Archive for January, 2017

Beton / Thomas Bernhard »

Hamalların soyu tükendi. Herkes istediği gibi kendi eşyasını taşısın. Dünya birkaç derece daha soğudu, kaç derece olduğunu tam olarak hesaplayacak değilim, insanlar çok daha merhametsiz ve saygısız oldular. Herkes yaşamak ister, hiç kimse ölmek istemez, bunun dışında her şey yalandır. Dehşetle tanık olduğum üzere insanlar sabah saat dokuzda gelip duşun altına girip tenis oynamaya koşuyorlar, […]

Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton »

“… İki çocuğun o bebeği öldürmelerinden yıllar önce, bir başka bebek ölümünün yarattığı galeyan İngiltere’yi bir uçtan diğer uca sarsmıştı. Edward Bond’un Saved adlı oyunu bir ahlak histerisine yol açmıştı çünkü oyunda bir grup yeniyetme arabasında uyuyan bir bebeği taşlayarak öldürüyordu. Bebek taşlama sahnesi, avareliğin her zaman işsiz kişileri kontrolden çıkabileceğine dair eski klişenin yeni […]

Düşüş / Albert Camus »

Demek ki, ben-ben-ben’in günü gününe sürekliliği dışında başka bir süreklilik olmadan yaşıyordum. Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, […]

Yaşamak / Cahit Zarifoğlu »

Kendi kalbini dinliyormuş gibi göğsüne eğilmiş duran bu yaratık için kalb, bir yaşama işareti olmaktan çıkmıştı. Adam, bunun dışında kalbin hangi ödevleri varsa onlardan birine dalmıştı. ‘masalımızda acı olmasın dilerim. çocuklar ölmesin öldürülmesin. hep cahillerdir birbirlerini öldürenler denegelmiştir ama..’ ‘yeter’ batının planlarını kendi düşünceleri sanan zavallılara Umutsuzluğun kapımıza gelmesi için az mı bekledik. Umutsuzluk mu, […]

Güzel Tehlike / Michel Foucault »

Dil, tam anlamıyla sonsuz sayıda cümle ve sözce kurmamıza yarayan şeydir. Söylemse, ne kadar uzun, ne kadar dağınık, ne kadar esnek, ne kadar atmosferik, ne kadar protoplazmik, kendi geleceğine sandığımızdan ne kadar fazla bağlı olursa olsun, her zaman sonlu, her zaman sınırlıdır. Ne kadar uzun olursa olsun bir söylemle dilin sonuna asla varılamaz. Yazmak konuşmaktan […]

Kağıt Ev / Carlos María Domínguez »

İnşa edilen bir kütüphane, ihdas edilen bir hayat demektir, yığılmış kitaplar toplamı değildir asla. Bluma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’ın Şiirler’inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı. Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. Tıpkı kütüphanedekiler gibi damgalı kitaplar gördüm, yahut içlerine sahiplerinin kartları yerleştirilmiş […]

Dostluk / Cicero »

Yapılan ve görülen iyiliklerin bir olmasını istemek, dostluğu çok ince ve derin hesaplara vurmaktır. Gerçek dostluk daha zengin, daha cömerttir, sanırım aldığından çok vermemekte bu kadar titiz davranmaz: dostlukta yapılanların kaybolmasından, yere taşmasından veya hakkından fazla almaktan korkmamalı. insanların dostluktan başka her işlerinde çok daha dikkatli olmalarından yakınırdı: Örneğin hepsi ne kadar keçisi, koyunu olduğunu […]

Kötülük Üzerine Bir Deneme / Terry Eagleton »

“… Biraz önce adını andığımız sahtekarları içermeyen bir kötü tanımının işe yaramayacak kadar dar olduğu iddia edilebilir. Böyle bir tanım gerçekten de fazlasıyla teknik ve hassas değil mi? Bu tanım kötü insanı işin özünde, Immanuel Kant’ın deyişiyle “radikal” kötü olarak görmektedir. Kötülüğü sırf kasten kötülük yapmak için yapılmış bilinçli kötülük olarak algılamaktadır ki Kant bunun mümkün […]

Ermiş / Halil Cibran »

Siz kanunlar koymaktan mutlu olursunuz, Ama onları çiğnemek daha çok hoşunuza gider. Tıpkı okyanus kıyısında kumdan kaleleri azimle yapıp bir vuruşta kahkahalarla bozan çocuklar gibi. Siz kumdan kalelerinizi yaparken, okyanus kıyıya daha çok kum yığar, Ve siz onları bozunca da okyanus size sizinle birlikte güler. Aslında okyanus daima masumlara güler. Hayatın kendileri için bir okyanus […]

Düşüş / Albert Camus »

Ama kendimi tanıtmama izin verin: Jean-Baptiste Clamence, kulunuz. Sizi tanıdığıma sevindim. Herhalde işadamısınız?.. Aşağı yukarı mı? Harika yanıt! Aynı zamanda akıllıca; hepimiz her şeyde aşağı yukarıyız. Şimdi biraz dedektiflik oynamama izin verin. Aşağı yukarı benim yaşımdasınız, aşağı yukarı her yeri gezip görmüş kırk yaşında adamların deneyimli gözü var sizde, aşağı yukarı iyi giyimlisiniz, yani bizde […]