türkiye’yi yarattık, sıra Türk Milletini yaratmaya geldi”</strong></em> diye?</p>
<p>80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş bir deli gömleğine işaret ediyor. Kral çıplak. Kral hep çıplaktı.</p>
<p>Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/milli-egitim-neye-yarar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Sevgisini Öğretmek&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 19:55:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21441</guid>
		<description><![CDATA[ 
&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;
İlköğretim sürecim benim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg"><img class="size-full wp-image-21442 aligncenter" title="kan_bayrak_ay_yildiz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kan_bayrak_ay_yildiz.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></strong></p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;&#8230; Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim? &#8230;&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>İlköğretim sürecim benim için ilk yüzleşmelerden olduğu için çok önemlidir. Yaklaşık 5 yıl okuyup neredeyse okuduğum hiçbir şeye inanmamış olmak ruhumda öyle ağır tahribatlar yaratmıştı ki, bugün dahi kokulu silgilerin kokusuyla birlik hatırladığım o yıllar okula gitmek istemediğim yıllardı, zannediyorum bir şeyler yapmak istiyordum ama <span id="more-21441"></span>yapamıyordum, yapamadığım her şey beni okuldan soğutuyordu. Bunları şimdi mi böyle yorumluyorum yoksa o zaman da böyle miydi çok seçemiyorum ancak okulda mutsuz olduğumu ve baskıdan rahatsız olduğumu çok iyi hatırlıyorum.</p>
<p>  Büyük bir ailenin ilk ve tek kızı-torunu olarak, bahçe içinde bir evde çok çok mutlu bir çocukluk yaşarken, 8-9 yaşlarımda hayatım çiçekler, evcil hayvanlar, rugan pabuçlar, çizgi filmler, kardeşimle oynadığım güzeller güzeli oyunlar şeklinde devam ederken birden ortalığı gri bulutlar kapladı&#8230; Her sabah okula geç kalacağım ve &#8220;Andımız&#8221;ı kaçıracağım korkusu yaşadığımdan mutlu bir sabahım olmamaya başladı. Kaç sabah çıkıp &#8220;Andımız&#8221;ı okuyacağım korkusuyla titrediğimi bilmiyorum. Tüm bunları atlatıp sınıfa girince hangi komşu ülkenin bizden nefret ettiği, hangi savaşta ne kadar kan aktığı bahisleri bir başka mutsuzluk sebebim oldu. Hele bir bayrak olayı var ki!</p>
<p>  Zannediyorum 9 yaşlarımda falanım, Türk bayrağının nasıl oluştuğu anlatılıyor. Binlerce insan öldürülmüş, orada kandan bir göl oluşmuş. Ay ve yıldız o kandan göle yansımış, Türk bayrağı oluşmuş&#8230; Aman Ya Rabbi! ne denli acı, ben bu bayrağı şimdi nasıl seveyim, orada ölenler benim gibi çocukların babası&#8230; Ben o bayrağı nasıl seveyim?</p>
<p>  Tabi tüm bunlarla kalmadı çocukluk hüzünlerim Kurban Bayramını Ramazan Bayramı&#8217;ndan daha çok severdim çünkü ben çocukken yaza denk gelirdi, kısa kollu gömlekler, fırfırlı etekler giyebilirdim, tüm ailemle bahçede cıvıl cıvıl kutladığım, uzunca bayram yemeklerinin yenildiği günlerdi&#8230; Tüm bu mutluluk o güne kadar sürdü, ailemden yaşlı bir kadın bana bayram günü şunları anlattı: &#8220;Biliyor musun, Allah İbrahim Peygamber&#8217;e oğlu İsmail&#8217;i kesmesini emretti, tam oğlunu kesecekken gökten bir koç indirdi, indirmeseydi İbrahim Peygamber oğlunu kesecekti, biz de şimdi babanı, amcanı kesecektik.&#8221; Şimdi yazarken bile yüreğim titriyor, o an çığlıklar atarak ağlamamak için kendimi zor tuttum. Allah bir peygamberden nasıl oğlunu kesmesini isterdi, sonra benim ailem cani miydi de evlatlarını kesecekti, ne tür dolaplar döndü durdu içimde, ne çok korktum bir bilseniz? Çok şükür ailemde bu numune örnek dışında din öğretiminde sapmış kimseler yoktu da, dinden çıkmadım!</p>
<p>  Şimdi bu güzel bahar günü bu kasvetli konuları neden açtığımı merak edebilirsiniz, izah edeyim: öğretimde 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesi ve Kuran-ı Kerim derslerinin seçmeli olmasından sonra bir iktidar partisinin yanlışına yanlış, doğrusuna doğru demekten aciz her an &#8220;Anti Ak Parti&#8221; misyonu güden çokça yorum okuduktan sonra ailedeki din eğitimi ve okuldaki eğitim film şeridi gözümün önünden geçti.</p>
<p>  Düne kadar tek tip insan yetiştirmek isteyen resmi ideolojinin yılmaz savunucusu Türk tipi laikler yönetim erkini elinde bulunduruyordu ve çocukları kurban ediyorlardı. Bugün çok şükür o zihniyet iktidar değil muhalefet ama bu kez de yaptıkları muhalefetin yapıcı ve etkili bir yönü olmadığından eğitim sisteminde yapılanları ıslah etmekten uzaklar.</p>
<p>  İktidar partisi bir şekilde eğitimde reform yapıyor, gerçek olmayan, bahanelerle dolu sözüm ona muhalif! ağızlar nedeniyle üzerine net konuşamadığımız için durumun netliğini bile ortaya koyamıyoruz. Birileri için kutsal olan dinlerinin tebliği yapmak, birileri için kutsal olan ırk-devletlerinin övgüsünde bulunmak niyetleri içinde olan yine çocuklara oluyor. Ne dinlerini, ne Rablerini, ne tarihlerini, ne ülkelerini bilmiyorlar, üstelik korkutuluyorlar, sonra yalanlar gözlerinde normalleşiyor. Tüm bu olumsuzluklar içinde halen birbirine karşıt iki gurup eğitimin içeriğindeki yanlışları düzeltmek yerine &#8220;senin dediğin-benim dediğim&#8221; tartışmasından daha ileri gidemiyor.</p>
<p>  Kimsenin çocuğunun ne tür bir eğitim alacağını belirlemek kimsenin haddi değil ama eğer senin &#8220;kin ve nefretle&#8221; yetiştirdiğin çocuğun yarın benim çocuğumun katili olacaksa ne yaptığını belirlemek ve buna müdahale etmek emin ol benim ödevim! Seninle ilgilendiğimden değil kendimi korumam gereğinden.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Kuran Kursu öğreticisi yahut din dersi öğretmeniyseniz lütfen çocuklara tebliği yaparken Rasulullah&#8217;ın dilini, iyiliği, güzelliği, hayrı ve hakkı tavsiye edin, anlayamayacakları kıssaları, yorumlayamayacakları olayları bilip bilmeden kafalarına sokmayın.</p>
<p>  Peki, ne yapılmalı?</p>
<p>  Bu ülkede devlet halen vatandaşını resmen &#8220;insan&#8221; kabul edebilmeyi öğrenemedi, kurumlar &#8220;insanlara şekil verebilecekleri bir çamur&#8221; gözüyle bakmaktan vazgeçmedi, eğitim gibi önemli bir sorun pek kimsenin umuru değil ama orada beni duyan vicdan, izan sahibi öğretmen kardeşlerim varsa rica ediyorum, Allah rızası için çocuklara merhamet edin. Kafalarına kahramanlığı sokacağım diye onları taşlaştırmayın, korkutmayın, ezberi bir yana bırakın, yorum yapsınlar hatta saçmalasınlar ama onları ezbere ve korkuya dayalı eğitim ile ezmeyin, lütfen&#8230;</p>
<p>  Yeri gelmişken söylemeden edemeyeceğim Kuran-ı Kerim dersinin seçmeli dersi olması çok iyi bir şeydir ancak bu sorunların çözümü açısından yeterli değildir zira hâlâ mevcut bir &#8220;zorunlu din dersi&#8221; uygulaması var ki bu da kabul edilebilir bir durum değil. Alevi, Hristiyan, belki inançsız ailelerin çocuğuna zorunlu &#8220;din dersi&#8221; vermek zulümdür, Kuran-ı Kerim ve Siyer derslerinin olduğu gibi din dersinin de seçmeli olması gerekmektedir.</p>
<p>  Yol uzun daha çok konuşacağız.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Resmî ideoloji ile ilgili e-kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/11/kan-sevgisini-ogretmek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>100 Temel Eser, Eğitim ve İdeoloji</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 21:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>

		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21434</guid>
		<description><![CDATA[Alper Gürkan
Geçmiş yıllarda yaptığı soruşturmalarla dikkat çekmişti Notos: Yazarlar ve kitaplardan sonra geçen sene &#8220;Edebiyatımızdaki En İyi 40 Şey&#8221; ile de hem usûl hem de muhtevâ yönünden edebiyat çevrelerinde tartışılmıştı. Derginin her yıl Şubat ayında açıklanan yıllık soruşturmasının bu yıl ki konusuysa &#8220;100 Temel Eser&#8221; oldu. Bu listenin, Genel Yayın Yönetmeni Semih Gümüş&#8217;ün deyişiyle &#8220;Kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_1.gif"><img class="alignright size-full wp-image-21435" title="milli_egitim_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_1.gif" alt="" width="224" height="284" /></a>Alper Gürkan</strong></em></p>
<p>Geçmiş yıllarda yaptığı soruşturmalarla dikkat çekmişti <em>Notos</em>: Yazarlar ve kitaplardan sonra geçen sene &#8220;<em>Edebiyatımızdaki En İyi 40 Şey</em>&#8221; ile de hem usûl<strong> </strong>hem de muhtevâ yönünden edebiyat çevrelerinde tartışılmıştı. Derginin her yıl Şubat ayında açıklanan yıllık soruşturmasının bu yıl ki konusuysa &#8220;100 Temel Eser&#8221; oldu. Bu listenin, Genel Yayın Yönetmeni Semih Gümüş&#8217;ün deyişiyle &#8220;<em>Kendi seçimini özgürce yapan okurlar için değil de zorunlu okumalar yapacak öğrenciler, gençler için</em>&#8221; (2012:23) olması konuya özel bir önem yüklüyor ve onu ciddîleştiriyor. Çünkü eserler bu şekilde listelenerek gençlik için yönlendirici bir kalıp oluşturuluyor.<strong> </strong>Bilhassâ günümüzde televizyonun baskın rolü, internetin karmaşık yapısı ve diğer çevresel faktörlerdeki değişim sürecinin muhtevâsı sebebiyle pek de müsbet sayılmayacak bir dönemde yaşadığımız için temel eserler de hassasiyetini koruyor. Nihâyetinde yetişme çağındaki gençler, hem toplumsal birer aktör hem de muhtelif etkileşimler dâhilinde birer ferd olma süreçlerinde toplum tarafından yönlendirilme gereksinimi duyuyorlar.</p>
<p>Toplumsallaşma açısından bu gereksinimin olduğu açık, fakat bunun ahlâkî ve felsefî boyutu tartışmalıdır. Bu boyutlardan kasıtsa eserlerin içerikleri değil, listenin oluşturulmasındaki seçme ve sunum tarzıdır. Çünkü eğitim ya da yetiştirme kavramlarının arkasında çocukların ve gençlerin herhangi bir ideolojinin güdümüne terk edilmeleri de mümkündür. Misal<strong> </strong>vermek gerekirse, Millî Eğitim Temel Kanunu&#8217;nun ikinci maddesi şöyledir: &#8220;<em>Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek</em>(tir.)&#8221; (Değişiklik tarihi:1983)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21436" title="milli_egitim_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/milli_egitim_1.jpg" alt="" width="200" height="376" /></a>Bir kanun maddesiyle karşı karşıya olunduğu için böylesi bir eğitim gâyesini eleştirmek sadece siyâsî bir anlam taşır ve eleştiri, eğitimin &#8220;millî&#8221; niteliğindeki dokunulmazlıktan da geri döner. Zîrâ &#8220;tevhid-i tedrisat&#8221; mefhûmunun da gereği budur. İdeoloji eğitimi bir bütün halinde kuşatmışken kanunla oluşturulmuş olan bu sınırlılık bizi, hangi yetkin listeye yöneltebilir ki?</p>
<p>Üstelik gerçeklik bununla da sınırlı değil! &#8220;Çocukluk&#8221; fikrinin yaklaşık yüz elli yıllık bir geçmişi olduğunu ileri süren Catherine Baker, okula göndermediği kendi kızına bunun gerekçesini îzâh etmek maksadıyla kaleme aldığı kitabında şöyle yazar: &#8220;<em>Televizyon reklamları kadar, okulda verilen bilgiler de eleştirilebilmelidir; kimsenin Ksenophon&#8217;u, Charlemagne&#8217;ı, Marx&#8217;ı ya da Watt&#8217;ı, Banga&#8217;yı, Lévitan&#8217;ı ya da Paic Citron&#8217;u bana zorla öğretmeye hakkı yok</em>.&#8221; (1995:17)</p>
<p>Bir de doğrudan &#8220;millî&#8221; olmayan bir hâkimiyet sorunu var ki demokrasilerin kaçınılmaz &#8220;iktidar&#8221; sorunudur bu: Çünkü eğitim, gücü elinde bulunduranların bir terbiye sopasından ibârettir. Son dönemde, 28 Şubat sürecinde ve 2012&#8242;de iktidarların eğitime nasıl istedikleri biçimi verebilecekleri net olarak görülmüştür. &#8220;<em>Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz</em>?&#8221; isimli kitabını <span id="more-21434"></span>&#8220;<em>Türkiye&#8217;de ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür&#8217; kuşaklar yetiştirmenin kavgasını vermiş ve daha da verecek olan öğretmenlere</em>&#8221; ithaf eden Server Tanilli farklı bir pencereden &#8220;çağdaş eğitim&#8221; düşüncesi etrâfında yazarken bu mes&#8217;eleyi de ele alır. Kitabının eğitime ilişkin olarak siyâsî<strong> </strong>parti programlarını ele aldığı kısmında, eğitim anlayışının ANAP&#8217;ta &#8220;<em>iş yaşamına ve özel girişme hizmet sunacak insangücü yetiştirme</em>&#8220;, DYP&#8217;de bunlara ilâveten &#8220;<em>yurttaş kimliği taşıyan bireyler</em>&#8221; oluşturma, RP&#8217;de &#8220;<em>aydın din alimi kadrosu yetiştirme</em>&#8220;, SHP&#8217;de &#8220;<em>bilime dayalı, düşünen, bilinçli, laik ve demokratik bireyler yetiştirme</em>&#8221; gibi maksatlara binâen ihdâs edildiğini gösterir. (1996:195-216) Bugünkü partilerin programları da çok farklı değildir. İktidarı, yani gücü eline geçiren grupların, &#8220;çocuklar&#8221; üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olacakları değerlendirildiğinde konu kafa karıştırıcıdır. Genelde eğitim olgusu, özeldeyse eğitimde kaynaklık edecek eserler konusu yönünden toplum, tartışmalı bir sorunla karşı karşıyadır. Bu yüzden konunun ciddiyeti kadar netâmeli olduğu da ayrıca belirtilmelidir.</p>
<p>Bu çerçevede internette <em>farzimuhal.com</em>&#8216;da <strong>Ali Görkem Userin&#8217;in <em>Notos</em>&#8216;un listesine yönelttiği tenkidi dikkate almak </strong>î<strong>c</strong>âb<strong> </strong><strong>ediyor: &#8220;</strong><em>Seçiciler kurulu da tıpkı derginin yazar kadrosu gibi ağırlıklı olarak soldan isimleri içeriyor. 192 kişilik kurulda Abdullah Uçman, Sadık Yalsızuçanlar, Murat Menteş, Ali Çolak, Can Bahadır Yüce ve Ömer Lekesiz dışında İslamî ve sağ cenahtan başka bir şair-yazar yer almıyor. Buna karşılık solun, en cılız isimleri de dahil her fraksiyonundan yüzün üstünde yazar seçici kurulda yer alarak listenin oluşumuna katkı sağlamış. Eğitimciler denilen muğlak gruba hiç değinmiyoruz. Listenin oluşumunda kullanılan istatistiksel yöntemi hesaba katarsak adını andığımız altı kişi aynı eserleri bile önerse, bunların nihai listede yer bulma ihtimali yoktur</em>.&#8221; (2012)</p>
<p>Bu durumun şöyle bir sakıncası var: Userin&#8217;in vurguladığı eksiklerden &#8220;Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Mehmed Âkif&#8221; -ilâveten Ahmed Arif, Attila İlhan a.g.-  gibi şairlerin eserlerinin yanı sıra &#8220;Peyami Safa, Kemal Tahir, Cengiz Aytmatov&#8221; gibi romancıların esâmesi okunmuyor listede. Bu da aynen MEB&#8217;nın listesinde olduğu gibi <em>Notos</em>&#8216;un listesinde de ideolojik baskınlığın mevcûdiyetine işâret ediyor.</p>
<p>Listelenenlerden bazılarının içeriğiyse ayrı bir tartışma konusu: Mesela MEB&#8217;nın listesinde de <em>Notos</em>&#8216;un listesinde de eksik olmayan bir eser var ki yeniden ele alınıp &#8220;eğitim felsefesi&#8221; kapsamında münâzara edilmesi şart. Bu eser, M.Kemal&#8217;in 1927&#8242;de yaptığı konuşmanın kitaplaştırılmasıyla oluşturulmuş olan <em>Nutuk</em>&#8216;tur. Sarâhatle görülüyor ki <em>Nutuk</em>&#8216;u &#8220;temel eser&#8221; yapan vasfı, ideolojik yönüdür. Daha doğru ifadeyle, resmî ideolojinin hudutlarını çizme niteliğidir. Oysa Mustafa Armağan&#8217;ın yazdığı gibi &#8220;<em>maalesef Nutuk&#8217;ta, tarihi yazan yapana değil, yapan yazana sadık kalmıştır</em>.&#8221; (2006) Yani tarih bir dayatmaya dönüştürülmüştür. Bu nedenle &#8220;aklı, fikri, vicdânı hür nesiller&#8221; için ilk ve ortaöğretimde kat&#8217;iyyen okutulmaması lâzım gelen bir kitaptır. Armağan, M.Kemal&#8217;in çevresinden olan Falih Rıfkı Atay&#8217;ın bu sebeple yazdığı bir eleştiriyi de aktarır yazısında. Atay, <em>Nutuk</em>&#8216;un yazılmasının, &#8220;<em>belgeleri belli bir yoruma tabi tuttuğunu ve tarihçiyi hükümlerinde bağladığını</em>&#8221; belirtir. &#8220;<em>Atatürk Nutuk&#8217;u yazmamalı, bütün o belgeler, tutanaklar dosyalarda kalmalı ve tarihçiler hükümlerinde daha serbest olabilmeliydi</em>&#8221; der. Neticede &#8220;<em>tarih kaynaklarını kutsal ve dokunulmaz kılarsanız, tam da o zaman kaynak olma özelliklerini yitirirler.</em>&#8221; (Armağan, 2006) Sevan Nişanyan da &#8220;<em>bir siyasi liderin düşünsel yapısını değerlendirirken bilinçli formülasyonlar haricinde bunların arkasındaki zihniyete ışık tutan ipuçlarını araştırmak gerektiğini&#8221; </em>vurgulayarak <em>Nutuk</em>&#8216;un bizce &#8220;temel eser&#8221; olmasına engel teşkil eden bir başka yönünü ifşâ eder. Nişanyan <em>Nutuk</em>&#8216;un, M.Kemal&#8217;in mütehakkim kişiliğinden kaynaklanan içeriğinde çok sayıda küfür ve hakâret tespit etmiş ve bunu listelemiştir. (2009:70-72) Manipülasyon, beyin yıkama, küfür, hakâret hangi dimağa ne verecektir? İçeriğe girildiğinde böyle bir listede yer bulan; &#8220;<em>Venedik&#8217;te Ölüm</em>&#8221; (Thomas Mann), &#8220;<em>Mrs.Dalloway</em>&#8221; (Virginia Woolf),  &#8220;<em>Dorian Gray&#8217;in Portresi</em>&#8221; (Oscar Wilde) gibi eserlerin çocuk dünyasındaki anlamları da ayrı bir tartışma konusudur.</p>
<p>Çocukların ve gençliğin hamuruna ilmî, fikrî ve estetik te&#8217;siri olacağı kanaatiyle oluşturulan &#8220;100 Temel Eser&#8221; listelerinin bugün ne ölçüde etkili, tutarlı ve &#8220;anlamlı&#8221; olduğu bu çerçevede ele alınmaya muhtac bir konu. Bu tartışma oluşturulmadan <em>Notos</em> yönetiminin iyi niyetle yaptığı belli olan bu liste, okur dünyasında hiçbir sahici ve etkili bir karşılık bulamayacaktır. Neticede internette yayılan e-kartlarda görülen hemen her &#8220;güzel&#8221; sözde Mevlâna, Yûnus, Ömer Hayyam, Neyzen Tevfik, Can Yücel gibi isimlerin imzalarıyla dolaştırılan metinlerden, bu listelerdeki eserlerin de liste dışı kalanların da ne kadar okunup okunmadığını görmek zaten mümkün.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><strong>Armağan</strong>,Mustafa (2006); <em>Atatürk, Nutuk&#8217;u keşke hiç yazmasaydı</em>, <a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=797515">http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=797515</a>, Erişim: 09 Nisan 2012</p>
<p><strong>Baker</strong><strong>, Catherine (1995); <em>Zorunlu Eğitime Hayır</em>, Ayrıntı Yay., İkinci Basım, İstanbul.</strong></p>
<p><strong>Gümüş</strong><strong>, Semih (2012); 100 Temel Eser ve Liste Yapmanın Değeri, <em>Notos</em>, S:32, Şubat-Mart 2012</strong></p>
<p><strong>Nişanyan</strong>, Sevan (2009); <em>Yanlış Cumhuriyet-Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru</em>, Kırmızı Yayınları, Dördüncü Baskı, İstanbul.</p>
<p><strong>Tanilli</strong><strong>, Server (1996); <em>Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz</em>, Cem Yay., Sekizinci Bası, İstanbul.</strong></p>
<p><strong>Userin</strong><strong>,Ali Görkem (2012), <em>Notos&#8217;un 100 Temel Eseri</em>, </strong><a href="http://farzimuhal.com/2012/02/08/notosun-100-temel-eseri">http://farzimuhal.com/2012/02/08/notosun-100-temel-eseri</a><strong>, Erişim: 07 Nisan 2012</strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Farklı konularda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20883" title="cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cemile_bayraktar_siirlerim_oykulerim_.jpg" alt="" width="140" height="195" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Şiirlerim, Öykülerim / Cemile Bayraktar</a></strong></p>
<p><strong>İnsan ya zevkten yazar ya dertten yazar</strong>. Ama insan bazen dertli olduğunu kendi bile bilmez, derdini ve zevkini kendi yazar ama farkında değildir, derdini de, şevkini de bazen kendi yazmamışçasına, yazdığından okur, insanın kendinde bilmediği yansımıştır yazıya, insan dertten yahut zevkten yazarken herkes kadar kendini okur. <strong>İnsan önce kendi için yazar. O vakit yazdığı aynası olur. </strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/cb_siirlerim_oykulerim_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p><strong>  </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21223" title="ktk3_kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ktk3_kapak.jpg" alt="" width="137" height="186" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Kitap tanıtan kitap 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>İnsanları birleştiren, engelleri ortadan kaldıran bir eylem yazmak<a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank"></a>… ve tabi okumak. Heinrich Böll, Sadık Yalsızuçanlar, Jean-Paul Sartre, Leyla İpekçi, Samuel Beckett, Peyami Safa, Immanuel Wallerstein, Marilyn Monroe veya Baudelaire… Farklı ülkelerde yaşamış, farklı kaygılarla yazmış olsalar da bütün yazarlar bir iz bırakmak, günü gelince başka insanlarca okunmak isterler. Evet… Yazmak vermektir. Kitap tanıtan kitaplarımızın üçüncüsünü ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kitap_tanitan_kitap_3.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignright size-medium wp-image-20440" title="cb_siirler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler-203x300.jpg" alt="" width="142" height="204" />Söz yıkar şiir imar eder</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">İncitmeden söylemek istersin ama söz incitir bazen. Ağlatmak istersin bazen ama söz ağlatmaz. Bazen sesini sözle duyurmak istersin ama duyulmaz. Bazen birsindir, bin olmak istersin söz yetmez. Sözün söz; kelimenin kelime olarak kaldığı anlar bazen yetmez, bazen tam aksine düşer, öyle zamanların sihri sadece şiirdir… Tahran’dan, Washington’a; Beyrut’tan, Tokyo’ya; İstanbul’dan Şam’a; Paris’ten Kazablanka’ya; Filistin’den Keşmir’e kadar uzatabilir kollarımızı şiir, tel örgülere, mayınlı topraklara, kırmızı çizgilere mahkûm etmeden beşeri, uzanır uzanabildiğince…<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/cb_siirler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank">Modern Bir Put: Bilim (Tartışma)<img class="alignright size-medium wp-image-19801" title="modern_put_bilim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put_bilim.jpg" alt="" width="144" height="195" /></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilimciler herşeyi parçaladıkları için mânâyı kaybediyorlar. Aşk’ı, Korku’yu, Sevinç’i hormonal “fenomenler” sanıyorlar. Hakikat’in tezahürü yok onlar için, sadece tezahür var. Sebebi? Eşya. Eşyanın sebebi? O da eşya(!) <strong>Biz buna “pozitivist iman” diyoruz.</strong> Çünkü pozitivistlerin bilimsellikle ilişkisi koptu. Bilimsellik değil bilimcilik peşindeler. Bilimi putlaştırdılar. Konuya eğilen yazarımız <a title="Mehmet Bahadır tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mehmetbahadir/">Mehmet Bahadır</a> her zamanki nazik üslubuyla <strong>“kral çıplak”</strong> dedi… Dedi ve bir işaret fişeğini daha ateşledi. Sitede en çok yorum alan yazılardan biri oldu bu makale. Fakat sadece içeriği ve yorum sayısıyla değil, <strong>yapılan yorumların kalitesiyle de öne geçti bu çalışma</strong>. 100′den fazla yorum alan ve aylar süren ilginç bir tartışmaya vesile olan makaleyi altındaki yorumlarla beraber kitaplaştırdık, ilginize sunduk. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler (Kitap + Tartışma)</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/10/100-temel-eser-egitim-ve-ideoloji/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sınavlar altında ezilirken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/04/sinavlar-altinda-ezilirken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/04/sinavlar-altinda-ezilirken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 15:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21330</guid>
		<description><![CDATA[28 Şubat döneminde zalimce uygulanan başörtüsü yasaklarını öyle manasız ve saçma bulmuştum ki en fazla birkaç yıl süreceğini düşünmüştüm, öyle ya devlet hafiyelerine daha ne kadar süre sınıf sınıf kız öğrencileri takip ettirebilirdi? Lise son sınıfı bitirebilmek için şehir merkezindeki liselerde katı başörtüsü yasaklarına göre biraz daha rahat olan ilçe merkezlerindeki liselere kayıt aldıran henüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/egitim_sinav.jpeg"><img class="alignright size-full wp-image-21331" title="egitim_sinav" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/egitim_sinav.jpeg" alt="" width="175" height="265" /></a>28 Şubat döneminde zalimce uygulanan başörtüsü yasaklarını öyle manasız ve saçma bulmuştum ki en fazla birkaç yıl süreceğini düşünmüştüm, öyle ya devlet hafiyelerine daha ne kadar süre sınıf sınıf kız öğrencileri takip ettirebilirdi? Lise son sınıfı bitirebilmek için şehir merkezindeki liselerde katı başörtüsü yasaklarına göre biraz daha rahat olan ilçe merkezlerindeki liselere kayıt aldıran henüz 15-16 yaşındaki başörtülü kızları yurda yatılı almak için başörtüsüz fotoğraf ve yurt içinde de başörtüsüz dolaşma yasağı koyan zalim zihniyet ne kadar var olabilirdi? Kızlarını bir zulümden kurtarmak için başka bir zulme dayanmak zorunda kalan babalar, kızlarını bilmedikleri bir ilçede yalnız bırakıp dönerken gizli gizli daha ne kadar ağlayabilirdi? Hem burası Müslüman bir ülkeydi, Müslümanlar bunu izlemezdi&#8230; Ama öyle olmadı, 14 yıl bahsettiğim tüm zulümler bilfiil devam etti.</p>
<p>  Çok şükür hemen hemen 14 yıl sonunda birkaç üniversitedeki keyfiyetine göre davranan dekanlar dışında birçok üniversitede artık olması gerektiği gibi başörtülü kadınlar giyim kuşamlarına müdahale edilmeden <span id="more-21330"></span>eğitim alabiliyorlar.</p>
<p>  2012 YGS (Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı) 28 Şubat&#8217;ta yasaklanan birçok başörtülü kadın için yeniden umut oldu, İmam Hatip ve meslek lisesi mezunlarına uygulanan katsayı haksızlığı da ortadan kaldırılınca üniversite eğitimi almak isteyen birçok kişi umutlandı ve sınava hazırlandı.</p>
<p>  Türkiye öyle bir ülke ki zulmün birini atlasanız diğerine maruz kalıyorsunuz, hadi zulmü atlattınız diyelim bu kez eğitim sistemindeki çarpıklıklar yapışıyor yakanıza, hadi bakalım kurtulun kurtulabilirseniz&#8230;</p>
<p>  Adı &#8220;Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi &#8220;olan bir kurumun YGS Sınavındaki hangi akla hizmet, neyi ölçü alarak hazırladığını bilmediğimiz o nevi şahsına münhasır kâbuslara sebebiyet verecek derecedeki sorunlu sorularını okurken Türkiye&#8217;de eğitimde verilmeyen bir düşünme biçiminin bu sınavda nasıl bir ölçü olarak alındığını düşündüm. Türkiye&#8217;deki ilköğretim ve liselerdeki eğitim-öğretim sistemini bilen biri olarak ÖSYM&#8217;nin hangi akla hizmet eğitim sisteminde mevcut bulunmayanı, verilmeyeni, öğretilmeyeni sorduğunu anlamıyorum. Sorular düşünmeye, yorumlamaya yönelik (bazıları emin olun düşünerek de cevaplanmayacak sorular zira bir tarih sorusunda cevabın sorusu olmayan soru gördüm) ama biz Türk eğitim sistemi müfredatında düşünmek ve yorumlamak yerine ezbere dayalı bir eğitim verildiğini çok iyi biliyoruz.</p>
<p>  Dönem dönem gönüllü olarak ders verdiğim lise ve hatta üniversite seviyesindeki gençlerin eğitimde nasıl ezbere dayalı, yorumdan uzak bir eğitimden geçirildiğini, müfredatın dışına çıkamayan öğretmenler eliyle nasıl kalıplara hapsedildiğini çok iyi bilen biri olarak 2012 yılı YGS Sınavındaki haksızlığa tahammül göstermek mümkün değil. Vermediğin eğitimi istemek nerede görülmüş, böyle bir haksızlık olabilir mi? Binlerce genç insanın geleceği nasıl saçma bir sistemle çöpe atılabilir, buna tahammül edilebilir mi?</p>
<p>  İşin bir başka boyutu binlerce genç insanın geleceğinin sadece bir sınava bağlanmış olması, 17 yaşındaki çocukların kaderini bir tek sınava bağlayamazsınız. Sınav gününe denk gelecek heyecan, hastalık belki sınava geç kalma vs. vs. gibi öğrenciye olumsuz yönde etki edebilecek durumları da katarsak böyle bir ciddiyetsizlik olabilir mi, bir ülke evlatlarını eğitim-öğretim sınavı ile boğabilir mi?</p>
<p><strong>  Peki, neler yapılmalı?</strong></p>
<p>  Ak Parti Hükumeti bugün 4+4+4 sitemini ortaya koydu, bunun yanı sıra üniversiteye giriş sınavlarını kaldırılacağının sinyallerini verdi.</p>
<p>  4+4+4 sitemini her zamanki gibi konuşmak yerine henüz bilmeden &#8220;hayııır&#8221; diyerek bağıranlar, bir eleştiri getiremeyenler nedeniyle konuşamadık ama elbette konuşmamız gerekiyor.</p>
<p>  Neler yapılmalı, bahsinde her şeyden önce ezbere dayalı bir müfredat yerine yoruma dayalı müfredat oluşturulsun. 4+4+4 üzerinden gidecek olursak son 4+4&#8242;e yayılmış bir sınavlar sistemi olmalı diye düşünüyorum. Bu sınavlara orta öğretim ve lise düzeyi öğrenciler katılmalı, ilk etapta yoruma dayalı dönem sonu ödevleri, buna ek olarak öğretim yılındaki notları, kendilerinin hazırlayıp sunduğu sözlü sunumlar, öğretmenlerinin değerlendirme notlarının (referansları) ortalaması alınarak öğrencinin düzeyi ortaya konulmalı ve üniversiteye girişi bu bütüncül çalışmaları sonunda sağlanmalı. Zira genç nüfus oranı yüksek, gelişmekte olan bir ülke öğrenci seçmede, başarıyı belirlemede oldukça başarısız bir sınav ile gençlere gelecek hazırlamaz bu sınavı onlara giyotin kılar.</p>
<p>  Sonuç olarak, bu saçma sınav sisteminin de birçok anlamsız uygulama gibi ortadan kaldırılmasının vakti geldi de geçiyor bile&#8230;</p>
<p><strong>  </strong></p>
<p> </p>
<p>… Resmî ideoloji ile ilgili e-kitap okumak için…</p>
<p> </p>
<p> … E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><strong>K<span style="color: #0000ff;">adınlar… Günümüzün Don Kişotları</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-8042" title="20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/20100102_derin_dusunce_kadinlar_donkisot-190x300.jpg" alt="" width="130" height="207" /></a>Suzan Başarslan’ın dediği gibi <strong><em>“kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği”</em></strong> bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/kadinlar_don_kisot.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/04/sinavlar-altinda-ezilirken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/04/sinavlar-altinda-ezilirken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan Tevhidi Tedrisat’ı tartışmaya açmalıdır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 20:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20713</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Tek parti döneminin Kemalist eğitim anlayışı özellikle Vatandaşlık, Yurt Bilgisi, Din Kültürü ve Beden Terbiyesi gibi derslere çok önem vermiştir. Maarif Vekâleti, eğitimi, öğretmenleri ve okulları kutsallaştırarak bireye devlete karşı vazifelerini öğreten milliyetçilik dozu yüksek bilgileri ders kitaplarına yerleştirmiştir. Örneğin dönemin ders kitaplarında &#8221; Dünyada anamızdan da canımızdan da çok sevdiğimiz iki şey vardır; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/milli_egitim_tevhidi_tedrisat.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-20714" title="milli_egitim_tevhidi_tedrisat" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/milli_egitim_tevhidi_tedrisat.jpg" alt="" width="178" height="300" /></a>&#8220;&#8230; Tek parti döneminin Kemalist eğitim anlayışı özellikle Vatandaşlık, Yurt Bilgisi, Din Kültürü ve Beden Terbiyesi gibi derslere çok önem vermiştir. Maarif Vekâleti, eğitimi, öğretmenleri ve okulları kutsallaştırarak bireye devlete karşı vazifelerini öğreten milliyetçilik dozu yüksek bilgileri ders kitaplarına yerleştirmiştir. Örneğin dönemin ders kitaplarında &#8221; Dünyada anamızdan da canımızdan da çok sevdiğimiz iki şey vardır; Türk yurdu ve Türk milleti&#8221; türünden bilgilere sıklıkla rastlamaktayız. 1927 yıllarında Abdülbaki Gölpınarlı&#8217;nın ilkokullar için yazdığı Din Kültürü kitabında ise iman &#8220;dinî&#8221; ve &#8220;milli&#8221; iman olmak üzere ikiye ayrılıyor. Milli iman bahsinde; &#8220;Bizim bir de milli imanımız vardır. Biz Türküz. Türkler medenidir. Milletimiz daima ileri gidecek, düşmanlarımızı alt edecektir. Türk adı anılınca göğsüm iftiharla kabarır, basım yükselir. Milletime, vatanıma faydası dokunanları severim, mübarek yurduma fenalık edenleri hiç sevmem. İste bu milli iman, bizi yaşatacak, ilerletecek imandır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti hükümetine tabi olanların hepsini bu iman birleştiriyor. Biz bu milli imanı, büyük Cumhurreisimiz Gazi Mustafa Kemal Hazretleri&#8217;nin ve onun vatansever arkadaşlarının gayretiyle, Cumhuriyet sayesinde kazandık&#8221; deniliyor.<br />
&#8220;İmanı&#8221; bile milli olarak takdim eden bir anlayışın oluşmasına hatta Kemalistlerin neredeyse milli marşı konumuna gelen 10. Yıl Marşı&#8217;nda &#8220;Türk&#8217;üz, bütün başlardan üstün olan başlarız, Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız, imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz&#8221; türü ifadelerin milli eğitimi anlayış olarak beslemesine neden olan Türk milli eğitim tarihindeki en önemli gelişme; 1924 yılında yürürlüğe sokulan Tevhidi Tedrisat yasasıdır &#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/tevhid-i-tedrisat-ve-egitim-cercevesinden-dindar.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p>… Kemalizm ve CHP konusunda daha fazla okumak için …</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/20/basbakan-tevhidi-tedrisat%e2%80%99i-tartismaya-acmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Okulda zorbalık ve intihar ilişkisi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 22:32:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hatice Avcı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aile]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20701</guid>
		<description><![CDATA[Orijinal metin: Mauren Healy
Okul zorbalığı intihara sebep oluyor mu?
Son birkaç haftadır gergin anne babalardan bir dizi telefon alıyorum. Çünkü çocukları onlara &#8221; Beni okula geri gönderirsen intihar edeceğim. Tamamen bitirmek istiyorum. Okulda &#8220;arkadaşlarım&#8221; bana eziyet ediliyorken güldü. Hayattan nefret ediyorum.&#8221; diyordu.  İyi haber şu ki,  benim yardımımı isteyen bütün anne babaların çocukları şu anda kendilerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/siddet_okul.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20702" title="siddet_okul" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/siddet_okul.jpg" alt="" width="232" height="181" /></a><a href="http://www.psychologytoday.com/blog/creative-development/201202/school-bullying-and-suicide" target="_blank">Orijinal metin: Mauren Healy</a></p>
<p><strong>Okul zorbalığı intihara sebep oluyor mu?</strong></p>
<p>Son birkaç haftadır gergin anne babalardan bir dizi telefon alıyorum. Çünkü çocukları onlara &#8221; Beni okula geri gönderirsen intihar edeceğim. Tamamen bitirmek istiyorum. Okulda &#8220;arkadaşlarım&#8221; bana eziyet ediliyorken güldü. Hayattan nefret ediyorum.&#8221; diyordu.  İyi haber şu ki,  benim yardımımı isteyen bütün anne babaların çocukları şu anda kendilerini daha sağlıklı ve mutlu hissediyor. Ama soru hala geçerli:  &#8221; Zorbalık bazı intiharların sebebi mi?&#8221;</p>
<p><strong>Birbirleriyle ilintili mi?</strong></p>
<p>Çoğu ruh sağlığı uzmanı ve intihar önleme uzmanı okul kabadayılığının intihara sebep olmadığını söylüyor. Kendini öldüren çocuk ve ergenlerde daha derinlerde bir şeyler olduğunu öne sürüyor. Katılıyorum.  Ne var ki onların inanmak istediği gibi her şeyin &#8220;siyah ya da beyaz&#8221; olmadığını <span id="more-20701"></span>da biliyorum. Çok hassas ya da duygusal olarak istikrarsız olan ve yoğun kalp kırıcı deneyimlerle baş edecek duygusal becerilere sahip olmayan küçük çocuklar, ergenler ve yetişkinler  &#8221;kötü seçimler&#8221; yapmaya meyilliler. İntihar kötü bir seçim.</p>
<p>Sonuç olarak ben okul zorbalığının intihara sebep olduğunu düşünüyor muyum? Hayır, intihara sebep olmuyor. Ancak bunun yaptığı, duygusal olarak hassas, üzüntüye ya da mantıksız kararlara yatkın bir çocuğu en kötü seçimi yapmaya -geri dönülemez intihar kararına körüklemektir.</p>
<p><strong>Gerçek Sorun</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kabadayılığın milletimizi süpüren bir salgın olduğunu ve pek çok çocuğun üzerindeki talihsiz etkisini dikkate alarak kendimize şunu sormalıyız: </span>Gerçek sorun ne? Asıl mesele bizlerin (ebeveynler, öğretmenler, liderler ve politikacılar) çocuklarımızın dünyalarını başarıyla idare etmeleri için onları gerekli rehberlik ve duygusal gereçlerle donatmıyor oluşumuz. Depresifken, incinmişken, utanmışken ya da sinirliyken bu kırılmış çocuklar tıpkı Phoebe Prince ve Amanda Cummings gibi (her ikisi de 15 yaşında) başka seçenekler görmek yerine hayatlarına son vermeyi seçiyorlar.</p>
<p>Sonuç olarak benim tavsiyem çocuklarımızın duygusal hayatlarına öncelik vermemiz ve arkasından onları akademik konularda, sosyal yeteneklerde, hayat becerilerinde ve önemli görülen diğer bütün alanlarda eğitmek. Çünkü biz şayet çocuklarımıza olumlu duygusal sağlık gereçlerini (mutluluk) en baştan vermeye başlamazsak kaçınması mümkün olan acı ve sıkıntılara onları endekslemiş oluruz.</p>
<p>Elbette ilköğretimden başlayarak duygusal sağlık dersleri veren, gelişme gösteren pek çok okulda olumlu değişiklikler görüyorum,  fakat bu daha fazla yaygınlaşmalı. Paraya ve öğretmene sahip olmayan okullar, bu çocukların hayatlarındaki stres verici durumlarla baş etmede kendilerini donatımsız buluyorlar, onların da buna ihtiyaçları var.</p>
<p><strong>Çözümü görmek</strong></p>
<p>Çözüm nasıl ortaya çıkar? Duygusal olarak zeki yetişkinler olarak çocukları başarmak için yetiştirerek ve onları hayatlarındaki zorlukların -ama otobüste bir kabadayı ya da &#8220;kırık bir kalp&#8221; üstesinden gelecek yetenek ve bilgiyle güçlendirerek benim ve sizin üstümüze düşeni yapmamızla olur. Bu eğer sizin en iyi yaptığınız şey değilse benim önerim çocuğunuzun derin (çoğunlukla ezici) duygularını başarılı bir şekilde yönetmesi için ona yardım edecek kişilerle, mekânlarla ve nesnelerle bağlantı kurmasını sağlamanızdır. Başka bir deyişle,  çocuklarımızın duygusal hayatlarının farkında olmamız ve üzüntüyle olduğu gibi acıyla da baş edebilecek yetenekleri geliştirmeleri için onlara yardımcı olmamız  gerekir ki kendi yollarını bu şekilde bulabilsinler.</p>
<p>Hasılı az önce bahsettiğim gibi önceliklerimizi Amerika&#8217;da çocuklarımızı nasıl eğiteceğimiz konusuna kaydırmalıyız. Duygusal sağlık, jimnastik gibi eklenti bir ders değil; aksine ülkemizdeki bütün devlet okullarının, özel okulların çekirdek müfredatında bulunmalı ki çocuklarımıza - en değerli varlıklarımıza- hayatlarında başarılı olmaları ve olmak istedikleri gibi olmaları için gerekli gereçleri verebilelim.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.benedicte-illustration.net/public/dessins%20ados/adov1.jpg" alt="" width="206" height="288" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/19/okulda-zorbalik-ve-intihar-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlatmanın Tehlikeleri (Dr Darcia Narvaez)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/10/aglatmanin-tehlikeleri-dr-darcia-narvaez/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/10/aglatmanin-tehlikeleri-dr-darcia-narvaez/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 10:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hatice Avcı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aile]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Pozitivizm]]></category>

		<category><![CDATA[bilimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20591</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;20. Yüzyıl &#8220;bilim adamının&#8221; çocuk yetiştirme konusunda annelerden, anneannelerden ve ailelerden daha fazla şey bildiğini farz ettiği bir dönemdi. Bir bebeğe çok fazla kibarlık ağlamaklı, bağımlı ve başarısız bir insanoğlunu ortaya çıkaracaktı. &#8220;Uzmanların&#8221; elinde bunu destekleyecek hiçbir kanıt olmamasına rağmen kendi kendilerine inanmaları ne kadar da komik!&#8230;&#8221;
Orijinal Metin: Dangers of “Crying It Out”
Çocuklara ve ilişkilerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/aglayan_cocuk_bilim.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-20592" title="aglayan_cocuk_bilim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/aglayan_cocuk_bilim.jpg" alt="" width="234" height="312" /></a></em></strong><strong><em>&#8220;&#8230;20. Yüzyıl &#8220;bilim adamının&#8221; çocuk yetiştirme konusunda annelerden, anneannelerden ve ailelerden daha fazla şey bildiğini farz ettiği bir dönemdi. Bir bebeğe çok fazla kibarlık ağlamaklı, bağımlı ve başarısız bir insanoğlunu ortaya çıkaracaktı. &#8220;Uzmanların&#8221; elinde bunu destekleyecek hiçbir kanıt olmamasına rağmen kendi kendilerine inanmaları ne kadar da komik!&#8230;&#8221;</em><em></em></strong></p>
<p><em><a href="http://www.psychologytoday.com/blog/moral-landscapes/201112/dangers-crying-it-out" target="_blank">Orijinal Metin: Dangers of “Crying It Out”</a></em></p>
<p><em>Çocuklara ve ilişkilerine uzun vadede zarar vermek</em></p>
<p>Bebekleri ağlamaya terk etmek en azından 1880lerden, tıp alanı mikroplar ve enfeksiyon bulaşması konusunda tam bir yaygara içinde olduğundan ve sonuç olarak bebeklere nadiren dokunulması gerektiğine kanaat edildiğinden beri gündemde olan bir düşünce.( Bknz Blum 2002)</p>
<p>20. yüzyılda, psikolojiyi zor bir bilim yapmaya meraklı olan davranışçı John Watson (1928) Amerikan Psikoloji Derneği&#8217;nin (APA) başkanı olarak merhamete karşı cephe aldı. Watson <strong>çok fazla anne sevgisinin tehlikeleri</strong> konusuna dikkat çekerek mekanik davranışçı paradigmayı çocuk yetiştirmeye <span id="more-20591"></span>uyguladı. 20. Yüzyıl &#8220;bilim adamının&#8221; çocuk yetiştirme konusunda annelerden, anneannelerden ve ailelerden daha fazla şey bildiğini farz ettiği bir dönemdi. Bir bebeğe çok fazla kibarlık ağlamaklı, bağımlı ve başarısız bir insanoğlunu ortaya çıkaracaktı. &#8220;Uzmanların&#8221; elinde bunu destekleyecek hiçbir kanıt olmamasına rağmen kendi kendilerine inanmaları ne kadar da komik! Bilakis bunun aksini gösteren kanıtlar her yerde ve her zaman vuku bulmuştur.</p>
<p>Zamanın devlet destekli bir kitapçığı&#8221; anneliğin bebeği huzur verici bir pozisyonda sakince kucakta tutmak anlamına geldiğini&#8221; ve annenin kolları yorulduğunda çocuğu bırakması gerektiğini&#8221;  ileri sürdü. Çünkü bebek yetişkine hiçbir zaman zahmet vermemeliydi. Altı aydan büyük bebeklere beşikte sessizce oturmaları öğretilmeliydi. Aksi takdirde bebek her zaman izlenme ve anne tarafından eğlendirilmeye ihtiyaç duyabilirdi ki bu ciddi bir zaman kaybı!(Bknz Blum, 2002)</p>
<p>Bu tavırlar size aşina gelmiyor mu? Yakın zamanda bir ebeveyn bana bebeğini uyuması için ağlamaya bırakmak konusunda cesaretlendirildiğini belirtti. Böylece &#8220;hayatını geri alabilecekti&#8221;</p>
<p>Nöroloji bilimiyle atalarımızın hafife aldığı şu düşünceyi doğrulayabiliyoruz: Bebeği ağlamaya bırakmak çocuklara ve onların ilişkisel kapasitelerine uzun vadede ve pek çok yönden zarar verebilecek bir uygulama. Şu anda bebeği ağlamaya terk etmenin onu daha az zeki, daha az sağlıklı, daha az işbirlikçi; daha fazla endişeli ve aynı ya da daha kötü karakter özelliklerini sonraki nesillere aktarabilecek yalıtılmış bir çocuk yapmanın iyi bir yolu olduğunu biliyoruz.</p>
<p>İtibar edilmeyen davranışçı görüş bebeği ebeveynlerin hayatına burnunu sokan biri yetişkinlerin çok fazla zahmet olmadan hayatını yaşayabilmesi için çeşitli yollardan kontrol edilmesi gereken bir saldırı olarak görür. Bu tutum ve cehalet o dönemde büyük ailelerin parçalanmakta olması ve yeni ebeveynlerin bebekleriyle insanlık için doğal olmayan bir şekilde kendi başlarına uğraşmak zorunda olması sebebiyle mazur görülebilir. Biz şimdiye kadar geniş ailelerde çocuk yetiştirdik. Ebeveynler her zaman pek çok yetişkin akrabayla bakımı paylaştı.</p>
<p>İnsan gelişiminden tamamen habersiz bir davranışçı görüşe göre, çocuğa &#8220;bağımsız olması&#8221; öğretilmelidir. Şu anda bebeği bağımsız olmaya zorlamanın onu daha bağımlı yaptığını doğruluyoruz. Bunun yerine bebeğe ihtiyacı olanı vermek daha sonra daha ziyade bağımsızlık sağlıyor. Küçük avcı-toplayıcı grupların antropolojik bulgularına göre ebeveynler bebek ve küçük çocukların her ihtiyacını dikkate alırdı.Yeni yürümeye başlayan çocuk (ve ebeveynleri de) kendilerini çalıların arasına yalnız başlarına girecek kadar özgüvenli hissederdi.  (Bknz <em>Hunter-Gatherer Childhoods</em>, edited by Hewlett &amp; Lamb, 2005).</p>
<p>Bilinçsiz davranışçılar ebeveynleri o zaman ve şimdi bebeğin beslenme ve rahatlatma gibi ihtiyaçlarını istediği zaman karşılamamaya şartlandırmaya teşvik etmiştir. Yetişkinlerin ilişkiden &#8220;sorumlu&#8221; olması gerektiği varsayılmıştır. Bu elbette bir çocuğu pek fazla yardım ve dikkat talep etmemeye cesaretlendirir (depresyona girerek ve kan dolaşımını durdurarak ve hatta ölerek). Ancak bu çocuğu daha çok ihtiyaçlarının giderilmesi için bağırıp çığlık atmayı öğrenmiş, ağlamaklı, mutsuz, saldırgan ve talepkar olmaya itecektir. Derin bir güvensizlik hissi muhtemelen hayatı boyunca onunla olacaktır.</p>
<p><strong>Gerçek şu ki: bebek çok yıpranmadan onun ağlamasını önleyerek onun ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılayan bakıcıların (Çeviri notu: Bakıcı bebeğin bakımın üstlenen anne, baba, büyükanne ya da herhangi başka biri),aksine, daha bağımsız çocuklara sahip olmaları kuvvetle muhtemeldir. </strong>(e.g., Stein &amp; Newcomb, 1994)<strong>. Yatıştırıcı bakım en başından beri en iyisi. Kalıplar oluşunca, onları değiştirmek çok zor.</strong></p>
<p>Fareler memeli beyinlerinin nasıl işlediğini incelemek için sık sık kullanılır ve pek çok etki insan beyniyle benzerdir. Fazla ya da az besleyici annelerle yapılan fare çalışmalarında hayatın geri kalanında endişeyi kontrol eden genlerin çalışması için kritik bir zaman var. Eğer hayatınızın ilk on günü az besleyen anne fareye sahipseniz (bir insanın ilk 6 ayına tekabül eder) bu gen hiçbir zaman işlemez ve fare hayatının geri kalanında endişeyi azaltacak ilaçlar almadıkça yeni durumlara karşı endişelidir. Bu araştırmalar beslenmeden etkilenen yüzlerce gen olduğunu söylüyor. Benzer bir mekanizma (bakıcı davranışının genleri açtığı ya da kapadığı) insan beyninde de bulunuyor (Work of Michael Meaney and colleagues; e. g., Meaney, 2001).</p>
<p><strong>Anne ve çocuğu karşılıklı ikili olarak anlamalıyız. Onlar karşılıklı cevaplarla birbirlerini daha sağlıklı ve mutlu yapan ortak yaşamla oluşan bir birlik. Bu diğer bakıcılara da yayılıyor.</strong></p>
<p><strong>Bugün hala popüler olan ilginç bir inanç yalnız bırakıldıklarında beşiklerinde ya da başka yerlerde izoleyken bebeklerin ağlamasına izin vermek</strong>. Bu bebeği ve beyin gelişimini yanlış anlamaktan kaynaklanıyor.</p>
<ul type="disc">
<li>Bebekler sarılarak büyürler. Bakıcılarından fiziksel olarak ayrıldıklarında vücutları düzensizlik gösterir.</li>
<li>Bebekler jestler yoluyla ve sonunda gerekirse ağlayarak bir ihtiyaçlarına işaret ederler.Tıpkı yetişkinlerin susadığında sıvı şeylere ulaşması gibi, çocuklar da ihtiyaçları olan şeyleri anında aramaya başlarlar. Tıpkı ihtiyaçları karşılandığında yetişkinlerin sakinleşmesi gibi bebekler de sakinleşir.</li>
</ul>
<ul type="disc">
<li>Bebeklerde ihtiyaçların ihmal edilmesinin ya da bakımsızlık durumlarının uzun vadede pek çok etkisi vardır(Örneğin Bremmer et al, 1998; Blunt Bugental et al., 2003; Dawson et al., 2000; Heim et al 2003).</li>
</ul>
<ul type="disc">
<li>Güvenli bağlanma mesela bebek gece uyandığında ve ağladığında duyarlı ebeveynlikle alakalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Bebeği ağlamaya bırakmak bebeğe ve ikiliye (anne ve bebek) gerçekten ne yapar?</strong></p>
<p><strong>Nöronlar ölür. </strong>Bebek çok acı çektiğinde zehirli hormon kortisol salgılanır. O  nöronları öldürür. Beyninin yalnız yüzde yirmi beşi gelişmiş olan 40-42 haftalık bir bebek hızlı bir beyin büyümesi yaşar. Bir yılın sonunda beyin ortalama üç katı kadar büyür (ve ilk yılda baş hacim büyümesi zekanın bir işaretidir, ör: Gale et al., 2006) Aşırı stresli anlarla nöronların bağlantılı olmadığının ya da nöronların ölmediğini kim bilebilir? Böyle düzenli stresli deneyimlerden yıllar sonra nelerin eksildiği açığa çıkabilir? (Bknz ek)</p>
<p><strong>Düzensiz stres tepkisi sadece beyinde stres karşılık sistemi olarak değ</strong>il (Bremmer et al, 1998) vücutta çoklu sistemlerde (örneğin sindirim) işlemeyi etkileyen vagus siniri yoluyla da bir hayat kalıbı olarak geliştirilebilir. Söz gelimi erken yaşlarda  vagus sinirinin çalışmasını yavaşlatmasıyla sonuçlanan uzun süreli sıkıntı, aşırı duyarlı bağırsak sendromundaki bozukluklarla alakalıdır. (Stam et al, 1997).</p>
<p><strong>Öz denetim zayıflıyor. </strong>Bebek kendini nasıl denetleyeceğini öğrenmek için tamamen bakıcılara bağımlı. Duyarlı bakıcılık- bebeğin ihtiyaçlarını o sıkıntıya düşmeden karşılamak- beden ve beyni sakinliğe ayarlıyor. Bir bebek korktuğunda ve bir ana ya da baba onu kucaklayıp rahatlattığında, bebek yatışmak için umut inşa ediyor ki bu da kendini rahatlatma becerisine dönüşüyor. Bebekler yalnız başlarına kendilerini rahatlatmaz. Eğer yalnız başlarına ağlamaya bırakılırlarsa aşırı stresin kucağında  büyümeyi, güvenmeyi, hissetmeyi bırakıp kendilerini kapatmayı öğreniyorlar. (Henry &amp; Wang, 1998).</p>
<p><strong>Güven zayıflıyor. </strong>Erik Erikson&#8217;un işaret ettiği gibi hayatın ilk yılı dünyada, bakıcının ve kendisinin dünyasında güven hissini oluşturmak için hassas bir dönem. Bir bebeğin ihtiyaçları sıkıntısız olarak karşılandığı zaman, çocuk dünyanın güvenilebilecek bir yer olduğunu, ilişkilerin destekleyici olduğunu ve kendisinin ihtiyaçları karşılanan olumlu bir varlık olduğunu öğrenir. Bebeğin ihtiyaçları karşılanmadığında ya da ihmal edildiğinde çocuk ilişkilere ve dünyaya karşı bir güvensizlik hissi geliştirir ve özgüveni zedelenir. Çocuk bir ömrü, bu boşluğu doldurmak için çabalayarak harcayabilir.</p>
<p><strong>Bakıcı hassasiyeti zarar görebilir. </strong>Bir bebeğin ağlamasını ihmal etmeyi öğrenen bakıcı bebeğin ihtiyaçlarının daha ince sinyallerini de muhtemelen ihmal etmeyi öğrenecektir. Çocuğun acısının gidermek için ikinci tahminden sonra bebeğin ihtiyaçlarını ihmal eden yetişkin çocuğun ihtiyaçlarına kayıtsız kalmayı öğrenir ve buna alışır. Bakıcı ve bebek arasındaki karşılıklılık yetişkin tarafından bozulur fakat genç bebek tarafından tamir edilemez. Bebek çaresizdir.</p>
<p><strong>Bebeğin ihtiyaçlarına bakıcı duyarlılığı, tamamen olmasa da büyük oranda bebeğin tepkileriyle alakalıdır. </strong>Bizim bulgularımıza göre bakıcı duyarlılığı zekayla, empatiyle, depresyon ve saldırganlıktan uzaklıkla ve sosyal yeterlilikle ilintilidir. Çünkü duyarlılık çok güçlü ve biz diğer anne babalık uygulamalarında ve çocuk tepkileri incelemelerinde onu kontrol etmek zorundayız. Bakıcı duyarlılığının önemi gelişim psikolojisinde yaygın olarak bilinir. Bebeği ağlamaya bırakmak şeklinde tezahür eden duyarsızlık, sözü edilen olumlu sonuçların tam zıttının ortaya çıkmasıyla sonuçlanabilir.</p>
<p>&#8220;Bebeği ağlamaya bırakmak&#8221; 20. Yüzyılda geniş ailenin çözülmesine bir çözüm olarak ortaya çıkmış görünüyor. Büyükannelerin engin bilgeliği, nasıl iyi çocuk yetiştirileceği konusunda uzmanlık ve deneyimle çocuklu ev halkı arasındaki mesafede kaybolup gitti. Bebekleri mutlu edebilme hikmeti nesiller arasında kayboldu.</p>
<p><em>Fakat ağlamak bebekler için normal değil mi?</em></p>
<p>Hayır. Atalarımıza ait çevrelerde ağlayan bir bebek yırtıcılara leziz lokmaların sinyalini verirdi. Böylece evrilmiş ebeveynlik uygulamalarınız bebek sıkıntısını hafifletti ve acil durumlar haricinde ağlamayı engelledi. Bebekler doğumdan sonra &#8220;dış rahim&#8221; dengi bir ortam beklentisiyle yaratılmışlar (bknz Allan Schore). &#8220;Dış rahim&#8221; nedir? Düzenli olarak kucağa alınmak, talep ettiğinde emzirilmek, ihtiyaçlarının hızlıca karşılanması (bu  konularda sayısız dayanağa sahibim). Bu uygulamaların beyni ve vücut dilini geliştirdiği biliniyor. Bebekler huzursuzluk gösterdiğinde,  hızlıca büyüyen sistemlerinin bir ihtiyacının karşılanmadığının sinyali veriyorlar</p>
<p><strong>Çok fazla bebek ağlaması neyin sinyalini veriyor? </strong>Tecrübesizlik bilgisizlik ve /ya da bebeğin bakıcısının destek olmayışını. Hepimizdeki bilgi eksikliğini gidermek için aşağıda bir bebek ağlamasının neyin işareti olabileceği ile ilgili birtakım makaleler mevcut. Kendimizi bebeklerin neye ihtiyacı olduğu ve bebek ağlamasını azaltan uygulamalar konusunda eğitebiliriz. Mümkün olduğu kadar bunun olmasını engelleyerek birbirimize yardımcı olabiliriz.</p>
<p><strong>Bebeklerin nasıl sakinleştirileceği:</strong> : <a href="http://www.babycenter.com/0_12-reasons-babies-cry-and-how-to-soothe-them_9790.bc?page=2" target="_blank">http://www.babycenter.com/0_12-reasons-babies-cry-and-how-to-soothe-them_9790.bc?page=2</a></p>
<p>&#8220;<strong>Sebepsiz&#8221; yere ağlayan bebekleri sakinleştirmek:</strong> <a href="http://www.babycenter.com/0_what-to-do-when-your-baby-cries-for-no-reason_10320516.bc" target="_blank">http://www.babycenter.com/0_what-to-do-when-your-baby-cries-for-no-reason_10320516.bc</a></p>
<p><strong>&#8220;Karın ağrısı&#8221; olan bebekleri sakinleştirmek:</strong> <a href="http://www.babycenter.com/0_colic-how-to-cope_1369745.bc" target="_blank">http://www.babycenter.com/0_colic-how-to-cope_1369745.bc</a></p>
<p><strong>Ebeveynlik İlmi (<a href="http://www.amazon.com/Science-Parenting-Margot-Sunderland/dp/0756618800" target="_blank">Science of Parenting</a></strong>), Margot Sunderland&#8217;ın ucuz, fotoğrafla dolu, okunması kolay kitabı bu konlarda daha fazla detay ve referansa sahip. Ben yeni ebeveynlere vermek için elimde nüshalar bulundururum.</p>
<p><em>Bebeklere ihtiyaç duydukları şeyleri vermek temel bir bebek hakkıdır.</em></p>
<p>EK: Ben depresif  bir anne ve sert bir babalı orta halli bir ailede duygusal olarak destekleyici olmayan bir çevrede-ABD&#8217;de yetişen diğerlerinden farklı olmayarak- büyüdüm.Erken ebeveynliğin beden ve beyin gelişimindeki etkileri konusunda yaptığım geniş okumalardan bakımsızlık işaretleri- zayıf hafıza, hassas bağırsaklar, vagal ton meseleleri ve yüksek sosyal anksiyete- gösterdiğimi yakın zamanda anladım. ABD&#8217;de zayıf fiziksel ve zihinsel sağlık salgını var (ör: UNICEF, 2007; USDHSS, 1999; WHO/WONCA, 2008). Büyüklerin ebveynlik uygulamalarının yokluğu ve zayıf sağlık durumları arasındaki ilişki temas, karşılıklılık, emzirme, ve daha fazlası olarak belgelendi (Narvaez ve diğerleri). Eğer biz güçlü insanlar ve güçlü bir ülke istiyorsak çocukların en uygun gelişimi için ihtiyaç duydukları şeylere dikkat etmek zorundayız.</p>
<p><strong>Referanslar</strong></p>
<p><a href="http://deborahblum.com/Love_at_Goon_Park.html" target="_blank">Blum, D. (2002). <em>Love at Goon Park: Harry Harlow and the Science of Affection</em>.</a> New York: Berkeley Publishing (Penguin).</p>
<p>Blunt Bugental, D. et al. (2003). The hormonal costs of subtle forms of infant maltreatment. <a title="Psychology Today looks at Hormones" href="http://www.psychologytoday.com/basics/hormones"><em>Hormones</em></a><em> and Behaviour</em>, January, 237-244.</p>
<p>Bremmer, J.D. et al. (1998). The effects of <a title="Psychology Today looks at Stress" href="http://www.psychologytoday.com/basics/stress">stress</a> on memory and the hippocampus throughout the life cycle: Implications for <a title="Psychology Today looks at Child Development" href="http://www.psychologytoday.com/basics/child-development">childhood</a> development and <a title="Psychology Today looks at Aging" href="http://www.psychologytoday.com/conditions/aging">aging</a>. <em>Developmental Psychology, 10</em>, 871-885.</p>
<p>Dawson, G., et al. (2000). The role of early experience in shaping behavioral and brain development and its implications for social policy. <em>Development and Psychopathology, 12</em>(4), 695-712.</p>
<p>Catharine R. Gale, PhD, Finbar J. O&#8217;Callaghan, PhD, Maria Bredow, MBChB, Christopher N. Martyn, DPhil and the Avon Longitudinal Study of Parents and Children Study <a title="Psychology Today looks at Teamwork" href="http://www.psychologytoday.com/basics/teamwork">Team</a> (October 4, 2006). &#8220;The Influence of Head Growth in Fetal Life, Infancy, and <a title="Psychology Today looks at Child Development" href="http://www.psychologytoday.com/basics/child-development">Childhood</a> on Intelligence at the Ages of 4 and 8 Years&#8221;. PEDIATRICS Vol. 118 No. 4 October 2006, pp. 1486-1492. <a title="http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/short/118/4/1486" href="http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/short/118/4/1486" target="_blank">http://pediatrics.aappublications.org/cgi/content/short/118/4/1486</a>.</p>
<p>Heim, C. et al. (1997). Persistent changes in corticotrophin-releasing factor systems due to early life stress: Relationship to the pathophysiology of major depression ad <a title="Psychology Today looks at Post-Traumatic Stress Disorder" href="http://www.psychologytoday.com/conditions/post-traumatic-stress-disorder">post-traumatic stress disorder</a>. <a title="Psychology Today looks at Psychopharmacology" href="http://www.psychologytoday.com/basics/psychopharmacology"><em>Psychopharmacology</em></a><em> Bulletin</em>, 185-192.</p>
<p>Henry, J.P., &amp; Wang, S. (1998). Effects of early stress on adult affiliative behavior, <em>Psychoneuroendocrinology</em> 23( 8), 863-875.</p>
<p>Hewlett, B., &amp; Lamb, M. (2005). Hunter-gatherer childhoods.New York: Aldine.</p>
<p>Meaney, M.J. (2001).  Maternal care, <a title="Psychology Today looks at Genetics" href="http://www.psychologytoday.com/basics/genetics">gene</a> expression, and the transmission of individual differences in <a title="Psychology Today looks at Stress" href="http://www.psychologytoday.com/basics/stress">stress</a> reactivity across generations. <em>Annual Review of </em><a title="Psychology Today looks at Neuroscience" href="http://www.psychologytoday.com/basics/neuroscience"><em>Neuroscience</em></a><em>, 24,</em> 1161-1192.</p>
<p>Narvaez, D., Panksepp, J., Schore, A., &amp; Gleason, T. (Eds.) (in press). <em>Evolution, Early Experience and Human Development: From Research to Practice and Policy</em>. New York: Oxford University Press.</p>
<p>Panksepp, J. (1998). Affective neuroscience. New York: Oxford University Press.</p>
<p>Schore, A.N. (1997). Early organization of the nonlinear right brain and development of a predisposition to <a title="Psychology Today looks at Psychiatry" href="http://www.psychologytoday.com/basics/psychiatry">psychiatric</a> disorders. <em>Development and Psychopathology</em>, <em>9</em>, 595-631.</p>
<h2> </h2>
<p><strong><em>Ek kaynak için bakınız</em></strong></p>
<p>Schore, A.N. (2000). <a title="Psychology Today looks at Attachment" href="http://www.psychologytoday.com/basics/attachment">Attachment</a> and the regulation of the right brain. <em>Attachment &amp; Human Development, 2</em>, 23-47.</p>
<p>Schore, A.N. (2001). The effects of early relational <a title="Psychology Today looks at Trauma" href="http://www.psychologytoday.com/basics/trauma">trauma</a> on right brain development, affect regulation, and infant mental health. <em>Infant Mental Health Journal</em>, <em>22</em>, 201-269.</p>
<p>Stam, R., et al. (1997). Trauma and the gut: Interactions between stressful experience and intestinal function. <em>Gut</em>.</p>
<p>Stein, J. A., &amp; Newcomb, M. D. (1994). Children&#8217;s internalizing and externalizing behaviors and maternal health problems. <em>Journal of Pediatric Psychology</em>, 19(5), 571-593.</p>
<p>UNICEF (2007). <em>Child poverty in perspective: An overview of child well-being in rich countries, a comprehensive assessment of the lives and well-being of children and adolescents in the economically advanced nation</em>s<em>, Report Card 7</em>. Florence, Italy: United Nations Children&#8217;s Fund Innocenti Research Centre.</p>
<p>U.S. Department of Health and Human Services, <a title="Psychology Today looks at Addiction" href="http://www.psychologytoday.com/basics/addiction">Substance Abuse</a> and Mental Health Services Administration. (1999). <em>Mental health: A report of the Surgeon General</em>. Rockville, MD: Center for Mental Health Services, National Institutes of Health, National Institute of Mental Health.</p>
<p>Watson, J. B. (1928). <em>Psychological Care of Infant and Child</em>. New York: W. W. Norton Company, Inc.</p>
<p>WHO/WONCA (2008). <em>Integrating mental health into primary care: A global perspective.</em> Geneva and London: World Health Organization and World Organization of Family Doctors.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bilim, ideolojik bilimcilik ve pozitivizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Bir pozitivizm eleştirisi </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-5365" title="20090618_derin_dusunce_org_pozitivizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090618_derin_dusunce_org_pozitivizm-210x300.jpg" alt="" width="119" height="166" /></span>Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın?</strong> Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “<strong>uygarlığımızı</strong>”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce <strong>komşusunun yiyeceğini çalmak</strong> için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki <strong>tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü</strong>.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki <strong>sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor</strong>, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler <strong>gericilikle</strong>, <strong>bağnazlıkla</strong> suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan</span></a> indirebilirsiniz.  </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10079" title="maymunist_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/maymunist_kitap-200x300.jpg" alt="" width="126" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Maymunist imanla nereye kadar? (Tartışma)</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Evrim</em></strong> ve <strong><em>Big Bang</em></strong> gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları <strong><em>“filanca solucanın bölünmesi”</em></strong> veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? <strong>BİLİM DIŞINDA</strong> bir insanlık yoksa <strong>Aşk</strong> yoksa, <strong>Sanat</strong> yoksa, <strong>Güzellik</strong> yoksa ve <strong>Adalet</strong> yoksa <strong>Hayat</strong>‘ın anlamı nedir? <strong>Aşık olmak</strong> hormonal bir abartıysa, <strong>iyilik</strong> enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) <strong>BİLİM DIŞINDA</strong>, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve <strong>evrimciliğin etimolojik değeri</strong> … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. <a href="http://www.derindusunce.org/img/maymunist.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Modern Bir Put: Bilim (Tartışma)<img class="alignright size-medium wp-image-19801" title="modern_put_bilim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put_bilim.jpg" alt="" width="144" height="195" /></span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilimciler herşeyi parçaladıkları için mânâyı kaybediyorlar. Aşk’ı, Korku’yu, Sevinç’i hormonal “fenomenler” sanıyorlar. Hakikat’in tezahürü yok onlar için, sadece tezahür var. Sebebi? Eşya. Eşyanın sebebi? O da eşya(!) <strong>Biz buna “pozitivist iman” diyoruz.</strong> Çünkü pozitivistlerin bilimsellikle ilişkisi koptu. Bilimsellik değil bilimcilik peşindeler. Bilimi putlaştırdılar. Konuya eğilen yazarımız <a title="Mehmet Bahadır tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mehmetbahadir/"><span style="color: #0066cc;">Mehmet Bahadır</span></a> her zamanki nazik üslubuyla <strong>“kral çıplak”</strong> dedi… Dedi ve bir işaret fişeğini daha ateşledi. Sitede en çok yorum alan yazılardan biri oldu bu makale. Fakat sadece içeriği ve yorum sayısıyla değil, <strong>yapılan yorumların kalitesiyle de öne geçti bu çalışma</strong>. 100′den fazla yorum alan ve aylar süren ilginç bir tartışmaya vesile olan makaleyi altındaki yorumlarla beraber kitaplaştırdık, ilginize sunduk. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/modern_put.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/10/aglatmanin-tehlikeleri-dr-darcia-narvaez/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/10/aglatmanin-tehlikeleri-dr-darcia-narvaez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İki Mustafa</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 09:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[faşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20474</guid>
		<description><![CDATA[Star Gazetesi yazarı Mustafa Akyol &#8220;‘Gençliğe Hitabe&#8217; de kaldırılmalı&#8220; başlıklı bir makale yazdı. Okumadan önce olumlu ve olumsuz birçok tepki okudum, bunca eleştiri nedendir diye düşünürken aslına ulaştım. Akyol , Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasının çok hayırlı bir iş olduğunu, Andımız&#8217;ın da kaldırılması gerektiğini, madde madde çok açık, anlaşılır bir biçimde ifade ediyor. Aynı şekilde kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/yasak.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20475" title="yasak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/yasak.jpg" alt="" width="180" height="134" /></a>Star Gazetesi yazarı <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol.htm">Mustafa Akyol <em>&#8220;‘Gençliğe Hitabe&#8217; de kaldırılmalı</em>&#8220;</a> başlıklı bir makale yazdı. Okumadan önce olumlu ve olumsuz birçok tepki okudum, bunca eleştiri nedendir diye düşünürken aslına ulaştım. Akyol , Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasının çok hayırlı bir iş olduğunu, Andımız&#8217;ın da kaldırılması gerektiğini, madde madde <span id="more-20474"></span>çok açık, anlaşılır bir biçimde ifade ediyor. Aynı şekilde kişilik haklarına müdahale etmeden Gençliğe Hitabe&#8217;nin de kaldırılması gerektiğini anlatıyor.</p>
<p>Olumsuz tepkileri hatırlayınca acaba kaçırdığım bir husus mu oldu düşüncesiyle tekrar okudum ancak bunca abartılı tepki verilecek hiç bir hususa rastlamadım. Dahası ilk aklıma gelen Mustafa Akyol&#8217;un ne kadar haklı olduğuydu zira Gençliğe Hitabe metninde Akyol&#8217;un eleştirdiği kısımların hepsinin can bulduğu insanların, bu tepkilerinin nedenlerinden birinin de Gençliğe Hitabe metninden kaynaklanmakta olduğunu düşündüm.</p>
<p>Bir gençlik düşünün, onlara diledikleri gibi düşünme -buna Atatürkçü düşünme biçimi de dâhil- her türlü yolu seçme hakkı tanıyan bir yazarı haksız, sınırsız ve hatta fikirsizce hakaretlerle eleştirsin ancak bu gençlik, kendisine neredeyse bir seçim hakkı bırakmayan tavsiyeler bütününe &#8220;düşünmeksizin&#8221; biat etsin; vallahi ben bu gençliği anlamıyorum!</p>
<p>Öğrenim hayatım boyunca Milli Eğitim müfredatına biat etmedim, canım ne öğrenmek istiyorsa onu öğrendim, ne okumak istediysem onu okudum. Evde bir takım kitaplardan okuduğum gayrı meşru tarih kitapları çok ilgimi çekerken okulda ezbere, kof kibre ve kendini övmeye dayalı İnkılap Tarihi dersi ilgimi çekmemişti. Gerçek olmayan bir tarihi ezberlemek ve sorulara inanmadığım cevaplar vermek ise daha 13 yaşımdayken onuruma dokunmuştu. 13 yaşımdayken bir gün gazeteci yahut yazar olma hayalleri kurmaya başlamıştım, gerçekleri insanlara anlatacaktım ve yazacaktım. Ancak bu hayalleri kurarken bunların bir gün gerçeğe dönüşeceğine hiç mi hiç inanmamıştım; öyle uzaklardı ki&#8230; Bugün hayallerimin gerçek olduğunu görüyorum, bugün bir şeylerin değiştiğini görüyorum, o hayalleri kurduğum aynı odada gerçekleri sizlere yazıyorum. Bugün Mustafa Akyol da bunu yapıyor, 80 yıldır bir şeylerin hayalini kuran ama hayallerini gerçekleştiremeyen, kendi içindeki potansiyeli çürüten gençlerin sesi oluyor. Bu alkışlanası çaba, bu ifade özgürlüğüne verilen destek bir kısmımızın desteğini alırken, bir kısmımızın tepkisiyle karşılaşıyor. Oysaki Akyol savunduklarını kendisi için değil, bu ülke gençliğinin faydasına olacağı için savunuyor ve dahası onlara aksi bir seçeneği savunma hakkı da sunuyor. Ve birileri &#8220;hayrı çağırıyormuşçasına şerri çağırıyor.&#8221;</p>
<p>  Gençliğe Hitabe gençliğe &#8220;bir ihtimal daha yok&#8221; derken, gençliği sınırlarken, Akyol &#8220;bir ihtimal daha var&#8221; diyor. Gerçekten bir ihtimal daha var; o da konuşabileceğimiz bir Türkiye&#8230; Unutmayalım ki konuşulabildiğimiz bir Türkiye demokrasi ölçeğinde; konuşabildiğimiz bir Atatürk demokrasi ölçeğinde değerlendirilir aksi ise diktatöryel bir durum olarak değerlendirilir. Sahi konuşmaktan niçin bu kadar korkuyoruz?</p>
<p>  Bir kesim Gençliğe Hitabe&#8217;yi kendine şiar edinebilir. Kendisi için bunları &#8220;dokunulmaz&#8221; da kılabilir ancak bunları şiar edinmeyenlere dayatamaz ve bugün bu dayatmaya sessiz kalınamaz.</p>
<p>  Mustafa Kemal Atatürk ile hiç kimseyi kıyaslamadan diyorum ki: Mustafa Kemal Atatürk sizin için çok önemli bir şahsiyet olabilir, onu &#8220;Yurdumuzu düşmanlardan kurtardı&#8221; düşüncesiyle çok sevebilirsiniz ama şunu da kabul edin iki Mustafa&#8217;dan biri olan Mustafa Akyol da &#8220;zihinleri düşmanlardan kurtarıyor&#8221; bırakalım yapsın. Zira zihin düşünmek için vardır, düşünmemek ise zihnin düşmanıdır, düşünmemek insanın kendine yaratılış gayesine aykırı davranmasıdır. Yıllarca &#8220;düşünme, konuşma&#8221; denilen bir ülkede birileri çıkıyor ve &#8220;düşün, konuş&#8221; diyor, bundan daha güzel ne ola ki?</p>
<p>   <strong>Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut değildir, zaten kan bir asalet belirleyici değildir</strong>. <strong>Muhtaç olduğumuz kudret aklımızda ve vicdanımızda mevcuttur, lütfen tüketmekten çekinmeyelim.</strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/31/iki-mustafa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Militarizmi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 20:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20378</guid>
		<description><![CDATA[
  
Sunuş : Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi Kuzey Kore. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu. Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır. Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (Türkiye faşist olur mu?) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="mso-ansi-language: TR;" lang="TR"><span style="font-family: Calibri;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg"><img class="size-full wp-image-20379 aligncenter" title="19_mayis_fasizmi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizmi.jpg" alt="" width="485" height="383" /></a></span></span></em></strong></span></p>
<p><strong>  </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>Sunuş :</em></strong><em> Putsal devletin, lider kültünün, kısaca faşizmin karikatürü haline geldi <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=Kuzey+Kore+%3Asite%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">Kuzey Kore</a>. Geçenlerde ölen liderleri Kim Jong-İl&#8217;in cenaze töreninde (yeterince) <a href="http://www.8sutun.com/Kuzey-Korede-a%C4%9Flamayan-yarg%C4%B1lan%C4%B1yor_122994.html" target="_blank">ağlamayanlara devlet ceza kesiyordu</a>. <strong>Faşizm böyledir; insanların hisleri hatta yüz ifadeleri bile kamusal alandır.</strong> Kuzey Kore örneği elbette tek değil. (<a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=t%C3%BCrkiye%20fa%C5%9Fist%20olur%20mu%3F%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCUQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F05%2F14%2Fturkiye-fasist-olur-mu%2F&amp;ei=mmgcT9v5I9Oy8QP9vIWeCw&amp;usg=AFQjCNG1_vwECS3ZwRgu39teFsirQg">Türkiye faşist olur mu?</a>) Nazi işgali altındaki Polonya&#8217;da askerleri (yeterince) büyük bir coşkuyla selamlamadığı için tutuklanan kadınlar olmuştu. (Üstteki resim). Faşizmin güya alternatifi olan sosyalist rejimler de özünde faşistti. (Bkz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin MAЯҖ</a> </strong></em><em>kitabı) Stalin&#8217;den Brejnev&#8217;e bütün cenaze törenlerinde gerektiği gibi ağlamayanlar KGB tarafından fişleniyordu. (Bana inanmayanlar Soljenitsin&#8217;i okusunlar) Cennet(!) Vatan Türkiye&#8217;yi cehenneme çeviren Atatürkçü faşizm de böyleydi. Evinde, <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a>dükkânında Kur&#8217;an bulundurduğu için hapse atılanların, şapka kanununa muhalefetten asılanların ülkesi oldu Türkiye. Kürt olmak, <a href="http://www.google.fr/search?hl=fr&amp;q=tesett%C3%BCrl%C3%BC+site%3Aderindusunce.org+&amp;meta=">tesettürlü</a> olmak, Hristiyan olmak, <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=ermeni%20site%3Aderindusunce.org%20&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCQQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F05%2F12%2Fbu-aci-kimin%2F&amp;ei=GmkcT9j0Gcq-8APh0p2bCw&amp;usg=AFQjCNEWDzwqNuX0Om1_bjQ5eKLQWe168A&amp;sig2=F604N8cpW">Ermeni</a> olmak&#8230; Atatürkçüler kimi isterlerse onu &#8220;devlet düşmanı&#8221; ilân edip canına okudular, <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCsQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2011%2F11%2F20%2Fdersim-katliamini-ataturk-yapti%2F&amp;ei=V2kcT__2KsWtsgbtuJFI&amp;usg=AFQjCNG0IC4msrII3Q22VnxGjez-k9yOJg&amp;sig2=FbcQq0FC0eKl4">Dersim&#8217;de Alevîleri katlettiler</a>. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;">
<div style="padding-left: 30px;"><em>Faşizmin bıçakları bir kere dönmeye görsün, nerede duracağını bilemezsiniz. Kızınız başörtülü diye üniversiteden atılır, oğlunuzun ismi &#8220;Muhammed&#8221; diye askerî okula alınmaz, evinizin duvarındaki &#8220;Arapça yazı&#8221; yüzünden kariyeriniz engellenir&#8230; Sonra bir de gayrı Müslimlere baskı yapıyorsunuz diye azar işitirsiniz! <strong>Sizin verginizle ayakta duran devlet size zulmeder.</strong></em></div>
<p><em></p>
<p style="padding-left: 30px;">Faşist İtalya&#8217;nın ünlü lideri Benito Mussolini&#8217;nin mottosunu hatırlayın: <strong>&#8220;Devlet her şeydir, Devlet&#8217;in dışında hiç bir şey yoktur&#8221;</strong>. Atatürkçü faşizm de HERŞEY olmaya talip idi. Bu  HERŞEY, HEP, HERYERDE olma saplantısıyla Türkiye&#8217;nin gençleri yıllardır birer robot gibi tek tip giydirilip stadyumlarda toplanıyor, çirkin ve amaçsız spor gösterilerine alet ediliyor. (Bkz. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CC0QFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F08%2F10%2Fcirkin-cumhuriyet-ve-mana%25E2%2580%2599siz-maneviyat%2F&amp;ei=j28cT4ONNsuS8gPIvoDOCw&amp;usg=AFQjCNGPsVJawT6yj8-vOf2TZGMWzRcnWQ&amp;sig2=PPZxbQKVEroAQtBZNDiS4w" target="_blank">Çirkin Cumhuriyet ve Mânâ&#8217;sız Maneviyat</a>)Tek tip giyinmek, tek tip düşünmek (=düşüncesizlik), otomatik makineler gibi hareket etmek, aklı ve vicdanı susturup aptal bir emre uymak, <strong>&#8220;Emir Kulu&#8221;</strong> olmak&#8230; <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CCwQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2008%2F10%2F08%2Fkemalizm-nedir%2F&amp;ei=s2kcT4m9NoecsAbu9b1I&amp;usg=AFQjCNHvijzoluIiEUFWG7uPtPj3Av2m9w&amp;sig2=lrx1h1Itf3KyrWX_4M-pdw">Türk gencine biçilen deli gömleğinin adıdır Kemalizm</a>. Sivil Düşünce&#8217;den dostumuz Ufuk Coşkun 19 mayıs özelinde Türk faşizminin iç yüzünü anlatan <a href="http://www.sivildusunce.com/2012/01/19-mayis-militarizmi/">çok güzel bir makale yazmış</a>. Mutlaka okuyun derim.(MY)</p>
<p> </p>
<p></em>
</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.sivildusunce.com/"><em>Ufuk Coşkun Sivil</em> <em>Düşünce</em></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-20381" title="19_mayis_fasizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm-263x300.jpg" alt="" width="175" height="205" /></a>Her yıl 19 Mayıs geldiğinde kâbusum olurdu. İmam Hatip Lisesinde okuduğumuzdan mıdır bilmem( zira bize potansiyel düşman gözüyle bakılırdı) kutlama törenlerinde bizim okulun öğrencilerine sürekli &#8220;İşgal Güçleri&#8221; rolünü oynamak düşerdi. Her birimize siyah tayt ve siyah tişört giydirirler elimize de oyuncak silah tutuştururlardı. Aylarca çalıştıktan sonra nihayet tören günü bir kısmımız stada temsilen çizilmiş Türkiye haritasının kuzeybatı bölümünden diğer kısmımız ise İzmir civarından sürünerek giriş yapardık. Bir müddet süründükten sonra marşlar ve alkışlar eşliğinde birden karşımızda Mustafa Kemal&#8217;in askerleri belirirdi. Hepsi gürbüz, uzun boylu gençlerden oluşan bu ordu karşısında çaresiz bir şey yapamazdık. Ve bizi süngüleriyle Ege denizine dökerlerdi. Biz ise işgal güçleri rolünü oynamanın ezikliğine mi yanalım yoksa hasta olduğumuza mı ya da her birimiz süngülenirken halkın ve diğer öğrencilerin Yuh! Çok yaşa! sözlerini mi, arada kalırdık.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-20380" title="19_mayis_fasizm_karincalar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/19_mayis_fasizm_karincalar-260x300.gif" alt="" width="174" height="176" /></a>Bazı gazetelerin &#8220;Çok Tartışılacak 19 Mayıs İsteği&#8221; şeklinde duyurduğu haber; Müsteşar Emin Zararsız&#8217;ın, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer adına İl Milli Eğitim müdürlüklerine gönderdiği&#8221; &#8230;Başkent dışındaki il ve ilçelerimizde yönetmelikte yer almayan senaryo, değişik renk ve nitelik arz eden gösteri ve fon çalışmaları gibi etkinliklere yer verilmemesi, bu kapsamda il ve ilçe kutlama komiteleri tarafından gerekli tedbirlerin alınarak çalışmaların anılan yönetmelik hükümleri uyarınca yürütülmesi hususunda gereğini..&#8221; şeklindeki  yazısıydı. Bu gayet makul kararın tartışılacak bir tarafının olmadığını düşünenlerdenim. Ayrıca bu yerinde kararından ötürü de MEB Bakanı&#8217;nı kutlarım. Bakanlığın bu tür uygulamalarını bir kesim sendikacıların &#8220;gericilik&#8221; olarak değerlendirmesini de katılmıyorum. Bilakis bunu ileri bir adım olarak görmekteyim. Çünkü dünyanın geldiği bu noktada artık eğitim kurumlarından askeri ritüellerin kaldırılması gerektiğini ve öğrencilerin de bayramlarını daha doğal yollardan <span id="more-20378"></span>ve eziyetsiz bir biçimde kutlamaları gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Faşizm uygulamaları</strong></p>
<p>Hitler, &#8220;Kavgam&#8221; adlı kitabında &#8220;Propaganda, güçlü bir silahtır ve hizmet ettiği amaca oranla değerlendirilir. Amaç; Alman milletinin hayat için mücadelesi olunca da en korkunç silahlar en insani silah haline gelir. Propaganda hitap ettiği zümrede en dar kafalıların dahi anlayabilecekleri bir seviyede olmalıdır&#8221; der. Propaganda birçok farklı yöntemlerle devreye sokulabilir, bunlar ideolojik filmler, ihtişamlı resmigeçit törenleri, birtakım semboller, okul, medya, giyim şekli vs. Propagandaların toplumda korkuyla karışık tuhaf bir hayranlık uyandırması beklenir. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin dönemine bakıldığında kitlesel gösterilere, dev heykellere, ihtişamlı resmigeçit törenlerine ve bir takım pagan ritüellerine sıklıkla rastlamaktayız. Bu tür zihniyetlerde lider kutsallaştırılır ve özellikle küçük yaşlardan itibaren lidere sonsuz bir itaat kültürü empoze edilir. Örneğin Mussolini bunu üç cümleyle özetlemişti;&#8221;İnan, itaat et ve savaş&#8230;&#8221;</p>
<p> Faşist diktatörlerin eğitime ayrı bir önem verdikleri de bilinir. Öğrencilere aşılanması gereken en önemli duygu örneğin Hitler&#8217;e bağlılığın ne kadar kutsal bir şey olduğudur.. Bu öğretmenlerin de zorunlu bir göreviydi. Okulda her gün yaklaşık on dakika süreyle Hitlerin resmi önünde selam durulurdu. Hitler okul dışında yaygın eğitime de önem vermekteydi. Okul dışındaki vakitler için kurulmuş olan öğrenci kampları yaygınlaştırılıyordu. 6-18 yaş arası çocukları kurduğu gençlik gruplarında yetiştirerek onlara Nasyonal Sosyalizmi, Führeri ve Yahudi düşmanlığını aşılıyordu. Cumhuriyet Dönemi ideolojisine bakıldığında bizde de askerliğin, silahın, beden eğitimi ve sporun önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Dünyada esen faşizm rüzgârdan kuşkusuz Türkiye&#8217;de etkilenmiştir. İsmet İnönü bunu &#8220;Biz açıkça milliyetçiyiz&#8230; Ve milliyetçilik bizim yegâne birlik unsurumuzdur. Türk ekseriyetinde diğer unsurların (etnik toplulukların) hiçbir nüfuzu yoktur. Vazifemiz Türk vatanı içinde Türk olmayanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Ülkeye hizmet edeceklerde her şeyin üstünde aradığımız Türk olmalarıdır&#8221; sözleriyle açıklıyordu.</p>
<p><strong>Sparta uygarlığı örnek alınırdı;</strong></p>
<p>Özellikle 19.yüzyıl faşizminin ilham kaynağını Spartalıların oluşturduğu söylenir. Çünkü Spartalıların en belirgin vasıfları aşırı disiplinli askeri örgütlenmeleriydi. Spartalılar daha küçük yaşlardan itibaren askeri disiplinle yetiştirilirdi. Çelimsiz, zayıf çocuklar atıl durumda bırakılır genç, sağlıklı ve gürbüz çocuklar vatan savunması için özel yetiştirilirdi. Gerek faşist liderler ve gerekse ideologları bu anlamda gençlere özel bir ilgi göstermişlerdir. Örneğin bizde Nihal Atsız&#8221; Türk Gençliği Nasıl Yetişir?&#8221; adlı makalesinde Sparta devletine benzer bir asker-ulus yaratmak amacı güden eğitim programı sunuyordu. Atsız: &#8220;İnsaflı düşünelim: Bir Türk çocuğuna güreş mi yakışır, yoksa aktörlük mü? Diye soruyor ve eğitim sürecinin bir zorunlu askerlik hizmeti haline getirilmesini öneriyordu. Buna göre; &#8220;askerlik dersi nazari ve ameli olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askeri kanunlara ve cezalara tabi olmalı ve mektep üniforması giymeğe mecbur edilmelidir. &#8220;Ortaokulda milli sporlar başlamalı, kılıç, güreş, cirit gibi ananevi sporlarla, yüzücülük, kürekçilik vesaire gibi savaşa yardımcı sporlar birinci mevkii tutmalıdır. &#8220;Askerlik dersleri ile sporlar en mühim dersler haline getirmelidir. Hatta Atsız okullar birer kışla haline gelmeli, liselerin müdürleri yüksek rütbeli subaylardan olmalıdır teklifinde de bulunur vs.</p>
<p>Spartalıların Cumhuriyet dönemi ders kitaplarında da yer ettiğini görüyoruz. 1942 Lise 1.sınıf İlkçağ Tarihi kitabında <strong>S</strong><strong>parta&#8217;dan bahsedilirken &#8220;Devletçilik düşüncesinin Ispartalıların hayatına hâkim olduğu ve özel menfaatler devletin menfaati uğruna feda edilirdi. Devletin menfaati daha doğumda göz önünde tutulur, zayıf ve kusurlu doğan çocuklar ıssız yerlere bırakılırdı</strong><strong>&#8220;</strong><strong> deniliyordu. Bir bakıma millet ya da devlet varlığının/menfaatinin bireysel yaşamlardan önce geldiği, devletin bireyler için değil, bireylerin devlet için var olduğu gizli mesajı verilmek isteniyordu.</strong></p>
<p><strong>Faşizm tedavülden kalktı</strong></p>
<p>Dünyada esen faşizm rüzgârdan Türkiye&#8217;de etkilenmekteydi. Mete Tuncay&#8217;ın <strong>&#8220;</strong><strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması &#8221; adlı kitabında da ifade ettiği gibi o dönem </strong>Almaya ve İtalya&#8217;dan etkilen bazı siyasetçi ve aydınlar benzer uygulamaların bizde de olması yönünde öneriler sunuyorlar.<em> </em>Örneğin<em> &#8220;</em>Falih Rıfkı Atay, Faşizmin beden terbiyesini, gençlik örgütlenmelerini Türkiye&#8217;ye örnek gösterirken, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İstanbul Üniversitesinde verdiği İnkılâp Tarihi derslerinde Faşizmi, ırkçılık anlayışını dışarıda bırakarak, Kemalizm&#8217;in bir kopyası olduğunu ifade ediyordu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Atatürk ve İnönü&#8217;nden sonra üçüncü adam konumundaki Recep Peker 1937 yılında TBMM&#8217;nin üstünde faşist ülkelerdeki gibi bir konseyin kurulmasını Atatürk&#8217;e teklif ediyordu. Bu tekliflerin bir kısmı Atatürk&#8217;ün onayıyla kabul edilirken bazı teklifler ise Atatürk&#8217;ün sert tepkisi sonucu askıya alınıyordu. Örneğin faşist konsey gibi. Sonuç olarak 1930&#8242;lu yıllar Avrupa&#8217;daki Faşizm rüzgârının Türkiye&#8217;yi etkilediği yıllar oldu. Bu bakımdan özellikle eğitim dâhil birçok uygulama dönemin izlerini taşımaktadır.</p>
<p>Oysa bugün gelinen noktada bir dönemin ulus devletçi, milliyetçi, tek-tipçi anlayışının yerini çoğulcu ve özgürlükçü düşünceye bıraktığını görmekteyiz. Örneğin bugün Hitlerin Almanyası ya da Mussolinin İtalyası eskiye göre çok değişti ve bu ülkeler o dönemin faşist uygulamalarını artık sürdürmüyorlar. Bugün artık Almanya&#8217;da öğrenciler Hitler&#8217;den kalma <em>‘</em>Führer e adanmış kanımın her damlasıyla;  ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitlere ve ülkeme adayacağıma yemin ediyorum. Onun için,  sahip olduklarımdan hatta hayatımdan bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrıdan yardım diliyorum&#8217; yeminini etmiyorlar. Keza İtalya&#8217;da da öğrenciler &#8220;Tanrının adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim&#8230;&#8221; şeklinde bir yemini etmiyorlar. Kısacası bu ülkeler faşist ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri de kaldırılmış durumdadır.</p>
<p><strong>Eğitimde militarizm ayıklaması</strong></p>
<p>Üzülerek ifade etmek gerekir ki biz bir dönemin uygulamalarını daha henüz üzerimizden atamadık. Bizde öğrencilere hala rahat hazırol komutları çektirilmektedir. Ve derslerine hala üniformalı askerler girmektedir. İşin ilginç yanı bakanlığın bu konuda attığı her yeni adımı da &#8220;gericilik&#8221;  ya da &#8220;sulandırmak&#8221; olarak sunan sendikaların olması da ayrıca vahim bir durumdur. Bu ülkenin öğrencileri pek tabii ki bayramlarını kutlayacaktır. Ancak bu duyguyu askeri ritüellerle tertiplenmiş törenlerle değil de daha farklı yöntemlerle bir öğrenci gibi yaşamasının yolları bulunamaz mı?</p>
<p>&#8220;Her Türk Asker Doğar&#8221; sloganının içselleştirildiği bir ülkede militarizm kökenli yönetmeliklerin tümden kaldırılması bir hayli zaman alacak gibi. Hâlbuki bu ülkede çocukların askerliğe değil de sivilliğe özendirilmesi durumunda daha demokrat, özgür ve barışçıl bir toplum ortaya çıkacaktır. Ne yazık ki özgürlüğün kalesi olması gereken eğitim kurumlarında hala askeri ritüeller ve eskiden kalma yönetmelikler var. Ülkemiz eğitim kurumlarının askeri bir disiplin ve anlayışla işlev görmeleri durumunda bu kurumlardan asla bağımsız ve özgürlükçü düşüncelerin üretilemeyeceği bilinmelidir</p>
<p>Kısacası askeri ritüellerin ve yönetmeliklerin mutlaka okul ortamından uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.. Çünkü artık dünyanın geldiği bu noktada çocuklarımıza hayata asker gözüyle bakmalarını sağlamakla ne bilimde, sanatta, ekonomide nede insan hakları alanlarında bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu bakımdan bizde eğitim kurumlarını askeri ritüellerden arındırmanın yollarını bakmalıyız. Bunun arkasında bir şeyler aramanın, eğitim sistemini bir dönemin uygulamalarına mahkûm etmenin başta bu ülkenin çocuklarına yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>STAR AÇIK GÖRÜŞ- </strong>22 Ocak 2012</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kemalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Tarih şaşırmaktır</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></span></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-7896 alignright" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong><span style="color: #0066cc;">Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/22/19-mayis-militarizmi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim Fakültesinde yumurta atmak</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 22:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[Türk solunun yumurta problemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19711</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer
&#8220;AB Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış, davete icabet ederek Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;ne gidiyor ve yumurtalı saldırıya uğruyor.&#8221;
Dünyanın neresine giderseniz gidin bu bir haber midir, elbette haberdir. Enteresan olan tarafı fiilin at pazarında, balık halinde, Tepecik dolmuş duraklarında değil de iletişimci yetiştirmekle mükellef bir kurumda işlenmiş olmasıdır. Doğal olarak faillerin de birer iletişimci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İbrahim Becer</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/turk_solu.png"><img class="alignright size-full wp-image-19713" title="turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/turk_solu.png" alt="" width="261" height="224" /></a>&#8220;<strong><em>AB Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış, davete icabet ederek Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;ne gidiyor ve yumurtalı saldırıya uğruyor.&#8221;</em></strong></p>
<p>Dünyanın neresine giderseniz gidin bu bir haber midir, elbette haberdir. Enteresan olan tarafı fiilin at pazarında, balık halinde, Tepecik dolmuş duraklarında değil de iletişimci yetiştirmekle mükellef bir kurumda işlenmiş olmasıdır. Doğal olarak faillerin de birer iletişimci namzedi olmaları işi daha da ilginç hale getiriyor.<strong><em> </em></strong></p>
<p>Oğuzhan Hocam daha iyi bilir, o zaman metni değiştirip yeni baştan şu şekilde yazmak daha doğru olur kanaatindeyim: &#8220;<strong><em>ÖSYM&#8217;nin yanlış tercihleri neticesinde İletişim Fakültesine kabul ettiği iki öğrenci, nedendir bilinmez Devlet Bakanı Egemen Bağış&#8217;a yumurta attılar.&#8221;</em></strong></p>
<p>Zaytung haberi gibi oldu ama olayın vuku bulduğu yer göz önüne alındığında normal duruyor. İletişim Fakültesinde okuyorsan ve iletişim kurmaktan acizsen asıl bu haberdir.</p>
<p>Ege İletişim, benim de mezun olduğum fakültedir. Kendisi kurum olarak hayatımda o kadar çok işime yaradı ki mezuniyetimden tam on dört yıl sonra diplomayı almaya gittiğimde bana uzaylıymışım gibi bakmıştı Öğrenci İşleri yetkilileri. Yanlışım varsa düzeltsinler, benim bildiğim tarihinde çıkardığı tek ünlü bizden iki dönem önce mezun olan şarkıcı <span id="more-19711"></span>Pınar Aylin&#8217;di. Okul ve ben, birbirimize karşı o kadar ilgiliydik ki yanılmıyorsam ikinci yıl ben kaydolmayı unutmuştum, onlar da finallerin ortasında beni hatırlamışlardı. Öyle ya da böyle ben mi bitirdim, onlar mı bitirttiler anlamadım ama dördüncü senenin sonunda koca fakülte mezun olunca <em>&#8220;ne içirttiniz lan bize&#8221;</em> modundaydık hepimiz.</p>
<p> Şimdikiler bilmez, iki nolu amfiden doğuya doğru kırk adım falan gidince İletişim Kantini vardı. Bildiğin mezbelelikti ki Akif&#8217;in şiirlerinde ancak rastlayabileceğiniz tasvire muhtaçtı mekân. Bir yanında masaların üzerinde kurulu televizyonda bangır bangır Kur&#8217;an okunurdu, öte yandan <em>&#8220;titre oligarşi parti cephe geliyor&#8221;</em> diye çığıran Anadolu&#8217;nun dört bir yanından gelmiş kara kuru solcu kızlar. Sabah akşam sisteme küfrettikten sonra, aynı sisteme entegre olabilmek adına KPSS kuyruklarına girdikleri de anlatılırdı bu arkadaşların da neyse. Belki bir şehir efsanesidir&#8230;</p>
<p> Kapının girişinde de uzun paltolarıyla neler olup bittiğini anlamaya çalışan Ülkücü Hareket ikamet ederdi. Ülkücüler, o zamanların havayı koklayan adamlarıydı bizim için. Kalabalık bir grupla gelirler, birer çay içerler, puslu gözlerle ortamı tartarlar ve giderlerdi. Bugünlerden pek farkı yoktu yani; etliye sütlüye karışmadan sürdürülmeye çalışılan bir hayattı onlarınki.</p>
<p> Biz, çayın cam bardakta verildiği son seneyi görmek şerefine nail olan sayılı bahtiyar tayfadandık. Bu kadar kozmopolit bir ortamda kavganın kaçınılmazlığı göz önünde bulundurulursa takdir edersiniz ki cam bardaklar tedavülden kaldırıldı. Çünkü cam bardaklara uzun menzilli füze muamelesi yapılıyordu. Böylesine etkin bir lojistik malzemeyi elde bulunduran grup da maça otomatikman önde başlıyordu.</p>
<p>İletişim Fakültesindeki bu iletişimsizlik o günlerde de mevcuttu. Önce cam bardaklar kalktı, ardından da bu itiş kakıştan bıkan Fakülte yönetimi kantini kapatarak dışarıda açtığı bir kafeteryayı özel bir şirkete havale etti. İtişip kakışarak da olsa bir şekilde iletişim kuran bir kuşağın sonunu getiren de bu karar oldu. Devir artık pahalı arabalarla okula gelen, 501&#8242;i bir rakamdan ziyade bir sınıfın sembolü olarak gören beyaz Türklerin devriydi. Çünkü kafeterya pahalıydı&#8230;</p>
<p>Hiçbir kutsalı olmadığı gibi, hiçbir şeye de karşı gelmeyen bu tavşan boku misali, ne akar ne kokar tayfayla anlaşamadı bizim dava adamları. Bir müddet orada burada sürttüler; işin kötü tarafı konjonktür de aleyhlerine işlemekteydi:  Özal ölmüştü ama halk da liberalizmi sevmişti. <em>&#8220;Çok aylar doğmuş, batmış sensiz/ sensiz daha çok ayların on dördü gelir&#8221; </em>diyen Hayyam&#8217;la paralel zihniyette bir halk vardı karşılarında. Beklenen devrim gelmedi, gelemedi Sol Cenah için. Sağ tarafı kesmese de İstanbul&#8217;da Tayyip Erdoğan, Ankara&#8217;da Melih Gökçek fırtınası teselli ikramiyesi olmuştu bu cenaha. Hoş, pek ilgilerini de çekmedi aslında. Çünkü yıllar önce bitmesine rağmen onlar halâ Afgan-Rus savaşının kahramanlık hikâyelerinin işlendiği takvimleri satmakla meşguldüler.</p>
<p> Yüzde 47 kimsenin aklında değil o yıllarda. Pınar Türenç&#8217;in, Şimdinin Tıme dergisine kapak olan Başbakanı Tayyip Erdoğan&#8217;a parmak sallayarak hesap sorduğu yıllardan bahsediyorum.</p>
<p>Alsancak&#8217;tan, Üç Yol&#8217;dan, Hatay&#8217;dan, Karşıyaka&#8217;dan kabaran bir okyanus gibi gelen bu beyaz Türklerin, bizim dava adamlarını yutmasından sonra iyice tatsız tuzsuz bir yer oldu bizim mektep. Gökyüzündeki yıldızlar kadar dağınık fakat belirgin de olsa bir ideoloji vardı, bir orijinallik vardı kendi çapında. Geçen zamanla birlikte, anlayabildiğim kadarıyla en büyük ideolojik erozyona uğrayan grup sol cenah olmuş. Sol bir ideolojinin üzerine nasıl becerebildilerse ulusal bir kat çıktılar. Yetmezmiş gibi Kemalist bir söylemle bu ucube yapıya meşru bir ruhsat almaya kalktılar.</p>
<p>                Hoca&#8217;nın fıkrası gibi yani; Hoca&#8217;ya sormuşlar: <em>&#8220;bugün yeni bir şey yaptın mı?&#8221;</em> diye. Hoca yüzünü buruşturarak cevap vermiş: <em>&#8220;Valla yaptım yapmasına; ekmek arası kar yedim ama ben de beğenmedim&#8221;. </em>Bu kafa karışıklığıyla, bu Ulusal Kemalist Solcu tayfa daha çok kendine güldürtür, daha çok yol yürür benden söylemesi. Çünkü hem deliller bunu doğrular nitelikte, hem de aralarında çok fazla Nasrettin Hoca tıynetli adam barındırıyorlar. Hatırlarsanız Sol umdelere bağlı bir gazetenin muhabiri İMF Başkanına Nıke marka ayakkabı fırlatmıştı da kendine güldürtmüştü. Nıke&#8217;ı ve Sosyalizmi aynı potada eritmeye kalkan bir zihniyet, aynı anda Milliyetçiliği, Kemalizm&#8217;i, Solculuğu bir araya getirebilir mi? Çok zorlarsa bunu başarır da ortaya çıkan sonuç bildiğin Faşizm olur.</p>
<p>                Oysa ki bu eylemi yapan öğrenci arkadaşlarım empati kurmayı deneyebilirlerdi günümüz Türkiye&#8217;sini anlayabilmek adına. Otuzlu yıllarda bir Dersimli&#8217;nin, kafasında kalpağıyla bir Çerkes&#8217;in ya da ne bileyim İskilipli Atıf&#8217;ın bir şakirdinin Mahmut Esat&#8217;a çarık fırlattığını ve neler olabileceğini tartışabilirlerdi kendi aralarında. O Mahmut Esat ki devrin Adalet Bakanı olarak, <em>&#8220;Türk&#8217;ten gayri unsurların ödevi, Türk&#8217;e hadimlik olmalıdır&#8221;</em> sözüyle bugünün Ulusalcılarının geldiği noktanın ön sözünü yazmış adamdır. Bence buradan başlasınlar nereden nereye geldiğimizi anlayabilmek adına. Belki o zaman ayağına kadar gelip de kendilerine laf anlatmaya çalışan bir Devlet Bakan&#8217;ını dinlemek yerine, neden böyle bir emitasyon eyleme girme ihtiyacı hissettiklerini bir daha düşünürler.</p>
<p>                Belki çok daha fazla şeyi düşünmeye de kapı aralar bu edepsiz girişim. Bu kadar çaresiz oluşlarına üzülürler belki, neden edecek iki kelamları olmadığına yanarlar belki. Ya da ne bileyim, iletişim yollarının bu kadar kapalı olmasına rağmen neden hala İletişim Fakültesinde olduklarını bir daha düşünürler ve Su Ürünleri veya Veterinerlik Fakültelerine hicret ederler.</p>
<p>                Kendilerinden önce aynı sıralarda dirsek çürütmüş ağabeyleri olarak, onlara geçirecekleri dört senenin özetini tek cümlede vereyim: <em>&#8220;İletişimde önemli olan senin ne anlattığın değil, karşı tarafın ne anladığıdır&#8221;.</em> Muhatabına yumurta atan, ayakkabı fırlatan ve bunu eylem koymak olarak adlandıran bir insan en hafif tabiriyle iletişim fakiridir. Konuşmaktan, tartışmaktan korkmasının sebebiyse çifte cehaletle kavrulmuş bir diyalektiğe sahip olmasıdır.</p>
<p>                Onların bana anlattığından değil de benim onlardan anladığım budur kısaca. Yazık, Huriye Şükran Kuruoğlu Hocam adına üzüldüm en çok. On dört yıl sonra diploma almaya gittiğim bir okuldan, çalışkanlığıyla, sevecenliğiyle, dostluğuyla bir o kalmış aklımda&#8230;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Türk solu ve yumurta ilişkisi üzerine&#8230;</p>
<ol>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/22/yumurtanin-sarisi-solcu-olmus-yarisi/">Yumurtanın sarısı, solcu olmuş yarısı!</a></li>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/16/turk-solu-uyaniyor/">Türk Solu Uyanıyor!</a></li>
</ol>
<p> </p>
<p>&#8230; Türk solu ve solculuk, komünizm, sosyalizm üzerine &#8230;</p>
<p><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18312" title="marx-kapak" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/marx-kapak.bmp" alt="" width="128" height="191" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Derin <strong>MAЯҖ</strong></a></strong></p>
<p>Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden? </p>
<p> Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/10/iletisim-fakultesinde-yumurta-atmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu dünyadaki en önemli şey nedir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/15/bu-dunyadaki-en-onemli-sey-nedir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/15/bu-dunyadaki-en-onemli-sey-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 07:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suzan Nur Başarslan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19401</guid>
		<description><![CDATA[David Greenspan&#8217;ın yönettiği kısa film&#8230; Öğretmeni Uchida&#8217;ya sorar: Bu dünyadaki en önemli şey nedir? Cevabın imparatora hizmet olması gerekirken, Uchida bir çocuğun verebileceği en tatlı cevabı verir: Kırmızı fasulyeli kek  
Bölüm 1

Bölüm 2

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>David Greenspan&#8217;ın yönettiği kısa film&#8230; Öğretmeni Uchida&#8217;ya sorar: Bu dünyadaki en önemli şey nedir? Cevabın imparatora hizmet olması gerekirken, Uchida bir çocuğun verebileceği en tatlı cevabı verir: Kırmızı fasulyeli kek <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Bölüm 1</strong><br />
<iframe width="200" height="165" src="http://www.youtube.com/embed/H1yIz6hnGpM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Bölüm 2</strong><br />
<iframe width="200" height="165" src="http://www.youtube.com/embed/27Ei8hx3c4w" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/15/bu-dunyadaki-en-onemli-sey-nedir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/15/bu-dunyadaki-en-onemli-sey-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf Sergisi, Sabiha Çimen: &#8220;Sene Sonu Müsamereleri&#8221;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/fotograf-sergisi-sabiha-cimen-sene-sonu-musamereleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/fotograf-sergisi-sabiha-cimen-sene-sonu-musamereleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 10:03:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19154</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;&#8230;Anneeeee ,  ben ne diyeceğimi unuttum&#8230;.  Sahne Perdesinden kafasını çıkaran bir çocuğun kulakları çınlatan oturma odası rahatlığındaki sesi,  Haziran ortası ılık elbiselerimizle kalplerde nerden kaynaklı olduğunu bazen hatırlayamadığımız yaz sevinci. Çay pişirmek, limonata hazırlamakla görevli Nazife Teyze&#8217;nin okul içindeki son koşturmaları, erkeklerin su savaşından yeni çıkmış, kuru kısmı kalmayan gömlekleri, el yordamıyla hazırlanan ve hazırlıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/buyuk-kizlar.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen_kaygi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-19156" title="sabiha_cimen_kaygi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen_kaygi.jpg" alt="" width="210" height="342" /></a> &#8221;&#8230;Anneeeee ,  ben ne diyeceğimi unuttum&#8230;.  Sahne Perdesinden kafasını çıkaran bir çocuğun kulakları çınlatan oturma odası rahatlığındaki sesi,  Haziran ortası ılık elbiselerimizle kalplerde nerden kaynaklı olduğunu bazen hatırlayamadığımız yaz sevinci. Çay pişirmek, limonata hazırlamakla görevli Nazife Teyze&#8217;nin okul içindeki son koşturmaları, erkeklerin su savaşından yeni çıkmış, kuru kısmı kalmayan gömlekleri, el yordamıyla hazırlanan ve hazırlıkları bitmeyen, bitse de yenilenen sahnenin H&#8217;si yerde‘oşgeldiniz&#8217; stickerleri&#8230;</em></p>
<p><em>Söylenecek ilahiye dair büyük ipucu veren ve minikleri heveslendiren ama biraz da boynu kaşındıran kartondan yapılma sarı çiçekler&#8230; Buzları erimeyen limona, elleri terleyen anneler, pilleri kontrol edilen kameralar, hafif kolonya kokusu, açık camlar&#8230; Her an gidilecek izlenimi veren yerleşik olmama hali, ürkek bakışlar&#8230; Geçmişini taşıyan bugünüyle bir yıl sonu müsameresi&#8230;&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kaygi.jpg"></a></p>
<p>                                      İFSAK 4.GENÇFOTOFEST</p>
<p>                       (İslami Okullar Ve Sene Sonu Müsamereleri)</p>
<p> İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) tarafından bu yıl 4&#8242;üncüsü düzenlenen ve İstanbul&#8217;un çeşitli mekânlarında gerçekleşen festivalin açılışı (15 Ekim) cumartesi günü saat 13.00&#8242;da İFSAK binasında yapıldı. Genç fotoğrafçıların önünü açmayı hedefleyen<strong> İfsak Genç Fotoğrafçılar Festivali</strong>&#8216;nin bu yılki konusu ise &#8221; görü-yorum&#8221;. &#8221;Görmek&#8221; ten türeyen Türk filmlerinin mucize anlarındaki unutulmaz repliklerini <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-19157" title="sabiha_cimen" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen-300x267.jpg" alt="" width="196" height="185" /></a>anımsatacak olan &#8220;görü-yorum&#8221;, fotoğraflara tekrar tekrar bakmamızı sağlayacak kadar iddialı!  Her gözün gördüğü bir değil, farklı pencerelerden ulaşıyoruz anlamlarımıza. Bu festivalde yer alan kareler gördüklerimizi yorumlarken bir kez daha düşündürüyor zira John Berger&#8217;in &#8220;Herkes bakar ama bazıları görür&#8221; cümlesi festivalin bu seneki konusu.  Sabiha Çimen de kişisel fotoğraf sergisini açmaya hak kazanan genç fotoğrafçılar arasında.  ‘İslami Okullar ve Sene Sonu Müsamereleri&#8217; başlıklı dikkat çeken fotoğraf serisi ile <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen.jpg"></a>kişisel sergisini açan fotoğrafçı projesiyle ilgili şu sözleri söyledi;</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em><strong>&#8220;İslami Okullar ve Sene Sonu Müsamereleri&#8221;</strong> aslında uzun süredir çalışmak istediğim bir konuydu. Proje konusu salt estetik kaygıyla düşünüldüğünde ortaya çıkan malzeme fotografik açıdan farklı teknik ve stillerin çalışıldığı bir serinin ötesine geçmeyecekti. Kaldı ki, projenin nihai hedefinde sadece bu kaygılar <span id="more-19154"></span>yoktu.  Üretebilmenin tek yolu olan sorulardan aklımı en çok kurcalayanı İslami okulların elinden çokça çektiği 28 Şubat döneminin bu okullardaki etkisi kadraja alınabilir miydi? Bu noktada seride bu dönemin izlerini taşıyan bir okul bulabilmek gerekliydi.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen.jpg"></a> 28 Şubat Post modern Darbesinden sonra Muhafazakâr yaşam biçimine karşı özellikle eğitim alanında karşılaşılan ötekileşici tutum, kısıtlayıcı yönetim, sürekli kontrol ve baskı şedit bir rutin haline gelmişti.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bu nedenle de hassaten 28 Şubat dönemi baskılarından fazlasıyla nasibini almış bir okulun yılsonu müsameresinde çalışmamı gerçekleştirdim. Yasak döneminin halet&#8217;i ruhiyyesini taşıyan müsamere salonundaki ürkek duvarlar ve tavanlar, mimari yapı, el yordamıyla hazırlanmış son derce yalın sahne dekoru ve her an terk edilecekmiş gibi bir izlenim veren sandalyeler, ortamla bütünleşmiş hal ve hareketleri ile ebeveynlerin ve öğrencilerin mekânla senkronize yönlerine dikkat çekmek istedim. Eğitime, kadına, çocuk yetiştirmeye önem veren, içine kapanık ve yaraları sarmaya çalışan muhafazakâr çekirdek aile profilini ‘eğitim&#8217; alanında fotoğrafladım ve festivale katıldım. Farklı fotoğraf teknik ve stillerinin bir arada kullanılmaya çalışıldığı bu seride, estetik ve konu açısından bir ehemmiyet önceliği yoktur.  Sergi hem stil hem de proje konusu açısından benim için oldukça değerlidir. Fotoğraf serimi kendi düşünceme paralel olarak değerlendiren ve de kişisel sergimi açmama olanak tanıyan İFSAK Jürisine de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum&#8221;</em></p>
<p>Sabiha Çimen&#8217;in Fotoğraf sergisi 31 Ekim&#8217;e kadar Taksim İfsak Sergi salonunda gezilebilir ve katılımcılar Salı-Perşembe günleri fotoğraf gösterileri izleyebilir.</p>
<p>Fotoğraf meraklıları için birbirinden farklı Kişisel, Karma ve Grup sergileri hakkında daha fazla bilgi almak için:</p>
<p><a href="http://www.ifsakgencfotofest.com/?p=471">http://www.ifsakgencfotofest.com/?p=471</a></p>
<p> Festival sürecinde seçilen en iyi fotoğraflardan oluşan sergi ise kasımın ilk haftası Nazım Hikmet Kültür Merkezi&#8217;nde açılacak.</p>
<p><em>(İFSAK: İstiklal cad. Ayhan Işık Sok. No: 32/2 34433 Beyoğlu/ İstanbul)</em></p>
<p>Cihad Caner</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/buyuk-kizlar.jpg"><img class="size-medium wp-image-19158 aligncenter" title="buyuk-kizlar" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/buyuk-kizlar-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sahne-arkasi.jpg"><img class="size-medium wp-image-19159 aligncenter" title="sahne-arkasi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sahne-arkasi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sandalyesiz-_zleyici.jpg"><img class="size-medium wp-image-19160 aligncenter" title="sandalyesiz-_zleyici" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sandalyesiz-_zleyici-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen_sergi.jpg"><img class="size-medium wp-image-19161 aligncenter" title="sabiha_cimen_sergi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/sabiha_cimen_sergi.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/25/fotograf-sergisi-sabiha-cimen-sene-sonu-musamereleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/fotograf-sergisi-sabiha-cimen-sene-sonu-musamereleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Millî Eğitim, Millî Beyin Yıkama, Millî Endoktrinasyon</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 12:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18739</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230;Farklı kimliklerin, inançların, kültürlerin bir arada barış ve huzur içinde yaşabilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan bu anlayış neticesinde, eğitim sistemi katı bir emir-itaat kültürü üretmektedir. Farklılıkların yok sayıldığı, hak ve özgürlüklere dair taleplerin her defasında klasik totaliter devletçi yaklaşımla reddedildiği bir eğitim ortamı, sadece yeni nesli değil, bu ortam içinde çalışan öğretmen, bilim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/milli-egitim.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-17839" title="milli-egitim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/milli-egitim.jpg" alt="" width="216" height="211" /></a></em></p>
<p><em>&#8220;&#8230;</em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/milli-egitim.jpg"><em></em></a><em>Farklı kimliklerin, inançların, kültürlerin bir arada barış ve huzur içinde yaşabilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan bu anlayış neticesinde, eğitim sistemi katı bir emir-itaat kültürü üretmektedir. Farklılıkların yok sayıldığı, hak ve özgürlüklere dair taleplerin her defasında klasik totaliter devletçi yaklaşımla reddedildiği bir eğitim ortamı, sadece yeni nesli değil, bu ortam içinde çalışan öğretmen, bilim insanı, memur ve hizmetlileri de etkisi altına almaktadır. Bu anlamda farklı olana karşı oluşan nefretlerin, düşmanlıkların, yersiz kaygı ve endişelerin kökeninde birazda eğitim sisteminin militarist bir yapıda işlev görmesi yatmıyor mu? Örneğin çocuklara hala okullarda nöbet tutturulmaktadır. Her gün rahat, hazır ol komutlarıyla onlara “andımız” söylettirilmektedir. Birçok okulda anaokulu öğrencilerine bile vatan sevgisi adı altında silahlı müsamereler yaptırılmaktadır. Askerlerin girdiği Milli Güvenlik dersleriyle de askerlik kültürü yüceltilerek ve özendirilerek verilmekte hatta çocuklar kışlalara götürülerek silahlarla tanıştırılmaktadır. Ders kitaplarında ise antidemokratik bilgilere rastlanılmakta ve azınlıklar dışlanarak çocuklara verilmektedir. [...] Anti demokratik, anti özgürlükçü, darbeci, bürokratik kesim “okulu” kolay kolay bırakmak niyetinde değildir. Çünkü okulun katı yönetmeliklerle ve dar bir zihniyetle kuşatılması yani kalın duvarlar içersinde bireyleri hapsetmesi onların her zaman hâkimiyet alanını genişletecektir. Aksi takdirde birey kendini keşfedecek, değerini ve kıymetini idrak ederek evrensel ahlak, hukuk, insan hakları ve özgürlük çerçevesinde bir yaşam anlayışı geliştirecektir ki buda malum kesim tarafından hiçte arzu edilen bir durum değildir&#8230;&#8221;</em>  <strong><a href="http://www.sivildusunce.com/2011/09/1924-1925-egitim-ogretim-yili-basliyor/" target="_blank">TAMAMI</a></strong></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="106" height="149" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="113" height="191" /></span></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitapta </span></a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="116" height="177" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Bir pozitivizm eleştirisi </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-5365" title="20090618_derin_dusunce_org_pozitivizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090618_derin_dusunce_org_pozitivizm-210x300.jpg" alt="" width="119" height="166" /></span>Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın?</strong> Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “<strong>uygarlığımızı</strong>”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce <strong>komşusunun yiyeceğini çalmak</strong> için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki <strong>tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü</strong>.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki <strong>sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor</strong>, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler <strong>gericilikle</strong>, <strong>bağnazlıkla</strong> suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan</span></a> indirebilirsiniz.  </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/16/milli-egitim-milli-beyin-yikama-milli-endoktrinasyon/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öylesine bir millî güvenlik dersi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 18:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18117</guid>
		<description><![CDATA[Konuyu uzatmak istemiyordum. Sadece &#8220;ne olduysa oldu birden böyle bir sorun oluştu&#8221; kısmına bir açıklama getirmek istemiştim. Ve ne demek istediğimi anlamıştı, ama &#8220;Ne demek istiyorsun?&#8221; diyerek işi tartışma noktasına getireceği belliydi. Anlamıştım.
Bilindik şeyler. Mesela Dillerinin yasaklanması. Özellikle İsmet İnönü ve Darbe döneminde. Sonra yapılan bazı şiddet olayları
İşte bu söz onu ateşleyen nokta olmuştu. Konuşmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyu uzatmak istemiyordum. Sadece &#8220;ne olduysa oldu birden böyle bir sorun oluştu&#8221; kısmına bir açıklama getirmek istemiştim. Ve ne demek istediğimi anlamıştı, ama &#8220;Ne demek istiyorsun?&#8221; diyerek işi tartışma noktasına getireceği belliydi. Anlamıştım.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bilindik şeyler. Mesela Dillerinin yasaklanması. Özellikle İsmet İnönü ve Darbe döneminde. Sonra yapılan bazı şiddet olayları</em></p>
<p>İşte bu söz onu ateşleyen nokta olmuştu. Konuşmaya başladı</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Sen doğuya hiç gittin mi! Ben orda görev yaptım!</em></p>
<p> Bunu söylerken suratı kızarmaya başlamıştı ve sesi de yükseliyordu.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bakın demek istediğimi anlamıyorsunuz. Ben diyorum ki bazı baskılar oldu sizin bunu yapmadığınız bunun olmadığı anlamına gelmez.</em></p>
<p>Sakinliğimi sürdürmeye çalışıyordum. Ama ayakuçlarım hızlı bir rock şarkısı dinliyormuşum gibi titretiyordum. Hatta önümdeki arkadaşım Duygu &#8220;Ayağını sallama. Sırayı sallıyorsun&#8221; diyerek <a href="http://ciilgin.wordpress.com/2011/05/26/sen-ne-bilirsin/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/21/oylesine-bir-milli-guvenlik-dersi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un fethi küçük cihad idi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/17/istanbulun-fethi-kucuk-cihad-idi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/17/istanbulun-fethi-kucuk-cihad-idi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 15:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18078</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/qjlDSjrWAUA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/17/istanbulun-fethi-kucuk-cihad-idi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/17/istanbulun-fethi-kucuk-cihad-idi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Anayasa Köklü sorunlarımız ve Milli Eğitim</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/yeni-anayasa-koklu-sorunlarimiz-ve-milli-egitim/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/yeni-anayasa-koklu-sorunlarimiz-ve-milli-egitim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 21:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni Anayasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17837</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun (Sivil Düşünce)
Türkiye&#8217;de öğrenciler, özgürlüğün, demokrasinin ve ortak yaşam kültürünün verildiği özgür okul ortamlarından geçmediklerinden ötürü olsa gerek en ufak bir toplumsal kırılmada bilinçli, tutarlı ve özgürlükçü bir tavır ortaya koyamamaktadırlar. Dahası ülkesinde yaşayan farklılıklara karşı ciddi bir önyargı beslemektedirler. Farklı olana karşı oluşan nefretlerin, düşmanlıkların, yersiz kaygı ve endişelerin kökeninde eğitim sisteminin militarist [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.sivildusunce.com/author/ufuk/">Ufuk Coşkun (Sivil Düşünce)</a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/milli-egitim.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-17839" title="milli-egitim" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/milli-egitim.jpg" alt="" width="250" height="257" /></a></em></strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de öğrenciler, özgürlüğün, demokrasinin ve ortak yaşam kültürünün verildiği özgür okul ortamlarından geçmediklerinden ötürü olsa gerek en ufak bir toplumsal kırılmada bilinçli, tutarlı ve özgürlükçü bir tavır ortaya koyamamaktadırlar. Dahası ülkesinde yaşayan farklılıklara karşı ciddi bir önyargı beslemektedirler. Farklı olana karşı oluşan nefretlerin, düşmanlıkların, yersiz kaygı ve endişelerin kökeninde eğitim sisteminin militarist bir yapıda işlev görmesi yatmaktadır. Çünkü Türkiye&#8217;de eğitim bir ideolojik endoktrinasyon ve entrojeksiyon kurumu olarak sürdürülmektedir. Okullar, en az 50 yıl öncesinin yasa ve yönetmelikleriyle farklı kimliklerin, inançların, mezheplerin, dillerin ve ırkların dışlandığı, yok sayıldığı, darbelerinde etkisiyle resmi ideolojinin ve dar bir milliyetçilik anlayışının içselleştirildiği birer ideolojik aygıtlara dönüştürüldü. Eğitimin temel amacında da ifade edildiği gibi bireylerin daha çok eğitimle remi ideolojiye bağlı ve bağımlı, aldıkları milliyetçi terbiye ile de farklılıklara kapalı tek-tip diyebileceğimiz türden uysal birer vatandaş olmaları istendi.</p>
<p>İyi okul eğitimi almış bir bireyin hâkim ideolojinin ve bürokratik kesimin menfaatine olacak türden düşünce alışkanlıkları geliştirmesinin bir nedeni de eğitimin katı bir ideolojik formasyona dayanmasıdır. Bu yüzden devletler eğitime<span id="more-17837"></span> maddi- manevi ciddi destek verirler. Bunun bir başka nedeni de devletin güçlü ve etkili bir mekanizma olarak varlığının devam ettirilmek istenmesidir. Çünkü toplumlar ancak okullar aracılığıyla ıslah edilebilir. Kısacası devletler önlemini eğitim ve eğitim kurumlarıyla alırlar.</p>
<p><strong>Eğitim sorunlarımıza dâhil edilmeli</strong></p>
<p>Türkiye hiç şüphe yok ki köklü sorunları olan bir ülkedir. Son yıllarda sorunlarımızla ilgili olumlu adımlar atılmıyor değil ancak buna rağmen daha henüz hiçbir sorunumuzu tam manasıyla çözemedik.  Ülkemizde uzun zamandır militarizmle bir hesaplaşma yaşanıyor. Ne var ki bu hesaplaşma sürecini ürettiği militarizmle ciddi manada engel olan eğitim sistemiyle henüz yüzleşilmedi. Oysa bugünTürkiye&#8217;nin insan hakları, demokrasi, hukuk ve özgürlükler anlamında ciddi bir düzelme gösterememesinin en önemli nedenlerinden birisi de, eğitim sisteminin özgürlükçü bir temele yaslanmamasından dolayıdır. Hâlbuki eğitim, insan haklarına, demokrasiye, özgürlüğe, en önemlisi de insanın kendisini gerçekleştirmesine gerekli katkıyı sunmak üzere işlev görmelidir. Okullar askeri disiplinin kavratılacağı birer kışla değil özgürlüğün, adaletin, insan haklarının, bilimin, sanatın ve felsefenin kazandırılacağı ve üretileceği ortamlar olmalıdır. Bu bakımdan eğitim sorunlu bir alandır ve mutlaka köklü sorunlarımızla birlikte ele alınması gerekmektedir.<strong></strong></p>
<p><strong>Eğitim ve ordu ilişkisi</strong><strong></strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de neredeyse hiçbir kurum eğitim ve ordu kurumlarında olduğu kadar birbirleriyle özdeşleştirilmez. Bilindiği gibi eğitim ordusunun askeri ordudan daha önemli olduğu da sıklıkla vurgulan bir şeydir. Örneğin sadece bu iki kurumda nöbet tutturulur ve rahat hazırol komutları çektirilir. Okullarda nasılsınız sorusuna dahi öğrencilerin &#8220;sağol&#8221; şeklinde cevap vermeleri öğretilir. Kuşkusuz ordu kurumu askerliğin gerektirdiği tüm düsturları disiplinli bir biçimde askerlerine öğretmelidir. Bununla ilgili bir sorunumuz yok. Sorun militarist uygulamaların eğitim kurumlarında çocuklara daha küçük yaşlarda verilmek istenmesidir.  <strong></strong></p>
<p>Bugün birçok okulda anaokulundaki çocuklara bile silahlı müsamere yaptırılması buna verilebilecek vahim bir örnektir. Çocukların küçük yaşlarda oyuncak silahlarla tanıştırılmaları doğrusu eğitim adına bir faciadır. Uzmanlar küçük çocukların oyuncak silahlarla oynamasını doğal olarak iyi bulmazlar. Masum bir kelime olan oyuncak ile insan öldürmeye yarayan silahın yan yana telaffuz edilmesini bile sakıncalı bulurlar. Keza Milli Güvenlik dersleri kapsamında düzenlenen gezilerde de durum bundan pek farklı değildir. Bu gezilerde de gençlere bu sefer gerçek silahlar tanıtılmaktadır. Bugün gerek ders kitaplarına gerekse eğitim- öğretimin tüm unsurlarına varana kadar sirayet etmiş olan tüm militarist öğeler üzerinde ciddi manada durulmalıdır. Eğitim özgür pedagojik yönü, aklın ve iradenin özgürce kullanımına dönük bir anlayışla yeniden dizayn edilmelidir. Çocuklar ve gençler ülkelerini bilim, sanat ve teknoloji alanlarında kalkındırmalarının yollarını aramalıdırlar.</p>
<p><strong>Eğitimin özgürlükçü işlevi olmalı</strong></p>
<p>Eğitimin nihai amacı tek-tip insan üretmek değil birbirleriyle iyi ilişkiler kuran, kendine ait bir dünyası olan ve bu dünyasını kendisi için koyduğu ilkeleriyle zenginleştiren özgür bireyler üretmektir. Bunun da başlıca yolu; insanın en tabii haklarına, özelliklerini en verimli şekilde kullanmasına imkân tanımaktan geçmektedir. Başka bir deyişle insanın doğuştan getirdiği kabiliyetlerini geliştirebilmesinin yolu, kuşkusuz insanı insana bırakmaktan geçmektedir. Sürekli insanın kısıtlandığı, en temel gereksinimlerinin bile yasa ve yönetmeliklerle belirlendiği bir ortamda doğal olarak insanın bireysel yaratıcılığı körelecektir. <strong>Humbold</strong>t&#8217;un da ifade ettiği gibi &#8220;bir şeyi emir üzerine üreten bir insan artık kendi itki ve arzularıyla davranan bir insan değildir<strong>.&#8221; Chomsky &#8220;Demokrasi ve Eğitim</strong> &#8221; adlı bir çalışmada Russell&#8217;in eğitimle ilgili fikirlerine yer verir. Buna göre <strong>Russell</strong> eğitimin birincil amacının, insanın sahip olabileceği yaratıcı itkinin açığa çıkartılması ve güçlendirilmesi olduğunu ifade eder. Ayrıca eğitimin insanın doğasına dayanması gerektiğini söyler. Bu düşünceye göre bir çocuk, tıpkı bir bahçıvanın genç bir ağaca baktığı gibi yani içsel bir doğaya sahip olan ve uygun toprak, hava ve ışık sağlandığında takdire değer bir biçim geliştirecek olan bir şey olarak ele alır. Her gün 6 yaşındaki bir çocuğun rahat hazırol komutlarıyla &#8220;varlığını Türk varlığına armağan etmesi&#8221; bu anlamda ele alındığında bunun insanın doğasına ne kadar aykırı bir uyguluma olduğu da kendiliğinden ortaya çıkacaktır.</p>
<p><strong> Balkon konuşması ve 74 Milyonun anayasası vurgusu</strong></p>
<p><strong>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan</strong> 12 Haziran&#8217;da seçim sonuçların belli olmasının hemen ardından AK Parti Genel Merkezi&#8217;nde tarihe geçecek bir konuşma yaptı ve konuşmasının büyük bir bölümünü de yeni anayasaya ayırmıştı. Başbakan yeni anayasa ile ilgili olarak;&#8221; Yeni anayasa milletin her bir ferdini birinci sınıf olarak görecek. Her kimlik, her değer, herkesin özgürlük demokrasi barış ve adalet talebine bu anayasa karşılık verecek. Bu anayasa Türk&#8217;ün, Kürt&#8217;ün, Zaza&#8217;nın, Arap&#8217;ın Çerkez&#8217;in, Roman&#8217;ın, Alevi&#8217;nin Sünni&#8217;nin, azınlıkların yani 74 milyonun anayasası olacak&#8221; dedi.</p>
<p> Bu ifadeler gerçekten sivil, özgür ve demokrat bir ülkenin ayak sesleridir. Ancak yeni anayasa için telaffuz edilen bu ifadelerin hayata geçmesi için işe önce eğitim sisteminden başlanmalıdır. En az elli yıl öncesinin yasa ve yönetmelikleriyle sürdürülmeye çalışılan örneğin zorunlu ve parasız eğitim ne yazık ki çağın ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Diğer taraftan gerek andımız ve Milli Güvenlik dersleri ve gerekse müfredatta yer alan dar milliyetçilik vurgusu da farklı kimlikleri dışlamakta ve yok saymaktadır.</p>
<p>Kısacası Türkiye bu yeni dönemde mutlaka eğitim felsefesiyle hesaplaşmak durumundadır.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/29/yeni-anayasa-koklu-sorunlarimiz-ve-milli-egitim/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/29/yeni-anayasa-koklu-sorunlarimiz-ve-milli-egitim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Millî Güvenlik Dersleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 22:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16664</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/aFXPLjr-flo" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/milli-guvenlik-dersleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız!&#8221;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 May 2011 22:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16582</guid>
		<description><![CDATA[Bornova Kız Teknik ve Meslek Lisesi&#8217;nde bina sorumlusu Egemen Özdemir&#8217;in başörtüsü çıkarılması ısrarı, bazı öğrencileri ağlattı. [...] Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim Okulu&#8217;nda ise iki bayan görevli, &#8220;Tuvalete gidin, başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız.&#8221; şeklinde adeta tehdit etti. Velilerin olaya müdahalesi üzerine [...] TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Kız Teknik ve Meslek Lisesi&#8217;nde bina sorumlusu Egemen Özdemir&#8217;in başörtüsü çıkarılması ısrarı, bazı öğrencileri ağlattı. [...] Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim Okulu&#8217;nda ise iki bayan görevli, &#8220;Tuvalete gidin, başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız.&#8221; şeklinde adeta tehdit etti. Velilerin olaya müdahalesi üzerine [...] <a href="http://www.timeturk.com/tr/2011/05/28/ankara-nin-gozuonunde-basortusu-zulmu-devam.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Pazartesi: Cumhuriyet Öğretmenleri ve Başörtüsü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 May 2011 22:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Hürriyet Gazetesi Problemi]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16150</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun
Balıkesir Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi&#8217;nde, okul çıkışında saat 12.00 civarında iki kız öğrencinin başörtüsünün Bekir Himmetoğlu adındaki bir öğretmen tarafından zorla çıkarıldığı ve kafalarının duvara vurulduğu iddia ediliyor. Zanlı öğretmen olaydan sonra velilerin şikâyeti üzerine Burhaniye Merkez İlçe Karakolu&#8217;na götürülerek ifadesi alındı ve Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatıldı. Öğretmenin gerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sivildusunce.com/category/yazarlar/ufuk/">Ufuk Coşkun</a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4353" title="20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet.jpg" alt="" width="173" height="198" /></a></p>
<p>Balıkesir Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi&#8217;nde, okul çıkışında saat 12.00 civarında iki kız öğrencinin başörtüsünün Bekir Himmetoğlu adındaki bir öğretmen tarafından zorla çıkarıldığı ve kafalarının duvara vurulduğu iddia ediliyor. Zanlı öğretmen olaydan sonra velilerin şikâyeti üzerine Burhaniye Merkez İlçe Karakolu&#8217;na götürülerek ifadesi alındı ve Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatıldı. Öğretmenin gerek basına yansıyan ifadeleri gerekse görgü tanıkları ve öğrencilerin ifadeleri bu vahim olayı doğrular nitelikte. Bekir Himmetoğlu&#8217;nun bundan bir ay öncesinde başörtülü öğrencilerin sınav kâğıtlarını yırttığı ve hakkında açılan soruşturmadan ceza aldığı biliniyor. Şüphesiz dayakla ilgili net bilgiler, soruşturmanın tamamlanmasıyla aydınlığa kavuşacaktır.</p>
<p><strong>Hürriyet Gazetesi ne yapmak istiyor?</strong></p>
<p>Hürriyet Gazetesinin söz konusu öğretmenle ilgili bir haberi sunuş biçimi ise dikkat çekiciydi. Hürriyet, &#8220;Cumhuriyet öğretmenine türban dayağı&#8221; başlıklı verdiği haberinde aynı zamanda bunun bir &#8220;Menemen provası&#8221; olduğunu ima eden tahrik edici ve halkı galeyana getirecek türden bir şiir koymuştu sitesine. Şiirde&#8221; Anadolu&#8217; da bir öğretmen Cumhuriyet dedi, Yasa dedi ve Yobazların saldırısına uğradı. Ne diyeceğiz buna. Düpedüz kardeşim, düpedüz Menemen provasıdır bu! Fırsatı buldu mu yobaz <span id="more-16150"></span>Menemeni özlüyor işte. Kimse uyumasın, kimse rahat değil artık&#8221; gibi gayet ağır tahrik içeren ve daha da vahimi halkı ayaklanmayı çağıran bir habere imza atmıştı. Hürriyetin bu provakatif haberi seçim öncesi kafalarda ciddi soru işaretleri bırakmıştır. Öyle anlaşılıyor ki birileri hala küçük hesaplar yaparak mevcut statükodan nemalanmanın yollarını aramakta.</p>
<p><strong>Cumhuriyet öğretmeni ne demek?</strong></p>
<p>Burhaniye&#8217;de yaşanan bu hadise şayet doğruysa bunun basit, sıradan, münferit bir hadise olmadığı anlaşılmalıdır. Çünkü başörtüsüne gösterilen bu tepki Türkiye&#8217;deki mevcut eğitim sisteminin yıllardır okullar aracılığıyla enjekte ettiği resmi ideolojinin kurguladığı öğretmen profiline denk düşen bir tepkidir. Türkiye&#8217;de &#8220;eğitim ordusunun&#8221; ülke için askerî ordudan daha önemli olduğu, yarınlarımızın çağdaş, ilerici, laik öğretmenlere emanet edildiği/edileceği, bilimin, aklın ve aydınlığın öncüsü öğretmenler olduğu yıllardır resmi ağızlarca dillendirilen ifadelerdir. Ne var ki bir öğretmen tanımlamasından daha çok bir ideolojinin militanı gibi sunulan ifadelerdir bunlar. Diğer taraftan cumhuriyet, öğretmenlere mutlak dokunulmazlık ve yanı sıra kutsallık lütfetmiştir. Oysa Türkiye&#8217;de öğretmenleri kutsal yapan şey darbecilerin ideolojik öğretmen kurgusudur. Resmi ideolojiyi içselleştirdikleri oranda kendilerine değer verilir ve onlara kutsallık atfedilir. Doğal insani özelliklerden soyutlanmış ve kutsallık atfedilmiş olan bu ideolojik öğretmen kurgusunun, eğitim açısından hiçbir anlam ve değeri yoktur.</p>
<p><strong>Öğretmen, insani değerlere yabancı olmayandır</strong></p>
<p> Çünkü bu ideolojik kurgunun aksine öğretmen; sıradan insan olarak kalan, fakat sürekli olarak kendisini geliştiren ve farklılaştıran, kendi bireysel evreninden diğer insanların evrenine geçmeyi bilen, diğer insanları kendi tecrübesinin bir parçası yapan, buyurma yerine konuşma ve dinleme olgunluğunda olan, insana dair hiçbir şeyi kendisine yabancı saymayan keşfedici mütevazı bir kişiliktir. Ne var ki mevcut eğitim sisteminin tezgâhından geçen eğitimcilere evrensel değerlere açık, insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkan, ülkesinin itibarını ve kalitesini her alanda yükseltmeyi çabalayan insanlar olmak yerine resmi ideolojinin kendilerine biçtiği bu bekçilik rolünü vazife edinmeleri istenmiştir. Öyle ki bugün büyük bir kısmı hala -malum öğretmen gibi- laiklik adına en temel haklardan biri olan başörtüsüne tepki göstermekten kaçınmaz. Sadece başörtüsüne de değil aynı zamanda farklı inanç, ırk ve düşünceye sahip öğrencilerini de benzer tepkileri gösteren eğitimciler yok değildir. Üstelik bunu büyük bir inançla yaparlar. Çocukların rahat hazır ol komutlarıyla asker gibi yürümelerinden rahatsızlık duymayan, onların tek bir kıyafete mahkûm edilmelerini eğitim adına sakıncalı bulmayan, milliyetçiliğin içselleştirilmesi gereken en temel değerlerden birisi olduğuna iman eden eğitimcilerin sayısı az değildir. Ancak tepki ve tavırlarını evrensel pedagojik değerlere göre değil de resmi ideolojiye göre gösteren eğitimcilerde çokta suç aramamak lazım. Sorun eğitimcilerin bu şekilde tavır ortaya koymalarını ve zihinlerinin kapalı olmasına neden olan yasalardadır.</p>
<p><strong>Darbe süreçlerinde eğitim ve eğitimci</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de darbe süreçlerinde kimsenin düşüncesine bakılmaksızın sadece statükoya itaat etmeleri istenmiştir. İtaatsizliğin cezasını sürgünlerle, psikiyatrik işkencelerle ve hapishanelerde çeken insanların sayısı az değildir. Darbe süreçlerinde en büyük yarayı alanlardan birisi de kuşkusuz eğitimdir. Bu dönemlerin ürettiği zihniyet ders kitaplarını da yansıtılmıştır Kitaplar sayısız endoktrinasyon örnekleriyle doludur. Çocukların önceden belirlenmiş bir hedef doğrultusunda yetiştirildiği, öğretmenlerin ise resmi ideolojinin vaizi yapıldığı bir eğitim anlayışı oluşturulmaya çalışılmıştır. </p>
<p> </p>
<p>Eğitimin doğasına aykırı bir yığın militarist uygulamanın sistemleştirildiği bir ülkede bilim, sanat, edebiyat ve felsefe alanlarında çok ciddi kalite düşüşlerinin gözlemleneceği bir gerçektir. Nitekim öyle de olmuştur. Türkiye&#8217;nin insan hakları, demokrasi, hukuk ve özgürlükler anlamında ciddi bir düzelme gösterememesinin en önemli nedenlerinden birisi de, eğitim sisteminin özgürlükçü bir temele yaslanmamasından dolayıdır. Hâlâ başörtüsü, Kürt, Alevi, azınlıklar vs. gibi bir yığın sorunun çözülemeyişinin nedeni kuşkusuz eğitim kurumlarından &#8220;tek tip&#8221; yetişen bireylerin özgürlükçü bir bakış açısı üretememelerinden kaynaklanmaktadır. Eğitimcilerinin ve öğrencilerinin tek potada eritildiği bir ülkede kuşkusuz insan hakları ve özgürlükler alanında böylesi vahim hadiseleri yaşamak durumunda kalacağız.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hürriyet yanılıyor;</strong></p>
<p> </p>
<p>Hürriyet Gazetesi eğer Türkiye&#8217;nin eğitim seviyesinin düşüklüğünü başörtüsünde görüyorsa yanılıyor. Çünkü sorun ne başörtüsünde ne Alevi&#8217;de ne Ermeni ne de bir Kürt&#8217;te. Sorun farklılıkları dışlayan, yok sayan, insan hak ve özgürlüklerine değer vermeyen, özgürlük karşıtı ortaçağdan kalma gerici bir zihniyettedir. Kimse Menemen&#8217;in peşinde değildir. Bu ülkenin eğitim sisteminin demokratik dünyada olduğu gibi çoğulcu ve özgürlükçü bir temelde işlemesini, eğitimcilerin dünyaya açık, yenilikçi ve özgürlükçü olduğu, üniversite hocalarının eşlerinin başörtüsünden ötürü fişlenmediği, yine üniversitelerde motorize ekiplerle başörtülü öğrenci avına çıkılmadığı, özgür ve demokratik bir ülkede herkesle onurlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz hepsi bu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

