<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Dış Politika</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/dis-politika/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Avrupa’da dolaşan hayalet ve Fransa seçimleri</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 13:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21870</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Fransa&#8217;da Hollande&#8217;ın seçim kazanmasının Merkozy ekseninin bozulması açısından bize sempatik gelen bir tarafı olduğu kesin olmakla Hollande&#8217;ın ikinci turda hangi oylarla başkan seçildiğini dikkate aldığımızda bu iyimserliği gözden geçirmemiz gerekebilir. Zira onu başkanlığa taşıyan oy buketi Yunanistan&#8217;da merkezin yerini dolduran radikal eğilimlerden pek farklı değil. Yani esasen Hollande mayınlarla mücehhez bir koltuğa oturmuş durumda. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/france1.gif"><img class="alignright size-full wp-image-9929" title="france1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/france1.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>&#8220;&#8230; Fransa&#8217;da Hollande&#8217;ın seçim kazanmasının Merkozy ekseninin bozulması açısından bize sempatik gelen bir tarafı olduğu kesin olmakla Hollande&#8217;ın ikinci turda hangi oylarla başkan seçildiğini dikkate aldığımızda bu iyimserliği gözden geçirmemiz gerekebilir. Zira onu başkanlığa taşıyan oy buketi Yunanistan&#8217;da merkezin yerini dolduran radikal eğilimlerden pek farklı değil. Yani esasen Hollande mayınlarla mücehhez bir koltuğa oturmuş durumda. Merkezin Avrupa&#8217;da siyaseti belirleme gücü ve yeteneği azalıyor. Homojen Avrupa ülkelerinde siyasal aktörler demokratik işleyiş nedeniyle toplumun sosyal adalet taleplerine riayet etmek zorunda. Böyle yaptığında sermaye Avrupa&#8217;dan uzaklaşarak ekonomik krizi derinleştirir. Krizin derinleşmesinin, merkezin boşalması, radikalizmin bütünüyle Avrupa&#8217;yı kuşatması ve bir ileri kriz safhasına sürüklemesi kaçınılmaz. İşte bu döngü, Avrupa&#8217;nın esas itibariyle yapısal bir krizi yaşadığını, Avrupa üzerinde dolaşan hayaletin de yeni bir faşizm dalgasına işaret ettiğini gösteriyor. Bir bakıma Avrupa demokrasisi, Avrupa&#8217;nın temel sorunu gözüküyor &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/05/09/avrupa-da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri.html" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/avrupa%e2%80%99da-dolasan-hayalet-ve-fransa-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ve Sarkozy Kaybetti&#8230; Zor Günler Başlıyor</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/06/ve-sarkozy-kaybetti-zor-gunler-basliyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/06/ve-sarkozy-kaybetti-zor-gunler-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 18:01:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21826</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sarkozy-hapis.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21827" title="sarkozy-hapis" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/sarkozy-hapis.jpg" alt="" width="499" height="432" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/06/ve-sarkozy-kaybetti-zor-gunler-basliyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/06/ve-sarkozy-kaybetti-zor-gunler-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Onlar Ahmet Davutoğlu’dan özür dileyecekler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/29/onlar-ahmet-davutoglu%e2%80%99dan-ozur-dileyecekler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/29/onlar-ahmet-davutoglu%e2%80%99dan-ozur-dileyecekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 22:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Libya]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21699</guid>
		<description><![CDATA[Kaddafi&#8217;nin devrilmesi sırasında (yeterince?) şahin bir tutum almayan Davutoğlu&#8217;na yönelen eleştirileri hatırlıyor musunuz? Libya&#8217;daki Türk müteahhitlerin çıkarlarını korumakla, Libya halkını satmakla suçlanmıştı. Bazı siyasetçiler ve bazı köşe amigoları Türkiye&#8217;nin İslâm dünyasında büyük bir fırsat kaçırdığını iddia etmişlerdi. Şimdi özür dilemek zorunda kalacaklar. Neden?
 Fransa&#8217;nın asi gazetesi Media Part bugün dehşet bir dosya yayınladı. Bu habere göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kaddafi_sarkozy.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21701" title="kaddafi_sarkozy" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/kaddafi_sarkozy.jpg" alt="" width="239" height="327" /></a>Kaddafi&#8217;nin devrilmesi sırasında (yeterince?) şahin bir tutum almayan Davutoğlu&#8217;na yönelen eleştirileri hatırlıyor musunuz? Libya&#8217;daki Türk müteahhitlerin çıkarlarını korumakla, Libya halkını satmakla suçlanmıştı. Bazı siyasetçiler ve bazı köşe amigoları Türkiye&#8217;nin İslâm dünyasında büyük bir fırsat kaçırdığını iddia etmişlerdi. Şimdi özür dilemek zorunda kalacaklar. Neden?</p>
<p> Fransa&#8217;nın asi gazetesi <strong>Media Part</strong> bugün <a href="http://www.mediapart.fr/journal/international/280412/sarkozy-kadhafi-la-preuve-du-financement">dehşet bir dosya</a> yayınladı. Bu habere göre Kaddafi ile gizli bir anlaşma yapmış olan Nicolas Sarkozy 2006 yılında seçim kampanyasına destek olarak 50 milyon avro almak için anlaşma yapmış. Yanlış okumadınız. Avrupa Birliği&#8217;nin lider ülkelerinden biri, özgürlükler diyarı(!), demokrasi timsali(!) Fransa&#8217;nın cumhurbaşkanı Sarkozy dünyanın en korkunç diktatörlerinden biri ile gizli anlaşma halinde. Anlaşmayı yaptığında (yanılmıyorsam) iç işleri bakanıydı!</p>
<p> Sanıyorum Türkiye&#8217;nin çeyrek aydınları Kaddafi&#8217;nin sarayını bombalama konusunda Paris tarafından gösterilen aceleyi, NATO&#8217;yu by-pass etme çabalarını daha iyi anlayacaktır . Başbakan Erdoğan&#8217;ın o günlerde sürekli tekrar ettiği bir söz vardı: <strong><em>&#8220;Libya halkına kurşun sıkan taraf olmayacağız&#8221;</em></strong> diyordu. Libya halkının mutluluğu elbette Sarkozy&#8217;nin umurunda değildi. Bombalamaların ardından resmî binaları didik arayan Fransız ve İngiliz gizli servisi elemanlarının amaçları başkaydı. Görgü tanıkları çok sayıda harddisk ve dosyanın imha edildiğini anlatıyorlar. <strong>Çünkü Fransa&#8217;nın saklaması gereken tek pislik bu 50 milyon avro değildi. Kaddafi&#8217;nin gizli polisi Fransız gizli servisinden destek alıyordu. Yani Libyalı muhaliflerin yıllardır yakalanıp işkence görmesini sağlayan aslında Fransa idi.</strong></p>
<p>Her halde stratejik anlamı olmayan bazı yerlerin, hatta sivil hedeferin NATO uçaklarınca bombalanması da daha iyi anlaşılmıştır şimdi. Meselâ 19 Ağustos 2011&#8242;de bombalanan ve Abdallah Senoussi&#8217;ye ait olan ev. Bombardımanda bir de okul yıkılmıştı. Senoussi Paris için sorunlu bir tip idi. Bu gizli anlaşmalar, Fransız gizli servisinin pis işleri ve silah ticareti hakkında « fazla » şey biliyordu.</p>
<ul>
<li><strong>NOT 1:</strong> Suriye ve Ermenistan-Azerbeycan meselelerinde Fransa’nın rolünün meşruluğu tartışmaya açılmalıdır.</li>
<li><strong>NOT 2:</strong> Bu olayın ardından soruşturma açılabilirse Sarkozy&#8217;nin bazı yakın dostları da okka altına gidebilir: Thierry Gaubert, Brice Hortefeux, Nicolas Bazire hatta Jean-François Copé. Zira karanlık silah ticareti dosyaları Libya&#8217;dan ibaret değil. Sarkozy&#8217;nin adının karıştığı Pakistan ve Suudi Arabistan soruşturmaları da sürmekte.</li>
<li><strong>NOT 3:</strong> Belgenin orjinalliğinden emin olmak için Media Part Libyalı yetkililerin de fikrini almış. İlk cevaplar olumlu. Belgedeki tarihler Kaddafi döneminin kurallarına uygun. İkinci tarih hicri değil S.A.V.&#8217;in rıhletiyle (632) başlayan, Kaddafi&#8217;nin tercihi olan bir takvime göre yazılmış.</li>
</ul>
<p> Sarkozy için Brice Hortefeux (bakan) ve Ziad Takieddine (<span style="font-family: Calibri; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;; mso-fareast-language: FR; mso-bidi-language: AR-SA;">iş adamı</span>), Kaddafi için Moussa Imuhamad  Koussa (Libya Dış Güvenlik) tarafından imzalanan anlaşmanın belgesini büyük görmek için tıklayın:</p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/libya.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-21700" title="libya" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/libya.jpg" alt="" width="272" height="345" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/libya.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/29/onlar-ahmet-davutoglu%e2%80%99dan-ozur-dileyecekler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/29/onlar-ahmet-davutoglu%e2%80%99dan-ozur-dileyecekler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İlişkiler: Kimin Bilimi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/uluslararasi-iliskiler-kimin-bilimi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/uluslararasi-iliskiler-kimin-bilimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 09:07:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21611</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Tarih, hukuk, siyaset bilimi, ekonomi ve hatta son dönemlerde sosyolojinin de dahil edilebiliyor olması ile uluslararası ilişkiler bilinen en disiplinlerarası çalışma alanı halindedir. Bu kadar ortak noktayı bir araya getiren bir bilim olarak, bu alanda da ilk gelenin kurallarını dayatma çabası mevcuttur. Bilim demişken, burada uluslararası ilişkileri bilim olarak tanımlarken, kendi bilim tanımımı belirtmekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Tarih, hukuk, siyaset bilimi, ekonomi ve hatta son dönemlerde sosyolojinin de dahil edilebiliyor olması ile uluslararası ilişkiler bilinen en disiplinlerarası çalışma alanı halindedir. Bu kadar ortak noktayı bir araya getiren bir bilim olarak, bu alanda da ilk gelenin kurallarını dayatma çabası mevcuttur. Bilim demişken, burada uluslararası ilişkileri bilim olarak tanımlarken, kendi bilim tanımımı belirtmekte fayda görüyorum. Varlık sebebi, dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birinin bir daha yaşanmaması üzerine araştırma yapmak olması itibari ile uluslararası ilişkiler, bir disiplinden öte, benim için bir bilimdir. Yöntemin bilimselliği tartışması konusunda ise, genellemelerden mümkün mertebe kaçmak ve her analizin kendi bağlamında tutarlı biçimde yapılması gerektiğine inanmakla birlikte, diğer bilimlerden en büyük farkının, tahmin edebilme ve siyasi aktörlere tavsiye verebilme yetisi olduğuna inanmaktayım. Bunu belirttikten sonra, tam da bu yöntemsel çekişmenin bu alandaki çıkış noktasına yani Amerikan-Britanya ekolü çakışmasına yer verebiliriz &#8230;&#8221;</em> <a href="http://magrib.org/yeni-baslayanlar-icin-uluslararasi-iliskiler/" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/24/uluslararasi-iliskiler-kimin-bilimi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/24/uluslararasi-iliskiler-kimin-bilimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı mı olacak?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 21:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21524</guid>
		<description><![CDATA[Suriye&#8217;de birinci yılını dolduran halk ayaklanmaları sırasında yaklaşık on bine yakın insan hayatını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı, birçoğu ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Tüm bu gelişmeler sonunda Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan bir yıldır halkını katleden Beşşar Esad yönetimiyle görüştü ve &#8220;ateş kes&#8221; sözü aldı ama ateş kese uyulmadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/suriye.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-21081" title="suriye" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/suriye.jpg" alt="" width="200" height="191" /></a>Suriye&#8217;de birinci yılını dolduran halk ayaklanmaları sırasında yaklaşık on bine yakın insan hayatını kaybetti, bir o kadar insan yaralandı, birçoğu ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Tüm bu gelişmeler sonunda Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan bir yıldır halkını katleden Beşşar Esad yönetimiyle görüştü ve &#8220;ateş kes&#8221; sözü aldı ama ateş kese uyulmadığı gibi ateş kes sürecinde Suriyeli aktivist Alaa Den Dure öldürüldü.</p>
<p>  Hatay-Suriye sınırına Suriyeli mültecilere yardım götürmek amacıyla giden sevgili okurum Büşra Nur&#8217;un Suriye ile ilgili anlattıkları ise şunlar:<span id="more-21524"></span></p>
<p style="padding-left: 30px;">  <em>&#8220;&#8230;Çadır kentte yaşayan Suriyeli kadınlarla Suriye&#8217;nin durumunu konuşma fırsatı bulduk. Bir anne 3 KIZ ÇOCUĞUNUN BİR EVDE DİRİ DİRİ YAKILDIĞINI ANLATTI&#8230; Bir diğer kadın eşinin 8 aydır cezaevinde olduğunu söyledi ve öldüğüne emindi&#8230; BİR BABA İLE KONUŞMA FIRSATI BULDUM. 12 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUNA TECAVÜZ EDİLDİĞİNİ VE HAMİLE KALDIĞINI SÖYLEDİ. AYNI DURUMDA KALAN BİR SÜRÜ 10-12 YAŞ ARASI KIZ ÇOCUĞU OLDUGUNU SÖYLEDİ. BUNU BİR BABANIN AĞZINDAN DUYMAK&#8230;</em>&#8220;</p>
<p> Tunus, Mısır ve Libya&#8217;daki halk ayaklanmaları diktatörlerini devirdi ama Suriye&#8217;ye sıçrayan devrimlerden henüz bir sonuç alınamadı. Normal şartlarda sınır dışı operasyonlarda başrol oynayan ABD-NATO (Irak, Afganistan, Libya örneğinde olduğu gibi) Suriye&#8217;ye müdahale etmeyeceğini açıkladı. Elbet bunda Çin ve Rusya&#8217;nın Suriye&#8217;deki Baas Rejimine verdiği destek ile ilgisi de var.</p>
<p>  Batı cephesi böyle iken Doğu cephesinde ise mezhepsel temellere dayanan nedenlerden Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran, Beşşar Esad yönetimine destek verdiklerini açıkladı. Onların bu tavırlarına olan gerekçeleri güya &#8220;antiemperyalist&#8221; tutumlarıydı. Beşşar Esad&#8217;ın İsrail&#8217;e karşı olması gibi durumlardı. İsrail ile Arap-İsrail savaşı sonrasında ağzının payını alan ülkelerden biri olan Suriye&#8217;nin arasında o tarihten bu tek bir sürtüşme gören var mı? Hatta İsrail bir şekilde düzensizliğin düzenine bağlı olan Esad yönetiminden memnun bile olabilir zira Mısır örneğinde olduğu gibi olası Esad yerine gelecek isim güvenliği öncelik kabul eden İsrail için yeni tehlikeleri işaret eder. Tabi bu İran ve Suriye&#8217;nin Filistin&#8217;e yardım ettiği gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>  Mesele Suriye ile sınırı olan Türkiye&#8217;ye geldiğinde ise bir ara Başbakan&#8217;ın neredeyse Suriye&#8217;ye girme niyetinde olduğunu düşünmeye başlamıştık ki çok şükür bunu düşünmemize neden olacak söylemleri kısmaya başladı. Ancak Türkiye&#8217;de &#8220;antiemperyalist&#8221; bir gurup var ki sormayın, vaktiyle birbirlerine darbe yapan bu iki gurup (Türk tipi laiklerden ve Türk-İslamcı muhafazakârlardan oluşuyorlar) Suriye&#8217;deki Esad rejimini ve katliamlarını desteklemekle yetinmiyor tüm bunların &#8220;Batı&#8217;nın bir oyunu olduğunu&#8221; söylüyorlar. Tabi tsunamileri bile Amerika&#8217;nın yaptığına inanan bu insanların halk ayaklanmalarını da Amerika&#8217;nın yaptığına inanması çok kolay ve konforlu bir yol!</p>
<p>  Peşinen söyleyeyim ben Suriye&#8217;ye silahla müdahale edilmemesi gerektiğini düşünenlerdenim. Hele ki Türkiye&#8217;nin bu işe iç mi kalkışmaması taraftarıyım. Türkiye hali hazırda kendi Alev-Sünni ayrılığında (bir derin devlet projesi de olsa) tedirginliklerin olduğu bir ülke, Türkiye&#8217;nin Kürt Meselesi gibi kendi içinde halen çözemediği bir sorunu mevcut. Türkiye ve Suriye sınır komşusu&#8230; Suriye&#8217;de Nusayri Esad Ailesi yönetimi mevcut, Suriye&#8217;de Ermeni Hristiyanlar, Süryaniler, Sünniler, Nusayriler -ki Esad yönetimini destekleyenlerin sayısı da çok az değil- ve Kürtler var tüm bu ırksal ve mezhepsel farklılıkların toprağı olan Suriye&#8217;ye silahla müdahale demek gelecek 10-20 yılın savaşlarına imza atmak demek. Peki, ama ne yapalım, izleyelim de Esad halkını tümüyle öldürsün mü? Elbette hayır, Suriye&#8217;ye &#8220;barış gücü&#8221; anlayışı ile beklemeksizin müdahale edilmeli.</p>
<p>  Ortalama bir vicdana sahip, ideolojik yandaşlığın gözlerini kör etmediği her insan Suriye&#8217;nin mevcut durumunu sessizce izlemenin zulme ortak olmak olduğunun farkındadır. Bir şekilde bu zulüm son bulmalı ancak savaş seçeneği kısa vadede sağlıklı çözüm olmayacak gibi bu nedenle içinde BM&#8217;nin de bulunduğu özellikle Müslüman ülkelerin dâhili olduğu bir &#8220;barış gücü&#8221; oluşturulmalı. Müslüman ülkelerin bulunması gereği bölgede olası bir &#8220;mezhep savaşının&#8221; (Misal Bahreyn mezhepsel eylemlerle kaynıyor ve Suudi Arabistan Şii çoğunluğa zulmeden Sünni azınlık yönetimini destekliyor)önüne geçilmesi için şart. Birçok zulmün faili olmasına rağmen bölgedeki mezhep savaşlarının, dikta rejimlerinin sebebi tamamen Batı değil durum biraz da bölgenin kendine özgü koşullarından kaynaklanmaktadır. Ortadoğu&#8217;daki sömürge dönemi ve sonrasında yaşananların faili emperyalist Batı ülkeleri -emperyalist olmayan Batı ülkeleri de vardır, toptancılık yapmayalım- olduğu kadar bölgenin kendi diktatörleridir.</p>
<p>  Türkiye&#8217;nin rolü ne olmalı bahsine gelirsek&#8230; Hakem Olayını bilirsiniz; Sıffin Savaşında, Müslümanın Müslüman ile karşı karşıya geldiği, İslam dünyasının veremediği imtihanı olan Şii-Sünni ayrılığının tohumlarının atıldığı bu savaşta Amr Bin Âs mızrakların ucuna Kuran-ı Kerim sayfalarını asar ve &#8220;Allah&#8217;ın ayetleri aramızda hakem olsun.&#8221; Der ama bu göründüğü gibi bir durum değil bariz bir oyundur. Daha sonrasında bu oyun Amr Bin Âs&#8217;ın Muaviye&#8217;yi halife ilan edeceği sürece doğru gitmiştir. Öyle ki insan Amr gibi bir sahabenin 1500 yıllık İslam Tarihindeki bu ayrılığın mimarlarından biri olacağına inanmak istememektedir. İşte bu noktada Türkiye, Batı&#8217;nın gazına gelmemeli, iddia edildiği gibi &#8220;Esad ile PKK anlaştı&#8221; durumlarından vazife çıkarmamalı, tek başına hareket etmemeli, öne sürülmemeli, içerdeki &#8220;Suriye&#8217;deki eylemler Batı&#8217;nın bir oyunu&#8221; diyenlere pirim vermemeli, Suriye&#8217;nin Amr Bin Âs&#8217;ı olmamalı. Ve bu zulmü daha fazla izlemeden, BM ve Müslüman ülkelerden oluşan bir &#8220;barış gücü&#8221; ile Suriye&#8217;deki zulmün son bulması için çalışmalı. Bu çalışmanın gereğinin de &#8220;Büyük Ülke&#8221; olma isteğinden değil Müslüman bir ülke olmasının getirdiği zorunluluktan olduğunu unutmamalı.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<div style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/18/turkiye-suriyenin-amr-bin-asi-mi-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hizbullah, İran, Türkiye&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 13:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21292</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Hizbullah destekli gazeteler Tayyip Erdoğan övgüleri ile dolup taşıyor, &#8220;Türkiye&#8217;nin nihayetinde Siyonist rejim ile ittifak halinde olan rejimden kurtulduğunu&#8221; muştuluyordu okurlarına. Hizbullah lideri Tayyip Erdoğan için tüm Müslüman âlemini dua etmeye çağırıyor, Hizbullah mitinglerinde Türkiye bayrakları dalgalanıyordu. Eski dostlar düşman oldu ifadesini kullanmak pek uygun olmaz şu anda. Ancak işlerin değiştiği kesin. Peki, ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif"><img class="alignright size-full wp-image-20309" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>&#8220;&#8230; Hizbullah destekli gazeteler Tayyip Erdoğan övgüleri ile dolup taşıyor, &#8220;Türkiye&#8217;nin nihayetinde Siyonist rejim ile ittifak halinde olan rejimden kurtulduğunu&#8221; muştuluyordu okurlarına. Hizbullah lideri Tayyip Erdoğan için tüm Müslüman âlemini dua etmeye çağırıyor, Hizbullah mitinglerinde Türkiye bayrakları dalgalanıyordu. Eski dostlar düşman oldu ifadesini kullanmak pek uygun olmaz şu anda. Ancak işlerin değiştiği kesin. Peki, ne oldu da Erdoğan Hizbullah nazarında &#8220;Gazze fatihliğinden&#8221; &#8220;emperyalist saflara&#8221; düştü? &#8230; &#8220;</em> <a href="http://taraf.com.tr/ceren-kenar/makale-kisa-suren-bir-dostluk-ak-parti-hizbullah.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>… E-Kitap okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Yahudi oldukları için mi zalimler?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz</a></strong>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/02/hizbullah-iran-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa’ya Türk reçetesi (Giuseppe Mancini / Espansione)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 10:37:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21091</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Avrupa&#8217;nın üzerini kaplayan ekonomik krizden bir başka kriz daha var: 25 milyona ulaşan ve büyük ölçüde Avrupa vatandaşı Müslüman göçmenlerle birlikte sivil yaşam ilişkilerinin oluşturduğu kriz. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, kaygılı bir tonla şunları vurguluyor: İslam ve Müslümanlar yönündeki irrasyonel nefretin, Avrupa Birliği&#8217;nin bizzat kendi kurucu felsefesi bakımından bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum; retorik şiddet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/bayrak_avrupa_buyuk.gif"><img class="alignright size-full wp-image-21092" title="bayrak_avrupa_buyuk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/bayrak_avrupa_buyuk.gif" alt="" width="180" height="160" /></a>&#8220;Avrupa&#8217;nın üzerini kaplayan ekonomik krizden bir başka kriz daha var: 25 milyona ulaşan ve büyük ölçüde Avrupa vatandaşı Müslüman göçmenlerle birlikte sivil yaşam ilişkilerinin oluşturduğu kriz. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, kaygılı bir tonla şunları vurguluyor: İslam ve Müslümanlar yönündeki irrasyonel nefretin, Avrupa Birliği&#8217;nin bizzat kendi kurucu felsefesi bakımından bir tehdit oluşturduğunu düşünüyorum; retorik şiddet teyakkuz seviyelerini aştı; Avrupa&#8217;da Müslümanlar, günlük yaşantılarının her yönünden ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar. Türkiye, farklılıklar dâhilinde birlik içerisinde bir Avrupa&#8217;nın geleceği için anahtardır çünkü &#8220;</em> <a href="http://www.milatgazetesi.com/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/16/avrupa%e2%80%99ya-turk-recetesi-giuseppe-mancini-espansione/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fransız ürünlerini boykot etmeliyiz</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/28/fransiz-urunlerini-boykot-etmeliyiz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/28/fransiz-urunlerini-boykot-etmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 22:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20429</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;&#8230;şu ara gündemde olan &#8220;Fransız ürünlerini boykot&#8221; çağrılarına sıcak bakıyorum. Ancak &#8220;ürün&#8221; denince aklıma gelenler Renault ve Citroën marka arabalar veya Danone yoğurtlar değil. Bunlar ufak kalemler. Hem sonra bunları boykot etmek bize de zarar verebilir. Benim gözüm, açıkçası, daha büyük kalemlerde. Boykot etmekle hiçbir şey kaybetmeyeceğimiz, aksine çok şey kazanacağımız &#8220;efsanevi Fransız ürünleri&#8220;ne. Buyurun, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><img class="aligncenter" src="http://www.agoravox.fr/local/cache-vignettes/L330xH264/sarkoluche_pd545-55b58.jpg" alt="" width="330" height="264" /></em></p>
<p><em>&#8220;&#8230;şu ara gündemde olan &#8220;<strong>Fransız ürünlerini boykot</strong>&#8221; çağrılarına sıcak bakıyorum. Ancak &#8220;<strong>ürün</strong>&#8221; denince aklıma gelenler Renault ve Citroën marka arabalar veya Danone yoğurtlar değil. Bunlar ufak kalemler. Hem sonra bunları boykot etmek bize de zarar verebilir. Benim gözüm, açıkçası, daha büyük kalemlerde. Boykot etmekle hiçbir şey kaybetmeyeceğimiz, aksine çok şey kazanacağımız &#8220;<strong>efsanevi</strong> <strong>Fransız ürünleri</strong>&#8220;ne. Buyurun, size bir kaçını sayayım:&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><strong>(imaj: &#8220;Böyle bir bilanço ile ancak kafa çekilir&#8221;)</strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/28/fransiz-urunlerini-boykot-etmeliyiz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/28/fransiz-urunlerini-boykot-etmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İran ve İsrail’in Türkiye kardeşliği?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20307</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İsrail basını Batı kamuoyuna sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak İslamcı. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;
İran ve uzantısı yayın organları ise Ortadoğu&#8217;ya sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak Sünni. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/israil.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-20308" title="israil" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/israil.gif" alt="" width="68" height="50" /></a><em>&#8220;&#8230; İsrail basını Batı kamuoyuna sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak İslamcı. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif"><em><img class="alignleft size-full wp-image-20309" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/01/iran.gif" alt="" width="68" height="50" /></em></a><em>İran ve uzantısı yayın organları ise Ortadoğu&#8217;ya sesleniyor: &#8220;Türkiye, Amerika ile tehlikeli bir düzeyde samimi. İdeolojik olarak Sünni. Demokrat görüntüsü altında kendi halkına eziyet eden bir ülke. Türkiye&#8217;nin bölgede söz sahibi olması hepimiz için tehlikeli&#8230;&#8221;</em></p>
<p><em>İran&#8217;ın meşhur Kayhan gazetesi zinhar İsrail&#8217;in en çok satan gazetelerinden Jerusalem Post&#8217;la pişti olamaz diyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu iki yarı-resmî basın organının Türkiye konusundaki ağızbirliği, tüm ezberleri bozacak cinsten&#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/iran-ve-israil-in-turkiye-kardesligi.htm" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="padding-left: 30px;"> </p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/16/iran-ve-israil%e2%80%99in-turkiye-kardesligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tam isabet!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/03/tam-isabet/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/03/tam-isabet/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 19:13:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19641</guid>
		<description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün yaptığı görüşmede bir Alman yetkilinin kendisine &#8220;İslamcı terörden&#8221; bahsetmesine sert tepki gösterdi. Almanya&#8217;daki ırkçı teröre atıf yapan Davutoğlu, &#8220;Davutoğlu, &#8220;Ben size bu ırkçı teröristler için Hıristiyan terörü dedim mi? Alman terörü dedim mi? Alman ırkçısı dedim mi? Bütün bu ailelerin acısını yaşayan ben, gelip Almanya ya da Hıristiyanlık için olumsu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090510_derin_dusunce_org_davutoglu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4725" title="20090510_derin_dusunce_org_davutoglu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090510_derin_dusunce_org_davutoglu.jpg" alt="" width="203" height="201" /></a>Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün yaptığı görüşmede bir Alman yetkilinin kendisine &#8220;İslamcı terörden&#8221; bahsetmesine sert tepki gösterdi. Almanya&#8217;daki ırkçı teröre atıf yapan Davutoğlu, &#8220;Davutoğlu, &#8220;Ben size bu ırkçı teröristler için Hıristiyan terörü dedim mi? Alman terörü dedim mi? Alman ırkçısı dedim mi? Bütün bu ailelerin acısını yaşayan ben, gelip Almanya ya da Hıristiyanlık için olumsu bir intiba olmasın diye bunları ırkçılar diye ayırdım büyük bir çoğunluktan. Ama siz, her aşamada İslamcı terör dediğinizde her Müslüman&#8217;ın kalbine bir ok saplıyorsunuz. Bu 11 Eylül&#8217;ün bir hastalığıdır.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/03/tam-isabet/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/03/tam-isabet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 20:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[çin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19235</guid>
		<description><![CDATA[
Sürdürülebilir kalkınmanın yolları aranıyordu &#8220;bizim&#8221; batıda, meşhur &#8220;sustainable development&#8221; dediğimiz şey. Yani çevreyi kirletmeden, yerel kültürü ezmeden, işçiyi  sömürmeden zenginleşmek. İsterseniz gerçekçi olalım, &#8220;fazla&#8221; kirletmeden diyelim, fazla ezmeden, fazla sömürmeden. Avrupa&#8217;da bunun daha iyisini icad ettik, sadece 3 gün önce: Sürdürülebilir Şerefsizlik.
Azıcık şerefsizlik, katlanılabilir, alışılabilir seviyede bir şerefsizlik!
Avrupa Birliği krizden kendi imkânlarıyla kurtulacağını ilân etmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/nicolas-sarkozy-hu.jpg"><img class="size-medium wp-image-19236  aligncenter" title="nicolas-sarkozy-hu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/nicolas-sarkozy-hu-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /></a></p>
<p><a href="http://www.undp.org.tr/Gozlem3.aspx?WebSayfaNo=325">Sürdürülebilir kalkınmanın</a> yolları aranıyordu &#8220;bizim&#8221; batıda, meşhur &#8220;<em>sustainable development&#8221; dediğimiz şey</em>. Yani çevreyi kirletmeden, yerel kültürü ezmeden, işçiyi  sömürmeden zenginleşmek. İsterseniz gerçekçi olalım, &#8220;fazla&#8221; kirletmeden diyelim, fazla ezmeden, fazla sömürmeden. Avrupa&#8217;da bunun daha iyisini icad ettik, sadece 3 gün önce: <strong>Sürdürülebilir Şerefsizlik</strong>.</p>
<p>Azıcık şerefsizlik, katlanılabilir, alışılabilir seviyede bir şerefsizlik!</p>
<p>Avrupa Birliği krizden kendi imkânlarıyla kurtulacağını ilân etmişti. Ne İrlanda ne Yunanistan&#8230; yüzüstü bırakılmayacaktı, AB&#8217;nin gücü buna yetecekti. 26 ekim günü bu &#8220;garantinin&#8221; tam ters yönünde iki DEV adım atıldı:</p>
<ul>
<li>AB yöneticileri IMF garantisinde özel bir fon açılmasını onayladılar: Çin ve Rusya gibi &#8220;yükselen&#8221; ülkelerden gelecek &#8220;katkı&#8221; ile beslenecek bir fon!</li>
<li>Çin bu fon kanalıyla AB&#8217;ye borç vermeye hazır olduğunu resmen ilân etti.</li>
</ul>
<p>26 ekim 2011 tarihi tıpkı Pearl Harbour saldırısı ya da Berlin duvarının yıkılması gibi tarihi bir gün. Bir dönüm noktası. 1948&#8242;deki <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Marshall_Plan%C4%B1">Marshall Planı</a>&#8216;ndan bu yana Avrupa siyasetinin girdiği en keskin viraj. Neden?<span id="more-19235"></span></p>
<p>AB ülkeleri Türkiye de dahil bir çok ülkeye demokrasi ve özgürlük dersi vermeye alışmışlardı. Bunu yaparken de maddî güçlerini bolca kullanıyorlardı: &#8220;Kaka-pis&#8221; ülkelere kredi verMEyerek, teknoloji transferine sınır koyarak, dış ticaretlerini sınırlayarak,&#8230; Örnekler çok(1).</p>
<p>Avrupalı siyasetçiler yakın zamana kadar Çin&#8217;i de eleştirebiliyorlardı. Meselâ işkenceleri, işçi sömürüsünü, Tibet&#8217;in işgalini&#8230; Ancak Avrupa ekonomisi fonlar ve IMF kanalıyla Çin&#8217;e bağımlı hale gelirken/getirilirken bazı taşların da yerinden oynayacağı muhakkak. İnsan hakları ve tabiat gibi &#8220;alınıp satılmaz&#8221; varlıkları koruyan kanunlar da artık bir tür piyasada arz-talep dalgalanmalarına maruz kalacak. <strong>Hukuk&#8217;a ikame edilen Piyasa</strong><strong> günlük hayatımızı doğrudan etkileyecek. </strong>(Bkz. <a title="Permanent Link to Ticarî bir mal olarak " href="http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%e2%80%9cadalet%e2%80%9d/">Ticarî bir mal olarak &#8220;Adalet&#8221;</a>)</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/cin_avrupa.jpg"><img class="size-full wp-image-19237  aligncenter" title="cin_avrupa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/cin_avrupa.jpg" alt="" width="358" height="239" /></a></p>
<p>Bu noktada önemli bir ayrımın altını çizmek isterim: İnsan hakları, doğaya saygı gibi kriterler açısından hemen bütün ülkelerin tenkid edilecek yanları vardır. Bu yüzden her ülkeyi <strong><em>&#8220;neden filanca diktatörle ticarî / diplomatik ilişkin var?&#8221;</em></strong> diye eleştirmek mümkündür. Hüsnü Mübarek&#8217;in, Kaddafi&#8217;nin veya İsrail&#8217;in göstere göstere yaptığını bir çok &#8220;cici&#8221; batı ülkesi de çaktırmadan yapar. Bu makale kapsamındaki eleştirinin hedefi devletlerin tek tek ahlaksızlık yapması değil, bu önemli. Tarihi bir dönüm noktası olarak nitelediğim AB&#8217;nın ayağına kurşun sıkması. Bir başka deyişle demokratik bir yapı olan AB&#8217;nin totaliter bir yapı olan Çin&#8217;e boyun eğmesi. Hem de &#8220;sürdürülebilir&#8221; bir biçimde!</p>
<p>Zira &#8220;AB&#8217;yi krizden kurtarma&#8221; operasyonu basit bir ticarî çıkar ilişkisi içinde değerlendirmek hata olur. Miktarların yüksekliği ister istemez &#8220;yapısal&#8221; bazı neticelere gebe. Açalım: Fransız ve Alman <a href="http://www.lemonde.fr/europe/article/2011/10/27/l-europe-sollicite-l-aide-des-pays-emergents_1594284_3214.html">uzmanlara göre</a> halen AB&#8217;nin kamu borcunun 500 milyar avroluk bir bölümü zaten Çin&#8217;den alınmış. Dış ticaret fazlası sayesinde Çin&#8217;in elinde biriken 3200 milyar dolar ise esas olarak Amerikan doları. ABD&#8217;ye güveni giderek azalan Pekin bütün yumurtaları aynı sepete koymaktan bıktı ve fazla alternatifi de yok. 2010 yılında AB&#8217;nin GSMH&#8217;sının 12.268 milyar avro olduğunu dikkate alırsak Çin&#8217;den gelen bu desteğin(?) ne derecede &#8220;yapısal&#8221; sonuçlar doğurabileceği daha net anlaşılabilir sanıyorum. (Bkz. &#8220;<strong><em>Devlet kapitalizmi</em></strong>&#8221; ve <strong><em>Sovereign wealth fund</em></strong> meselesi: <a href="http://www.swfinstitute.org/" target="_blank">ing</a>. <a href="http://fr.wikipedia.org/wiki/Fonds_souverain" target="_blank">fr</a>.)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Bir yanda &#8220;fazla&#8221; parasını yatıracak yer arayan, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_Halk_Cumhuriyeti_anayasas%C4%B1">anayasasına göre</a> &#8220;serbest piyasa&#8221; taraftarı bir proleterya diktası olan Çin var. Diğer tarafta hukuktan ödün vermiş, kendi bankacılarına söz geçiremediği için iflasa doğru giden, &#8220;demokratik&#8221; bir Avrupa Birliği; tıpkı ABD gibi. Avrupa Birliği kendi vatandaşını köle olarak çalıştıran totaliter Çin&#8217;den hayatî bir maddî yardım almaya hazırlanıyor. Çin daha şimdiden politik tavizler konusunda şartlarını dayatmaya başladı. Üstelik AB&#8217;nin alacağı bu yardım kârlı alt yapı harcamalarında kullanılMAyacak. Krize sebep olan bankacılara verilecek. Bundan sonra ne olur? Avrupa&#8217;da devletin aslî görevlerinden &#8220;istifa&#8221; edişine tanık olabiliriz. Sosyal güvenlik, adalet, eğitim, sağlık, iç güvenlik hizmetlerinde çok ciddi bir gerileme.</p>
<p>Avrupa&#8217;da demokrasiyi kıymetli yapan ne varsa Piyasa&#8217;nın ezici gücü karşısında fazla direnemeyecektir. Basın özgürlüğü ve bağımsız yargı da dahil. Evet, gerçekten tarihi bir viraja girdik. Sarkozy ve Merkel sürdürülebilir şerefsizliğe oynuyorlar. Ama sürdürülemez noktalara savrulabiliriz.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><strong>1°</strong> Tabi işlerine geldiği zaman Saddam (Irak), Mübarek (Mısır), Kaddafi (Libya) gibi en kanlı diktatörlere yardım etmekten geri durmadılar; bu da &#8220;oyunun&#8221; bir parçası idi. Ama AB ülkelerinin sahip oldukları ekonomik güç, medyatik güç ve diplomatik güç bir araya gelince &#8220;kaka-pis&#8221; ilân edilen devletlerin bir itiraz fırsatı olmuyor. Batının çıkarına endeksli bu ahlâk(!) sayesinde İran &#8220;terörist&#8221; ilân edilebiliyor, Afganistan&#8217;da bir kaç teröristin(?) saklandığını bahane eden ABD ordusu kadın çoluk çocuk demeden yüzlerce masum sivili öldürebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Medine Vesikası ve Laikliğe Şerh</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Sep 2011 11:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18791</guid>
		<description><![CDATA[Kavramlar çoğu kez kâğıt üzerinde ifade ettikleriyle kalmaz; kavramı uygulamaya koyan erkin elinde, bir noktadan, bir başka noktaya ve hatta tam zıddı bir duruma bile gelebilir. Aynen &#8220;laiklik-laisizm&#8221; kavramında olduğu gibi&#8230;
Bugün kullandığımız birçok kavramın temelinde olduğu gibi &#8220;laiklik&#8221; kavramı da köken olarak Yunan&#8217;a dayanıyor; &#8220;laicus&#8221; yani &#8220;dinsel olmayan, halka dayanan, ruhban olmayan&#8221; gibi manalar ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/laiklik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18792" title="laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/laiklik.jpg" alt="" width="227" height="270" /></a>Kavramlar çoğu kez kâğıt üzerinde ifade ettikleriyle kalmaz; kavramı uygulamaya koyan erkin elinde, bir noktadan, bir başka noktaya ve hatta tam zıddı bir duruma bile gelebilir. Aynen &#8220;<em>laiklik-laisizm</em>&#8221; kavramında olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Bugün kullandığımız birçok kavramın temelinde olduğu gibi &#8220;laiklik&#8221; kavramı da köken olarak Yunan&#8217;a dayanıyor; &#8220;<em>laicus</em>&#8221; yani &#8220;<em>dinsel olmayan, halka dayanan, ruhban olmayan</em>&#8221; gibi manalar ifade ediyor. Kavramın asıl kıvam aldığı dönem ise 16. yüzyıl Reform hareketleri süreci&#8230; Ki, bu dönem Kilise&#8217;nin halka uyguladığı zulmü az biraz biliyorsanız, laikliğe geçiş sürecini anlamanız da mümkün.</p>
<p>Laiklik, felsefi olarak &#8220;<em>insana, insanın ürettiğine tabi olmak</em>&#8221; manalarına taşıdığı için &#8220;<em>dinsizlik</em>&#8221; olarak yorumlanıp, eleştiri alsa da, aslında bir yönetim biçimi olarak &#8220;<em>her inanca eşit mesafede bir sistem</em>&#8221; olması nedeniyle manasıyla uygulandığı zaman &#8220;<em>herkese eşit mesafede adil bir düzen</em>&#8221; olması mümkün.</p>
<p>  <strong>Orta Doğu ülkelerindeki diktatörlerin devrilmesi, Arap-Afrika halklarının devrim sürecinden sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ilk ziyareti Mısır&#8217;a oldu. Başbakan Mısır&#8217;da büyük bir coşkuyla karşılandı. Düne kadar Türkiye&#8217;de ne olup bittiğinden, Başbakan&#8217;ın adından bihaber bir Arap Coğrafyası varken, bugün Türkiye Başbakanının posterlerini <span id="more-18791"></span>üzerinde taşıyan halkların olması neresinden bakarsanız bakın çok güzel bir olaydır.</strong></p>
<p>  Başbakan&#8217;ın Mısır&#8217;daki konuşmasındaki iki cümle oldukça dikkat çekici; &#8220;<em>Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ve laik değilim&#8230; Mısır halkına yeni oluşturacağı düzen içerisinde laikliği öneriyorum</em>.&#8221;</p>
<p>  Başbakan, Türkiye özelindeki jakoben ve totaliter yani &#8220;<strong>her inanca eşit değil, bir inancın içini oyan ve o haliyle dayatan</strong>&#8221; laik sistemin mağduru olmuş bir isim olarak Mısır&#8217;da yaptığı bu konuşmadan sonra Tunus gibi, neredeyse laikliğin Türkiye&#8217;den daha fazla zorbalaştığı, sokakta kadınların başını örtmesinin yasak olduğu bir yerde laikliği bir sistem olarak tavsiye etti ve sanırım bu kez Mısır&#8217;daki laiklik tavsiyesine tepki gösteren İhvan-ı Müslimin ve laiklik tavsiyelerine tepki gösterenleri göz önünde bulundurarak, daha açık konuştu.</p>
<p>  <strong>Kuran-ı Kerim&#8217;in adil düzen emri mevcut ancak &#8220;İslam Devleti kurun&#8221; diye bir emri yok. Başbakan&#8217;ın laiklik tavsiyesinin Kuran&#8217;ın özüne gölge düşürdüğünü düşünmüyorum ancak lüzum ve gerek açısından niyetini anlayabilmiş değilim. İkidir tekrarlanan laiklik tavsiyesinin, diktatör rejimlerden yeni kurtulmuş, çoğunluğu İslam olmuş insanlardan oluşan bir coğrafyada laiklik vurgusu yapmasının icabı nedir?</strong></p>
<p>  <strong>Bir insan-ı kâmil örneği, adil bir yönetici, Mekke&#8217;nin totaliter laik sistemi içerisinden çıkmış ve Kuran&#8217;ı Kerim-i kendine kılavuz edinerek, adil bir düzen oluşturmuş Rasulullah (SAS) Yahudi, Hristiyan, müşriklerle aynı coğrafyayı paylaşırken, <em>Medine Vesikasını</em> ortaya koymadı mı? Medine Vesikası, madde madde her inancın hakkını ayrım gözetmeksizin kendine teslim etmedi mi? </strong></p>
<p>  <strong>Laikliğin &#8220;<em>her inanca eşit mesafede</em>&#8221; uygulanışına &#8220;<em>dinsizlik</em>&#8221; dememekle birlikte, Başbakan&#8217;ın Tunus ve Mısır&#8217;a gidip &#8220;size şer-i düzen&#8221; öneriyorum demesinin nasıl lüzumsuz duracağı bir gerçekse, laikliği önermesi de bir o kadar lüzumsuzdur. </strong></p>
<p>  Başbakan eğer İsrail&#8217;i de işin içine katarak Orta Doğu&#8217;nun siyasetinde en büyük isim olarak Türkiye&#8217;yi oyuna sokuyorsa, Batı&#8217;ya sırtını dayar bir biçimde laiklik tavsiyesinde bulunmanın lüzumsuz olduğunu kavramak zorunda.</p>
<p>  <strong>Temelini İslam&#8217;dan alan Medine Vesikası, &#8220;her inanca eşit mesafede ve hakkını koruyan&#8221; bir antlaşma olarak, iş görür bir uygulamaysa ve laik değilse, yek laikliğe tutunmanın ve bunu tavsiye etmenin lüzumu ne ola ki?</strong></p>
<p>  Kavramların kâğıt üzerinde duruşları ile kavramları yürürlüğe geçiren erkin o kavramı uygulayış biçimi bir birinden farklıdır. İşte bu nedenle, bir kavramı kutsamak ve tavsiye etmek yerine, kavramlar üstü hakkı gözeten uygulamalara yönelmek elzemdir. Doğrusu da budur!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/09/21/medine-vesikasi-ve-laiklige-serh/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İran ve Türkiye: Entelektüel Savrulmalar</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2011 18:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18392</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Suriye krizi ve benzeri konularda İslamî kesimde her zaman yaşanan sıkıntı yeniden kendini hissettiriyor bugünlerde. &#8220;Esad gitsin, yok, dursun hele, gitmesi Batı&#8217;nın işine gelir, hem bakalım o giderse kim gelecek&#8221; şeklinde bir cümlede kendini gösteren bocalama hali, Kürt meselesinde de sürmekte. Yardım sever bir toplumuz, bu açık. Ancak üç kıtada taşıdığımız &#8220;Osmanlı&#8221; sorumluluğuna karşılık ulus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif"><em><img class="size-full wp-image-18394 alignright" title="iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif" alt="" width="200" height="155" /></em></a>&#8220;&#8230;</em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/iran.gif"><em></em></a><em>Suriye krizi ve benzeri konularda İslamî kesimde her zaman yaşanan sıkıntı yeniden kendini hissettiriyor bugünlerde. &#8220;Esad gitsin, yok, dursun hele, gitmesi Batı&#8217;nın işine gelir, hem bakalım o giderse kim gelecek&#8221; şeklinde bir cümlede kendini gösteren bocalama hali, Kürt meselesinde de sürmekte. Yardım sever bir toplumuz, bu açık. Ancak üç kıtada taşıdığımız &#8220;Osmanlı&#8221; sorumluluğuna karşılık ulus devletin sınırları içindeki sorunlarımızı çözümleme yeteneği konusunda zaaflarla malûluz. Mesela, Hüsnü Mahalli&#8217;nin dile getirdiği üzere, Afrika&#8217;da tırmanan açlığın Amerika-İsrail ittifakının yeni emperyalizm için bu kıtada sınırları yeniden düzeltme operasyonuyla alakasını anlatan analizler nadiren yer buluyor medyada&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.taraf.com.tr/cihan-aktas/makale-iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/22/iran-ve-turkiye-entelektuel-savrulmalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Komşularla sıfır sorunlu dış politika</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 22:15:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Suriye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18283</guid>
		<description><![CDATA[
Okan Kemal
Ev alma komşu al demiş atalarımız. Hakikaten bir evi beğenseniz dahi etraftaki komşular hakkında araştırma yapmadan ev almak sonradan ortaya çıkacak birçok soruna da peşinen katlanmak anlamını taşıyor. Hele bu komşularla yıllardır bir arada, aynı apartmanda oturuyorsanız; artık birbirinize benzemişseniz; ancak komşularınız hiçbir zaman apartman hayatını tam olarak öğrenememişse ve işin kötü tarafı siz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/dis_politika.jpg"><img class="size-full wp-image-18285 aligncenter" title="dis_politika" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/dis_politika.jpg" alt="" width="491" height="271" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em>Okan Kemal</em></strong></p>
<p>Ev alma komşu al demiş atalarımız. Hakikaten bir evi beğenseniz dahi etraftaki komşular hakkında araştırma yapmadan ev almak sonradan ortaya çıkacak birçok soruna da peşinen katlanmak anlamını taşıyor. Hele bu komşularla yıllardır bir arada, aynı apartmanda oturuyorsanız; artık birbirinize benzemişseniz; ancak komşularınız hiçbir zaman apartman hayatını tam olarak öğrenememişse ve işin kötü tarafı siz de apartman hayatını tam olarak bilmiyorsanız vay halinize. Komşularınızı seçme gibi bir tercihiniz de olmadığından yıllar yılı kavga dövüş yaşar gidersiniz. Kimi zaman komşularla yakın ilişkiler kurar; kimi zamansa itiş kakış halinde yürütürsünüz hayatı.</p>
<p> İşte Türkiye&#8217;nin komşularıyla ilişkisi bugüne kadar; daha doğrusu Ahmet Davutoğlu&#8217;nun <strong><em>&#8220;Komşularla Sıfır Sorunlu Dış Politika&#8221;</em></strong> anlayışına kadar bir hır gür içerisinde geçiyordu. Tüm okullarda yıllarca bize tüm komşularımızın aslında bizim topraklarımızda gözü olduğundan bahsedilirdi. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile komşu olmamız, tercihimizi kapitalist Batı&#8217;dan yana yaptığımızdan dolayı güvenliğimiz açısından doğrudan bir tehdit  anlamı taşımaktaydı. Hatta 1970&#8242;lerin Ecevit ile özdeşleşen &#8220;Ortanın Solu&#8221; anlayışı, Türkiye&#8217;de <strong>&#8220;<em>Ortanın Solu; Moskova&#8217;nın Yolu</em>&#8220;</strong> şeklinde Sovyetler Birliği ve Komünizmle özdeşleştirilmişti. Hatta o dönemler her tür Sol söylem Sovyetler Birliği ile özdeşleştirilmekteydi ve Sağ&#8217;a göre Sol akımların ortak amacı <strong><em>&#8220;Türkiye&#8217;yi Sovyetler&#8217;in vilayeti yapmaktı</em></strong>&#8220;.  Bu anlayış, ABD&#8217;de McCarthycilikle ayyuka çıkan Sovyet düşmanlığının Türkiye&#8217;deki yansımaları idi. Sovyetlerin açık bir tehdit olarak görünmesi, özellikle darbe dönemlerinde<span id="more-18283"></span> (ama sadece darbe dönemlerinde değil) çok sayıda Solcunun hapse atılması ya da işkence görmesi hatta işkencede ölmesiyle sonuçlandı. İşin garip tarafı, Sovyetlerin tehdit olarak görülmesi yalnıca Türkiye&#8217;nin Sosyalist Doğu Bloğu içinde yer alması ihtimali değildi. Ayrıca anakronik bir şekilde Çarlık döneminin &#8220;Sıcak Denizlere Açılma&#8221; politikasının Sovyetlerle gerçekleşebileceğine dahi inanılıyordu. Doğu&#8217;da bizi tehdit eden diğer bir ülke ise İran&#8217;dı. Özellikle 1979 İslam Devrimi ardından İran, bizim için kendi şeriat rejimini her an ihraç edebilecek açık bir tehditti ve Türkiye asla İran&#8217;a benzememeliydi. &#8220;Türkiye Laiktir, Laik kalacak&#8221; sloganı özellikle İrantipi bir rejime karşı seslendirilmekteydi. Dolayısıyla komşumuz İran asla dostumuz olamazdı. Bugün karışan Suriye özellikle Abdullah Öcalan ve PKK&#8217;ya lojistik destek sağlaması bakımından asla dostumuz olamazdı. Ayrıca Suriye, Antakya&#8217;yı kendi sınırları içinde göstermekteydi. Açıkça Türkiye&#8217;nin milli birliğine kastetmişti. Suriye&#8217;ye karşı su kozu mutlaka kullanılmalı; gerekirse Türkiye, Suriye&#8217;ye giden suyu kesmeliydi. Irak ile çok bir sıkıntı yoktu özellikle Saddam döneminde. Önemli olan Irak&#8217;ın toprak bütünlüğünün korunmasıydı; Saddam gitmemeliydi. Zira; eğer Saddam giderse maazallah Irak bölünür Irak&#8217;ın kuzeyinde yer alan Kürtler, buradaki Kürtlerle birleşmeye kalkabilirdi. Bu garip korku, kendi içinde Kürtlerle sorununu halledememiş bir ülkenin başarısızlığını, karşılıksız evhamlarla  dile getirmesinden başka bir şey değildi aslında. Batıya gelindiğinde durum daha vahimdi. Özellikle Soğuk Savaş döneminde bir ara Türklere karşı asilimasyon uygulayan Bulgaristan açıkça düşman ilan edildi. Ancak, bu politikalar bittiğinde otomatikman bu ülkeyle de sorun kalmamış oldu. Ne var ki, Batı sınırında öyle bir ülke vardı ki; Türkiye&#8217;nin ezeli düşmanıydı: Yunanistan. Türkiye, özellikle Ege Denizi kıta sahanlığı ve Kıbrıs konularında Yunanistan ile açık bir ihtilaf içinde oldu. Bugün dâhil; bütün askeri stratejiler Yunanistan ile çıkacak olası bir savaşa göre şekillendirildi.  Asker için Yunanistan temel düşman olarak algılandı. Ama ne gariptir ki Yunanistan, Türkiye&#8217;ye hiçbir taviz vermeden NATO&#8217;nun askeri kanadına da 12 Eylül askeri cuntası döneminde girdi. Türkiye, tüm tezlerinde haklı olduğu gibi sübjektif bir yaklaşım içinde oldu hep. İşin garip tarafı, Türkiye, Yunanistan&#8217;a nasıl yaklaşıyorsa, Yunanistan da Türkiye&#8217;ye öyle yaklaşıyordu. Yani, biz bu tarafta Yunanlılar için ne düşünüyorsak; Yunanlılar da aynı yaklaşım içindeydiler. Her ne kadar iki ülke arasında kültürel bir benzerlik olsa da; Yunanlılar da tüm askeri politikalarını Türkiye ile çıkabilecek bir savaşa göre biçimlendirdiler. AB üyeleri arasında halen en yüksek askeri harcamayı Yunanistan&#8217;ın yapmasının yegane sebebi de Türkiye korkusudur.</p>
<p> Türkiye, yukarıda özetlemeye çalıştığımız gibi; özellikle Soğuk Savaş döneminden bu yana komşularına karşı yürüttüğü &#8220;Sorunlu&#8221; politikayla, bir tür, aynı apartmanda yaşayıp tüm komşularıyla problemli olan; komşularının her birinin kendi can, namus ya da malına zarar vermek için sıraya girdiğini düşünen &#8220;paranoyak&#8221; bir ev sahibine benzemekteydi. Bu paranoyak politika, Avrupa Birliği sürecinin hızlanmasıyla ve Dünya&#8217;nın değişmesiyle ve küreselleşmeyle birlikte bir nebze törpülendi.; ancak asla yok olmadı. Ancak, Türkiye&#8217;nin özellikle AB macerasının uzaması; AB&#8217;den ucu açık üyelik alınması gibi faktörler, Türkiye&#8217;nin geleneksel Batıcı yaklaşımının biraz frenlenmesini ve Doğu&#8217;yla yakınlaşılmasını doğurdu. Bu çerçevede; Türkiye&#8217;nin Batıyla sınırlı kalmayıp çok taraflı bir dış politikayı benimsemesinin önerildiği &#8220;Startejik Derinlik&#8221; adlı eseriyle dikkatleri çeken Uluslararası İlişkiler Profesörü Ahmet Davutoğlu&#8217;nun dış politikayı önce danışman sonra da bizzat Bakan olarak yönlendirilmesiyle birlikte, Türkiye geçmişten gelen sorunlu komşuluk anlayışının yerine &#8220;Komşularla Sıfır Sorun&#8221; anlayışını benimsedi. Bu komşulardan kasıt daha ziyade İran, Irak ve Suriye&#8217;dir. Ancak, bu kapsama Gürcistan da girmektedir. Yoksa, burada Yunanistan ve Bulgaristan ile olan ilişkiler çok öne çıkmamaktadır; zaten bu iki ülke hali hazırda AB üyesidir.  Komşularla sıfır sorun anlayışı, aynı zamanda bugüne kadar ihmal edilmiş olan Arap ülkeleriyle yakınlaşmayı; İsrail ile zıtlaşmayı ve hiçbir Arap ülkesinin cesaret edemediği ölçüde Filistin&#8217;e açık destek vermeyi beraberinde getirdi. Davutoğlu&#8217;nun Doğu politikası, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan miras kalan bir coğrafyada Türkiye&#8217;nin liderlik etmesi şeklinde bir nevi &#8220;Neo-Osmanlıcı&#8221; bir politikaydı. Bu çerçevede, başta sınırdaş ülkelerle hiçbir sorunun yaşanmayacağı ölçüde iktisadi ve siyasi ilişkiler geliştirildi. Türkiye, yavaş yavaş bölgede anahtar ülke konumuna doğru ilerledi. Temelini Davutoğlu&#8217;nun tasarladığı bu politika, Başbakan Erdoğan&#8217;ın, gerek söylemi gerekse Davos&#8217;takine benzer çıkışlarıyla, Arap dünyasında bir lider olarak algılanmasını sağladı. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar Arap coğrafyasıyla yakınlaştı ve komşu ülkelerle ciddi ilişkiler içine girdi. Oluşturulan, Türkiye önderliğindeki bu yeni ittifak bölgesi,  Batı&#8217;da bir &#8220;eksen kayması&#8221; (<em>shift of axis</em>) şeklinde algılandı. Zira, Türkiye, AB ile uzayan hikayesine karşılık bir nevi alternatif arayışı içine girmiş ve eskisi kadar AB üyeliğine atıf yapılmaz olmuştu. Türkiye&#8217;nin Batı&#8217;dan uzaklaşması, <em>The Economist</em> gibi dergilerde özellikle seçim öncesinde Erdoğan aleyhinde yayın yapılması sonucunu doğurdu. Batı, tarihinde ilk defa Türkiye&#8217;yi kaybettiğini düşünmeye başladı.</p>
<p> Davutoğlu&#8217;nun Neo-Osmanlıcı dış politika anlayışı, Batı&#8217;dan bir nebze uzaklaşıp; bugüne kadar ihmal edilmiş bir dünyaya açılmayı öngörürken; açılım yapılan yeni dünyanın geçmişten bugüne gelen kültürel ve siyasi yapısını yeterince göz önüne almadı. Zira, komşularla sıfır sorun noktasına gelinmişken; bir anda sıkıntılar çıkmaya başladı. Tunus&#8217;ta başlayan demokrasi ateşi ve Arap Baharı, Mısır ve Libya&#8217;ya yayıldı ve tüm Arap âlemini etkiledi. Bu trend, son olarak burnumuzun dibindeki ve sıfır sorunlu olduğumuz Suriye&#8217;ye gelince Davutoğlu&#8217;nun politikası da alarm vermeye başladı. Zira; gidişat bakımından ele alındığında Türkiye&#8217;nin bir çok anlaşma yaptığı ve son derece samimileştiği Esad yönetimiyle birlikte hareket etmesi gerekirdi. Ancak, Türkiye, Esad rejiminin demokrasi ve insanlık dışı saldırılarına tepki gösterince ve Suriye&#8217;den kaçanlara kucak açınca, ilişkiler yeniden kırılma noktasına geldi. Sorunsuz denilen ilişkiler bir anda sorunlu oldu.  Türkiye, Suriye gibi ülkelerle yakınlaşırken ve sözüm ona kalıcı ve istikrarlı ilişkiler tesis ederken, aslında bu ülkelerin mevcut durumlarını ve bu ülkeleri yöneten sınıfın bir gün değişebileceğini ve tüm ilişkileri baştan tesis etmek zorunda kalacağını hesaba katmadı. Çünkü, Davutoğlu&#8217;nun politikası, ancak mevcut rejimler başta kaldığı sürece kalcı olabilirdi. Türkiye, bir zamanlar herkese paranoyak gözlerle baktığı apartman sakinlerinin aslında apartman hayatını çok iyi bilmediklerini ve bunlarla kurulacak kalıcı ilişkilerin kırılgan olduğunu bir an için unuttu. Komşularının demokrasi ve özgürlük konusundaki sicillerini göz ardı etti ve bunu da demokrasi ve özgürlüklerin en üst seviyede yaşandığı Batıya sırtını dönerek yaptı. Dolayısıyla üç gün önce can ciğer olduğu Esad rejimi gibi komşu rejimlerle bugün kanlı bıçaklı bir noktaya geldi. Yani; Türkiye, Batı ve Doğu arasında kalmış bir ülke olarak, yine ne İsa&#8217;ya ne de Musa&#8217;ya yaranabildi. Eskiden Doğu&#8217;yu tamamen göz ardı edip, Batıya açıldığında, Doğu ülkeleri (özellikle Arap âlemi) Türkiye&#8217;yi kendi özünden uzaklaşmakla itham ediyordu; Batıyı unutup Doğu&#8217;ya açılınca da Batı&#8217;dan &#8220;eksen kayması&#8221; şeklinde bir eleştiri geldi.  Dolayısıyla Türkiye&#8217;nin Doğu macerası da duvara toslamış oldu. Nitekim, bunu Esad&#8217;ın Türkiye&#8217;yi &#8220;Batı&#8217;nın maşası&#8221; olmakla suçlamasında açıkça görmekteyiz.  </p>
<p> Davutoğlu politikası, Türkiye&#8217;nin çok taraflı bir ülke olmasını öngörmekteydi. Bu nedenledir ki Türkiye örneğin Brezilya ile de yakınlaştı bu dönemde. Ancak, Türkiye&#8217;nin Tanzimat&#8217;tan bugüne gelen geleneksel Batı yanlısı yaklaşımı ve bugüne kadar Avrupa Birliği yolunda atılan adımlar, bu politika çerçevesinde geri plana düştü. Hamasi bir Neo-Osmanlıcılığın ağır basmasıyla birlikte Türkiye, kendi kendine bölgesel liderliğe soyundu ve sonunda yine iki cami arasında binamaz kaldı. Anlaşılan Türkiye&#8217;nin artık maceracı dış politikalar yerine; özgürlük, refah ve demokrasiden yana olan blokların içinde yer alması; artık geçmişte kalmış bir imparatorluğun nostaljisiyle kendisine bölgesel liderlik payı biçmek yerine özellikle ekonomik alanda daha güçlü bir ülke olmayı hedeflemesi gerekiyor. Ayağının yere basması gerekiyor yani. Kendi sorunlarını halledememiş komşularla sorunsuz ilişkiler tesis etmenin, bu komşulara potansiyel düşman gözüyle bakan paranoyadan çok farklı sonuçlar doğurmayacağını görmesi; politikalarını ileride yaşanacak rejim değişikliklerine göre ayarlaması gerekiyor. Zira bu coğrafyada daha çok rejim ve yönetim var zamanla değişecek. Bunları dikkate almadan; kendi vatandaşına özgürlük ve refah sunamamış ülkelerle &#8220;Sorunsuz&#8221; ilişkiler tesis edilemeyeceğini bilerek hareket etmek lazım. Aksi takdirde komşularla ya da Batıyla yeni sıfır &#8220;Sorunlu&#8221; politikaların yaşanması sürpriz olmasa gerek&#8230;..</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/komsularla-sifir-sorunlu-dis-politika/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Libya: Kâfirin silahıyla mücahid olunur mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/22/libya-kafirin-silahiyla-mucahid-olunur-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/22/libya-kafirin-silahiyla-mucahid-olunur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 13:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[Cihad]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Libya]]></category>

		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15850</guid>
		<description><![CDATA[
 
Kâfirin(*) silahıyla mücahid olunmaz. Ama Hollywood filmlerine figüran olunur. Yönetmen abi &#8220;kamera stooop!&#8221; diye seslenince durulur. Ya da BlackWaters, Beni Tal, SAIC, Secopex, Meteoric Tactical Solutions gibi firmaların masasında meze olunur. Neden?
Sovyet Rusya 1979 sonunda Afganistan&#8217;ı işgal ettiğinde 9 yaşındaydım. &#8220;Koskoca&#8221; bir dev küçücük bir Müslüman ülkenin üzerine çullanıyordu. Üstelik kötü adamlar &#8220;gomonist&#8221; idi. &#8220;Bizimkiler&#8221; ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/savas.jpg"></a></p>
<p> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/savas.jpg"><img class="size-full wp-image-15851 aligncenter" title="savas" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/savas.jpg" alt="" width="485" height="251" /></a></p>
<p>Kâfirin(*) silahıyla mücahid olunmaz. Ama Hollywood filmlerine figüran olunur. Yönetmen abi <strong>&#8220;kamera stooop!&#8221;</strong> diye seslenince durulur. Ya da BlackWaters, Beni Tal, SAIC, Secopex, Meteoric Tactical Solutions gibi firmaların masasında meze olunur. Neden?<span id="more-15850"></span></p>
<p>Sovyet Rusya 1979 sonunda Afganistan&#8217;ı işgal ettiğinde 9 yaşındaydım. &#8220;Koskoca&#8221; bir dev küçücük bir Müslüman ülkenin üzerine çullanıyordu. Üstelik kötü adamlar &#8220;gomonist&#8221; idi. &#8220;Bizimkiler&#8221; ise Müslüman. Savaşın adı &#8220;Cihad&#8221; oldu, savaşanlar &#8220;mücahid&#8221;, ölenler &#8220;şehid&#8221;&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/stinger.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15862" title="stinger" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/stinger.jpg" alt="" width="209" height="164" /></a>Oysa Ruslar saldırmadan önce Afganlar birbirleriyle savaşıyorlardı. Müslümanlar din kardeşlerinin kanını döküyordu. 9 yıl süren işgal sırasında birleştiler ama eski kuyruk acılarını unutmadılar. Afgan direnişi büyük ölçüde Amerikan desteği ile örgütlendi. Tabi Müslüman ülkelerden de yardım geliyordu ama nihaî öge Amerikan malı <strong>stinger</strong> füzeleri oldu. Bunlar tek bir askerin kullanabileceği kadar hafif ve basit roketlerdi. Özellikle Sovyet helikopterlerini düşürmek için kullanıldılar. ABD firmaları Afganistan&#8217;da silahlarını test ettiler, ABD ordusu ise çeşitli asimetrik savaş taktiklerini.</p>
<p>Sanıldığının aksine Afganistan&#8217;ın geleceği hiç bir zaman Afganların elinde olmadı. &#8220;Mücahid&#8221; Afganlar elbette tek tek bakılırsa samimi idiler. Vatanlarını savunmak için savaştılar ve öldüler. Ama gerçekte soğuk savaş masasına meze oldular. &#8220;<strong><em>Mücahidler</em></strong>&#8221; ABD&#8217;nin müsade ettiği kadar güçlü idiler. Gerçek amaç Afganların mutluluğu ve bu ülkenin gelişmesi değildi. Komünist Rusya&#8217;yı diplomatik olarak zayıflatmak ve ekonomik çöküşünü hızlandırmaktı.</p>
<p>Öyle de oldu. Savaş Afgan güçlerin zaferiyle değil 15 şubat 1980&#8242;da Gorbaçov&#8217;un emriyle bitti. ABD Afganları kullanarak Sovyetlerin savaşma kapasitesini ve azmini asgarî seviyeye indirmişti.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/agfanistan_2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15865" title="agfanistan_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/agfanistan_2.jpg" alt="" width="257" height="181" /></a>Neden bir Afgan zaferi değildi bu? Çünkü asimetrik savaşta mutlak zafer olmaz. Ortak bir siyasi irade varsa asimetrik savaş bir araç olabilir ancak. Savaş diplomatik bir araçtır, politikanın hizmetindedir. Türkiye gibi siyasetin düzenli olarak ordu tarafından gasp edildiği ülkelerde yaşayanların bunu anlaması zor olabilir. Çünkü <strong>&#8220;halkın ordusu&#8221;</strong> yerine <strong>&#8220;ordunun halkı&#8221;</strong> zihniyeti geçerli iken halk ordunun elinde mühimmat olur, harcanır. Ordu halkına hesap vermez. Devletin, halkın ve haliyle hukukun üstündedir. (Bkz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></strong> isimli kitap)</p>
<p>Asimetrik savaş ve gayrı nizamî harp konusunun teknik yönlerini <a href="http://www.derindusunce.org/2007/09/16/pkk-ters-giden-nedir-bundan-sonra-nereye/">PKK&#8230; Ters giden nedir? Bundan sonra nereye?</a> isimli makalemizde işlediğimizden burada detaylandırmaya gerek görmüyorum. Ancak Afganistan&#8217;ın 2011&#8242;deki haline baktığımızda ABD yardımlarının bu ülkeye barış ve huzur getirmediği aşikâr. Ruslar çekilince Afganlar geçmişten gelen kuyruk acılarını hatırladılar ve kabile kavgalarına, kan/soy/ırk davalarına geri döndüler. Ne var ki bu kavgalar eskisinden çok daha kanlı, çok daha yıkıcı olmaya başladı. Zira Ruslardan ve ABD&#8217;den kalan silah ve mühimmat &#8220;mücahidlerin&#8221; elindeydi. Dünün &#8220;<strong><em>mücahidleri</em></strong>&#8221; bugünün &#8220;<strong><em>müntekimleri</em></strong>&#8221; haline geldiler. Politik çekişmeler, ticarî rekabet, arazî, miras meseleleri, kız kaçırma, namus vb anlaşmazlıklar roketatarla, el bombasıyla çözümlendi(!)&#8230; tabi yeni kurbanlar, yeni ölümler ve yeni intikamlar üreterek.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/afganistan.jpg"><img class="size-medium wp-image-15863  aligncenter" title="afganistan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/afganistan-300x220.jpg" alt="" width="300" height="220" /></a></p>
<p>Müslümanlar içlerinde yaşadıkları dünyayı okuyabiliyorlar mı? Bundan o kadar emin değilim. Uluslararası meselelere baktıkları zaman penceresi çok dar. Dün-Bugün-Yarın&#8230; Amerika&#8217;ya kafa tutan(?) Saddam&#8217;ın ve Kaddafi&#8217;nin isimleri Türkiye&#8217;de doğan erkek çocuklara verildi meselâ. Bosna&#8217;da &#8220;kurtarıcı&#8221; Clinton&#8217;un ismini taşıyan sokak ve meydanlar vardı. Libya&#8217;ya karşı ilk saldırıları başlatan Sarkozy&#8217;yi takdir eden yazılar gördüm hem Türkiye basınında hem de Arap gazetelerinde. Oysa aynı Sarkozy&#8217;nin adamları değil miydi Tunus&#8217;lu Ben Ali&#8217;ye silah gönderirken suç üstü yakalanan?</p>
<p>Müslüman aydınların çoğunluğunda Savaş = Cihad gibi bir saplantı var. Hemen soruyorlar, &#8220;kimdir kötü? Bizimkiler nerede? Kimin tarafını tutalım?&#8221; Bu ancak kovboy filmi seyrederken olur ya da futbol maçı. Gerçek savaşların ilk kaybı masumiyettir.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/korucu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15867" title="korucu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/korucu.jpg" alt="" width="189" height="257" /></a>Türkiye&#8217;nin PKK terörüne karşı verdiği mücadelede taraflardan birinin masum olduğunu iddia edebilir misiniz? Askerleri bile bile ölüme gönderen subayları, askerî hapishanelerde yapılan işkenceleri, gelişigüzel tutuklamaları, polisin orantısız şiddetini göz ardı ederek &#8220;bizimkiler cici, ötekiler kaka&#8221; diyebilir misiniz?</p>
<p>Libya&#8217;da Kaddafi&#8217;ye direnen &#8220;isyancıların&#8221; silahlandırılması da bu bağlamda çok yanlış okundu. Türkiye&#8217;de korucular yüzünden yaşanan sorunları hatırınıza getirin. Bakkalı, çobanı, kaportacıyı silahlandırmanın yol açtığı sorunları:</p>
<ul>
<li>Korucu olmayı reddeden köylülere yapılan eziyetleri,</li>
<li>Eğitimsiz korucuların birbirlerini ve kendilerini kazayla yaralaması, öldürmesi,</li>
<li>Ellerindeki silahların bir kısmını PKK&#8217;ya vermeleri, bazen satmaları,</li>
<li>Bazı korucuların düpedüz eşkıyalığa soyunması, mafyalaşması&#8230;</li>
</ul>
<p>Şu bir gerçek ki dünya beyaz ve siyah şapkalar  giymiş iyi ve kötü kovboylardan oluşmuyor. Çok farklı koşullarda gerçekleşmiş olsa da Afgan tecrübesi ile Türkiye&#8217;deki koruculuk sistemi benzerlikler arz ediyor. Benzeri girişimler Güney Amerika&#8217;da özellikle Kolombiya&#8217;da yaşandı. Uyuşturucu mafyasıyla mücadele edebilmek için halka silah dağıttı yönetim. Hemen arkasından tecavüzler, adam kaçırmalar, soygunlar arttı. Çünkü sefaletin ve zulmün altında yıllarca ezilmiş, yüreği intikam duygusuyla dolu bir insan topluluğuna silah dağıtarak onları &#8220;mücahid&#8221; yapamazsınız.</p>
<p>Irak&#8217;ta ve Afganistan&#8217;da Müslümanları ağır bombardıman ve işkenceler altında inim inim inleten ABD, Fransız ve İngiliz kuvvetleri Libya&#8217;da <strong>&#8220;cici adam&#8221;</strong> şapkalarını taktılar ve &#8220;kahraman libyalı direnişçileri&#8221; silahlandırıyorlar. Gariplik şu ki her gün onlarca Iraklı ve Afgan bebek bu askerlerce yanlışlıkla(?) öldürülüyor. Ardından <strong>&#8220;pardon, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Collateral_damage">collateral dammage</a> yaptık&#8221;</strong> diyen bu askerlerin hükümetleri ailelere 50 sterlin ödeyerek kayıpları tazmin(!) ediyor. Aynı hükümetler nasıl oluyor da <strong><em>&#8220;Kaddafi&#8217;yi vuramıyoruz, sivilleri kalkan olarak kullanıyor&#8221;</em></strong> diye mazeret üretebiliyor?</p>
<p>Cezayir&#8217;i işgal ettiğinde tarlaları ve hayvanları yakarak, bir milyondan fazla insanı açlıktan öldüren Fransa, Libya&#8217;yı işgal ettiğinde ülkeyi kasıp kavuran İtalya nasıl oluyor da bugün Libya halkının huzur ve barış içinde yaşaması için kendi askerlerini ve parasını feda ediyor? Ya Guantanamo&#8217;nun, Abu Graib&#8217;in ABD&#8217;si?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_11.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15864" title="libya_11" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_11.jpg" alt="" width="225" height="224" /></a>Ancak Libya&#8217;da o kadar çok petrol yok ve mesele petrol hırsızlığı ile açıklanabilecek kadar basit değil. Büyük resmi görmek için Batılı ülkelerdeki yöneticilerin, özellikle de Sarkozy&#8217;nin etrafını saran askerî danışmanlara daha yakından bakmak gerek. Yoksa dünkü bakkalın, taksi şoförünün eline silah vermekle asker yapılamayacağını Batı da biliyor. Kabile savaşlarıyla yırtılan bir Libya&#8217;da siyasî irade kurulamayacağını da&#8230;</p>
<p>Bugün Kaddafi gerçekte olduğundan çok daha güçlü gösterilerek Saddamlaştırılıyor. Libya ise Iraklaştırılma yolunda. Özetle Libya halkına yardıma koşan(!) Batılı güçlerin tek bir sorusu var:</p>
<p><strong>Libya&#8217;da halkı silahlandırsak da mı öldürsek yoksa silahlandırMAsak damı öldürsek?</strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><em>(*) Silah üretenler şu veya bu dine tabi oldukları için değil tersine insan kanından dolar ve avro ürettikleri, iyiliği örttükleri için &#8220;kâfir&#8221; diyorum bunlara.</em></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_1.jpg"><img class="size-full wp-image-15852 aligncenter" title="libya_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_1.jpg" alt="" width="480" height="338" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-2.jpg"><img class="size-full wp-image-15853 aligncenter" title="libya-2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-2.jpg" alt="" width="475" height="456" /></a></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-3.jpg"><img class="size-full wp-image-15855 aligncenter" title="libya-3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-3.jpg" alt="" width="475" height="499" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-4.jpg"><img class="size-full wp-image-15856 aligncenter" title="libya-4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-4.jpg" alt="" width="480" height="348" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_5.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15857" title="libya_5" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya_5.jpg" alt="" width="475" height="310" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-6.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15858" title="libya-6" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-6.jpg" alt="" width="475" height="480" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya7.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15859" title="libya7" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya7.jpg" alt="" width="481" height="409" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-8.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15860" title="libya-8" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-8.jpg" alt="" width="475" height="326" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-10.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15861" title="libya-10" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/libya-10.jpg" alt="" width="480" height="454" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/savas.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/22/libya-kafirin-silahiyla-mucahid-olunur-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/22/libya-kafirin-silahiyla-mucahid-olunur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail: Bir Adam, Bir Plan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 15:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Paksoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Filistin]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15501</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Tüm dünyada gözlerin Arap dünyasına çevrildiği bir zamanda bu bölgenin en önemli aktörü olan İsrail&#8217;i görmemek olmazdı&#8230; Tunus&#8217;ta ilk olayların başlaması ve Mısır&#8217;a sıçramasından sonra herkes İsrail&#8217;in tavrının ne olacağını bekliyordu. Ancak beklentilerin aksine -göründüğü kadarıyla- İsrail aktif bir tavır al(a)madı bu dönem içerisinde&#8230; İşte bir Amerikalının gözünden son dönem yaşanan gelişmeler ve İsrail [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/netanyahu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15503" title="netanyahu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/netanyahu.jpg" alt="" width="216" height="297" /></a>Sunuş: </em></strong><em>Tüm dünyada gözlerin Arap dünyasına çevrildiği bir zamanda bu bölgenin en önemli aktörü olan İsrail&#8217;i görmemek olmazdı&#8230; Tunus&#8217;ta ilk olayların başlaması ve Mısır&#8217;a sıçramasından sonra herkes İsrail&#8217;in tavrının ne olacağını bekliyordu. Ancak beklentilerin aksine -göründüğü kadarıyla- İsrail aktif bir tavır al(a)madı bu dönem içerisinde&#8230; İşte bir Amerikalının gözünden son dönem yaşanan gelişmeler ve İsrail hakkında, özellikle Netanyahu özelinde dikkat çekici olduğunu düşündüğüm bir yazı&#8230; Buyurun&#8230; (E.P.)</em></p>
<p><strong><em>(Bu makale David Remnick tarafından kaleme alınan ve </em></strong><a href="http://www.newyorker.com/"><strong><em>www.newyorker.com</em></strong></a><strong><em>  adresinde yayınlanan &#8220;</em></strong><strong><em>A Man, A Plan</em></strong><strong><em>&#8221; isimli makalenin serbest çevirisidir.)</em></strong></p>
<p>Politikada psikobiyografi genellikle işe yaramaz bir yöntem olarak kabul edilir. Bazen ideolojilerin ve davranışların insanda kalıtımsal olduğu düşünülse de bile bu görüş kolay kolay değişmez. Yıllar önce Amerikalı ve İsrailli yorumcular İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu&#8217;nun, aynı zamanda İspanya tarihi araştırmacısı olan babası Benzion&#8217;un Filistin topraklarının işgal edilmesi yönündeki aşırı sağ revizyonist görüşlerini, aynı Nixon&#8217;ın Çin&#8217;le ilgili görüşlerini bir kenara koyduğu gibi, bırakacağını beklemişlerdi. Yine Nixon&#8217;ın yıllarca devam eden Soğuk Savaş ideolojisini ve komünist avını bir tarafa bırakması gibi, Netanyahu da kendisinin ve partisinin geçmişini, yerlerinden edilmiş insanların acılarına son vermek ve İsrail&#8217;in ahlakî duruşunu tekrar kazanması için geride bırakabilirdi.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/israil.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15504" title="israil" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/israil.jpg" alt="" width="238" height="390" /></a>Ancak bu oyun bir aldanma ile sonuçlandı.  Netanyahu&#8217;nun sahip olduğu inatçı ideolojik miras böyle derin bir değişime engel oldu. Netanyahu ile 1990&#8242;ların sonuna doğru olan ilk başbakanlık döneminde Kudüs&#8217;teki ofisinde bir araya geldim. Buluşmada bana kibarca babasının 1956&#8242;da İsrail&#8217;in Sina&#8217;yı ele geçirmesinden hemen sonra David Ben Gurion ile nasıl karşılaştığını anlattı. Ben Gurion, Sina&#8217;ya bin yıl boyunca İsrail&#8217;in sahip olacağına dair yemin ediyordu. Fakat Benzion O&#8217;nun yanıldığı düşünüyordu. &#8220;<em>Neden?</em>&#8220;diye sordu Gurion. &#8220;<em>Çünkü Birleşik Devletler seni buna zorlayacak</em>.&#8221; dedi baba Netanyahu.</p>
<p>&#8220;<em>Ne yazık ki O haklıydı.</em>&#8221; dedi oğlu. &#8220;<em>Bu bir İsrail Başbakanı&#8217;nın ilk ve son kez bir Amerikan diktasına yenilgisi oldu.</em>&#8221; diye devam etti. İsrail&#8217;in en sağlam ve yardımsever müttefikine yönelik kalıcı hale gelen ihtiyatlı davranış hali Netanyahu&#8217;ya geçen kalıtımsal ideolojilerin sadece bir parçasıydı. İsrail&#8217;e yaptığım bu gezi içerisinde 101 yaşına gelmiş olan Benzion da beni evinde bir öğle yemeğine davet etmişti. Artık daha fazla gerici ve saldırgan konuşmalar duyacağımı <span id="more-15501"></span>beklemiyordum. Ancak Arapları, İsrailli liberalleri, sol görüşe yakın ılımlı muhafazakâr Amerikalıları küçük gören o tavırları ürperticiydi. Bu keskin ideolojiler İsrailli bir komando olan ve 1976&#8242;da Entebbe&#8217;de olağanüstü bir rehine kurtarma operasyonunda hayatını kaybeden Benzion&#8217;un bir diğer oğlu Yoni nedeniyle daha da derinleşmişti. Benjamin Netanyahu da kitaplarında, konuşmalarında, hareketlerinde ve her şeyde kendisini babasının oğlu olarak kanıtlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Şimdi ise anti-demokratik ve Avigdor Lieberman gibi faşist bakanları barındıran koalisyon hükümetini yönettiği ikinci döneminde Washington&#8217;un ve bir barış antlaşması yapmaya ihtiyaç duyduklarını itiraf edip gönüllü olduklarını gösteren Filistin liderleri Mahmud Abbas ve Salam Fayyad&#8217;ın taleplerini inatla görmezden geliyor. Arap dünyasında bir devrimin yaşandığı bu dönemde Netanyahu savunmacı bir tavırla kendisinin de içerisinde bulunduğu değişim şartlarını algılamakta gönülsüz duruyor.</p>
<p>Yasadışı, insanlık dışı ve Yahudi değerleri ile bağdaşmayan Filistin topraklarının işgali üzerinden kırk yıl geçti. Netanyahu ise bir duvarın arkasında güvenli bir şekilde yoluna devam edebileceğini düşünüyor. Yine Netanyahu geçen ayın sonlarına doğru Almanya&#8217;nın BM&#8217;de Yahudi yerleşim yerleri ile ilgili olarak kınama kararına destek verdiği için duyduğu memnuniyetsizliği göstermek için Alman Şansölyesi Angela Merkel&#8217;e seslenmişti.  İsrail&#8217;de yayın yapan Haaretz Gazetesi&#8217;ndeki bir makaleye göre ise, bir Alman haber kaynağı bu tepkiye karşın Merkel&#8217;in öfkesini zor bastırdığını ifade etti. Merkel <em>&#8220;Nasıl cesaret edebiliyorsunuz?&#8221;</em> demişti. <em>&#8220;Asıl bizi hayal kırıklığına uğratan sizsiniz. Barışa yönelik bir adım dahi atmadınız.&#8221;</em> Yerleşim yerleri ile ilgili BM kararını ise yine Birleşik Devletler veto etti, ancak BM yönetimindeki kaynaklara göre görüşmeler yoğun tartışmalara sahne oldu.</p>
<p>Netanyahu ise Merkel&#8217;e önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Batı Şeria&#8217;nın diğer yarısı üzerinde kurulacak olan geçici bir Filistin Devleti&#8217;ne destek veren bir konuşma yapmayı düşündüğünü ifade etmiş. Eğer Netanyahu&#8217;nun gerçekten böyle bir planı var ise bunun Filistinliler tarafından kabul edilemez olacağını kendisi de biliyor. Bu kendini beğenmişlik ve diplomatik yaratıcılıktan yoksunluk sayesinde Netanyahu Batı Şeria&#8217;daki ilerleyici gücünü kaybetmekte ve adım adım İsrail&#8217;i daha derin bir izolasyonun içine doğru sürüklemekte.</p>
<p>Artık Barack Obama için de açık ve net bir şekilde konuşma zamanı geldi. Eskiden yaptığı gibi sadece yerleşim yerleri konusuna yoğunlaşması yeterli değil. Bunun yerine konuyu daha kapsayıcı bir şekilde ele almalı. İşte bu sebeple ABD yönetimi yetkilileri ABD&#8217;nin Orta Doğu&#8217;da &#8220;doğruyu bulması&#8221; konusunu gündeme getiriyorlar. Bununla anlatılmak istenen ise Mısır, Tunus, Libya ve Bahreyn gibi ülkelerdeki demokratik unsurlara verilecek destek. Filistin ve İsrail için de aynı durum geçerli. Artık ABD&#8217;nin Netanyahu&#8217;nun bir şeyler yapması yönündeki eskiden gelen istekli alışkanlığını devam ettirmesi Amerikan&#8217;ın bölgedeki nüfuzu ve çıkarlarını terk etmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Eğer ABD yönetimi kapsamlı bir barış planı ortaya konması hususunda isteksiz davranırsa, bu durum böyle bir planı meydana getirmenin zorluğu sebebiyle değildir. Kaçınılmaz olarak, iki devletli çözümü kapsayan parametreler 2001 yılında Taba&#8217;da gündeme gelmişti. Yine benzer biçimde Ehud Barak ve Mahmud Abbas sayesinde 2008&#8242;de de gündeme getirilmişti. Ancak burada asıl problem hem ABD, hem de İsrail&#8217;in iç politikalarında yaşadıkları kaygıdan kaynaklanıyor.</p>
<p>Yıllardır AIPAC, The Anti-Defamation League ve diğer sağ eğilimli Yahudi kuruluşları Kongre üyelerine ve Başkan&#8217;a karşı sahip oldukları parasal imkânları ve oy kaygılarını kullanarak ABD&#8217;nin politikaları üzerinde önemli bir rol oynuyorlar. Bu unsuru göz önünde bulunduran özellikle Demokrat Başkanlar bu lobi gruplarıyla doğrudan görüşmeleri gerektiğinin farkındalar. Bu sayede, Obama Yahudi oylarının yaklaşık yüzde yetmişini aldı. Ki eğer İsrail-Arap mücadelesinde uluslararası görüşleri organize etmeye çalışsa ve şu anki bulunduğu pozisyonun aksi yönünde konuşsa bu oyların bir kısmını kaybedebilirdi. Bununla birlikte, yönetimde bulunan bazı tecrübeli isimler bu politik tutumlarını içselleştirmiş durumdalar ve daha ötesini düşünemiyorlar. Mesela beş başkan ile birlikte çalışmış olan Dennis Ross hala bu konuyla alakalı marjinal düşüncelere sahip olabiliyor.</p>
<p>Obama&#8217;nın düşünceleri ise öyle çok gizemli değil. O&#8217;nun politik yuvasının Chicago&#8217;nun güney kıyısında bulunan, hem Filistinlilerin yaşadığı acıları ve trajedilerini hem de 2. Dünya Savaşı sonrası bir İsrail Devleti kurulmasının gerekliliğini kavrayabildiği ve liberal Siyonist ve Filistinli akademisyenleri tanıdığı bir yer olan Hyde Park olduğu biliniyor.</p>
<p>Ancak Obama bu konuyla ilgili olarak bazı hatalar yaptı. Bu hatalardan birisi 2009 yılında Kahire&#8217;de yapmış olduğu tarihi konuşmanın ve arkasından Kudüs&#8217;e yaptığı ziyaretin devamını getirmemesiydi. Eğer bu sorun İsrail&#8217;in iç politikası haline getirilirse, Obama kendisini muğlak bir pozisyonda bulacaktır. Diğer taraftan sağ görüşlü İsrailliler için Obama&#8217;nın ırkı ve daha da önemlisi orta ismi <em>(Barack Hüseyin Obama ismini kastediyor. ç.n.) </em>sürekli bir şüphenin oluşmasına neden oluyor. İsrail&#8217;e yönelik gündemde barış planının da bulunduğu bir gezinin düzenlenmesi hem uluslararası desteğin kazanılmasında hem de Amerikan çıkarlarının izah edilmesinde faydalı olabilir. Filistin sorunu sadece İsrail&#8217;in iç sorunu değildir, uluslar arası bir sorundur.</p>
<p>Obama&#8217;nın ortaya koyacağı böyle bir planın önemi Netanyahu&#8217;nun kabul etmesine bağlı değildir. Güçsüz olan ve kendi içlerinde sorunlarla boğuşan Filistinli liderler de bu plana hemen sahip çıkmayabilirler. Tam tersine, Birleşik Devletler için önemli olan bu planın &#8220;Büyük İsrail&#8221; tarafından desteği ile ayakta duramayacağını, yazar Bernard Avishai&#8217;nin söylediği gibi İsrail&#8217;in izole edilmesinin ortaya koyacağı müthiş kaybı anlayan ve Filistin Devleti&#8217;nin ahlakî gerekliliğini kabul eden &#8220;Küresel İsrail&#8221; tarafından desteklenmesi gerektiğini anlatmalıdır. Hatta Obama İsrail&#8217;in güvenliğini vurguladığı gibi, ciddi bir ilerleme kaydedecek antlaşma olmadan durumun daha da kötüleşebileceğini, şiddetin tekrardan artabileceği gerçeğini de vurgulamak zorundadır.</p>
<p>İsrail tarihinin mitlerinden bir tanesi de 1967 Arap-İsrail Savaşı&#8217;nda ortaya çıkan ve birkaç sol görüşlü entelektüel tarafından dillendirilen Filistin topraklarının işgalinin uzatılmasının ahlakî ve siyasi bir felakete sebep olacağıdır. Ama savaş sonrası toplanan meclis kayıtları gerçeğin bunun tam tersi olduğunu gösteriyor. O dönem ki Adalet Bakanı Yaakov Shimson Shapira&#8217;nın ifadeleri şu şekilde: <em>&#8220;Tüm dünyada sömürgeleştirme politikasının sona erdiği bir zamanda ağırlıklı olarak Arapların yaşadığı bir bölgeyi elde etmeyi düşünebilir miyiz? Yine bu durumda kendi savunma ve dış politikamızı kontrol edebilir miyiz? &#8230; Bunu kim kabul edecek ki?&#8221;</em></p>
<p>Kesinlikle hiç kimse&#8230; Eğer Amerika İsrail için faydalı bir müttefik olacaksa, bu İsrail&#8217;in açıklığına bağlıdır. Ve yine bu İsrail ve dünyanın Filistin halkına bir ulus borcu olması kadar önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/israil-bir-adam-bir-plan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Libya: ABD ve AB, NATO Müdahalesini Haklı Çıkarmak İçin İç Savaşı Teşvik mi Ediyor?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/18/libya-abd-ve-ab-nato-mudahalesini-hakli-cikarmak-icin-ic-savasi-tesvik-mi-ediyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/18/libya-abd-ve-ab-nato-mudahalesini-hakli-cikarmak-icin-ic-savasi-tesvik-mi-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2011 10:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Paksoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Libya]]></category>

		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15220</guid>
		<description><![CDATA[Sunuş: Libya hakkında ezber bozan bir makale&#8230; Libya&#8217;yı bilen birisi tarafından hazırlanmış, ülkenin iç siyasi yapısını da göz önüne alan ve Libya&#8217;nın Mısır ve Tunus&#8217;tan farklı yönlerine işaret eden bir yazı&#8230; 
Arap dünyasında yaşanan siyasi çalkantılar Tunus ve Mısır derken, Libya&#8217;ya ve en son Bahreyn&#8217;e sıçradı. Şüphesiz tüm bu gelişmeler bizi de yakından ilgilendiriyor. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya_2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15222" title="libya_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya_2.jpg" alt="" width="232" height="285" /></a>Sunuş:</em></strong><em> Libya hakkında ezber bozan bir makale&#8230; Libya&#8217;yı bilen birisi tarafından hazırlanmış, ülkenin iç siyasi yapısını da göz önüne alan ve Libya&#8217;nın Mısır ve Tunus&#8217;tan farklı yönlerine işaret eden bir yazı&#8230; </em></p>
<p><em>Arap dünyasında yaşanan siyasi çalkantılar Tunus ve Mısır derken, Libya&#8217;ya ve en son Bahreyn&#8217;e sıçradı. Şüphesiz tüm bu gelişmeler bizi de yakından ilgilendiriyor. Bu ilginin birkaç sebebi var&#8230; İlk olarak, bu olayların yaşandığı İslam âleminin bir parçasıyız. İkinci olarak, tarihi, coğrafi ve siyasi ilişkilerimiz bizim bu topraklara kayıtsız kalmamızı engelliyor. Son olarak ise, ne yazık ki, benzer isyanların Türkiye&#8217;de çıkacağı gibi söylemlerle bu olaylar da iç siyasete malzeme yapılmakta&#8230;</em></p>
<p><em>Her ne olursa olsun, Kuzey Afrika ve Ortadoğu&#8217;da yaşanan ve tarihi addedebileceğimiz bu gelişmelerin doğru okunması önemli bence&#8230; Bu nedenle Libya ile ilgili aşağıdaki analizi sizinle paylaşmak istedim&#8230; Konu bütünlüğünü bozmamak için kimi &#8220;tazeliğini yitirmiş&#8221; bilgilere de dokunmadım.  (EP)</em></p>
<p><em>(Bu makale Mahdi Darius Nazemroaya tarafından kaleme alınan </em><a href="http://www.voltairenet.org/"><em>www.voltairenet.org</em></a><em> adresinde yayınlanan <strong>&#8220;</strong></em><strong><em>Libya: Are the US and EU Pushing for Civil War to Justify NATO Intervention?</em></strong><strong><em> </em></strong><strong><em>&#8220;</em></strong><em> isimli makalenin serbest çevirisidir.)</em></p>
<p><strong>Libya&#8217;nın &#8220;Jamahiriya<a name="_ftnref1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn1"><strong>[*]</strong></a>&#8220;sında Bir şeyler Kokuşmuş Durumda</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15223" title="libya1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1-300x218.jpg" alt="" width="300" height="218" /></a>Libya&#8217;nın &#8220;Jamahiriya&#8221;sında birşeyler kokuşmuş durumda ve Muammer Kaddafi&#8217;nin baskıcı bir diktatör olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yok. Kaddafi 42 yıldır Libya&#8217;nın -sözde- &#8220;önderi&#8221; olarak diktatörlüğünü sürdürüyor. Ancak görünüyor ki ülkede tansiyon yükselmekte ve devrimin flamaları sallanmaya başladı.  Yine bu duruma İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague&#8217;nun Kaddafi&#8217;nin Venezulla&#8217;ya gittiği yönündeki iddiaları da eklenmiş oldu<a name="_ednref1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn1">[1]</a>. Bu iddialar Kaddafi ve rejimine karşı olan isyanın elektriğini de arttırmış oldu.</p>
<p>Şu an gündemde olan üç diktatörden, Tunus&#8217;ta Bin Ali, Mısır&#8217;da Mübarek ve Libya&#8217;da Kaddafi, arasında Kaddafi&#8217;nin durumu diğerlerinden oldukça farklı. Libya lideri, diğerleri gibi ABD ve AB&#8217;ye alenen bağımlı olan birisi değil ve Mısır ve Tunus&#8217;un aksine, Libya&#8217;nın hem AB hem de ABD arasındaki ilişkileri geçici uzlaşmalara dayalı. Daha açık ifade etmek gerekirse Kaddafi, Mübarek ve Bin Ali gibi &#8220;yönetilen bir diktatör&#8221; değil, bağımsız bir Arap diktatörü.</p>
<p>Diktatörlüğe karşı olunabilir, ancak aynı şekilde yabancıların da vesayetine karşı olmak gerekir. Bu nedenle ABD ve AB&#8217;nin Libya&#8217;ya olan bakış açısı dikkatle incelenmeli. ABD ve AB&#8217;nin menfaatleri açısından baktığımız zaman Tunus ve Mısır&#8217;da statükonun yerli yerinde durması gerekir. Ancak Libya&#8217;daysa tam tersine ABD ve AB&#8217;nin amaçlarına aykırı olan bir sistem<span id="more-15220"></span> kurulmuş durumda.</p>
<p>ABD ve AB ise şimdi Libya&#8217;da eskisinden daha güçlü bir pozisyon almak için Kaddafi ve rejimine yönelik yürütülen devrimden yararlanma amacında. İsyanı desteklemek için ülkenin güney sınırından silahlar sokulmakta. Diğer yandan Libya&#8217;nın istikrarsızlığı Kuzey Afrika, Batı Afrika ve Küresel Enerji rezervlerini de etkileyecek gibi gözüküyor.</p>
<p><strong>Albay Kaddafi Hakkında</strong></p>
<p>Kaddafi&#8217;nin ortaya çıkışı Libya devrimini gerçekleştiren bir grup askeri yetkili arasında yüzbaşı olarak yer almasıyla başladı. Bu devrim 1969 yılında Libya&#8217;nın genç kralı<strong> </strong>İdris<strong> </strong>El-Sanusi&#8217;ye yönelik gerçekleştirilmişti. Bu dönem içerisinde Libya, ABD ve Batı Avrupa&#8217;nın menfaatlerine karşın oldukça uysal bir yapıya sahipti.</p>
<p>Kaddafi&#8217;nin ilk başlarda herhangi bir devlet ya da hükümette etkin bir konumu bulunmamasına rağmen 1969 darbesinden beri Libya&#8217;da var olan ayrıcalık, yolsuzluk ve ahbaplık kültüründen yoğun bir biçimde beslenerek günümüzdeki haline geldi. Yine bu duruma arka planındaki &#8220;kişiliğe tapınma&#8221; duygusunu da ekleyerek kendisini Libya için zorunlu olduğunu göstermeye çabaladı. Kısacası, bu adam sürekli olarak ihtişam rüyaları gören ve bir kahraman ve lider olarak övülen bir megalomanyak olarak karşımızda durmakta.</p>
<p>Kaddafi kendisini kalabalıklara, özellikle Araplar ve Afrikalılar için, bir kahraman olarak sunmak adına her şeyi yapmakta. Onun Çad&#8217;daki askeri maceraları da tarihte böyle bir iz bırakmasında ve Çad&#8217;ı bölerek yandaş bir devlet meydana getirmesi de bu durumu güçlendiriyor. Kaddafi&#8217;nin &#8220;Yeşil Kitabı&#8221;&#8216; politik ve siyasi alanda muhteşem bir yapıt olarak zorla sunulmakta ve saygı gösterilmekte. Birçok entelektüel kitabın övülmesi için ya zorlanıyor ya da kendilerine rüşvet veriliyor.</p>
<p>Yıllar boyunca Kaddafi kendisini halkın içinden romantik bir figür şeklinde göstermeye çabaladı. Buna örnek olarak çadırda yaşaması gösterilebilir. Yaptığı her şeyi kendisini ön plana çıkarmak amacıyla yaptı. Suudi Kralı Abdullah gibi diğer Arap diktatörleri azarlaması da gazetelerde manşet oldu ve Arap halkları tarafından takdirle karşılandı. Yurtdışı seyahatlerinde dikkatleri üzerine toplamak için çevresinde hep kadın korumalar bulundurdu. Daha da ötesi, Libya haricinde İslam hakkında konuşma yaparken kendisini Müslümanların lideri olarak sundu.</p>
<p>Libya Kaddafi&#8217;nin emirleri altındaki bir hükümet tarafından yönetilmekte. Devlet görevlileri ve vatandaşlar üzerinde oluşturulan korku ve itaat  (cronyism) sözde rejimi ayakta tutmak için anahtar kavramlar.  Ülkede Libyalılar olsun yabancı vatandaşlar olsun ya öldürülmekte ya da 40 yılı aşkın süreler boyunca &#8220;kaybolmakta&#8221;. Libya-Lübnan ilişkilerinin gerilmesine neden olan  &#8220;Amal Hareketi&#8221; kurucusu Lübnan&#8217;lı Musa El-Sadr&#8217;ın olayı bunlar arasında en ünlü olanı.  Aynı zamanda Kaddafi rejiminin devlet görevlileri arasında bir rüşvet hiyerarşisi oluşması gibi olumsuz bir etkisi de mevcut. Herkes, Libya halkının zararına olsa bile, kendi menfaatini gözetmekte.</p>
<p><strong>Kaddafi Rejmi İçerisindeki Fraksiyonlar ve Gerilimler</strong></p>
<p>Kaddafi rejiminin doğası gereği, Trablus&#8217;ta rejimin kendi içyapısı içerisinde gerilimler mevcut. Bunlardan bir tanesi Kaddafi&#8217;nin oğlu Saif Al-İslam Kaddafi ile Kaddafi&#8217;nin çevresinde bulunan eski bakanlar arasında yaşanıyor. Libyalı bakanlar genellikle Sail Al-İslam ile eski bakanlar arasında hizipleşmiş durumdalar. </p>
<p>Bunun yanında Kaddafi&#8217;nin kendisi ile oğulları arasında da bir gerilim yaşanmakta. 1999 yılında şu an ulusal güvenlik danışmanı konumunda bulunan Kaddafi&#8217;nin oğlu Mutasssım Kaddafi,  Muammer Kaddafi yurtdışında bulunduğu bir esnada babasını devirmeye çalışmıştı. Mutassım Kaddafi aynı zamanda parasının ve zamanının çoğunu Avrupa&#8217;da ya da yurtdışında harcayan bir &#8220;play-boy&#8221; olmasıyla da ünlü. Bunun yanında bir diğer oğlu Khames Kaddafi ise, &#8220;Khames Milisleri&#8221; olarak adlandırılan ordunun başında. Khames Kaddafi de her zaman diğer kardeşlerinin başarısına karşın onlarla çekişebilecek birisi olarak düşünülüyor.</p>
<p>Libya&#8217;da Kaddafi&#8217;nin gidişin ardından halefleri arasında yaşanabilecek kaosla ilgili olarak her zaman bir korku mevcut. Yıllar boyunca Kaddafi Libya&#8217;da ailesi haricinde kendisine yönelik muhalif olabilecek herhangi kişi ya da grupların güç toplamasına izin vermedi.</p>
<p><strong>Libya&#8217;da Bağlılık ve Kusur Sorunu</strong></p>
<p>Şüphesiz Libya&#8217;da Kaddafi ve ailesine duyulan bağlılık zayıf durumda. Düzeni ayakta tutan daha çok Kaddafi&#8217;ye karşı duyulan korku. Libya hükümetinin ve askerinin yaymış olduğu korkunun seviyesi yine ülkede yaşanan yozlaşmışlıkla da aynı seviyede. Ama artık korkunun üzerinden örtü açılmış durumda. Libya&#8217;nın her tarafında resmi kurumlardan, kasabalardan ve askeri birliklerden Kaddafi rejimine karşı başlayan başkaldırının açıklamaları ve bildirileri duyulmakta.</p>
<p>Libya Hava Kuvvetleri Komutanı Aref Sharif de Kaddafi&#8217;yi terk etti. İçişleri Bakanı olan ve Libya&#8217;da yürütülen özel operasyonlarla yetkili Abdul Fatah Al-Yunis de istifa ettiğini duyurdu. Yunis&#8217;in Kaddafi&#8217;den sonra &#8220;iki numara&#8221; olduğu ve rejimde ikinci derecede suçlu olduğu ifade ediliyor ancak bu gerçeği yansıtmıyor. Gerçekte Libya İç İstihbaratı&#8217;nın başında bulunan ve Kaddafi ile ailevi ilişkisi bulunan Abdullah Sanusi Trablus&#8217;taki yapının &#8220;iki numaralı&#8221; ismi.</p>
<p>Bunun yanında iki Libya savaş uçağı pilotunun Malta&#8217;ya kaçtığı ve Libya Deniz Kuvvetleri&#8217;nin Bingazi&#8217;ye saldırmayı reddettiği duyuruldu. Hatalar kartopu gibi Libya askeri ve hükümeti üzerine yuvarlanıyor. Ancak son durumu analiz edebilmek için üzerinde durmak gerek.</p>
<p><strong>Libya Muhalefeti</strong></p>
<p>Bu noktada Libya&#8217;da muhalefetin kim olduğunu sormalıyız. Libya&#8217;da muhalefet tek bir parçadan meydana gelmiyor, ancak gruplar için ortak nokta, muhalif olunanın Kaddafi ve ailesi olduğu. Muhalif grup içerisinde &#8220;bir diktatöre karşı muhalefet ve direniş hareketi&#8221; ile &#8220;sadece muhalefet hareketi&#8221; olarak iki ayrı sınıfın var olduğunu söyleyebiliriz. Şu haliyle halk ile Kaddafi ve ailesine derin bir nefret besleyen yozlaşmış Libya bürokrasi bu muhalif hareket içerisinde aynı kamptalar, ancak her ikisi de ayrı sınıfları teşkil ediyorlar.</p>
<p>Muhalefeti oluşturan bu yapı, ülke dışından ya da Libya rejimini kendi içerisinden bazı unsurların yönlendirmesiyle birlikte organize olarak bir araya gelmedi ve sistematik bir yapıya sahip değil. Halk tarafından oluşturulan muhalif hareket de yine kendiliğinden olarak ortaya çıktı. Ancak muhalefet ve devrim, sosyal paylaşım siteleri, uluslar arası haber kanalları ve diğer Arap ülkelerinde yaşanan olaylar sayesinde Libya&#8217;nın dışından yönlendirildi ve desteklendi<a name="_ednref2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn2">[2]</a>.</p>
<p>Ülke içerisindeki muhalefetin liderleri ise Libya&#8217;da rejimin kendi içerisinden çıktı. Kaddafi rejimine isyan eden yine sistemin yozlaşmış bürokratları aslında halkın gerçek savunucuları değiller. Bu muhalif unsurlar diktatörlüğe isyan etmiyorlar, onlar gerçekte Kaddafi ve ailesine isyan ediyorlar. Aslında bu durum Kaddafi&#8217;ye karşı isyan eden bazı bürokratların kendilerini korumak adına, diğerlerinin ise gelecekte alabilecekleri pozisyonları güçlendirmek adına isyana katıldıkları şeklinde değerlendirilebilir. Kahire&#8217;de Arap Ligi&#8217;nde Libya delegesi olarak görev yapan Abdel Moneim Al-Honi bu duruma örnek gösterilebilir. Al-Honi Kaddafi&#8217;ye isyan ettiğini duyurdu. Ancak bunun yanında kendisinin 1969 yılında Kaddafi ile birlikte darbede yer alan grubun bir üyesi olduğunu ve 1975 yılında gücü eline almak için başarısız bir darbe girişiminde bulunduğunu da not etmemiz gerekir. Kendisi 1975&#8242;teki olay sonrasında Libya&#8217;dan kaçmış ve ancak 1990 yılında Kaddafi&#8217;den özür dilemesi sonucu ülkesine dönebilmişti. Buradaki tüm niyet Kaddafi sonrası ülkede kurulması planlanan yapıda yer alabilmek. İşte bu istifalar:</p>
<ul>
<li>Libya&#8217;nın Hindistan Büyükelçisi Ali Al-Essawi BBC&#8217;ye yaptığı açıklamada görevini bıraktığını ve hükümetin göstericilere karşı şiddet uygulamasına karşı olduğunu bildirmişti. Al-Essawi, Kaddafi&#8217;nin devrilmesi sonucu kurulacak alternatif hükümette bakan olarak yer alacak önemli bir figür olduğu ifade edilmişti.</li>
<li> Görevinden ayrılan ikinci diplomat olan Arap Ligi Libya Daimi Temsilcisi Abdel Moneim Al-Honi de Kahire&#8217;de ülkesinde gerçekleşen devrime katılmak için görevinden ayrıldığını ifade etmişti. Al-Honi, <em>&#8220;Göstericilere uygulanan baskı ve şiddeti protesto etmek için görevimden ayrılıyor ve devrimin saflarına katılıyorum.&#8221;</em> demişti.</li>
<li> İkinci Sekreter Hüseyin Sadık Al-Musrati Çin&#8217;de El-Cezire&#8217;yle yaptığı görüşmede istifa ettiğini belirtti ve ülkede yaşanan isyana ordunun da destek vermesi çağrısında bulundu<a name="_ednref3" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn3">[3]</a>.</li>
</ul>
<p> Al-Yunis ve Sharif gibi bu bürokratlar da rejimin içerisinde bulunan şahıslar, ancak onlar sadece diplomat değil aynı zamanda eski bakanlar. Bu tür devrim figürleri yabancı güçlerle de anlaşma yapabilme potansiyeline sahip.</p>
<p><strong>Libya&#8217;daki Oyuna Dâhil Olan Dış Güçler  </strong></p>
<p>ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya hükümetleri Kaddafi&#8217;nin bir diktatör olduğunu çok iyi biliyor. Ancak Trablus ile kârlı anlaşmalar yapmak dışında başka bir şey yaptıkları yok. Medya Libya&#8217;da yaşanan şiddet olaylarını ele aldığı zaman aynı zamanda burada kullanılan silahların da nereden geldiğini de sorması gerekir. Bu silahların ABD ve AB tarafından Libya&#8217;ya satıldığına dikkatle bakılmalı. Bu da onların demokrasiyi yayma programlarının bir parçası mı?..</p>
<p> Libya ve ABD arasında tekrar yakınlaşma başladığından beri her iki ülkenin ordusu da daha yakın ilişkiler geliştirmeye başladı. ABD ve Libya, aralarında askeri ilişkilere sahip ve bu tekrar yakınlaşma sonrası Trablus ABD&#8217;den silah almak için oldukça istekli davranıyor<a name="_ednref4" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn4">[4]</a>. Pentagon sözcüsü Yarbay Hibner 2009 yılında yaptığı açıklamada mevcut olan bu ilişkiyi en iyi şekilde açıkladı: <em>&#8220;ABD, Libya&#8217;nın bölgede her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet edecek şekilde askeri kapasitesini arttırması için gerekli savunma ekipmanları konusundaki taleplerini yerine değerlendirecektir<a name="_ednref5" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn5"><strong>[5]</strong></a>.&#8221;</em> Burada dikkat çekici nokta ABD&#8217;nin çıkarlarına vurgu yapılması. Bu da demektir ki, ABD Libya&#8217;yı sadece kendi çıkarları çerçevesinde silahlandıracak.</p>
<p> Libya&#8217;da bir gece boyunca yaşanan olaylara baktığımız zaman ABD&#8217;nin tüm yeni silahlarının Libya&#8217;da mevcut olduğunu görüyoruz. Amerikan yapımı F-16&#8242;lar, Apache helikopterleri ve kara araçları Libya içerisinde Kaddafi tarafından göstericilere karşı kullanılmakta<a name="_ednref6" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn6">[6]</a>.  Eğer doğrulanabilirse bu durum konuyu ifşa etmesi açısından oldukça dikkat çekici. ABD silahlarının Libya ordusunda bulunduğu yönünde herhangi bir resmi bilgi de mevcut değil. F-16&#8242;ların aksine, Libya ordusunun kullanmakta olduğu savaş uçakları genellikle Fransız yapımı Mirages ya da Rus yapımı MİG&#8217;lerdir.</p>
<p> Silvio Berlusconi ve İtalyan hükümeti de Kaddafi rejiminin güçlü destekçilerinden. Gelen bir bilgiye göre Libya Hava Kuvvetleri içerisinde İtalyan pilotları da kullanılmakta<a name="_ednref7" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn7">[7]</a>. Yine aynı zamanda Çad, Sudan, Nijer ve Nijerya&#8217;dan gelen paralı askerler de göstericilere karşı kullanılıyor. Bu iddialar yine Libya&#8217;dan gönderilen video kayıtları ile de doğrulanmış durumda. Libya rejimi aynı zamanda Amerikalı ve Avrupalı güvenlik firmaları (paralı askerler) ile de anlaşma yapmayı planlıyor<a name="_ednref8" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn8">[8]</a>.</p>
<p> <strong>El Cezire&#8217;nin Politikası</strong></p>
<p><strong> </strong>Libya hükümeti internet ve telefon hatlarını kesti ve böylece enformasyon savaşını da uygulamaya koymuş oldu. Bu olay çerçevesinde, El Cezire de her ne kadar dünyanın en profesyonel haber ağlarından birisi olsa da onu da doğal bir aktör olarak değerlendirmemek gerekir. El Cezire de otokratik bir yönetim olan Katar Emiri ve Katar hükümeti tarafından destekleniyor. Libya ile ilgili yapılan haber ve röportajlarda da önyargılı ve eğilimli davranıyor. Buna kanıt olarak da Bahreyn ve Katar liderleri arasındaki bağlar nedeniyle Bahreyn ile ilgili haberlerde daha ılımlı davranıyorlar.</p>
<p> El Cezire&#8221;nin Libya jetlerinin Trablus&#8217;ta göstericileri bombaladığı yönündeki haberleri sorgulanması ve teyit edilmesi gereken türde haberler<a name="_ednref9" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn9">[9]</a>. Bunun yanında Libya jetlerinin caddelerdeki göstericileri vurduğu yönündeki haberler ise doğrulanamadı. Diğer iddialar ile ilgili görüntüler mevcut iken bu iddia ile ilgili bir görüntü ortaya çıkmadı.</p>
<p> Libya konusunda önyargılı olan sadece El Cezire değil. Suudi medyası da Libya&#8217;da yaşanan olaylarla ilgili olarak ön plana çıkıyor. Asharq Al-Awsat ABD&#8217;nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika&#8217;daki çıkarları ile sıkı ilişki içerisinde olan bir gazete. Bu gazetenin genel yayın yönetmeni şu an Arap Ligi&#8217;nde Libya ile ilgili alınan kararları desteklerken acaba neden Mısır, Tunus, Bahreyn ve Yemen ile ilgili böyle bir adım atmadı?</p>
<p><strong>Libya&#8217;da Yabancı Güçlerin Rolü</strong></p>
<p>Kaddafi ve oğulları Libya&#8217;yı kendi malları gibi kullanmaktalar. Ülkenin zenginliklerini ve doğal kaynaklarını kendiler ve bürokratlar arasında peşkeş çekiyorlar. Kaddafi&#8217;nin oğullarından birisinin Amerikalı sanatçı Beyonce&#8217;un özel bir konser vermesi için bir milyon dolardan fazla para ödediği bilinmekte<a name="_ednref10" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn10">[10]</a>.</p>
<p> Yabancı şirketlerin, ABD&#8217;nin ve AB&#8217;nin Libya&#8217;ya bakışı da göz ardı edilmemeli. Yine yabancı hükümetlerin ve şirketlerin Libya&#8217;daki rolünün sorgulanması da önem arz ediyor. İtalyan pilotların ve ABD&#8217;den yeni alınan silahların Libya&#8217;da görev alması ile ilgili olarak ABD ve İtalyan hükümetlerinin de sorgulanması gerekir. Şu net olarak görülmektedir ki, demokrasi sadece ABD ve AB çıkarlarına boyun eğmeyen ve hizmet etmeyen diktatörlüklere karşı bir uygun bir bahane olarak kullanılmakta. 21 Nisan 2009&#8242;da Hillary Cilnton ve Obama hükümetinin Mutassım Kaddafi&#8217;yi kollarını açarak karşılaması ABD hükümetinin demokrasiden ne algıladıklarını da göstermesi bakımından dikkat çekici. Bu buluşmada Hillary Clinton&#8217;ın ifadeleri açıkça şu şekildeydi: <em>&#8220;Devlet Bakanı Sayın Kaddafi&#8217;ye hoş geldin demekten mutluluk duyuyorum. Biz Birleşmiş Milletler ve Libya arasındaki ilişkiye değer vermekteyiz. Yine iki ülke olarak işbirliğimizi derinleştirmek ve genişletmek için birçok fırsata sahibiz ve bu ilişkilerin kurulması için can atıyoruz. Bu yüzden Sayın Bakan tekrar hoş geldiniz<a name="_ednref11" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn11"><strong>[11]</strong></a>.&#8221;</em></p>
<p> ABD ve AB&#8217;nin tek istedikleri Libya&#8217;daki kazançlarını arttırabilmek. Bu yüzden iç savaş Brüksel ve Washington&#8217;un şu an akıllarından geçen tek şey olarak görünüyor.</p>
<p><strong>Libya&#8217;nın Balkanizasyonu ve İç Savaşa İtilmesi</strong></p>
<p>Kaddafi&#8217;nin oğlu Saif Al-İslam televizyona verdiği bir demeçte Taliban benzeri bir yapının ülkesini ele geçirmesine karşı meydan okudu. Aynı zamanda bir iç savaş ve kıyamet senaryosu için uyarıda da bulundu. Bu çaba Kaddafi&#8217;nin ülkede gücü tekrar ele geçirme çabası ancak yine bu çaba Libya&#8217;yı bir iç savaşa doğru götürmekte. Üst düzey askeri yetkililerden olan Mahdi Al-Arab da Kaddafi&#8217;ye karşı olduğunu duyurdu<a name="_ednref12" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn12">[12]</a>. Al-Arab aynı zamanda Libya&#8217;nın iç savaşa sürüklenmemesini istediğini de belirterek konumunu da belirlemiş oldu<a name="_ednref13" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn13">[13]</a>. Bunun sebebi, bulunduğu şehir olan Zawarah halkının isyana katılıp yakınında bulunan Trablus&#8217;a yürüyerek zarar görmemesiydi<a name="_ednref14" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn14">[14]</a>.  </p>
<p> Libya&#8217;nın gitmekte olduğu iç savaş iki noktadan besleniyor. Birincisi Kaddafi rejiminin doğasındaki korku ve baskı, ikincisi ise Libya&#8217;nın bölünmesi ve güçsüzleşmesi için dışarıdan duyulan arzular.</p>
<p> Paranoyak bir otokrat olan Kaddafi Libya&#8217;yı sürekli bölünmeye karşı korumaya çalıştı. Yıllar boyu Kaddafi&#8217;nin oğullarının kendi aralarında bir iç savaş başlatacağı ya da diğer üst düzey bürokratların Kaddafi gittiği zaman gücü ele geçirmeye çalışacakları şeklinde bir korku vardı. Dini, etnik ya da kabile temelli bir iç savaş ise aslında büyük bir tehdit değil. Kabileler ya da dini gruplar bir arada yaşayabilirler. Asıl iç savaş kıvılcımını çıkarabilecek olanlar ise rejimin unsurları. İç savaş tehditi rejimin kendi içerisinde rakip gruplar arasından çıkmakta.<strong></strong></p>
<p><strong> </strong>Devrim bayrakları Libya içerisinde dalgalanıyor. Arap dünyasında yaşanan kaos Washington&#8217;da, Tel Aviv&#8217;de Londra&#8217;da ve NATO karargahlarında bir çok stratejik çerçeve içerisinde faydalı olarak görünüyor. Eğer Libya iç savaşa düşerse ya da küçük devletçiklere bölünürse (balkanizasyon) ABD ve AB uzun vadede bu durumdan faydalanacak ve ciddi jeopolitik kazanımlar elde edecektir.</p>
<p> Libya&#8217;da yaşanan olaylar nedeniyle Kuzey Afrika&#8217;daki tüm komşu devletlerin düzeni bozulabilir. Batı Afrika da aynı şekilde Libya ve Çad&#8217;dan başlayan ve Nijer, Cezayir ve Sudan&#8217;a uzanan kabile sınırları yüzünden kaosa sürüklenme ihtimaline sahip. Bu durum Avrupa, küresel enerji piyasası üzerinde de dikkat çekici bir etkiye neden olabilir. Ki zaten Libya&#8217;da yaşanan olaylar Kuzey Kutup dairesi ve çevresinde bulunan enerji kaynaklarının kullanımının önünü açmaya başlıyor<a name="_ednref15" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn15">[15]</a>.</p>
<p><strong>Kaddafi&#8217;nin Sonu Ne Olacak?</strong></p>
<p>Büyük olasılıkla Mübarek ya da Bin Ali kadar dışarıdan desteğe sahip olacak kadar şanslı olmayacak. Kaddafi&#8217;nin iltica edecek bir ülke<strong> </strong>bulması da<strong> </strong>o<strong> </strong>kadar kolay değil. İstikrarsız ve dengesiz tavırları yüzünden diğer ülkeler Kaddafi&#8217;yi bir yük olarak değerlendiriyorlar.</p>
<p> Arap diktatörler tarafından muhtemel iltica yeri olarak görülen Suudi Arabistan da Libya ile aralarındaki kötü ilişkiler nedeniyle büyük olasılıkla Kaddafi&#8217;nin iltica talebini kabul etmeyecektir. Yine Kaddafi Lübnan tarafından da bir soruşturma nedeniyle aranır durumda. Kısacası Kaddafi&#8217;nin Körfez Bölgesi&#8217;ndeki Arap liderleri ve petrol şeyhleri ile ilişikleri gergin ve olumsuz. Bu yüzden Körfez Bölgesi&#8217;nden herhangi bir yere ilticası kabul görmeyecektir.</p>
<p> Genellikle Arap hükümetleri Kaddafi&#8217;yi ağırlamaktan çekineceklerdir. Kaddafi kendisini insanlığın lideri gibi göstermeye çalışıyor ve aynı zamanda birçok Arap diktatörünü aşağılıyor. Bunun yanında şunu da eklememiz gerekir ki Kaddafi Arap Ligi toplantılarında Filistin ve Irak hakkında yaptığı konuşmalar nedeniyle de diğer Arap diktatörlerden daha popüler ve daha samimi bir portre çiziyor.</p>
<p> Kaddafi yine ABD, Kanada, Türkiye, İran, Japonya, Çin, İsrail, Hindistan, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Güney Kore&#8217;ye iltica edemeyecektir. Latin Amerika, Avrupa ve eski Sovyet devletleri de büyük olasılıkla Kaddafi&#8217;nin iltica başvurusunu kabul etmeyecektir. Afrika&#8217;da Sahra Çölü altında bulunan devletler Kaddafi&#8217;nin iltica etme ihtimali en yüksek olan devletler olarak görünüyor.</p>
<p> Kaddafi&#8217;nin görüşleri oldukça sığ ve gücü elinde tutma konusunda da çok kararlı. İç savaş ihtimali Libya&#8217;nın ufkunda hayalet gibi beliriyor. Kaddafi&#8217;nin barış içinde Libya&#8217;yı terk etmesi olası görünmüyor ve Birleşik Devletler ve müttefikleri bu olasılığı hesapta tutuyor. 23-24 Şubat tarihlerinde Kaddafi ülkenin üç büyük kabilesinin (Werfala, Tarhouna ve Wershfana) reisleri ile bir araya geldi ve onların desteğini güvence altına aldı<a name="_ednref16" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn16">[16]</a>. Kendi kabilesi de Kaddafi&#8217;yi desteklemekte. Yine Madarha ve Awlad Slieman kabileleri de Kaddafi&#8217;yi destekleyecek gibi gözüküyor<a name="_ednref17" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn17">[17]</a>.     <strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>ABD ve AB&#8217;nin Libya Üzerinde Kontrol Sağlaması ve NATO&#8217;nun Müdahalede Bulunmasına Yönelik Tehditler </strong></p>
<p><strong> </strong>Libya yıllar boyu Pentagon politikalarına zıt bir pozisyonda bulunmuştu. NATO&#8217;da üst düzey görevlerde yer almış emekli komutan olan Wesley Clark&#8217;a göre Libya Taliban tarafından kontrol edilen Afganistan&#8217;ın işgal edilmesinden sonra sıradaki ülkeydi.  Bu listede Irak, Somali, Sudan, Lübnan, Suriye ve son olarak İran bulunuyordu. Clark&#8217;ın ifadesiyle:</p>
<p> <em>&#8220;Birkaç hafta sonra onu (Pentagon&#8217;da üst düzey bir komutandan bahsediyor) gördüğüm zaman Afganistan&#8217;ı bombalamaktaydık. ‘Irak&#8217;la hala savaşacak mıyız?&#8217; diye sordum. ‘Bundan daha kötüsü de var.&#8217; dedi ve masasının çekmecesine ulaşıp bazı belgeler çıkardı. ‘Az önce yukarıdan(Savunma Bakanlığı&#8217;ndan bahsediyordu.)aldım bunları&#8217;. Bu belgeler 5 yıl içerisinde 7 ülkeye müdahale edeceğimizi söylüyor. Bunlar Irak&#8217;la başlıyor ve sonra Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan&#8217;la devam ediyor ve İran ile son buluyor<a name="_ednref18" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn18"><strong>[18]</strong></a>.&#8221;</em></p>
<p> Doğrudan ya da dolaylı olarak bu listede bulunan tüm ülkelere müdahale edilmiş ve tüm ülkeler ABD ve müttefiklerine karşı teslim olmuş durumdalar. Bunun tek istisnaları İran ve müttefiki Suriye.  Lübnan&#8217;da da bazı kazanımlar elde ettiler, ancak Hariri&#8217;nin başını çektiği 14 Mart Koalisyonu&#8217;nun dağılmasıyla bu kazanımlarını bir noktada kaybetti.</p>
<p> Libya 2001 yılında Washington ile gizli görüşmeler yapmaya başladı. Bu görüşmeler 2003 yılında İngiliz ve ABD askerlerinin Bağdat&#8217;a girmesiyle resmi olarak gerçekleşmeye başladı. ABD ve müttefikleri her zaman Libya&#8217;nın enerji sektörü ve geniş zenginlikleri üzerindeki etkilerini arttırmaya çabaladılar. Bir iç savaş da bunun için en iyi imkânı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Libyalılar İnsani Müdahale Bahanesinin Farkında Olmalılar</strong></p>
<p>Libyalılar savunmalarını üst düzeyde tutmalı. Çünkü ABD ve AB alenî bir biçimde her iki tarafı da desteklemekte. ABD Kaddafi&#8217;yi askeri donanımlarla desteklerken, diğer taraftan muhalefete de destek veriyor. Eğer Batılı hükümetler demokrasi konusunda endişelilerse Libya ile özellikle enerji sektöründe ticari ilişkilerini kesmeliler.</p>
<p> Hem ABD hem de Brüksel&#8217;de bulunan güçler muhalif güçlerin yanında yer alabilirlerdi. Ancak onlar Kaddafi&#8217;yi desteklediler. Fakat Bin Ali ya da Mübarek&#8217;te olduğu Kaddafi&#8217;nin rejimini kontrol altına alamadılar. Libya çok daha farklı bir hikâyeye sahip. Washington ve Brüksel&#8217;in amacı ya Libya&#8217;da rejimin değişmesi ya da iç savaş için kontrolünü daha da güçlendirmek olacak. &#8220;Kaddafi&#8217;ye karşı muhalif hareketler&#8221; güçlü, ancak &#8220;toplumsal bir muhalif hareket&#8221; yeteri kadar güçlü değil. Bunların her ikisi de farklı şeyler.  Diğer taraftan yozlaşmış bürokratları içerisinde barındıran Kaddafi&#8217;ye karşı var olan mevcut muhalefetin doğası gereği demokrasi de garanti altında değil.</p>
<p> Şimdi Yugoslavya ve Irak&#8217;ta olduğu gibi Libya&#8217;ya da &#8220;insani müdahalenin&#8221; konuşulduğu bir zamanı yaşıyoruz. NATO&#8217;nun askeri müdahalesi olarak Libya hava sahasının uçuşa kapatılması da dile getiriliyor. Eğer bunlar gerçekleşirse, Libya 2003 sonrası Irak gibi tüm varlıklar yabancı şirketler tarafından yağmalanan ve özelleştirilen bir ülke haline gelebilir.</p>
<p> Bugün Libya ve geri kalan Arap dünyasında Ömer Muhtar ve Selahaddin&#8217;in ruhu hala yaşamakta. Kaddafi ve oğullarından kurtulmak bir nihai çözüm değil. Libya&#8217;daki yozlaşmış sistem ve yozlaşmış siyasi kültürün de alaşağı edilmesi gerekir. Aynı zamanda yabancı vesayetinin Libya&#8217;da kök salmasına izin verilmemelidir. Eğer Libyalılar harekete geçer ve hareketlerine sadık olurlar ise böyle bir senaryo ile baş edebilirler.</p>
<p> <strong>  </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<hr size="1" /> </p>
<p><a name="_ftn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref1">[*]</a> Jamahiriya: Libya&#8217;da Kaddafi tarafından kurulmuş bulunan rejime verilen isim. (Çev. not)</p>
<p> </p>
<hr size="1" /> </p>
<p><a name="_edn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1">[1]</a> &#8220;Hague: Kaddafi&#8217;nin Venezulla&#8217;ya gittiğine dair bazı bilgiler var.&#8221; Reuters, 21 Şubat 2011-03-11</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn2" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref2">[2]</a> Bir yerlerden 1969 darbesi öncisi Libya bayrakları çıkarıldı. Pek tüm bu bayraklar nereden geldi?</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn3" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref3">[3]</a>&#8221; Libyalı üç diplomat istifa etti.&#8221; The Hindu, 22 Şubat 2011</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn4" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref4">[4]</a> James Wolf, &#8220;ABD silahları Libya&#8217;ya satılıyor&#8221;. Reuters, 6 Mart 2009</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn5" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref5">[5]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn6" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref6">[6]</a> Bilgiler Libya&#8217;dan elde edildi ancak şimdilik doğrulanmadı.</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn7" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref7">[7]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn8" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref8">[8]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn9" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref9">[9]</a> A.g.m; &#8220;Bu durum için iki açıklamam var:. Birincisi Libya&#8217;da hükümet ajanları bilerek El Cezire&#8217;ye yanlış bilgiler vermekteler. Bu bilgilere jetlerin caddelerde göstericileri vurduğu bilgisi de dahil. Kaddafi bu şekilde El Cezire&#8217;nin itibarını düşürmeyi amaçlıyor. İkincisi ise açıkça yanlış bilgilendirme yapıyor. Ne olursa olsun her iki durumda da caddelerde göstericiler jetler tarafından henüz vurulmadı.</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn10" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref10">[10]</a> Marine Hyde, &#8220;Beyonce ve Kaddafi&#8217;nin oğlu için 2 milyon dolarlık şarkı&#8221;, The Guardian(UK) 8 Ocak 2010; Konser verilen Hannibal Kaddafi değil Mutassım Kaddafi idi(haberde yanlışlık var). Bu haber güvenilir değil, ayrıca İngiltere ve Batı Avrupa medyası tarafından verilen böyle haberler genellikle hayali bir maceranın tasvir edilmesi şeklinde verilir. Tabii ki, böyle olaylarda yabancı kuruluşların da rolü var.</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn11" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref11">[11]</a> ABD Dışişleri Bakanlığı, &#8220;Libya Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Mutassım Kaddafi ile Yapılan Toplantı Öncesi Açıklamalar &#8220;, 21 Nisan 2009</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn12" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref12">[12]</a> Bilgiler Libya&#8217;dan elde edildi ancak şimdilik doğrulanmadı.</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn13" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref13">[13]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn14" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref14">[14]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn15" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref15">[15]</a> David Ljungren, &#8220;Libya Kargaşası dikkatleri Antarktika Petrolüne Çekti: Grönland&#8221; akt. Robert Wilson, Reuters, 23 Ocak 2011</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn16" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref16">[16]</a> Bilgiler Libya&#8217;dan elde edildi ancak şimdilik doğrulanmadı. Bana Kaddafi&#8217;nin onlara gerekli reformların yapılacağı ve bir sene görevi bırakacağı sözü verdiği iletildi. Ayrıca oğullarından hiçbirinin yönetimi devralmayacağını ifade ettiği bilgisini de aldım.</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn17" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref17">[17]</a> A.g.m</p>
<p> </p>
<p><a name="_edn18" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref18">[18]</a> Emekli Generel Wesley Clark, &#8220;92. Cadde Özel Görüşmesi&#8221;, Amy Goodman tarafından yapılan görüşme, Democracy Now, 2 Mart 2007</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/18/libya-abd-ve-ab-nato-mudahalesini-hakli-cikarmak-icin-ic-savasi-tesvik-mi-ediyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/18/libya-abd-ve-ab-nato-mudahalesini-hakli-cikarmak-icin-ic-savasi-tesvik-mi-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Devrimin Ardından Kırgızistan’a Giden İlk Başbakan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/02/03/devrimin-ardindan-kirgizistan%e2%80%99a-giden-ilk-basbakan/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/02/03/devrimin-ardindan-kirgizistan%e2%80%99a-giden-ilk-basbakan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 10:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>

		<category><![CDATA[orta asya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=14670</guid>
		<description><![CDATA[Erden Özkant
Kırgızistan&#8217;da binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmalardan sonra Roza Otunbayeva liderliğindeki Kırgız muhalefeti yönetime el koydu. 5,5 milyonluk nüfusuyla Orta Asya&#8217;nın en yoksul ülkelerinden olan Kırgızistan&#8217;da, halkın yolsuzluklara, ekonomik sorunlara, baskılara ve olaylardan önceki son haftada artan gaz ve elektrik fiyatlarına tepki olarak sokaklara dökülmesi şeklinde dünya kamuoyuna yansıyan olaylarda, Amerika-Rusya çekişmesinin payı maalesef ülkemiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/kirgizistan.gif"><img class="size-full wp-image-14671 alignleft" title="kirgizistan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/kirgizistan.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>Erden Özkant</em></strong></p>
<p>Kırgızistan&#8217;da binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmalardan sonra Roza Otunbayeva liderliğindeki Kırgız muhalefeti yönetime el koydu. 5,5 milyonluk nüfusuyla Orta Asya&#8217;nın en yoksul ülkelerinden olan Kırgızistan&#8217;da, halkın yolsuzluklara, ekonomik sorunlara, baskılara ve olaylardan önceki son haftada artan gaz ve elektrik fiyatlarına tepki olarak sokaklara dökülmesi şeklinde dünya kamuoyuna yansıyan olaylarda, Amerika-Rusya çekişmesinin payı <span id="more-14670"></span>maalesef ülkemiz medyasında gözardı edildi. </p>
<p>  Geçen Mart başında, ABD ordusunun başındaki Orgeneral Kırgızistan&#8217;a gittiği ve ABD&#8217;nin, güneydeki Batken bölgesinde terörle mücadele amaçlı askeri eğitim merkezi kurmak için 5,5 milyon dolar vereceği dünya ajanslarına yansıdı. Bu gelişme doğal olarak Rusya&#8217;yı kızdırdı. Çünkü Kırgızistan, Rusya ile de geçen yıl aynı bölgede bir askeri üs kurmak üzere anlaşmıştı. Yıllardır Kırgızistan&#8217;a yolladığı petrolden hiç vergi talep etmeyen Rusya, Kırgızistan&#8217;da yaşanan olayların bir hafta öncesinde yüzde 30 vergi uygulamaya başladı. Rusya kendi arka bahçesi olarak gördüğü Kırgızistan&#8217;a Amerikan uçaklarının inip kalkmasını istemiyordu. Başkent Bişkek&#8217;in hemen dışındaki Manas Havaalanı&#8217;nı Amerikan ordusunun ikmal üssü olarak kullanmasına izin veren Kırgız yönetimi, Moskova&#8217;yı yatıştırmak için Rusya&#8217;ya da Bişkek&#8217;te ayrı bir üs tahsis etti. Böylece Kırgızistan, iki rakip büyük gücün üs sahibi olduğu bir ülke haline gelmiş oldu. Aslında Moskova daha ilk baştan Kırgızistan&#8217;daki Amerikan varlığı konusunda bir ikilem içindeydi. Amerikan ordusunun Afganistan&#8217;da El Kaide ve Taliban&#8217;a karşı yürüttüğü mücadele Rusya&#8217;nın çıkarlarıyla örtüşüyordu. ABD ve NATO&#8217;nun Afganistan&#8217;da başarısız olması, radikal akımların Orta Asya&#8217;nın sınırlarına dayanması, hatta bölgeye sızması anlamına geliyordu ki bu da Rusya&#8217;nın hiç istemeyeceği bir şeydi.</p>
<p>  Bakiyev yönetimini deviren 59 yaşındaki Roza Otunbayeva Kırgızistan&#8217;ın en temiz siyasetçilerinden biri olarak görülüyor ve bu yüzden de ülkesinde &#8220;bayan temiz&#8221; lakabıyla adlandırılıyor. 40 yıllık siyasi ve diplomatik kariyeri boyunca adı hiçbir yolsuzluk olayına karışmamış. Aynı zamanda ülkenin en deneyimli politikacılarından biri. Bağımsız Kırgızistan&#8217;ın ilk dışişlerı bakanı olan Otunbayeva sonraki yıllarda ABD, Kanada, İngiltere ve İrlanda&#8217;da büyükelçi olarak görev yapmış. 2006&#8242;nın başında muhaliflerin yanında yeniden siyasete döndüğünde yıldızı tekrar parlamaya başlayan Otunbayeva zamanla Bakiyev yönetiminin en sert muhalifi oldu, her fırsatta yönetimin yolsuzluklarını ve Bakiyev ailesinin yasadışı işlerini gündeme getirdi ve böylece halkın gözünde adeta bir kahraman haline geldi. Ancak işi çok da kolay değil Otunbayeva&#8217;nın. Herkesin, özellikle de Washington&#8217;un  ve Moskova&#8217;nın cevabını merak ettiği soru, yeni Kırgız yönetiminin Manas&#8217;taki Amerikan üssünü kapatıp kapatmayacağı. Yeni Kırgız yönetimi şimdilik Rusya yanlısı görünse de ileride nasıl bir tutum takınacağını kestirmek doğrusu zor. Bakiyev yönetimi de kendisinden önce Askar Akayev yönetiminin ABD&#8217;ye Manas&#8217;ta üs açma izni vermesine karşı çıkmış ve üssün kapatılacağını açıklamıştı. Ama Bakiyev üssü kapatmak yerine Rusya ile ABD arasındaki rebaket ve pazarlığı kızıştırarak, Manas üssünün yıllık 20 milyon dolar olan kirasını 3 katına yani 60 milyona yükseltmişti. ABD ayrıca Manas Havaalanı&#8217;nın teknik donanımının geliştirilmesi için yaklaşık 70 milyon dolarlık bir harcama vaadinde bulunmuştu. Eğer yeni Kırgız yönetimi Manas üssünü kapatırsa, ABD&#8217;nin Özbekistan, Azerbeycan veya Gürcistan&#8217;da yeni bir üs kurma arayışına gitmesi bekleniyor. Ancak bu zor görünüyor çünkü üs, kira gelirinin dışında yüzlerce Kırgız&#8217;a iş imkânı sağlıyor. Ayrıca 2005&#8242;e dek Akayev ailesi, sonrasında ise Bakiyev ailesi üssün yakıt, temizlik ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak üzere Amerikalılar&#8217;dan çok kârlı ihaleler aldılar. Bu da kaybedilmek istenmeyecek kadar önemli bir gelir anlamına geliyor. Buna karşın, Amerikan üssünün birkaç kilometre ilerisinde bulunan Rus üssü Kırgızistan&#8217;a hiçbir kira ödemediği gibi, çevresindeki insanlara herhangi bir iş imkânı da sağlamıyor. Rus üssü, Rusya ile Kırgızistan arasında imzalanan güvenlik anlaşması çerçevesinde bu ülkede bulunuyor ve Rusya, üs aracılığıyla doğrudan Kırgızistan&#8217;ın iç ve dış güvenliğine katkı sağladığı için kira ödemiyor. Afganistan&#8217;a uçakla 1,5 saat mesafedeki Manas Amerikan Üssü&#8217;nden her gün yüzlerce asker geçiş yapıyor. Afganistan&#8217;la Manas arasında ulaşım C-17 askeri kargo uçaklarıyla sağlanırken, Manas&#8217;la Avrupa&#8217;daki Amerikan üsleri arasında seferler sivil yolcu uçaklarıyla yapılıyor. Kırgızistan, Sovyetler Birliği&#8217;nin 1991&#8242;de dağılmasından sonra, Orta Asya&#8217;da çok partili demokrasiye ve parlamenter rejime ilk geçiş yapan ülkeydi. Komşu cumhuriyetler Sovyet döneminden kalma katı bir dikta yönetimi kurmuşken, Kırgızistan daha bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren açık bir toplum oluşturmaya doğru yol almaya başladı. Ancak 1990&#8242;lı yılların ortalarından itibaren Askar Akayev daha totaliter bir tutum benimsedi. Devlet ihalelerini yakınlarıyla aile üyeleri arasında paylaştırırken, yönetiminin yolsuzluklarını ve yasadışı işlerini eleştiren gazetecileri ve muhalifleri hapse atarak sindirmeye çalıştı. Ülke ekonomik olarak iflasın eşiğine gelirken binlerce Kırgız daha iyi bir hayat için komşu Kazakistan&#8217;a ve Rusya&#8217;ya gitti. Akayev&#8217;den kurtulmak için fırsat kollayan Kırgızlar 2005 seçimlerine hile karıştırıldığı iddiaları üzerine ayaklanınca Akayev ülke dışına kaçmak zorunda kaldı ve yerine ülke tarihinde temiz bir sayfa açma vaadinde bulunan Bakiyev geldi. Ancak çok geçmeden Bakiyev de Akayev&#8217;i aratır oldu. Hükümeti eleştiren gazeteciler yine tutuklanmaya ve ortadan kaybolmaya, rüşvet iddiaları ortalıkta dolaşmaya başladı. Ve 2010&#8242;da bu kez Bakiyev halk tarafından alaşağı edildi.</p>
<p>  Ve bugün&#8230; 1 Şubat&#8217;ta, Başbakan Erdoğan ve ailesi, beraberindeki bakanlar, milletvekilleri ve gazetecilerle Bişkek&#8217;e geldi. Ertesi gün resmi temaslarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kırgızistan Başbakanı Almazbek Atambayev baş başa ve heyetlerarası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, &#8221;Mısır&#8217;da bazı gelişmeler yaşanıyor. Dün cumhurbaşkanı Mübarek bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını söyledi. Yine Ürdün&#8217;de de bazı gelişmeler yaşanıyor. Hüsnü Mübarek&#8217;in açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye&#8217;nin bundan sonra bölgedeki rolünü nasıl yorumluyorsunuz?&#8221; sorusuna şu yanıtı verdi:</p>
<p>&#8221;Bu gece geç saatlere kadar ben de izledim. Bu açıklamanın arkasından yüz binlerce insanın toplandığı o meydanda bu açıklama yeterli bir açıklama olarak görülmedi. Artık Mübarek&#8217;ten çok daha farklı bir adım atması bekleniyor. Halkın beklentisi bu. Oradaki bir demokrasi uygulamasının çok kısa bir sürede başlaması için de şu andaki mevcut yönetim güven vermiyor. Bu sürece girilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunun da yol haritasının, takviminin açıklanması gerekir diye düşünüyorum. Eğer bu takvim açıklanırsa o kitleler tatmin olacaktır. Eğer bu takvim açıklanmazsa kitlelerin bir defa bundan tatmin olacağının mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Kaldı ki bu süreci geçici bir yönetimle atlatmak bana göre çok çok önemli diye düşünüyorum. Çünkü burada da güven önemli. Bu güveni sağlayacak bir yönetim noktasında atılması gereken adımlar var. Mısır&#8217;da da bugün siyasi partiler var. Bu siyasi partilerin kanaatleri çok çok önemli. Biz tabi Mısır&#8217;ın içişleri noktasında herhangi bir fikir beyan etme durumunda değiliz. Böyle bir yetkimiz falan söz konusu değil. Sadece bizim dışarıdan bir bakışımızdır bu. Bunun nihai kararını, en önemli kararını Mısır&#8217;ın kendi içindeki siyasi partiler verecektir. Oradaki kanaat önderlerinin ortaya koyduğu düşünceler bana göre çok çok önemlidir.&#8221;</p>
<p>   Başbakan Erdoğan, Kırgızistan&#8217;daki resmi temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Otunbayeva ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından Başbakan Erdoğan&#8217;a, Danaker Devlet Nişanı takdim edildi. Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Kırgızistan&#8217;da, Otunbayeva&#8217;nın elinden, son derece önemli bir nişanı almaktan çok büyük memnuniyet ve gurur duyduğunu, nişanı, şahsından ziyade, Türkiye-Kırgızistan kardeşliğine verilmiş bir hediye, büyük bir teşvik olarak gördüğünü ifade etti.</p>
<p>   Türkiye Kırgızistan İş Forumu&#8217;nda konuşan Erdoğan &#8220;Bu yeni süreçte özel sektörün önünü açacağız&#8221; dedi ve ardından Kırgızistan Meclis Başkanı Ahmetbek Keldibekov ile görüştü. Erdoğan, görüşmenin ardından Kırgızistan Parlamentosu Cogorku Keneş&#8217;te Kırgız milletvekillerine hitap etti. Konuşmasına, &#8221;Kırgızistan Parlamentosu&#8217;nu, siz değerli milletvekillerini, sizlerin şahsında tüm Kırgız halkını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum&#8221; diye başlayan Erdoğan, &#8220;Kırgızistan&#8217;a yaptığı resmi ziyaret dolayısıyla Cogorku Keneş&#8217;e hitap etmekten büyük gurur duyduğunu&#8221; söyledi ve saat 17&#8242;de (Türkiye saati ile 13&#8242;te) Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği binasının açılışını yaptı. Açılışa eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Devlet Bakanı  Zafer Çağlayan, AKP İzmir milletvekili İbrahim Hasgür, AKP Grup Başkanvekili ve Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş; Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Enis Berberoğlu, Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya, Star gazetesi genel yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz, Yenişafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül, Kırgızistan Büyükelçimiz Nejat Akçal ve Bişkek&#8217;te yaşayan birçok vatandaşımız katıldı. Açılış töreninde ilk önce Bişkek&#8217;teki Türk okullarında okuyan öğrenciler mini bir gösteri yaptılar konuklara ve ardından konuşmasında Türkiye, Kırgızistan ve Rusya arasında Kırgızistan&#8217;a yatırıma yönelik üçlü işbirliği oluşturabileceğini dile getiren Erdoğan, &#8220;Bir diğer adım; o da vizeyle ilgili bugün yapmış olduğumuz anlaşmadır. İlk etapta 90 günlük vizelerin kaldırılması anlaşmasını imzaladık ama yıl sonunda tamamıyla vizenin kaldırılmasını da bu anlaşma içerisine yerleştirdik. Yıl sonuna kadar Türkiye ile Kırgızistan arasındaki vizeler tamamıyla kaldırılacaktır. Bu konuda mutabık kaldık&#8221; dedi.</p>
<p>  Bu arada tüm gazetecilerle konuşma imkanı buldum. Ülkemizdeki demokratikleşme yolunda atılan adımlarla ilgili olarak Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz &#8220;Ülkemizde bugünler önceden hayal bile edilemezdi. Biz darbeler dönemini yaşadık. Bugün Türkiye süper.&#8221; dedi. Daha sonra Manas Üniversite&#8217;sini ziyaret eden Erdoğan&#8217;a Rektör Süleyman Kayıpov tarafından Kırgızistan yerel kıyafeti &#8220;çapan&#8221; giydirildi ve böylece Kırgızistan&#8217;da geçen yıl nisan ayındaki iktidar devriminin ardından Türkiye&#8217;den Kırgızistan&#8217;a Başbakan düzeyinde yapılan ilk ziyaret olması bakımından tarihi önem taşıyan gezi sona erdi.</p>
<p>   Bir de ülkemizde pek yer almadı ama Başbakan Erdoğan Bişkek&#8217;e gelmeden önce Kırgızistan&#8217;da haftalık yayınlanan Kırgızistan Zaman gazetesine &#8220;Bugün artık Kırgızistan için geçmişe değil, geleceğe bakma günüdür&#8221; başlıklı bir yazı yazdı ve yazısında şunları söyledi: &#8220;Cumhurbaşkanı Sayın Otunbayeva ve değerli kardeşim Başbakan Atambayev liderliğinde Kırgızistan için yeni ve umut dolu bir geleceğin kapılarının ardına kadar aralandığına inanıyoruz. İşçi, öğrenci ve işadamı olarak yklaşık 6 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kırgızistan&#8217;da barış ve huzur içinde hayatlarını ikame ettiriyorlar&#8230; Farklı lehçelerde de olsa, bizler, aynı dili konuşuyoruz. Aynı kültürü paylaşıyor, ortak bir geçmişi gururla taşıyoruz. Bugün bu ortaklıkları, ülkelerimiz, bölgelerimiz için refaha dönüştürmek elimizde&#8230; Gün, hüzünleri olduğu kadar, sevinçleri; sıkıntıları olduğu kadar, tecrübeleri paylaşma günüdür. Yaşasın Türkiye Kırgızistan kardeşliği&#8230;&#8221;</p>
<p>   Bu yazının yayınlandığı sayfanın yanında ise Kırgızistan Başbakanı Almazbek Atambayev ile yapılmış bir röportaj vardı. Siyasi ilişkilerden ekonomiye, kültürel ilişkilerden Türk okullarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Atambayev şunları söylüyordu: &#8221; Dostlar zor günlerde belli olur. Kardeş ülke Türkiye her zaman bizim yanımızda oldu. Özellikle nisan ayından itibaren zor ve sıkıntılı bir dönemden geçen ülkemiz her zaman Türkiye&#8217;yi yanında gördü. Türkiye bizden hiçbir fedakarlığı esirgemedi.&#8221; İyi derecede Türkçe konuşan Atambayev, Türkiye&#8217;yi, Türk halkını ve Türk okullarını çok seviyor ve şunları söylüyor bu konuda: &#8220;Türkiye bizim kutup yıldızımız, o ne kadar büyür ve gelişirse bize örnek olur. Kardeşlerinin de önünü açar. Türkiye çok güzel bir yer. Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsunuz, çok şanslısınız. Şu anda Türkiye&#8217;de olmayı, İstanbul&#8217;u ve İzmir&#8217;i gezmeyi çok isterdim.  Türkiye cennet gibi bir ülke&#8230; Yapılan eğitim çalışmaları Türk Birliği&#8217;ni oluşturmanın ilk ve en önemli adımıdır. Bu sebeple eğitim faaliyetlerini can-ı gönülden destekliyorum&#8230; Allah Türk milletine ve halkına mutluluk ve iyilik versin. Çok sevdiğim Türk milletine ve Türk halkına bol selam ve muhabbet göndermek istiyorum.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/02/03/devrimin-ardindan-kirgizistan%e2%80%99a-giden-ilk-basbakan/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/02/03/devrimin-ardindan-kirgizistan%e2%80%99a-giden-ilk-basbakan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Füze Kalkanı ve Türkiye</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/16/fuze-kalkani-ve-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/16/fuze-kalkani-ve-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 11:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13950</guid>
		<description><![CDATA[
NATO&#8217;nun Lizbon zirvesinde NATO ülkelerinde bir füze savunma sistemi kurulması konusunda anlaşmaya varıldı. Füze kalkanı projesi bir Amerikan projesiydi ancak atılan son adımlarla bu bir NATO projesine dönüştü. Zirvede sistemin teknik ayrıntılarıyla ilgili karar alınmadı; sonraya bırakıldı. Ayrıntılar dedik ama aslında projenin yapısını da bu ayrıntılar belirleyecek. Sistemle ilgili olarak pek çok cevaplanmayı bekleyen soru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/fuze_kalkani.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13952" title="fuze_kalkani" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/fuze_kalkani-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>NATO&#8217;nun Lizbon zirvesinde NATO ülkelerinde bir füze savunma sistemi kurulması konusunda anlaşmay<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/fuze_kalkani.jpg"></a>a varıldı. Füze kalkanı projesi bir Amerikan projesiydi ancak atılan son adımlarla bu bir NATO projesine dönüştü. Zirvede sistemin teknik ayrıntılarıyla ilgili karar alınmadı; sonraya bırakıldı. Ayrıntılar dedik ama aslında projenin yapısını da bu ayrıntılar belirleyecek. Sistemle ilgili olarak pek çok cevaplanmayı bekleyen soru var.</p>
<p> ABD&#8217;nin füze savunma projesi Polonya ve Çek Cumhuriyeti&#8217;ni kapsıyordu. Çek Cumhuriyeti&#8217;ne radar ve Polonya&#8217;ya füze yerleştirilmesi planlanmıştı. Ancak Rusya bu duruma sessiz kalmadı ve bu füzelerin kendisine bir tehdit oluşturduğunu<span id="more-13950"></span> iddia etti. Bununla da yetinmeyen Rusya misilleme olarak Kaliningrad&#8217;a benzer füze sistemlerini yerleştireceğini duyurdu (1).</p>
<p> Rusya&#8217;nın sert muhalefeti yanında baş düşman İran&#8217;ın son dönemde uzun menzilli füzeler yerine kısa menzilli füzeler üzerine odaklanması Başkan Obama&#8217;yı projeyi revize etmeye zorladı (2). Bu gelişmeler karşısında Obama hükümeti füze savunma sistemini Amerikan projesi olmaktan çıkarıp bir NATO projesi haline getirdi. Ayrıca yeni sistemdeki füzeler bir öncekindeki gibi belli üslerde sabit ve yüksek maliyetli değil mobil ve düşük maliyetli olarak planlandı. Bunun yanında NATO sistemindeki füzeler deniz platformlarına da yerleştirilebilir durumda olacak.</p>
<p> <strong>Füze Kalkanının Amacı</strong></p>
<p> Füze kalkanının en önemli amacı ABD&#8217;nin dünya hakimiyetini askeri-stratejik olarak devam ettirmek. ABD satrançta boş kareleri satın alma hamlesine benzer bir hamleyle önceden gökyüzünü kontrol altına almak ve rakiplerinin bir adım önünde olmak istiyor. Füze kalkanı tamamlandığında konvansiyonel füze üretmek isteyen her ülke bunu hesap etmek zorunda kalacak.</p>
<p> İran ve Kuzey Kore ABD tarafından ana tehdit olarak görülüyor ancak NATO Strateji Konsept Belgesi&#8217;nde hiç bir ülkenin adı geçmiyor. Ancak özellikle İran&#8217;ın birincil hedef olarak görüldüğü biliniyor. Bir başka konu da İsrail&#8217;in İran&#8217;a karşı korunması. Her ne kadar Türkiye bu konuda hassas olsa da İsrail&#8217;in İran karşısında korunmasının füze kalkanının amaçları arasında olduğu gizli bir durum değil.</p>
<p> <strong>Türkiye</strong></p>
<p> Türkiye&#8217;nin kendi topraklarında böylesi bir füze sisteminin yerleştirilmesine en hafif tabirle sıcak bakmadığı biliniyor. Zira Türkiye yeni dış politikası çerçevesinde komşularıyla iyi ilişkiler kurmak ve bölgede etkinliğini artırmak istiyor. Bir yandan bu tip politikalar yürütülürken füze savunma sistemlerini topraklarında etkin kılması çelişik bir durum.</p>
<p> Öte yandan bu sistemin İran&#8217;ı hedef aldığı resmi olarak açıklanmayan ama herkesçe kabul edilen bir durum. Nicolas Sarkozy İran ismini açıkça telaffuz ederken Davutoğlu&#8217;nun açıklaması ise &#8220;Hiçbir komşu ülkeden tehdit algılaması içinde değiliz&#8221; şeklindeydi (3). Bu durumda Türkiye ile NATO ülkeleri ortak düşman üzerinde uzlaşmış durumda değil.</p>
<p> Bir diğer konu da İsrail. Sistemin İsrail&#8217;i koruma içgüdüsü tartışılmaz. Ancak Türkiye sistemle ilgili teknik bilgilerin üçüncü bir ülkeyle paylaşılmasına daha işin başında karşı çıktı (4). Türkiye&#8217;nin bu konuda çok hassas olduğu ve gerekirse proje önüne engel çıkarabileceği de konuşulan konular arasındaydı (5). İsrail ile ilişkilerin son derece gergin olduğu bir ortamda Türkiye zaten gönülsüz olduğu projenin İsrail ile bağlantılı olmasına şiddetle karşı çıkacaktır.</p>
<p> Füzelerin komutasının kimde olacağı da tartışılan bir başka konu. Normalde NATO sistemlerinin komutası merkezi karargaha bağlıdır ancak Türkiye bu konuda söz hakkı istiyor (6). Yani olası bir savaş başladığında (örneğin İran-İsrail) Türkiye füze kalkanının -en azından kendi topraklarında- aktif hale getirilip getirilmemesinin kararını kendisi vermek istiyor. Bu konu henüz çözümlenmiş değil ancak önümüzdeki dönemin müzakerelerinde sıkça tartışılacağına kuşku yok.</p>
<p> Felaket senaryosuna gelince; İran&#8217;ın İsrail veya başka bir ülkeye karşı girişeceği füze saldırısında eğer tüm kartlar Türkiye aleyhine dönmüş ise Türkiye&#8217;yi çok ciddi bir tehlike bekliyor: <strong>Kendisinin dahil olmadığı bir savaşta, kendi parasını ödediği füzelerin kendi kontrolü dışında harekete geçmesi ve sonuçta kendi topraklarının hedef olması! </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kaynaklar</span></strong></p>
<p> <strong>(1) &#8220;9K720 Iskander-M (SS-26 Stone)&#8221; </strong><a href="http://www.globalsecurity.org/wmd/world/russia/ss-26.htm">http://www.globalsecurity.org/wmd/world/russia/ss-26.htm</a><strong> (29 Kasım 2010); &#8220;The Kaliningrad Missile Crisis&#8221;, Neil Richard Neslie,   </strong><a href="http://www.acus.org/new_atlanticist/russian-missile-kaliningrad-defense-crisis">http://www.acus.org/new_atlanticist/russian-missile-kaliningrad-defense-crisis</a><strong></strong></p>
<p><strong> (13 Kasım 2008).</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>(2) &#8220;The First Line of Defense&#8221;, Ben Wachendorf, Proceedings Magazine, Kasım 2009, vol. 135/11/1,281. </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>(3) &#8220;US missile defence plans could spark EU-Nato tensions&#8221;, Simon Tisdall, The Guardian, 19 Ekim 2010.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>(4) &#8220;Turkish ire is hurting Israel&#8217;s NATO ties&#8221;, Amir Oren, Haaretz, 17 Kasım 2010.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>(5) &#8220;Turkey main obstacle for NATO missile defense system, diplomats say&#8221;, Haaretz, 3 Kasım 2010.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>(6) &#8220;Komuta NATO&#8217;nundur&#8221;, BBC Türkçe, </strong><a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/11/101119_pamir_nato_interview.shtml">http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/11/101119_pamir_nato_interview.shtml</a><strong></strong></p>
<p><strong> (19 Kasım 2010).</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/16/fuze-kalkani-ve-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/16/fuze-kalkani-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Wikileaks bizi kesmez&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 16:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13750</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer 
Bizim millet olarak tuhaf bir tabiatımız var. Şöyle ki, tüm dünyayı ilgilendiren bir çok meseleyi es geçebilirken, belli ülkeleri olağanüstü etkileyebilecek bazı olayları büyütebiliyoruz.
&#8220;Hukukun üstünlüğü&#8221; ve &#8220;serbest piyasa ekonomisi&#8221; artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk halini almışken, bizdeki statükocu çevreler hala topu taca atmakla meşguller mesela. Tam tersi bir durumsa, wikileaks belgelerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İbrahim Becer</strong> </em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/wikileaks.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13752" title="wikileaks" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/wikileaks.jpg" alt="" width="125" height="221" /></a>Bizim millet olarak tuhaf bir tabiatımız var. Şöyle ki, tüm dünyayı ilgilendiren bir çok meseleyi es geçebilirken, belli ülkeleri olağanüstü etkileyebilecek bazı olayları büyütebiliyoruz.</p>
<p>&#8220;Hukukun üstünlüğü&#8221; ve &#8220;serbest piyasa ekonomisi&#8221; artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk halini almışken, bizdeki statükocu çevreler hala topu taca atmakla meşguller mesela. Tam tersi bir durumsa, wikileaks belgelerinde sözkonusu. İspanya için önemli olabilir; Başbakan, helikopter motoru ihalesi için ingiliz firması yerine Amerikan firmasından yana tavır almış. Ya da Almanya için; kabinede bir bakan köstebeklik yapmış. Sonra istifa etti gerçi de, bizi ilgilendiren bir tarafı yok.</p>
<p>Wikileaks hakkında en doyurucu yazıyı <span id="more-13750"></span>radikal gazetesinden Erdal Güven kaleme almış: Bu cenahın mensupları, çıkışlarını 2008 yılında Kenya&#8217;da yargısız infaz sonucu öldürülen yüzlerce insan olduğunu ortaya çıkararak yapıyorlar. Sonra arkası geliyor ve silahlı bir ABD helikopterinin 12 sivili vurma anını yakalıyorlar. Ardından Afganistan&#8217;da ABD askerlerinin beş yıl boyunca tuttuğu günlükler sızdırılıyor ve gerisi çorap söküğü gibi geliyor.</p>
<p>Bir merkezleri yok, kaç kişi oldukları bilinmiyor, bir örgüt şemasına dahi sahip değiller. Vitrinde tek bir kişi var, Avustralyalı bilgisayar korsanı Julian Assange. Hakkında rivayet çok; herşeyini bir sırt çantasında taşımasından tutun da, sürekli yer değiştirmesine kadar birçok efsaneye konu olmakta Hazret. Gerçek olan şu ki, aynı zamanda İnterpol tarafından da &#8220;taciz&#8221; suçuyla aranmakta.</p>
<p>Hani beylik bir laf vardır; &#8220;ihanet ilgi çekse de, hain sevilmez&#8221; der, bu teşekkül oluşturulurken de bu atasözü düstur alınmış gibi geldi bana. Haber kaynakları genelde çalıştığı birimleri cezalandırmak isteyenlerden müteşekkil. Zaten bombayı da Bradly Manning adında 23 yaşında bir Amerikalı er patlatıyor. İstihbarat analisti olarak görev yapan Manning, 150 ülke diplomatından gelen yaklaşık 251 bin belgeyi okuyup incelemekle görevliydi. Manning şu anda virginia&#8217;daki bir deniz üssünde yargılanacağı günü bekliyor.</p>
<p>Uzmanların görüşü, açıklanan belgeler buzdağının görünen kısmı. Asıl bombaların ileride çıkacağı  belirtilmekle beraber ilk şokun çok büyük hasara yol açmadığı aşikar. Berlusconi&#8217;nin özel hayatının ifşaatı bırakın dünyayı İtalyanları bile ilgilendirmemiş. Güzel Ülkemizin nasibine de, Başbakan ve İsviçre Bankalarındaki sekiz ayrı hesap mevzusu düştü hepsi bu. O meseleyi de halletmek son derece kolay; Hukukçular daha iyi bilecektir, haddim olmayarak söyleyeyim: &#8220;ispat külfeti iddia sahibine aittir&#8221;. Yani, bir kuruma, kişiye suç isnat ettiğiniz zaman bunu ispat etmekle mükellefsinizdir. Aksi halde, en hafifinden &#8220;müfteri&#8221; sayılırsınız ki pek hoş bir tabir değildir.</p>
<p>Tüm bu curcuna içinde benim ilgimi çeken tek karakter mekanizmayı harekete geçiren Julian Assange oldu. Adam kelimenin tam anlamıyla Trevanian&#8217;ın Nicolai Hel&#8217;i ve Jean Christophe Grange&#8217;in &#8220;ölü ruhlar ormanı&#8221; romanındaki jean Korova karakterlerinin dijital karışımı gibi. Trevanian 2005&#8242;de öldü ve vasiyeti gereği gizlice gömüldüğü için ondan bize hayır yok ama sadece Fransa&#8217;da 450 bin sadık okuru olan Grange için bulunmaz bir nimet Assange.</p>
<p>En çok kripto gönderilen ülkelerden birinin Türkiye çıkması da ayrıca şaşırttı beni. Çünkü bu ülke son birkaç yıldır şok yaşamaya şerbetlendi de ondan. Nasıl ki bizde gizem öğeleriyle süslenmiş bir cinayet olayı pek yaşanmazsa, gizli belgelerin ortaya saçılmasına da gerek görülmez. Bizde herşey alenidir. Adam cinayet işler, oturur ve polisi bekler. Yetkili mercilerde olanlar da telefonda geyik yaparken internete düşer, sen de oturur dinlersin. Biz bu konuda bürokrasiyi sevmeyiz yani. O yüzden Amerikalı Diplomatlar boşuna mesai harcamışlar.</p>
<p>Çünkü, biz Türklerin şok eşiği son yıllarda Dağlıca, Aktütün, Ergenekon, Balyoz falan derken çok yükseldi. Bu saatten sonra adrenalin salgılamamız için Tolkien&#8217;in gelip, bize el vermesi gerek. Çünkü biz &#8220;şok eşiği&#8221; konusunda çıtayı çok yukarılara taşımış bir milletin ahfadıyız.</p>
<p>Wikileaks bizi kesmez&#8230;</p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

