RSS Feed for This Post

‘Mahalle Baskısı’nı Dürüstçe Tartışalım

‘Mahalle Baskısı’nı Dürüstçe Tartışalım‘Mahalle Baskısı’nı Dürüstçe TartışalımTophane’deki çirkin saldırıdan bu yana neredeyse bir hafta geçti. Zarar gören galerilere ve yaralanan sanatseverlere geçmiş olsun. Ancak saldırının hemen arkasından çizilen “şeriat kalkışması” tablosunun gerçeği yansıtmadığı da ortaya çıktı. Ben “Tophane uzmanı” değilim, ama son günlerde okuduklarımdan anlıyorum ki, meselenin özünde Frenkçe “gentrification” denen ve eski mahalleleri bir anda gözde ve pahalı hale getiren sosyo-ekonomik değişim yatıyor. Bir başka deyişle, ortada bir “sınıf gerilimi” var.

Bu gerilimin bir tarafının, yani Tophane’nin eski sakinlerinin, “dini hassasiyet” taşıdıkları da anlaşılıyor. Ancak bunun tek ve belirleyici unsur olmadığı da belli. Burası “Fatih Çarşamba” kıvamında bir yer değil ki… Zaten ismini açıklamadan Radikal’e konuşan bir saldırgan, “failler arasında içki içen arkadaşlarım da vardı” demiş. “İki yıl önce içkiye tövbe ettim, ama arada bir kaçamağımız oluyor, demleniyoruz” diye de eklemiş.

Zaten Türkiye’de şöyle bir “tip” vardır: Adam, “Ramazan’da nasıl oruç yersin ulan” diye birilerini tartaklar, Ramazan çıkınca rakı sofrasından kalkmaz. Kız kardeşine yan bakanın gözünü oyar, ama başka kızlara “laf atmakta” sakınca görmez.

“Küpeli” ve hatta “uzun saçlı” gençlere de, “bu ne zibilik” diye meydan dayağı çeker.

Buna “İslamcılık” diyorsanız, İslamcılık hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz demektir.

Eğer “bu adamlar İslamcı hükümetten destek alıyor ama” diyorsanız da, en iyi ihtimalle, kendinizi kandırıyorsuzdur.

Tophane’deki olaydan sonra bunu ciddi ciddi söyleyenler oldu. Bedri Baykam zaten “İkinci Madımak” diye uçmuştu; bazı köşe yazarları da “Akepe’den güç alıyorlar, referandumla cesaret buldular” diye yazdı.

Allah, Allah… Bırakın bu olayın “İslamcı eylem” olmayışını, gerçekten öyle bir nitelik taşıyan vahim Madımak Katliamı da “İslamcı hükümetten güç bularak” mı yapılmıştı sanki?

O zaman, yani Temmuz 1993’te, iktidarda kim vardı?

Erdal İnönü’nün de ortağı olduğu DYP-SHP koalisyonu!

“Polisin kasten geç geldiği” yönündeki komplovari iddialar da galiba zorlama. İstanbul Emniyet Müdürlüğü açıkladı: İhbar 20.24’te gelmiş, ilk ekip 20.26’da olay yerine varmış.

Zaten bir yere hışımla girip, üç-beş kişiye vurup sonra da çekip gitmek için kaç dakika gerekir ki?

İşin doğrusu şu: Tophane’deki çirkin olayın ne hükümetle ilgisi var, ne de (Alevi-Bektaşi Federasyonu başkanı Ali Balkız’ın akıllara ziyan ifadesiyle) “şeriat kurallarına göre kurtarılmış bölgeler yaratma çabası”yla

Ancak bu olayın Türkiye toplumundaki bir başka problemle çok ilgisi var: “Farklı kimliklere ve yaşam biçimlerine hoşgörü göstereme sorunu.”

Hiç bir toplumsal kesim kendini temize çıkarmasın; bu sorun her tarafta var: Kendi geleneklerini başkalarına dayatan bazı muhafazakârlarda olduğu gibi, “sıkmabaşlar İran’a” diyen laikperestlerde veya “Kürtler yayılmasın, lahmacun satılmasın” diyen Türk ırkçılarında da var.

Oysa laik kesim, “mahalle baskısı” kavramını son 3-4 yıldır sırf AK Parti’ye vurmak için kullanıyor. 2007’deki kapatma davası iddianamesinde bile geçiyordu bu laf. Bu yüzden de sanırım hükümet “psikolojik harekat” gibi algılıyor kavramı, “yok öyle bir şey” diyor.

Oysa baskılar var, ama her türlü “mahalle”de var. Her kesim bunu dürüstçe görüp öz eleştiri yapmadıkça da azalmayacak.

Son bir not: Mardin’deki Kasımiye Medresesi’nde defile yapılmasına verilen tepki, “mahalle baskısı” değil, makul bir “dini hassasiyet”ti. Valilik, “olacak bu iş” diye dayatmaktansa sivil toplum ile uzlaşı aramalıydı. Neyseki tatsız bir olay olmadı.

Trackback URL

  1. 4 Yorum

  2. Yazan:Tayfun Tarih: Sep 27, 2010 | Reply

    En ”laik” kızımıza sorsan, neden Finlandiya’da Fin hamamına Finlandiyalılar gibi çıplak girmezsin diye, bir anda anda muhafazakar oluverir. Avrupa’da, Amerika’da en ”özgür” kızımız dahi ”banal, muhfazakar, eski kafalı” damgası yiyebiliyor, buralardaki genç kızlar gibi rahat hareket etmediğinden. Buradaki gençlerin geçirdiği gibi geçiremiyor haftasonunu. İzmir’den örneğin Kayseri’li kızları nasıl görüyorsa, İngiltere’den, Fransa’dan, Rusya’dan bakan ortalama bir kişi de -ne kadar çırpınırsa çırpınsın, ne yaparsa yapsın- İzmir’li kızımızı öyle görüyor. O zaman en modern kız en çıplak, en çok içen, en çok dağıtan kız mıdır diye sormaktan kendimi alamıyorum. Madem öyle, neden o kızlar gibi olamıyorlar? Ne menem birşeymiş bu modernlik.

    Ben nasıl İngiliz’in, Rus’un kılığına kıyafetine karışmıyorsam, onu bir tehdit olarak görmüyorsam (malesef gören fundamentalist islamcılarımız da var), ülkemin başörtülü kızları da bir tehdit olarak görülmemeli. ”Bi ortasını bulalım, şu kadar kapanılsın, çıksın bir din alimi şu işin doğrusunu söylesin, herkes öyle giyinsin” de olmaz. İsteyen istediği gibi dini yorumlar, istediği gibi de giyinir. Tek tip insan yetiştirme merakından artık kurtulmamız şart. Gerçi 2010 yılında hala kurtulamadığımız tek tip adam yetiştirmeye programlı eğitim sisteminden böylesi liberal bir ortam yaratmak da zor ama eskisine göre çok daha liberal bir ülkede yaşadığımız da bir gerçek. Ve çok şükür gidişat da o yönde. İşin ilginci de bu liberalizmin sol bir hükümet tarafından değil, ”sağ” diye nitelendirilen bir hükümet tarafından sağlanması. Gerçekten siyaset, sosyoloji bilimleriyle uğraşanlar için üzerinde derin derin düşünmeye değer, ezberleri bozabilecek türden bir konu.

  3. Yazan:efe Tarih: Sep 27, 2010 | Reply

    Bencede sorun mahalle baskısı değil ortama adapte sorunu…100 tane zencinin olduğu bir partide bembeyaz bir insanın neden insanlar bana bakıyor demesi kadar absürt birşey.Müslüman bir ülkede sokak ortasında bira partileri yapılarak çağdaş modern olduğu zanneden zihniyetin ezikliğinin acısını cıkarmak için elimdeki topluluğu korkutarak elimde nasıl tutarım diye gece gündüz millete dayattığı sosyolojik gerçekliği olmayan komik ve cahilce bir suni gündem:))
    Özeti bence bu…

  4. Yazan:sq Tarih: Sep 28, 2010 | Reply

    Ece Temelkuran’ın geçenlerde yazdığı Beyrut meselesine katılıyorum.
    Şöyle yazmış Temelkuran “…Dışarıdan baktığınızda hiçbir sınır göremeyeceksiniz ama ancak kendinize benzeyen insanlarla birlikte yaşayabileceksiniz. Hep böyle değil miydi zaten? Ama bu, artık bir GÜVENLİK meselesi olacak. …”

    Dün Tophane’de sergi açılışlarının önünde polis araçları vardı. 2010 Kültür Başkenti İstanbul’da, sergi açılışlarının önünde devriye gezen polisler.
    Sonra da birileri “sokakta bira partisi” olarak algıladığı durumu ve şiddeti meşrulaştırıyor. Başka biri kadınların “çıplaklığından” dem vuruyor.

    Bir yaşa gelmiş yetişkin insanların artık söyledikleri, yaptıklarından mesul oldukları neticesinde böyle saçmalıklara tahammülüm yok artık.
    Bütün bunlar bastırılmış bir toplum olmamızdan kaynaklanıyor.
    Yaşanamayan arzular, toplum baskısı, maddi koşullar insanların aklını ya bir tarafına kaçırıyor ya da şiddete yönlendiriyor. Herkes kendine, kendi önüne, kendi evininin önünü temizlemeye baksa, üstüne vazife olmayan işlere karışmasa ne kolay bir hayatımız olacak. Devlete ona buna gelene kadar önce bireyler hastalıklı, temizlenme bireyden başlamalı.

  5. Yazan:ergin Tarih: Sep 28, 2010 | Reply

    Dün Tophane’de sergi açılışlarının önünde polis araçları vardı. 2010 Kültür Başkenti İstanbul’da, sergi açılışlarının önünde devriye gezen polisler.
    Sonra da birileri “sokakta bira partisi” olarak algıladığı durumu ve şiddeti meşrulaştırıyor. Başka biri kadınların “çıplaklığından” dem vuruyor.

    bunların hepsi şeyden oluyor, bu diziler var ya, aşkı memnu falan. ha bi de geçenlerde antalya’da bira festivali düzenlemişler. bu ülke insanlarının inançları değerleri ile ne alıp veremedikleri var bu insanların. eskiden böyle miydi bu, kemalizm denilen illet insanları batılılaştıracağım diye birer sapık haline getirdi. kemalizm için batılılık mini etekle gezip antalyada bira festivaline gitmek. bütün dini toplumsal değerlerin içini oydular. kartel medya da bu amaca hizmet ediyor, televizyonlarda tecavüz sahneleri, ensest ilişkiler falan. çok çok kötü, düşündükçe kanım donuyor. insanlara izletiyorlar bunları, sonra insanlar sanat galerisi basıyor. insanlara zorla çıplak kadın izletirseniz böyle tepkisini koyar işte. rüzgar eken fırtına biçer.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin