RSS Feed for This Post

Evet, İlkokulda Bile Serbest Olmalı

[27 Ekim 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Başörtüsü yasağını üniversitede korumanın artık iyice zorlaştığını gören laikçi cephe, birazcık geri çekilip yeni bir sipere yattı: Kampüste olur, ama kamuda olmaz. İlköğretimde hiç olmaz!

Buna karşı benim fikrim ise yıllardır aynı: Gerek başörtüsü gerekse başka herhangi bir dini kıyafet, her yerde ve her yaşta giyilebilmelidir. Buna karışmak da, Yargıtay Başsavcısı dahil, hiç kimsenin haddine değildir.

Değerli dostum Bekir Berat Özipek, işin kamu kısmını geçenlerde gayet iyi anlattı bizim gazetede: “Başörtülü kamu çalışanı olur mu” sorusu, “başörtüsüz kamu çalışanı olur mu?” sorusu kadar saçmadır dedi. Devletin toplumda varolan giyinme biçimlerinden birini “norm” olarak alıp diğerini “anormal” ilan edemeyeceğini, aksinin “ayrımcılık” olduğunu yazdı. (Star, 12 Ekim 2010)

Evet, bence de ortada korkunç bir ayrımcılık var ve bir an önce bitmeli. Dolayısıyla “türbanlı” memurlarımız, müdürlerimiz, valilerimiz, yargıçlarımız olabilmeli. Hele de “yüzde 10 seçim barajı”ndan çok daha vahim olan “yüzde 60 oranındaki başörtülü kadınların seçilme barajı” mutlaka kalkmalı.

Ama ben daha da ileri gideceğim: Başörtüsü, üniversite öncesinde de serbest olmalı. 7 yaşındaki bir kız çocuğu bile, eğer ilkokul kapısına örtülü geliyorsa, geri çevrilmemeli.

Peki bunu kız çocuklarının örtünmesini desteklediğim için mi söylüyorum?

Hayır. İslam’da dini sorumluluğun buluğ çağında başladığının farkındayım ve bunun öncesindeki “tesettür”ü dinen gereksiz görüyorum. Dahası pedagojik açıdan da olumlu bulmuyorum.

Ama bunlar benim fikirlerim ve hiçbir aile bunlara uymak zorunda değil. “Çocuğumuz küçük yaştan itibaren tesettüre alışsın, o ruhla büyüsün istiyoruz” diyen bir aileye karışamam. (Hak taleplerini illa siyasi konjonktüre uydurmalarını bekleyip, aksi olunca “sizi gidi provokatörler” diye de kendilerine çıkışamam.)

Laikçi cepheden gelecek itirazı tahmin etmek zor değil: “Ama o zaman o çocukların körpecik beyni muhafazakar dinle yıkanmış olacak!”

Muhtemelen de bunu söylerken aynı çocukların beyinlerinin “çağdaşlık”la, “Atatürk ilke ve devrimleri”yle, “varlığını Türk varlığına armağan etmek”le yıkanmasında, hem de bunun devlet tarafından her çocuğa tek tek yapılmasında hiçbir sakınca görmeyecekler.

Gerçekte ise çocuklar devlete değil ailelerine aittir. Ve her aile çocuğunu kendi inanç ve değerlerine göre yetiştirme hakkına sahiptir. Hindu aile Hinduca, ateist aile ateistçe, Müslüman aile de Müslümanca yetiştirebilir evladını.

Ve bu yetiştirme, muhafazakarlık derecenize göre, “dini kıyafet giydirme”yi de içerebilir.

New York’a her gittiklerinde 5. Cadde’deki şık mağazaları turlayan sevgili Beyaz Türklerimiz, bir zahmet Brooklyn’deki Ortodoks Yahudi mahallelerine de uğrarlarsa biraz aydınlanabilir, “körpecik” Yahudi çocuklarını “kippa” denen takkeleriyle görebilirler.

Ailelerin bu doğal hakkına karışmak, çocukları devletin mülkü gibi görmek ise, totaliter rejimlere has bir iştir.

Siyasi görüşlerini önemsediğim ve çoğunlukla beğendiğim AK Parti milletvekili Zafer Üskül’ün bunu nasıl atladığını ve “devlet o çocukları ailelerinden alır” şeklindeki o çok yanlış sözü nasıl sarf ettiğini merak ediyorum.

Üskül, argümanını “çocukların öğrenim özgürlüğünün engellenmesi”ne dayandırmış. Ama burada bu özgürlüğü engelleyen, başı örtülü kızını okula göndermek isteyen aile değil ki… “Bu kız buraya böyle giremez” diyen devlet.

Devlet bu dayatmayı bıraktığında, hep şikayet ettiğimiz “kız çocuğunu okutmama” eğilimi de azalabilir.

Ve Türkiye, özgürlüğün sadece “değerli” değil aynı zamanda “faydalı” da olduğunu öğrenebilir.

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 25 Yorum

  2. Yazan:Atılım Ateş Tarih: Eki 28, 2010 | Reply

    Yiğidi öldür, hakkını yeme: Laikçi cephe yasakçılık konusunda gayet tutarlı. Ya “özgürlükçü” cephe? Ayşe Böhürler ismi daha geçenlerde bu sitede aynı konudaki yasağın devamından yana olan görüşleriyle zikredilmedi mi?

    Provakasyon imasında bulunanlar bizzat Ak Partililer değil mi?

    Devletin yasakçı zihniyetini ortadan kaldırıp ne getiriyor Ak Parti? Bence keyfiyet düzeni getiriyor, gücü yeten yetene düzeni getiriyor. Keyfiyetse, buyrun size keyfiyet: Keyfim istedi, kızımı okula başı kapalı gönderdim. Ama öyle olmuyor, güçlü olanın keyfi kaçıyor (Laikçi cephe falan değil, güçlü olan burada Ak Parti).

    Açık söyleyeyim, Mustafa Akyol bu yazısında ilkokul çağındaki çocuğun başörtüsüyle okula gidememesinin suçunu da laikçi cepheye atarak “ne şiş yansın, ne kebap” olarak adlandırılabilecek şekilde hareket etmiş. Yani, bence, olmamış.

    Selamlar,

    Atılım Ateş

  3. Yazan:logic Tarih: Eki 28, 2010 | Reply

    @Atılım Ateş

    yazının tamamını okuduğunuzdan emin misiniz?

    bakın ne demiş Mustafa Akyok

    Siyasi görüşlerini önemsediğim ve çoğunlukla beğendiğim AK Parti milletvekili Zafer Üskül’ün bunu nasıl atladığını ve “devlet o çocukları ailelerinden alır” şeklindeki o çok yanlış sözü nasıl sarf ettiğini merak ediyorum.

  4. Yazan:ali yardım Tarih: Eki 28, 2010 | Reply

    ülkemizde bir şey adet oldu. işimize gelmeyen herşeye provakasyon deyip geçiyoruz. ne isim verdiğimiz aslında önemli değildir ama provakasyon lafının iğrenç bir özelliği var: yaşanan olayın sebepleri üzerinde durmak gerekirken, devekuşu taklidi yapmak. şimdi şu noktaya dikkat edelim. bu olay üniversite ve ötesi için başörtüsünün serbest kalmasına karşı, laikçileri güçlendirmiştir. yani asıl mesele, bir başka olay yüzünden tehlikeli bir mecraya girmiştir. ama bu olayı laikçilerin tertip ettiği sonucu mu ortaya çıkar bundan? iktidar mensuplarının işine “provakasyon” demek gelebilir. peki aydınlar? İslami duyarlılığa sahip aydınların düşünmesi gereken nokta bu: biz laikçi cepheye güçlendirmemek için “mahalle baskısı” yok dedik, bugün de buluğ çağına girmemiş bir kızın örtünmesine “özgürlük” nazarıyla bakıyoruz. bunun adı tassuptur beyler, ve “özgürlük” namına susar iseniz,taasubun koyu olduğu mahallelerde “irancıklar” oluşur. bu öncelikle İslama zarar vermektir. çarşafının altında çatışmalar yaşayan müslüman kadın mı istiyoruz? kendi insiyatifiyle örtünen müslüman kadın mı? ilkokul çağında birbirine “bu erkektir yaklaşma” zihniyetiyle bakan yavrular mı istiyoruz, dini bütün olmakla beraber sosyal hayatın içindeki müslüman kızlar mı? artık kendi “mahalle”mizin sorunlarına da eğilelim, yoksa laikçiler burdan çok ekmek yer

  5. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    Kimse başörtüsünden hoşlanmak zorunda değil.

    Kimse açık baştan hoşlanmak zorunda da değil.

    Zaten “dur, hoşlanayım artık” da denilemez.

    Başka bir takım tercihlerin getirdiği birşey bu.

    Hoşlandığı şeyin yayılmasına, hoşlanmadığı şeyin azalmasına -medeni yollar kullanarak- çalışabilmeli herkes.

    Buna engel olanlara “yobaz” denir.

    Yobazlığı kural yapmaya ne denir bilinmez.

  6. Yazan:emben Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    ailelerin çocuklarını orospu olarak yetiştirme hakkı var mıdır? Yoksa, ailelerin çocuklarını ne şekilde yetiştirebileceğinin sınırı nasıl çizilir? Mustafa Akyol’a göre böyle bir sınır yok gibi. Eğer böyle bir sınır varsa, bu çocuğuna başörtüsü takma bu sınırın içinde midir dışında mıdır tartışması neden abestir, çünkü mustafa akyol bunu söyler.

  7. Yazan:sq Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    Eğri oturup doğru konuşalım, ilkokula giden bir çocuğu “erkekleri tahrik edebilecek arzu nesnesi” olarak görüp tesettüre sokmayı doğrusunu isterseniz pedofili ile yarışabilecek bir sapıklık olarak görüyorum. Çocuğa daha farkında bile olmadığı bir sorumluluk yüklüyorsunuz ki “kipa takmakla” pek benzeşmiyor.

    Ama devlet bunu nasıl engeller, engelleyebilir mi ya da engellemeli mi oradan emin değilim. Sanırım kosmosun kaosa dönüşmemesi için bazen otoriteye de ihtiyaç var fikrim ağır basıyor, özellikle konu reşit olmamış bireylere gelince. Aileye sınırsız özgürlük tanıyamazsınız, devletin bir yerde bir duruşu da olmalı. Elbette bunlar çok kaygan zeminler farkındayım, “totaliter olmayan rejimlerde” “ailenin özgürlüğünün” nerede başlayıp nerede bittiğini kimsenin tam olarak çizebileceğini de sanmıyorum. Postmodern dünyada, heryerde bir gedik çıkacaktır ister istemez. “Çocuklar ailelerine aitse”, aile şiddet olaylarında ya da istismarlarda devlet ne hakla karışıyor?

  8. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    Eğri oturup doğru konuşalım tamam da,devletin buradaki müdahalesinin ne maksatla olduğunu da bir görmek lazım.Devletin(veya başörtüsü denince alarma geçen bildik zihniyetin)bu yasakçı anlayışta ısrar etmesinin öyle çocukların pedagojik durumuyla ilgili kaygılarla olmadığını bilmemek için herhalde şaşı olmak lazım.Yani kusura bakılmasın devletin sopasını neden gösterdiğini artık sağır sultan biliyor.
    Ha 7,10,13… yaşındaki bir kız çocuğunun tessetüre girmesi,örtünmesi neye hizmet eder?Yaşının küçüklüğünden ötürü ailesi tarafından bu yönde eğitilmiş bir çocuğun kendi ruhsal ve fiziksel gelişimine ne tür bir etkisi olur?bu elbette tartışılabilir.Ancak öyle hadiseyi cinsel tahrikle,sapkınlıkla da karıştırmamak gerekir.Ne münasebet her tercihe kendi penceremizden bakarak farklı anlamlar yüklemeye hangi hakla sahip oluyoruz?Peki “kipa”yı 7 yaşındaki erkek çocuğu niçin takar?Erkek çocuklarda küpe takma,saç uzatma eğiliminin “ardında kim bilir ne var?”diye yargıda bulunabilir miyiz?Bulunursak bu ne kadar mantıklıdır ve buna ne kadar hakkımız vardır?Ne için takıyrsa takar!İster dini inanç gereği olur ister zevk için kendine yakıştırdığı için…Lütfen çarpıtmayalım konuyu!Kimse tercihlerinden ötürü ne bize ne eli sopalı devlete hesap vermek zorunda değildir.Yani sanki aileler çocuklarına işkence yapıyor da devlet gelip onları bu canavarlardan kurtaracak!Yapmayın.Bir kere devletin ahlak,inanç,değer belirlemek gibi garebet bir görevi olamaz.Kaldı ki,son çare sığınılması önerilen devlet aygıtının,onun resmi ideolojisinin değil çocukları 7 den 70 tüm insanlara nasıl şekil verdiği,tek bir kalıba soktuğu biliniyor iken.

  9. Yazan:sq Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    Evet efendim, benim için daha bluğ çağına girmemiş küçücük kızın başının örtülmesi sapkıncadır. Kendimce sapkınlık tanımı, cinsel tercih o bu değil çocuğa abartılı cinsel rol yüklemek. Aynı şekilde 5 yaşının kızıne makyaj yapan anneyi de sevmiyorum. İster BEĞENİRSİNİZ, ister BEĞENMEZSİNİZ. Ben böyle düşünüyorum. Nokta!

    “politically correct” olmak için iş dine geldiğinde her seferinde alana girmeden teğet mi geçeceğiz!! O alana girme, bu alana girme. Bunun tabulaştırılan devlet mitinden daha matah neresi var o halde! Mısır’da sünnet edilen kız çocukları için, “aileleri ne eylerse doğru eyler”mi diyeceğiz?

    Çok “politically correct” olmak istiyorsanız Aziz Bey, yukarıda Ali Yardım beyin yazdığını okuyun. Konuyu çarpıtmakla alakası yok, ne şiş yansın ne kebab olmadan konuyu dürüstçe ifade etmiş.

  10. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    Bu konuda şu Amerikalı annenin tavrını bir gözden geçirmekte fayda var. Snowqueen’in kızı bir gün annesinden kendisine başörtüsü almasını isteseydi ne yapardı acaba?:
    http://www.derindusunce.org/2010/06/13/bu-pazartesi-amerikada-bir-basortulu/

  11. Yazan:özlem Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    sq hanım bence insanların sahip olduğu gelenek ve kültürel alışkanlıkları kendi yaşadığınız dünyanın içerisinden son derece sübjektif bir şekilde yorumluyorsunuz. Mesela şunu sorsam sizce bir çocuğa başörtüsü takmak mı bikini giydirmek mi yoksa mini eteği ile sokaklarda dolaştırmak mı abartılı cinsel rol yüklemektir? bence mini etekli bir kız çocuğu çok daha fazla cinsel bir rol yüklenmiştir. yarın devlet baba çıkıp hayır çocuğuna pantolondan başka bir şey giydiremezsin dese bunun kıstası ne olacaktır? ya da kızını denize erkek mayosu ile sok dese. ya da madem öyle tek tip mayo alışkanlığı getirse. çocuklar başörtüsü takmadı ideye cinsiyetsiz bir şey olmuyorlar. kız çocuğunun kimliği başörtülü iken de bellidir etek giydiğinde de.sizin meseleyi yadırgamanız birinin diğerine göre daha sapkınca oluşundan değil doğduğunuzdan itibaren bulunduğunuz sosyal çevreden. başka bir mekanda başka bir zaman diliminde yaşasaydınız başı şirin şirin bağlanmış mesela ermeni kız bebeblerini de görebilecektiniz. hiç tehcir öncesi ve tehcir sırasındaki ermenileri fotoğraflarını inçcelediniz mi? kız çocuklar orada hep başları bağlıdır tıpkı anneleri gibi.

  12. Yazan:cb Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    sq selamlar,

    açıkçası sık sık örtünün anlamını cinsel kimliği teşhir ve tahrik etmemek olarak yorumluyorsunuz, açıkçası tesettür tek başına bu değildir. çünkü bu olsa tüm örtüsüz kadınları teşhirci, tahrikkar ilan etmemiz gerekirdi ancak durum kesinlikle böyle değil.

    mesela ben çocukluğumda teyzemin makyaj malzemeleri ile kendini maymun gibi boyayan, saçlarına o zamanlarda moda olan renkli meç spreyleri sıkan, annemin topuklu ayakkabılarına aşık, parfümlerinin bitiricisi bir çocuktum, süslenmek hayatımın tek anlamıydı, babamın minik sarmaşık güllerinden tırnak yapıp saatlerce düşmesin diye kıpırdamaz onları izlerdim, arada okula ruj sürüp giderdim, o dönem ailem hiçbir şey söylemedi. bir başka arkadaşım ise ilkokul 2. sınıfta başını örttüğünü ailesi dindar olmasına rağmen hiç müdahale etmediğini paylaştı. olaya bir de bu taraftan bakın her görünen ailenin istediği değildir, babamın sevmediğini bildiğim ojelerim benim; arkadaşımın annesinin hoşlanmadığı örtüsü onun tercihiydi. kişilik eğitimi çocukluktan başlıyor, karar verme hakkına saygı duyduğunuz hem kişiliği gelişiyor, hem de tercihlere saygı duyulması gereğini öğreniyor. şimdi eğer kimin çocuğunun tercihi, kimin kendi tercihi bu belirleme şansımız yoksa, gerisine de karışmamalıyız diye düşünüyorum.

  13. Yazan:logic Tarih: Eki 29, 2010 | Reply

    bütün bu yorumlar arasında atlanan şu:

    çocuk istiyor mu istemiyor mu?

    istiyorsa takar. sanane ???

    istemiyorsa takmaz. yine sanane ???

    devletin görevi çocuğu takması ya da takmaması için zorlayan anne babaya engel olmaktır. başka bir halt değildir!

  14. Yazan:sq Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    Sayın Özlem ve Cb,

    Haklı olabilirsiniz. Belki de çocuğu bu kadar edilgen olarak algılamamak lazım. Ben bu konularda katı bir anneyle büyüdüm, kendisi süslü olduğu halde çocukken makyaj yapmama, oje sürmeme izin vermezdi. Eğitimci olduğu için belki de.

    Ekrem beyin sorusuna gelirsek, annemle aramızda şöyle bir fark var. Ben başörtüsü taksaydım o kesinlikle vazgeçirmeye çalışırdı. (Ama ben kızı olduğum için, başörtülü öğrencisine kötü davranacağını sanmıyorum). Benim kızım kendi rızasıyla başörtüsü takarsa vazgeçirme yaptırımım olmayacağını düşünüyorum.
    Çocukken takmak isterse orayı gerçekten bilemiyorum. Yalan söyleyecek değilim, bunu itici buluyor olacağım muhtemelen. Genetiğinize bir kere “öğretmen anne” disiplini işliyorsa yandınız. Çocuklara karşı daha farklı davranıyorsunuz. Gerçi bu şu an ki fikrim, beş sene on sene sonrası ne düşüneceğini bilemiyor insan.

  15. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    Şebnem hanım,

    Evet efendim, benim için daha bluğ çağına girmemiş küçücük kızın başının örtülmesi sapkıncadır.

    Neden sapkınlık olsun?Siz sapkınca bulduğunuz için mi?”Başının örtülmesi”demişsiniz.Yani birileri tarafından-hadi adını koyalım aileleri tarafından-zorla dayatıldığını ima ediyorsunuz.Peki,ya bluğ çağına girmemiş küçücük kız çocuğu kendi özeniyorsa ne diyeceksiniz?Buna da sapkınlık diyecekseniz başka sorum olmayacak.Ama çocuk kendi rıza ve isteğiyle başını örtüyorsa bunda özgür olmalıdır diyorsanız izninizle bir sorum olacak:Kendi isteğiyle mi yoksa ailesinin baskısıyla mı olduğuna nasıl hüküm verebiliyorsunuz?Çocuk kendisi özenemez mi,çok mu ihtimal dışı bu sizce.Bakın Cemile hanımın makyaj örneği var.Ben de mesela küçükken babamın giysilerine özenirdim.Hiç unutmam taktığı köylü kasketinden isterim diye tutturmuştum da babam şapkacıya küçük bir şapka sipariş ederek çocukça isteğimi yerine getirmişti.Dğrusu pek de şirin olmuştu,hâlâ albümde saklarım o hatırayı.Onun için meseleye biraz da bu tarafından bakmayı deneyin.Şuraya getireceğim:o küçücük yaşta kasket takmaya zorlanmam anormal olurdu,benim özenerek giymem değil.
    Ha,çocuklarına baskı uygulayan aileler yok mudur?Elbette vardır.Ve her türü baskının çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimini engellediği bir gerçektir.Değil bluğ çağına gelmemiş çocuğun,reşit yaşa gelmiş yetişkinler için de aynı şey geçerlidir.Genç kızlar/kadınlar baba,koca vs baskısıyla başörtüsüne zorlanıyorsa bu zaten sakat bir anlayış olur.Ayrıca sadece başörtüsü değil her türlü baskı bireyin gelişmesi,kişiliğini kazanıp bulması önünde bir engeldir ve bu aynı zamanda bir hak gaspıdır.İtirazınız olayın bu boyutuna ise,bence zorla başı örtünen kız çocukları olabileceği gibi,başörtüsü takmak isteyip de ailesi tarafından engellenen kız çocukları da olabileceğini düşüneceksiniz.Ve bence her ikisi de aynı kapıya çıkar.
    Dolayısıyla,toplumca nasıl giyineceğimiz,nasıl düşüneceğimiz,naıl inanacağımız ahlâk zabıtası misali eli sopalı devletçe karar altına alınır iken,yine bu her şeyi en iyi ben bilirim zihniyetindeki otoriter yapı bütün yaşam alanlarımıza mudahale edip sopayla hizayaya getirir iken nasıl oluyor da sübjektif yargılarla “ailelerin sapkınca baskılar” uyguladığına hükmedebiliyoruz.Bunun adı sapkınlıksa başımızın ütünde sallanan devlet sopasına,dipçiğe ne diyeceğiz,nasıl tanımlayacağız?Ve böyle bir zihniyetin insiyatifine bırakılarak acaba çocuklarımıza çok mu iyilik yapmış olacağız?

    Kendimce sapkınlık tanımı, cinsel tercih o bu değil çocuğa abartılı cinsel rol yüklemek. Aynı şekilde 5 yaşının kızıne makyaj yapan anneyi de sevmiyorum. İster BEĞENİRSİNİZ, ister BEĞENMEZSİNİZ. Ben böyle düşünüyorum. Nokta!

    Sapkınlık tanımını başka anlamda kullanmış olabilirsiniz.

    Sanırım şu ifadenizden ötürü yanlış anladım

    …ilkokula giden bir çocuğu “erkekleri tahrik edebilecek arzu nesnesi” olarak görüp tesettüre sokmayı doğrusunu isterseniz pedofili ile yarışabilecek bir sapıklık olarak görüyorum.

    ——
    Abartılı cinsel rol yüklenmesine gelince,elbette doğru bir yetiştirme tarzı değil.Ancak bu rol dağılımını sadece giysilere indirgemek de doğru değil kanımca.Kaldı ki başörtüsünün-küçük yaşta-takılması bu anlamda bir unsur olarak görülüyorsa mini eteğe ne diyeceğiz?Yanlış anlamayın ne başörtüsü,ne mini etek ne de herhangi bir giysiyle bir problemim yok;isteyen istediğini giyer,bu benim üzerime vazife değil ve olmamalıdır da.Ancak bunca giysi çeşidi ve bolluğu içinde sadece başörtüsü nasıl “aşırı cinsel rol yüklenmeye yol açımış oluyor”doğrusu anlamış değilim.

    Ha unutmadan,sorun düşüncelerinizi beğenip beğenmemek değil.Elbette beğendirmek zorunda değilsiniz.Ancak burası bir düşünce platformu.Fikirlerinizi yorum bazında ifade ediyorsanız eleştiriye de açık olacaksınız.Hayır şurada yanılıyorsunuz demek sizi bu kadar germemeli diye düşünüyorum.

    “politically correct” olmak için iş dine geldiğinde her seferinde alana girmeden teğet mi geçeceğiz!! O alana girme, bu alana girme. Bunun tabulaştırılan devlet mitinden daha matah neresi var o halde! Mısır’da sünnet edilen kız çocukları için, “aileleri ne eylerse doğru eyler”mi diyeceğiz?

    Politik doğruculuk taslamak gibi bir amacım yok Şebnem hanım-iki kez bu tanıma başvurmuşsunuz.Ben sadece inandığım doğruları söylüyorum.Yanıldığım,eksik kaldığım taraflar varsa tamamlar eleştirirsiniz.
    Din alanına girince teğet geçtiğimi de düşünmüyorum.Daha önce söyledim mi bilmiyorum benim bir dini inancım yok.Yani din denince aman şu alana girmeyelim diyecek kadar dini inanca dayalı hassasiyetlerim yok.Sadece her sorunun arkasında dinlerin,dini inançların varlığını aramak gibi bir alışkanlık ve düşünceye sahip değilim.Hani yorumlarıma da yansıyan bu yönüm size dini tartışma dışı bırakan bir eğilim gibi geldiyse bilin ki böyle bir durum yok.
    Dolayısıyla her alana girelim,her konuyu tartışalım ama önyargılarımızdan sıyrılarak olsun diyorum.Tabulardan da yana değilim ayrıca.Her olayı bir bütün içinde ve gerçekleriyle irdelemek/bunu talep etmek mitleştirme değildir.Sadece bütün boyutlarıyla tartışalım,bazı detayları ıskalayıp geçmeyelim diyorum hepsi bu.
    Mısırdaki kız çocuklarının sünnet örneği ise kusura bakmayın-ucuz demeyeyim-ama çok kolaycı olmuş.Tartışmayı basitleştimemek ve daha da tatsız hale getirmemek adına buraya hiç girmeyeceğim.Umarım başörtüsü serbest olsun demeyi o uygulamayı onaylamakla eşdeğer tutma fikrinizi bir kez daha gözden geçirirsiniz.

    Çok “politically correct” olmak istiyorsanız Aziz Bey, yukarıda Ali Yardım beyin yazdığını okuyun. Konuyu çarpıtmakla alakası yok, ne şiş yansın ne kebab olmadan konuyu dürüstçe ifade etmiş.

    Dürüstlüğün kriteri tam olarak nedir gerçekten bilmiyorum.Ali bey görüşünü belirtmiştir.Katılırız veya katılmayız ama dürüstlük konusuna bir şey diyemem.Kendisi samimi ve dürüst olabilir,bunu sorgulamaya yetkili değilim.Fikrin bizatihi yanlışlığı/doğruluğu yani içeriği ilgilendirir beni.Ayrıca “ne şiş yansın ne kebap”tarzı yaklaşım belki “uzlaşma”da kısmen işe yarayabilir ancak bu tarzın dürüstlük ölçüsü olabileceğini düşünmüyorum(tabi burada sizin bakış açınız üzerinden değerlendiriyorum,Ali beya sormak lazım belki de “ne şiş yansın ne kebap”gibi bir amaçla değildir yazdıkları.
    Ayrıca görüşlerine de katılmıyorum arkadaşın onu da belirteyim.

  16. Yazan:sq Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    Aziz Bey, ilk yorumumu dikkatli okusaydınız
    “devlet bunu nasıl engeller, engelleyebilir mi ya da engellemeli mi oradan emin değilim” diyerek devletin tavrı konusunda net bir fikrim olmadığını belirttiğimi ve sadece “ağır basan”lardan bahsettiğimi hatırlıyor olacaktınız.
    Bana genel başörtüsü yasakçısı muamelesi yapmayın.
    Sapkınlık-sapıklıkla haddimi aşarak ileri gitmiş olabilirim. burada üniversite veya lise değil İLKOKULdan bahsediyoruz haliyle irkildim. Evet gönlümden geçen bu değil. Ama yarın öbürgün talep ve ihtiyaç doğrultusunda ilkokulda başörtüsü yasağı kalkarsa ilkokulda başörtüsü yasaklansın diye dilekçe verip ya da sokaklara laiklik elden gidiyor diye çıkacak değilim. Ama şu anki aklımla bu durumu da sevimli bulamayacağım ve belki de eleştireceğim kimseyi kandırmanın alemi yok.

  17. Yazan:ali yardım Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    öncelikle şunu belirteyim. Türkiyede “dindarlık” namına konuştuğumuz şeylerin bütünü, dinin görüntüsüdür. bunun örneğini de verebilirim, genellikle toplu yapılması gerekli ibadetlere katılım fazladır. neden? toplumsal alışkanlık. adam farz olan beş vakitle alakasızdır ama sünnet olan teravihi camide kaçırmaz. ibadetler bu yüzden birer şekil oldu bizim dünyamızda, yani içi boşaldı.
    başörtüsüne gelince. açık konuşuyorum halkımızın büyük bir kısmına göre “başörtüsü” kadının dindarlık kriteridir. birileri başörtüsüne rejimi tehdit eden anlamlar yüklerken, müslümanlar da ona kadının dini seviyesini takdir eden bir rol biçmişlerdir.
    buluğ çağına girmeyen kız çocuğunun örtünmesi, bence de “abartılı cinsel rol” yüklemek anlamına gelir. bir kız çocuğu bir erkek çocuğu ile oynarken ablasına diyor ki:”sandığın gibi değil”. münferit bir olay belki gördüğüm, ama hayretler içinde kaldım. o kız hangi suçluluk psikolojisiyle böyle bir savunma ihtiyacı hissediyor. bence tesettürün anlamı kadının sosyal hayatta “dişiliğinin” baskın bir algı oluşturmasından kaçınmaktır. yani bu anlamda dikkat çekici bir üslupta giyinen bir kadın tesettürün dışında kalabileceği gibi, başı açık bir kadın da tesettürün esprisine uygun davranabilir. peki çocukluktan itibaren kişilerle iletişimde “cinsel roller” üzerinden pekişmiş bir algı, ne kadar tesettürün anlamına uygundur?

  18. Yazan:logic Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    ilkokul diye bir şey yok artık, ilköğretim var. bildiğim kadarıyla 1. sınıf diye başlıyor, 8. sınıfa kadar gidiyor. dolayısıyla ilköğretim türbanın İslam’a göre zorunlu olduğu dönemi de kapsıyor.

    kaldı ki ilkokul bile olsaydı, itiraz edemeyecektiniz, zira İslam’a göre adetle başlar başörtüsü hükmü. 10 yaş artık kızların adet gördüğü bir yaştır, bu nedenle ilkokulda baş örtüsü takılması son derece doğaldır ve taassup vs. ile ilgisi yoktur.

  19. Yazan:logic Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    şu an Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, ilköğretimde türban yasak olmalıdır dedi.

    Şu ana kadar defalarca kez söyledim. Bu aşağılık kurum derhal feshedilmelidir. AKP, bu kurumu savunmayı bırakmalı ve kapatmalıdır.

  20. Yazan:ali yardım Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    diyanet bu ülkenin resmi dini otoritesidir. dyanetin lağvedilmesi Türkiyede dini mevzularda tam bir keşmekeşe yol açar. emin olun, her dini cemaat farklı günlerde bayram yapmaya başlar. diyanetin şu anki kadrosu da genel olarak kalitelidir. ali bardakoğlu mehmet görmez gibi kişilerin bulunduğu güvenilir bir kurum. ben lağvedilmesinden yana değilim

  21. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    Bana genel başörtüsü yasakçısı muamelesi yapmayın.

    Hayır hayır,böyle düşünmüyorum.Sadece başörtüsü üzerinden oluşturulan tehdit algısından kurtulmamız gerektiğini söylüyorum.

    Bana göre asıl sıkıntı da burada başlıyor.Zira dikkat ettiyseniz dindar,muhalif,laik olan/olmayan sıradan hepimiz bu algı üzerinden birbirimize giriyoruz.Öncelikle bu handikapın aşılması gerekir.Yoksa önkabul haline gelmiş kırmızı çizgiler ortalama bir uzlaşmayı,doğru düzgün tartışma,anlama ve anlaşılmayı güçleştirmeye devam edecek.Nitekim de karmaşa devam ettiği için bir ikna zemini kurulamıyor.Yani açıkçası başörtüsü denince “İran mı olacağız?”,”ya mahalle baskısı oluşursa”vb kaygılara kapılmadan tartışabilecek öz güvene ihtiyacımız var.Tekrar ediyorum başörtüsüne farklı anlamlar yükleyerek soruna kalıcı bir çözüm bulunması mümkündür değildir.Ve eğer etabın bu kısmını aşabilirsek sanırım meselenin pedagojik boyutunu daha sağlıklı eğilme şansımız doğacaktır.Yani ilköğretim çağında çocuklar adına ne getirir ne götürür ancak o zaman oturup konuşulabilir.Velhasıl başörtüsü meselesinin ivedilikle “rejim krizi” algısından arındırılması şarttır bana göre.Bu engel aşılabilirse inanın daha sağlıklı sonuçlar kendiliğinden gelecektir.

  22. Yazan:logic Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    diyanet bu ülkenin resmi dini otoritesidir.

    Resmi dini otorite. Yahu bu ülke laik değil miydi? Laik bir ülkede bir devlet kurumu nasıl dini otorite olabilir ? Bu nasıl bir kepazeliktir.

    Asıl sorun bu değil tabi. Diyanet İşleri, İslam’ı baskı ve kontrol altına almak için oluşturulmuş bir kurumdur. Bu amaçla görevini başarıyla yerine getirmektedir. Kemalist rejimi meşrulaştırmaktadır.

    İmamların atamasını bakanlık yapabilir. Bunun için Diyanet İşleri gibi bir kuruma gerek yok. Devlet elini İslam’ın üzerinden çekmelidir. İslam’ın ne olduğuna, nasıl uygulanması gerektiğine karar verme hakkı ve yetkisi kimseye ait değildir!

  23. Yazan:logic Tarih: Eki 30, 2010 | Reply

    ha bir de ideal olan imamların cemaatin içinden çıkmasıdır, devlet eliyle atanması değil.

  24. Yazan:sevim Tarih: Eki 31, 2010 | Reply

    Diyanet İşleri, İslam’ı baskı ve kontrol altına almak için oluşturulmuş bir kurumdur. Bu amaçla görevini başarıyla yerine getirmektedir. Kemalist rejimi meşrulaştırmaktadır.

    kesinlikle.zaten savunucularından belli oluyor bu.rejim bekçiliğinin dini ayağını oluşturduğu için de kemalisti,milliyetçisi,statükocusu hemen kenetleniverirler etrafına cici kurumlarının.hele ki bireysel inanç yönünde bir talep gelip de malum “otoriter din kurumu” kendi tellerinden çaldıysa seyreyleyin cümbüşü!laikçisinden milliyetçisine,faşistinden ırkıçısına kadar bütün tayfa övgüde yarışır birbiriyle!
    e nerede kaldı laiklik?neden yeri geldiğinde karşı sahte söylemlerle ortalığı bulandrırken birden baş tacı edilir şu diyanet?nedeni belli:dini milliyetçilikle,laikliği kemalistlikle karıştıranlar elbette kutsadıkları rejim adına hemencecik aynı safa ve koroya katılmakta tereddüt etmezler.
    ama bu rejim kankalığı,bu her yanından sahtelik akan koalisyon ne yapsalar sırıtıyor işte.

  25. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Eki 31, 2010 | Reply

    Ben buradaki tartışmaya bir anlam veremedim doğrusu.

    Çocuğun başı açık olunca sorun olmuyor da kapalı olunca niye sorun oluyor?

    İkisi de birer kılık.

    Sanırım küçük yaşta başörtüsü takan bir insanın ileride bunu sürdürme olasılığı daha yüksek.

    Bu da başörtüsünden haz etmeyenleri rahatsız ediyor.

    Ve bence bu da anlaşılır bir durum.

    Yapılacak bir şey yok.

    Herkesin rahatsız olduğu bir şeyler olacak.

    Ve herkes bunların ‘olmaması’ için, medeni yollar kullanarak, sözü evirip çevirmeden, açık ve dürüst bir şekilde çaba gösterebilir.

    Şu anki temel sorunumuz şu:

    “Ben X’den hoşlanmıyorum” yerine “X filan filan bakımdan sakıncalıdır, falan filan” demeyi pek bir seviyoruz.

    Asıl sakıncalı olan da bu.

  26. Yazan:Ahmet Somut Tarih: Kas 1, 2010 | Reply

    Küçük yaştaki kız çocuğuna baş örtüsü taktırmanın hikmeti onu bir kadın olarak algılamak değildir. Benim bildiğim burada amaç çocuğu küçük yaştan buna alıştırmaktır. Yani bunu doğal olarak kabullenmesini sağlamak, sevdirmek vs. Küçük yaştaki erkek çocukları namaza vs götürmekteki amaçta bu. Yani 5 yaşında namaza götürdük diye ona yetişkin gibi davranmıyoruz değil mi?

    Sonuçta ben namaza götürürüm, sen kendi büyüğünün mezarına götürür selam durdurursun. Veya kafana uyuyorsa ikisine birden veya nereye istersen. Belirli yaşa geldikten sonra da (16-18?) ne sen karışabiliriz ne ben… Ailelerin “belirli sınırlar” içinde çocuklarını istedikleri inanca göre bilinçlendirebileceklerini düşünüyorum.

    Buradaki “belirli sınırlar” olayı işi koparan kısım işte. Çünkü bu sınırlarda biraz belirsizlik hakim. Bence burada biraz mantık biraz da insaf yol gösterici olabilir. 5 yaşındaki kıza fahişe gibi davranılmasını da engellemek lazım, canlı bomba gibi eğitilmesini de önlemek lazım.

  1. 2 Trackback(s)

  2. Kas 11, 2010: Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce
  3. Ara 23, 2010: Son 90 günde en çok okunan yazılar : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin