<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Saat 18.30, Şimdi Gerçekler! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 12:40:10 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-60095</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 12:53:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-60095</guid>
		<description>Milliyetçilikten dem vuranların bu ikiyüzlülüğüne hayranım. "Turk force"... Forsunu seveyim. Kaç paraysa bu milliyetçilik söyle biz de alalım. Bir de tehditler filan. Gören de bilgisayarının başından scud füzesi fırlatacak zanneder.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçilikten dem vuranların bu ikiyüzlülüğüne hayranım. &#8220;Turk force&#8221;&#8230; Forsunu seveyim. Kaç paraysa bu milliyetçilik söyle biz de alalım. Bir de tehditler filan. Gören de bilgisayarının başından scud füzesi fırlatacak zanneder.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>logic tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-60088</link>
		<dc:creator>logic</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 10:01:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-60088</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Türk Force? Air Force gibi mi? yani ABD ordusunun bir kolu mu?

inferiority complex var sende :(

kuvvayi Türkiyye mi? Türk gücü desen olmaz miydi?

Türklügü ile gurur duyan(?) bir adam neden ingilizce takma isim kullanir?

Gavur(!) milletlerce sayilip sevilmek ister, “dünya atamiza hayran” filan diye sallar… Eurovizyonda 50 kere telefon eder oy vermek için, Türk kizi dünya güzeli seçilse sevinir… Hep avrupalinin, amerikalinin madalyalarini özler,onlarin kürsülerine tirmanmak ister…

çünkü övünecek hiç bir seyi olmayanin fantezileri vardir, hiç olmamis safkan atalari vardir,
irki vardir, eti, kemigi, kani vardir en son kalan.

Türk Force? Do you understand canim?

bu ne yaman çeliski anne… Türk Force? Türk Force? Türk Force? Poor Türk Force?

inferiority complex var sende :(&lt;/blockquote&gt;

güldürdünüz beni :)

bir de turkishforce değil turkforce. İngilizceyi bilmeyip böyle garabet ifadeler üretirler bu cahiller. şaka gibi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Türk Force? Air Force gibi mi? yani ABD ordusunun bir kolu mu?</p>
<p>inferiority complex var sende <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>kuvvayi Türkiyye mi? Türk gücü desen olmaz miydi?</p>
<p>Türklügü ile gurur duyan(?) bir adam neden ingilizce takma isim kullanir?</p>
<p>Gavur(!) milletlerce sayilip sevilmek ister, “dünya atamiza hayran” filan diye sallar… Eurovizyonda 50 kere telefon eder oy vermek için, Türk kizi dünya güzeli seçilse sevinir… Hep avrupalinin, amerikalinin madalyalarini özler,onlarin kürsülerine tirmanmak ister…</p>
<p>çünkü övünecek hiç bir seyi olmayanin fantezileri vardir, hiç olmamis safkan atalari vardir,<br />
irki vardir, eti, kemigi, kani vardir en son kalan.</p>
<p>Türk Force? Do you understand canim?</p>
<p>bu ne yaman çeliski anne… Türk Force? Türk Force? Türk Force? Poor Türk Force?</p>
<p>inferiority complex var sende <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p></blockquote>
<p>güldürdünüz beni <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>bir de turkishforce değil turkforce. İngilizceyi bilmeyip böyle garabet ifadeler üretirler bu cahiller. şaka gibi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tayfun Korkut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-60083</link>
		<dc:creator>Tayfun Korkut</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 09:50:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-60083</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Türkiye ismi Bayrak Ay Yıldız Vatan Askar Atatürk Milliyetçilik kavramları sizi çok rahatsız ediyo di mi beyler??? Vatan hainleri ve bir kaç liboş burda atıp tutun işte.

Merak etmeyin daha çok rahatsız olacaksınız :)&lt;/blockquote&gt;

İlk paragraftaki öfke dolu ruh halinden birkaç saniye içinde 2. paragraftaki gülücükler saçan moda geçebilmek ne kadar büyük bir meziyettir. Keşke biz de becerebilsek böyle öfkeliyken bir anda gülebilmeyi. Aklıma nedense sunrooflu arabalarının üzerinde 3 hilalli bayraklar sallayarak ''şehitler ölmez vatan bölünmez'' diye sloganlar atıp, 5 dk. sonra müziğin sesini sonuna kadar açıp cadde boyu hava atanlar, sonra kız arkadaşlarıyla buluşup geceleri eğlenenler geldi. Şehite ağlayan moddan çıkıp, 5 dk sonra böylesine eğlenebilmek de büyük meziyet. Tabi o 3 hilalli bayraklı ve ayrıca modifiyeli arabalarının sağına soluna da arabalarını bilmem ne Tuning, NOS, Alpine gibi yabancı firmaların reklamları süsleyince daha da bir korkuyor dağdaki teröristler... Terörizme karşı son derece caydırıcı bir yöntem. Bence herkes bir an önce sunrooflu araba almalı ve cadde boyu konvoylar oluşturulmalı ki terör bitsin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Türkiye ismi Bayrak Ay Yıldız Vatan Askar Atatürk Milliyetçilik kavramları sizi çok rahatsız ediyo di mi beyler??? Vatan hainleri ve bir kaç liboş burda atıp tutun işte.</p>
<p>Merak etmeyin daha çok rahatsız olacaksınız <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p></blockquote>
<p>İlk paragraftaki öfke dolu ruh halinden birkaç saniye içinde 2. paragraftaki gülücükler saçan moda geçebilmek ne kadar büyük bir meziyettir. Keşke biz de becerebilsek böyle öfkeliyken bir anda gülebilmeyi. Aklıma nedense sunrooflu arabalarının üzerinde 3 hilalli bayraklar sallayarak &#8221;şehitler ölmez vatan bölünmez&#8221; diye sloganlar atıp, 5 dk. sonra müziğin sesini sonuna kadar açıp cadde boyu hava atanlar, sonra kız arkadaşlarıyla buluşup geceleri eğlenenler geldi. Şehite ağlayan moddan çıkıp, 5 dk sonra böylesine eğlenebilmek de büyük meziyet. Tabi o 3 hilalli bayraklı ve ayrıca modifiyeli arabalarının sağına soluna da arabalarını bilmem ne Tuning, NOS, Alpine gibi yabancı firmaların reklamları süsleyince daha da bir korkuyor dağdaki teröristler&#8230; Terörizme karşı son derece caydırıcı bir yöntem. Bence herkes bir an önce sunrooflu araba almalı ve cadde boyu konvoylar oluşturulmalı ki terör bitsin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>inferiority complex tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-60082</link>
		<dc:creator>inferiority complex</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 09:41:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-60082</guid>
		<description>Türk Force? Air Force gibi mi? yani ABD ordusunun bir kolu mu?

inferiority complex var sende :(

kuvvayi Türkiyye mi? Türk gücü desen olmaz miydi?

Türklügü ile gurur duyan(?) bir adam neden ingilizce takma isim kullanir?

Gavur(!) milletlerce sayilip sevilmek ister, &lt;strong&gt;"dünya atamiza hayran"&lt;/strong&gt; filan diye sallar... Eurovizyonda 50 kere telefon eder oy vermek için, Türk kizi dünya güzeli seçilse sevinir... Hep avrupalinin, amerikalinin madalyalarini özler,onlarin kürsülerine tirmanmak ister...

çünkü övünecek hiç bir seyi olmayanin fantezileri vardir, hiç olmamis safkan atalari vardir,
 irki vardir, eti, kemigi, kani vardir en son kalan.

Türk Force? Do you understand canim?

bu ne yaman çeliski anne... Türk Force? Türk Force? Türk Force? Poor Türk Force? 

inferiority complex var sende :(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Force? Air Force gibi mi? yani ABD ordusunun bir kolu mu?</p>
<p>inferiority complex var sende <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>kuvvayi Türkiyye mi? Türk gücü desen olmaz miydi?</p>
<p>Türklügü ile gurur duyan(?) bir adam neden ingilizce takma isim kullanir?</p>
<p>Gavur(!) milletlerce sayilip sevilmek ister, <strong>&#8220;dünya atamiza hayran&#8221;</strong> filan diye sallar&#8230; Eurovizyonda 50 kere telefon eder oy vermek için, Türk kizi dünya güzeli seçilse sevinir&#8230; Hep avrupalinin, amerikalinin madalyalarini özler,onlarin kürsülerine tirmanmak ister&#8230;</p>
<p>çünkü övünecek hiç bir seyi olmayanin fantezileri vardir, hiç olmamis safkan atalari vardir,<br />
 irki vardir, eti, kemigi, kani vardir en son kalan.</p>
<p>Türk Force? Do you understand canim?</p>
<p>bu ne yaman çeliski anne&#8230; Türk Force? Türk Force? Türk Force? Poor Türk Force? </p>
<p>inferiority complex var sende <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>turkforce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-60079</link>
		<dc:creator>turkforce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 08:54:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-60079</guid>
		<description>Türkiye ismi Bayrak Ay Yıldız Vatan Askar Atatürk Milliyetçilik kavramları sizi çok rahatsız ediyo di mi beyler??? Vatan hainleri ve bir kaç liboş burda atıp tutun işte.

Merak etmeyin daha çok rahatsız olacaksınız :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ismi Bayrak Ay Yıldız Vatan Askar Atatürk Milliyetçilik kavramları sizi çok rahatsız ediyo di mi beyler??? Vatan hainleri ve bir kaç liboş burda atıp tutun işte.</p>
<p>Merak etmeyin daha çok rahatsız olacaksınız <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismailş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54572</link>
		<dc:creator>ismailş</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 06:41:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54572</guid>
		<description>Belki de artık sloganlara duyduğumuz inancı terk etmeliyiz... Onlarcası söylenmekte her iki taraf içinde de...
Hayatın kutsallığını haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmekle eşder olduğunu anlatabilmeliyiz kendimize ve herkese...
Vatan sana canım feda diye bağırdık askerde hiç sorgulamadan hiç düşünmeden... Neden vatan için kan akıtmamız gerektiğini oturup düşünemedik.Bizim yapabileceğimiz ülkeye topluma verebileceklerimiz kan akıtmaktan mı ibaret... Neden daha iyi yaşamanın yollarını  aramadık toplumsal gelişmişlik düzeyini nasıl arttırabileceğimiz ekonomik ve sosyal olarak nasıl daha müreffeh olabileceğimizi hiç düşünmedik... Şirketlerimizin daha iyi daha kaliteli ürün ya da hizmet üretebileceğine nasıl daha çok ihracat yapabileceğimize hiç olmazsa bir tane ciddi dünya markası çıkarabileceğimize vatan dediğimiz  bu topraklarad bilimde teknolojide ve sanatta nasıl daha ilerde olabileceğimize kafa yormadık...
Tek bildiğimiz bizim gibi olmayanı ötekileştirmek bizim gibi olmaya zorlamak nefreti büyütmek olmuş...
Bazen anlamlandıramıyorum dahi nasıl bu kadar büyüyebildiğini nefretin...
Bu ülkenin dindar insanları buna nasıl katlanabildiler belki de katkı da bulundular ama neden Cennet hayaliyle yaşayan dindar insan nasıl bilemez Cennette öteki olmadığını milliyetin beş para etmediğini yaratıcının katında bunu nasıl bilemez nasıl göz ardı eder...
Ya din adamlarına ne demeli bizi ötekileştirirken ayırırken birbirimizden bu sisteme nasıl itaat edebildiler kulluk sisteme değildi halbuki...
Kanımın donduğunu hatırlıyorum cami cemaatinden insanların bir muhabbet esnasında Peygamber Efendimizin güya ben de Arabım ama Arabı sevmem dediğine inandıklarını Kürtleri de Araplar gibi sevilmeye layık olmayan ötekiler olarak gördüğüne şahit olmuşluğum var...
Umutsuz değilim ama galiba Engin Ardıç ın dediği gibi büyük bir felaket belki bir büyük savaş bizi kendimize getirecek çünkü herkes çok emin kendinden inancından sarsılmaz bir inanç bu hem de körü körüne ya da birkaç nesil heba olacak bu fasit daire içinde de öyle çıkabileceğiz çemberin dışına...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Belki de artık sloganlara duyduğumuz inancı terk etmeliyiz&#8230; Onlarcası söylenmekte her iki taraf içinde de&#8230;<br />
Hayatın kutsallığını haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmekle eşder olduğunu anlatabilmeliyiz kendimize ve herkese&#8230;<br />
Vatan sana canım feda diye bağırdık askerde hiç sorgulamadan hiç düşünmeden&#8230; Neden vatan için kan akıtmamız gerektiğini oturup düşünemedik.Bizim yapabileceğimiz ülkeye topluma verebileceklerimiz kan akıtmaktan mı ibaret&#8230; Neden daha iyi yaşamanın yollarını  aramadık toplumsal gelişmişlik düzeyini nasıl arttırabileceğimiz ekonomik ve sosyal olarak nasıl daha müreffeh olabileceğimizi hiç düşünmedik&#8230; Şirketlerimizin daha iyi daha kaliteli ürün ya da hizmet üretebileceğine nasıl daha çok ihracat yapabileceğimize hiç olmazsa bir tane ciddi dünya markası çıkarabileceğimize vatan dediğimiz  bu topraklarad bilimde teknolojide ve sanatta nasıl daha ilerde olabileceğimize kafa yormadık&#8230;<br />
Tek bildiğimiz bizim gibi olmayanı ötekileştirmek bizim gibi olmaya zorlamak nefreti büyütmek olmuş&#8230;<br />
Bazen anlamlandıramıyorum dahi nasıl bu kadar büyüyebildiğini nefretin&#8230;<br />
Bu ülkenin dindar insanları buna nasıl katlanabildiler belki de katkı da bulundular ama neden Cennet hayaliyle yaşayan dindar insan nasıl bilemez Cennette öteki olmadığını milliyetin beş para etmediğini yaratıcının katında bunu nasıl bilemez nasıl göz ardı eder&#8230;<br />
Ya din adamlarına ne demeli bizi ötekileştirirken ayırırken birbirimizden bu sisteme nasıl itaat edebildiler kulluk sisteme değildi halbuki&#8230;<br />
Kanımın donduğunu hatırlıyorum cami cemaatinden insanların bir muhabbet esnasında Peygamber Efendimizin güya ben de Arabım ama Arabı sevmem dediğine inandıklarını Kürtleri de Araplar gibi sevilmeye layık olmayan ötekiler olarak gördüğüne şahit olmuşluğum var&#8230;<br />
Umutsuz değilim ama galiba Engin Ardıç ın dediği gibi büyük bir felaket belki bir büyük savaş bizi kendimize getirecek çünkü herkes çok emin kendinden inancından sarsılmaz bir inanç bu hem de körü körüne ya da birkaç nesil heba olacak bu fasit daire içinde de öyle çıkabileceğiz çemberin dışına&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Demir tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54511</link>
		<dc:creator>Ahmet Demir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 08:11:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54511</guid>
		<description>Bu ülkenin bir ülküsü, bir amacı yok. Amaç olmayınca toplanan kalabalık güruh oluyor, it gibi birbirini yiyor işte. 
Bir amaç olsaydı mesela: Türkiye'yi bilimin, teknolojinin beşiği yapmak gibi. Medeniyet merkezi yapmak gibi. Ezilenlerin, zulüm görenlerin sığınağı yapmak gibi. Üstünlüğümüzü kanla boyadığımız bayrak yerine, aldığımız patent sayıları, durdurduğumuz savaşlar, önlediğimiz dünya çapındaki insanlık kıyımları, Afrika'da kurtardığımız aç insan sayısı gibi şeylerle, pozitif şeylerle değerlendirseydik daha iyi olmaz mıydı?!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülkenin bir ülküsü, bir amacı yok. Amaç olmayınca toplanan kalabalık güruh oluyor, it gibi birbirini yiyor işte.<br />
Bir amaç olsaydı mesela: Türkiye&#8217;yi bilimin, teknolojinin beşiği yapmak gibi. Medeniyet merkezi yapmak gibi. Ezilenlerin, zulüm görenlerin sığınağı yapmak gibi. Üstünlüğümüzü kanla boyadığımız bayrak yerine, aldığımız patent sayıları, durdurduğumuz savaşlar, önlediğimiz dünya çapındaki insanlık kıyımları, Afrika&#8217;da kurtardığımız aç insan sayısı gibi şeylerle, pozitif şeylerle değerlendirseydik daha iyi olmaz mıydı?!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Demircioğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54344</link>
		<dc:creator>Mustafa Demircioğlu</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 10:43:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54344</guid>
		<description>"Evet" demediğin zaman Diyarbakır cezaevinde ölmüş insanların çığlıkları sizi boğar"diyor Muhsin Kızılkaya.

Siyaset mekanizması,çözüm üretmek yerine kısır çekişmelere alet edilecek bir araca dönüştürüldüğünde akıl sınırları ortadan kalkar.Kör ideolojiler üzerinden yürütülen,insan merkezli olmaktan çıkıp siyasi çıkarlar üzerine kurulan sığ siyaset mantığı tabir caizse ahmaklağa dönüşür.

Anayasa oylaması eşiğinde maalesef ahmaklığın siyaset ilkesi haline getirildiği siyasi bir anlayış ortaya çıktı.Böylesi bir ilkesizlikte tabii ki Diyarbakır Cezaevindeki çığlıklar duyulmaz olur.

Bu çığlıklar zerre kadar umursansaydı en başta solcuların,kürt siyasetçilerin ve mhp'nin 12 Eylül Anayasasına itiraz etmeleri gerekirdi.

Gelin görün ki cunta anayasına sarılanların başında,bundan en çok çekenler geliyor.Solcu olarak kendilerini tanımlayanlar,kürtlerin hakkını savunma iddiasında olanlar ve en az bunlar kadar mağduriyet yaşamış dünün ülkücüleri bugünün mhp'lileri.

Kısacası bu çığlıklar anılan çevreleri pek boğmuyor anlaşılan.Rahatsız bile etmiyor.Çünkü asıl boğuldukları ve dert edindikleri şey bu ülkeye adalet gelmesi.Kaygıları budur.

Onun için büyük bir panik ve telaşla 12 Eylül Anayasasına dört kolla sarılıyorlar.
**********
Düşünmek lazım,ÇİAÇ(Çocuklar için adalet çağrıcıları)onurlu ve demokratik bir mücadeleyle bir ilki gerçekleştirdiler.Çalıştılar,didindiler,çalmadık kapı bırakmayarak sonuna kadar adaletin takipçisi oldular ve başardılar.
İdeolojilere batmadan,siyasi hesap kaygılarına düşmeden,kırıp dökmeden başardılar bunu.

Bence bunu örnek almak gerekir.Artık adalet aramanın zemini doğmuştur Türkiye'de.Bunun yolunu da beğenmezsek de bugünkü hükümet açmıştır.Eksikleri,olumsuz icraatlerine rağmen gerçek budur.

Ancak bu gerçeği ısrarla görmekten kaçınan çevreler var.O çevreler ki,derin devleti,resmi ideolojiyi,yıllarca süren ve halen devam eden askeri vesayeti,statukocuları değil hükümeti rakip görüyorlar.Tek dertleri bir cephe oluşturup hükümeti alaşağı edip eski düzene geri dönmek.

Hükümeti daha çok demokrasi içine çekmek için mücadele edip eleştirmek ile bu tavır birbirinden farklıdır.Ergenekoncuları,balyozcuları,mafya ve çeteleri görmezden gelerek sırf iktidar ve ideolojik takıntılar nedeniyle hükümete bilenmek,gerçekleri saptırmak;kimse kusura bakmasın demokratlık değildir,solculuk değildir,muhalefet etmek hiç değildir.

Var mı böyle yaman bir çelişki?Varlığına katlanamıyorlar diye akp'ye karşı şer odaklarını savunacaksınız,en ufak bir demoktatik adımı daha başlamadan baltalayacaksınız,sonra da buna insak hakları,adalet savunuculuğu diyeceksiniz.

Böyle bir akıl tutulması dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir.Ne kabile devletlerinde,ne de totaliter rejimlerde.Bu bize mahsus bir siyaset biçimidir.Ama bu  artık böyle gitmeyecekir.Bu çelişkiler gün geçtikçe daha çok sırıtıyor ve toplum da geç de olsa bunun bilincine varıyor.

Zira nasıl sahte etiketlerin ardına gizlenerek sağcısı,solcusu,kürtçüsü bir araya gelip demokrasinin yerleşmesi için olmadık barikatlar kurulabiliyorsa,aynı şekilde farklı ideolojilere sahip insanlar da bu şer ittifakına karşı kendi birlik ve dayanışmasını inşa ediyor.Ve bu demokratik blok gün geçtikçe daha da büyüyor.İslamcısından solcusuna,liberalinden muhafazakarına kadar ideolojilere saplanmadan demokrasi ve adalet talep eden bir kitle oluşuyor.Bu da son derece umut vericidir.Bence enseyi karartmamak gerek,her zaman hak ve adalet kazanmıştır;biz de kazanacağız.Haklıyız ve kazanacağız.
Tüm adalet ve eşitlik yanlılarına selam olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Evet&#8221; demediğin zaman Diyarbakır cezaevinde ölmüş insanların çığlıkları sizi boğar&#8221;diyor Muhsin Kızılkaya.</p>
<p>Siyaset mekanizması,çözüm üretmek yerine kısır çekişmelere alet edilecek bir araca dönüştürüldüğünde akıl sınırları ortadan kalkar.Kör ideolojiler üzerinden yürütülen,insan merkezli olmaktan çıkıp siyasi çıkarlar üzerine kurulan sığ siyaset mantığı tabir caizse ahmaklağa dönüşür.</p>
<p>Anayasa oylaması eşiğinde maalesef ahmaklığın siyaset ilkesi haline getirildiği siyasi bir anlayış ortaya çıktı.Böylesi bir ilkesizlikte tabii ki Diyarbakır Cezaevindeki çığlıklar duyulmaz olur.</p>
<p>Bu çığlıklar zerre kadar umursansaydı en başta solcuların,kürt siyasetçilerin ve mhp&#8217;nin 12 Eylül Anayasasına itiraz etmeleri gerekirdi.</p>
<p>Gelin görün ki cunta anayasına sarılanların başında,bundan en çok çekenler geliyor.Solcu olarak kendilerini tanımlayanlar,kürtlerin hakkını savunma iddiasında olanlar ve en az bunlar kadar mağduriyet yaşamış dünün ülkücüleri bugünün mhp&#8217;lileri.</p>
<p>Kısacası bu çığlıklar anılan çevreleri pek boğmuyor anlaşılan.Rahatsız bile etmiyor.Çünkü asıl boğuldukları ve dert edindikleri şey bu ülkeye adalet gelmesi.Kaygıları budur.</p>
<p>Onun için büyük bir panik ve telaşla 12 Eylül Anayasasına dört kolla sarılıyorlar.<br />
**********<br />
Düşünmek lazım,ÇİAÇ(Çocuklar için adalet çağrıcıları)onurlu ve demokratik bir mücadeleyle bir ilki gerçekleştirdiler.Çalıştılar,didindiler,çalmadık kapı bırakmayarak sonuna kadar adaletin takipçisi oldular ve başardılar.<br />
İdeolojilere batmadan,siyasi hesap kaygılarına düşmeden,kırıp dökmeden başardılar bunu.</p>
<p>Bence bunu örnek almak gerekir.Artık adalet aramanın zemini doğmuştur Türkiye&#8217;de.Bunun yolunu da beğenmezsek de bugünkü hükümet açmıştır.Eksikleri,olumsuz icraatlerine rağmen gerçek budur.</p>
<p>Ancak bu gerçeği ısrarla görmekten kaçınan çevreler var.O çevreler ki,derin devleti,resmi ideolojiyi,yıllarca süren ve halen devam eden askeri vesayeti,statukocuları değil hükümeti rakip görüyorlar.Tek dertleri bir cephe oluşturup hükümeti alaşağı edip eski düzene geri dönmek.</p>
<p>Hükümeti daha çok demokrasi içine çekmek için mücadele edip eleştirmek ile bu tavır birbirinden farklıdır.Ergenekoncuları,balyozcuları,mafya ve çeteleri görmezden gelerek sırf iktidar ve ideolojik takıntılar nedeniyle hükümete bilenmek,gerçekleri saptırmak;kimse kusura bakmasın demokratlık değildir,solculuk değildir,muhalefet etmek hiç değildir.</p>
<p>Var mı böyle yaman bir çelişki?Varlığına katlanamıyorlar diye akp&#8217;ye karşı şer odaklarını savunacaksınız,en ufak bir demoktatik adımı daha başlamadan baltalayacaksınız,sonra da buna insak hakları,adalet savunuculuğu diyeceksiniz.</p>
<p>Böyle bir akıl tutulması dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir.Ne kabile devletlerinde,ne de totaliter rejimlerde.Bu bize mahsus bir siyaset biçimidir.Ama bu  artık böyle gitmeyecekir.Bu çelişkiler gün geçtikçe daha çok sırıtıyor ve toplum da geç de olsa bunun bilincine varıyor.</p>
<p>Zira nasıl sahte etiketlerin ardına gizlenerek sağcısı,solcusu,kürtçüsü bir araya gelip demokrasinin yerleşmesi için olmadık barikatlar kurulabiliyorsa,aynı şekilde farklı ideolojilere sahip insanlar da bu şer ittifakına karşı kendi birlik ve dayanışmasını inşa ediyor.Ve bu demokratik blok gün geçtikçe daha da büyüyor.İslamcısından solcusuna,liberalinden muhafazakarına kadar ideolojilere saplanmadan demokrasi ve adalet talep eden bir kitle oluşuyor.Bu da son derece umut vericidir.Bence enseyi karartmamak gerek,her zaman hak ve adalet kazanmıştır;biz de kazanacağız.Haklıyız ve kazanacağız.<br />
Tüm adalet ve eşitlik yanlılarına selam olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54343</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 09:19:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54343</guid>
		<description>Ben yazıyı bulup okudum. google dan araştırınca geliyor. lanet olsun yazısı. 

Dediklerinize katılmakla beraber çözümün kürt halkının bilinçlenip pkk yı başlarından atması olarak düşünülmesi de kısa vadede gerçekçi gelmiyor. pkk nın en çok kürt halkını katlettiği günler 86-89 arası yüzlerce kadın çoluk çocuk insanı yok ettiği dönemde bile böyle bir itibar kaybı yaşamadı. bu günkü mayın patlaması ne ki resmen bebek çocuk demeden köyleri basıp katlediyordu. Buna rağmen varolan konjonktür de halk arasındaki "meşruiyeti" güçlendi. Bugün o yıllardan çok daha fazla itibar sahibi. Dolayısı ile durup dururken böyle bir uyanışın gerçekleşeceğini düşünmüyorum. hele ki Türklerin bu kadar aymazca faşizme omuz verdiği bir ortamda.
Bir noktada kızılkaya haklı. Silahlı bir güç var ve silah bırakmasını istiyorsunuz. bunu kimle konuşacaksınız meclisteki zevatla değil tabi ki?
Ama bu o kadar kolay mı? PKK yı kuran irade onlar varolsun diye kurmuş yok olmasını istemez. Yine aynı röportajda geçiyor galiba. adam 30 yıldır dağda yaşamış kurt olmuş. orada komutan köyünde basit bir adam. sonra korkuları var, nasıl dönecekler silah bıraktıklarında neler olacak, korucularla neler olacak?
Normal şartlarda pkk silah bırakmaz. Kürt halkı artık eleştirip itibar kaybettiklerini hissettirdiği noktada uygun koşullarda oluşmuşsa bırakır belki. yine de savaşı sürdüren gruplar kalacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben yazıyı bulup okudum. google dan araştırınca geliyor. lanet olsun yazısı. </p>
<p>Dediklerinize katılmakla beraber çözümün kürt halkının bilinçlenip pkk yı başlarından atması olarak düşünülmesi de kısa vadede gerçekçi gelmiyor. pkk nın en çok kürt halkını katlettiği günler 86-89 arası yüzlerce kadın çoluk çocuk insanı yok ettiği dönemde bile böyle bir itibar kaybı yaşamadı. bu günkü mayın patlaması ne ki resmen bebek çocuk demeden köyleri basıp katlediyordu. Buna rağmen varolan konjonktür de halk arasındaki &#8220;meşruiyeti&#8221; güçlendi. Bugün o yıllardan çok daha fazla itibar sahibi. Dolayısı ile durup dururken böyle bir uyanışın gerçekleşeceğini düşünmüyorum. hele ki Türklerin bu kadar aymazca faşizme omuz verdiği bir ortamda.<br />
Bir noktada kızılkaya haklı. Silahlı bir güç var ve silah bırakmasını istiyorsunuz. bunu kimle konuşacaksınız meclisteki zevatla değil tabi ki?<br />
Ama bu o kadar kolay mı? PKK yı kuran irade onlar varolsun diye kurmuş yok olmasını istemez. Yine aynı röportajda geçiyor galiba. adam 30 yıldır dağda yaşamış kurt olmuş. orada komutan köyünde basit bir adam. sonra korkuları var, nasıl dönecekler silah bıraktıklarında neler olacak, korucularla neler olacak?<br />
Normal şartlarda pkk silah bırakmaz. Kürt halkı artık eleştirip itibar kaybettiklerini hissettirdiği noktada uygun koşullarda oluşmuşsa bırakır belki. yine de savaşı sürdüren gruplar kalacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismi lazım değil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54337</link>
		<dc:creator>ismi lazım değil</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 23:54:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54337</guid>
		<description>Özlem hanım,geç döndüm size özür dilerim.İşten güçten daha yeni geçtim b.sayarın başına.Öncelikle verdiğiniz linkler için teşekkür ediyorum.Bu arada ben aynı şekilde yardımcı olamayacağım çünkü teknik konularda çok zayıfım:)Umarım yazıya ulaşmışsınız.Radikalın haber panosundan ulaşabilmeniz çok kolay.

Kızılkaya'nın röportajına gelince,bence teşhisiniz yerinde.Bu işler öyle sanıldığı gibi basit değil.Yalnız dediğiniz gibi oldukça içten ve safiyane bir niyet var.Her şeyden önce çok yapıcı bir dil kullanılmış.Oldukça da tarafsız ve umut verici ayrıca.

Çözüme dair aşırı iyimser kısmına tekrar gelirsek.Bence Kızılkaya meseleye kendi iyi niyet çerçevesinde yaklaşmış.Madalyonun diğer yüzü hiç de öyle değil çünkü.Bir kere PKK tek başlı değil.Kararlar sanıldığı gibi tek merkezden yönetilmiyor.Tabii bu çok başlılığın içinde binbir türlü hizip var.Buna bağlı olarak süren örgüt içi hesaplaşmalar ve çekişmeler de cabası.Apo'nun bu keşmekeş içerisindeki konumu ise başka bir muamma.Zira her ik taraf da Apo'yu kullanıyor.Dolayısıyla da Apo mu örgütü yönetiyor,yoksa örgüt mü Apo'yu yönlendiriyor bu pek net değil.Birileri konuşturuyor ama ne konuşuyor,kendi insiyatifiyle mi haraket ediyor,bütün bunlar oldukça karışık.Biraz klişe bir belirleme olacak ama pkk'yla derin devlet güçlerinin içiçe geçmiş çok gizli kapaklı ilişkileri söz konusu.Diyeceğim,Apo'nun,bugüne kadar Neşe Düzel'e röportaj vermiş eski örgüt mensupları,itirafçılar vs gibi konuşabileceği bir zemin yok.Açıkçası kendisi konuşuyormuş gibi habire kukla gibi ipleri başkalarının elindedir Aponun ve aynı şekilde "neleri konuşmayacağı"da kendisini yöneten ve yönlendirenlerce belirleniyor.Oysa gizli kapaklı olmayacak şekilde konuşabilseydi ya da konuşturulabilseydi kara kutu çözülmüş olacaktı.Fakat bu sırlar dikkatle kamuoyundan gizleniyor.

Toparlayacak olurak ortaya çıkan sonuç şu:Devlet,gizli kapaklı dosyaların açılmasından pek yana değil.Bu bir.
İkincisi,bu içiçe geçmiş ilşki ağı aynı zamanda pkk'nın istek ve taleplerinin ne olduğu konusunda da net veriler vermiyor.Örgüt ne istiyor,nasıl bir hedef belirliyor bu belli değil.Belli değil çünkü her kafadan bir ses çıkıyor.Ve her kafanın kendine göre bir hesabı var.

Bu parçalar bir araya getirildiğinde:
1-Bir kere Kürt halkının haklarıyla bir ilgisi yok pkk'nın.Misyonu sadece Türkiye içinde ve dışında faaliyet halinde olan odaklara paravan olarak hizmet etmek.Tüm kirli ilişkiler bu örgüte ihale ediliyor,terör saldırıları bu örgüt üzerinden gerçekleştiriliyor.İşin ilginç yanı ise gerçekleştirmediği eylemleri de üstleniyor olması.Zira tıpkı reklam verir gibi eylemlerden sorumlu tutulması örgütsel bir getiri olarak değerlendiriliyor.
2-Pkk asla tutarlı bir çizgiye de sahip değil.Başlangıcından bu yana bu kaypak yapısı hiç değişmedi.Bağımsız Kürdistan diye ortaya çıktı.Sonra federasyon/özerklik falan dedi.Ardından "yerel yönetimler güçlendirilsin"e geçildi.Apo yakalandığında da-uçakta,Türk devletini kasderek-hizmet etmeye hazırım dedi,Anam da Türk'tür dedi.Asılmak korkusuyla bir iki sene silahları gömdürdü.Derken "demokratik cumhuriyet"replikleri başladı.Marksist-Leninist tanımdan en pespaye aşiretçiliğe geçiş yapıldı.Talepler sıradan her insanın demokratik kurallar çerçevesinde talep edebileceği minimum sınıra çekildi,ama ne hikmetse daha çok kan dökülmeye hız verildi.Barış dedi ardından mayın kurarak resmi sivil ayırmaksızın insan katletti.Olmadı din sömürüsüne sığınıldı,uyuşturucu ticareti, haraç-gasp ne kadar adi suç varsa bulaştı.Simdi de terörü sokaklara taşıyarak barış nutukları atılıyor.Say say bitmez.Yani neresinden tutulsa elinde kalıyor insanın.Her role,her maskeye girebiliyor,her kirli taşın altından çıkıyor.
3-Böyle başı boş,tutarsız,ordan oraya savrulan bir örgütün ciddiye alınacak tarafı olmadığı gibi,ne istediği ve ne için mücadele ettiği de anlaşılamıyor.

Ayrıca bu denli kabarık kirli sicile sahip bir örgütle ne tartışılabilir,hangi müştereklerde uzlaşılabilir?
Bütün bunlar dikkate alındığında "hadi silahları bırakın gelin"gibi bir tablo bulunmuyor.Ne karşı tarafın bu yönde bir isteği var ne de pkk buna istekli.Zira örgütün kendisi ne istediğini bilmiyor ki ortada böyle iyimser bir tablo çıksın.Eğer gerçekten ne istediğini bilseydi ya da bunda net olsaydı,çıkıp şunları şunları istiyorum demesi gerekirdi açık açık.Nasıl olsa birileri mikrofunu verip konuşturuyor;bugün Pkk'nın bile hayal edemediği tabular bile konuşulabiliyorken neden hala net değil.Çünkü bir çizgisi yok.Çünkü samimi değil.

Ayrı devlet istemiyorum diyor,Türkiyeden ayrılmak da istemiyorum diyor.E peki bu kadar kışkırtma provokasyon,saldırı,mayın vs neyin nesidir?Neden Kürt halkını bunca ateşe atıyor,neden yığınları metrapollerde sefalete terkediyor?Neden her türlü povokasyon ve kışkırtmayı yaratarak Türk ırkçılarını azdırıyor?Var mıdır bunun mantıklı bir izahı?Yok.İzahı varsa o da şudur:PKK,en başta Kürt halkının düşmanıdır ve ne kadar melanet varsa icra ediyor,çünkü sorumlu tutulduğu görevi budur.
Kısacası bu örgütle hiç bir noktada uzlaşılamaz.Uzlaşacak bir durum da yoktur.
Kürt halkının aklını başına toplayarak bu çapulculara bel bağlamması gerekiyor.Hükümetin de icraatlarını bu örgütün eylemlerine endekslemeden demokratikleşmeye hız vermesi gerekiyor.Sorunun çözümü budur.Haa,eğer ayrı devlet falan hedeflenseydi yöntem yanlış olmasına karşın belki biraz kendi içinde tutarlı olabilirdi.E bu da istenmiyor,peki ne diye hala çözümün bir parçası olarak görülsün.
Bu bağlamda Kızılkaya'nın görüşü bana göre oldukça naiftir,yani bir çözüm olacaksa başta pkk marjinalize edilmeli ve halkla tüm bağları koparılmalıdır.
Ne var ki,statukocu derin devlet güçlerince pek rağbet görmüyor bu yöntem.Çünkü pkk'nın bitirilmesi değil varlığınının sürmesi isteniyor.Can yeleği gibi yedekte tutmak isteniyor çünkü onlar için bir ekmek kapısıdır ve bu kapıyı kapatmaya hiç de niyetli değiller.Hal ve vaziyet budur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanım,geç döndüm size özür dilerim.İşten güçten daha yeni geçtim b.sayarın başına.Öncelikle verdiğiniz linkler için teşekkür ediyorum.Bu arada ben aynı şekilde yardımcı olamayacağım çünkü teknik konularda çok zayıfım:)Umarım yazıya ulaşmışsınız.Radikalın haber panosundan ulaşabilmeniz çok kolay.</p>
<p>Kızılkaya&#8217;nın röportajına gelince,bence teşhisiniz yerinde.Bu işler öyle sanıldığı gibi basit değil.Yalnız dediğiniz gibi oldukça içten ve safiyane bir niyet var.Her şeyden önce çok yapıcı bir dil kullanılmış.Oldukça da tarafsız ve umut verici ayrıca.</p>
<p>Çözüme dair aşırı iyimser kısmına tekrar gelirsek.Bence Kızılkaya meseleye kendi iyi niyet çerçevesinde yaklaşmış.Madalyonun diğer yüzü hiç de öyle değil çünkü.Bir kere PKK tek başlı değil.Kararlar sanıldığı gibi tek merkezden yönetilmiyor.Tabii bu çok başlılığın içinde binbir türlü hizip var.Buna bağlı olarak süren örgüt içi hesaplaşmalar ve çekişmeler de cabası.Apo&#8217;nun bu keşmekeş içerisindeki konumu ise başka bir muamma.Zira her ik taraf da Apo&#8217;yu kullanıyor.Dolayısıyla da Apo mu örgütü yönetiyor,yoksa örgüt mü Apo&#8217;yu yönlendiriyor bu pek net değil.Birileri konuşturuyor ama ne konuşuyor,kendi insiyatifiyle mi haraket ediyor,bütün bunlar oldukça karışık.Biraz klişe bir belirleme olacak ama pkk&#8217;yla derin devlet güçlerinin içiçe geçmiş çok gizli kapaklı ilişkileri söz konusu.Diyeceğim,Apo&#8217;nun,bugüne kadar Neşe Düzel&#8217;e röportaj vermiş eski örgüt mensupları,itirafçılar vs gibi konuşabileceği bir zemin yok.Açıkçası kendisi konuşuyormuş gibi habire kukla gibi ipleri başkalarının elindedir Aponun ve aynı şekilde &#8220;neleri konuşmayacağı&#8221;da kendisini yöneten ve yönlendirenlerce belirleniyor.Oysa gizli kapaklı olmayacak şekilde konuşabilseydi ya da konuşturulabilseydi kara kutu çözülmüş olacaktı.Fakat bu sırlar dikkatle kamuoyundan gizleniyor.</p>
<p>Toparlayacak olurak ortaya çıkan sonuç şu:Devlet,gizli kapaklı dosyaların açılmasından pek yana değil.Bu bir.<br />
İkincisi,bu içiçe geçmiş ilşki ağı aynı zamanda pkk&#8217;nın istek ve taleplerinin ne olduğu konusunda da net veriler vermiyor.Örgüt ne istiyor,nasıl bir hedef belirliyor bu belli değil.Belli değil çünkü her kafadan bir ses çıkıyor.Ve her kafanın kendine göre bir hesabı var.</p>
<p>Bu parçalar bir araya getirildiğinde:<br />
1-Bir kere Kürt halkının haklarıyla bir ilgisi yok pkk&#8217;nın.Misyonu sadece Türkiye içinde ve dışında faaliyet halinde olan odaklara paravan olarak hizmet etmek.Tüm kirli ilişkiler bu örgüte ihale ediliyor,terör saldırıları bu örgüt üzerinden gerçekleştiriliyor.İşin ilginç yanı ise gerçekleştirmediği eylemleri de üstleniyor olması.Zira tıpkı reklam verir gibi eylemlerden sorumlu tutulması örgütsel bir getiri olarak değerlendiriliyor.<br />
2-Pkk asla tutarlı bir çizgiye de sahip değil.Başlangıcından bu yana bu kaypak yapısı hiç değişmedi.Bağımsız Kürdistan diye ortaya çıktı.Sonra federasyon/özerklik falan dedi.Ardından &#8220;yerel yönetimler güçlendirilsin&#8221;e geçildi.Apo yakalandığında da-uçakta,Türk devletini kasderek-hizmet etmeye hazırım dedi,Anam da Türk&#8217;tür dedi.Asılmak korkusuyla bir iki sene silahları gömdürdü.Derken &#8220;demokratik cumhuriyet&#8221;replikleri başladı.Marksist-Leninist tanımdan en pespaye aşiretçiliğe geçiş yapıldı.Talepler sıradan her insanın demokratik kurallar çerçevesinde talep edebileceği minimum sınıra çekildi,ama ne hikmetse daha çok kan dökülmeye hız verildi.Barış dedi ardından mayın kurarak resmi sivil ayırmaksızın insan katletti.Olmadı din sömürüsüne sığınıldı,uyuşturucu ticareti, haraç-gasp ne kadar adi suç varsa bulaştı.Simdi de terörü sokaklara taşıyarak barış nutukları atılıyor.Say say bitmez.Yani neresinden tutulsa elinde kalıyor insanın.Her role,her maskeye girebiliyor,her kirli taşın altından çıkıyor.<br />
3-Böyle başı boş,tutarsız,ordan oraya savrulan bir örgütün ciddiye alınacak tarafı olmadığı gibi,ne istediği ve ne için mücadele ettiği de anlaşılamıyor.</p>
<p>Ayrıca bu denli kabarık kirli sicile sahip bir örgütle ne tartışılabilir,hangi müştereklerde uzlaşılabilir?<br />
Bütün bunlar dikkate alındığında &#8220;hadi silahları bırakın gelin&#8221;gibi bir tablo bulunmuyor.Ne karşı tarafın bu yönde bir isteği var ne de pkk buna istekli.Zira örgütün kendisi ne istediğini bilmiyor ki ortada böyle iyimser bir tablo çıksın.Eğer gerçekten ne istediğini bilseydi ya da bunda net olsaydı,çıkıp şunları şunları istiyorum demesi gerekirdi açık açık.Nasıl olsa birileri mikrofunu verip konuşturuyor;bugün Pkk&#8217;nın bile hayal edemediği tabular bile konuşulabiliyorken neden hala net değil.Çünkü bir çizgisi yok.Çünkü samimi değil.</p>
<p>Ayrı devlet istemiyorum diyor,Türkiyeden ayrılmak da istemiyorum diyor.E peki bu kadar kışkırtma provokasyon,saldırı,mayın vs neyin nesidir?Neden Kürt halkını bunca ateşe atıyor,neden yığınları metrapollerde sefalete terkediyor?Neden her türlü povokasyon ve kışkırtmayı yaratarak Türk ırkçılarını azdırıyor?Var mıdır bunun mantıklı bir izahı?Yok.İzahı varsa o da şudur:PKK,en başta Kürt halkının düşmanıdır ve ne kadar melanet varsa icra ediyor,çünkü sorumlu tutulduğu görevi budur.<br />
Kısacası bu örgütle hiç bir noktada uzlaşılamaz.Uzlaşacak bir durum da yoktur.<br />
Kürt halkının aklını başına toplayarak bu çapulculara bel bağlamması gerekiyor.Hükümetin de icraatlarını bu örgütün eylemlerine endekslemeden demokratikleşmeye hız vermesi gerekiyor.Sorunun çözümü budur.Haa,eğer ayrı devlet falan hedeflenseydi yöntem yanlış olmasına karşın belki biraz kendi içinde tutarlı olabilirdi.E bu da istenmiyor,peki ne diye hala çözümün bir parçası olarak görülsün.<br />
Bu bağlamda Kızılkaya&#8217;nın görüşü bana göre oldukça naiftir,yani bir çözüm olacaksa başta pkk marjinalize edilmeli ve halkla tüm bağları koparılmalıdır.<br />
Ne var ki,statukocu derin devlet güçlerince pek rağbet görmüyor bu yöntem.Çünkü pkk&#8217;nın bitirilmesi değil varlığınının sürmesi isteniyor.Can yeleği gibi yedekte tutmak isteniyor çünkü onlar için bir ekmek kapısıdır ve bu kapıyı kapatmaya hiç de niyetli değiller.Hal ve vaziyet budur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54305</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 10:39:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54305</guid>
		<description>İşin ilginci ölenlerden birisi dayısı olmasına rağmen Orhan Miroğlu öyle muğlak anlaşılmaz bir yazı yazdı ki sanki mayını oraya derin devlet döşemiş izlenimi oluşturuyor. Olmayacak şey değil bu da olabilir bu ülkenin tarihi düşünüldüğünde ama insanın hiç mi bir acabası olmaz ona hayret ediyorum.
Bu gün muhsin kızılkaya'nın oldukça ilginç ve içten bir röportajını okudum. Bir yanımla mantıklı geldi son kısmı bir yanımla ben de bu muhataplık konusuna takıldım isyan ettim. Bu kadar basit mi dedim. Yani sanki apo nun ve pkk nın istek ve tasfiyesini çok kolay basit bir kaç işleme bağlamış da bu yapılmıyormuş gibi bir izlenim var. linki paylaşmak istedim.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1008429&#38;title=evet-demedigin-zaman-diyarbakir-cezaevinde-olmus-insanlarin-cigliklari-sizi-bogar&#38;haberSayfa=0
Sezgin tanrıkulu nun röportajını ise merak ettim şimdi arayacağım. Siz gene de link verirseniz sevinirim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İşin ilginci ölenlerden birisi dayısı olmasına rağmen Orhan Miroğlu öyle muğlak anlaşılmaz bir yazı yazdı ki sanki mayını oraya derin devlet döşemiş izlenimi oluşturuyor. Olmayacak şey değil bu da olabilir bu ülkenin tarihi düşünüldüğünde ama insanın hiç mi bir acabası olmaz ona hayret ediyorum.<br />
Bu gün muhsin kızılkaya&#8217;nın oldukça ilginç ve içten bir röportajını okudum. Bir yanımla mantıklı geldi son kısmı bir yanımla ben de bu muhataplık konusuna takıldım isyan ettim. Bu kadar basit mi dedim. Yani sanki apo nun ve pkk nın istek ve tasfiyesini çok kolay basit bir kaç işleme bağlamış da bu yapılmıyormuş gibi bir izlenim var. linki paylaşmak istedim.<br />
<a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1008429&amp;title=evet-demedigin-zaman-diyarbakir-cezaevinde-olmus-insanlarin-cigliklari-sizi-bogar&amp;haberSayfa=0" rel="nofollow">http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1008429&amp;title=evet-demedigin-zaman-diyarbakir-cezaevinde-olmus-insanlarin-cigliklari-sizi-bogar&amp;haberSayfa=0</a><br />
Sezgin tanrıkulu nun röportajını ise merak ettim şimdi arayacağım. Siz gene de link verirseniz sevinirim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismi lazım değil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54303</link>
		<dc:creator>ismi lazım değil</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 10:00:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54303</guid>
		<description>Bu arada unuttum,Batman Barosu eski başkanı Sedat Özevin,pkk'nın döşediği mayın patlamasında hayatını kaybetti.Buna tepki olarak Batman Barosu avukatları sessiz bir protesto eylemi düzenlediler.Sezgin Tanrıkulu'nun da konuyla ilgili yazısı var Radikal'de.
Bir önceki yorumumda "pkk şiddet ve yöntemlerine en çok itiraz edenler kürtler olmalıdır"görüşüyle yakından ilgili olduğu için ileve etmek istediğim bir iki husus var.

Pkk'nın yöntemlerine yüksek sesle itiraz edilmeye başlanması elbette barış ve demokrasi adına önemli bir adım ve başlangıçtır.Bu anlamda Batman'da avukatların protestosu da,Sezgin Tanrıkulu'nun feryat niteliğindeki yazısı da fevkalede anlamlıdır.

Ne var ki önemli bir adım olmasına karşın bir çok eksiklik de içeriyor.

Birincisi,mayın patlamalarında yaşamını yitiren askerler için de aynı tepki gösterilmeliydi.Gerçi Sezgin Tanrıkulu yazısında bu eksikliğe dikkat çekmiş ancak yeterli değil.En azından "Batman halkı neredesiniz"diye haklı olarak isyan ederken;"ey avukatlar,aydın ve yazarlar askerler ölürken neredeydiniz?"diyebilmeliydi.Ya da "biz neredeydik"diyerek özeleştiri verebilirdi.

İkincisi,eksik yanlarına karşın barış adına önemli olan bu girişime avukatlar dışında Batman'lılardan destek gelmemiştir.Yani bırakın asker ölümlerine tepkisizliği,Tanrıkulu'nun yazısında değindiği gibi sorunlarına koşan,enerji harcayan bir insana da sahip çıkamamışlardır...Suskun ve tepkisiz kalmışlardır.

İşte asıl sorun da buradadır.Şiddet eylemleri pkk'dan gelince derin bir suskunluk alıyor ortalığı.

Oysa tarihe Pınarcık Katliamı olarak geçen pkk'nın kanlı eylemine Kürt halkından tepki gelseydi bugün çok daha farklı olabilirdi.Coluk,çocuk,kadın...onlarca insan roketarlarla katledildi ve kürtler buna ses çıkarmadı.

PKK'ya tam 20 yılını adayan Hikmet Fidan örgüt tarafından infaz edildiğinde de kimsenin sesi çıkmamıştı.Tek suçu artık örgütün kanlı eylemlerini benimsemeyişi ve yollarını ayırmasıydı.Bunu hayatıyla ödedi arkasından kalleşçe vurularak.

Ve bunlar gibi sayısız daha pek çok olay daha yaşandı.Ama korkudan ama anlamsız ve körü körüne bağlılıktan;Kürt halkı,aydını,hukukçusu...susmayı yeğledi.

Şimdi yeni yeni itirazlar yükseliyor.Bu da hiç yoktan iyidir ancak kitlesel bir tepki ve itiraza dönüşmelidir.Ancak bu şekilde PKK denen lanetli örgüt yalnızlaşarak Kürt halkının ve diğer tüm insanların yakasından düşebilir.

Buradan bütün aydınlara,kürt/türk/arap/müslüman...tüm insanlara sesleniyorum bu artıkları nedeni her ne olursa olsun artık sırtımızdan atmalıyız.Ne ergenekon,ne pkk ne de militarist odaklar halkımızın kurtuluşuna çare değildir...Bu yasa dışı silahlı yapılanmalar asla demokratik haklar,adalet,hak-hukuk için bir mücadele amaçlamıyorlar.Tek dertleri toplumsal kargaşa yaratmak,halkı birbirine kırdırmak ve bu kaostan rant ve iktidar sağlamaktır.Bunu artık anlayalım ve görelim.Yoksa yarın artık çok geç olabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu arada unuttum,Batman Barosu eski başkanı Sedat Özevin,pkk&#8217;nın döşediği mayın patlamasında hayatını kaybetti.Buna tepki olarak Batman Barosu avukatları sessiz bir protesto eylemi düzenlediler.Sezgin Tanrıkulu&#8217;nun da konuyla ilgili yazısı var Radikal&#8217;de.<br />
Bir önceki yorumumda &#8220;pkk şiddet ve yöntemlerine en çok itiraz edenler kürtler olmalıdır&#8221;görüşüyle yakından ilgili olduğu için ileve etmek istediğim bir iki husus var.</p>
<p>Pkk&#8217;nın yöntemlerine yüksek sesle itiraz edilmeye başlanması elbette barış ve demokrasi adına önemli bir adım ve başlangıçtır.Bu anlamda Batman&#8217;da avukatların protestosu da,Sezgin Tanrıkulu&#8217;nun feryat niteliğindeki yazısı da fevkalede anlamlıdır.</p>
<p>Ne var ki önemli bir adım olmasına karşın bir çok eksiklik de içeriyor.</p>
<p>Birincisi,mayın patlamalarında yaşamını yitiren askerler için de aynı tepki gösterilmeliydi.Gerçi Sezgin Tanrıkulu yazısında bu eksikliğe dikkat çekmiş ancak yeterli değil.En azından &#8220;Batman halkı neredesiniz&#8221;diye haklı olarak isyan ederken;&#8221;ey avukatlar,aydın ve yazarlar askerler ölürken neredeydiniz?&#8221;diyebilmeliydi.Ya da &#8220;biz neredeydik&#8221;diyerek özeleştiri verebilirdi.</p>
<p>İkincisi,eksik yanlarına karşın barış adına önemli olan bu girişime avukatlar dışında Batman&#8217;lılardan destek gelmemiştir.Yani bırakın asker ölümlerine tepkisizliği,Tanrıkulu&#8217;nun yazısında değindiği gibi sorunlarına koşan,enerji harcayan bir insana da sahip çıkamamışlardır&#8230;Suskun ve tepkisiz kalmışlardır.</p>
<p>İşte asıl sorun da buradadır.Şiddet eylemleri pkk&#8217;dan gelince derin bir suskunluk alıyor ortalığı.</p>
<p>Oysa tarihe Pınarcık Katliamı olarak geçen pkk&#8217;nın kanlı eylemine Kürt halkından tepki gelseydi bugün çok daha farklı olabilirdi.Coluk,çocuk,kadın&#8230;onlarca insan roketarlarla katledildi ve kürtler buna ses çıkarmadı.</p>
<p>PKK&#8217;ya tam 20 yılını adayan Hikmet Fidan örgüt tarafından infaz edildiğinde de kimsenin sesi çıkmamıştı.Tek suçu artık örgütün kanlı eylemlerini benimsemeyişi ve yollarını ayırmasıydı.Bunu hayatıyla ödedi arkasından kalleşçe vurularak.</p>
<p>Ve bunlar gibi sayısız daha pek çok olay daha yaşandı.Ama korkudan ama anlamsız ve körü körüne bağlılıktan;Kürt halkı,aydını,hukukçusu&#8230;susmayı yeğledi.</p>
<p>Şimdi yeni yeni itirazlar yükseliyor.Bu da hiç yoktan iyidir ancak kitlesel bir tepki ve itiraza dönüşmelidir.Ancak bu şekilde PKK denen lanetli örgüt yalnızlaşarak Kürt halkının ve diğer tüm insanların yakasından düşebilir.</p>
<p>Buradan bütün aydınlara,kürt/türk/arap/müslüman&#8230;tüm insanlara sesleniyorum bu artıkları nedeni her ne olursa olsun artık sırtımızdan atmalıyız.Ne ergenekon,ne pkk ne de militarist odaklar halkımızın kurtuluşuna çare değildir&#8230;Bu yasa dışı silahlı yapılanmalar asla demokratik haklar,adalet,hak-hukuk için bir mücadele amaçlamıyorlar.Tek dertleri toplumsal kargaşa yaratmak,halkı birbirine kırdırmak ve bu kaostan rant ve iktidar sağlamaktır.Bunu artık anlayalım ve görelim.Yoksa yarın artık çok geç olabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismi lazım değil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54299</link>
		<dc:creator>ismi lazım değil</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 08:46:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54299</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Yan yana bir zamanlar dağlarda beraber arkadaşlık edip çobanlık yaparken birbirlerini çoluk çocuk demeden katletmiş köyler. Biri korucu biri PKK lı olmuş. Orada da bambaşka bir dram yaşanıyor. Bu insanlar birbirlerini tek tek biliyorlar. kim kimi öldürmüş ne yapmış. Bir gün her şey bitti desek bile hesaplaşmalar başlayacak diye korkuyorum.&lt;/blockquote&gt;

Acı ama bütün bunlar gerçek maalesef.PKK'nın ortaya çıkışıyla,bölgede-zaten önceden varolan-hakim feodal/aşiretçi yapı daha da derinleşti.

Bakın 70'lerin ortasında örgütün "ideolojik savaş"diye tanımladığı bir geçiş dönemi var.PKK'nın güya "partileşme süreci"ne henüz geçmediği dönemdir bu.PKK,bu aşamada kendi dışındaki tüm fraksiyonlara(ALAZIRGARİ,KAVA,KUK,DDKO vd) savaş açmıştı.Amaç,PKK ideolojisi dışında hiç bir siyasi görüş ve faaliyete geçit vermemekti.Bunu kısmen başardı da.Zira binlerce insan katledildi.Özellikle de KUK üzerinde bir imha başlatıldı.Öyle ki bir yıl kadar süren bu şiddetli çatışmalar sonucu KUK siyasi alanı terketmek zorunda kaldı.Akabinden diğerleri de yeraltına çekildi(PKK'nın gazabından korunmak adına).İşte,PKK'nın Kürt halkı üzerinde hakimiyet kurduğu,Kürt halkını tek sesliliğe mahkum ettiği bu yıllar,sizin de değindiğniz husumet ve korkunun miladıdır aynı zamanda.Zira 12 Eylül darbesinin de etkisiyle geriye kalan tüm siyasi unsur ve fraksiyonlar tasfiye edildiler...Üst düzey yöneticiler çareyi Avrupa'ya kaçmakta buldu,ülke içinde kalanlar ise bir daha asla seslerini çıkaramayacak bir suskunluğa itildiler.

Ancak,burada önemli bir gerçek daha saklıdır.Site yorumcularından sn. Ali Duman bey de aynı konuya dikkat çekmişti bir yazısında.Neden diğer tüm Kürt fraksiyonlar tasfiye edildi de PKK bu denli palazlandı?Elbette bunda PKK'nın sindirme ve yıldırma stratejisinin önemli bir payı var.Ancak bu ucube örgütü bilinçli olarak kurduran derin devletin politikası sonucu olmuştur.Zira derin devletle işbirliği yapacak yegane örgüt PKK'dır,diğerleri pek işine gelmez.

İşte dikkat çektiğiniz noktanın tarihçesi böyle başlamıştır.30 yıl sürecek bir iç çatışma ancak derin odakların işbirliği yapmasıyla sürebilirdi.Derin devlet,PKK ve Korucular'ı bölgeye musallat etmekle gizli iktidarını sürdürebilirdi ve bunu yaptı.Böylelikle muazzam bir uyuşturucu trafiği yaratıldı,suç şebekeleri oluşturuldu.Ayrıca yukarda da değindiğim gibi bu gizli ortaklık ve danışıklı dövüşle tüm feodal kalıntılar diri tutularak düşmanlık ve husumet derinleştirilmiş oldu.

Kısacası,bütün bunlar sürecin kendiliğinden gelişmesiyle oluşmuş değildir...Bilinçlice tezgahlanmıştır.Sistemli ve programlıdır.Zira bu yolla ülkenin batısında alabildiğine Türk milliyetçiliği pompalanacak,fakat diğer yandan PKK aracılığıyla Kürt milliyetçiliği tırmandırılacaktı.Hesap buydu.30 yıldır devam eden çatışmalı ortamın arkaplanı budur.Yoksa PKK'da mayın döşeyerek,karakol basarak bir "başarı"elde edemeyeceğini pekâlâ biliyor.Biliyor ama şiddette ısrar ediyor.Neden?Çünkü amacı Kürt halkının haklarını savunmak değil.Aksine bu çatışmalı ortamın devam etmesinde bir piyondur.Ağababaları Ergenekon'nun hedef ve strateji bunu gerektiriyor,PKK'da bu emellere hizmet ediyor.

Sonuç:

Kürt halkı PKK belasına kararlılıkla karşı çıkmadığı,PKK şiddetini redetmediği sürece bu sorun çözülmeyecektir.Çözüm noktası budur.Diyarbakır'da,Van'da,Mardin'de...Kitleler PKK şiddetini protesto edecek kitlesel eyemler yapacaklar,batıda da insanlar devlet şiddetine,savaşa,milatirizme kararlıca dur diyecekler.Bu savaş,bu dram,bu travmatik durum başka türlü son bulmayacaktır.

&lt;blockquote&gt;Umutsuz olmamak lazım ama şu anda daha hiç sıra gelmemiş farkında bile olmadığımız bir çok sorun da kapıda gibi geliyor.&lt;/blockquote&gt;

Zaten asıl sorun tam da bu "farkında bile olmadığımız"kısmında saklı.PKK,ancak "saldırılar sonucu Kürt sorunun konuşulabildiği"algısını hakim kılıyor toplumda.Bu algıyı yaratmada da başarılı oluyor kısmen.Zira bu algı yerleştikçe-PKK'ya  muhalif Kürtler de dahil-farklı çevreler "bir taraf"olarak görmeye başlıyor terör örgütünü.Açıkçası bir meşruyet zeminine ikna olma durumu var.Ya da en azından çözüme dair "olmazsa olmaz"bir anahtar gibi zihinlerde oluşuyor.

Oysa bu çok tehlikeli bir durumdur.Bir kere federatif ve/veya özerk bir yapı dahi talep etmeyen bir örgütün silaha sarılarak kan dökmesi dünyanın hiçbir yerinde görülmüş değildir.Demokratik talepler için silahla mücadele mi olurmuş!Bakmayın siz son dönemdeki yapay gündemlerin federasyon,özerklik vb tartışmalara evrilmesine.Ne zaman örgütün talep ve amaçlarıyla(!),başvurduğu yöntemler arasındaki tezatlık sırıtmaya başladı;ergenekon basını "bölünmeyi tartışmaya açalım"diyerek imdada yetişmiştir.Zira amaç,"bakın kürtler demokratik haklarını değil,bölünmeyi istiyorlar"algısını yaratmaktı.Bunda kısmen başarılı da olundu,olta atılır atılmaz balıklama atlayanlar oldu zira.Kısacası silah seçeneğinin toplumca sorgulanmaya başlanmış olması bazı kesimleri tedirgin etti,böylece bu seçeneği canlı tutacak bir şeyler yapılmalıydı.İşte bölünme tartışmaları bunun için dolaşıma sokuldu.
Neyse konuya dönelim.Anlayacağınız alttan alta ayrılık fikri ortaya atılarak PKK'ya bir misyon biçilmeye çalışılıyor ve bunu teşvik eden de derin devletin kendisi.Diyeceğim o ki sözünü ettiğiniz derin düşmanlıkları daha körükleyecek yeni yollar deneniyor.Oysa her şeyden Kürtlerin PKK'dan kurtulması gerekiyor.Ergenekon Türkiye için ne kadar tehlikeli ise PKK da-hem Türkiye hem de savunduğunu iddia ettiği Kürtler için o kadar tehlikelidir.
Dolayısıyla Türkiyenin hızla demokratikleşebileceği bir toplumsal uyuma,yeni sivil bir anayasaya,bir hukuk devleti olmasına ihtiyacı vardır.PKK gibi kanlı terör örgütlerinin gölgesinde bölgede eski düşmanlıkların son bulması mümkün değildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Yan yana bir zamanlar dağlarda beraber arkadaşlık edip çobanlık yaparken birbirlerini çoluk çocuk demeden katletmiş köyler. Biri korucu biri PKK lı olmuş. Orada da bambaşka bir dram yaşanıyor. Bu insanlar birbirlerini tek tek biliyorlar. kim kimi öldürmüş ne yapmış. Bir gün her şey bitti desek bile hesaplaşmalar başlayacak diye korkuyorum.</p></blockquote>
<p>Acı ama bütün bunlar gerçek maalesef.PKK&#8217;nın ortaya çıkışıyla,bölgede-zaten önceden varolan-hakim feodal/aşiretçi yapı daha da derinleşti.</p>
<p>Bakın 70&#8242;lerin ortasında örgütün &#8220;ideolojik savaş&#8221;diye tanımladığı bir geçiş dönemi var.PKK&#8217;nın güya &#8220;partileşme süreci&#8221;ne henüz geçmediği dönemdir bu.PKK,bu aşamada kendi dışındaki tüm fraksiyonlara(ALAZIRGARİ,KAVA,KUK,DDKO vd) savaş açmıştı.Amaç,PKK ideolojisi dışında hiç bir siyasi görüş ve faaliyete geçit vermemekti.Bunu kısmen başardı da.Zira binlerce insan katledildi.Özellikle de KUK üzerinde bir imha başlatıldı.Öyle ki bir yıl kadar süren bu şiddetli çatışmalar sonucu KUK siyasi alanı terketmek zorunda kaldı.Akabinden diğerleri de yeraltına çekildi(PKK&#8217;nın gazabından korunmak adına).İşte,PKK&#8217;nın Kürt halkı üzerinde hakimiyet kurduğu,Kürt halkını tek sesliliğe mahkum ettiği bu yıllar,sizin de değindiğniz husumet ve korkunun miladıdır aynı zamanda.Zira 12 Eylül darbesinin de etkisiyle geriye kalan tüm siyasi unsur ve fraksiyonlar tasfiye edildiler&#8230;Üst düzey yöneticiler çareyi Avrupa&#8217;ya kaçmakta buldu,ülke içinde kalanlar ise bir daha asla seslerini çıkaramayacak bir suskunluğa itildiler.</p>
<p>Ancak,burada önemli bir gerçek daha saklıdır.Site yorumcularından sn. Ali Duman bey de aynı konuya dikkat çekmişti bir yazısında.Neden diğer tüm Kürt fraksiyonlar tasfiye edildi de PKK bu denli palazlandı?Elbette bunda PKK&#8217;nın sindirme ve yıldırma stratejisinin önemli bir payı var.Ancak bu ucube örgütü bilinçli olarak kurduran derin devletin politikası sonucu olmuştur.Zira derin devletle işbirliği yapacak yegane örgüt PKK&#8217;dır,diğerleri pek işine gelmez.</p>
<p>İşte dikkat çektiğiniz noktanın tarihçesi böyle başlamıştır.30 yıl sürecek bir iç çatışma ancak derin odakların işbirliği yapmasıyla sürebilirdi.Derin devlet,PKK ve Korucular&#8217;ı bölgeye musallat etmekle gizli iktidarını sürdürebilirdi ve bunu yaptı.Böylelikle muazzam bir uyuşturucu trafiği yaratıldı,suç şebekeleri oluşturuldu.Ayrıca yukarda da değindiğim gibi bu gizli ortaklık ve danışıklı dövüşle tüm feodal kalıntılar diri tutularak düşmanlık ve husumet derinleştirilmiş oldu.</p>
<p>Kısacası,bütün bunlar sürecin kendiliğinden gelişmesiyle oluşmuş değildir&#8230;Bilinçlice tezgahlanmıştır.Sistemli ve programlıdır.Zira bu yolla ülkenin batısında alabildiğine Türk milliyetçiliği pompalanacak,fakat diğer yandan PKK aracılığıyla Kürt milliyetçiliği tırmandırılacaktı.Hesap buydu.30 yıldır devam eden çatışmalı ortamın arkaplanı budur.Yoksa PKK&#8217;da mayın döşeyerek,karakol basarak bir &#8220;başarı&#8221;elde edemeyeceğini pekâlâ biliyor.Biliyor ama şiddette ısrar ediyor.Neden?Çünkü amacı Kürt halkının haklarını savunmak değil.Aksine bu çatışmalı ortamın devam etmesinde bir piyondur.Ağababaları Ergenekon&#8217;nun hedef ve strateji bunu gerektiriyor,PKK&#8217;da bu emellere hizmet ediyor.</p>
<p>Sonuç:</p>
<p>Kürt halkı PKK belasına kararlılıkla karşı çıkmadığı,PKK şiddetini redetmediği sürece bu sorun çözülmeyecektir.Çözüm noktası budur.Diyarbakır&#8217;da,Van&#8217;da,Mardin&#8217;de&#8230;Kitleler PKK şiddetini protesto edecek kitlesel eyemler yapacaklar,batıda da insanlar devlet şiddetine,savaşa,milatirizme kararlıca dur diyecekler.Bu savaş,bu dram,bu travmatik durum başka türlü son bulmayacaktır.</p>
<blockquote><p>Umutsuz olmamak lazım ama şu anda daha hiç sıra gelmemiş farkında bile olmadığımız bir çok sorun da kapıda gibi geliyor.</p></blockquote>
<p>Zaten asıl sorun tam da bu &#8220;farkında bile olmadığımız&#8221;kısmında saklı.PKK,ancak &#8220;saldırılar sonucu Kürt sorunun konuşulabildiği&#8221;algısını hakim kılıyor toplumda.Bu algıyı yaratmada da başarılı oluyor kısmen.Zira bu algı yerleştikçe-PKK&#8217;ya  muhalif Kürtler de dahil-farklı çevreler &#8220;bir taraf&#8221;olarak görmeye başlıyor terör örgütünü.Açıkçası bir meşruyet zeminine ikna olma durumu var.Ya da en azından çözüme dair &#8220;olmazsa olmaz&#8221;bir anahtar gibi zihinlerde oluşuyor.</p>
<p>Oysa bu çok tehlikeli bir durumdur.Bir kere federatif ve/veya özerk bir yapı dahi talep etmeyen bir örgütün silaha sarılarak kan dökmesi dünyanın hiçbir yerinde görülmüş değildir.Demokratik talepler için silahla mücadele mi olurmuş!Bakmayın siz son dönemdeki yapay gündemlerin federasyon,özerklik vb tartışmalara evrilmesine.Ne zaman örgütün talep ve amaçlarıyla(!),başvurduğu yöntemler arasındaki tezatlık sırıtmaya başladı;ergenekon basını &#8220;bölünmeyi tartışmaya açalım&#8221;diyerek imdada yetişmiştir.Zira amaç,&#8221;bakın kürtler demokratik haklarını değil,bölünmeyi istiyorlar&#8221;algısını yaratmaktı.Bunda kısmen başarılı da olundu,olta atılır atılmaz balıklama atlayanlar oldu zira.Kısacası silah seçeneğinin toplumca sorgulanmaya başlanmış olması bazı kesimleri tedirgin etti,böylece bu seçeneği canlı tutacak bir şeyler yapılmalıydı.İşte bölünme tartışmaları bunun için dolaşıma sokuldu.<br />
Neyse konuya dönelim.Anlayacağınız alttan alta ayrılık fikri ortaya atılarak PKK&#8217;ya bir misyon biçilmeye çalışılıyor ve bunu teşvik eden de derin devletin kendisi.Diyeceğim o ki sözünü ettiğiniz derin düşmanlıkları daha körükleyecek yeni yollar deneniyor.Oysa her şeyden Kürtlerin PKK&#8217;dan kurtulması gerekiyor.Ergenekon Türkiye için ne kadar tehlikeli ise PKK da-hem Türkiye hem de savunduğunu iddia ettiği Kürtler için o kadar tehlikelidir.<br />
Dolayısıyla Türkiyenin hızla demokratikleşebileceği bir toplumsal uyuma,yeni sivil bir anayasaya,bir hukuk devleti olmasına ihtiyacı vardır.PKK gibi kanlı terör örgütlerinin gölgesinde bölgede eski düşmanlıkların son bulması mümkün değildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54271</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 18:09:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54271</guid>
		<description>İsmi lazım değil,
ben de zaman zaman tanıştığım insanları dinliyor sorular soruyorum. Çok acı hikayeler var. Yan yana bir zamanlar dağlarda beraber arkadaşlık edip çobanlık yaparken birbirlerini çoluk çocuk demeden katletmiş köyler. Biri korucu biri PKK lı olmuş. Orada da bambaşka bir dram yaşanıyor. Bu insanlar birbirlerini tek tek biliyorlar. kim kimi öldürmüş ne yapmış. Bir gün her şey bitti desek bile hesaplaşmalar başlayacak diye korkuyorum. Bir de insanlar silaha kan dökmeye alışmış sıradanlaşmış ve ruh sağlıklarını kaybetmişler bir yerde. 
Umutsuz olmmak lazım ama şu anda daha hiç sıra gelmemiş farkında bile olmadığımız bir çok sorun da kapıda gibi geliyor. Oralara hiç gelemiyoruz bile zaten:(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İsmi lazım değil,<br />
ben de zaman zaman tanıştığım insanları dinliyor sorular soruyorum. Çok acı hikayeler var. Yan yana bir zamanlar dağlarda beraber arkadaşlık edip çobanlık yaparken birbirlerini çoluk çocuk demeden katletmiş köyler. Biri korucu biri PKK lı olmuş. Orada da bambaşka bir dram yaşanıyor. Bu insanlar birbirlerini tek tek biliyorlar. kim kimi öldürmüş ne yapmış. Bir gün her şey bitti desek bile hesaplaşmalar başlayacak diye korkuyorum. Bir de insanlar silaha kan dökmeye alışmış sıradanlaşmış ve ruh sağlıklarını kaybetmişler bir yerde.<br />
Umutsuz olmmak lazım ama şu anda daha hiç sıra gelmemiş farkında bile olmadığımız bir çok sorun da kapıda gibi geliyor. Oralara hiç gelemiyoruz bile zaten:(</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tayfun tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54270</link>
		<dc:creator>Tayfun</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 15:31:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54270</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Ancak bizler toplum olarak neden bu kadar kanabiliyoruz,asıl bunu sorgulamak gerekir.&lt;/blockquote&gt;

Sürü halinde gezmeyi tavsiye eden ''sürüden ayrılanı kurt kapar'' tarzı sözlerimiz var bizim. Bir okul gezisini, okul takımını, bir konseri vs. gençlerin sosyalleşmesi için düzenlenen organizasyonları kendilerine militan toplamak için fırsat olarak görenler var. Her tarafta bir tuzak! ''Ücretsiz Rusça kursu'' diye bir gidiyor zavallı, kendini komünist evinde buluyor. ''Türk kültürü araştırmaları merkezi vs.'' birşey var bir gidiyor, ırkçıların arasında buluyor kendisini. Kendilerini de ''STK'' olarak adlandırıyor bunlar. Bunların arasından toplum için, insanlık için faydalı işler yapanları seçmekte zorlanıyor insan. Yanlış gruplara giden birçok zavallı var. ''Bir kız arkadaş buluyum, sosyal ortam edineyim'' diye safi, insani amaçlarla giderken, zamanla kendini polisle çatışırken, kavga ederken bulabiliyor. İlla kendine bir kabuk arıyor bizim gencimiz. Kendi ayaklarının üzerinde durmak öğretilmemiş. Çocukluğundan itibaren babaya saygı, öğretmene saygı, Allah korkusu (Allah'tan niye korkulur ki, sevilse olmaz mı? Takva, bizim anladığımız anlamda korkuya mı tekabül eden birşeydir acaba?), itaat kültürüyle yetiştiğinden, kendisine birşey söyleyen kişi statü olarak, yaş olarak kendinden üstünse malesef inanıyor ona. Batıda, 18 yaşında kıçına tekme vurularak evden atılan genç, 20-25 yaşlarında artık kişiliği oturmuş, aklı başında bir insan haline geliyor. Bizde 20-25 yaş arası henüz çocuk gibi... Her yalana kanabilecek durumda...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Ancak bizler toplum olarak neden bu kadar kanabiliyoruz,asıl bunu sorgulamak gerekir.</p></blockquote>
<p>Sürü halinde gezmeyi tavsiye eden &#8216;&#8217;sürüden ayrılanı kurt kapar&#8221; tarzı sözlerimiz var bizim. Bir okul gezisini, okul takımını, bir konseri vs. gençlerin sosyalleşmesi için düzenlenen organizasyonları kendilerine militan toplamak için fırsat olarak görenler var. Her tarafta bir tuzak! &#8221;Ücretsiz Rusça kursu&#8221; diye bir gidiyor zavallı, kendini komünist evinde buluyor. &#8221;Türk kültürü araştırmaları merkezi vs.&#8221; birşey var bir gidiyor, ırkçıların arasında buluyor kendisini. Kendilerini de &#8221;STK&#8221; olarak adlandırıyor bunlar. Bunların arasından toplum için, insanlık için faydalı işler yapanları seçmekte zorlanıyor insan. Yanlış gruplara giden birçok zavallı var. &#8221;Bir kız arkadaş buluyum, sosyal ortam edineyim&#8221; diye safi, insani amaçlarla giderken, zamanla kendini polisle çatışırken, kavga ederken bulabiliyor. İlla kendine bir kabuk arıyor bizim gencimiz. Kendi ayaklarının üzerinde durmak öğretilmemiş. Çocukluğundan itibaren babaya saygı, öğretmene saygı, Allah korkusu (Allah&#8217;tan niye korkulur ki, sevilse olmaz mı? Takva, bizim anladığımız anlamda korkuya mı tekabül eden birşeydir acaba?), itaat kültürüyle yetiştiğinden, kendisine birşey söyleyen kişi statü olarak, yaş olarak kendinden üstünse malesef inanıyor ona. Batıda, 18 yaşında kıçına tekme vurularak evden atılan genç, 20-25 yaşlarında artık kişiliği oturmuş, aklı başında bir insan haline geliyor. Bizde 20-25 yaş arası henüz çocuk gibi&#8230; Her yalana kanabilecek durumda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismi lazım değil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54267</link>
		<dc:creator>ismi lazım değil</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 14:32:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54267</guid>
		<description>Tayfun bey,çok doğru söylüyorsunuz.Bir zamanlar sağ-sol olarak kamplar yaratıldı.Büyük bedel ve acılardan sonra bu şikeli kırdırtma metodu gün yüzüne çıktıktan sonra tabii başka yollar denendi.

Misal 70 yıllarda mafya baronları sağ-sol'la nifak tohumları ekiyordu.İktidarlaının devamı buna bağlıydı çünkü.80 sonrası ise bu kez kürt-türk kamplaşması devreye sokuldu.Öyle ki yaratılan bu hayali düşmanlıklar oligarkları kesmemiş olacak ki,90'larda bir başka kamplaşma ve düşmanlığı yedeğe aldılar.Bu da laik-antilaik söylemiydi.Biliyorsunuz 100 milyar doların iç edilmesi için bir senaryo gerekiyordu.Böylelikle Müslüm Gündüz,Fadime Şahin,Ali Kalkancı üçlemesiyle "irtica geliyor"yaygarası kopararak çağın en büyük talanı gerçekleştirildi.Bankalar hortumlandı.Yani anlayacağınız bu vampirlerde oyun,senaryo her türlü katakülli bitmez.Biri biter diğeri devreye sokulur.Şu anki kürt-türk çatışması da bu oyunların son versiyonudur.

Ancak bizler toplum olarak neden bu kadar kanabiliyoruz,asıl bunu sorgulamak gerekir.Sanırım bugüne kadar kayda değer bir toplumsal bilinç uyanışı gerçekleşmediğinden bu kadar senaryo oynanıyor.Zamanında dur diyebilseydik çoktan bu asalakları sırtımızdan atardık.Yine de olumlu gelişmeler olduğunu düşünüyorum.Enazından bu derin yapılanmaları sorgulama cesareti gösterebilen bir hükümet var.Taraf gibi ilkeli ve sorgulayabilen gazeteler var.Alternatif medya gün geçtikçe gelişiyor.Net üzerinden sayısız bloglar oluşuyor,insanlar pek çok şeyi sorgulayabiliyor.Bu da az bir şey değildir.Dikkat ederseniz anne-babalar da artık evlatlarımız yaşasın diyor.
Sanırım toplum biraz daha kararlılık gösterirse oligarklar artık istedikleri gibi at koşturamayacak.Nitekim de direnmelerine karşın kapana kısılmışlar.Tabii biraz sancılı geçiyor ama bu memleket düzlüğe çıkacaktır bir şekilde.
Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tayfun bey,çok doğru söylüyorsunuz.Bir zamanlar sağ-sol olarak kamplar yaratıldı.Büyük bedel ve acılardan sonra bu şikeli kırdırtma metodu gün yüzüne çıktıktan sonra tabii başka yollar denendi.</p>
<p>Misal 70 yıllarda mafya baronları sağ-sol&#8217;la nifak tohumları ekiyordu.İktidarlaının devamı buna bağlıydı çünkü.80 sonrası ise bu kez kürt-türk kamplaşması devreye sokuldu.Öyle ki yaratılan bu hayali düşmanlıklar oligarkları kesmemiş olacak ki,90&#8242;larda bir başka kamplaşma ve düşmanlığı yedeğe aldılar.Bu da laik-antilaik söylemiydi.Biliyorsunuz 100 milyar doların iç edilmesi için bir senaryo gerekiyordu.Böylelikle Müslüm Gündüz,Fadime Şahin,Ali Kalkancı üçlemesiyle &#8220;irtica geliyor&#8221;yaygarası kopararak çağın en büyük talanı gerçekleştirildi.Bankalar hortumlandı.Yani anlayacağınız bu vampirlerde oyun,senaryo her türlü katakülli bitmez.Biri biter diğeri devreye sokulur.Şu anki kürt-türk çatışması da bu oyunların son versiyonudur.</p>
<p>Ancak bizler toplum olarak neden bu kadar kanabiliyoruz,asıl bunu sorgulamak gerekir.Sanırım bugüne kadar kayda değer bir toplumsal bilinç uyanışı gerçekleşmediğinden bu kadar senaryo oynanıyor.Zamanında dur diyebilseydik çoktan bu asalakları sırtımızdan atardık.Yine de olumlu gelişmeler olduğunu düşünüyorum.Enazından bu derin yapılanmaları sorgulama cesareti gösterebilen bir hükümet var.Taraf gibi ilkeli ve sorgulayabilen gazeteler var.Alternatif medya gün geçtikçe gelişiyor.Net üzerinden sayısız bloglar oluşuyor,insanlar pek çok şeyi sorgulayabiliyor.Bu da az bir şey değildir.Dikkat ederseniz anne-babalar da artık evlatlarımız yaşasın diyor.<br />
Sanırım toplum biraz daha kararlılık gösterirse oligarklar artık istedikleri gibi at koşturamayacak.Nitekim de direnmelerine karşın kapana kısılmışlar.Tabii biraz sancılı geçiyor ama bu memleket düzlüğe çıkacaktır bir şekilde.<br />
Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cengiz Cebi tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54264</link>
		<dc:creator>Cengiz Cebi</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 13:56:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54264</guid>
		<description>Vatan Sana Canım Feda

Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez

Vatan Sağolsun

...

Daha neler neler...

Ha bir de "Vatan Sevgisi İmandan" ile takviyesi de var.

Artık "Vatan" diye diye istediğiniz gibi kullanın insanları.

Buna eşlik eden "Bayrak" edebiyatı da var.

Bu ikisini alın elinize, cahil kitleleri köle gibi kullanın.

"Ne oluyor burda?" diyene de "Hah, işte vatan haini!" diye saldırın.

Açıkçası, insana insan olarak saygınız yoksa, insanları kullanmaktan sıkılmıyor ve hatta bundan haz alıyorsanız, bunu bir de "dünyanın düzeni" deyip alçakça içselleştirmişseniz, bu yol son derece akıllıca bir yol.

Ve bunu farkedip oyununuzu bozmaya kalkanları da elinizdeki her fırsat ile etkisiz hale getirmelisiniz.

İnsanoğlu böyle bir şey.

İnsanlıktan çıkmayagörelim, akıl bize her türlü hile ve entrikada yardımcı olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Vatan Sana Canım Feda</p>
<p>Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez</p>
<p>Vatan Sağolsun</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Daha neler neler&#8230;</p>
<p>Ha bir de &#8220;Vatan Sevgisi İmandan&#8221; ile takviyesi de var.</p>
<p>Artık &#8220;Vatan&#8221; diye diye istediğiniz gibi kullanın insanları.</p>
<p>Buna eşlik eden &#8220;Bayrak&#8221; edebiyatı da var.</p>
<p>Bu ikisini alın elinize, cahil kitleleri köle gibi kullanın.</p>
<p>&#8220;Ne oluyor burda?&#8221; diyene de &#8220;Hah, işte vatan haini!&#8221; diye saldırın.</p>
<p>Açıkçası, insana insan olarak saygınız yoksa, insanları kullanmaktan sıkılmıyor ve hatta bundan haz alıyorsanız, bunu bir de &#8220;dünyanın düzeni&#8221; deyip alçakça içselleştirmişseniz, bu yol son derece akıllıca bir yol.</p>
<p>Ve bunu farkedip oyununuzu bozmaya kalkanları da elinizdeki her fırsat ile etkisiz hale getirmelisiniz.</p>
<p>İnsanoğlu böyle bir şey.</p>
<p>İnsanlıktan çıkmayagörelim, akıl bize her türlü hile ve entrikada yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tayfun tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54262</link>
		<dc:creator>Tayfun</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 13:26:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54262</guid>
		<description>@ ismi lazım değil,

Benzer durumlar 80 öncesi de yaşandı. Aynı evde, aynı sofrada, aynı akşam yemeğine diz çöküp yemek yiyen iki kardeş neden savaştığını bilmediği bir ''sağ-sol'' mücadelesinde ellerinde kasaturalarla birbirine saldırırdı. 

90'larda maçlarda biri FB'yi tutan, biri GS'ı tutan iki kardeş birbirlerini tanımayarak birbirlerine döner bıçaklarıyla saldırdılar. 

Amigolar servetine servet katarken, profesörler pipolarını tüttürürken bu zavallı gençler birbirlerini kesti. Şimdi de bir tarafta Kürt mafyası, bir tarafta Türk mafyası, gençleri yeni bir savaşın içine çekmeye çalışıyor. Bunlar, çatışmadan, kandan beslenen vampirler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@ ismi lazım değil,</p>
<p>Benzer durumlar 80 öncesi de yaşandı. Aynı evde, aynı sofrada, aynı akşam yemeğine diz çöküp yemek yiyen iki kardeş neden savaştığını bilmediği bir &#8216;&#8217;sağ-sol&#8221; mücadelesinde ellerinde kasaturalarla birbirine saldırırdı. </p>
<p>90&#8242;larda maçlarda biri FB&#8217;yi tutan, biri GS&#8217;ı tutan iki kardeş birbirlerini tanımayarak birbirlerine döner bıçaklarıyla saldırdılar. </p>
<p>Amigolar servetine servet katarken, profesörler pipolarını tüttürürken bu zavallı gençler birbirlerini kesti. Şimdi de bir tarafta Kürt mafyası, bir tarafta Türk mafyası, gençleri yeni bir savaşın içine çekmeye çalışıyor. Bunlar, çatışmadan, kandan beslenen vampirler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismi lazım değil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54261</link>
		<dc:creator>ismi lazım değil</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 13:04:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54261</guid>
		<description>Sayın Özlem Yağız,

Bir baba tanıyorum.4 oğlu vardı.Geçmiş zaman kipi kullanıyorum çünkü şu anda üçü hayatta.Aslında sadece ikisinin hayatta olduğu söylenebilir.Zira dağa çıktığı tahmin edilen ve bir daha asla dönmeyen bir oğul şu ana kadar kayıp.Akibeti bilinmiyor yani.En büyük oğul ise Öcalan'ın yakalandığı dönemde kendini yakarak hayatına son vermeyi seçmişt.

Bu babaya yaklaşık dört yıl kadar önce misafir olmuştum.Dağda bildiği oğlu kayıpken en küçük oğlu askerdeydi o zaman.Konu döndü dolaştı Kürt meselesine geldi.Yaralarını deşmemek için özel durumuna girmekten özellikle kaçınıyordum.Ancak zihnimden kovadığım bir acı gerçek meşgul ediyordu beni.Zira iki oğlu,birbiriyle çarpışan iki farklı cephede yer alıyordu.Belki de dünyada eşi benzeri olmayan ender bir durumdu.Düşünceleri bilirsiniz,bir kere sökün ettiler mi uzaklaştıramazsınız.Söyleyip söylememek arasında kararsızca gidip geldim.Sonunda dayanamayarak dayanılmaz hale gelen soruyu sordum.Peki Allah gecinden versin askerdeki oğlun yaşamını kaybederse ne olacak?Bir anda bu soruyu nasıl sordum,neden sordum diye kendime kızdım.Acısını deşmeye,yarasına tuz basmaya ve daha da önemlisi her gece ağırlığı altında ezildiği bu soruyu kendisine hatırlatmaya ne kadar hakkım vardı,hiç bilmiyorum.Bir anda çıkıvermişti ağzımdan.Soruyla beraber bir sessizlik hakim oldu.Biz değil içinde oturduğumuz oda,eşyalar,duvarlar...buz gibi soğuk bir suskunluğa kesti bir an.Adamcağızın içinde biriktirdiği fırtnılara dokunmuştum elimde olmayarak.Anlamını o an çözemediğim bir mahcubiyet duyarak yüzümü kendisinden yana çeviremiyordum.Sanırım o da bakışlarını çevirmişti ya da ben öyle düşünmüştüm.Oysa asıl derdi gözyaşlarını gizlemekmiş.Sessizce yaşlar dökülüyordu gözlerinden.Benden gizlemek istiyordu meğersem.Sarıldık birbirimize ve uzun zaman hıçkırarak ağladık.

Oysa kimbilir kaç kez tekrarlamıştı "dört oğlum daha olsa hepsini feda ederim"demeyi.

Peki gerçekten böyle midir?Bu analar,bu babalar için hiç mi çocuklarının değeri yoktur?Evlat acısı hepten mi vicdanlarından silinip gitmiş?Hiç sanmıyorum.Aynı acı Ege'de,İstanbul'da dağlıyor anaların,babaların yüreğini.

Ne var ki içten gelen duygular da açık edilemez oldu bu topraklarda.Hiç kimse kendisi değildir,kendisi olamıyor.Çünkü öyle belletildi.Öyle olması isteniyor.Onun için de aşina olduğumuz o kahramanlık nidaları gerçeği yansıtmıyor.Asla iç fırtınaların,saklı tutulan sarsıntıların gerçek yansıması değildir.

Lakin bizlere acımızı,yasımızı yaşamak bile çok görülüyor.Cesaretle çıkıp içimizi boşaltamıyor,kendimiz olamıyoruz.Ağlamaktan utanan bir millet olup çıktık.Yitirdiğimiz ve her an yitireceğimiz düşüncesiyle bize uykuyu haram eden evlatlarımıza ancak dört duvar arasında ağlayabiliyoruz.Oysa evladını kaybeden ya da kaybedeceğim diye geceleri kabus yaşayan ana-babaların omuzuna şöyle bir dokunmanız yeterlidir gerçek duyguların sökün etmesi için.

Artık geride kalanlar yaşasın istiyorsak izin vereceğiz gözyaşlarına.Ölmek ve öldürmekten gururlanarak değil,yaşatmak için birbirimize sarılıp ağlayacağız.Budur kurtuluşumuz.Rehberimiz hamaset ve kahramanlık değil;sevgi,vicdan ve merhamet olacak.

İşte o zaman..."Saat 18:30 Şimdi Gerçekler!"diyebileceğiz.Yani insan olduğumuzu hatırlayacağız "o gün"ve "o saat".</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Özlem Yağız,</p>
<p>Bir baba tanıyorum.4 oğlu vardı.Geçmiş zaman kipi kullanıyorum çünkü şu anda üçü hayatta.Aslında sadece ikisinin hayatta olduğu söylenebilir.Zira dağa çıktığı tahmin edilen ve bir daha asla dönmeyen bir oğul şu ana kadar kayıp.Akibeti bilinmiyor yani.En büyük oğul ise Öcalan&#8217;ın yakalandığı dönemde kendini yakarak hayatına son vermeyi seçmişt.</p>
<p>Bu babaya yaklaşık dört yıl kadar önce misafir olmuştum.Dağda bildiği oğlu kayıpken en küçük oğlu askerdeydi o zaman.Konu döndü dolaştı Kürt meselesine geldi.Yaralarını deşmemek için özel durumuna girmekten özellikle kaçınıyordum.Ancak zihnimden kovadığım bir acı gerçek meşgul ediyordu beni.Zira iki oğlu,birbiriyle çarpışan iki farklı cephede yer alıyordu.Belki de dünyada eşi benzeri olmayan ender bir durumdu.Düşünceleri bilirsiniz,bir kere sökün ettiler mi uzaklaştıramazsınız.Söyleyip söylememek arasında kararsızca gidip geldim.Sonunda dayanamayarak dayanılmaz hale gelen soruyu sordum.Peki Allah gecinden versin askerdeki oğlun yaşamını kaybederse ne olacak?Bir anda bu soruyu nasıl sordum,neden sordum diye kendime kızdım.Acısını deşmeye,yarasına tuz basmaya ve daha da önemlisi her gece ağırlığı altında ezildiği bu soruyu kendisine hatırlatmaya ne kadar hakkım vardı,hiç bilmiyorum.Bir anda çıkıvermişti ağzımdan.Soruyla beraber bir sessizlik hakim oldu.Biz değil içinde oturduğumuz oda,eşyalar,duvarlar&#8230;buz gibi soğuk bir suskunluğa kesti bir an.Adamcağızın içinde biriktirdiği fırtnılara dokunmuştum elimde olmayarak.Anlamını o an çözemediğim bir mahcubiyet duyarak yüzümü kendisinden yana çeviremiyordum.Sanırım o da bakışlarını çevirmişti ya da ben öyle düşünmüştüm.Oysa asıl derdi gözyaşlarını gizlemekmiş.Sessizce yaşlar dökülüyordu gözlerinden.Benden gizlemek istiyordu meğersem.Sarıldık birbirimize ve uzun zaman hıçkırarak ağladık.</p>
<p>Oysa kimbilir kaç kez tekrarlamıştı &#8220;dört oğlum daha olsa hepsini feda ederim&#8221;demeyi.</p>
<p>Peki gerçekten böyle midir?Bu analar,bu babalar için hiç mi çocuklarının değeri yoktur?Evlat acısı hepten mi vicdanlarından silinip gitmiş?Hiç sanmıyorum.Aynı acı Ege&#8217;de,İstanbul&#8217;da dağlıyor anaların,babaların yüreğini.</p>
<p>Ne var ki içten gelen duygular da açık edilemez oldu bu topraklarda.Hiç kimse kendisi değildir,kendisi olamıyor.Çünkü öyle belletildi.Öyle olması isteniyor.Onun için de aşina olduğumuz o kahramanlık nidaları gerçeği yansıtmıyor.Asla iç fırtınaların,saklı tutulan sarsıntıların gerçek yansıması değildir.</p>
<p>Lakin bizlere acımızı,yasımızı yaşamak bile çok görülüyor.Cesaretle çıkıp içimizi boşaltamıyor,kendimiz olamıyoruz.Ağlamaktan utanan bir millet olup çıktık.Yitirdiğimiz ve her an yitireceğimiz düşüncesiyle bize uykuyu haram eden evlatlarımıza ancak dört duvar arasında ağlayabiliyoruz.Oysa evladını kaybeden ya da kaybedeceğim diye geceleri kabus yaşayan ana-babaların omuzuna şöyle bir dokunmanız yeterlidir gerçek duyguların sökün etmesi için.</p>
<p>Artık geride kalanlar yaşasın istiyorsak izin vereceğiz gözyaşlarına.Ölmek ve öldürmekten gururlanarak değil,yaşatmak için birbirimize sarılıp ağlayacağız.Budur kurtuluşumuz.Rehberimiz hamaset ve kahramanlık değil;sevgi,vicdan ve merhamet olacak.</p>
<p>İşte o zaman&#8230;&#8221;Saat 18:30 Şimdi Gerçekler!&#8221;diyebileceğiz.Yani insan olduğumuzu hatırlayacağız &#8220;o gün&#8221;ve &#8220;o saat&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tayfun_korkut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/07/28/saat-1830-simdi-gercekler/#comment-54212</link>
		<dc:creator>tayfun_korkut</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 15:23:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=10684#comment-54212</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Erkegin icindeki o Allah vergisi ask ve sehvet duygularini yok edip, o enerjiyi baska yonlere kanalize edenler de az degil.&lt;/blockquote&gt;

Bunun en yogun ve sistemli bir sekilde yapildigi yer de zorunlu askerlik...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Erkegin icindeki o Allah vergisi ask ve sehvet duygularini yok edip, o enerjiyi baska yonlere kanalize edenler de az degil.</p></blockquote>
<p>Bunun en yogun ve sistemli bir sekilde yapildigi yer de zorunlu askerlik&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

