RSS Feed for This Post

‘Hocaya Sadakat’ Kimin Şerefi?

[23 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Saadet Partisi’ndeki gerilim, geçen günkü “olaylı iftar”la iyice yükseldi. Genel başkan Numan Kurtulmuş’un da katıldığı yemeği basan Erbakan yandaşları, masa-sandalye devirdi, arbede çıkardı, habercileri tartakladı. Bir yandan da Erbakan’ı kast ederek topluca bağırdılar: “Hocaya sadakat şerefimizdir.” Olayın çok çirkin olduğu ve Saadet’e ancak zarar vereceği açık. Protestocuları bu gibi “akli” gerekçelerle yermek de fazlasıyla mümkün. Ama meseleye biraz “İslami” açıdan bakmakta da fayda var.

Önce şunu belirteyim: Haberlere göre protestocular, Kuran’ı Kerim okunurken de slogan atmışlar. Oysa keşke, “Kur’an okunduğu zaman hemen onu dinleyin ve susun; umulur ki esirgenmiş olursunuz” ayetini hatırlasalardı. (Araf Suresi, 204)

Asıl değinmek istediğim nokta ise şu “hocaya sadakat şerefimizdir” lafı. Bu sloganı atanlar, belli ki Erbakan’ın izinden gitmeyi bir “üst değer” olarak benimsemiş durumdalar. Oysa, geçenlerdeki bir yazımda da belirttiğim gibi, İslami üst değer, şahıslara değil, ilkelere sadakattir. O yüzden de ilk halifeler devrinde, “Ömer’e sadakat şerefimizdir” gibi laflarla değil, aksine Hz. Ömer’e karşı kalkıp da açıkça eleştiriler getiren Müslümanlarla karşılaşırsınız.

Fakat “hocaya sadakat şerefimizdir” diyenlerin de kendilerince gerekçeleri var. Bunları bir süredir izliyorum. En çarpıcısını geçenlerde eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu’nun “Milli Görüş Forum” sitesindeki bir yazısında okudum. Koyu bir “Erbakancı” olan Müftüoğlu, bu tutumuna iki sebep öne sürüyordu.

Birincisi, ona göre, Erbakan “Allah dostu”ydu. Ve, “Allah dostlarının gönüllerinden düşenlerin yerde zerresi dahi bulunmaz”dı.

İyi ama Erbakan’ın “Allah dostu” olduğunu (ya da başkalarından daha fazla öyle olduğunu) nereden biliyorsunuz? Siz öyle “hüsn-ü zan” etseniz bile, bu neden herkes için bağlayıcı olsun? Kalpleri bilen bir tek Allah değil midir?

Dahası, “Allah dostu” bilinmeyi “iktidar” için bir gerekçe saydığınızda, çok tehlikeli bir şey yapmış olmuyor musunuz? Bu, asıl hedefi iktidar olan sahte “Allah dostları”na davetiye çıkarmaz mı?
‘Erbakan’ın lütf-u ihsanı’

Müftüoğlu’nun ikinci argümanı daha da tuhaftı. Kurtulmuş’u ve ekibini kastederek şöyle diyordu:

“Onlara makam lutfeden, onları milletvekili, bakan, Genel Başkan yardımcısı yapan kendi özellikleri değil, Necmettin Erbakan’ın lütf-u ihsanıdır. Ama onlar kadr-ü kıymet bilmemişlerdir.”

Buradan, Erbakan’ın söz konusu kişileri ehil olmadıkları halde önemli görevlere getirdiği gibi bir sonuç çıkıyor. Eğer öyleyse, hoca yanlış bir iş yapmış.

Fakat daha da kritik bir nokta var üstteki satırlarda: Yazar, Erbakan’ı, istediğine makam-mevki dağıtan bir “velinimet” gibi görüyor.

Bu da şu soruları geliyor akla: Acaba “hocaya sadakat” adına ortalığı yıkanlar, veya onların akıl hocaları, bu “lütuf” sisteminden yararlanageldikleri için mi öfkeliler? Savundukları “şeref”in altında, Müslümanca bir “davaya sadakat” duygusunun ötesinde, dünyevi bir “patronaj” ilişkisi de mi var?

Saadet’in iç yapısı hakkında hemen hiç bir şey bilmiyorum, dolayısıyla cevap vermek haddime düşmez.

Ancak davalarına samimiyetle bağlı olan Saadetliler için samimi bir şey söyleyeyim:

Numan Kurtulmuş’la bir kez bir araya geldim. “Allah dostu” mudur, bilemem, ama emin oldum ki tertemiz bir Müslüman ve “adam gibi adam.” Siyasetin iyice kabalaştığı ülkemizde de nezaket timsali bir “beyefendi”.

Çirkin protestolara karşı verdiği olağanüstü olgun tepki de bunun ispatı değil miydi zaten?

Trackback URL

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:nedret Tarih: Aug 25, 2010 | Reply

    Bu yazıya iki yönden karşı çıkıyorum. 1-Geçenlerde bir arkadaşım CHP lilerin hep kavgacı olduklarını ve her kongrede kavga ettiklerini söylemişti. Ben de kendisine o belli olmaz senin düşüncendekiler de şartlar oluşursa aynı kavgayı eder. Nitekim görüldü ki kavga etmenin chp ile ilgisi yok saadet de kavga yapabilir ak parti de. 2-Siyaset zaten bu ülkede köşe dönme için yapılır. Yani para kazanmak makam kazanmak için. Dindarı da dinsizi de böyledir bunu herkes bilir. Mustafa Bey nasıl böyle düşünüyor anlamadım. Tabii ki Erbakan da kendi çocuklarının ve etrafının makam sahibi ve para sahibi olmasını ister. Tersini düşünürsek Numan Bey de. Dolayısıyla bu kavga dava kavgası değil para kavgasıdır.

  3. Yazan:durhat Tarih: Aug 25, 2010 | Reply

    Bu yazıya iki yönden karşı çıkıyorum.

    Karşı çıkmasaydınız şaşardım zaten.

    Çünkü ne zaman bir Mustafa Akyol yazısı yayımlansa,sanki adama gıcığınız varmış gibi hep karşı çıkıyorsunuz.

    “Karşı çıkışlarınız” anlamlı olsa neyse de,eleştiri diye yazdıklarınız “katılmıyorum”,”beğenmedim”,”çok boş ve anlamsız bir yazı olmuş”vs gibisinden de öteye geçemedi şimdiye kadar.
    O kadar boş,gereksiz ve aynı zamanda alakasız çıkışlarınız var ki,bilmeyen,M.Akyol’un bütün makalelerini size hitaben yazdığını sanır.Yani yazılarında onaylamadığı ne varsa bunun muhatabı doğrudan sizmişsiniz gibi bir tavır takınıyorsunuz.
    Bence kendi kendinize gelin güvey olmanıza hiç gerek yok.Dünyanın merkezinde bir tek siz yoksunuz.Kimse size bir şey beğendirmek zorunda da dağil.Beğenilerinize hitap edecek ezberci,slogancı bir sürü site var,duymak istediklerinizi duyabileceğiniz yerler anlayacağınız.Burada aradıklarınız yok,onun için “anlama problemi” yaşayarak kendinizi helak etmeyin derim,naçizane.

  4. Yazan:nedret Tarih: Aug 26, 2010 | Reply

    Gündem dışı yorum yaptığımdan günden rüzgarında sürüklenenler elbette karşı çıkacaklar çıksınlar ama avukatlık değil yorum yapsınlar.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin