<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Derin Düşünce &#187; Amerika</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/category/amerika/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 09:41:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>11 Eylül ve ABD&#8217;nin Korku Krizi (2)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 12:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21504</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed name="tvnet.tv.tr" width="400" height="326" allowfullscreen="true" src="http://tvnet.tv.tr/player.swf" flashvars="file=http://tvnet.tv.tr/flv/6625d59348.mp4&#038;image=http://tvnet.tv.tr/flv/resim/anlamak_icin3dc1576d8a.jpg");" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"></embed></p>
<p>&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/19/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>11 Eylül ve ABD&#8217;nin Korku Krizi (1)</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 16:01:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Psikopatlar]]></category>

		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21509</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><embed name="tvnet.tv.tr" width="400" height="326" allowfullscreen="true" src="http://tvnet.tv.tr/player.swf" flashvars="file=http://tvnet.tv.tr/flv/9328.mp4&#038;image=http://tvnet.tv.tr/flv/resim/11_eylul_0046268119a7c-bae1-4219-8c6f-810bac968878.jpg");" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"></embed><br />
&#8230; Bu konuda okumak için&#8230;  </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"> <span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/17/11-eylul-ve-abdnin-korku-krizi-1/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Eşek, insan ve savaş&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/04/05/esek-insan-ve-savas/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/04/05/esek-insan-ve-savas/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 04:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berivan K.</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Savaş]]></category>

		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21302</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;
Amerika Tedavi Edilebilir mi?
 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? 
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/insansiz_amerikan_saldirganligi.jpg"><img class="size-full wp-image-21301 aligncenter" title="insansiz_amerikan_saldirganligi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/04/insansiz_amerikan_saldirganligi.jpg" alt="" width="450" height="342" /></a> </p>
<p> </p>
<p>&#8230; E-Kitap okumak için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/04/05/esek-insan-ve-savas/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/04/05/esek-insan-ve-savas/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kriz çıkarma özgürlüğü</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 21:34:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=21267</guid>
		<description><![CDATA[
ABD&#8217;de emlâk krizi patlamadan önce Goldman Sachs müşterilerini bu sektöre girmeleri için teşvik ediyordu. Fakat aynı Goldman Sachs &#8220;Abacus&#8221; adlı bir finansal ürün kanalıyla emlâk sektörünün çöküşüne oynamaktaydı. Bir başka deyişle emlâk sektörünün çökeceğini bile bile müşterilerini yatırım yapmaya itti. Hatta bu firmanın devasa büyüklüğü ve spekülatif &#8220;karizması&#8221; dikkate alınırsa çöküşe oynamasının krizi DOĞRUDAN tetiklediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ekonomik_kriz.jpg"><img class="size-full wp-image-21268 aligncenter" title="ekonomik_kriz" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/ekonomik_kriz.jpg" alt="" width="385" height="288" /></a></p>
<p>ABD&#8217;de emlâk krizi patlamadan önce Goldman Sachs müşterilerini bu sektöre girmeleri için teşvik ediyordu. Fakat aynı Goldman Sachs &#8220;Abacus&#8221; adlı bir finansal ürün kanalıyla <strong>emlâk sektörünün çöküşüne oynamaktaydı</strong>. Bir başka deyişle emlâk sektörünün çökeceğini bile bile müşterilerini yatırım yapmaya itti. Hatta bu firmanın devasa büyüklüğü ve spekülatif &#8220;karizması&#8221; dikkate alınırsa çöküşe oynamasının krizi DOĞRUDAN tetiklediği söylenebilir.(1)</p>
<p> Dev firma sahtekârlıkla suçlandı. 15 temmuz 2010&#8242;da ufak bir ceza ödeyerek yöneticilerini akladı. Ceza miktarı 550 milyon dolarcıktı yani firmanın iki veya üç haftalık kârı kadar. Bu kadar ufak bir para 2009&#8242;da dağıttığı primlerin 50&#8242;de biri bile etmiyordu!</p>
<p>Goldman Sachs böyle yapıyordu çünkü para kazandırabildiği müşterilerinden aldığı ücretten çok daha fazlasını işlemlerden alıyordu. Yani küçük oyuncular kazansa da kaybetse de Piyasa&#8217;nın dalgalanmasıydı onlara kâr ettiren. Haliyle <strong>yatırımcıların <span style="text-decoration: underline;">panik</span> ile <span style="text-decoration: underline;">aşırı iyimserlik</span> hali arasında gidip gelmesi gerekiyordu</strong>. Bu korku/coşku halini sürdürme gücü de onların elindeydi. Yani finansal bilgiyi üretirken bu bilgiyle başkalarının servetlerini de yöneten, bu servetin yatırıldığı Piyasa&#8217;da bizzat kendi adına da oynayan hep aynı aktördü: Goldman Sachs. Elbette bu durum kanunlara aykırı idi. 1930 krizinden bu yana finansal eşkiyalığın önüne geçen bir sürü yasa yapmıştı ABD. (Örneğin <a href="http://www.archive.org/details/FullTextTheGlass-steagallActA.k.a.TheBankingActOf1933">Glass-Steagall Act)</a> Ama Goldman Sachs <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCYQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2012/01/10/usa-demokrasi-mi-oligarsi-mi-goldman-sachs/&amp;ei=t-Z2T66fIOmc0QWms6ioDQ&amp;usg=AFQjCNGe945URFfA8pZGvcC6ITxVqPEKYA&amp;sig2">Amerikan oligarşisi içine yerleştirdiği kurmayları sayesinde</a> Adalet&#8217;in de üzerine çıkmıştı artık; her türlü devlet denetiminden denetiminden kurtulmuştu. (Hâlen de bu durum sürmekte)</p>
<p>Özetle ciğer kediye emanet edilmişti. Kedi ciğeri korursa kazanacak, yerse daha çok kazanacaktı. <strong>Obur kedi Goldman Sachs ciğeri sahibiyle beraber yuttu!</strong></p>
<p><strong>Goldman Sachs </strong>kazandı. Peki kim kaybetti? <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCYQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2012/03/31/cocuklari-sokaga-atma-ozgurlugu/&amp;ei=FmJ3T83UCcm38QOE3oDSDQ&amp;usg=AFQjCNGeBprWGPyRLkLCusyuY6WKE0xePQ&amp;sig2=HoKwP3c1eq">Ev borcunu ödemediği için sokağa atılanlar</a> <strong>kaybetti</strong>. Goldman Sachs&#8217;a güvenip Emlâk borsasına <span id="more-21267"></span>yatırım yapanlar <strong>kaybetti</strong>. &#8220;Subprime&#8221; denilen riskli emlâklarda başlayan kriz bütün Amerikan emlâk sektörünü sardı. Bu alandaki işçiler, taşeron firmalar <strong>kaybetti</strong>. Panik havası borsadaki saydam olMAyan bileşik ürünler yüzünden diğer sektörlere yayıldı. (ki bu da ayrı bir suçtu) Bütün Amerikan halkı <strong>kaybetti</strong>. Kriz diğer gelişmiş ülkelere yayıldı. <strong>Çünkü bu ülkelerin bankaları da ahlâksızlık yapıyorlardı</strong>. Ulus-devletler onlara ceza vermek yerine finansal eşkiyalığı yasallaştırdılar. Neticede  &#8220;subprime&#8221; kelimesini hayatında duymamış, Goldman Sachs&#8217;ın ne olduğunu bile bilmeyen sıradan Avrupalılar da <strong>kaybetti</strong>. ABD ve Avrupa&#8217;da yatırımlarla birlikte istihdam geriledi, çalışanlar <strong>kaybetti</strong>. Bu ülkelere mal satan Türkiye gibi ülkeler dış ticaret sebebiyle dolaylı olarak etkilendiler ve potansiyel kazançtan <strong>kaybettiler</strong>.</p>
<p> Krize sebep olan bankacıları kurtarmak için Atlantik&#8217;in her iki yakasında 700-800 milyar dolar harcandı. Çünkü ulus-devletler bankaların batmasını göze alamazlardı. Peki bu kurtarma parası kimin cebinden çıktı? Vatandaşların ödediği vergilerden. Böylece gelecek on yılların yol, köprü, okul, hastahane parası, yaşlıların emeklilikleri de Goldman Sachs ve saz arkadaşlarına kurban edilmiş oldu. Yukarıda <strong>&#8220;&#8230; kaybetti&#8221;</strong> diye andığımız gruplar bu yolla ikinci bir kez daha feci şekilde soyulmuş oldular.</p>
<p>Temiz iş değil mi? Sanırım insanlık tarihinin en büyük soygununa tanık olduk.  <strong><em>&#8220;Gel yazı tura oynayalım&#8221; </em></strong>diyor Goldman Sachs. <strong><em>&#8220;Yazı gelirse ben kazanacağım, tura gelirse sen kaybedeceksin!&#8221;</em></strong></p>
<p>Tabi insanların rızkıyla bu kadar çok oynayınca sonuçların ekonomiyle sınırlı kalması imkânsızdı. Maddî güçlerinden yoksun bırakılan küçük yatırımcılar, işini kaybeden insanlar ve fakirleşen ulus devletler yeni bir dünyaya zemin hazırlamaktalar: Piyasa&#8217;nın demokrasiyi ezdiği bir düzen (=kaos) kuruluyor. Ulus-devletler direnemiyorlar. Zira bir çok gelişmiş ülkede finans, ekonomi, hazine bakanlıkları Goldman Sachs&#8217;ın ortaklarının ve/veya eski müdürlerinin elinde. (Bkz. <a title="Permanent Link to YAKINDA: Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!" href="http://www.derindusunce.org/2011/12/21/yakinda-avrupa-isgal-altinda-bir-ulke-gibi/">Avrupa? İşgal altında bir ülke gibi!</a>) Liberal düşünür Hayek&#8217;in Şili&#8217;li bir gazeteciye söylediği şu sözleri hatırlayalım:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> &#8221;Şahsen liberal bir diktatörü liberal olmayan demokratik bir hükümete tercih ederim&#8221; (<strong><em>&#8220;Personally I prefer a liberal dictator to democratic government lacking liberalism.&#8221;</em></strong>)</p>
<p> Artık bu teorik tercih ete kemiğe büründü, cisimleşti, sadece dünya ekonomisine değil dünya siyasetine de şekil vermekte. Sayın Piyasa&#8217;nın ulus-devletlere baskısı halkların oyu kadar, hatta bazen daha fazla. Biz Avrupa&#8217;da yaşayanlar <strong><em>&#8220;Piyasa şu kanunu sevdi, filan başbakanı sevmedi&#8221;</em></strong> gibi manşetlere alışmaya başladık. Gelecek onyıllarda ABD ve Avrupa&#8217;da demokrasinin gerilemesi ihtimal dahilinde. Halkın gücü Piyasa&#8217;ya devrediliyor. Çünkü bazı liberallerin zannettiği gibi liberalizm demokrasinin ön koşulu/müttefiği değil. Tersine, <strong>liberalizm demokrasinin bir alternatifi</strong>. Liberalizm ideoloji haline geldikçe, doktrin maksimum noktaya yaklaştıkça yoluna çıkan engelleri silip süpüren bir tsunamiye benziyor. Demokrasi (halkın gücü) ile Piyasa&#8217;nın gücü çekişme haline giriyor. Aslında bu yeni bir durum ya da bir sır değil. Eskiden beri liberal düşünürlerin açıkça savunduğu ideolojik bir duruş:</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;&#8230;<em>Maksadımız asla demokrasiyi fetiş hale getirmek değildir&#8230; Demokrasi esas itibariyle, dâhili sulhu ve ferdi hürriyeti korumak için bir </em><strong><em>vasıta,</em></strong><em> faydalı bir </em><strong><em>usuldür</em></strong><em>. Bir vasıta olarak da, </em><strong><em>asla hatadan salim değildir.</em></strong><em> Unutmayalım ki, mutlakıyetçi bir idare altında bazı demokrasilerdekinden daha fazla fikir ve kültür hürriyeti bulunduğu vakidir. ( Hayek, <a href="http://www.derindusunce.org/2011/10/13/hayek%25E2%2580%2599in-kolelik-yolu%25E2%2580%2599nda-otostop%25E2%2580%25A6/">Kölelik Yolu</a>, sf. 114)</em></p>
<p>Aslında bu noktada iki farklı özgürlük fikrinin çatışmasına tanık oluyoruz. Liberallerin özgürlüğü ile demokratların özgürlüğü arasında büyük bir uçurum var. Liberaller &#8220;özgürlük&#8221; deyince mülkiyet hakkı,  alıp satma, yatırım yapma gibi ekonomik özgürlükleri anlıyorlar. Bu uğurda diğer özgürlükleri harcamaya hazırlar:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Piyasa&#8217;nın iç dengelerine ve özel mülkiyete saygı bireyi bağlayan yegâne kural olmalıdır. Piyasa&#8217;nın vatandaşlarca yapılacak kanunlarla düzenlendiği <strong>demokrasi bireysel özgürlükler için bir tehlikedir.</strong>&#8220;( Hayek , Law, Legistlation and Liberty, 1973)</em></p>
<p>Hayek&#8217;in teoride savunduğu ideoloji artık günlük hayatımızın bir parçası. <a href="http://www.derindusunce.org/2011/11/09/yunanistan-kumar-masasinda-utulurken/">Şimdi Yunanistan ütülüyor</a>. Ama yalnız değil. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCcQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/11/21/avrupa-muz-cumhuriyeti%25E2%2580%2599nde-darbe-mevsimi/&amp;ei=CMh1T_anKoj98QOf2uHgDQ&amp;usg=AFQjCNFoHWWqE4FWd_hlO6QQeB7">İtalya&#8217;da bir piyasa darbesi yapıldı</a>. Portekiz, İspanya, İrlanda sırada. İzlanda&#8217;nın durumu da parlak değil. Goldman Sachs gibi obur kedilerin hem ciğeri hem de sahibini yediği bu asırda ekonomik faaliyetlerin kanun üzeri görülmesi sanırım daha da netleşiyor örneklerden sonra. Kendini &#8220;uygar&#8221; ilân etmiş olan Batı ciddî bir yer sartıntısı geçiriyor. İnsan hakları, Tabiatın korunması, Adalet, vatan sevgisi gibi Amerikan dolarına çevrilemeyen değerler yok sayılıyor. Bunların yerini satın alma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span>, sahip olma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span> ve satma <span style="text-decoration: underline;">hakkı</span> gibi değerler alıyor. Batı zihniyet değiştiriyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>&#8220;Avrupalı siyasetçiler yakın zamana kadar Çin&#8217;i de eleştirebiliyorlardı. Meselâ işkenceleri, <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CDQQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D/&amp;ei=JHF3T-msO6iu0QXGvpyfDQ&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4Anih" target="_blank">işçi sömürüsünü</a>, Tibet&#8217;in işgalini&#8230; Ancak Avrupa ekonomisi fonlar ve IMF kanalıyla Çin&#8217;e bağımlı hale gelirken/getirilirken bazı taşların da yerinden oynayacağı muhakkak. İnsan hakları ve tabiat gibi &#8220;alınıp satılmaz&#8221; varlıkları koruyan kanunlar da artık bir tür piyasada arz-talep dalgalanmalarına maruz kalacak. <strong>Hukuk&#8217;a ikame edilen Piyasa günlük hayatımızı doğrudan etkileyecek.</strong><strong> [...]</strong>Zira &#8220;AB&#8217;yi krizden kurtarma&#8221; operasyonu basit bir ticarî çıkar ilişkisi içinde değerlendirmek hata olur. Miktarların yüksekliği ister istemez &#8220;yapısal&#8221; bazı neticelere gebe. Açalım: Fransız ve Alman <a href="http://www.lemonde.fr/europe/article/2011/10/27/l-europe-sollicite-l-aide-des-pays-emergents_1594284_3214.html">uzmanlara göre</a></em><em> halen AB&#8217;nin kamu borcunun 500 milyar avroluk bir bölümü zaten Çin&#8217;den alınmış. Dış ticaret fazlası sayesinde Çin&#8217;in elinde biriken 3200 milyar dolar ise esas olarak Amerikan doları. ABD&#8217;ye güveni giderek azalan Pekin bütün yumurtaları aynı sepete koymaktan bıktı ve fazla alternatifi de yok. 2010 yılında AB&#8217;nin GSMH&#8217;sının 12.268 milyar avro olduğunu dikkate alırsak Çin&#8217;den gelen bu desteğin(?) ne derecede &#8220;yapısal&#8221; sonuçlar doğurabileceği daha net anlaşılabilir sanıyorum.&#8221;</em> (<a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCcQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/28/surdurulebilir-serefsizlik-cin-ve-%25E2%2580%259Cyeni%25E2%2580%259D-avrupa/&amp;ei=GmZ3T92UAtSQ8gPrnOnMDQ&amp;usg=AFQjCN">Sürdürülebilir Şerefsizlik: Çin ve Avrupa</a>)</p>
<p> <strong>Sonuç</strong></p>
<p>Ne Hayek ne de Goldman Sachs gibi firmaları &#8220;şeytan&#8221; ilân etmek istemiyorum. Sanırım Batı&#8217;nın en büyük düşmanı batılı insan modeli oldu. Kendini özel hayatına hapseden, lüks tüketime, konfora odaklanan batılı insan politikadan uzaklaştı. Bu refah toplumunun bireyleri diğer insanların dertlerine duyarsızlaştı. <a href="https://www.google.com/search?hl=en&amp;q=tocqueville+site:derindusunce.org">Alexis de Tocqueville</a>&#8216;in iki asır önce öngördüğü gibi yeni bir totaliter rejime zemin oldu bu duyarsızlık. (Bkz. <a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=2&amp;ved=0CDgQFjAB&amp;url=http://www.derindusunce.org/2010/06/05/dikkat-kitap-liberalizmin-kara-kitabi/&amp;ei=dG53T4_iOOHF0QXz85WqDQ&amp;usg=AFQjCNHRmGVdTaElhLK6Y4VxgWTqlCE2cw&amp;sig2=C65k">Liberalizmin Kara Kitabı</a>) Hitler&#8217;in üstün ırk(!) modeli, Stalin&#8217;in, Mao&#8217;nun komünist partizanları vardı. Tektipleştirilmişti insanlar; korkuyla, polis baskısıyla vicdanları susturulmuştu. Robot gibilerdi. Batı&#8217;nın refah toplumunda ise insan &#8220;tüketici&#8221; kalıbında eritildi. Bir isteme makinesi haline getirildi.</p>
<p>Reklâm afişlerini, film ve sloganlarını biraz inceleyenler 1930&#8242;ların totaliter propagandasıyla bizim reklâmlarımız arasındaki ürkütücü benzerliği görebilir. Bolluk içinde yaşanmakta olan bu baskı korkarım kelimelerin kaybı ile başladı. Adına ne dersek diyelim, özgür irade, hürriyet, özgürlük&#8230; İnsan’ı hayvandan ve makinelerden ayıran yegâne vasıf kayboldu. Zira <a href="http://www.google.fr/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CCIQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.derindusunce.org%2F2010%2F10%2F05%2Fhayvan-serbesttir-insan-ozgurdur%2F&amp;ei=uRKMTov1CMmnhAfTtZmbDQ&amp;usg=AFQjCNFu8nfUFaLoZMqvQwnfcpOvAztz2g&amp;sig2=DHdQjPXWeOzCbfwazJq4WQ">hayvan serbesttir (liberty) ama insan özgürdür (freedom)</a>.  Bu kelime zihinlerimizde hakiki mânâsından koptu, hayvanî bir özellik olan serbestlik ile İnsan&#8217;a has olan Özgürlük&#8217;ü birbirine karıştırdık:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><em>&#8220;&#8230;</em></strong><strong><em>Özgürlük</em></strong><em> kavramını zenginlerin alıp satma serbestliğine, tilkinin kümesteki &#8220;özgürlüğüne&#8221; eşitledi liberaller. Ama bu hayvanî özgürlükten başka bir de insanî özgürlük var. Gözden kaçırmayalim derim.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Özgürlük serbestlik değildir. Maddî çıkarlarımıza uygun olsa bile bazı şeyleri sırf &#8220;yanlış olduğu için&#8221; yapmayı reddedebilmektir özgürlük. Vicdanın sesini duyup patrona, topluma, devlete kafa tutabilmektir. İşkence yapması emredilen bir polis amirine ve kanunlara direnebilirse özgürdür.  Çünkü &#8220;teknik&#8221; olarak mümkün olan şeyi yapmakta serbestiz, en az hayvanlar kadar. Devlet evlerimizi, telefonlarımızı dinlemekte serbest. Biz çevreyi kirletmekte serbestiz. Silah üreten firmaların hisse senetlerini satın alıp savaşlara ortak olmakta serbestiz.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bir insan için özgürlük canının her istediğini yapmak değil daha &#8220;yüce&#8221; değerler uğruna &#8220;alçak&#8221; değerlerden vaz geçebilmek olmalıdır. Soljenitsin&#8217;in deyimiyle </em><em><strong>&#8220;başkalarının mutluluğu için kendi arzularına sınır koymak&#8230;&#8221;</strong></em><em> Mutlaka çok büyük fedakârlıklar aramaya gerek yok&#8230;&#8221; </em>(<a href="http://www.google.com/url?sa=t&amp;rct=j&amp;q=&amp;esrc=s&amp;frm=1&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CDQQFjAA&amp;url=http://www.derindusunce.org/2011/10/05/ticari-bir-mal-olarak-%25E2%2580%259Cadalet%25E2%2580%259D/&amp;ei=JHF3T-msO6iu0QXGvpyfDQ&amp;usg=AFQjCNGHl5KI_CBXWO4Anih">Ticarî bir mal olarak &#8220;Adalet&#8217;</a>)  </p>
<p> </p>
<p> <strong>Dipnotlar</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"> <strong>1°</strong> Sermaya piyasalarında büyük aktörlerin yatırım kararları ve/veya tahminleri sadece &#8220;bilgi&#8221; değildir. Kendini gerçekleştiren birer kehânettir. Meselâ Georges Soros&#8217;un Fransız frangına karşı spekülasyon yaptığı, bu yolla tek başına Fransa&#8217;da enflasyonu körüklediği yılları hatırlayın. Bir merkez bankası müdürünün sözleri  ya da en büyük sanayicilerin iyimser/karamsar tahminleri de böyledir.</p>
<p> </p>
<p>… Bu konuda e-kitap …</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><strong>Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p style="text-align: justify;">Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><strong><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></strong></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a> </p>
<p> </p>
<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Ey Kapitalizm! Kara Sevdam! / Charles Allen Scarboro</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-21167" title="kapitalizm_kara_sevdam" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam-161x300.jpg" alt="" width="148" height="255" /></a>Ne gariptir ki Türkiye’de hemen her kesimden insanı kolaylıkla birleştirebilen bir slogan var: <strong><em>“Kapitalizme Hayır!”</em></strong><em>.</em> İslâmcı, komünist, ülkücü, Kemalist… Yürüyüşler yapıyorlar. Seminerler düzenliyorlar. <strong><em>“Küresel sermayeye geçit yok!” </em></strong>. İşçilerin sömürülmesinden Afrika’daki açlığa, ortadoğudaki petrol savaşlarından dünyanın kirlenmesine kadar her taşın altından çıkan bir düşman bu. İyi ile kötü arasında bir çizgi çekmek, kötüleri “öteki tarafta” bırakmak… O kadar kolay mı?</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>“Ah keşke her şey o kadar basit olsaydı. Bütün kötülükleri içi kararmış birileri yapsaydı ve bütün mesele onları bulup yok etmekten ibaret olsaydı. Ne var ki </em><strong><em>İyi</em></strong><em> ile </em><strong><em>Kötü</em></strong><em> arasındaki çizgi her insanın kalbinden geçiyor. Kim kendi kalbinin bir parçasını yok etmek ister?” </em><em>(Soljenitsin)</em></p>
<p>Okuyacağınız bu kitap insanların para ile, tüketim ile kurdukları ilişkiye ışık tutuyor. Charles Allen Scarboro’nun Karl Marx ve Max Weber’in fikirlerinden de isitifade ederek hazırladığı özgün bir çalışma. Scarboro İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı. Akademik birikiminin yanı sıra kapitalizmin anavatanından gelmesi, <strong>“içimizde yaşayan bir öteki”</strong> olması bu kitaba ayrı bir lezzet katıyor.  <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2012/03/kapitalizm_kara_sevdam.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2012/03/31/kriz-cikarma-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Piyasa Demokrasiyle Savaşırken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 13:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Kriz Çıkarma Özgürlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=19435</guid>
		<description><![CDATA[ 
Liberalizm Demokrasiyi Susturunca
Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="300" height="233" src="http://www.youtube.com/embed/XFYoY7rzJtM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizm Demokrasiyi Susturunca</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignright size-medium wp-image-18938" title="liberalizm_demokrasi_kitap" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasi_kitap-203x300.jpg" alt="" width="133" height="191" /></span></a>Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama <strong>batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar.</strong> Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? <strong>Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? </strong>Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/10/liberalizm_demokrasiyi_susturunca.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Liberalizmin Kara Kitabı</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="123" height="173" /></span></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/11/16/piyasa-demokrasiyle-savasirken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liberal Totalitarizm(4): Ayı yavrusunu severken öldürür</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/liberal-totalitarizm4-ayi-yavrusunu-severken-oldurur/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/liberal-totalitarizm4-ayi-yavrusunu-severken-oldurur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 14:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AB]]></category>

		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Batı]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ulus-Devlet]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18502</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kusursuz bir demokraside yaşıyoruz. Herkes istediğini yapmakta özgür. Ama insan, tabiatı gereği özgürlüklerini kötüye kullanır yani ötekilerin özgürlüklerini çiğner. Özgürlük için en büyük tehdit yine özgürlüktür. Peki özgürlüğü kendisinden korumak için ne yapmalıyız? Herkesin güvenliğini sağlamalıyız. Güvenlik demek korumak demektir. Korumak demek gözetlemek demektir. Gözetle(n)mek özgürlüktür. Korumak sınır koymaktır. Sınırla(n)mak özgürlüktür.&#8221; (Jean-Christophe Rufin, Globalia)
 Avrupalılar demokrasi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18504" title="korku_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="236" height="314" /></a>&#8220;Kusursuz bir demokraside yaşıyoruz. Herkes istediğini yapmakta özgür. Ama insan, tabiatı gereği özgürlüklerini kötüye kullanır yani ötekilerin özgürlüklerini çiğner. Özgürlük için en büyük tehdit yine özgürlüktür. Peki özgürlüğü kendisinden korumak için ne yapmalıyız? Herkesin güvenliğini sağlamalıyız. Güvenlik demek korumak demektir. Korumak demek gözetlemek demektir. Gözetle(n)mek özgürlüktür. Korumak sınır koymaktır. Sınırla(n)mak özgürlüktür.&#8221;</em> (<a href="http://www.evene.fr/livres/livre/jean-christophe-rufin-globalia-10211.php">Jean-Christophe Rufin, Globalia</a>)</p>
<p> Avrupalılar demokrasi ve insan hakları konusunda bir çok iyi işe imza attılar ama kibirliler. Özeleştiri yapmadıkları için çok büyük bir tehlikenin farkında değiller. Nedir?</p>
<p> Vatandaşların bitmek tükenmek bilmeyen güvenlik talebi sebebiyle özgürlüklerin etrafındaki duvarlar gittikçe yükseliyor ve kalınlaşıyor Avrupa&#8217;da. <strong>Özgürlükleri korumak için özgürlüklerden fedakârlık edilmesine gittikçe alışıyoruz.</strong> Kendi kendini besleyen kısır bir döngünün içindeyiz: Yedikçe acıkan, içtikçe susayan bir yaratık gibi. Fikrî bir devrim olmaz ise gelecek onyıllarda duvarların kalınlığından dolayı içinde boşluk kalmayan bir eve dönecek Avrupa.</p>
<p> Örnek? 11 Eylül saldırısından sonra İngiltere&#8217;nin çıkardığı terörle mücadele yasalarına bakın. Fransa&#8217;da (<a href="http://www.conseil-constitutionnel.fr/conseil-constitutionnel/francais/les-decisions/acces-par-date/decisions-depuis-1959/2008/2008-562-dc/decision-n-2008-562-dc-du-21-fevrier-2008.12318.html">Rétention de sûreté</a>) ve Almanya&#8217;da (<strong><em>Sicherungsverwahrung</em></strong>) cezası bittikten sonra bile <strong><em>&#8220;potansiyel tehlike arz etmesi&#8221;</em></strong> sebebiyle salıverilmeyen mahkûmlar, Fransa&#8217;da çocuk yuvalarında küçük yaramazların fişlenmesine kadar uzanan abuk subuk güvenlik yasaları ve son on yıldır sürekli sertleşen ceza kanunu, Hollanda, Norveç, Avusturya&#8217;da yükselen ırkçılık ve islamofobi, Fransa&#8217;daki çarşaf yasağı&#8230; Ama devletin <strong><em>&#8220;güvenlik üretmesi&#8221;</em></strong> talebi saldırıların engellenmesi ile sınırlı değil. Deli dana hastalığı, kuş gribi, domuz gribi, İspanyol hıyarındaki  ekoli bakterisi derken <strong><em>gıda güvenliği</em></strong> etrafında yükselen mevzuat duvarları tarımı, küçük esnafı boğmakta. Görünmez düşmanlara karşı duyulan korku <strong>GERÇEK</strong> tehlikelerin <strong>GERÇEK</strong> sonuçlarıyla orantılı değil:<span id="more-18502"></span></p>
<ul>
<li>Yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan AIDS hastalığı,</li>
<li>Fransa&#8217;nın şampiyon olduğu trafik kazaları,</li>
<li>İskandinavya ve ingiltere&#8217;nin korkulu rüyası olan aşırı alkol tüketimi,</li>
<li>Bütün Avrupa&#8217;nın belâsı sigara bağımlılığı</li>
</ul>
<p>kesinlikle bu görünmez düşmanlar kadar korkutmuyor. Avrupa&#8217;da <strong>GERÇEK</strong> olan tek şey psikoz. Korkularımız var ve vasat bir Avrupalı için &#8220;iyi devlet&#8221; demek daha kalın, daha yüksek duvarlar demek. Avrupa hükümetlerinin <strong><em>&#8220;güvenlik&#8221;</em></strong> <strong><em>adına hukuktan ödün vermesi</em></strong> halkı o kadar rahatsız etmiyor. Tocqueville&#8217;in <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=455685">Amerika&#8217;da Demokrasi</a>  adlı kitabını yazarken 150 yıl önce öngördüğü o toplum sanki oluşuyor  :</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8220;<em>Birbirine benzeyen, &#8220;eşit&#8221; insanlar görüyorum küçük ve sıradan hazlar peşinde, hiç dinlenmeden kendi etraflarında dönüyorlar. İçlerini, ruhlarını dolduruyorlar bu hazlar ile.Her biri ötekilerle arasına bir mesafe koymuş, onların başına gelen şeylere kayıtsız, yabancı gibi. Çocukları ve yakın arkadaşları onun için bütün insanlığı teşkil ediyor. Kendi ülkesinin vatandaşları? Hemen yanındalar ama onları görmüyor. Dokunuyor ama neredeyse hissetmiyor. Sadece benliği var ve benliği için var.</em>&#8220;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_3-liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18506" title="korku_3-liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_3-liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="235" height="165" /></a> Artık mevcut tehditlerin bertaraf edilmesi yetmiyor. Geleceği, kaderimizi kontrol etmesini bekliyoruz devletten.  Neden? Alıp satma, yiyip içme özgürlüğümüzü muhafaza etmesi için! Ayağımıza altın prangalar vuruyoruz ama hemen herkes mutlu. Şikayet eden, alarm ziline basan üç beş aydın ise &#8220;paranoyak&#8221; damgası yiyor. Tabi ABD&#8217;nin durumu da çok parlak değil. Onlar da kelimelerini ve akıllarını kaybediyorlar gittikçe: ABD tarihinde beyaz adamın özgürlüklerini EN FAZLA sınırlayan yasanın adı &#8220;Vatansever Yasa!&#8221; (Patriot Act) Savaşı &#8220;Önleyici Savaş&#8221; diyorlar, &#8220;Homeland security&#8221; adına sürekli iç düşman üretiyorlar&#8230; <strong>Amerikalılar hiç bu kadar çok para harcamamışlardı güvenlik için ve hiç bu kadar çok korkmamışlardı.</strong> Gerçek hayattan koparak sanal bir gerçekliğe(!) kayıyorlar giderek.</p>
<p> Bir komplo mu bu? İsviçre&#8217;nin lüks otellerinde şişman adamlar puro içerek hakkımızda planlar mı yapıyorlar? Sanmıyorum. Hatta tam tersi, merkezî bir kontrolü olmayan acayip bir güvenlik makinesinin varlığını hissediyorum sadece. Bizim korkularımız ve açgözlülüğümüzle beslenen, dağı<strong>T</strong>ık (=distributed) bir makine, dinamik bir network. <strong>&#8220;</strong><a href="http://www.derindusunce.org/2011/08/03/liberal-totalitarizm2adolf-hitler-reloaded/"><strong>Adolf</strong> <strong>Hitler Reloaded</strong></a><strong>&#8220;</strong> başlıklı bölümde şöyle demiştim:</p>
<p style="padding-left: 30px;"> <em>&#8220;1930 model devletler halkı </em><strong><em>BİR-leştirmek</em></strong><em>, tektipleştirmek için korkular ve nefretler icad etmişlerdi: Bolşevizm korkusu, Bölünme korkusu, Yahudi korkusu, Ermeni nefreti, Kürt nefreti, Burjuva nefreti&#8230; 1980&#8242;lerden itibaren dünyaya hakim olmaya başlayan </em><a href="http://www.derindusunce.org/category/liberal-totalitarizm/">liberal totalitarizm</a><em> ise tersini yaptı, <strong>TEHDİT</strong> yerine <strong>FAYDA</strong>&#8216;da birleştirdi bizi: Refah, zenginlik, lüks ve güvenlik. Zahirî güzelliklerine rağmen bu hedefler de bizi aynı noktaya götürüyor: </em><em>Bir kez daha <strong>BİR-leşmek</strong> = </em><em>Bütün insanlarda ortak olana indirgenmek&#8230; Yani nefsanî arzu ve korkularda </em><em>BİR-leştik bir kez daha, AYNI-laştık. Bir farkla: Eskiden &#8220;ulusal&#8221; bazda olan totaliter sistem artık küresel.&#8221;</em></p>
<p><strong> </strong><strong>Devlet-Birey ilişkisi yeniden düzenleniyor</strong></p>
<p>İnsanlar birer isteme makinesi haline gelirken devletler de birer verme makinesi oldular. Ama <strong><em>müşterileşen vatandaşın</em></strong> yol açtığı Piyasalaşma ortamında <strong><em>ulus-devlet</em></strong> çok rahat bir konumda değil. Birbiriyle ilgisiz gözükse de farklı alanlardaki korkuların önemli &#8220;yapısal-zihinsel&#8221; değişikliklere işaret ettiğini düşünüyorum ve tabi doymak bilmeyen güvenlik talebinin:</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_3a-liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18507" title="korku_3a-liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_3a-liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="210" height="240" /></a> <strong>Devlet açısından</strong></p>
<p>Batılı ulus-devletler ciddi bir meşruluk krizi yaşıyor. Vatandaşların (=müşterilerin) hâlâ devlete ihtiyacı olduğunu ispat etmek istercesine gösterge fetişizmi içinde kendini halka &#8220;satıyor&#8221;. Sözgelimi Fransa&#8217;da hükümet bir yandan tutuklama ve gözaltı sayısındaki artışı endişe verici buluyor, diğer yandan polislerin başarısını tutuklama ve gözaltı sayısıyla ölçüyor. Bu yolla tehlike göstergelerinin turuncuya sonra kırmızıya geçmesi güvelik talebini arttırıyor. Korkulardan beslenen, <strong><em>&#8220;müşteriyi&#8221;</em></strong> (=vatandaşı) korkutarak talebi arttıran bir Korku-Güvenlik piyasası devletin altını oyuyor yavaşça:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221;</em><em>Mesele devletin <strong>MEŞRULUK</strong> meselesi. Ama detaya girmeden önce kendinize şunu sorun: Neden Devlet&#8217;in otoritesini, size göre &#8220;üstünlüğünü&#8221; meşru buluyorsunuz? Yolunuzu kesen birine &#8220;hırsız&#8221; diyorsunuz da vergi toplayana &#8220;memur&#8221; diyorsunuz meselâ?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Geçmişte Tanrı ile bağımızı kuran bir meşru kral/sultan vardı. Hükümdarın adaleti ilâhî adaletin tecellisiydi. Kant ve Hegel bile bu ufku geç(e)mediler. 19cu ve 20ci yüzyılda <strong>ilâhî rasyonalite</strong> yerine <strong>dünyevî rasyonalite</strong> geçti. Ortak ihtiyaçlarımızı karşılamak için kurduğumuz dev bir imece oldu Devlet. Yol, köprü, vb yapardı, okulları, hastahaneleri idare ederdi, vs. En önemli işlevlerinden biri de güvenlikti. Tehdit ve fırsatların <strong>ULUSAL</strong> olduğu son iki asırda kolektif çarenin yani Devlet&#8217;in de <strong>ULUSAL</strong> olması normaldi. (Bkz. </em><a href="http://www.derindusunce.org/img/ulus-devlet.pdf">Türkiye&#8217;nin ulus-devlet sorunu</a><em>)</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bugün tehditler ulusal değil küresel. Terör, çevre kirliliği, finansal krizler&#8230; Küresel sorunlara kim cevap verebilir? Küresel bir hükümet mi yoksa ulusal hükümetleri birleştiren organizasyonlar mı? G7, G20 tarzı toplantıların ne kadar (y)etkisiz, Birleşmiş Milletler&#8217;in ne kadar beceriksiz, ne kadar uyuşuk olduğunu gören insanlık bu müsamerelerden umudunu çoktan kesti. Alternatif çözüm şimdilik yok. Ama ulus-devletler var olma sebeplerini kaybettiler: <strong>MEŞRULUK</strong>.&#8221;</em> (<a title="Permanent Link to Liberal Totalitarizm(3): Özgür ol! Bu bir emirdir!" href="http://www.derindusunce.org/2011/08/27/liberal-totalitarizm4-ozgur-ol-bu-bir-emirdir/">Özgür ol! Bu bir emirdir!</a>)</p>
<p><strong>Birey açısından</strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_2b_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18509" title="korku_2b_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_2b_liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="191" height="144" /></a>Her geçen gün biraz daha fazla güvenlik &#8220;tüketen&#8221; vatandaş (=müşteri) açısından da durum pek net değil. Neden?</p>
<p> Somut ve devlet tarafından bertaraf edilmesi gereken gerçek SORUNLAR objektiftir. Ölçülebilirler: Sınırdan içeri giren terörist sayısı, hastalanan insan sayısı&#8230; Bunlar devletin görev çerçevesine giren objektif korkulardır. Ama bunlarla karıştırıl<strong>MA</strong>ması gereken, manevî hayatın parçası olan sübjektif korkular da vardır. Hayat&#8217;ın, İnsan&#8217;ın varlık şartı olan, Hakikat&#8217;e dair korkular elbette ulusdevletin görev çerçevesi çinde olamaz.  Ölüm korkusu, Kıyamet&#8230; Bunlar dünyevî bir yapı olan devletin işi değildir. (Bkz. Korku Matkabı bahsi, <a href="http://www.derindusunce.org/img/derin_insan.pdf">Derin İnsan kitabı</a>)</p>
<p> Liberal-totalitarizmin en belirgin özelliklerinden biri bu iki korku arasında meydana gelen karışıklık. Piyasa&#8217;nın bize dayattığı güvenlik modelinde bugün güvende olmak yetmiyor, yarın, haftaya ve gelecek yıllarda da güvende olmayı istememiz emrediliyor! <strong>Kaza ve Kader&#8217;e talip bir güvenlik piyasası ile karşı karşıyayız</strong>.<strong> </strong>Batılı insan<strong> </strong>Ölüm&#8217;e ve Kıyamet&#8217;e çare bulmasını istiyor Devlet&#8217;ten. Tabi zahiren bir hedef saptırma var ya da bir maskeli balo: Ölüm demiyor da <strong><em>&#8220;salatalıktaki bakteri&#8221;</em></strong> ya da <strong><em>&#8220;domuz gribi&#8221;</em></strong> diyor. Ama her gün ilan edilen ölü sayısı göstergesi sıranın bir gün &#8220;BANA&#8221; geleceğini hissettiriyor. Aynı şekilde &#8220;küresel ısınma&#8221; veya &#8220;terörist saldırılar&#8221; dünyanın sonu gibi sunuluyor. Medya baskısı altındaki batılı insan bu sorunlarla arasına mesafe koyup düşünemiyor. Bunlar birer rumuz, birer bahane oldu Ölüm&#8217;ü ve Kıyamet&#8217;i saklayan.</p>
<p> Birey&#8217;den başka hiç bir şey olmayan Birey&#8217;in, Müşteri-Vatandaş algısının doğurduğu bir çarpıklık bu kanaatimce. Tocquevillein yazdığı <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=455685">Amerika&#8217;da Demokrasi</a> kitabında <strong>Birey&#8217;in politik hayat dışına itilmesi</strong> konusunda ip uçları var:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_5_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-18511" title="korku_5_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_5_liberal_totalitarizm-202x300.jpg" alt="" width="202" height="300" /></a> &#8221;&#8230;<em>Birey kendi ataletini meşru göstermek için toplumun ve devletin önemini abartır,</em></li>
<li><em>İnsanlar birbirlerine eşitlendikçe tek tek bireyler küçük ve önemsiz görünürler. Daha doğrusu ötekilere benzeyen her vatandaş kalabalıkta kaybolur, bir tek Halk&#8217;ın muhteşem imajıdır görünen,</em></li>
<li><em>Bireyleşme sonucunda insanların politik bağları zayıflar, sosyo-politik alanı terk ederler, kollektif meseleler <strong>görünen ve daim olan yegâne temsilciye</strong> terk edilir yani Devlet&#8217;e.</em></li>
<li><em>Bireylerin huzur ve güvenliği önemsenen tek politik dava haline gelir çünkü dıger bütün kollektif davalar terk edilmiştir. Bu zihniyet sahibi bireyler devletin baskısını daha kolay kabul eder ve güvenlikle ilgili yetkilerinin artmasını doğal karşılar. Güvenlik talebi körleşmiştir yani fiatı ne olursa olsun birey özgürlüklerini feda etmeye hazırdır.</em></li>
<li><em>Halkın sınırsız güvenlik talebi ve politikadan el çekmesi meydanı boş bırakır ve bu devletin totaliterleşmesi için uygun bir zemindir.</em></li>
<li><em>Zannediyorum ki demokratik toplumları tehdit eden baskı rejimi daha önce hiç görmediğimiz bir rejim olacak. Adlandırmakta zorluk çekiyorum, despotizm ya da tiranlık anlam itibariyle kâfi değil.</em></li>
<li><em>Bu yeni baskı rejimi bireylerin bencilliklerinin kötü bir sonucu olacak&#8230;&#8221;</em></li>
</ul>
<p> <strong>Liberalizmin anti-demokratik yönü</strong></p>
<p>Yakın geçmişte Etyen Mahçupyan ile Atilla Yayla&#8217;nın enerji dolu bir tartışmasını izledik. Mahçupyan&#8217;ın aksine Yayla liberalizmin demokrasiyle çeliş<strong>ME</strong>diğini savundu. Oysa liberalizmin en önemli misyonerlerinden <strong>Friedrich A. Hayek &#8220;</strong><em>Law, Legislation and Liberty&#8221;</em> adlı çalışmasında Piyasa&#8217;nın demokrasiye düşman olduğunu açıkça ortaya koyuyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Piyasa&#8217;nın iç dengelerine ve özel mülkiyete saygı bireyi bağlayan yegâne kural olmalıdır. Piyasa&#8217;nın vatandaşlarca yapılacak kanunlarla düzenlendiği demokrasi bireysel özgürlükler için bir tehlikedir.&#8221;</em></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_6_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-18512" title="korku_6_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_6_liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="225" height="217" /></a>Açıkça görülüyor ki Hayek&#8217;in ağzında &#8220;özgürlük&#8221; alıp satma özgürlüğünden başka bir şey değildir. Halkın oylarıyla seçilmiş bir meclisin fakirleri, sakat ve yaşlıları da temsil etmesi, bunların hakkını muhafaza için kanunlar yapması, Piyasa&#8217;yı dizginlemesi ise kâbus gibi bir şey Hayek&#8217;e göre. <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf">Derin Marx kitabında</a> uzun uzun açıkladığımız gibi liberaller bu yaklaşımla <strong>GERÇEK HAYATTAN KOPARAK</strong> kendilerine <strong>YENİ BİR GERÇEKLİK</strong> inşa ediyorlar. Bu bakımdan Nazi Almanyası veya Stalin Rusyasi ile büyük bir benzerlik arz ediyorlar. Meselenin özü bir &#8220;-izm&#8221; yani bir ideoloji haline gelen liberal-<strong>İZM</strong>. Cemil Meriç&#8217;in tabiriyle akıllara, vicdanlara  giydirilmiş yeni bir deli gömleği bu.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> &#8221; [...] </em><em>genel olarak vergilerin azaltılması, özelleştirme, devletin küçültülmesi, sermaye, mal ve hizmetlerin serbestliği gibi uygulamalar liberal politikaların birer parçası. Akıllıca ve adaletten ödün vermeden uygulandıklarında bu politikalara karşı ol<strong>MA</strong>dığımı da belirteyim bu arada. Ama hangi adalet? Adaletin, hakların, ahlâkın referansı ne olacak? [liberallere göre] Piyasa tabi ki! Avusturya Ekolü&#8217;nün ünlü ismi Ludwig Von Mises&#8217;ten dinleyelim:</em></p>
<p style="padding-left: 60px;">&#8220;Halk yığınları, oy veren, demokrasilerde hakim olan şu milyonlar bilmeliler ki sahte doktrinlere alet oluyorlar. Sadece Piyasa üzerine kurulu bir toplum onlara arzuladıkları refahı verebilir. Ama halkı ikna etmek için önce elitleri, aydınları ve iş adamlarını ikna etmek gerek.&#8221; (12 haziran 1943′te Leonard Read&#8217;a<strong>*</strong> yazdığı mektuptan)</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Hukuk devleti, demokrasi, vicdan gibi kavramların karşısına satın alma gücü ile orantılı bir tüketici egemenliği koyuyor liberal doktrin. Liberal politika başka şey, liberal dogmalar, fetişizmler başka.&#8221;</em> (<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf">Liberalizmin Kara Kitabı</a>, <strong><em>&#8220;Liberalizm Ahlaksızdır&#8221;</em></strong> adlı bölüm)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Yeme-içme, üretme ve tüketme serbestliği insanların ve toplumların siyasî özgürlüklerini sınırlayacak noktaya geldi. Bir başka deyişle insanların haz almak ve bu hazzı MUHAFAZA için harcadıkları enerji bürokrasi ve piyasa kanalıyla toplanıyor, yoğunlaşıyor. Bu yoğunlaşma giderek artan bir hızda gerçekleşiyor. <a href="http://www.derindusunce.org/img/marx.pdf">Derin Marx kitabında</a> bahsettiğimiz &#8220;kirpi sendromu&#8221; sebebiyle biriken bu pislik (= arzular + korkular) yine biz insanların vicdanları icabı kabul etmeyeceği neticeler doğuruyor. (<strong><em>&#8220;İnsan&#8217;ı devirmek için kökünden sökmek gerekir&#8221;)</em> </strong></p>
<p>Bazen bürokrasi kanalıyla ulus-devletler, bazen de piyasa kanalıyla büyük firmalar, bankalar korkunç işler yapabiliyor. Biz insanlar neticeyi gördüğümüzde çok şaşırıyor ve üzülüyoruz. <strong><em>&#8220;Bu kadar korkunç bir şeyi kim yaptı?&#8221;</em></strong> diyerek arkasında gizli örgütler, komplolar arıyoruz. Oysa demirden bir geminin yavaş yavaş paslanıp çürümesi gibi insanlık gemisi de tek tek her bir insanın &#8220;minnacık&#8221; kötülükleri, gafleti, unutkanlığı, iştahı, korku ve vehimleri sebebiyle paslanıyor. Büyük bir delik aramak boşuna. Gemimizde milyarlarca küçük delik var. Ama deliklerin toplamı oldukça büyük.</p>
<p> </p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>(*) <em>Leonard Read</em></strong><em> ünlü Think Tank FEE’nin (</em><a href="http://fee.org/"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Foundation for Economic Education</em></strong></span></a><em>) kurucusu. FEE liberteryen. Leonard Read, Ludwig von Mises’den ciddi biçimde etkilenmiş, servetinin önemli bir kısmını bu yolda harcamış. <strong>“Ben kurşun kalem” (I, pencil)</strong> adlı denemesinin </em><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf"><em>Liberalizmin Kara Kitabı</em></a><em>&#8216;nda videosunu sunduğumuz Milton Friedman’a ilham kaynağı olması, Friedman’ın da bu kitaba önsöz yazmış olması dikkat çekicidir. <strong>Mises-Read-Friedman</strong> zinciri ile bir kez daha görüyoruz ki <strong>Piyasa Fetişizmi liberal ahlâkın sabitlerindendir.</strong> <strong>Piyasa’nın ahlâk/iyilik/erdem üretme kapasitesine iman etmek</strong> bu “inancın” amentüsü olmuştur. <strong> </strong>Read’in 30 civarındaki kitabı FEE’nin sitesinden indirilebilir.</em></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_2_liberal_totalitarizm.jpg"><img class="size-full wp-image-18513 aligncenter" title="korku_2_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/korku_2_liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="319" height="400" /></a></p>
<p> </p>
<p><strong>Tavsiye okuma: </strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">(Çoğu eserin Türkçe ve diğer dillerde asılları veya tercümeleri mevcut, yazar isminden aratabilirsiniz)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">İngilizce </span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Friedrich A. Hayek</strong></p>
<p style="padding-left: 60px;"><a href="http://www.amazon.com/Law-Legislation-Liberty-Rules-Order/dp/0226320863/ref=sr_1_1?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1314607546&amp;sr=1-1">Law, Legislation and Liberty, Volume 1: Rules and Order</a></p>
<p style="padding-left: 60px;"><a href="http://www.amazon.com/Law-Legislation-Liberty-Mirage-Justice/dp/0226320839/ref=sr_1_3?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1314607546&amp;sr=1-3">Law, Legislation and Liberty, Volume 2: The Mirage of Social Justice</a></p>
<p style="padding-left: 60px;"><a href="http://www.amazon.com/Law-Legislation-Liberty-Political-People/dp/0226320901/ref=sr_1_2?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1314607546&amp;sr=1-2">Law, Legislation and Liberty, Volume 3: The Political Order of a Free People</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Naomi Klein</strong>, <a href="http://www.amazon.com/Shock-Doctrine-Rise-Disaster-Capitalism/dp/0312427999/ref=sr_1_1?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1312545642&amp;sr=1-1">The Shock Doctrine: The Rise of Disaster Capitalism</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Wendy Brown</strong>, <a href="http://www.amazon.com/Walled-States-Waning-Sovereignty-Wendy/dp/1935408089/ref=ntt_at_ep_dpt_2">Walled States, Waning Sovereignty</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Noam Chomsky</strong>, <a href="http://books.zcommunications.org/chomsky/ni/ni-contents.html">Necessary Illusions</a>, (ücretsiz, eserin tamamı)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Fransızca</span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Ignacio Ramonet</strong>, <a href="http://livre.fnac.com/a1345074/Ignacio-Ramonet-Propagandes-silencieuses">Propagandes silencieuses</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Jean-Christophe Rufin</strong>, <a href="http://www.evene.fr/livres/livre/jean-christophe-rufin-globalia-10211.php">Globalia</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Philippe Breton</strong>, <a href="http://www.amazon.fr/parole-manipul%C3%A9e-Philippe-Breton/dp/2707144193">La parole manipulée</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Karl Polanyi</strong>, <a href="http://www.amazon.fr/Grande-Transformation-origines-politiques-%C3%A9conomiques/dp/2070124746">La grande transformation, aux origines politiques et économiques de notre temps</a></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Friedrich A. Hayek</strong>, <a href="http://www.amazon.fr/Droit-l%C3%A9gislation-libert%C3%A9-formulation-principes/dp/2130564968">Droit, législation et liberté</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/29/liberal-totalitarizm4-ayi-yavrusunu-severken-oldurur/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/liberal-totalitarizm4-ayi-yavrusunu-severken-oldurur/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YAKINDA: Batı&#8217;da demokrasi liberalizmin ağırlığı altında ezilirken</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/yakinda-batida-demokrasi-liberalizmin-agirligi-altinda-ezilirken/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/yakinda-batida-demokrasi-liberalizmin-agirligi-altinda-ezilirken/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 22:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[AB]]></category>

		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Liberal Totalitarizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18492</guid>
		<description><![CDATA[


Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/guvenlik_liberal_totalitarizm.jpg"></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-full wp-image-18493" title="guvenlik_liberal_totalitarizm" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/08/guvenlik_liberal_totalitarizm.jpg" alt="" width="409" height="293" /></p>
<p></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/08/29/yakinda-batida-demokrasi-liberalizmin-agirligi-altinda-ezilirken/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/08/29/yakinda-batida-demokrasi-liberalizmin-agirligi-altinda-ezilirken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhamit ve Mark Twain</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/14/abdulhamit-ve-mark-twain/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/14/abdulhamit-ve-mark-twain/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 15:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sevinç Gül</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=18062</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="250" height="217" src="http://www.youtube.com/embed/LdQ6x8kssQg" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/14/abdulhamit-ve-mark-twain/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/14/abdulhamit-ve-mark-twain/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kırmızı merdivenler</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/07/01/kirmizi-merdivenler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/07/01/kirmizi-merdivenler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 13:19:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editörden</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17884</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Nereye gidersem gideyim gökyüzü benimdir&#8221;, der ya Söhrap Sepehri&#8230;  Gökyüzüyle aranızda sinema, reklam veya tv yıldızlarının oluşturduğu bir koyu katman  var, New York Times Square&#8217;da. Yıldız değilseniz, yıldızlara ulaştıracak para ve konumdan da yoksunsanız, sahip olduğunuz özgürlüğün bir kandırmacadan ibaret olduğunu duymaya zorlar sizi meydan, ilk izlenimlerin ardından. Bu baskı karşısında kişi bireysel bağımsızlığının yük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091113_derin_dusunce_org_cihan_aktas_iran.jpg"><em><img class="alignright size-medium wp-image-7259" title="20091113_derin_dusunce_org_cihan_aktas_iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/11/20091113_derin_dusunce_org_cihan_aktas_iran-204x300.jpg" alt="" width="133" height="174" /></em></a><em>&#8220;Nereye gidersem gideyim gökyüzü benimdir&#8221;, der ya Söhrap Sepehri&#8230;  Gökyüzüyle aranızda sinema, reklam veya tv yıldızlarının oluşturduğu bir koyu katman  var, New York Times Square&#8217;da. Yıldız değilseniz, yıldızlara ulaştıracak para ve konumdan da yoksunsanız, sahip olduğunuz özgürlüğün bir kandırmacadan ibaret olduğunu duymaya zorlar sizi meydan, ilk izlenimlerin ardından. Bu baskı karşısında kişi bireysel bağımsızlığının yük olduğunu duyarak bir camiaya, gettoya, çatı altına sığınmayı diler.</em>  <a href="http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&amp;ArticleID=16309" target="_blank">TAMAMI</a></p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; &#8220;Ötekiler&#8221; ilginizi çekiyorsa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong>“Ötekilere” bakarken (Çeviriler)</strong> </a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-8365" title="ceviri" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/01/ceviri.jpg" alt="" width="123" height="182" /></a>“Ötekilerin”</strong> gözüyle dünyaya bakabilenler ilerliyor uygarlık yolunda. Geçmişte Bağdat’ı, Kurtuba’yı inşa eden, bugün ise Paris’i, New York’u, yaşatan “öteki” değil mi? Bugün içine kapanan ülkeler yine geriliyor. Dışa açılan, <strong>“ötekilerin”</strong> bilgisini, birikimini kendine katabilenler ilerliyor. Bu kitabın amacı da “ötekilere” küçük bir pencere açmak. <em><strong>“Almanlar, Amerikalılar, İranlılar, Filistinliler ve İsrailliler dünyada olup bitenlere nasıl bakıyor?”</strong></em> diye sormak. Çeviri metinlere adadığımız 125 sayfalık bu kitapta Ermenistan’dan tasavvufa, İran sinemasından Ateizme, Şeriat’tan Türkiye’deki Hristiyanlara uzanan çok değişik konularda çeviri metinler bulacaksınız. <a href="http://www.derindusunce.org/img/ceviri.pdf" target="_blank"><strong> Buradan indirin.</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/07/01/kirmizi-merdivenler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/07/01/kirmizi-merdivenler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hostesler, Ceylanlar, Geniş Araziler…</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/hostesler-ceylanlar-genis-araziler%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/hostesler-ceylanlar-genis-araziler%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 09:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17782</guid>
		<description><![CDATA[Cihan Aktaş
ABD&#8217;ye ilk yolculuğumda Hollywood vitrininden yayılan imajlarla gerçekler arasındaki uçurumu önce uçakta, hostesler karşısında algıladım. Hemen hepsi, biraz önce bir aile mutfağından çıktığı izlenimi veren, moda ve reklam sektörünün gündemde tuttuğu saplantılı  kadın ölçülerinin uzağında,  yaşını başını almış, tavırlarıyla da sahiden de mutfak hizmetlerine yabancı olmadığı izlenimi uyandıran kadınlardı.  New York&#8217;un ardından West Virginia&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/abd.gif"><img class="alignright size-full wp-image-17783" title="abd" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/06/abd.gif" alt="" width="190" height="170" /></a><a href="http://www.ozgundurus.com/Yazar/Cihan-Aktas/Hostesler-Ceylanlar-Genis-Araziler.php" target="_blank">Cihan Aktaş</a></strong></p>
<p>ABD&#8217;ye ilk yolculuğumda Hollywood vitrininden yayılan imajlarla gerçekler arasındaki uçurumu önce uçakta, hostesler karşısında algıladım. Hemen hepsi, biraz önce bir aile mutfağından çıktığı izlenimi veren, moda ve reklam sektörünün gündemde tuttuğu saplantılı  kadın ölçülerinin uzağında,  yaşını başını almış, tavırlarıyla da sahiden de mutfak hizmetlerine yabancı olmadığı izlenimi uyandıran kadınlardı.  New York&#8217;un ardından West Virginia&#8217;ya doğru giderken karşılaştığım obez nüfus oranı ise milimetre hesaplarıyla kadın ölçülerini belirleyen ve kırkını aşan oyuncuyu yıldız tozuna çevirmekte tereddüt etmeyen Hollywood vitrini üzerine  başka bir açıdan düşünmemi sağladı. Daha sonra Amerikalı bir tanıdığımın, Japonya&#8217;da bilgisayar alanında eğitim gören  Nathan&#8217;ın ilk kez ABD dışına çıkarken <span id="more-17782"></span>bindiği yabancı bir firmanın uçağında hostesleri gördüğünde, bunlar mankenleri mi işe alıyorlar, diye düşündüğünü öğrenecektim.</p>
<p>Davis yolunda ikide birde ceylan ölüleri çıkıyor karşımıza, öyle ki, bir noktadan sonra yola bakmayı istemiyor insan.  Hızla ürüyor ceylanlar, bu yüzden de kalabalık nüfusları; ana yola dalıp canından oluyor kimileri, aynı zamanda sürücülerin de canından olmasına sebep oluyor. Yılda iki kez av yasağı kaldırılıyor, nüfusları seyrelsin diye. </p>
<p>Ormanlık arazideki konferans merkezinde de adım başı ceylanlarla karşılaşacağımı söylemişlerdi. West Virginia geniş ormanlık alanlarla kaplı, yol boyu pek az insana rastlıyorsunuz, yerleşim birimleri arasında uzun mesafeler var. Fırtınalı bir havada, gece yolculuk yapıyorsanız hele bir de, gözlerinizin önünde Stanley Kubrick filmlerini çağrıştıran sahneler geçebilir. Çünkü işte bir de iri bir çam ağacı devrilip kaplamış yolumuzu ve saat gecenin üçü, ortalık zifiri karanlık, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur cabası.  Filmde olan filmde kalıyor ve yollara serili ceylan ölülerine karşılık,  Kemal Birtek&#8217;in çabasıyla Canaan Konferans Merkezi&#8217;ne ulaşmayı başarıyoruz, gecenin bir vaktinde.</p>
<p>İlk günden itibaren ABD eyaletlerinden Wisdom Net üyeleri konferans merkezine gelmeye başlıyorlar. Benim 14. Toplantısına katıldığım Wisdom Net Inc. Amerika&#8217;da yaşayan Türkiye kökenli  bir kısım Müslüman aydın tarafından Türkiye-Amerikan  toplumunun manevi ve kültürel değerlerinin yaşatılması için oluşturulmuş bir düşünce platformu. Topluluğun  yaz konferans programlarının yanı sıra, kış konferans programları, kitap çevirileri, Türkiye - Amerikan toplumu arasında kültürel değisim aktiviteleri, cocuklar icin bilgi yarışmaları düzenleme gibi faaliyetleri de var. İnternet ortamında e-posta listesi etrafında başlayan kuruluş 2006 yılında Florida Eyaletine kayıtlı bir vakıf olarak resmi statü kazandı. E-posta grubunda dünyanın her kıtasından üyeleri bulunan kuruluşun resmi üyeleri ABD de ikâmet ediyor.  </p>
<p>Wisdom Net yönetimi bu yıl 14. Kez gerçekleşen programı için  Türkiye&#8217;den Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır&#8217;ı ve beni davet ettiler. Toplantıya katılanlar içinde bulundukları gündemle anavatanın gündemi arasında bir bağ kurmayı önemsiyorlar, amaçlanan derin analizlerin gerçekleşmesi, &#8220;wisdom&#8221;, yani &#8220;hikmet&#8221; ismi  bu açıdan seçilmiş.</p>
<p>Üç gün süren programda  Levent  Baştürk&#8217;ün önerilerini de dikkate alarak  &#8221;Türkiye&#8217;de 80 Sonrası İslamcılık&#8221;.  &#8221;İran&#8217;da Siyasal Sosyal ve Kültürel Değişim&#8221; ve  &#8221;modern dünyada aile kurumu üzerine yeniden düşünmek&#8221;  gibi konular etrafında konuşmalar yaptım. Sonuncu gün akşam üzeri ise USA Sabah&#8217;tan  İsmihan Yılmaz&#8217;la birlikte, Bilgin Erdoğan&#8217;ın yönettiği  &#8221;sosyal medyanın sosyal hareketler açısından işlevselliği&#8221; başlıklı  bir panele katıldım. Fırsat buldukça da Prof. Bayındır&#8217;ın modern dünyada Müslümanların meselelerine cevap arayan konuşmalarını dinlemeye çalıştım. Prof. Shair Abdul-Mani&#8217;nin Afroamerikan Müslümanlar, Abdurrahman Malcolm X ve Keith Ellison bağlamında yaptığı metaforik analiz bir hayli dikkat çekiciydi, ABD&#8217;deki  Afro-Amerikan Müslümanların yapısal ifadesi açısından. <strong>Levent Baştürk&#8217;ün</strong> yönettiği, Nuh Yılmaz&#8217;la Baha Erbaş&#8217;ın katıldığı &#8220;21. Yüzyılda Küresel Düzen ve Türk Dış Politikası&#8221; başlıklı panelde katılımcılar bölgedeki olayları, bu olaylar etrafında Türkiye, İran ve ABD&#8217;nin rolünü irdelediler.</p>
<p>Seyrek nüfuslu arazide pek çok açıdan erişimlerde sıkıntı yaşanıyor, geliş yolunda biraz da acele ettiğimiz ve geceyarısına kaldığımız için yol üzerinde meyve satan bir markete rastlamadık. Benim gibi fast food tarzından, mısır şekeri tadı veren  ekmek ve çörekler den hoşlanmayan biri açısından iç açıcı bir durum değil.  Ama ne oldu, ertesi gün Washinton&#8217;dan, Pittsburg&#8217;tan torbalarla elma yağdı konferans merkezine, Wisdom üyeleriyle birlikte.</p>
<p> &#8221;Rahat ve kullanışlı olsun&#8221;; New York dışındaki Amerikan vatandaşının Tanrı&#8217;dan, hayattan ve devletten taleplerinin genel ifadesi işte bu cümlede özetlenebilir. İlle de estetik açıdan harika olması gerekmiyor, tabiat manzaraları yeterince cazip.  İçinde ceylanların gezindiği, atların koşturduğu  geniş araziler, elma ve mısır bahçeleri, geniş evler&#8230;  Hizmet konforu sağlamalı, görünüşün önemi bir yere kadar&#8230;  Hollywood  belki bu telakkinin bir ödünlemesi olarak, abartıyor  cemiyetinin ölçülerini&#8230; Amerikan hayat tarzının bu telakkisi hostes seçimindeki kıstaslar gibi, kırsal alana açıldıkça çoğalan obeziteyi de açıklayan başlıca sebeplerden biri.</p>
<p>  Öte tarafta ise &#8220;iyi komşu, sorumlu vatandaş ve dindar birey&#8221; olarak Amerikalı,  daha geniş kaynak arayışına düşerken ülkesine sığmaz oluyor.  Ailesine düşkün, ayağını topraktan kesmek istemeyen Amerikalı , paradoksal bir şekilde yakın çevresindeki  iyilik ideallerinin gerçekleşmesi için dışarıda sürekli kan akıtılmasını onaylamanın açıklamalarını üretmek zorunda.  Bush ilk Irak işgali sırasında kendisini protesto eden vatandaşlarına, &#8220;Benden geniş araziler, bu geniş araziler içinde büyük evler, büyük arabalar istiyorsunuz.  Ben bunları size nasıl bulacağım?&#8221; demişti ya&#8230;</p>
<p>Oto yolda karşımıza çıkan ceylan ölüleri, ABD hayat tarzındaki çelişkinin ölümcül yönünü simgeliyor sanki:  Rahatlık ve genişliğin temini için iç genişliğini de bir tür ıssızlaşma şeklinde kavrarken,  güzelliğin ve doğanın ölümüne seyirci  kalmanın yollarına açılıyor olmalısınız.  </p>
<p> </p>
<p> &#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #0000ff;"><strong>M<span><span><span>ü</span>slüman’ın Zaman’la imtihanı </span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman.jpg"></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7624" title="20091210_derin_dusunce_org_musluman" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091210_derin_dusunce_org_musluman-203x300.jpg" alt="" width="114" height="155" /></span></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sunuş</strong>: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı <strong><em>Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar </em></strong>bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve <strong><em>en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin</em></strong> bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? <a href="http://www.derindusunce.org/img/musluman_zaman.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><strong><em>Müslüman’ın Zaman’la imtihanı</em></strong> </span></a>adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-14898" title="islamcilik_kitap_k" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/islamcilik_kitap_k.jpg" alt="" width="118" height="183" /></a><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"> İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında </span></a></strong></p>
<p>Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. <strong>İ</strong><strong>yi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. </strong>21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/img/Islamcilik-devrim-demokrasi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/27/hostesler-ceylanlar-genis-araziler%e2%80%a6/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/27/hostesler-ceylanlar-genis-araziler%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD’den Türkiye nasıl görünüyor?</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/06/16/abd%e2%80%99den-turkiye-nasil-gorunuyor/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/06/16/abd%e2%80%99den-turkiye-nasil-gorunuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 10:38:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=17210</guid>
		<description><![CDATA[Cihan Aktaş
Göçmen genç kızlar arasında başörtüsü yasağının sebep olduğu çözümsüzlük duygusuyla Atlantik Okyanusu&#8217;nu aşarak yüksek lisan eğitimini sürdürmeye karar verenler de eksik değil, İclal Birtek gibi. İclal halihazırda Arap Müslümanlara ait &#8220;islamic&#8221; bir lisede kimya dersleri veriyor. Şimdilerde göç insanlarının bir kısmı hatta çoğu geri dönme temayülü içinde. Wisdom Net&#8217;in hali hazırda Manhattan&#8217;da finans alanında önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&amp;ArticleID=16216" target="_blank">Cihan Aktaş</a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/05/flag_usa.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-138" title="flag_usa.jpg" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2007/05/flag_usa.jpg" alt="" width="150" height="100" /></a></em></strong></p>
<blockquote><p><em>Göçmen genç kızlar arasında başörtüsü yasağının sebep olduğu çözümsüzlük duygusuyla Atlantik Okyanusu&#8217;nu aşarak yüksek lisan eğitimini sürdürmeye karar verenler de eksik değil, İclal Birtek gibi. İclal halihazırda Arap Müslümanlara ait &#8220;islamic&#8221; bir lisede kimya dersleri veriyor. Şimdilerde göç insanlarının bir kısmı hatta çoğu geri dönme temayülü içinde. Wisdom Net&#8217;in hali hazırda Manhattan&#8217;da finans alanında önemli bir işte çalışan genç başkanı Kemal Birtek de buna dahil. Geri göç ABD ekonomisinde belirginleşen bir sıkıntının yanında Türkiye&#8217;nin sunduğu kalkınma grafiğinden de etkileniyor.  Kemal Birtek finans alanında sahip olduğu tecrübeyi vatanının hizmetine  sunma isteğinden söz ediyor. Brooklyn&#8217;de Atlantik Okyanusu&#8217;na bakan  anlı şanlı İstanbul Restaurant&#8217;ın adeta Türkiye fahri konsolosu gibi çalışan sahibi Malatyalı  Rıza Ataş&#8217;a, geri dönmeyi düşünenler arasında olmasa  da vatanı her zamankinden daha ziyade dönülecek bir ülke olarak görünüyor: &#8220;Yirmi beş yıl oldu Türkiye&#8217;den ayrılalı, gidip gördükçe çok geliştiğini görüyorum. Dünyada bir itibarı var bugün Türkiye&#8217;nin, ekonomi ve insan potansiyeli açısından çok iyi bir durumda.</em> <a href="http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&amp;ArticleID=16216" target="_blank"><strong>TAMAMI</strong></a></p></blockquote>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/06/16/abd%e2%80%99den-turkiye-nasil-gorunuyor/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/06/16/abd%e2%80%99den-turkiye-nasil-gorunuyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Duvar Ustası!</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 09:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayla Chignardet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>

		<category><![CDATA[İslamofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=15251</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı girmeden siteyi güzelce yedekledik. Siz de sevdiğiniz yazı, kitap ne varsa yedekleyin. Yayını izleyen günlerde nümerik bir taarruz olabilir. Neden?
Avrupalı duvar ustaları artık taşla, tuğla ile uğraşmıyor, bunu biliyoruz. ABD ve Avrupa silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu korkuları ve iç düşmanların inşaatıyla meşguller. Aldo Moro cinayetinde olduğu gibi bu öcü &#8220;iç düşman&#8221; eskiden komünizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15252" title="duvar1" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar1.jpg" alt="" width="135" height="162" /></a>Bu yazıyı girmeden siteyi güzelce yedekledik. Siz de sevdiğiniz yazı, kitap ne varsa yedekleyin. Yayını izleyen günlerde nümerik bir taarruz olabilir. Neden?</p>
<p>Avrupalı duvar ustaları artık taşla, tuğla ile uğraşmıyor, bunu biliyoruz. ABD ve Avrupa silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu korkuları ve iç düşmanların inşaatıyla meşguller. <a href="http://www.derindusunce.org/2008/07/08/ergenekon_nereden_cikti_gayrinizami_harp_sinan_aygun_susurluk_semdinli_hirant_dink_cinayeti/">Aldo Moro cinayetinde</a> olduğu gibi bu öcü &#8220;iç düşman&#8221; eskiden komünizm idi. Her an bir üniversite genci komünist fikirlere kapılabilir, sağa sola bomba koymaya başlayabilirdi. Duvarcılar milli istihbarattan polis teşkilatına ve basına kadar her köşeyi kapmıştı. Eh, kolay değil, &#8220;güvenlik&#8221; bu.</p>
<p>21ci asırda bu kırmızı öcü gitti, yerine yeşil öcü geldi: İslâm. Şu veya bu şekilde savaşanlar değil, bütün Müslümanlar hedefte artık. Fakat ABD ve Avrupa&#8217;da Müslüman avını sistematik hale getirmek kolay değil. Irkçılığı yasaklayan kanunları var, mahkemesi var, insan hakları derneği var&#8230;</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar2.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar2.jpg"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar22.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-15259" title="duvar22" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/03/duvar22.jpg" alt="" width="221" height="188" /></a>O zaman ne yapmak lazım? Avrupa&#8217;nın ve ABD&#8217;nin bu ilkeleri, yasa ve kurumları askıya alması gerek. Bu askıya alma işi ise MUTLAKA eşgüdümle yürütülmeli. Yoksa Avrupalılar veya Amerikalılar birbirlerini suçlayabilirler&#8230; insan haklarını çiğnemekle. Özetle Müslümanların haklarını hep birlikte çiğnemeleri lâzım bir tür &#8220;iç güvenlik&#8221; kılıfı uydurarak.</p>
<p>Bu zor işi gerçekleştirecek süper koordinatörlerden bir tanesi 2000-2003 yılları arasında ustabaşı olmuş, özel yetenekleri haiz bir duvarcı. İsmini tersten yazarsak reuab niala. Bakalım Google&#8217;dan kaçmamıza yetecek mi? Molière&#8217;in memleketinde cumhurbaşkanının güvenlik danışmanı. Hatta cumhurbaşkanı onu kardeşi gibi seviyor. Milli istihbaratın yönetim kadrosunda. Tunuslu diktatör Ben Ali&#8217;nin devrilmesine engel olmak için silah göndermişti ama yetiştiremedi.</p>
<p>Rastlantıya bakın ki Kaddafi&#8217;nin hava kuvvetlerine <span id="more-15251"></span>eğitim veren savunma şirketi ile iki senedir Bahreyn polisini eğiten şirket aynı. Bizim duvarcımız da bu şirkette danışmanlık yapıyor ve zırt pırt körfeze gidip geliyor. Söz konusu şirket bir Avrupa ülkesinin savunma bakanlığına ait. Duvarcılar genelde gizli kalmayı severler ama bu duvarcı medya sever. Gizli kalmaz. Öteki duvarcıların da vitrinde görünmelerini istiyor.</p>
<p>Duvarcımız Doğu Avrupalı ama Hristiyan değil. Ailesi Nazi toplama kamplarında eziyet çekmiş zamanında. Çok sayıda kitap yazdı. İç güvenlik ve duvarcılık konusunda yazılmış kitapları var. İç güvenlik kitaplarında büyük bir &#8220;ustalıkla&#8221;, sessiz ve derinden Müslümanları hedef gösteriyor. Kanada ve Amerikan polisiyle, gizli servisleriyle de koordinasyon çalışmaları var.</p>
<p>  <strong><em>&#8220;Müslüman =Potansiyel Terörist&#8221;</em></strong> şeklindeki tezini hemen her yerde kabul ettiriyor. Zamanında Bush&#8217;un etrafını sarmış olan ve Afganistan ile Irak&#8217;ı kan gölüne çeviren &#8220;danışman&#8221; ekibine ne çok benziyor değil mi?</p>
<p>Şeytan&#8217;a kızılmaz. Yaratılma gayesine münasip biçimde görevini ifa ediyor. Churchill&#8217;in Nazi Almanyasına hitaben söylediği gibi: <strong><em>&#8220;You do your worst, we will do our best!&#8221;</em></strong> Onlar ellerinden gelen kötülüğü yapsın. Biz de gerekeni yapalım.</p>
<p>Bu yazıyı bir kenara kaydedin. Zamanı gelince etkili ve yetkili dostlarınızla paylaşın.</p>
<p> </p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2011/03/22/dikkat-duvar-ustasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni NATO ve Türkiye</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/12/02/yeni-nato-ve-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/12/02/yeni-nato-ve-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2010 15:02:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13664</guid>
		<description><![CDATA[19-20 Kasım&#8217;da Lizbon&#8217;da toplanan NATO zirvesinde bir çok yeni ve önemli karar alındı. Her şeyden önce yeni kabul edilen Stratejik Konsept Belgesi ile NATO önümüzdeki 10 yılın yol haritasını belirlemiş oldu. Füze kalkanı projesinin kabulü, Rusya ile ortaklık arayışları ve Afganistan konusu zirvenin önemli konuları arasındaydı.
 Soğuk Savaş sırasında özgür dünyanın güvenlik organizasyonu olan NATO düşman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/nato.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-13666" title="nato" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/12/nato.gif" alt="" width="68" height="50" /></a>19-20 Kasım&#8217;da Lizbon&#8217;da toplanan NATO zirvesinde bir çok yeni ve önemli karar alındı. Her şeyden önce yeni kabul edilen Stratejik Konsept Belgesi ile NATO önümüzdeki 10 yılın yol haritasını belirlemiş oldu. Füze kalkanı projesinin kabulü, Rusya ile ortaklık arayışları ve Afganistan konusu zirvenin önemli konuları arasındaydı.</p>
<p> Soğuk Savaş sırasında özgür dünyanın güvenlik organizasyonu olan NATO düşman yok olduğunda bir kimlik krizine girmişti. Bu krizden dünyanın polisi olma rolünü kendisine biçtiği 1999 Kosova Savaşı&#8217;na müdahil olarak sıyrılmaya çalışmış <span id="more-13664"></span>ve aynı yıl kabul ettiği strateji belgesiyle bu durumu belgelemişti. Ancak özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası günümüz dünyasında 1999&#8242;dan çok daha farklı bir küresel güvenlik koşulları var. Bundan dolayı NATO&#8217;nun yeni eğilimleri küresel sistem açısından oldukça belirleyici olacaktır. </p>
<p> Kabul edilen yeni Stratejik Konsept Belgesi&#8217;yle (1) yeni tehditler ışığında NATO kendisine yeni bir paradigma yaratmaya çalışıyor. Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright&#8217;ın başkanlığındaki komisyon tarafından hazırlanan belgenin yeni tehditler bölümünde balistik füzeler, nükleer ve kimyasal silahlar ile siber saldırılar yeni unsurlar olarak belirlenmiş. Aynı zamanda enerji güvenliği de yine dikkati çekilen bir başka konu. Belgenin getirdiği en önemli değişiklik bir ülkenin doğrudan işgali ve saldırısından çok terörist gruplar, hackerlar ve uzun menzilli füzelerin tehdit sıralamasında üst sıralara çıkması. The Economist&#8217;in deyimiyle NATO artık &#8220;Ejderhalar yerine yılanları&#8221; tehdit olarak görüyor (2).</p>
<p> Belgenin savunma ve caydırma bölümünde ise nükleer ve balistik silahlara karşı güvenliğin temel amaç olduğu belirtiliyor ki bu cümle (Deterrence, based on an appropriate mix of nuclear and conventional capabilities, remains a core element of our overall strategy) NATO&#8217;nun temel stratejisinin de ipuçlarını veriyor. Fransa&#8217;nın ısrarcı olmasına karşın Türkiye&#8217;nin de karşı ısrarıyla asıl tehlike olarak görülen İran&#8217;ın veya başka bir ülkenin ismi tehdit olarak belgede geçmiyor. Ancak kastedilenin İran olduğu da gizli değil. Bu durum Amerika&#8217;nın İran&#8217;a karşı ne kadar hassas olduğunun ve İran&#8217;ı hangi gözle gördüğünün NATO&#8217;ya bir yansıması olarak okunmalıdır.</p>
<p> Zirvede en çok mesai harcanan konuların başında Afganistan geliyordu. Afganistan&#8217;da henüz istikrarlı bir yapı kurulamadı ve sorunlar gitgide büyüyor. Lizbon&#8217;da 2014 sonunda NATO&#8217;nun savaşçı birliklerini geri çekmesi ve sorumluluğu Afgan güçlerine bırakması konusunda anlaşılırken (3) bunun bir hedef olduğu ve son sınır (deadline) olmadığı belirtildi. Yani alınan karar bir temenniden öteye gitmiyor. Afganistan Devlet Başkanı Karzai 2014 sonunda güvenlik yetkisini isterken NATO yetkilileri 2014&#8242;te yetki devredilse bile bir süre daha bölgede kalmaya niyetliler. Karzai ayrıca NATO&#8217;nun gece baskını ve hava saldırıları gibi sivil kayıplara yol açan operasyonlarına karşı çıkarken Obama milyarlarca dolar harcadıkları bir yerde Karzai&#8217;nin kaygılarını anlamakla birlikte kendilerinin de önceliklerinin olduğunu söyleyerek operasyonlara devam edileceğini söyledi. Zaten ABD&#8217;nin Afganistan misyonunun başındaki General Petraeus da kapalı toplantılarda bu operasyonların şiddetini daha da artırarak süreceğini söyledi (4). Özetle NATO&#8217;nun &#8220;Afganistan misyonu&#8221; kaldığı yerden devam edecek.</p>
<p> Hem Stratejik Konsept Belgesi&#8217;nin hem de zirvenin önemli bir diğer gelişmesi de Rusya ile işbirliği konusunda oldu. Belgede Rusya&#8217;ya oldukça geniş yer ayrıldı; neredeyse belge NATO-Rusya ortak paktına dönüştü (5). Rusya ile her alanda işbirliği öngörülürken başlangıçta Rusya&#8217;ya karşı olduğu düşünülen veya öyle planlanan füze kalkanı sistemi için Rusya ile işbirliği konusunda prensipte anlaşıldı. Rusya-NATO yakınlaşmasını iki şekilde okumak mümkün. Birincisi; ABD başının belada olduğu Avrasya bölgesinde artık ikincil bir rakip/tehlike haline gelen Rusya&#8217;nın desteğine ihtiyaç duyuyor. İkincisi; Rusya küresel ve çok kutuplu sistemde kendisini Batı&#8217;ya daha yakın hissediyor; örneğin Çin&#8217;e ve İran&#8217;a oranla.</p>
<p> <strong>Yeni NATO ve Türkiye</strong></p>
<p> Düşmansız kalan NATO öyle gözüküyor ki dünyanın polisi rolüne iyiden iyiye ısınıyor. Su kaynaklarının ve çevrenin korunması ile küresel ısınma gibi konular Stratejik Konsept Belgesi&#8217;nde kendine yer buldu. Bunun yanında korsanlık faaliyetlerine karşı NATO pek çok gemisini okyanuslarda devriye gezdiriyor (6). Bu tip konular bir ittifaktan beklenmeyen şeyler. Sovyetler ayakta olsaydı herhalde çevre sorunları ittifakın gündemine gelmezdi. Bu durum NATO&#8217;nun özgür dünya milletlerinin silahlı gücü olma misyonuna giderek sahip çıktığını gösteriyor.</p>
<p> NATO&#8217;nun patronu ABD olduğuna göre ABD&#8217;nin NATO&#8217;dan beklentilerinin belirleyici olduğu ortada. ABD bu şemsiyenin en önemli aktörü ve kural koyucusudur. Ancak eski NATO&#8217;da ABD bunları yaparken ortak bir düşman ve amaç çerçevesinde hareket ediyordu. Yani sistemin yürütücüsü konumundaydı. Ancak şimdilerde NATO&#8217;nun yapı olarak Amerikan dış politikasının bir aracı haline gelmeye başladığı görülüyor. En sıcak örnek ABD&#8217;nin aslen bir ABD projesi olan füze kalkanı sistemini konjonktürel şartlar elvermediği için NATO üzerinden yerleştirmeye girişmesi oldu. Yani ABD kendi programını bir şekilde NATO ülkelerine dayattı. Bu durumda NATO bir &#8220;Amerikan Dış İlişkiler Silahlı Platformu&#8221; ya da NATO ülkeleri &#8220;ABD askeri ataşesi&#8221; haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya.</p>
<p> Türkiye yeni dış politikası çerçevesinde NATO müttefikliğini aktif biçimde kullanmak istiyor. Ancak ABD ile artık iyice su yüzüne çıkan çıkar çatışmaları NATO içinde de kendini gösterirse Türkiye&#8217;nin NATO&#8217;nun askeri kanadından çekilmesi gibi radikal adımlara doğru giden yol açılabilir. Tarafların &#8220;sağduyusuyla&#8221; Lizbon zirvesi kayıpsız atlatıldı ancak Türkiye&#8217;nin bundan sonraki dönemde küresel ABD politikaları ve NATO&#8217;nun bu konuyla ilgili pozisyonunu aynen kabul etmesi gelinen nokta itibariyle pek de mümkün değil. Türkiye NATO&#8217;nun yaramaz ve huysuz çocuğu olarak çağrılmaya çoktan başlandı bile. Bu yüzden NATO ve Türkiye&#8217;nin ortak geleceği konusu bir süre daha belirsizliğini koruyacaktır.</p>
<p> <strong>Kaynaklar</strong></p>
<p> (1) Şu adresten indirilebilir: <a href="http://www.nato.int/lisbon2010/strategic-concept-2010-eng.pdf">http://www.nato.int/lisbon2010/strategic-concept-2010-eng.pdf</a></p>
<p> (2) &#8220;The future of NATO: Fewer Dragons more snakes&#8221;, The Economist, 11 Kasım 2010, <a href="http://www.economist.com/world/international/displaystory.cfm?story_id=17460712">http://www.economist.com/world/international/displaystory.cfm?story_id=17460712</a></p>
<p> (3) &#8220;Afghans: Divided Over NATO&#8217;s  New 2014 Target&#8221;, TIME, 22 Kasım 2010, <a href="http://www.time.com/time/world/article/0,8599,2032511,00.html">http://www.time.com/time/world/article/0,8599,2032511,00.html</a></p>
<p> (4) NATO Seems Long-Term Role After Afghan  Combat, The New York Times, 20 Kasım 2010, <a href="http://www.nytimes.com/2010/11/21/world/europe/21nato.html?scp=14&amp;sq=nato%20lisbon&amp;st=cse">http://www.nytimes.com/2010/11/21/world/europe/21nato.html?scp=14&amp;sq=nato%20lisbon&amp;st=cse</a></p>
<p> (5) Next, a NATO-Russia Strategic Concept, The New York Times, 18 Kasım 2010,  <a href="http://www.nytimes.com/2010/11/19/opinion/19iht-edantonenko.html?scp=16&amp;sq=nato%20lisbon&amp;st=cse">http://www.nytimes.com/2010/11/19/opinion/19iht-edantonenko.html?scp=16&amp;sq=nato%20lisbon&amp;st=cse</a></p>
<p> (6) &#8220;NATO Warship HDMS Esbern Snare Prevents Pirate Attacks off the Coast of Somalia&#8221;, 27 Ekim 2010, <a href="http://www.aco.nato.int/page27220155.aspx">http://www.aco.nato.int/page27220155.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/12/02/yeni-nato-ve-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/12/02/yeni-nato-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Füze Kalkanının Hedefinde Türkiye</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/11/22/fuze-kalkaninin-hedefinde-turkiye/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/11/22/fuze-kalkaninin-hedefinde-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 15:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk Yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Savaş]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=13547</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kaya
Soğuk savaş sisteminin anormal yapısının sona ermesi yer küremizde henüz normalleşmeye doğru giden bir süreç lehine bizleri ümitlendirmiyor.
 İki kutuplu soğuk savaş düzeni anormaldi, çünkü kutup merkezlerine olduklarından çok daha büyük güç sağlıyordu. İki kutup arasına sıkışmış unsurlar ise gerçek ilişkisel tutumları yerine içinde yer aldıkları kutbun kodlarına göre uluslar arası sistemde varlıklarını sürdürmekteydiler. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Mustafa Kaya<a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/fuze_kalkani.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13550" title="fuze_kalkani" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/11/fuze_kalkani-201x300.jpg" alt="" width="201" height="300" /></a></em></strong></p>
<p>Soğuk savaş sisteminin anormal yapısının sona ermesi yer küremizde henüz normalleşmeye doğru giden bir süreç lehine bizleri ümitlendirmiyor.</p>
<p> İki kutuplu soğuk savaş düzeni anormaldi, çünkü kutup merkezlerine olduklarından çok daha büyük güç sağlıyordu. İki kutup arasına sıkışmış unsurlar ise gerçek ilişkisel tutumları yerine içinde yer aldıkları kutbun kodlarına göre uluslar arası sistemde varlıklarını sürdürmekteydiler. Bu durum öylesine çarpık ilişkiler üretiyordu ki, Türkiye örneğindeki gibi kimi ülkeler, çevresindeki birçok komşu ve akraba topluluklar ile uluslararası sistem gereği karşı kutupta yer alarak <span id="more-13547"></span>onlara cephe alıyordu. Her hangi iki ülke yarı kazara tercihleri yüzünden kimi zaman abartılı şekilde birbirleri için tehdit kaynağı oluşturabiliyorlardı. Bu yapay çarpıklık ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda ilişkilerin doğal seyrine engel oluyordu.</p>
<p> Bütün bu çarpıklıklar esasında, uluslar arası sistemin hukuki ve siyasi yapısındaki temel bir anormallikten kaynaklanıyor. Birleşmiş milletlerde veto yetkisi bulunan beş ülkenin kendi güvenlik stratejileri, tehdit algıları dünyanın geri kalanına dayatılmakta; onlardan bu kaygılara dayanılarak üretilen politikalara hatta savaşlara destek vermeleri beklenmektedir. Kanaatimce uluslar arası sistem, gelinen nokta itibarıyla bu beşli hegemonya ve onun peşine takılan geri kalan unsurlar arasındaki bir çatlak üzerinden ciddi bir kriz yaratmıştır.</p>
<p> Uluslar arası sistemin bu anti demokratik yapısı, sesini duyuramayan, sistem içerisinde temsil hakkı bulunmayan halklar üzerinde ciddi bir rahatsızlık hissi uyandırmaktadır. Bir buçuk milyara yakın nüfusuna rağmen tek bir Müslüman ülke, bu beşli oyun kurucu aktörler arasında yer almamaktadır. Latin Amerika&#8217;nın, güney Asya&#8217;nın, Afrika&#8217;nın muazzam halk yığınları bu küresel sistemde kendilerine yer bulamıyor.</p>
<p> Soğuk savaş düzeni temeldeki bu iktidar anomalisi üzerine kurulu idi. Çünkü dünyadaki ekonomik ve askeri güç dağılımı batı lehine büyük bir uçurum görüntüsü arz ediyordu. Ne var ki, 1990&#8242;lardan sonra iyice derinleşen iktisadi ve enformatik ilişkiler, dünyanın geri kalanının muhteşem batı ile arasındaki uçurumun boyutlarının giderek daralması şeklinde gelişmektedir. İktisatçıların &#8220;kapanma&#8221; adını verdikleri bu yeni dönemde, içinde Türkiye&#8217;nin de yer aldığı kimi ülkeler inanılmaz ölçeklerde ekonomik büyümeler gösterirken, Batı ekonomileri büyük krizler yaşamakta, Avrupa ekonomileri ise ciddi oranlarda küçülerek kan kaybetmektedirler.</p>
<p> Elbette ki bu durum, zengin Batı ile yeni büyüyen ekonomiler arasındaki uçurumu giderebilmiş değildir; ancak uzun vadede bu ekonomik dengelenme durumu, Batı&#8217;nın tekelci hegemonyasını büyük ölçüde zora sokan bir trend halinde gerçekleşmektedir. Gezegen artık daha fazla toplumun kültürel, ekonomik değerler ürettiği bir yer haline gelmektedir.</p>
<p> Küresel ekonomik dengelerdeki bu köklü değişimin küresel siyaset mekanizmaları üzerinde belirleyici olmaması düşünülemez. Uluslar arası sistemin statüko tarafında yer alan erkleri soğuk savaş sonrası dönemde geleneksel soğuk savaş siyaset mekanizmasının devamından yana bir tavır sergilemektedirler. Irak savaşında, Afganistan savaşında küresel politika üretim süreçleri aslında Batı&#8217;nın, Batı gerisinde kalanları (Rest of the West) kendi strateji ve güvenlik kaygılarına göre ürettikleri politikalara ikna etme süreci olarak gerçekleşmiştir. Hatta Batı, II. Bush döneminde ikna sürecine bile yanaşmayan bir kibir ve iktidar inancıyla tek başına dünyaya yön vermeye kalkmıştır.</p>
<p> Oysa dünyanın bugün geldiği noktada temel mesele şu: soğuk savaş döneminde olduğu gibi zengin azınlık Batı toplumu kendi tekeline aldığı küresel siyaset mekanizmaları aracılığıyla dünyayı kendi perspektifinden bakarak şekillendirmeye devam mı edecek? Yoksa kültürel, ekonomik, sosyal açılardan hızla gelişen yeni siyasi çekim merkezleri bu süreçlere eşit ve aktif katılım yoluyla ortak mı olacak? Soğuk savaşın kutuplara sağladığı abartılı güç ilişkileri tek kutuplu olarak devam mı edecek? Yoksa iki kutuplu dünya sisteminin çökmesiyle ortaya çıkan bölgesel güç merkezleri kendilerini ilgilendiren gölge politikalarında kendi merkezlerine göre tutum mu takınacaklar? Türkiye Batı&#8217;nın en uzak karakolu olarak kalmaya mı devam etmeli? Yoksa bu geleneksel fay hatlarının suniliğinden hareketle gerçek ilişkiler mi üretmeli? İşte kriz bu krizdir.</p>
<p> Son birkaç yılda Batı&#8217;yla yaşadığımız gerilimlerin temelinde böyle bir kriz yer almaktadır. Örneğin İran&#8217;a yönelik yaptırımlar konusunda, Türkiye ve Brezilya, Batı&#8217;nın oyun kurucu veto yetkisine sahip geleneksel erklerinin politika üretim süreçlerini devre dışı bırakarak, İran&#8217;la nükleer üretim konusunda anlaşmaya varmıştı. Bu süreçte sorun yaratan şey anlaşmanın içeriği değil, anlaşmayı ortaya çıkaran aktörlerin ve süreçlerin geleneksel sistemi zorlaması idi. Beş büyüklerin ve özelde ABD&#8217;nin çerçevesini çizip yürüttüğü politika üretim süreçlerine alternatif olarak, Türkiye ve Brezilya&#8217;nın inisiyatif almaları Batı açısından kabul edilebilir bir şey değildi. Güvenlik konseyinden alelacele çıkarılan yaptırım kararları, Batı&#8217;nın geleneksel karar verme mekanizmalarının dışında bir girişimin dikkate alınmayacağına yönelik açık bir bildiridir. Birleşmiş milletler görüşmelerinde İran&#8217;a yönelik alınan yaptırım kararları aslında doğrudan Türkiye ve Brezilya&#8217;ya yönelik yaptırım kararları idi.</p>
<p> Türkiye&#8217;nin de içinde yer almaya zorlandığı füze kalkanı aslında, Batının ben merkezli güvenlik stratejilerinin ve bu stratejilerin üretim aşamalarının geleneksel batılı erklerin tekelinde olduğu statükosunun sürdürülmesi eğilimi olarak okunmalıdır. Batı, küresel politika üretim sisteminin kendi tekelinde olmasını tartışmaya açılabilir olarak görmüyor. Yine Batı siyaseti kendi kaygıları ekseninde şekillenen stratejilerinin dünyaya dayatılmasını da tartışmaya açmaya yanaşmıyor. Üstelik bu güvenlik kaygılarının kendisi açısından bile ne derece gerçekçi olduğu tartışmalı olduğu halde.</p>
<p> Dünya siyasetinin gelmiş olduğu bu kriz aşamasında ortaya çıkan bölgesel aktörler ve bölgesel güç dengeleri, Batı&#8217;nın ben merkezli güvenlik ve intizam dayatmalarına çok da fazla ikna olmuş değil. ABD&#8217;nin Polonya, Romanya, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri hattı üzerinde bir cephe oluşturma gayreti, bölgeye ilişkin Amerikan politikasının özetidir. Bu hattın Ortadoğu bölgesinde kalan mevzileri Sünni karakterde olup doğrudan Şii İran cephesine karşın beslenmek istenilmektedir. Suudi Arabistan&#8217;ın son birkaç yıl içerisinde milyarlarca dolarlık silahlanma harcamaları, Amerika&#8217;nın bölgeye muazzam ölçülerde sattığı silahlar; özet olarak Şii İran cephesine karşı dayatılan Batı destekli Sünni bir blok inşası çabasıdır.</p>
<p> Diğer taraftan bölgeye büyük silah satışı gerçekleştiren bir başka aktör olarak Çin, Ortadoğu ile ilişkilerini giderek derinleştirmekte, bölge ülkeleri ile başta enerji konuları olmak üzere çok yönlü ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştirmektedir. Örneğin Irak&#8217;ın Saddam döneminden kalan yaklaşık on milyar dolarlık borcu tek kalemde Çin hükümeti tarafından silindi. Çin ve Türkiye başbakanlarının karşılıklı yaptıkları ziyaretlerde yapılan anlaşmalar sonucu &#8220;stratejik ortaklık&#8221; kavramı dillendirilerek bütün dünyanın dikkatini çeken bir ilişki şekli gündeme geldi. Bölge ülkeleri Çin&#8217;i Batı&#8217;ya karşı bir denge unsuru olarak gördüklerini dillendirmekten çekinmiyorlar. Ortadoğu siyasetinin dışarıdan gelen yeni aktörü olarak Çin, Amerikan merkezli Batı gücünü bölgede yalnız bırakmaya niyetli davranmıyor.</p>
<p> Türkiye&#8217;nin son yıllarda ortaya koymuş olduğu yeni dış politika vizyonu, NATO&#8217;nun, yani Batı&#8217;nın güvenlik stratejileri ve tehdit algıları ile temelden bir uyuşmazlık içerisindedir. Batı, Türkiye&#8217;den İran merkezli ve aslında daha geniş İslam coğrafyasını da içeren tehdit karşısında öngördüğü safta yer almasını talep etmektedir. Son yaşadığımız füze kalkanı krizinin oturduğu çerçeve, esasında Türkiye&#8217;nin Batı&#8217;nın kurduğu cephe hattında Batı&#8217;yla birlikte hareket etmesi veya kendi yolunu Batı&#8217;dan bağımsız olarak çizme iradesi arasındaki gerilimin uzantısıdır. Türkiye&#8217;nin bu yeni vizyonu Batı cephesinde zannedilenden daha büyük rahatsızlıklar yaratmaktadır.</p>
<p> Füze kalkanı projesinin Türkiye açısından anlamı yeni Türk dış politikasının zabturabt altına alınması, Beş büyüklerin hegemonik statüsünde ast - üst ilişkilerine riayet etmesi, Amerikan savaş gücünün bölge üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğunun teyit edilmesi gibi unsurlar içermektedir.</p>
<p> Türkiye NATO&#8217;nun füze kalkanı projesine onay vererek kendi vizyonu ile ters düştüğü şeklinde bir görüntü ortaya çıkmış olsa da, bu türden kesin bir kanaate varmak için sürecin işleyiş şekline ve devamına tanıklık etmeye ihtiyaç vardır. Uluslar arası siyasette tek bir noktadan hareketle sürecin derin akışını analiz etmek genellikle yanıltıcı olur. Türkiye&#8217;nin bir anda NATO&#8217;nun varlığını tartışır bir konumda bu projeyi reddetmesi erken bir hamle olarak olumsuz etkiler yaratabilir, öngörülemez bir krizin ortasına kadar sürükleyebilirdi. Bu yöndeki değerlendirmelerin gerçeklik payı bulunmaktadır. Elbette ki tek bir toplantıda alınan kararlardan hareketle uzun süredir ilkesel bazda başarıyla yürütülen politikanın çöpe atıldığını söylemek mümkün ve doğru değildir. Ancak Türkiye kamuoyu, ortaya koymuş olduğu tepkilerle, NATO&#8217;nun geleneksel güvenlik stratejilerine göre tayin edilmiş bir Türkiye olmak istemediğini net bir şekilde dile getirmektedir. Bunun yanı sıra henüz nasıl gerçekleşeceği, ne tür diplomasi hamlelerine maruz kalacağı ortaya çıkmamış projeden hareketle her şeyin tükendiği, aktörlerin ve rollerin tanımlanan yataklarında akmaya razı oldukları sonucunu çıkarmak da yersiz olur. Türk dış işleri bakanı Ahmet davutoğlu&#8217;nun, NATO&#8217;nun üyesi ve karar verme süreçlerinin sahibiyiz şeklindeki açıklamalarını, NATO&#8217;nun geleceğinde Batı kontrollü yapısının değişmesi yönünde ve üyelerin gerçek tehdit algılarına yönelik bir politika sürdürüleceğine dair beyanatlar olarak değerlendirmek mümkündür.</p>
<p> Füze kalkanı projesi uluslar arası sistemin içine girdiği derin krizin dışa vurduğu alanlardan birisi olmuştur. Uzun vadede bu projenin aşamalarının bahsettiğim kriz ekseninde gerçekleşeceğini ve buna bağlı sancıların yaşanacağını öngörmek mümkündür. Bu krizin giderek daha da derinleşeceğini, başka bölgesel sorunlarda ve politikalarda kendini göstereceğini söylemek gerekmektedir. Ancak bunun için sürecin devamını, ne şekilde geliştiğini, aktörlerin temel yaklaşımlarını gözlemlemek gerekiyor. İndirgemeci popülist değerlendirmelerden kaçınmakla birlikte, Batı&#8217;nın geleneksel dayatmalarının, mutlak hegemon pozisyonunun, yersiz ve yalan kaygılarının (bkz. Irak&#8217;taki sözde nükleer füzeler) bölge ülkeleri için mutlak iştirak edilmesi gereken konular olmadığını tartışmak kamu oyunun görevidir. Ve bu büyük kriz yeni sonuçlara gebedir.</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/11/22/fuze-kalkaninin-hedefinde-turkiye/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/11/22/fuze-kalkaninin-hedefinde-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye-ABD ilişkilerinin değişen boyutu</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/10/01/turkiye-abd-iliskilerinin-degisen-boyutu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/10/01/turkiye-abd-iliskilerinin-degisen-boyutu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 09:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=11657</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye- ABD ilişkilerinin gerildiği günler geçiriyoruz. Tüm Batı Türkiye&#8217;nin neden ekseninin kaydığını tartışırken bunu mevcut hükümete ya da Avrupa Birliği&#8217;nin Türkiye&#8217;yi üyeliğe kabul etmemesine bağlayanların sayısı çoğunlukta. Ancak Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin çıkarlarının farklılaşması nedeniyle boyut değiştirdiği gerçeği gözlerden kaçıyor/kaçırılıyor. Son günlerde yaşanan bir kaç gelişmeyi masaya koyduğumuzda konuyla ilgili bazı ipuçları elde edebiliriz.
 1- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/abd-3.gif"></a><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/abd_bozuk_iliski.gif"><img class="size-full wp-image-11660 alignright" title="abd_bozuk_iliski" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/10/abd_bozuk_iliski.gif" alt="" width="190" height="253" /></a>Türkiye- ABD ilişkilerinin gerildiği günler geçiriyoruz. Tüm Batı Türkiye&#8217;nin neden ekseninin kaydığını tartışırken bunu mevcut hükümete ya da Avrupa Birliği&#8217;nin Türkiye&#8217;yi üyeliğe kabul etmemesine bağlayanların sayısı çoğunlukta. Ancak Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin çıkarlarının farklılaşması nedeniyle boyut değiştirdiği gerçeği gözlerden kaçıyor/kaçırılıyor. Son günlerde yaşanan bir kaç gelişmeyi masaya koyduğumuzda konuyla ilgili bazı ipuçları elde edebiliriz.</p>
<p> <strong>1- ABD&#8217;nin Mavi Marmara Vetosu</strong></p>
<p> ABD&#8217;nin Mavi Marmara baskınına gösterdiği tepki Türkiye&#8217;nin beklentilerini karşılamaktan çok uzaktı. 27 Eylül 2010&#8242;da Birleşmiş Milletler&#8217;in &#8220;Gerçekleri Araştırma Komisyonu&#8221;nun 27 Eylül 2010&#8242;da açıkladığı raporda İsrail taammüden adam öldürmekle suçlanıyor ve açık bir şekilde olaydan sorumlu tutuluyordu (1). Bu rapor Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu&#8217;nda kabul edildi. Ancak oylamada tek bir ülke karşı oy <span id="more-11657"></span>kullandı: ABD. AB ülkeleri ise çekimser kaldı.</p>
<p>Ahmet Davutoğlu oylamada kabul oyu verenlere <strong><em>&#8220;Türkiye adına değil insan hakları adına&#8221;</em> </strong>teşekkür etti ve ABD ile AB ülkelerine sitemlerini iletti (2). Açıkça İsrail&#8217;i suçlu bulan ve içerisinde Türk veya İsrail karşıtı üye olmayan bir komisyon tarafından yazılan Birleşmiş Milletler raporu böylelikle Batı&#8217;dan vize alamamış oldu.</p>
<p> <strong>2- Temsilciler Meclisi&#8217;nde Türkiye Karşıtı Karar</strong></p>
<p> ABD Temsilciler Meclisi&#8217;nde lobisinin Türkiye&#8217;yi Kıbrıs&#8217;taki dini alanlar ile ilgili suçladığı tasarı bir oldubittiyle kabul edildi (3). Kararın bağlayıcılığı yok ancak Kıbrıs görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde ve olağandışı usul uygulamalarıyla böyle bir tasarının geçmesini sadece Rum lobisinin gücüne dayandırmak akılcı olmaz.</p>
<p> <strong>3- Türkiye-Çin Tatbikatı</strong></p>
<p> Taraf gazetesinin haberine göre Türkiye ve Çin, Çin Başbakanı Wen Jiabao&#8217;nun Türkiye ziyaretinden hemen önce, Konya&#8217;da bir hava tatbikatı yaptılar (4). İki ülke ilk kez ortak bir hava tatbikatı yapıyordu ve habere göre ABD konuyla ilgili Türkiye&#8217;den bilgi istedi. Askeri sistemi NATO&#8217;ya katıldığı 1952&#8242;den beri Amerika&#8217;ya angaje olan Türkiye&#8217;nin bu girişimi gözlemciler açısından büyük sürpriz. Bu durumun gelişimini zaman gösterecek ancak zamanlamaya bakılırsa Türkiye&#8217;nin &#8220;askeri portföy&#8221;ünü çeşitlendirmeye istekli olduğu yorumu yapılabilir.</p>
<p> Türkiye&#8217;nin isteklerinin ABD tarafından kaale alınmadığı, Avrupa Birliği&#8217;nin Türkiye&#8217;yi üyeliğe almada ayak dirediği, ABD&#8217;nin Türkiye&#8217;nin bölgesinde tek taraflı ve yıkıcı politikalar izlediği bir ortamda Türkiye buna karşı reaksiyon gösteriyor. ABD ile Türkiye&#8217;nin çıkarları git gide çatışıyor ve ortak noktalar daha da azalıyor. ABD bu kadar İsrail destekçisiyken, Türkiye&#8217;den Afganistan&#8217;da savaşmasını isterken ve Irak konusunda Türkiye&#8217;yi etkisiz eleman olarak görürken iki ülke arasındaki ilişkinin farklılaşması gayet doğal.</p>
<p> Burada Amerikalıların anlamadığı şey tüm bu olanların Türkiye özgürlükçü, demokratik ve piyasa ekonomisi yanlısı bir sürece girmişken, yani &#8220;Amerikanlaşırken&#8221; gerçekleşiyor olması.</p>
<p> <strong>Kaynaklar</strong></p>
<p> (1) Raporun tamamı için: <a href="http://www2.ohchr.org/english/bodies/hrcouncil/docs/15session/A.HRC.15.21_en.pdf">http://www2.ohchr.org/english/bodies/hrcouncil/docs/15session/A.HRC.15.21_en.pdf</a></p>
<p> (2) <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=1021462&amp;Date=30.09.2010&amp;CategoryID=77">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=1021462&amp;Date=30.09.2010&amp;CategoryID=77</a></p>
<p> (3) Kabul edilen karar için: http://thomas.loc.gov/cgi-bin/query/D?c111:2:./temp/~c111phhN3K::</p>
<p> (4) <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/ordunun-ekseni-dogu-ya-kaydi.htm">http://www.taraf.com.tr/haber/ordunun-ekseni-dogu-ya-kaydi.htm</a></p>
<p>&#8230; Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/10/01/turkiye-abd-iliskilerinin-degisen-boyutu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/10/01/turkiye-abd-iliskilerinin-degisen-boyutu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Geveze generaller, ölen askerler&#8230;</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/24/geveze-generaller-olen-askerler/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/24/geveze-generaller-olen-askerler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 22:38:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Korsan Mahyacı Kâmil</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>

		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Psikolojik harp]]></category>

		<category><![CDATA[Terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10313</guid>
		<description><![CDATA[
Share on Facebook]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/terorle-mucadele.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10312" title="terorle-mucadele" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/terorle-mucadele.jpg" alt="" width="500" height="342" /></a></p>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/24/geveze-generaller-olen-askerler/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/24/geveze-generaller-olen-askerler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika, İslam ve Biz</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/22/amerika-islam-ve-biz/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/22/amerika-islam-ve-biz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 14:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Akyol</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[Özgürlükler]]></category>

		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10309</guid>
		<description><![CDATA[[20 Haziran 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İstanbul&#8217;dan kalkıp da Amerika&#8217;ya uçan Türklerin çoğunun istikameti, New York, Washington, yahut ülkenin öteki ucundaki California&#8217;dır. Ancak çok azı ülkenin &#8220;midwest&#8221; denen orta kesimlerine gider ve oradaki &#8220;muhafazakâr&#8221; kültürü bilir.
Ben ise bu satırları tam da o &#8220;muhafazakâr Amerika&#8221;nın göbeğinden, Michigan eyaletinin Grand Rapids şehrinden yazıyorum. Sebeb-i ziyaretim de buraki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090617_derin_dusunce_org_mustafa_akyol.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5348" title="20090617_derin_dusunce_org_mustafa_akyol" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090617_derin_dusunce_org_mustafa_akyol.jpg" alt="" width="123" height="168" /></a>[20 Haziran 2010 tarihli <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-akyol/amerika-islam-ve-biz-271115.htm"><span style="color: #0f314e;">Star</span></a> gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>İstanbul&#8217;dan kalkıp da Amerika&#8217;ya uçan Türklerin çoğunun istikameti, New York, Washington, yahut ülkenin öteki ucundaki California&#8217;dır. Ancak çok azı ülkenin &#8220;midwest&#8221; denen orta kesimlerine gider ve oradaki &#8220;muhafazakâr&#8221; kültürü bilir.</p>
<p>Ben ise bu satırları tam da o &#8220;muhafazakâr Amerika&#8221;nın göbeğinden, Michigan eyaletinin Grand Rapids şehrinden yazıyorum. Sebeb-i ziyaretim de buraki Acton Enstitüsü&#8217;nde yaptığım &#8220;İslam ve Özgürlük&#8221; temalı konuşma.</p>
<p>Söz konusu enstitünün ismi, &#8220;güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır&#8221; sözüyle ünlü İngiliz düşünür Lord Acton&#8217;dan geliyor. Acton, hem klasik bir liberal hem de dindar bir Hıristiyan<span id="more-10309"></span> olması açısından enteresan bir figür. Zaten Katolik bir rahip tarafından kurulan Acton Enstitüsü de &#8220;özgürlük&#8221; kavramını dini bir perspektif içinde yorumlayıp savunan bir düşünce kuruluşu.</p>
<p>Örneğin Acton&#8217;cılar serbest piyasa ekonomisini savunurken kültürel materyalizmi ve hazcılığı eleştiriyor, &#8220;ahlaki bir kapitalizm&#8221;den söz ediyorlar. Yayınladıkları &#8220;Markets and Morality&#8221; (Piyasalar ve Ahlak) adlı dergi, buna dair makalelerle dolu.</p>
<p>Buralara gelip sıradan insanlarla konuşunca fark ettiğiniz şeylerden biri de, Amerikalıların çoğunun İslam&#8217;dan epey bîhaber olduğu. &#8220;Sizin dininiz tam nasıl, Muhammed sizin tanrınız mı olmuş oluyor?&#8221; diye soran bile çıkabiliyor.</p>
<p>Dünyadan bu kadar kopuk olan bu insanların avami tabirle &#8220;dolduruluşa getirilmesi&#8221; de çok zor değil.</p>
<p>Nitekim 11 Eylül 2001&#8242;den beri etkili bir propaganda sürüyor Amerika&#8217;da ve özellikle buradaki muhafazakâr kanat üzerinde.</p>
<p>Olayın özü şu: İkiz kuleler yıkılalı beri, milyonlarca Amerikalı, &#8220;bu Müslümanlar niye bizi sevmiyor, ne yaptık ki onlara&#8221; diye sorup duruyor. Bu sorunun cevabını &#8220;neden olacak, İsrail&#8217;in kuyruğuna takılmış durumdayız da ondan!&#8221; diye verenler var.</p>
<p>Bu fikrin yayılması durumunda zorda kalacaklarını gören İsrail lobisi ise &#8220;hayır, hayır, sorun İsrail&#8217;de değil,&#8221; diyor. &#8220;Sorun, radikal, militan, fanatik bir ideoloji olan İslamcılıkta.&#8221; İşi daha ileri götürüp doğrudan İslam&#8217;ı kötüleyenler de var.</p>
<p>Irak işgalini planlayan, son dönemde de AK Parti&#8217;ye karşı toplu taarruza geçen &#8220;neo-conlar&#8221;, işin başını çekiyor. Çoğu Yahudi olan bu &#8220;seçkin&#8221; kadro, &#8220;Hıristiyan Siyonistler&#8221; denen ve uçuk ilahiyatları nedeniyle &#8220;İsrailoğullarına&#8221; kayıtsız-şartsız destek veren bağnaz Protestanlardan da kitlevi destek görüyor.</p>
<p>Ancak dikkat edelim: Amerika, bu koyu İsrail partizanlarından ibaret değil. Amerikan sağı dahi bunlardan ibaret değil. Aksine, bu sağ cenahtaki dindar-muhafazakarlar arasında (ki bunlara &#8220;theo-con&#8221; da deniyor, &#8220;teoloji&#8221;ye referansla) insaflı insanlar da var. Hem Protestanlar hem de, bilhassa, Katolikler arasında.</p>
<p>Örneğin ünlü muhafazakar siyasetçi ve yorumcu Pat Buchanan, neo-conları &#8220;Amerikan sağını saptırmakla&#8221; suçluyor. Gazze ablukasını yerden yere vururken, Mavi Marmara&#8217;ya yapılan saldırıyı da lanetliyor.</p>
<p>Bu kıssadan çıkan hisse ise şu: Dünyanın hala en büyük gücü olan Amerika&#8217;yı tek ses, tek vücut sanmak yanlış. Aksine, ülke içinde önemli nüanslar var. Bunları hesaba katarak da Amerika&#8217;yı etkilemek mümkün.</p>
<p>Nasıl mı mümkün?</p>
<p>Şimdilik sadece &#8220;yanlış etkileme&#8221;ye bir örnek vereyim. &#8220;İsrail&#8217;i yok etme&#8221; tehditleri savuran, &#8220;Muhammed&#8217;in ordusu, kafirlerin korkusu&#8221; diye sloganlar atan öfkeli Müslümanlar, neo-konların ekmeğine bilmeden yağ sürüyorlar. Çünkü adamlar bunları özenle toplayıp tepe tepe kullanıyor, Amerikan toplumuna İslamofobi pompalamak için.</p>
<p>Keskin sirke, gerçekten de küpüne zarar. Bu, &#8220;uzaktan&#8221; bakınca daha da net gözüküyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8230;Bu makale ilginizi çektiyse&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Kara Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft size-medium wp-image-10169" title="liberalizmin_kara_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_pt.jpg" alt="" width="165" height="288" /></a>Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde <strong>liberalizmin tehlikeli yönleri</strong> hatta <strong>YIKICI UNSURLARI</strong> da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek <strong>liberalizmin kusurlarını</strong> ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan…</p>
<p>Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/liberalizmin_kara_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirebilirsiniz.</a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Liberalizmin Ak Kitabı</a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank"><img class="alignleft" title="liberalizmin-ak_kitabi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin-ak_kitabi-221x300.jpg" alt="" width="133" height="221" /></a>1930 model bir ulus-devletin, bir <strong>“devlet babanın”</strong> çocuklarıyız. Son derecede <strong>“Millî”</strong> bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik <strong>“millî”</strong> okullarda. <strong>“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek”</strong> için eğitildik, eğilip büküldük.</p>
<p>Liberallerin dilinden düşmeyen <strong>“Bireysel haklar ve özgürlükler”</strong> bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">bu kitapta </a>liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/liberalizmin_ak_kitabi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/22/amerika-islam-ve-biz/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/22/amerika-islam-ve-biz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>David Usborne: Derdi Çevre Değil, Para</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/11/david-usborne-derdi-cevre-degil-para/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/11/david-usborne-derdi-cevre-degil-para/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 23:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavit Kilimciyan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Basın günlüğü]]></category>

		<category><![CDATA[petrol]]></category>

		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>

		<category><![CDATA[Çevre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10216</guid>
		<description><![CDATA[
EkoPolitik
Meksika Körfezi&#8217;ndeki felaketin ilk duyulduğu günlerde olaya anında müdahale etmesi nedeniyle BP&#8217;nin aldığı övgüleri hatırlıyorsunuz değil mi? BP hatalı olduğunu kabul etmiş ve hatasını telafi edeceği sözünü vermişti. Fakat sonra, paranın patronu olaya el koydu ve şirket kaypaklaşmaya başladı; herkesin güvenini kaybetti.
Şu anda BP, Körfez&#8217;de yaşanan felaketi gerçekte olduğundan daha önemsiz yansıtmakla suçlanıyor. Bu suçlamanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/petrol_meksika.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-10217" title="petrol_meksika" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/petrol_meksika-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong><a href="http://www.ekopolitik.org/public/news.aspx?id=4807&amp;pid=18" target="_blank">EkoPolitik</a></strong></p>
<p>Meksika Körfezi&#8217;ndeki felaketin ilk duyulduğu günlerde olaya anında müdahale etmesi nedeniyle BP&#8217;nin aldığı övgüleri hatırlıyorsunuz değil mi? BP hatalı olduğunu kabul etmiş ve hatasını telafi edeceği sözünü vermişti. Fakat sonra, paranın patronu olaya el koydu ve şirket kaypaklaşmaya başladı; herkesin güvenini kaybetti.</p>
<p>Şu anda BP, Körfez&#8217;de yaşanan felaketi gerçekte olduğundan daha önemsiz yansıtmakla suçlanıyor. Bu suçlamanın en büyük sorumlusu olarak da, şirket tepe yöneticisi Tony Hayward gösteriliyor zira kendisi, yaşananların çevreyi &#8220;çok hafif&#8221; oranda etkileyeceğini açıklamıştı geçtiğimiz günlerde. BP&#8217;nin yatırımcılar karşısında piyasa değerini korumak gibi bir sorumluluğu bulunuyor. Ancak Amerikalılar BP&#8217;nin çevirdiği dolabın farkındalar. BP esasen gezegenimiz için kaygılanmıyor. Onun asıl derdi para, borsa değeri, muhtemel para cezaları ve şirketi yönetenlerin koltukları.</p>
<p>On gün önce, BP&#8217;nin patlayan petrol kuyusunu yoğun çamurla tıkamaya çalıştığı <span id="more-10216"></span>kritik günlerde, Tony Hayward ile röportaj yapmak üzere şirketin Houstan merkez ofisine gittim. Ne var ki, Hayward röportaj yapmaktan vazgeçtiği için kendisini göremedik ama BP&#8217;nin halkla ilişkiler çarkını görme imkânımız oldu. 27 Mayıs&#8217;ta öğleye doğru Hayward&#8217;ın sözcüsü Andrew Gowers ve yönetim müdürü Bob Dudley ile bir araya geldik. Bana, yoğun çamurla tıkama çalışmalarının devam ettiğini söylediler. Dudley, &#8220;Yoğun çamurla kapama çalışmaları sürüyor. Çamuru şu anda iki yönde veriyoruz. Kuyunun hem üst kısmına hem de alt kısmına doğru çamur pompalıyoruz. Üst kısma verdiğimiz yoğun çamur miktarını azaltıp, bu yoğun sıvıyı kuyunun alt kısmına doğru pompalamaya devam etmeyi düşünüyoruz.&#8221; diyerek yürütülen çalışmaları açıklamıştı. Sizin de gördüğünüz gibi Dudley, yoğun çamur pompalama çalışmasına ilişkin bu açıklamasında şimdiki zaman kullanıyor&#8230;</p>
<p>Dudley ayrıca, Hayward ve ABD Enerji Bakanı Stephen Chu&#8217;nun aynı binada aynı komuta odasında çalışmaları anbean takip ettiklerini anlattı uzun uzun. Ben görüşme yerinden ayrılmadan az önce de &#8220;Şu anda komuta odasında gelişmeleri saniye saniye izliyorlar&#8221; şeklinde konuştu. Ayrıca Gowers&#8217;la birlikte, fışkıran petrolü geri bastırmak amacıyla başlatılan yoğun çamur pompalama işleminin devam ettiğini gösteren yayınları gösterdi bize.</p>
<p>Orada dinlediklerim ve duyduklarımdan petrol sızıntısının kapatıldığı izlenimine kapılmıştım. Aksi olabileceği aklıma bile gelmemişti. Sahil Savunma Komutanlığı&#8217;ndan Amiral Thad Allen de aynı izlenime kapılmış olmalı ki, hem sabah, hem de öğleden sonra televizyondan yaptığı açıklamada yoğun çamurla yapılan çalışmalarda gelişme sağlandığını ve çalışmaların devam ettiğini belirtmişti. Asıl önemli olan ise piyasaların bu iddiayı yutmuş olması. BP hisseleri New York&#8217;ta yüzde 6,25 değer kazanırken, Londra&#8217;da bir günde yüzde 5,9 artış kaydetti.</p>
<p>Ancak borsalar kapandıktan sonra öğrendik ki, patlayan kuyuya yoğun çamur pompalama işlemi meğerse bir gün önce durdurulmuş. Perşembe günü hiçbir çalışma falan yapılmamış. Konuya ilişkin çıkan haberlere göre çalışma yaklaşık 16 saatlik bir aradan sonra yeniden başlatılmış. Perşembe akşamı Gowers&#8217;ten gelişmelerin zaman dökümünü istedik ama isteğimizi reddetti.</p>
<p>Tüm bunların üzerine, Gowers&#8217;a bir mesaj çekerek, bize söyledikleri ve gösterdikleriyle yoğun çamurlu müdahalenin sürdürüldüğü izlenimini yarattığı için kendisine tepki gösterdim. Bana verdiği cevap,&#8221;Bu derece zor, hassas ve piyasaları etkileme olasılığı yüksek bir olay hakkında ayrıntılı bilgi veremeyiz.&#8221; şeklinde oldu. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası, yani piyasa konusu.</p>
<hr /><a href="http://www.independent.co.uk/opinion/commentators/david-usborne-more-concerned-about-cash-than-the-planet-1993267.html"><strong>(The Independent, 07 Haziran 2010, David Usborne: More concerned about cash than the planet)</strong></a><strong> </strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Para Yenir mi?</span></a></strong></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft" title="para_yenir_mi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi-203x300.jpg" alt="" width="134" height="169" /></span></a>İnsanlık endüstri devriminden bu yana doğayı şekillendirecek güce sahip. Ancak bu şekillendirme gücü yaşamı değil de maddî çıkarları koruyacak biçimde kullanılıyor. Fakir ülkeler, aynı ülke içinde yaşayan fakir insanlar, bitkiler ve hayvanlar <strong>“vahşi doğadan”</strong> bile daha vahşi bir <strong>kirletme özgürlüğünün(!)</strong> kurbanı oluyorlar. Gelecek asırda hep beraber keşfedeceğiz paranın yenip yenmeyeceğini. Yok ettiğimiz balıkların yerine Amerikan doları koyup koyamayacağımızı… <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/03/para_yenir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz.</span></a></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p> </p>
<div>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
</div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/11/david-usborne-derdi-cevre-degil-para/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/11/david-usborne-derdi-cevre-degil-para/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD teröre böyle destek verdi</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/06/03/abd-terore-boyle-destek-verdi/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/06/03/abd-terore-boyle-destek-verdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 11:38:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Katrin Baskiotis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Amerikan Saldırganlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10143</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: Time Türk

&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;
Amerika Tedavi Edilebilir mi?
 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?  Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://timeturk.com/abd-terore-boyle-destek-verdi_127994-haberi.html" target="_blank"><strong>Kaynak: Time Türk</strong></a></p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/israile_abd_destegi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-10144" title="israile_abd_destegi" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/israile_abd_destegi.jpg" alt="" width="330" height="330" /></a></p>
<p>&#8230; Bu konu ilginizi çekiyorsa &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">A</span><span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? </span></span><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> <span>Bayrak y</span><span>akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span> </span><span>ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirin.</span></a></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"> </div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Yahudi oldukları için mi zalimler?</span></a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;"><img class="alignleft size-medium wp-image-9555" title="israil_siyonizm_zulum" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/israil_siyonizm_zulum-194x300.jpg" alt="" width="133" height="190" /></span></a>İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. <strong><em>“Yoktan var edilmiş bir millet”</em></strong> dört tarafı <strong><em>“düşmanla çevrili”</em></strong> kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor! </p>
<p style="text-align: justify;">Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan <strong>İsrailli</strong> zannederim <strong>Filistinliden</strong> bile daha zavallı bir durumda bu yüzden. <strong><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/04/filistin_israil.pdf" target="_blank"><span style="color: #0066cc;">Buradan indirebilirsiniz</span></a></strong>.</p>
<p> </p>
<p></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/06/03/abd-terore-boyle-destek-verdi/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/06/03/abd-terore-boyle-destek-verdi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin Nükleer  İran Sorunu</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/05/01/abdnin-nukleer-iran-sorunu/</link>
		<comments>http://www.derindusunce.org/2010/05/01/abdnin-nukleer-iran-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 09:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Cem Özen</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>

		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>

		<category><![CDATA[baris]]></category>

		<category><![CDATA[İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9654</guid>
		<description><![CDATA[Irak işgalinin toz bulutu kalkmaya başladığından beri devam eden başka bir gerginlik var. O da İran&#8217;ın nükleer faaliyetleri. Nükleer silaha sahip bir İran Amerika&#8217;nın Ortadoğu politikasındaki tüm taşları yerinden oynatacağından Amerika bu konuyu en önemli dış politika maddeleri arasında tutmayı sürdürüyor. 
Konu son aylarda açıklanan raporlar ve nükleer zirveler ile yeni bir boyuta taşındı. Yeni ABD yönetimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090619_derin_dusunce_org_iran.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-5375" title="20090619_derin_dusunce_org_iran" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/06/20090619_derin_dusunce_org_iran-288x300.jpg" alt="" width="181" height="189" /></a>Irak işgalinin toz bulutu kalkmaya başladığından beri devam eden başka bir gerginlik var. O da İran&#8217;ın nükleer faaliyetleri. Nükleer silaha sahip bir İran Amerika&#8217;nın Ortadoğu politikasındaki tüm taşları yerinden oynatacağından Amerika bu konuyu en önemli dış politika maddeleri arasında tutmayı sürdürüyor. </p>
<p align="justify">Konu son aylarda açıklanan raporlar ve nükleer zirveler ile yeni bir boyuta taşındı. Yeni ABD yönetimi bu konuya daha da ciddi yaklaşıyor zira Obama &#8220;Nükleer İran&#8221;ı engelleyememiş bir ABD başkanı olarak tarihe geçmek<span id="more-9654"></span> istemiyor. İran tarafı da nükleer kartı elinde tutarak stratejik konumunu geliştirmek ve bölge üzerindeki gücünü artırmak istiyor. </p>
<p align="justify"><strong>İran&#8217;ın Nükleer Gelişimi</strong> </p>
<p align="justify">Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması&#8217;na ilk gün imza koyan İran 70&#8242;li yıllarda nükleer enerji geliştirme girişimlerinde bulunmuş fakat 1979 İslam Devrimi sonrası bu girişimler askıda kalmıştı (1). </p>
<p align="justify">11 Eylül sonrası  Amerika&#8217;nın Afganistan&#8217;ı ve Irak&#8217;ı işgal etmesi İran&#8217;ın bir anda kendisini serbest hissetmesine yol açtı. Zira Afganistan&#8217;daki Taliban rejimi katı İslami yorumu nedeniyle Şii İran&#8217;a hasmane bir tutum takınıyor, Irak&#8217;taki Saddam yönetimi ise İran ile 1980-88 Savaşı&#8217;ndan arta kalan tehdit olma konumunu devam ettiriyordu. Yalnızca 2 yıl içerisinde İran hem doğu hem de batıdan kendisine yönelen jeo-stratejik tehditlerden kurtulurken Ortadoğu&#8217;daki yeni dengede, örneğin Irak Şiileri üzerinde, kendisine oyun alanı açabiliyordu. Bu açıdan bakıldığında ABD&#8217;nin İran &#8220;canavarını&#8221; kendi elleriyle yarattığı söylenebilir. </p>
<p align="justify">İran bu süreçte nükleer enerji faaliyetlerini hızlandırdığını ve bunu silah yapımında değil barışçıl amaçlar için kullanacağını açıkladı. İran&#8217;ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğinde çekinceli davranması ise Amerika&#8217;nın İran üzerindeki uluslararası baskıyı artırması sonucunu doğurdu. </p>
<p align="justify">2007&#8242;de açıklanan Ulusal İstihbarat Konseyi raporuna göre 2009&#8242;dan önce İran&#8217;ın nükleer yapabilmesi kesinlikle mümkün gözükmüyor ve İran&#8217;ın sanılanın aksine bu konuda çok da ilerleyemediği söyleniyordu (2). Bu durum konunun bir miktar yumuşamasına neden olduysa da geçtiğimiz Eylül ayında Kum kenti yakınlarında gizli bir nükleer tesisin varlığının tespit edilmesi tansiyonu yeniden artırdı (3). UAEA&#8217;nın Şubat 2009 raporuna göre (4) İran yüzde 20 oranında uranyum zenginleştirme oranına ulaşmış durumda. Nükleer silah için yüzde 90 oranında zenginleştirme gerekiyor ve İran&#8217;ın bu noktaya bir yıl içerisinde gelebileceği konuşuluyor (5).  </p>
<p align="justify">İran tarafında nükleer çalışmaların başta sağlık sektörü olmak üzere barışçıl amaçlar için yapıldığı ve nükleer silah yapma peşinde olmadıkları görüşü sık sık tekrarlanıyor (6). İran&#8217;da neredeyse tüm siyasi gruplar nükleer çalışmalara destek veriyor (7). Fakat şu bir gerçek ki İran&#8217;ın nükleer tartışmayı sıcak tutmasındaki asıl amaç bunu diplomatik bir manivela olarak kullanmak. Zaten UAEA Şubat raporunda barışçıl amaç dışında İran içinde herhangi bir nükleer malzemeye ulaşılamadığı belirtiliyordu (8). </p>
<p align="justify">Barack Obama 12 Nisan 2010&#8242;da Washington&#8217;da tam 36 devlet başkanı ve 10 ülke delegasyonunun katıldığı bir nükleer zirve düzenledi. 1945&#8242;ten beri Amerika&#8217;nın ev sahipliğindeki en büyük zirve olan organizasyonda dünyanın gelecekteki nükleer ajandası görüşüldü. Obama dünyayı nükleer silahlardan arındırma gibi idealist bir görüşe sahip bulunuyor (9). Bunun için hem İran konusunda hem de nükleer silahsızlanma konusunda atacağı adımlar için uluslararası işbirliğine önem veriyor. </p>
<p align="justify">Zirveye çağırılmayan İran ise kendi nükleer zirvesini topladı ve zirvenin başlığını  &#8220;Herkes İçin Nükleer Enerji - Kimse İçin Nükleer Silah&#8221; olarak seçti (10). Zirvede Ayetullah Hamaney ABD ve diğer nükleer silaha sahip ülkeleri nükleer silahları bir terör aracı olarak kullanmakla suçladı (11).  </p>
<p align="justify"><strong>Hangi Seçenekler Masada?</strong> </p>
<p align="justify">İran&#8217;ın nükleer silaha sahip olması bölgede özellikle İsrail kıskacında olan ülkelerin İran&#8217;ın eksenine girmesi sonucunu doğuracaktır. Son dönemde zaten özellikle Şii hilali bölgesinde etkinliğini artıran İran böylece bölgede tek hakim güç olacak ve hem Amerika&#8217;nın hareket etmesini engelleyecek hem de Amerikan dostu olan ama halk desteğinden yoksun rejimlerin altındaki zemini yok edecektir. </p>
<p align="justify">İsrail&#8217;in nükleer silah sahibi olduğu biliniyor. Herhangi bir büyük savaşta bu durum stratejik bir dengesizliğe yol açacaktır. İran&#8217;ın nükleer silaha sahip olması halinde ise durum eşitlenecek ve kurulacak dehşet dengesi İsrail&#8217;in bu avantajını ortadan kalkacaktır. Bu durum İsrail için kabul edilemez olduğundan bu ülke ABD&#8217;yi İran&#8217;a karşı sert davranmaya itmek için elinden geleni yapıyor. </p>
<p align="justify">Obama yönetimi bu konuyu ilk etapta uluslararası baskı yoluyla çözmek istiyor. Birleşmiş Milletler yoluyla uygulamaya konacak yaptırımlar ABD&#8217;ye uluslararası meşruiyet sağlayacak ve hareket alanını genişletecektir. Ancak bu noktada özellikle Çin büyük bir engel olacağa benziyor. Zira Çin İran&#8217;ın 2. büyük petrol müşterisi (12) ve İran&#8217;a yapılan yatırımlar ile ilgili ABD hükümetinin açıkladığı rapora göre Çin ulusal petrol şirketinin bu ülkede 2 milyar dolarlık yatırımı var (13). </p>
<p align="justify">Çin BM Güvenlik Konseyi üyesi olduğu için ABD yaptırımlar konusunda bu ülkenin desteğini almak zorunda. Nükleer zirve sırasında Çin yaptırımlar konusunu görüşebileceğini söyleyerek ABD cephesini umutlandırdı (14). Zira İran&#8217;ı nükleer konuda durdurabilecek olan yegane ülkenin Çin olduğu konuşuluyor (15). Buna karşın Güvenlik Konseyi&#8217;nin geçici üyelerinden Türkiye, Brezilya ve Lübnan yaptırımlara sıcak yaklaşmadıklarını beyan ettiler (16). Türkiye geçmişte Irak&#8217;a yapılan ambargodan çok zarar gördüğü için bir diğer komşusuna yapılacak ekonomik yaptırımlardan özellikle çekiniyor (17). </p>
<p align="justify">Uluslararası  yaptırımların İran&#8217;ı caydırıp caydırmayacağı ve İran&#8217;ın nükleer konusunda uluslararası toplumla işbirliği yapıp yapmayacağı çok da açık değil. Amerikan Ordusu Harp Akademisi Stratejik Araştırmalar Enstitüsü&#8217;nün 2005 yılında yayınladığı İran ile ilgili rapora göre; İran içinde kendi güç alanlarına sahip ve nispeten bağımsız hareket den pek çok odak ve organ var (18). Ayetullahlar, Devrim Muhafızları, İran Ordusu ve Ahmedinecad gibi güç odaklarının kendi gündemi var ve İran&#8217;ı belli bir konuda ikna etmek başlı başına bir zorluk. Örneğin yaptırımların kendine ait belli bir ekonomik yapılanması olan Devrim Muhafızları&#8217;nı etkilemeyeceği söylenebilir (19). </p>
<p align="justify">Yaptırımın amaçlarından birisi de İran&#8217;da özellikle son seçimden sonra ortaya çıkan toplumsal ayrılığı daha da derinleştirmek. Ekonomik ambargo ve petrol ablukasının toplumdaki huzursuzluğu körüklemesi ve muhalefeti harekete geçirmesi beklenebilir. Ancak bu durumun tam tersi, yani İran toplumunun birlik olması sonucunu da doğurabileceği unutulmamalı (20).  </p>
<p align="justify">ABD Ulusal Güvenlik Konseyi eski İran uzmanı Gary Sick&#8217;e göre yaptırımlar İran&#8217;ın uranyum zenginleştirme programını etkilemez (21). Bu görüşün haklılık payı var zira İran küçük bir ülke değil ve kendisine çıkış yolları bulmakta zorlanmayacaktır. Kaldı ki silah satışının yasaklanması ve petrol ambargosu gibi yaptırımlar Çin&#8217;in Japonya&#8217;dan sonra en büyük petrol müşterisi olduğu ve Rusya&#8217;nın S-300 füzeleri sattığı düşünüldüğünde uygulamaya konulması kolay olmayan seçenekler (22). </p>
<p align="justify">&#8220;Askeri Seçenek&#8221; terimi genel olarak iki anlamı içeriyor. Birincisi nükleer tesislere yapılacak askeri operasyonlar, ikincisi ise İran&#8217;ı en azından rejimi devirmeye zorlayacak askeri bir işgal. İkinci seçeneğin maliyeti ve sonuçları kestirilemeyecek kadar büyük olduğundan daha çok konuşulan birincisi, yani İran&#8217;ın nükleer tesislerini vurarak kullanılmaz hale getirmek.  </p>
<p align="justify">Eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell&#8217;a göre İran&#8217;a yapılacak askeri bir saldırı bu ülkenin nükleer programını durdurmaz aksine daha da istekli hale getirir. Ayrıca çıkabilecek bir bölgesel savaş da ABD&#8217;yi içinden çıkılmaz bir konuma sürükleyebilir (23). Brookings Enstitüsü&#8217;ne bağlı Saban Center&#8217;ın savaş simülasyonuna göre İsrail&#8217;in olası bir askeri saldırısı Amerika&#8217;yı hiç de iç açıcı bir noktaya götürmüyor (24). Ancak ABD içinde askeri müdahale seçeneğini güçlendiren bir olay Savunma Bakanı Robert Gates&#8217;in İran&#8217;ın nükleer silah elde etmesi halinde Amerika&#8217;nın bu durumla baş edebilecek herhangi bir politikası olmadığı yönündeki raporunun basına sız(dırıl)masıyla yaşandı. Rapora göre Amerikan yönetimi &#8220;uyanmalı&#8221; ve ciddi önlemler almalı (25).  </p>
<p align="justify"><strong>Sonuç</strong> </p>
<p align="justify">İran&#8217;ın nükleer silaha sahip olması Amerika&#8217;nın Ortadoğu politikasını ve İsrail&#8217;in konumunu hayati bir biçimde tehdit edecektir. Amerikan yönetimi bunu engellemek adına her şeyi yapmaya hazır görünüyor. Bunun için askeri seçeneklerin masada olduğuna devamlı vurgu yapılıyor. </p>
<p align="justify">İran tarafında ise konuyu sıcak tutarak masada bir pazarlık konusu elde etmek düşüncesi hakim. Ortadoğu&#8217;da gitgide genişleyen İran etkisinin bu gerginlik politikasıyla artması hedefleniyor. Nükleer silaha karşı olduğunu her defasında belirten İran yönetimi nükleer teknoloji olarak belli bir seviyeye geldiğinde ve silah yapması sadece birkaç ay alacak noktaya ulaştığında zaten istediği dehşet dengesine kavuşacak ve İsrail&#8217;in bu konudaki üstünlüğüne son vermiş olacaktır. </p>
<p align="justify">Amerika&#8217;nın  İran&#8217;ı vurması; Amerika içinde İran&#8217;ı vurmak isteyenlerin çoğalması, İsrail&#8217;in bunu teşvik etmesi, Rusya&#8217;nın işine gelmesi ve İran&#8217;ın rejimini bir dış tehdit unsuruyla ayakta tutmak istemesi göz önüne alındığında çok da uzak bir ihtimal değil.  </p>
<p align="justify">Acaba Obama ve ekibi barışçıl yollarda ne kadar ısrarcı kalabilecek? <br />
 </p>
<p><strong><em>KAYNAK ve NOTLAR</em></strong> </p>
<p><strong>(1) &#8220;Iran&#8217;s Nuclear Programme&#8221;, Greg Bruno, </strong><a href="http://www.cfr.org/publication/16811/irans_nuclear_program.html" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.cfr.org/publication/16811/irans_nuclear_program.html</span></strong></a><strong> , 10 Mart 2010.</strong> </p>
<p><strong>(2) Rapora ulaşmak için: </strong><a href="http://www.dni.gov/press_releases/20071203_release.pdf" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.dni.gov/press_releases/20071203_release.pdf</span></strong></a> </p>
<p><strong>(3) Obama&#8217;nın konuyla ilgili açıklaması için: </strong><a href="http://www.whitehouse.gov/the_press_office/Statements-By-President-Obama-French-President-Sarkozy-And-British-Prime-Minister-Brown-On-Iranian-Nuclear-Facility/" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.whitehouse.gov/the_press_office/Statements-By-President-Obama-French-President-Sarkozy-And-British-Prime-Minister-Brown-On-Iranian-Nuclear-Facility/</span></strong></a> </p>
<p><strong>(4) Rapora ulaşmak için: </strong><a href="http://www.iaea.org/Publications/Documents/Board/2010/gov2010-10.pdf" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.iaea.org/Publications/Documents/Board/2010/gov2010-10.pdf</span></strong></a> </p>
<p><strong>(5) &#8220;Officials Say Iran Could Make Bomb Fuel in a Year&#8221;  , The New York Times, 14 Nisan 2010.</strong> </p>
<p><strong>(6) &#8220;In Iran Nuclear Issue is Also a Medical One&#8221;, Washington Post, 20 Aralık 2009.</strong> </p>
<p><strong>(7) &#8220;Iran Nukes Deal: What if Ahmadinejad is Serious&#8221;, TIME, 5 Şubat 2010. </strong> </p>
<p><strong>(8) Bkz. Not 4. </strong> </p>
<p><strong>(9) &#8220;Obama Puts His Own Mark on Foreign Policy Issues&#8221;, Peter Baker, The New York Times, 13 Nisan 2010.</strong> </p>
<p><strong>(10) &#8220;Ahmadinejad&#8217;s Answer to Obama&#8217;s Nuclear Summit&#8221;, TIME, 19 Nisan 2010.</strong> </p>
<p><strong>(11) &#8220;Iran Calls U.S. Nukes Tool of Terror&#8221;, TIME, 17 Nisan 2010.</strong></p>
<p><strong>(12) </strong><a href="http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/Iran/Oil.html" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/Iran/Oil.html</span></strong></a><strong> , Ocak 2010.</strong> </p>
<p><strong>(13) Rapora ulaşmak için: </strong><a href="http://www.gao.gov/new.items/d10515r.pdf" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.gao.gov/new.items/d10515r.pdf</span></strong></a><strong> , 23 Mart 2010.</strong> </p>
<p><strong>(14) &#8220;China Pledges to Work With U.S. On Iran Sanctions&#8221;, The New York Times, 12 Nisan 2010.</strong> </p>
<p><strong>(15) &#8220;This Week At War: Could China Disarm Iran?&#8221;  , Robert Haddick, Foreign Policy, </strong><a href="http://www.foreignpolicy.com/articles/2010/04/16/this_week_at_war_could_china_disarm_iran?page=0,0" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.foreignpolicy.com/articles/2010/04/16/this_week_at_war_could_china_disarm_iran?page=0,0</span></strong></a><strong> 16 Nisan 2010.</strong> </p>
<p><strong>(16) </strong><a href="http://www.cnnturk.com/2010/dunya/04/14/irana.yaptirim.olacak.mi.zirvede.konusuldu/572015.0/index.html" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.cnnturk.com/2010/dunya/04/14/irana.yaptirim.olacak.mi.zirvede.konusuldu/572015.0/index.html</span></strong></a> </p>
<p><strong>(17) Ankara&#8217;nın  İran ile Arabuluculukta Hedefi, BBC Türkçe, </strong><a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/04/100420_ankara_tehran.shtml" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/04/100420_ankara_tehran.shtml</span></strong></a> </p>
<p><strong>(18) Rapora ulaşmak için: </strong><a href="http://www.strategicstudiesinstitute.army.mil/pubs/display.cfm?pubID=629" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.strategicstudiesinstitute.army.mil/pubs/display.cfm?pubID=629</span></strong></a> </p>
<p><strong>(19) &#8220;Why Sanctions Won&#8217;t Beat Iran&#8217;s Revolutionary Guards&#8221;, TIME, 17 Şubat 2010.</strong> </p>
<p><strong>(20) &#8220;Obama and Iran: Dialogue or Sanctions?&#8221;, Kayhan Barzegar, </strong><a href="http://www.iranreview.org/content/view/5478/41/" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.iranreview.org/content/view/5478/41/</span></strong></a> </p>
<p><strong>(21) &#8220;On Iran Sanctions, Is The U.S. Spinning Its Wheels&#8221;, TIME, Tony Karon, 5 Mart 2010.</strong> </p>
<p><strong>(22) &#8220;And the price of nuclear power&#8221;, The Economist, 25 Şubat 2010.</strong> </p>
<p><strong>(23) &#8220;Washington&#8217;s Shrinking Options on Iran Sanctions&#8221;, TIME, 24 Mart 2010.</strong> </p>
<p><strong>(24) Simülasyon raporuna ulaşmak için: </strong><a href="http://www.brookings.edu/~/media/Files/rc/reports/2010/02_iran_israel_strike_pollack/02_iran_israel_strike_pollack.pdf" target="_blank"><strong><span style="text-decoration: underline;">http://www.brookings.edu/~/media/Files/rc/reports/2010/02_iran_israel_strike_pollack/02_iran_israel_strike_pollack.pdf</span></strong></a> </p>
<p><strong>(25) &#8220;Gates Says U.S. Lacks a Policy to Thwart Iran&#8221;, The New York Times, 17 Nisan 2010.</strong>
</p>
<p style="text-align: right;"><strong><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">A<span style="color: #0000ff;">merika Tedavi Edilebilir mi?</span></a></span></strong></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><img class="alignleft size-medium wp-image-7855" title="20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt" src="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2009/12/20091222_derin_dusunce_org_amerikan_saldirganligi_pt-203x300.jpg" alt="" width="115" height="166" /></span></a> <span style="color: #000000;">Bayrak y</span><span style="color: #000000;">akmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.</span><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? <a href="http://www.derindusunce.org/img/abd_tedavi_edilebilir_mi.pdf" target="_blank">Buradan indirin.</a></span></span></div>
<p><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.derindusunce.org/2010/05/01/abdnin-nukleer-iran-sorunu/">Share on Facebook</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.derindusunce.org/2010/05/01/abdnin-nukleer-iran-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

