RSS Feed for This Post

Solun Kerameti Kendinden Menkul Erdemleri

[22 Aralık 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’deki milliyetçi kesime eskiden beridir getirilen bir eleştiri, kerameti kendinden menkul bir “vatanı sevme tekeli” kurmasıdır. Bir başka deyişle, söz konusu milliyetçiler, “Türkiye’yi sevmek” gibi, aslında hemen her Türkiyeli’nin paylaştığı bir değeri sadece kendilerine has kılmakta, yani “istismar” etmektedirler. Gelgelelim, milliyetçilere bu eleştiriyi yöneltenlerin başında gelen solcular, “acaba bizim de böyle kerameti kendinden menkul erdemlilik iddialarımız var mı” diye pek sormazlar kendilerine. Sormazlar, çünkü çoktan içselleştirmiş, bir “realite” sanır haline gelmişlerdir erdemlilik iddialarını.

Son dönemde bu iddiaları daha bir yüksek sesle duyar olduk: Neymiş efendim, solculuk “ezilenden yana olmak” demekmiş. “Zalime karşı mazlumu savunmak” imiş. Dolayısıyla da solcu olmak için “vicdanlı” olmak yeterliymiş. (Ve her iyi Müslümana da, haliyle, “abdestli sosyalist” olmak düşüyormuş.)

Bunların hepsi yersiz şişinmelerdir. Çünkü solcular bunları derken başkaları da “biz zalimlerin tarafındayız, mazlumlardan bize ne” dememektedir. Aksine, hemen her siyasi ideoloji kendine göre iyiyi, doğruyu, adaleti ve erdemi olanı savunur. Sadece bunların tanımında farklılaşır.

Örneğin solcu söylemin en temel meselesi olan “işçi-işveren çelişkisi”ni ele alalım. Bir solcu burada sürekli olarak “ezilenleri savunduğu” iddiasındadır, çünkü her işçinin mutlaka “sömürüldüğüne” baştan karar vermiştir.

Buna karşılık bir liberal, işçilerin de hakları olduğunu teslim eder. Ancak aynı işçilerin aşırı erken yaşta emekli olmasını ya da çalışmadığı halde devlet kesesinden maaş almasını, diğer vergi mükelleflerinin ” sömürülmesi” olarak görür.

Aynı şekilde sol söylemde “parasız üniversite” talebi çok popülerdir. Oysa bir liberale göre üniversite gibi herkese nasip olmayan bir hizmeti alan öğrenci de elini taşın altına koymalı, eğer maddi durumu gerçekten kısıtlı ise “burs” alıp ilerde meslek sahibi olunca borcunu ödemelidir.

Solcular tüm bu tartışmalarda kendilerini peşinen “erdemli taraf” ilan etmekle kalmazlar; buradan kendilerine (ve özellikle “genç” yoldaşlarına) bir “taşkınlık hakkı” da çıkarırlar.

Bu yüzden, “Akepe defol” veya “sermaye defol” diyerek yumruk sallayan gençlerin eylemleri, “demokratik tepki” olmuş olur. Buna karşılık “ya Allah, bismillah, Allahu Ekber” diye yürüyen gençlerin her yaptığı, kesinlikle “faşizm”dir.

Aynı şekilde “Burhan Kuzu’yu konuşturmamak” ve bu amaçla ona yumurta yağdırmak, idealist öğrencilerin haklı öfkesinin yansımasıdır. Buna karşın “Naipul’u konuşturmamak” ve bu amaçla sadece eleştirel yazı yazmak - başka ne olacak -yine katıksız faşizmdir.

Konu solcu öğrenciler olmaya devam ettikçe, Yeni Radikal gibi sol gazetelerde şöylesi güzellemeler okursunuz:

“Öğrenciler toplumun vicdanıdır. Gündelik çıkarlara teslim olmayan katışıksız tavizsizlikleri, içten bir heyecanları vardır.”

Fakat sıra başka öğrencilere gelince, bu övgülerin yerini “endişeli modernler”in yakınmaları alır. “Türbanlı öğrenciler”, mesela, “toplumun vicdanı” değil, mahalle baskısının kaynağı oluverirler.

Tüm bunları, ne polisin solcu öğrencilere karşı kullanageldiği ölçüsüz şiddeti meşrulaştırmak, ne de diğer ideolojik taraflardaki sorunları gözardı etmek için söylüyorum.

Demek istediğim, hiçbir siyasi kampın, kendini “toplumun vicdanı” ilan edip, başka herkese erdemlilik taslayamayacağı.

Ve hiç kimseyi ne ülkeden, ne “kamusal alan”dan ne de üniversiteden kovamayacağı.

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 10 Yorum

  2. Yazan:cade Tarih: Ara 26, 2010 | Reply

    SOL türkiyede TSK tarafından yönlendiriliyor ve yönetiliyor..geçmiştede bu böyleydi bugünde bu böyle ..Çünkü Sol sınırsız PARA kaynaklarına sahip ve Davletin YARGISI tarafından çok büyül KORUMA kalkanına sahip ,,bunun başka izahı asla olamaz..
    TSK Solu yönetiyor hemde çok iyi yönetiyor..

  3. Yazan:ali duman Tarih: Ara 26, 2010 | Reply

    “bu ülkeye komünizm gerekiyorsa, biz getiririz” anlaşıyının yaşama geçirildiği, nasyonal sol ve sosyalist anlayışın “sol” diye yutturulduğu ülkemiz gerçekleri neticesinde;

    sol tahliller ve eleştiriler için “hangi sol” sorusunun sorulması olmazsa olmaz koşul olduğunu düşünmekteyim.

    yaklaşık 50 yıl önce parti programına ANADİLDE EĞİTİM HAKKINI, ANAYASAL EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINI yazabilen bir SAĞ parti var olabildi mi?

    12 Mart’ın sıkıyönetim mahkemelerine karşı yaptığı savunmalarında askeri vesayete, darbeciliğe ve kemalizme karşı mücadele ettiklerini haykıran bir sağ parti olabildi mi?

    TİP’in 50 yıl önce gündeme getirdiği toplumsal gerçekler, bugünün en can alıcı gerçekleridir, bu gerçekleri 50 yıl önceden gören ve çözümler sunan bir sol partiyi ve bir anlayışı ortadan kaldırarak, yerine ikame edilmek üzere müesses nizamın toplum mühendisliği kapsamında oluşturduğu “sahte sol” anlayışı sol sayarsak yanılmış oluruz.

    Türkiyenin legal yegane sol hareketi olan TİP öngörülerinde haklı çıktı, TİP’i kapatarak, ülke için (kemalist) kuyrukçu, devlet beslemeli sol yaratanlardan, türkiyeye 50 yıl kaybettirenlerden, yaratılan terör için trilyonların hepa edilmesinden, binlerce yurttaşın ölmesinden, iki halkın arasına kin ve düşmanlık tohumlarını ekenlerden hesaplayabilecek miyiz? sol eleştirisi tüm gerçeklikleri de kapsayacak şekilde ele alınarak yapılmalıdır. Bugün ne chp, ödp, tkp, emep soldur, ne de yumurtacı gençlik sol’dur. Bunların birer toplum mühendisliği uygulamaları olduğunu bilebilmemiz için yapılmakta olan ergenekon avukatlığı yeterlidir. (malum sol ile birlikte mhp’yi de içine alan bu oluşum açıkca bu bir kızılelma koalisyonudur)

    bu ülke tarihinde sol’un özgürce ve “kendisi için sol” olabilmesine çok kısa bir zaman aralığında izin verildi, iki darbe arası olan 27mayıs ve 12mart faşist darbelerinin arasında kalan süreçte, 27mayısa meşrutiyet kazandırmak için kısa süreli “özgürlükçü olunulan” o dönem içerisinde faaliyet gösteren Türkiye İşçi Partisi, türkiye’de evrensel sol değerleri taşıyan yegane legal sol hareket ve sol düşüncenin temsilciliğini yapmıştır.

    “sol” yerine ikame edilen toplum mühendisliği uygulamalarına sol sayarak yapılan sol eleştirisi, TKP-TİP-TBKP geleneğinde vücut bulan gerçek sol’u eleştirmekten uzak bir anlayış olacaktır.

    tarihimizin legal yegane sol partisi olan TİP, 50 yıl öncesinde, cumhuriyetin kangrenleşmiş sorunlarına anayasal çözümler önermiş ve bunun karşılığını kapatılmak, sürgün, hapis olarak almışsa ve bununla da yetinilmeyerek “sahte sol (kemalist sol)” yaratılarak yerine ikame edilmiş ise öncelikli görev sahtesinin deşifre edilmesi, yeni ve hakiki bir solun tekrar inşaasının önünün açılmasına katkı sunmak olmalıdır. zira sahtesini eleştirmek neye hizmet eder ki? (hatta meşrutiyet bile kazandırmak gibi bir sakıncası dahi söz konusu olabilir-bunu böyle anlayarak sahtesini muhatap almamak dahi bir katkıdır-)

    tüm bunların ışığında bu eleştiri “hangi sol’a aittir”i merak etmekteyim.

  4. Yazan:ali yardım Tarih: Ara 27, 2010 | Reply

    ali duman,
    solun numune-i imtisali diye gösterdiğiniz TİP, 27 mayıs darbesine ne şekilde bakmıştır? meşru görmüş müdür?
    Türkiye’de solcuların çoğunun militarist reflekslere sahip olmasının altında yatan neden dine bakış tarzları. kemalizme eklemlenmelerinde laisist anlayışları başat faktör. kamalizmin de aslında Türk milliyetçisi umdelerle yola çıkmasına rağmen, Türk halkının nazarında “milliyetçi” kulvara oturmamasının nedeni de aynı.

  5. Yazan:ali duman Tarih: Ara 27, 2010 | Reply

    sn. ali yardım,

    27 mayıs darbesini halka şirin göstermek için, -geçici olarak verildiği sonradan anlaşılan- taktiksel amaçlı, önceki döneme göre göreceli olarak daha iyi ve ileri düzeyde olan özgürlüklerin/anayasanın bir sonucu olarak doğmuştur, TİP.

    zira 27 mayıs ile verilen özgürlükler 12 mart ile geri alınmıştır. 12 marta doğru, TİP dışında kalan kemalist kuyrukçu solcular ordudan devrimci bir darbe beklerken, TİP yaklaşan darbenin faşist bir darbe olacağını deklere ederek, tüm demokratik güçleri buna karşı direnmeye çağırmıştır. (TİP, sol gösterip sağ vuran orduya aldanmamıştır, zira orduların ileri bir dinanizm içerisinde olamayacaklarını, ancak statükoyu savunabileceklerini bilebilecek yegane sol harekettir-o dönemde-)

    27 mayıs’a destek vermek, onun göreceli ve taktiksel olarak sağladığı ortamın bir sonucu olmasıyla ilgili bir durumdur, 27 mayısın da diğer faşist darbelerden bir farkının olmadığı puzzle’ın tamamlanmasıyla -daha sonraları- anlaşılabilmiştir.

    zaman, içerisinde hata yapılabilen bir tüneldir, ancak hatalardan ders çıkartmak, öz eleştiri verebilmek imkanları da mevcuttur. TİP bugün varolsaydı 27 mayıs’a vermiş olduğu destek için öz eleştiri vereceğinden hiç kuşku yoktur. Zira bugün TİP geleneğine yaslanmış kişi ve hareketlerin hiç biri 27 Mayısı kutsamıyor, aksine mahkum ediyor. 27 Mayısın ne menem bir şey olduğu yeni yeni anlaşılan bir olgudur ki, geçmişin TEK SESLİ medyasının gerçekleri çarpıtmasında bu yanlışlığın sürmesinde büyük payı vardır.

    TİP’in başka hataları da olmuştur, misal sscb’nin Çekoslavakya işgaline karşı çıkan Mehmet Ali Aybar’ın başkanlıktan düşürülmesi büyük bir hatadır, tarih Mehmet Ali Aybar’ı haklı çıkarmıştır. Sosyalist düzen dahil hiç bir düzende işgal haklı gösterilemez.

    Bu hataları red etmiyorum, bardağın boş tarafı olabilir, ancak bugüne inhisar eden dolu tarafı da var, o dolu tarafı da görmek gerekiyor.

    50 yıl öncesinden anadilde eğitim hakkını savunmak, doğu mitinglerini düzenlemek, kürt demokratik hareketlerine ivme kazandıran DDKO’nın (Demokratik Doğu Kültür Ocağı) oluşumunu sağlamak, anayasal eşit yurttaşlık hakkını, toprak reformunu savunmak, parti genel kongrelerini doğu illerinde yaparak doğu’nun sorunlarını gündeme getirmek az birsey değildir diye düşünüyorum, zira hala o noktadan bir adım öteye gidebilmiş değiliz, oligarşik faşist düzen TİP’i kapatmak yerine TİP’in gündeme getirdiği sorunları çözmenin yollarını arasaydı, bugün Türkiye çok daha farklı bir yerde olurdu, ancak ne varki o oligarşik yapının Türkiyeyi yüceltmek, büyütmek yerine “küçük olsun benim olsun” zihniyeti içerisinde olduğunu geç de olsa anlayabilmiş olduk.

    12 mart sıkıyönetim mahkemelerine karşı yapılan savunmalarda “TİP’in darbeciliğe, cuntacılığa ve kemalizme karşı mücadele ettiği” bizzat parti başkanı Behice Boran tarafından ifade edilmiştir, kemalizme karşı mücadele aynı zamanda 27 mayıs zihniyetine karşı olmak demektir. demek ki esasen 12 mart savunmalarında bu özeleştiri yapılmıştır bir anlamda.

    (esas ayıpı yapanlar bu partiyi kısa sürede boğanlardır, partiye yapmış olduğu hatalar için öz eleştiri yapma imkanını dahi vermemişlerdir, zarfa değil mazrufa bakmak gerekir)

  6. Yazan:apollo Tarih: Oca 3, 2011 | Reply

    Yazarı, bir kaç televizyon programında da izledim. Liberal dogmaları kuşanmış, soldan pek haberi olmayan birisi. Sola ilişkin bilgisi yok ama sol konusunda da ahkam kesmekte üstüne yok. Yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle, tek yanlı liberal dogmalarla kılıç şakırdatıyor. Toptancılık yaptığının, ve sol diye nitelediği, örnek verdiği kesimlerin ne olduğunun pek farkında değil. Ne gam, sola vurmak için yeterli bu yalan yanlış, kulaktan dolma bilgiler, gözlemler. Ha, liberal söylemin iktidarı ve piyasanın sorgulanamaz gücü de söz konusu olunca kendine ciddi bir yer bile bulabiliyor.Yazık.
    O güzel insanlar
    O güzel atlara binip gittiler.
    Meydan boş kaldı.

  7. Yazan:ali duman Tarih: Oca 4, 2011 | Reply

    cumhuriyet okuyor, solcu, hem de marksist, hem de ateist, hemde kemalist.

    kemalist ve solcu, kemalist ve marksist ve cumhuriyet okuru, gazetesi koltuğunun altında.

    emekli öğretmenimize diyorum ki hem kemalist hem solcu olunamaz, hele hem kemalist hem marksist hiç olunamaz, tuhaf tuhaf bakıyor yüzüme, anlıyorum ki içinde küfür etmek geliyor, nezaket gösterip içine atıyor küfrünü, nede olsa emekli bir öğretmen, hiç yakışır mı küfür hemde durduk yere.

    solculukları nevi şahsına münhasır garabetliklerin çelişkileri saymakla bitmez. misal müsiad’a karşı ama tüsiad’a karşı değil. Fetullah Gülen hareketine karşı oluşu sırf inanç yönüyle, oysa hakiki bir solcu Gülen hareketine kapitalist olduğu için karşı olmalıdır, inanç itibariyle değil. Kapitalist oluşu itibariyle Gülen hareketine karşı olunduğu ölçüde, Müsiad’a karşı olunduğu ölçüde Tüsiad’a da karşı olmak zorunda. Ancak garabet kolay olunmuyor, kapitalistliğe karşı oluşu keyfe bağlı, kuyrukçuluğunu yaptığı ideolojinin sınırlarına bağlı, zira Tusiad kapitalist olabilir, kemalist ise sorun yok, orada solculuk tatile çıkabilir. SSCB varlığını sürdürürken NATO ve ABD yanlısı ve savunuculuğu yapılırken, darbe için “bizim tosuncuklara” destek verilmediği noktada, dünün mütefiki, kurtarıcısı birden bire düşman ilan edilir, ne olacak canım, has sol partileri olan CHP’de kuruluşundan 40 yıl sonra MİLLİ ŞEF’in bir gece kararı ile SOL ilan edilmemiş miydi? Duruşlar, şartlara göre değişebilir, ilke, prensip falan gibi takıntıları yoktur, tokadan başka bir şey takmazlar kafaya, yakında yumurtadan toka da icat edebilirler, atmak için hazır olsun diye. Onların solculuğu taktikle ilgilidir, yarın pat diye sağcı, ırkçı, milliyetçi de olabilirler, ansızın bir gece alınacak karara bağlı, birde o kararı alabilecekleri MİLLİ ŞEF’i bulabilseler, Kılıçdaroğlu pek kesecek gibi görünmüyor, uyduruk yolsuzluk dosyalarıyla bedavadan gelen liderlik ancak bu kadar olabilir.

  8. Yazan:Mustafa ESER Tarih: Oca 20, 2011 | Reply

    türk solunun yıllardır tek bir erdemi var.oda milletin bütün değerlerine gözü kapalı karşı çıkmak.unutmadan ikinci bir erdemleri de polon bıyığı.Bırakamayanlar da ham traş ve parkayla geziyorlar.

  9. Yazan:ufuk tan Tarih: Oca 20, 2011 | Reply

    Marx’tan,Marxizm’den haberi olmayanlar,1917′nin ne olduğunu,Lenin’i,Trotstkiy’i hayatında duymamış olanlar,bir yazısını bile okumamuş olanlar,emek,artı değer,emek-sermaye çelişkisini bilmeyenler,devlet nedir diye kafa yormayanlar,burjuva,küçük burjuva,işçi nedir diye araştırmayanlar,askeri vesayetin sadece burjuva düzenini korumak için var olduğunu akıl edememiş olanlar.. vs vs.vs…sol,sosyalizm,komünizm hakkında atıp tutuyorlar.Önce bilginz osun sonra konuşun.

    Hani bir atasözü verdır;biliyorsan konuş feyz alsınlar,bilmiyorsan sus molla sansınlar..:)

  10. Yazan:MY Tarih: Oca 20, 2011 | Reply

    Ufuk Bey,

    “daha sunu bilmiyorsun, bunu bilmiyorsun, git filanca adami oku” seklindeki geyiklerinizden gina geldi. Bu gidisle solun, solculugun, komünizmin ne oldugunu da size biz ögretecegiz.

    Kendi cehaletinizi saklamak için baskalarini cahil ilan etme taktigini birakin, bildiklerinizi anlatin. Bunlari mümkünse düzgün bir Türkçe ile yazarin argümanlarinin karsisina koyun.

    Bunu yapmak analiz ve sentez kapasitesi ister. Marx’ta vardi. Görünüse göre sizde yok.

    Biz de solculari en çok bu cahillikleri, saldirgan üsluplari ve elestiri kabul etmeyen kibirleri yüzünden elestiriyoruz.

    Bizim bildigimiz solculardan iseniz Türk Solu gibi fasist siteler kucak açmis sizi bekliyor. Yok eger farkli bir insansaniz bunu belli etmek için fazla vaktiniz kalmadi.

    Saygilarimla (her seye ragmen)

  11. Yazan:ali duman Tarih: Oca 23, 2011 | Reply

    ufuk bey;
    “….askeri vesayetin sadece burjuva düzenini korumak için var olduğunu akıl edememiş olanlar.. vs vs.vs…”
    buyurmuşlar.

    peki ufuk bey,

    burjuva sınıfının en güçlü olduğu ülkelerden olan fransa, ingiltere, almanya, abd, japonya, belçika, danimarka, isveç, finlandiya, isviçre, avusturya…. ülkelerinde bir askeri vesayetten söz edilebilinir mi?

    kemalizm kuyrukçuluğunda hormonlu solculuk yapılınca işte böyle oluyor, “ülkenin öznel koşullarına -kemalizm kuyrukçuluğuna- öznel mazeretler üretmek gerekiyor, hatta çoğunlukla da yalan, dolan komplo teorileri üretmek gerekiyor, zira kuyrukçuluk başka türlü nasıl kotarılabilinir ki?

    tek bir örnek yetiyor, sahte solculuğun, kuyrukçu solculuğun maskesini indirmeye…

    akp’ye karşı olabilmek adına siz askeri vesayeti bile savunursunuz, darbeciliği bile savunursunuz ki zaten o yoldasınız.

    alevere dalevere kürt memet nöbete…. (özünüz budur, gerisi boş laf)

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin