RSS Feed for This Post

Millî Savunma Bakanı ne iş yapar?

Mümtazer Türköne

Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül, “Tutuklama kararı çıkan personeli neden açığa almıyorsunuz?” sorusuna cevap veriyor: “Dosya tekamül etmiş değil.”

Sonra ekliyor: “Bakan olarak benim açığa alma yetkim yok.” Halbuki 357 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65. maddesinin (a) bendi çok açık. “Haklarında…5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir cürümden…dolayı kamu davası açılanlar mensup oldukları bakanlıklarca açığa çıkartılabilirler.” Kanun “açığa çıkarma” işlemi için TSK içindeki bir makamı, meselâ ordu komutanını veya genelkurmay başkanını değil doğrudan bakanlığı yetkili kılıyor. Askerî personeli olan iki bakanlık var. Biri Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli ile İçişleri Bakanlığı, diğeri Millî Savunma Bakanlığı.

İlgili madde 12 Eylül döneminde (26.3.1982) değiştiği halde bakanlığa bu yetki bırakıldığına göre, askerler bile bu sivil denetimin gerekli olduğuna kanaat getirmiş olmalı. Zaten içinde bulunduğumuz durum, askerler üzerinde bu sivil yetkinin kullanılmasının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Mesele, son 102 kişilik tutuklama kararından ibaret değil. Asker, sistematik olarak yargılanan personelini görevi başında tutuyor. Bu durum hukuk devleti için çok ciddi bir tehlike. Madem “açığa alma” diye bir yetki var, öncelikle emrinde silahlı güç bulunan askerler için kullanılmalı. Birkaç müebbet hapis talebiyle tutuklu yargılanan bir subayın hâlâ görevi başında bulunması anlatılabilir ve açıklanabilir bir şey değil.

Kanun açığa çıkarma yetkisinin askerî makamlarca objektif olarak kullanılmayacağını öngörmüş ve bu yetkiyi sivil iradeye bırakmış. Yetki keyfi bir yetki değil. Bir dava açılmışsa sivil iradenin denetim yetkisi devreye giriyor. Asker üzerinde sivil-demokratik denetime dair çok sıkıntımız var. Ancak kanunda mevcut olan yetkileri kullanmaktan çekinirseniz, daha ileri düzenlemeleri yapmanın ne anlamı olur?

Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün “dosya tekamül etmiş değil” sözü, bürokratlara özgü tipik bir sorumluluktan kaçma bahanesi. Ne dosyası? Kanun bir dosyadan bahsetmiyor. Bir askerî personel hakkında “5 yılı aşan” bir cürümden dolayı dava açılmışsa, bakanın yetkisi devreye giriyor. Dosyayı bakanlık değil yargı “tekamül” ettiriyor. Bakan “bu konuda teamül oluşmamış” diyor. Madem öyle oluştur.

Vecdi Gönül gibi mülkî idareden yetişme bürokrat-siyasetçilerin bir işi yaparken gözettikleri iki prensip vardır: Birincisi kanunî dayanağın olması. İkincisi şartların, imkânların el vermesi. Şartların el vermesi ise idarecinin keyfi yorumuna bağlıdır. Millî Savunma Bakanı bize aslında şartların el vermediğini söylüyor. Peki ne zaman el verecek? Bakanın kullanacağı kanunî yetki, üyesi bulunduğu hükümetin hukukuna yapılan bir tecavüze dair. Bahsi geçen askerî personel hükümete karşı darbe teşebbüsüyle yargılanıyor. Hükümetin korumakla olduğu vatandaşın hukuku da tehlike altına girmiş. Bu askerî personel, cinayet planlamakla itham ediliyor. Ve içeri girseler bile görevleri başında kalmaya devam ediyorlar. Tuhaflık, kanunun izin verdiği bu yetkinin bakan tarafından kullanılmamasında ve bu sanıkların hâlâ görevleri başında bulunmasında değil mi?

Sahi Millî Savunma Bakanı ne işe yarar? Kendi hükümetinin hukukunu savunmak, tecavüzü men etmek için elindeki yetkiyi bile kullanmaktan imtina eden bir bakan o makamda niye oturur? Neyin hesabını yapar?

27 Mayıs’ta bir avuç Yeniçeri bozuntusunun bu millete reva gördüklerini unutmadık. Aynı zamanda Vecdi Gönül’ün oturduğu makamda o gün oturan Ethem Menderes’i de unutmadık.

Anayasa’nın 145. maddesi, mevcut haliyle “askerî mahalde” işlenen suçların bağımsız yargıya götürülmesine engel. Ama savcılarımız soruşturuyor, yargıçlarımız kovuşturuyor. Koca koca davalar yürüyor. Kimsenin gıkı çıkıyor mu? Askerî yargının adil yargılama yapacağına askerî yargıçlar bile inanmıyor. Kanun izin vermiyor ama hukuk işliyor. Savcılar ve yargıçlar işlerini cesaretle yapıyor.

Peki kanun izin verdiği halde Millî Savunma Bakanı hükümetini ve vatandaşın hukukunu koruma adına, elindeki yetkiyi neden kullanamıyor?

 

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, YABANCI DÜŞMANLA savaşır.

Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.

Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.

Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar.

Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.

Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 2 Yorum

  2. Yazan:ali duman Tarih: Ağu 2, 2010 | Reply

    bu ne samimiyetsizlik, bu ne ciddiyetsizlik, böylesine samimiyetsiz, ciddiyetsiz davranan bir devlete kim güvenir?

    mahkemenin verdiği kararları uygulamaktan acizseniz, bunları içeri alamıyorsanız, buna gücünüz yetmiyorsa bırakın kardeşim, bırakın, bu mahkemenin içeri attıklarını serbest bırakın.

    tüm tutukluları serbest bırakın, bırakın ki eşitlik hiç olmazsa böyle sağlansın.

  3. Yazan:bmplzkt Tarih: Ağu 4, 2010 | Reply

    Yakın geçmişe kadar “bedelli askerlik yok” demeye yarıyordu, şu sıralarda ne iş yapıyor bilmiyorum.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin