RSS Feed for This Post

Halkı dansözlükten soğutmak suç olabilir mi?

“… Halkın askerlikten soğuması için halkın ancak zihinsel bir geriliğinin olması gerektiğine dair psikiyatri profesörleri ile yaptığı fikir alışverişini beyan ettikten sonra, halkı  “askerlik mesleğinden soğutmak” suçsa, ” halkı işçilikten soğutmak, halkı çiftçilikten soğutmak, halkı dansözlükten soğutmak” gibi suçların da kanuna konulması gerektiğini belirtti.  …”

baris_icin_vicdani_red@yahoogroups.com forumundan alıntı:

Mahkeme esnasındaki gözlemleri ve notları sizlerle paylaşıyorum. Bu arada en son okuyunca yazım tarzımın oldukça Kafkaesk olduğunu fark ettim, sanırım hukukun ironisi…
Eda Erdener.

 ASKERLİKTEN SOĞUTMA DAVASI MAHKEME NOTLARI
 
21 Nisan 2011
Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi
 
TCK Md. 318 “halkı askerlikten soğutma” suçu konulu dava, hakim Hayri Güzel tarafından sırasıyla davalılar Ahmet Aydemir, Fahri Fatih Tezcan, Mehmet Atak, Halil Savda ve Davut Erkan ile müdafi Senem Hanım’ın (soyadını bilmiyorum) katılımıyla gerçekleşti. Davalılara önceki sabıka durumları, meslekleri, medeni durumları ve gelirleri soruldu.
 
Mehmet Atak ve Halil Savda, usulde yer almadığı için mahkeme önünde ayağa kalkmayı reddettiler. 
 
Sebepleri hakkında çelişkili fikirler olmakla beraber, tüm dava boyunca hakimin genel olarak izahata uygun, anlayışlı ve sabırlı üslubu dikkat çekti. Ardından tüm süreç, davalıların savunmalarını oturarak vermeleriyle gerçekleşti.
 
Ahmet Aydemir hariç, hiçbir davalı, 5 yıl içinde aynı suçu işlememeleri halinde “cezasının ertelenmesini” kabul etmedi.
 
Ahmet Aydemir: Bahsi geçen basın açıklamasında, oğlu vicdani retçi Enver Aydemir’in askeri cezaevinde işkence gördüğü için cezaevi müdürünü protesto etmek amacıyla slogan attığını, kendisinin 3 yıl askerlik yaptığını, 5 yıl içinde bir daha bu suçu işlemeyeceğinden cezasının ertelenmesini talep etti.
 
Fahri Fatih Tezcan: İki şeyden pişmanlık duyduğunu belirtti. İlki, iddianamede yazılı sloganlarını aslında atmadığını, atmadığı için pişmanlık duyduğunu, şimdi burada mahkeme önünde atacağını belirtti ve bahsi geçen sloganları mahkemede tekrarladı.
 
İkincisi, askerliğini komando olarak yaptığını, bu bağlamda Anti-Kemalist mücadelesi ile çelişen bu davranışı nedeniyle pişmanlık duyduğunu belirtti. Asla erteleme talep etmediğini, kendisi hakkında “suç uydurma” suçunu işleyen savcı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve “herkesin bebek doğup asker doğmadığına” ilişkin görüş almak üzere bir Kadın Doğum uzmanının bilirkişi olarak tayinini istedi.
 
Mehmet Atak: Öncelikle mahkemede okuyacağı 5 sayfalık metnin, suçu kabul etmemesi nedeniyle “savunma” değil “izahatname” olduğunu vurguladı. Hakim okumasına gerek olmadığı, metni alıp dosyaya koymak istediğini söyledi ise de bu hakkı kullanmak adına 5 sayfalık metin tamamen mahkemede sözlü beyan edildi.
 
İzahatnamesinde, bahsi geçen sloganları atmadığını, çünkü slogan atmanın kendi prensiplerine aykırı olduğunu, bu davada savcının öncelikle “suç uydurması” nedeniyle hem davalıları mağdur ettiği hem de devletin kaynaklarını boşa sarfettiği ve mahkemelerini gereksiz meşgul ettiği için suç duyurusunda bulundu. Ayrıca suç unsuru olarak gösterilen polis kamerasından alınan görüntüleri içeren CD’nin mahkemece izlenmemiş olması hakkındaki tezada dikkat çekti. Savcının, izlemediği bir video hakkında nasıl suç duyurusunda bulunduğunu sordu.
 
Halkın askerlikten soğuması için halkın ancak zihinsel bir geriliğinin olması gerektiğine dair psikiyatri profesörleri ile yaptığı fikir alışverişini beyan ettikten sonra, halkı  “askerlik mesleğinden soğutmak” suçsa, ” halkı işçilikten soğutmak, halkı çiftçilikten soğutmak, halkı dansözlükten soğutmak” gibi suçların da kanuna konulması gerektiğini belirtti.
 
Ayrıca askerliği bir vatandaşlık görevi olarak tanımlayan 318. maddenin, “vatandaş”ı “erkek” olarak tanımlamasının anayasa ile çeliştiğini ve fallosantrizm olduğunu, kadınların “vatandaş” mı sayılmadığını sordu. TCK 318′in bu bakımdan eşitlik ilkesini gözeten Anayasa’ya uygun olup olmadığının tespiti için, bir hukuk fakültesinin anayasa hukuku kürsüsünden bir bilirkişi tayini istedi.
 
Derrida’dan alıntı ile başlayan 5 sayfalık  “izahatname”nin okunması esnasında  ama özellikle  Atak’ın “hakimlik ve savcılık mesleğinin feshedilmesi gerektiği” yönündeki felsefi açıklaması esnasında, hakimin başını sık sık elleri arasına alması ve dertli hali gözden kaçmadı.
 
Fatih Aydemir gibi o da “herkes bebek doğar” sözünün doğruluğunun araştırılması için kadın doğum uzmanını bilirkişi olarak atanmasını talep etti.
 
Mahkemede yaptığı sözlü izahatı aynen dosyaya konuldu.
 
Halil Savda: Kendisine isnat edilen basın açıklamasını okuduğunu, oradaki ifadeleri burada tekrar edeceğini, bahsi geçen sloganları attığını hatta daha fazlasını söylediğini, halkı askerlikten soğutma “suçunu” işlediğini, bu “suçu” işlemeye devam edeceğini, barış ve özgürlüğün yaşamsı için herkesin askerlikten soğuması istediğini belirtti. 1 sayfalık savunma metni aynen dosyaya konuldu. Metni okumadı.
Davut Ercan: Suç duyurusunda bulunulan basın açıklaması esnasında, o dönemde basın açıklamasının konusu olan Vicdani Retçi Enver Aydemir’in avukatı (vekili) olması nedeniyle, avukatın doğal görevinin müvekkilini savunmak olduğu gerekçesiyle savunması alınmadı. Avukatların sadece ağır cezada yargılanmaları gerektiği konusundaki hüküm tartışıldı. Hakim bu konuda tereddütte kaldı. Usulsüzlük olmaması için savunma istenmedi. Araştırılacağı belirtildi.
 
Gereği düşünüldü:
 
1- Sanıklar vekilinin anayasaya aykırılık itirazı yönünden dosyanın incelemeye alınmasına
2- Sanıklardan Av. Davut Erkan yönünden dosyanın incelenerek Adalet bakanlığından soruşturma ve kovuşturmanın gerekip gerekmediği hususlarında incelemeye alınmasına
3- Sanıkların savunmalarında belirttikleri bilirkişi incelemesi ve suç duyurusu talepleri yönünden dosyanın incelenmeye alınmasına
4- Dosya arasında bulunan CD nin gelecek celse izlenmesine ve  duruşmadan önce ayrı bir günde mahkemece de izlenmesine 
5- Bu sebeplerle duruşmanın 29/06/2011 günü saat 14:00 e bırakılmasına karar verildi

 

… Bu konu ilginizi çekiyorsa …

Zorunlu Askerlik Gerekli mi?

Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. Zorunlu askerlik gerekli mi? Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. Buradan indirebilirsiniz.

Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

Share on Facebook

1 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:logic Tarih: Nis 24, 2011 | Reply

    yazıya bayıldım. insanları bir şeyden soğutmanın suç olabileceğini düşünmek için bile geri zekalı olmak gerek.

  3. Yazan:a.gürkan Tarih: Nis 24, 2011 | Reply

    Davalıların mahkemeyi hak ettiği seviyeye itmeleri çok güzel bir eyleme dönüşmüş…

    Askerlikten soğutmak diye bir suç, hukuk içerisinde izah edilebilir bir şey değildir. Maalesef, devlet mekanizmalarının işlerliği için uydurulmuş “kanun”lardandır. Hukukun dayanması gereken ahlak, vicdan, düşünce ve tümden insaniyet kavramları yerine uydurulan baskı mekanizmaları; “adaleti” başka bir şeylerin temeli kılmaktadır.

    Dava konusu olan basın açıklamasına dair yazdığım bir yazıdan:

    Yılbaşında Taraf’ta yayımlanan “Vesayetin Toplumsal Vicdanda Reddi” başlıklı yazımda; orduyla ilgili nice vukûatın ardından “asimetrik savaş” ya da “ordu yıpratılıyor” şablonlarının kullanılmasının, insanı askerlikten soğuttuğunu yazmış ve imanî redçi Enver Aydemir’den söz etmiştim.

    Enver Aydemir, İslamî gerekçelerle Türkiye’de vicdanî reddi seçen ilk kişiydi: Askerlik yapmayı reddettiği için hapsedilmişti. Hayattaki en önemli değerinin inancı olduğunu belirten Aydemir, yaptığı red açıklamasındada; “TSK seçkinleri laik değerlere dayanarak dinî inançlarına karşı hasmane duygular beslediği için laik bir ülkede askerlik yapmayacağını ve böyle bir düzenin asla bir neferi olmayacağını” beyan etmişti…

    Zorla askere götürüldü…

    Nitekim iki gün sonra ne kadar da haklı olduğunun ortaya çıktığını gördü: Kışladayken ziyaretine gelen annesi ve ablası, başları kapalı olduğu için Aydemir’le görüştürülmemişti…

    “Müslümanların en temel inançlarını bile bu kadar açık bir şekilde tahkir eden bir kurumda benim yer almam söz konusu olamaz…”
    Tamamı şu adresten okunabilir: http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=59767

  4. Yazan:Zeyneb Karataş Tarih: Nis 24, 2011 | Reply

    Vicdani, insani ve islami sebeplerle ve üstelik erkek olmamama yani vatandaş sayılmamama rağmen ben de zorunlu askerliği reddediyorum. Çünkü doğurduğumuz/ doğuracağımız bebeklerimizi bizden izinsiz ‘asker’ ilan eden bir zihniyetin en büyük mağdurları biz kadınlarız…Ölen bizim çocuklarımız…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin