RSS Feed for This Post

Hudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

hudud-sinir hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودNe değildir?

Gerçekten var olan iki farklı şey arasındaki değişmez çizgi değil.

Nedir?

İndî olarak hissedilen ya da farklı olduğuna inanılan iki kimlik arasındaki hat. Yani sınırlar sübjektif/indî varlıklardır. (Bkz. Derin Lügat: İndî / Sübjektif / Objektif / ذاتي) Meselâ Türk-Yunan sınırı Türkler ve Yunanlılar için vardır ama kargalar, solucanlar ve bulutlar sınırda pasaport göstermeden geçerler. Yani hudud bir kimlik inşasıdır; “ben/biz” ve “ötekiler” hudud ile tarif edilir. (Bkz. Ben Kimdir?)

Zira bir şeyin değeri ona değer verenlerin değeri ve gücüyle bilinir. Kişilerin ya da devletlerin koydukları hududlar kişilerin ya da devletlerin gücü ve saygınlığıyla sınırlıdır. Yani sınırlamanın bir sınırı vardır. Hudud da mahdud bir şeydir.

Modern bir icad: Ulusal sınırlar

Yönetmenliğini Sinan Çetin’in yaptığı, Metin Akpınar ve Kemal Sunal’ın başrollerini paylaştığı Propaganda adlı film bunu anlatır. 1948’de ulusal sınırların dikenli telle kapatılması sonucu ortadan ikiye bölünen Hisli Hisar Kasabası’nda hayat alt-üst olur. İkiye bölünen kasabayla birlikte hayatlar ve insanlar da parçalanır. Bir gün köyün delisi sınıra kadar davul çalarak gelip poposunu öbür tarafa geçirir ve “haydi, tutuklayın onu!” diye haykırır.

hudud-sinir-propaganda hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود1900’lerin başında imparatorlukların yerini alan seküler, endüstriyel ulus-devletlerin güç çatışmaları ile çizildi ulusal sınırlar. Avrupa’daki gerginlik bütün dünyaya yayıldı. Afrika’da ve İslâmistan’da da birçok “ulusal” sınır çizildi. Bunları çizmek, meselâ Arapları bölmek için yeni uluslar icad edildi: Mısırlılar, Suriyeliler, Iraklılar… Günlük hayatın gerçeklerine değil emperyalist hesaplara dayanan bölünmelerdi bunlar. Haliyle insanlara değil hammadde kaynaklarına ve limanlara göre çizildi. Meselâ 1884’te yapılan ve Afrika’daki (güya) ulusal sınırların çizildiği Berlin konferansında hiçbir Afrika halkı temsil edilmedi. Bugün de neticeleri süren ve Afrika’yı sömürmek için cetvelle çizilmiş sınırları kolaylıkla tanıyabiliriz. Ama kıyıdaki bir limandan içeri girip genişleyen sınırlar da yine Avrupalılar tarafından çizilmiştir. (Kongo, Kamerun, Benin…) Orta Asya’da Türkçe konuşan halklar da komünizm zamanında birbirlerinden ayrıldılar. Ama Ruslar sadece kara sınırları çizmekle kalmadı; her bir “ülkeye” farklı bir Kiril alfabesi dayattılar. Böylece Kazaklar, Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar ve Azerîler birbirlerinin kitaplarını okuyamaz hale getirildiler. Bir başka deyişle zihinlere dikenli tel çekildi. Kur’an alfabesiyle yazdıkları Türkçe metinleri de okuyamadıklarından geçmişleri ile aralarına mayın döşenmiş oldu.

Geçmişten koparan zihinsel sınırlar deyince elbette Türkiye’yi de hatırlamak gerekir. Latin alfabesinin dayatılması Türkleri ve Türkiye’de yaşayan Kürtleri hem diğer Müslüman halklardan hem de geçmişlerinden kopardı. Bugün dahi milyonlarca Türkiyeli Almanca, İngilizce, Fransızca okuyup yazabilirken ecdadından kalan belgeleri, tarihi eserleri, mezar taşlarını okumaktan acizdir.

Amerikan ulus kimliğinin inşasında “Frontier”

Amerikalı tarihçi Frederick Jackson Turner 1893 yılında “The Frontier in American History” isimli bir makale yayınladı. Bu makalede hudud kavramının Amerikalılar için bolluk, bereket ve iyimserlik temsil ettiğini savundu. Zira sürekli genişleyen sınırlar sayesinde asla toprak kıtlığı çekilmeyeceğine inanan “seçilmiş” insanlar olan Amerikalılar vaad edilmiş topraklardan hakları olan payı aldıklarına inanıyorlardı. Turner’a göre Amerikan kimliğini oluşturan temel etkenlerden biri bu sınırsız sınırlardı.

Hudud kavramı da diğer millî Amerikan kutsalları gibi ne politik söylemden ne de uygulamadan eksik olmadı. Haliyle ulusal güvenlik sinemasında çok değişik kamuflajlar içinde tekrar tekrar karşımıza çıkan bu kavramdır. Devletin yıkılma noktasına geldiği, şiddetin meşru olmaktan öte ilahî bir nitelik, bir ödev özelliği kazandığı yerlerdir Hollywood’da sınırlar. Kâh nükleer bir saldırı, kâh bir doğal felâket, uzaylılar veya bir meteor ABD’ni haritadan silmek üzeredir. İşte tam o anda ABD başkanı halkı birleştiren duygusal bir konuşma yapar. İşte tam bu anda zaman ve mekân birleşir, o an Frontier (sınır) olur. Putsal Amerikan devleti (genellikle) ordusu sayesinde tepenin üzerinde ışık saçan şehri o sınır noktasına kurar. Çünkü apaçık bilinen bir kaderi vardır. Seçilmiş bir halk, vaad edilmiş topraklarda ne yapabilir başarılı olmaktan başka? (Bkz. Bu konudaki e-kitap: ABD tedavi edilebilir mi?)

Sınırsız bir hayatın anlamı olabilir mi?

İtalyan romancı Dino Buzzati ünlü romanı Tatar Çölü’nde sınırsız bir hayatta kendilerine yapay sınırlar icad eden askerlerin garip hikâyesini anlatır. Askerler dünyaya neden geldiğini bilmeyen, amaçsızlığın engin çölünde kendilerine yapay dertler icad eden insanlar gibidirler. Dış dünyada önemini çoktan yitirmiş bir kale sadece bir sınır boyunun boş kalmaması için varlığını korumaktadır. Kaledeki askerler ve subaylar gelmeyecek bir savaş beklentisine dört elle tutunmaktadırlar. Tekerrürle ritüelleşen günlük hayatın tekdüze hareketlerinden başka hiçbir şeyleri yoktur. Bu sıradanlığın yaşamlarına anlam verdiğinin de farkındadırlar. Mantıksız bir Tatar korkusu zamanla inanılan bir tehlike haline gelmiştir. Kahramanlık hayalleri sayesinde yaşadıkları sürgün hayatı gönüllü katlanılan bir hale geçmiştir ama bir gün bunu sürdürmenin anlamsızlığı yine onları oraya gönderen sistem tarafından ilân edilecektir:

“Burası ölü bir sınır ucu ,” diye ekledi Ortiz. “Bu nedenle kaleye hiç el sürülmedi ve bir yüzyıl önce nasılsa aynı kaldı.”

“Ölü sınır demekle ne kastediyorsunuz?”

“Endişe uyandırmayan bir sınır. Öbür tarafta büyük bir çöl var.”

“Çöl mü?”

“Evet, gerçek bir çöl, taşlık ve kuru bir toprak, adına Tatar Çölü diyorlar.”

“Neden Tatar Çölü ?” diye sordu Drogo. “Tatarlar mı varmış?”

“Eskiden varmış herhalde. Ama daha çok bir efsane yanı vardır. Eminim ki buralardan, eski savaş zamanlarında bile kimseler geçmemiştir.”

“Yani kale hiçbir zaman hiçbir işe yaramamış öyle mi?”

“Hiç,” dedi yüzbaşı.

Yol sürekli yukarı doğru çıkıyordu, ağaçlar görünmez olmuş, sağda solda yalnızca tek tük çalılık kalmıştı; bunların dışında yakılmış tarlalar, kayalıklar ve kızıl toprak döküntülerinden başka bir şey yoktu. […] Zaman geçtikçe, kale önemini yitiriyordu. Belki de, çok eskilerde burası önemli bir garnizondu, ya da en azından öyle addedilmişti. Ama şimdi, gücünün yarıya indirgendi­ği şu sıralarda, artık stratejik olarak tüm savaş planlarından dışlanmış, basit bir güvenlik setinden başka bir şey değildi. Kalenin orada korunmasının tek nedeni, bu sınır köşesinin tamamen boş bırakılmamasıydı. Kuzeydeki ovadan gelecek bir tehlike fikri hiçbir kabul görmüyordu, en kötü olasılıkla geçilin orada bir göçmen arabası görülebilirdi, işte o kadar …”

Sonsöz: Sınırsız insan olur mu?

Ulusal sınırların kalktığı ütopik bir dünyada hiçbir insan yaşayamaz. İnsan kendi hüviyetini bilmek ister. Zaman içinde aynı (IDentic) kalan bir Ben’lik hissidir bu. Dünyevî hüviyetin tarifi için coğrafî sınırların yanı sıra kültürel, ekonomik vb sınırlar gereklidir. Gidebileceği ve gideMEyeceği yerler, satın alabileceği ve pahalı olduğu için haddini aşan mallar olmalıdır. Uhrevî hüviyeti tarif ve idrak etmek için ise insana ahlâkî bir hudud gereklidir. Kur’an ayetleri bize bu sınırları öğretir: “O’nun sınırları” (Bakara 187) , “haddi aşanlar” (A’raf 55).

 

ulusal-sinirlar hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Afrikalılara sormadan çizilen Afrika “ulusal” sınırları

filistin hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Filistinlilere sormadan çizilen “güvenlik” sınırları

segregation-wall-palestine hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Filistin’deki utanç duvarı

fall-of-the-berlin-wall hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Berlin utanç duvarı

mutlu-yasam-hapishaneleri hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

İstanbul, New York ve Londra’da korkak zenginler için ayrıcalıklı yaşam hapishaneleri

İnsanları birleştirmesi gereken yolların bir barikat gibi kullanılması ve zengin gettolarının şehirden adeta çalınan mekânlara kurulması dikkate değer. Bu gettoların inşaatında çalışan işçilerin değil oturmak, gezmeye bile gelemeyeceği zengin gettoları mahalle hayatını öldüren kapalı alanlardır. Zihinlerimizdeki cam duvarlar; korku, nefret ve bencilliklerimiz yeryüzündeki beton duvarlardan daha aşılmaz olabilir.

pkk hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

… Bu konuda Derin Lügat maddesi…

Tavsiye e-kitap

 

Edebiyat, sanat, siyaset, tarih üzerine kitap okumak için…

Edebiyat, Sinema, Siyaset, Sanat, Mimarî, Ateizm, Tarih, Kemalizm, Eşcinsellik, İslâm, Kadın hakları, Feminizm, Felsefe… Bugün 70 kitap var. Yakında yenileri eklenecek, bu sayfayı takip edin… 



70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودDerin Lügat 3.0

Yeni sürümlere dair not: Eski sürümleri indirip okumuş olanların işini kolaylaştırmak için kelimelerin sırasını değiştirmiyoruz. Yani her yeni sürümde okumaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

3cü sürümle eklenen yeni terimler: Eksen Kayması, Bilgi toplumu, Zamanda Yolculuk, Ateist , Yokluk , Çağdaş, Gurbet, Kader.

İnsanlık neredeyse 4 asırdır “ilerleme” adını verdiği müthiş bir gerileme içinde. Tarihteki en kanlı savaşlar, sömürüler, soykırımlar, toplama kampları, atom bombaları, kimyasal ve biyolojik silahlar hep Batı’nın “ilerlemesiyle” yayıldı dünyaya. En korkunç barbarlıkları yapanlar hep “uygar” ülkeler.  Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen bu insanlar nereden çıktı? Yoksa kelimelerimizi mi kaybettik?

Aydınlanma ile büyük bir karanlığa gömüldü Avrupa. Vatikan’ın yobazlığından kaçarken pozitivist dogmaların bataklığında kayboldu. “Yeniden doğuş” (Rönesans) hareketi sanatın ölüm fermanı oldu: Zira optik, matematik, anatomi kuralları dayatıldı sanat dünyasına. Sanat bilimselleşti, objektif ve totaliter bir kisveye büründü.

Kimse parçalamadı dünyayı “Birleşmiş” Milletler kadar. Güvenliğimiz için en büyük tehdit her barış projesine veto koyan BM “Güvenlik” Konseyi değil mi? Daimi üyesi olan 5 ülke dünyadaki silahların neredeyse tamamını üretip satıyor. “Evrensel” insan hakları bildirisi değil güneş sisteminde, sadece ABD’deki zencilerin haklarını bile korumaktan aciz. Bu kavram karmaşası içinde Aşk kelimesi cinsel münasebetle eş anlamlı oldu: ing. To make love, fr. Faire l’amour… Önce Batı, sonra bütün insanlıkakıl (reason) ile zekânın (intelligence) da aynı şey olduğunu sanmışlar. Oysa akıl iyi-kötü veya güzel-çirkin gibi ayrımı yaparken zekâ problem çözer; bir faydayı elde etmek ya da bir tehditten kurtulmak için kullanılır. Bir saniyede 100.000 insanı ve sayısız ağacı, böceği, kediyi, köpeği oldürecek olan atom bombasını yapmak zekâ ister ama onu Hiroşima üzerine atmamak için akıl gerekir.

İster Batı’yı suçlayalım, ister kendimizi, kelimelerle ilgili bir sorunumuz var: İşaret etmeleri gereken mânâların tam tersini gösterdikleri müddetçe sağlıklı düşünmeye engel oluyorlar. Çözüm ürettiğimizi sandığımız yerlerde yeni sorunlara sebep oluyoruz. Dünyayı düzeltmeye başlamak için en uygun yer lisanımız değil mi? Kayıp kelimelerin izini sürmek için yazdığımız Derin Lügat’ı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

Edward Hopper’ı okumak

hopper-kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودAmerikalı ressam Edward Hopper sadece Amerika’nın değil bütün Batı kültürünün en önemli ressamlarından biri. Hopper ile Batı resmi asırlardan beri ilk defa kısır ekol savaşlarını, soyut resim / figüratif resim gibi ölü doğmuş dikotomileri aşma fırsatı yakaladı.

Bu bağlamda, perspektif, ışık, gölge vb tercihleri aşan Hopper’ın yeni bir şey yaptığını savunuyoruz: Hopper Rönesans’tan beri can çekişen figüratif resme yeni bir soluk verdi. Tezimiz budur. Bu lisan-ı sûreti tahlil etmek için sadece Hopper’dan etkilenen diCorcia gibi fotoğrafçıları değil ondan beslenen Hitchcock, Jarmusch, Lynch gibi sinema yönetmenlerini, romancıları da kitabımıza dahil ettik. Diğer yandan Hopper’ın tutkuyla okuduğu filozoflardan yani Henry David Thoreau ve Ralph Waldo Emerson’dan da istifade ettik. Elinizdeki bu kitap Hopper tablolarına aceleyle örtülen melankoli ve yalnızlık örtüsünü kaldırmak için yazıldı. Hopper’a bakmak değil Hopper’ı okumak için.Buradan indirebilirsiniz.

Senin tanrın çok mu yüksekte?

senin-tanrin-cok-mu-yuksekte 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Güzel olan ne varsa İnsan’ı maddî varoluşun, bilimsel determinizmin ötesine geçirecek bir vasıta. Sevgilinin bir anlık gülüşü, ay ışığının sudaki yansıması, bir bülbülün ötüşü ya da ağaçları kaplayan bahar çiçekleri… Dinî inancımız ne olursa olsun hiç birimiz güzelliklere kayıtsız kalamıyoruz. Etrafımızı saran güzelliklerde bizi bizden alan, yeme – içme – barınma gibi nefsanî dertlerden kurtarıp daha “üstlere, yukarılara” çıkaran bir şey var. Baş harfi büyük yazılmak üzere Güzel’lik sadece İnsan’a hitab ediyor ve bize aşkın/ müteâl/ transandan olan bir mesaj veriyor: “Sen insansın, homo-economicus değilsin”.

İşte bu yüzden “kutsal” dediğimiz sanat bu anlayışın ve hissedişin giriş kapısı olmuş binlerce yıldır. Tapınaklar, ikonalar, heykeller insanları inanmaya çağırmış. Ancak inancı ne olursa olsun bütün “kutsal sanatların” iki zıt yola ayrıldığını, hatta fikren çatıştığını da görüyoruz:

  • Tanrı’ya benzetme yoluyla yaklaşmak: Teşbihî/ natüralist/ taklitçi sanat,
  • Tanrı’yı eşyadan soyutlama yoluyla yaklaşmak: Tenzihî/ mücerred sanat.

Kim haklı? Hangi sanat daha güzel? Hangi sanatçının gerçekleri Hakikat’e daha yakın? Bu çetrefilli yolda kendimize muhteşem bir rehber bulduk: Titus Burckhardt hem sanat tarihi hem de Yahudilik, Hristiyanlık, İslâm, Budizm, Taoizm üzerine yıllar süren çalışmalar yapmış son derecede kıymetli bir zât. Asrımızın kaygılarıyla Burckhardt okyanusuna daldık ve keşfettiğimiz incileri sizinle paylaştık.Buradan indirebilirsiniz.

Öteki Sinemanın Çocukları

oteki-sinemanin-cocuklari 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودYakında sinemanın bir endüstri değil sanat olduğuna kimseyi inandıramayacağız. Zira “SinemaEndüstrisi” silindir gibi her şeyi ezip geçiyor. Sinema ürünleşiyor. Reklâm bütçesi, türev ürünlerin satışı derken insanlar otomobil üretir gibi film ÜRETMEYE başladılar. Belki en acısı da “sinema tekniği” öne çıkarken sinema sanatının unutulması. Fakat hâlâ “iyi bir film” ile çok satan bir sabun veya gazozun farkını bilenler de var. Çok şükür hâlâ ustalar kârlı projeler yerine güzel filmleryapmaya çalışıyorlar. Derin Düşünce yazarları da “İnsan’sız Sinema Olur mu?” kitabından sonra yeni bir sinema kitabını daha okurlarımıza sunuyorlar. “Öteki Sinemanın Çocukları” adlı bu kitap 15 yönetmenle buluşmanın en kolay yolu: Marziyeh Meshkini, Ingmar Bergman, Jodaeiye Nader Az Simen, Frank Capra, Dong Hyeuk Hwang, Andrey Rublyov, Sanjay Leela Bhansali, Erden Kıral… Buradan indirebilirsiniz.

kitap-tanitan-kitap-6 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودKitap Tanıtan Kitap 6

Bir varmış, bir yokmuş. Mehtaplı bir eylül gecesinde Ay’a bir merdiven dayamışlar. Alimler, yazarlar, şairler ve filozoflar bir bir yukarı çıkıp oturmuşlar. Hem Doğu’dan hem de Batı’dan büyük isimler gelmiş: Lev Nikolayeviç Tolstoy, René Guénon, Turgut Cansever, El Muhasibi, Şeyh-i Ekber, Cemil Meriç, Arthur Schopenauer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahmud Sâmi Ramazanoğlu, Mahmut Erol Kılıç… Sadece bir kaç yer boş kalmış. Konuklar demişler ki “ başka yazar çağırmayalım, bu son sandalyeler bizim kitabımızı okuyacacak insanlara ayrılsın”. Evet… Kitap sohbetlerinden oluşan derlemelerimizin altıncısıyla karşınızdayız. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

sen-insansin 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودSen insansın, homo-economicus değilsin!

Avusturyalı romancı Robert Musil’in başyapıtı Niteliksiz AdamJames Joyce‘un Ulysses ve Marcel Proust‘un Geçmiş Zaman Peşinde adlı eserleriyle birlikte 20ci asır Batı edebiyatının temel taşlarından biri. Bu devasa romanın bitmemiş olması ise son derecede manidar. Zira romanın konusunu teşkil eden meseleler bugün de güncelliğini koruyor.  Biz “modernler” teknolojiyle şekillenen modern dünyada giderek kayboluyoruz. İnsan’a has nitelikleri makinelere, bürokrasiye ve piyasaya aktardıkça geriye niteliksiz bir Ben’lik kalıyor. İstatistiksel bir yaratık derekesine düşen İnsan artık sadece kendine verilen rolleri oynayabildiği kadar saygı görüyor: Vatandaş, müşteri, işçi, asker…

Makinelerin dişli çarkları arasında kaybettiğimiz İnsan’ı Niteliksiz Adam’ın sayfalarında arıyoruz; dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinde. Çünkü bilimsel ya da ekonomik düşünce kalıplarına sığmayan, müteâl / aşkın bir İnsan tasavvuruna ihtiyacımız var. Homo-economicus ya da homo-scientificus değil. Aradığımız, sorumluluk şuuruyla yaşayan hür İnsan.Buradan indirebilirsiniz.


tezyin_kapak-150 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودGözle dinlenen müzik: Tezyin

Batı sanatı her hangi bir konuyu “güzel” anlatır. Bir kadın, batan güneş, tabakta duran meyvalar… İslâm sanatının ise konusu Güzellik’tir. Bunun için tezyin, hat, ebru… hatta İslâm mimarîsi dahi soyuttur, mücerred sanattır.

Derrida, Burckhardt, Florenski ve Panofski’nin isabetle söylediği gibi Batılı sanatçı doğayı taklid ettiği için, merkezi perspektif ve anatomi kurallarının hakim olduğu figüratif eserler ihdas eder. Bu taklitçi eserler ise seyircinin ruhunu değil benliğini, nefsini uyandırır. Zira kâmil sanat tabiatı taklid etmez. Sanat fırça tutan elin, tasavvur eden aklın, resme bakan gözün secdesidir. Tekâmül eden sanatçı (haşa) boyacı değil bir imamdır artık. Her fırça darbesi tekbir gibidir. Zahirde basit motiflerin tekrarıyla oluşan görsel musiki ile seyircilerin ruhu öylesine agâh olur ki kalpler kanatlanıverir. Müslüman sanatçı bu yüzden tezyin, hat, ebru gibi mücerred sanatı tercih eder. Güzel eşyaları değil Güzel’i anlatmak derdindedir. Çünkü ne sanatçının enaniyet iddiası ne de seyircinin BEN’liği makbul değildir. Görünene bakıp Görünmez’i okumaktır murad; O’nun güzelliği ile coşan kalp göğüs kafesinden kurtulup sonsuzluğa kanat açar.

Tezyinî nağmeleri gözlerimizle işitmek için yazıldı bu e-kitap. John locke gibi bir “tabula rasa” yapmak için değil Hz. İbrahim (as) gibi “la ilahe” diyebilmek için. Buradan indirebilirsiniz.

Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودT.C. kurulurken Hitler, Mussolini ve Stalin başrolleri paylaşıyordu. İki dünya savaşının ortalığı kasıp kavurduğu o korkunç yıllarda “bizim” Cumhuriyet gazetesi’nin faşizme ve faşistlere övgüler yağdırması bir rastlantı mıdır? Kemalistlerin ilâhı olan Atatürk’ün emriyle 80.000 Alevî Kürd’ün Dersim’de katledilmesi, Kur’an’ın, ezanın yasaklanması, imamların, alimlerin idam edilmesi, Kürtleri, Hristiyanları ve Yahudileri hedef alan zulümler de yine Atatürk ve onu ilahlaştıranlar tarafından yapılmadı mı?

Bu ağır mirasa sahip bir CHP ve Türk solu şimdilerde “İslâmî” olduğu iddia edilen bir cemaat ile, Fethullah Gülen’in ekibiyle ittifak içinde. Yobaz laiklerin, yasakların kurbanı olduklarını, baskı gördüklerini iddia ediyor bu insanlar. Ama bir yandan da alenen İslâm düşmanlığı yapan her türlü harekete hatta İsrail’e bile destek vermekten çekinmiyorlar. Tuttukları yol İslâm’dan daha çok bir ideolojiye benziyor: Gülenizm. Millî istihbarattan dershanelere, dış politikadan bankalara kadar her konuda dertleri var. Ama Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da zulüm gören Müslümanları dert etmiyorlar. Acayip…

Türk solu, CHP ve Fethullah Bey… Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Elinizdeki bu kitap meseleyi tarihsel bir perspektifte ele almayı amaçlıyor.Buradan indirebilirsiniz.


freud-kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودGurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”

Modern insanın kalabalıkta duyduğu yalnızlığı sorgulamak için iyi bir fırsat… Sigmund Freud gurbette olma duygusunu, yabancılık, terk edilmişlik hissini anlatan “Das Unheimliche” adlı denemesini 1919’da yayınlamış. İsminden itibaren tefekküre vesile olabilecek bir çalışma. Zira “Unheimliche” alışılmışın dışında, endişe verici bir yabancılık hissini anlatıyor.

Bu hal sadece İnsan’a mahsus: Kaynağında tehdit algısı olmayan, hayvanların bilmediği bir his. Belki huşu / haşyet ile akrabalığı olan bir varoluş endişesi? Gurbete benzer bir yabancılık hissi, sanki davet edilmediğim bir evdeyim, kaçak bir yolcuyum bu dünyada. Freud’un İd (Alt bilinç), Benlik (Ego), Üst Benlik (Süperego) kavramları iç dünyamızdaki çatışmalara ışık tutabilir mi? Dünyada yaşarken İnsan’ın kendisini asla “evinde” hissetmeyişi acaba modern bir hastalık mıdır? Teknolojinin gelişmesiyle baş gösteren bir gerginlik midir? Yoksa bu korku ve tatminsizlik hali insanın doğasına özgü vasıfların habercisi,  buz dağının görünen ucu mudur? Hem Sigmund Freud’u tanıyanların hem de yeni keşfedecek olanların keyifle okuyacağını ümid ediyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

fethullah-gulen-kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Fethullah Gülen’i iyi bilirdik

(Son güncelleme: Üçüncü sürüm, 28 Ocak 2014)

Türkçe Olimpiyatlarını ve Türk okullarını sevmiştik. Gözü yaşlı vaizin Amerika’da yaşamasına alışmıştık. 1980 öncesinde komünizme karşı CIA ile işbirliği yapmasına “taktik” demiştik. Fethullah Gülen aleyhine açılan davalardan birinin iddianamesinde“pozitivist felsefeye karşı olmak” ile suçlanıyordu. Biz de karşıydık pozitivizme. “Aferin” dedik, “bizdensin”.

Bugün gerçek şu ki Fethullah Bey’in ekibi manşetle, kasetle hükümet devirmeye çalışan, yalan haberle Türkiye’yi ve Müslümanları sürekli zora sokan çirkin insanların tahakkümü altında. Bizim sevdiğimiz, güvendiğimiz “küçük eller” ise koyun sürüsü gibi suskun. Medyada, devlet kurumlarında, emniyet ve adaletin içinde çeteleşme, ergenekonlaşma var. Gülen cemaati dünya ile uğraşmaktan ahirete vakit ayıramıyor. Gülen cemaati bir cemaatten başka herşeye benziyor.

Kitabın ilk yarısında Fethullah Bey’i ve ekibini öven, yapılan iyi işleri savunan, destekleyen makaleler bulacaksınız. Bugün yaşadıklarımızla birlikte değerlendirince can acıtan bir soru kendini dayatıyor bize: Fethullah Gülen ve kurmayları bizi baştan beri kandırdı mı? Yoksa “küçük eller” dediğimiz masum insanların  güzel teşkilâtı sonradan mı kokuştu? Kitabı buradan indirebilirsiniz.

Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır

yitik 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودAfganistan’daki bir medreseyi, Bosna’daki bir camiyi, Hindistan’daki Taj Mahal’i görsel olarak islâmî yapan nedir hiç düşündünüz mü? Anadolu kilimlerini, İran halılarını, Fas’taki gümüş takıları, Endülüs’teki sarayları birleştiren ortak unsur nedir? Müslüman olmayan bir insan bile kolaylıkla“bunlar İslâm sanatıdır” diyebilir. Sanat tarihi konusunda hiç bir bilgisi olmayanlar için de şüpheye yer yoktur. Şüpheye yer yoktur da… bu ne acayip bir bilmecedir! Endonezya’dan Fas’a, Kazakistan’dan Nijerya’ya uzanan milyonlarca kilometrekarelik alanda yaşayan, belki 30 belki 40 farklı lisan konuşan Müslüman sanatkârlar nasıl olmuş da böylesi muazzam bir görsel bütünlüğe sadık kalabilmiştir?

Bakan gözleri pasifleştiren tasvirci sanatın aksine İslâm sanatı okunan bir sanattır. Yani görünmeyeni anlatmak için çizer görüneni. Doğayı taklid etmek değildir maksat. İnsanların aklını uyandırması, kalplerine hitab etmesi sebebiyle İslâm sanatının soyut bir sanat olduğu da aşikârdır. Ama Avrupa kökenli soyut sanattan ayrıdır İslâm sanatı. Meselâ Picasso, Kandinsky, Klee, Rothko gibi ressamlar gibi sembolizme itibar edilmemiştir. 284 sayfalık kitabımıza çok sayıda İslâm sanatı örneği ekledik. Bakmak için değil elbette, görünen sayesinde görünmeyeni akledebilmek, yani İslâm sanatını “okumak” içinBuradan indirebilirsiniz.


İslâm’da Mimar ve Şehir

Cumhuriyet’in ilânından beri yaşadığımız şehirler hızla tektipleşiyor. Betondan yapılmış kareler ve dikdörtgenler kapladı ufkumuzu. Trabzon, Aydın, Malatya… Anadolu’nun her yeri birbirine benzedi. Fakat Türkiye’ye has bir sorun değil bu. Batının “alternatifsiz” 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودdemokrasisi ve serbest piyasası mimarları da tektipleştirdi. Farklı düşünemeyen, yerel özellikleri eserlerine yansıtmayan mimarlar kutu gibi binalar dikiyor. Moskova, Tokyo, Paris, Hong Kong da tektipleşiyor ve çirkinleşiyor.

Çare? Binalara değil de mimara, yani insana odaklanmakolabilir; yani eşyayı ve sureti değil İnsan’ı ve sîreti merkeze almak. Zira bu bir norm ya da ekol meselesi değil: İslâmiyet’in ilk asırlarında bir şehir övüleceği vakit binalar değil yetiştirdiği kıymetli insanlar anılırmış. Biz de güzel binalarda ve güzel şehirlerde hayat sürmek için önce güzel mimarlar yetiştirerek başlayabiliriz işe. İnsan gibi yaşamak için mimarî çirkinliklerden ve bunaltıcı tektipleşmeden kurtulabiliriz. Bu ancak Güzel Ahlâk ile Güzel Mimarî arasındaki bağı yeniden tesis etmekle olabilir. Çare Mimar Sinan gibi cami yapmak değil Mimar Sinan gibi insan yetiştirmek. Kitabımızın maksadı ise teşhis ve tedaviye hizmet etmekten ibaret. Buradan indirebilirsiniz.

Kürtlerin Tarihi Üzerine

kapak_kurt-tarihi-uzerine 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود80 seneden beri Kürtlerin tarihi isyan ve terörle özdeşleşti. Son yıllarda ise ilk defa hemen her kesimden insanın desteklediği bir barış süreci başladı. Bu süreç kendi başına tarihi bir anlama sahip elbette. Yine de büyüyen umutların, atılan adımların sağlam olması ve geleceğe yöne vermesi için yaşananlar ile Kürtlerin tarihi arasında bir köprü kurulması gerek. Dahası Türkiye dışındaki etnik terör tecrübelerinden, sosyal barış projelerinden yararlanmak elzem. Bu sebeple, Kemal Burkay, Hasan Cemal, İsmail Beşikçi, Mustafa Akyol kadar Alain Touraine, Johan Galtung, Paddy Woodworth ve Gandhi’den de istifa ettik bu kitabı hazırlarken. Umuyoruz ki güncel tartışmaları ve gelişmeleri bir kenara koyarak geçmişe kısaca bir göz atmak bugünü daha anlamlı okumamızı sağlayacak. Buradan indirebilirsiniz.

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcular 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

 Alevilik, Ortak Acılardan Bir Kimlik

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودAleviler ızdıraplarda, geçmişin acılarında buluşuyorlar. Dersim, Madımak… Bu isimler anıldığında kırmızı bir düğmeye basılmış gibi bütün farklı Alevilik-LER birleşiyor ve bir tepki geliyor. Hızlı, öngörülebilir ve manipülasyona açık bir tepki bu. Ortada geç-ME-miş bir geçmiş var. Kıymetli yazarımız Cemile Bayraktar’ın dediği gibi “yüzleşilmediği müddetçe de geçmeyecek bu geçmiş” , çıkarılmayı bekleyen bir diken gibi acı vermeye devam edecek.

Diğer yandan çok sayıda Alevi kendi atalarına, dedelerine, manevî önderlerine en büyük acıları reva görmüş olanlara büyük bir sadakat ile bağlılar. Yani Kemalistlere ve CHP’ye. Yakın tarihi sorgulamak şöyle dursun ibadethanelerini Atatürk resimleriyle donatıyorlar. Ortak acıların ve siyasî tercihlerin dışında Alevileri birleştirecek bir inanç, bir kültür yok mu? Acaba Aleviler Stockholm sendromundan kurtulabilecekler mi? Elinizdeki kitap bunları sorguluyor. Buradan indirebilirsiniz.

Tiryandafilya, Güneşe “ya doğ, ya da ben doğacağım” diyen güzel!

kapak_Tiryandafilya 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود“… Senden önceki hiçbir kadın tarafımdan böyle sigaya çekilmedi Tiryandafilya. Sen benim tüm aşklarımın  raporusun, tüm aşklarımın hülasası, ana fikrisin Tiryandafilya. Senden öncekiler ya masadan kaçtı ya da onları masadan ben kovdum. Şimdi benim tüm bu kaybolan yıllarımın hesabını vermek de sana kaldı. Sevdiğin başka bir erkek olmasına rağmen bu yola girmen için de seni zerre kadar zorlamadım, bunu da biliyorsun Tiryandafilya. Duvarımın arkasına dolanman için sana elimden gelen tüm kolaylığı gösterdim. Bu asla senin marifetin, el çabukluğun, kahredici, tahrik edici, tahkir ve de tezyif edici dişiliğinle olmadı. Senden önce gidip, tüm kapıların kilidini senin için açan irade bendim. Orada beni çırılçıplak gördüysen benim sayemdedir. Şimdi dürüstçe oynayalım o zaman. Ama unutma Tiryandafilya; ihanet ilgi çekse de hain sevilmez…”

Efraim K‘nın kitabını buradan indirebilirsiniz.

 

kitap tanitan kitap 5 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودKitap tanıtan kitap 5

İmkânsız bir buluşma düşleyin: Nietzsche, Montaigne, Chomsky ile Fârâbî ve Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri bir arada. Ama yalnız değiller, hemen yanı başlarına John Berger, Cahit Zarifoğlu, André Gorz , Oğuz Atay, İsmet Özel, Amin Maalouf, Gilbert Achcar, Nevzat Tarhan, Randy Pausch ve daha bir çok aşina olduğumuz yazar, şair, düşünür gelip oturmuş. Bu imkânsız buluşmayı Derin Düşünce sitesinin yazarlarına borçluyuz. Sadık dostlarımız Alper Gürkan, Mustafacan Özdemir, Mehmet Alaca, Mehmet Salih Demir ve en az “eskiler” kadar çalışıp didinen genç yetenekler: Essenza, Esma Serra İlhan, Gülsüm Kavuncu Eryilmaz, Abdülkadir Hacıaraboğlu, Azat Özgür. Kitap tanıtan kitapların beşincisini ilginize sunuyoruz, kitapların dünyasına açılan 23 pencereden bakmak için. Buradan indirebilirsiniz.

hamza_yusuf 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود Hamza Yusuf ile İslâm’ı anlamak

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai tarafından yapılan iki tercümeyi içeriyor:

  • Zaytuna Institute’den Hamza Yusuf Hanson’ın 2010 yılı Mayıs’ında Oxford üniversitesinde yaptığı İslâm’da reform konulu konferans,
  • Yine  Hamza Yusuf Hanson’ın Dr.Murata ve Prof.Chittick’in İslam’ın vizyonu isimli eseri üzerine yaptığı konuşma (Bahsedilen kitap, Türkçe’ye de çevrilmiştir.)

Hamza Yusuf Hanson 1960 yılında Amerika’nın Washington Eyaletinde dünyaya geldi; Kuzey California’da büyüdü. 1977 yılında müslüman olduktan sonra on yıl boyunca İslâm coğrafyasında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuzey ve Batı Afrika gibi bölgeleri gezdi. Farklı ülkelerde iyi büyük alimlerden icazet aldı. Hamza Yusuf bu seyahatten sonra ülkesine dönerek Dinler Tarihi ve Sağlık Hizmetleri alanlarında diploma aldı. Dünyanın dört bir tarafında İslâm hakkında konferanslar veren Zaytuna Enstitüsü’nü kurdu. Batıya İslâm’ı sunan, İslâmî ilimlerin ve geleneksel metodlarla eğitimin yeniden canlanmasını amaçlayan Enstitü, dünya çapında üne sahiptir. Shaykh Hamza Yusuf, Fas’ın en prestijli ve en eski Üniversitelerinden birisi olan Karaouine’de ders veren ilk Amerikalı öğretim görevlisi olmuştur. Bunların yanısıra, klasik haline gelmiş geleneksel bazı Arapça metinleri ve şiirleri modern ingilizceye tercüme etmiştir. Halen eşi ve beş çocuğuyla birlikte Kuzey California’da yaşamakta. Buradan indirebilirsiniz.

Organik dinimi geri istiyorum 

organik_dinimi_geri_istiyorum - kc 70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودBilim ve teknoloji alanında buluşumuz pek yok ama gün geçmiyor ki din konusunda yeni bir icat çıkmasın. Televizyon karşısında merakla “acaba bugün neler caiz ilan edilecek, neler haram edilecek?” diye merakla bekliyoruz. Bektaşi’ye sormuşlar: “İslam’ın şartı kaçtır?” diye, “Birdir!” demiş. “Hac ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla namazı biz kaldırdık, geriye kelime-i şahadet kaldı”. Ben kelime-i şahadetten de emin değilim, her an bir profesör çıkıp “böyle bir şey yoktur, imanın şehadeti mi olur?” diye ortaya çıkabilir. […] İlahiyat profesörlerinin bir büyük zararı da bu oldu. Din’in siyaset gibi, futbol gibi, tartışılacak, insanın bilgisinin olmasa da fikrinin olabileceği bir alan olduğu tevehhümü oluşturdular. Her şeyin kutsallığını bozdular. Artık bacak bacak üstüne atıp çiğ ağzımızla Allah, peygamber ne demek istemiş “muhakeme” yapıyoruz hiç ar duymadan, hepimiz birer küçük şeyhülislam, birer fetva emini… hangi hadis uydurma, hangisi sahih şıp diye gözünden anlayıp ayetleri engin din bilgimizle şerh ediyoruz. Şu muhakemelerin bolluğundan da dini yaşamaya bir türlü sıra gelmiyor. Halbuki bir güzel insanın dediği gibi: “Din öğrenmekle yaşanmaz, yaşandıkça öğrenilir”.

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai’nin kaleme aldığı yazılardan ve tercüme ettiği makalelerden oluşuyor: Hamza Yusuf, Noah Feldman, Charles Townes, Marc Levine ve Karen Armstrong ile İslâm, Hayat ve Bilim üzerine… Buradan indirebilirsiniz.

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدود

Banka Ordudan Tehlikelidir!

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 27 Ekim 2013)

Bankacılarına söz geçiremeyen batı ülkeleri tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler. Zira bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi.Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor:Demokrasinin zayıf noktaları nelerdir? Bankalar nasıl oldu da halkın iradesini ayaklar altına alabildiler? “Hukuk devleti” diyerek örnek aldığımız demokratik ülkeler neden bu Piyasa Darbesi‘ne engel olamadılar? Askerî darbelerden yakasını kurtaran Türkiye’de hükümet Piyasa Darbesi ile devrilebilir mi?  Buradan indirebilirsiniz.

 

Sanat Yoluyla Hakikat Bulunur mu?

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودİnanmak belki zor ama … eğer sınırsız görme kabiliyetine sahip olsaydık hiç bir şey göremezdik!güneşe dürbünle bakan biri gibi kör olurduk.Gözlerimizin sınırlı oluşu sayesinde görüyoruz dünyayı. Immanuel Kant’ın meşhur bir güvercini vardır, havayı iterek uçar ama havanın direncinden yakınır durur. “Hava olmasaydı daha hızlı uçabilirdim” der. Hakikat’i görmekte zorluk çekmemizin sebebi O’nun gizli olması değil tersine aşikar olmasıdır. Aksi takdirde Hakikat’i içeren, kapsayan ve perdeleyen daha hakikî bir Hakikat olması gerekirdi. İşte bu sebeple Hakikat’i görmek için Bilim’e değil Sanat’a ihtiyacımız var, bilmek için değil bulmak söz konusu olduğu için. Derin Düşünce yazarları Sanat-Hakikat ilişkisi üzerine yazdılar.Buradan indirebilirsiniz.

Kitap tanıtan kitap 4

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودAlışılagelmiş kitap sunumlarından farklı bir çalışma bu. Neden? Öncelikle kitap tanıtan kitap serisinde tanıtımı yazanlar da tıpkı tanıtılan sanatçı ve filozoflar gibi birer yazar. Bir çoğu profesyonel ve yarı-profesyonel olarak yazı hayatlarını sürdürmekteler. Ek olarak… katkıda bulunan yazarlar eserin güzelliği kadar kendi iç güzelliklerini, kişisel tecrübelerini, eserle ve yazarla tanışma serüvenlerini de ortaya koyuyorlar. Bu bakımdan kitap tanıtan kitapAktaş, Kafka, Ramazanoğlu veya Kazancakis ile olduğu kadar Başarslan, Gürkan, Becer ve Özdemir ile de tanışmanın veya mevcut dostluğu ilerletmenin güzel bir yolu. Bu 4cü kitapta Yine « ağır » konuklarımız var : Franz Kafka, Cihan Aktaş, Michel Houellebecq, Yıldız Ramazanoğlu, Nikos Kazancakis, Ali Şeriati, Jacques Derrida, Selim İleri, André Gide. 20 farklı kitap, Rusya, Fransa, İran, Almanya ve Türkiye’den 20 yazar. 98 sayfalık bu kitabı, kitap tanıtan kitapların dördüncüsün ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودBir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.

Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi?

Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.

Jean-Paul Sartre ile Kaliteli bir Ateizme Doğru

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 8 mayıs 2013)

70 kitap indirin70 kitap indirin Ulysses / James Joyce Savaş ve Cihad ve Şehadet aforizmaları Atina Anlaşması / Le Corbusier Genç Türkiye İnşa Edilirken / Ernst A. Egli Küresel ısınma aforizmaları Güçler ayrılığı Aforizmaları Kendini Savunan İnsan / Erich Fromm hudud / sınır / граница / frontière / الحدودHudud / Sınır / граница / Frontière / الحدودYokluk var mıdır? Evinizin içini dolduran boşluğu gördünüz mü hiç? Bir türlü gelmeyen şu trenin verdiği sıkıntı ya da sizi habersiz bırakan dostlarınızın sessizliği gerçek değil mi yoksa? Tutulmamış sözler, ödenmemiş borçlar… Yokluk da var aslında “var” dediğimiz şeyler kadar. Ama Yok’un varlığı sadece şuurlu insanlar için gerçektir; gelecekten, birisinden cevap bekleyenler için bir yokluktan, eksiklikten bahsedebiliriz… Artık olmayan gençlik yılları ya da henüz gelmemiş olan yaşlılık da bugünün gerçeği değil mi? Hatırlayan, ümid eden, düş kırıklığını ve gelecek korkusunu tatmış her insan için bir “yokluk” vardır, gerçektir ve bugüne dahildir.

Ateizmin ürettiği en kaliteli metinlerinden biri olan Varlık ve Hiç elinizdeki bu kitabın belkemiğini oluşturuyor. Filozof ve edebiyatçı olan Jean-Paul Sartre hiç şüphesiz Batı felsefesinin köşe taşlarından biridir. Varlık, İnsan, Özgürlük ve Ahlâk tasavvuru üzerine yazdığı eseri tanrısız bir ahlâk teorisi. “Geleneksel” dinler ile göbeğini kesmiş bir “iyi insan” arayışı içinde Sartre. Bu arayışın neticesi ateist emir ve yasaklar değil insan fıtratının önemli bir veçhesi, özgürlük şuuru:

“İnsan özgürdür ve bunun farkındadır; bu farkındalık ile, özgürlük ve sorumluluk şuuruyla yaşamaya mahkûmdur.”

Bu bağlamda Sartre gerçek bir ateist: Tanrı karşıtı değil Tanrı-SIZ. Vicdanın sesini duyma gayretinde. Görünmeyen tanrılar ile kavga etmek yerine “görünürde tanrı yok, biz insan olarak ne yapabiliriz?” diye soruyor. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 14 Trackback(s)

  2. Oct 12, 2016: Jeopolitiğe Giriş / Philippe Moreau Defarges (2) | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  3. Apr 25, 2017: Gerçek sonrası / Post-Truth / Post-vérité / عصر ما بعد الحقيقة | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  4. Apr 25, 2017: Mrs. Dalloway / Virginia Woolf | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  5. May 2, 2017: Siyasetname / Nizamü’l-Mülk | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  6. May 3, 2017: Siracul Mülûk / Muhammed Bin Turtuşi | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  7. May 8, 2017: Şeker Portakalı / José Mauro De Vasconcelos | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  8. May 12, 2017: Realpolitik / الواقعية السياسية | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  9. May 12, 2017: Kaos / Chaos / хаос / χάος / فوضى | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  10. May 14, 2017: Düşüş / Albert Camus | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  11. May 26, 2017: Işık Doğudan Gelir / Cemil Meriç | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  12. May 31, 2017: Adına yola çıktığımız halkın başına bela olduk!
  13. Jun 12, 2017: Tarih Nedir? / Edward Hallett Carr | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  14. Jul 13, 2017: İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma / David Hume | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  15. Jul 26, 2017: Kur’an’ı herkes kendi aklıyla anlayabilir mi? | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin