Bence cok normal görmek lazim. Kurdu koyun cobani yaparsan, sonuc bu olur. Vatandasin kontrolu kendi elinde olmayan bir kuruma en cok duymasi nerden ileri geldigini bilmek lazim.
Neye göre en güvenilir kurum seçilir hep acaba? Neden güvenilirliği hep soru işareti olmuştur TSK’nın? Kimseye hesap vermeyen, başına buyruk, kendini halkın iradesinden üstün gören bir çete haline gelmiştir silahlı kuvvetlerimiz malesef…
Şu anda içindeki çürüklere rağmen (tabi ki elinde silah olan bir insanın yanlış yola tevessül etmesi muhtemeldir) en güvenilir kurum yine de Emniyet Teşkilatı’dır.
Bugünlerde tv kanallarında oldukça sık dönen, aile içi şiddete maruz kalan kadınların konu edildiği Mor Çatı reklamlarında, kol kırılır yen içinde kalır diyen, yüzünü sürekli kapıya çarpan gözü bozuk, yemek yapmasını ve nerede nasıl giyineceğini bilmeyen aşçılıktan ve modadan bihaber, evlilik kurumuna ihanet etmeyi akıllarından bile geçirmeyen ağzı sıkı kadınlar anlatılıyor!
Aile içi şiddete maruz kalan bu kadınlar neden “yüzlerini kapıya çarptıkları” yalanını söylüyorlar? Onlar sustukça reis’ten gördükleri şiddet azalıyor ve aile “birliği” de devamı için gerektiği gibi korunup kollanmış mı oluyor?
Neye göre en güvenilir kurum seçilir hep acaba? (Tayfun Korkut)
1.ocak 2002 de değiştirilmeden önceki medeni kanunda güvenilir kurumlarımızdan olan “ailenin, reisi erkektir” şeklinde bir ifade yer alıyordu.
Değiştirilen eski ifadeye uygun olarak evlilik birlikteliğinde eşlerden biri sebepleri ne olursa olsun “görevini” yerine getirmemişse gücü yeten “reis” ona “birlikteliğin gerektirdiklerini dilediği gibi hatırlatma hakkına sahiptir” denilerek hatırlatmanın nevine bakılmaz ve hatırlatan cezadan muaf tutulurdu!
Anayasanın 5. maddesinde devletin temel görev ve amaçları olarak belirlenip, kabul edilmiş olanlar sadece elinde silah tutan bir güce yakıştırılabildiğinden olsa gerek, bölünmez bütünlük ve güvenlik denildiğinde de akla gelen ilk ve tek kurum ordu oluyor; Reis!
Erkek neye göre ailenin reisi olarak ilan edilip, kabullenilmiş ve hukuken de bu meşrulaştırılmışsa, benzer/aynı gerekçelerle silahlı kuvvetler de bu ülkenin “reisi” olarak ilan edilerek kabullenilmiş ve hukuken de bu reislik meşrulaştırılmış. 10 yılda bir gibi rutine bağlanmış, cezadan muaf “reis benim” hatırlatmaları bu zihniyet tarafından görev kapsamında kabul edildiğinden, yüzünü kapıya çarptığını söyleyen vatandaşa göz doktoruna ve hatta gerekiyorsa tedavi için yurt dışına gitmesi şiddetle tavsiye edilebiliyor maalesef! Dayak yediğini ayan beyan söylemeye yeltenene ise düğümlü ip/kefen hatırlatmaları yapılabiliyor.
Bir kurumu her şeye rağmen inatla “en güvenilir” kurum olarak ilan etmek bir tür “yüzümü kapıya çarptım” demek zorunda kalmaya da benziyor. “Reisliği” bu kadar korunup, kollananın “en güvenilir kurum” olmasına aslında hiç şaşırmamak gerek.
3 Yorum
Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Kas 18, 2010 | Reply
Bence cok normal görmek lazim. Kurdu koyun cobani yaparsan, sonuc bu olur. Vatandasin kontrolu kendi elinde olmayan bir kuruma en cok duymasi nerden ileri geldigini bilmek lazim.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Kas 19, 2010 | Reply
Neye göre en güvenilir kurum seçilir hep acaba? Neden güvenilirliği hep soru işareti olmuştur TSK’nın? Kimseye hesap vermeyen, başına buyruk, kendini halkın iradesinden üstün gören bir çete haline gelmiştir silahlı kuvvetlerimiz malesef…
Şu anda içindeki çürüklere rağmen (tabi ki elinde silah olan bir insanın yanlış yola tevessül etmesi muhtemeldir) en güvenilir kurum yine de Emniyet Teşkilatı’dır.
Yazan:ç-z Tarih: Kas 19, 2010 | Reply
Bugünlerde tv kanallarında oldukça sık dönen, aile içi şiddete maruz kalan kadınların konu edildiği Mor Çatı reklamlarında, kol kırılır yen içinde kalır diyen, yüzünü sürekli kapıya çarpan gözü bozuk, yemek yapmasını ve nerede nasıl giyineceğini bilmeyen aşçılıktan ve modadan bihaber, evlilik kurumuna ihanet etmeyi akıllarından bile geçirmeyen ağzı sıkı kadınlar anlatılıyor!
Aile içi şiddete maruz kalan bu kadınlar neden “yüzlerini kapıya çarptıkları” yalanını söylüyorlar? Onlar sustukça reis’ten gördükleri şiddet azalıyor ve aile “birliği” de devamı için gerektiği gibi korunup kollanmış mı oluyor?
1.ocak 2002 de değiştirilmeden önceki medeni kanunda güvenilir kurumlarımızdan olan “ailenin, reisi erkektir” şeklinde bir ifade yer alıyordu.
Değiştirilen eski ifadeye uygun olarak evlilik birlikteliğinde eşlerden biri sebepleri ne olursa olsun “görevini” yerine getirmemişse gücü yeten “reis” ona “birlikteliğin gerektirdiklerini dilediği gibi hatırlatma hakkına sahiptir” denilerek hatırlatmanın nevine bakılmaz ve hatırlatan cezadan muaf tutulurdu!
Anayasanın 5. maddesinde devletin temel görev ve amaçları olarak belirlenip, kabul edilmiş olanlar sadece elinde silah tutan bir güce yakıştırılabildiğinden olsa gerek, bölünmez bütünlük ve güvenlik denildiğinde de akla gelen ilk ve tek kurum ordu oluyor; Reis!
Erkek neye göre ailenin reisi olarak ilan edilip, kabullenilmiş ve hukuken de bu meşrulaştırılmışsa, benzer/aynı gerekçelerle silahlı kuvvetler de bu ülkenin “reisi” olarak ilan edilerek kabullenilmiş ve hukuken de bu reislik meşrulaştırılmış. 10 yılda bir gibi rutine bağlanmış, cezadan muaf “reis benim” hatırlatmaları bu zihniyet tarafından görev kapsamında kabul edildiğinden, yüzünü kapıya çarptığını söyleyen vatandaşa göz doktoruna ve hatta gerekiyorsa tedavi için yurt dışına gitmesi şiddetle tavsiye edilebiliyor maalesef! Dayak yediğini ayan beyan söylemeye yeltenene ise düğümlü ip/kefen hatırlatmaları yapılabiliyor.
Bir kurumu her şeye rağmen inatla “en güvenilir” kurum olarak ilan etmek bir tür “yüzümü kapıya çarptım” demek zorunda kalmaya da benziyor. “Reisliği” bu kadar korunup, kollananın “en güvenilir kurum” olmasına aslında hiç şaşırmamak gerek.