RSS Feed for This Post

Şeriat geliyor derken Nazi’leri hortlattılar

avrupa-fasizmAP Seçimlerinde Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN: Front National) açık fark attı. Mesele sadece Fransa’ya özgü değil. İngiltere’den, Danimarka’dan gelen haberler kötü. İnsanların ne demokrasiye ne de Avrupa birliği’ne güveni kalmadı. Fransız seçmenlerin %60’ının zahmet edip oy kullanmaya bile gitmediği bir seçim oldu bu. Yeni üye olan eski-komünist blok ülkelerinde oy vermeyenler %70’in üzerinde: Hırvatistan, Polonya, Slovakya, Macaristan, Slovenya. Hatta Çek Cumhuriyeti’nde %80,5! Ama seçmenleri suçlamak gelmiyor içimden. Senelerdir halkı kandıran siyasetçiler ve satılmış gazeteciler birinci derecede sorumlu.

Siyasetçiler için “halkı kandıran” diyorum zira AB konusunda referandumla ifade bulan endişeleri hiçe saydılar. Ayrıca 2008 krizini çıkartan bankaları suçlamak yerine “kurtarma operasyonu” maskesiyle onlara para akıttılar. O kadar ki bu “yardımlar” yüz milyarlarca avroya ulaştı. Bu konudaki e-kitaplarımızda anlattığımız gibi Avrupa Birliği 2008’den beri bir demokrasi değil plütokrasidir. Yani sermaye sahiplerinin hukuk üstü bir güç teşkil ettiği, “hata yapmaz ve hesap vermez” kabul edildiği bir yönetim sistemi. Lobi faaliyetlerinin demokrasiye verdiği hasar da bunun üzerine eklenmeli tabi ki. Bu koşullarda sadece aşırı uçların oy vermeye gitmesi ile parlamentolar giderek radikalleşecek sanıyorum. Popülist, her kafadan başka bir ses çıkan, karar veremeyen beceriksizler sürüsü daha da artacak. Komünist ve faşistlerin komik koalisyonlarına tanık olacağız. Kısa süreli ve doğustan felç olan bu hükümetlerin beceriksizliği Avrupalıyı demokrasiden iyice soğutacak. Artık Avrupa siyaseti parlamentoda değil kapalı kapılar ardında yapılıyor. Halk iradesi ise Noel Baba gibi. Herkes onu konuşuyor ama ortada böyle bir şey yok.

Bilmiyorum neo-faşizmin ayak seslerini duyabiliyor musunuz?

Ya basın? AB ülkelerinde belli başlı gazeteler silah firmalarına ve bankalara ait. Gazete ve TV’lerin neredeyse tamamı zararına çalışıyor ve aradaki farkı holdingler kapatıyor. Elbette Batılı gazeteciler kendilerini besleyen eli ısırmıyorlar. Bunun yerine İslâm korkusu pompalıyorlar. Bu öcü hikâyeleri hem “reytink” yapıyor hem de silahçı ve finansçı patronların ekmeğine yağ sürüyor. Çünkü El-Kaide veya Boko Haram kâbuslarıyla sarhoş edilen Avrupa kamuoyu gerçekte askerî operasyonların altın, uranyum veya petrol çalmak için yapıldığını çakmıyor. (Bkz. Afrika konusu)

Bu durumdan rant sağlayanlar “bana dokunmayan faşizm bin yaşasın” diyebilir ama Macaristan ve Yunanistan tecrübesi faşizmin sahibini de bir gün ısırabileceğini gösteriyor.

 

… Liberal yalanlar ve bazı gerçekler üzerine okumak için…

Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Liberalizmin Ak Kitabı

1930 model bir ulus-devletin, bir “devlet babanın”çocuklarıyız. Son derecede “Millî” bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik “millî” okullarda.“Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek” için eğitildik, eğilip büküldük.

Liberallerin dilinden düşmeyen “Bireysel haklar ve özgürlükler” bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de bu kitaptaliberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. Buradan indirin.

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

Banka Ordudan Tehlikelidir!

Atina’da, Roma’da, Madrid’de ve Washington’da artık halkın değil bankaların dediği oluyor. Batı’da demokrasi geriliyor, yeni bir düzen kuruluyor. Alıp satma özgürlüğü nasıl oldu da halkı bankaların kölesi yaptı?

İnsanî değerlerin değil maddî değerlerin hakim olduğu her toplum kendi arsızlığı altında ezilmeye mahkûm aslında. Thomas Jefferson, George Washington, Max Weber, Hannah Arendt, Karl Marx ve Alexis de Tocqueville’in eserlerinde ısrarla üzerinde durulan bir mesele bu. Zenginleşmeye ve para ile daha çok haz almaya odaklanan insanlar bencilleşiyorlar. Siyasetten, cemiyetin dertlerinden uzak, oy kullanmaya bile üşenen bir güruh çıkıyor meydana.

 Tam da bu yüzden Batı’da demokrasinin en büyük düşmanı batılı insan modeli oldu. Kendini özel hayatına hapseden, lüks tüketime, tatile, konfora odaklanan batılı insanlar politikadan uzaklaştılar. Bu refah toplumunun bireyleri diğer insanların dertlerine duyarsızlaştı. Para bu süreçte kutsallaştı. Yine bu yüzden bankalar ve bankacılar ilahlaşarak hukukun üstüne çıkabildiler.

İşte bu fikrî zemindir sermayeyi aşırı büyüten, savcıları, hakimleri bile etkisiz hale getiren. Bankacılarına söz geçiremeyen batı toplumları tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler… Peki 2008 ekonomik kriz süreci nasıl gelişti? Krizi tetikleyen ve büyüten ne oldu?

Bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi. Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Yaklaşık 40-50 kişilik bir ekip. Kriz sürecinden zenginleşerek ve güçlenerek çıktılar. Banka kurtarma operasyonlarıyla halen zenginleşmekteler.

Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor:

  1. Demokrasinin zayıf noktaları nelerdir? Bankalar nasıl oldu da halkın iradesini ayaklar altına alabildiler?
  1. “Hukuk devleti” diyerek örnek aldığımız demokratik ülkeler neden bu Piyasa Darbesi‘ne engel olamadılar?
  2. Askerî darbelerden yakasını kurtaran Türkiye’de hükümet Piyasa Darbesi ile devrilebilir mi?

 Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 1 Yorum

  2. Yazan:alişan Tarih: May 26, 2014 | Reply

    Halkı bu kadar basit yalanlarla nasıl kandırıyorlar çok garip. şeriatla felan kandırabiliyorlarsa iyice fantastik bir hal almış avrupa denen memleket. Yazık insanlarla resmen dalga geçiyorlar demekki.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin