<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Dil</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/dil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Kemalizmin Zararları(17): Devrim yapar, Dilini devirir, Kendini kaybedersin!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 10:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21875</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.
Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-21877" title="dil_devrimi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/dil_devrimi.jpg" alt="" width="250" height="307" /></a>&#8220;&#8230; İran sinemasının kimlik oluşturduğu ve bizim bunu başaramadığımız doğru. Ama bizde olan bazı gelişmeler sebebiyle maalesef böyle oldu. Onlar bir tarihte toplanıp sözlüklerinin tamamını değiştirmediler. Kelimelerinin hepsini değiştirip herkesin kendini yabancı hissettiği bir alanda yeniden kendilerini tanımlamadılar.</em></p>
<p><em>Dolayısıyla o geleneksel bağ kopmadı. Özellikle de şiirle olan bağları kopmadı; kaldı ki biz aynı havuzdan besleniyorduk, biz aynı insandık aslında. Biraz bağnaz bir batıcılık kafası, halkın önüne sunulan yeni bir şeyler uğruna eskiyi tamamen çıkarmak, bir ağacın meyvesinin kökleriyle olan bağını kesmesi anlamına geldi ki, aslında en çok darbeyi de sanat yedi bu yüzden &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.risaleajans.com/index.php/islam/1900-guende-bes-kez-ezan-okunur-ama-filmlerde-ezana-yer-verilmez" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/10/kemalizmin-zararlari17-devrim-yapar-dilini-devirir-kendini-kaybedersin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe “Off” Ya Da Siyaset Meydanı “On”</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/turkce-%e2%80%9coff%e2%80%9d-ya-da-siyaset-meydani-%e2%80%9con%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/turkce-%e2%80%9coff%e2%80%9d-ya-da-siyaset-meydani-%e2%80%9con%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 08:04:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dil]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15729</guid>
		<description><![CDATA[
Alper Gürkan
Ben de birçok okur gibi anadilimin kullanımıyla ilgili kendimi geliştirmek ve kitabın arka kapağında yazdığı gibi biraz &#8220;eğlenmek&#8221; için Feyza Hepçilingirler&#8217;in &#8220;Türkçe Off&#8221; kitabını nihayet okudum. Biraz eğlenmediğimi, yeni birkaç şey öğrenmediğimi, doğrusundan emin olamadığım detaylarla karşılaşmadığımı söyleyemem. Ama kitabın, -özel bir şeyler bulacağıma dair- beklentimin bir hayli aşağısında kaldığını söyleyebilirim.
Bunun iki sebebi var: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/turkceoff.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15731" title="turkceoff" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/turkceoff.jpg" alt="" width="216" height="305" /></a></p>
<p><strong><em>Alper Gürkan</em></strong></p>
<p>Ben de birçok okur gibi anadilimin kullanımıyla ilgili kendimi geliştirmek ve kitabın arka kapağında yazdığı gibi biraz &#8220;eğlenmek&#8221; için Feyza Hepçilingirler&#8217;in &#8220;Türkçe Off&#8221; kitabını nihayet okudum. Biraz eğlenmediğimi, yeni birkaç şey öğrenmediğimi, doğrusundan emin olamadığım detaylarla karşılaşmadığımı söyleyemem. Ama kitabın, -özel bir şeyler bulacağıma dair- beklentimin bir hayli aşağısında kaldığını söyleyebilirim.<br />
Bunun iki sebebi var: Birincisi, yazarın yazılarını ve bütünsel olarak bu kitabı, &#8220;kendini Türkçe olarak ifade etmekte&#8221; ciddi sorunlar yaşayan kişileri hedefleyerek yazmış olması. (Yani söz-sözcük-tümce kavramlarını birbirine karıştırabilen kişiler ya da Türkçenin konuşulduğu gibi yazılan bir dil olduğunu sananlar için diyebiliriz.) Bu yönüyle yazılanların ortaöğretimdeki öğrencilere fayda sağlayacağı kesin olmakla birlikte daha ileri konumdaki okur-yazar kişiler için fazla bir şey ifade ettiğini dile getiremeyiz.</p>
<p style="text-align: center;">
 * * *</p>
<p>Murat Belge&#8217;nin, Hepçilingirler gibi dilin bu tür sorunlarıyla ilgilenenler için &#8220;Dil Zabıtası&#8221; dediğinin aktarıldığı sayfaya gelene kadar ben de benzer şeyler düşünmeye başlamıştım. Ama bununla ilgili bir isimlendirme yapmamıştım doğrusu. Sağ olsun Belge, güzel bir adlandırma yaparak bizi zahmetten kurtarmış&#8230;<span id="more-15729"></span><br />
Elbette dilin sorunlarının olması ve bu sorunların çözülmesi için çaba harcanıyor olması gayet doğaldır. Lakin çözüm önerilerinde tek bir perspektifin (genelde öztürkçeci ırkçılık açısının) dayatılması ve bu bakış açısı haricindekilerin aşağılanması hiç de doğal değildir. Çünkü doğal olan, canlı bir varlık gibi tahayyül edilen dilin &#8220;nabzı&#8221;nın objektif bir biçimde tutulmasıdır.<br />
Örneğin bu nabzı halkın kullanımında aramak bir yöntem olabilir&#8230;<br />
 Şimdiye kadar içtenlikle ve dilin -hiçbir zorlama olmaksızın- kendiliğinden akışında &#8220;fax&#8221; cihazına &#8220;belgegeçer&#8221; diyen birisi nerede görülmüştür? Evet, böyle diyenler vardır. Ama bu kişiler kendini &#8220;dil konusunda hassas&#8221; zannettikleri için -ya da tersinden söylersek öyle oldukları için- böyle bir eğilime girdikleri bilinmektedir. Yoksa normalde onlar da bu cihazı tanımlarken, zihinlerinde &#8220;fax&#8221; diye tanımlıyorlar ama bunu dile getirirken &#8220;Türkçe&#8221;ye çeviriyorlar hemen. İnsan merak ediyor; aynı kişiler televizyon, cd, radyo, otobüs gibi kelimeler karşısında -damarlarındaki asil kana güvenerek- nasıl bir tavır takınıyorlar acaba?<br />
Bence zorlanıyorlar sadece! Çünkü her halukarda dilin varlık sebebi olan iletişim, zihin tarafından sürekli kolaylaştırmaya açık bir şekilde çalışır. Bu yüzden sesler, harfler, isimler gibi &#8220;işaret&#8221;ler icat edilmiştir. İletişim gayesinin birer vasıtasından ibaret olan bu şeylerin hiçbirisi kendi başına birer anlam taşımaz. Bu yüzden bunlara da dinsel birçok olgu gibi kudsiyet yükleme çabası gereksizdir. İnsan tabiatının bir unsuru olan dili, &#8220;ses bayrağı&#8221; ilan edip vatanmilletsakarya meselesi yapıp, &#8220;milli bilincin yansıması&#8221; biçiminde ele alarak politikaya alet etmek anlamsızdır.<br />
* * *<br />
Zaten Hepçilingirler&#8217;in kitabına ikinci eleştirim de budur: Dil zabıtamız, aynen dediğim gibi dili salt iletişim vasıtası olmaktan çıkarmış ve &#8220;milli bilincin yansıması&#8221;na indirgeyerek hapsetmiştir. Bunu yaparken aktardığı milli hisleri bir yana, kitabını siyasi eleştiri, yorum hatta küfürlerle doldurmuştur. (En fena küfür de Çiller&#8217;e gitmiş!)<br />
Mesela Abhazyalılarla diyaloglarından bahsettikten sonra, kitabın en sonunda &#8220;&#8230;anlasınlar küreselleşince dünyalarının kaç bucak olacağını!&#8221; diye yazmış.<br />
Dünyanın bugünkü gerçeklerini görmemekte direnen kapalı bir ekonomi anlayışına sahip Kemalist ideolojinin milli duyarlılıklarına, Marksist ideolojinin kalıntılarını eklerseniz bundan daha iyi bir küreselleşme yorumu yapamazsınız. Başka yorumlar da var tabi: Sanki müellif; Gümrük Birliği, serbest piyasa ekonomisi gibi konulara eğilirken; Türkçenin sorunlarından bahsetme fırsatı buldukça bunları yazmış gibidir.<br />
Mesela &#8220;Siz Kimsiniz?&#8221; başlıklı yazıda bırakın dilin sorunlarından bahsedilmesini, -lisan anlamında- dil kelimesi, Türkçe kelimesi dahi geçmez. Üstad oturmuş, önsözde &#8220;dilbilgisi kitaplarına alternatif&#8221; olarak sunduğunu iddia ettiği bir kitap yazmış ama içine üç sayfalık böyle alakasız bir yazı koymaktan da geri kalmamış. Eroinden, tarikattan, paşa hayatlardan, Batılılıktan, hurafeden ve daha nice şeylerden söz etmiş oysaki. Üstelik bunu yaparken memleket yorumlarını ince bir tarzda araya sıkıştırdığı izlenimi vermeye bile gerek görmeden kabaca yapmış.<br />
Çünkü bu kitabın hedef kitlesi, etki çemberi kendini &#8220;açıkça&#8221; belli ediyor: Kendi ses bayrağını bile çat pat kıvırırken meydanlarda bayrak sallayarak ilerici olacağını sanan cahil kalabalıktan başka kim olabilir ki bunlar?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/16/turkce-%e2%80%9coff%e2%80%9d-ya-da-siyaset-meydani-%e2%80%9con%e2%80%9d/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/16/turkce-%e2%80%9coff%e2%80%9d-ya-da-siyaset-meydani-%e2%80%9con%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dil bir oyuncak mıdır?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 03:41:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Dil]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Pozitivizm]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<category><![CDATA[İç hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[Dil Devrimi]]></category>

		<category><![CDATA[Modernleşme]]></category>

		<category><![CDATA[Nurullah Ataç]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/</guid>
		<description><![CDATA[Cristopher K. Neuman’ın Tanzimat ve Cevdet Paşa hakkında “Araç Tarih, Amaç Tanzimat” adlı bir eseri var. Ben okumadım. Taha Akyol bu eserin Türkçe tercümesi için Neuman’ın yazdığı önsözden bir alıntı yapıyor. Neuman şöyle diyor:
Kelimelerin değerini etimolojik kökene göre tespit eden ve bu bakımdan ırkçı olan, yazı dilini konuşma diline benzetmek amacıyla ikisinin de işlevini yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cristopher K. Neuman’ın Tanzimat ve Cevdet Paşa hakkında “Araç Tarih, Amaç Tanzimat” adlı bir eseri var. Ben okumadım. Taha Akyol bu eserin Türkçe tercümesi için Neuman’ın yazdığı önsözden bir alıntı yapıyor. Neuman şöyle diyor:</p>
<blockquote><p><em>Kelimelerin değerini etimolojik kökene göre tespit eden ve bu bakımdan ırkçı olan, yazı dilini konuşma diline benzetmek amacıyla ikisinin de işlevini yerine getiremeyecek kadar dumura uğratan bir dil politikasına kurban gitmiş Türkçenin makus talihi.</em></p>
<p><em>Kendi Almanca üslubumun akıcılığı, zenginliği ve çokboyutluluğuyla iftihar eden bir yazarım. Konum, üslup konusunda hayranlık uyandıracak başka bir yazarın, Cevdet Paşa’nın eseridir.</em></p>
<p><em>Gelişme şansı kullandırılmamış Türkçe’nin haline, bu tercümeyi gözden geçirirken bir kez daha hayıflanmaktan başka bir şey elden gelmedi.</em></p></blockquote>
<p>Dil dediğimiz şey nedir? Yani dil deyince ne anlıyoruz?</p>
<p>Birçok tarif yapılabilir belki ama bunların içinde &#8216;yap-boz&#8217;un olamayacağı kesin.</p>
<p>Huylu huyundan vazgeçmiyor.  Birkaç ay önce basında bir haber vardı. Türk Dil Kurumu kelime üretimine <a href="http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=66020">devam ediyormuş</a>. Buldukları bazı karşılıklar ise şöyle:</p>
<blockquote><p>Basketbol &#8216;&#8217;sepet topu&#8221;, first lady &#8221;başbayan&#8221;, asparagas &#8221;uydurma&#8221;, zapping &#8221;geçgeç&#8221;, etik &#8221;töre bilimi&#8221;, Avans &#8221;öndelik&#8221;, voleybol &#8221;uçan top&#8221;, banknot &#8221;kağıt para&#8221;, afiş &#8221;ası&#8221;, ajanda &#8221;andaç&#8221;, aktivite &#8221;etkinlik&#8221;, aktüel &#8221;güncel&#8221;, aspiratör &#8221;emmeç&#8221;, <span id="more-1453"></span>amblem &#8221;belirtke&#8221;, ambulans &#8221;cankurtaran&#8221;, amortisman &#8221;yıpranma payı&#8221;, fabrika &#8221;üretimevi&#8221;, anarşi &#8221;kargaşa&#8221;, arşiv &#8221;belgelik&#8221;, atölye &#8221;işlik&#8221;, türbülans &#8221;burgaç&#8221;, badminton &#8221;tüytop&#8221;, baypas &#8221;köprüleme&#8221;, otizm &#8221;içeyöneliklik&#8221;, ipotek &#8221;tutu&#8221;, fuel oil &#8221;yağ yakıt&#8221;, garanti &#8221;güvence&#8221;, depozito &#8221;güvence akçesi&#8221;, fitness &#8216;&#8217;sağlıklı yaşam&#8221;, finanse &#8221;akçalanmış&#8221;, CD &#8221;yoğun disk&#8221;, terörist &#8221;yıldırıcı&#8221;, idealist &#8221;ülkücü&#8221;</p></blockquote>
<p>Birileri, literatüre &#8216;oturgaçlı götürgeç&#8217; gibi kelimeler kazandıran bu adamlara, dilin canlı bir varlık gibi olduğunu, doğal olmayan müdahalelerin dile yarar değil zarar getirdiğini anlatmalı. Galiba bu adamları umutlandıran şey, uydurulan onca karşılıktan birkaçının tutuyor olması. (Mesela &#8216;buzdolabı&#8217; gibi)</p>
<p>Yüzyılların kültürüyle, geleneğiyle oluşmuş dilimizi &#8217;sadeleştirme&#8217;  ya da &#8216;öztürkçeleştirme&#8217; adı altında ucubeye çevirmeye kimin hakkı var?</p>
<p>Dildeki sadeleştirme konusundaki en gayretli  isimlerden Nurullah Ataç&#8217;ın ibretlik bir sözü vardır, şöyle der;</p>
<blockquote><p>Ben yıllardan beri öztürkçenin savunuculuğunu yapıyorum diye bazıları benim Türkçe&#8217;yi çok sevdiğimi zannediyorlar. Hayır, ben bu milletin Latince kökenli bir dil konuşmasını istiyorum, fakat mevcut zengin haliyle bu çok zor. Ancak bu dili körelte körelte bir kabile dili haline getirirsek buna mecbur olur.</p></blockquote>
<p>İşte bu zihniyetin değirmeninden geçtik; şimdi &#8216;muhasara&#8217; ile &#8216;kuşatılma&#8217;yı, &#8216;talep etti&#8217; ile &#8216;istedi&#8217;yi, &#8216;taarruz&#8217; ile &#8217;saldırı&#8217;yı, &#8216;neden&#8217; ile &#8216;vesile&#8217;yi aynı zanneden ve birbirine ikame eden bir kitleyiz.</p>
<p>Dilde zorla değişim olmaz. Hele sadeleştirme, yabancı kökenli kelimelerin atılması gibi birşey hiç yapılmaz. Bugün dünya diline sahip olan İngilizler bırakın dilden kelime atmak gibi bir saçmalığa girişmeyi bilinen bütün dillere kendilerini açmışlardı.</p>
<p>İngilizce&#8217;de pekçok Latince kelime vardır, bazı Almanlar İngilizce için &#8220;Almanca&#8217;nın bir diyalekti&#8221; der.</p>
<p>The Oxford English Dictionary (OED) dünyanın en büyük sözlüğüdür. 20 cilt, 22.000 sayfa; 500.000 kelimeden oluşur. Ve bu kelimelerin nasıl kullanılmış olduğunu göstermek için de 2.5 milyon örnek cümle ihtiva eder. Bu muazzam bir hazine.</p>
<p>Türkçe çok zengin bir dildi eskiden. Farsça ve Arapça dışında imparatorluk bünyesindeki birçok dil ve kültürün izlerini taşırdı. Yapılan  sadeleştirmeler neticesinde bu dil fakirleşti ve kuraklaştı.</p>
<p>Bugün Filibeli’nin 100 yıllık <a href="http://www.derindusunce.org/2008/07/20/a%e2%80%99mak-i-hayal/">Amak-ı Hayal</a>’ini lügatsız okuyamıyoruz, ama bir İtalyan genci 700 yıllık İlahi Komedya&#8217;yı (Dante) ana dilinden rahatça okuyabiliyor. (Evet -şükür ki- Yunus Emre&#8217;yi okuyoruz ama İtalyanlar hem filozoflarını hem de halk ozanlarını okuyabiliyor.)</p>
<p>Shakespeare, Dante, Descartes, Voltaire, Bacon ve daha birçokları; bunların eserleri yazıldığı zamanın dili ile bugün zorlanmadan okunabiliyor.</p>
<p>Fransız bir üniversite genci René Descartes’ın 1600′lerde yazılmış “Discours de la méthode” unu anadilinden okuyor, anlıyor, şerh düşebiliyor, çözümleme yapabiliyor ama emsali olan Türk genci Descartes’in de ilham kaynaklarından birisi olan Gazali’nin “El-Munkizu Mine’d dalâl” adlı eserini, bırakın okuyup, anlayıp, şerh düşebilmesini İSMİNİ bile sökemiyor.</p>
<p>El Munkiz&#8217;den, Amak-ı Hayal&#8217;i anlamaktan hadi vazgeçtik, bir zaman, Halid Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’sundaki Osmanlıca kelimelerin yanına -gençler anlayamıyor diye- sadeleştirilmiş Türkçeleri yazılmış, yine Halid Ziya Uşaklıgil’in bir başka kitabı karşılıklı olarak bir sayfaya özgün metin, diğerine de sadeleştirilmiş metin olarak basılmış. Ve işin ilginci buna rağmen yine de okuyanlar anlayamamaktan şikayet etmiş!</p>
<p>Hadi Uluengin bir yazısında Fransızcasından sular seller gibi okuyup anladığı U.Eco’nun “Gülün Adı” adlı romanını Türkçe baskısından da okumaya kalkınca anlayamamış; ve kendi ifadesi ile ” <em>şöyle yalap şalap anlamam için dahi bir de Uydurukça - Türkçe sözlüğe bakmam gerekecek</em>” demişti.</p>
<p>“Gülün adı” Voltaire dönemimin lisanında yazılmış/çevrilmiş (İtalyancadan) ama bugünkü Fransızlar hatta ana dili Fransızca olmayan H.Uluengin gibiler yazılanları anlayabiliyor. Ve bu bir roman. İlim kitabı falan da değil. Uluengin o yazısında -mealen- şöyle diyordu: “<em>Oysa, eser İtalyancadan Fransızcaya çevrilir çevrilmez ben bunu Voltaire lisanında sular seller gibi okumuştum. Şimdi nasıl oluyor da anadilimde sökemiyorum?”</em></p>
<p>Yukarıda muhasara ile kuşatılmayı aynı sanıyoruz demiştim. Metin Toker vermişti bir örnek bununla ilgili. 1929 kışında İstanbul Boğazı buz tutmuş. Kadiköy’e yatıya giden Toker’ler orada bir hafta “mahsur kalmışlar” Toker burada “kuşatılmış kaldık” diyebilir miyiz?&#8221; diye soruyor. Haklı. Ve ardından ekliyor: <em>“Dili arındıracağız derken dili ne kadar fukaralaştırdığımız makale yazarken az da hissedilse geçmişe dönük anıları kaleme almaya sıra gelince, yenilmesi güç bir eksiklik olarak karşımıza çıkıyor</em>”</p>
<p>Kendi çevremden bir örnek vereyim; geçtiğimiz aylarda İktisat - I öğrencisi yeğenime, Hayek&#8217;in<a href="http://jim.com/hayek.htm"> &#8216;Kölelik Yolu&#8217;</a> kitabının, daha 50 yıl önce yapılmış <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/22231/kolelikyolu.htm">enfes çevirisini</a> hediye etmiştim. Üç gün sonra telefonda kitabın dilini anlayamadığını, kendisi gibi anlayamayanlar için arkasına konan lügata bakıp durmaktan da konuları kavrayamadığını söylüyordu.</p>
<p>Yani dil değil bir yap-boz adeta..</p>
<p>Dil yaşayan ve kendini yenileyen bir yapıdır. Bu yenileme suni bir biçimde yeni kelimeler uydurarak yapılmaz. Dil değişir, zaman içinde bazı kelimeler dilden sakıt olur. Aynı biçimde yeni ihtiyaçlarla yeni kavramlarla karşılaşıldıkça da yine kendiliğinden kelimeler türer ya da başka dillerden geçer, içselleşir. Bu, kültür, coğrafya ve medeniyetlerin ürettikleri ile de çok yakından ilişkilidir. Hiçbir karşılığı olmayan kavramlar için yapılacak &#8216;öneriler&#8217; belki mazur görülebilir (ki öneri de şart değildir, zaten dil ona bir karşılık bulacaktır)  ancak kabul görmüş olanlar için sadece yabancı kökenli olduğu gerekçesiye yeni karşılıklar uydurmak dile yarar getirmekten çok uzaktır.</p>
<p>Yaygın kanaatin aksine bir dile giren &#8216;yabancı&#8217; kelime dile zarar vermez, bilakis dili zenginleştirir. Buna en güzel örnek İngilizce&#8217;dir.</p>
<p>Hulasa dil &#8216;evrim&#8217;le gelişir, müdahale ile değil.</p>
<p><a title="Haki Demir tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/hakidemir/"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2008/08/29/dil-bir-oyuncak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

