Archive for August, 2016

Kendi Hayat Hikâyem / Hermann Hesse »

Diyeceğim yazarlığımın ve edebi çalışmalarımın değerine inancım, bendeki değişmeden sonra kökten yıkılıp gitmişti. Yazmak bana artık kıvanç vermiyordu. Oysa insanın kıvanç duyacağı bir şeyi olmalıydı her zaman; nihayet ben de bütün o sıkıntı dönemlerimde böyle bir şeyi arıyor, istiyordum. Yaşam ve dünyada adaletmiş, mantıkmış, anlammış, bütün bunlara senin olsun diyebilirim, bütün bu soyut nesneleri gereksinmeden […]

Kuruluş Felsefesi Değil Kurtuluş Felsefesi »

İki tür fırsatçı zümre zuhur etti 15 Temmuz işgal girişiminden sonra. Birincisi tüm cemaat ve tarikatlara dini müktesebatı gereği zaten karşı olan muhafazakâr kesimden ilahiyatçılar, yazarlar. Bu zevat mal bulmuş mağribi gibi bu toprakların tasavvuf geleneğine, Anadolu Müslümanlığının birikimlerine hoyratça saldırıyor 15 Temmuzdan beri. Daha da ileri gidip Anadolu’nun, hatta İslam dünyasının çatısını oluşturan ehlisünnet […]

Görmek optik değil ideolojik bir süreçtir »

Sen Zaman’ın resmini yapabilir misin Abidin?   Yıldızlar tıpkı vefatından asırlar sonra hikmetli sözleriyle hatırlanan âlimler gibidirler. Geceleyin gözlerimizi yukarı çevirdiğimizde yıldızları görmeyiz; varmış gibi görünen yıldız cesetlerine bakarak yaşamadığımız bir maziyi hatırlarız. Çünkü bizden binlerce ışık yılı uzaktaki yıldızların ışığı gözümüze (aklımıza) ulaştığında ışığın kaynağı olan yıldız çoktan sönmüştür. Görünmek için var olmak gerekmez; […]

Komünist Rusya’yı İngilizler mi kurdu? »

İngiliz ayak oyunlarıyla devre dışı bırakılan Türkler ve Ruslar Sykes-Picot masasına yeniden oturmak üzereler. (Bkz. Büyük Devlet Aforizmaları » ) Çanakkale savaşında durdurulan İngiliz donanması Rus çarına yardıma gidebilseydi rejim çökmeyecek ve komünizm kurulmayacaktı ama Ruslar Sykes-Picot (1916) anlaşmasıyla İstanbul’u ve Doğu Anadolu’yu alacaklardı. (Haritada sarı bölgeler) Bu alternatif coğrafyada Ruslar İngilizlere yakın bir güce […]

Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı / Edward Said »

İnsan salt özel alanda kalarak entelektüel olamaz, zira sözcükleri kâğıda döküp yayımladığınız anda kamusal dünyaya girmişsiniz demektir. Salt kamusal alana ait, sadece bir hareket, dava ya da konumun sözcüsü veya simgesi olan bir entelektüel de olamaz. Şahsi tını, kişiye özgü duyarlılık diye bir şey vardır; söylenen ya da yazılan şeylere de bu anlam verir. Hele […]

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı / Dale Carnegie »

Başkaları ile ilgileniniz Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve onun gözüyle görebilmektir. Kendisini başkalarının yerine koyup, onları anlayabilen kimsenin geleceği için kaygı duymasına gerek yoktur. İnsan tabiatının en zaruri ihtiyacı kendini tanımak ve ifade etmektir. Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: ‘Başkaları ile ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya mahkumdurlar’. […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Doğrusunu söylemek gerekirse, kilisenin (eğer rahiplerle kanun yapıcılarının antlaşmasının bu isimle adlandırılması gerekiyorsa) mahkemenin kararlarına uymasının, mahkemenin kilisenin kararlarına uymasından daha uygun olduğunu itiraf etmeliyiz. Ortodoks ve Ari imparatorluklarının birbirlerini izleyen iniş çıkış dönemlerinden kilisenin nasıl etkilendiği çok iyi bilinmektedir. Yok eğer bunlar çok geçmişte kalmış şeylerse, modern İngiliz tarihi, VIII. Henry, VI. Edward, Mary ve […]

Körleşme / Elias Canetti »

Yalnız masa değil, fakat ceviz ağacından yapılma bütün bir yemek odası takımı satın alındı, işçiler bu takımı, yazı masasının en uzağında bulunan dördüncü odaya yerleştirdiler. O günden sonra öğle ve akşam yemekleri, yeni masanın başında yenildi. Yemek sırasında hemen hiç konuşulmuyordu. Aradan henüz bir hafta geçmişti ki, Therese bir yemek sırasında konuşmaya başladı: — Bugün […]

Kuş / Hermann Hesse »

Örneğin, ağır hasta yaşlı bir köylü, yatakta yatarken pencereden bir ara bakmış ve kuşu görmüştü; bir an için görmüştü yalnız; ama hemen düzelip sağlığına kavuşmuştu. Herkes kendi kendine, kendi içindeki yüzlere dalarak mırıldanıyor, kısmen köy halkına dönüp, karşısındakilerin gönlünü kazanmaya çalışarak ya da karşısındakilere suçlamalar yönelterek, karşısındakilere hak vererek ya da onlarla alay ederek konuşup […]

İnsancıklar / Dostoyevski »

Ah benim canım, neyiniz var? Her seferinde beni hep böyle korkutuyorsunuz. Her mektubumda kendinize bakmanızı, sıkı sıkı giyinmenizi, soğukta dışarı çıkmamanızı, her şeye dikkat göstermenizi söylüyorum ama küçük meleğim siz beni dinlemiyorsunuz! Ah güvercinim, tıpkı bir çocuk gibisiniz. Bir saman çöpü kadar narinsiniz! Hafif bir esintide bile soğuk alıyorsunuz. Bu yüzden de kendinize dikkat edip […]