<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Milliyetçilik savunulmalı mı? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 04:29:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>can ile canan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-54036</link>
		<dc:creator>can ile canan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 23:01:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-54036</guid>
		<description>Hayatımda en hazetmediğim şeylerden biri de sidik yarışları oldu hep, anlamadan insanları yargılamak. Maalesef ki yanlış ülkede doğmuşum, zira burası sidik yarışçıları için biçilmiş kaftan. Halkımızın prim verdiği yücelttiği bir şey bu. 
Ne var ki milliyetçiler ve Kemalistlerle örülü kendi çevremde, onların tam anlamıyla &lt;em&gt;"Ben her şeyi bilirim"&lt;/em&gt; insanları olduklarını gözlemledikçe; etki-tepkiyle ben de kendilerini aynı terazide tartmaya başladım artık. Milliyetçilere ve Kemalistlere karşı onların kendi üsluplarını takınarak yaklaşmak iyi mi kötü mü şu an bilemiyorum ama, &lt;em&gt;"Milliyetçilik"&lt;/em&gt; konusuna bakışım: &lt;em&gt;Güçlü bir zehir. Denizanası gibi ortaya çıkıp ahtapotlaşan, sanki kene gibi bir kan emicisi&lt;/em&gt; olduğu yönünde.


Bir haber sitesindeki, Ermeni Soykırımı'nın ABD Temsilciler Meclisi'nde kabulü haberinin altına dahi Türk bayrağı resimlerine yönlenen onlarca link atan, küfreden, ve sembollerine işaret etmenin ötesinde hiçbir şey yazamayan, linçi, küfürü ve kötülemeyi iyi bilen, ama yapıcı tek bir taş koyamayan, koy(a)madığı gibi ülkemizin daha yaşanılası bir yer olması için demokrasi adına atılan her adımda da baştaki partiye ve kutsallaştırdığı TSK'sına bakarak gelişimin önüne tökezler döşeyen at gözlüklü bu kitlenin, kendi kibri içinde boğulması dileklerimle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımda en hazetmediğim şeylerden biri de sidik yarışları oldu hep, anlamadan insanları yargılamak. Maalesef ki yanlış ülkede doğmuşum, zira burası sidik yarışçıları için biçilmiş kaftan. Halkımızın prim verdiği yücelttiği bir şey bu.<br />
Ne var ki milliyetçiler ve Kemalistlerle örülü kendi çevremde, onların tam anlamıyla <em>&#8220;Ben her şeyi bilirim&#8221;</em> insanları olduklarını gözlemledikçe; etki-tepkiyle ben de kendilerini aynı terazide tartmaya başladım artık. Milliyetçilere ve Kemalistlere karşı onların kendi üsluplarını takınarak yaklaşmak iyi mi kötü mü şu an bilemiyorum ama, <em>&#8220;Milliyetçilik&#8221;</em> konusuna bakışım: <em>Güçlü bir zehir. Denizanası gibi ortaya çıkıp ahtapotlaşan, sanki kene gibi bir kan emicisi</em> olduğu yönünde.</p>
<p>Bir haber sitesindeki, Ermeni Soykırımı&#8217;nın ABD Temsilciler Meclisi&#8217;nde kabulü haberinin altına dahi Türk bayrağı resimlerine yönlenen onlarca link atan, küfreden, ve sembollerine işaret etmenin ötesinde hiçbir şey yazamayan, linçi, küfürü ve kötülemeyi iyi bilen, ama yapıcı tek bir taş koyamayan, koy(a)madığı gibi ülkemizin daha yaşanılası bir yer olması için demokrasi adına atılan her adımda da baştaki partiye ve kutsallaştırdığı TSK&#8217;sına bakarak gelişimin önüne tökezler döşeyen at gözlüklü bu kitlenin, kendi kibri içinde boğulması dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>muzaffer tabanlı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-54024</link>
		<dc:creator>muzaffer tabanlı</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 15:26:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-54024</guid>
		<description>Üzülüyorum.
Düşünen insanın kendini ifade etmekte böylesine zorlanmasını, netlik arayışını kaosa çevirmelerini, günümüz koşullarında netlik kazanmış böylesine basit önermelerle ilgili
Yazdıkça yazmak istemelerini anlamıyor, bir çeşit mazoşizm kokusu alıyorum.
Öküzün altında buzağı aramaya gerek yok.
İspanya’nın nükleer atık dolu gemisini İskenderun açıklarında batırması herhalde milliyetçilikle ilgili olsa gerektir. Artık tüm insanlığın aynı gemide olduğu kesinlikle bilinmesine rağmen..
Günümüzde birey olabilmek eskiye göre oldukça kolay olsa da yine de çileli bir süreçtir. Bir gruba ait olmak, yaşamı gruplar arası rekabetten, çatışmalardan ibaret olarak algılamak bize sunulan ilk  ve kolay anlaşılır öneridir. 
Hiç kimse, neden Fenerbahçe’li yada Galatasaray’lı olduğunu açıklayamaz. Çünkü önemli olan sadece  taraf, “taraftar” olmak, bir tarafa ait olmaktır. 
Fenerbahçe olduğu için diğer takımlar da vardır yada diğer takımlar olduğu için Fenerbahçe..
Giderek globalleşiyoruz. Artık tuttuğumuz takımın dışında birde uluslararası arenada tuttuğumuz takım var. İnsanların kendi ülkelerine ait olmayan bir takımın da yandaşı olabilmeleri sanırım milliyetçiliğin evrimine uzanan yola ışık tutuyor. 
Saygıyla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Üzülüyorum.<br />
Düşünen insanın kendini ifade etmekte böylesine zorlanmasını, netlik arayışını kaosa çevirmelerini, günümüz koşullarında netlik kazanmış böylesine basit önermelerle ilgili<br />
Yazdıkça yazmak istemelerini anlamıyor, bir çeşit mazoşizm kokusu alıyorum.<br />
Öküzün altında buzağı aramaya gerek yok.<br />
İspanya’nın nükleer atık dolu gemisini İskenderun açıklarında batırması herhalde milliyetçilikle ilgili olsa gerektir. Artık tüm insanlığın aynı gemide olduğu kesinlikle bilinmesine rağmen..<br />
Günümüzde birey olabilmek eskiye göre oldukça kolay olsa da yine de çileli bir süreçtir. Bir gruba ait olmak, yaşamı gruplar arası rekabetten, çatışmalardan ibaret olarak algılamak bize sunulan ilk  ve kolay anlaşılır öneridir.<br />
Hiç kimse, neden Fenerbahçe’li yada Galatasaray’lı olduğunu açıklayamaz. Çünkü önemli olan sadece  taraf, “taraftar” olmak, bir tarafa ait olmaktır.<br />
Fenerbahçe olduğu için diğer takımlar da vardır yada diğer takımlar olduğu için Fenerbahçe..<br />
Giderek globalleşiyoruz. Artık tuttuğumuz takımın dışında birde uluslararası arenada tuttuğumuz takım var. İnsanların kendi ülkelerine ait olmayan bir takımın da yandaşı olabilmeleri sanırım milliyetçiliğin evrimine uzanan yola ışık tutuyor.<br />
Saygıyla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fatih Akbay tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-49074</link>
		<dc:creator>Fatih Akbay</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 11:11:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-49074</guid>
		<description>Öncelikle nitelikli eleştirielriniz için teşekür ederim.. SAYIN MB, paylaştığınız söz güzel; ancak kanımca binbir çehreli hakikatin bir kaç yüzünü ifade ediyor.. Müsadenizle bir söz de ben söyleyeim. FAŞİZM, MİLİYETÇİLİĞİN YARAMAZ ÇOCUĞUDUR! YURDUM AYDINI BU YARAMAZ ÇOCUĞUN YAPTIKLARINI ÖTEKİLEŞTİRDİĞİ DİĞER KİMSELERE MAL ETMEKTEDİR.

 Sayın Aziz Yılmaz. Yazıyı titizlikle inceleyip yorum ve eklemelerde bulunduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Geniş zamanda eleştirilerinize cevap vermeye çalışacağım.. Ancak önemli bir istirhamım, yorum yazılmasa bile, velev ki yarıdan fazlasına karşı çıkılsa bile yazının tamamının okunması.. Muhtemelen bazı potansiyel soruların yanıtı vardır yazıda..

 Bir önemli husus da sayın MY'nin yorumu. BU YORUM, ASLINDA NORMAL YURDUM AYDINI'nın ruh halini yansıtıyor. (Isdırap ve GAZA..) Çünkü yukarıdaki  yazıda da, dolaylı da olsa temas edildiği gibi ülkemizdeki Liberaller, Hümanistler ve sol eğilimliler hep karşı tarafı ısdırap içinde görme eğilimindedir.

 Filmlerde de hep sağ günah çıkarırken sol daima özgürlük havarisidir. Burada bir hususu belirteyim. Sağ ve SOL Fransız İhtilalinin acı meyveleri. Cemil Meriç' göre İKİ İFRİT! Burada bir kesimin avukatlığına soyunma gibi derdimiz yok; ama bu bakış açıları fazlaca dikat çekiyor!!

 Yorumları geniş zamanda ayrıntılı olarak değerlendireceğim nasip olursa.. Ancak yazıya ek olması için iki hususu ekliyorum:

 Yazıda FAŞİZAN YAKLAŞIMLAR olarak değerlendirdiğimiz Atsız çizgisi ile Recep PEKER'İN İKİ YAKLAŞIMI VEREREK faşizm ile  TÜRK Milliyetçiliği çizgisinin ne kadar uzak olduğunu ifade etmek istiyorum. DİKKAT EDİN, FAŞİZAN YAKLAŞIMLAR BİLE HEM FAŞİZMİ KABUL ETMİYOR, HEM DE OLDUKÇA LİBERAL..

 ÖNCE ATSIZ'IN YAZISI: (Kaynak isteyen olursa belirtiriz)

 "Faşist" demek bir devrin İtalyan milliyetçisi demektir. İtalyanca "facio" kelimesinden doğan bu sıfat, Musolini'nin İtalyan milliyetçi partisi mensuplarına alem olmuş, İtalyan milliyetçiliğine de "faşizm" denmişti. Milliyetçiliğin milletleri sardığı sırada hepsi ayrı ayrı adlar almış; Almanlar "nazi" (Nasyonal Sosyalist'ten kısaltma), İspanyollar "falanjist", Belçikalılar "reksist", Romenler "gardist" kelimesini kullanmıştı. Bu disiplinli ve komünist düşmanı milliyetçilik ilk önce İtalya'da çıktığı için hepsine birden "faşizm" demek âdet olmuştu. 
 
"Faşist" demek bir devrin İtalyan milliyetçisi demektir. İtalyanca "facio" kelimesinden doğan bu sıfat, Musolini'nin İtalyan milliyetçi partisi mensuplarına alem olmuş, İtalyan milliyetçiliğine de "faşizm" denmişti. Milliyetçiliğin milletleri sardığı sırada hepsi ayrı ayrı adlar almış; Almanlar "nazi" (Nasyonal Sosyalist'ten kısaltma), İspanyollar "falanjist", Belçikalılar "reksist", Romenler "gardist" kelimesini kullanmıştı. Bu disiplinli ve komünist düşmanı milliyetçilik ilk önce İtalya'da çıktığı için hepsine birden "faşizm" demek âdet olmuştu. 

Faşizm ve komünizm aşağı yukarı aynı yıllarda İtalya ve Rusya'da iktidara geldiğinden komünistler, kendi düşmanlarına, bütün milliyetçilere ve giderek komünist olmayan herkese faşist demeye başlamışlardı. 

Basit ve iptidâî komünist zihniyeti beş on kelimenin tutsağı hâline geldiği ve çapraşık meseleleri kavrayamayıp onları yavanlaştırdığı için dünyayı komünist ve faşistlerden mürekkep iki grup hâlinde görüyordu. 

Bizde de 1970'lerdeki olaylar, komünistlerin kendilerinden olmayan herkese faşist dediğini bir kere daha ortaya koymuştur. Yani Türkiye'de komünistlerin faşist dediği, komünizm karşısında olan kimseler, özellikle Türk milliyetçileridir. 

Türkiye'de komünistler vardır. Gizli bir komünist partisi de 1920'den beri daima mevcut olmuştur. Fakat Türkiye'de faşist olmadığı gibi açık veya gizli bir faşist partisi de yoktur. 

Komünistler milliyeti inkâr ettikleri için dünyadaki bütün komünist partileri dost ve müttefiktir. Halbuki her milliyetçilik başka milliyetçiliklerin aleyhinde olduğundan komünistlerin topyekûn faşist diye adlandırdığı ayrı milletlerin milliyetçileri birbirinin düşmanı veya zıddıdır. 

Türkiye'de faşist, şu veya bu değil, Türkçü gençler vardır. Bunlar göğüslerine millî alâmet olan Bozkurtlu rozet takarlar ve kendilerine Bozkurt derler. Komünistlerin gemi azıya aldığı yıllarda Adalet Partisi, kasdî mi olduğu hâlâ anlaşılmayan bir acz içinde olaylara seyirci kalırken millî duyguyu ve hattâ devleti bilek gücü ile savunanlar, düşmanları tarafından komando diye adlandırılan bu Bozkurtlardı. 

İsmet İnönü, mahut zihniyetiyle bunları zamanın cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a şikâyet ederken Sunay Paşa sâbık millî şefe tarihî cevabını vererek onu susturmuştu. 

Şimdi gazete havadislerinden öğreniyoruz ki küçük Bozkurtlardan biri, 16 yaşındaki Necati Kaya, göğsünde Bozkurtlu rozet olduğu için okul müdürü tarafından yüzüne sert bir cisimle vurularak komaya girmiş ve kurtarılamayarak ölmüştür. Bu kahraman (!) okul müdürü için ne söylense, ne kadar övülse azdır. Kine bakınız ki daha 16 yaşında bulunan körpe bir çocuğa elle değil de sert bir şeyle vuruyor, bunu da o çocuk göğsünde millî sembol olan Bozkurtu taşıdığı için yapıyor. 

Bu cinayetten birkaç gün önce bir bakanın okullardaki faşistleri yumuşaklıkla yola getireceklerini söylemesi şaşırtıcı olmaktan da daha ileri bir şeydi. Bu faşistler kimlerdi? Varsa, adlarını söylemek devlet sırlarını açığa vurmak olmayacağı için hiç olmazsa bir tek isim vermesi gerekmez miydi? 

Millî sembol düşmanlığı, milliyet düşmanlığı, milliyetçi düşmanlığı, millet düşmanlığı acaba nerelere kadar yürüyecek? Onlara şairin şu beytini hatırlatacağız: 

Bu kavmın titre makrûn-ı adâlet intikamından; 
Kılıçlar çıkmasın bir kerre pür-satvet niyâmından. 
(Bu kavmın, adaletin yanında olan intikâmından titre. Kılıçlar kahredici olarak bir kere kınından çıkmaya görsün.) 

Bozkurt'tan çakallar, köpekler ve tilkiler korkar. Kendi mefâhirine düşman olanın bu âdi hayvanlardan ne farkı olabilir ki?..''
 
 İKİNCİ OLARAK RECEP PEKER: (Yazı 29 MART 1947 TARİHLİ. Kemal KARPAT'IN BİR ESERİNDEN ALINTI..)

 ''..Yurdumuzun bazı parçalarında oturan ve Kürtçe konuşan vatandaşlarımızı da sevgi ile göğsümüze basıyoruz.. IRKÇI miliyetçilik tamamen anti demokratiktir, irredantistir ve emperyalisttir.. KOMÜNİZM'DEN VE IRKÇILIKTAN KORUNMANIN  en tesirli vasıtası asil, temiz ve billurlaşmış bir miliyetçilik duygusudur!...''

 Aşırısı böyle ise ortalamasını söylemeye gerek yok.. Söylenecek çok şey var. Ancak konu dağılmasın diye bazı hususları zamana bırakıyorum..

 Bugün Miliyetçiliğe karşı çıkan olabilir, buna da bir ölçüde saygı duyulur; ancak meseleye neresinden bakarsak bakalım Faşizm bize uzak!! Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle nitelikli eleştirielriniz için teşekür ederim.. SAYIN MB, paylaştığınız söz güzel; ancak kanımca binbir çehreli hakikatin bir kaç yüzünü ifade ediyor.. Müsadenizle bir söz de ben söyleyeim. FAŞİZM, MİLİYETÇİLİĞİN YARAMAZ ÇOCUĞUDUR! YURDUM AYDINI BU YARAMAZ ÇOCUĞUN YAPTIKLARINI ÖTEKİLEŞTİRDİĞİ DİĞER KİMSELERE MAL ETMEKTEDİR.</p>
<p> Sayın Aziz Yılmaz. Yazıyı titizlikle inceleyip yorum ve eklemelerde bulunduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Geniş zamanda eleştirilerinize cevap vermeye çalışacağım.. Ancak önemli bir istirhamım, yorum yazılmasa bile, velev ki yarıdan fazlasına karşı çıkılsa bile yazının tamamının okunması.. Muhtemelen bazı potansiyel soruların yanıtı vardır yazıda..</p>
<p> Bir önemli husus da sayın MY&#8217;nin yorumu. BU YORUM, ASLINDA NORMAL YURDUM AYDINI&#8217;nın ruh halini yansıtıyor. (Isdırap ve GAZA..) Çünkü yukarıdaki  yazıda da, dolaylı da olsa temas edildiği gibi ülkemizdeki Liberaller, Hümanistler ve sol eğilimliler hep karşı tarafı ısdırap içinde görme eğilimindedir.</p>
<p> Filmlerde de hep sağ günah çıkarırken sol daima özgürlük havarisidir. Burada bir hususu belirteyim. Sağ ve SOL Fransız İhtilalinin acı meyveleri. Cemil Meriç&#8217; göre İKİ İFRİT! Burada bir kesimin avukatlığına soyunma gibi derdimiz yok; ama bu bakış açıları fazlaca dikat çekiyor!!</p>
<p> Yorumları geniş zamanda ayrıntılı olarak değerlendireceğim nasip olursa.. Ancak yazıya ek olması için iki hususu ekliyorum:</p>
<p> Yazıda FAŞİZAN YAKLAŞIMLAR olarak değerlendirdiğimiz Atsız çizgisi ile Recep PEKER&#8217;İN İKİ YAKLAŞIMI VEREREK faşizm ile  TÜRK Milliyetçiliği çizgisinin ne kadar uzak olduğunu ifade etmek istiyorum. DİKKAT EDİN, FAŞİZAN YAKLAŞIMLAR BİLE HEM FAŞİZMİ KABUL ETMİYOR, HEM DE OLDUKÇA LİBERAL..</p>
<p> ÖNCE ATSIZ&#8217;IN YAZISI: (Kaynak isteyen olursa belirtiriz)</p>
<p> &#8220;Faşist&#8221; demek bir devrin İtalyan milliyetçisi demektir. İtalyanca &#8220;facio&#8221; kelimesinden doğan bu sıfat, Musolini&#8217;nin İtalyan milliyetçi partisi mensuplarına alem olmuş, İtalyan milliyetçiliğine de &#8220;faşizm&#8221; denmişti. Milliyetçiliğin milletleri sardığı sırada hepsi ayrı ayrı adlar almış; Almanlar &#8220;nazi&#8221; (Nasyonal Sosyalist&#8217;ten kısaltma), İspanyollar &#8220;falanjist&#8221;, Belçikalılar &#8220;reksist&#8221;, Romenler &#8220;gardist&#8221; kelimesini kullanmıştı. Bu disiplinli ve komünist düşmanı milliyetçilik ilk önce İtalya&#8217;da çıktığı için hepsine birden &#8220;faşizm&#8221; demek âdet olmuştu. </p>
<p>&#8220;Faşist&#8221; demek bir devrin İtalyan milliyetçisi demektir. İtalyanca &#8220;facio&#8221; kelimesinden doğan bu sıfat, Musolini&#8217;nin İtalyan milliyetçi partisi mensuplarına alem olmuş, İtalyan milliyetçiliğine de &#8220;faşizm&#8221; denmişti. Milliyetçiliğin milletleri sardığı sırada hepsi ayrı ayrı adlar almış; Almanlar &#8220;nazi&#8221; (Nasyonal Sosyalist&#8217;ten kısaltma), İspanyollar &#8220;falanjist&#8221;, Belçikalılar &#8220;reksist&#8221;, Romenler &#8220;gardist&#8221; kelimesini kullanmıştı. Bu disiplinli ve komünist düşmanı milliyetçilik ilk önce İtalya&#8217;da çıktığı için hepsine birden &#8220;faşizm&#8221; demek âdet olmuştu. </p>
<p>Faşizm ve komünizm aşağı yukarı aynı yıllarda İtalya ve Rusya&#8217;da iktidara geldiğinden komünistler, kendi düşmanlarına, bütün milliyetçilere ve giderek komünist olmayan herkese faşist demeye başlamışlardı. </p>
<p>Basit ve iptidâî komünist zihniyeti beş on kelimenin tutsağı hâline geldiği ve çapraşık meseleleri kavrayamayıp onları yavanlaştırdığı için dünyayı komünist ve faşistlerden mürekkep iki grup hâlinde görüyordu. </p>
<p>Bizde de 1970&#8242;lerdeki olaylar, komünistlerin kendilerinden olmayan herkese faşist dediğini bir kere daha ortaya koymuştur. Yani Türkiye&#8217;de komünistlerin faşist dediği, komünizm karşısında olan kimseler, özellikle Türk milliyetçileridir. </p>
<p>Türkiye&#8217;de komünistler vardır. Gizli bir komünist partisi de 1920&#8242;den beri daima mevcut olmuştur. Fakat Türkiye&#8217;de faşist olmadığı gibi açık veya gizli bir faşist partisi de yoktur. </p>
<p>Komünistler milliyeti inkâr ettikleri için dünyadaki bütün komünist partileri dost ve müttefiktir. Halbuki her milliyetçilik başka milliyetçiliklerin aleyhinde olduğundan komünistlerin topyekûn faşist diye adlandırdığı ayrı milletlerin milliyetçileri birbirinin düşmanı veya zıddıdır. </p>
<p>Türkiye&#8217;de faşist, şu veya bu değil, Türkçü gençler vardır. Bunlar göğüslerine millî alâmet olan Bozkurtlu rozet takarlar ve kendilerine Bozkurt derler. Komünistlerin gemi azıya aldığı yıllarda Adalet Partisi, kasdî mi olduğu hâlâ anlaşılmayan bir acz içinde olaylara seyirci kalırken millî duyguyu ve hattâ devleti bilek gücü ile savunanlar, düşmanları tarafından komando diye adlandırılan bu Bozkurtlardı. </p>
<p>İsmet İnönü, mahut zihniyetiyle bunları zamanın cumhurbaşkanı Cevdet Sunay&#8217;a şikâyet ederken Sunay Paşa sâbık millî şefe tarihî cevabını vererek onu susturmuştu. </p>
<p>Şimdi gazete havadislerinden öğreniyoruz ki küçük Bozkurtlardan biri, 16 yaşındaki Necati Kaya, göğsünde Bozkurtlu rozet olduğu için okul müdürü tarafından yüzüne sert bir cisimle vurularak komaya girmiş ve kurtarılamayarak ölmüştür. Bu kahraman (!) okul müdürü için ne söylense, ne kadar övülse azdır. Kine bakınız ki daha 16 yaşında bulunan körpe bir çocuğa elle değil de sert bir şeyle vuruyor, bunu da o çocuk göğsünde millî sembol olan Bozkurtu taşıdığı için yapıyor. </p>
<p>Bu cinayetten birkaç gün önce bir bakanın okullardaki faşistleri yumuşaklıkla yola getireceklerini söylemesi şaşırtıcı olmaktan da daha ileri bir şeydi. Bu faşistler kimlerdi? Varsa, adlarını söylemek devlet sırlarını açığa vurmak olmayacağı için hiç olmazsa bir tek isim vermesi gerekmez miydi? </p>
<p>Millî sembol düşmanlığı, milliyet düşmanlığı, milliyetçi düşmanlığı, millet düşmanlığı acaba nerelere kadar yürüyecek? Onlara şairin şu beytini hatırlatacağız: </p>
<p>Bu kavmın titre makrûn-ı adâlet intikamından;<br />
Kılıçlar çıkmasın bir kerre pür-satvet niyâmından.<br />
(Bu kavmın, adaletin yanında olan intikâmından titre. Kılıçlar kahredici olarak bir kere kınından çıkmaya görsün.) </p>
<p>Bozkurt&#8217;tan çakallar, köpekler ve tilkiler korkar. Kendi mefâhirine düşman olanın bu âdi hayvanlardan ne farkı olabilir ki?..&#8221;</p>
<p> İKİNCİ OLARAK RECEP PEKER: (Yazı 29 MART 1947 TARİHLİ. Kemal KARPAT&#8217;IN BİR ESERİNDEN ALINTI..)</p>
<p> &#8221;..Yurdumuzun bazı parçalarında oturan ve Kürtçe konuşan vatandaşlarımızı da sevgi ile göğsümüze basıyoruz.. IRKÇI miliyetçilik tamamen anti demokratiktir, irredantistir ve emperyalisttir.. KOMÜNİZM&#8217;DEN VE IRKÇILIKTAN KORUNMANIN  en tesirli vasıtası asil, temiz ve billurlaşmış bir miliyetçilik duygusudur!&#8230;&#8221;</p>
<p> Aşırısı böyle ise ortalamasını söylemeye gerek yok.. Söylenecek çok şey var. Ancak konu dağılmasın diye bazı hususları zamana bırakıyorum..</p>
<p> Bugün Miliyetçiliğe karşı çıkan olabilir, buna da bir ölçüde saygı duyulur; ancak meseleye neresinden bakarsak bakalım Faşizm bize uzak!! Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aziz yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-49015</link>
		<dc:creator>aziz yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 12:15:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-49015</guid>
		<description>Konuyu önemsediğimden olsa gerek ilave edeceğim bir kaç husus daha olacak.

Ayrıca benim kişisel olarak ilgi duyup önemsemem bir yana,bana göre hayati önem arzediyor.Zira milliyetçiliğin son çeyrek asırda ülkemizde nasıl bir toplumsal kaos yarattığı sonuçlarıyla ortadadır.

Öncelikle,milliyetçilik dediğimiz olguyu nereye koymamız gerekiyor?Bence buradan başlanabilir.Sadece "sakıncalıdır"diye kestirip atamayız.Zira bu tarz bir yaklaşım her şeyden önce sakıncalı olduğu düşünülen olguyu ortadan kaldırmaz ya da varsayıldığı düşünülen "zararları"bertaraf etmeye yetmez.

O halde bir kimlik,bir aidiyet biçimi mi?
Gelenek,görenek,ortak kültür vb.den teşekkül bir yaşam biçimi mi?
Yoksa birey(ler)in duygusal bağlarla-kendilerini-bağlı hisettiği bir varoluş şekli mi?

Bunların hepsi de muhtemel nedenlerdir.Ve ayrıca bu hissiyat içerisinde olan her insanın bunu ard niyetle amaçladığını söylemek yanlış.

Dolayısıyla dışlayıcı değil,daha birleştirici,daha kaynaştırıcı,anlama ve empatiyi esas alan bir çaba daha yapıcı ve isabetli olacaktır.

Ayrıca milliyetçilik dediğimiz olgu salt belirli bir ulusla özdeşleştirilemez.Önemli olan getirdiği sonuçlar üzerinden ortak bir zemin yakalayabilmek.Bu anlamda salt bir etnik topluluğun adres gösterilerek sorumlu tutulması hadisenin kaynağına götürmez bizi.Çok çok milliyetçiliğe karşı gibi görünürken kendimizi karşı milliyetçiliğin sularında yelken açmış görürüz.Bu kısmını biraz daha açmak istiyorum.Malum,tıpkı toplumsal ve sınıfsal çelişkiler,sistemler vb.konular gibi milliyetçilik kavram ve olgusu irdelenirken konu uzmanlarınca "ezen ulus/ezilen ulus milliyetçiliği"şeklinde kategorize edilir.Bu aynı zamanda milliyetçiliğin bir nevi meşrulaştırılmasıdır.Günümüzün toplumsal dokusuna,farklılıklar arasındaki ilişkilere bakıldığında bu gerçeği görürüz.Belki kimi çevrelerce "ezilen ulus"un günahsız olduğu ve kendisine başka bir seçenek bırakılmadığı düşünülebilir.Etki tepki dediğimiz etkileşim de kısmen bu gerekçeyi doğrular.Fakat neticede hangi gömlek biçilirse biçilsin bu hissiyatın beslendiği kaynak ve olası sonuçları "daha kötü"olduğu varsayılan milliyetçilikten aşağı değildir.Zira öyle ya da böyle olsun "ötekileştirme"dediğimiz sendromu barındırır...İster konuşarak/tartışarak olsun,ister daha vahimi şiddet yaratsın;biri diğerini tetikleyerek besler.Bugün ülkemizde varolan kimlik çatışması bu gerçeğin sonucu ortaya çıkmıştır.Lübnanlı yazar Amin Maalof'un çok yerinde tesbitiyle,kimlikler ölümcüldür.(ilgilenen okurlara yazarın Türkçe'ye "Ölümcül Kimlikler"olarak çevrilen deneme kitabını ısrarla tavsiye ederim)

Konuya dönecek olursak,nasıl tanımlarsak tanımlayalım milliyetçilik tıpkı diğer adiyet biçimleri gibi insanın kendisini üzerinden tanımladığı/gerçekleştirdiği bir edimdir.Her şeyden önce ait olma duygusudur.Kendisini bir inanca adayan "dindar"gibi,bir ideolojiyle kendisini tanımlayan birey gibi...Ya da farklı bir cinsel tercih/yönelim-farklı yorumları olabilir-benimseyen bireyler gibi.

Konuya bu çerçeveden yaklaşınca bir takım sorular beliriyor ister istemez.Misal,madem milliyetçilik de(onaylayıp onaylamamak ayrı bir konu)sonuçta bir aidiyet şekli,bir kimlikse o halde neden diğerlerine göre daha tehlikeli bulunuyor?Konu sitede tartışılmaya başlandığından beri bu soru kurcalıyor kafamı.Şayet belli bir özellik atfedilen herhangi bir aidiyet toplum için "bölücü"bir işlev görüyorsa mantıken milliyetçilik dışındaki kimlikler de benzer risklere pekâlâ açık demektir.Tabii bu basit bir zihin cimnastiği,kesin doğru demiyorum,bir varsayım.

Şimdi bu varsayımdan yola çıkarak biraz daha mantık yürütelim.İnançlı dostlarım beni bağışlasın,dinleri/dini inançları diğer adiyet biçimleriyle indirgemeci bir mantıkla kıyaslamaktan imtina ederim.Burada asıl vurgulamak istediğim nokta,şayet herhangi bir aidiyet diğeri üzerinde bir tahakküm aracına dönüşürse din(ler)in bu anlamda bir çatışma aracına dönüşmesi kaçınılmazdır.Zaten dinler ve medeniyetler arası diyalog diye günümüzde bir diyalog üzerinde ısrarla duruluyor olması bu nedenledir.

Dolayısıyla bireyin inancı,tercihi,kendisini hangi etnik topluluğa,hangi kültüre yakın hisettiği vs kendi vicdani kanatiyle sınırlı kaldığı sürece çatışmayı gerektirecek bir durum kalmaz ortada.

Bu bağlamda elbette milliyetçilik duygusu da diğer kimlik ve aidiyetler gibi hür ve özgür olmalı.İsteyen dilini,kültürünü,örfünü,adetini,folklörünü geliştirsin.Hatta diğer dünya uluslarıyla bu anlamda bir rekabet oluşsun.Her fert birarda yaşadığı vatandaşlarının daha bir refah içerisinde yaşaması için çaba sarfetsin...Ülkesini kalkındırsın,milli değerlerini gelecek kuşaklara aktarsın.Eğer milliyetçilik bu çabaların toplamıysa kavramların bir önemi yok varsın ben de milliyetçi olayım.

Ama ortada bunu engelleyen fiili bir saldırı/tehdit yokken,yukarıda kısaca değindiğim çabaları hiç önemsemeyerek insanların gözünün içine bayrak sokarak da milliyetçilik yapılmaz.Yapılıyorsa da masum,müspet falan olmaktan çıkar.Hele başka toplulukları hor ve hakir,kendi milliyetini üstün görerek yapılıyorsa bunun adı başka bir şey olur.En nihayetinde doğal bir tepki yaratır...Başka milliyetçiliklerin dğmasına ve dolayısıyla önü alınmaz çatışmalara dönüşür.Günümüz Türkiye'sinde bundan çok çekiyoruz zira.

Sonuç itibariyle hoşgörü ve birarada yaşama kültürü çerçevesinde kaldığı sürece kimlikler,farklılıklar kavga ve çatışma aracı değil bir zenginliktir.Farklı milliyetlere mensup topluluklar için de aynı durum geçerlidir.Birbirine tahammül edilebildiğinde,saygılı olunduğunda isteyen milliyetçi olarak tanımlasın kendisini,isteyen vatansever...Bence sorun yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyu önemsediğimden olsa gerek ilave edeceğim bir kaç husus daha olacak.</p>
<p>Ayrıca benim kişisel olarak ilgi duyup önemsemem bir yana,bana göre hayati önem arzediyor.Zira milliyetçiliğin son çeyrek asırda ülkemizde nasıl bir toplumsal kaos yarattığı sonuçlarıyla ortadadır.</p>
<p>Öncelikle,milliyetçilik dediğimiz olguyu nereye koymamız gerekiyor?Bence buradan başlanabilir.Sadece &#8220;sakıncalıdır&#8221;diye kestirip atamayız.Zira bu tarz bir yaklaşım her şeyden önce sakıncalı olduğu düşünülen olguyu ortadan kaldırmaz ya da varsayıldığı düşünülen &#8220;zararları&#8221;bertaraf etmeye yetmez.</p>
<p>O halde bir kimlik,bir aidiyet biçimi mi?<br />
Gelenek,görenek,ortak kültür vb.den teşekkül bir yaşam biçimi mi?<br />
Yoksa birey(ler)in duygusal bağlarla-kendilerini-bağlı hisettiği bir varoluş şekli mi?</p>
<p>Bunların hepsi de muhtemel nedenlerdir.Ve ayrıca bu hissiyat içerisinde olan her insanın bunu ard niyetle amaçladığını söylemek yanlış.</p>
<p>Dolayısıyla dışlayıcı değil,daha birleştirici,daha kaynaştırıcı,anlama ve empatiyi esas alan bir çaba daha yapıcı ve isabetli olacaktır.</p>
<p>Ayrıca milliyetçilik dediğimiz olgu salt belirli bir ulusla özdeşleştirilemez.Önemli olan getirdiği sonuçlar üzerinden ortak bir zemin yakalayabilmek.Bu anlamda salt bir etnik topluluğun adres gösterilerek sorumlu tutulması hadisenin kaynağına götürmez bizi.Çok çok milliyetçiliğe karşı gibi görünürken kendimizi karşı milliyetçiliğin sularında yelken açmış görürüz.Bu kısmını biraz daha açmak istiyorum.Malum,tıpkı toplumsal ve sınıfsal çelişkiler,sistemler vb.konular gibi milliyetçilik kavram ve olgusu irdelenirken konu uzmanlarınca &#8220;ezen ulus/ezilen ulus milliyetçiliği&#8221;şeklinde kategorize edilir.Bu aynı zamanda milliyetçiliğin bir nevi meşrulaştırılmasıdır.Günümüzün toplumsal dokusuna,farklılıklar arasındaki ilişkilere bakıldığında bu gerçeği görürüz.Belki kimi çevrelerce &#8220;ezilen ulus&#8221;un günahsız olduğu ve kendisine başka bir seçenek bırakılmadığı düşünülebilir.Etki tepki dediğimiz etkileşim de kısmen bu gerekçeyi doğrular.Fakat neticede hangi gömlek biçilirse biçilsin bu hissiyatın beslendiği kaynak ve olası sonuçları &#8220;daha kötü&#8221;olduğu varsayılan milliyetçilikten aşağı değildir.Zira öyle ya da böyle olsun &#8220;ötekileştirme&#8221;dediğimiz sendromu barındırır&#8230;İster konuşarak/tartışarak olsun,ister daha vahimi şiddet yaratsın;biri diğerini tetikleyerek besler.Bugün ülkemizde varolan kimlik çatışması bu gerçeğin sonucu ortaya çıkmıştır.Lübnanlı yazar Amin Maalof&#8217;un çok yerinde tesbitiyle,kimlikler ölümcüldür.(ilgilenen okurlara yazarın Türkçe&#8217;ye &#8220;Ölümcül Kimlikler&#8221;olarak çevrilen deneme kitabını ısrarla tavsiye ederim)</p>
<p>Konuya dönecek olursak,nasıl tanımlarsak tanımlayalım milliyetçilik tıpkı diğer adiyet biçimleri gibi insanın kendisini üzerinden tanımladığı/gerçekleştirdiği bir edimdir.Her şeyden önce ait olma duygusudur.Kendisini bir inanca adayan &#8220;dindar&#8221;gibi,bir ideolojiyle kendisini tanımlayan birey gibi&#8230;Ya da farklı bir cinsel tercih/yönelim-farklı yorumları olabilir-benimseyen bireyler gibi.</p>
<p>Konuya bu çerçeveden yaklaşınca bir takım sorular beliriyor ister istemez.Misal,madem milliyetçilik de(onaylayıp onaylamamak ayrı bir konu)sonuçta bir aidiyet şekli,bir kimlikse o halde neden diğerlerine göre daha tehlikeli bulunuyor?Konu sitede tartışılmaya başlandığından beri bu soru kurcalıyor kafamı.Şayet belli bir özellik atfedilen herhangi bir aidiyet toplum için &#8220;bölücü&#8221;bir işlev görüyorsa mantıken milliyetçilik dışındaki kimlikler de benzer risklere pekâlâ açık demektir.Tabii bu basit bir zihin cimnastiği,kesin doğru demiyorum,bir varsayım.</p>
<p>Şimdi bu varsayımdan yola çıkarak biraz daha mantık yürütelim.İnançlı dostlarım beni bağışlasın,dinleri/dini inançları diğer adiyet biçimleriyle indirgemeci bir mantıkla kıyaslamaktan imtina ederim.Burada asıl vurgulamak istediğim nokta,şayet herhangi bir aidiyet diğeri üzerinde bir tahakküm aracına dönüşürse din(ler)in bu anlamda bir çatışma aracına dönüşmesi kaçınılmazdır.Zaten dinler ve medeniyetler arası diyalog diye günümüzde bir diyalog üzerinde ısrarla duruluyor olması bu nedenledir.</p>
<p>Dolayısıyla bireyin inancı,tercihi,kendisini hangi etnik topluluğa,hangi kültüre yakın hisettiği vs kendi vicdani kanatiyle sınırlı kaldığı sürece çatışmayı gerektirecek bir durum kalmaz ortada.</p>
<p>Bu bağlamda elbette milliyetçilik duygusu da diğer kimlik ve aidiyetler gibi hür ve özgür olmalı.İsteyen dilini,kültürünü,örfünü,adetini,folklörünü geliştirsin.Hatta diğer dünya uluslarıyla bu anlamda bir rekabet oluşsun.Her fert birarda yaşadığı vatandaşlarının daha bir refah içerisinde yaşaması için çaba sarfetsin&#8230;Ülkesini kalkındırsın,milli değerlerini gelecek kuşaklara aktarsın.Eğer milliyetçilik bu çabaların toplamıysa kavramların bir önemi yok varsın ben de milliyetçi olayım.</p>
<p>Ama ortada bunu engelleyen fiili bir saldırı/tehdit yokken,yukarıda kısaca değindiğim çabaları hiç önemsemeyerek insanların gözünün içine bayrak sokarak da milliyetçilik yapılmaz.Yapılıyorsa da masum,müspet falan olmaktan çıkar.Hele başka toplulukları hor ve hakir,kendi milliyetini üstün görerek yapılıyorsa bunun adı başka bir şey olur.En nihayetinde doğal bir tepki yaratır&#8230;Başka milliyetçiliklerin dğmasına ve dolayısıyla önü alınmaz çatışmalara dönüşür.Günümüz Türkiye&#8217;sinde bundan çok çekiyoruz zira.</p>
<p>Sonuç itibariyle hoşgörü ve birarada yaşama kültürü çerçevesinde kaldığı sürece kimlikler,farklılıklar kavga ve çatışma aracı değil bir zenginliktir.Farklı milliyetlere mensup topluluklar için de aynı durum geçerlidir.Birbirine tahammül edilebildiğinde,saygılı olunduğunda isteyen milliyetçi olarak tanımlasın kendisini,isteyen vatansever&#8230;Bence sorun yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Twitter Trackbacks for Milliyetçilik savunulmalı mı? : Derin Düşünce [derindusunce.org] on Topsy.com tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-48969</link>
		<dc:creator>Twitter Trackbacks for Milliyetçilik savunulmalı mı? : Derin Düşünce [derindusunce.org] on Topsy.com</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 09:55:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-48969</guid>
		<description>[...] Milliyetçilik savunulmalı mı? : Derin Düşünce  www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi &#8211; view page &#8211; cached  Sunuş : Okullarda çocuklarını “ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırtan, camilere bile mahya diye milliyetçi sloganlar yazan bir ülkenin çocuklarıyız. Derin Düşünce sitesi kurulduğundan beri milliyetçilik karşıtı bir çok yazı yayınladık. Milliyetçiliğin insanları şiddete ittiğini, ülkeyi birleştirmek şöyle dursun böldüğünü savunduk. Çoğu kez... Read moreSunuş : Okullarda çocuklarını “ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırtan, camilere bile mahya diye milliyetçi sloganlar yazan bir ülkenin çocuklarıyız. Derin Düşünce sitesi kurulduğundan beri milliyetçilik karşıtı bir çok yazı yayınladık. Milliyetçiliğin insanları şiddete ittiğini, ülkeyi birleştirmek şöyle dursun böldüğünü savunduk. Çoğu kez faşizm ile de paralellik kurduk. Meselâ aşağıdaki yazılarımız: * Milliyetçiliğin Anatomisi * Kürtlerden korkuyorum, öyleyse varım! * Kurtlu hilal * Türkiye faşist olur mu? * O Gün Bebek Nasıl Katil Oldu? View page      Tweets about this link    Topsy.Data.Twitter.User['guncelhaberler'] = {"location":"","photo":"http://s.twimg.com/a/1272410411/images/default_profile_1_normal.png","name":"GÃ¼ncel Haberler","url":"http://twitter.com/guncelhaberler","nick":"guncelhaberler","description":"","influence":""};    guncelhaberler: &#8220;Milliyetçilik savunulmalı mı?: http://bit.ly/dr5xTm &#8221;  2 days ago view tweet retweet          Filter tweets [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Milliyetçilik savunulmalı mı? : Derin Düşünce  <a href="http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi</a> &ndash; view page &ndash; cached  Sunuş : Okullarda çocuklarını “ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırtan, camilere bile mahya diye milliyetçi sloganlar yazan bir ülkenin çocuklarıyız. Derin Düşünce sitesi kurulduğundan beri milliyetçilik karşıtı bir çok yazı yayınladık. Milliyetçiliğin insanları şiddete ittiğini, ülkeyi birleştirmek şöyle dursun böldüğünü savunduk. Çoğu kez&#8230; Read moreSunuş : Okullarda çocuklarını “ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırtan, camilere bile mahya diye milliyetçi sloganlar yazan bir ülkenin çocuklarıyız. Derin Düşünce sitesi kurulduğundan beri milliyetçilik karşıtı bir çok yazı yayınladık. Milliyetçiliğin insanları şiddete ittiğini, ülkeyi birleştirmek şöyle dursun böldüğünü savunduk. Çoğu kez faşizm ile de paralellik kurduk. Meselâ aşağıdaki yazılarımız: * Milliyetçiliğin Anatomisi * Kürtlerden korkuyorum, öyleyse varım! * Kurtlu hilal * Türkiye faşist olur mu? * O Gün Bebek Nasıl Katil Oldu? View page      Tweets about this link    Topsy.Data.Twitter.User['guncelhaberler'] = {&#8221;location&#8221;:&#8221;",&#8221;photo&#8221;:&#8221;http://s.twimg.com/a/1272410411/images/default_profile_1_normal.png&#8221;,&#8221;name&#8221;:&#8221;GÃ¼ncel Haberler&#8221;,&#8221;url&#8221;:&#8221;http://twitter.com/guncelhaberler&#8221;,&#8221;nick&#8221;:&#8221;guncelhaberler&#8221;,&#8221;description&#8221;:&#8221;",&#8221;influence&#8221;:&#8221;"};    guncelhaberler: &ldquo;Milliyetçilik savunulmalı mı?: <a href="http://bit.ly/dr5xTm" rel="nofollow">http://bit.ly/dr5xTm</a> &rdquo;  2 days ago view tweet retweet          Filter tweets [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-48958</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 23:45:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-48958</guid>
		<description>Fatih Bey Selam,

Yazdiklarinizdan bizim milliyetçilik makalelerinin bir çogunu okudugunuz anlasiliyor.

Sizin açinizdan "korkunç" bir etkisi var bu okumalarin, siz bizi "NE YAZIK Ki" çok iyi anlamissiniz. Bu yazinin penceresinden bir YIRTILMA görüyorum, bilmem dogru mu?

Yani sanki DD'yi kesfedene kadar milliyetçi idiniz, hâlâ da çevreniz onlarla dolu. Kopmaniz mümkün degil. ama akliniz ve vicdaniniz size :
1) milliyetçiligin IRKçILIK oldugunu,
2) Milliyetçiligin fasizme zemin hazirladigini 
3) Milliyetçiligin Islam ile asla uyusmayacagini

Söylüyor. Bu yazi sanki iki FARKLI yazar tarafindan yazilmis. Birbirlerini kirmadan, ortak zemin arayan Müslüman Demokrat Fatih ve Milliyetçi Fatih bir manifesto yazmaya çalismis.

Yazinizi yüzeysel bir bakisla okuyanlar sizi çeliskili ya da sizofrenik olmakla itham edebilir. Meselâ asagidaki satirlar:

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;...Türkiye’de temelsiz kalan ve hiçbir zaman yerleşemeyen Faşizmin Türkiye’ye ne kadar uzak olduğu hakikati...&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Ama gerçek mesele sizin kendinizle olan kavganiz. Nefsiniz sizi etle, kanla, soyla kibirlenmeye itiyor. ALLAH'in size üfledigi Nûr ise "üstünlük ancak takvadadir"(Hucurat) diye inletiyor benliginizi.

Ben bu yazida izdirap okudum. Büyük bir izdirap. "Ben ne yaptim ALLAH'im?" diyen pisman bir milliyetçi. Siz Milliyetçi olamayacak kadar iyi kalpli ve akilli bir insansiniz.

Silah tehdidiyle ALLAH'i inkâr etmek zorunda kalan Müslüman bir gencin drami gibi bu. Dilinizin söyledigini kalbiniz tasdik etmiyor. Demek ki kalbiniz günaha alismak istemiyor. Bu çok güzel bir sey.

Gazaniz mübarek olsun. Aramiza hos geldiniz :)

Selam ve saygilarimla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Bey Selam,</p>
<p>Yazdiklarinizdan bizim milliyetçilik makalelerinin bir çogunu okudugunuz anlasiliyor.</p>
<p>Sizin açinizdan &#8220;korkunç&#8221; bir etkisi var bu okumalarin, siz bizi &#8220;NE YAZIK Ki&#8221; çok iyi anlamissiniz. Bu yazinin penceresinden bir YIRTILMA görüyorum, bilmem dogru mu?</p>
<p>Yani sanki DD&#8217;yi kesfedene kadar milliyetçi idiniz, hâlâ da çevreniz onlarla dolu. Kopmaniz mümkün degil. ama akliniz ve vicdaniniz size :<br />
1) milliyetçiligin IRKçILIK oldugunu,<br />
2) Milliyetçiligin fasizme zemin hazirladigini<br />
3) Milliyetçiligin Islam ile asla uyusmayacagini</p>
<p>Söylüyor. Bu yazi sanki iki FARKLI yazar tarafindan yazilmis. Birbirlerini kirmadan, ortak zemin arayan Müslüman Demokrat Fatih ve Milliyetçi Fatih bir manifesto yazmaya çalismis.</p>
<p>Yazinizi yüzeysel bir bakisla okuyanlar sizi çeliskili ya da sizofrenik olmakla itham edebilir. Meselâ asagidaki satirlar:</p>
<blockquote><p><strong>&#8230;Türkiye’de temelsiz kalan ve hiçbir zaman yerleşemeyen Faşizmin Türkiye’ye ne kadar uzak olduğu hakikati&#8230;</strong></p></blockquote>
<p>Ama gerçek mesele sizin kendinizle olan kavganiz. Nefsiniz sizi etle, kanla, soyla kibirlenmeye itiyor. ALLAH&#8217;in size üfledigi Nûr ise &#8220;üstünlük ancak takvadadir&#8221;(Hucurat) diye inletiyor benliginizi.</p>
<p>Ben bu yazida izdirap okudum. Büyük bir izdirap. &#8220;Ben ne yaptim ALLAH&#8217;im?&#8221; diyen pisman bir milliyetçi. Siz Milliyetçi olamayacak kadar iyi kalpli ve akilli bir insansiniz.</p>
<p>Silah tehdidiyle ALLAH&#8217;i inkâr etmek zorunda kalan Müslüman bir gencin drami gibi bu. Dilinizin söyledigini kalbiniz tasdik etmiyor. Demek ki kalbiniz günaha alismak istemiyor. Bu çok güzel bir sey.</p>
<p>Gazaniz mübarek olsun. Aramiza hos geldiniz <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Selam ve saygilarimla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MB tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-48938</link>
		<dc:creator>MB</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 14:55:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-48938</guid>
		<description>Enver Beyin çok sevdiğim bir benzetmesi var. Kaydırağa benzetir milliyetçiliği. “Ona binip aşağı kaymaya başladığınız andan itibaren kendinizi faşizme toslayıncaya kadar durduramazsınız. Eninde sonunda faşizmde noktalanır milliyetçilik.” der. Katılıyorum…
En güzeli, bu oyuncaktan uzak durmak ya da en azından şüpheli şeylerden uzak durmak gerekir. Zira takvada bunu gerektirir :)

Ayrıca Gürhan Beyin ve Aziz Yılmaz Beyin açıklamalarına da imzamı atarım…

Muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver Beyin çok sevdiğim bir benzetmesi var. Kaydırağa benzetir milliyetçiliği. “Ona binip aşağı kaymaya başladığınız andan itibaren kendinizi faşizme toslayıncaya kadar durduramazsınız. Eninde sonunda faşizmde noktalanır milliyetçilik.” der. Katılıyorum…<br />
En güzeli, bu oyuncaktan uzak durmak ya da en azından şüpheli şeylerden uzak durmak gerekir. Zira takvada bunu gerektirir <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ayrıca Gürhan Beyin ve Aziz Yılmaz Beyin açıklamalarına da imzamı atarım…</p>
<p>Muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aziz yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-48936</link>
		<dc:creator>aziz yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 11:13:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-48936</guid>
		<description>Milliyetçiliğin ya da arzu edilmeyen bir olayın faşizmle,ırkçılıkla anılması doğru mudur yanlış mıdır bunu bir kenara bırakalım.Kimimize göre birleştirici bir tutkal,kimimize göre bölen,insan topluluklarını birbirine düşman eden bir yapısı olduğu iddia edilebilir.

Kısacası bu yazıda ve Fatih beyin bir önceki yazısında olduğu gibi,milliyetçiliğin "korkulacak,tedirgin olacak bir durum olmadığı" da yazılabilir,bu görüşe karşılık anti tezler de sıralanabilir.Sonuçta hepsi birer görüştür.Ben bu nokta üzerinde de durmayacağım.

Ancak durup şöyle bir düşünmek lazım.Bir görüş ileri sürerken neyi baz alırız?

Bir münazarada doğrulama ve yanlışlama üzerine bir düşünce ekserzisi mi hedefleriz,yoksa varolduğu düşünülen bir sorunsalı(olay,durum,olgu vs)çözüm yollarını bulmayı,bu anlamda "mevcut olanın"yerine tüm insanlık adına daha "yararlı olanı"koymayı mı? 

Amaç birincisiyse bu tartışmalar uzar gider-ki mahsuru yok-Fatih bey çıkar bir başka makalesinde milliyetçiliğin sanıldığı gibi kötü olmadığını yazar,bir başkası da milliyetçi patentli bir dünya görüşünün hiç de insanlığı selamete erdiren bir yöntem olmadığından dem vurur.

Şayet ikincisini amaçlıyorsak,bence "sen ne dedin,ben ne diyorum"u bir kenara bırakarak,sadece sepep sonuç üzerinden bir tez,düşünce ya da dünya görüşünün fayda mı yoksa zarar mı getirdiği pekâlâ masaya yatırılabilir.Yani yaşadıklarımızdan,deneyimlediklerimizden yola çıkarak kronolijik bir gözlemle hadiseyi "bilmece"olmaktan kurtarabiliriz.

Şimdi biraz tarihe dönelim.Malum,"faşizm miydi değil miydi" diye mantık yürütürken hemencecik Almanya,İtalya,Fransa gibi ülkeler geliyor akla.Burada,bugün tartışmakta olduğumuz faşizm kavramının anılan ülkelerin geçmişte yaşadıkları olaylarla ne kadar örtüşüp örtüşmediği ya da bir paralellik bulunup bulunmadığını kanıtlamak değil amacım.

Fakat bir şey var.Örneğin 2.Dünya Savaşı yıllarında Almanya ile Fransa arasında geçen olayları hatırlayarak hafızamızı tazeleyelim.İşgal,talan ve ölümün kol gezdiği o dehşetli savaşın üzerinden sadece yarım asırdan fazla bir süre geçti.Bugün ise bu iki devlet sembolik bir takım değerler dışında tek bir topluluk görüntüsü veriyor:savaş yok,yıkım yok,dikenli teller yok...Acı ve gözyaşı geride kaldı.Bu ülkelerde yaşayan bireyler,bir ülkeden diğerine seyahat etme özgürlüğüne sahipler,hayat standartları dünya ortalamasının üzerinde.Eğitim ve sağlık sistemleri daha iyi işliyor.Burada da bir parantez açayım,amacım anılan ülkeler üzerinden Avrupa'yı cennet gibi göstermek değil,sadece savaş yılları ile günümüzü kıyaslamak istedim.Daha doğrusu hangisi daha iyi,hangisi daha yaşanabilir ya da hangisi tercih edilir...buradan bir kapı açmak istiyorum.

Peki,şöyle bir soruyla devam edelim,
Bu ülkeyi ölümüne karşı karşıya getiren sebep neydi?Milli duyguları aşındı da mı böyle bir cinnet geçirdiler?Hani birleştirciydi ya,sınır ötesi devletleri geçiyorum Alman devleti kendi vatandaşları da dahil topyekün bir insan "temizliğine"girişti.Neden?Üstün insan/üstün ırk "standartına" uymadıkları gibi gerekçelerle tabii.Peki bu "utku" nereden beslendi?Durup dururken ortaya çıkmadı ya!
Demek ki son derece masumane,zararsız gibi görünen "benim ırkımın,kavmimin vs.nin şöyle üstün özellikleri var"diye başlayan eğilimler bu tür felaketlerle sonuçlanabiliyormuş.O başka bu başka diyemeyiz.Bugün bize sempatik ve zararsız gibi görünen eğilimlerin yarın nasıl bir sonuç getireceğinin bir garantisi yok çünkü.Sonuçta bir insan zaafiyetidir bu,her toplulukta insan bu zaafiyetin tuzağına düşebilir.Oluş şekli,yer ve zaman farklı olabilir.Farklı da tanımlanabilir.Bunun bir önemi yok,önemli olan neler getirdiği/neler götürdüğüdür.Bu anlamda milliyetçiliğin bir ulusu veya topluluğu ileri götürdüğüne ben tanık olmadım şahsen.Her nerede varsa orada düşmanlıklar vardır,öfke ve kin vardır,ayrımcılık vardır,ötekileştirme vardır. 

Şimdi yine Almanya'ya,Fransa'ya dönelim.Bugünkü koşulları herhalükarda o acı günlerden çok çok daha iyi,hatta kıyaslanmayacak ölçüde.Peki milliyetçilik başlarına bu kadar badire getirirken-bu bilinen bir gerçek-bugünkü gelişmişliklerine ne kattı sormak istiyorum.Dünya sıralamasında tepede yer alıyorlar,bunu bir zaman takıntı haline getirdikleri milliyetçilikle mi başardılar?Ha,o kaos ortamıyla kıyaslanmayacak derecede ilerlerken milliyetlerinden,değerlerinden mi vazgeçtiler?Böyle bir durum da yok.E,peki nedir bu milliyetçilik takıntısı.Aha şurada da bize bir faydası oldu dense gam yemeyeceğim.Yok kardeşim,insanlığın başına bela olmuş bir kuruntudan başka bir şey değil.Nimetleri(!)konusunda kitaplar da yazılsa bu böyledir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçiliğin ya da arzu edilmeyen bir olayın faşizmle,ırkçılıkla anılması doğru mudur yanlış mıdır bunu bir kenara bırakalım.Kimimize göre birleştirici bir tutkal,kimimize göre bölen,insan topluluklarını birbirine düşman eden bir yapısı olduğu iddia edilebilir.</p>
<p>Kısacası bu yazıda ve Fatih beyin bir önceki yazısında olduğu gibi,milliyetçiliğin &#8220;korkulacak,tedirgin olacak bir durum olmadığı&#8221; da yazılabilir,bu görüşe karşılık anti tezler de sıralanabilir.Sonuçta hepsi birer görüştür.Ben bu nokta üzerinde de durmayacağım.</p>
<p>Ancak durup şöyle bir düşünmek lazım.Bir görüş ileri sürerken neyi baz alırız?</p>
<p>Bir münazarada doğrulama ve yanlışlama üzerine bir düşünce ekserzisi mi hedefleriz,yoksa varolduğu düşünülen bir sorunsalı(olay,durum,olgu vs)çözüm yollarını bulmayı,bu anlamda &#8220;mevcut olanın&#8221;yerine tüm insanlık adına daha &#8220;yararlı olanı&#8221;koymayı mı? </p>
<p>Amaç birincisiyse bu tartışmalar uzar gider-ki mahsuru yok-Fatih bey çıkar bir başka makalesinde milliyetçiliğin sanıldığı gibi kötü olmadığını yazar,bir başkası da milliyetçi patentli bir dünya görüşünün hiç de insanlığı selamete erdiren bir yöntem olmadığından dem vurur.</p>
<p>Şayet ikincisini amaçlıyorsak,bence &#8220;sen ne dedin,ben ne diyorum&#8221;u bir kenara bırakarak,sadece sepep sonuç üzerinden bir tez,düşünce ya da dünya görüşünün fayda mı yoksa zarar mı getirdiği pekâlâ masaya yatırılabilir.Yani yaşadıklarımızdan,deneyimlediklerimizden yola çıkarak kronolijik bir gözlemle hadiseyi &#8220;bilmece&#8221;olmaktan kurtarabiliriz.</p>
<p>Şimdi biraz tarihe dönelim.Malum,&#8221;faşizm miydi değil miydi&#8221; diye mantık yürütürken hemencecik Almanya,İtalya,Fransa gibi ülkeler geliyor akla.Burada,bugün tartışmakta olduğumuz faşizm kavramının anılan ülkelerin geçmişte yaşadıkları olaylarla ne kadar örtüşüp örtüşmediği ya da bir paralellik bulunup bulunmadığını kanıtlamak değil amacım.</p>
<p>Fakat bir şey var.Örneğin 2.Dünya Savaşı yıllarında Almanya ile Fransa arasında geçen olayları hatırlayarak hafızamızı tazeleyelim.İşgal,talan ve ölümün kol gezdiği o dehşetli savaşın üzerinden sadece yarım asırdan fazla bir süre geçti.Bugün ise bu iki devlet sembolik bir takım değerler dışında tek bir topluluk görüntüsü veriyor:savaş yok,yıkım yok,dikenli teller yok&#8230;Acı ve gözyaşı geride kaldı.Bu ülkelerde yaşayan bireyler,bir ülkeden diğerine seyahat etme özgürlüğüne sahipler,hayat standartları dünya ortalamasının üzerinde.Eğitim ve sağlık sistemleri daha iyi işliyor.Burada da bir parantez açayım,amacım anılan ülkeler üzerinden Avrupa&#8217;yı cennet gibi göstermek değil,sadece savaş yılları ile günümüzü kıyaslamak istedim.Daha doğrusu hangisi daha iyi,hangisi daha yaşanabilir ya da hangisi tercih edilir&#8230;buradan bir kapı açmak istiyorum.</p>
<p>Peki,şöyle bir soruyla devam edelim,<br />
Bu ülkeyi ölümüne karşı karşıya getiren sebep neydi?Milli duyguları aşındı da mı böyle bir cinnet geçirdiler?Hani birleştirciydi ya,sınır ötesi devletleri geçiyorum Alman devleti kendi vatandaşları da dahil topyekün bir insan &#8220;temizliğine&#8221;girişti.Neden?Üstün insan/üstün ırk &#8220;standartına&#8221; uymadıkları gibi gerekçelerle tabii.Peki bu &#8220;utku&#8221; nereden beslendi?Durup dururken ortaya çıkmadı ya!<br />
Demek ki son derece masumane,zararsız gibi görünen &#8220;benim ırkımın,kavmimin vs.nin şöyle üstün özellikleri var&#8221;diye başlayan eğilimler bu tür felaketlerle sonuçlanabiliyormuş.O başka bu başka diyemeyiz.Bugün bize sempatik ve zararsız gibi görünen eğilimlerin yarın nasıl bir sonuç getireceğinin bir garantisi yok çünkü.Sonuçta bir insan zaafiyetidir bu,her toplulukta insan bu zaafiyetin tuzağına düşebilir.Oluş şekli,yer ve zaman farklı olabilir.Farklı da tanımlanabilir.Bunun bir önemi yok,önemli olan neler getirdiği/neler götürdüğüdür.Bu anlamda milliyetçiliğin bir ulusu veya topluluğu ileri götürdüğüne ben tanık olmadım şahsen.Her nerede varsa orada düşmanlıklar vardır,öfke ve kin vardır,ayrımcılık vardır,ötekileştirme vardır. </p>
<p>Şimdi yine Almanya&#8217;ya,Fransa&#8217;ya dönelim.Bugünkü koşulları herhalükarda o acı günlerden çok çok daha iyi,hatta kıyaslanmayacak ölçüde.Peki milliyetçilik başlarına bu kadar badire getirirken-bu bilinen bir gerçek-bugünkü gelişmişliklerine ne kattı sormak istiyorum.Dünya sıralamasında tepede yer alıyorlar,bunu bir zaman takıntı haline getirdikleri milliyetçilikle mi başardılar?Ha,o kaos ortamıyla kıyaslanmayacak derecede ilerlerken milliyetlerinden,değerlerinden mi vazgeçtiler?Böyle bir durum da yok.E,peki nedir bu milliyetçilik takıntısı.Aha şurada da bize bir faydası oldu dense gam yemeyeceğim.Yok kardeşim,insanlığın başına bela olmuş bir kuruntudan başka bir şey değil.Nimetleri(!)konusunda kitaplar da yazılsa bu böyledir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gürhan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/04/28/milliyetcilik-savunulmali-mi/#comment-48925</link>
		<dc:creator>Gürhan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 07:29:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9588#comment-48925</guid>
		<description>Samimi şekilde belirtmek isterim ki,yazının tamamını okuma fırsatını bulamadım.Ancak Güneş Dil Teorisi,Türk Tarih Tezi gibi "saçmalıkların" emperyalizme karşı "zamanın koşulları gereği" ortaya çıkarılmış olmasının savunulması bence aşırı zorlama bir defansif duruş.Irkçılık-milliyetçilik ve linç konularında Tanıl Bora'nın külliyatının takip edilmesini salık veririm.Türkiye'nin en doğusunda derme çatma okul binalarının bir bayrak direği,bir de özensiz alçıdan bir Atatürk büstüyle donatılıp,Türkçeyi doğru dürüst konuşamayan kürt çocuklarının her sabah "Ne Mutlu Türküm Diyene" şeklinde bağırtılması,kimse kusura bakmasın ama,kültürel-birleştirici falan değil;alenen ayrımcı ırkçı ve moronca bir tavırdır.Konuyu daha iyi idrak etmek isteyen "Atatürk Gençliği",bir zahmet "Kutsal Damacana İt menlerden,İvediklerden fırsat bulup "İki Dil Bir Bavul" filmini izleme zahmeti gösterebilseydi,ne demek istediğimi daha iyi anlardı.Basının amiral gemisi 21. yüzyılın ilk on yılının sonunda hala "Türkiye Türklerindir" mahreciyle çıkmakta ısrar ediyorsa,konuyu taa Mahmut Esatlara falan götürmeye gerek yoktur.Atatürk Milliyetçiliği çok zararsızdır,bilakis birleştiricidir retoriğinde ısrar,bizleri Rahip Santorolara,Pangaltının soğuk kaldırımlarında yüzükoyun yatan Hrantlara getirmiştir.Memleketini gerçekten seven,bu ülkenin asri medeniyetin evrensel değerlerini içselleştirerek refah ve mutluluğa gerçekten erişmesini isteyenler şu basit formülasyonu kabul etmek durumundadırlar:Milliyetçilik eninde sonunda ırkçı ayrımcılıkla eşitlenir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Samimi şekilde belirtmek isterim ki,yazının tamamını okuma fırsatını bulamadım.Ancak Güneş Dil Teorisi,Türk Tarih Tezi gibi &#8220;saçmalıkların&#8221; emperyalizme karşı &#8220;zamanın koşulları gereği&#8221; ortaya çıkarılmış olmasının savunulması bence aşırı zorlama bir defansif duruş.Irkçılık-milliyetçilik ve linç konularında Tanıl Bora&#8217;nın külliyatının takip edilmesini salık veririm.Türkiye&#8217;nin en doğusunda derme çatma okul binalarının bir bayrak direği,bir de özensiz alçıdan bir Atatürk büstüyle donatılıp,Türkçeyi doğru dürüst konuşamayan kürt çocuklarının her sabah &#8220;Ne Mutlu Türküm Diyene&#8221; şeklinde bağırtılması,kimse kusura bakmasın ama,kültürel-birleştirici falan değil;alenen ayrımcı ırkçı ve moronca bir tavırdır.Konuyu daha iyi idrak etmek isteyen &#8220;Atatürk Gençliği&#8221;,bir zahmet &#8220;Kutsal Damacana İt menlerden,İvediklerden fırsat bulup &#8220;İki Dil Bir Bavul&#8221; filmini izleme zahmeti gösterebilseydi,ne demek istediğimi daha iyi anlardı.Basının amiral gemisi 21. yüzyılın ilk on yılının sonunda hala &#8220;Türkiye Türklerindir&#8221; mahreciyle çıkmakta ısrar ediyorsa,konuyu taa Mahmut Esatlara falan götürmeye gerek yoktur.Atatürk Milliyetçiliği çok zararsızdır,bilakis birleştiricidir retoriğinde ısrar,bizleri Rahip Santorolara,Pangaltının soğuk kaldırımlarında yüzükoyun yatan Hrantlara getirmiştir.Memleketini gerçekten seven,bu ülkenin asri medeniyetin evrensel değerlerini içselleştirerek refah ve mutluluğa gerçekten erişmesini isteyenler şu basit formülasyonu kabul etmek durumundadırlar:Milliyetçilik eninde sonunda ırkçı ayrımcılıkla eşitlenir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

