<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Demokrasi</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/demokrasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Liberalizme veda ederken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21936</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Ancak gerçek hayat bazı liberalleri fazlasıyla üzmüş durumda. Çünkü liberalizmin egemen olduğu düşünülen sistemlerde, insanlar sürekli olarak liberal değerlerin dışına çıkma eğilimi göstermekle kalmıyor, bunu bizzat liberalizmle meşrulaştırıyorlar. Güç sahipleri ile güçsüzleri kategorik olarak eşitleyen ve hepsinin aynı &#8216;düzlemde&#8217; birer karar alıcı olduğunu iddia eden böylesi bir ideolojinin hayal kırıklığı yaratması doğal. Nitekim gerçek hayat, güçlünün kararlarının güçsüze egemen olduğunu gösteriyor ve böylece liberalizm, güçlünün ideolojisi haline dönüşüyor. Sonuç liberalizmin giderek gerçek hayattan kopması ve bir ideal durum tasavvuru olarak işlevselleşmesidir. Aynen sosyalizm gibi bugün liberalizm de apolitik bir aydın kimliği&#8230; Cemaat oluşturma, o cemaatin içinde &#8217;siyaset yapılıyor&#8217; duygusu üretme yeteneği var, ama toplumsal siyaseti etkileme gücü yok &#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1288357&amp;title=liberalizmin-ardindan1" target="_blank">Etyen Mahçupyan</a> </p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/16/liberalizme-veda-ederken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Baharı yaşanır mı?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 09:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21765</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Mayıs&#8217;a giriyoruz ve bu ayla belki de bir &#8216;Avrupa Baharı&#8217;na. Euro Bölgesi için Mayıs çalkantılı bir ay olacağa benziyor. Fransa&#8217;daki cumhurbaşkanlığı yarışı, Avrupa&#8217;daki mücadelenin başlangıcı durumunda. Fransa&#8217;daki seçimleri kazanması beklenen sosyalist aday François Hollande, bilinçli olarak kemer sıkma politikalarına karşı hareketin liderliğine soyundu.Böylece Angela Merkel önderliğindeki Almanya yönetimini düelloya davet etmiş oldu. Hollanda, mali anlaşma olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;&#8230; <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kriz_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13618" title="kriz_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/kriz_liberal_totalitarizm-300x157.jpg" alt="" width="300" height="157" /></a>Mayıs&#8217;a giriyoruz ve bu ayla belki de bir &#8216;Avrupa Baharı&#8217;na. Euro Bölgesi için Mayıs çalkantılı bir ay olacağa benziyor. Fransa&#8217;daki cumhurbaşkanlığı yarışı, Avrupa&#8217;daki mücadelenin başlangıcı durumunda. Fransa&#8217;daki seçimleri kazanması beklenen sosyalist aday François Hollande, bilinçli olarak kemer sıkma politikalarına karşı hareketin liderliğine soyundu.Böylece Angela Merkel önderliğindeki Almanya yönetimini düelloya davet etmiş oldu. Hollanda, mali anlaşma olarak bilinen ve Euro Bölgesi&#8217;nde bütçenin disiplin altına alınmasını öngören anlaşmanın içeriğini yeniden müzakereye açma sözü verdi. Kriz başladığından bu yana başka hiçbir yasal düzenleme, Merkel için bu kadar önemli olmamıştı. Alman lider geçen hafta bu anlaşmanın &#8220;yeniden ele alınamayacağını&#8221; bildirmişti. Hollanda ise, &#8220;Almanya, Avrupa&#8217;nın bütünü için karar veremez&#8221; diyerek buna iğneli bir cevap verdi.Fransa&#8217;daki seçimleri Hollanda kazanırsa, Berlin&#8217;e &#8220;sizin yönteminiz tutmadı ve Fransız halkı kararını verdi&#8221; diyecek.Hollanda, vurguyu yeniden ekonomik büyüme üzerine yapacak. Bu nedenle iki ülke liderinin ilk görüşmesi gergin olacak &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/04/30/avrupa-bahari-yasanir-mi.html" target="_blank">TAMAMI </a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/03/avrupa-bahari-yasanir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Arap uyanışı ve Türkiye’nin paradigması</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 20:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21494</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Ülkede yolsuzluk ve adam kayırmacılığa karşı süregelen savaş, askerin imtiyazlarının azaltılması; dış ilişkilerde küresel Güney&#8217;e gittikçe daha da fazla yönelmek; Avrupa Birliği olası bir entegrasyon konusunda tereddüt ederken; Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Amerika ile ticareti güçlendirmek; Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;la ilgili bir arabulucu gibi davranıp İsrail&#8217;e karşı sağlam, eleştirel bir duruşu benimsemek ve böylelikle uluslararası Müslüman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15223" title="libya1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/libya1-300x218.jpg" alt="" width="244" height="170" /></a>&#8220;&#8230;Ülkede yolsuzluk ve adam kayırmacılığa karşı süregelen savaş, askerin imtiyazlarının azaltılması; dış ilişkilerde küresel Güney&#8217;e gittikçe daha da fazla yönelmek; Avrupa Birliği olası bir entegrasyon konusunda tereddüt ederken; Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Amerika ile ticareti güçlendirmek; Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;la ilgili bir arabulucu gibi davranıp İsrail&#8217;e karşı sağlam, eleştirel bir duruşu benimsemek ve böylelikle uluslararası Müslüman kamuoyunun takdirini kazanmak&#8230; Bunlar Türkiye&#8217;yi, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Asya&#8217;daki çoğunluğu Müslüman olan toplumlar için bir model yapan öğeler. Türkiye şu anda dünyanın on yedinci ekonomik gücü; büyüme hızı, Dünya Bankası&#8217;na göre 2010&#8242;da %8.1 ile Avrupa&#8217;nın en güçlüsü. Rollerin değişmesiyle artık Avrupa Birliği Türkiye&#8217;ye, Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği&#8217;ne duyduğundan daha fazla ihtiyaç duyabilir&#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.stargazete.com/yazar/tarik-ramazan/dunya/arap-uyanisi-ve-turkiyenin-paradigmasi/yazi-541733" target="_blank">Tarık Ramazan</a> </p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/16/arap-uyanisi-ve-turkiye%e2%80%99nin-paradigmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gözden kaçmasın: Nasıl bir anayasa istiyorum?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/gozden-kacmasin-nasil-bir-anayasa-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/gozden-kacmasin-nasil-bir-anayasa-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 20:14:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf Mehmet Bahadır</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni Anayasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21393</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizin yeni, sivil ve demokratik bir anayasa yapım sürecine girdiği bu dönemde; Türkiye&#8217;de ve Dünya&#8217;da okuyucuları on milyonlara ulaşmış Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nın müellifi Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin hayatının ilk devresinden beri savunduğu demokrasi, özgürlük ve anayasal düzene ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaşmanın son derece önemli olduğu kanaatindeyiz. Zira Bediüzzaman&#8217;ın savunduğu değerlerin bu ülkenin geleceğine ışık tutabileceğini,özellikle birlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090201_derin_dusunce_org_bediuzzaman_said_nursi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3320" title="20090201_derin_dusunce_org_bediuzzaman_said_nursi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090201_derin_dusunce_org_bediuzzaman_said_nursi-94x300.jpg" alt="" width="94" height="300" /></a>Ülkemizin yeni, sivil ve demokratik bir anayasa yapım sürecine girdiği bu dönemde; Türkiye&#8217;de ve Dünya&#8217;da okuyucuları on milyonlara ulaşmış Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nın müellifi Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin hayatının ilk devresinden beri savunduğu demokrasi, özgürlük ve anayasal düzene ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaşmanın son derece önemli olduğu kanaatindeyiz. Zira Bediüzzaman&#8217;ın savunduğu değerlerin bu ülkenin geleceğine ışık tutabileceğini,özellikle birlik ve beraberliğine büyük katkılar sağlayacağını düşünmekteyiz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.iikv.org/blog/wp-content/uploads/anayasa1.doc">LÜTFEN DOSYAYI İNDİRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ</a></p>
<p>Demokrasi ve anayasal düzeni savunmasından dolayı çağdaşı din alimleri tarafından eleştiriye maruz kalmış bu büyük mütefekkirin gerek saltanat,gerek Meşrutiyet gerekse de Cumhuriyet döneminde paylaştığı anayasal talep ve temenniler niteliğindeki düşüncelerini <span id="more-21393"></span>ortaya koyduğumuz bu raporu; çeşitli üniversiteler(*)in hukuk fakültesi öğrencilerinden müteşekkil bir heyetle hazırlamış bulunmaktayız.Söz konusu rapor dört aylık bir çalışmanın ürünüdür ve özellikle belli başlı konular için Dünya Anayasaları&#8217;ndan örneklerle zenginleştirilmiştir.Bu rapor, farklı üniversitelerden akademisyenlerin tetkikine sunulmuş ve değerlendirmeleriyle rapora son hali verilmiştir.</p>
<p>Ülkemizin geleceğine ve demokrasisine genç nesil olarak bir katkı sağlayabilmek en büyük dileğimiz&#8230;</p>
<p> <strong>(*)</strong><em> İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi- Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi -İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İ.Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi</em></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.iikv.org/blog/wp-content/uploads/anayasa1.doc">LÜTFEN DOSYAYI İNDİRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/08/gozden-kacmasin-nasil-bir-anayasa-istiyorum/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/08/gozden-kacmasin-nasil-bir-anayasa-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“Çatışma”yı Bitirmek mi, Yönlendirmek mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/15/%e2%80%9ccatisma%e2%80%9dyi-bitirmek-mi-yonlendirmek-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/15/%e2%80%9ccatisma%e2%80%9dyi-bitirmek-mi-yonlendirmek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 09:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Paksoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Derin Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[KCK]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20659</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Suçun işlenmesini önlemek amacıyla orada bulunurken onu önlemek yerine eğer kendisi eylemleri gerçekleştirirse, zaten örgütün yapmak istediğini kendisi yapmış olur. Bu yüzden Bekir Bozdağ&#8217;ın söylediği &#8220;istihbaratın suç işlemeden örgüte sızamayacağı&#8221; iddiası da bir doğruluk içermez [...] &#8220;istihbaratçıların&#8221; suç işlemesine yetki veren bir kanuni düzenleme de bildiğim kadarı ile yok&#8230;&#8221;
Kürt Sorunu üzerine bir yazı hazırlığına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/psikolojik_harp.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14659" title="psikolojik_harp" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/psikolojik_harp-242x300.jpg" alt="" width="183" height="238" /></a>&#8220;&#8230; Suçun işlenmesini önlemek amacıyla orada bulunurken onu önlemek yerine eğer kendisi eylemleri gerçekleştirirse, zaten örgütün yapmak istediğini kendisi yapmış olur. Bu yüzden Bekir Bozdağ&#8217;ın söylediği &#8220;istihbaratın suç işlemeden örgüte sızamayacağı&#8221; iddiası da bir doğruluk içermez [...] &#8220;istihbaratçıların&#8221; suç işlemesine yetki veren bir kanuni düzenleme de bildiğim kadarı ile yok&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p>Kürt Sorunu üzerine bir yazı hazırlığına girmek oldukça zor&#8230; Her yazılası bir konu ele alındığında daha o konunun üzerine sağduyu ile düşünemeden başka bir sıcak gelişme ile karşı karşıya kalıyoruz&#8230; Şöyle bu süreçte yaşananlara bir bakarsak&#8230; Peş peşe gelen KCK operasyonları, sınır ötesi harekâtlar, Uludere faciası ve son olarak KCK-MİT mevzuu her birisi aslında uzun uzun ve düşünerek konuşulması tartışılması gereken <span id="more-20659"></span>konular&#8230; Ancak ardı ardına ve beklenmeyen gelişmelerin yaşanması tüm olayların sansasyonel yönleri dışında okunmasına müsaade etmiyor.</p>
<p>Bu sansasyonel laflar içerisinde en sık dillendirilenlerden birisi de &#8220;krizin yönetilemediği&#8221; klişesi&#8230; Aslında bu &#8220;sorunu&#8221; bilimsel manada &#8220;çatışma&#8221; olarak tanımlarsak, mevcut durumda krizin yönetilememesi değil, &#8220;çatışmanın yönetilmesi&#8221; sorunu ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz&#8230; Peki o zaman ne demek çatışmanın YÖNETİLMESİ?&#8230;</p>
<p>Çatışma teorilerinde çatışmalara üç ayrı yaklaşım mevcut. Bunlar çatışmanın yönetimi (management), yatıştırılması (settlement) ve çatışmanın çözümü konusunda kararlılık (resolution)&#8230; Tüm bu yaklaşımlar çatışmalarda tarafların izledikleri yolların neyi amaçladığının temel göstergesini teşkil ediyor. Şöyle ki, çatışma yönetimi kavramı ile mevcut çatışmanın gidişatının kontrole alınması ifade edilmekte. Yatıştırılması ise çatışmanın her ne şekilde olursa olsun sadece yatıştırılmasını, kararlılık ise asıl amacın çatışmanın sona erdirilmesi olduğu anlamına gelmekte&#8230;</p>
<p>Kürt Sorunu üzerinden konuya bakıldığında bu zamana kadar çatışmanın yatıştırılması ve yönetiminin denendiği ve denenmekte olduğu görülüyor. Ama hiçbir zaman çatışmanın sonlandırılması yönünde bir &#8220;kararlılık&#8221;  olduğuna rastlayamadık&#8230;</p>
<p>Mesela, çatışmanın yatıştırılması dönemi 90&#8242;ların başından itibaren terörün, şiddetin zirve yapmasıyla birlikte Kürt Sorunu&#8217;nun salt terör sorunu olarak algılandığı ve silahla &#8220;çözülmeye&#8221; çalışıldığı bir dönemi ifade eder. Aslında bilimsel yönüyle bu dönemde sorun çözülmeye değil, yatıştırılmaya çalışıldı. Sadece silahın kullanılması ile sorunun temel hak ve özgürlükler başta olmak üzere, kültürel ve hatta ekonomik boyutu göz ardı edildi. Bu yöntem neticesinde kısa süreli olarak o dönem askeri operasyonların başarısı ile çatışma yatıştırılmış olsa da, aşılmasını sağlamadığı şu an ortada&#8230; Bunun yanında çatışmanın yatıştırılması için uğraşılan bu dönem, isteyerek ya da istemeyerek, çatışmanın kabullenilmesini ve yönetimini de gündeme getirdi.</p>
<p>Ancak çatışmanın yönetimi belli bir aşamadan sonra ana AMACIN çatışmanın sona erdirilmesi olduğu gerçeğini görmeyi engeller. Neticede karşımıza çatışmanın ürünü olan birçok sorunun, yeni birçok çatışma sebebinin doğmasına neden olur. </p>
<p>Mesela, her ne kadar şu an için bir problem gibi algılanmasa da, koruculuk sistemi terörün ve şiddetin bu topraklardan temizlendiği zaman en büyük sorunlardan birisi olarak karşımıza çıkacak&#8230; Düşünün, devlet adına para karşılığı silah taşıyan yaklaşık beş bin civarında insanı bir anda ne yapacağız?&#8230; İşte en basit haliyle koruculuk sistemi bile çatışmanın aşılması değil, çatışma ile birlikte yaşamayı kabul ederek bu çatışmayı yönlendirmenin en bariz örneklerinden birisi&#8230;</p>
<p>Bir diğer çarpıcı örnek 34 vatandaşın hayatını kaybetmesi ile karşımıza çıkan kaçakçılık sorunu&#8230; Kaçakçılık adı üstünde bir suç olmasına rağmen devletin &#8220;bölgenin şartları gereği&#8221; göz yumduğu bir gerçeklik&#8230; Aslında bir anlamda devlet ile bölge halkı arasında üstü kapalı imzalanan bir antlaşma&#8230; Bölgede yaşanan işsizliğin çözülmesi değil, üstünü örtülmesi için bulunmuş bir yöntem aslında&#8230; Halkın teröre desteğinin engellenmesi için onlara devletin &#8220;şefkatli kucağında&#8221; açmış olduğu bir ekmek kapısı&#8230; Ancak bu geçici çözüm aynı zamanda örgüte en büyük gelir kapılarından birisini de açmakta&#8230; Bölgede sınırdan geçirilen her karton sigara, her paket çay, her litre mazot için sınırın diğer tarafında örgüt tarafından vergi kesildiği artık herkes tarafından bilinen bir &#8220;sır&#8221;&#8230; Aynı zamanda metropollere giden patlayıcılar da yine devletin göz yumduğu bu kanaldan geçmekte&#8230;.</p>
<p>Lafı uzatmadan tamamlarsak çatışmanın yönetimi aslında bir zaman sonra çatışmanın çözümü için engel haline gelmekte ve çatışmanın ASLİ sebebi olarak karşımıza çıkmakta&#8230;</p>
<p>Buradan yola çıkarak son günlerde MİT-KCK ilişkisine geldiğimizde de aynı sorunla karşılaşıyoruz.</p>
<p>En başta şu hususu belirtmeden geçmeyelim&#8230; Mevcut kriz MİT&#8217;in PKK üst düzey yöneticileri ile yapmış olduğu görüşmelerle ilgili değil&#8230; Basın-yayında dillendirilen ve bilinçli olduğu sezilen bu iddianın aksine, soruşturma bazı devlet görevlileri ve MİT elemanlarının terör örgütü eylemlerini yönlendirdiği iddiası üzerine&#8230;  </p>
<p>Devam edelim&#8230; İlk olarak, bir istihbarat görevlisinin bir yapı içerisinde bulunmasının en temel nedeni bu yapının deşifre edilmesi ve gerçekleşecek eylemlerin engellenmesidir. Eğer bir istihbarat görevlisi bulunduğu konum itibariyle artık bu yapının faaliyetlerini bizzat kendisi yönlendirmeye başlarsa o zaman o yapıda bulunma amacından sapmış olur.</p>
<p>İkinci olarak, bulunduğu yapı içerisinde bizzat kendisinin suça karışması da yine o yapı içerisinde bulunma amacıyla temelden çelişir. Suçun işlenmesini önlemek amacıyla orada bulunurken onu önlemek yerine eğer kendisi eylemleri gerçekleştirirse, zaten örgütün yapmak istediğini kendisi yapmış olur. Bu yüzden Bekir BOZDAĞ&#8217;ın söylediği &#8220;istihbaratın suç işlemeden örgüte sızamayacağı&#8221; iddiası da bir doğruluk içermez&#8230;</p>
<p>Diğer taraftan &#8220;istihbaratçıların&#8221; suç işlemesine yetki veren bir kanuni düzenleme de bildiğim kadarı ile yok&#8230; Hadi olsun diyelim&#8230; Böyle bir durumda bu zamana kadar peşinde koşturduğumuz &#8220;temiz, şeffaf&#8221; devlet anlayışının hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmaz&#8230; Susurluk döneminde devlet tarafından korunan suçlular artık kanunlar (dikkat edin hukuk değil) sayesinde korunur hale gelir&#8230;</p>
<p>Kısacası, iddianamede dile getirtildiği üzere, istihbarat elemanlarının KCK/PKK terör örgütü içinde bulundukları konum ve gerçekleşen eylemler terörün sona erdirilmesi, çatışmanın aşılması için bir fayda sağla(ya)maz&#8230;</p>
<p>Konuyu bağlarsak&#8230; MİT elemanlarının KCK/PKK teröre örgütünü yönlendirmeleri aslında çatışmanın kabullenildiği ve çözülmesinden öte yönlendirilmeye çalışıldığının bir göstergesidir aslında&#8230; En net haliyle söylenmek istenen, <em>&#8220;Çatışma olsa bile benim kontrolümde, benim istediğim şekilde ve istediğim zamanda olsun&#8230;&#8221;</em> Ama, yakın tarihte örnekleri görüldüğü gibi, ya kontrolümüzden çıkarsa?.. Bkz. Abdullah ÇATLI, Vedat ERGİN, Alaattin ÇAKICI vb&#8230;</p>
<p>Bu yüzden gerçekten bu çatışmanın sona ermesini istiyorsak, yatıştırmak ya da yönetmek yerine, sona erdirmek için KARARLILIĞIMIZI göstermeliyiz. Bu yüzden atılan adımların da bu KARARLILIK çerçevesinde gerçekleşmesi gerek&#8230;.</p>
<p>O zaman lafımızı şöyle bitirelim&#8230; Hem devlet, hem de toplum olarak ya olması gerektiği üzere, Başbakan&#8217;ın deyimiyle, devletin &#8220;arınmasını&#8221; isteyelim&#8230; Ya da klişe tabiriyle &#8220;devletin derin dehlizlerinin&#8221; artık KCK/PKK terörünü bitirmeyi istemesini bekleyelim&#8230;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler (Kitap + Tartışma)</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></span></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/15/%e2%80%9ccatisma%e2%80%9dyi-bitirmek-mi-yonlendirmek-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/15/%e2%80%9ccatisma%e2%80%9dyi-bitirmek-mi-yonlendirmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liberal politikalar demokrasiyi ezerken&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/02/12/liberal-politikalar-demokrasiyi-ezerken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/02/12/liberal-politikalar-demokrasiyi-ezerken/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 16:41:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20617</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan’da bugün kritik bir gün. Yeni kredi anlaşmasının onaylanması için kemer sıkma paketi oylanacak. Liderler vekilleri uyardı: Onay yoksa, bir daha seçilemezsiniz!
&#8220;&#8230; Yunanistan’da hükümeti oluşturan siyasi partilerden PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi’nin liderleri, 130 milyar avroluk yeni kredi anlaşmasının onaylanması için parti gruplarında milletvekillerine çağrıda bulundu. AB ve IMF tarafından istenen yeni tasarruf önlemlerini içeren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kriz_yunan_liberalizm.png"><img class="alignright size-medium wp-image-20618" title="kriz_yunan_liberalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kriz_yunan_liberalizm.png" alt="" width="198" height="147" /></a>Yunanistan’da bugün kritik bir gün. Yeni kredi anlaşmasının onaylanması için kemer sıkma paketi oylanacak. Liderler vekilleri uyardı: Onay yoksa, bir daha seçilemezsiniz!</strong></p>
<p><em>&#8220;&#8230; Yunanistan’da hükümeti oluşturan siyasi partilerden PASOK ve Yeni Demokrasi Partisi’nin liderleri, 130 milyar avroluk yeni kredi anlaşmasının onaylanması için parti gruplarında milletvekillerine çağrıda bulundu. AB ve IMF tarafından istenen yeni tasarruf önlemlerini içeren ikinci kredi anlaşması ile hükümetin özel sektör kreditörleriyle yaptığı PSI (özel sektör katılımı) tahvil takası anlaşması, yarın </em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kriz_yunan_liberalizm_2.png"><em><img class="alignright size-medium wp-image-20619" title="kriz_yunan_liberalizm_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/02/kriz_yunan_liberalizm_2.png" alt="" width="200" height="132" /></em></a><em>parlamentoda yapılacak oylamadan önce parti gruplarında tartışıldı.</em></p>
<p><em><strong>Bu milli bir konu<br />
</strong>Yeni Demokrasi Partisi lideri Andonis Samaras, partisinin milletvekillerinden, yeni anlaşma ile PSI anlaşmasını onaylamalarını istedi. Samaras, anlaşmayı onaylamayanların gelecek seçimlerde partisinden aday olmayacağını belirtti. PASOK lideri Yorgo Papandreu da, bugün tüm dünyanın gözünün Yunanistan’da olacağını belirterek, herkes için sorumluluk zamanı olduğunu ifade etti&#8230;&#8221;</em> <a href="http://taraf.com.tr/haber/destek-vermeyen-ihrac-edilir.htm" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> &#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Önceki makaleler</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/22/avrupa-batmayacak-coktan-batti-cunku%e2%80%a6/">Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to IMF neden Krizi körüklemek istiyor?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2012/01/01/imf-neden-krizi-koruklemek-istiyor/">IMF neden Krizi körüklemek istiyor?</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti’nde darbe mevsimi…</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Piyasa Demokrasiyle Savaşırken" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Piyasa Demokrasiyle Savaşırken </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülüyor…</a> </li>
</ol>
<p><a title="Permanent Link to Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/"><strong><span style="color: #0000ff;">Ve bir kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca…</span></strong></a></p>
<div class="entry">
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>“sosyal”</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi “batamayacak kadar büyük” devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</a></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/02/12/liberal-politikalar-demokrasiyi-ezerken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/02/12/liberal-politikalar-demokrasiyi-ezerken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Suudi Arabistan Halkı Daha Ne Kadar Dayanabilir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[devrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20188</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; vatandaşların üçte ikisi ise kendilerini ve evlatlarını barındıracak kasvetli bir ev yapacak bir arazi bulamıyor. Yüzölçümü bir milyon kilometrekare olan bir ülkede yazın kendilerini yakan kışın da (soğuktan) kemiklerini kıran barakalarla yetiniyor!!
Esnek tahminlere göre ülkenin yıllık geliri 2 trilyon. Bu rakamdan halka gelen sadece 400 milyar. Üçte ikisi hırsızların proje komisyonlarına gidiyor. Peki kalanı nerede?!
Aşırı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan.jpg"><em><img class="alignright size-medium wp-image-6153" title="20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/08/20090815_derindusunce_org_suudi_arabistan-247x300.jpg" alt="" width="203" height="238" /></em></a><em>&#8220;&#8230; vatandaşların üçte ikisi ise kendilerini ve evlatlarını barındıracak kasvetli bir ev yapacak bir arazi bulamıyor. Yüzölçümü bir milyon kilometrekare olan bir ülkede yazın kendilerini yakan kışın da (soğuktan) kemiklerini kıran barakalarla yetiniyor!!</p>
<p>Esnek tahminlere göre ülkenin yıllık geliri 2 trilyon. Bu rakamdan halka gelen sadece 400 milyar. Üçte ikisi hırsızların proje komisyonlarına gidiyor. Peki kalanı nerede?!</p>
<p>Aşırı açgözlülük ilk aileyi, ona yapışanları kaplamışken yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşlar boğazlarından geçirecek ‘çöp yığını&#8217; olabilecek şeylerden başka bir şey bulamıyor!!</p>
<p>Büyük devlet vazifeleri derebeyliklerinin gelirleri büyüklerine dönüyor. Onları büyük işadamları arasında sayıyorsun. Bazıları(nın zenginliği) dünyanın en zenginleri sıralamasını dahi aştı. Bu servet onlara nereden geldi?&#8230;&#8221; </em><a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/01/07/suudi-arabistan-da-arap-bahar-inin-ayak-sesleri.html" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a><em> </em></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;
</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/07/suudi-arabistan-halki-daha-ne-kadar-dayanabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liberalizmden Sonra (Immanuel Wallerstein)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 23:29:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Salih Demir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20009</guid>
		<description><![CDATA[
 &#8221;Liberalizmden Sonra&#8220;, bir fütüroloğun yeryüzünde hâkim konumdaki liberal anlayışın ilerde bir gün sona ermesinin ardından, dünyanın alacağı yeni şekil ve gerçekleşmesi muhtemel hadiseler hakkındaki öngörülerin yer aldığı bir inceleme değil. Kitabın yazarı Immanuel Wallerstein, sosyalist bloğun dağıldığı ve her tarafta liberalizmin zaferinin kutlandığı bir ortamda, yani 1990&#8242;ların başında zaten bu süreci yaşamaya başladığımızı öne sürüyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.jpg"><img class="size-full wp-image-20012 aligncenter" title="immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.jpg" alt="" width="413" height="452" /></a></p>
<p> &#8221;<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=8764&amp;sa=98321942">Liberalizmden Sonra</a>&#8220;, bir fütüroloğun yeryüzünde hâkim konumdaki liberal anlayışın ilerde bir gün sona ermesinin ardından, dünyanın alacağı yeni şekil ve gerçekleşmesi muhtemel hadiseler hakkındaki öngörülerin yer aldığı bir inceleme değil. Kitabın yazarı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Wallerstein">Immanuel Wallerstein</a>, sosyalist bloğun dağıldığı ve her tarafta liberalizmin zaferinin kutlandığı bir ortamda, yani 1990&#8242;ların başında zaten bu süreci yaşamaya başladığımızı öne sürüyor. Sosyalistlerin sosyalizm için ağıt yakmaya, liberallerin ise ellerindeki &#8220;nihai doğruların&#8221; zaferinden göğüsleri kabararak gurur duymaya başladığı bir zamanda yazar, tam tersine aslında liberalizmin mezarının kazılması gerektiğini iddia ediyor. Doğrusu öyle bir atmosferde cesaret isteyen bir duruş bu.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.png"><img class="alignright size-full wp-image-20013" title="immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/immanuel_wallerstein-liberalizmden_sonra_1.png" alt="" width="200" height="158" /></a>Wallerstein, tarihe bakışını oldukça geniş bir perspektif üzerine kuran bir yazar; olayları uzun vadeli belirleyen dip dalgaları anlamakta ve akışlarının yönünü kestirmekte oldukça mahir. Bir süre önce <a href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/">&#8220;Hayek&#8217;in Kölelik Yolu&#8217;nda otostop&#8221;</a> yazısı vesilesiyle uzunca alıntı yapmıştık söz konusu kitaptan. Ancak ne kadar uzun olsa da alıntılar, Wallerstein&#8217;ın bu çalışması, daha dikkatli ve özenli bir okumayı hak ediyor. Birkaç kez gözden geçirdikten sonra ben de kitabın epeyce bir bölümünün altını çizdiğimi fark ettim. Kitabı okuduktan sonra kendinizi liberal, sosyalist ya da muhafazakâr olarak adlandırırken biraz daha dikkatli olmanız gerektiğini fark edeceğinizden eminim. Belki de bu sıfatlara hiç ihtiyaç duymadan kimliğinizi tarif etmenizin daha doğru bir tavır olduğunu düşüneceksiniz.</p>
<p>Kitabın ana tezi <span id="more-20009"></span>çok kısaca, SSCB&#8217;nin dağılışının sanılanın aksine aslında liberalizmin sonunu getirdiğidir.  Bunu açıklamak için Wallerstein, doğmalarından itibaren dünyanın hem coğrafya hem de nüfus bakımından büyük çoğunluğuna farklı tonlarda renklerini veren <strong>liberal, muhafazakâr </strong>ve <strong>sosyalist</strong> ideolojilerin gerçek mahiyetlerinin ayrıntılı bir tahliline girişiyor. Müntesipleri tarafından çoğunlukla şiddetli itirazlarla karşılansa da, bu üç ideoloji arasındaki gizli akrabalığı görmek bir hayli ufuk açıcı ve ezber bozucu.</p>
<p>Aktaracaklarımın bir kısmı kuru ve sıkıcı ansiklopedik bilgiler gibi gelebilir, ancak liberalizmin, tarihin iki yüz yıllık yoğun kalabalığı içerisinde nasıl olup da kendisine daima bir yol açıp, bugünlere kadar gelebildiğini gözler önüne sermek açısından önem arz ediyorlar; ayrıca bunun özgün ve farklı bir okuma olduğu kanısındayım.  </p>
<p>Hikâyeyi en baştan alalım. Birbirine taban tabana zıt olduğu düşünülen ve uğrunda taraftarlarını zaman zaman şiddetli çatışmalara sürükleyen bu ideolojiler, ilkin ne zaman doğdu? Nasıl bir zihinsel iklimin ürünüydüler? Yazar, başlangıç noktası olarak <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Frans%C4%B1z_Devrimi">1789 Fransız İhtilali&#8217;</a>ni alıyor ve özellikle liberalizme tam tamına iki yüz yıllık (1789-1989) bir ömür biçiyor.</p>
<p>I. Wallerstein&#8217;e göre Fransız Devrimi, on yedinci yüzyılın Newton&#8217;cu biliminin ve on sekizinci yüz yılın ilerleme kavramlarının ilahlaşmasını, kısacası modernlik denen şeyi ifade ediyor. Devrimin insanlar üzerindeki en önemli etkilerinden biri, <strong>değişimin, yeniliğin, ilerlemenin, </strong>bilhassa siyasi değişimin <strong>normalleşmesi,</strong> hatta <strong>kaçınılmazlığı</strong> algısı olmuştur. İnsanlık tüm yönleriyle sürekli değişiyordu, değişmeliydi, ilerlemeliydi. Son iki yüz yıllık dünya tarihinin ruhunu tarif edin deseler, hiç tereddütsüz din, dil, ırk, millet ayrımı yapmaksızın herkesin ilerleme fikrine duyduğu kati inançtır diyebiliriz. İşte bu yeni inanç, bir karmaşa ve telaş ortamına yol açtı. Mezkûr ideolojiler de, devrimin sonuçlarından olan bu yeni karmaşayı salimen atlatmak için halk yığınlarının geliştirdiği tepkilerdi. Her üç ideolojinin de aynı annenin çocukları olduğu daha en başından ortaya çıkıyor.</p>
<p>Önce sahneye muhafazakârlar çıktı, devrimin ahlaki ve geleneksel değerleri aşındırdığı iddiasıyla. Geçmişe özlemlerini ifade ettiler ve bu anlamda &#8220;<strong>gericilikle</strong>&#8221; yaftalandılar. Sonra liberaller değişime, ilerlemeye olan kuvvetli inançları nedeniyle akılcı <strong>&#8220;reformlar&#8221;</strong> yoluyla <strong>&#8220;bireyi&#8221;</strong> mutlu etmenin yollarının aranması gerektiğini savundular. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1848_Devrimleri">1848 Devrimlerinden</a> sonra da sosyalistler siyaset meydanındaki yerlerini aldılar.</p>
<p>Liberaller kendilerini her zaman siyasi yelpazenin merkezine oturttular. En &#8220;mutedil&#8221;, en &#8220;evrensel&#8221; değerler/doğrular onların ellerindeydi. Çoğunlukla tuzu kuru, çöreği büyüklerin desteğini aldı arkasına; yani sayıca az ama nüfuzu ve parası çok olanların. Sosyalistlerle liberaller arasında amaçları bakımından baştan beri bir fark yoktu. Her ikisi de modernliğin nimetlerinden azami ölçüde faydalanmayı istiyordu. Tek fark, bunu gerçekleştirmek için sosyalistlerin ilerlemeyi biraz daha hızlandırmak adına <strong>devrimci</strong> bir yol benimsemiş olmalarıydı, o kadar. Muhafazakârlar da zamanla, yavaş ve temkinli olmak kaydıyla ilerlemeye inanmaya başladılar. Bu iki ideoloji gitgide liberalizmle yakınlaştı ve böylece onun varlığını sürdürmesini çok kolaylaştırmış oldular. İktidarda olmadığı zamanlarda bile, farklı kılıklarda hep liberal ideoloji vardı başta.</p>
<p>Liberalizmin muhafazakâr bir cübbe altında kendini nasıl gizleyebildiğine Türkiye&#8217;den örnek verebiliriz. Türkiye&#8217;de dindar kesimin yakın siyasi tarihimizde hayırla yâd ettiği dönemlerin, liberal ruhun en canlı olduğu zamanlara karşılık geldiğini hatırlayalım. Alt sınıfa mensup büyük kitlelerin çevreden merkeze aktığı ya da İslami kesimin iktidarda pay sahibi olmaya başladıkları şeklinde sosyolojik analizler yapılırken, aslında bir şekilde halkın dikkatinden gizlenen şey, liberalizmin bu kesimlerin desteğini almak için kılık değiştirmiş olduğu ve muhafazakâr ile liberal ideolojilerin gayri meşru evlilikleriydi. Muhafazakâr kesim ya da alt sınıflar tüm idealleriyle, hayalleriyle ve projeleriyle kendilerinin iktidarda olduklarını vehmederken, esasen suflörlüğü liberal doktrin yapmıştır. Ambalaj aynı kalmış olsa da muhteviyat büyük oranda değişmiştir.</p>
<p>Her üç ideolojinin ortak karakterini sadece devlet karşısındaki tutumlarına göz atarak dahi anlayabiliriz. Tüm bu ideolojiler, devlete karşı her zaman toplum/halk yanlısı olduğunu öne sürerler. Liberallere göre devlet birey aleyhine kötüdür, muhafazakârlara göre devlet geleneksel gruplar aleyhine kötüdür, sosyalistler için ise devlet toplum aleyhine sadece burjuvanın yürütme organıdır. Ne zamana kadar peki? Tabii ki iktidarı ellerine alıncaya kadar. Çünkü siyasi programlarını gerçekleştirmek için &#8220;geçici olarak&#8221; devlete ihtiyaç vardır ve bunun için mücadele edilmelidir.</p>
<p> İktidara geldikten sonra ideolojilerin mahcup bir edayla durumlarını meşrulaştırmak için devlete yükledikleri anlam da değişiyor hemen. Devlet, liberallere göre bireyin haklarının gelişmesi için; muhafazakârlara göre geleneksel hakları korumak için; sosyalistlere göre ise toplumun genel iradesini yansıtacak şekilde hareket edeceğinden gereklidir. Bu &#8220;dönüşlerinin&#8221; neticesinde ne oluyor? Modern bürokratik devlet, hangi ideoloji başa gelirse gelsin her seferinde biraz daha güçleniyor ve palazlanıyor. Kime karşı? &#8220;İnsana&#8221; karşı elbette.</p>
<p>Peki, nasıl oldu bu; bir buçuk asır boyunca dünya üzerinde hayatiyetini nasıl devam ettirebildi, liberalizm? Cevap: halk yığınlarına göz boyayıcı tavizler vererek ve sisteme entegre edip uysallaştırarak. <em>&#8220;Hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyin değişmesi gerektiği&#8221; </em>kuralı devreye girdi. İlk taviz <strong>genel oy hakkı</strong> ve <strong>refah devleti</strong> oldu. Bu yollarla yığınlar iktidarda pay sahibi oldukları vehmiyle avutulmalarının yanında, ekonomik artı değerden hak ettikleri payları yeteri kadar aldıklarına inandırıldılar. Halklara ayrıca en fiyakalısından bir &#8220;<strong>milli kimlik</strong>&#8221; gömleği giydirilince, uysallaştırılmaları ve güdülebilmeleri çok daha kolay oldu.  Önemle hatırlatırım ki, pek çok ülkede bu işlerin ekseriyeti, liberal partilerin iktidar dönemlerinde gerçekleşmedi. Ancak liberal zihniyet hep gizli başroldü.</p>
<p>Yazar teknoloji modernliği ile özgürlük modernliğini birbirinden ayırarak ele alıyor ve böyle yapmakla çok can alıcı bir noktaya temas ediyor. Liberalizm, &#8220;ötekilerin&#8221; teknolojik anlamda modernleşmesine pek ses çıkarmamıştır, hatta desteklemiştir diyebiliriz. Bu onun, özgürlük anlamında modernleşmeyi hasıraltı edip gözden uzak tutmasına yaramıştır. <em>Özgürleşme modernliği her şeydir ve gerçekleştirilememiştir. Teknoloji modernliği ise aldatıcı bir tuzaktır. ( s. 134 )</em></p>
<p>Ülke düzeyinde sıradan insanın, uluslararası arenada ise sömürülen güçsüz ülkelerin gerçek bir özgürlüğe kavuşmaları fikri, liberallerin sinirlerine dokunmuştur her zaman. Teknolojik modernleşemeye &#8220;evet&#8221;, özgürlüleşme anlamında modernliğe &#8220;hayır&#8221;&#8230; Bazı Asya ülkelerinin zengin ve teknolojik açıdan ileri ve modern olmalarına rağmen, hala gerçek bir özgürlük ile tanışamamış olmalarının nedeni budur bence. Ayrıca Arap Baharı dolayısıyla Batı dünyasının paniklemesinin bir sebebi de sanırım Arapların, mücadele yoluyla gerçekleştirildiğinde en hakikisinden bir özgürlük ve demokrasi elde etmeleri ve bu kazanımlarının kıymetini bilecek olmaları ihtimalidir. Hem ayrıca, hakkı, kendisine &#8220;verilen&#8221; değil, bizzat kendisi &#8220;alan&#8221;, &#8220;koparan&#8221; insanı gütmek, kontrol etmek eskisi gibi kolay olmayacaktır.</p>
<p>Burada bir ara söz olarak önemine binaen demokrasi ve liberalizm ilişkisine biraz yakından bakalım. İşte Wallerstein&#8217;ın sözleri:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Demokrasi temel olarak otorite-karşıtı ve otoriterlik-karşıtıdır. Siyasi süreçte her düzeyde eşit söz hakkı ve ekonomik-sosyal mükâfatlarda akılcı reform vasıtasıyla kaçınılmaz ve sürekli bir iyileşme vaadinde bulunan liberalizmdi. <strong>Demokrasinin derhal özgürlük talebinin karşısında, liberalizmin yaptığı öneri, ertelenmiş bir umuttu</strong>&#8230; Liberalizmin dayanağı, sunduğu umuttu. ( s. 47 ) </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Liberalizm daima aristokratik bir doktrindi, &#8220;en iyinin yönetimini&#8221; öğütledi. Kuşkusuz liberaller &#8220;en iyi&#8221;yi öncelikle doğuştan gelen statüyle tanımlamamışlardır; bunun yerine eğitim başarısına göre tanımlamışlardır. Böylece en iyi olan, kalıtsal soylular değil, meritokrasinin üyeleriydi. Ancak en iyi, daima bütünden daha küçük bir gruptu. Liberaller tam da bütünün yönetiminden -demokrasi- kaçmak için, en iyinin yönetimini -aristokrasi- istediler. <strong>Demokrasi liberallerin değil, radikallerin hedefiydi&#8230; Liberalizmin bir ideoloji olarak ortaya konması, bu grubun egemen olmasını önlemek içindi.</strong> ( s. 241)</em></p>
<p>Tarihsel gerçeklerle uyumlu tespitler. Oy hakkını, iktidarda söz hakkı elde etmek isteyen ezilen alt sınıflar, hali hazırda bunlara sahip olanlardan ve onlara karşı talep eder. Nitekim öyle de olmuştur. Zaten ayrıcalıklı keyfi gıcırlar, durduk yere neden diğerlerine &#8220;oy hakkı&#8221; bahşetsinler ki?</p>
<p>Arasöze bir arasöz daha açalım izninizle. Bir şeyden &#8220;hak&#8221; olarak söz etmeye başlamak bir ilerleme gibi kabul edilir genellikle. Ama durum kesinlikle göründüğü gibi değil. Tam aksine, herkes için var olan bir şeyin, artık bazılarının aleyhine bazılarının imtiyazı haline geldiği anlamını içerir. &#8220;Hak&#8221;, bir takım insanlar -ki genellikle çoğunluktur bunlar- bazı evrensel nesnelerden/şeylerden mahrum edilmeye başlandığı için söz konusu olmaya başlar. Örneğin bilgi edinme hakkı veya eğitim hakkı, birileri bundan uzak tutulduğu için bir ‘hak&#8217; olarak adlandırıldı. Kadın haklarından, kadının maruz kaldığı şiddet ve dışlanma gözden sakınılamayacak kadar arttıktan sonra ancak söz edilir oldu.</p>
<p>Bir toplumda çokça ‘hak&#8217;tan bahsedilmesi ve bunları korumak için kurumlar ihdas edilmesi, artık geçmişte kalmış olsa da toplumda özgürlüklerden uzaklaşma ve baskı eğiliminin ne denli güçlü olduğunun bir işaretidir. Pozitif, negatif ya da aktif hakların bu anlamda bir farkı yok. Aslında ileri demokrasinin göstergesi gibi sunulan &#8220;hak&#8221;ların bolluğu, tam aksi bir gerçeği ima etmekte. Hatırlayalım, &#8220;insan hakları&#8221;, savaş ve sömürgecilik aracılığıyla milyonlarca insanın boşu boşuna, anlamsızca ve zalimce katledilmesi sonrasında ortaya çıkmış bir kavram. 19. yüzyılda da liberalizm, demokrasiyi kerhen ve kademeli olarak bir mükâfat gibi vermiştir; eşitler arasındaki bir hak olarak değil. ( Önce küçük mülkiyet sahiplerine, sonra mülksüz erkeklere, en son ise kadınlara, tedricen oy hakkı tanınmıştır, Batı&#8217;da)</p>
<p>I. Dünya Savaşı&#8217;na kadar vaziyet buydu. Akabinde de değişen bir şey olmadı. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_Devrimi">Bolşevik Devriminden</a> sonra liberalizmin en güçlü rakibi olarak sosyalizm/Leninizm meydanda boy gösterdi; ya da öyle zannedildi. Amerika&#8217;da klasik liberal ilkelere dayanan Wilson&#8217;culuk, bireysel özgürlüğü uluslararası arenada <strong>&#8220;ulusların kendi kaderini tayin ilkesine&#8221;</strong> tahvil etti, refah talebini ise &#8220;<strong>ulusal kalkınmacılığa</strong>.&#8221; Leninizm de aynı ilkeleri, küçük yöntem farkları dışında aynen benimsedi.</p>
<p>Sömürge ülkeleri &#8220;ulusal kalkınma&#8221; hedefleriyle oyalanmaya başladılar. Eğer çok çalışılır ve doğru devlet politikaları uygulanırsa, bir gün bu az gelişmiş ülkeler gelişmiş ülkelerle aralarındaki mesafeyi gerçekten kapatabileceklerini düşündüler. Bu ümit, iki kutuplu dünya sisteminin uzunca bir süre bozulmadan ayakta kalmasına yardımcı oldu. Fakat bu politika da iflas etti. Bir ya da birkaç ülkenin kalkınması mümkündür, ancak dünya üzerinde eş zamanlı bir kalkınma imkânsız. Çünkü &#8220;<em>sermaye birikim süreci, artı değerin hem mekânsal olarak, hem de sınıflar açısından eşitsiz biçimde dağıldığı hiyerarşik bir sistemi gerektirir.&#8221; (s. 161 )</em> Her iki kutup da, bağlılarının bu umutlarını ve ötekine duyulan korkularını diri tutarak kendi varlıklarını kaim ve daim kıldılar.</p>
<p>Kısacası, her iki kutup da güçlerinin meşruiyetlerini birbirlerine borçluydu. Liberalizm ve sosyalizm bir madalyonun iki yüzü gibiydi. Kaderleri de bir&#8230; I. Wallerstein&#8217;in SSCB&#8217;nin dağılışının, varlığı kendi öteki kutbuna bağlı olan liberalizmin sonunu getirdiğini iddia etmesinin nedeni, işte tam da bu zımni ortaklıktır. <em>Komünizmin çöküşü, bir ideoloji olarak liberalizmin nihai başarısının değil, liberal ideolojinin tarihsel rolünü sürdürebilme kabiliyetinin kesin biçimde zayıflayışını temsil ediyor.  ( s. 11 )</em></p>
<p>Bütün bu yüz elli yıllık dönem boyunca liberal aydınların durumu neydi? Onlar derin felsefi analizleriyle idealist bir tutum içinde bireyin tamamen özgür yaşadığı, liberalizmin en pür haliyle realize olduğu bir dünya hayal ede durdular; aynı anda büyük sermayedarlar ise devleti de arkasına alarak imtiyazlı mevzilerinden hiç ayrılmadan &#8221; tabi, tabi aynen öyle, birey özgür olmalı; demokrasi süper, liberalizm şahane bir şey&#8221; diye diye deveyi havuduyla yutmakla meşgul oldular. Ve aslında aydınların hayal ettiklerinin tam zıddı bir dünya ortaya çıktı; her yerde ve daima, bugün olduğu gibi.</p>
<p>Peki, şimdi ne olacak? Liberalizm, bu gerçekten yeni dünyada kendisine nasıl bir yer edinmeye çalışacak? &#8220;<em>Hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyi değiştirmeye çalışan</em>&#8221; bir ideoloji, zihinlere sızmak ve/veya oradaki yerini muhafaza etmek için oy hakkı, parlamenter sistem, ulusal bağımsızlık, kalkınmadan sonra, insanlığa vereceği son <strong>‘sus payı&#8217;</strong> ya da <strong>‘rüşvet&#8217;</strong> ne olacak?</p>
<p>Bu saydıklarımızın kötü ve arzu edilmeyen şeyler olduğunu kastettiğimiz sanılmasın sakın. Bunlar, bir toplumun hakiki özgürlüğü, demokrasiyi ve ekonomik refahı, onurlu ve adilce elde edebilmesinin önünde engel olacak şekilde sunuldular her daim; önce kendi alt sınıflarına, sonra da geri kalmış dünya ülkelerine. Bu gerçek, egemenlerin ikiyüzlülüğünü aklımızdan hiç çıkarmadan, ekonomik refah ve özgürlük konularında onlardan gelecek yeni düşünme biçimlerine, politik ve ekonomik önerilere -hatta belki dayatmalara- karşı temkinli ve dirayetli olmamızı gerektiriyor.</p>
<p>Tüm ideolojilerin dayandığı zeminin kaydığı bir dönemde, diğerlerinin dışında liberalizm yine nasıl en avantajlı konumda kalacağının hesaplarını yapacaktır muhakkak. Birkaç yüz yıllık neredeyse genetik kodlarımıza işlemiş modern dünya paradigmasının ön kabullerinin dışında düşünebilmek zor olsa da, bunun imkânlarının araştırılması büyük önem arz ediyor. Aksi takdirde tarihi, farklı görünümler altında tekrar etmeye mahkûm olacağız.</p>
<p>Kendi içlerinde ne kadar tutarlı olsalar ve tereddütsüz kabul edilecek bazı önermeler içerseler de, bu ideolojilerin içinde nefes aldıkları atmosfer artık başka bir atmosfer. Bu yüzden günümüz problemlerine kendi bütünlükleriyle çözüm üretememeleri ve bir kriz yaşamaları, gerilemeleri kaçınılmaz. Söz konusu ideolojilerin bir araya gelerek farklı versiyonlarını icat etmeleri boşuna değil. Sosyal demokrasi, muhafazakâr demokrat, hatta son dönemlerde ülkemizde solcu Müslümanlar vs&#8230; Bir türlü söz konusu zihniyet kalıplarının dışına çıkılamıyor. Sıklıkla duyarız: &#8220;artık Soğuk Savaş döneminin ezberleriyle düşünmeyin, dünya değişti&#8221; diye. Cümleyi şöyle kurmak daha doğru olur sanırım: &#8220;artık Fransız Devrimi&#8217;nin ezberleriyle düşünmeyin, dünya değişti.&#8221; Çok geç kalınmadan bugünkü anlamıyla kapitalist dünyanın sonrası için kafa yormalıyız.</p>
<p>Türkiye özelinde konuşacak olursak, önümüzdeki yılların entelektüel tartışmalarının önemli bir kısmı liberal doktrin ile muhafazakâr, daha doğru bir ifadeyle İslami anlayış arasındaki uyum ya da çatışma noktaları üzerine olacaktır kanımca. Eski solcular sosyalizmin cenaze duasını okumakla ve hatıralarını yâd etmekle meşguller; biraz da geçmişin muhasebesiyle. Bundan sonraki dönemlerde memleketteki siyasi iklim nasıl olursa olsun İslam ve dindarlık, aydınlar açısından görmezden gelinemez, ihmal edilemez bir öğe olarak denklemde yerini alacaktır, almalıdır.</p>
<p>Ülkemiz açısından ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki, büyüme oranlarının, ihracat rakamlarının, kişi başına düşen milli gelirin vs. olumlu seyri, gerçek bir özgürlüğün, adil bir sistemin teminatı değiller. Bu anlayış onlarca yıl ulusal kalkınma yanılsamasıyla gerçek özgürlüğün, refahın ve adaletin yakalanamamasına hizmet etmiş liberalce bir uydurmadır. Aldanmayalım. Türkiye&#8217;nin büyümesini, zenginleşmesini isteriz elbette; ama aynı zamanda bu gerçek hakkında yeterli farkındalığa sahip olmasını da.</p>
<p>Teorik çerçevede devletin liberal ilkelere riayet etmesi, her zaman -aslında çoğu zaman- halk nezdinde herkesin tek tek arzu edilen bir özgürlüğe kavuşmasını garantilemez. Hukukun üstünlüğüne inanmak, iktidarı sınırlamak, her bireye eşit vatandaşlık hakları &#8220;vermek&#8221; vs. liberaller için özgürlüğün yeterli koşulları. Ancak tüm bunlara karşılık toplumda bir kesim hala dışlanıyor olabilir, özgür ve her konuda fırsat eşitliğine sahip olmayabilir. Bir şeyi zihinsel olarak kurgulamak ve sonrasında uygulama görevini devlete vermek, onun beklenen karşılığının toplumda tıpa tıp doğmasını sağlamaz. Liberal düşüncenin <strong>de</strong> gün gelip totaliter bir rejime dönüşebilmesinin bir nedeni de budur. ( <a href="http://www.derindusunce.org/2011/08/27/liberal-totalitarizm4-ozgur-ol-bu-bir-emirdir/">Bkz: Özgür ol! Bu bir emirdir!</a>)</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Liberalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/27/liberalizmden-sonra-immanuel-wallerstein/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YAKINDA: Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2011 23:49:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19857</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa para politikası artık halkın çıkarlarına göre değil borsanın arzularına göre belirleniyor. Hemen bütün avrupalı liderlerin etrafı bir yatırım bankasının yöneticileri tarafından sarıldı : Goldman Sachs! Belçika, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Yunanistan&#8230; Hükümetler ülkenin kredi notlarını savunmak için anti-demokratik önlemler alıyorlar peşpeşe. The Independent gazetesinin yayınladığı harita üzerine biraz düşünmek gerek.
(Büyük görmek için üzerine tıklayın)
 
&#8230; Liberalizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa para politikası artık halkın çıkarlarına göre değil borsanın arzularına göre belirleniyor. Hemen bütün avrupalı liderlerin etrafı <strong>bir yatırım bankasının yöneticileri</strong> tarafından sarıldı : <strong>Goldman Sachs!</strong> Belçika, Almanya, İrlanda, Fransa, İtalya, Yunanistan&#8230; Hükümetler ülkenin kredi notlarını savunmak için anti-demokratik önlemler alıyorlar peşpeşe. <a href="http://www.independent.co.uk/news/business/analysis-and-features/what-price-the-new-democracy-goldman-sachs-conquers-europe-6264091.html" target="_blank">The Independent gazetesinin yayınladığı </a>harita üzerine biraz düşünmek gerek.</p>
<p>(Büyük görmek için üzerine tıklayın)</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kriz_avrupa.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-19858" title="kriz_avrupa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kriz_avrupa.jpg" alt="" width="352" height="301" /></a> </p>
<p>&#8230; Liberalizm üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Koma Civakên Kürdistan, PKK ve Kürtler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/18/koma-civaken-kurdistan-pkk-ve-kurtler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/18/koma-civaken-kurdistan-pkk-ve-kurtler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 00:15:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Paksoy</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Devlet Terörü]]></category>

		<category><![CDATA[KCK]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19811</guid>
		<description><![CDATA[
Bir KCK Klavuzu
Kürt Sorunun siyasal çözümüne ilişkin yaşanan tartışmaların başat aktörlerinden birisi artık KCK&#8230; KCK&#8217;ya yönelik düzenlenen operasyonlar Kürt Sorunu&#8217;nun şiddetten arınması ve bir çözüm yolunun bulunmasını isteyen herkesin kafasının karışmasına neden oldu. Acaba bu operasyonlar soruna barış ve demokrasi içerisinde çözüm arayanların tasfiye edilmesi miydi?.. Ya da iddia edildiği gibi KCK denen &#8220;şey&#8221; gerçekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kck_pkk_kurtler.jpg"><img class="size-full wp-image-19814 alignright" title="kck_pkk_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/12/kck_pkk_kurtler.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong><em>Bir KCK Klavuzu</em></strong></p>
<p>Kürt Sorunun siyasal çözümüne ilişkin yaşanan tartışmaların başat aktörlerinden birisi artık KCK&#8230; KCK&#8217;ya yönelik düzenlenen operasyonlar Kürt Sorunu&#8217;nun şiddetten arınması ve bir çözüm yolunun bulunmasını isteyen herkesin kafasının karışmasına neden oldu. Acaba bu operasyonlar soruna barış ve demokrasi içerisinde çözüm arayanların tasfiye edilmesi miydi?.. Ya da iddia edildiği gibi KCK denen &#8220;şey&#8221; gerçekten terör örgütünün üst yapısı mıydı?.. Şimdiye kadar PKK&#8217;nın vahşetine her şartta karşı duranlar bile KCK operasyonları sonrası bu kafa karışıklığını fazlasıyla yaşadılar. Bu halin en belirgin bazı örnekleri <a href="http://www.derindusunce.org/" target="_blank">Derin Düşünce</a>&#8216;de bile görüldü&#8230;</p>
<p> Bu zamana kadar KCK mevzuunda birkaç defa dile getirilmesine rağmen üzerinde yeterince durulmayan bir metin var&#8230; Şahsî düşüncem, bu metin KCK polemiğinin merkezinde yer almalı ve bu metin üzerinden tartışma yürütülmeli&#8230; Bu metin <a href="https://www.google.com/search?hl=en&amp;q=KCK+S%C3%B6zle%C5%9Fmesi+site%3Aderindusunce.org" target="_blank">KCK Sözleşmesi</a>&#8230;</p>
<p>KCK Sözleşmesi, KCK dediğimiz yapının kuruluşunun ve varoluşunun en temel ifadesi. Ne olduğu, ne işe yaradığı, yenilir mi, içilir mi tüm bu soruların cevabı aslında bu metinde mevcut. Öyle ki bir zamana kadar KCK operasyonlarına karşı en sert ve net duruşu sergileyen Ahmet ALTAN bile bu sözleşmeyi okuduktan sonra <span id="more-19811"></span>fikrini değiştirme ihtiyacı <a href="http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-gerek-yok-ki.htm">hissetmişti</a>.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://img.haberler.com/haber/401/kck-davasi-ertelendi-2326401_8201_o.jpg" alt="" width="250" height="250" />Bu yüzden, bu metin üzerine birkaç kelam etmenin bu tartışmalara bir nebze olsun katkı sağlayacağını iddia ediyorum. Hatta başlıktan da anlaşılacağı üzere KCK&#8217;yı anlamaya kılavuzluk yapacağını iddia ederek haddimi aşma cüreti gösteriyorum!&#8230;</p>
<p>KCK nedir?.. KCK&#8217;nın açılımı Koma Civakên Kürdistan, yani Kürdistan Halkları Topluluğu&#8230; KCK Sözleşmesi&#8217;nde ise kendisini şu şekilde tanımlar:</p>
<p><em>&#8220;KCK Sözleşmesi, devletçi zihniyeti aşan toplumsal ilişkiler düzeneği yaratarak, halkın demokratik örgütlenme ve karar gücüne dayanan derinleşmiş radikal demokrasiyi Kürdistan&#8217;dan başlayarak, Ortadoğu&#8217;ya ve tüm dünyaya yayma hamlesinin başlangıç aşaması durumundadır.&#8221; </em></p>
<p>Başka bir yerde ise şu şekilde bahsi geçer:</p>
<p><em>&#8220;KCK bir devlet yapılanması değildir. Herkesin, her toplumsal grubun içinde yer alabileceği demokratik bir örgütlenmedir. Demokratik otorite ve demokratik yönetim anlamına gelir. Aynı zamanda Kürdistan demokratik yönetimini ifade eder.&#8221;</em></p>
<p>Ayrıca KCK kendisini tanımlarken demokrasiye olan &#8220;bağlılığını&#8221; hususiyetle vurgular:</p>
<p><em>&#8220;Koma Civakên Kurdistan sistemi ise doğrudan demokrasiyi kurmanın adıdır.&#8221; </em><em></em></p>
<p>Lafı uzatmadan, bu noktaya kadar anlatılanı özetlersek KCK, kendi tabiriyle Kürdistan coğrafyasında halkların DEMOKRATİK yaşamlarını amaçlayan bir sistemdir. <em> </em></p>
<p>Bu ifadeler KCK Sözleşmesinin giriş kısmında geçer&#8230; <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">KCK </a>Sözleşmesi&#8217;nin giriş kısmı kim tarafından kaleme alınmış derseniz, kaleme alan &#8220;önderlik&#8221; yani Abdullah ÖCALAN&#8230; Evet, demokratik bir sistemin kurulmasını amaçlayan bu yapı Abdullah ÖCALAN tarafından kurulmuştur. Kendisi bunun kurucusu olduğunu gurur dolu ifadelerle zaten metinde de kabul eder:            </p>
<p><em>&#8220;Bu ilkeler temelinde ve 2005 yılı Newrozun da Kürt halkının Demokratik Konfederal örgütlüğünün ve birliğinin ifadesi olan <strong>KOMA KOMALÊN KURDİSTAN&#8217;</strong>ın kuruluşunu ilan ederek, halkımıza yeni bir yaşam felsefesi ve sistemi daha kazandırdığımıza inanıyorum. Bunun kurucusu olmakla şeref duyuyorum. Tüm halkımızı yeşil zemin üzerindeki sarı güneş içinde kırmızı yıldızlı bayrak altında kendi demokrasisini örgütlemeye, birleşmeye ve kendi kendini yönetmeye çağırırken, bu bayrağı şerefle taşıyacağımı ve Önderlik görevlerimi şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada başarı ile yapmaya devam edeceğimi ifade ediyorum.&#8221;</em></p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?hl=en&amp;q=%C3%96calan+site%3Aderindusunce.org" target="_blank">KCK </a>denilen yapı ilk baştan itibaren DEMOKRATİK bir düzen vaat etmesi ile kurucusunun Abdullah ÖCALAN olması ile aslında büyük bir çelişki ortaya koyar. Zaten metnin ileriki bölümlerinde bu çelişkilerin birçok örneğini göreceğiz. Ancak daha öncesinde PKK içerisinde var olan ve bahsettiğimiz çelişkinin temelini teşkil eden &#8220;Öcalan kültünün&#8221; (Mustafa Akyol&#8217;un deyimiyle) ne olduğunu görmeye çalışalım&#8230;</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?hl=en&amp;q=%C3%96calan+site%3Aderindusunce.org" target="_blank">Öcalan</a>, PKK için her şeydir&#8230; Mevcut yapı içerisinde Öcalan&#8217;a alternatif bir söylem meydana getirilmesi ve hatta bunun düşünülmesi bile imkansızdır. Mesela, tarihsel süreçte alternatif ses olarak nitelendirilebilecek Musa ANTER, Mahsun KORKMAZ, Mehmet Cahit ŞENER gibi isimler ya tasfiye edilmiş ya da &#8220;ajan provakatör&#8221; suçlaması ile infaz edilmişler. Neticede Öcalan endeksli, Öcalan&#8217;a &#8220;tapan&#8221; bir yapı meydana gelmiştir&#8230; Hatta BDP&#8217;nin de Abdullah Öcalan endeksli politika yürütmesinin ve bu &#8220;kırmızı çizgilerin&#8221; dışına çıkamamasının sebebi de bu olsa gerek&#8230;</p>
<p>Ortada Kürt Sorunu çerçevesinde çözülmesi, oturulup konuşulması gereken dağlar kadar sorun varken Abdullah ÖCALAN&#8217;ın hücresindeki bir metrekare için şehirlerin savaş alanlarına çevrilmesi hepimizin tanık olduğu hadiselerden&#8230;</p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">PKK</a>&#8216;daki Apo diktasının diğer örnekleri ile devam edelim&#8230; Mesela aşağıdaki yemin örgüt tarafından militanlarına yaptırılmakta:</p>
<p><em>&#8220;Kanımla canımla seninleyim ey başkan! Sen ister doğru ol ister yanlış yap, senin yüceliğine, doğruluğuna  kayıtsız koşulsuz inanmışım. Sana tereddütsüz güveniyorum!..&#8221;</em></p>
<p>Yine örgütte üst düzey yönetici iken yaşanan bir hizip sonrası örgütten uzaklaştırılan Selim ÇÜRÜKKAYA da yazdığı <em>Apo&#8217;nun Ayetleri</em> isimli kitabında örgütte yaşanan <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">Abdullah ÖCALAN </a>diktasını anlatır.</p>
<p>En güzel örneklerden birisi de Abdullah Öcalan&#8217;ın <em>Özgür İnsan Savunması</em> adıyla kitap haline getirilen İmralı&#8217;da mahkemede yaptığı savunmasında geçen şu bölümdür:</p>
<p><em>&#8220;İsa çarmıha gerildiğinde etrafındakiler sadece ağlayabildi. Muhammed öldüğünde cesedi üzerinde üç gün iktidar tartışması yapıldı. Lenin öldüğünde kimse kendini öldürmedi. Ama tutuklanmam ve sonra teslim edilmem üzerine, Kürt halkının evlatları, oğul ve kızlarının yüzlercesi kendilerin cayır cayır yakarken acaba ne demek istiyorlardı?..&#8221;</em></p>
<p>Kısacası karşımızda, Vamık VOLKAN&#8217;ın <a href="http://www.nasname.com/tr/1538.html">analizini</a> yaptığı üzere, sorunlu bir kişilik ve bu kişiliğin çevresinde gelişen sorunlu bir yapı var&#8230;</p>
<p>Bu noktaya kadar Öcalan diktalığına vurgu yapmamız <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">PKK/KCK </a>denilen yapı için Öcalan&#8217;ın ne olduğunu bir nebze anlatabilmek ve KCK Sözleşmesi&#8217;ndeki Öcalan vurgularının daha iyi anlaşılması içindi&#8230;</p>
<p>Sözleşmeye tekrar dönelim ve KCK - demokrasi çelişkisine değinelim&#8230; KCK Sözleşmesi 11. maddede der ki;</p>
<p><em>&#8220;Koma Civakên Kurdistan (Kürdistan Toplumlar Topluluğu- Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi) kurucusu ve Önderi, Abdullah Öcalan&#8217;dır. </em><em>Ekolojiye ve cinsiyet özgürlüğüne dayalı demokrasinin felsefik, teorik ve stratejik kuramcısıdır. Her alanda bütün halkı temsil eden önderlik kurumudur. Kürdistan halkının özgür ve demokratik yaşamına ilişkin temel politikaları gözetir ve temel konulardaki en son karar merciidir.&#8221;</em></p>
<p>Evet yanlış anlamadınız&#8230; <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">KCK </a>demokratik bir sistemi hedefler, ancak bu &#8220;sistemin&#8221; kurucusu, kuramcısı, her alanda temsilcisi ise  az önce bahsettiğimiz, türlü türlü örnekler verdiğimiz  &#8220;önderlik&#8221;tir.</p>
<p>Devam edelim&#8230; 13. maddede der ki;</p>
<p><em>&#8220;Yürütme Konseyi Başkanı, Önderlik tarafından görevlendirilir ve Kongra Gel Genel Kurulu tarafından onaylanır. Genel Kurul tarafından onaylanmadığı taktirde Önderlik tarafından yeni görevlendirme yapılarak Genel Kurula sunulur.&#8221; </em></p>
<p>Demokrasinin en temel haklarından olan seçme ve seçilme hakkı KCK rejiminde mevcuttur, ancak ufak bir ayrıntı var. Bu seçilenlere &#8220;önderliğin&#8221; onayı gerekir!&#8230;</p>
<p>Bir diğer demokratik hak ise basın-yayın özgürlüğü&#8230; <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">KCK </a>bu konuda da her türlü özgürlüğü sağlamış(!). 14. maddede der ki;</p>
<p><em>&#8220;Önderlik çizgisine göre basın- yayın politikalarını oluşturur, basın örgütlenmesinin sağlanmasını ve geliştirilmesini destekler.&#8221;</em><em> </em><em></em></p>
<p> Son olarak şu noktaya vurgu yapmadan geçmeyelim&#8230;</p>
<p><em>            &#8220;KCK&#8230; </em><em>Farklılıkları tanımayan anti-demokratik ve gerici zihniyete karşı mücadele eder.</em>&#8221;</p>
<p>Aslında bu noktaya kadar KCK&#8217;nın kendi söyledikleri, KCK ile kurulmak istenen yapının ne kadar DEMOKRATİK olduğu konusunda yoruma ihtiyaç bırakmıyor..</p>
<p>            PKK/KCK&#8217;da yaşanan bu demokrasi tutarsızlığı ise kanaatimce yapısal bir sorun.. Bunun en önemli sebebinin PKK&#8217;nın mevcut siyasi geçmişindeki radikal sol fraksiyonun etkisi olduğunu iddia edebiliriz&#8230; THKP/C fraksiyonun ortaya koyduğu MDD (Milli Demokratik Devrim) stratejisi aynı şekilde PKK tarafından da kabul gören bir strateji&#8230; Bununla beraber her iki hareketin de liderleri kendi çevrelerini tasfiye etme konusunda benzer tavırlar sergilemişler. DHKP/C terör örgütünün kurucusu Dursun KARATAŞ  örgütün kuruluş aşamasında Bedri YAĞAN&#8217;nı tasfiye etmişti. Aynı şekilde, Öcalan da başta yukarıda ismini zikrettiklerimiz olmak üzere tüm &#8220;alternatiflerini&#8221; tasfiye etti&#8230;</p>
<p>            İki yapı arasındaki temel fark ise THKP/C emek-sermaye &#8220;çelişkisini&#8221; merkeze alırken, PKK&#8217;nın çelişki olarak etnisiteyi merkeze alması. Diğer taraftan, MDD&#8217;nin etkilendiği Nasyonel Yeşim İslam Sosyalizmi (Nasır Sosyalizmi), ki arkasından Ortadoğu&#8217;da kurulan Baas rejimleri de gelir, yine temelde PKK&#8217;nın müstakbel Kürdistan&#8217;da kurmak istediği rejimle aynısı&#8230;</p>
<p>Kısacası, <a href="http://www.google.com.tr/#sclient=psy-ab&amp;hl=fr&amp;source=hp&amp;q=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;pbx=1&amp;oq=%C3%B6calan+site:derindusunce.org&amp;aq=f&amp;aqi=&amp;aql=1&amp;gs_sm=e&amp;gs_upl=3774l12607l0l12807l28l23l0l1l1l0l1808l8115l0.13.5.1.6-2.1.1l23l0&amp;bav=on.2,or.r_gc.r_pw.,cf.osb&amp;fp=1645f47cbba45276&amp;biw=1600&amp;bih=691" target="_blank">PKK</a>&#8216;nın temel amacı Ortadoğu&#8217;da var olan Baas rejimlerinin yeni bir modelini türetmek&#8230; Bu gerçek DD&#8217;de yapılan tartışmalarda kullanılan &#8220;Beyaz Kürt&#8221; tabiri ile dile getirilmişti&#8230; Hatta yeni yayınlanan Asimilasyon Kıskacında Ulusalcı Kürtler isimli eser bu konuya dikkatleri çekmekte&#8230;</p>
<p>Bu noktada önyargılı olunmadığını konusunda bizi destekleyen ise yine KCK Sözleşmesi&#8230;</p>
<p>Öcalan &#8220;Giriş&#8221; kısmında şu ifadeleri kullanmakta:</p>
<p><em>&#8220;Tarih boyunca halkların özgürlük ve demokrasi mücadeleleri, kendilerine ait ve kendilerini güç yapacak bir sistemle taçlandırılamadığı için, egemen sistem çemberini kıramamış ve onun mezhebi konumuna düşmüşlerdir. Reel sosyalizm örneğinde görüldüğü gibi, egemen güçlere ait olan iktidarcı ve devletçi bir yapılanmayı aşamamışlardır. Koma Civakên Kürdistan sistemi, karar gücünün komün ve yerel halk meclislerine dayandığı bir temel üzerinden geliştiğinden, bu çemberi kırarak halkların kendi demokratik sistemlerini kurmalarına yol açacaktır.&#8221; </em><em></em></p>
<p>Her ne kadar KCK&#8217;yı anlatırken reel sosyalizmi eleştirse Öcalan&#8217;ın Marx&#8217;dan etkilendiği ortadadır. Olaya Öcalan kültü çerçevesinden bakarsak da kendisini yeni bir &#8220;Marx&#8221; yapma ihtirası da alttan alta sezilir. Ki bu ihtirasın belirtilerinin kendi yazdıklarında da net bir şekilde görüldüğünü söylemiştik&#8230;</p>
<p>KCK aslında iddia ettiği farklı, yaşanmamış, yeni bir sistem vaad etmez&#8230; İtiraf ettiği üzere &#8220;sosyalist düşünceyi pratik&#8221; hale getirmeyi vaat eder&#8230; Yeni bir Baas rejimi olma konusunu bir yana koyarsak, en iddialı haliyle 20. yüzyılda var olan birden çok sosyalizm yorumuna (Sovyetler, Arnavutluk, Çin, Küba vb.) bir katkı olarak okunabilir:</p>
<p><em>&#8220;Koma Civaken Kürdistan sistemi,  özü itibariyle demokratik sosyalist düşüncenin pratikleşmesidir. Bu temelde sosyalizmin radikal ve derinleştirilmiş bir demokrasiyle yeniden yükselişe geçişi sağlanmaktadır.&#8221;</em><em></em></p>
<p><em>&#8220;Böylece demokrasiyle birlikte var olabilen sosyalizm, bilimsel-de­mok­ratik sosyalizm olarak Koma Civaken Kurdistan sisteminin ruhu olacaktır.&#8221;</em><em></em></p>
<p>            Diğer taraftan KCK, kurmak istediği &#8220;demokratik konfederalizm&#8221; ile yepyeni bir dünya vaat etmek zorunda&#8230; Çünkü KCK bir ütopya&#8230; Ütopyaların en önemli özelliği de tabii ki gerçekleşmekten öte hayal olarak var olması&#8230; Eğer ki gerçekleşirse kitlelerin peşinden sürüklenebileceği bir ideal, bir ülkü kalmaz. Tabi ki her zaman ulaşılamayacak bir ideal, bir ülkü olmalı ki, bu uğura verilen kayıplar, giden hayatlar sorgulanmasın&#8230; Benzer biçimde Abdullah ÖCALAN için yapılan yemin de bu &#8220;ütopya&#8221; ile paralellik arz eder. Her ikisi de &#8220;mükemmel&#8221;dir&#8230;</p>
<p>            KCK&#8217;nın yaşadığı son çelişki ise alternatif bir devlet yapısı OLMADIĞI konusunda&#8230;</p>
<p>            KCK Sözleşmesi &#8220;Giriş&#8221; kısmında şöyle der;</p>
<p><em>            &#8220;Kürdistan Demokratik Konfederalizmi bir devlet sistemi değil, halkın devlet olmayan de­mok­ratik sistemidir.&#8221;</em></p>
<p><em>            </em>Kurulması planlanan sistem ise şu şekilde tarif edilir;</p>
<p>        &#8220;&#8230;<em>Kürdistan içinse kendi kaderini tayin etme hakkı, milliyetçi temelde devlet kurmak değil, si­yasi sınırları sorun yapmadan ve sınırları esas al­madan kendi demokrasisini kurma hareketidir. İran&#8217;da, Türkiye&#8217;de, Suriye&#8217;de ve hatta Irak&#8217;ta oluşacak bir Kürt yapılanmasında tüm Kürtler bir araya gelerek kendi federasyonlarını, birleşerek de üst konfederalizmi oluştururlar.&#8221;</em></p>
<p><em>            </em>Diğer bir ifadeyle PKK/KCK tarafından verilen silahlı ve illegal mücadelenin nihai amacı ülkenin bölünmesi değil, bu ülkede yaşayan halkların &#8220;demokratik konfederalizm&#8221; altında &#8220;özgürce&#8221; yaşaması&#8230; Aslında devlet değil ama devlet gibi bir yapı!&#8230;</p>
<p>        Gerçek manada PKK/KCK tarafından dile getirilen bu talep son süreçte, özellikle Abdullah Öcalan&#8217;ın yakalanmasından sonra, dile getirilmeye başlandı. Daha öncesinde nihai amaç &#8220;Bağımsız Birleşik Kürdistan&#8221;ın kurulmasıydı. Örgütün kongre kararları da göstereceği üzere, siyasal hedefler &#8220;günün şartlarına&#8221; göre sürekli değişiklik gösterdi. Tutarlı olunan tek nokta ise şiddet ve terör oldu şimdiye kadar&#8230; Bu noktada, David RAPOPORT&#8217;un terörizmin tarihini anlattığı <em>&#8220;The Four Waves of Rebel Teror and September 11&#8243;</em> başlıklı makalesi akla gelmekte. Rapoport bu makalede terörizm tarihinde ideolojilerin değiştiğini ancak şiddetin her zaman var olduğunu örnekleriyle vurgulamakta&#8230;</p>
<p>            Diğer taraftan, bu ülkede alternatif Kürt hareketi lideri olarak ortaya çıkarılan PSK örgütü lideri Kemal BURKAY&#8217;ın ve PSK örgütünün fikirlerine baktığımız zaman PKK/KCK&#8217;dan çok çok daha radikal taleplerde bulunduğunu görürüz. Hatta Nasname isimli internet sitesine baktığımız zaman PKK/KCK ve Abdullah ÖCALAN&#8217;ı terör ve şiddet nedeniyle &#8220;Kürtler&#8217;in özgürlüğü önündeki bir engel&#8221; olarak görür. Her ne kadar bu konu tartışmaya oldukça açık olsa da,  hiç taviz vermeden &#8220;Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını&#8221; dile getirir. Bu konuya Mustafa AKYOL&#8217;un <a href="http://www.idefix.com/kitap/kurt-sorununu-yeniden-dusunmek-yanlis-giden-neydi-bundan-sonra-nereye-mustafa-akyol/tanim.asp?sid=LBO8N0PJPS7S5JQJ1ZJ6"><em>&#8220;Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek&#8221;</em></a><em> </em>isimli kitabında dikkat çekici ve akıcı şekilde değinilmekte.</p>
<p>            KCK&#8217;nın devlet olmadığı iddiasına dönersek&#8230; KCK, sistemin kurulması planlanan ülkelerin iç hukuklarının geçerli olacağını, ancak KCK tarafından belirtilen şartlar kabul edilmezse geçerliliğinin kabul edilmeyeceği söyler:</p>
<p><em>&#8220;Bundan sonra Kürdistan da üç hukuk geçerli olacaktır: AB hukuku, üniter devlet hukuku, demokratik konfe­deral hukuk. Üniter devletler olan İran, Irak, Türkiye ve Suriye Kürt halkının konfederal hukukunu tanıdıkça Kürt halkı da onlarınkini tanıyacak ve bu temelde uzlaşıya gidebilecektir.&#8221; </em></p>
<p>            KCK Sözleşmesi&#8217;ne genel anlamda baktığımızda vurguladığımız ideolojik retoriklerden daha çok kurulması planlanan yapının organlarına ve işleyiş tarzlarını ele aldığını görürüz. Benzetmeden de öte tam olarak bir anayasa görevini üstlenir. Ancak KCK&#8217;nın talep ettiği sistemin ne modern, ne de post-modern; ne demokratik, ne de monarşik devlet yapısında kabul edilirliği ve geçerliliği yok. Hangi türde olursa olsun hiçbir devlette egemenlik unsurlarının ihlali olacak böyle bir yapı kabul edilmez&#8230;</p>
<p>            KCK da aslında bu durumun farkında&#8230; Böyle olacağı &#8220;öngörülerek&#8221; bu duruma karşı &#8220;meşru savunma&#8221; gündeme getirilir:</p>
<p>   &#8220;&#8230;<em>Koma Civakên Kürdistan projesi bu yönüyle Kürt halkını özgürleştirme stratejisidir. Bu sistemle Kürt halkı tüm potansiyellerini açığa çıkarıp gücünü zirveleştirerek çözümü herkese dayatacak ve kaçınılmaz hale getirecektir. Meşru savunma ise, bu temel stratejinin saldırılar karşısındaki koruyucu gücüdür.&#8221;</em></p>
<p>   Yani anlayacağınız karakolların basılması, bombaların patlaması, molotof kokteyllerinin atılması birer &#8220;meşru savunma&#8221; hareketidir&#8230;</p>
<p>   Sonuç ne derseniz&#8230; Sonuç, KCK Kürt Sorunu&#8217;na siyasal alanda barışçıl ve demokratik yollarla çözüm arayan bir yapı DEĞİLDİR&#8230; KCK üzerinden, KCK ekseninden siyaset yürütenlerin bu acı gerçekle ne yazık ki yüzleşmeleri gerek&#8230; Buradaki asıl mesele, ataların söylediği gibi, üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir&#8230;<em> </em></p>
<p>            Bu noktaya kadar anlatılanlar KCK&#8217;nın teorik alanda yaşadığı tutarsızlıklar&#8230; Pratikte ise son demde bir nebze değinilen sokakta atılan molotoflar, ihale usulsüzlükleri, rant kavgaları, uyuşturucu ticareti ve daha neler neler&#8230;</p>
<p>            Konuyu bağlarsak&#8230; Kavramların değişmesi nesnelerin, olguların da değişeceği anlamını taşımaz&#8230; Tutsak birisine &#8220;özgür&#8221; olduğunu söylemeniz onun özgür olduğu anlamına gelmez&#8230; Bunun gibi şiddeti, terörü &#8220;Siyaset Akademisi&#8221;, demokrasi, halkların kardeşliği ile tanımlamak da terörün ve şiddetin olmadığını göstermiyor&#8230;</p>
<p>            Daha da ötesi Mehmet YILMAZ&#8217;ın <a href="http://www.derindusunce.org/2011/08/12/dikkat-kitap-derin-marx/">Derin Marx</a> isimli eserinde kullandığı Einstein&#8217;a ait sözde olduğu gibi &#8220;meseleler onları üreten zihin yapıları ile çözülemez&#8230;&#8221; Ortada bir Kürt Sorunu gerçeği varsa bu sorunun müsebbiplerinden birisi ne yazık ki bu soruna şu an çözüm  &#8220;arayanlar&#8221;&#8230;</p>
<p>            İşte bu yüzden Kürt Sorunu&#8217;na çözüm ararken kılavuzunuz/kılavuzumuz KCK olmasın&#8230;</p>
<p>            KCK&#8217;nın kılavuz olmaması için de bu yazı bir nebze &#8220;KCK Kılavuzu&#8221; olduysa yeterli!&#8230;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kürtlerle ilgili siyasî meseleler üzerine okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18718" title="kapak_kucuk__ulusalci_kurtler" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/09/kapak_kucuk__ulusalci_kurtler-206x300.jpg" alt="" width="127" height="176" /></a>Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle <strong>IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR</strong>. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulusalci_kurtler.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Türkiye bölünür mü?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirin.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/18/koma-civaken-kurdistan-pkk-ve-kurtler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/18/koma-civaken-kurdistan-pkk-ve-kurtler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ak Parti kan mı kaybediyor?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/ak-parti-kan-mi-kaybediyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/ak-parti-kan-mi-kaybediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 09:18:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[TBMM]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Adaleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19743</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; kendine &#8220;Adalet ve Kalkınma Partisi&#8221; adını koyan bir oluşumun vekilleri eğer &#8220;şike cezasında indirim&#8221; için yasa çıkartabiliyor, buna mukabil N.Ç. davasına karşı yaptırımsız kalabiliyorsa bu Ak Parti&#8217;nin kan kaybettiğinin en büyük ispatıdır. Adaletsizlik lehine yasa çıkarmaktan, sadece bir kesime adalet aramaktan daha ayıp bir şey tasavvur edemiyorum&#8230;&#8221; 
 &#8221;&#8230;Ak Parti İslami kökenden gelenlerin kurduğu bir parti olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignright" src="http://sosyalkitle.com/wp-content/uploads/2011/12/Cemile-Bayraktar-300x263.jpg" alt="" width="191" height="181" />&#8220;&#8230; <strong>kendine <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">&#8220;Adalet ve Kalkınma Partisi&#8221;</a> adını koyan bir oluşumun vekilleri eğer &#8220;şike cezasında indirim&#8221; için yasa çıkartabiliyor, buna mukabil N.Ç. davasına karşı yaptırımsız kalabiliyorsa bu Ak Parti&#8217;nin kan kaybettiğinin en büyük ispatıdır. Adaletsizlik lehine yasa çıkarmaktan, sadece bir kesime adalet aramaktan daha ayıp bir şey tasavvur edemiyorum&#8230;&#8221;</strong></em> </p>
<p><em> &#8221;&#8230;Ak Parti İslami kökenden gelenlerin kurduğu bir parti olarak sadece dindar kesime değil aynı zamanda özgürlükçü Solcular ve Liberallere de attığı adımlarla umut oldu. Ancak Türkiye&#8217;de laik kesimden, dindar kesime kadar sinmiş bir muhafazakârlık var. Ak Parti hem kendi içindeki muhafazakâr yanların etkisiyle, hem de oy kaygısıyla mevcut seçmenindeki muhafazakâr tarafa yönelik eylemler yaptığında, kendini aidiyette sıyırmış, hakkaniyet ölçüsüne sahip dindar kesimin sempatisini kaybediyor. Bunun yanı sıra hak ve özgürlükler konusunda Liberal ve özgürlükçü Sol kesiminde sempatisini kaybediyor, dahası bu kesimlerden tepki alıyor. Örnekleyecek olursam <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=akp%20site%3Aderindusunce.org&amp;source=web&amp;cd=11&amp;ved=0CBoQFjAAOAo&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2Ftag%2Fakp%2F&amp;ei=7fT-Tr2KFtKU8gP-nN3BDQ&amp;usg=AFQjCNEroXR24ge1a5PAArwqD12qm5_PSg" target="_blank">Demokratik Açılım </a>için düğmeye basmış bir partinin, anadil konusunda çözüme gitmemesi büyük hayal kırıklığıdır&#8230;&#8221;</em>  (<a href="http://www.derindusunce.org/author/cemilebayraktar/" target="_blank">Cemile Bayraktar </a>ile sohbet) <a href="http://sosyalkitle.com/?p=460" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>… Biraz daha okumak…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/12/12/ak-parti-kan-mi-kaybediyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/12/12/ak-parti-kan-mi-kaybediyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Halkı esir etmek için modern bir silah:Borç</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/halki-esir-etmek-icin-modern-bir-silahborc/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/halki-esir-etmek-icin-modern-bir-silahborc/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 08:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19536</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Benim önerim borçlar drahmiye çevrilsin. Böyle bir şey mümkün. Egemen Yunan devletinin bunları ödememe veya başka bir şekilde halletme yoluna gitme, ya da drahmiye çevirme hakkı var. Sonuncu şık, şirketlerin bilançolarına dokunulmaması için yegane çözümdür. Bunun aksine, eğer ülke Avro&#8217;da kalarak, fiyatları düşürme yoluna giderse, bankalara ve dışa karşı olan borçlar Avro olarak kalacağı için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/kriz_liberalizm_avrupa_darbe.jpg" alt="" width="121" height="130" />&#8220;Benim önerim borçlar drahmiye çevrilsin. Böyle bir şey mümkün. Egemen Yunan devletinin bunları ödememe veya başka bir şekilde halletme yoluna gitme, ya da drahmiye çevirme hakkı var. Sonuncu şık, şirketlerin bilançolarına dokunulmaması için yegane çözümdür. Bunun aksine, eğer ülke Avro&#8217;da kalarak, fiyatları düşürme yoluna giderse, bankalara ve dışa karşı olan borçlar Avro olarak kalacağı için, gerçek ekonominin bilançoları tamamen bozulacak ve bu da, devlet dahil tüm kurumları büyük miktarda borçlanmaya sürükleyecek&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1207069&amp;title=almanyadan-yunanistana-kritik-uyari" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konudaki son makaleler&#8230;</p>
<ol>
<li><a title="Permanent Link to Yunanistan kumar masasında ütülürken..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Yunanistan kumar masasında ütülürken&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Avrupa Muz Cumhuriyeti'nde darbe mevsimi..." rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%e2%80%99nde-darbe-mevsimi/">Avrupa Muz Cumhuriyeti&#8217;nde darbe mevsimi&#8230;</a></li>
<li><a title="Permanent Link to Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa </a></li>
<li><a title="Permanent Link to Kriz demokrasiyi de vurur mu?" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/25/kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu/">Kriz demokrasiyi de vurur mu?</a></li>
</ol>
<p> </p>
<p>… Liberal totalitarizm üzerine biraz okumak için…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/28/halki-esir-etmek-icin-modern-bir-silahborc/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/28/halki-esir-etmek-icin-modern-bir-silahborc/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Piyasa Demokrasiyle Savaşırken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 13:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19435</guid>
		<description><![CDATA[ 
Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="300" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/XFYoY7rzJtM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mr. Smith ya da Don Quijote goes to Washington / Frank Capra</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/03/mr-smith-ya-da-don-quijote-goes-to-washington-frank-capra/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/03/mr-smith-ya-da-don-quijote-goes-to-washington-frank-capra/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 10:09:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Habeş Evran</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19292</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Özgürlük, kitaplarda bırakılamayacak kadar değerlidir&#8230;&#8221;[i]
 Don Kihote kadar haklı olduğunda birileri, nedense beşer yel değirmeni kesiliverir. Don Kihote kadar haklı olmak ne midir? Derdini anlatamamak ya da derdini dinletememek. Etiketlenmek sürekli birileri tarafından, o birileri ki sürekli başkaları hakkında atıp tutmakta ve oturdukları yerde sefa sürmekteler. Don Kihote diyorduk evet, çok sevgili Don&#8217;umuz da inandıramamıştı yel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><img class="alignright size-medium wp-image-19293" title="mr-smith-goes-to-washington_3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington_3-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" />&#8220;&#8230;Özgürlük, kitaplarda bırakılamayacak kadar değerlidir&#8230;&#8221;<a name="_ednref1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn1"><strong>[i]</strong></a></em></p>
<p> Don Kihote kadar haklı olduğunda birileri, nedense beşer yel değirmeni kesiliverir. Don Kihote kadar haklı olmak ne midir? Derdini anlatamamak ya da derdini dinletememek. Etiketlenmek sürekli birileri tarafından, o birileri ki sürekli başkaları hakkında atıp tutmakta ve oturdukları yerde sefa sürmekteler. Don Kihote diyorduk evet, çok sevgili Don&#8217;umuz da inandıramamıştı yel değirmenlerinin aslında dev olduğuna kimseyi. Yel değirmenleri devdi, görmemek için kör olmak gerekiyordu ya da gözlerini kapamak, neye: Hakikate. Peki anlatacağımız Don Kihote kimdir ve nedir hikayesi kahramanımızın?</p>
<p><strong>Senatör öldü, yaşasın yeni senatör!</strong></p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=mr.%20smith%20goes%20to%20washington&amp;source=web&amp;cd=2&amp;sqi=2&amp;ved=0CDsQFjAB&amp;url=http%3A%2F%2Fen.wikipedia.org%2Fwiki%2FMr._Smith_Goes_to_Washington&amp;ei=M3exTqOAIIy6-Aa1zPWRAg&amp;usg=AFQjCNEgEqvRWXqL6N_wt2AEmHHiZrzbbA&amp;sig2=afTnW4JUQnj-fn-cIOobag&amp;cad=rja">Mr. Smith Goes to Washington</a><em> </em>filminin ana kahramanıdır Mr Smith yani Jefferson Smith; naif, yardımsever, oymak beyi, Washington ve Lincoln&#8217;ün sözlerini ezbere bilen bir vatansever, çocukların sevgilisi, 4 sayfalık İzci&#8217;nin Günlüğü adlı gazetenin sahibi ve yazarı&#8230; Kulağa pek politikacı tarifi gibi gelmiyor değil mi? Jefferson Smith&#8217;i politikacı yapan ve onu Don Kihote&#8217;liğe iten şey bir tesadüf. <span id="more-19292"></span></p>
<p> Eyaletin sanayi ve medya imparatoru Jim Taylor, size de bir yerden tanıdık gelmedi mi, bir yandan emrindeki valiyle eyaleti yönetirken bir yandan da senatörleri istediği gibi kullanıyor. İstediği gibi yönettiği eyaletin senatörlerinden biri gece yarısı ansızın ölür. Washington&#8217;da istediği gibi at koşturmak isteyen Taylor kendi adamlarından birinin senatör olarak atanması için bastırır. Şehrin ileri gelenleri ise bambaşka bir ismi seçerler. Jim Taylor ile halkın isteği arasında sıkışan valimiz, tesadüflerin kalk borusu çaldığı bir sırada yeni senatörümüzü bulur: Jefferson Smith. Naif ve dürüst   Smith&#8217;in senatör olarak atanması bir yandan halkın gözünü boyarken diğer yandan kolay kullanılabileceği düşünülüp, Jim Taylor&#8217;un işine gelecek. İşin sonunda herkes mutlu. Taylor işine gelen bir sanatör bulur, vali arada kalmaktan kurtulur, halk da bir kurtarıcı bulduğuna inanır. Ardından, tanışmalar, törenler, şölenler&#8230; ve Washington treni kalkmaktadır: Elveda Jackson City!</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington-scene.jpg"><img class="size-full wp-image-19297 aligncenter" title="mr-smith-goes-to-washington-scene" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington-scene.jpg" alt="" width="457" height="508" /></a></strong></p>
<p><strong>Şaşkın Ördek Washington&#8217;da</strong></p>
<p>Jefferson Smith&#8217;i başkente vardığında oldukça heyecanlıdır. Mekke görmüş hacı misali her yana bakar, merakla sorular sorar, çok geçmeden gruptan ayrılıp -kaçıp- şehri turlamaya başlar.  Onunla beraber Capitol&#8217;ü seyredip bir şehir turu atarız. Sonra heykellere gelir sıra: Samuel Adams, George Washington, Thomas Jefferson, Hamilton ve nihayet Lincoln&#8230; Abraham Lincoln&#8217;e ve Gettysburg Hitabesi&#8217;ne odaklanır burada kamera, dedesinin elinden tutmuş bir çocuk hitabeyi okurken arkada yaşlıca bir zenci, pardon siyahî, şapkasını kalbine götürüp huşuyla dinlemektedir. 39 yılı henüz siyahîlerin özgürlüklerine alışamadığı yıllardır. Şehir ikiye bölünmüştür aslında. Bir yanda ruhani bir demokrasi ve özgürlük kahramanları geçidi, sanki antik çağlardan kalmışçasına unutulmuş; diğer yanda ise kurnaz sekreterler, çıkarcı politikacılar, umursamaz basın ve ortalarında kalmış yapayalnız Jefferson Smith. Heyecanın ve tutkunun esiriyken gözleri, zamanla zihni bir şeylerin yanlış olduğunu kavramaya başlar. &#8220;Ben neden buradayım ve ne yapıyorum?&#8221; sorusunu sormaya başlar. Ardından gazetecilerin kendisine, &#8220;Sen bir senatör değilsin, sen atanmış bir kuklasın!&#8221; tepkileri üzerine senatörlüğü ve yasaları öğrenme hevesine düşer. Çocuklar için yaptığı bir projeyi senatoya sunduğunda Jim Taylor&#8217;ın projelerine ket vurmuş olur. Kuklanın ipleri kopar. Ardından karalamalar, iftiralar, komisyona ifade vermeler&#8230; Bu arada kendisini sürekli küçük görüp aşağılayan sekreterinin gözünde devleşmesi ve filizlenen aşk dikkati çeker. Artık gerçek bir akıl hocası vardır: Sekreteri, Clarissa Saunders. Senatoda dönen bütün oyunları ve yasaların zayıf yanlarını iyi bilen biri. Kendisinin ihraç oylaması yapılacakken son bir kez söz alır.</p>
<p><strong> </strong><strong>Ve kreşendo&#8230; Sapansız Davut, Golyat&#8217;a karşı</strong></p>
<p>Her şeyini kaybetmiş senatörümüz son sözünü aldığında aslında bunda bir hile vardır. Bir senatör sözünü takati bitene ya da sözü başkasına devredene kadar sürdürebilir. Bu minvalde Mr. Smith konuşur, anlatır. Bazen boş salona, bazense sırtı dönük senatörlere; ama daima doğruyu anlatır. Taylor&#8217;ı, senatörleri, dönen dolapları, çocukları, hayallerini, Amerika&#8217;yı, vicdanı ve anayasayı&#8230;  Unuttukları şeyleri hatırlatmak ve hakikati haykırmaktır niyeti. Sesi çatallanıp takati tükenirken  senato salonu basın, izleyiciler ve büyükelçilerle dolar taşar. Demokrasinin hem Amerika&#8217;ya hem de dünyaya seslenişi. Kendi eyaletine ise sesini duyuramaz. Jim Taylor, çocukları ezmek pahasına eyalette olan bitenin haber olmasını engeller. Takati tükenen Jeff Smith bayılır; ama vicdanları uyandıracak çığlığını atmıştır çoktan. Hikâyeyi toparlamak adına bir diğer önemli karaktere yer verelim.</p>
<p><strong> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington.jpg"></a></strong><strong>Baştan kaybedilmiş davalarda kaybolmuş bir isim: Senatör Paine</strong></p>
<p>Bir yandan yönetmen, çürümüş düzene bir mesih yollarken diğer yanda da sistemin ele geçirdiği bir adamın hikâyesini izleriz: Senatör Paine. Bir zamanlar Jeff Smith&#8217;in babasıyla baştan kaybedilmiş davaların adamlarıdırlar. Uğruna savaşılacak tek dava baştan kaybedilmiş davalardır, der Paine. Clayton Smith kalemiyle gazetede mücadele ederken, Paine ise avukat olarak yanındadır. Bir gün Clayton Smith sırtından vurulmuş şekilde bürosunda ölü bulunur. Tek bir madencinin sesini duyurmaya çalışırken, kendisine yöneltilen, rüşvet ve tehditleri elinin tersiyle itmiş sonunda kaybedilmiş davaların kaybedilmiş adamı oluvermiştir. Senatör Paine&#8217;in Jeff Smith&#8217;i şapkasına kadar babasına benzetmesi tesadüf değildir. Vicdanının içten içe sızladığını sürekli hissederiz. Artık sistemin adamıdır, kaybedilecek davalar onu ilgilendirmemektedir ve muhtemeldir ki başkanlık avuçlarının arasındadır. Ama geçmiş zamanın hayaleti olan genç ve şapşal senatörümüz, bilmeden derinlerdeki bir çığlığı uyandırmak üzeredir.</p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-19299" title="mr-smith-goes-to-washington" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/11/mr-smith-goes-to-washington-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /></a> </strong><strong>Filmin gör dediği</strong></p>
<p>Capra&#8217;nın demokrasiye, basına ve politikacılara yönelik taşlaması ve Amerikan Rüyası ve Demokrasi&#8217;sinin nasıl olması gerektiğini anlatan bir filmden bahsediyoruz. Büyük Buhran Dönemi&#8217;nin umutsuzluğu içindeki bir halkın isteklerini bağıran ve halkı hâlâ iyiye ve doğruya ulaşabileceği konusunda motive eden bir yapıt. </p>
<p>Çürümüş bir sistemi, bir kişinin dürüstlüğü ve inancı mahvedebilir. Umutsuz kalmış, sisteme adapte olmuş vicdanlar çözülüp hakikate geri dönebilir. Mr. Smith Goes to Washington filminin, 39 yapımı bir film olmasına rağmen, Capra&#8217;nın 70 yıl geriden bize seslenmeye devam etmesiyle, güncelliğini koruyan bir hikâyesi var. Washington&#8217;u Ankara ya da Paris&#8217;le değiştirsek ne fark edecek? Hâlâ gücünü koruyan, yaşayan bir hikâye elimizdeki. Demek ki dünya düşündüğümüz kadar değişmemiş. Yolsuzluk, çürümüşlük, ahlaki erezyon tam gaz devam ediyor. Bu sistemi yok edecek kişilerden birini işte bu filmde görüyoruz. Dürüst, namuslu ve ideallerine sımsıkı bağlanmış bir adam. Amerikalı, Fransız, Türk olması, coğrafyanın yeri bir mana ifade etmiyor. Jefferson Smith sembolleşiyor. Düzene ayak uydurmayacak kadar inatçı olmak, düzene inat yaşamak bir koltuğa layık görülmüş herkese hatırlatılmalı. Bu gibi filmler çokça bahis konusu olmaz; ne sinema sohbetlerinde ne de kalem erbabının yazılarında. Bu filmi önemli yapan ise Frank Capra. Onu tanıyıp teknik kısma geçelim.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bir Amerikan Rüyası Yönetmeni: Frank Capra </strong></p>
<p>Capra 1897, Sicilya, İtalya doğumlu. 6 yaşındayken Amerika&#8217;ya göç eder ailesiyle. Üniversitede kimya okurken Montaigne&#8217;in denemelerini ve şiirlerini keşfeder. Bu olay onda yazma tutkusunu açığa çıkarır. 1919 Yılında, John Ford&#8217;un yönettiği <em>The Outcasts of Poker Flat</em> filminde işçi olarak çalışır. Bu film ona sinemada çalışma azmini aşılar. Bir gün, bir Hollywood stüdyosunun verdiği ilana cevap vererek sinemaya adımını atar. Kısa filmler yazar, yönetir; stüdyolarda asistan, yazar olarak çalışır. Sessiz Sinema döneminin tanınmış oyuncularından Harry Longdon ile çalışmaya başlar. Ardından anlaşamayıp ayrılırlar ve böylece Colombia Pictures&#8217;a katılır. Bu arada Büyük Depresyon yılları başlar. 29 Yılından 40 ortalarına kadar sürecek bu dönemin Capra filmlerine ve filmlerin çektiği ilgiye ciddi katkısı vardır. Capra&#8217;nın sinemada parladığı devir 33&#8242;te çektiği <em>Lady for a Day&#8217;</em>den başlar ve 46 yapımı <em>It&#8217;s a Wonderful Life</em>&#8216;a kadar devam eder. İkişer yıl arayla üç defa Akademi&#8217;den en iyi yönetmen ödülünü alır. İkinci Dünya Savaşı başladığında, <em>Why We War?</em> adındaki propaganda filmlerini çeker. Bu filmler hala klasik kabul edilir. Bu kadar ansiklopedik bilgi yeter. Capra&#8217;nın bir de kişiliğine bakalım.</p>
<p>Frank Capra, bir göçmenler ülkesi olan Amerika&#8217;da, Amerikan Rüyası&#8217;na dürüstçe inanan insanların belki de en başlarında gelir. Sinemada ise en büyüğüdür şüphesiz. Bir hayal taciri olarak bile kabul edebiliriz kendisini. Yeni dünyaya ayak basan her Sicilyalı&#8217;dan Luca Brasi olmasını beklememeliyiz elbette. O da ayrı bir Amerikan Rüyası&#8217;dır ya neyse, konuya dönelim. Capra, demokrasiye inanan, Amerikan Tarihi hayranı, dürüst, namuslu, çalışkan, kalabalığın içinde sesi kesilmiş bireye kulak veren biridir. Bunun yanı sıra filmlerinde gördüğümüz bir karakter kalıbı vardır. Miyazaki evrenindeki dişi kahramanları andırır çokça. İyidirler, dürüsttürler ve iyi olarak, iyi davranarak etraflarındaki ve ülkedeki kötülüğe galebe çalabileceklerini gösterirler. Capra, Büyük Buhran dönemindeki avamın hızla fakirleşirken bazı insanların hızla zenginleşmesi, ahlaki bozulma ve güç peşinde koşan insanları kamerasına alırken gösterdiği cesaret ve duruşuyla 30&#8242;ların en popüler yönetmeni olur. Amerikan Rüyası zirvedeyken zirveye çıkar ve rüya maskesini atıp kabus yüzünü göstermeye başladığında ve halkın rüyayı değil; gücü, parayı seçtiği vakit zirveden tepetaklak iner. 46 yılından sonra çektiği filmlerde ne bir başarı elde edebilir ne de kamerasına ve de rüyasına olan zayıflamış inancı buna müsaade eder.</p>
<p>Capra&#8217;nın felsefesi sıkça <em>sinisizm</em>(cynicism)&#8217;i andırır. Sinisizm, tabiatla uyumlu, erdemli bir hayat yaşarken, güç, zenginlik, şöhret ve sağlık gibi isteklere sırt çevirmek, mutluluğun insanın içinde var olduğuna yönelik inanca dair bir felsefedir kısaca. Yönetmen hakkında uzun bir lakırdı oldu; ama bazı filmler yönetmeni anlatır aslında ve bu filmleri yönetmensiz ya da yönetmenin erdemlerinden ve felsefesinden ayrı düşünemezsin. Daha çok <em>auteur yönetmen</em>&#8216;lerde sıkça karşımıza çıkan bir durumdur. İşbu sebeple Capra&#8217;yı da auteur yönetmen kabul edebiliriz (not: kendimi ateşin içine attım, bakalım odunu kim atacak üzerime).</p>
<p> <strong>Filmin teknik yanına gelirsek: </strong></p>
<p>Basit kamera hareketleri, gösterişsiz bir yönetmenlik ve klâsik; serim, düğüm ve çözüm bölümlerine ayrılmış bir hikâye. Capra, ne nesildaşı Ford kadar yetenekli, ne de Welles gibi bir dahi. Ama ismini Welles ve Ford&#8217;la yan yana yazdırabilecek bir yönetmen. Sinemasının tüm gücü, hikâyelerine olan inancından ve samimiyetinden geliyor. Bu filmi belki bir tek John Ford bu kadar vurucu çekebilirdi. O da Capra&#8217;yla aynı şeylere inandıkları için. Hikâye, birçok büyük yönetmenin elinde teknik bir oyuncak hâline dönüşüp, özünü ve vermek istediği mesajı kaybedebilirdi. Buradan Capra&#8217;nın filmlerine ruhunu ne kadar güzel yedirdiğine şahit oluyoruz. Oyunculuklara gelince sırıtan, göze batan bir oyuncu yok. Herkes rolüne hakkını vermiş. Jimmy Stewart&#8217;a bir paraf açmak lazım. Filmi bir yandan Capra&#8217;nın samimiyeti taşıyorsa bir yandan da Stewart&#8217;ın müthiş performansı taşıyor. Jefferson Smith&#8217;e tabiri caizse hayat veriyor. Şaşkınlıkları, öfkesi, kırgınlığı, gülümsemesi, üzüntüsü o kadar sahici ki, elle dokunulabilecek bir karakter yaratmış, hem de karikatürleşme ihtimali bu kadar yüksek bir karakterde. Stewart&#8217;ın sinematografisinde zayıf oynadığı rolüne şahit olmak güç; ama bu genç dönem performansı ayrı bir ışıldıyor. Işık, müzikler, dekor her şey yerli yerinde. Zamansız bir başyapıt için her şey hazırlanmış.</p>
<p><strong> </strong><strong>Zamansız bir başyapıt</strong></p>
<p>Zamansız bir başyapıt; film gösterildikten sonra, siyasetçilerin ve başkent basınının hışmına uğruyor. Dönemin faşist ve komünist devletlerinde film gösterilmiyor. Ama bir başyapıt, Capra ölene kadar bu filmin ilham verdiği insanlardan mektuplar almaya devam ediyor. Yel değirmenleriyle/devlerle savaş hiç bitmeyecek çünkü.</p>
<p>Don Kihote diyorduk evet, çok sevgili Don&#8217;umuz da inandıramamıştı yel değirmenlerinin aslında dev olduğuna kimseyi. Yel değirmenleri devdi, görmemek için kör olmak gerekiyordu ya da gözlerini kapamak, neye: Hakikate. Adınız Don Kihote olur, Mr. Smith olur ya da başka bir isim&#8230; delilikle itham edilen. Ama gözlerini hakikate kapatanlar kadar açanlar da olacaktır, her zaman.</p>
<p> </p>
<p>1- Filmden bir replik</p>
<p> </p>
<hr size="1" /><a name="_edn1" href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1">[i]</a>               Mr. Smith  goes to Washington, Mr. Smith</p>
<div>
<p> </p>
<p> … Sanat üzerine okumak için…</p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz-sinema.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18081" title="insansiz-sinema" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz-sinema-172x300.jpg" alt="" width="117" height="187" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">İnsan’sız Sinema Olur mu?</span></a></strong></p>
<p>Elinizdeki <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitabı </span></a>Sinema’nın programlanmış ölümüne karşı bir direniş olarak görebilirsiniz. İnsan’dan vaz geçmeye yeltenen, Güzel’i, Sanat’ı,İnsan’ı kâr-zarar tablolarına sıkıştırmaya çalışan endüstriye “Hayır!” demenin nazik bir yolu. <strong>Sinema bütün “teknik” karmaşıklığına rağmen insansız olmaz. Sinema insanlar tarafından yine insanlar için yapılan bir sanattır. </strong></p>
<p>Derin Düşünce yazarları izledikleri 28 filmi anlattılar. İnsanca bir perspektiften, günlük hayatlarındaki, iç dünyalarındaki yansımalara yer vererek… İran’dan Arjantin’e, Fransa’dan Afganistan’a, Rusya’dan Türkiye’ye uzanan bir yolculukta, İnsan’dan İnsan’a… Umulur ki bu kitap Andrei Tarkovsky, Semih Kaplanoğlu, Mecid Mecidi, Nuri Bilge Ceylan ile buluşmanın farklı bir yolu olsun… <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/insansiz_sinema.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-17786" title="oykuler_suzan_nur_basarslan" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan-204x300.jpg" alt="" width="111" height="171" /></span></a><a href="http://www.derindusunce.org/2011/06/27/dikkat-kitap-oykuler-suzan-nur-basarslan/" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Öyküler (Suzan Nur Başarslan) </span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>“…Benim öyküm bir rivayetten ibaret, bu yüzden benden miş’lerle bahsediyor diğerleri. Beni, yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılıyorlar. Sorsalardı bana, derdim ki, beni yaşamadığım sandıkları kocaman bir hayatı geri çevirmekle yargılayanlara, evinden ayrılmayan/ayrılamayan, öyküsünü değil, hayallerini anlatır elbet, ya da masalları. Oysa bilmek yaşamak değildir her zaman, yaşamanın bilmek anlamına gelmeyeceği gibi her daim. Gözlerimde; bir şeyler yaşamış olanların, yaşamadıklarını sandıklarına olan o kendini beğenmiş, o her şeyi bilen bakışına rastlayamazsınız bu yüzden…”  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/2010/12/16/bela-suzannur-basarslanin-romani/"><span style="color: #0066cc;">Son romanı Bela’dan</span></a> da tanıdığınız DD yazarı Suzan Nur Başarslan’ın öykülerini derlediği bu kitabını ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/oykuler_suzan_nur_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a><strong>.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/roman_nedir_nasil_yazilir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Roman nedir? Nasıl Yazılır?</span></a></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/roman_nedir_nasil_yazilir.jpg" alt="" width="96" height="144" /></span>Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: <em>“Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” </em>Okuyacağınız bu eserle <a href="http://www.kitapyurdu.com/yazar/237676/suzannurbasarslan"><span style="color: #0066cc;">romanlarından da tanıdığınız</span></a> değerli yazarımız <a href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/"><span style="color: #0066cc;">Suzannur Başarslan</span></a> Roman’ın derinliklerine giden bir seyahate davet ediyor sizi. Zaman’ın kullanımı, olay örgüsü, mekân, dil, üslup ve daha bir çok temel kavram edebiyatın dev isimlerinden örneklerle irdeleniyor. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/roman_nedir_nasil_yazilir.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Derin Göz</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/derin_goz.jpg"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/05/k_derin_goz.jpg"><em></em></a><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-11469" title="ak_derin_goz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/ak_derin_goz.jpg" alt="" width="145" height="206" /></span></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">  İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? <strong>Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir  Derin-Göz açılabilir mi? </strong>Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, … <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_goz.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8557" title="sanat_kibrit" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/sanat_kibrit.jpg" alt="" width="130" height="181" /></span></a> ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/sanat_kibrit.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Permanent Link to Baudolino (Umberto Eco)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/12/17/baudolino-umberto-eco/"><span style="color: #0000ff;"><strong>Baudolino (Umberto Eco)</strong></span></a> <span style="color: #0000ff;"> </span><a title="Suzan Başarslan tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/suzanbasarslan/"><span style="color: #0066cc;">Suzan Başarslan</span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2644" title="20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/12/20081216_derin_dusunce_org_baudolino_umberto_eco.jpg" alt="" width="123" height="175" /></span></a>Yazınsal bir yapıt, “basit bir obje değil, çok yönlü anlam ve ilişkilerle tabakalaşmış bir niteliğin çok yönlü organizasyonudur.”* Bu organizasyonun incelemesi de kendisi kadar zor bir organizasyonu gerektirir ki, bu yüzden bir yapıtın incelemesi adına günümüze değin, birçok kuram ve inceleme yöntemi geliştirilmiştir. Bu makalede Umberto Eco’nun yazdığı Baudolino adlı romanın incelemesi Gerard Genette’nin “Yapısal Metin İnceleme” yöntemine göre yapılacak ve yapıt, üç düzlemde incelenecektir. Bakış açısı, anlatıcı türü, ana düşünce, eserin yazılış tekniği, dil… gibi sorunlara da değinilecektir. İncelemede Şemsa Gezgin tarafından İtalyancadan Türkçeye 2003′te çevrilen Baudolino esas alınacak, tespit ve yorumlar çeviri yapıttan yola çıkılarak belirlenecek ve ifade edilecektir.  <a href="http://www.derindusunce.org/img/Bir_roman_incelemesi_baudolino_suzan_basarslan.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>İncelemeyi kitap halinde indirmek için buraya tıklayın</strong></span></a></p>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/03/mr-smith-ya-da-don-quijote-goes-to-washington-frank-capra/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/03/mr-smith-ya-da-don-quijote-goes-to-washington-frank-capra/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İlelebet payidar kalacak mıdır?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/02/ilelebet-payidar-kalacak-midir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/02/ilelebet-payidar-kalacak-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2011 09:03:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aylin do Nascimento</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Resmî Tarih]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19268</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Cumhuriyetten ne anladığınıza bağlı&#8230; Eğer Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının 1923 yılında kurdukları cumhuriyeti anlıyorsanız, o cumhuriyetin çoktandır yerinde yeller esiyor. O cumhuriyet, bizzat cumhuriyetçiler tarafından iki kere yıkıldı, yenisi yapıldı. Anayasa değiştiği zaman cumhuriyetin &#8230;&#8221; TAMAMI 
 
&#8230; Kemalizm konusunda dha fazla okumak için &#8230;
 
  Kadın hakları ve Kemalizm 

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ataturk_ingiliz_valisi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-10598" title="ataturk_ingiliz_valisi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/07/ataturk_ingiliz_valisi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>&#8220;&#8230;Cumhuriyetten ne anladığınıza bağlı&#8230; Eğer Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının 1923 yılında kurdukları cumhuriyeti anlıyorsanız, o cumhuriyetin çoktandır yerinde yeller esiyor. O cumhuriyet, bizzat cumhuriyetçiler tarafından iki kere yıkıldı, yenisi yapıldı. Anayasa değiştiği zaman cumhuriyetin &#8230;&#8221;</em> <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2011/10/29/ilelebet-payidar-kalacak-midir" target="_blank">TAMAMI</a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; Kemalizm konusunda dha fazla okumak için &#8230;</p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong>  <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><strong>  </strong><a rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>Türk Solu</strong></span></a><span style="color: #0000ff;"><strong> </strong></span></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-6922" title="20091020_derin_dusunce_org_turk_solu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091020_derin_dusunce_org_turk_solu-200x300.jpg" alt="" width="122" height="194" /></span></a>Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce <a href="http://www.derindusunce.org/category/dikkat-kitap/"><span style="color: #0066cc;">Dikkat Kitap</span></a> kategorisinde yayınladığımız <a href="http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf"><span style="color: #0066cc;">Pozitivizm Eleştirisi</span></a> gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_solu_adam_olur_mu.pdf"><span style="color: #0066cc;">buradan indirebilir</span></a> ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: <em>Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi</em>.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" /><strong>Kendi ülkesini işgal eden ordu</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Tarih şaşırmaktır</a></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-13449" title="tarih_sasirmaktir" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir.jpg" alt="" width="109" height="141" /></a>Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, <strong>“Asker millet”</strong> üretmek, <strong>atalarımızla gurur duymak</strong> için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/tarih_sasirmaktir_1.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong></strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/02/ilelebet-payidar-kalacak-midir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/02/ilelebet-payidar-kalacak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 20:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[çin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19235</guid>
		<description><![CDATA[
Sürdürülebilir kalkınmanın yolları aranıyordu &#8220;bizim&#8221; batıda, meşhur &#8220;sustainable development&#8221; dediğimiz şey. Yani çevreyi kirletmeden, yerel kültürü ezmeden, işçiyi  sömürmeden zenginleşmek. İsterseniz gerçekçi olalım, &#8220;fazla&#8221; kirletmeden diyelim, fazla ezmeden, fazla sömürmeden. Avrupa&#8217;da bunun daha iyisini icad ettik, sadece 3 gün önce: Sürdürülebilir Şerefsizlik.
Azıcık şerefsizlik, katlanılabilir, alışılabilir seviyede bir şerefsizlik!
Avrupa Birliği krizden kendi imkânlarıyla kurtulacağını ilân etmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/nicolas-sarkozy-hu.jpg"><img class="size-medium wp-image-19236  aligncenter" title="nicolas-sarkozy-hu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/nicolas-sarkozy-hu-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /></a></p>
<p><a href="http://www.undp.org.tr/Gozlem3.aspx?WebSayfaNo=325">Sürdürülebilir kalkınmanın</a> yolları aranıyordu &#8220;bizim&#8221; batıda, meşhur &#8220;<em>sustainable development&#8221; dediğimiz şey</em>. Yani çevreyi kirletmeden, yerel kültürü ezmeden, işçiyi  sömürmeden zenginleşmek. İsterseniz gerçekçi olalım, &#8220;fazla&#8221; kirletmeden diyelim, fazla ezmeden, fazla sömürmeden. Avrupa&#8217;da bunun daha iyisini icad ettik, sadece 3 gün önce: <strong>Sürdürülebilir Şerefsizlik</strong>.</p>
<p>Azıcık şerefsizlik, katlanılabilir, alışılabilir seviyede bir şerefsizlik!</p>
<p>Avrupa Birliği krizden kendi imkânlarıyla kurtulacağını ilân etmişti. Ne İrlanda ne Yunanistan&#8230; yüzüstü bırakılmayacaktı, AB&#8217;nin gücü buna yetecekti. 26 ekim günü bu &#8220;garantinin&#8221; tam ters yönünde iki DEV adım atıldı:</p>
<ul>
<li>AB yöneticileri IMF garantisinde özel bir fon açılmasını onayladılar: Çin ve Rusya gibi &#8220;yükselen&#8221; ülkelerden gelecek &#8220;katkı&#8221; ile beslenecek bir fon!</li>
<li>Çin bu fon kanalıyla AB&#8217;ye borç vermeye hazır olduğunu resmen ilân etti.</li>
</ul>
<p>26 ekim 2011 tarihi tıpkı Pearl Harbour saldırısı ya da Berlin duvarının yıkılması gibi tarihi bir gün. Bir dönüm noktası. 1948&#8242;deki <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Marshall_Plan%C4%B1">Marshall Planı</a>&#8216;ndan bu yana Avrupa siyasetinin girdiği en keskin viraj. Neden?<span id="more-19235"></span></p>
<p>AB ülkeleri Türkiye de dahil bir çok ülkeye demokrasi ve özgürlük dersi vermeye alışmışlardı. Bunu yaparken de maddî güçlerini bolca kullanıyorlardı: &#8220;Kaka-pis&#8221; ülkelere kredi verMEyerek, teknoloji transferine sınır koyarak, dış ticaretlerini sınırlayarak,&#8230; Örnekler çok(1).</p>
<p>Avrupalı siyasetçiler yakın zamana kadar Çin&#8217;i de eleştirebiliyorlardı. Meselâ işkenceleri, işçi sömürüsünü, Tibet&#8217;in işgalini&#8230; Ancak Avrupa ekonomisi fonlar ve IMF kanalıyla Çin&#8217;e bağımlı hale gelirken/getirilirken bazı taşların da yerinden oynayacağı muhakkak. İnsan hakları ve tabiat gibi &#8220;alınıp satılmaz&#8221; varlıkları koruyan kanunlar da artık bir tür piyasada arz-talep dalgalanmalarına maruz kalacak. <strong>Hukuk&#8217;a ikame edilen Piyasa</strong><strong> günlük hayatımızı doğrudan etkileyecek. </strong>(Bkz. <a title="Permanent Link to Ticarî bir mal olarak " href="http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%e2%80%9cadalet%e2%80%9d/">Ticarî bir mal olarak &#8220;Adalet&#8221;</a>)</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/cin_avrupa.jpg"><img class="size-full wp-image-19237  aligncenter" title="cin_avrupa" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/cin_avrupa.jpg" alt="" width="358" height="239" /></a></p>
<p>Bu noktada önemli bir ayrımın altını çizmek isterim: İnsan hakları, doğaya saygı gibi kriterler açısından hemen bütün ülkelerin tenkid edilecek yanları vardır. Bu yüzden her ülkeyi <strong><em>&#8220;neden filanca diktatörle ticarî / diplomatik ilişkin var?&#8221;</em></strong> diye eleştirmek mümkündür. Hüsnü Mübarek&#8217;in, Kaddafi&#8217;nin veya İsrail&#8217;in göstere göstere yaptığını bir çok &#8220;cici&#8221; batı ülkesi de çaktırmadan yapar. Bu makale kapsamındaki eleştirinin hedefi devletlerin tek tek ahlaksızlık yapması değil, bu önemli. Tarihi bir dönüm noktası olarak nitelediğim AB&#8217;nın ayağına kurşun sıkması. Bir başka deyişle demokratik bir yapı olan AB&#8217;nin totaliter bir yapı olan Çin&#8217;e boyun eğmesi. Hem de &#8220;sürdürülebilir&#8221; bir biçimde!</p>
<p>Zira &#8220;AB&#8217;yi krizden kurtarma&#8221; operasyonu basit bir ticarî çıkar ilişkisi içinde değerlendirmek hata olur. Miktarların yüksekliği ister istemez &#8220;yapısal&#8221; bazı neticelere gebe. Açalım: Fransız ve Alman <a href="http://www.lemonde.fr/europe/article/2011/10/27/l-europe-sollicite-l-aide-des-pays-emergents_1594284_3214.html">uzmanlara göre</a> halen AB&#8217;nin kamu borcunun 500 milyar avroluk bir bölümü zaten Çin&#8217;den alınmış. Dış ticaret fazlası sayesinde Çin&#8217;in elinde biriken 3200 milyar dolar ise esas olarak Amerikan doları. ABD&#8217;ye güveni giderek azalan Pekin bütün yumurtaları aynı sepete koymaktan bıktı ve fazla alternatifi de yok. 2010 yılında AB&#8217;nin GSMH&#8217;sının 12.268 milyar avro olduğunu dikkate alırsak Çin&#8217;den gelen bu desteğin(?) ne derecede &#8220;yapısal&#8221; sonuçlar doğurabileceği daha net anlaşılabilir sanıyorum. (Bkz. &#8220;<strong><em>Devlet kapitalizmi</em></strong>&#8221; ve <strong><em>Sovereign wealth fund</em></strong> meselesi: <a href="http://www.swfinstitute.org/" target="_blank">ing</a>. <a href="http://fr.wikipedia.org/wiki/Fonds_souverain" target="_blank">fr</a>.)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Bir yanda &#8220;fazla&#8221; parasını yatıracak yer arayan, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_Halk_Cumhuriyeti_anayasas%C4%B1">anayasasına göre</a> &#8220;serbest piyasa&#8221; taraftarı bir proleterya diktası olan Çin var. Diğer tarafta hukuktan ödün vermiş, kendi bankacılarına söz geçiremediği için iflasa doğru giden, &#8220;demokratik&#8221; bir Avrupa Birliği; tıpkı ABD gibi. Avrupa Birliği kendi vatandaşını köle olarak çalıştıran totaliter Çin&#8217;den hayatî bir maddî yardım almaya hazırlanıyor. Çin daha şimdiden politik tavizler konusunda şartlarını dayatmaya başladı. Üstelik AB&#8217;nin alacağı bu yardım kârlı alt yapı harcamalarında kullanılMAyacak. Krize sebep olan bankacılara verilecek. Bundan sonra ne olur? Avrupa&#8217;da devletin aslî görevlerinden &#8220;istifa&#8221; edişine tanık olabiliriz. Sosyal güvenlik, adalet, eğitim, sağlık, iç güvenlik hizmetlerinde çok ciddi bir gerileme.</p>
<p>Avrupa&#8217;da demokrasiyi kıymetli yapan ne varsa Piyasa&#8217;nın ezici gücü karşısında fazla direnemeyecektir. Basın özgürlüğü ve bağımsız yargı da dahil. Evet, gerçekten tarihi bir viraja girdik. Sarkozy ve Merkel sürdürülebilir şerefsizliğe oynuyorlar. Ama sürdürülemez noktalara savrulabiliriz.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><strong>1°</strong> Tabi işlerine geldiği zaman Saddam (Irak), Mübarek (Mısır), Kaddafi (Libya) gibi en kanlı diktatörlere yardım etmekten geri durmadılar; bu da &#8220;oyunun&#8221; bir parçası idi. Ama AB ülkelerinin sahip oldukları ekonomik güç, medyatik güç ve diplomatik güç bir araya gelince &#8220;kaka-pis&#8221; ilân edilen devletlerin bir itiraz fırsatı olmuyor. Batının çıkarına endeksli bu ahlâk(!) sayesinde İran &#8220;terörist&#8221; ilân edilebiliyor, Afganistan&#8217;da bir kaç teröristin(?) saklandığını bahane eden ABD ordusu kadın çoluk çocuk demeden yüzlerce masum sivili öldürebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%e2%80%9cyeni%e2%80%9d-avrupa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kriz demokrasiyi de vurur mu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 21:12:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19168</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Ekonomik krizin kapitalizm üzerindeki muhtemel etkileri gündeme geliyor da &#8216;liberal demokrasi&#8217;yi nasıl etkileyeceği pek konuşulmuyor. Koç Üniversitesi&#8217;nden Profesör Ziya Öniş, geçen hafta Akşam&#8217;da yayımlanan röportajında, krizin bütün dünyada siyaseti otoriterleştirme ihtimalinden söz etti.
Öniş&#8217;e göre farklı kapitalizm modelleri krize farklı tepkiler ve dayanıklılık halleri gösteriyor. &#8220;Yükselen kapitalizm Asya tarzı stratejik kapitalizm. Bu stratejik kapitalizmde devlet (&#8230;) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kriz_demokrasi_liberalizm.jpg"><em><img class="alignright size-full wp-image-19169" title="Underfoot" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kriz_demokrasi_liberalizm.jpg" alt="" width="244" height="336" /></em></a>&#8220;&#8230;<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/kriz_demokrasi_liberalizm.jpg"><em></em></a><em>Ekonomik krizin kapitalizm üzerindeki muhtemel etkileri gündeme geliyor da &#8216;liberal demokrasi&#8217;yi nasıl etkileyeceği pek konuşulmuyor. Koç Üniversitesi&#8217;nden Profesör Ziya Öniş, geçen hafta Akşam&#8217;da yayımlanan röportajında, krizin bütün dünyada siyaseti otoriterleştirme ihtimalinden söz etti.</em></p>
<p><em>Öniş&#8217;e göre farklı kapitalizm modelleri krize farklı tepkiler ve dayanıklılık halleri gösteriyor. &#8220;Yükselen kapitalizm Asya tarzı stratejik kapitalizm. Bu stratejik kapitalizmde devlet (&#8230;) önemli bir rol oynuyor ama bunun refah tarafı zayıf&#8230; Şu anda Asya dünyanın en dinamik bölgesi ama birçok ülkede demokrasi yok. Bu noktada, kapitalizm ile demokrasi arasındaki ilişkinin kopması ve liberal olmayan demokrasilerin artması gibi bir risk var. Refah ve demokrasinin her zaman beraber gittiği Avrupa ciddi bir büyüme trendi yakalayamazsa, liberal demokrasi erozyona uğrayabilir&#8230; Arap Baharı&#8217;nda da bence bu risk var. Eski otoriter diktatörler belki kalmayacak ama ortaya çıkacak şey&#8230; liberal demokrasi olmayabilir. İkisinin ortasında yarı otoriter bir sistem oluşabilir. Bence Türkiye açısından da böyle bir tehlike var&#8230; Eğer biz AB perspektifini kaybedersek ve yeni dünya düzeninde önemli olan hızlı büyümek, zenginleşmek olarak görülürse, bu hedef demokrasi olmadan da gerçekleştirilebilir. Tamamen demokrasiyi reddedip, otoriter bir rejime dönüşmek anlamında demiyorum ama demokratik değerler ikinci plana itilebilir&#8230;&#8221;  </em><a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1194539&amp;title=kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/25/kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/25/kriz-demokrasiyi-de-vurur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Batı&#8217;da Liberalizm Demokrasiyi Yenebilecek mi?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 20:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[liberalizmin kusurlari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19033</guid>
		<description><![CDATA[
RESİMLERİ BÜYÜK GÖRMEK İÇİN&#8230; 















 
&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;
Tavsiye makale:
Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop
Yazan: Mehmet Salih Demir
 ”…Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_14/' title='liberalizm_demokrasi_14'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_14-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_9/' title='liberalizm_demokrasi_9'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_9-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_1/' title='liberalizm_demokrasi_1'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_1-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_4/' title='liberalizm_demokrasi_4'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_4-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_2/' title='liberalizm_demokrasi_2'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_2-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_3/' title='liberalizm_demokrasi_3'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_3-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_7/' title='liberalizm_demokrasi_7'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_7-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_13/' title='liberalizm_demokrasi_13'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_13-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_11/' title='liberalizm_demokrasi_11'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_11-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_15/' title='liberalizm_demokrasi_15'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_15-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_10/' title='liberalizm_demokrasi_10'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_10-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_12/' title='liberalizm_demokrasi_12'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_12-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_8/' title='liberalizm_demokrasi_8'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_8-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_6/' title='liberalizm_demokrasi_6'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_6-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/liberalizm_demokrasi_5/' title='liberalizm_demokrasi_5'><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_5-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>

<p>RESİMLERİ BÜYÜK GÖRMEK İÇİN&#8230; <span id="more-19033"></span></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_14.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19035" title="liberalizm_demokrasi_14" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_14.jpg" alt="" width="400" height="279" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_9.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19036" title="liberalizm_demokrasi_9" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_9.jpg" alt="" width="400" height="329" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19037" title="liberalizm_demokrasi_1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_1.jpg" alt="" width="400" height="312" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_4.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19038" title="liberalizm_demokrasi_4" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_4.jpg" alt="" width="400" height="401" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19039" title="liberalizm_demokrasi_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_2.jpg" alt="" width="400" height="214" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19040" title="liberalizm_demokrasi_3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_3.jpg" alt="" width="400" height="362" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_7.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19041" title="liberalizm_demokrasi_7" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_7.jpg" alt="" width="400" height="375" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_13.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19042" title="liberalizm_demokrasi_13" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_13.jpg" alt="" width="400" height="390" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_11.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19043" title="liberalizm_demokrasi_11" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_11.jpg" alt="" width="400" height="331" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_15.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19044" title="liberalizm_demokrasi_15" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_15.jpg" alt="" width="400" height="285" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_10.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19045" title="liberalizm_demokrasi_10" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_10.jpg" alt="" width="400" height="388" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_12.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19046" title="liberalizm_demokrasi_12" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_12.jpg" alt="" width="400" height="378" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_8.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19047" title="liberalizm_demokrasi_8" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_8.jpg" alt="" width="400" height="282" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_6.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19048" title="liberalizm_demokrasi_6" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_6.jpg" alt="" width="400" height="373" /></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_5.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-19049" title="liberalizm_demokrasi_5" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_5.jpg" alt="" width="400" height="381" /></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<h1>Tavsiye makale:</h1>
<h3><a title="Permanent Link to Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop…" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/"><span style="color: #0000ff;">Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop</span></a></h3>
<p class="postinfo">Yazan: <a title="Mehmet Salih Demir tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mehmetsalihdemir/">Mehmet Salih Demir</a></p>
<p class="postinfo"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/hayek_kolelik_yolu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-19015" title="hayek_kolelik_yolu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/hayek_kolelik_yolu.jpg" alt="" width="211" height="221" /></a> ”…Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. <strong>Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir</strong>. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen devlet sistemini tehdit etmeyecek düzeylerde kalmak şartıyla, siyasi iktidara sınırlı bir erişimin ekonomik artı değerin sınırlı paylaşımının bu sınıflara bahşedilmesiydi…” </em><strong>(I. Wallerstein)</strong></p>
<div class="entry">
<p> </p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_August_von_Hayek">Friedrich von Hayek</a>‘in eserlerinden <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=22231&amp;sa=92323330">“Kölelik Yolu”</a>nu biraz daha detaylıca anlamaya ve anlatmaya teşebbüs ettiğimde, her biri ciltler dolusu tartışmanın konusu olabilecek kavramların altında &#8230; <a class="more-link" href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/#more-19014">Makalenin devamı</a></p>
<p> </p>
<h1>Tavsiye kitaplar:</h1>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizmin Kara Kitabı</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/15/batida-liberalizm-demokrasiyi-yenebilecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop…</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 14:40:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Salih Demir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19014</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;&#8230;Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen devlet sistemini tehdit etmeyecek düzeylerde kalmak şartıyla, siyasi iktidara sınırlı bir erişimin ekonomik artı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/hayek_kolelik_yolu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-19015" title="hayek_kolelik_yolu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/hayek_kolelik_yolu.jpg" alt="" width="211" height="221" /></a> &#8221;&#8230;Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. <strong>Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir</strong>. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen devlet sistemini tehdit etmeyecek düzeylerde kalmak şartıyla, siyasi iktidara sınırlı bir erişimin ekonomik artı değerin sınırlı paylaşımının bu sınıflara bahşedilmesiydi&#8230;&#8221; </em><strong>(I. Wallerstein)</strong></p>
<p> </p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_August_von_Hayek">Friedrich von Hayek</a>&#8216;in eserlerinden <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=22231&amp;sa=92323330">&#8220;Kölelik Yolu&#8221;</a>nu biraz daha detaylıca anlamaya ve anlatmaya teşebbüs ettiğimde, her biri ciltler dolusu tartışmanın konusu olabilecek kavramların altında kalemimin ezileceğini hissettim. Çünkü kitap, liberalizm hakkında sadece bir meseleye hasredilmiş küçük bir risale değil. Liberal doktrine panoramik bir bakışla hemen hemen her şeye değinmiş, bazı konuları da fazlaca detaylandırmış, Hayek. Liberal düşünce evrenine ait ferdiyetçi anlayışa dayanan kavramlar ile kolektivist düşünceden türeyen kavram çiftlerini kıyaslayarak, hep <strong>özgürlük</strong> ve <strong>bireyi</strong> yücelttiğine inandığı fikirler lehine duruş alıyor yazar. Kitapta, demokrasiden hürriyete, planlı iktisattan serbest teşebbüse, güvenlik özgürlük ikileminden totalitarizme, faşizmden sosyalizme kadar pek çok kavramın liberalce yorumlanmasını bulmak mümkün.</p>
<p>Hayek&#8217;in fikriyatının özünde birbirine zıt iki temel yaklaşımın karşılaştırılmasının etkileri görülür daima. Hatta tüm tezlerini iki kavramın karşıtlığı üzerine inşa etmiştir denilebilir. Bu karşıtlığın bir ucunda, <strong>&#8220;kurucu akılcılık</strong>&#8221; (constructivist rationalizm) diğerinde ise <strong>&#8220;kendiliğinden oluşan düzen&#8221;</strong> (spontaneus order) yaklaşımları bulunmakta. Kurucu akılcılık, toplumdaki herhangi bir arızanın giderilmesi için, toplumun akıl temelinde <strong>sil baştan</strong> yeniden tasarlanması <span id="more-19014"></span>gerektiğini söyler. Bu tasarım, topluma baştan aşağı köktenci bir müdahaleyi ima eder ve Hayek&#8217;e göre bütün baskıcı, totaliter rejimlerin kaynağı burada yatar. Kendiliğinden oluşan düzen ise, bir toplumda hali hazırda geçerli olan sistemlerin/kurumların belli bir <strong>evrim</strong> <strong>sürecinden</strong> geçerek <strong>deneme yanılma</strong> yoluyla oluşmasını ifade eder ve Hayek için en makbul olan da böyle <strong>kendiliğinden</strong> oluşmuş sistemlerdir/kurumlardır. Hayek, &#8220;Kölelik Yolu&#8221;ndan itibaren tüm eserlerinde ‘kendiliğindenliğe&#8217; karşı bu ‘kurucu aklı&#8217; eleştirmiş ve dünya görüşünü bu eleştiri üzerine bina etmiştir.*</p>
<p>Kitabın ana fikri hakkında tek bir cümle kurmamız gerekirse şunu söyleyebiliriz: <strong>&#8220;İktisadi hürriyetin olmadığı yerde gerçek hiçbir hürriyetten söz edemeyiz.&#8221;</strong> Bir cümle ile biraz daha açmak istersek, şunu ekleyebiliriz kitabın esas tezi hakkında: &#8220;Avrupa önce iktisadi hürriyetini kaybetti; liberal değerlerden hızla uzaklaşınca çok kısa bir sürede kendisini totaliter, baskıcı rejimlerin kucağında buldu. Bu yola bir kere girildi mi sonunda mutlaka kölelikle karşılaşılacaktır.&#8221;</p>
<p>Hayek, kitabının önsözünde, onun ayak izlerini takip eden ve benzer fikirleri savunan birçok aydında göremediğimiz bir dürüstlük ve açık sözlülükle, kitabın ‘<em>siyasi bir kitap&#8217;</em> olduğunu ve kitapta <em>‘işaret edeceği noktaların <strong>belirli nihai değerlerden </strong>kaynaklandığını&#8217;</em> yazmış. Bu önemli, zira her fikrin, en evrensel olduğu iddia edilenin bile önceden bir şekilde belirlenmiş epistemolojik ve ontolojik bir temel üzerine inşa edildiği hakikatini kabule pek kimse yanaşmak istemez. Hemen herkes, ileri sürdüğü fikirlerinin ön yargılardan tamamen arınmış, herkesin kabul etmesi gereken <strong>evrensel</strong> değerlere dayanan vazgeçilmez erdemler olduğunda ısrarcıdır. Bunu nasıl detaylandırırım diye düşünürken, birkaç sayfa sonra daha takdim yazısında Atilla Yayla&#8217;nın 1995 Türkiye&#8217;sinde yerel-evrensel değerler üzerine tartışmalara atıfla yaptığı bir eleştirisi ile karşılaştım. Şöyle yazıyor Yayla:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8221; &#8230;Sosyalleşme sürecinde insanlar yaşadıkları toplumların bireylerinde tezahür eden toplumsal değerleri ve özellikleri alırlar. Bundan kaçınmaları mümkün değildir. Ama insanların içine doğdukları veya onlara aktarılan değerlerin her zaman için değerli ve mutlaka korunması gereken cinsten olduğu söylenemez. Asıl önemli olan, insanların<strong>, kemale</strong> <strong>erdikten</strong> ve kendi değer sistemlerini yargılamaya başladıktan sonra yaptıkları bilinçli seçimlerdir. Bu bazen yerelin reddini gerektirebilir&#8230;&#8221;( s. 14) </em></p>
<p><strong>Yerli değerleri özümsemiş kişilerin evrensel kıymeti olan şeyler üretemeyeceği iddiasına</strong> karşı yukarıda alıntıladığım pasajdaki gibi bir karşı tez öne sürülebilir. Bunda bir beis yok. Ancak bir çelişki var burada. Söz konusu pasajı dikkatle okuyunca kendi bindiği dalı kesen örtük bir varsayım hemen göze çarpıyor.</p>
<p>Zihninizi çocukluğunuzdan itibaren size belletilen tüm değerlerden arındırmak, fikirlerden ayıklamak istiyorsunuz. Ne için peki? İçine doğduğunuz toplum dâhil olmak üzere her türden değerler hiyerarşisini reddetmek, sorgulamak ve sonrasında &#8220;<strong>bilinçli tercihler&#8221;</strong> yapabilmek için. Peki nasıl? <strong>&#8220;Kemale erdikten&#8221; </strong> sonra&#8230; İşte kendi içinde çeliştiğini söylediğimiz örtük varsayım tam da burası. Kemale nasıl ereceksiniz? Kemale ulaşma yolunda hiçbir değere başvurmadan, tutunmadan, elinizde alet edevat olmadan nasıl ilerleyeceksiniz? &#8220;Akıl yoluyla&#8221; cevabını kabul edemeyiz, zira akıl da belli değerler silsilesine tabi olarak işler.</p>
<p>Descartes&#8217;çı bir yaklaşımla bir üzüm sepeti gibi olan zihni tamamen boşaltmak ve her türlü değerden tamamen azade olmak mümkün mü? Kendi değerler sisteminizi sınamak için neleri kıstas alacaksınız? Bu sorulara yukarıda alıntılanan pasajdaki çelişkiyi ortadan kaldıracak şekilde cevaplar vermek mümkün görünmüyor. Bu yüzden karşıt iki fikir çatışmadan önce, bu fikirlerin dayandığı değerler sisteminin ve paradigmanın tahlil edilmesinin, eğer orda uzlaşma sağlanırsa sonuca daha kolay gidileceğini, aksi takdirde tarafların konuşmalarının sonuçsuz bir körler dövüşüne döneceğini düşünmüşümdür, hep. Kısacası Yayla&#8217;nın pasajda savunduğu yöntemle önce kemale ermek, ancak ondan sonra bilinçli tercihler yapmak mesnetsiz boş bir hayalden ibarettir kanaatimce.</p>
<p>Hayek&#8217;e dönelim.</p>
<p>Hayek Almanya&#8217;yı felakete sürükleyen Nazizim düşüncesinin nasıl olup da onca destek bulduğunu ve nihayetinde iktidar olduğunu tespit etmenin gerektiğini sorarak başlıyor. Cevap ararken de, böylesine zalim bir rejime Alman milletinin <strong>‘genetik/ırksal&#8217;</strong> fenalığının sebep olduğunu iddia etmenin tehlikesine karşı peşinen uyarmayı ihmal etmiyor; totalitarizmin aslının Alman ırkına mensubiyetle bir ilgisinin bulunmadığını, İtalya ve Rusya ile de ortak noktaları olan sosyalist fikirlerin hâkimiyeti olduğunu ekliyor. Sanayileşmiş ülkeleri ikinci bir dünya savaşına sürükleyen çılgınlığın içinde, &#8220;Alman&#8221; olan her şeye muazzam bir nefretin ortasında, bu itidali göstermesi takdire şayan bir tavır olduğunu teslim edelim hemen.</p>
<p>Sosyalizm/kolektivizm eşittir köleliktir ona göre. Liberalizm henüz <strong>&#8220;kemale erip nihai noktasına varıp olgunlaşmadan&#8221;</strong>, yanlış adamların dilinde yanlış tanıtılmış ve Batı, liberal değerlerden uzaklaşıp köleliğe yani sosyalizme doğru adım adım yürümüştür. İktisadi hürriyet terk edilince, onsuz düşünülemeyen şahsi ve siyasi hürriyet de kaybedilmiş. Kaybedilen sadece liberalizm değil, Batı medeniyetinin Roma&#8217;dan beri üzerine bina edildiği &#8220;bireysellik&#8221; mirası. Terk edilen yol liberal değerler ve Hayek&#8217;e göre Avrupa ülkeleri bu &#8220;erdemlerden&#8221; uzaklaştıkları ölçüde totaliter rejimlere savrulmuşlar.</p>
<p>Desteklediği siyasi doktrin ne olursa olsun birçok Avrupalı düşünürde olduğu gibi, ilerlemeci ve Euro-centrik tarih anlayışı Hayek&#8217;te de hemen göze çarpıyor. Bu yaklaşıma göre, Avrupa düşüncesi bir zihniyet olarak Roma&#8217;dan beri ‘kesintisiz&#8217; bir şekilde birikimli olarak ilerlemiş ve bugünkü Avrupa&#8217;yı inşa etmiş. Avrupa Birliği gibi yaklaşık altmış yıllık ömre sahip bir örgüte rağmen, bugün için bile her bakımdan homojen ve ortak hareket eden bir Avrupa&#8217;dan söz edemiyoruz. Son krizde bunun pek çok örneğini gördük. <strong>Bu bakış, sahici bir tespitten ziyade bir temenniyi ifade ediyor sadece</strong>.</p>
<p>Hayek&#8217;in demokrasi hakkındaki görüşleri de bazı insanları, şaşırtabilir ve üzebilir. Şu sözlerine bakalım:</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;&#8230;<em>Maksadımız asla demokrasiyi fetiş hale getirmek değildir&#8230; Demokrasi esas itibariyle, dâhili sulhu ve ferdi hürriyeti korumak için bir <strong>vasıta,</strong> faydalı bir <strong>usuldür</strong>. Bir vasıta olarak da, <strong>asla hatadan salim değildir.</strong> Unutmayalım ki, mutlakıyetçi bir idare altında bazı demokrasilerdekinden daha fazla fikir ve kültür hürriyeti bulunduğu vakidir. ( s. 114)</em></p>
<p>İşte böyle. 20. yüzyılın liberal şahlarından olan Hayek&#8217;in görüşü bu. Kullandığımız her üç kelimeden birinin demokrasi olduğu ve neredeyse tüm fiillerin, politikaların meşruiyetini ancak demokrasi ile temin edilebileceğimize inandığımız günümüzde, yazarın bu sözleri pek çok insanı şaşırtabilir. İyiye, güzele, erdeme dair her ne varsa demokrasi çuvalına sığdırmaya çalışıyoruz. Biraz fazla yükleniyoruz galiba bu kelimeye. Hayatın ve insanın tüm karmaşıklığına ve derinliğine cevap vermesini, bütün sorunları çözmesini bekliyoruz demokrasiden.</p>
<p><strong>Diğer rejimlere</strong> <strong>göre</strong> şu anda en az çatışma doğuran, kararlara ve sonuçlarına itiraz edilmeyen<strong> </strong>rejim demokrasi; bunu tarihi tecrübeler gösteriyor. Ama tek başına her şey olmadığını ve yersiz bir <strong>kutsallık </strong>atfedilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yolumuz demokrasi yolu olabilir ve bunun için canla başla çalışabiliriz. Üstelik ikinci sınıf değil, A kalite bir demokrasi için&#8230; Ancak onun dahi fetişleştirilmemesini, hele hele kesinlikle <strong>amaç </strong>haline getirilmemesine dikkat edilmeli;  zira unutulmamalı ki, <strong>araçların amaç haline geldiği noktada, totaliterliğin kapısından içeri girilmiş demektir.</strong> Demokrasilerden diktatörlükler de doğmuştur&#8230; Yazar da şu cümlesiyle buna dikkat çekiyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Demokrasinin en fazla tehdide maruz kıymet sayılması ve bütün dikkatlerin münhasıran demokrasi üzerinde toplanması yolundaki moda, tehlikeden ari değildir&#8230;(s. 115)</em></p>
<p>Yazarın demokrasi hakkındaki görüşlerini aktarmaktaki amaçlarımdan biri de, şu zamanda liberalizm ve demokrasinin birbirine özdeş kelimeler olarak kullanılmasına bir itiraz getirebilmek. Bugün liberaller için bu iki kelime ayrılmaz bir ikilidirler ve onları totaliter rejimlerin tam karşısında konumlandırarak tekellerine almışlardır. Hayek onları doğrulamıyor gördüğümüz gibi.</p>
<p>Düşünsel düzeyde <a href="http://www.derinsular.com/pdf/demokratlik-liberalizm-iliskisi.pdf">liberalizm-demokrasi tartışmaları</a> ara ara yapılıyor. Tarihsel olarak da liberalizm ve demokrasi özdeşliği konusunda meselâ <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Wallerstein">Wallerstein</a>&#8216;ın da bazı itirazları var. <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=565360&amp;sa=92323829">&#8220;Modern Dünya Sistemi&#8221;</a>nin yazarı ve sistem karşıtı hareketlerin önemli isimlerinden Immanuel Wallerstein&#8217;ın, <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=8764&amp;sa=92323969">&#8220;Liberalizmden Sonra&#8221;</a> isimli kitabından <a href="http://www.derindusunce.org/category/muhafazakarlik/">Muhafazakârlık</a>, <a href="http://www.derindusunce.org/category/liberalizm/">Liberalizm</a> ve <a href="http://www.derindusunce.org/category/sosyalizm/">Sosyalizm</a> akımlarını nasıl tahlil ettiğine bakalım. Bu üç ideoloji, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Wallerstein">Wallerstein</a>&#8216;a göre Fransız Devrimi ertesinde ortaya çıkan yeni siyasi ve ekonomik düzenle ilgili sorunların üstesinden gelebilmek için geliştirilen cevaplardır:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221;&#8230;Bunlardan liberalizm evrenselci olduğunu iddia ederek, kendisini daima siyasi arenanın merkezine yerleştirmiştir&#8230;&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Ulusal planda liberal devletin ve dünya çapında liberal devletlerarası sistemin ana teması, öncelikle devlet vasıtasıyla, akılcı reformculuktu&#8230; Liberaller devleti, reformlar dalgasının sürekli kılınabilmesi ve doğru yönde ilerletilebilmesinin tek etkili ve akılcı mekanizması olarak görmeye başladılar.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221;1848-1914 döneminde liberal program, merkez bölgelerdeki çalışan sınıfları genel oy ve refah devleti vasıtasıyla uysallaştırmaktı. 19. yüzyıl liberalizminin kapitalist dünya ekonomisinin merkez ülkelerine yönelik siyasi projesi, üç yönlü bir akılcı reform programı sunarak tehlikeli sınıfları uysallaştırmaktı: <strong>Oy hakkı, refah devleti ve ulusal kimlik.</strong> Beklenen ve tahmin edilen, sıradan insanların bu sınırlı mükâfat artışından memnun olacakları ve dolayısıyla eksik &#8220;insan hakları&#8221; için gerçek bir baskı yapmayacaklarıydı. Sloganların atılması - insan hakları ya da özgürlük ya da demokrasi - tehlikeli sınıfları <strong>uysallaştırma </strong>sürecinin bizzat parçasıydı.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Demokrasi ve liberalizm ikiz olmayıp, büyük ölçüde zıt oldukları unutulmamalıdır. <strong>Liberalizm demokrasiye karşı icat edilmiştir</strong>. Liberalizmi doğuran sorun, önce merkezde, daha sonra bütün olarak dünya sisteminde tehlikeli sınıfların nasıl zapturapt altında tutulacağıydı. Liberal çözüm, kesintisiz sermaye birikimi sürecini ve onu destekleyen devlet sistemini tehdit etmeyecek düzeylerde kalmak şartıyla, siyasi iktidara sınırlı bir erişimin ekonomik artı değerin sınırlı paylaşımının bu sınıflara bahşedilmesiydi.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;Demokrasi liberallerin değil, radikallerin hedefiydi; ya da en azından gerçekten radikal sistem karşıtı olanların hedefiydi.&#8221;</em></p>
<p>Kitaptan parçalı alıntılar yaptım. Sanırım yazarın bu konudaki görüşlerinin anlaşılması için yeterlidir. Wallerstein gördüğümüz gibi bugünkü genel algının tam aksini iddia ediyor. Bu üç ideolojiye ezber bozan bir bakış açısıyla yeniden bakmak istiyorsanız kitabı baştan sona muhakkak okumalısınız.</p>
<p>Wallerstein&#8217;ın bu düşüncelerini okurken aklıma, Nobel ödüllü <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Mann">Thomas Mann</a>&#8216;ın bir burjuva ailesinin yükselişini ve çöküşünü anlattığı <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=106234&amp;sa=92324114">&#8220;Buddenbrooklar&#8221;</a> romanından, bu fikirleri teyit eden bir sahne geldi. Yıl 1848&#8230; Avrupa&#8217;nın birçok kentinde ihtilaller var. Buddenbrooklar&#8217;ın yaşadığı kentte de bir hareketlilik başlar. Sokaklar işçilerle, sıradan halktan insanlarla dolup taşar. Bu kaynama üzerine, birçoğunu şehrin burjuvalarının oluşturduğu meclis olağanüstü toplanır. Halk da bu arada meclisin kapısına dayanmıştır. İçeri girmeleri an meselesidir. Meclis üyelerini müthiş bir korku sarmıştır. Telaşlanır ve ne yapacaklarını bilemezler. Dışarıdan insanların bağrış çağırışları duyulur, içerde ise üyeler gergindir. Bu duruma daha fazla dayanamayan kahramanımız Konsül Johann Buddenbrook öfkeyle dışarı, kalabalığın karşısına çıkar ve en önde duran bir depo işçisiyle aşağıdaki diyalog yaşanır:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8230;Konsül Buddenbrook küçük ve çukur gözlerini, elinde şapkası ve ağzı ekmek dolu olarak merdiven basamaklarının hemen önünde kendinden emin bir şekilde duran yirmi iki yaşlarındaki depo işçisine çevirerek, &#8220;Corl Smolt, hadi konuş bakalım! İşte tam sırası! Bütün öğle sonu boyunca böğürüp durdunuz&#8230;&#8221; dedi</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Corl Smolt ağzındaki ekmeği çiğneyerek, &#8220;Evet, Bay Konsül&#8230;&#8221; dedi. &#8220;Bilmem nasıl söylesem&#8230; istediğimiz şey&#8230; Daha fazla bekleyemeyiz&#8230; şey&#8230; ihtilal yapmak istiyoruz.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Neler saçmalıyorsun sen, Smolt!&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Evet, Bay Konsül, belki de haklısınız, ama başka çaremiz yok&#8230; biz yeni bir düzen istiyoruz, hepsi bu, başka bir şey istediğimiz yok&#8230;&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Beni dinle Smolt, sizler de dinleyin beni! İçinizde biraz aklı olan varsa, hemen evine gitsin, bırakın ihtilal yapmayı, düzeni bozmaya kalkışmayın&#8230;&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bay Gosch ıslık çalar gibi bir sesle, &#8220;Kutsal düzen!&#8221; diye laf attı&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Düzeni bozuyorsunuz, diyorum size!&#8221; dedi Konsül Buddenbrook kararlı bir ses tonuyla. &#8220;Sokak lambalarını bile yakmadınız&#8230; ne ilgisi var bunun ihtilalle?&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Corl Smolt ağzındaki ekmeği sonunda yutmuştu, sırtı kalabalığa dönük ve kendinden emin bir şekilde duruyordu, Konsülün söylediklerine itirazı vardı&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Evet, Bay Konsül, siz de biliyorsunuz! Bütün bunlar <strong>herkese eşit seçim hakkı tanınması için&#8230;&#8221;</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Konsül, &#8220;Tanrım, neler söylüyorsun öyle sersem herif! Söylediklerin bütünüyle saçma&#8230;&#8221; diye bağırdı ve öfkesinden Kuzey Almanya lehçesiyle konuştuğunu unuttu.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Biraz gözü korkmuş olan Corl Smolt, &#8220;Evet, Bay Konsül&#8221; dedi. &#8220;Hepsi bu kadar, söylediğim gibi başka şansımız kalmadı, ihtilali mutlaka gerçekleştireceğiz. Bu kesin. İhtilal her yerde var, Berlin&#8217;de ve Paris&#8217;te&#8230;&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Smolt, ne istiyorsunuz siz? Bunu bana bir söylesenize!&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Evet, Bay Konsül, söyleyeyim öyleyse: <strong>Cumhuriyet istiyoruz, cumhuriyet istiyoruz biz&#8230;&#8221;</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Ama sen ne istediğini bilmiyorsun ki&#8230; <strong>isteğiniz yerine getirildi ya!&#8221;</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Evet, Bay Konsül, ama <strong>ben bir tane daha istiyorum.&#8221;</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Konsülün çevresini saranlardan biraz daha akıllı olanlar, ağır ağır ve tüm içtenlikleriyle gülmeye başladılar&#8230;( Buddenbrooklar, s. 172)</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> </em></p>
<p>Aktardığım bu sahne elbette bir romandan alınmış hayali bir sahne, bir kurgu. Ancak, romancının bilgisi ve sezgisiyle bir devri ve zihniyeti tespit etmesi ve yansıtması bakımından şahane bir sahne.  O tarihte Avrupa&#8217;nın herhangi bir şehrinde bir burjuva ile bir işçi arasında gerçekte buna benzer bir konuşma geçmiş midir, bilmiyoruz. Fakat bir dönemin siyasi atmosferi hakkında, iki kesimin/sınıfın de düşüncelerini çok net bir biçimde yansıttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. <strong>Liberal fikirde olanlar, felsefesine inanarak bir ilkeye sıkı bağlılık çerçevesinde değil, mecbur kaldıklarında gıdım gıdım vermişlerdir özgürlüğü, eşitliği, demokrasiyi&#8230; </strong>Liberalizm karşısında sosyalizmi demokrasi ve ferdiyetçilik testine soktuğunuzda sınıfta kalması olağandır. Fakat bunun sizi hemen liberalizm eşittir demokrasi düşüncesine itmesi gerekmiyor.</p>
<p>Hayek&#8217;in Tocqueville&#8217;den yaptığı bir alıntıya bakalım bir de. Bir cümlesi şöyledir: <em>&#8220;&#8230;Demokrasi her insanın kıymetini mümkün olan azami hadde kadar yükseltir; sosyalizm <strong>her insanı bir</strong> <strong>vasıta, bir alet, bir rakam haline getirir&#8230;&#8221;</strong></em> Cümlenin kalıbının işaret ettiği anlam size de tanıdık geldi değil mi? Demokrasi lehine sosyalizm aleyhine söylenenleri kabul edelim, fakat liberal felsefeye dayanan kapitalist bir ekonomik örgütlenme içinde bireyin durumu sosyalizm için söylenenden ne kadar farklıdır? Yeni küresel kapitalizmde, insanlar sadece kredi kartlarından, banka hesaplarından, sosyal güvenlik numaralarından, maaş bordrolarından vs. ibaret değiller midir? Tükettiği kadar var olabilen ve hesapsız harcadığı kadar insanlığı muteber olan bir <strong>nesneye</strong> indirgenmiş değil midir insan? Nesne demişken, bu noktada kültür endüstrisinin ayartıcılığı ve sahteliği üzerine çok keskin eleştirileri olan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Theodor_W._Adorno">Adorno</a> ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Max_Horkheimer">Horkheimer</a>&#8216;a da kulak verelim:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;&#8230;Endüstride insanla yalnızca müşterisi ve çalışanı olarak ilgilenilir&#8230; Çalışanlar olarak insanlara rasyonel örgütlenme hatırlatılır ve sağduyu yardımıyla bu sisteme uyum gösterebilmeleri için <strong>teşvik edilirler</strong>. Müşteriler olarak da onlara, hem basında hem de beyazperdede, insanlarla ilgili özel olaylar aracılığıyla <strong>seçme özgülüğü</strong> ve sisteme dâhil olmanın çekiciliği gösterilir. Her iki durumda da birer<strong> nesne</strong> olarak kalacaklardır&#8230;&#8221; (<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=473391&amp;sa=92324334">Aydınlanmanın Diyalektiği</a>, s. 196)</em></p>
<p>Pasajdaki <strong>teşvik edilmenin</strong> ne anlama geldiğini özel bir şirket çalışanı iseniz çok daha iyi anlarsınız; teşvik ve tehdit ( terfi edememe, işten atılma vs. ) daima iç içedir. <strong>Seçme özgürlüğü</strong> ise bir yanılsamadan ibarettir sadece. Seçeceğimiz şeyler önceden tayin edilmiş ve bize çeşitli yollarla belletilmiştir zaten.</p>
<p>Yeni sorular sormalıyız artık. 20. yüzyılın tozlu topraklı kölelik yolunun yerini, cillop gibi asfalt döşenmiş, bariyerleri <strong>&#8220;yoldan çıkma&#8221;</strong> ihtimalini hemen hemen sıfıra indirmiş bir başka göz boyayan kölelik yolu almış olabilir mi? Sosyalizmin &#8220;büyük bir kurnazlıkla&#8221; vaat ettiği hürriyeti, iktidarı ele geçirdikten sonra tam tersine çevirdiğini inceden inceye tahlil eden Hayek, benzer şeyleri 21. yüzyılda liberalizm için de söyler miydi acaba? Totaliterlik karşısında 1944 model, hatta 19. yüzyıl mezarlığında medfun liberal değerler manzumesi, vaat ettiklerini günümüz insanına tam olarak sunabilmiş midir? <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=575793&amp;sa=92324418">&#8220;Tarihin sonu&#8221;</a> ilan edildikten sonra Avrupa&#8217;nın göbeğinde yaşanan katliamlara, ABD&#8217;nin dayanaktan yoksun fütursuzca ve hiç hesap verme endişesi taşımadan gerçekleştirdiği işgallere, gelişmekte olan birçok ülkede meydana gelen krizlere ve son küresel finans krizine bakarak ne söylerdi acaba, bunları görmeye ömrü vefa etmeyen Hayek? Yoksa yine, <strong><em>&#8220;durun hele, bizim savunduğumuz liberal erdemler kâmil manada tatbik edilmiyor henüz; bir türlü tam anlaşılamıyor söylediklerimiz, anlayan da yanlış anlıyor&#8221;</em></strong> diyerek bizden biraz daha mı mühlet isterdi? Neden sınırsız bir kredi tanımalıyız liberalizme?</p>
<p>Bir sosyaliste <strong><em>&#8220;bak falan sosyalist ülkedeki baskıyı, zulmü, insanlık trajedilerini görmedin mi, görmüyor musun?&#8221;</em></strong> dediğinizde, <strong><em>&#8220;ama o ülkede ‘gerçek&#8217; sosyalizm uygulanmıyor kii&#8221;</em></strong> diye itiraz ederek, size sosyalizmin dayandığı soyut fikirlerden bahsedecek, çözümlemelerini sayıp dökmeye başlayacaktır uzun uzun. Bir liberale de 90&#8242;larda zaferini ilan eden ve hemen hemen alternatifsiz kalan liberalizmin/liberal devletlerin, son 20 yılda dünya çapındaki türlü çeşitli ekonomik, siyasi sorunlarla ilişkisindeki sorumluluğundan dem vurduğunuzda, o da muhakkak bu sorunların zaten liberal değerlere tam tekmil riayet edilmediği için çıktığını birçok örnekle ispatlamaya çalışacaktır. Yani suç hiçbir aman için o &#8220;muhteşem, fevkalade&#8221; doktrinlerimizde değildir. Kesinlikle uygulanmasında bir sorun vardır. Kimse toz kondurmaz düşüncelerine. Ancak diğerleri arasında liberalizmin neredeyse sınırsız bir kredisi vardır. Neden peki? Çok basit cevabı; &#8220;çünkü dünya egemenlerinin rejimidir.&#8221;</p>
<p>Hayek tezlerindeki açıkları kapatmak için karşımıza hep totaliter/kolektivist rejimlerin en kötü hallerini gözümüze sokuyor. Sanki ölümü gösterip sıtmaya razı olmamızı bekliyor bizden. Örneğin rekabete dayalı bir sistemde fakirin şansının çok az olduğunu kabul ediyor, ama &#8220;ama&#8221; diye ekleyip sosyalizmde ise hiçbir şansının olmadığını, kendi şansını yakalama şansına dahi sahip olmadığını söylüyor. Ya da özel mülkiyet konusunda, bir milyonerin kişinin üzerindeki hâkimiyetinin, devletin hâkimiyetinden çok daha az olduğunu belirtiyor. Şüphesiz bunlar doğru. Ama bugün geldiğimiz noktada liberalizm hala hayali öcülerle ne kadar ikna edici olabilir?</p>
<p>Belki liberalizm de bir doktrin olarak anlatıldığı biçimiyle, savunulanın aksine, sosyalizmden daha az ütopik ve daha çok uygulanabilir değildir. Liberalizm, hala ikinci dünya savaşı ve soğuk savaşla neticelenen kolektivizm/sosyalizm, ‘ufukta görünen yakın bir tehlikeymiş&#8217; gibi savunulamaz. Artık çok farklı türden eleştiri okları ile karşı karşıya. Ne tür yeni eleştiriler olabileceğine dair giriş mahiyetinde fikir edinebilmek için DD&#8217; de yayımlanan &#8220;<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf">Liberalizmin Kara Kitabı&#8221;</a> okunabilir.</p>
<p>Nasıl ki sosyalizmin yazılı vaatlerini fiilen uygulamak için kullandığı yöntemler, bir süre sonra onu, umulandan farklı olarak totaliter baskıcı bir rejime dönüştürüyorsa, belki liberalizm de kulağa hoş, akla uygun gelen ilkelerini gerçekleştirmek isterken takip ettiği yolun sonunu bambaşka bir köleliğe çıkarıyordur. Bir farkla ki, ikincisinde dışarıdan bakıldığında herkes özgür, herkes her konuda fırsat eşitliğine sahipmiş gibi görünüyor. Yeni bir totalitarizm biçimi ile karşı kaşıya olabilir miyiz? Bu soruyu cevaplama da bize yardımcı olacak DD&#8217; de yayımlanmış <a href="http://www.derindusunce.org.category/liberal-totalitarizm/">&#8220;Liberal Totalitarizm&#8221;</a> yazılarını şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p>Hayek&#8217;in bu kitabı yazdığı dünyada totaliter rejimlerin sebep olduğu insanlık trajedileri vardı. Liberalizmi savunmak 1940&#8242;lar Avrupa&#8217;sında anlaşılabilir. Tek kurtuluş yolunun liberalizmin özgürlükçü ve bireyselci anlayışında görmesi tabiidir. Yazıldığı tarihte can simidi gibi sarılabilecek önermeleri olan kitabın, 1980&#8242;lerden, özellikle 90&#8242;lar ve 21. yüzyılda tarihin sayfalarında yerini alan tüm insanlık trajedileri ile yeniden yüzleştirilmesi ve sınanması gerekmektedir. Liberalizm için&#8221; o da olmadı, tutmadı, saadet getirmedi, bunu da bir kenara koyalım&#8221; diyebilme ihtimalini tartışmalıyız. Belki sosyalizm ve faşizmden sonra liberalizm de sırasını savmıştır.</p>
<p>Kitap hakkında söylenecek daha pek çok şey var. Bu kitabı okuyun. Hem liberalizmi birinci elden öğrenmiş hem de hakiki bir liberalin gözünden esaslı bir sosyalizm/kolektivizm eleştirisi okumuş olursunuz ( sosyalizmden ürkmeniz ve hatta nefret etmeniz garanti ). İster liberal ister anti-liberal isterseniz tarafsız olun, bu kitabı okumalısınız. Çünkü eleştirmek için de savunmak için de bu kitapta yazılanlar iyi bir başlangıç noktası olabilir sizin için. Ayrıca bugünün liberallerinin saplanıp kaldığı ve bir türlü ele¨stiremedikleri fikirleri öğrenmiş olursunuz. Son 30 yılda sosyalisti de değişti muhafazakârı da. Bir tek, değişime en açık olduğunu her fırsatta dillendiren liberaller değişmedi. Belki de değişime en kapalı olanlar onlardır. Hayek&#8217;in aşağıdaki sözlerinin silkinip kendine gelmelerinde bir yararı dokunabilir;</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Liberalizm prensiplerinde, liberalizmin değişmez bir dogma haline gelmesini icap ettirecek hiçbir cihet yoktur; liberalizmin bir defaya mahsus olmak üzere tespit edilmiş sabit kaideleri mevcut değildir.&#8221; ( s. 41)</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>* Bu konular hakkında daha detaylı bilgi için <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=583202&amp;sa=92324709">‘İktisadi Felsefeyle Düşünmek&#8217;</a> ismili kitapta yer alan Ragıp Ege&#8217;nin ‘Friedrich A. Hayek&#8217;in Descartes&#8217;ı Okuması&#8217; başlıklı makaleye bakılabilir.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em></em></p>
<p>… Bu konu ilginizi çekiyorsa…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Ak Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></span></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">bu kitapta </span></a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%e2%80%99in-kolelik-yolu%e2%80%99nda-otostop%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap:Liberalizm Demokrasiyi Susturunca&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 22:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18935</guid>
		<description><![CDATA[Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?
Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha &#8220;sosyal&#8221; bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?
2008&#8242;de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-full wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg" alt="" width="188" height="266" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur?</p>
<p>Demokratik yolla yönetilen bir ülkede  halkın tercihleri daha güçlü, bazen daha <strong>&#8220;sosyal&#8221;</strong> bir devletten, kolektif dayanışmadan, yüksek asgârî ücretten yana olabilir. Yani daha az liberal bir devletten. Peki halka rağmen dayatılmalı mıdır liberalizm? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkların iradesi çiğnenebilir mi?</strong></p>
<p>2008&#8242;de başlayan ekonomik kriz sürmekte. ve ABD, Fransa, Almanya gibi &#8220;batamayacak kadar büyük&#8221; devletler dahi zorlanıyorlar. Halk için kurulmuş, halkın vergisiyle yaşayan batılı ulus-devletler finans sektörünün emrine girmiş gibiler. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemiyor insanlar, protesto ediyorlar. Ama batılı ulus-devletler ısrarla hatta bazen polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</p>
<p>Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99&#8242;un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkları finans sektörünün kölesi yaptı?</p>
<p>Liberal düşünürlerin içinde Hayek ve Mises gibi peşinen anti-demokratik duruş almış bir çok isim var. Ancak batı demokrasileri bu gerçeği yeni keşfediyorlar. Dünyaya özgürlük  dersleri verirken kendi demokrasileri liberalizmin ağırlığı altında çökebilir. Okuyacağınız kitap halk iradesi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <em>(Eserlerinden istifade ettiğimiz fikir adamları: Edmund Burke, Ludwig Von Mises, Friedrich A. Hayek, Atilla Yayla, Karl Marx, Hannah Arendt, Alexis de Tockeville, Alexandre Soljenitsyne, Noam Chomsky, Ignacio Ramonet, Max Weber)</em> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Kitabı buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/10/08/dikkat-kitapliberalizm-demokrasiyi-susturunca/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

