Archive for October, 2014

Uzaktaki sevgili: Kerkük (2) »

Bugün Ortadoğu’nun boynu bükük vahası Kerkük’e yaptığımız yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kelimelerin ruhunu kaleminde taşıyan büyük şair Yahya Kemal, “Kaybolan Şehir” şiirinde ayrı kaldığı topraklara duyduğu özlemini şöyle dile getiriyor: “Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene” Hatırlayan okuyucularımız bilir, bu şiirin Üsküp için hayat bulduğunu. Ancak […]

Kürt öldüren Kürtler, Yeni Emre Uslu ve Yeni Taraf »

Eski Emre Uslu Eski Taraf’ta çalışırken ROJ TV’nin ve PKK’nın yalanlarını ortaya çıkarmıştı. Yeni Taraf bu makaleyi sildi. Fakat çarpıcı sorular soran ve ROJ TV-PKK-BDP ekiplerinin yalanlarını ortaya çıkaran makalenin bir kopyası aşağıda duruyor. Mesele neydi ? Ağustos 2011’de PKK ve BDP Kandil’deki operasyonlarda sivillerin hatta çocukların öldüğünü iddia etti. PKK ve BDP eliyle çekilmiş kanlı, […]

Tersi ve Yüzü / Albert Camus »

“… İnsanlar her şeyi ilerideki yaşlılık üzerine kurarlar. Düzelmezlerle kuşatılmış bu yaşlılığa kendilerini savunmasız bırakan başıboşluğu vermek isterler. Küçük bir köşke çekilmek için ırgatbaşı olmak isterler. Ama bir kez yaşlılığa gömüldüler mi anlarlar bunun yanlış olduğunu. Korunmak için başka insanlara gereksinimleri vardır […] Sanatta ya her şey bir arada gelir, ya da hiçbir şey gelmez; alevsiz […]

Tamam, Batı vahşidir. Ama sen neden bu kadar evcilsin? »

“… Sömürgeci ülkeler, sömürdükleri ülkelerden çekilirken yerlerine o bölgenin insanı olan ancak halka en az bir sömürgeci kadar “kötü” bir bakışla bakan, diktatör isimler bıraktılar. Sömürülen bölgeler, birçok kez kendi içlerinde bu yerel ama yerel olana yönelik sömürge psikolojisi duyan diktatörlerle hesaplaşma içine girdi ancak bu girişimler başarılı olamadı. Bugün dahi, Fransa’ya muhabbeti bir türlü […]

Doğu’nun Limanları‏ / Amin Maalouf »

“… Ölümü son çıkış olarak düşüneceksin. Bil ki kimse seni bundan alıkoyamaz ve tam da bu nedenle, elinin altında olduğu için onu yedekte tut, sonuna kadar. Diyelim ki geceleyin bir kabus gördün. Bunun bir kabus olduğunu, başını oynattığın anda kurtulabileceğini bilirsen her şey daha kolay, daha çekilir hale gelir, hatta bir bakarsın ilk başta en […]

Son banyonu sen yapmayacaksın! Ne yani? Ben de mi? »

… Bu konuda okumak için… Ölümden Bahseden Kitap Çocuklarımıza Ölüm’den daha çok bahsetsek ne olur? Meselâ evde besledikleri hayvanların, saksıdaki çiçeklerin ölümü üzerine yorum yapmalarını istesek? Mezarlık ziyaretleri yapsak onlarla birlikte ve sonra ne düşündüklerini, ne hissettiklerini sorsak? Çocuklara ölümden bahsetsek belki daha güzel bir dünya kurulur bizden sonra. Çünkü bugün Ölüm’ü TV’den öğrenmek zorunda […]

Aydın insan nasıl fark edilir? »

  … Bu konuda okumak için… Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası  “Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakaraydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. […] Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem […]

Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Nietzsche »

“… Gören kişi, insanlar arasında hayvanlar arasındaymış gibi dolaşır. Şöyle der gören kişi: utanç, utanç, utanç, – insanın tarihi budur!  […] Dostun biri sana kötülük ederse, şöyle de: ‘Bana ettiğini sana bağışlıyorum; ama kendine ettiğini, onu nasıl bağışlarım?’  […] Kimi bir tutam hakseverliklerinden gurur duyarlar da, onun uğruna her şeye ateş püskürürler: öyle ki haksızlıklarında dünya boğulur […] […]

Defterler I / Albert Camus »

“… Gençken insanlardan verebileceklerinin fazlasını isterdim. Sürekli bir dostluk, kesintisiz bir coşku. Şimdi, verebileceklerinden daha azını istemesini biliyorum. Yorumsuz bir arkadaşlık. Ve coşkuları, dostlukları, soylu davranışları, benim gözümde tüm mucizevi değerini koruyor. İyiliğin sarsılmaz etkisi […] Yalnız olduğum için acı çektim, ama sırrımı saklamak için yalnızlık acısını yendim. Ve bugün, yalnız ve bilinmez olarak yaşamaktan daha […]

Dikkat Kitap: Senin tanrın çok mu yüksekte? »

Eski Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterlerinden Nikita Kruşçev 1960’larda Rus kozmonotu Yuri Gagarin için “uzaya gitti ama Tanrı’yı göremedi” demiş. Tanrılar yüce midir yoksa yüksek mi? Neden totemler, tapınaklar, manastırlar diğer binalardan daha yükseğe, hatta dağların tepesine yapılır? Neden minareler göğe uzanır ve neden dua edenler yukarı bakarlar? Titus Burckhardt diyor ki:  “… Rumuz işaret ettiği mânâdandır. […]