<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Başörtüsü Yasağı</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/basortusu-yasaklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yol Yorgunu&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 08:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemile Bayraktar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21867</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21868" title="izzet_baysal" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/05/izzet_baysal.jpg" alt="" width="180" height="135" /></a></p>
<p>&#8220;<em>Türkiye siyaseti nerede ve Türkiye&#8217;de özgürlükler&#8230;&#8221; </em>başlığında konuşmak üzere Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler ve Münazara Topluluğunun davetlisi olarak Bolu&#8217;daydım. İki günlük seyahatte Bolu&#8217;nun doğal güzelliklerini, topluluk öğrencilerinin ve onlara bu ortamı hazırlayan hocalarının değerli fikirleri ve çalışmaları ile süsledi. Konuşmanın öncesinde ve sonrasında ayrı öğrenci guruplarıyla istişare etme fırsatı da buldum; Ayça, Servet, Nurefşan, Ece, Aylin, Çiğdem gibi birçok azimli, başarılı, pırıl pırıl öğrenci&#8230; Rasim Özgür Dönmez, Nuh Uçgan ve Koray Tütüncü hoca&#8230; Tüm bu olumlu intibalar ile Bolu&#8217;dan ayrılırken heybemde huzur ve tatmin yanında yol yorgunluğu da vardı.</p>
<p>  Ak Parti Kadın Kolları geçtiğimiz günlerde -hangi akla hizmet bilmiyoruz- yeni anayasaya &#8220;Polis, hakim, öğretmen&#8221; gibi meslekler dışında başörtülü kadınlara kamusal alanda çalışabilme hakkı tanınması <span id="more-21867"></span>teklifini sundu. Bunun üzerine duyarlılıkları daim olan kuruluşlardan Mazlumder ve Özgür-Der gibi sivil toplum kuruluşları bu tavrı kınadı. Bolu&#8217;dan dönüş yolunda ise &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı bir kampanya metni yayımlandığını gördüm. Metin her şeyi oldukça net bir biçimde ortaya koyuyordu:</p>
<p>  &#8220;<strong><em>Biz çalışma hakkına ambargo konmuş başörtülü kadınlar, bu ülkenin vatandaşları olarak bazı meslekler istisna tutularak değil, kamuda ve her türlü meslekte çalışma hakkımızın anayasal olarak güvence altına alınmasını talep ediyoruz. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Kamu görevlerini yerine getirme konusunda erkeklerden, bu ülkenin diğer vatandaşlarından ve dünyadaki diğer ülkelerin halklarından farklı muamele görmemizi haklı bulabilen yasaksever zihniyetten sıkılmış durumdayız. Kamu hizmetinde tarafsızlığın dış görünüşte değil ancak zihniyette hayat bulabileceğini biliyoruz ve inancımıza uygun giyindiğimiz için liyakatimizin görmezden gelinip kamu hizmetinden men edilmemizi, bunun etkisiyle özel sektör şirketlerince sömürülmemizi reddediyoruz.Yalnızca bir kadının dahi böyle bir ayrımcılığa maruz kalması kabul edilir bir şey olmamakla birlikte, başörtülü kadınların bu ülkedeki kadın nüfusun yarısını oluşturuyor olması söz konusu haksızlığı daha da &#8216;çarpıcı&#8217; kılmaktadır. Biz hakarete ve ayrımcılığa uğramaktan, toplumda yok sayılmaktan ve &#8216;görünmez olmaktan&#8217; yorulduk. Verilmesi istenmeyen haklarımızın henüz vaktinin gelmediğini ya da hak talebimizin var olan diğer taleplerden daha önemsiz olduğunu duymaktan bıktık.</em></strong></p>
<p><strong><em>  Bu haklı talebimizi bu ülkedeki tüm ezilen kesimlerinin haklarının sağlanacağı gerçek anlamda sivil bir anayasa için TBMM Anayasa Komisyonuna iletiyoruz. Bizim ne kimsenin keyfini bekleyecek hayatlarımız ne de vazgeçeceğimiz bir inancımız var. Başörtüsü konusunda olduğu gibi bir darbe ürünü olan ancak mağdur ettiği kesimlerin bile bugün kabullenir hale geldiği yasaklardan arınmış ve hepimizin tüm farklılıklarımızla daha özgür olabileceği bir ülke talebiyle siz de imza kampanyamıza destek verin, adil ve demokratik bir anayasa için ortak bir ses oluşturalım. </em></strong></p>
<p><strong><em>  Başörtülü Kadınlar</em></strong>.&#8221;</p>
<p>  Metni okuduktan sonra yol yorgunluğuma, yol yorgunlukları eklendi&#8230; 28 Şubat 1997&#8242;den bugüne tam 15 yıldır okuma hakkı, çalışma hakkı için yaptığımız tüm çabalar gözümün önünden teker teker geçti; yol yorgunluğuma, yol yorgunluğu eklendi, sadece benim değil emin olun bu yolda yorulan binlerce başörtülü kadının yorgunluklarına, yorgunluklar eklendi&#8230;</p>
<p>  &#8220;Başörtülü bacılarımız&#8221; diye bağıran Ak Partili Müslümanlar geçti gözümden sonra yol yorgunluklarım, yol yorgunluklarımız&#8230; Yorgunluklarıma Bolu&#8217;ya gitmeden önce Samsun&#8217;a kendi 28 Şubat&#8217;ını anlatmak üzere gelen, 28 Şubat&#8217;ta 3 kızıyla birlikle idamla yargılanan Hüda Kaya eklendi, bugün bana kendisine ulaştırılacak mektupta bir şeyler yazmak ister misiniz diye sorulan, haksız yere yıllardır hapiste yatan Salih Mirzabeyoğlu eklendi. 28 Şubat&#8217;ta 14 yaşındayken idamla yargılanan halen o günlerin davalarıyla boğuşan &#8220;28 Şubat bitmedi!&#8221; diye haykıran Yakup Köse eklendi.</p>
<p>  Yol yorgunuydum, dinlenmek bir lükstü, benim dinlenecek lüksüm yoktu, &#8220;Başörtülü Kadınlar&#8221; imzalı metni imzaladım, metni sosyal ağlarda paylaştım, valizimi dahi yerleştirmeden konuyu yazmaya koyuldum, yol yorgunuydum ama benim dinlenecek lüksüm yoktu.</p>
<p>  Mustafa İslamoğlu &#8220;Müslümanın dinlencesi ayaklarını uzatıp serserpe yayılmak değil, bir işten yorulunda başka işe geçmektir.&#8221; diyor. Bolu&#8217;da Kürt, Ermeni, Alevi, azınlıklar, iktidarın bugünü gibi meseleleri birçok farklı görüşten kişiyle konuşurken çok büyük keyif alsam dahi bir nebze yorulmuştum. Şimdi bir başka mesele için çalışmaya koyuldum, benim dinlencem bu, buna bir itirazım yok ama&#8230;</p>
<p>  Başörtülü kadınların oylarıyla iktidar olmuş bir partinin, içlerinde başörtülü kadınların da bulunduğu Kadınlar Kolu, kendi kafalarınca tüm başörtülü kadınlara kader çizemezler. Başörtülü kadınlar kendi taleplerini dile getirir, onların oylarıyla iktidar olanlar da bunu yerine getirir. Bu budur! Bu haksız, sınırlı ve yanlış tutumlarından dolayı Ak Parti Kadın Kollarını kınamayı görev bilirim, size de naçizane tavsiye ederim.</p>
<p>  Bu nedenle kadın olsun erkek olsun, başörtülü olsun başörtüsüz olsun, hak ve adaletler noktasında kendine olan dürüstlüğünü kaybetmemiş, ayrımcılığa dayalı eski anayasa yerine adalete ve hürriyete dayalı yeni bir anayasa isteyenler, bu anlamda &#8220;<strong>Başörtülü çalışma hakkının anayasada garanti altına alınmasını talep eden&#8221; </strong>kadınlara destek vermek için şurayı imzalayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/">http://www.avaaz.org/en/petition/Basortulu_Calisma_HakkiThe_Right_To_Work_With_My_Headscarf/</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; e-kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">… Bu konuda kitap ve rapor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-10838" title="basortusu_yasagi1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/08/basortusu_yasagi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> ”Türkiye’de ve Dünyada Başörtüsü Raporu-2009/2010″ adlı bu çalışma son iki yıl süresince en çok konuşulup, tartışılan temel sorunlarından biri olarak karşımızda duran başörtüsü yasağına dönük bir dökümantasyon çalışmasıdır. Raporun ana omurgasını, iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumların, davranışların ve tavırların kronolojik bir sırada aktarıldığı almanak tarzı bir arşivleme çalışması oluşturmaktadır. Raporun sadece yasak uygulamalarından ibaret kalmaması; soruna dair gösterilen tepkilerin, politik aktörlerin demeçlerinin ve yasak karşıtı çeşitli etkinliklerin de yer alması; konu etrafında oluşan gündemin ana hatlarıyla aktarılarak, dönemin genel fotoğrafını çerçeveleme kaygısıyladır. Böylece araştırmacılar, bugün ve ileride başörtüsü sorunu etrafında yapacakları çalışmalarda, Türkiye’de ve dünyada başörtüsü sorunu etrafında 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan gelişmeleri, oluşan gündemi izleme imkânı bulabileceklerdir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Raporu buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/05/09/yol-yorgunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav Kâğıdı İptal</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 19:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18294</guid>
		<description><![CDATA[ 
Sabiha Çimen
 Senin kaşın küsmüş dedi kuaför. Berna mıydı adı, Berat mıydı, hatırlayamıyorum. Fatih&#8217;in 12 Eylül görmüş kadim kuaförlerindendi. Aralıksız dizilmiş renk renk peruklar resmi ideoloji kurbanları üzerinden ekmek yemeyi de sağlamıştı bu kuaföre. Eğer gece yatmadan evvel kaşlarıma sarımsak sürersem geri çıkabilirlermiş. Sual etmeden öğrendiğim benzeri birçok bilgi devridaim oluyordu zihnimde.

- Adın neydi canım?
- Zülâl
- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/yobaz_laiklik.jpg"><img class="size-full wp-image-18296 aligncenter" title="yobaz_laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/yobaz_laiklik.jpg" alt="" width="379" height="263" /></a></p>
<p><strong><em>Sabiha Çimen</em></strong></p>
<p> Senin kaşın küsmüş dedi kuaför. Berna mıydı adı, Berat mıydı, hatırlayamıyorum. Fatih&#8217;in 12 Eylül görmüş kadim kuaförlerindendi. Aralıksız dizilmiş renk renk peruklar resmi ideoloji kurbanları üzerinden ekmek yemeyi de sağlamıştı bu kuaföre. Eğer gece yatmadan evvel kaşlarıma sarımsak sürersem geri çıkabilirlermiş. Sual etmeden öğrendiğim benzeri birçok bilgi devridaim oluyordu zihnimde.</p>
<ul>
<li>- Adın neydi canım?</li>
<li>- Zülâl</li>
<li>- &#8220;Hah, Zülâlciğim bak canım senin gibi üniversiteye başlayacak olan kızlar çok geliyor bana. Böyle saçını iki numaraya mı vurduran dersin, kökünden kazıtıp peruk isteyen mi dersin, neler neler. Ben biliyorum yavrum, fotoğraf şeysinde türbanını çıkarman gerekecek, şu saçlarını iyice kesersek peruğunu rahat çıkarıp takarsın. Hem kökü sende uzar hemen, sonuçta senin bileceğin iş bana bir zararı yok&#8221;.</li>
</ul>
<p> Saçlarımı bire vurdurmuştum. Taviz esnasında işimi kolay kılacak ve psikolojik baskıyı üzerimden atacak pratik bilgilere ihtiyacım yoktu. Üstelik peruk takmayacaktım. Resmi ideolojinin meşru olmayan yasakçı zihniyeti bana musluk muamelesi yapıp başörtümü açmamı dayattı diye inancımla maytap geçemezdim. Başörtümü çıkarmam bu haksız yasağa ancak ivme kazandıracaktı ve her zaman taviz tavize gebeydi. Ve bu hususta her ne kadar kendileriyle aynı tarafta olmasam da okul kapılarında başörtülerini kıvrana kıvrana açan, psikolojisi bozuk, suratı asık, bölünmüş kimliklerle okul bahçelerinde dolaşan arkadaş, yaşdaş ve yasakdaşlarıma destek olmak için kestirmiş olabilirdim saçlarımı. Zira nedenini henüz kendime dahi açıklayamadığım, aniden verdiğim bir karardı bu. Evet, bir nebze kafam rahatlamıştı. Saçlarım artık yoktu ama kafamın içindekiler her adımda ağırlığı altında eziyordu beni. Ne olacaktı, nelerle karşılaşacaktım, ilkeli bir tavırla nereye kadar gidecekti?<span id="more-18294"></span></p>
<p>  Üç yıl başörtümle üniversiteye alınmadığım için alternatif eğitim arayışlarına yönelmiş ve her ÖSS deneyimimde yaka paça sınıftan atılmıştım. Aynı haklara sahip olduğum, aynı amaçla okul sıralarına oturduğum diğer üniversite adaylarının üzerimde bomba taşıyormuşum gibi yasakçı söyleme ivme kazandıran menfi bakışları sosyal yaşamımda beni bir an bile bırakmamıştı.  Yasağın psikolojik boyutları üniversite çağındaki gençler için tıkır tıkır işleyen bir tezgâhın en önemli (mütemmim) cüz&#8217;üydü zira.</p>
<p>- &#8221; sen akıllı bir kıza benziyorsun, geleceğin için 3 saat başını açman kime zarar verir ki? YÖK&#8217;ün kararı bu yönde, benim bir yetkim yok, ben senin lehine konuşuyorum, böyle bir şeyi yapamam! Müdür beyi çağırır mısınız, burada problem çıkaran bir şahıs var, sınav kâğıdını alın! Hanımefendi direnmeyin lütfen diğer arkadaşlarınız da sizin yüzünüzden sınava geç başlayacak, dışarı! &#8221;</p>
<p>   Dolmakta olan sıralara başı örtülü bir öğrenci oturduğunda sınava girecek olan öğrencilere pozitif gülüşler atan, uçuşan birer polen gibi narin davranan sınav gözetmenlerinin sevgi pıtırcığı ifadelerinde çok ekşi bir gülüş peydah oluyordu. Bir intihar bombacısı görmüş gibi yanaşmaya imtina eden, diyalogdan kaçınıp kestirip atan yahut diyalogu laik örgütlenmenin kıs kıs gülerek yürüttüğü ikna odaları yoluyla yapan kraldan çok kralcı zihniyetin insan sever(!) müdür ve öğretmenlerinin vicdani ve akli anlamda her türlü hallerini tecrübe etmiştim. Söyleyebilirim ki, hiç kimse görev aşkıyla bu kadar yanıp tutuşamazdı(!)   Görev bilinci riyakârlıkla harman olmuştu, mümkün ve esnek olan her koşul &#8220;emir kulu&#8221; kipine bürünerek yasakçı zihniyete göz kırpıyordu. 3 saat kişiliksizi oynamak ve aslında bölünmüş kimlikle yaşamaya ilk adımı atmak sorun değildi ikna odalarının mucit ve müritleri için. Başarmışlardı;  Sınav öncesi tuvalette saçlarını tepeden toplayıp, yüzüne ve gerdanına su çarpan kızların yanında aynaya sırtını dönerek başörtüsünü çıkaran kızlar artık yüzünü aynaya dönebiliyordu. Başörtüsünü açmak için koridorun sonuna güler yüzle giden birde gasp edilmiş hakları üzerinde gıcır gıcır bir şişede su içen, arkadaşı güldürünce de suyu yere püskürten kızı görünce bakakalmıştım. İçimdeki camlar kırılmıştı şakır şakır koridorun tam ortasına. Şşş! sesi rahatsız ediyordu &#8220;öğrencileri&#8221;. Ah benim koridor görmüşlüğüm&#8230;  Kırıkları süpürüp terk etmem gerekiyordu koridoru, sınav başlayacaktı zira&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>    Fikri olmayanın tavrı da olmazmış. Kendisine yanaştığım başörtülülerin &#8220;bence sende direnme, sonuçta onlarında yapacağı bir şey yok, hepsi emir kulu&#8221; minvalindeki tepkileri sindirme politikalarının kimlikler üzerindeki tesirini gözler önüne seriyordu. Bir tepki kımıltısı&#8230; Gücümün kemiyeti bayram edebilirdi. Düşünüyordum; kendisini gayri meşru bir uygulamayla asimile etmeye çalışan zorba zihniyet karşısında ses tellerini oruca adayan, yasak sadığı gençliğin geleceğinden ne beklenebilirdi ki? Öyle ki sınavda davaya omuz vermesi gerekenlerden çok bugünün tiki görünümlü Seda Sayan&#8217;dan olma &#8220;dobra&#8221; jenerasyona kalmıştı &#8220;tavır&#8221;. Kesin şu saçmalığı diyecek bir yiğit henüz çıkmamıştı karşıma. İçimdeki camlar kırılmaya devam ediyordu. Tecrübe ediyordum, hakkı olanı almaya imtina edeni ve pembe sakızlı, giysisi teni olan hak savunucusunu. Son deneyim olarak çapa&#8217;nın bir amfi sınıfıda 12. sırada rahat giyinimli, uzun boylu, esmer, farklı tonlarda bakış, gülüş ve konuşmaları olan bir öğretim görevlisi eğilmişti kulağıma ;  &#8221; kızım başımı yakama, benimde eşim türban takıyor ama bu kadar saplantı hanine getirmez, senin yaşın kaç, günahı bana&#8230;&#8221; gibi klasik diyaloglara girmiş ve son cümle olarak başör&#8221;tümü çıkarmamı teklin etmişti ılık bir ses tonuyla.  Dualarım, beklentilerim, çabalarım soğuk sıradan kalmakla son bulacaktı gene. Çantamı omzuma alıp kalkmak için hareket ettiğimde yüzüme acıyarak bakan ekşi gülüşlü sınav gözetmeni &#8220;hadi aç&#8221; diye seslendi kısık bir ses tonuyla.  Eğer başımı açarsam o psikolojiyle zaten hiçbir soruya akli selim yanıt veremeyeğimi söyleyip size zorla şort giydirseler ne hissederdiniz diye sorduğumda yüzümdeki ayrıntıları keşfediyormuşçasına yakın mesafeden bakan endişeli gülüşle iyi kalpli bir el tutmuştu elimden.  Hakkımda &#8220;yüzü görünüyorsa sınava alınsın&#8221; kararı alınmıştı ve aslında yüzüm herkesten çok görünüp, tanınmıştı. Zira tüm sınıfın boynu tutulmuştu arka sıradaki vukuatı izlemekten. En arka sırada birazda görmezden gelinerek girmiştim sınava. Hızla birinci bölümü okumaya başlamıştım lakin ne fayda okuduklarımdan çok yaşadıklarımın idrakiyle meşguldü zihnim. Artık sınava girebiliyor olmama rağmen omuzlarımı düşürüp, bir pürüz çıkmasın diye her şık için ölümüne bastırdığım masanın salım salım sallanmasına ses çıkarmadan hakkım olana hayretle, paranoyak gülüşlerle tepki verdiğim, yenilgiye alışmış köşegeni sivri silgisizliğim, susuzluğum ve teçhizatsızlığımla ; &#8220;girmiştim sınava&#8221;</p>
<p> </p>
<p>     Üniversite bir laboratuardı.. Akademik ortam a&#8217;dan z&#8217;ye her işin usulünü öğretiyordu. İnsanın sisler içinde hani bir ışıkla beliren o gelecek tasavvurundan çok başka bir deneyimdi bu. Lakin öyle herkesin düşündüğü,  müstağniyetin, malumatfuruşluğun olmadığı dürüst ve kibar insanların bulunduğu bir çatı değildi üniversite. Kritere göre; ya parası ya da zekâsı olmalıydı arkadaş adayının. Göğsünde tik gibi saygı duyulan tikli bir marka olmalı, fazla düşünmemeli, iyi espri yapmalı, defter kitap taşımamalı ve büyük ekranlı telefon sahibi olmalıydı&#8230;  Henüz 19 yaşında olup, kendini içki içebilmek ve bara gidebilmekle ispat etmeye çalışan paradoks ve içi boş bir gençlik örneğiyle karşı karşıya kalıyordum her gün.  Ve her sol görüşlü Tkp&#8217;li gencin bir platform yahut sınıf ortasında sanırım henüz belledikleri madımak olayı ve birkaç konuyu başörtülü olmam hasebiyle yüzüme ateşler saça saça anlatıp,  beni tuş etmeye çalışması üniversitenin en yüce klişesiydi. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>      Sanki herkes işi gücü elden bırakmış üniversiteli ve başı örtülü kıza odaklanmıştı. Dengesizleştirme politikası vardı ve kokusu akademik ortamın koridorlarına sinmişti. Tabii olarak öğretim görevlilerinin çeşitli ideolojileri vardı ve aslında sadece Müslüman kızlar bu çeşitli ideolojiler arasında sıkışmaya mahkûm oluyordu. Meğerki herhangi bir sivri kişi ayağa kalkıp görüş bildiriyor olmasın. Klasik hikâye odur ki; PR hocası başörtülü öğrenciye sınıfın ortasında &#8220;seni kıracak kadar önemsemiyorum&#8221; bakışı atarak havada kalmış cevapsız sualine mukabil yalnızca ona 45 yaşında ve kalıplarına sığamamışta okumaya karar vermiş teyze muamelesi yapar ve &#8220;nasıl okumaya karar verdin&#8221; kabilinden bir soru sorar ve yahut iletişim piri (!) bir tavır içinde &#8220;ama bunu öğrenmeden olmaz&#8221; diyerek üzerinden haftalar geçmiş olsa da ödevlerine sürekli feed back &#8220;geri bildirim&#8221; verir. Mesele odur ki cehalet mürebbiyesi gibi her an bir çatışma halinin yaşandığı üniversite Müslüman bayanların görüp görebileceğinin alabildiğine çeşitli olduğu bir laboratuardı. Ok&#8217;un diğer ucunda ise bir hapşuruğa kendini siper edecek akademisyen duyarlılığı insanın yasak dengesini bozacak cinsten kafa karıştırıcıydı.  Başkalarını görmeyecek kadar birebir ilgiyle işlenen ders, sorular sorulup tanınmaya çalışılan bir öğrenci prototipi her defasında diğer öğrencilerin hazır oldaki nefretine gark ediyordu beni.  Buzdolabı kapağı gibi aç-kapa kararlarıyla başörtülü öğrencilerin hisleriyle oynanan, psikolojilerini altüst eden yasak sürecinin psikolojik sindirme planları &#8220;denge&#8221; yönünden de kuşkusuz fazlasıyla etkisinde bırakıyordu insanı. Dengeli bir hoca öğrenci ilişkisi yaşayabilmişliğim olmamıştı. Zira ifrat ve tefritteki okul yaşamına ivme kazandıran çok ciddi bir yasak söz konusuydu. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>       Herkes en güzel yaşlarımda olduğumu söylüyor ve telkinde bulunuyordu.  Biz üniversitedeyken dersi kırıp limonata içmeye,  pasta yemeye giderdik. O zamanlar limonata da limonla yapılırdı. Limonda limondu haa&#8230; Masanın etrafın oturduk mu akşamı ederdik. Kitaplar, meseleler, değerli anlar&#8230; Cümleler akıp giderken, resmediyordum anlatılanları, arada bir yerde durup düşünüyordum. Limon değişti Allah&#8217;ım. Sohbetler meseleler üzerine kurulmuyor artık. Mesele şimdilerde bir karakter yaratmakta; kriteri araba, giysi ve sevgili olan bir trend,  inançlı ve inançsızların ortak paydası&#8230; Okulda yasağa dair hiçbir fikri olmayan, daha önce hiç duymamış olup insana bir uzaylı gibi  imasız bakışlar atan ve çoğu kez de yasağı seven sınıf arkadaşlarım vardı; Sevgili edinince yüzü gülen, iyi giyinimli, doğuştan Upper seviyesinde İngilizce bilen ve dahi her şeyi yaradılış doğası bilen entelijansiyede rakip tanımayan malumatfuruş insan topluluğu&#8230;Öyleleri  sevgilisiyle arası bozulduğunda bir anne yahut leman abla fonksiyonundaki ve  normal koşullarda kendisiyle münasebet kurmadığı başı örtülü gönüllüleri psikolojik danışman niyetine kullanır. Başörtülü gönüllüler en arkasında dolaştığı grubun teyzesi olmaktan, olgun bakışlı rehberlik hocalığına, daha sonra günah çıkarılıp vicdan rahatlatılan örtülü aşk ve din uzmanlığına kadar terfi eder. Konsere gitmek için aynı yaşta olmalarına rağmen annelerinden kapalı arkadaşlarının ismini vererek izin koparılır ve yeri gelince de kapalı kızın konsere gitme çelişkisi de silah olarak kullanılıp çok acımasızca eleştirilir. Yobazlığı sadece örtünmeye ait bir mefhum sanıp arkadaşını tek celse de yobaz yapan, başörtüyü cicileştirip aynı anda modern yapan günümüzün cehalet kumkumaları üniversitenin en bilindik izlenceleriydi. Sınıfa bir Kürt girdiğinde şaşılacak ve gülünecek bir duruma tepki verir gibi davranan, sıktığı kokudan anlamayan ve kendisiyle trend sohbeti edemeyeni hayat dışı eden, hayvan haklarını insan haklarından daha çok dert edinen, yobaz kavramının gerçek özneleri temsilci(!) olarak geleceğin gelemeyecek olduğunu gözler önüne seriyordu. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı kendini bilmezlere asalak bir müstağniyet verirken kendini bilenlere de &#8220;yaranma&#8221; bilinçsizliği vermişti. Hal böyle olunca ders aralarında namaz kılma hassasiyetinde olanlar bile birbirini görünce selam vermez olmuştu. Haziran ayıydı. Yüzüne aşina olduğum başörtülü kız bir elinde göğüs seviyesinde tuttuğu araba anahtarı diğer elinde ise pembe zeminli ve üzerinde altın rengi kabartmayla &#8220;kınaya davetlisiniz&#8221; yazan bir davetiye ile bana &#8220;gülümsüyordu&#8221;. Lüks bir otelde sadece belli kesim bayanların katılacağı (örtülü) eğlence maksatlı programa davet edilmiştim. Müslüman birlikteliği çok önemliydi. Özellikle otelde. Camide göz göze gelip birbirine selam vermeye dahi imtina eden kızlar kınada eğlenip belirli kesim insan sıfatını taşıyacaklardı. Trend sen nelere kadirsin! İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>    Atatürk sadece onların mı&#8230;  Hararetle tartışmadan uzaklaşmak için kalkıyordu&#8230; 3-5 kişi kimya bölümünden Betül&#8217;ü çevrelemiş &#8220;peki şuna cevap ver&#8221; le başlayan sorular soruyordu. Ağzıyla kuş tutsa da eleştirilecek olan Betül, Atatürkçü düşünme derneğine üye olmuş, çok değişik ruh haline sahip bir kızdı. Lakin bir huyu vardı ki müstesna! Hatırlıyorum okulumuzda başörtüsü yasağının kalktığı ilk gün çok örnek bir davranışta bulunmuştu. Kendisini kimse anlayamasa da o çok düşünceli bir kızdı. Koridorda, alt ve üst kantinde öğrencilerin 32 dişle yasak kalkmış, şapkaları çıkarabiliriz uğultularına rağmen rektörümüzü kendine dert edinen yekta feraset! &#8220;rektör zor durumda kalabilir, yasak kalktı diye hemen başörtülerimizi çıkarmayalım&#8221; telkiniyle hayatta bencil olmamak gerektiğini bizlere belleten komposizyon kabilinden kızlardan sadece biriydi. İçimdeki camlar kırılıyordu&#8230;</p>
<p> </p>
<p>   Sen İran&#8217;a git! Klişe serisinin en yüce cümlesi&#8230;</p>
<p>Mayıs sonlarıydı. Bir an evvel kendini dışarı atmak isteyen çok iyi hazırlanılmış bir sunum ardından alkışlarla çıkmıştım sınıftan. Cevap vermenin sebep sayılacağı bir diyalog ardından kendimi koridor ve kalabalığın ortasında  &#8220;sen İran&#8217;a git&#8221; sözüne gark edilirken bulmuştum. Bütün yüzler güleçti. Hıncını alamamış iyi bir sunumu dahi reva görmeyen yasak sever öğrencilerden biri henüz anlam karmaşası yaşayan arkadaşımın başörtüsünü çekip taciz ediyor &#8220;ahmaklar İran&#8217;a&#8221; diyordu. Mesele İran&#8217;a gitmek olduğunda ne güzel de diyordu herkes. 80 kadın milletvekilinin mecliste olduğu, kadın&#8217;ın değer bulduğu İran malumatfuruş insanın ağzında sıkışılan durumda söylenen klişelerin bir diğeriydi.  Herkes ses telleri alınmış bir vitrin mankeni gibi kımıltısız ve magazinsel boyutla izliyordu olup biteni. Herkes izliyordu da biri&#8230; Tamda araya girip herkesi silim silim silkeleyecekken, kavganın ortasına düşmüş bana sadece oradan geçiyor olmasıyla umut olan lakin basit kavga argümanlarını duyup yanaşmak istemediğini açıklayan, beni kulak arkası eden dava arkadaşım geçmişti kalabalığın en can alıcı yerinden. Öyle ki Müslüman bir erkek kalabalığı fevkalade dağıtabilirdi, sesini hak bildiği ilkeler uğruna yükseltebilirdi. Öyle ki artık yasak uzantısı sosyal problemler ve dolayısıyla başörtüsü sorunsalı yalnızlığa terk edilmişti. Ve koridorda çok güçlü bir ses yankılandı. Ahh benim koridor görmüşlüğüm&#8230; İçimdeki camlar kırılmıştı.</p>
<p> </p>
<p>    Adım Zülal. Çapanın amfisinde 12. sıradaki kalp atışlarımı hatırlayıp kendime yazığım geliyor hala. Henüz okulun koridorlarına ayak basmadan sert bir sesin  &#8220;bu şekilde dolaşmayın, tuvalet koridorun sonunda&#8221; uyarısı sosyal hayatta girdiğim her kapıda benimle birlikte geliyordu. Hastane kapısından girerken, mesela pasaport için sırada beklerken veyahut herhangi bir kamu dairesinde üstelik bütün evraklar hazırken ve herkesle eşit haklara sahip olduğum halde çeşitli prosedürlere karşı ürkekliğim yasağın bana müzmin armağanıydı.  Nereye gidersem gideyim yanımda kendimi de götürecektim. Başörtülü kadın her ne kadar Avrupa görmüş, master  ve doktora yapmış olsa da sosyal yaşamda hep bir şekilde birileri tarafından kendini ispat etmesi beklenecekti, yaşı 23 olsa da çarşıda  pazarda kendisine teyze diye hitap edilecek, araba kullandığında çok çağdaşça taciz edilecek ve yeri gelince de vicdan rahatlatmak için muhabbet edilecekti.</p>
<p>Lakin, ilkeli Müslümanların  erimemesi gereken bir pastil gibi dillerine pelesenk ettikleri  bir söz vardır: &#8220;bizi öldürmeyen yaralar ancak güçlendirir&#8221;<strong></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/11/sinav-kagidi-iptal/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Pazartesi Son Pazartesi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 10:20:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18175</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman önce başlamıştık &#8220;Pazartesi&#8221; yazılarına. Tesettür yasağına karşı, yobaz laikliğe karşı belki cılız ama sürekli bir ses çıkarmak istedik. &#8220;Eziyet bitmedi&#8221; demek istedik, &#8220;biz de şahidiz&#8221; demek istedik. Çünkü başörtüsü yasaklarıyla çok eziyet edildi insanlara. Binlerce, belki onbinlerce genç kızın eğitim hakkı ellerinden alındı. Eğitimle birlikte kariyerleri, gelecekleri karartıldı. Devlet eliyle insanlara &#8220;ya inancın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman önce başlamıştık &#8220;Pazartesi&#8221; yazılarına. Tesettür yasağına karşı, <strong>yobaz laikliğe</strong> karşı belki cılız ama sürekli bir ses çıkarmak istedik. &#8220;Eziyet bitmedi&#8221; demek istedik, &#8220;biz de şahidiz&#8221; demek istedik. Çünkü başörtüsü yasaklarıyla çok eziyet edildi insanlara. Binlerce, belki onbinlerce genç kızın eğitim hakkı ellerinden alındı. Eğitimle birlikte kariyerleri, gelecekleri karartıldı. Devlet eliyle insanlara <strong>&#8220;ya inancın ya da tahsilin!&#8221;</strong> diyerek şantaj yapıldı.</p>
<p>Mesele elbette çözülmüş değil henüz. Yeni anayasa ile<span id="more-18175"></span> &#8221;yasal&#8221; bir zemin oluşacaktır  ama daha önemlisi fikrî ve vicdanî zeminin oluşmasıdır. Halkın içindeki önyargıların silinmesi yeni bir anayasadan daha fazla zaman alacaktır büyük ihtimal. Basın ve sivil toplumun oynayacağı rol elbette büyük önem taşıyor.</p>
<p>Neden &#8220;son&#8221; bugün? Yobaz laikliğin yılmaz bekçisi olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin normalleşmesinde önemli bir adım atıldı. Normalleşmesi yani <strong><em>&#8220;halkı adam etmeye&#8221;</em></strong> çalışan üniformalı eşkıyaların gidip yerlerine <strong>&#8220;halka hizmet edecek&#8221;</strong> silahlı devlet memurlarının gelmesi. &#8220;Pazartesi&#8221; yazıları dikkat çekilmesi gereken noktalara dikkat çekti. Bu anlamda görevini yerine getirmiş oldu.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinde Yobaz laiklik elbette tesettürle sınırlı değildi. &#8220;Muhammed&#8221; ya da &#8220;Enes&#8221; gibi sakıncalı(!) isimleri olan gençlerin askerî okullara sokulmaması, namaz kılanların ordudan atılması, ilâhî okuyan kızları bahane ederek e-muhtıra verilmesi&#8230; Ama yobaz laiklik TSK ile de sınırlı değil. CHP, bazı üniversiteler, Atatürkçü Düşünce Derneği, &#8230; Peki ya tesettürlü diye işe alınmayanlar? Eşi tesettürlü diye kariyeri engellenen memurlar ve özel sektör çalışanları?</p>
<p>Tamiri imkânsız olan bir geçmişten daha fazla konuşmaya güç bulamıyor insan. Başörtüsü yüzünden tahsili engellenen kızlar anne oldular ve onların kızlarına da aynı &#8220;bedel&#8221; ödetildi. Kendisini &#8220;peygamber ocağı&#8221;, ölüme gönderdiği askerleri de &#8220;şehit&#8221; ilân eden bir ordunun inançlara, ibadetlere bu denli düşmanlık yapmasına şaşkınlıkla insan. Ama daha büyük bir şaşkınlık kaynağı Türkiye&#8217;deki insanların davul zurna çalarak askere gitmesi, sünnet olan çocuklara komando üniforması giydirmesi&#8230; Üniformaya, silaha ve onların simgelediği güce adeta bir tapınma şeklini alan bu tutku ortadan kalkmadıkça yobaz laiklik de sürecektir korkarım. Vatan için ölmeye hazır(?) milyonların içinden neden bir 30 bin genç çıkıp &#8220;yobaz laik bir orduda askerlik yapmayız!&#8221; diyememiştir? %99.9999&#8242;u Müslüman(?) olan bir ülkenin kendine sorması gereken bir sorudur bu.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki haksızlıklara direnmek gerek öncelikle. Hak yemeden ama biraz olsun &#8220;ıslanarak&#8221;, ön sıralarda görünerek, bazı maddî riskleri göze alarak. Yoksa Esad&#8217;ı, Mübarek ya da Kaddafi&#8217;yi protesto ederken samimi olduğunuza kimse inanmaz. Bosna&#8217;ya, Yukarı Karabağ&#8217;a, Doğu Türkistan&#8217;a ağlamadan <strong>ÖNCE</strong>, Norveç&#8217;in, Almanya&#8217;nın, Fransa&#8217;nın islamofobisinden bahsetmeden <strong>ÖNCE</strong> kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekmez mi?</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/01/bu-pazartesi-son-pazartesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi &#8220;en güvenilir&#8221; kurumdan vefasızlık</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 21:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18133</guid>
		<description><![CDATA[MİLLİ mücadelenin başlamasında önemli bir basamak olan ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz&#8217; kararının alındığı Erzurum Kongresi&#8217;nin 92. yıldönümü törenlerle kutlandı.
Bu yılki törenlere Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk&#8217;ün davetiyle 23 Temmuz 1919 tarihindeki Erzurum Kongresi&#8217;ne katılan Kelkit Delegesi Hafız Osman Fevzi Efendi&#8217;nin torunu Gültekin Nasuhbeyoğlu, eşi Güler ve çocukları Deniz ile Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png"><img class="alignright size-medium wp-image-7178" title="20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png" alt="" width="209" height="160" /></a>MİLLİ mücadelenin başlamasında önemli bir basamak olan ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz&#8217; kararının alındığı Erzurum Kongresi&#8217;nin 92. yıldönümü törenlerle kutlandı.</p>
<p>Bu yılki törenlere Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk&#8217;ün davetiyle 23 Temmuz 1919 tarihindeki Erzurum Kongresi&#8217;ne katılan Kelkit Delegesi Hafız Osman Fevzi Efendi&#8217;nin torunu Gültekin Nasuhbeyoğlu, eşi Güler ve çocukları Deniz ile Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin torunu Emine Kulaç&#8217;la çocukları<span id="more-18133"></span> Ümit ve Efnan da katıldı.</p>
<p><strong>Eski yerine geri döndürüldü</strong></p>
<p>Ancak, Havuzbaşı&#8217;ndaki törene türbanıyla katılan Sürmene Delegesi Ahmet Kulakzade&#8217;nin torunu Emine Kulaç, görevli rütbeli bir asker tarafından askerlerin bulunduğu yerden ayrılması için uyarıldı.</p>
<p>Kulaç, askeri yetkilinin uyarısıyla çocuklarıyla birlikte bulunduğu yerden ayrıldı. Bu durumu Vali Öztürk&#8217;ün emriyle Erzurum Valiliğinde görevli bir personel müdahale etti. Emine Kulaç, Vali Öztürk&#8217;ün müdahalesinin ardından askerlerin bulunduğu ve daha önce durduğu yere tekrar geri geldi. (STAR)</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/24/bu-pazartesi-en-guvenilir-kurumdan-vefasizlik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ODTÜ&#8217;de işgüzar üniversite yönetimi geri adım attı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 22:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17916</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/XLHJk5DWSbM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/18/odtude-isguzar-universite-yonetimi-geri-adim-atti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şehit olmak serbest, şehitliğe gelmek yassah!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jul 2011 22:01:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tahsin K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17914</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale şehitliklerini gezmek için Aydın&#8217;dan gelen çarşaflı dört kadın, halka açık olan Çimenlik Kalesi&#8217;nden, askerler tarafından zorla çıkarıldı. İçinde Deniz Müzesi ve Nusrat Mayın Gemisi bulunan, askeriye kontrolündeki kaleyi gezmek isteyen Selimışıklı ailesinin beş ferdi, maruz kaldıkları davranış üzerine polise şikayetçi oldu. Tek amaçlarının, savaşlarda hayatını kaybeden şehit atalarının mezarlarını gezmek olduğunu belirten Serhat Selimışıklı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale şehitliklerini gezmek için Aydın&#8217;dan gelen çarşaflı dört kadın, halka açık olan Çimenlik Kalesi&#8217;nden, askerler tarafından zorla çıkarıldı. İçinde Deniz Müzesi ve Nusrat Mayın Gemisi bulunan, askeriye kontrolündeki kaleyi gezmek isteyen Selimışıklı ailesinin beş ferdi, maruz kaldıkları davranış üzerine polise şikayetçi oldu. Tek amaçlarının, savaşlarda hayatını kaybeden şehit atalarının mezarlarını gezmek olduğunu belirten <span id="more-17914"></span>Serhat Selimışıklı, yönetmelik ve kanunlarda müze ve kalelere çarşaflı girilemeyeceği ibaresi olmamasına rağmen, sorumlu komutanın keyfi tutumu yüzünden hakarete uğradıklarını söyledi.</p>
<p>Diğer ziyaretçilerin yanında kendilerine terörist muamelesi yapıldığını söyleyen Selimışıklı, &#8220;Çimenlik Kalesi içindeki Deniz Müzesi&#8217;ne girdik. Oradaki görevli, &#8216;Buraya girmeyin, çıkın. Burada temizlik yapıyoruz.&#8217; diye bizi sokmak istemedi. &#8216;İçerideki herkesi çıkarın, biz de çıkalım.&#8217; dedik. Oradaki komutana da &#8216;Eğer bu kıyafetle müzeleri gezme yasak diye bir yönetmelik veya kanun varsa gösterin.&#8217; dedik. Bunun üzerine komutan, iki silahlı ve iki silahsız asker çağırarak peşimize taktı. Biz de müzeye giremeden bahçede gezdik. Çıkarken aynı komutan, hakaret dolu sözler söyledi bize. Bunun üzerine, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne gelerek şikâyetçi olduk.&#8221; dedi.</p>
<p>Vatandaşı oldukları ülkenin topraklarını gezme özgürlüklerinin, birileri tarafından hiçbir hakkı olmadan engellenmesine tepki gösteren çarşaflı hanımlardan Dilber Selimışıklı ise &#8220;Aydın&#8217;dan buraya, atalarımızın şehit olduğu yerleri görmek için geldik. Çimenlik Kalesi&#8217;ni de görmek istedik. Diğer vatandaşlar içeride geziyordu. Biz girdiğimizde askerler yanımıza gelerek durdurdu. Çok rencide olduk. Sadece bizim çıkmamız gerektiği ve üzerimizde bomba olabileceği söylendi. Biz de bayan görevli çağrırıp üzerimizi aratmalarını istedik. &#8216;Bu saatte size bayan memur bulamayız.&#8217; dediler. Tutumumuzdan vazgeçmediğimizi görünce komutan, bizi müzeye sokmadan, silahlı askerler eşliğinde bahçede dolaşmamıza izin verdi. Çıkışta da hakaret etti.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/11/sehit-olmak-serbest-sehitlige-gelmek-yassah/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi yine teknik arıza&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jul 2011 21:10:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17901</guid>
		<description><![CDATA[

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza.jpg"></a></div>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-17905" title="yobaz_laikler_vicdan_ariza_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza_2.jpg" alt="" width="455" height="339" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/07/yobaz_laikler_vicdan_ariza.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/03/bu-pazartesi-gazetecilerin-vicdani-teknik-ariza-sebebiyle-suskundur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Unutma, unutturma</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/unutma-unutturma-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/unutma-unutturma-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2011 22:26:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aisha Benghazi</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17675</guid>
		<description><![CDATA[Baş&#246;rt&#252;s&#252; Yasağı par MilliTalebe
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe frameborder="0" width="220" height="180" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xbw6et?width=320"></iframe><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/xbw6et_bayortusu-yasayy_news" target="_blank">Baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; Yasağı</a> <i>par <a href="http://www.dailymotion.com/MilliTalebe" target="_blank">MilliTalebe</a></i></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/27/unutma-unutturma-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/unutma-unutturma-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi kilitli kalplerin açılması için dua ediyoruz&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/20/bu-pazartesi-kilitli-kalplerin-acilmasi-icin-dua-ediyoruz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/20/bu-pazartesi-kilitli-kalplerin-acilmasi-icin-dua-ediyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 22:02:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17266</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Seçim otobüsü geçtikten sonra arkadan gelen gruptan, ismini olay nedeniyle öğrendiğim S.Ş. isimli bayan, yanımdan geçerken bana doğru dönüp alkışlayarak, &#8216;Başını açacaksın. Aç, aç!&#8217; diye bağırdı. Ben hiçbir karşılık vermedim. Bir iki adım gittikten sonra tekrar geriye dönüp yüzüme doğru alkışlayarak, &#8216;Aç, aç, aç!&#8217; diye bağırdı. Bunun üzerine çevredekiler bize bakınca rahatsız oldum. &#8216;Sizden şikayetçiyim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="PADDING-LEFT: 30px"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/yobaz_laiklik.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/yobaz_laiklik.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-9140" title="yobaz_laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/yobaz_laiklik-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a><em>&#8220;Seçim otobüsü geçtikten sonra arkadan gelen gruptan, ismini olay nedeniyle öğrendiğim S.Ş. isimli bayan, yanımdan geçerken bana doğru dönüp alkışlayarak, <strong>&#8216;Başını açacaksın. Aç, aç!&#8217;</strong> diye bağırdı. Ben hiçbir karşılık vermedim. Bir iki adım gittikten sonra tekrar geriye dönüp yüzüme doğru alkışlayarak, &#8216;Aç, aç, aç!&#8217; diye bağırdı. Bunun üzerine çevredekiler bize bakınca rahatsız oldum. &#8216;Sizden şikayetçiyim, polis çağıracağım.&#8217; dediğimde arkasını dönüp gitmek istedi. Ben kolundan tutup, &#8216;Polis!&#8217; diye bağırdım. O sırada grubu takip eden sivil polisler geldi ve bizi emniyete götürdü.&#8221;</em> <strong><a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1148453&amp;title=mahalle-baskisi-yuzunden-izmiri-terk-etti" target="_blank">TAMAMI</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/20/bu-pazartesi-kilitli-kalplerin-acilmasi-icin-dua-ediyoruz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/20/bu-pazartesi-kilitli-kalplerin-acilmasi-icin-dua-ediyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi fişlenenler anlatıyor</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/bu-pazartesi-fisleme-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/bu-pazartesi-fisleme-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 21:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16666</guid>
		<description><![CDATA[Ben Beyaz Öküzü Verdiğimde, Yenmeyi Çoktan Hak Etmiştim!
Ahmet Baylar

 
Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl’ün Fırat Üniversitesi’nde dekan ve rektör olarak görev yaptığı dönemlerde yani doksanlı yılların sonlarından günümüze kadar sürekli haksız uygulamalara maruz kaldım. Görev süresinin ilk yıllarında sergilediği demokrat görüntüsüne aldanarak konuyu 2001 yılında Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’e yazdım fakat kendilerinden beklediğim ilgiyi göremedim. Kendilerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ben Beyaz Öküzü Verdiğimde, Yenmeyi Çoktan Hak Etmiştim!</strong></p>
<p><strong><em><a href="http://perweb.firat.edu.tr/default.asp?content=personelgoster.asp&amp;uid=M-A-0299" target="_blank">Ahmet Baylar<br />
</a></em></strong><br />
 <br />
Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl’ün Fırat Üniversitesi’nde dekan ve rektör olarak görev yaptığı dönemlerde yani doksanlı yılların sonlarından günümüze kadar sürekli haksız uygulamalara maruz kaldım. Görev süresinin ilk yıllarında sergilediği demokrat görüntüsüne aldanarak konuyu 2001 yılında Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’e <span id="more-16666"></span>yazdım fakat kendilerinden beklediğim ilgiyi göremedim. Kendilerinin daha sonraki uygulamaları nedeniyle yapmış olduğum başvurunun bir hata olduğunu anladım fakat yapacak bir şey de yoktu. Cumhurbaşkanlığından başvurumun sonucu ile ilgili herhangi bir cevabi yazı alamamam, rektörlük tarafından hakkımda olumsuz bir raporun kendilerine yazıldığı şüphesine kapılmama neden oldu. Fakat dönemin konjonktürü uygun olmadığından konu ile ilgili herhangi bir girişimim de olmadı. 2010 yılında profesörlük kadrosuna atanmayı hak etmeme rağmen yine Rektör Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl tarafından kadro ilanımın verilmemesi nedeniyle konuyu araştırmaya karar verdim ve internet üzerinden Cumhurbaşkanlığı Bilgi Edinme Birimine başvurdum. Başvurumda 2001 yılında Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl tarafından Cumhurbaşkanlığına hakkımda herhangi bir yazının yazılıp yazılmadığını, yazılmış ise bu yazının tarafıma gönderilmesini arz ettim. Yapılan incelemeler sonucunda Fırat Üniversitesi Rektörlüğü’nce Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne yazılan 21.12.2001 tarihli bir yazı bulundu ve tarafıma gönderildi. Tahmin ettiğim gibi Fırat Üniversitesi Rektörü Bingöl, Cumhurbaşkanlığına hakkımda bir fişleme yazısı yazmış ve Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer de bu yazı neticesinde yaptığım başvuruya ilgi ve alaka göstermemişti.<br />
Rektör Bingöl tarafından Cumhurbaşkanlığına yazılan yazının son paragrafında “Araştırma Görevlisi Ahmet Baylar’ın eşi Müfide Baylar İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencisi iken üniversitemizde uygulanan kılık-kıyafet ile ilgili mevzuatlara uymamış, türbanlı derslere girmiş ve bu nedenle bir ay süre ile üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Bu dönemde Ahmet Baylar’a eşinin kılık-kıyafet ile ilgili mevzuata uyması konusunda yardımcı olması istenmiş, ancak Ahmet Baylar, eşinin demokratik hakkını kullandığını ve türbanla gelmenin sakıncalarını anlamadığını belirtmiştir. Bu tür insanların üniversitede hizmetlerine ihtiyaç olmadığı kanısındayım. Bilgilerinize arz olunur. Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl/Rektör.” denilmekteydi. Bu yazı doksanlı yılların sonlarından günümüze kadar maruz kaldığım haksızlıkların nedenini çok iyi açıklamaktaydı. Üniversiteler düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olması gerekirken, Rektör Bingöl’ün hakkımda yazdığı yazı utanç vericiydi ve büyük bir skandaldı.<br />
Konu ile ilgili yargı sürecini başlattım ve durumu kamuoyunun bilgisine sundum. Fakat üzülerek ifade etmek istiyorum ki insan hakları konusunda duyarlı olduğunu söyleyen medya ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere beklediğim kamuoyu desteğini bulamadım. Konuya duyarlı olan kişi sayısı belki bir elin parmakları kadar bile değildi. Eğer hakkımda yazılan yazıda “Ahmet Baylar’ın eşinin başörtülü olmaması nedeniyle kadro talebine olumlu cevap veremiyoruz.” diye bir ibare bulunsaydı ülkemizdeki bazı medya ve sivil toplum kuruluşlarının bu olayı nasıl kamuoyunun gündeminde tutacakları ve Rektör Bingöl’ün o makamda kaç saat kalabileceğini tahmin etmek elbette zor değil. Dekolte kıyafet konusunda fikir beyan ettiği için bir öğretim üyesini linç etmek isteyen bu malum medya ve sivil toplum kuruluşları niçin kişilik haklarıma saldırı ve hukuka aykırı bir uygulama olan fişleme skandalına hiç yer vermediler? Onların yaptıklarını anlamakta zorlanmıyorum çünkü onlar tabiatlarının gereğini yapıyorlardı. Benim sitemim onlara değil, onlardan farklı olduklarını söyleyenlere…<br />
Aynı hayal kırıklığını mensubu bulunduğum üniversite içerisinde de yaşadım. Konu hakkında, çok az kişi istisna, üniversite içerisindeki öğretim üyesi meslektaşlarımdan gördüğüm umursamaz tavırlar da beni derinden üzdü. Benim mücadelem ülkemizde bazı insanlara karşı uygulanan çifte standardı kamuoyunun gözü önüne sermek ve çözümüne katkıda bulunmaktı. Ama nedense bizim entelektüellerin bu konuya ayıracak vakitleri yoktu. Osmanlı’nın yıkılış sebepleri arasında uzun süren savaşlar, Yeniçeri’nin yozlaşması, Sanayi Devrimi’nden geri kalınması… gibi nedenler sayılmakta. Fakat yıkılışın önemli bir sebebi daha vardı ki, o da “nemelazımcılık”tı. Bu durum Kanuni ile Yahya Efendi arasında geçen bir olayda şöyle ifade edilir. Bir gün Kanuni, Osmanlı’nın sonunun nasıl olacağını merak eder ve Yahya Efendi’ye şunları yazar: “Ağabey, sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de biz Osmanoğulları’nın akıbetinin ne olacağını haber ver.” Soruyu okuyan Yahya Efendi, bir kağıda: “Nemelazım be Sultanım!” yazar ve padişaha gönderir. Cevabı okuyan Kanuni hayretler içerisinde kalır. Hemen Yahya Efendi’nin dergahına gider. Soru sorup da cevap alamamış olmanın üzüntüsüyle: “Ağabey, bu ne iştir? Sualimize cevap vermediniz. Yoksa bir kusur mu işledik?” der. “Biz cevap verdik.” der Yahya Efendi. “Nasıl cevap verdiniz?” Yahya Efendi “Kardeşim! Bir devlette haksızlık ve zulüm yayılır, bunu işitip, görenler de “nemelazım” derlerse, mani olmazlarsa; koyunu kurt değil de çoban yerse, bunu bilenler de doğruyu söylemezlerse, işte o zaman yok olmak zamanıdır.” İnsan olduğunun idrakinde olanların mesuliyet duygusu yüksektir. “Nemelazım” diyemezler. Bu hastalık tarih boyunca birçok kişi, topluluk, devlet ve imparatorluğu yutmuştu ve günümüzde de hala etkisini devam ettirmekte olduğuna son birkaç ayda yakinen şahit oldum. Ama umuyorum ki; toplum olarak en kısa zamanda bu hastalığın pençesinden kurtuluruz!<br />
Bir kısım hatırlı kimselerin araya girmesi nedeniyle fişleme olayını gündemlerine almadıklarını düşündüğüm bazı basın kuruluşlarına ve toplumda hak ve adaletin yanında olmasını arzu ettiğim ve seslerini cesurca çıkarmalarını beklediğim sivil toplum kuruluşlarına, “Ben bir kötülük yaptığımda bana olan korku ve saygı sebebiyle içinizden beni yaptığımdan men eden kimse çıkmaz diye korkuyorum.” diyen Hz. Ömer’e arkadaşlarının verdiği cevap ders niteliğindedir. Arkadaşları Hz. Ömer’e “Allah’a yemin ederiz ki; biz senin Hak’tan ayrıldığını gördüğümüzde seni bundan men ederiz. Eğer sen böyle bir durumda o şeyden vazgeçmezsen bu kez seni kılıçlarımızla doğrulturuz.” Günümüzde kılıç yerine kalem ile de bu görev daha etkili bir şekilde yerine getirilebilir kanaatindeyim. Ama o kalemleri harekete geçirebilmek için nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiğini anlamış değilim. Çünkü fişleme belgesini e-posta aracılığıyla gönderdiğim entellektüel ve sivil toplum kuruluşlarının çok azı dışında olaya sessiz kalındı.<br />
Anlatılan bir meşhur hikâye, şu son birkaç ayda yaşanılanları çok iyi özetlemekte. Hikaye kısaca şöyle: Beyaz öküz, siyah öküz ve sarı öküz otlakta yayılırken bunları yemeyi planlayan aslan, üçüne birden saldıramayacağını anlayınca sarı öküzle siyah öküzün yanına varmış ve “acıyorum size” demiş. “Beyaz renk uzaktan belli olur. Çiftçi görür sizi yakalar, boyunduruğu altına alır, çift sürer. Hürriyetiniz elinizden gider” diyerek çeşitli diller dökmüş ve ikisini ikna etmiş. Sarı öküzle siyah öküz aslana “ama o bizim kardeşimiz, biz bir şey yapamayız ki” demişler. Aslan “o işi bana bırakın, siz göz yumun yeter” demiş ve beyaz öküzün işini bitirmiş. Birkaç gün sonra aynı plan dahilinde siyah öküzün işini de bitirince sarı öküzün yanına gelirken sarı öküz şu feryadı basmış. “Ey beni duyanlar, açın kulaklarınızı dinleyin beni! Ben beyaz öküzü verdiğimde, yenmeyi çoktan hak etmiştim.” demiş.<br />
Keşke bir yerde birileri haksızlığa uğradığında toplum, onların uğradığı bu haksızlığa karşı bir tepki ortaya koyabilse. Haksızlık yapanlara karşı güçlü bir tepki oluşabilse. Ama öyle anlaşılıyor ki; bizim temel insan hak ve özgürlüklerinde belli bir seviyeye ulaşabilmemiz için, daha kırk fırın ekmek yememiz lazım.</p>
<p> </p>
<p>Sayın Yetkili,<br />
 <br />
Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL&#8217;ün hakkımda yaptığı fişleme belgesi Ek&#8217;te verilmiştir. Bu konu ile ilgili YÖK&#8217; e gönderdiğim dilekçede konu ile ilgili tüm detaylar anlatılmış olup aşağıda takdirlerinize sunulmuştur. Saygılarımla</p>
<p> <br />
Doç. Dr. Ahmet BAYLAR<br />
Fırat Üniversitesi<br />
 <br />
T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA ANKARA<br />
 <br />
1995 yılında Fırat Üniversitesine 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu&#8217;nun 50/d maddesine göre Araştırma Görevlisi olarak atandım. Doktora eğitimimin bitmesine az bir süre kalmasına rağmen yine aynı kanunun 33/a maddesine geçirilmeyişimden dolayı Cumhurbaşkanlığına konu ile ilgili bir dilekçe yazdım. Cumhurbaşkanlığı da konu ile ilgili Rektörlükten bilgi istedi fakat başvurum ile alakalı tarafıma herhangi bir cevap verilmedi. Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL’ün Rektör olarak görev yaptığı 2000-2004 yıllar ile 2008-2011 yılları arasında maruz kaldığım haksız uygulamalardan dolayı (Araştırma Görevlisi kadrosuna geçişimin yapılmaması, DSİ’ye geçiş yapma zorunda bırakılmam, aynı bölümde açılan Yardımcı Doçentlik kadrosuna atanmayı hak etmeme rağmen atamamın yapılmaması ve Haziran 2010 tarihinden beri Profesörlük kadrosuna atanmayı hak ettiğim halde yine kadro ilanımın verilmemesi) hakkımda Cumhurbaşkanlığına olumsuz bir takım raporların gönderilmiş olabileceği hissine kapıldım. Bunun üzerine 25 Ocak 2011 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Bilgi Edinme Birimine başvurarak Rektörlük tarafından hakkımda yazılmış herhangi bir yazının olup olmadığını varsa tarafıma verilmesini arz ettim. Netice olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından 11 Mart 2011 tarihinde tarafıma Ekteki yazı gönderildi (Ek1). Bu yazının son kısmında Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL hakkımda;<br />
 <br />
“Araştırma Görevlisi Ahmet BAYLAR’ın eşi Müfide BAYLAR İnşaat Mühendisliği öğrencisi iken Üniversitemizde uygulanan kılık-kıyafet ile ilgili mevzuatlara uymamış, türbanlı derslere girmiş ve bu nedenle bir ay süreyle Üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Bu dönemde Ahmet BAYLAR’a eşinin kılık-kıyafet ile ilgili mevzuata uyması konusunda yardımcı olması istenmiş, ancak Ahmet BAYLAR eşinin demokratik hakkını kullandığını ve türbanla gelmenin sakıncalarını anlamadığını belirtmiştir. Bu tür insanların Üniversitede hizmetlerine ihtiyaç olmadığı kanısındayım.” demiştir.<br />
 <br />
Rektör Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL’ün yaptığı bu işlem fişleme olup, ağır bir insan hakları ihlali, utanç verici bir suç ve büyük bir skandaldır. Anayasaya, kanunlara ve uluslararası mevzuata aykırı olup kim olursa olsun bunu yapmaya hakkı yoktur. Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL’ün Rektör olarak görev yaptığı dönemlerde maruz kaldığım haksız uygulamalar yapılan fişlemenin uygulamaya geçirildiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Son olarak “Mühendislik Fakültesinde Uluslararası Düzeyde En Fazla Yayın Yapma Ödülü” ne sahip olmama rağmen profesörlük kadromun verilmemesi de bunun açık bir göstergesidir.<br />
 <br />
Anayasada var olan herkesin, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu ve kimsenin, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı hükmüne rağmen Rektör Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL’ün yaptığı fişlemeyi kişilik haklarıma saldırı ve hukuka aykırı bir uygulama olarak görmekteyim.<br />
Yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerden dolayı Rektör Prof. Dr. A. Feyzi BİNGÖL görev ve yetkisini ihlal ederek, kişilik haklarıma saldırı ve hukuka aykırı bir uygulama gerçekleştirmiştir. İlgililer hakkında gereğinin yapılmasını arz ederim. Saygılarımla 16/03/2011<br />
 <br />
 <br />
 <br />
FIRAT ÜNİVERSİTESİ                                                  Doç. Dr. Ahmet BAYLAR<br />
Mühendislik Fakültesi                                                            Öğretim Üyesi<br />
İnşaat Mühendisliği Bölümü                                                        <br />
23119, ELAZIĞ                                                 <br />
 <br />
EKLER:<br />
1-      Fırat Üniversitesi Rektörlüğünün hakkımda Cumhurbaşkanlığına yazdığı 21.12.2001 tarihli yazı.<br />
2-      Mühendislik Fakültesinde Uluslararası Düzeyde En Fazla Yayın Yapma Ödülü</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/05/bu-pazartesi-fisleme-hikayesi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/05/bu-pazartesi-fisleme-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız!&#8221;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 May 2011 22:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16582</guid>
		<description><![CDATA[Bornova Kız Teknik ve Meslek Lisesi&#8217;nde bina sorumlusu Egemen Özdemir&#8217;in başörtüsü çıkarılması ısrarı, bazı öğrencileri ağlattı. [...] Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim Okulu&#8217;nda ise iki bayan görevli, &#8220;Tuvalete gidin, başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız.&#8221; şeklinde adeta tehdit etti. Velilerin olaya müdahalesi üzerine [...] TAMAMI
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Kız Teknik ve Meslek Lisesi&#8217;nde bina sorumlusu Egemen Özdemir&#8217;in başörtüsü çıkarılması ısrarı, bazı öğrencileri ağlattı. [...] Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim Okulu&#8217;nda ise iki bayan görevli, &#8220;Tuvalete gidin, başınızı açıp öyle gelin. Aksi halde içeri almayız.&#8221; şeklinde adeta tehdit etti. Velilerin olaya müdahalesi üzerine [...] <a href="http://www.timeturk.com/tr/2011/05/28/ankara-nin-gozuonunde-basortusu-zulmu-devam.html" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/30/basinizi-acip-oyle-gelin-aksi-halde-iceri-almayiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün hâlâ pazartesi&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/22/bugun-hala-pazartesi-2/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/22/bugun-hala-pazartesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 21:54:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16462</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Türkiye&#8217;de ağırlıklı olarak mütedeyyin çevrelerin desteklediği dört parti var: AK Parti, Has Parti, SP ve BBP. AK Parti, başörtülü vekil adayı göstermeyerek bu tartışmaya kendi açısından son noktayı koymuş oldu.
Diğer üç partiyse milletvekili aday listelerinde başörtülü vekil adaylarına yer vererek bu noktadaki duruşlarını beyan etmiş oldular. Ancak mevzubahis üç partinin de barajı aşması beklenmiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090627_derin_dusunce_org_basortusu_yasagi.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090627_derin_dusunce_org_basortusu_yasagi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-5453" title="20090627_derin_dusunce_org_basortusu_yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090627_derin_dusunce_org_basortusu_yasagi-168x300.jpg" alt="" width="168" height="300" /></a>&#8220;&#8230; Türkiye&#8217;de ağırlıklı olarak mütedeyyin çevrelerin desteklediği dört parti var: AK Parti, Has Parti, SP ve BBP. AK Parti, başörtülü vekil adayı göstermeyerek bu tartışmaya kendi açısından son noktayı koymuş oldu.</em></p>
<p><em>Diğer üç partiyse milletvekili aday listelerinde başörtülü vekil adaylarına yer vererek bu noktadaki duruşlarını beyan etmiş oldular. Ancak mevzubahis üç partinin de barajı aşması beklenmiyor. Yani bu üç partinin de vekil adayı göstermek dışında bu tartışmaya pratik olarak sunabilecekleri bir katkı yok gibi görünüyor. Aslında var!</em></p>
<p><em>Şu anda Meclis&#8217;e girme ihtimali olan tek başörtülü milletvekili adayı Aynur Bayram. Bir milyonu aşkın seçmenin yaşadığı Ankara 2. Bölge&#8217;den yetmiş bin civarında oy alması kâfi olan Bayram&#8217;ın Meclis&#8217;e girmesiyle bu sorunda bir psikolojik eşik daha aşılmış olacak. Eğer mevzubahis partiler, gerçekten bu sorunu dert ediyorlarsa, siyasi hesaplarını sadece Ankara 2. Bölge&#8217;ye mahsus olmak üzere askıya alıp Bayram&#8217;a bir yardım eli uzatabilirler.</em></p>
<p><em>Aynur Bayram Meclis&#8217;e girdiği takdirde bu başarıdaki katkıları unutulmayacaktır. Meclis&#8217;e girmese dahi yaptıkları bu samimi fedakârlık hatırlanacaktır. Ancak bu kadarını bile çok görüyorlarsa, başka partileri &#8217;siyasî çıkar peşinde olmak&#8217;la suçlamaları boşunadır&#8230;.&#8221;</em> <a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=22.05.2011&amp;y=HilalKaplan" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p>&#8230; Bu konu sizin için önemliyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/22/bugun-hala-pazartesi-2/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/22/bugun-hala-pazartesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Pazartesi: Cumhuriyet Öğretmenleri ve Başörtüsü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 May 2011 22:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Hürriyet Gazetesi Problemi]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16150</guid>
		<description><![CDATA[Ufuk Coşkun
Balıkesir Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi&#8217;nde, okul çıkışında saat 12.00 civarında iki kız öğrencinin başörtüsünün Bekir Himmetoğlu adındaki bir öğretmen tarafından zorla çıkarıldığı ve kafalarının duvara vurulduğu iddia ediliyor. Zanlı öğretmen olaydan sonra velilerin şikâyeti üzerine Burhaniye Merkez İlçe Karakolu&#8217;na götürülerek ifadesi alındı ve Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatıldı. Öğretmenin gerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sivildusunce.com/category/yazarlar/ufuk/">Ufuk Coşkun</a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4353" title="20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/04/20090418_derin_dusunce_org_soz_ve_siddet.jpg" alt="" width="173" height="198" /></a></p>
<p>Balıkesir Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi&#8217;nde, okul çıkışında saat 12.00 civarında iki kız öğrencinin başörtüsünün Bekir Himmetoğlu adındaki bir öğretmen tarafından zorla çıkarıldığı ve kafalarının duvara vurulduğu iddia ediliyor. Zanlı öğretmen olaydan sonra velilerin şikâyeti üzerine Burhaniye Merkez İlçe Karakolu&#8217;na götürülerek ifadesi alındı ve Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatıldı. Öğretmenin gerek basına yansıyan ifadeleri gerekse görgü tanıkları ve öğrencilerin ifadeleri bu vahim olayı doğrular nitelikte. Bekir Himmetoğlu&#8217;nun bundan bir ay öncesinde başörtülü öğrencilerin sınav kâğıtlarını yırttığı ve hakkında açılan soruşturmadan ceza aldığı biliniyor. Şüphesiz dayakla ilgili net bilgiler, soruşturmanın tamamlanmasıyla aydınlığa kavuşacaktır.</p>
<p><strong>Hürriyet Gazetesi ne yapmak istiyor?</strong></p>
<p>Hürriyet Gazetesinin söz konusu öğretmenle ilgili bir haberi sunuş biçimi ise dikkat çekiciydi. Hürriyet, &#8220;Cumhuriyet öğretmenine türban dayağı&#8221; başlıklı verdiği haberinde aynı zamanda bunun bir &#8220;Menemen provası&#8221; olduğunu ima eden tahrik edici ve halkı galeyana getirecek türden bir şiir koymuştu sitesine. Şiirde&#8221; Anadolu&#8217; da bir öğretmen Cumhuriyet dedi, Yasa dedi ve Yobazların saldırısına uğradı. Ne diyeceğiz buna. Düpedüz kardeşim, düpedüz Menemen provasıdır bu! Fırsatı buldu mu yobaz <span id="more-16150"></span>Menemeni özlüyor işte. Kimse uyumasın, kimse rahat değil artık&#8221; gibi gayet ağır tahrik içeren ve daha da vahimi halkı ayaklanmayı çağıran bir habere imza atmıştı. Hürriyetin bu provakatif haberi seçim öncesi kafalarda ciddi soru işaretleri bırakmıştır. Öyle anlaşılıyor ki birileri hala küçük hesaplar yaparak mevcut statükodan nemalanmanın yollarını aramakta.</p>
<p><strong>Cumhuriyet öğretmeni ne demek?</strong></p>
<p>Burhaniye&#8217;de yaşanan bu hadise şayet doğruysa bunun basit, sıradan, münferit bir hadise olmadığı anlaşılmalıdır. Çünkü başörtüsüne gösterilen bu tepki Türkiye&#8217;deki mevcut eğitim sisteminin yıllardır okullar aracılığıyla enjekte ettiği resmi ideolojinin kurguladığı öğretmen profiline denk düşen bir tepkidir. Türkiye&#8217;de &#8220;eğitim ordusunun&#8221; ülke için askerî ordudan daha önemli olduğu, yarınlarımızın çağdaş, ilerici, laik öğretmenlere emanet edildiği/edileceği, bilimin, aklın ve aydınlığın öncüsü öğretmenler olduğu yıllardır resmi ağızlarca dillendirilen ifadelerdir. Ne var ki bir öğretmen tanımlamasından daha çok bir ideolojinin militanı gibi sunulan ifadelerdir bunlar. Diğer taraftan cumhuriyet, öğretmenlere mutlak dokunulmazlık ve yanı sıra kutsallık lütfetmiştir. Oysa Türkiye&#8217;de öğretmenleri kutsal yapan şey darbecilerin ideolojik öğretmen kurgusudur. Resmi ideolojiyi içselleştirdikleri oranda kendilerine değer verilir ve onlara kutsallık atfedilir. Doğal insani özelliklerden soyutlanmış ve kutsallık atfedilmiş olan bu ideolojik öğretmen kurgusunun, eğitim açısından hiçbir anlam ve değeri yoktur.</p>
<p><strong>Öğretmen, insani değerlere yabancı olmayandır</strong></p>
<p> Çünkü bu ideolojik kurgunun aksine öğretmen; sıradan insan olarak kalan, fakat sürekli olarak kendisini geliştiren ve farklılaştıran, kendi bireysel evreninden diğer insanların evrenine geçmeyi bilen, diğer insanları kendi tecrübesinin bir parçası yapan, buyurma yerine konuşma ve dinleme olgunluğunda olan, insana dair hiçbir şeyi kendisine yabancı saymayan keşfedici mütevazı bir kişiliktir. Ne var ki mevcut eğitim sisteminin tezgâhından geçen eğitimcilere evrensel değerlere açık, insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkan, ülkesinin itibarını ve kalitesini her alanda yükseltmeyi çabalayan insanlar olmak yerine resmi ideolojinin kendilerine biçtiği bu bekçilik rolünü vazife edinmeleri istenmiştir. Öyle ki bugün büyük bir kısmı hala -malum öğretmen gibi- laiklik adına en temel haklardan biri olan başörtüsüne tepki göstermekten kaçınmaz. Sadece başörtüsüne de değil aynı zamanda farklı inanç, ırk ve düşünceye sahip öğrencilerini de benzer tepkileri gösteren eğitimciler yok değildir. Üstelik bunu büyük bir inançla yaparlar. Çocukların rahat hazır ol komutlarıyla asker gibi yürümelerinden rahatsızlık duymayan, onların tek bir kıyafete mahkûm edilmelerini eğitim adına sakıncalı bulmayan, milliyetçiliğin içselleştirilmesi gereken en temel değerlerden birisi olduğuna iman eden eğitimcilerin sayısı az değildir. Ancak tepki ve tavırlarını evrensel pedagojik değerlere göre değil de resmi ideolojiye göre gösteren eğitimcilerde çokta suç aramamak lazım. Sorun eğitimcilerin bu şekilde tavır ortaya koymalarını ve zihinlerinin kapalı olmasına neden olan yasalardadır.</p>
<p><strong>Darbe süreçlerinde eğitim ve eğitimci</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de darbe süreçlerinde kimsenin düşüncesine bakılmaksızın sadece statükoya itaat etmeleri istenmiştir. İtaatsizliğin cezasını sürgünlerle, psikiyatrik işkencelerle ve hapishanelerde çeken insanların sayısı az değildir. Darbe süreçlerinde en büyük yarayı alanlardan birisi de kuşkusuz eğitimdir. Bu dönemlerin ürettiği zihniyet ders kitaplarını da yansıtılmıştır Kitaplar sayısız endoktrinasyon örnekleriyle doludur. Çocukların önceden belirlenmiş bir hedef doğrultusunda yetiştirildiği, öğretmenlerin ise resmi ideolojinin vaizi yapıldığı bir eğitim anlayışı oluşturulmaya çalışılmıştır. </p>
<p> </p>
<p>Eğitimin doğasına aykırı bir yığın militarist uygulamanın sistemleştirildiği bir ülkede bilim, sanat, edebiyat ve felsefe alanlarında çok ciddi kalite düşüşlerinin gözlemleneceği bir gerçektir. Nitekim öyle de olmuştur. Türkiye&#8217;nin insan hakları, demokrasi, hukuk ve özgürlükler anlamında ciddi bir düzelme gösterememesinin en önemli nedenlerinden birisi de, eğitim sisteminin özgürlükçü bir temele yaslanmamasından dolayıdır. Hâlâ başörtüsü, Kürt, Alevi, azınlıklar vs. gibi bir yığın sorunun çözülemeyişinin nedeni kuşkusuz eğitim kurumlarından &#8220;tek tip&#8221; yetişen bireylerin özgürlükçü bir bakış açısı üretememelerinden kaynaklanmaktadır. Eğitimcilerinin ve öğrencilerinin tek potada eritildiği bir ülkede kuşkusuz insan hakları ve özgürlükler alanında böylesi vahim hadiseleri yaşamak durumunda kalacağız.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hürriyet yanılıyor;</strong></p>
<p> </p>
<p>Hürriyet Gazetesi eğer Türkiye&#8217;nin eğitim seviyesinin düşüklüğünü başörtüsünde görüyorsa yanılıyor. Çünkü sorun ne başörtüsünde ne Alevi&#8217;de ne Ermeni ne de bir Kürt&#8217;te. Sorun farklılıkları dışlayan, yok sayan, insan hak ve özgürlüklerine değer vermeyen, özgürlük karşıtı ortaçağdan kalma gerici bir zihniyettedir. Kimse Menemen&#8217;in peşinde değildir. Bu ülkenin eğitim sisteminin demokratik dünyada olduğu gibi çoğulcu ve özgürlükçü bir temelde işlemesini, eğitimcilerin dünyaya açık, yenilikçi ve özgürlükçü olduğu, üniversite hocalarının eşlerinin başörtüsünden ötürü fişlenmediği, yine üniversitelerde motorize ekiplerle başörtülü öğrenci avına çıkılmadığı, özgür ve demokratik bir ülkede herkesle onurlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz hepsi bu&#8230;</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/16/bu-pazartesi-cumhuriyet-ogretmenleri-ve-basortusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslam? &#8216;tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık&#8217;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 13:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[BDP]]></category>

		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[DTP]]></category>

		<category><![CDATA[Geçmiş Zaman Olur ki]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16134</guid>
		<description><![CDATA[Kemalist bir PKK(*)
By Mustafa Akyol on Şub 29, 2008 in PKK, Terör

[27 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
PKK’nın hiç atlamamız gereken “ideolojik” bir yönü var. Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Permanent Link to Kemalist bir PKK(*)" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/02/29/kemalist-bir-pkk/"><strong>Kemalist bir PKK(*)</strong></a></p>
<p class="postinfo">By <a title="Mustafa Akyol tarafından yazılan yazılar" href="http://www.derindusunce.org/author/mustafaakyol/">Mustafa Akyol</a> on Şub 29, 2008 in <a title="PKK kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/pkk/">PKK</a>, <a title="Terör kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.derindusunce.org/category/teror/">Terör</a></p>
<div class="entry">
<p>[27 Şubat 2008 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=144524" target="_blank">Star</a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p><img src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/02/dtp00301.jpg" alt="dtp00301.jpg" width="173" height="150" align="right" />PKK’nın hiç atlamamız gereken “ideolojik” bir yönü var. Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim kadrosu ile konuşan bu ikiliden ilki, terör örgütünün “laiklik” anlayışı konusunda şu ilginç notu düşmüştü:</p>
<blockquote><p><em>“Yemekte ‘türban’ konusu açılıyor. Ve Yasemin’in deyimiyle <strong>‘Kemalist bir PKK’</strong> çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.”</em></p></blockquote>
<p>“Dağ”dan böyle incilerin saçıldığı sırada “ova”dan da paralel mesajlar geliyordu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, 3 Şubat tarihli Radikal’de yayınlanan yazısında “ılımlı İslam denilen projeye” karşı “laik, aydın ve Kemalist güçler” ile “Kürt siyaseti”nin ittifak yapması gerektiğinden söz ediyordu.<span id="more-16134"></span></p>
<p>Ancak aralarında Sayın Tuğluk’un da bulunduğu DTP milletvekilleri, üniversitede başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa düzenlemesinin lehinde oy kullandılar. Bu çelişki acaba nereden geliyor?</p>
<p>Bunun iki cevabı var. Birincisi, bir yandan “Kürtlere özgürlük” derken öte yandan “başörtüsüne yasak” istemenin siyaseten tutarlı durmaması. İkincisi ise, DTP’nin muhafazakar “tabanı” ile laikçi “tavanı” arasındaki uçurum. Kürt aydını Altan Tan yakın zaman önce buna işaret etmiş ve durumu “DTP’nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” diye özetlemişti. DTP, “başörtüsüne hayır” deseydi, tabanından büyük tepki alırdı.</p>
<p>Peki “taban” ile “tavan” arasındaki bu uçurum nereye varacak?</p>
<p>Ben, PKK’nın yakın gelecekte iyice zayıflayacağını, onun “siyasi kanadı”nın da daha ılımlı bir çizgiye kayacağını tahmin ediyorum. (Ve dahası umuyorum!) Ancak olmaz ya, farz-ı muhal, eğer işler onların hayal ettiği gibi gider de bir gün bir “Kürdistan” kurup başına geçerlerse, neler olacağını kestirmek mümkün: Bu “çağdaş” devlete yaraşır bir “ulus” yaratmak için otoriter kolları sıvayacaklar. Aysel Tuğluk’un deyimiyle, “tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık” olan dinin toplumsal yaşamdan kazınması işine girişecekler. Bugün “Kürtlere özgürlük” diyenler, yarın “Kürtler için, Kürtlere rağmen” diyecek.</p>
<p>“Nereden biliyorsun” derseniz, “biz bu filmin ilk bölümünü gördük ve ikincisinin eskizleri de tıpa tıp aynı” derim. Bugün Kürt milliyetçileri arasında 1930′lardaki “Türk Tarih Tezi”nin kopyası olan fantaziler, “Kürt ırkının Ari kökeni”ne dair efsaneler dolaşıyor. Kürtçü ideologlar, İslam öncesi döneme ait hayali bir “altın çağ” yaratmaya uğraşıyor. Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.</p>
<p>Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil. En az Kuzey Irak’taki “askeri mücadele” kadar önemli olan “ideolojik mücadele”de, en çok o yüzden batağa saplanmış durumdalar.</p>
<blockquote><p><em>(*) Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ ın düştüğü nottan</em></p></blockquote>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/12/islam-tamamen-iyilesmemis-eski-bir-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi fişlendik halkım, unutma bizi&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/09/bu-pazartesi-fislendik-halkim-unutma-bizi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/09/bu-pazartesi-fislendik-halkim-unutma-bizi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 May 2011 22:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16070</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Araştırma Görevlisi Ahmet BAYLAR&#8217;ın eşi Müfide BAYLAR İnşaat Mühendisliği öğrencisi iken Üniversitemizde uygulanan kılık-kıyafet ile ilgili mevzuatlara uymamış, türbanlı derslere girmiş ve bu nedenle bir ay süreyle Üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Bu dönemde Ahmet BAYLAR&#8217;a eşinin kılık-kıyafet ile ilgili mevzuata uyması konusunda yardımcı olması istenmiş, ancak Ahmet BAYLAR eşinin demokratik hakkını kullandığını ve türbanla gelmenin sakıncalarını anlamadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/makbul_vatandas3.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-16077" title="makbul_vatandas3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/makbul_vatandas3.jpg" alt="" width="124" height="142" /></a>&#8220;Araştırma Görevlisi Ahmet BAYLAR&#8217;ın eşi Müfide BAYLAR İnşaat Mühendisliği öğrencisi iken Üniversitemizde uygulanan kılık-kıyafet ile ilgili mevzuatlara uymamış, türbanlı derslere girmiş ve bu nedenle bir ay süreyle Üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Bu dönemde Ahmet BAYLAR&#8217;a eşinin kılık-kıyafet ile ilgili mevzuata uyması konusunda yardımcı olması istenmiş, ancak Ahmet BAYLAR eşinin demokratik hakkını kullandığını ve türbanla gelmenin sakıncalarını anlamadığını belirtmiştir. <strong>Bu tür insanların Üniversitede hizmetlerine ihtiyaç olmadığı kanısındayım</strong>.&#8221; <a href="http://www.sivildusunce.com/2011/05/hukum-basortusu-bilimsel-gelismelere-engeldir/" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/09/bu-pazartesi-fislendik-halkim-unutma-bizi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/09/bu-pazartesi-fislendik-halkim-unutma-bizi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İçimizde Düşman Yok! (Konferans-Ankara)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/icimizde-dusman-yok-ankara/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/icimizde-dusman-yok-ankara/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 May 2011 08:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Konferans]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15984</guid>
		<description><![CDATA[3H Hareketi olarak, &#8220;İçimizde Düşman Yok Kampanyası&#8221;nın ikinci konferansını Ankara&#8217;da gerçekleştiriyoruz.
7 Mayıs Cumartesi, Maltepe İçkale Hotel&#8217;de yıllardır tartışılan ve güncelliğini koruyan konuları bir de 3H farkıyla tartışacağız. Alanlarında uzman konuşmacılarımızla, entelektüel sermayenizi artıracak oturumlar sizi bekliyor.
Oturum Konuları:

1) Başörtülülerin Siyasi Dışlanmışlıkları, LGBT&#8217;lerin Toplumsal Dışlanmışlıkları, Siyasi ve Toplumsal Dışlanmışlıklar: ‘Ötekiler&#8217;in Sorunları Ortak mı?
2) Kürt meselesi, Demokratik Katılım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/icimizde-dusman_yok.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15986" title="icimizde-dusman_yok" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/icimizde-dusman_yok.jpg" alt="" width="221" height="285" /></a>3H Hareketi olarak, &#8220;İçimizde Düşman Yok Kampanyası&#8221;nın ikinci konferansını Ankara&#8217;da gerçekleştiriyoruz.<br />
7 Mayıs Cumartesi, Maltepe İçkale Hotel&#8217;de yıllardır tartışılan ve güncelliğini koruyan konuları bir de 3H farkıyla tartışacağız. Alanlarında uzman konuşmacılarımızla, entelektüel sermayenizi artıracak oturumlar sizi bekliyor.</p>
<p><strong>Oturum Konuları:</strong></p>
<ul>
<li>1) Başörtülülerin Siyasi Dışlanmışlıkları, LGBT&#8217;lerin Toplumsal Dışlanmışlıkları, Siyasi ve Toplumsal Dışlanmışlıklar: ‘Ötekiler&#8217;in Sorunları Ortak mı?</li>
<li>2) Kürt meselesi, Demokratik Katılım ve Temsiliyet: Kısa Vadede Çözüm Önerileri</li>
<li>3) Ermeni Meselesi: Toplumsal Hayatta Çözüm Önerileri, ‘Biz&#8217; Kim? ‘İçimiz&#8217; Neresi?</li>
</ul>
<p><strong>Konuşmacılar:<span id="more-15984"></span></strong></p>
<ul>
<li>Bulut Öncü</li>
<li>Orhan Miroğlu</li>
<li>Sevan Nişanyan</li>
<li>Baskın Oran</li>
</ul>
<p>Tarih : 7 Mayıs Cumartesi<br />
Saat   : 11.00-18.00Yer     : İçkale HotelGazi Mustafa Kemal Bulvarı 89, Ankara<br />
Facebook etkinlik sayfası: <a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=209818922375922">http://www.facebook.com/event.php?eid=209818922375922</a></p>
<p>Not: Konferansa katılmak için herhangi bir belge doldurmanız gerekmemektedir.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi ve iletişim için: <a href="mailto:3hiletisim@gmail.com">3hiletisim@gmail.com</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/02/icimizde-dusman-yok-ankara/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/icimizde-dusman-yok-ankara/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başörtüsüne Özgürlük Yürüyüşü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/basortusune-ozgirluk-yuruyusu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/basortusune-ozgirluk-yuruyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 May 2011 22:49:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15979</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı, 30 Nisan 2011 Cumartesi günü saat 14.00&#8242;da İzmit Merkez bankası önünden başlayan ve İzmit İnsan Hakları parkında konuşmalarla sona eren bir yürüyüşle bir kez daha, yasağa, zulme, darbecilere, ergenekonculara, dayatmacılara boyun eğilmediğinin, üniversitelerle sınırlı bir alanda değil, eğitimin her alanında, devlet dairelerinde, mecliste, yaşamın her alanında başörtüsü özgür olana kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı, 30 Nisan 2011 Cumartesi günü saat 14.00&#8242;da İzmit Merkez bankası önünden başlayan ve İzmit İnsan Hakları parkında konuşmalarla sona eren bir yürüyüşle bir kez daha, yasağa, zulme, darbecilere, ergenekonculara, dayatmacılara boyun eğilmediğinin, üniversitelerle sınırlı bir alanda değil, eğitimin her alanında, devlet dairelerinde, mecliste, yaşamın her alanında başörtüsü özgür olana kadar bu mücadelenin süreceğinin, mesajı verildi.&#8221;eğitimin her alanında başörtüsüne özgürlük, okullar halkındır&#8221;,&#8221; Mecliste başörtüsüne özgürlük, meclis halkındır&#8221;,&#8221;Devlet dairelerinde başörtüsüne özgürlük, devlet daireleri halkındır&#8221;,&#8221;Gençlik Facebookta buluştuk, başörtüsü yasak&#8217;çısı dinozorları ilk çağa ışınlamaya geldik&#8221;,&#8221;Biz gençler Facebookta anlaştık, başörtü yasak diyen dinozorlara kırmızı kart göstermeye geldik&#8221;, yazılı pankartlar açıldı. <a href="http://platformhaber.net/" target="_blank">Daha fazla Bilgi</a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/basortusu-yasagi.jpg"><img class="size-full wp-image-15980 aligncenter" title="basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/basortusu-yasagi.jpg" alt="" width="490" height="367" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/02/basortusune-ozgirluk-yuruyusu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/02/basortusune-ozgirluk-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu cumartesi başörtüsüne özgürlük için yürüyoruz!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/bu-cumartesi-basortusune-ozgurluk-icin-yuruyoruz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/bu-cumartesi-basortusune-ozgurluk-icin-yuruyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 21:14:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15966</guid>
		<description><![CDATA[Yürüyüş, 30 Nisan 2011 Cumartesi günü Kocaeli&#8217;nde yapılacaktır. Saat 14.00&#8242;da İzmit Merkez Bankası önünde başlayacak yürüyüş, İzmit İnsan hakları parkı, Özgürlük Meydanında yapılacak konuşmalarla sona erecektir. Tüm Türkiye ve halkımız davetlidir.Organizasyon noktasında MAZLUMDER Kocaeli Şubesinin 262 322 16 29 no&#8217;lu telefonundan bilgi alınabilir.
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png"><img class="alignright size-medium wp-image-7178" title="20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091106_derin_dusunce_org_basortusu-yasagi.png" alt="" width="156" height="120" /></a>Yürüyüş, 30 Nisan 2011 Cumartesi günü Kocaeli&#8217;nde yapılacaktır. Saat 14.00&#8242;da İzmit Merkez Bankası önünde başlayacak yürüyüş, İzmit İnsan hakları parkı, Özgürlük Meydanında yapılacak konuşmalarla sona erecektir. Tüm Türkiye ve halkımız davetlidir.Organizasyon noktasında MAZLUMDER Kocaeli Şubesinin 262 322 16 29 no&#8217;lu telefonundan bilgi alınabilir.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/28/bu-cumartesi-basortusune-ozgurluk-icin-yuruyoruz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/bu-cumartesi-basortusune-ozgurluk-icin-yuruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu pazartesi biz de tanığız: Unutma, unutturma!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/18/bu-pazartesi-biz-de-tanigiz-unutma-unutturma/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/18/bu-pazartesi-biz-de-tanigiz-unutma-unutturma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 22:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[CHP]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15776</guid>
		<description><![CDATA[Bir Tanıklık Hikâyesi
Esra Emine Yıldız
Yıl 1998, yaşım on sekiz. Anadolu&#8217;nun bir taşra kasabasından yıllardır hayalini kurduğum okula İstanbul Üniversitesi&#8217;ne geliyorum. &#8220;Köyden indim şehre&#8221; misali önce etrafımdaki kocaman binalara, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen kalabalığa hayretler içerisinde bakarak yanımızdaki akrabamızla birlikte Avcılar&#8217;a okul kaydımı yaptırmaya gidiyorum.  
Kampüse giriyoruz sıkıntı yok. Kayıt için sor soruştur neyse ki buluyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/yobaz_laiklik.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-15778" title="yobaz_laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/yobaz_laiklik.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a>Bir Tanıklık Hikâyesi</strong></p>
<p>Esra Emine Yıldız</p>
<p>Yıl 1998, yaşım on sekiz. Anadolu&#8217;nun bir taşra kasabasından yıllardır hayalini kurduğum okula İstanbul Üniversitesi&#8217;ne geliyorum. &#8220;Köyden indim şehre&#8221; misali önce etrafımdaki kocaman binalara, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen kalabalığa hayretler içerisinde bakarak yanımızdaki akrabamızla birlikte Avcılar&#8217;a okul kaydımı yaptırmaya gidiyorum.  </p>
<p>Kampüse giriyoruz sıkıntı yok. Kayıt için sor soruştur neyse ki buluyoruz kaydımı yaptıracağım binayı. Akrabamız dışarıda kalıyor ben içeriye giriyorum. Herkes gibi sıraya girip bütün prosedürleri tamamladıktan hemen sonra üzerindeki üniformadan güvenlik görevlisi olduğunu anladığım biri koluma girip &#8220;Sen benimle geleceksin&#8221; diyor. Çevreme bakıyorum işi biten erkekler, başı açık kız öğrenciler, herkes gidiyor ama ben diğer başörtülü arkadaşlarımla birlikte onlardan ayrıştırılarak uzun bir koridordan geçirilip kapalı kapılarıyla sonrasında hayatımın en büyük aşağılanmasını yaşayacağımı bilmediğim bir odanın önüne getiriliyorum. Bilmiyorum ya üniversiteli olmanın nasıl olduğunu &#8220;Okul prosedürü gereği herhalde&#8221; diye geçiriyorum içimden, aklımdan başka bir şey geçirmekten korkarcasına adeta. Sonra içerdeki başörtülü kız çıkıyor, sıra bende.  </p>
<p>İçeri girdiğimde yüzünü hayatımın sonuna kadar unutmayacağım ve şu anda TV&#8217;de bas bas bağıran Nur Serter, sağında ve solunda oturan iki kadın bir de kapının hemen arkasına konmuş ayaklı bir kamera ve kameraman. Onlar masanın arkasında oturuyor, bense suçlular gibi karşılarına konmuş sandalyeye. Manzara sanki hapishanede suçluluğu kanıtlanmış bir mahkûm ve çapraz sorgu için karşısında duran savcılar. Neyle suçlandığımdan  <a href="http://www.ak-der.org/28-subat-uygulamasi-olarak-ikna-odalari.gbt" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/18/bu-pazartesi-biz-de-tanigiz-unutma-unutturma/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/18/bu-pazartesi-biz-de-tanigiz-unutma-unutturma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün Pazartesi&#8230; Ayrımcılık Sürüyor&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/bugun-pazartesi-ayrimcilik-suruyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/bugun-pazartesi-ayrimcilik-suruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 21:43:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başörtüsü Yasağı]]></category>

		<category><![CDATA[Kemalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15636</guid>
		<description><![CDATA[
Beytullah Önce (www.platformhaber.net)
Ankara Üniversitesi&#8217;nde yasak sürüyor. Ege Üniversitesi&#8217;nde başörtülü öğrencilere psikolojik baskı uygulandığı gündeme geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Trabzon Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Programı öğrencileri, okulun düzenlediği meslekî gezilere bile başörtülü olarak katılamadığı öğrenildi.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Ahsen Akbulut da ödev için arkadaşları ile randevu alarak gittikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/yobaz_laiklik.jpg" alt="" width="402" height="327" /></p>
<p><em><strong>Beytullah Önce </strong>(<a href="http://www.platformhaber.net">www.platformhaber.net</a>)</em></p>
<p>Ankara Üniversitesi&#8217;nde yasak sürüyor. Ege Üniversitesi&#8217;nde başörtülü öğrencilere psikolojik baskı uygulandığı gündeme geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Trabzon Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Programı öğrencileri<span id="more-15636"></span>, okulun düzenlediği meslekî gezilere bile başörtülü olarak katılamadığı öğrenildi.</p>
<p>Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Ahsen Akbulut da ödev için arkadaşları ile randevu alarak gittikleri Tüpraş tesislerine başörtüsünden dolayı alınmadı. Tüpraş&#8217;ın insan kaynakları müdürü ile görüşen Akbulut &#8220;Bana kurumun devlette olduğu dönemde de böyle bir anlayışın olduğunu söylediler. Başörtülülerin içeri alınmadığını, çalıştırılmadığını, aynı geleneği kendilerinin de takip ettiğini ve birazda güvenlik nedeniyle başörtülüleri içeri almadıklarını ifade ettiler.&#8221; cevabını aldığını belirtti.</p>
<p>Yasağın sadece devlet üniversiteleriyle sınırlı olmadığı ise özel Atılım Üniversitesi&#8217;nden gelen haberde görüldü. Güvenlik görevlileri kampuse gelen başörtülü öğrencileri araçlardan indirdikten sonra, araç girişine izin verirken, başörtüsünü çıkarmak istemeyen öğrencileri de kendilerine tahsis edilen ‘güvenlik odasına&#8217; yönlendiriyor. Yasak, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu&#8217;nun kampuse giderek tuttukları tutanakla da resmen kayıt altına alındı.</p>
<p>Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı ile Açıköğretim Fakültesi sınavlarında da birçok öğrenci, başörtülü oldukları için çeşitli hukuksuzluklara maruz kaldı. Ankara Batıkent Lisesi&#8217;nde öğrencilerin başları açtırılırken, fakat Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi ve Manisa Sekine Evren İlköğretim Okulu&#8217;nda sınava giren başörtülü öğrenciler başlarını açmadıkları takdirde sınavlarının iptaliyle tehdit edildiler. YGS&#8217;deki sorun aynı şekilde AÖF sınavlarında da devam etti ve çeşitli okullarda başörtülü öğrencilere başlarını açmaları yönünde baskı kuruldu.</p>
<p>Bu arada on binlerce kamu personeli başörtüsü yasağına her gün maruz kalıyor. Bir süre önce Bolu&#8217;da başörtülü bir doktorun görevden alındığı bilgisinin kamuoyuna yansıdığını da bu vesileyle hatırlatalım.</p>
<p>Geçen yıl sürgün edilen Ece Nur Özel hakkında tutulan tutanaklar ise neredeyse dağ gibi oldu! Haberleri yapılmasa da imam-hatip lisesi öğrencilerine Milli Güvenlik Bilgisi derslerinde başlarının açtırıldığı biliyoruz.</p>
<p>Ve tüm bu gelişmeler yaşanırken, sorunun çözümüne katkı sunacağı düşüncesiyle &#8220;Başörtülü aday yoksa oy da yok&#8221; diyen Buluşan Kadınlar, eleştiri yazılarının da ötesinde medyatik bir karalama ve itibarsızlaştırma operasyonuna maruz kalıyorlar. Son olarak Ali Bulaç&#8217;a bir panelde yumurta atacakları iddia edildi!</p>
<p>Tüm bunlardan sonra sanırım şöyle demek gerekiyor:</p>
<p>&#8220;Başörtüsü yasağı sürüyor, (d)uyuyor musunuz?&#8221;</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu sizin için önemliyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-11326" title="kapak-laiklik" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak-laiklik.jpg" alt="" width="120" height="169" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"> Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/kapak.jpg"></a>Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde <strong>Yobaz Laiklik Meselesini</strong> barındıran konuları ele alıyor.<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/alaturka_laiklik.pdf" target="_blank"><strong>Buradan indirebilirsiniz.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadın hakları ve Kemalizm </strong></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-6982" title="20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/10/20091025_derin_dusunce_org_kadin_kemalizm-229x300.jpg" alt="" width="121" height="171" /></strong></span></a></p>
<p class="entry" style="text-align: justify;"> <strong>“Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi”</strong> gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. <strong>“İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?”</strong> diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi <strong><em>“çağdaş Türk kadını’nın sesi”</em></strong> Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  <strong>“Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak” </strong><strong> </strong>Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  <strong>“Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” </strong>Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : <a href="http://www.derindusunce.org/img/kemalizm_kadin.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;">Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış</span></strong></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/10/bugun-pazartesi-ayrimcilik-suruyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/bugun-pazartesi-ayrimcilik-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

