<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Basın Özgürlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/basin-ozgurlugu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Siyasi baskıyla ilan toplanıyor, gerçek tirajlar saklanıyor</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/01/30/siyasi-baskiyla-ilan-toplaniyor-gercek-tirajlar-saklaniyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/01/30/siyasi-baskiyla-ilan-toplaniyor-gercek-tirajlar-saklaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 16:04:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AKP]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=20469</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Ya başka bir iş alıyorsun ya da siyasi baskıyla ilan topluyorsun. Yani, satış aracılığıyla halk ödemiyor. Türkiye&#8217;de reytingler konuşuluyor ama gazete tirajları sorgulanmıyor. Gerçek satışlar ile gösterilen tirajlar gözetildiği zaman bir zarar ortaya çıkıyor. O zararı kim, neden ödüyor&#8230; Bu soruyu araştırmak gerek&#8230; O zaman yaşanan berraklaşır. [...] Örneğin, Şike Yasası. Vicdan sahibi, ilkeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Ya başka bir iş alıyorsun ya da siyasi baskıyla ilan topluyorsun. Yani, satış aracılığıyla halk ödemiyor. Türkiye&#8217;de reytingler konuşuluyor ama gazete tirajları sorgulanmıyor. Gerçek satışlar ile gösterilen tirajlar gözetildiği zaman bir zarar ortaya çıkıyor. O zararı kim, neden ödüyor&#8230; Bu soruyu araştırmak gerek&#8230; O zaman yaşanan berraklaşır. [...] Örneğin, Şike Yasası. Vicdan sahibi, ilkeli bir insanın kabul edebileceği bir şey değildi. </em><em>Van</em><em>&#8216;da 70 bin kişi hâlâ bu soğukta çadırlarda yaşıyor. &#8220;Yeni </em><em>Türkiye</em><em>&#8221; propagandasıyla uyuşmayan her tablonun gündemdeki yeri düşüyor. Milletvekillerinin emeklilik maaşlarının artırılmasından ziyade, düzenlemenin çok sinsi bir şekilde gece yasalaşması yine gündemden düşürüldü. Mesela </em><em>Deniz Feneri</em><em> bir tabudur&#8230; </em><em>Hrant Dink</em><em> cinayetinin 5 yıl süren dava seyri, bu konuda üstünde şüphe olan bütün bürokratların terfi ettirilmesi ya da iktidar partisinden siyasete atılması&#8230; Bunların üzerine gidilmesini istemeyen bir ileri demokrasi olabilir mi? &#8230;&#8221; </em><a href="http://t24.com.tr/akpye-yakin-gazeteler-siyasi-baskiyla-ilan-topluyor/haber/194727.aspx" target="_blank"><em>TAMAMI</em></a></p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="125" height="180" /></span></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/01/30/siyasi-baskiyla-ilan-toplaniyor-gercek-tirajlar-saklaniyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/01/30/siyasi-baskiyla-ilan-toplaniyor-gercek-tirajlar-saklaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sözlük gitti, ekşisi kaldı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/22/sozluk-gitti-eksisi-kaldi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/22/sozluk-gitti-eksisi-kaldi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 08:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[internette hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17308</guid>
		<description><![CDATA[Herkesin her konuyla ilgili bir şeyler yazdığı bir platformdu. Bir konuda bilgiye ihtiyacınız olursa en güvenilir olmasa da, en samimi, en magazin bilgileri edinebileceğiniz bir ortam sunuyordu. Mizah yeteneği olan insanlar toplanmıştı ve mizahı sevdiğim için sürekli takip ediyordum. Fakat zamanla tadı iyiden iyiye kaçmaya başladı, edepsizleşti, çiğleşti. Şunu anladım ki &#8220;sorumsuz özgürlük&#8221; tehlikeli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/eksi_sozluk.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-17309" title="eksi_sozluk" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/eksi_sozluk.jpg" alt="" width="218" height="240" /></a>Herkesin her konuyla ilgili bir şeyler yazdığı bir platformdu. Bir konuda bilgiye ihtiyacınız olursa en güvenilir olmasa da, en samimi, en magazin bilgileri edinebileceğiniz bir ortam sunuyordu. Mizah yeteneği olan insanlar toplanmıştı ve mizahı sevdiğim için sürekli takip ediyordum. Fakat zamanla tadı iyiden iyiye kaçmaya başladı, edepsizleşti, çiğleşti. Şunu anladım ki &#8220;sorumsuz özgürlük&#8221; tehlikeli bir şeydir. Özgürlüğü bile olgun insanların eline vermek gerekir. Özgürce eleştirmek ile özgürce hakaret edebilmek arasındaki çizgiyi kalın bir şekilde çizmek gerekir. Çünkü birincisi ne kadar yapıcı ve geliştirici bir şeyse ikincisi o kadar yıkıcı ve yıpratıcı bir şeydir.<br />
Ekşi sözlük yazarları hakkında soruşturma başlatılıyormuş. Mahkemeler, dilekçeler, tazminat davaları, bunlar sevimsiz şeyler. Bizler de genelkurmay tarafından fişlenmiş, Kemalist ulusalcı yorumcuların şikayetleriyle &#8220;kolluk güçleri&#8221; ile muhatap olmak durumunda kalmıştık. İşi gücü yazmak olan insanların bu tip engellemelere maruz kalması <span id="more-17308"></span>moral bozucu. Fakat bu sitede hiçbir zaman eleştiri sınırı aşılmadı; ırkçı, küstah, tartışma değil sataşma arayan yorumlar engellendi, kişilik hakları koruma altında tutuldu. Bu sayede platformun entelektüel düzeyi korunduğu gibi yorumcuların &#8220;sesini&#8221; değil, &#8220;sözünü&#8221; yükseltmesi teşvik edildi.<br />
Ekşi sözlük böyle bir filtre uygulamamayı tercih etti. &#8220;Özgür&#8221; tartışma platformunun bu şekilde kurulacağını düşündüler belli ki. Fakat şunu anlayamadılar: Alaycı aşağılamanın olduğu bir yerde özgür bir tartışma yürütülemez. Çünkü bu artık bir fikir tartışması olmaktan çıkmıştır, duygular hedef alınmıştır. Böyle aşağılamalara ancak aynı şekilde cevap verebilirsiniz. Ekşi sözlük mağduru bir çok köşe yazarının yaptığı da buydu. Tabi, onlar cevap verebilecek bir platformları oldukları için şanslıydı. Fakat hakkında ileri-geri bir sürü alaycı &#8220;entry&#8221; girilen, iftiralarda bulunulan birçok insan bu durumdan mahrumdu. Bu insanların, haklarını arayabilecekleri tek mecra olan mahkeme kanalını kullanmalarını bu yüzden yadırgamıyorum.<br />
Umarım bu durum ekşi sözlük kurucuları için, platform kalite seviyesini artırmak açısından bir fırsat olur. Çünkü, hakikaten mevcut kadro çocuk denilebilecek yaşta. Küçümsemek için söylemiyorum, bir çocuk yetişkinlerden daha olgun olabilir. Fakat, bir çok ekşi sözlük yazarıyla tanıştığım için biliyorum; bu çocukların tahlilleri cinsellik-eğlence düzleminin dışına pek çıkamıyor. Çıkınca da ezber bilgilerden doğrudan yargılara varmayı seçiyorlar. Kompleks düşünemiyorlar. Bu yüzden de her konu hakkında bir fikirleri var. Çünkü kimsenin kompleks düşünmediği bir ortamda yorum yapmak kolaydır. Bilgisizliğini hissettiğin bir ortamda ise susarsın ve öğrenmeye çalışırsın. Son dönemde ekşi sözlük ortamı öğrenilen bir ortamdan çıkıp, herkesin yorum yaptığı ama kimsenin kimseye bir faydasının dokunmadığı bir siteye dönüştü. Kısacası &#8220;sözlük&#8221;ü gitti, ekşisi<br />
 kaldı.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/22/sozluk-gitti-eksisi-kaldi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/22/sozluk-gitti-eksisi-kaldi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(11): Postal sever!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/24/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir11-postal-sever/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/24/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir11-postal-sever/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 15:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Karikatür]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16466</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://medya.zaman.com.tr/2011/05/23/cizgiyorum.jpg" alt="" width="490" height="370" /></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/24/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir11-postal-sever/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/24/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir11-postal-sever/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Sansürünü Aşma Kılavuzu</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/13/internet-sansurunu-asma-kilavuzu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/13/internet-sansurunu-asma-kilavuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 May 2011 07:32:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[sansür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16142</guid>
		<description><![CDATA[
Mahkemeler, birkaç sayfasının &#8220;zararlı&#8221; ya da&#8221;yasadışı&#8221; olduğuna hükmettikleri, bütün dünyada milyonlarca kişininkullandığı İnternet sitelerinin tamamına erişimi engelleme kararı veriyor. Bunun en son örneği video paylaşım sitesi blogspot.com. Digitürk&#8217;ün başvurusu üzerine, lig maçlarını yayınlayan bir blog nedeniyle tüm blogsport servisine erişim engellenmiş durumda. Geçmişte popüler video paylaşım sitesi youtube, yine bir başka blog hizmeti veren site, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/internet_sansur.jpg"><img class="size-full wp-image-16143 aligncenter" title="internet_sansur" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/internet_sansur.jpg" alt="" width="495" height="299" /></a></p>
<p>Mahkemeler, birkaç sayfasının &#8220;zararlı&#8221; ya da&#8221;yasadışı&#8221; olduğuna hükmettikleri, bütün dünyada milyonlarca kişininkullandığı İnternet sitelerinin tamamına erişimi engelleme kararı veriyor. Bunun en son örneği video paylaşım sitesi blogspot.com. Digitürk&#8217;ün başvurusu üzerine, lig maçlarını yayınlayan bir blog nedeniyle tüm blogsport servisine erişim engellenmiş durumda. Geçmişte popüler video paylaşım sitesi youtube, yine bir başka blog hizmeti veren site, wordpress de erişime kapatılmıştı. <a href="http://www.bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/104332-internet-sansurunu-asma-kilavuzu" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/13/internet-sansurunu-asma-kilavuzu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/13/internet-sansurunu-asma-kilavuzu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(10): İslâm düşmanlığı değişmeyen malzemesidir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/05/07/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir10-islam-korkusu-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/05/07/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir10-islam-korkusu-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 14:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[Yobaz Laikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=16053</guid>
		<description><![CDATA[ 
 

 
 
 
 

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/turk_basini.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-16054" title="turk_basini" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/turk_basini.jpg" alt="" width="490" height="361" /></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2008/09/20080925_derin_dusunce_org_carsaflivemodern.jpg" alt="" width="329" height="256" /></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_tur_basini.jpg"><img class="size-full wp-image-16056 aligncenter" title="irtica_tur_basini" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_tur_basini.jpg" alt="" width="440" height="352" /></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_turk_basini_2.jpg"><img class="size-full wp-image-16057 aligncenter" title="irtica_turk_basini_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_turk_basini_2.jpg" alt="" width="250" height="190" /></a> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_turk_basini_3.jpg"><img class="size-full wp-image-16058 aligncenter" title="irtica_turk_basini_3" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/05/irtica_turk_basini_3.jpg" alt="" width="240" height="200" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/05/07/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir10-islam-korkusu-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/05/07/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir10-islam-korkusu-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(9):Kan Kokusunu Sever</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir9kan-kokusunu-sever/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir9kan-kokusunu-sever/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Apr 2011 21:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15961</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/kan_kokusu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15962" title="kan_kokusu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/kan_kokusu.jpg" alt="" width="500" height="746" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/28/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir9kan-kokusunu-sever/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/28/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir9kan-kokusunu-sever/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Baransu, Şener Ve Mösyö</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/23/baransu-sener-ve-mosyo/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/23/baransu-sener-ve-mosyo/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2011 17:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>

		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15876</guid>
		<description><![CDATA[Erden Özkant
Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı&#8217;nın, iki bölümden oluşan ve Angora Yayınevi tarafından basılan &#8220;Haliç&#8217;te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat&#8221; adlı kitabı 12 Eylül 2010 referandumundan tam 1 ay önce yani Ağustos 2010&#8242;da yayınlandı. Avcı, kitabın 397 sayfalık ilk bölümünde anılarını anlatırken, 200 sayfalık ikinci bölümünde ise Fethullah Gülen Cemaatini anlatıyor.
 Anılarını anlatmaya ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/sansur.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15878" title="sansur" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/sansur-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a>Erden Özkant</strong></em></p>
<p>Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı&#8217;nın, iki bölümden oluşan ve Angora Yayınevi tarafından basılan &#8220;Haliç&#8217;te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat&#8221; adlı kitabı 12 Eylül 2010 referandumundan tam 1 ay önce yani Ağustos 2010&#8242;da yayınlandı. Avcı, kitabın 397 sayfalık ilk bölümünde anılarını anlatırken, 200 sayfalık ikinci bölümünde ise Fethullah Gülen Cemaatini anlatıyor.</p>
<p> Anılarını anlatmaya ilk görev yeri olan Mersin&#8217;den başlayan Avcı kitabın bu kısmında PKK&#8217;lıların yaptıkları bir banka soygunundan, Acilciler operasyonundan, İhvancılar operasyonundan bahsediyor. Ardından 8 yıla yakın görev yaptığı Diyarbakır anılarını anlatıyor Avcı. Diyarbakır&#8217;daki Seren Operasyonundan, Burhan Nart olayından bahseden Avcı ardından da İstanbul anılarına geçiyor. Burada İstanbul operasyonlarından, İstihbarat Dairesinin ihtiyacı olan bazı teknik malzemeleri ve özel cihazları almak için İsrail&#8217;e gitmelerinden, Cem Ersever olayından bahsediyor.</p>
<p>İstanbul anılarının ardından Ankara anılarından bahseden Avcı, bu kısımda Susurluk Olayı&#8217;ndan, Cem Uzan olayından, Neşter 2 operasyonundan, Kayseri uyuşturucu operasyonundan bahsediyor. Burada Susurluk konusu önemli çünkü Avcı, Susurluk Komisyonu&#8217;na verdiği ifadelerle <span id="more-15876"></span>Türkiye&#8217;de ün yaptı. O süreçte kimisi Avcı&#8217;yı &#8220;kahraman&#8221; kimisi ise &#8220;Fethullahçı Polis&#8221; ilan etmişti.</p>
<p>Ankara anılarının ardından Avcı, Edirne anılarını anlatıyor kitabında ve Devlet bölümünü son görev yeri olan Eskişehir anılarıyla bitiriyor.</p>
<p> 338. sayfada Ergenekon&#8217;a değinen Avcı &#8220;Ergenekon olayı nedir&#8221; sorusunu soruyor ve arkasından &#8220;Ergenekon olayı hakkında veya bugün mahkemelerde bu iddiayla ilgili olarak yargılanan kişiler hakkında çok şey bildiğimi söyleyemem.&#8221; diyerek başladığı cümlelerine şöyle devam ediyor: &#8220;Nasıl ki Susurluk Olayı terörle mücadele adı altında rejim muhaliflerinin, sistemi değiştirmek isteyenlerin susturulmasını sağlamak için hukuk dışı yollarla onları yok etme yöntemi, bu amaçla oluşturulan örgüt ve yapılar ve bunların zamanla bozularak maddi çıkarlara dayanan çeteleşme durumudur. Ergenekon da devletin rejim için öngördüğü temel ölçütleri yerine getirmeyen- getirmek istemeyen bir siyasi anlayışın iktidar olmasına mani olmak veya iktidar olmuş ise zorla, antidemokratik yöntemlerle onu devirmek anlayışını savunanların oluşturduğu bir birliğin adıdır. Daha açık bir ifadeyle anlatılırsa, Ergenekon demokratik yöntemlerle iktidara gelmiş bir hükümetin ve siyasi kadrolarının illegal yöntemlerle, zorla, şiddetle, militarist yöntemlerle devrilmesini ve siyasi kadrolarının ve siyasi anlayışının tasfiye edilmesini savunan bir anlayış ve düşünce çerçevesinde bir araya gelen bir gruptur&#8230;  Yargılama sonunda bir veya birkaç kişinin ceza alması, cezanın az veya çok olması hiç önemli değildir. Mühim olan bu düşünce ve anlayışın yanlış olduğunun mahkeme tarafından tescil edilmesi ve hukuk sisteminin bu yanlışlığı mahkûm etmesidir. Bana göre mahkeme bunu gerçekleştirdiği anda amaca ulaşılmış demektir.&#8221;</p>
<p> Cemaati anlattığı ikinci bölüme Avcı, inanç dünyasından bahsederek başlıyor. Bu bölümde Emin Aslan olayı, Erzincan olayı ve Deniz Baykal kaseti gibi birçok konuya değiniyor Avcı. Ancak ikinci bölümü okudukça insan &#8220;Ya birinci bölümü yazan Avcı değil ya da ikinci bölümü&#8221; diye şaşırıyor. Çünkü birinci bölümden yukarıda kısaca alıntıladığım Ergenekon tarifinden bambaşka şeyler anlatıyor Avcı ikinci bölümde. Bu bölümdeki Avcı&#8217;ya göre Ergenekon operasyonları ‘fasa fiso&#8217; ve ‘Gülen Cemaatinin komploları&#8217;&#8230; Ayrıca Avcı&#8217;ya göre operasyonları yürüten tüm birimler görevden alınmalı.      </p>
<p> Bu bölüme göre, Danıştay saldırısı, savcının zorlaması ile Ergenekon&#8217;a dâhil edilmiş. Hrant Dink cinayeti, her yönüyle en ince teferruatına kadar araştırılmış ve karanlıkta kalan hiçbir yeri bulunmuyordu. Ergenekon operasyonu çerçevesinde yapılan kazılarda bulunan delillerle örgüt ilişkisi kurulamıyordu. Avcı&#8217;nın 530. sayfada bahsettiği gibi zaten bu kazı ve aramalarda tabanca ve tüfek bulunmamıştı, sadece lav, roket ve el bombası çıkmıştı! Oysa 3. Ergenekon İddianamesinde şu bilgiler var: 89 adet el bombası, 21 adet el bombası gövdesi, 24 adet el bombası fünyesi, 12 adet bubi tuzaklı bomba, 13 adet tüfek bombası, 17 adet lav silahı, 6 adet boş lav silahı, 8 adet otomatik tüfek, 57 adet ruhsatsız tabanca, 11 kg C-3 patlayıcı, 1160 gr tahrip kalıbı, 21 adet TNT kalıbı, 820 gr plastik patlayıcı, 58 metre infilak fitili, 35 adet çeşitli boylarda infilak fitili, 10 adet fünye, 58 adet değişik bomba, değişik çap ve markalarda fişek.</p>
<p> Avcı&#8217;nın kitabın ilk bölümünde devlet eleştirisi yaptığını ve Ergenekonu ‘illegal örgüt&#8217; olarak kabul eden cümlelerini sıraladığını ancak ikinci bölümde herşeyi Gülen Cemaatinin yaptığını anlattığını ve Ergenekon&#8217;un içini boşaltmaya çalıştığını, &#8220;Bu olay hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim ama&#8221; diyerek başlayan cümleleri &#8220;bu olayı cemaat yapmıştır&#8221; iddiasıyla bitirdiğini görüyoruz.</p>
<p>Kitaptaki kimi ilginçliklere, kitabın ikinci bölümünü Ergenekon Davası&#8217;nın 18. dalgasında ‘İmamın Ordusu&#8217; kitabının yazarı Ahmet Şık ile beraber gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan ‘Dünya Basın Özgürlüğü Kahramanı&#8217; seçilen, &#8220;Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları&#8221; adlı kitabın da yazarı olan Milliyet gazetesi muhabiri ve Posta gazetesi yazarı gazeteci Nedim Şener&#8217;in yazdığı iddialarına Taraf gazetesi muhabiri ve yazarı Mehmet Baransu 14 Mart 2011 Pazartesi günü &#8220;Cemaat Bölümünü Şener mi Yazdı&#8221; başlıklı yazısında ve bu yazıdan iki hafta sonra yayınlanan 28 Mart Pazartesi günkü &#8220;Silivri&#8217;den mektup ve (?)&#8221; başlıklı yazısında değiniyordu. İlk yazısında Baransu şunları diyordu: &#8220;Şener, Avcı&#8217;nın kitabı çıktıktan sonra kitapla ilgili Posta gazetesindeki köşesinde çok sayıda yazı kaleme aldı. Bu yazılardan sadece ikisinde kitaba gönderme yaparak, kitaptan üç paragraf alıntı yaptı. Ancak alıntı yaptığı ve köşesine taşıdığı üç paragrafta yer alan ‘sözde kitap&#8217; içindeki metinlerle, kitabı orjinalindeki bahse konu metinler, ilginç bir biçimde farklıydı!&#8221;</p>
<p><strong> </strong><strong>Ve Baransu o paragrafları yazıyor&#8230;</strong></p>
<p>İşte o paragraflardan bir tanesi&#8230;</p>
<p> Tarih 31 Ağustos 2010 Posta gazetesi&#8230; Şener&#8217;in, Avcı&#8217;nın kitabından alıntı yaptığı yazı: &#8220;Peki ne yapmış bu polis şefleri? Avcı kitabında bunu şöyle anlatıyor; ‘<strong>Uyuşturucu kaçakçılarına yardım ettiği iddiasıyla tutuklanan</strong> Emin (<strong>Aslan</strong>) Bey hakkında yapılan işlemlere karşı çıktığım için, ona kefil olduğumu söylememden bir süre sonra bu açıklamalarından memnun olmayan&#8217;&#8230;&#8221;</p>
<p> Aynı satırları Avcı&#8217;nın kitabından okuyalım (s.480- 481) &#8220;<strong>Emin bey hakkında yapılan işlemlere karşı çıktığım, ona kefil olduğumu söylememden</strong> bir süre sonra bu açıklamalarından memnun olmayan&#8230;&#8221;</p>
<p> Baransu örneklerini verdikten sonra şunları söylüyordu köşesinde: &#8220;Koyu siyahla yazdığım kelimeler, Nedim&#8217;in kitapta olduğunu söyleyerek köşesine referans aldığı, fakat kitapta olmayan satırlar&#8230; İşte o satırlar şu soruları akla getiriyor&#8230; Yoksa Nedim&#8217;in Cemaat bölümünü yazdığı iddiaları doğru muydu? Nedim, kitabın basılmış son haline bakmadan, acaba kendisindeki metinden direkt copy- paste yaparak köşesine mi alıntı yaptı?&#8221;</p>
<p> Baransu ikinci yazısında ise Şener&#8217;in Silivri&#8217;den gönderdiği mektubu yayınlıyor ve ardından Şener&#8217;in mektuptaki kimi iddialarını çürütüyordu. Örneğin Şener mektubunda &#8220;Milliyet&#8217;te yayımlanan habere bak, kitaptan aynı olduğunu görürsün&#8221; diyordu. Baransu ise verdiği örneklerle Milliyet&#8217;te yayınlanan haberlerle Avcı&#8217;nın kitabı arasında da farklar olduğunu örnekleriyle gösteriyordu.</p>
<p>İşte bu köşe yazılarıyla, Avcı&#8217;nın kitabıyla ilgili kimi soru işaretlerini ve iddiaları açıklığa kavuşturmaya çalışan Baransu&#8217;nun 2010 Kasım ayında Karakutu Yayınlarından 15 bölümden oluşan 450 sayfalık &#8220;Mösyö Hanefi Avcı&#8217;nın Yazamadıkları&#8221; kitabı yayınlandı. Kitapta, Avcı&#8217;nın itirafçılarla ve Hizbullahçılarla ilişkisinden, Avcının önemli kimi isimleri dinlettiğinden ve Avcı&#8217;nın kitabındaki çelişkilerden bahsediliyor ‘ilk kez yayınlanan birçok bilgi ve belgeyle&#8217; beraber. Kitabın son bölümünde ise Baransu&#8217;nun, Avcı&#8217;nın kitabındaki iddiaları konuşmak için Avcı&#8217;dan Eskişehir&#8217;deki makamında 30 Ağustos 2010 günü saat 13:00 için randevu aldığı, 200&#8242;ün üzerinde soru çıkardığı ve röportajın ilk yarım saatinden sonra ortamın gerginleştiği, Avcı&#8217;nın Baransu&#8217;nun teybini kırdığı ve ardından da Baransu&#8217;ya &#8220;Yallah, çık dışarı&#8221; dediği o meşhur röportajın hikayesi var.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/23/baransu-sener-ve-mosyo/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/23/baransu-sener-ve-mosyo/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(8): işkenceyi destekleyebilir! »</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/17/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir8-iskenceyi-destekleyebilir-%c2%bb/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/17/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir8-iskenceyi-destekleyebilir-%c2%bb/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 11:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Hürriyet Gazetesi Problemi]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[İşkence]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15768</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; Diyarbakır Cezaevi ile ilgili, sadece işkenceleri değil o işkencelerin yapılmasını mümkün kılan ortamın tamamlayıcılarını da yargılamak gerektiğini belirten Orhan Miroğlu, buna Nürnberg Mahkemeleri&#8217;ni örnek gösteriyor. Bu mahkemelerde görülen davalardan birçok şey öğrenilerek soruşturma ve yargılamanın yürütülmesini isteyen Miroğlu, &#8220;Çünkü Nürnberg Mahkemeleri&#8217;nde Nazizm yargılandı. Alman toplumunu etkileyip bu kadar muazzam felakete yol açılmasını sağlayan medya ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/10/logo_hurriyet1.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-407" title="logo_hurriyet1.gif" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/10/logo_hurriyet1.gif" alt="" width="198" height="54" /></a>&#8220;&#8230; Diyarbakır Cezaevi ile ilgili, sadece işkenceleri değil o işkencelerin yapılmasını mümkün kılan ortamın tamamlayıcılarını da yargılamak gerektiğini belirten Orhan Miroğlu, buna Nürnberg Mahkemeleri&#8217;ni örnek gösteriyor. Bu mahkemelerde görülen davalardan birçok şey öğrenilerek soruşturma ve yargılamanın yürütülmesini isteyen Miroğlu, &#8220;Çünkü Nürnberg Mahkemeleri&#8217;nde Nazizm yargılandı. Alman toplumunu etkileyip bu kadar muazzam felakete yol açılmasını sağlayan medya ve gazeteciler de bundan sorumlu tutuldu.&#8221; diyor. Hürriyet Gazetesi başta olmak üzere medyanın Diyarbakır Cezaevi&#8217;ndeki kişileri düşman olarak gösterdiğini hatırlatan Miroğlu, &#8220;Fotoğraflarımızın altına &#8216;teslim alındılar&#8217; yazılıyordu. Savaş esiri muamelesi görüyorduk. Bu medya tarafından pompalanıyordu. Savcı, hepimizi düşman gibi görüp sürekli işkenceyi hazırlayan ortamın müsebbiplerini de bulmalıdır.&#8221; değerlendirmesini yapıyor&#8230;&#8221;</em> <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1122528&amp;title=diyarbakir-cezaevinde-7-yil-kalan-miroglu-iskence-sorusturmasi-genelkurmaydan-baslamali" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/17/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir8-iskenceyi-destekleyebilir-%c2%bb/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/17/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir8-iskenceyi-destekleyebilir-%c2%bb/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(7): Bebek öldürmeyi övebilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 08:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[MHP]]></category>

		<category><![CDATA[Militarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[Ülkücülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15641</guid>
		<description><![CDATA[TTNET tarafından çocukları şiddetten koruma listesine alınmış (? kısmen engellenen) Haber-Erk sitesinden alıntı:
&#8220;Cepheye mermi taşırken bebeğini de yanına almak zorunda kalmış, yağmur yağınca bebeğinin örtüsünü alıp merminin üstüne örtmüş Türk kadını, dünyanın en güçlü kadınıdır. Ağlayış sesini düşman duymasın diye heyecanla bebeğini bağrına basan, korkudan değil düşman sesi duyup da cepheyi tespit etmesin diye, bebeğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/bebek_oldurme.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15644" title="bebek_oldurme" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/bebek_oldurme.jpg" alt="" width="250" height="188" /></a>TTNET tarafından çocukları şiddetten koruma listesine alınmış (? kısmen engellenen) <a href="http://www.habererk.com/kose-yazisi/597/turk-kadini.html" target="_blank">Haber-Erk sitesinden </a>alıntı:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Cepheye mermi taşırken bebeğini de yanına almak zorunda kalmış, yağmur yağınca bebeğinin örtüsünü alıp merminin üstüne örtmüş Türk kadını, dünyanın en güçlü kadınıdır. Ağlayış sesini düşman duymasın diye heyecanla bebeğini bağrına basan, korkudan değil düşman sesi duyup da cepheyi tespit etmesin diye, bebeğini kaybeden Türk kadını dünyanın en güçlü kadınıdır.&#8221;</em></p>
<p><em></em></p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>T<span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong>Kitabı buradan indirin</strong></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
</blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/11/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir7-bebek-oldurmeyi-ovebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(6): Kürt düşmanlığı değişmeyen malzemesidir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir6-kurt-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir6-kurt-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 22:12:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Kürtler ve Türkler]]></category>

		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15627</guid>
		<description><![CDATA[2005

1937

 
&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;
Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">2005</h2>
<h2 style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/turk_solu_dergisi.gif"><img class="alignnone size-full wp-image-15628" title="turk_solu_dergisi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/turk_solu_dergisi.gif" alt="" width="251" height="363" /></a></h2>
<h2 style="text-align: center;">1937</h2>
<h2 style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/dersim-haziran-1937.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15629" title="dersim-haziran-1937" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/dersim-haziran-1937.jpg" alt="" width="495" height="498" /></a></h2>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/10/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir6-kurt-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/10/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir6-kurt-dusmanligi-degismeyen-malzemesidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(5): Üniformalı eşkiyaya hizmet edebilir</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir5-uniformali-eskiyaya-hizmet-edebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir5-uniformali-eskiyaya-hizmet-edebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 08:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[darbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15496</guid>
		<description><![CDATA[27 Mayıs sürecinde yalan haber ve dezenformasyon yapıldığını da vurgulayan Birgit, bunlardan birinin öğrencilerin kıyma makinelerinde öğütüldüğünü ileri süren haber olduğunu belirtti. &#8220;Ben inandım ona. Sonra ne kıyma var, ne Et Balık Kurumu var. Kıyma makineleri haberlerini yayımladıktan sonra öğrendik ki uydurma. Anlatan da kim? Alev Alatlı&#8217;nın babası Albay Ertuğrul Alatlı. Basın yayın işlerinden sorumlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mayıs sürecinde yalan haber ve dezenformasyon yapıldığını da vurgulayan Birgit, bunlardan birinin <strong>öğrencilerin kıyma makinelerinde öğütüldüğünü</strong> ileri süren haber olduğunu belirtti. &#8220;Ben inandım ona. Sonra ne kıyma var, ne Et Balık Kurumu var. Kıyma makineleri haberlerini yayımladıktan sonra öğrendik ki uydurma. Anlatan da kim? Alev Alatlı&#8217;nın babası Albay Ertuğrul Alatlı. Basın yayın işlerinden sorumlu bir subayın uydurması. Dezenformasyonun dik âlâsı. Bildiri çıktı. Anadolu Ajansı geçti haberi.&#8221; dedi. <a href="http://www.aksiyon.com.tr" target="_blank">TAMAMI</a></p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse &#8230;</p>
<p><strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.jpg" alt="" width="106" height="168" />Kendi ülkesini işgal eden ordu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından <strong>YABANCI</strong> <strong>DÜŞMAN </strong>ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri <strong>İÇ DÜŞMANLAR</strong> uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için <strong><em>“etrafımız düşmanla çevrili”</em></strong> diyerek  <strong>KORKU PROPAGANDASI</strong> yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/kendi_ulkesini_isgal_eden_ordu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/04/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir5-uniformali-eskiyaya-hizmet-edebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/04/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir5-uniformali-eskiyaya-hizmet-edebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(4): Hristiyan düşmanlığı değişmeyen malzemesidir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/04/01/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir4-hristiyan-dusmanligi-yapabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/04/01/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir4-hristiyan-dusmanligi-yapabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2011 12:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Hristofobi]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15463</guid>
		<description><![CDATA[2006

 
1943 
 
 

Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">2006</h2>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-15464 aligncenter" title="hristiyan-yenicag" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/hristiyan-yenicag-269x300.jpg" alt="" width="269" height="300" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<h2 style="text-align: center;">1943 </h2>
<h2 style="text-align: center;"> <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/varlik-vergisi-son-posta-1943.jpg"><img class="size-medium wp-image-15465  aligncenter" title="varlik-vergisi-son-posta-1943" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/varlik-vergisi-son-posta-1943-300x269.jpg" alt="" width="300" height="269" /></a></h2>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/04/varlik-vergisi-son-posta-1943.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/04/01/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir4-hristiyan-dusmanligi-yapabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/04/01/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir4-hristiyan-dusmanligi-yapabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(3): İç savaş çıkarabilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/31/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-ic-savas-cikarabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/31/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-ic-savas-cikarabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 08:07:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15451</guid>
		<description><![CDATA[
6 Eylül 1955 akşamı İstanbul Ekspres Gazetesi&#8217;nin &#8220;Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;teki evine bomba atıldı&#8221; şeklinde verdiği yalan haberle milliyetçi gruplar ellerinde taşlar ve sopalarla Beyoğlu gibi gayrimüslimlerin bulunduğu mahallelere geldiler.
İstanbul&#8217;daki Rum, Ermeni, Yahudi asıllıların ev, işyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Gayrimüslim vatandaşların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, 20-30 kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090209_derin_dusunce_org_6-7_eylul_olaylari.jpg" alt="" width="346" height="274" /></strong></p>
<p>6 Eylül 1955 akşamı İstanbul Ekspres Gazetesi&#8217;nin &#8220;Atatürk&#8217;ün Selanik&#8217;teki evine bomba atıldı&#8221; şeklinde verdiği yalan haberle milliyetçi gruplar ellerinde taşlar ve sopalarla Beyoğlu gibi gayrimüslimlerin bulunduğu mahallelere geldiler.</p>
<p><img id="image326" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1007.gif" alt="eylul_1007.gif" width="204" height="125" align="right" />İstanbul&#8217;daki Rum, Ermeni, Yahudi asıllıların ev, işyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Gayrimüslim vatandaşların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, 20-30 kişilik organize birliklerin kent içindeki ulaşımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur ve hatta askeri araçlar yardımıyla sağlandı.</p>
<p>Mezarlar tahrip edildi.</p>
<p><img id="image327" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1001.jpg" alt="eylul_1001.jpg" width="206" height="123" align="right" />Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşya tahrip edildiği ve yakıldığı gibi, bazı kiliselerin tamamı ateşe verildi.</p>
<p>Olaylar sırasında ikisi din adamı olmak üzere 13 ile 16 arası Rum ve bir Ermeni vatandaşı hayatını kaybetti, 32 Rum da ağır yaralandı.</p>
<p> </p>
<p><img id="image328" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1006.gif" alt="eylul_1006.gif" width="165" height="198" align="right" />Maddi zarar ise 4.348 ait işyeri, 110 otel, 27 eczane, 23 okul, 21 fabrika ve 73 kilise ve mezarlıklar ile 1000′in üzerinde evin tahrip edilmesi ya da yakılması şeklinde ortaya çıktı.</p>
<p>Olaylar sırasında bazıları komşularının dükkânlarına Türk bayrakları asarak yanmaktan kurtarırken kargaşayı fırsat bilen çok sayıda İstanbullu ortaya saçılan malları yağmalamaktan çekinmedi.</p>
<p>İstanbul&#8217;da sıkıyönetim ilan edildi. Bu olaylar 27 mayıs Darbesi&#8217;ni meşru göstermek için de kullanıldı..</p>
<p> <img id="image330" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1013.jpg" alt="eylul_1013.jpg" width="154" height="111" />  <img id="image332" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1012.jpg" alt="eylul_1012.jpg" width="141" height="109" />  <img id="image331" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/09/eylul_1010.jpg" alt="eylul_1010.jpg" width="150" height="107" /></p>
<p>Tavsiye okuma:</p>
<p><a title="Permanent Link to Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(2): Dayatılan Son, İhtilal!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2010/05/28/devlet-kuranlarin-millet-kurgusu-27-mayis-1960-darbesi2-dayatilan-son-ihtilal/">Devlet Kuranların Millet Kurgusu; 27 Mayıs 1960 Darbesi(2): Dayatılan Son, İhtilal!</a></p>
<p><a title="Permanent Link to Atatürk'ün evine bombayı MİT attırdı" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/09/ataturkun-evine-bombayi-mit-attirdi/">Atatürk&#8217;ün evine bombayı MİT attırdı</a></p>
<p><a title="Permanent Link to Güz Sancısı ve 6-7 Eylül Olayları" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/02/06/guz-sancisi-ve-6-7-eylul-olaylari/">Güz Sancısı ve 6-7 Eylül Olayları</a></p>
<p> </p>
<p>… Bu konu ilginizi çektiyse…</p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi.gif"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-8579" title="turk_milliyetciligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/02/turk_milliyetciligi-204x300.gif" alt="" width="133" height="204" /></span></a></p>
<p> <strong>İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? </strong>Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “<strong>ötekine</strong>” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “<strong>zayıf</strong>” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turk_milliyetciligi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Türkiye bölünür mü?</span></strong></a></p>
<p><em><a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="size-medium wp-image-8409  alignleft" title="tr_bolunurmu" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/tr_bolunurmu-195x300.jpg" alt="" width="128" height="195" /></span></a>“Bebek katili! Vatan haini!…”</em> PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  <strong>“Kürtler ve Türkler kardeştir”</strong> diyenlerin kaçı <strong>“sen benim karde<em>ş</em>imsin”</strong>  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. <a href="http://www.derindusunce.org/img/turkiye_bolunur_mu.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></strong></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">T</span><span style="color: #0000ff;">ürkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-7896" title="20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091225_derin_dusunce_org_ulus_devlet_pt.jpg" alt="" width="125" height="183" /></a>Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini <strong>hukuk</strong> yerine <strong>ırkımıza</strong> ya da <strong>inançlarımıza</strong> göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları <strong>“ne mutlu Türk’üm”</strong> demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, <strong>bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… </strong>Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın <strong>ulus-devlet</strong> modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! <a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Kitabı buradan indirin</span></strong></a>.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/31/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-ic-savas-cikarabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/31/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-ic-savas-cikarabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk’un Üstündedir(2): Savaş çıkarabilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/29/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-savas-cikarabilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/29/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-savas-cikarabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 13:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Hürriyet Gazetesi Problemi]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15425</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/kardak-hurriyet-1996.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15426" title="kardak-hurriyet-1996" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/kardak-hurriyet-1996.jpg" alt="" width="492" height="429" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/29/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-savas-cikarabilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/29/turk-basini-hukuk%e2%80%99un-ustundedir2-savas-cikarabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk basını Hukuk&#8217;un Üstündedir(1): Nazım&#8217;ın Yüzüne Tükürebilir!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/28/turk-basini-hukukun-ustundedir1-nazimin-yuzune-tukurebilir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/28/turk-basini-hukukun-ustundedir1-nazimin-yuzune-tukurebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 10:14:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15401</guid>
		<description><![CDATA[Bir fikir sırf kitap / gazete haline geldi diye kutsallık, dokunulmazlık kazanmaz. Söz güçtür. Silah, kas gücü ve para gibi renksiz ve kokusuzdur. İyi amaçla kullanılabileceği gibi kötü amaçla da kullanılabilir. Söz vardır savaş başlatır, söz vardır savaş bitirir. Bu bağlamda basın ve ifade SERBESTLİĞİ de bir değer değildir, bir gücün serbestçe kullanılmasıdır.
&#8220;Sayın Dumanlı&#8217;nın başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir fikir sırf kitap / gazete haline geldi diye kutsallık, dokunulmazlık kazanmaz. Söz güçtür. Silah, kas gücü ve para gibi renksiz ve kokusuzdur. İyi amaçla kullanılabileceği gibi kötü amaçla da kullanılabilir. Söz vardır savaş başlatır, söz vardır savaş bitirir. Bu bağlamda basın ve ifade <strong>SERBESTLİĞİ</strong> de bir değer değildir, bir gücün serbestçe kullanılmasıdır.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Sayın Dumanlı&#8217;nın başka gazetelere bakmaktan artık Zaman okumaya vakti olmuyor herhalde. Bugünkü Zaman&#8217;da &#8220;öldüren&#8221; bir haber: &#8220;<a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=638639">Sünnetsiz kundakçı DTP adına kurban derisi toplamış</a></em><em>&#8221; Aslında Zaman bunu ilk defa yapmıyor ama bu kez altını ısrarla çizmekte fayda var. <strong>Hıristiyan öldürmenin biraz daha &#8220;ucuz&#8221; olduğu garip bir adalet sistemimiz var</strong>. Yeni anayasanın ve yargı reformunun bu konuda yavaş ama kalıcı iyileştirmeler getireceği umuluyor.&#8221;</em> (<a title="Permanent Link to Zaman Gazetesi ırkçı mı oluyor?" href="http://www.derindusunce.org/2008/01/16/zaman-gazetesi-irkci-mi-oluyor/">Zaman Gazetesi ırkçı mı oluyor?</a>)</p>
<p><strong>ÖZGÜR</strong> gazeteci ile <strong>SERBEST</strong> gazeteci arasında fark vardır. Gazeteci kalemini kana bula<strong>MA</strong>mak ya da sat<strong>MA</strong>mak için icabında kırabilmelidir. Yani kariyer, şöhret, maddî kazanç hatta hayatını bunların fevkinde bir <strong>&#8220;DEĞER&#8221;</strong> uğruna feda edebilirse basın <strong>ÖZGÜRLÜĞÜNDEN</strong> bahsedilebilir.</p>
<p>Altın zincirlerle klavyelerine mıhlanmış günümüz gazetecileri ise çoğunlukla <strong>SERBESTTİR</strong> ama <strong>ÖZGÜR</strong> değildir. (Bkz. <a title="Permanent Link to Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür..." href="http://www.derindusunce.org/2010/10/05/hayvan-serbesttir-insan-ozgurdur/">Hayvan Serbesttir, İnsan Özgürdür&#8230;</a> )</p>
<p>özgürlükleri sınırlayan, şiddeti, ırkçılığı teşvik eden gazete ve kitaplar da özgür olmalı mıdır? Resmî ideolojinin hizmetinde <span id="more-15401"></span>olan, PKK ya da Ergenekon gibi terör örgütlerine çalışan gazeteciler Hukuk&#8217;un üstünde midir?</p>
<p> Kürtçeyi yasaklamak gerektiğini savunan bir kitap yazılsa bu kitap ve yazarını <strong>&#8220;fikir serbestliği&#8221;</strong> uğruna savunmak gerekir mi?  </p>
<p>Başörtüsü yasağını savunan yayınları <strong>&#8220;fikir serbestliği&#8221;</strong> uğruna savunmak gerekir mi?  </p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerini isyana ve eşkıyalık yapmaya teşvik eden, <strong><em>&#8220;ordu göreve&#8221;</em></strong> diye manşetler atan insanları <strong>&#8220;fikir serbestliği&#8221;</strong> uğruna savunmak gerekir mi?</p>
<p>İnsanî <strong>ÖZGÜRLÜK</strong> ile hayvanî <strong>SERBESTLİK</strong> arasında net bir seçim yapmış olan, adeta kiralık katil ya da silah tüccarı gibi çalışan gazetecileri Hukuk&#8217;un üstünde görmek demokrasiye hizmet eder mi? Yoksa tersine bu insanların herkes gibi kanun önünde hesap vermesi gerektiğini mi savunmalıyız?</p>
<p>Hannah Arendt&#8217;in söylediği gibi söz söylemekle başlar politik eylem. Özgürlük kavramı çoğuldur, politiktir.</p>
<p>Şiddet karşısında politik eylemin bittiği yer yine sözdür. Söz eğer zalimin elinde oyuncak olmuşsa Kalp kalesinin düşmesi de muhtemeldir. Zira Kur&#8217;an&#8217;ın ve Sünnet&#8217;in öğrettiği gibi zulüm karşısında toplu direnişin son durağıdır söz söylemek. Sonra elde kalan, imanın <strong>&#8220;en zayıf/düşük derecesi&#8221;</strong> olan kalp ile buğz etmektir&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin <strong>Hukuk&#8217;a öncelik veren bir gazetecilik anlayışına</strong> acilen ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Aşağıda eski bir gazete kupürü var. Haber eski ama kullanılan &#8220;gazetecilik tekniği&#8221; basınımızın hâlâ çok sevdiği bir teknik. Daha yeni örnekler için buraya bakabilirsiniz: <a href="http://www.nefretsoylemi.org/">http://www.nefretsoylemi.org/</a>:</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;<em>..Eşref&#8217;in Abdülhamide verdiği tavsiye aklımıza geliyor. Bu tavsiye resmini teksir etip dağıttır ki millet doya doya yüzüne tükürsün mealindedir. </em><em>Bizde yukarıdaki Nazım resmini bu gaye ile basmış bulunuyoruz</em>&#8220;</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/02/20090206_derin_dusunce_org_nazim_hikmet.jpg" alt="" width="411" height="199" /></p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse &#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="125" height="180" /></span></strong></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/28/turk-basini-hukukun-ustundedir1-nazimin-yuzune-tukurebilir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/28/turk-basini-hukukun-ustundedir1-nazimin-yuzune-tukurebilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gazeteci ve Sanatçı Hukuk’un Üstünde midir?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/10/gazeteci-ve-sanatci-hukuk%e2%80%99un-ustunde-midir/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/10/gazeteci-ve-sanatci-hukuk%e2%80%99un-ustunde-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2011 10:04:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Ergenekon Nedir?]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15118</guid>
		<description><![CDATA[Sahne 1: Paris, 5 mart 2011
Paris&#8217;ten Trablus&#8217;a gidip aynı gün geri dönen özel bir jet Fransız gümrük polislerinin dikkatini çekti. Takvimler 5 mart cumartesiyi gösteriyordu. JDD (Journal de Dimanche) gazetecilerinden Laurent Valdiguié ve bir fotoğrafçıyla beraber Ziad Takieddine çıktı uçaktan. Lübnan asıllı fransız vatandaşı Takieddin Pakistan ve Afganistan&#8217;ı &#8220;özgürleştiren&#8221; savaşlara silah satan bir tüccar. Fransız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/gazeteci.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15121" title="gazeteci" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/gazeteci-237x300.jpg" alt="" width="213" height="297" /></a>Sahne 1: Paris, 5 mart 2011</strong></p>
<p>Paris&#8217;ten Trablus&#8217;a gidip aynı gün geri dönen özel bir jet Fransız gümrük polislerinin dikkatini çekti. Takvimler 5 mart cumartesiyi gösteriyordu. JDD (<a href="http://www.lejdd.fr/">Journal de Dimanche</a>) gazetecilerinden Laurent Valdiguié ve bir fotoğrafçıyla beraber Ziad Takieddine çıktı uçaktan. Lübnan asıllı fransız vatandaşı Takieddin Pakistan ve Afganistan&#8217;ı &#8220;özgürleştiren&#8221; savaşlara silah satan bir tüccar. Fransız derin devletinin kirli çamaşırlarının ortaya saçıldığı <a href="http://www.lexpress.fr/actualite/politique/comprendre-l-affaire-karachi_938062.html">Karaçi skandalıyla</a> birlikte adı çokça anılmıştı.</p>
<p>Bu &#8220;masum&#8221; hafta sonu gezisini bozan polislerin ilk sürpirizi uçağın Libya&#8217;da kayıtlı olmasıydı. Daha da &#8220;komik&#8221; olan ise Takieddine&#8217;nin çantasından çıkan 1,5 milyon avro oldu. Günübirlik bir Trablus gezisi için yüklü bir miktar sayılabilecek bir cep harçlığı&#8230; Gümrükte deklarasyon yapılmalıydı. &#8220;Unutulmuş.&#8221; Gazeteci Valdiguié evinde Kaddafi ile yaptığı röportajı temize çekerken<span id="more-15118"></span> Takieddine 24 saat göz altında tutuldu, sonra bırakıldı. Bir soruşturma açıldı tabi, kara para aklamaktan.</p>
<p>Masrafları eli kanlı Kaddafi tarafından karşılanan özel bir jete binmiş bir gazeteciden bahsediyorum.  Yol arkadaşı ise eli kanlı bir iş adamı. Ama gazeteci şimdilik her hangi bir şey ile suçlanmadı. Çalıştığı JDD gazetesi <a href="http://www.lagardere.com/activites/eads-997.html">EADS</a>&#8216;in ait olduğu Lagardère Grubuna ait. <a href="http://www.lagardere.com/activites/eads-997.html">EADS </a> dünyanın en büyük silah imalatçılarından. Fransa&#8217;da yazılı basının %70&#8242;e yakın bir kısmı silah endüstrisinin elinde. Rezalet Nouvel Observateur ve L&#8217;Expresse tarafından duyuruldu. Lagardère Grubuna ait bir medya kuruluşu olan Europe 1 gazeteci Valdiguié ile bir &#8220;aklama&#8221; röportajı yaptı. &#8220;Zavallı&#8221; gazeteci ismini vermeden &#8220;öteki yolcunun tutuklandığından haberim yoktu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Sahne 2: Los Angeles, Mart 1977</strong></p>
<p>Roman Polanski Jack Nicholson&#8217;a ait bir villada 13 yaşındaki bir insan olan Samantha Geimer ile fotoğraf çekimi yapıyor. Çekim bitince şampanya ve uyuşturucu teklif ediyor. Kızın itirazlarına rağmen cinsel ilişkiye giriyorlar. Mahkemede Polanski ilişkiyi kabul ediyor ama tecavüz suçlamasını reddediyor. Alkol içmeye zorladığı ve uyku ilacı verdiği suçlamalarını da. ABD&#8217;den kaçıyor Polanski.</p>
<p>Dönemin Fransa kültür bakanı Frédéric Mittérand Polanski&#8217;yi destekliyor. &#8220;Eski dosya&#8221; vs diyerek sulandırmaya çalışıyor. İktidar partisi UMP&#8217;nin sözcüsü Frédéric Lefebvre de destek oluyor. SACD (Senaryo Yazarları Derneği) Polanski&#8217;ye destek için bir imza kampanyası başlatıyor. Sanatçılardan Costa-Gavras, Monica Bellucci, Fanny Ardant, Bertrand Tavernier kampanyaya imza ile destek veriyorlar. Siyasetçilerden Jack Lang ve Bernard Kouchner de destekçiler arasında.</p>
<p><strong>Sahne 3: İstanbul, Mart 2011</strong></p>
<p>&#8220;Bizim&#8221; Türkiye&#8217;de bir kaç gazeteci Ergenekon Terör Örgütü ile işbirliği yapmaktan suçlanıyorlar. Diğer gazeteciler öfkeli. &#8220;Basın özgürlüğü çiğneniyor&#8221; diye kıyamet kopuyor. Gazeteci olmaları onların masum olduklarını ıspatlıyor sanki?</p>
<p>İlk defa muvazzaf subaylar tutuklandığında <em>&#8220;vatansever gençleri neden tutukluyorsunuz?&#8221;</em> diye çıkışan insanlar geliyor aklıma. Hiç bir meslek Hukuk&#8217;un üstünde değildir diye düşünüyorum. Bir imam, bir öğretmen, bir doktor, bir gazeteci ya da bir subay tutuklanabilir. Herkes gibi avukatını görebilmelidir. Muhtemel masumiyetini ispatlamak için her türlü imkânı olmalıdır. Ama hiç bir meslek mensubu kendini mesleğinden ötürü EBEDİYEN MASUM zannetmemelidir.</p>
<p> İbret almak için Vatikan&#8217;a bakmak yeter. Yetim çocuklara, kilise korosunda şarkı söyleyenler tecavüz eden rahipler uzun süre Vatikan tarafından korundu. Artık bu suç Vatikan ile öylesine özdeşleşti ki asırlardır Katolik olan Güney Amerika&#8217;da insanlar dinlerini terk edip akın akın Protestanlığa geçiyorlar.</p>
<p>Gazeteci camiası, hele Türkiye&#8217;nin gazeteci camiası içinde niceleri var ki elleri kan içinde. Bunların yakalanması da Türkiye gazetecilerinin saygınlığını arttıracaktır, buna şüphe olmasın.</p>
<p>Eleştiri kabul etmeyen kurumlar ve kuruluşlar yozlaşır, yobazlaşır. Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin ve Vatikan&#8217;ın bu günkü acıklı durumu gazetecilerimizi düşünceye sevk etmelidir.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-15120 aligncenter" title="basin" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/basin.jpg" alt="" width="500" height="628" /></p>
<p style="text-align: left;">&#8230;Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="125" height="180" /></span></strong></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/basin.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/10/gazeteci-ve-sanatci-hukuk%e2%80%99un-ustunde-midir/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/10/gazeteci-ve-sanatci-hukuk%e2%80%99un-ustunde-midir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Taraf, Baransu Gazeteciliği ve Karargâh Kitabı</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/14/taraf-baransu-gazeteciligi-ve-karargah-kitabi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/14/taraf-baransu-gazeteciligi-ve-karargah-kitabi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 08:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>

		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13877</guid>
		<description><![CDATA[
Erden Özkant
  &#8220;Gazeteci kimdir?&#8221; sorusuna Amerikalı gazeteci Clifton Daniel şöyle cevap veriyor: &#8220;Bir olayı dosdoğru bir biçimde öğrenen, derleyen ve sonra onu en doğru ve gerçeklere uygun biçimde yazan kişidir.&#8221; Gazetecilikte temel işlevin, gerçekleri bulup, bozmadan kamuoyuna yansıtmak olduğunu göz önünde tutarak;
1) Yayınlarda hiç kimse, ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.
2) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090517_derin_dusunce_org_taraf_logo.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-4899" title="20090517_derin_dusunce_org_taraf_logo" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090517_derin_dusunce_org_taraf_logo.gif" alt="" width="176" height="108" /></a></p>
<p><strong><em>Erden Özkant</em></strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/05/20090517_derin_dusunce_org_taraf_logo.gif"></a></p>
<p>  &#8220;Gazeteci kimdir?&#8221; sorusuna Amerikalı gazeteci Clifton Daniel şöyle cevap veriyor: &#8220;Bir olayı dosdoğru bir biçimde öğrenen, derleyen ve sonra onu en doğru ve gerçeklere uygun biçimde yazan kişidir.&#8221; Gazetecilikte temel işlevin, gerçekleri bulup, bozmadan kamuoyuna yansıtmak olduğunu göz önünde tutarak;</p>
<p>1) Yayınlarda hiç kimse, ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.</p>
<p>2) Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapamaz.</p>
<p>3) Bir kamu müessesi olan gazetecilik mesleği, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edemez.</p>
<p>4) Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.</p>
<p>5) Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyar.</p>
<p>Gazetecilerin yukarıda bazı maddelerini yazdığım andını ve Basın Meslek İlkelerini okuyup bir de basınımızdaki gazetelere baktığımız zaman gerçekten şaşırmamak, ülkemiz adına <span id="more-13877"></span>üzülmemek elde değil.</p>
<p>Basınımızın en büyük sorunlarından birisi holding gazetelerinin basın dışındaki ticari işleri sebebi ile veya gelir durumları kısıtlı olan gazetelerin bir kısmının, ayakta kalabilmek için bazı kişi veya kuruluşların sesi olma yoluna gitmesi, karşılıklı olduğu düşünülen menfaatlerin var olmasıdır. Seçim dönemlerinde bunun en canlı örneklerini görebiliriz. Belirli bir zihniyeti destekleyen ve karşılığında beklentisi olan pek çok gazete vardır. Birçok gazete reklâm alamama korkusu ile elde ettiği bilgi ve belgeleri yayınlamamaktadır. Ancak 4 yıl önce Ahmet Altan kaptanlığında &#8220;Düşünmek Taraf olmaktır&#8221; sloganıyla yayın hayatına başlayan Taraf gazetesi bu tabuyu yerle bir etti. Taraf gazetesi çoğu, 1994 yılında gazeteciliğe başlayan Mehmet Baransu imzalı olmak üzere şimdiye kadar birçok belge ve bilgi yayınladı. Yayınlanan haberler Türkiye&#8217;yi şoke ederken yıllardır saklanan gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başladı ülkemizde. Şimdiye kadar yayınlanmaya cesaret edilemeyen bu bilgi ve belgelere zaman zaman Genelkurmaydan, hükümetten, muhalefetten ve yayınlanan haberleri çoğu zaman görmezlikten gelen bazı basın yayın organlarından sert tepkiler geldi. Ancak Baransu ve Taraf hiçbirine aldırmadı ve birçok önemli olayı insanlara duyurmaya devam ettiler. Yaptığı haberleri ses getiren Baransu, yazdığı kitaplarla da adını duyurdu.&#8221;Mösyö Hanefi Avcı&#8217;nın Yazamadıkları&#8221; adlı kitabı piyasaya yeni çıkan Baransu&#8217;nun 2010 Mart&#8217;ında yaklaşık 600 sayfalık Karargah kitabı çıktı Karakutu Yayınlarından. Kitapta Taraf&#8217;ta yayınlanan haberler ve haberlerin ayrıntılarının yanı sıra Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ arasında yapılan gizli görüşme, AKP ve Gülen&#8217;i Bitirme Planı çerçevesinde Islak İmza ile ilgili savcıların nasıl bir soruşturma yaptıkları, Koç Müzesinde ele geçirilen bombaların fotoğrafları, Lahika Planının perde arkasında yaşananlar, Balyoz Darbe Planının yayınlanmamış belgeleri gibi ilk kez yayınlanan belge, bilgi ve fotoğraflar da yer alıyor. İşte Taraf&#8217;ta yayınlanan ve kitapta ayrıntılarıyla anlatılan haberlerden bazı örnekler&#8230;</p>
<p>12 Haziran 2009 Cuma: Baransu imzalı &#8220;AKP ve GÜLEN&#8217;İ BİTİRME PLANI&#8221; haberine göre belgedeki imza Psikolojik Harp Dairesi&#8217;nin yeni adı olan Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Kurmay Albay Dursun Çiçek&#8217;e aitti. TÜBİTAK, Jandarma, Emniyet ve Adli Tıp raporlarında &#8220;belgedeki ıslak imza Dursun Çiçek&#8217;in el ürünüdür&#8221; tespiti yapılmasına rağmen Çiçek ısrarla imzanın kendisine ait olmadığını söyledi ve hatta savcılıktaki sorgusunda farklı imza attı. Belge, emekli yüzbaşı avukat Serdar Öztürk&#8217;ün bürosunda ele geçirildi. ‘Islak imza&#8217; tartışmaları sürerken orijinal belge ‘bir subay&#8217; tarafından soruşturmayı yürüten savcılara gönderildi. Belgede ‘Durum&#8217; başlığı altında ‘Ergenekon soruşturması&#8217; Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ni yıpratmaya yönelik girişim olarak değerlendiriliyordu. Planın ‘icra&#8217; bölümü ise şöyleydi: &#8220;Laik ve demokratik düzeni yıkarak, şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AKP Hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu başta olmak üzere radikal dini oluşumlar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmak, kamuoyunun desteğini kırmak ve faaliyetlerine son vermek üzere bilgi destek faaliyetleri icra edilecektir.&#8221;</p>
<p>Bu amaçla cemaat mensubu şahısların iş yerlerine veya evlerine silah bırakılarak &#8220;silahlı örgüt üyesi&#8221; muamelesi yapılması, AKP&#8217;nin yıpratılması için her türlü propaganda yürütülmesi öngörülüyordu.</p>
<p>26 Ağustos 2009 Çarşamba: Baransu imzalı ve Baransu&#8217;ya 2009 yılı Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü kazandıran haber  &#8221;O dört er böyle öldü: Pimini çekip bombayı verdi: Elazığ&#8217;da tim komutanı, nöbette uyuyan askere ceza olarak pimini çektiği el bombasını tutmasını emretti. Bomba patladı, 4 şehit.&#8221;</p>
<p>19 Kasım 2009 Perşembe: Baransu imzalı haber &#8220;Gayrimüslimleri vuracaklar Müslümanları suçlayacaklar: Kod adı Kafes&#8221;</p>
<p>20 Ocak 2010 Çarşamba: Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur imzalı ve gazetede birkaç gün boyunca devam eden Balyoz planı iddiaları: &#8220;1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi. &#8220;Fatih camii bombalanacaktı&#8221;, &#8220;Kendi jetimizi düşürecektik&#8221;, &#8220;200 bin kişiye tutuklama&#8221;, &#8220;Dış tehdide karşı tatbikat denen Balyoz planında iç tehdit AKP&#8217;nin devrilmesinden sonra kurulacak hükümet de var: Balyoz hükümeti&#8221;</p>
<p>22 Şubat 2010 Pazartesi: Yine Baransu imzalı haber: &#8220;Parola: Adi Başbakan: Bu akşam Erdek Deniz Üs ve garnizon komutanlığında nöbet tutacak erlere, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı hakkında Adi Başbakan dedirtilecek. Komutanlık bu ayıbı derhal düzeltmeli.&#8221;</p>
<p>Ayrıca kitapta &#8220;Paşaların Darbe Karnesi&#8221; de var. 3. Ordu eski Komutanı Org. Saldıray Berk için &#8220;her zaman aranabilir&#8221; denilen karnede paşaların &#8220;destek verecek&#8221; ya da &#8220;vermeyecek&#8221; diye isim isim fişlendiği karne.</p>
<p>İşte yukarıdaki haberler ve daha fazlası, hakkında birçok dava açılan Baransu&#8217;nun Karargâh kitabında yer alıyor. Tabii Baransu ve Taraf bu haberleri belgeleriyle birlikte yayınladıkça medyada şu sorular çok sık sorulmaya başlandı: &#8220;Orduyla, askerle ilgili olumsuz haberler yapılamazdı eskiden. Ne değişti?&#8221; &#8220;Belgeler niye hep Baransu&#8217;ya, Taraf&#8217;a gidiyor?&#8221;</p>
<p>Bir röportajında Baransu bu 2 soruya da cevap veriyor. 1. soruya Baransu&#8217;nun cevabı: &#8220;Bir kere toplum değişti. İnternet çıktı. Bugün sadece bir kısım medya yok, 2 kısım medya var ve çok sağlıklı bir şey. Toplumu yönlendirmek artık çok kolay değil. Hiçbir grupla, devletle, finansla bağı olmayan bir gazete çıktı. Ve yazılmayanları yazdı. Yazdıktan sonra, yazılabiliyormuş kanaati doğdu ve belgeler gazeteye gelmeye başladı.&#8221;</p>
<p>2. soruya Baransu&#8217;nun cevabı: &#8220;Ben, Aksiyon dergisinde çalışırken yolsuzluk haberleri yaptım. Bunların bazıları askerle ilgiliydi. Oradan tanıdıklarım var. Akaryakıt kaçakçılığını ilk kez yazan benim. OHAL döneminde Güneydoğuda gazeteci olarak bulundum. Birçok askerle tanıştım. Bunun ötesinde siz yazdıkça haber sizi buluyor. Gazeteyi buluyor. Bir kurum içinde hukuksuzluktan rahatsızlık duyan varsa ve bunun kamuoyu tarafından bilinmesini istiyorlarsa, hangi medya grubu bunu yayınlıyorsa belgeleri oraya gönderiyorlar.&#8221; Baransu ayrıca &#8221; Bu haberlerin ardından askerler arayıp bize teşekkür ediyorlar&#8221; da diyor. 2010&#8242;a damgasını vuran ve sayfa sayısı çok olmasına rağmen akıcı bir şekilde okunabilen, Karargâh&#8217;ta yaşananları çok güzel bir şekilde anlatan kitap, okumayanlar için özetle böyleydi. Ayrıca yazının başında sorduğum &#8220;Gazeteci kimdir?&#8221; sorusunun yanıtı da her türlü zorluğa ve tehdide rağmen yukarıda örneklerini verdiğim haberleri yapabilen, belgelerini yayınlayabilenlerdir.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/14/taraf-baransu-gazeteciligi-ve-karargah-kitabi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/14/taraf-baransu-gazeteciligi-ve-karargah-kitabi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Wikileaks bizi kesmez&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 16:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13750</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Becer 
Bizim millet olarak tuhaf bir tabiatımız var. Şöyle ki, tüm dünyayı ilgilendiren bir çok meseleyi es geçebilirken, belli ülkeleri olağanüstü etkileyebilecek bazı olayları büyütebiliyoruz.
&#8220;Hukukun üstünlüğü&#8221; ve &#8220;serbest piyasa ekonomisi&#8221; artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk halini almışken, bizdeki statükocu çevreler hala topu taca atmakla meşguller mesela. Tam tersi bir durumsa, wikileaks belgelerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İbrahim Becer</strong> </em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/wikileaks.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13752" title="wikileaks" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/wikileaks.jpg" alt="" width="125" height="221" /></a>Bizim millet olarak tuhaf bir tabiatımız var. Şöyle ki, tüm dünyayı ilgilendiren bir çok meseleyi es geçebilirken, belli ülkeleri olağanüstü etkileyebilecek bazı olayları büyütebiliyoruz.</p>
<p>&#8220;Hukukun üstünlüğü&#8221; ve &#8220;serbest piyasa ekonomisi&#8221; artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk halini almışken, bizdeki statükocu çevreler hala topu taca atmakla meşguller mesela. Tam tersi bir durumsa, wikileaks belgelerinde sözkonusu. İspanya için önemli olabilir; Başbakan, helikopter motoru ihalesi için ingiliz firması yerine Amerikan firmasından yana tavır almış. Ya da Almanya için; kabinede bir bakan köstebeklik yapmış. Sonra istifa etti gerçi de, bizi ilgilendiren bir tarafı yok.</p>
<p>Wikileaks hakkında en doyurucu yazıyı <span id="more-13750"></span>radikal gazetesinden Erdal Güven kaleme almış: Bu cenahın mensupları, çıkışlarını 2008 yılında Kenya&#8217;da yargısız infaz sonucu öldürülen yüzlerce insan olduğunu ortaya çıkararak yapıyorlar. Sonra arkası geliyor ve silahlı bir ABD helikopterinin 12 sivili vurma anını yakalıyorlar. Ardından Afganistan&#8217;da ABD askerlerinin beş yıl boyunca tuttuğu günlükler sızdırılıyor ve gerisi çorap söküğü gibi geliyor.</p>
<p>Bir merkezleri yok, kaç kişi oldukları bilinmiyor, bir örgüt şemasına dahi sahip değiller. Vitrinde tek bir kişi var, Avustralyalı bilgisayar korsanı Julian Assange. Hakkında rivayet çok; herşeyini bir sırt çantasında taşımasından tutun da, sürekli yer değiştirmesine kadar birçok efsaneye konu olmakta Hazret. Gerçek olan şu ki, aynı zamanda İnterpol tarafından da &#8220;taciz&#8221; suçuyla aranmakta.</p>
<p>Hani beylik bir laf vardır; &#8220;ihanet ilgi çekse de, hain sevilmez&#8221; der, bu teşekkül oluşturulurken de bu atasözü düstur alınmış gibi geldi bana. Haber kaynakları genelde çalıştığı birimleri cezalandırmak isteyenlerden müteşekkil. Zaten bombayı da Bradly Manning adında 23 yaşında bir Amerikalı er patlatıyor. İstihbarat analisti olarak görev yapan Manning, 150 ülke diplomatından gelen yaklaşık 251 bin belgeyi okuyup incelemekle görevliydi. Manning şu anda virginia&#8217;daki bir deniz üssünde yargılanacağı günü bekliyor.</p>
<p>Uzmanların görüşü, açıklanan belgeler buzdağının görünen kısmı. Asıl bombaların ileride çıkacağı  belirtilmekle beraber ilk şokun çok büyük hasara yol açmadığı aşikar. Berlusconi&#8217;nin özel hayatının ifşaatı bırakın dünyayı İtalyanları bile ilgilendirmemiş. Güzel Ülkemizin nasibine de, Başbakan ve İsviçre Bankalarındaki sekiz ayrı hesap mevzusu düştü hepsi bu. O meseleyi de halletmek son derece kolay; Hukukçular daha iyi bilecektir, haddim olmayarak söyleyeyim: &#8220;ispat külfeti iddia sahibine aittir&#8221;. Yani, bir kuruma, kişiye suç isnat ettiğiniz zaman bunu ispat etmekle mükellefsinizdir. Aksi halde, en hafifinden &#8220;müfteri&#8221; sayılırsınız ki pek hoş bir tabir değildir.</p>
<p>Tüm bu curcuna içinde benim ilgimi çeken tek karakter mekanizmayı harekete geçiren Julian Assange oldu. Adam kelimenin tam anlamıyla Trevanian&#8217;ın Nicolai Hel&#8217;i ve Jean Christophe Grange&#8217;in &#8220;ölü ruhlar ormanı&#8221; romanındaki jean Korova karakterlerinin dijital karışımı gibi. Trevanian 2005&#8242;de öldü ve vasiyeti gereği gizlice gömüldüğü için ondan bize hayır yok ama sadece Fransa&#8217;da 450 bin sadık okuru olan Grange için bulunmaz bir nimet Assange.</p>
<p>En çok kripto gönderilen ülkelerden birinin Türkiye çıkması da ayrıca şaşırttı beni. Çünkü bu ülke son birkaç yıldır şok yaşamaya şerbetlendi de ondan. Nasıl ki bizde gizem öğeleriyle süslenmiş bir cinayet olayı pek yaşanmazsa, gizli belgelerin ortaya saçılmasına da gerek görülmez. Bizde herşey alenidir. Adam cinayet işler, oturur ve polisi bekler. Yetkili mercilerde olanlar da telefonda geyik yaparken internete düşer, sen de oturur dinlersin. Biz bu konuda bürokrasiyi sevmeyiz yani. O yüzden Amerikalı Diplomatlar boşuna mesai harcamışlar.</p>
<p>Çünkü, biz Türklerin şok eşiği son yıllarda Dağlıca, Aktütün, Ergenekon, Balyoz falan derken çok yükseldi. Bu saatten sonra adrenalin salgılamamız için Tolkien&#8217;in gelip, bize el vermesi gerek. Çünkü biz &#8220;şok eşiği&#8221; konusunda çıtayı çok yukarılara taşımış bir milletin ahfadıyız.</p>
<p>Wikileaks bizi kesmez&#8230;</p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/06/wikileaks-bizi-kesmez/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Kitap: Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/09/27/dikkat-kitap-gazetecilik-neden-dibe-vurdu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/09/27/dikkat-kitap-gazetecilik-neden-dibe-vurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2010 11:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Dikkat Kitap]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Basını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11587</guid>
		<description><![CDATA[Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?
 Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk&#8230;  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><img class="size-full wp-image-11590 alignright" title="nouvelle-image" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" /></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?</p>
<p> Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk&#8230;  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>&#8230; Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>&#8220;gazeteci gibi&#8221;</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor&#8230;</p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/09/27/dikkat-kitap-gazetecilik-neden-dibe-vurdu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/09/27/dikkat-kitap-gazetecilik-neden-dibe-vurdu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tehlikenin farkında mısınız?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/09/24/tehlikenin-farkinda-misiniz-3/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/09/24/tehlikenin-farkinda-misiniz-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 08:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem Yağız</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Beyin Yıkama]]></category>

		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11527</guid>
		<description><![CDATA[
Karar verdim artık gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini hatta ikinci sayfa haberlerinin dahi ekserisini okumuyorum. Çünkü zaten habercilik denilen şeyin gerçekliğine inanmıyorum.
 Geçen sene bu zamanlar öldürülen Ceylan için yaptığımız kampanyada bir parça isyan etmiştim. &#8220;Yahu arkadaşlar Obama&#8217;nın kızına almak istediği köpeğin haberine neredeyse yarım sayfa ayıran basın en çok güvendiklerimiz dahil Ceylan için yaptığımız kampanyayı görmedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/medyanin_olumsuz_etkileri_2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-11529" title="medyanin_olumsuz_etkileri_2" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/medyanin_olumsuz_etkileri_2.jpg" alt="" width="450" height="270" /></a></p>
<p>Karar verdim artık gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini hatta ikinci sayfa haberlerinin dahi ekserisini okumuyorum. Çünkü zaten habercilik denilen şeyin gerçekliğine inanmıyorum.</p>
<p> Geçen sene bu zamanlar öldürülen Ceylan için yaptığımız kampanyada bir parça isyan etmiştim. &#8220;Yahu arkadaşlar <strong>Obama&#8217;nın kızına almak istediği köpeğin haberine neredeyse yarım sayfa ayıran basın</strong> en çok güvendiklerimiz dahil Ceylan için yaptığımız kampanyayı görmedi bile. Üstelik hepsine basın bildirisi yolladık.&#8221; diye. Fazlaca üsteleyip dertlenince bir zamanlar uzun zaman bir haber ajansında çalışmış arkadaşım şöyle demişti: Çok safsın. Sen bu sağa sola canhıraş yolladığınız bildirileri <span id="more-11527"></span>kaale alacaklarını mı sanıyorsun. Gazeteye haber hazırlayan ortalama bir muhabirin yaptığı şey şudur. Sabah bilgisayarının başına geçer falanca , filanca haber ajansının önünde beliren yüzlerce haberinden gözüne kestirdiklerini seçer. Takriben saat 11.00 e kadar da bu işi bitirmek durumundadır. Senin yolladığın metni şunu bunu görmez bile!</p>
<p> Dikkat ediyor musunuz. Hemen hemen hangi gazeteyi açarsanız açın karşınızda üç aşağı beş yukarı aynı cümleler ile belirir haberler. İster yurt içi haberler deyin ister Toplum ve Yaşam sayfaları her gün belli bir otomatiğe bağlanmışçasına önünüze gelecek haberler bellidir. Birkaç tane trafik kazası haberi, onun iki üç katı gasp, silahlı soygun, dolandırıcılık haberi ve gazete editörlerinin ilgi katsayısı ile orantılı olarak taciz, tecavüz ve cinsel sosu bol baharatlı haberler. Peki insan dediğimiz canlı bir gün mutlaka ölecekse ve 70 milyonluk ülkede her gün belli sayıda insan da trafik, cinayet gibi sebeplerle bu taktiri ilahi dediğimiz olayı gerçekleştirmek durumundaysa ve yine 70 milyonluk ülkede herkes bir melaike olmadığına göre, her gün belli miktarda adli vaka gerçekleşmesi akla mantığa aykırı olmadığına da göre, her biri manda boku kadar irilikte bu kaza ve ölüm haberlerini her Allah&#8217;ın günü bizler için bu kadar çekici, vazgeçilmez ve mutlaka okunulası kılan nedir? Üstelik tıklım tıkış gazete sayfalarını dolduran bu haberler arasına çoğu zaman küçücük de olsa insanlığa, umuda dair bir iki habercik de sıkışmaksızın! Biz &#8220;çılgın Türkler&#8221; bir gün gazete sayfalarını açtığımızda ağzı salyalı tecavüz haberleri, gasp, soygun haberleri yerine ağırlıklı olarak umut veren güzel haberleri görsek manik atak mı geçiririz? Acaba yaşadığı kurak toprakları dişiyle tırnağıyla cennete çevirmeye çalışan bir emekli öğretmenin hikayesi, Afrika&#8217;da on binlerce insanı katarakt ameliyatı ile ışığa kavuşturan bir STK ile ilgili gelişmeler ya da tek kolu ile çok başarılı bir meslek hayatını devam ettiren efsane bir doktorun son çalışmaları bizim için Konya, Ankara karayolunda yol kenarlarına saçılmış kanlı cesetlerden daha önemsiz, anlamsız, ilgiye değmez bir şey midir?</p>
<p> Gitgide üçüncü sayfalardan ikinci sayfalara terfi eden bu otomatiğe bağlanmış trajedi haberciliğinin tamamıyla hayal mahsulu bir ilgi alanı olduğunu da iddia edemeyiz öte yandan: Sokağımızda çıkan bir kavgada, acı bir fren sesiyle tüm mahalle sakinleri pencereye koşarız.  Üstelik fren sesi ne kadar acı, sokakta feryat eden kadının çığlığı ne kadar canhıraş, çıkan kavgada yükselen küfür ve kan kokusu ne kadar fazla ise daha büyük bir endişe ve merakla uzanır pencereden kafalar.  Uzanan başlar içeri girdiğinde bizlerde kalan halimize şükür etmek ile karışık bir iç sıkıntısı ve şiddetli bir güvensizlik duygusu olsa da sonuçta &#8220;gerçeğin&#8221; bu yüzünü görmeyi istemek son derece insani bir haldir. Ama böylesi bir insanlık halinin getirdiği ciddi bir handikap da var. Son derece bıktırıcı ve hep daha fazlasını görmeyi arzulatan bir gerçeklik istemi bu.</p>
<p> Bir süre sonra böylesi bir gerçekliği burundan çekmek yetmez damardan almak gerekir. Bu yüzdendir ki mesela aradan bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Münevver Karabulut cinayeti hala gazeteciler için büyük bir cazibe konusu. Onun hayatının tüm ayrıntılarını, ölümünün en trajik yanlarını defalarca döne döne trajına meze yapmış medya ordusu hala bu cinayetin yeni yeni detaylarını sunuyor sabah kahvaltı sofralarımıza. Kanlı çamaşırlar, cinayet aletine zoomlanmış görüntüler, Münevver&#8217;in yazdığı son duygu dolu mektuplar&#8230; Ellerinde olsa canlı yayında cinayet anını verecek hatta kesilen başın boyun damarlarına bile odaklayacaklar kameralarını! Çünkü trajedi müptelası olmuş ya da olduğu varsayılan bizlere 17 yaşında bir kızın öldürüldüğü haberi yetmiyor. Onun ölüm anında en son dakikada yaşadığı acıları, katiliyle yazışmalarını, kanlı tişörtlerini görmek istiyoruz. Bizlere gerçeği sunmakla görevli olduğu iddiasındaki medyanın çılgın hipergerçeklik fantezileri ile yok ediliyor olayların gerçekliği hakikat arayışımızın yanı sıra.</p>
<p> Trajedinin varlığı yadsınamasa da hayatlarımızda genellikle ne bu yoğunlukta yer alır ne de böylesine &#8220;saf&#8221; trajedidir yaşananlar oysa. Hüzün dolu pek çok hikayenin yanında umuda dair, insan olmaya dair bir küçük hikayecik daha buluruz. Sokağa çıktığımızda bir okulun bodrum katına layık görülmüş özürlüler sınıfında olanca şefkati ile çalışan bir tecrübeli öğretmenin hikayesi ile karşılaşırız mesela .Yardım alan fakirlerin kendilerine gelen yiyecekleri kendisi gibi diğer fakirlerle bölüştüğüne şahit oluruz. Izdırap ile umut, kahpelikle insanlık, korku ile kahramanlık yan yana yürür çoğu zaman. Kötülük ve trajedi ise hayatın merkezi değil olsa olsa kenarıdır. Ne kadar gazetelerin üçüncü sayfaları silme bu haberlerle dolarsa dolsun istisnadır tüm o yazılanlar, adım başı yaşadığımız hakikat değil!</p>
<p> Öte yandan gecenin geç bir vakti şöyle bir nefes almak için gittiğimiz bir kafenin sahibine bizim halkımız bu saatte yüksek volümlü tekno müzik dinlemeyi tercih eder ısrarcılığı ile eziyet ettiren, bizleri güzelim Anadolu işi konaklar yerine beton tımarhanelerde yaşamayı istediğimize ikna eden, ninemizin kilimlerini üç kuruşa sattırıp sentetik kokmuş halıflekslerle evlerimizi döşettiren, deniz kenarı yerine alışveriş merkezlerinde, çay yerine kola içerek, kadınbudu köfte yerine hamburger, aşure yerine donut yiyerek, top yerine play station oynayarak mutlu olabileceğimize inandıran modern  vesvese şeytanı habercilik denilen şeyin de trajedi pazarlamacılığı olduğuna ikna etmiş görünüyor insanlığı.</p>
<p> Bilinçli ya da bilinçsiz pek de masumane bir oyun değil haberciliğin bu türlüsü aslında. Sabah gözümüzü açar açmaz evlerimize hücum eden bunca acı, bunca kan, ölüm, tecavüz ve gasp haberi ister istemez yıkılması güç bir duvar örüyor etrafımıza: Taşlarını umutsuzluk, korku, umursamazlık ve güvenlik kaygısının oluşturduğu muhkem bir duvar. Avuç avuç tüketilen anksiyete ilaçlarına rağmen hepimizin zihni aynı tehlike çanlarını çalıyor. Hiç birimiz güvende değiliz diyor o çanlar bize daha çok korunmaya, daha çok güvenlik sistemlerine, daha çok kolluk gücüne, daha modern silahlara, daha fazla ve katı yasaya, daha çok kontrol edilmeye daha çok eğitime (devlet menşeli düşünce kontrolüne) ihtiyacımız var.  Sokak kameraları ile gözlenmeli, ihbar hatları kurmalı, kimlik bilgileri devletçe kaydedilmemiş hiçbir insan kalmamalı. Okul koridorları online internette görüntülenmeli, ivedilikle özel kuvvetler oluşturmalı&#8230;</p>
<p> Fransızların modern devlet polisleşmiş devlettir sözüne nazire yaparcasına Orwell&#8217;in Büyük Biraderine doğru koşar adım ilerliyoruz. Ali&#8217;nin topu Agop&#8217;a atmaması için daha fazla kasmaya da gerek yok artık. Ali, Agop, Berivan falan kalmayacak bu gidişle. Vatandaş 15748635 olmaya doğru giden yolları kolektif güvenlik kaygılarımızla döşüyoruz.</p>
<p> Tehlikenin farkında mısınız?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/medyanin_olumsuz_etkileri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-11530" title="medyanin_olumsuz_etkileri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/medyanin_olumsuz_etkileri.jpg" alt="" width="480" height="271" /></a></p>
<p> </p>
<p>&#8230;Bu makale ilginizi çekti ise&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank"><img class="alignright" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/nouvelle-image.bmp" alt="" width="167" height="258" /></a>Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları <strong>derinlemesine irdelemesi</strong> ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini <strong>eğlendirebilmesi</strong>… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda <strong>“gazeteci gibi”</strong> gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/09/basin_medya.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></strong></p>
<h3> </h3>
<h3><a title="Permanent Link to Gazeteci içeri, insanlık dışarı" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/">Gazeteci içeri, insanlık dışarı »</a></h3>
<div class="entry">
<div class="entry">
<div class="entry">
<p>[... Ölen parti başkanının yeğeni ile röportaj yap şimdi de muhabir bozuntusu. Ama hemen verme acı haberi. Biraz konuşsun sonra tek tesellimiz hala hayatta olması derken yeğen mikrofona pat diye maalesef şimdi haber aldım ölmüş dayınız de. Genç adam ağlasın, sen kamerayı suratına zumla. Görüyorsunuz yıkıldı yeğeni, burada insanların hali çok kötü falan diye zirvala dur [...]</p>
<h3><a title="Permanent Link to Müptezel Basın Dibe Vurmuş Dediler, Şaşırrrdım!" rel="bookmark" href="http://www.derindusunce.org/2008/12/19/muptezel-basin-dibe-vurmus-dediler-sasirrrdim/"><span style="color: #0000ff;">Müptezel Basın Dibe Vurmuş Dediler, Şaşırrrdım! »</span></a></h3>
<div class="entry">
<p> Zira o kadar derindi ki saygıdeğer basınımızın yıllardır inmekte olduğu derinlikler ve bu derunumuza dalışlar sırasında bize reva gördüğü travmatik şoklar bir türlü inilmez, bu inişlerin sonu gelmez sanırdım.<br />
 Ben ol da gör demiş Seyit Göktepe bir türlü başlamaya fırsat bulamadığım[...]</p></div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/09/24/tehlikenin-farkinda-misiniz-3/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/09/24/tehlikenin-farkinda-misiniz-3/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

