<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; DTP</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/dtp/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İslam? &#8216;tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık&#8217;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 13:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16134</guid>
		<description><![CDATA[Kemalist bir PKK(*)
By Mustafa Akyol on Şub 29, 2008 in PKK, Terör

[27 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
PKK’nın hiç atlamamız gereken “ideolojik” bir yönü var. Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Permanent Link to Kemalist bir PKK(*)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/02/29/kemalist-bir-pkk/"><strong>Kemalist bir PKK(*)</strong></a></p>
<p class="postinfo">By <a title="Mustafa Akyol tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mustafaakyol/">Mustafa Akyol</a> on Şub 29, 2008 in <a title="PKK kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/pkk/">PKK</a>, <a title="Terör kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/teror/">Terör</a></p>
<div class="entry">
<p>[27 Şubat 2008 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=144524" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/02/dtp00301.jpg" alt="dtp00301.jpg" width="173" height="150" align="right" />PKK’nın hiç atlamamız gereken “ideolojik” bir yönü var. Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim kadrosu ile konuşan bu ikiliden ilki, terör örgütünün “laiklik” anlayışı konusunda şu ilginç notu düşmüştü:</p>
<blockquote><p><em>“Yemekte ‘türban’ konusu açılıyor. Ve Yasemin’in deyimiyle <strong>‘Kemalist bir PKK’</strong> çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.”</em></p></blockquote>
<p>“Dağ”dan böyle incilerin saçıldığı sırada “ova”dan da paralel mesajlar geliyordu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, 3 Şubat tarihli Radikal’de yayınlanan yazısında “ılımlı İslam denilen projeye” karşı “laik, aydın ve Kemalist güçler” ile “Kürt siyaseti”nin ittifak yapması gerektiğinden söz ediyordu.<span id="more-16134"></span></p>
<p>Ancak aralarında Sayın Tuğluk’un da bulunduğu DTP milletvekilleri, üniversitede başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa düzenlemesinin lehinde oy kullandılar. Bu çelişki acaba nereden geliyor?</p>
<p>Bunun iki cevabı var. Birincisi, bir yandan “Kürtlere özgürlük” derken öte yandan “başörtüsüne yasak” istemenin siyaseten tutarlı durmaması. İkincisi ise, DTP’nin muhafazakar “tabanı” ile laikçi “tavanı” arasındaki uçurum. Kürt aydını Altan Tan yakın zaman önce buna işaret etmiş ve durumu “DTP’nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” diye özetlemişti. DTP, “başörtüsüne hayır” deseydi, tabanından büyük tepki alırdı.</p>
<p>Peki “taban” ile “tavan” arasındaki bu uçurum nereye varacak?</p>
<p>Ben, PKK’nın yakın gelecekte iyice zayıflayacağını, onun “siyasi kanadı”nın da daha ılımlı bir çizgiye kayacağını tahmin ediyorum. (Ve dahası umuyorum!) Ancak olmaz ya, farz-ı muhal, eğer işler onların hayal ettiği gibi gider de bir gün bir “Kürdistan” kurup başına geçerlerse, neler olacağını kestirmek mümkün: Bu “çağdaş” devlete yaraşır bir “ulus” yaratmak için otoriter kolları sıvayacaklar. Aysel Tuğluk’un deyimiyle, “tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık” olan dinin toplumsal yaşamdan kazınması işine girişecekler. Bugün “Kürtlere özgürlük” diyenler, yarın “Kürtler için, Kürtlere rağmen” diyecek.</p>
<p>“Nereden biliyorsun” derseniz, “biz bu filmin ilk bölümünü gördük ve ikincisinin eskizleri de tıpa tıp aynı” derim. Bugün Kürt milliyetçileri arasında 1930′lardaki “Türk Tarih Tezi”nin kopyası olan fantaziler, “Kürt ırkının Ari kökeni”ne dair efsaneler dolaşıyor. Kürtçü ideologlar, İslam öncesi döneme ait hayali bir “altın çağ” yaratmaya uğraşıyor. Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.</p>
<p>Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil. En az Kuzey Irak’taki “askeri mücadele” kadar önemli olan “ideolojik mücadele”de, en çok o yüzden batağa saplanmış durumdalar.</p>
<blockquote><p><em>(*) Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ ın düştüğü nottan</em></p></blockquote>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Acele Kürt kanı aranıyor&#8230; Kürtçülerin eskimeyen yöntemi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/20/acele-kurt-kani-araniyor-kurtculerin-eskimeyen-yontemi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/20/acele-kurt-kani-araniyor-kurtculerin-eskimeyen-yontemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 21:31:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15828</guid>
		<description><![CDATA[Eski bir makale ama yöntem eskimiyor&#8230;

Acele Kürt kanı aranıyor
By Tavit Kilimciyan on Eki 28, 2008 in DTP, PKK &#124; Edit

Diyarbakır’da ölmek üzere olan bir siyasî parti için kendini feda edecek kahraman gençler aranıyor. Yerel seçimlerde Diyarbakır’ı kaybettiğimiz anlaşılmadan kendimizi Anayasa Mahkemesi kararıyla kapattırmak son umudumuz. Kürtler için tek yol yeniden PKK olsun ki Kürt-Türk kavgası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski bir makale ama yöntem eskimiyor&#8230;</p>
<div id="post-1943" class="post">
<h1><a title="Permanent Link to Acele Kürt kanı aranıyor" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/10/28/acele-kurt-kani-araniyor/"><span style="color: #000000;">Acele Kürt kanı aranıyor</span></a></h1>
<p class="postinfo">By <a title="Tavit Kilimciyan tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/tavitkilimciyan/">Tavit Kilimciyan</a> on Eki 28, 2008 in <a title="DTP kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/dtp/">DTP</a>, <a title="PKK kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/pkk/">PKK</a> | <a title="Yazıyı düzenle" href="http://www.derindusunce.org/wp-admin/post.php?action=edit&amp;post=1943">Edit</a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081028_derin_dusunce_org_ahmet_turk.jpg"><img class="size-medium wp-image-1945 alignright" title="20081028_derin_dusunce_org_ahmet_turk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081028_derin_dusunce_org_ahmet_turk.jpg" alt="" width="145" height="179" /></a>Diyarbakır’da ölmek üzere olan bir siyasî parti için kendini feda edecek kahraman gençler aranıyor. Yerel seçimlerde Diyarbakır’ı kaybettiğimiz anlaşılmadan kendimizi Anayasa Mahkemesi kararıyla kapattırmak son umudumuz. Kürtler için tek yol yeniden PKK olsun ki Kürt-Türk kavgası sonsuza kadar sürsün. Bize kanını vermek isteyen Kürtlerin acilen DTP Diyarbakır şubesine başvurmaları rica olunur.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/10/28/acele-kurt-kani-araniyor/">Share on Facebook</a></p>
<p class="akpc_pop"> </p>
</div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/20/acele-kurt-kani-araniyor-kurtculerin-eskimeyen-yontemi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/20/acele-kurt-kani-araniyor-kurtculerin-eskimeyen-yontemi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Irkçıya kızılmaz, acınır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/24/irkciya-kizilmaz-acinir-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/24/irkciya-kizilmaz-acinir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 21:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BBP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7869</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş : 
Geçen yıl eylül ayında girmiştik bu yazıyı. Şu günlerde CHP&#8217;nin kurmayları &#8220;Dersim&#8217;de Alevî Kürtlerin anasını ağlattık, ne iyi ettik&#8221; diyerek ırkçı amigoluk yapıyor, muhtemel bir felakete çanak tutuyor. Diğer yandan taş atan &#8220;sarışın&#8221; kadınlar ve araba yakan &#8220;esmer&#8221;  gençler saldırganlığın  milleti olmadığını tekrar tekrar ispat ediyorlar sokaklarda. Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliği iki başlı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/00381.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-7871" title="00381" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/00381.gif" alt="" width="210" height="283" /></a>Sunuş :</strong> </p>
<p><em>Geçen yıl eylül ayında girmiştik bu yazıyı. Şu günlerde CHP&#8217;nin kurmayları <strong>&#8220;Dersim&#8217;de Alevî Kürtlerin anasını ağlattık, ne iyi ettik&#8221; </strong>diyerek ırkçı amigoluk yapıyor, muhtemel bir felakete çanak tutuyor. Diğer yandan taş atan &#8220;sarışın&#8221; kadınlar ve araba yakan &#8220;esmer&#8221;  gençler saldırganlığın  milleti olmadığını tekrar tekrar ispat ediyorlar sokaklarda. </em><em><a href="http://www.google.de/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=3&amp;ved=0CCkQFjAC&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Fcategory%2Fmilliyetcilik%2F&amp;ei=IPHUTfeePI2WhQeB2eTeCw&amp;usg=AFQjCNGXEwEH74KY16Q6zkV4qUNABNIAQQ&amp;sig2=d_SDSSCEI5S0FKKpJNv8MQ" target="_blank">Türk milliyetçiliği </a>ile Kürt milliyetçiliği iki başlı bir yılan gibi&#8230;</em></p>
<p><em>Boyalı basının <strong>« Vur ! Vur ! »</strong> çığlıkları arasında devam eden etnik şiddete ışık tutması  umuduyla bu yazıyı yeniden yayınlıyoruz.</em></p>
<p><em> (MY)</em></p>
<h2>Irkçıya kızılmaz, acınır!</h2>
<p>Irkçılık bir düşünce değildir, saygı değil acıma ve şefkat gerektirir. Yaralı bir hayvanın saldırganlığı gibi bir refleks halidir. Yanan bir binanın 10cu katından kendini aşağıya atan insan <strong><em>&#8220;bu benim kararımdı, düşmeseydim inecektim&#8221;</em></strong> diyemez.</p>
<p>Kürtlere devlet eliyle yapılan haksızlıkları dile getirdiğimiz yazıların altına yorum bırakan bazı okuyucular <span id="more-7869"></span>düşünce olduğunu sandıkları bu panik halini dile getirdiler:</p>
<ul>
<li>1) Ama &#8220;onlar&#8221; da kaçak elektrik kullanıyor,</li>
<li>2) Kürtler &#8220;bizim&#8221; gibi uygarlık kuramadılar,</li>
<li>3) Vs.</li>
</ul>
<p>Oysa bu zavallı çocuklar övünüp durdukları &#8221;şanlı&#8221; tarihimizin sadece &#8220;şanlı&#8221; kısımlarını öğrendiler. Daha doğrusu tarih dersi adı altında beyinleri yıkandı okullarda. Meselâ &#8220;kahraman&#8221; Türk ordusunun aslında devşirilmiş Hıristiyan çocuklardan oluştuğunu bilmezler. Osmanlı padişahlarının büyük bir kısmının annesinin Türk ol<strong>MA</strong>dığını da. Ermeni asıllı Koca Sinan&#8217;sız tasavvur edemeyeceğimiz Osmanlı mimarisi ile gurur duyarlar da onun <a href="http://www.derindusunce.org/2007/10/07/mimar-sinanâin-kayip-kafatasi/">mezarının açılıp kafatasının ölçüldüğünü</a> bilmezler. Türk Musikisi&#8217;nin yazılı notaya geçişinde Yahudi ve Ermeni bestekârların oynadığı rolden haberleri yoktur. Selçukluların da en büyük veziri, büyük reformcu <strong>Ebu Ali el-Hasan et-Tusi Nizamülmülk</strong> (<strong>خواجه نظام‌الملک طوسی</strong>) Türk değildir, hatta ihtimal Kürttür. Tıpkı Sokulluların Sırp kökenli bir aileden gelmesi gibi bütün &#8220;yabancı&#8221; kökenler aslında Türklerin dış ögeleri kolayca bünyelerine katabilen esnek devlet yapıları kurabildiğinin ıspatı değil midir? Türklerin kurdukları devletlerin kültür zenginliğine açık oldukları asırlarda ilerlemeleri, <strong><span style="text-decoration: underline;">Türk milliyetçiliğinin güçlendiği 1900′lerde ise rezil ve sefil olmaları</span></strong> da aklı olanlar için büyük işarettir.</p>
<h1>Irkçının ruh hâli</h1>
<p>Dedik ya ırkçılık siyasî bir duruş, bir düşünce ve değerler manzumesi değildir. Bir ruh hâlidir. Kıskandığı kardeşlerini pencereden taşlayan çocuk gibidir ırkçı. Bilgiden yola çıkılarak varılmış bir tercihi ve siyasî projesi yoktur. Akıl ve mantıkla yapacağınız izahlara omuz silkecektir her seferinde. <em>&#8220;Bana ne! Bana ne!&#8221;.</em> Kulaklarını kapatıp annesinin nasihatlerini duymamamak için avazı çıktığı kadar bağırır: <em>&#8220;istemiyoruuuum!&#8221;</em> Aklın sesini bastırır nefsinin sesiyle.</p>
<p>Irkçı ne istediğini değil ne isteMEdiğini bilendir. Kürtler elektrik hırsızı(!), ermeniler vatan haini(!), yahudiler komplocudur(!). Irkçı baktığı her yerde iç düşman görür. Neyi yıkması gerektiğini bilir. Ama neyi inşa edeceğıni bilemez.</p>
<p>Hiç bir Kürtün, Ermeninin bulunmadığı yerlerde ırkçı uzun saçlılara, küpelilere saldırır. Olmadı Fenerbahçe/Glatasaray için ölür ve öldürür. Gittiği çay bahçesinde herkes onun kız kardeşine bakıyormuş gibi gelir, kavga çıkartır.</p>
<p>Onun için maçlarda &#8220;mezar taşımda Trabzonum yazacak&#8221; diye şarkı söyler. Kanı sarı-kırmızı akar ya da sarı lacivert. Herkes Beşiktaşlı olunca uymaz ona. Çarşı grubu olur. Ya da gruba girmez, öteki olur.</p>
<h1>Irkçı nerede durur?</h1>
<p>İnsan kendisiyle, geçmişiyle ve toplumla böyle sağlıksız bir ilişki kurarsa bu &#8220;kaynama noktasında&#8221; kalması imkânsızdır. Irkçı her geçen gün daha da ırkçı olmak isteyecektir. Asimilasyonu, köy boşaltmayı, işkenceyi hatta toplu imhayı, soykırımı gitgide benimseyecektir. Hatta ırkçı arkadaşlarını yeterince &#8220;sert&#8221; bulmayacak, onları liboşlukla, hümanistlikle suçlayacaktır. En vatansever kendisidir. Onun kadar kimse vatanını sevemez!</p>
<p>Irkçı aşırı yüksek hızla viraja giren bir araba gibidir. Yavaşlamadığı takdirde ya ölerek ya da öldürerek çıkacaktır o virajdan.</p>
<p>Bu keskin viraj 3 aşamalıdır:</p>
<ul>
<li>1) Kendine yalan söyleme (kanı ve soyuyla gurur duyma görüntüsündedir),</li>
<li>2) Kendini korkutma (öteki nefreti görüntüsündedir),</li>
<li>3) Eylem (vatan kurtarma görüntüsündedir).</li>
</ul>
<p>Hırant Dink&#8217;i öldüren zavallının ruh hâlini analiz ettiğimiz <a href="http://www.derindusunce.org/2007/11/17/o-gun-bebek-nasil-katil-oldu/">&#8220;O gün bebek nasıl katil oldu?&#8221;</a> adlı yazımız bu konuda düşünmek isteyen okuyucularımıza fayda sağlayabilir.</p>
<h1>Irkçı tedavi olur mu?</h1>
<p>Genellikle olmaz. İçindeki saldırgalığı boşaltabileceği bir yer bulana kadar kazan kaynamaya devam edecektir. Ya katil olup hapse düşecek ya bir kavgada öldürülecektir. Onun bir sınıra ihtiyacı vardır. Bu sınırı şuralarda bulabilir:</p>
<ul>
<li>a) Polis ve adalet sistemi,</li>
<li>b) Kendisinden daha iyi kavga eden bir &#8220;öteki&#8221;,</li>
<li>c) Bedeninin biyolojik sınırları (Alkol veya uyuşturucu koması gibi)</li>
</ul>
<p>Irkçı eğer torpilli ise yani zengin, nüfuz sahibi bir ailenin çocuğu ise kanunî sınırlar ilk etapta önünden kaldırılır. Kırıp döktüğü sümen altı edilir. Aslında bu onun sınır arayışını daha da kamçılayacaktır. Meselâ kendisiyle cinsel ilişkiyi reddeden sevgilisine tecavüz edebilir. Ateşli bir silah edinebilir. Ya da saldırganlığın hedefi olarak kendini alır. İntihar edecek kadar delirmediyse hayatını mahvedecek bir seri karar alır ve uygular:</p>
<ul>
<li>1) Okulu bırakır,</li>
<li>2) Çok sık iş değiştirir.</li>
</ul>
<p>Ağzında hep aynı laf vardır:<strong><em> &#8220;Gidecem buralardan&#8221;.</em></strong> O hep bir gün gidecektir. Yeni sınırlara&#8230;</p>
<p>Irkçılık denen hastalığın tedavisi aslında zor ama mümkündür. Yaşamını o ana kadar anlamlandıran bağların zayıflaması ve fakat aynı süreçte yeni insanlarla yeni bağların  kurulması gerekir. Bu en iyi koşullarda 4-5 yıl sürer. Bu koşullar nelerdir?</p>
<ul>
<li>Onu ırkçılığa iten ortamdan uzaklaşması: Evlenme, iş sebebiyle şehir değiştirmesi,</li>
<li>Irkçılığı körükleyen Hürriyet, Türk Solu gibi yayınlardan uzak durması,</li>
<li>Eşinden anlayış ve şefkat görmesi, çocuklarının okuldaki başarısı,</li>
<li>Yaptığı yeni işi sevmesi, bulunduğu ortamda sevilmesi, birey olarak saygı görmesi,</li>
<li>Psikolojik destek alarak geçmişiyle barışması. (Alkolik bir baba, işsizlik, sefalet, üvey anne&#8230; Geçmişinde yaralar bırakmış olan her neyse onları olduğu gibi kabul etmeye başlamak için) </li>
</ul>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/24/irkciya-kizilmaz-acinir-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/24/irkciya-kizilmaz-acinir-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç Kimse Vatan Haini Değildir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/20/hic-kimse-vatan-haini-degildir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/20/hic-kimse-vatan-haini-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:46:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[BBP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Siyaset Üslubu]]></category>

		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>

		<category><![CDATA[vatan haini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7828</guid>
		<description><![CDATA[[16 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
CHP lideri Baykal, demokratik açılım sebebiyle hükümeti &#8220;ihanet&#8221;le suçladı ve suçlamaya devam ediyor. MHP lideri Bahçeli zaten epeydir aynı telden çalıyor. Buna karşılık hükümet saflarından da &#8220;asıl hain sizsiniz&#8221; gibi cevaplar duyuluyor.
Bu &#8220;siyaset dili&#8221; yeni bir şey de değil. Türkiye on yıllardır birbirini &#8220;vatan haini&#8221; ilan eden adamlarla dolu.
Hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091219_derin_dusunce_org_vatan_haini_akp_mhp.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-7829" title="20091219_derin_dusunce_org_vatan_haini_akp_mhp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091219_derin_dusunce_org_vatan_haini_akp_mhp.gif" alt="" width="135" height="111" /></a>[16 Aralık 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/hic-kimse-vatan-haini-degildir-232058.htm">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>CHP lideri Baykal, demokratik açılım sebebiyle hükümeti &#8220;ihanet&#8221;le suçladı ve suçlamaya devam ediyor. MHP lideri Bahçeli zaten epeydir aynı telden çalıyor. Buna karşılık hükümet saflarından da &#8220;asıl hain sizsiniz&#8221; gibi cevaplar duyuluyor.</p>
<p>Bu &#8220;siyaset dili&#8221; yeni bir şey de değil. Türkiye on yıllardır birbirini &#8220;vatan haini&#8221; ilan eden adamlarla dolu.</p>
<p>Hem de bu ağır suçlama, en mütevazi &#8220;açılımlar&#8221; karşısında bile ortaya çıkabiliyor. TOBB başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu geçenlerde bu konuda samimi bir öz eleştiride bulundu. <span id="more-7828"></span>Sırf ekonomiyi dışa açma politikası nedeniyle merhum Turgut Özal&#8217;ı ilk başta &#8220;vatan haini&#8221; sandığını anlatarak şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Bir adam geldi. Dedi ki, &#8216;dünyaya açılın, ticaret yapın.&#8217; Başta, &#8216;bu adam vatan haini midir, nedir?&#8217; dedik. Elimizde bir Murat 124 marka araba üretimi vardı. Onu mu dışarıya satacaktık&#8230; Ne diyordu bu adam. Ama rahmetli (Özal) bizden daha iyi düşünüyormuş. Dışa açılmayla beraber öyle bir gelişme kaydettik ki, bugün Avrupa&#8217;da satılan her 3 televizyondan biri Türk malı..&#8221;</p>
<p>Dikkat edelim: Kapalı ekonomi içinde yetişmiş zihinlerin dışa açılmaktan korkması biraz anlaşılır bir şey. Fakat Hisarcıklıoğlu sadece dışa açılmaktan korkmamış, bu siyaseti savunan Özal&#8217;ın &#8220;vatan haini&#8221; olduğundan şüphelenmiş!</p>
<p>İşte, sorunun özü burada. Türkiye&#8217;deki yaygın siyasi zihniyet, farklı düşünenlerin o düşüncelerde samimi olabileceğini kabul edemiyor. Çoğu insan, kendisine belletilen ideolojinin mutlak doğruluğuna iman ettiği için, farklı düşünenlerin en iyi ihtimalle &#8220;aldatılmış&#8221;, daha yüksek ihtimalle de &#8220;satılmış&#8221; olduğunu düşünüyor.<br />
<strong>‘Dahili ve harici bedhahlar&#8217;</strong></p>
<p>Bu siyasi zihniyeti nereden edindiğimiz sorusuna gelince, sanırım diğer pek çok &#8220;Cumhuriyet kazanımı&#8221; gibi bunu da en başta sevgili Atamız&#8217;a borçluyuz. Rahmetli, mâlum, iktidarını serbest seçimlere girerek değil siyasi rakiplerini tasfiye ederek kurmuştu. Bu tasfiye sırasında da söz konusu rakipleri, örneğin muhafazakar/liberal çizgideki Terakkiperver Fırka yöneticilerini &#8220;en hain dimağlar&#8221; olmakla suçladı. Dahası, &#8220;dahili ve harici bedhahlar&#8221;, &#8220;gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlar&#8221; gibi kavramlar üretti ki, bunlar geçtiğimiz yetmiş yıl boyunca tüm Cumhuriyet çocuklarının beynine özenle kazındı.</p>
<p>Bugün de &#8220;vatana ihanet&#8221; söyleminin, hemen her kesimde görülse de, en çok Kemalistlerce kullanılması bir tesadüf olmasa gerek.</p>
<p>Gerçekte ise bence hemen hiç kimse &#8220;vatan haini&#8221; değildir. Öyle tipler belki binde bir çıkar, ama insanların ezici çoğunluğu nasıl ailesini, mahallesini, köyünü seviyorsa ülkesini de sever. Tabii bir durumdur bu. (Onun için aslında bence &#8220;vatanseverlik&#8221; öyle çok yüksek bir meziyet de sayılmaz.)</p>
<p>Türkiye&#8217;deki farklı siyasi çizgilerin hiç biri de &#8220;vatan haini&#8221; değildir. Sadece vatanın selametini farklı yerlerde görmektedirler. Bu açıdan ben bana en uzak siyasi figürlerin, hatta Ergenekoncuların ve darbecilerin dahi vatanseverliğinden kuşku duymuyorum.</p>
<p>O şahsiyetlerin sorunu, kanımca, resmi ideolojiden ve &#8220;devletin yüksek menfaatleri&#8221;nden başka bir siyasi değere sahip olmamaları. Adaleti, hürriyeti, insan haklarını ve &#8220;mazlumların ahı&#8221;nı ya pek umursamıyor, ya da kolaylıkla feda edilebilir görüyorlar. Bu yüzden de vatanseverliklerinden pek bir hayır gelmiyor.</p>
<p>Keşke bu bitmek tükenmek bilmeyen &#8220;ihanet&#8221; saçmalığını aşabilsek de, bu &#8220;değerler&#8221; meselesini biraz konuşabilsek&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/20/hic-kimse-vatan-haini-degildir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/20/hic-kimse-vatan-haini-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>PKK ne işe yarar?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/16/pkk-ne-ise-yarar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/16/pkk-ne-ise-yarar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 11:49:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Mehmet Bahadır</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7762</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Kamış (ZAMAN)
İsrail, Gazze&#8217;yi yerle bir edip kadın çocuk demeden sivil insanları öldürdüğü saldırılara gerekçe olarak Gazze&#8217;den atılan füzeleri göstermişti.
Gerçekten de Gazze&#8217;nin bilinmez yerlerinden İsrail&#8217;in kenar mahallelerindeki boş arazilere Kassam füzeleri atılıyordu. Kimin attığı belli olmayan ve kimseye de bir faydası bulunmayan bu füzelerin faturalarını Filistinli küçük çocuklar, masum siviller ödedi. Ve ödemeye de devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1990" title="20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg" alt="" width="248" height="254" /></a><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=927972&amp;title=pkk-ne-ise-yarar" target="_blank">Mehmet Kamış (ZAMAN)</a></p>
<p>İsrail, Gazze&#8217;yi yerle bir edip kadın çocuk demeden sivil insanları öldürdüğü saldırılara gerekçe olarak Gazze&#8217;den atılan füzeleri göstermişti.<br />
Gerçekten de Gazze&#8217;nin bilinmez yerlerinden İsrail&#8217;in kenar mahallelerindeki boş arazilere Kassam füzeleri atılıyordu. Kimin attığı belli olmayan ve kimseye de bir faydası bulunmayan bu füzelerin faturalarını Filistinli küçük çocuklar, masum siviller ödedi. Ve ödemeye de devam ediyor.</p>
<p>Sonuçta İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye bomba yağdırabilmesi için muazzam bir gerekçe oluyor bu Kassam füzeleri&#8230; İsrail&#8217;e asla zarar vermeyen, Filistinlilerin de hiçbir işine yaramayan füzeler, aslında kimleri vuruyor?</p>
<p>Belki çok kaba bir ifade olacak ama bugün terör, bütün dünyada müesses nizamın metresidir. Terör sayesinde müesses nizamın topluma yaptığı her türlü muamele haklı bir gerekçeye bürünür. Terör, müesses nizamın vücuduna verilen aşı gibidir.<span id="more-7762"></span></p>
<p>PKK ya da terörü bir yöntem olarak kullanan bütün örgütler, aslında müesses nizamın güçlenmesi ve varlıklarını daha güçlü bir şekilde sürdürebilmelerinden başka bir işe yaramazlar. Mesela Reşadiye&#8217;deki kanlı eylem kimin işine yaramıştır? Kürtlerin işine yaradığını söyleyebilir misiniz? Devlet Reşadiye&#8217;deki olaylardan büyük bir korkuya kapılıp yola mı gelecek yani?.. &#8216;Aman ne istiyorlarsa verelim bir daha bize saldırmasınlar&#8217; mı diyecekler? Bugüne kadar yapılan hangi saldırı devlete geri adım attırmıştır? Hayır, bu ve buna benzer eylemler olağanüstü hal ve sıkıyönetim benzeri idarelerin yeniden tesis edilmesini, demokrasinin bir başka bahara bırakılmasını sağlamaktan başka bir işe yaramayacak.</p>
<p>Sadece Reşadiye cinayeti bile PKK&#8217;nın şer odaklarının metresi olduğunu tek başına kanıtlıyor. Örgütün, Kürtlerin haklarını savunmayla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı, şer odakların varlığını sürdürebilmesi için gerektiğinde devreye girip, gerekmediğinde dinlenmeye çekilen bir şirket olduğu artık su götürmez bir gerçek.</p>
<p>28 Şubat sürecinde bazı şer odakları toplumun ekser çoğunluğuyla uğraşırken, onları bin bir çeşit iftiralarla sindirmeye çalışırken bu örgüt eylemlerini askıya almıştı. Abdullah Gül&#8217;ün cumhurbaşkanlığı sürecinde ise eylemleri zirveye çıkmıştı. Çünkü şehit cenazeleri bir muhalefet odağı olmuş ve Ergenekoncular şehit cenazeleri üzerinden bir karşı saldırı bloku meydana getirmeye çalışıyordu. Bu gayretin en büyük yardım ve yataklık edeni ise eylemlerini zirveye taşıyan PKK&#8217;ydı.</p>
<p>Bugün de şer odaklarının en sıkıştığı anda PKK ve onun şehir yapılanması olan KCK imdatlarına koşuyor. Türkiye bütün anti demokratik zincirlerden tam kurtulacakken PKK ve KCK yeniden sahne alıyor. Ama biz biliyoruz ki bunlar hem Kürtlerin düşmanı hem Türklerin. Hem de bu ülkede yaşayan bütün masumların. Millet bu oyunu defalarca izledi. Onları yine eli boş gönderecek. İstedikleri sonuca hiçbir zaman erişemeyecekler.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/16/pkk-ne-ise-yarar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/16/pkk-ne-ise-yarar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çöl Büyüyor; Vay Haline Çöllere Gebe Olanın!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/col-buyuyor-vay-haline-collere-gebe-olanin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/col-buyuyor-vay-haline-collere-gebe-olanin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 21:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7687</guid>
		<description><![CDATA[Nietzsche &#8220;Böyle Buyurdu Zerdüşt&#8221;ün dördüncü  bölümünde kocaman bir çığlıkla, insanlığın eşiğinde bulunduğu felaketi haber veriyordu: &#8220;Çöl Büyüyor: Vay haline çöllere gebe olanın!&#8221;
Nietzsche&#8217;nin alegorik ve çok-anlamlandırmaya açık dilinden cesaret alarak ve cümleyi kullanıldığı bağlamdan biraz koparmayı göze alarak, sözleri, günümüz Türkiye&#8217;sine uyarlamak ve özellikle Kürt sorunu ve demokratik açılım bağlamında ele almak istiyorum.
Son haftalarda PKK&#8217;nın eylemlerindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091213_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7688" title="20091213_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091213_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Nietzsche &#8220;Böyle Buyurdu Zerdüşt&#8221;ün dördüncü  bölümünde kocaman bir çığlıkla, insanlığın eşiğinde bulunduğu felaketi haber veriyordu: &#8220;<em>Çöl Büyüyor: Vay haline çöllere gebe olanın!</em>&#8221;</p>
<p>Nietzsche&#8217;nin alegorik ve çok-anlamlandırmaya açık dilinden cesaret alarak ve cümleyi kullanıldığı bağlamdan biraz koparmayı göze alarak, sözleri, günümüz Türkiye&#8217;sine uyarlamak ve özellikle Kürt sorunu ve demokratik açılım bağlamında ele almak istiyorum.</p>
<p>Son haftalarda PKK&#8217;nın eylemlerindeki ve sokak gösterilerindeki artışlar; DTP&#8217;nin azımsanmayacak büyüklükteki bir grubunun, bu gösterilere adeta çanak tutan ve şiddet gösterilerini durdurmaya yönelik bir şeyler yapmaya gönüllü olmayan duruşu; CHP ve MHP&#8217;nin bildik kavgacı tutumları ve AKP&#8217;nin içindeki  &#8220;Ermenistan sınırına dayandılar&#8221; anlayışındaki bir grup &#8220;çöllere gebe olma halinin&#8221; dışavurumu olarak dikkat çekiyor. Tokat&#8217;ta askerlere kurulan pusu sonucu yedi askerin öldürülmesi bütün bu kör dövüşünün son noktası oldu ve DTP, Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı.</p>
<p>Nietzsche &#8220;Çöl büyüyor&#8221; diyerek, bizleri çöle gebe olanlara karşı uyarmıştı. &#8220;Çöle gebe olmak&#8221; ve &#8220;çöl doğurmak&#8221; bütün bu olan bitenin sonucunda Türkiye <span id="more-7687"></span>için ne anlama gelebilir diye düşünmeliyiz. Çölleşme, Heideggeryen bir açıklamayla, yıkımdan, harabe haline gelme halinden çok daha tehlikeli bir durumdur. Yıkım sonucunda, tekrar kurulmanın, eski haline dönmenin imkânları yok olmaz. Bu anlamda, geri dönüşü mümkün olan bir yoldur yıkım. Ama &#8220;çöl olmak hali&#8221; eski hale dönüşün imkânsız olmasının ve bir daha hiçbir şeyin orada yetişemeyecek olması halinin bir metaforu olarak düşünülebilir.</p>
<p>Geriye dönüşü  imkânsız bu uçurum halinin dışavurumu olan çölleşmeye direnmek, her şeyden önce insan ve siyaset üzerine adaletli bir şekilde düşünmekle olur. Türkiye siyasi ortamında çölleşmeye direnmek yerine çölü büyütmek için uğraşanların çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Ama çöl büyüyor ve her geçen gün geri dönülemez olanın dehşeti biraz daha gözümüze sokuluyor. Çölün büyümesinden sorumlu olanlar, bir farkındalık problemi mi yaşıyorlar, yoksa aslında tüm istedikleri çölün büyümesi ve tüm hayatın çölleşmesi midir bu insanların? &#8220;Öteki&#8221; için hayatı çölleştirmenin, aslında kendimiz için de bir çöl yaratmak olduğunun farkında olmayan gruplar mıdır; yoksa çölleşmenin farkında olan, ama kendileri birer çöl bedevisi olduğu için çölleşmenin işlerine geldiği gruplar mıdır söz konusu olan?</p>
<p>Demokratik açılımla ilgili, hükümetin bir bölümünün ve bir takım demokrat entelektüellerin bütün çabalarına karşın gelinen noktanın bize umut verebilmesi mümkün görünmüyor. Zira tek siyaset biçimi &#8220;büyüyen çölde&#8221; bedevilik ve eşkiyalık yapmak olan gruplar için çölün büyümesi söz sahibi oldukları alanın büyümesi demek aynı zamanda.</p>
<p>CHP ve MHP ile AKP&#8217;nin milliyetçi kanadının çölleşmeden medet umduklarını  görmek pek zor değil. AKP&#8217;nin Başbakan dâhil büyük bir grubu demokratik açılımı desteklerken, bir bölümünün açılıma taş koymak için elinden geleni yapıyor olması başka türlü açıklanamaz herhalde. CHP ile MHP&#8217;nin tüm siyasetlerinin değişik tiplerdeki çölleşmelerin üzerinde yer kapma savaşımından ibaret olduğunu söylemek abartı olmaz sanıyorum. Çatışmanın, çözümsüzlüğün, kargaşanın, siyasetteki yerlerini güçlendirdiği iki siyasi hareket söz konusu çünkü&#8230; Verimli alanlardan, herkesin insanca yaşaması için çıkar sağlanması yolunda herhangi bir siyasi projesi olmayan siyasi hareketler olarak her iki siyasi hareket de, bütün geleceklerini çölün büyümesine bağlamış görünüyorlar. Çölleşmeyi hızlandıracak hiçbir eylem ve söylemden kaçınmamaları da bu yüzden herhalde! Çölleşme, medeniyet yerine şiddete dayalı bir düzenin hâkim olması demek aynı zamanda. Geri dönüşü olmayan bir şiddet sarmalının hegemonyasına girme hali&#8230; Bu şiddet sarmalının militarist-devlet kanadını temsil ediyor görünen bu iki siyasi hareketin, çölün büyümesine engel olabilecek eylem ve söylemlerde bulunmak yerine, çölün büyümesi için var gücüyle çalışması, bu iki siyasi hareketi de Nietzsche&#8217;nin tabiriyle &#8220;çöllere gebe&#8221; siyasi hareketler olarak tanımlayabileceğimizi gösteriyor.</p>
<p>Ancak çölü büyütmek isteyenler tek kanatta yer almıyorlar maalesef. Tek kanatta yer alsalardı şayet, bir kanat çölü büyütmek için uğraşırken, öte taraf buna engel olup yok olmayı  engelleyebilirdi. DTP&#8217;nin büyük bir kısmının ve zımnî  olarak bu grubun temsil ediyor göründüğü PKK&#8217;nın da çölleşmeye katkısı yadsınamaz. Görünürde iki ayrı uçta yer alan bu siyasi hareketlerin, aynı amaç için çabalıyor olması manidar görünüyor. Zira DTP&#8217;nin de, çölün içinde bulunma halinin getirdiği &#8220;bedevileşme&#8221; siyasetinin bir versiyonu olma hali dışında başka bir siyasi yönünün olmadığının net olarak göründüğü olaylar yaşandı son haftalarda. Görüldü ki, DTP de, en az MHP ve CHP kadar çölün tekinsizliği içinde konformist kavgacılığı ve çözümsüzlük isteğini temsil ediyor. Öcalan&#8217;ın hücresinin büyüklüğü için çıkarılan bunca olayın bundan başka bir açıklaması görünmüyor bence. Ortada, birbirini beslediği için çölü büyüten, ama görünürde birbiriyle kavga eden siyasi hareketler var. Çöllere gebe siyasi hareketler!</p>
<p>İnsanî ve siyasi çölleşmeyi bu derece arzulayanların dışında, belirli bir tutarlılık gösteremeyen AKP siyasetini ve her daim, çölün tekinsizliği içinde rakipsiz gücü temsil eden bir takım sivil ve askeri kurumları bunlara eklersek, çölleşmenin ne derece vahim boyutlarda olduğu daha net ortaya çıkar.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin DTP&#8217;yi kapatma kararı, birazcık da olsun yeşerme umudu olan hayallerimizi hepten çöle döndüren son darbe olması  dolayısıyla büyük önemdedir. Bu son darbe, çöllere gebe olanların hepsinin birden doğum yapmasını sağlayacak ve korkarım geleceğimizin hepten yitmesine neden olacaktır.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/12/col-buyuyor-vay-haline-collere-gebe-olanin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/col-buyuyor-vay-haline-collere-gebe-olanin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kapatın Türkiye&#8217;nin önünü!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/kapatin-turkiyenin-onunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/kapatin-turkiyenin-onunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 00:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7684</guid>
		<description><![CDATA[Erhan Kanışlı 
Nihayet 2 yıldır süren DTP&#8217;nin kapatılıp kapatılmayacağı sorusu cevabını buldu. Bu cevaptan hoşnut olanların çoğunluğu şüphesiz milliyetçi duygularının tesiriyle düşünenlerimiz. Fakat demokrasiyi, toplumun refahını tartışacaksak ve bu bağlamda herkes için geçerli kurallar koyacaksak, birazcık ben-öteki ayrımını doğurmaya meyilli duygularımızı dizginlememiz gerekecek. 
Öncelikle sormak istediğim birkaç soru var;  
DTP&#8217;nin kapatılması  neyi çözer?  
DTP&#8217;nin kapatılması, şikâyetçi olduğumuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa_mahkemesi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7685" title="20091212_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa_mahkemesi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_derin_dusunce_org_dtp_kapatma_anayasa_mahkemesi.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a>Erhan Kanışlı </em></strong></p>
<p>Nihayet 2 yıldır süren DTP&#8217;nin kapatılıp kapatılmayacağı sorusu cevabını buldu. Bu cevaptan hoşnut olanların çoğunluğu şüphesiz milliyetçi duygularının tesiriyle düşünenlerimiz. Fakat demokrasiyi, toplumun refahını tartışacaksak ve bu bağlamda herkes için geçerli kurallar koyacaksak, birazcık ben-öteki ayrımını doğurmaya meyilli duygularımızı dizginlememiz gerekecek. </p>
<p>Öncelikle sormak istediğim birkaç soru var;  </p>
<p>DTP&#8217;nin kapatılması  neyi çözer?  </p>
<p>DTP&#8217;nin kapatılması, şikâyetçi olduğumuz PKK&#8217;yı ve Öcalan&#8217;ı durdurur mu?  </p>
<p><strong>Kürt vatandaşların siyasete katılmalarını engellemek yahut mevcut temsiliyetlerine mâni olmak, Anayasanın değiştirilemez nitelikte maddeleriyle korunan &#8220;demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti&#8221; ilkelerine ne kadar uygundur?</strong> <span id="more-7684"></span></p>
<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı  Haşim Kılıç, yaptığı açıklamada, &#8220;demokrasi, onun önündeki sorunları çözmekle sağlanır&#8221; kâbilinden bir şeyler söyledi. Fakat bir yandan aktüel bir Kürt-Türk çatışma zemini varken ve eş zamanlı olarak çözmeye niyet edilmişken, böyle bir kararın sonuçlarının demokrasiden yana olamayacağı çok açık. Ortada toplumun büyük çoğunluğunun kabul ettiği bir &#8220;Kürt realitesi&#8221; var (kart-kurt diyenler Tengri&#8217;leriyle meşgul olduklarından bu konuya hevesleri pek yok). Ayrıca yıllardır işletilen &#8220;Omerta&#8221; yasasının demokrasi lehine aşılması söz konusu. Kürtlere şehir ve ilçe isimlerini vermekten, ana dillerinde eğitim alma haklarının varlığından, tarihin acımasız gerçeklerinin onlar üzerinde bıraktığı &#8220;sinmişlik&#8221;lerden bahsedebiliyoruz artık. Diğer taraftan, pluralist anlayışın gereği olarak, eşitsizlikleri gidermek adına yürütülmeye çalışılan &#8220;açılım&#8221; süreci ve bunu birçok zorluğa rağmen sürdürmeye çalışan, hâki rengin süregelmiş sultasına boyun eğmek istemeyen, cesur bir iktidar partisi var. </p>
<p>Demokrasinin, anayasa hukukçuları tarafından şiâr edinmiş, basit olduğu kadar önemli bir kuralı vardır; &#8220;iktidar her zaman oy kaybettirir, muhalefet de her zaman oy kazandırır.&#8221; (bizde yasa ters işliyor gibi. Tabii mevcut duruma bakarak CHP&#8217;nin, hakîki muhalefet olmadığı da ileri sürülebilir). AKP ise, iktidarın doğal şartlarda kendisine kaybettireceği oyların bilincinde olduğu gibi, daha fazla oy kaybetme olasılığını göze alarak 25 yıldır süren savaşı bitirmek için uğraşıyor. Ve ne yazık ki, AKP&#8217;nin yanında kimsenin olmayışı, yalnızlığın verdiği sıkıntıyı hissettirmekte. Bu da uğraşın boşunalığını düşündürebiliyor kimi zaman. İktidarın sert yamaçlarında, etrafındaki fırtınalara karşı yalnız bir iktidar partisinin, etrafında danışacağı ve fikir alabileceği başka bir partinin olmaması da, karar alma süreçlerinin gereksiz uzamasına neden olabiliyor. Diğer taraftan, kendi tabanından kaybetme riskiyle, darbe planlarıyla, yargı tehditleriyle ve diğer bilumum kafesleme ihtirâslarıyla da sıkıştırılmış vaziyetteyken, açılım konusunda verimli münazaralar yapabileceği DTP ise, Abdullah Öcalan&#8217;ın ve PKK&#8217;nın baskınlığından dolayı kişiliksiz, ikiye bölünmüş bir hava veriyor şu sıralar. İşte böyle netameli bir ortamda, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin verdiği bu karar, zaten başına buyruk fiiliyatlarda bulunabilen PKK&#8217;nın önünü kesmeyeceği gibi, zaten böyle bir amacı olmayan Mahkeme&#8217;nin kararlarına duyulan güveni de sarsar. Keza yargı, son zamanlarda, Türban kararı, ardından AKP&#8217;ye yüklü para cezası ve şu sıralar da telefon dinlemeleri iddiasıyla açılmaya hazırlanan dava nedeniyle kendisinden beklenmeyen derecede siyasi sorumluluklar üstlendi. Bu sonuncusunun altından nasıl kalkacağı ise merak konusu. Daha da kötüsü, bu karar, mecliste ülkenin azımsanmayacak çoğunluğunu temsil edecek bir partinin bulunamayacak olması nedeniyle, o çoğunluğun kendileriyle ilgili açılım sürecine katılamaması tehlikesini doğuracak. </p>
<p>Açılımın bitmesi için ezelden teşne olan CHP ve MHP ise, kendi doğalarına uygun olarak yorumlarda bulunmuşlar; &#8220;karara saygılıyız, karar doğrudur&#8221; gibi lâf-ü güzâf etmişler. Açılım olmasın demenin &#8220;insanlarımız savaşsın&#8221; demek olduğunu kolaylıkla anlayabildiğimiz gibi, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararın, &#8220;bunların parlamentoda temsil edilmesi gereksiz ve tehlikeli, gitsinler dağa çıksınlar, sine-i millete dönsünler ve ne oluyorsa olsun&#8221; anlamına geldiğini de açıkça görebiliriz. </p>
<p>Geçelim söz konusu kararın dayandığı konuya ve hukuki sebeplere; </p>
<p>- Konu; DTP&#8217;nin, silahlı terör örgütü PKK&#8217;ya destek olduğu ve bu şiddeti kendi parti programları ve eylemleriyle desteklediği, ayrıca eylemlerinin devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmezliğine aykırılığı nedeniyle T.C. Anayasasının m.68/4 ve m.69/6, Siyasi Partiler Kanunu&#8217;nun m.101 ve m.103/3 uyarınca kapatılması. </p>
<p>- Şimdi söz konusu maddelere ve hükme, tarafsızlığı zedeleyecek ön yargılardan ve Anayasa Mahkemesi&#8217;nin daha önce, mevcut siyasal ortamın paralize olmasına yol açtığı emsal kararlarının garâbetinden sıyrılarak bir göz atalım: </p>
<p><strong>T.C. Anayasası, Madde 68/4.</strong> &#8220;Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.&#8221; </p>
<p><strong>T.C. Anayasası, Madde 69/6.</strong> &#8220;Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3.10.2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.&#8221; </p>
<p><strong>Siyasi Partiler Kanunu, Madde 101.</strong> &#8220;(Değişik: 4445 - 12.8.1999) Anayasa Mahkemesince bir siyasi parti hakkında kapatma kararı;</p>
<p align="justify">   a) Bir siyasi partinin tüzük ve programının Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması, suç işlenmesini teşvik etmesi,</p>
<p align="justify">   b) Bir siyasi partinin, Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü  fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti,</p>
<p align="justify">   c) Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası  kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması,</p>
<p align="justify">   Hallerinde verilir.</p>
<p align="justify">   <strong>(Ek fıkra: 4748 - 26.3.2002 / m.4-a)</strong> Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarının yarısından az olmamak kaydıyla, bu yardımdan kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine karar verebilir.</p>
<p align="justify">   <strong>Siyasi Partiler Kanunu, Madde 103/3. &#8220;(Ek fıkra: 4748 - 26.3.2002 / m.4 c)</strong> Bir siyasi parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.&#8221; </p>
<p>Bu maddeler çerçevesinde dikkat etmemiz gereken nokta, <strong>&#8220;odak&#8221;</strong> kavramı. Zira DTP bu nedenle kapatıldı.</p>
<p>Şu soruları rahatlıkla sorabiliriz şimdi;</p>
<p>PKK&#8217;nın açılıma zarar veren terör eylemlerini üstlenmeyen, &#8220;şehitler, bizim de evlatlarımızdır&#8221; diyen,  PKK&#8217;nın siyasi kanadı olmadığını üstüne basarak vurgulayan, parti içinde aykırı fikirler olsa da parti genel başkanı vasıtasıyla, savaşın bitmesi için her türlü diyaloga açık olduklarını belirten bir siyasi partinin, Anayasa&#8217;nın yaptığı odak tanımına ve ilgili maddelere göre kapatılması yerinde midir? </p>
<p>Ve, barıştan yana olan milyonlarca Kürdü de temsil eden DTP&#8217;nin, PKK&#8217;nın vahşet dolu, umarsız ve korku yaratan eylemlerini, söz konusu maddede belirtildiği üzere,  &#8220;kendi üyelerince yoğun bir şekilde işlediği ve bu durumun o partinin kongre ve genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya TBMM&#8217;deki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu filleri doğrudan doğruya organlarınca kararlılık içinde işlediği&#8221; sonucunu çıkarmak hukukun mazur gördüğü sınırlar içinde sayılabilir mi? Yoksa siyasi ortamın gereklerine sığınılıp işin içinden çıkılabilir mi? </p>
<p>Kaldı ki, farz-ı muhal Anayasa Mahkemesinin DTP hakkındaki iddiası gerçek olsa bile;</p>
<p><strong>Siyasi Partiler Kanunu, m.103/3.</strong> &#8220;Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarının yarısından az olmamak kaydıyla, bu yardımdan kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine karar verebilir.&#8221; hükmü varken ve yine hemen hemen aynı içerikteki,</p>
<p><strong>T.C. Anayasası, m. 69/7,</strong> &#8220;(Ek: 3.10.2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.&#8221; hükmünde de görüldüğü gibi alternatif bir yaptırım öngörülmüşken, şeytanın karışma olasılığını yükselten acelecilikte çıkarsamalar yaparak, söz konusu karara varmanın, mevcut siyasi düğümleri çözmeye katkısı var mıdır?</p>
<p>Ayrıca &#8220;Yargı&#8221;nın vicdanı rahat mıdır?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/12/kapatin-turkiyenin-onunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/12/kapatin-turkiyenin-onunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatta en hakiki mürşit faşizmdir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/11/hayatta-en-hakiki-mursit-fasizmdir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/11/hayatta-en-hakiki-mursit-fasizmdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 21:01:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7676</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_derin_dusunce_org_anayasamahkemesi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7677" title="20091212_derin_dusunce_org_anayasamahkemesi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_derin_dusunce_org_anayasamahkemesi.jpg" alt="" width="456" height="411" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/11/hayatta-en-hakiki-mursit-fasizmdir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/11/hayatta-en-hakiki-mursit-fasizmdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>CHP kafası, MHP kafası, DTP kafası</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/10/chp-kafasi-mhp-kafasi-dtp-kafasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/10/chp-kafasi-mhp-kafasi-dtp-kafasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 08:25:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7645</guid>
		<description><![CDATA[Şunuş: Tabutlar gelmeye başladı ya, Türk bayrağına sarılı tabutlar. Tamam. Bizim KAN siyasetçileri de zil takıp oynamaya başladılar: &#8220;Demokratik açılımı derhal durdurun! Önce şiddet dursun! Ötekiler silahı bıraksın!&#8221; Bre kana susamış vampirler! Zaten demokratik açılımı bunun için yapılıyor. Silahlar bırakılsın diye. Kan dursun diye. Sizin gibi vampir siyasetçiler aç kalsın, oysuz kalsın diye.
İyi ama bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_dtp_chp_mhp.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-7647" title="20091210_derin_dusunce_org_dtp_chp_mhp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_dtp_chp_mhp.gif" alt="" width="160" height="228" /></a>Şunuş:</strong><em> Tabutlar gelmeye başladı ya, Türk bayrağına sarılı tabutlar. Tamam. Bizim KAN siyasetçileri de zil takıp oynamaya başladılar: <strong>&#8220;Demokratik açılımı derhal durdurun! Önce şiddet dursun! Ötekiler silahı bıraksın!&#8221;</strong> Bre kana susamış vampirler! Zaten demokratik açılımı bunun için yapılıyor. Silahlar bırakılsın diye. Kan dursun diye. Sizin gibi vampir siyasetçiler aç kalsın, oysuz kalsın diye.</em></p>
<p><em>İyi ama bu </em><em>DTP&#8217;lilere ne oluyor? <strong>&#8220;arkadaşlar</strong> <strong>açılım bitti, ha ha ha!&#8221;</strong> diyenler kim? Partilerini kapattırıp <strong>&#8220;terörden başka çaremiz yok&#8221;</strong> mu demek istiyorlar? Öyle ya&#8230; Türk kanı, Kürt kanı&#8230;Ne fark eder? ikisi de aynı derecede besleyici. Zira vampirin Kürdü, Türkü olmuyor.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 10px;"><strong><span class="baslik">Açılım, DTP ve sokaklar</span> (<a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=924974&amp;title=acilim-dtp-ve-sokaklar" target="_blank">Bejan Matur</a>)</strong></p>
<p>&#8216;En büyük zalimler, boynu vurulmamış mazlumlardan çıkar.&#8217; Büyük karamsar Cioran&#8217;ın sözleri bunlar. Mazlumun öfkesi kadar yıkıcı bir öfke yok. Olamaz. Kendinde hak görür çünkü. Alacaklıdır.<br />
Bugün olan bu. Sokakları ateş deryasına çeviren kalabalıklar herkeste korku yaratıyor. <span id="more-7645"></span>Haklılar korkmakta. Bir son prova gibi. Son bir kalkışma. Gücü göstermenin, &#8216;ben de varım&#8217; demenin aracı sokakları ateşe vermek. Ölümü yaşamak, yaşatmak iktidarlarının işareti. En acar terör uzmanlarının bile &#8216;terörün beli henüz bükülmedi&#8217; dediği bir durum bu.</p>
<p>En net ifadesini Emine Ayna&#8217;nın sözlerinde bulan bu kalkışmanın ne anlama geldiğini anlamak için geçmiş 80 yıla bakmak gerekiyor. Ama asıl bakmamız gereken yer son 30 yıl.</p>
<p>Bugün sokaklarda ellerinde molotof masumların hayatına kastedenlerin hikâyesinde hep yaşanmış bir şiddet var. Her birinin köyü yanmış, çoğunun bir tanıdığı faili meçhule kurban gitmiş. Varoşlarda arabaları ateşe veren gençlerin çoğu zorla göç ettirilenler. Ailesi bir gecede yakılmış köylerden kamyonların sırtında şehirlerin kıyısına sürüklenenler. Tanımadıkları bir dünya ve yabancısı oldukları bir gerçekle yaşamak zorunda bırakılanlar. Hepsi öfkeli evet. Hayata hınçla dolular. Çünkü şiddet şiddeti doğurur. Ve bunu sadece fizik kanunları değil, hayat da test eder. Bugün yaşadıklarımıza hayret edenler, olanlara lanet yağdıranlar sadece meseleyi görmezden gelenler değil. Devletle hesaplarını Kürt meselesi üzerinden görmeye çalışanlar da şaşılası bir hayret içindeler!</p>
<p>Ama şaşırmanın artık kimseye faydası yok! Olanları anlamayanlara şu küçük örnek belki fikir verir; Diyarbakır&#8217;daki Kürt Çalıştay&#8217;ında söz alan Emine Ayna her zamanki üslubuyla bir ülke portresi çiziyordu. Onu dinlerken bir cehennemde yaşadığınızı düşünüp, öfkeye kapılmamanız mümkün değil. Buna alışmıştık zaten. Ama bütün bu öfke ve karamsarlığın altında yatanın onun erken hikâyesi olduğunu öğrenmek çarpıcıydı. Ayna, çocukluğuna ait bir anıyı anlattı o gün; çocukken yakılan evlerini. Kütahya&#8217;da işçi olan babasının sırf Kürt olmasından dolayı mahallede dışlanıp evlerinin yakıldığını. Sonrasında aylarca bir kamyonun kasasında yaşamak zorunda kaldıklarını anlatırken, farkında olmadan bugüne taşıdığı öfkenin nedenine işaret ediyordu.</p>
<p>Bu onun hikâyesi, buna benzer binlerce, yüz binlerce hikâye var. Şiddet şiddeti doğurur. Gerçek bu. DTP&#8217;nin kapatma davası görüşülürken bunları düşünmek acı veriyor. Barışı savunan herkes Kürtlerin siyasette temsilinin ne kadar hayati önemde olduğunu savunup durdu. Çoğumuz hâlâ umudumuzu yitirmiş değiliz. Ben hukuka değil ama halkın vicdanına güveniyorum hâlâ. Bu ülkede son otuz yılda bizi birbirimize düşürmeyen her neyse o mayaya inanıyorum. Bu toplumun kodlarında o kardeşlik var çünkü.</p>
<p>Ama o kardeşliği bir iktidara değişecek o kadar çok insan var ki.</p>
<p>Ahmet Türk&#8217;ün yüzüne baktığımda hissettiğim samimiyet ve vicdan ne yazık ki, kanı çağıran siyasetçilere bakınca dağılıyor. Ama bu tür zamanlarda kan isteyenlerin sesi duyulur. Çünkü itaat etmişlerdir. Sadakatleri sözlerine yansır. Onların Öcalan&#8217;a sadakatini anlamak için, en başa, PKK&#8217;nın kuruluşuna bakmak gerekiyor. PKK bugün varlık savaşını kentlere taşıyor. Dağda yerinin kalmadığını görüyor çünkü. Bu meseleyi çözmek üzere yola çıkanlar şunu görmekte geç kaldılar; PKK dağda olsaydı çözüm kolay olurdu. PKK epeydir düzde yer edinmenin mücadelesini veriyor. Kendisini sürece dahil etmeyen açılımı ateşe vermeyi, masumların hayatına kastetmeyi kendine hak görüyor. Kitlesini gözünü karartmış halde sokağa sürüyor. Ama şunu görmesinde fayda var; sokağa çıkan Filistinliler hâlâ dönmediler!</p>
<p>Devleti yönetenlerin ve Türkiye kamuoyunun görmesi gereken ise şu; bu tarz sokak eylemleri sadece bir nedenden kaynaklanmıyor. Sokağa çıkan kitle sosyolojik bir vaka. Bu vakanın sonuçlarından çok, nedenleri önemli. O nedenlere yeniden cesaretle bakmak çözümü getirir. Bu da ancak demokratikleşmeden geri adım atmamakla mümkün. Topluma sinen şiddet kültürünü rehabilite etmenin yolu bu. Birilerinin işine gelmese de böyle&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/10/chp-kafasi-mhp-kafasi-dtp-kafasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/10/chp-kafasi-mhp-kafasi-dtp-kafasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu bir tezgâhtır!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/bu-bir-tezgahtir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/bu-bir-tezgahtir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 10:48:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7634</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun (SİVİL DÜŞÜNCE PLATFORMU)
Bugün Türkiye&#8217;de PKK&#8217;ya destek vermeyen ancak Kürt kimliği konusunda çok hassas bir kitle var. Bu insanlar Kürt kimliğinin tanınmasını, Kürtçenin önem verilmesini, ekonomik ve sosyal şartlarının iyileştirilmesini vs. talep ediyorlar fakat Türkiye&#8217;den de kopmak istemiyorlar. Bu anlamda 22 Temmuz genel seçimlerinde sorunun çözümünde adres olarak AKP&#8217;yi göstermişlerdi. DTP başka partilere oy [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_dtp_pkk_teror.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7636" title="20091212_dtp_pkk_teror" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091212_dtp_pkk_teror-196x300.jpg" alt="" width="196" height="300" /></a>Ufuk Coşkun (<a href="http://www.sivildusunce.com/">SİVİL DÜŞÜNCE PLATFORMU</a>)</p>
<p>Bugün Türkiye&#8217;de PKK&#8217;ya destek vermeyen ancak Kürt kimliği konusunda çok hassas bir kitle var. Bu insanlar Kürt kimliğinin tanınmasını, Kürtçenin önem verilmesini, ekonomik ve sosyal şartlarının iyileştirilmesini vs. talep ediyorlar fakat Türkiye&#8217;den de kopmak istemiyorlar. Bu anlamda 22 Temmuz genel seçimlerinde sorunun çözümünde adres olarak AKP&#8217;yi göstermişlerdi. DTP başka partilere oy veren Kürtler için hala&#8221;beyaz Kürtler&#8221; tabirini kullanıyor. Bugün DTP ve PKK&#8217;da ciddi bir AKP korkusu hâkimdir. Çünkü tabanları sürekli AKP&#8217;ye kayıyor. Türkiye&#8217;de şimdiye kadar Kürtleri de temsil edebilen bir Türkiye siyasi partisi yoktu. O yüzden bölge insanı yılardır kendisini sahipsiz hissettiğinden<span id="more-7634"></span>, umutları sürekli istismar edildi. AKP bu tavrıyla bölge insanı için hala bir umuttur. Ancak şu bir gerçek ki; AKP&#8217;nin Kürtlerden aldığı oyların en az yüzde 30&#8242;u geçici oylardır. Kürt halkı bu oyları AKP&#8217;yi samimi bulduğu için ve bu sorunun ancak AKP ile çözüme kavuşabileceğini inandıkları için verdi. Çünkü ilk kez Türkiye&#8217;de bir parti, Kürt vatandaşlarımızı temsil etme noktasında bu kadar çok güven verdi.</p>
<p>Üzücü olan; açılımların devam ettiği dolayısıyla barış, huzur ve demokrasi adına yeni gelişmelerin yaşandığı bir ortamda AK Partili Kürt milletvekillerinin hala susmalarıdır. Bölge belediyelerin yüzde 60&#8242;ı AKP&#8217;nin elinde olmasına karşın bugüne kadar bu insanlardan Kürtlükle ilgili ciddi anlamda bir şey duymadık. Oysa Türkiye&#8217;nin birlik ve bütünlüğü içinde bu insanların daha fazla insan hakları üzerine konuşmaları gerekirdi. Bu milletvekilleri susmaya devam ettiği sürece PKK konuşmaya devam edecektir. Kürt meselesi ülkemizin önünü her fırsatta tıkayan, çözüme kavuşmaması durumunda sürekli barış ortamının zedelenmesine neden olacak ciddi bir meseledir. Bizler Türküyle Kürdüyle bu meselenin aklıselimle çözüme kavuşabilmesi için öncelikle savaşın değil barışın diliyle konuşmamız gerekiyor. Bu bilinç ve sorumlulukla hareket ederek özellikle gizli bir elin sokaklarımızı el attığı şu dönemde ciddi bir barış dilini devreye sokmamız gerekmektedir. Aksi takdirde önü alınmaz vahim olaylarla baş başa kalabiliriz.</p>
<p><strong>Birlikte yaşama projesi dağda değil şehirde üretilir;</strong> </p>
<p>DTP&#8217;nin &#8220;dağ&#8221; endeksli siyaset tarzı artık iflas etmiştir. Bu kadar dağ  heveslisi bir partiden birlikte yaşama adına ciddi bir medeniyet projesi beklenmez. Çünkü Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle ve İslamcısıyla bir arada yaşama kültürü dağda değil şehirde üretilir. DTP son zamanlarda ilk başta yakaladığı barışçı ve azda olsa liberal tutumunu bir tarafa bırakarak sanki gizli ve gizemli bir elin kontrolündeymiş gibi hareket ediyor. Sokaklarda hiçte hoş  olmayan görüntülerin oluşmasında aktif rol oynuyor. Halk otobüslerine Molotof kokteyl atılıyor, mitinglerde TV muhabirlerine varıncaya kadar, ev ve iş yerleri taşlanıyor ölümler gerçekleşiyor. Ve bütün bunlar açılımların olmaya başladığı bir döneme denk getiriliyor. Açılımlar DTP eliyle bitirilmek isteniyor adeta. DTP&#8217;yi kontrol eden güçler varsa eğer başta buna karşı  çıkacak kesimin DTP milletvekilleri olması gerekir. Ne yazık ki onlarda gösterilerde ön sıralarda yer alıyorlar. Üstelik bu aralar hiçte yapıcı bir dile sahip değiller. Şüphesiz açılım dediğimiz şey ciddi bir süreç. Bu tip olumsuzluklar bekleniyordu. Ancak bu sürecin bizzat DTP tarafından sabote ediliyor görüntüsü  verilmesi çok vahim.</p>
<p>Bugüne kadar Kürt siyasetinin kendi içinde çeşitlenmesi adına çeşitli görüşler ortaya atıldı. Kürt partilerinin ve gazetelerinin sürekli kapatıldığı bir ülkede yeni Kürt partilerinin kurulmasını teklif etmek tuhaf gelebilir ancak yinede bu konuda gerekli adımların atılması lazım. Bugün Liberal ya da Muhafazakâr bir Kürt partisinin bölgede taban bulması, çözüm önerileriyle barışa katkı sağlamaları gerçekten çok önemli değişimlerin önünü açabilir. Bunu sürekli liberalleşmesini ve aklıselimle hareket etmesini beklediğim ve umduğum DTP&#8217;nin son zamanlarda siyaseten kendisini bitirdiği için sarf ediyorum.</p>
<p><strong>İki halka yazık ediliyor;</strong></p>
<p>Bugünlerde yaşadıklarımız ve bize yaşatılacak olanlar şüphesiz kirli bir zihniyetin devreye soktuğu çok ciddi bir tezgâhtır. İki halkı karşı karşıya getirip birbirine kırdırma planıdır bu. Şu durumda öylesine psikolojik bir ortam yaratılmış durumdadır ki Allah korusun sanki iki halk birbirlerini gördükleri anda saldıracaklarmış gibi tutum ve davranış sergiliyorlar.12 Eylül&#8217;de kardeşi kardeşe kırdırttılar şimdide aynı zihniyet iki kardeş halkı karşı karşıya getirmeye çalışıyor.12 Eylül&#8217;ün bir galibi yoktu. Kazanan bu tarz kırdırma politikalarını devreye sokanların olmuştu. Şimdide aynı  durum söz konusu, şimdilerde de çok ciddi bir oyunun içerisine sürükleniyoruz. Molotof kokteyle sevgili kardeşimiz Serap&#8217;ı kıyanla mitingde Aydın&#8217;ı kıyan zihniyetin aynı zihniyet olduğunu idrak ettiğimiz anda bu tezgâhı daha iyi anlayabileceğiz.</p>
<p>Özellikle bu zorlu günlerde yan yana gelebilmeyiz. Böylelikle bizleri karşı karşıya getirmek isteyen kesimlerin tüm planlarını boşa çıkarmış oluruz. Özellikle barış ve kardeşlik ortamının karanlık güçlerin ve darbecilerin hareket alanını kısıtladığı bilinmelidir. Bu yüzdendir ki yıllardır aynı ülkenin insanlarını sürekli birbirlerinden nefret etmeye yönelik plan ve projelerini uygulamaya sokmaktadırlar. Bizim yapmamız gereken şey; bu oyunları ve aramıza atılan nefret tohumlarını yok etmemizdir. Bunun yolu dün bütün dünyaya gösterdiğimiz gibi, görünüşteki tüm farklılıklarımıza rağmen art niyetsiz bir birlikteliği ve hoşgörüyü ortaya koymamızdır. Aynı toprağın insanlarının birbirlerinden nefret etmesi kadar daha vahim ne olabilir&#8230;  Üstelik bunun acı tecrübesini yıllarca yaşamış bir ülkenin insanlarıyız. Bugün bütün bu olumsuz duygu ve fitnelerin kaynağı gözlerimizin önündedir. Ama bu sefer tuzağa düşmeyeceğiz. Bizleri önce taraflara ayıran sonra da aramıza fitne tohumları atarak kavga etmemizi isteyen çıkarcıların bu tür oyunlarını boşa çıkaracağız. <br />
 <br />
O yüzdendir ki bugünlerde devreye sokulmak istenen bu kirli tezgâhı artık görmemiz gerekiyor yoksa önü alınmaz çok vahim olaylara tanıklık edeceğiz. Bunun için tahrik içeren söz ve davranışlardan mümkün olduğunca kaçınmamız gerekiyor. Örneğin &#8220;Faşist İzmir&#8221; demekle bu yaşadıklarımızı izah edemeyiz. Çünkü Türkleri de Kürtleri de kışkırtan aynı karanlık güçler. Çok farklı, aklıselim ve soğukkanlı fikirler üretip savaş dilini terk etmemiz gerekmektedir. Bu insan karşıtı bir zihniyetin devreye soktuğu son plandır ve bu son çırpınışlarıdır. Ancak belli ki çok çetin geçecek. Eğer aklıselim ve soğukkanlı davranırsak bu önü alınmaz gibi görünen kirli oyunu bozabiliriz.</p>
<p>Aksi takdirde hepimiz aynı  mezara düşüyoruz&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/12/09/bu-bir-tezgahtir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/12/09/bu-bir-tezgahtir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerin İstediği Kadar Sevinmek, Sağduyu ve Kürtler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/turklerin-istedigi-kadar-sevinmek-sagduyu-ve-kurtler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/turklerin-istedigi-kadar-sevinmek-sagduyu-ve-kurtler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 15:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7077</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş : Büyük bir şefkât-sevgi hasreti,  elde edilemeyince duyulan düş kırıklığı ve kendi göbek deliğini dünyanın merkezi sanmak. Türkiyeli Türklerin hayata (çocukça) bakış penceresi bu.
&#8220;Türk düşmanı senatör şöyle dedi&#8230; Bizi sevmiyorlar..  Naomi Campbell Türk mutfağını çok sevdi&#8230; Avrupalılar bizi yanlış tanıyor&#8230;Küstah Fransız Avrupa&#8217;da Türk istemiyor&#8230;PKK&#8217;lıların yurda dönüşüne sevinerek bizi tahrik etmek istiyorlar!&#8230;&#8221; Türkiye Türkleri sorunlarına  &#8221;ötekinin&#8221; penceresinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091030_derin_dusunce_org_kurtler_baris_egocentrisme.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7079" title="20091030_derin_dusunce_org_kurtler_baris_egocentrisme" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091030_derin_dusunce_org_kurtler_baris_egocentrisme.jpg" alt="" width="208" height="226" /></a>Sunuş :</em></strong><em> Büyük bir şefkât-sevgi hasreti,  elde edilemeyince duyulan düş kırıklığı ve kendi göbek deliğini dünyanın merkezi sanmak. Türkiyeli Türklerin hayata (çocukça) bakış penceresi bu.</em></p>
<p><strong><em>&#8220;Türk düşmanı senatör şöyle dedi&#8230; Bizi sevmiyorlar..  Naomi Campbell Türk mutfağını çok sevdi&#8230; Avrupalılar bizi yanlış tanıyor&#8230;Küstah Fransız Avrupa&#8217;da Türk istemiyor&#8230;PKK&#8217;lıların yurda dönüşüne sevinerek bizi tahrik etmek istiyorlar!&#8230;&#8221;</em></strong><em> Türkiye Türkleri sorunlarına  &#8221;ötekinin&#8221; penceresinden bak(a)madığı içindir ki bu sorunlar var, bu sorunlar büyük, bu sorunlar can alıyor ve bu sorunlar çözülemiyor.</em></p>
<p> <em>Bugün acıtan hatta inciten bir yazıyı okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Var mısınız 20 dakikalığına bir Kürdün gözüyle bakalım son olaylara?</em></p>
<p><em>MY</em></p>
<h3>Türklerin istediği kadar sevinmek, sağduyu ve Kürtler</h3>
<p><a href="www.gazetekurd.com" target="_blank">Muhammed Zubeyir Şivan</a></p>
<p>Barış grubunun gelmesi ile birlikte başlayan tartışmalar Kürtler için -bazı istisnalar hariç- bu ülkede bırakın kardeş bulmayı, oturup derdini anlatacak bir muhatap bulmanın bile ne kadar zor olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Kürtler yeni sureci barış mevsiminin başlaması olarak algılıyor ve barış kelimesi ile başlayan isimlendirmelerde ısrar ediyor.</p>
<p> Barış grubu, barış süreci, silahların susması, kardeşliğin yeniden inşası, göz yaşı ve kanın durması gibi kavramlar Kürtlerin diri duygularını yansıtıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımların Kürt cephesinde bir istisnası neredeyse yok gibi. Herkes tek yürek olmuş yeni donemin nasıl bir yon alacağını  merak ediyor.</p>
<p>PKK&#8217;li olsun ya da olmasın, bu siyasi grubun fikirlerini paylaşsın veya paylaşmasın Kürt halkının, kendi cephesinde<span id="more-7077"></span> PKK ve DTP öncülüğünde gelişen sureci - onurlu bir şekilde kanın durması ve Kürdistan&#8217;da hayatın normalleşmesi surecini - büyük bir umut ve destekle takip ettiği konusunda şüphe yok.</p>
<p>PKK ve DTP muhalifi Kürtler bile gelişmeleri heyecanla izliyor.</p>
<p>Kürtlerin bu heyecanını, coşkusunu, ümidini onlara fazla görenler&#8230;</p>
<p>Ölümlerden donen çocuklarını bağırlarına basmalarını içine sindiremeyenler&#8230;</p>
<p>Dağlardan hayat dolu, gülerek yuvasına, anasına, babasına, kardeşine ve belki de esine, çocuğuna dahası kavgasını verdiği halkına gururla geri dönmelerini kabullenemeyip, neden boyun eğerek gelmiyorlar diye çıldıranlar&#8230;</p>
<p>Milletini tarihin çöplüğünde bir malzeme olmaktan kurtarmaya çalıştığına inanan&#8230; Taptaze ömürlerini dağ baslarında ve her saniyesini olumun gölgesinde geçiren&#8230;</p>
<p>Kimi Diyarbakır zindanından çıkar çıkmaz, kimi koyu yakılır yakılmaz, kimi öldürülen babasının, abisinin, kardeşinin veya herhangi bir tanıdığı veya tanımadığının cenazesine bile katılamadan&#8230;</p>
<p>Kimi faili meçhuller mezarlığına donen vataninin bu içler acısı haline dayanamayarak yönünü dağlara vermiş olan bu Kürt çocuklarının, Onların ana babası olan Kürt halkı tarafından en layık oldukları şekilde karşılanmasını kin ve nefretle izleyenler&#8230;</p>
<p>Bütün kötü niyetli çabalara rağmen ayakta kalmasını basarmış bir halkın en mutlu oldukları günü yani onur ve gururları çiğnenmeden evlatlarına canlı kavuştukları günü bayram havasında geçirmesini ihanet ve şov olarak görenler&#8230;</p>
<p>Dahası  Kürt çocuklarının dirisine tahammül edemeyenler, illa onların son ferdine kadar yok edilmesinin zevkine varmak isteyenler&#8230;</p>
<p>      Sizler&#8230;</p>
<p>      Kendilerini dünyanın merkezinde görenler&#8230;</p>
<p>      Her yolu deneyerek yok etmek istediğiniz insanların sizin en vahşi yöntemlerinize rağmen var olmayı basarmış olmasından dolayı yasadığı sevince bile sınır koyma hakkına sahip olduğunu zannedecek kadar küstahlaşanlar&#8230;</p>
<p>      Kürtlerin acısını görmezden gelip, sevincine karsı kin ve nefret içinde olanlar&#8230;</p>
<p>      Onların yüzyıllık var olma ve ayakta kalma mücadelesini her fırsatta lanetleyenler&#8230;</p>
<p>      Bütün gayri insani yöntemler üzerinde denenmiş olan bu halkın kendini sizlere ve dünyaya kabul ettirmesine tahammül edemeyenler&#8230;</p>
<p>      Evet sizler&#8230;</p>
<p>      Siz değil miydiniz daha düne kadar ve simdi de yeryüzünün her yerindeki Kürtlere düşmanlık eden&#8230;</p>
<p>      Siz değil miydiniz en vahşi yöntemlerle Kürtleri yok etmek isteyen Saddam&#8217;dan kurtuldukları ve bir nebze olsun özgürlüklerine kavuştukları  için Irak Kürtlerine karsı çirkin iftiralar ve ağır düşman havası siyasi manevralar izleyen&#8230; İşgal tehditleri savuran&#8230;</p>
<p>      Siz degil miydiniz üzerinde Kürdistan yazan uçakları, pasaportları, isminde Kürt kelimesi olan kadınları ve çocukları kontrolünüz altındaki hava sahasından ve sınırlardan geçişini yasaklayan&#8230;</p>
<p>      Sizin okumuşlarınız, hacılarınız, hocalarınız ve efendileriniz değil miydi bütün zulümleri görmezden gelerek, Kürtleri dış güçlerin maşası ve onların dağlara cıkmış gençlerini birkaç  yöneticisinin oyununa gelmiş, açlıktan başı döndüğü için ne yaptığını bilmeyerek ömrünü oralarda harab eden, hiç bir şeyden anlamayan insanlar olarak gösteren filimler, diziler çeviren ve çevirmeye devam eden&#8230;</p>
<p>      Simdi kalkmış sanki hiç bir şey olmamış, sanki elinden geleni ardına koymuş, sanki bir ağabeylik yapmış, sanki bütün yanlışlarını fark edip ciddiye alınacak bir özür dilemiş, sanki Kürtlere karşı düşmanlık duygularını terk etmiş ve yanlıştan dönmüşler de buna karşılık Kürtler de bu iyi niyeti anlamayacak kadar nankörlük yapıyormuş gibi bir hava estirerek, ‘biz iyilik yapalım siz bize nisbet yapın ha&#8217; dercesine ‘bunların sevinci bizi tahrik ediyor&#8217; diye efeleniyorsunuz.</p>
<p>      Korkarım anlamayacaksınız. Ama en azından duyun. Kürtler karşılıklı  yanlışların neticesi ölümleri, kani, gözyaşını, çift taraflı heba olmuş hayatları ve onların ardında kalan acıları değil, bütün bu yanlışların bittiği barışı ve ayaklar altına alınmak istenen onurlarının kurtulmasını alkışlıyor.</p>
<p>      Ve sunu da bilin ki eğer Kürtlere size boyun eğmemesinden dolayı kin duyuyorsanız ve -kim alınırsa alinsin- bileğinin hakki, çocuklarının kanı, analarının gözyaşı ile söndürdükleri bu zulüm ateşinden kurtulmalarını kendi minnetinizmiş gibi lanse etmenize karşı söylenecek tek söz ‘minnetiniz dağ başına olsun&#8217; dur.</p>
<p>      Ve halen eski rüyalardaysanız uyanın. Ne güzel ifade etmişler ‘geçti Bor&#8217;un pazarı sür eşeği Niğde&#8217;ye&#8217;.</p>
<p>      Son sözüm Kürtlere. Siz bu sevinci herkesten fazla hak ediyorsunuz. Kimse sizi gerekçesi ne olursa olsun yanlış yaptığınıza inandırmaya kalkmasın. Siz bir halkın bin yıllık rüyasının gerçekleşmesinin şahitlerisiniz.</p>
<p>      Nasıl ki siz ağladığınızda, yakılıp, yıkılıp sürüldüğünüzde, yargısız infazlarla yok edildiğinizde, asit kuyularında eritildiğinizde kimse size ‘niye ağlıyorsunuz, derdiniz ne?&#8217; demediyse, bugün de o kimseler kalkıp size ‘niye bu kadar seviniyorsunuz&#8217; diyemez.</p>
<p>      Sizin acınızın boyutunu bilmeyenler, sevincinizin ölçüsünü tayin edemezler. Buna hakları da yoktur.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/11/02/turklerin-istedigi-kadar-sevinmek-sagduyu-ve-kurtler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/turklerin-istedigi-kadar-sevinmek-sagduyu-ve-kurtler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/savas-ve-baris/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/savas-ve-baris/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 11:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[BBP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Savaş]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Taner Renda]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7073</guid>
		<description><![CDATA[
Taner Renda
1978 yılıydı sanırım. türkiye işçi partisi gaziosmanpaşa ilçemizde ulusal sorun ile ilgili partili ve partisiz devrimci arkadaşlara verdiğim seminerin sonunda salonun arka taraflarında oturan iki kişi , benimle aynı düşüncede olmadıklarını ve ulusal sorunun çözümüne benim kadar barışçı bakmadıklarını belirttiler. ben kendilerinin her hangi bir örgüte bağlı olup olmadığını sorduğumda, aldığım cevap beni bir hali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/07/20080719_derin_dusunce_org_kamplasma.jpg" alt="" width="224" height="146" /></p>
<p><strong><em>Taner Renda</em></strong></p>
<p>1978 yılıydı sanırım. türkiye işçi partisi gaziosmanpaşa ilçemizde ulusal sorun ile ilgili partili ve partisiz devrimci arkadaşlara verdiğim seminerin sonunda salonun arka taraflarında oturan iki kişi , benimle aynı düşüncede olmadıklarını ve ulusal sorunun çözümüne benim kadar barışçı bakmadıklarını belirttiler. ben kendilerinin her hangi bir örgüte bağlı olup olmadığını sorduğumda, aldığım cevap beni bir hali şaşırtmıştı: bizler APOCUYUZ. ben böyle bir örgüt ismi duymadığımı söyleyince de: BUNDAN SONRA ÇOK DUYACAKSINIZ  demişti. gerçekten daha sonraki yıllarda bu ismi diğer  kürt sorununa barışçı ve doğru yaklaşan kürt örgütlerini yok eden örgütün ismi olarak duymuştum.  DDKD , DHKD ve diğer kürt örgütlerini birer birer acımazsızca yok eden bu örgütün devlete yaptığı hizmet sanırım daha sonra bir biçimde ödüllendirilmiştir<span id="more-7073"></span> (uyuşturucu kaçakçılığının geçiş ve dağıtım hakkını vererek mesela).</p>
<p>Bence kürt sorununun bu kadar kan ve vahşete boğulmasına ve hala içinden çıkılmaz bir boyuta gelmesinde, devletin rolü olduğu kadar, pkk&#8217;nın 80 sonrası var olan diğer kürt örgütlerini devletin de işine gelecek biçimde &#8220;çözmesi&#8221;nde de aramak gerekir. ayrıca, dünya silah tekellerinin bölgesel savaşları çıkararak veya var olan anlaşmazlıkları uzlaşmaz yöntemlerle sürdürülmesini sağlamaya çalışması da  bir diğer önemli etkendir. türk silahlı kuvvetlerinin ülke içindeki konumunu her daim güçlü tutmaya ve daha fazla silah alımı yaparak silah tekelleriyle daha fazla içli dışlı olmaya teşne olması da işin bir başka boyutu. Ve de doğudaki feodal kalıntıların hala güç merkezi olarak; gerek uluslar arası, gerek  işbaşındaki hükümetlerin kendi varlıklarını oralarda da sürdürebilmesi ve yerel feodal güçlerin sermaye hareketlerini batıya taşımasına karşın, işgüçlerini feodal yapıda tutmaları sonucu insanlar üzerinde tartışmasız etkili kalmaları da bu sürecin çıkmazları arasındadır.</p>
<p>Yakın geçmişe kadar var olan &#8220;kürt sorununu&#8221; ; ne uluslararası konum, ne iktidardaki hükümetler, ne de bölgenin güç sahibi kürt  aşiretleri çözme yönünde adım atılması taraftarıydılar. Ta ki, yeni enerji dengeleri oluşturulması gündeme gelene kadar. Bu andan itibaren yukarıda andığımız her üç kesim de çözüm konusunda büyük bir istek duymaya başladılar.</p>
<p>Peki , bu sorunu çözmek isteyen gerek merkezi hükümet, gerekse de diğer meclisteki partilerden çözümden bahsederken kürtlerin ana dillerini rahatça konuşabilmelerinin ötesine geçtiğini hatırlayanımız var mı?  Peki, bölge ağalarının ellerindeki binlerce dönüm toprağa karşın, milyonlarca topraksız  veya az topraklı insanlardan bahsedenleri var mı? Bölge kadınlarının kaderi haline getirilen insanlık dışı uygulamaların değiştirilmesini söyleyen var mı ? ve de en önemlisi; b u kan ve vahşet ortamının doğmasına neden olup, &#8220;şehit yakınları&#8221; ve &#8221; terörist yakınları&#8221; diye ölen ve öldürülenleri ikiye bölenlerin kimler olduğunun konuşulduğunu hiç duyduk mu?</p>
<p>Eğer sorunun doğru yönde çözümü  isteniyorsa; herkesin eteğindeki taşlar ortaya dökülmeli. Hiç  kimsenin elleri diğerinden daha temiz değil. Olan sadece ve sadece ülkemiz insanlarından binlercesinin silinmesi güç acılar yaşamasına, telafisi olmayan kayıplar vermesine, ülke kaynaklarından yüz milyarlarca doların iş ve aş yerine, silah tüccarlarına ve ülke içindeki işbirlikçilerinin cebine akmasına ve sorunumuzun insani ve barışçıl biçimde çözülmesi yerine , içinden çıkılması güç bir pozisyon almasına yol açmıştır.</p>
<p>Akp, chp, mhp,dtp ve pkk  bu sorunu kendileri için çözmek istiyor. Çözümün ve barışın dilini konuşacak olanlar , bu sorunu yaşayanlar olacaktır. Bizlerin bu sorunu çözmek konusundaki isteğimizin içtenliği, gücü, azmi ve kararlılığı, sonucu belirleyecektir.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/11/02/savas-ve-baris/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/11/02/savas-ve-baris/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>PKK’yı Doğru Anlayalım Artık</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/10/27/pkk%e2%80%99yi-dogru-anlayalim-artik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/10/27/pkk%e2%80%99yi-dogru-anlayalim-artik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 11:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7024</guid>
		<description><![CDATA[[26 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Günlerdir Habur sınır kapısından &#8220;silah bırakmış&#8221; olarak Türkiye&#8217;ye giren PKK militanlarının görüntülerinin &#8220;kabul edilemez&#8221; olduğunu işitip duruyoruz.
Peki neye göre &#8220;kabul edilemez&#8221;?
&#8220;Bizim&#8221;, yani Türklerin &#8220;PKK algısı&#8221;na göre.
Bu algıya göre, PKK, gözlerini kan bürümüş bir katiller sürüsü. Sadece Türk askerlerini değil &#8220;Kürt bebeklerini&#8221; de öldüren, tüm bunları da &#8220;dış güçler&#8221;e uşaklık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1990" title="20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg" alt="" width="248" height="254" /></a>[26 Ekim 2009 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/pkk-yi-dogru-anlayalim-artik-221265.htm">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Günlerdir Habur sınır kapısından &#8220;silah bırakmış&#8221; olarak Türkiye&#8217;ye giren PKK militanlarının görüntülerinin &#8220;kabul edilemez&#8221; olduğunu işitip duruyoruz.</p>
<p>Peki neye göre &#8220;kabul edilemez&#8221;?</p>
<p>&#8220;Bizim&#8221;, yani Türklerin &#8220;PKK algısı&#8221;na göre.</p>
<p>Bu algıya göre, PKK, gözlerini kan bürümüş bir katiller sürüsü. <span id="more-7024"></span>Sadece Türk askerlerini değil &#8220;Kürt bebeklerini&#8221; de öldüren, tüm bunları da &#8220;dış güçler&#8221;e uşaklık etmek için yapan insanlıktan çıkmış bir çete.</p>
<p>Ancak belli ki bu algı &#8220;Fırat&#8217;ın doğusunda&#8221; pek yaygın değil. Baksanıza, adamlar (ve kadınlar) sınırdan girerken neredeyse yüz bin kişi tarafından &#8220;sevgi seli&#8221; ile karşılandılar. Yol boyunca alkışlarla ve çiçeklerle desteklendiler. Diyarbakır&#8217;da ise en az yarım milyon Kürt, bizim &#8220;terörist&#8221; dediğimiz bu kişilerin dönüşü için şenlik düzenledi. Belli ki bu coşkulu kitleler, &#8220;gerilla&#8221; dedikleri bu adamları birer &#8220;kahraman&#8221; gibi görüyor, &#8220;Kürt bebeklerini&#8221; onların değil, başkalarının öldürdüğüne inanıyorlar.</p>
<p>Ortalama bir Türk&#8217;ün bu tabloya bakıp da isyan etmemesi, öfkelenmemesi ve hatta &#8220;tahrik&#8221; olmaması mümkün değil. Dolayısıyla, evet, &#8220;sürecin&#8221; devam etmesi için bu &#8220;şov&#8221; devam etmesin. DTP, bundan sonra gelebilecek kafileleri &#8220;sessiz sedasız&#8221; karşılamaya çalışsın. Hükümeti köşeye sıkıştırmasın, mecburen verdiği &#8220;devre arası&#8221;nı çok uzattırmasın. Bütün bunlar doğru.</p>
<p>İyi ama biz Türkler de karşımızdaki bu tabloya bakıp biraz düşünelim. Biraz ezber bozalım.<br />
<strong>Bozulası ezberler</strong></p>
<p>İlk anlamamız gereken, bize &#8220;son terörist imha edilinceye kadar mücadele&#8221; sözleri veren generallerimizin yanılmış olduğudur. Yüzbinlerce ateşli taraftarı bulunan, kurduğu siyasi partiyle iki milyonu aşkın oy toplayan bir hareketin militanlarını öldüre öldüre bitiremezsiniz. Nitekim bitmemiş durumdalar. Tabii ki adamlar silaha sarıldığı için işin &#8220;askeri&#8221; boyutu da vardır, ama meselenin özü siyasidir ve &#8220;siyasi çözüm&#8221; gerektirir. Bu siyasetin önünü 25 yıldır kesenler ve bugün de hala kesmeye çalışanlar (CHP, MHP, Ergenekoncular, vs.) memlekete büyük zarar vermiştir ve halen vermektedirler.</p>
<p>İkinci anlamamız gereken ise, bu &#8220;PKK sevdalısı&#8221; kitlenin &#8220;durduk yere&#8221; ortaya çıkmadığıdır. Birinci sebep, çağımızın yaygın bir virüsü olan ve nice ülkeye nice acılar yaşatan &#8220;etnik milliyetçilik&#8221;tir. &#8220;Ben ayrı bir halkım ve ille de kendime ait bir ülke isterim&#8221; duygusudur. Osmanlı&#8217;daki büyük etnik unsurların hemen hepsi buna kapılmış, bir Kürtler kalmıştı. Onlar da bu kanlı trene, biraz geç de olsa, yetiştiler. (Elbette hepsi değil, bir kısmı.)</p>
<p>Bu birinci sebebi daha da derinleştiren ikinci sebep ise, 1920&#8242;lerin ortasından bugüne dek Kürtlere yapılmış türlü zulüm ve haksızlıklardır. Tabii devletin demir yumruğundan bir tek onlar değil, devrine göre İslami kesim, solcular, liberaller ve hatta ülkücüler dahi (12 Eylül döneminde) nasiplerini almışlarsa da, en ağır, en sistemli, en onur kırıcı zulüm Kürtlere yapılmıştır. Bunu hâlâ görmemek için ya kör olmak, ya da &#8220;aman yüce devletimize toz konmasın&#8221; diye gerçekleri gizlemek lazım.</p>
<p>Bugün Türkiye&#8217;nin tek şansı, bir yandan sorunu &#8220;silahsızlandırmak&#8221;, yani PKK&#8217;yı tam da &#8220;Habur vak&#8217;ası&#8221;nda olduğu gibi dağdan indirmek, öte yandan da liberal demokrasinin gereğini yapıp Kürtlerin doğal haklarını teslim etmektir. Bu, umulur ki, etnik milliyetçiliğin ateşini düşürür, Kürtlerin Türkiye halkına entegre olmasını sağlar. Başka çıkar yol yoktur.</p>
<p>Dolayısıyla da hükümet doğru yolda, açılım doğru istikamettedir. Aman &#8220;devre arası&#8221;nı çok uzatmayalım ve &#8220;sil baştan&#8221; filan yapmayalım.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/10/27/pkk%e2%80%99yi-dogru-anlayalim-artik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/10/27/pkk%e2%80%99yi-dogru-anlayalim-artik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de muhalefet ve sol</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/18/turkiyede-muhalefet-ve-sol/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/09/18/turkiyede-muhalefet-ve-sol/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 12:34:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Abdestli Sosyalizm]]></category>

		<category><![CDATA[BBP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Muhalefet]]></category>

		<category><![CDATA[SP]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Solu]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'de muhalefet ve sol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6524</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin, bir taraftan demokratik açılımlara ve reformlara destek verirken, öte yandan mevcut iktidarların, yeniden ürettiği veya kendilerinin ortaya çıkardığı yeni problemlerin teşhisini yapıp onlara çözüm yolları üretecek bir muhalefete ihtiyacı vardır. Bu muhalefetin sol içerisinden nasıl yapılanacağıyla ilgili, sevgili dostum Dilaver Demirağ&#8217;ın 28.08.2009 tarihinde Taraf&#8217;ta yazdığı yazı, bu açıdan tartışılmaya değer bir yazıdır.
Türkiye solu, ÖDP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090918_derin_dusunce_org_sol_muhalefet.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6525" title="20090918_derin_dusunce_org_sol_muhalefet" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/09/20090918_derin_dusunce_org_sol_muhalefet-219x300.jpg" alt="" width="219" height="300" /></a>Türkiye&#8217;nin, bir taraftan demokratik açılımlara ve reformlara destek verirken, öte yandan mevcut iktidarların, yeniden ürettiği veya kendilerinin ortaya çıkardığı yeni problemlerin teşhisini yapıp onlara çözüm yolları üretecek bir muhalefete ihtiyacı vardır. Bu muhalefetin sol içerisinden nasıl yapılanacağıyla ilgili, sevgili dostum Dilaver Demirağ&#8217;ın 28.08.2009 tarihinde Taraf&#8217;ta yazdığı yazı, bu açıdan tartışılmaya değer bir yazıdır.<br />
Türkiye solu, ÖDP macerasında veya önceki sol deneyimlerde görüldüğü gibi hep bir kriz noktasına gelip CHP&#8217;leşiyor. Demirağ&#8217;ın yazısında belirttiği gibi, ÖDP sonrası oluşturulan yeni bir sol platform olan ÖSP (Özgürlükçü Sol Platform) muhalefet dinamikleri üzerine daha bir ince eleyip sık dokuyan bir tutum sergiliyor. Ancak Demirağ gibi ben de, bu yeni sol hareketin Türkiye&#8217;de ciddi ve hakkaniyetli bir muhalif yapı oluşturabileceği konusunda çok umutlu değilim.<br />
Nasıl bir sol muhalefet demeden önce, nasıl bir muhalefete ihtiyacımız vardır sorusunu düşünmezsek sanırım dönüp dolaşacağımız yerler hepimizin ait olduğu kürkçü dükkânları olacaktır. Peki, nasıl şeylerdir bizlerin kürkçü dükkânları? Türkiye&#8217;de, başlangıçta muhalif akımlar olarak yola çıkan akımların, iktidar olduktan kısa süre sonra döndükleri yerdir bu kürkçü dükkânları! İslamî bir muhalefet içinden Özal dönemindekine benzeyen liberal-muhafazakâr kırması oluşumların çıkması gibi, sol içinden de mütemadiyen CHP çıkar bizim ülkemizde. <span id="more-6524"></span>Neden hep bu noktaya düşülüyor? Neden ülkemizdeki bütün muhalif akımlar kendilerini totaliterliğin çeşitli türlerine dönüşmüş buluyorlar?<br />
 Öncelikle asıl sorunun modernleştirmeci zihniyetlerin düştüğü çukurlarda olduğunu görmek gerekir. Moderniteye belirli bir mesafe alamayan, yeni bir duruş belirleyemeyen muhalif akımların bir kısmı laylaylom bir pişkinlikle sağ-liberal-muhafazakârlık kesişimi bir yerlere düşerken; diğer bir kısmı tepeden dönüştürmeci, her şeyi ben bilirimci Kemalist-totaliter CHP zihniyetine benzeyiveriyor. Dolayısıyla bu dönüşümlerin doğası ve süreci doğru analiz edilemezse, bu tür dönüşümlerin ila nihai olması mukadderdir.<br />
Türkiye&#8217;de, adına ister sol diyelim, isterse başka bir şekilde adlandıralım muhalif bir oluşuma şiddetle ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu oluşum, demokrasi ve özgürlükler konusunda tavizsiz bir duruş sergilerken, modern-liberal yapıların birçok açıdan ezdiği kesimlerin sorunları için çözümler üretebilecek bir oluşum olabilmeli. Bu da iktidar yapıları ile mevcut modernleştirmeci zihniyetlerin ortaklığını görünür kılmaktan geçiyor.<br />
AK Parti&#8217;yi düşünelim. Bir taraftan belirli bazı demokratik açılımlar ve reformlar yaparken, diğer taraftan özellikle yerel yönetimlerde hepimizin şahit olduğu adam kayırma ve talan siyasetine nasıl imkân verebiliyor bu parti? Bir taraftan, devlet, insan için vardır derken; diğer taraftan, insanı devletin yaptığı tasarrufların altında ezmenin nasıl bir açıklaması olabilir? Bana kalırsa bunun birincil sebebi, AK Partinin de aynen diğer partiler gibi modernleştirmeci zihniyetlerin düştüğü çukurdan nasiplenmesidir. Bu zihniyetlerin en önemli göstergesi &#8220;ilerleme&#8221; adı altında her türlü tasarrufa onay vermeleridir. Böyle olunca, hizmet ve ilerleme adı altında iş gördüğünü düşündüğünüz, özellikle yerel yönetimlerin, belirli bir süre sonra bu hizmet ve ilerleme tasarrufları altında ezdiği insanları, ya da bu tasarrufların rantını yiyen bir akbaba sürüsünü görmezden gelmeye başlarsınız. Zira modernleştirmeci zihniyetler aynı zamanda seçici bir körlüğe de sahiplerdir. Tek bir insanın dahi değerini korumanın hayati önemini vurgulamak yerine; birçok insanın, bir hizmet ya da ilerleme tasarrufu adına kurban edilmesi kaçınılmaz olur. Zira bir mit haline gelen hizmet, ilerleme ve modernleşme, o mitten nemalanan bir yarasa sürüsünü de üstüne çeker.<br />
Türkiye&#8217;de muhalefet adına ortaya bir şeyler koymak iddiasında olanların her şeyden önce bu modern zihniyetle yüzleşmesi gereklidir. İster soldan, ister sağdan, isterse de İslamî camiadan muhalif bir yapı oluşturacak olanlar her şeyden önce modern tutsaklığın, köleliğin kodlarını çözmek zorundalar bence. Neden her tür muhalefet, ya, Müslümanlığı pişkin bir liberallikle, adam kayırmakla ve fütursuzca büyümekle uyuşturmaya çalışan Özalcı bir yapıya, ya da CHP zihniyetine dönüşüyor? Bunun sebeplerinin anlaşılması bu yapının bozuma uğratılması için hayati bir önem arz ediyor bence.<br />
Sol veya &#8220;İslamî&#8221; bir muhalefet kurulacaksa veya Demirağ&#8217;ın yazısında önemsediği bir ortak muhalif çatı kurulacaksa, bunun her şeyden önce modernizm eleştirisine birincil önem veren bir ortak paydada buluşması gerektiğini düşünüyorum. Bu yapı, liberal-demokratik sistemlerin laiklik veya demokrasi ile ilgili ezberlerini tekrarlamak yerine, yeni bir tip demokratik yapının zorunluluğuna vurgu yapmalıdır. Bu demokratik yapı, herkesin her türlü düşüncesi ve inancıyla hayat hakkı bulduğu bir temel üzerinden kurulmalı, her tarafa çekilmeye müsait olan liberal-laik bir kurgu yerine&#8230; Liberal ya da sosyalist ahlakçılık yerine ahlakî bir toplum kurgusuna ancak bu şekilde zemin hazırlanabilir. Ancak bu şekilde tepeden dayatma değil, diyalog ve ikna süreçleriyle yürüyen bir toplum ve devlet mekanizması mümkün olabilir.<br />
Bu muhalif yapının ikinci önemli özelliği ise ilerleme, üretim mitlerine liberal-kapitalist hatta sosyalist sistemlerin ortaya çıkardığından farklı bir açılım üretebilmesi olmalıdır. Ancak bu şekilde sistemin ürettiği &#8220;insan atıkları&#8221; tekrar hayata döndürülebilir. Ancak bu şekilde yok olmaya yüz tutan doğanın ve insanın kurtarılabilmesi için, sorunu bizzat yaratan zihniyetin kıta sahanlığına düşmeden bir çözüm üretilebilir.<br />
En önemsediğim nokta ise çoğu muhalif yapının yaptığının tam tersini yapmak olmalıdır. Modern muhalefetler çoğunlukla, sistemle ilgili sorunu olmayan insanların sisteme yönelik eleştirilerinin oluşturduğu yapılar olarak kolaylıkla bertaraf edilebiliyorlar. Yani &#8220;içeriden&#8221; kaynaklanmayan bir &#8220;dışsal&#8221; değişim isteği söz konusu bu yapılarda, ama örneklik değil!<br />
Benim önemsediğim şey ise her şeyden önce kendi hayatıyla böyle bir muhalefetin ve alternatifin olabilirliğini gösteren ve bu yüzden de içten dışa doğru genişleyen bir yapıdır. Sanırım bu, Demirağ&#8217;ın bir bilgeden alıntıladığı şu cümle ile özetlenebilir: &#8220;Bugün bir pire filin karnını tekmeliyor, yarın o filin bağırsakları dökülecek&#8221;</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/09/18/turkiyede-muhalefet-ve-sol/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/09/18/turkiyede-muhalefet-ve-sol/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dipçiklemeseydik de beslesemiydik?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 12:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Türk faşizmi]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Ulusalcılık]]></category>

		<category><![CDATA[polis]]></category>

		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6457</guid>
		<description><![CDATA[TEKZİP (11 KASIM 2009)
13.09.09 tarihinde Derin Düşünce sitesinde yayımlanan &#8216; Dipçiklemeseydikte,Beslese Miydik ? &#8216; ( http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/ ) başlıklı yazımda geçen &#8216; S.T. dağa çıktı &#8216; haberi doğru olmayan bir haber olduğu için düzeltme ihtiyacı duyuyorum.
O dönem net üzerinden gelen bir bilgiyi referans alarak kaleme aldığım yazımının verdiği bilgi bugün http://www.hakkariposta.com/ * sitesinden ulaştığım bir haber [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TEKZİP (11 KASIM 2009)<br />
13.09.09 tarihinde Derin Düşünce sitesinde yayımlanan &#8216; Dipçiklemeseydikte,Beslese Miydik ? &#8216; ( <a href="http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/">http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/</a> ) başlıklı yazımda geçen &#8216; S.T. dağa çıktı &#8216; haberi doğru olmayan bir haber olduğu için düzeltme ihtiyacı duyuyorum.<br />
O dönem net üzerinden gelen bir bilgiyi referans alarak kaleme aldığım yazımının verdiği bilgi bugün <a href="http://www.hakkariposta.com/">http://www.hakkariposta.com/</a> * sitesinden ulaştığım bir haber nedeni ile doğru olmadığını gösterdi.Buradan hareketle yanlış bilgi vermek,iyi niyetle &#8216; savaşa malzeme edilen çocukların &#8216; durumunu sağlıklı bir şekilde duyurmak,Kürt Sorununa ışık tutmak niyetiyle konu edindiğim örneğin gerçek olmaması ve ismini verdiğim kişilere bir zarar dokunur endişhesiyle konuya bir açıklama getirmek,yapmaya çalıştığım eyleme yarar sağlamak yerine zarar getirmekten itina ile kaçınmak bu yolun yolcusu olan biri olarak benim görevimdir.Dolayısı ile düzeltmeyi bilginize sunuyorum.<br />
Özetle yazıda verdiğim &#8216; S.T. dağa çıktı &#8216; bilgisi doğru değilmiş,zira kendisi ve babası geçen gün gerçekleşen duruşmada hazır bulunmuşlar.<br />
Eklemekte fayda görüyorum,bu yanlış verilmiş somut bir örneği düzeltme metnidir.Bunun dışında bir amaca çevrilmeside oldukça yanlıştır.Ben,yazıda bahsetmeye çalıştığım &#8216; PKK&#8217;nın bir sonuç olduğu &#8216; düşüncesinin aynen arkasındayım.Bilgi düzeltmesinde bulunmanın bir ahlak problemi olduğunu düşündüğüm için üzerime düşeni yaparak,düzeltmede bulunmak eylemini gerçekleştiriyorum,bunun bir diğer adıda &#8216; kalemin namuslu &#8216; olmasıdır,lakin bilgi düzeltme bilgisi sırasında bunu farklı üslup ve niyetle gerçekleştirmeni adı nedir,onu bilemeyeceğim?Buradan hareketle bir fırsatçılık niyetiyle &#8216; dağa çıkmamış,bir problem yok öyleyse &#8216; gibi görüşlere ne cevap vermeye ne de dikkate almaya niyetim yok.Herkes kendi huzurunu kendi mantığının kılıfında sağlayabilir.Maalesef biz halen huzuru mantıksız tüm yaklaşımlar nedeniyle sağlayamadık,sağlayamadım.<br />
Kürt,Alevi,Ermeni ya da herhangi bir konuda net üzerinden &#8216; bilgi &#8216; paylaşan insanlarında bu tarz konularda kaş yaparken göz çıkartmaktan kaçınması açısından paylaştıkları bilgilerin doğruluğuna özen göstermelerini dilerim.<br />
Başta kendim ve bu konuda tüm iyi niyetli insanlara saygılarımla.<br />
* DTP&#8217;ye yönelik gelişen operasyonu protesto etmek amacıyla Hakkâri&#8217;de 23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;nda yapılan protesto gösterilerinde, bir özel harekâtçının kameralar önünde silahının dipçiği ile kafasına vurarak ağır yaraladığı 14 yaşındaki S.T&#8217;in yaptığı suç duyurusundan sonra polis memuru hakkında açılan davanın ilk duruşması Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde görüldü. S.T ile babası Muhammet T.&#8217;nin hazır bulunduğu duruşmada, S.T.&#8217;yi Hakkari ve Van baroları, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) üyesi 10 avukat savundu. Hakkında dava açılan polis memuru ise duruşmaya katılmadı.<br />
Duruşmada mahkeme heyeti, sanık polisin Elazığ&#8217;a tayininin çıktığı belirterek, sanığın gelecek celsede hazır bulunmasına karar vererek, duruşmayı 12 Aralık&#8217;a erteledi. Duruşma sonrası kısa bir açıklama avukat Fahri Timur, özel harekatçının hazır bulunmamasından dolayı, duruşmanın ertelendiğini belirterek, olayın takipçisi olacaklarını belirtti.(CB)</p>
<h2>Dipçiklemeseydik de beslesemiydik?</h2>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090703_derin_dusunce_org_asker_ordu_darbe_ergenekon.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5548" title="20090703_derin_dusunce_org_asker_ordu_darbe_ergenekon" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/07/20090703_derin_dusunce_org_asker_ordu_darbe_ergenekon.jpg" alt="" width="179" height="184" /></a>Seyfi Tursun,14 yaşında,geçtiğimiz 23 Nisan Çocuk Bayramında (?) polise taş attığı ve yasa dışı slogan attığı gerekçesiyle polis tarafından kafası dipçikle parçalanan &#8216; çocuk &#8216;.Son kelimeyi tekrar yazmalı &#8216; çocuk &#8216;.Seyfi uzun süre hastahanede kaldı,93 gün konuşmakta güçlük çekti.</p>
<p>   O dönem Seyfi&#8217;yi hastahanelik eden polis için Köksal Toptan bir araştırma heyeti oluşturulacağını söyledi.Olayın faili polisle ilgili bir habere halen ulaşamadık. </p>
<p>  23 Nisan 2009&#8242;dan bugüne çok habere ulaştık,tam dört ay geçti,o günden bugüne ;  </p>
<p>  Seyfi halen hastahanede,</p>
<p>   Uğur Kaymaz&#8217;ı öldüren 4 polis nefsi müdafaadan beraat etti.</p>
<p>     TMK mağduru çocuklar hapishanede,TMK mağduru çocuklar için 116 yıl mahkumiyetle başlayan hükümler,<span id="more-6457"></span>75 yıla,23 yıla indirildi,aralarında 16 yaşında iken tutuklanmış,4 yıldır içeride olan çocuklar var.</p>
<p>     Leman Yurtsever Kayıplarımızı İstiyoruz mailini her haftanın cumartesi günü aynı saatte haykırarak 233. haftaya dayandırdı. </p>
<p>  Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları,Köşk&#8217;e çıktı. </p>
<p>  95 şair Seyfi Turan için şiirlerine kapandı. </p>
<p>  Kürt Açılımı için düğmeye basıldı. </p>
<p>  RTE&#8217;ye Apo&#8217;yu asması için urgan fırlatıldı. </p>
<p>  Mevsim yaz. </p>
<p>  Bu ülkenin çocukları tatil yaptı. </p>
<p>  Kürt çocukları hariç. </p>
<p>  Mevsim de bitti. </p>
<p>  Bu ülkenin çocukları yeni dönem okul kayıtlarından nasiplendi.Kürt çocukları hariç.Uğur&#8217;u toprağa,bazı Kürt çocuklarını hapishaneye,Seyfi Turan&#8217;ı da önce hastahaneye oradan dağa gönderdik.Evet 15 yaşında bir çocuğu dağa gönderdik.Mevsim durdu,zaman mevsimle birlik,okuduğumda ; </p>
<p>  &#8221; Ne olacak simdi? </p>
<p>  Sen kucucuk bir cocugun kafasini dipcikle kirmaya calisan ozel tim polisini korumaya al terfi ettir hatta; bi de acilim macilim sacilim diyerek, pirpirlarinizla o cocugu gostermelik olarak hastanede ziyaret eti, satafakli gosteri yap; arkandan siirler miirler yazilsin; hakkariye davetler gelsin gitsin&#8230; </p>
<p>  O Hakkari&#8217;de  ozel tim polisinin kafasini dipcikle kirdigi Seyfi Turan PKK&#8217;ye katilmis. Hani su konusamadigi icin sair abilerinden destek bekleyen Kürt cocugu Seyfi&#8230; </p>
<p>  Ne olacak simdi?  </p>
<p>  Kafisini kirdigin onurunu kisiligini yaraladigin Seyfi&#8217;ye ne olacak simdi? Gerilla Seyfiler iste boyle yetistiriliyor bu ulkede. Once devletin polisi kafasini dipcikle kiriyor, onuru cigniyor, gururunu yaraliyor Kürt cocuklarinin, sonra onlar da isyan edip, kusup daga cikip gerilla oluyorlar&#8230; </p>
<p>  Ne olacak simdi?  </p>
<p>Seyfi&#8217;nin onurunu kafasini kirarak, onun bir gerilla yapanlar muradlarini erdi mi? Hani siirler filan&#8230; &#8221; </p>
<p>  Okuduğumda mevsimle birlik zaman da durdu.Kimin yazdığı,hangi dili kullandığı da pek mühim değil,öylece içime oturdu Seyfi&#8217;nin dağa çıkışı.Sel gibi aktı aktı içime birikti,günlerden 12 Eylüldü,adı olmayan bir mevsimdi,ülkem batıdan doğuya sele teslimdi,akarken çamurlu sular toprağın içini dışını birbirine katarak ülkemin zemininden korunmanın formülü kendini yukarı çıkarmaktı.Seyfi için kendini korumanın formülü dağa çıkmaktı.Seyfi&#8217;de öğretileni uyguladı.Yağmacılık sardı ülkemi,çamurlara karıştı,çamurdan toplandı,yağmalandı ülkemin çocukları,ülkemin porselenleri yağmalandı.Günlerden 12 Eylüldü,mevsim durmuştu,ve hayat. </p>
<p>  Hastayım,ellerim titriyor,yüzümde düşmüş,10 yaşındaki kuzenim yanıma geliyor,pc başında ben yazarken Uğur Kaymaz ve Seyfi Turan&#8217;ın resimlerini görüyor bilgisayarımın ekranında ;  </p>
<p>  - Kim bu çocuklar ?</p>
<p>  - Kürt onlar,diyorum.</p>
<p>  - Niye resimleri senin bilgisayarında ?</p>
<p>  - Biri dövüldü,diğeri öldürüldü,diyorum.</p>
<p>  - Neden ?</p>
<p>  - Sanırım sadece Kürt oldukları için &#8230; </p>
<p>  Gözleri büyüyor,bilmeden ekliyor &#8216; zaten Kürt demek &#8216; terörist &#8216; demek,öylece yıkılıyorum,bilmiyor.Ona nefreti öğretmek istemiyorum,anlayacağı dilden kısaca anlatıyorum,bir çocuğun anlayacağı gibi anlatıyorum.Çekilip gidiyor yanımdan,sıkıldı sanıyorum,ben yine elim kolum uyuşmuş yazıma dönüyorum.Kısa bir süre sonra diğer odadan çocuk sesi geliyor ;  </p>
<p>  - Cemile ablaa,Kürt demek insan demek,çocuklar terörist olmaz ki zaten. </p>
<p>  Günlerden 12 Eylül,bir çocuğu daha gönderiyoruz,bir diğerini diğer çocukları dağa göndermekten kurtarıyoruz.Mevsim yeniden zamanın lehine dönmeye başlıyor.Umutluyum çamurdan da olsa toplayacağız o porselen çocukları,çamur porselene işlemez ki.Yağmacıların eline bırakmadan,fırsatçıların vicdanına bırakmadan çamurdan da olsa toplayacağız o çocukları. </p>
<p>  Şimdi hala PKK&#8217;nın bir sonuç olduğunu düşünmüyorsanız,bir kez daha düşünün derim,kafası dipçikle kırılan o çocuğun hastahaneden çıkar çıkmaz neden dağa çıktığını ?</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/09/13/dipciklenmeseydi-de-evinde-mi-otursaydi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Allah seni star etsin, Amin.</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/08/25/allah-seni-star-etsin-amin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/08/25/allah-seni-star-etsin-amin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 10:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Kürt Açılımını Diyarbakır’dan İzlemek]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6248</guid>
		<description><![CDATA[Kürt Açılımını Diyarbakır’dan İzlemek
Yıllardır Türkiye&#8217;nin kanayan yarası Kürt sorunu, bir yandan toplumsal önyargıları körükleyerek ayrışmayı derinleştirmekte diğer yandan da Türkiye&#8217;yi içte mevcut sorunlarla enerjisini kaybettirerek uluslar arası boyutta kabuğunu kırmasına mani olmaktadır. Hükümetin bu konudaki çözüme yönelik son çıkışını sorunun aktörlerinden biri olan Diyarbakır&#8217;dan izledik. Ankara&#8217;yı Diyarbakır&#8217;dan izlemenin, Diyarbakır&#8217;ı Ankara&#8217;dan izlemekten gerçekten çok farklı olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090825_derin_dusunce_org_diyarbakir_kurtler.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6249" title="20090825_derin_dusunce_org_diyarbakir_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090825_derin_dusunce_org_diyarbakir_kurtler-245x300.jpg" alt="" width="245" height="300" /></a>Kürt Açılımını Diyarbakır’dan İzlemek</strong></p>
<p>Yıllardır Türkiye&#8217;nin kanayan yarası Kürt sorunu, bir yandan toplumsal önyargıları körükleyerek ayrışmayı derinleştirmekte diğer yandan da Türkiye&#8217;yi içte mevcut sorunlarla enerjisini kaybettirerek uluslar arası boyutta kabuğunu kırmasına mani olmaktadır. Hükümetin bu konudaki çözüme yönelik son çıkışını sorunun aktörlerinden biri olan Diyarbakır&#8217;dan izledik. Ankara&#8217;yı Diyarbakır&#8217;dan izlemenin, Diyarbakır&#8217;ı Ankara&#8217;dan izlemekten gerçekten çok farklı olduğunu gördük. Gördüğümüz en büyük gerçek ise Diyarbakır&#8217;ın -Urfa, Van, Mardin kadar şiddetli olmasa da- sorunun çözümünden yana oldukları ve süreci dikkatle takip ettikleri. Bu ilginin İl Emniyet Müdürü&#8217;nün Kürtçe bilen personel açılımının ulusal ve yerel basında yer almasıyla daha da arttığı söylenebilir. Bölgeden gözlemlediğimiz diğer bir husus ise siyasal alanda ilk defa kararlı bir niyet gösterilmiş olmasına toplumsal açıdan cevap gelmiş olması. Sorunun merkezlerinden biri olan örgüte varlıkları ile katılanlar<span id="more-6248"></span> atılacak adımları genelde kandırmaca olarak tanımlıyor olsa da örgüte desteğinin yalnızca oy olduğunu söyleyenlerin sürece desteği ve inancı var. Arada kalmışlık bölge insanını gerçekten çok yormuş, kendilerinin ve çocuklarının istikbali için sürecin hayırlısı ile devam etmesinde duacı olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar.</p>
<p>      Diyarbakır&#8217;ın yerlisinin bu süreçten en büyük beklentisi kardeşlik. Buraya gelmeden önce bu soruya ekonomik refah ya da demokratik haklar cevabını verebilirdim. Bunların çözüm sürecinde önemi büyük tabii, fakat Diyarbakır insanı en çok önyargılardan ve kardeşliği inciten küskünlükten şikâyetçi. Kendi deyimleri ile &#8220;dedelerinizin bildiği Diyarbakır&#8221;ın o büyüleyici imajının özlemini çekiyorlar. Kısacası şehirlerinin sürekli terörle anılıyor olmasından şikâyetçi olanların açılım sürecinden en büyük beklentisi bin yıllık kardeşliğin katlanarak devam etmesi.</p>
<p>     Sürecin ekonomik tarafı ile ilgilenenlerin ise köyleri yakılmış veya zorla göç ettirilmiş mağdurlar olduğunu söyleyebiliriz. Diyarbakır son yirmi beş senede büyük oranda göç almış ve bu hızlı büyüme şehirdeki dengelerin oynamasına sebep olmuş. 1964&#8242;te Diyarbakır surlarının dışındaki tek yapı yeni valilik konağı iken şu an Sur, Diyarbakır&#8217;ın çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Bölgede yayınlanan Güneydoğu Ekspres gazetesinin 16.08.2009 tarihli haberine göre 1990&#8242;lı yıllarda yaşanan çatışma ortamının sebep olduğu göçten en fazla nasibini alan ve Diyarbakır&#8217;ın en büyük merkez ilçesi olan Bağlar&#8217;ın nüfusunun %8.2&#8217;si sıfır gelirle, %10.6&#8217;sı ise aylık 250 lira ile geçimini sağlıyor. İşte bu durum ise ekonomik sorunlara devamında ise ahlaki çöküntüye ve suçluğa (hatta büyük oranda çocuk suçluluğuna) sebep oluyor. İl merkezindeki ceraimin çok büyük bir kısmını Bağlar&#8217;da gerçekleşen suçlar oluşturuyor. Belli bir hayat standardı tutturmak isteyenler meşru yollardan fırsat bulamayınca hırsızlık ve kaçakçılık suçlarına yönelebiliyor. Kısacası ekonomik sorunlar içerisinde ezilenlerin süreçten en büyük beklentisi ekonomik refahlarını sağlayabilecek yatırımların yapılması, ailesinin geçimini sağlayabilecek işlerinin olması ve en azından çocuklarının orta sınıf şartlarında hayat standardını yakalatabilecek konjonktürlerin varlığı.      </p>
<p>     Diyarbakır Hapishane&#8217;sinin eğitim kompleksine dönüştürülecek olması  tam isabet bir karar. Bölge halkının kendisinden veya evladından dolayı, burayla ürpertici hatıraları var. Şehrin ortasındaki bu nam-ı diğer terörist üretme enstitüsünün taşınması yalnızca bir hapishanenin eğitim yuvasına dönüşmesi gibi sembolik bir mana taşımıyor tabi, aynı zamanda devletin kendisiyle yüzleştiğini de sembolize ediyor. Bunlar bir yana, bu projenin bir bakanın ağzından dinlemek bölge halkının, hükümetin Kürt açılımını ciddi bulmasını sağlıyor.  </p>
<p>     Hükümetin yıllardır beklenen çözüme yönelik Kürt açılımı çıkışı bölgeyi büyük bir heyecana sevk etti. Sorunların dillendiriliyor ve tartışılıyor olması yıllardır arada kalmışlığın altında ezilen bölge halkına umut veriyor. Bu süreçte siyasi arenadaki sert söylemler burada pek bir yankı bulmuyor, sözler sahiplerine yakıştırılıyor. Tabi bu söylemlerin Batı&#8217;da nasıl yankı bulduğu ayrı bir mevzuu. Kısacası bölge halkı bu sefer umutlu, açılımı destekliyor ve kendi deyimleri ile &#8220;Allah bu sorunun çözümünde emeği geçenleri star etsin*&#8221; diyorlar. <br />
 </p>
<p>     * &#8220;Allah star etsin&#8221;, &#8220;Allah korusun&#8221; anlamında kullanılıyor.</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/08/25/allah-seni-star-etsin-amin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/08/25/allah-seni-star-etsin-amin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Barış istemeyen eşektir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/08/24/baris-istemeyen-esektir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/08/24/baris-istemeyen-esektir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 09:23:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[kurt acilimi]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6224</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en hızlı trenlerinden birinin içindeyim. Paris&#8217;ten Brüksel&#8217;e saatte 300 km hızla gidiyorum. Bir yolcu uçağının yerden havalanma hızında ilerleyen Thalys&#8216;in içinde ingilizce, fransızca, japonca, almanca anonslar yapılıyor. İçinde bulunduğumuz durumun « saçmalığının » farkında değil mi kimse ? Herkes sakin sakin kahvesini içiyor.
 Birinci ve ikinci dünya savaşının &#8220;savaşan milletleri&#8221; dedelerinin cesetlerinin üzerinden tıkır tıkır geçiyorlar, düşmanla(!) kolkola&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090821_derin_dusunce_org_pkk_baris_teror.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6226" title="20090821_derin_dusunce_org_pkk_baris_teror" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090821_derin_dusunce_org_pkk_baris_teror.jpg" alt="" width="140" height="207" /></a>Dünyanın en hızlı trenlerinden birinin içindeyim. Paris&#8217;ten Brüksel&#8217;e saatte 300 km hızla gidiyorum. Bir yolcu uçağının yerden havalanma hızında ilerleyen <a href="http://www.thalys.com/fr/fr/">Thalys</a>&#8216;in içinde ingilizce, fransızca, japonca, almanca anonslar yapılıyor. İçinde bulunduğumuz durumun « saçmalığının » farkında değil mi kimse ? Herkes sakin sakin kahvesini içiyor.</p>
<p> Birinci ve ikinci dünya savaşının &#8220;savaşan milletleri&#8221; dedelerinin cesetlerinin üzerinden tıkır tıkır geçiyorlar, düşmanla(!) kolkola&#8230; Düşman milletler(!) kendi başlarına bu tren gibi pahalı projeleri gerçekleştiremezlerdi. Zaten ulusal sınırlar Ortadoğu&#8217;daki gibi duvarlaşsaydı hızlı trenler bir işe de yaramazdı. Avrupa&#8217;yı bir uçtan diğerine kuşatan demiryolları, petrol ve doğal gaz hatları sadece kâr değil barış da getiriyor. Ortalama Avrupalı bir Arap ya da Türk kadar savaşçı olabilir. Ama artık kaybedecek çok şeyi var, savaşın barıştan daha ucuz olduğunu sağcı, solcu, kapitalist, sosyalist herkes anlamış, siyasî renk fark etmiyor.</p>
<p> Oysa yine Avrupalıların dedeleri ki bundan sadece 60 yıl önce sırf bu dilleri konuştukları için birbirlerini öldürmek zorunda bırakılmışlardı. Şimdi üzeri şehirlerle, tarlalarla örtülü bu topraklara bakıyorum. Kilometrelerce uzayan siperler milyonlarca Alman, Fransız, Belçikalı ve nice avrupalıya mezar olmuştu: Liège, Anvers, Yser, Marne (1914), Neuve Chapelle, Ypres (1915), Artois (1915), Loos, Hartmannswillerkopf, Verdun, Hulluch, Somme, Arras (1917), Vimy, Chemin des Dames, Passchendaele - Cambrai (1917), Michael, Amiens (1918), Lys, Aisne (1918), Bois Belleau, Marne (1918), Hamel&#8230;</p>
<p>  Tıpkı Çanakkale savaşında olduğu gibi <strong>bir kaç metre ilerlemek için bir kaç bin insanın hayatı feda ediliyordu&#8230; bazen bir kaç saat içinde!</strong> Neredeyse her metre kareye bir bomba ve binlerce mermi düşmüştü.</p>
<p> Aynı vahşet ikinci dünya savaşında da tekrar etti. Katliamlar, yerle bir edilen şehirler, açlıktan esirleri yiyen japon askerleri ve Hiroşima-Nagazaki ile doruk noktasına erişen yıkım! Bütün bu acılar unutulabilir mi? Hatırlamak için dünya savaşlarına katılan milletlerin bu kini sürdürmesi gerekiyor muydu?</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;Süleyman Nazif (1870-1927) Batarya ile Ateş adlı kitabında şöyle diyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Benim dinim kinimdir&#8230; Irkına, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların ve milletlerin hiçbirini unutma Türkoğlu! Unutma ve affetme!&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span id="more-6224"></span>Kin tutma fiili yâd etmek anlamına gelmediği için bir katili affetmek de öldürülen yakınımızı unutmak anlamına gelmiyor.&#8221; (Bkz. <a title="Permanent Link to PKK'lıları affetmek" href="http://www.derindusunce.org/2007/12/03/pkklilari-affetmek/">PKK&#8217;lıları affetmek</a>)</p>
<p>Gerçekten de Avrupa halkları ve Japonya onca yıkım ve on milyonlarca ölümden sonra daha &#8220;kansız&#8221; mücadele yollarını ve birlikte çalışmanın, üretmenin kolaylığını keşfettiler.</p>
<p>Ya Türkiye&#8217;deki terör?  Koşullar farklı olsa da, devlet terörüyle PKK terörü içiçe geçse de bu bela yıllardır bir savaş makinası gibi işliyor. <strong>Bir ucundan insan koyuyoruz, diğer ucundan tabutlar çıkıyor</strong>. &#8220;Yan ürün olarak&#8221; da kin ve nefret. Türkiye&#8217;yi seven herkesin bu makinayı durdurmak için gayret göstermesi gerekmez mi?</p>
<p> Ama Türkiye&#8217;de <strong>Kürt Açılımı</strong> altında ilerleyen barış çabaları birilerini rahatsız ediyor. <strong>&#8220;Eyvah! Barış gelirse AKP&#8217;nin ve/veya DTP&#8217;nin oyları artabilir! Gelecek seçimlerde milletvekili seçilmezsem yandım!&#8221;</strong> diyorlar. Onlar istiyorlar ki Türkler ve Kürtler sırf bu yüzden, sırf etnik farklar yüzünden birbirlerini öldürsün. İstiyorlar ki yine mezarlar kazılsın, tabutlar çakılsın, kefenler dikilsin. O siyasetçiler de meydanlarda nutuk atsın:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <strong>&#8220;şehitlerimizin kanlarıııı! Analarımızın göz yaşlarıııı&#8230;&#8221;</strong></p>
<p> O siyasetçiler kanla besleniyorlar. Türk kanı, Kürt kanı, fark etmiyor. Başka türlü siyaset yapmayı bilemiyorlar.</p>
<p>Bence barış istemeyen eşektir. Ama eşekten daha aşağı bir eşektir. Çünkü otantik eşeğin yükselme şansı olmadı. Ama o barış karşıtı eşekler bilerek ve isteyerek alçalmayı seçtiler:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>&#8220;Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.&#8221; (A&#8217;RÂF 179)</em></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/08/24/baris-istemeyen-esektir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/08/24/baris-istemeyen-esektir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öcalan realitesi ve Kürt açılımı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/08/22/ocalan-realitesi-ve-kurt-acilimi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/08/22/ocalan-realitesi-ve-kurt-acilimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 11:16:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rasim Ozan Kütahyalı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Öcalan realitesi ve Kürt açılımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6228</guid>
		<description><![CDATA[Doğuştan, vazgeçilemez ve devredilemez olan haklarımızı ve özgürlüklerimizi “devlet” denen yapay aygıt bize “bahşedemez”&#8230; Ancak o hakları bizden çalabilir. Çünkü onlar zaten insan olmaklığımızdan ötürü bizimdir&#8230; Kürt yurttaşların hakları ve özgürlükleri onyıllarca devlet tarafından çalınmış, yağmalanmış, gaspedilmiştir&#8230; Buna da hırsızlık denir. Bu hırsızlık suçu da çalınan şeylerin iadesiyle kapanmaz. Her hırsızlık suçunda olacağı gibi bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1990" title="20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/10/20081029_derin_dusunce_org_pkk_siddete_karsi.jpg" alt="" width="248" height="254" /></a>Doğuştan, vazgeçilemez ve devredilemez olan haklarımızı ve özgürlüklerimizi “devlet” denen yapay aygıt bize “bahşedemez”&#8230; Ancak o hakları bizden çalabilir. Çünkü onlar zaten insan olmaklığımızdan ötürü bizimdir&#8230; Kürt yurttaşların hakları ve özgürlükleri onyıllarca devlet tarafından çalınmış, yağmalanmış, gaspedilmiştir&#8230; Buna da hırsızlık denir. Bu hırsızlık suçu da çalınan şeylerin iadesiyle kapanmaz. Her hırsızlık suçunda olacağı gibi bu hırsızlığın da bedeli vardır, cezası vardır, tazminatı vardır. <span id="more-6228"></span>Bu hırsızlığı sistematikleştiren gücün bu yaptıklarından ötürü bir bedel ödemesi gerekir&#8230; Kürtlerin çalınmış ve gaspedilmiş haklarının ve özgürlüklerinin taviz verilmeksizin onlara iade edilmesini sağlamanın yanında, bu hırsızlığın bedelini ödemek de hükümetin “Kürt açılımı” girişiminin konusu olmak zorundadır&#8230;</p>
<p>Bir devletin meşru ve onurlu bir devlet olabilmesi için gereken temel vicdani şart budur diye inanıyorum&#8230; Sadece Kürtlere değil tüm yurttaşlarına karşı Türk devleti böyle olursa ancak meşru bir devlet olabilir. Aksi halde adım adım devlet denen aygıt itaat edilmemesi gereken bir gasp ve cinayet makinesine dönüşür! Zorunlu askerlik yoluyla cinayet, nedensizce artan zorunlu vergiler yoluyla hırsızlığı sistemleştirmiş bir devlete itaat etmek zorunda değiliz! Böyle bir zulüm makinesi haline gelmiş bir devlete isyan etmek çok onurlu ve erdemli bir harekettir! Zaten gerçek hayatta devletler, bu tür isyan girişimleriyle bu “meşru devlet” çizgisine gelirler, kendiliğinden hiçbir devlet böyle olmaz, olmuyor! Hayatın realitesi bu!</p>
<p>İşte Kürt meselesinde de hayatın realitesi sonucu çıkmış, silahla isyan etmiş bir örgüt Türk devletini bu çizgiye getirdi. Biz Türkler bunu dürüstçe kabul etmeliyiz&#8230; Kürt kardeşlerim de dürüstçe kabul etmeli ki, her silahlı mücadele yöntemi, çeşitli barbarlık ve gaddarlıkları zorunlu olarak beraberinde getirir&#8230; Devlet nasıl doğası gereği zalimliğe yatkınsa, silah da doğası gereği gaddarlığa yatkındır&#8230; Türkiye’nin öyküsü de böyle oldu&#8230; Kirli, kanlı ve çözümsüz bir savaş bir çeyrek asır sürdü&#8230; Çoğu zaman it izi, at izine karıştı. Kimin kimi niçin öldürdüğü birbirine karıştı&#8230; Yapılanma içi infazları karşı taraf yapmış gibi göstermek bu kirli savaşın tüm taraflarınca kullanılan en favori yöntemdi&#8230;</p>
<p>Bugün “Kürt açılımı”yla Türk devleti elbirliği içinde Kürt yurttaşların adını koyuyor ve onları muhatap alıyor&#8230; Fakat burada bir tehlike var&#8230;<strong> Devlet, muhatap aldığı kitleyi yine kendi tanımlayıp, onların kimi hislerini yine gayrımeşru ilan ederse sorun yine çözülmez&#8230;</strong> Veysi Sarısözen’in belirttiği gibi devlet çözüm reçetesini o sorunlara sahip olan, muzdarip olan hakiki insanlara sormak zorunda. Kürt halkının tüm spektrumu devletin muhatabı olmak zorunda&#8230; Kendi kafasından bir “Sorunları çözülecek makul Kürt” tanımı yaratılarak yapılacak açılımın bir anlamı yok&#8230;<strong> Kürt realitesi bugün aynı zamanda DTP realitesidir, PKK realitesidir ve en önemlisi de Abdullah Öcalan realitesidir&#8230; Kürt halkının büyük çoğunluğu için Abdullah Öcalan ismi önemli, kıymetli ve değerlidir&#8230; AKP’ye oy veren birçok Kürt yurttaşın dünyasında da bu böyledir&#8230; Bu realiteden kaçarak da Kürt meselesi çözülemez&#8230;</strong></p>
<p>Yukarıda bahsettiğim görüş benim normatif, kendime ait öznel görüşüm değil&#8230; Türkiye’de bunu söyleyince insanlar böyle algılıyor&#8230; Ben sadece aslında kör olmayan herkesin görebildiği bir “hayat realitesi”ni tüm netliğiyle söylüyorum&#8230;<strong> Türkiye bir şekilde bu “realite”yi yarattı&#8230; Siz, nefret ettiğiniz bir insan birşeyi başardığında inkâr mı edersiniz? İnkâr ederseniz yine kaybetmek, yine kaybetmek zorundasınız demektir&#8230;</strong> Sizin suratınıza <em>“Bak, o nefret ettiğin insan, şunu başardı. Bunu gör artık”</em> diyen kişiyi mi suçlarsınız? Türkiye maalesef biraz öyle bir ülke&#8230; Daha evvel yazdığım <em>“Fethullah Gülen ve Abdullah Öcalan”</em> yazıma da bu yönde çok sayıda tepki aldım&#8230; Ben sadece Türk devletinin inkâr etmek istediği iki “realite”den bahsediyordum o yazımda&#8230; O realite şahsiyetlere dair hiçbir öznel kanaatimi belirtmiyordum&#8230; Bunu her iki şahsiyete gönülden bağlılık hissedenlerin de iyi anlamasını isterim&#8230;<em></em>önermesi iki boğazın güzelliğini, önemini bir tutmak anlamına gelmez! Zaten o iki boğaza dair öznel bir kanaat belirtilmemiştir bu önermede&#8230;<strong> Türkiye’de milyonlarca insan tarafından bir şekilde sevilen, sözü dinlenen “realite insan” olmak da böyle birşeydir&#8230; Bir devlet de kendi milyonlarca yurttaşının böylesine değer verdiği “realite”leri inkâr ederek, muhatap almayarak ancak kendi kendini boğar&#8230; Önünde deniz varken, denizi inkâr eden ve yüzme öğrenmeyi reddeden bir adamın boğulacağı gibi&#8230;</strong> Hangi dünya görüşünde olursa olsun “Hayatın realiteleri”ni göremeyen, inkâr eden ve reddeden biri hayatta var kalamaz&#8230; “Hayatın realiteleri”nden memnun olmak zorunda değiliz, meşru görmek zorunda hiç değiliz ama varlıklarını kabul etmek zorundayız&#8230; Milliyetçi/Kemalist bir politika da sürdürmeye devam edecekseniz bu varlıkların kabulünden hareketle ancak o milliyetçiliği/Kemalizmi “update” ederek yaşatabilirsiniz&#8230;</p>
<p>“Türkiye coğrafyasında İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı iki realitedir. Oralarda deniz yokmuş gibi davranıp yüzme bilmeden, o boğazlardan geçmeye kalkarsanız, boğulursunuz!”</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/08/22/ocalan-realitesi-ve-kurt-acilimi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/08/22/ocalan-realitesi-ve-kurt-acilimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Teröriste &#8220;terörist&#8221; demem, eğer terörist &#8220;bizden&#8221; ise!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/08/06/ben-teroriste-terorist-demem-eger-terorist-turk-ise/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/08/06/ben-teroriste-terorist-demem-eger-terorist-turk-ise/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 21:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[kurt acilimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6046</guid>
		<description><![CDATA[ Başbakan hatalı duruşunu terk etti ve PKK&#8217;ya &#8220;terörist demeyen&#8221; DTP ile görüştü sonunda. Geç bile kaldı. Kaybedenler Klübü eşbaşkanı Deniz Baykal kızmış: &#8220;terörle müzakere ediyorsunuz&#8221; demiş. Aslında DTP ile çok daha önce görüşme yapabilirdi Erdoğan. Zira terörle mesafe koyma ilkesini defalarca çiğnedi: Ergenekon Terör Örgütü&#8217;nün siyasî kolu hatta avukatı olan Baykal ile görüşmüyor mu? Simetrik olarak Ahmet Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090806_derin_dusunce_org_ahmet_turk_dtp.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6047" title="20090806_derin_dusunce_org_ahmet_turk_dtp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090806_derin_dusunce_org_ahmet_turk_dtp.jpg" alt="" width="150" height="218" /></a> Başbakan hatalı duruşunu terk etti ve PKK&#8217;ya &#8220;terörist demeyen&#8221; DTP ile görüştü sonunda. Geç bile kaldı. <strong>Kaybedenler Klübü</strong> eşbaşkanı Deniz Baykal kızmış: &#8220;<a href="http://bianet.org/bianet/siyaset/116322-chpli-sevketoglu-cozum-icin-elbette-dtpyle-gorusmek-gerekir">terörle müzakere ediyorsunuz</a>&#8221; demiş. Aslında DTP ile çok daha önce görüşme yapabilirdi Erdoğan. Zira terörle mesafe koyma ilkesini defalarca çiğnedi: Ergenekon Terör Örgütü&#8217;nün siyasî kolu hatta avukatı olan Baykal ile görüşmüyor mu? Simetrik olarak Ahmet Türk de şöyle diyebilirdi: <strong>&#8220;Ben devlet terörünü yapanlara ‘terörist&#8217; demeyen bir başbakanla görüşmem.&#8221; </strong>Ama bugün Kanal 24&#8242;te uzun bir röportajını izledim. <span id="more-6046"></span>Çok barışçı, yapıcı sözler söyledi. Geçmişteki Kürt Milliyetçiliğinden eser yoktu. Hatta Baykal&#8217;ın kendisine yönelttiği suçlamalar hatırlatılınca bile nezaketi terk etmedi. &#8220;Bu kadar tecrübeli bir siyasetçinin böyle sözler sarf etmesine inanamıyorum&#8221; demekle yetindi. Keşke Ahmet Türk her zaman böyle konuşabilse. Keşke bütün siyasetçiler Ahmet Türk&#8217;ün bugün Kanal 24&#8242;e konuştuğu gibi konuşabilseler.</p>
<p> Evet, PKK siyasî taleplerini insan öldürerek ifade(!) eden bir örgüttür. Bunun için de PKK&#8217;ya terör örgütü diyoruz. Ama PKK bölgede terör estiren tek örgüt müdür? Hayır. Bölgenin en tehlikeli, en büyük terör örgütü PKK mıdır? Hayır. O halde Kürtlerin denize düşünce yılana sarılmış olmalarını anlamak gerekir önce. Anlamak diyorum, haklı bulmak ya da meşru görmek değil.</p>
<p> Başbakanımız Yaşar Büyükanıt&#8217;ın ya da İlker Başbuğ&#8217;un elini tutup <strong>&#8220;van minüt&#8221;</strong> demediği (?diyemediği) müddetçe Ahmet Türk&#8217;ü PKK&#8217;ya yakın durmakla suçlaması zor görünüyor.</p>
<p> PKK&#8217;ya yakın olsa bile siyasî bütün çabaların değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. AKP çatısı altında kendini &#8220;rahat&#8221; hissetmeyen Kürtlere <strong>&#8220;o zaman eline silah al, dağa çık da birbirimizi öldürelim!&#8221;</strong> demek istemiyorsak DTP ile diyalog kapılarının açık tutulması gerekir. DTP geçmişte bir çok hata yaptı. Gelecekte de hataları olacaktır. Ama bu bir siyasî harekettir. Yani silahlı çatışmanın tek alternatifidir. DTP her seçimde önemli miktarda oy alabilen, temsil gücü olan bir partidir.  Eğer fikirlerini beğenmiyorsak onlardan daha iyi fikirler üreterek mücadele edebiliriz.</p>
<p> Ama yakın zamana kadar onları yanlızlaştırmaya çalışan AKP politikası hatalıydı. Bu politika  DTP&#8217;yi daha sert, daha marjinal, daha şiddet yanlısı bir duruşa itti. Diğer yandan bir çok Kürt milliyetçisi <strong>&#8220;biz ağzımızla kuş tutsak Türkiye&#8217;nin bir parçası olamayacağız&#8221;</strong> diyerek PKK&#8217;ya daha çok sempati duydu.</p>
<p> Bugün Erdoğan Putin ile görüştü. Putin <strong>Çeçenistan&#8217;da yapılan katliamlar sebebiyle</strong> Rus Ordusuna &#8220;terörist&#8221; dedi mi? israilliler? Amerikalılar?</p>
<p> Bir başkanın görevi gücü yetene dayılık yapmak değil diyalog kanallarını açık tutarak silahlı çatışmalardan uzak durmaktır. Bunu da ilk önce içeride yapmalıdır. <strong>Güney Doğu&#8217;nun &#8220;içerisi&#8221; olduğu</strong> mesajını vermenin birinci şartı budur.</p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/08/06/ben-teroriste-terorist-demem-eger-terorist-turk-ise/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/08/06/ben-teroriste-terorist-demem-eger-terorist-turk-ise/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Kürt Olarak Ne İstiyorum?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/16/bir-kurt-olarak-ne-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2009/07/16/bir-kurt-olarak-ne-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 23:16:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[kurtler ne istiyor?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5741</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Kemal Dino
Son günlerde, gündemi iyice meşgul eden zaman zaman sorulmuş; ama şıkları pek bulanıklaştırıldığı  için cevaplanmaktan çok lâfazanlık cehenneminde kaybolup giden bir soru var: Kürtler ne istiyor?  Bu yazıda ben dilim döndüğünce bu soruyu kendime sorup ve tutarlı bir şekilde cevap vermeye çalışacağım. Bunca Kürt, Kürt aydını ve siyasetçisi dururken, benim farklı bir kulvarda seyir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/pkk_image1.jpg"><img class="size-medium wp-image-348 alignleft" title="pkk_image1.jpg" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/pkk_image1.jpg" alt="" width="226" height="160" /></a><strong>Yazar: Kemal Dino</strong></p>
<p>Son günlerde, gündemi iyice meşgul eden zaman zaman sorulmuş; ama şıkları pek bulanıklaştırıldığı  için cevaplanmaktan çok lâfazanlık cehenneminde kaybolup giden bir soru var: Kürtler ne istiyor?  Bu yazıda ben dilim döndüğünce bu soruyu kendime sorup ve tutarlı bir şekilde cevap vermeye çalışacağım. Bunca Kürt, Kürt aydını ve siyasetçisi dururken, benim farklı bir kulvarda seyir eden, bölücülüğün(!) tehlikeli sularında kulaç atan isteklerimi dile getirmemi bir lüks, boş bir çaba olarak görenler olacaktır elbet. Ama ne edersiniz, demokrasi diye bir şeyi AB dayatması neticesinde kabul etmek mecburiyetinde kalmışsız. Ben de bir bireyim ve dinlemek zorundasınız beni, işinize gelmese de.     <span id="more-5741"></span></p>
<p>İlk önce böyle bir sorunun kimin ya da kimlerin sorduğu ve muhatabın kim olduğu net olarak ortaya konulmadığı için, sorunun ağırlığını sanıldığı gibi korumadığını düşünüyorum. Bu soruyu yıllardan beri Kürdistan coğrafyasında her türlü asimilasyonu ve işkenceyi yapmış Türk ordusunun ve Türk halkının (Tüm iradesini devlet babaya teslim etmiş, bu konuda suçsuz olduğunu düşünüp hala da rahat uyuyan &#8220;sessiz çoğunluğun&#8221;) da sorması lazım. Soruyu da başta Kürt halkı olmak üzere, Kürt aydınlarının ve siyasetçilerinin geniş bir çapta samimice cevaplaması lazım. Ama söz konusu bugün soruyu soran bu yok edişin müsebbiplerinden çok daha bir kaç aydın ve gazete oluyor. Cumhurbaşkanı gibi birkaç kişi de korka korka cılız beyanatlarda bulunup, geri adım atıyorlar. Neticede bu soru Türkiye&#8217;de ciddi bir şekilde sorma sürecine girilmemiş ve kamuoyunda hala böylesi bir sağduyu gelişmiş değil.  Ayrıca bu öneriler öyle alçaltıcı bir üslupla ele alınıyor ki, başlı başına başka bir yazının konusu olduğu için,kısa kesiyoruz)       </p>
<p>Müsebbip  ve muhatapların sustuğu bir ortamda, bir kaç aydının ve yazarın beyan edilen görüşleri medyaya yansıdı. Söz konusu ben bu medyaya yansıyan sözde çözüm önerileri üzerinden kendi isteklerimi konumlandırıp ve bunların birkaçının değerlendirmesini yapacağım.     </p>
<p>Çözüm önerilerden biri de Kürtçe üzerindeki baskının &#8220;lokal&#8221; olarak kaldırılması ve Kürtçenin seçme dil olarak okullara girilmesi buyruluyor. Ben bu çözüm önerisini ciddiyetten ve hakkaniyetten uzak saygısız bir yorum olarak değerlendiriyorum. Dahası çözümden çok problemin özü olarak algılıyorum. İnsanın yegane evi ve hafızası olan dilin seçmeli bir şekilde bir ulusa dayatılması, onun dilini yaşam alanından çekip deyim yerindeyse seralarda, pencere önü saksılarda ölüme terk ettirmenin onurlu bir çözümle bağdaşan hiçbir tarafı yoktur. Bu Türk ve Kürt aydınları tarafından bilinmeyen bir gerçek olamaz. Düşünmek lazım, bir ulus kendi ırkını seçmediği gibi dilini de seçemez. Bu yüzden diliyle kendisini var etmesi en doğal hak olarak adlandırılır. Peki nasıl olur da seçemediğin bir şeyi seçmeli bir yöntemle ve minnet ederek verme tenezzülünde bulunuyorsunuz? Siz bu saksılarda büyüyecek ve tarihten hafızadan arındırılmış bir dilin gelecekte nasıl bir edebiyat  sanat doğuracağını bekliyorsunuz? Eğer siz sadece doğruyu söyleme cesaretine sahip ve hakkı isteme potansiyeline haiz insanlar iseniz, seçmeli dilin Kürtçe değil ancak, Türkçe olabilmesi gerektiğini haykırmanız lazım. Bu çözüm önerisi ne mutlu Türküm diyene sözünün Kürtçe tercüme edilmesidir. Eğer Dil üzerindeki baskıyı bu derece lokal bir şekilde ele alıp hak kırıntısı olarak önümüze sunarsanız dağlarımıza artık Türkçe değil, Kürtçe &#8220;<em>Ne mutlu Türküm diyene&#8221; yazılacaktır</em>. Bunun da ne derece büyük bir değişim olduğunu artık varın siz hesaplayın. Ben bir Kürt genci olarak tüm okullarda eğitimin Kürtçe olmasını istiyorum. Tarih dersinde Göktürkleri, kavim göçlerini, Atilla Han&#8217;ları, Gazneli Mahmutları değil Bedrxanileri, Dımdımları, Edebiyatta  Ehmedê Xanîleri Feqiyê Teyranları görmek istiyorum. Bir dilin seçmeli olması değil, tüm müfredatın tarihin, coğrafyanın,  edebiyatın, Kürtçe olmasını talep ettiğiniz anda inandırıcı olabilirsiniz. Ama gel gör ki, değil bunu tam tersini yapıp da minnet etmenin kıskacında beteri kriter alıp, kötüye mahkum etme anlayışının neresinde aydınlık, insanilik ve demokrasi olabilir? Bu yüzden Türkiye&#8217;ye Yalçın Küçükler, Ertuğrul Özkökler, Mümtaz&#8217;er Türköneler değil Emile Zola&#8217;lar lazım. Ve çıkıp açık açık suçluyorum diyebilme cesareti gösterdiklerinde aydın sıfatını hak edebilirler.      </p>
<p>Dağdakiler için genel bir af isteniyor. Basitleştirirsek affa ihtiyaç duyan suç işleyen, affeden ise mağdur olandır. Peki dönüp baktığımızda,  bu dağdaki &#8220;teröristlerin&#8221; af bekledikleri sevgili ordu ve yüce suskun Türk milleti&#8217;nin yaptıklarını hangi merci affedecek? Toplu mezarlarımız, Botaş&#8217;taki kemiklerimiz, yıkılan, yakılan köylerimiz, tecavüz edilen bedenlerimiz ve işkenceden geçirilen binlerce vatandaşımız için kim özür dileyecek? Veya kim, kendini, niçin, nasıl affettirecek?  Biz kim oluyoruz da bunca acıyı yaşamış bireylerin acısını bir tarafa itip kendimizi affa muhtaç gösterip onları kulak ardı ediyoruz.(Ahmet Türk nasıl oluyor da biz 17 bin fail-i meçhul cinayeti unutmaya razıyız diyebiliyor. Bu pişkinlikle ancak hafızasız, kişiliksiz ve hasta bir barıştan bahsedebiliriz. Bu kendi acına yabancılaşan sömürge insanın bakışıdır ki;  bambaşka bir yazının konusu olabilir.)  Tabi bu sorunun muhatabı sadece devlet değil. Konuyu açarsak, başta Apo olmak özere PKK&#8217;nin yönetim konseyidir de.  Bugün tüm siyasetlerini Apo&#8217;nun İmralı&#8217;daki konforu üzerine kurup, onun talepleri dışında her şeyi unutmaya razı edilmiş bir Kürt siyaseti hangi aymazlık içinde bunları kulak ardı edebiliyor. Ya da Kürtler ne zaman sadece devletten değil PKK&#8217;dan da hesap sorup kayıplarını sorgulatma bilincine sahip olacaktırlar. Ben sadece devletin değil, Kürt halkın Kürt liderlerinden hesap sormaları gerektiğine inanıyorum. Bu savaşın bilançosunu öyle kolaylıkla devlete yıkıp, iradesini başkalarına teslim edip(!) binlerce faili meçhul cinayette parmağı olan Apo&#8217;yu ve şürekasına da hesap sormalıyız ki, ortada insani değerlerimizi onuruyla savunabilelim. Çünkü kendi kaybının, acısının peşinden gitmeyen bir ulusun tam manada asla özgür olamayacağına inanıyorum. Ne zamanki, biz acaba bu hareket bu kadar terörize edilmeden sivil ittiat asizklerle, daha anlamlı ve bilinçli eylemlerle hak aramaz mıydı? Sorusunun peşine düşersek göreceğiz ki, PKK asla sanıldığı kadar masum değildir. PKK masum olmamasının ordunun, asimilasyonda fail yada pasif rol alan tüm güçlerin zulmüne bahane olmadığını ayrıca belirtmekte fayda var. Devletin de istediği teröre bulaşmış, nice kirli işere karışmış birkaç liderin diktatörlüğünden, beyni hadım edilmiş bir örgüt ile ulusal bir mücadelenin kirletilmesidir. Bu konudaki danışıklı dövüş Aktütün baskını Bingöl olaylarıyla iyice ayyuka çıktı. Bir Kürt genci olarak Kürt aydınlarının bunlara da hesap sorup cevabını muhataplarından almasını şiddetle isterdim.      </p>
<p>Sonuç  olarak Kürtler sadece devletle orduyla değil PKK&#8217;yla da yüzleşip haklarına Onurlarınca sahip çıkıp, saksıdan çıkmış çözümlere itimat etmemeliler. Kürt siyasetçileri de artık dilerini Apo&#8217;nun kumandasında kurtarıp hakkı söylem cesaretine sahip olmalılar. Yoksa gün gelir tarih karşısında gerçeklerin cenderesinde hepsi de hesap vermek ve vicdanlarıyla başa baş kalmak durumunda kalacaklardır.     </p>
<p>Yazıyı  uzun tutamadığım için sadede gelmek istiyorum. Kürt coğrafyasında bunca talana rağmen onurlu bir çözümün asgari yolu ancak Federal bir sistemle olabilir. Daha azı kandırmaca, olup onca çekilen çileye rağmen bir büyük kayıp sayılabilir ancak. Öyle bir durumdayız ki benim gibi düşünenlerin sesi ordudan çok PKK&#8217;ya yakın Kürtler tarafından kesiliyor maalesef.. Bu da PKK&#8217;nın hangi tarafta durduğuna şüpheyle bakmamın ilk adımını oluşturuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2009/07/16/bir-kurt-olarak-ne-istiyorum/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2009/07/16/bir-kurt-olarak-ne-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

