RSS Feed for This Post

Unutma, unutturma: “Peygamber ocağı” ve “acayip kıyafet”

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 9 Yorum

  2. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Lütfen Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmayalım.

    Düşman saldırınca bizi kim koruyacak?

    “Vatan” deyince akan sular durur.

    Başka vatanımız mı var?

    Vatanı koruyanlar ne yaparsa yapsın doğrudur.

    Bizim aklımız ermeyebilir.

    Bize onlara itaat etmek düşer.

    Şurada yorum yazabiliyorsak “asker” sayesinde yazıyoruz.

    Hainliğe gerek yok.

    Haddimizi bilelim.

  3. Yazan:Erhan Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Orduyu kendisi yıpratıyor.
    Burada asker sayesinde değil millet sayesinde yazıyoruz.
    Kimden veya nerden öğreniyorsunuz yakın tarihi bilmiyorumda yanlış öğreniyorsunuz.
    Asker çapını ve haddini bilip gitsin sınırda nöbet tutsun.
    30 senedir güneydoğuda sorsanız nöbet tutuyorlar ama uyuşturucu ordan giriyor ülkeye. Aynı zamanda paşalarımız da holdinglere yönetici oluyorlar.
    Yıpratmayınmış.. Hainliğin ta kendisidir bu.
    Vesselam.

  4. Yazan:MB Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Erhan Bey

    Cengiz Bey ironi yapıyor. Üstelik Cengiz Bey’e ben de katılıyorum…:)

  5. Yazan:Ahmet Somut Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Bıçak kemiğe dayanınca kim koruyacaksa o koruyacak tabii ki. Namus, şeref, hak, hukuk, haysiyet kavramlarına inananlar koruyacak. Bu ülkeyi hiçbir zaman “tek adam” çıkarmadı ki düzlüğe. Birkaç paşanın himmetine kaldıysak yazık zaten bize.

  6. Yazan:Muhalif Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Başörtülü bir memurum, ama bu belgeyi çok inandırıcı bulmadım. Çünkü en kötü devlet dairesinde bile yazılar artık bilgisayarda yazılıyor ; artık değil elde yazmak daktilo bile zor bulunur. Böyle bir resmi yazıyı da kimse elde yazmaz. Evrak kayıt numarası kontrol edilmiş mi acaba? Şu da var kesinlikle askeriyenin bakış açısı budur, ona şüphem yok. Ama bu tür şüpheli resimlerle bence, “askeriyeye mesnetsiz suçlama yapılıyor” diyenlerin ekmeklerine yağ sürülüyor.

  7. Yazan:MY Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Selamlar Muhalif,
    haklisiniz aslinda, belgeyi ilk gördügümüzde sizinle ayni seyi düsündük ancak sorusturma açilmis, evrak no vs gerçek. Neden elle yazilmis? belki o yillarda (1999) bilgisayar yoktu her yerde.

    asagida olayi detayli anlatan gazete haberinin tam metni var:

    Ortaya dökülmeye devam eden skandallar TSK’daki paranoyayı gözler önüne seriyor.
    1 - 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Personel Şube Müdürü Topçu Binbaşı Mustafa Yıldırım, 7 Nisan 1999′da Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş’e gönderdiği ‘Gizli’ ibareli yazıda, eşinin başörtüsü için ‘Tesettür denilen acayip kıyafet’ tanımını kullanmış ve eşinin başını açmaması halinde TSK’dan atılacağı tehdidinde bulunmuş…

    2 - Subay ve erlerden oluşan bir grup, vatani hizmetlerini yaparken yaşadıkları haksızlık ve skandalları bir paylaşım sitesinde paylaştı. Sitede yer alan paylaşımlardan birinde, Şırnak’ta görev yapan bir komutanın eşinin istediği marka yoğurdun bulunması için Mehmetçiğin 1000 kilometre yol katettiği ifade ediliyor.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) başörtüsüne yönelik paranoyayı gözler önüne sermeye devam ediyoruz. Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Harekat Eğitim Şubesi Eğitim Subay Yardımcısı Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş’in, eşi başörtülü olduğu gerekçesiyle ihraç edildiği açıkça itiraf ediliyor. 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Personel Şube Müdürü Topçu Binbaşı Mustafa Yıldırım, Yüzbaşı İbrahim Keleş’e gönderdiği 7 Nisan 1999 tarihli “Gizli” ibareli yazıda; İbrahim Keleş’in eşi Gülsen Keleş’in başörtüsüne “Tesettür denilen bu acayip kıyafet” tanımlamasında bulunmuş.

    İbrahim Keleş’e eşinin başını açmasına yönelik baskıda bulunmasını isteyen Mustafa Yıldırım, “Eşinizi; ülke menfaatlerinin her şeyin üstünde olduğu, bunun da kişisel bazda fedakarlıklar gerektirebileceği konusunda ikna etmeye çalışmanızı, bunda muktedir olmadığınız takdirde her kurum gibi TSK’nın da kendi görüş ve düşünce yapısına, koyduğu kurallara uymayan şahısları içinde barındırmayacağını bilmenizi ve gereğini rica ederim” deniliyor. Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş, söz konusu yazıdan 4 ay sonra 2 Ağustos 1999 tarihinde eşinin başını açmadığı gerekçesiyle Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarıyla TSK’dan ihraç ediliyor.

    İŞTE O YAZI

    28 Şubat sürecinde İslamî duyarlılığa sahip askerî personele yönelik baskılar doruğa ulaştı. Askerî lojmanlarda başörtüsü yasağı başladı. Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş de, söz konusu sürecin mağdurlarından…

    İbrahim Keleş’in eşi Gülsen Keleş, başörtülü olduğu gerekçesiyle lojmanlara alınmadı! Çocuklarıyla birlikte askerî lojmanlarda kalan İbrahim Keleş, eşiyle birlikte oturmak için evini taşıdı. Personel Şube Müdürü Topçu Binbaşı Mustafa Yıldırım, Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş’in askerî lojmanlardan ayrılmasını yeterli görmedi ve TSK’da görev yapabilmesi için eşi Gülşen Keleş’in başını açmasını istedi.

    Mustafa Yıldırım, 7 Nisan 1999 tarihinde İbrahim Keleş’in şahsına gönderdiği “Gizli” ibareli yazıda, aynen şu ifadeleri kullandı:

    “1) Disiplin ve çalışkanlığınız ile bugüne kadar birlikte çalıştığınız komutanlarınız tarafından takdir edilmekle birlikte, eşinizin kılık ve kıyafeti nedeniyle, hakkınızda bazı şüphe ve tereddütler oluşmuştur.

    2) Bu konuda daha önce amirleriniz tarafından sözlü ve yazılı olarak ikaz edilmenize rağmen, ilgili yazıdan da anlaşılacağı üzere herhangi bir değişiklik ve düzelme söz konusu olmamıştır.

    3) 10 Eylül 1998 tarihine kadar lojmanda oturuyordunuz ve oturma süreniz dolmadığı halde, lojman ve sosyal tesislere girişte eşinizin kıyafetleri sorun teşkil ettiği için kendi rızanızla bu hakkınızdan feragat ederek, sivil eve kiraya taşındınız.

    4) Tesettür denilen bu acayip kıyafeti taşımakta ısrar ettiği için eşiniz hakkında kendi kurumu tarafından soruşturma açılmıştır. Bu ısrarını sürdürdüğü takdirde bu tutum ve davranışınızın sizin istikbalinizi de etkileyeceği malumunuzdur. Çünkü; TSK, Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyeti korumak, kollamak ve yine onun çizdiği yoldan ilerleyerek çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmek görev ve misyonunu üstlenmiştir. TSK bu görevini yerine getirirken hem örnek ve önder olmak, hem de milletin dinamosu olmak durumundadır. Bu nedenle öncelikle kendi içinde tutarlı, sağlam ve yekvücut olma zarureti vardır. Bir siyasi partinin simgesi haline gelmiş ve onun yandaşlarının sözde üniforması haline dönüşmüş bir kıyafetin TSK personelinin eş ve çocukları tarafından giyilmesi ve TSK tesislerinde bu kıyafetle görülmesinin, üstlendiğiniz misyona ve laik, demokratik, çağdaş imajımıza ciddi zararlar vereceği, Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri karşıtlarını da cesaretlendireceği değerlendirilmektedir.

    5) Konuyu bu bakış açısıyla yeniden ele alarak tekrar düşünmenizi ve eşinizi; ülke menfaatlerinin her şeyin üstünde olduğu, bunun da kişisel bazda fedakarlıklar gerektirebileceği konusunda ikna etmeye çalışmanızı, bunda muktedir olmadığınız takdirde her kurum gibi TSK’nın da kendi görüş ve düşünce yapısına, koyduğu kurallara uymayan şahısları içinde barındırmayacağını bilmenizi ve gereğini rica ederim.”

    Öğretmen Yüzbaşı 9 Temmuz 1999 tarihinde takdir belgesi almasına rağmen, 2 Ağustos 1999 tarihinde eşi başını açmadığı gerekçesiyle Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarıyla TSK’dan ihraç edildi.

    13 MART 1999: “EŞİNİZİN TEMSİL YETENEĞİ VARDIR”

    Piyade Kurmay Kıdemli Yüzbaşı A. Nazmi Aslan, Topçu Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Naci Boran ve Tugay Komutanı Tuğgeneral Dursun Bak’ın, 13 Mart 1999 tarihinde Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş hakkında hazırladığı nitelik belgesi raporunda; “Eşinizin Genel Durumu ve Temsil Yeteneği Hakkında Mütalaa: Eşinin temsil yeteneği vardır… (İbrahim Keleş) Verilen her görevi en iyi şekilde planlar, özveri ile çalışır” ifadeleri yer alıyor.

    5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Personel Şube Müdürü Topçu Binbaşı Mustafa Yıldırım, Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş’e gönderdiği 7 Nisan 1999 tarihli “Gizli” ibareli yazıda, başörtüsüne hakaret ediliyor, eşinin başını açmadığı takdirde ihraç edileceğini açıklıyor.

    ÖNCE TEHDİT YAZISI, SONRA İHRAÇ
    Eşi başörtülü olduğu gerekçesiyle 1999′da YAŞ kararı ile ordudan ihraç edilen 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Harekat Eğitim Şubesi Eğitim Subay Yardımcısı Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş’in, şube müdürü olan Topçu Binbaşı Mustafa Yıldırım tarafından şahsına gönderilen ‘Gizli’ ibareli bir yazı ile tehdit edildiği ortaya çıktı. Öğretmen Yüzbaşı İbrahim Keleş, söz konusu yazıdan 4 ay sonra eşinin başını açmadığı gerekçesiyle YAŞ kararlarıyla TSK’dan ihraç edildi.

    Yeni Akit

  8. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Bilgisayarda yazınca daha mı inandırıcı oluyor? Bu tip şeyler için belgeye hacet bile yok ki. Yakını asker olanlar vardır, kendilerine eşi başörtülü olanlara nasıl davranıldığını bir sorun. Ben şahsen tugay komutanımın kendilerinden “or…ular” şeklinde söz ettiğine şahit oldum askerde. Yani yazıdaki ifade kibar bile sayılabilir. Aslında bırakın orduyu özel sektörde bile karısının bu “çağdışı tuhaf kıyafet” giydiğinin tespit edildiği kişilere nasıl muamele edildiğini yakinen biliyoruz.
    Başörtülü bir memur da nasıl olunabildiğini anlamadım. Yurt dışındasınız herhalde?

  9. Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Halkı askerlikten soğutma suçunu en çok işleyen kurum yine TSK’dır. Zorunlu askerlik uygulaması, ordu içindeki insan hakları ve hukuk ihlalleri ve ideolojik bir tavır alarak halkın belli bir kesimine savaş açması ve binbir emekle bir yerlere gelmiş insanları pat diye darbeyle indirmesiyle halkı kendisinden nefret ettirmek için elinden geleni yapmıştır.

  10. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Kas 29, 2010 | Reply

    Arkadaş henüz aforoz edilmemiş iken.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin