Mardin Fetvası ve Müslüman Ulusalcılık
By Mustafa Akyol on Nis 1, 2010 in Cihad, İslam, şiddet
[31 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen hafta sonu Mardin Artuklu Üniversitesi’nde düzenlenen İbn-i Teymiye konferansı, oldukça geniş bir yelpazenin boy hedefi oluverdi. Konferansı “emperyalist İngiltere”nin organize ettiği ve amacının “işbirlikçi İslam” yaratmak olduğu yönünde sert eleştiriler yapıldı ve yapılıyor. Patenti asıl Kemalist ulusalcılara ait olan “Ilımlı İslam komplosu” tezleri de havada uçuşuyor.
Eğer yanılmıyorsam bu yorumları yapanların hiç biri Mardin’de değildi. Ama ben oradaydım ve konferansı baştan sona izledim.
Ve açıkça (ve İslami dille) söyleyeyim ki, söz konusu yorumcular biraz “sui-zan”da ve hatta belki “gıybet”te bulunuyor. Çünkü konferansta ne cihad kavramına ilişildi ne de Müslümanların “direnme hakkı” kötülendi. Hiç bir konuşmacı “Batı, Müslüman ülkeleri işgal edebilir” filan demediği gibi, aksine çoğu başta Filistin olmak üzere işgal altındaki Müslüman topraklarının kurtarılması çağrısında bulundu.
Ama asıl mesele, Hanbeli alim İbn-i Teymiye tarafından yedi asır önce yapılan “Dar-ül Harb” (savaş yurdu) tanımının bugün ne anlama geldiğiydi. Çünkü başta Mısır’daki Tekfir vel-Hicre grubu olmak üzere bazı radikal akımlar, bu tanıma referans vererek, “üzerinde şeriat uygulanmayan ülke Dar-ül İslam değildir, buradaki yönetimlerle cihad farzdır” diyor. Sonra da hem Müslüman ülkelerde hem de Batı’da teröre girişiyorlar.
Ayrıca belirteyim ki konferanstaki konuşmacılar İbn-i Teymiye’yi kınamadılar, aksine çoğu onu epey övdü. Sadece onun devri ile bugünkü şartların farklı olduğuna işaret ettiler. En dolu ve özlü tebliği da kanımca İSAM’dan Prof. Ahmet Özel verdi. İslam ulemasının Ortaçağ şartları içinde yaptığı “Dar-ül Harb/Dar-ül İslam” ayrımının, uluslararası hukuk ve insan haklarına dayalı bugünkü dünyayı açıklamadığını izah etti. Ebu Hanife’nin ve diğer bazı Hanefi alimlerin görüşleriyle de bu yorumu destekledi.
Peki bu makul sözler bizde niye bu kadar tepki çekti?
Çünkü, açık söyleyeyim, bence Müslüman aydınların bir kısmında, seküler versiyonunu ulusalcılarda gördüğümüz türde bir paranoya, komploculuk ve reddiyecilik tavrı var.
Bu yüzden “İslam teröre cevaz vermez” gibi son derece makul bir lafa bile hemen karşı çıkıyorlar.
İlk dedikleri, “ne yani, Müslümanlar işgale direnmesin mi?”
Oysa mesele “direnme” değil, bunun sokak ortasında bomba patlatıp masum insanları öldürerek yapılıp yapılmayacağı. Dahası “direnme” yerine (veya yanına) diplomasi, diyalog, uzlaşı gibi yolların aranıp aranmayacağı. (Bkz: Hudeybiye.)
İkinci dedikleri, “terörü zaten Batı üretiyor, El Kaide’yi onlar yarattı.”
Oysa Batı’nın günahları saymakla bitmese de, İslam dünyasının içinden tedhiş hareketlerinin çıkması için komplolar şart değil ki. Aynen bugünün radikalleri gibi her farklı düşüneni “tekfir” edip öldüren Hariciler nerden çıkmıştı sanki? Yedinci yüzyılda CIA mi vardı?
Üçüncü dedikleri de, “niye Batı’ya bir şeyler izah etmek zorundasınız?”
İstanbul’da oturup böyle sormak kolay. Gidin de (Mardin konferansını organize eden Müslümanlar gibi) Londra’da yaşayın bakalım. Şehrin ortasında otobüs patlıyor, patlatan adamlar “Allah için yaptım” diyor, İngiliz toplumu da haliyle “bu iş neyin nesidir” diye soruyor. Müslümanların Avrupa’dan sürülmesini savunan faşist partiler güçleniyor, İsviçre’de minareler yasaklanıyor. Bu durum karşısında Batı’daki Müslümanların “bu şiddet dinimize uymaz, uydurmaya çalışanlar da yanılıyor” demesinden daha doğal ne olabilir?
Başka ne desinler? “Mücahid kardeşlerimize helal olsun, iyi çalışıyor, çoluk-çocuk ayırmadan küffarı biçiyor” mu desinler?
Siz öyle mi diyorsunuz?
3 [?]



33 Yorum
Yazan:cb Tarih: Nis 2, 2010 | Reply
Bu sabahları,gazete-yazı okuma adeti acaba nereden türemiş,bilmiyorum doğrusu?sanırım insanların çok huzur ve birey olarak bir o kadar geniş olduğu bir yerde türedi ve dünyaya yayıldı.insanın güne bu ülkedeki gibi haberler ile başlayıp o günü huzur içerisinde geçirmesi mümkün müdür,hiç sanmıyorum.
yazıda doğru noktalar var,batı’da cici insanı oynamak,oraya yerleşmek için bir metod olarak kurgusal olarak böyle şeyler söylemeye gerek yok bu zaten işin doğrusudur,İslam’da kadın-çocuk-sivil ayrım yapmadan bu şekilde vurmak doğru değildir.
mustafa beyin bu tutumunu çift taraflı olsa anlayacağım ancak hep bir tarafa yüklenen yazılarını okuyunca çok rahatsız oluyorum.elbette asker-sivil ayrım yapmadan,canlı bomba şeklinde infazları ya da eylemleri doğru bulmuyorum,bu tür eylemlere cihad benzetmesi yapılmasını da İslami bulmuyorum ancak bu denli bir konuşma yapmayı da aynı şekilde doğru bulmuyorum.bu tarz düşünenlere benim bir sorum var;
öyle akademisyen,öğrenci,cebiniz para dolu bir halde ülke ülke gezmek kolay,şöyle gidin bir abd’ye karşınızda duran siyonist yahudi yanında filistin denmesi büyük bir ayıp olarak kabul edilsin bakalım,bir filistinli olarak kendi toprağınızda kendi mülkünüzü yapabilmenin şatı mutlaka o mülke bir yahudi aileyi yerleştirme şartı olsun bakalım,ırak’lı tecavüz edilmiş bir anneniz,kardeşiniz olsun bakalım,rus zulmünden payını almış bir çeçen erkek olun bakalım o zamanda usul usul yaşamayı başarabilen bir insan mı olacaksınız merak ediyorum doğrusu…müslümanlık öyle insan patlatarak olmaz ancak yine müslümanlık hemhal olmaktan geçer,doğulu müslümanların acısını,yasını konu edinmemiş bir yazının ‘relax müslüman ‘ örneği verip ve tüm müslümanlardan bir örneği uygulamaya koymasını beklemek kadar üstten bir bakış olamaz sanırım.
mustafa beyi tenzih ederim ancak bu tür yorumların daha baskın olanlarını okuyunca ‘yeni oryantalist’ yöntemler olduklarını düşünüyorum.doğunun kendi içinden çıkarttığı oryantalist müslüman sözleri gibi duruyorlar bana…
Yazan:cb Tarih: Nis 2, 2010 | Reply
hızımı alamıyorum…
‘ ama hamas, ama canlı bomba olan müslümanlar, ama… ama… ama… ‘ diyen kendini İslam nedir,sorusuna cevap vermek zorunluluğunda batıya karşı stockholm komleksi geliştiren doğulu müslümanların, neo-oryantalistler olduklarını, oryantalist salvolara yem olduklarını, oryantalizmin daha cici bir versiyonuyla bir yöntem olduklarını düşünüyorum.
Yazan:Umit Erdal Tarih: Nis 3, 2010 | Reply
@cb:
Canlı bomba gibi sivillere zarar veren eylemleri, doğru bulmadığınızı söylüyorsunuz.
Mustafa Akyol gibi insanların ise bu gruplara yaptıkları eleştirilerde, mazlum müslümanlara tepeden baktığını söylüyorsunuz. Çift taraflı eleştiri yapmadıkları için onları eleştiriyorsunuz. Relax müslümanlık önerdiklerini düşünüyorsunuz.
Ben Mustafa Akyol’la ilgili yorumunuza katılmıyorum; ancak sizin Hamas, Zerkavi, El Kaide gibi örgütlerin eylemleriyle ilgili değerlendirmeniz tam olarak nasıldır, bunu merak ediyorum.
Yazan:selim sezer Tarih: Nis 3, 2010 | Reply
SAyın Akyol’a katılıyorum.
Tüm dünyada islam öcü gibi gösteriliyor. İslamofobi diye bir gerçek var. Canlı bombalar İslamiyete Batı’dan daha fazla zarar veriyorlar.
Bence Mustafa Akyol tepeden bakmıyor.
Günümüzde cihad nasıl olmalıdır, belli başlı cemaatler var ve az çok iyi işler yapıyorlar.(hem ülkemizden hem Pakistan’dan)
Tüm müslümanlığın acılarını dindirmenin yolları belli. Masumları öldürmek değil. Müslümanların acılarını anlamak için onlarla beraber olmak gerekiyor oralara gidip birşeyler yapmak lazım(savaş değil)
Canlı bomba ve radikalleri anlıyoruz ama anlayış gösteremeyiz çünkü amaca götüren her yol mübah değildir.Kara dullar o kadar masumu öldürdü rusya’da ne oldu İslamiyete zarardan başka
Yazan:cb Tarih: Nis 3, 2010 | Reply
ümit erdal,
ben şiddeti savunan biri değilim,daha açıkçası savaş karşıtıyım,vicdani reddi destekliyorum.
ancak hamas dediğiniz şey filistin halkının seçimiyle başa gelmiştir.ben filistin halkına bidon kafalı muamelesi yapıp,kendi seçtikleri guruba yorum yapmam.bence kimse yapmasın.
elkaide vs. gibi oluşumların sivil-asker,kadın-çocuk ayrım yapmaksızın canlı bomba olmalarını elbet ‘ aferin mücahid çocuklara’ diyerek olumlu karşılamıyorum.ancak oldukça insani buluyorum.bence israil ve abd teröristtir,yalnız tuhaf olan şu ki,bu iki teröristten dert yanmayan ağızlar elkaide gibi,bu iki teröristin yaptığı zulmün ondabirini yapmamış örgüte terörist deyince midem bulanıyor.bir de üstüne tutup müslümanlık dersi vermeye başladıklarında iki tokat çarpasım geliyor onlara,canları acısın için değil,kendilerine gelsinler diye.
batı ile dialog çalışmalarını önemsiyorum,bunu ılımlı islam gibi görmüyorum.ancak dialog ile yalakalığı birbirinden ayıramayan insanları aynı oranda onursuz buluyorum.dahası müslümanların dialog kurmak ile batı ile ilişkiler geliştirmek ile globalleşmeye hizmet etmesini,küreselleşmeyi onaylamasını,oradaki obama seçimini burada alkışlarla karşılamasını liberalliğin b.kunu çıkarmak olduğunu düşünüyorum.bunların stockholm sendromundan kaynaklandığını düşünüyorum.
bir müslümanın sorumluluk sahibi olması gerektiğini düşünüyorum,ne zalim olacak,ne av olacak.ne miskin olacak,ne saldırgan olacak.filistin’i,ırak’ı,cezayir’i,afganistan’ı,afrika’yı gördükten sonra ‘ ıı canlı bomba olursanız,sizi cıss yaparım ‘ demeyecek.canlı bomba olmalarının nedeni nedir,kimdir önce onları tespit edecek duasıyla,beyniyle,kalemiyle bu tepkileri doğuran batılı etkiler ile mücadele edecek.bu şekilde canı yanmış insanlara müslümanlık dersi vermeye kalkmayacak.
merakınızı gidermişimdir inş. gergin yazışım sizinle alakalı değil,lütfen şahsi almayınız.zulüm gören insanların durumlarına böyle tuzu kuru yorumlar görünce normal ve sorumlu bir insan olarak geriliyorum.
bu arada mustafa beyi takip ederim,arada eleştirilerimi kendisine de özelden de yazarım ancak ben rastlamadım,benden daha sıkı bir takipçisi var ise lütfen bana israil,abd ve batıyı eleştirebilen bir yazısı veya yazıları var ise link verebilir mi?
Yazan:Mehmet Yavuz Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
Yıllar önce bazı şeylerin zorla olmayacağını kavrayıp yeni arayışlar içine girdiğimde avukatıma “şiddete şiddetle karşıyım” demiştim ve ne yalan atayım avukatım dakikalar sonra gülmekten ağrıyan karnını tutarak bana kırdığım potu izah etmişti de anca anlayabilmiştim.
Bu güne gelince şiddete karşıyım, cihadın da, savaşın da, direnişinde bir adabı olmalı ve var da.
Ama eğer referansımız Kur’an ve sahih sünnetse, adabımızı oradan almalıyız.
Bakın Bakara suresi 194. ayet: “El hurumetû qısesun” diyor. Yani diyor ki: “Hürmetler karşılıklıdır. O halde kim size saldırırsa siz de aynısıyla karşılık verin.”
Yani ve yani (tek örnekle yetineceğim) diyor ki, savaştığınız güruh ibadethanelerinize hürmet gösterirse siz de gösterin. Bu örneği istediğimiz kadar açabiliriz.
Şimdi düşünüyorum da galiba haklıymışım: Şiddete şiddetle karşı olmak gerekir.
Son bir örnek: Ağaç dikmeyi onca teşvik eden bir peygamber, (ki elindeki fidanı dilkmeyi kıyametin kopması ile ilintilendirmiş bir peygamberdir) Beni Kureyza lakaplı Yahudi sürüsünü kalelerinden çıkarmak için civardaki hurmalıklarını kestirmiştir. (Haşr 5)
Neyse, çorbada bir tuzum olsun diye yazdım. Hatalıysam Rabbim affetsin ve bana doğrusunu öğretsin.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
Bence yapsın
Geçen BBC’de El-Feth ve Hamas grubundan insanlar Hard Talk’ta tartışıyorlardı. Konuşulanlar, konuşanlar derinliksiz, vizyonsuz, kısır fikirli insanlardı. Tartışma sonunda da Filistin konusunda iki grubun da çözüme dair hiçbir şey üretemediği konusunda seyircilerde hatırladığım kadarıyla %95 gibi bir uzlaşı ortaya çıktı. Halkın El-Fetih veya Hamas’ı seçmesi bidon kafalılık veya beyaz Filistinlilikten çok seçeneklerin kısıtlı olmasıyla ilgili olsa gerek.
Yani maalesef Filistin politikacıları bidon kafalı olan.
Yazan:Umit Erdal Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
cb:
Cevabınız çok açıklayıcı oldu. Liberal yaklaşımı neden samimiyetsiz bulduğunuzu anlıyorum. Maksadım, o veya bu kişiyi savunmak değil. Ben açıkçası Mustafa Akyol’un düşüncelerine kendimi daha yakın hissediyorum. Ama sizinki gibi, Akyol’un liberal yaklaşımına yönelik sert eleştirileri de dinlemekte çok fayda görüyorum. Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Sürekli olarak kendimizi ve niyetlerimizi tahkik etmeliyiz.
Eleştirinizden anladığım kadarıyla, Akyol’un yaklaşımında gördüğünüz temel kusurlar:
1. Mazlum müslümanları anlama çabasına girişmiyor.
2. Mazlum müslümanların, belki de kendi ellerinde olmayan nedenlerle yaptıkları, şiddet eylemlerine karşı aşırı yargılayıcı davranıyor.
3. Batının çok daha büyük zarar veren şiddet eylemlerini dikkate almadan, müslüman grupların şiddet eylemlerini eleştiriyor.
Doğru yaklaşım için de şu önerileri sunuyorsunuz:
1. Sivillere yönelik şiddet eylemlerinin nedenini anlamak.
2. Bu şiddeti tetikleyen batılı politikaları ortaya çıkarmak.
3. Mazlum müslümanlara İslam dersi vermemek.
Eleştirileriniz bence çok yerinde. Olayları birbirinden bağımsız olarak ele alırsak, bu çok yanıltıcı olur. Her şey birbiriyle bağlantılı.
Mazlum müslümanlara, bizim müslümanlığı öğretmemiz konusunda biraz farklı düşünüyor olabiliriz; ama bu meseleyi sonra tartışırız.
Akyol bu dediklerinizi uyguluyor mu, Batıyı eleştirmeyişinin nedeni nedir bilemiyorum. Esas meselem bu da değil zaten.
Esas sormak istediğim şey şu: Bu önerdiğiniz yaklaşımı uyguladığını düşündüğünüz, kaliteli çalışmalar yapanlar var mı? Bu konuda, bir kaynakça önerebilir misiniz?
Yazan:cb Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
ekrem abi,
filistinliler ekmek bulamazlar ise pasta yesinler mi?
Yazan:cb Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
ekrem abi,
filistin politikacıları aynı zamanda filistin halkındandır.yani insan politikacı olunca bir zümreden azad olmuyor.eksik olma bu yaklaşımın ve yorumun tam başlığa uygun olmuş, Müslüman ulusalcılık bence budur;kendinden olanın halinden bi haber olmaktır,kendince çözümleri tek formül kabul etmektir.yorumun beni şaşırttı doğrusu.
Yazan:cb Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
Ümit bey,
vallahi bu aralar aklım kavramlar nedeniyle çok karışık,kelimelere fazlaca anlam yükleyen ve oldukça idealist konuşan biriyim.’kalite’ demişsiniz ya,vallahi kalite nedir,bildiğimiz anlamda kullandıysanız,kalite bence fazlaca modern bir arzudur,bir müslüman olarak hiç umrumda değildir
Yazan:cb Tarih: Nis 5, 2010 | Reply
ümit bey,
devamla…
liberalizm gibi yerleşmiş,gelişmiş,bence tarihi olan ve ’sıkıntısızlık’ gibi bir iddiası olan,rahat bir kavramı eleştirmek birden beni büyük bir adam yapıyor,iddialı bir laf etmişim konumuna sokuyor.aslında ben ne büyük bir adamım,ne de islamcı geleneğin iddialı cümlelerinin vasisiyim,sokaktaki adamım.burada hemen belirteyim,liberalizmin büyüklüğü demek,onun içsel tanımında ucu bucağı olmayacak kadar tehlikeli büyüklüğüdür yoksa küçük-büyük ayrımındaki gibi olumlu,küçükten daha iyi bir kavrammış gibi birşey söylemiyorum.
kaynakça demişsiniz,bence kaynak benim,sizsiniz,rahatsız ve sorumlu hisseden her insan kaynaktır.ben önce kendime,sonra etrafımda ulaşabildiğim her insana ulaşmaya çalışmayı bir hareket,bir kaynak ( içinden gerekli olan fışkıran) olarak görüyorum.mesela Rasulullah’a yolundan vazgeçmesi için Mekke’yi vaad ederler.böyle bir durumda Rasulullah Mekke’yi devralıp tepeden bir devrim yapamaz mıydı?elbet yapardı.ama yapmadı,ne yaptı önce kendinden başladı,sonra aileden ve sonra ulaşabildiği insanlardan sonra ne olduğunu elbet biliyorsunuz…
tüm bunlardan yola çıkarak,süreç bence müslümanların işidir,çalışmak,didinmek vs. sonuç ise Allah’ın işidir.tek Rasulullah’ın çabası değil,aynı zamanda Allah’ın da bu sonuçta elbet etkisi vardır.açıkçası modern ve hesapçı zihinler ile çokça hesapçı ve aceleci düşünüyoruz,sonuca o kadar takılmışız ki süreç bize görünmüyor,oysa ki yoğunlaşmamız gereken süreçtir.sonuç Allah’ındır.bence bu ikili kaos zira hem kendi hesaplarımızla Allah’sız düşünüyoruz,Allah’tan rol kapıyoruz (sonucun Allah’ın olduğunu unutuyoruz) hem de kendi ödevimiz olan süreçten münezzeh yaşıyoruz.küçük insanlarız ama tanrılar gibi konuşuyoruz.ben de insan olduğumuzu fark edebildiğim kadarı ile hem kendime hem de ulaşabildiklerime hatırlatmaya çalışıyorum.anlatabildim mi efendim?
Yazan:Umit Erdal Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
cb:
Tam olarak anlayamadım doğrusu. Kaynakçadan kastım, sizin perspektifinizden fikirleri somut ve detaylı olarak görebileceğim eserler.
Acelecilikten, hesapçılıktan tam olarak ne kastettiğinizi anlamaya çalışıyorum. Neden bir fikir eseri okumak aceleciliktir diye düşünüyorsunuz? Kendimi mazlum müslümanların yerine koymakla, sizin bahsettiğiniz perspektifi anlamaya çalışmamın daha doğru olacağını mı kastediyorsunuz?
Yazan:saim Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
iyi ki hatırlatıyorsunuz. Allah sürecinizi bereketli kılsın.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
Cemile hanım,
Programda El-Fetih yetkilisi de aynısını söylemişti anket sonunda. Biz, Filistin halkından başka bir şey değiliz diye. Maalesef durum öyle değil. Bu duyarsızlık filan değil. El-Fetih’le Hamas birbiriyle mücadele etmekten Filistin hakkında mücadeleye zaman bulamıyor. Kısır intikam sözlerinden başka ortada çözümden yana tek bir şey konuşulmuyor.
Tabi siyasetçileri eleştirmek İsrail’e destek olmaktır short-cut’ını kullanırsak şurada kısa sürede hayal kırıklığından hainliğe doğru yelken de açabilirim. Neyse çetrefilli mesele. Ağlamaya ve taş atmaya devam…
Yazan:cb Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
ekrem abi,
al bu da sana ders olsun
BİR TAŞ AT
Bir taş at
Bir taş daha at.
Bir şiir ateşle.
Bir yumruk yükselt.
Sesini yükselt.
BİR ÇOCUK YETİŞTİR.
Bir maske tak.
Duvara bir slogan yaz.
Şehitleri an.
Bir hayal kur.
BİR BARİKAT KUR.
Tarihine sahip çık.
Sokaklara sahip çık.
Bir slogan at.
Bir kurşun at.
Bir tohum ek.
Bir ateş yak.
Bir cam kır.
TERLE.
Sahte belge düzenle.
Bir bildiri bastır.
Bir kanun kaçağını barındır.
Bir yara sar.
Bir dosta sevgi göster.
SİLAHINI TEMİZLE.
Hakikati söyle.
Bir miting düzenle.
Arkanı kolla.
Gökyüzüne bak.
İZ BIRAKMA.
İşçilerden öğren.
Bir yoldaşa öğret.
Bir hücreyi ziyaret et.
BİR SAVAŞ ESİRİNİ KURTAR.
FBI’ın gizli dosyalarını çal.
Kendi kalbini çal.
Parolayı aklında tut.
Bir aynasızı silahlandır.
Bir füzeyi çalışmaz hale getir.
Bir fıkra anlat.
Bir plan yap.
Bir ümit ışığı gör.
İsmini değiştir.
Bir teoriyi test et.
Bir dogmaya meydan oku.
Korkunu kullan.
Bir damla gözyaşı akıt.
HARİTAYI İNCELE.
Hainlerle hesaplaş.
Ağırlığını hakkıyla taşı.
Biraz daha ağırlık kazan.
Sevmek için mücadele et.
SEVDİĞİNİ BİR DAHA SÖYLE.
Sınırı aş.
MALKOM X
Yazan:cb Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
ümit bey,
fazla genellemeci konuşmuşum,benim hatam daha özele bir cevap yazayım.
ben öncelikle kuran,meal,tefsir,hadis okumayı hem de bir değil bir çok kaynaktan okumayı tercih ederim.öncelik buradadır,zira önce ne olduğumu,Allah’ın bana ne olduğumu öğrettiği kaynaktan kendimi öğrenmeyi dilerim.sonra düzgün bir tarih okuması,biraz gözlem…islam düşünce tarihi…bol bol makale tahlili,özellikle islam düşünürleri…illa kabul edeceksiniz diye bir kaide yok,okuyun üzerine düşünün…cemil meriç okuyun,ali şeriati belki…en çok sahabe hayatı.islam tarihi okumanızı tavsiye ederim.ali şeriati ve cemil meriç okuyun.
“İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!…” (İsrâ 17/11)
“İnsan aceleci (bir tabîatta,huyda) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; Benden acele istemeyin.” (Enbiyâ 21/37)
fikir eseri okumak acelecilik değil,çok doğru bir eylemdir.aceleciliği fikir eseri okumak ile aynı cümlede kullanmadım.dedim ki,insanlar aceleci bir tavırla sonuç bekliyor,dedim ki insan fikir eseri okumadan,mazlum ile hemhal olmadan,düşünmeden hüküm veriyor,dedim ki insan tüm bu tembelliğini görmeden,insana akıl veriyor.diyorum ki,insan kendi bir taş atmadan,döşeği kuruyken,taş atmadığı gibi bir de atanlara yorum getiriyor,benim eleştirdiğim budur.ayrıca taş atmak bir şiddet göstergesi değildir,taş atmak bir eylemdir,eylem,görebilene elbet!
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
Bu da sana ders olsun
TAŞ ATTIM
bir taş attım pencereye, “tık” dedi
anası çıktı, “gızım evde yok” dedi vay vay
“inanmazsan gel yukarı bak” dedi
armut dalda gız balkonda sallanır vay vay
Kahtalı Mıçı
Bunun bir taş attım havaya, düştüm mapushanaya şekli de var tabi.
Şaka bir yana, sorun şu:
Kim söylemişti unuttum, problemler, onları oluşturan düşünce seviyesiyle çözülemez…
Ortaokuldaydım, bir arkadaşımla otobüsteyiz. Birbirimize “ay çok sıkıldım” filan diye yakınmışız. Arkada sakallı genç bir abi “taş atın!” dedi. Anlayamadık. “Sıkıldıysanız taş atın” diye tekrarladı. Konunun Filistin bağlantısını çözüp jeton düşünce çok etkilenmiştim bu sözden. Evet, Golyat’ı deviren Davud hikayeleri, hacca giden karınca örnekleri filan güzel şeylerdi. Doğrudur da, Allah’ın adetidir zalimleri zayıflarla tepelemek. Ama, yapılabilecek şeyler varken taş atmak ve karınca ayaklarıyla hacca gitmek de, kolaya kaçmak gibi geliyor bana. İnsanın kendini iyi hissetmesi için, vicdanını rahatlatması için iyi. Ama çözüme bir katkısı yok.
Tabi yapalım, taş da atalım, kermes de düzenleyelim. Bunlar çok değerli faaliyetler, küçümsemiyorum. Ama bunlardan medet beklemememiz lazım.
Allah’tan mucize bekleyeceksek de buna uygun bir ümmet olması lazım. Ben Hard Talk’da o El Fetih’li, Hamas’lı abilerimi dinleyince, konunun neden çözülemeyeceği konusunda gayet tatmin oldum. Golyat tamam, ortada Davud yok kardeşim. Netameli mevzular, tartışmaya girmek istemiyorum.
En iyisi ben şu şarkıyla mukabele edeyim:
bir derdim var artık tutamam içimde
gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
herkes neden düşman, herkes neden düşman
unuttuk hepsini, nuhun nefesini
gelme yanıma sen başkasın ben başka
Yazan:Umit Erdal Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
Mustafa Akyol, Cemile Hanımın yukarıdaki sorusuna yanıt yazmış: Batı’yı da Yeterince Eleştiriyor muyum?
Bu arada, Cemile Hanım son verdiğiniz yanıt için de teşekkür ederim. Bu bahsettiğiniz eserler, tam olarak yukarıdaki tartışma konumuz olan, “Hamas, El Kaide gibi örgütlerin sivillere yönelik şiddetini” doğrudan doğruya ele almıyor.
Anladığım kadarıyla, siz bu eserleri okuyup, bunlarla hemhal olmayı, bu sürecin içinde gelişen duyguların ve mazlum müslümanları anlama çabasının esas önemli şey olduğunu düşünüyorsunuz. Bu anlama çabasının, mazlum müslümanları eleştirmekten daha doğru olacağını düşünüyorsunuz, diye anlıyorum. Bunun çok değerli olduğuna katılıyorum; ancak burada bir yaklaşım farklılığımız da bulunuyor.
Yazan:cb Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
ekrem senaiye,
editörden rica edelim siteye,bedava kitap indir butonunun yanına bedava mp3 indir butonu eklesin,senin gibi şarkı türkü seven dostlarımızda tıklasın,biz de ders çıkaralım :))
Yazan:cb Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
ümit bey,
ben genel bir bakış elde etmek için bu kısaca bahsettiğim ( elbet çok daha kitap-yazar eklenebilir ) kaynakların ilk adım için önemli olduğunu düşünüyorum.elbet verdiğim örnekler el-kaide vs. tipi oluşumları içermiyor,zaten gündemi takip etmek ve dediğim gibi bir tarih okuması yapmak duruma ışık tutmak için yeterli.
elbet farklı düşünebiliriz,ki düşünüyoruz.bunda bir problem görmüyorum bilakis benim için renktir,çeşittir.şeriati olması lazım,diyor ki ‘ yabancı bir dil öğrenmek,kendi diline dışardan bakmak için,kendine dışardan bakmak için çok gereklidir’ sadece dil ile sınırlamamak gerek elbet başka bir bakışı dinlemekte bu denli önemlidir,en azından insanın kendisinin nerede durduğunu görmesi açısından.asıl ben size teşekkür ederim.
bu konuyla ilgili mustafa beye yazacaktım,sık sık farklı düşünsekte sağolsun eleştirileri çok hoş karşılayabilen biridir.ancak daha yeni bir konuda eleştirdiğim için ‘nöbetçi eleştirici’ olmamak adına yazmamıştım,nasıl olduysa kendisine ulaşmış,sağolsun üstüne yazmış.mustafa beye bir teşekkür etmek farz oldu
link verdiğiniz için teşekkürler.
Yazan:MY Tarih: Nis 6, 2010 | Reply
Neden Kâfir Müslime galiptir?
çünkü Müslümanlar ne yazik ki çogunlukla %50 Müslüman su günlerde. Islerine geleni aliyor, gelmeyeni de görmezden geliyor Kâinat’a dair ne varsa. “Ayin P ile baslayan günlerinde domuz yerim” diyen Müslüman gördünüz mü siz?
YAZININ TAMAMI:
http://www.derindusunce.org/2009/09/08/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galibdir/
isteyen Müslüman olsun, adam gibi cihad etsin, isteyen “gagamla su tasiyom” diyip kolu bacagi kopmus bebek fotograflarini forward etsin, nefsini kandirsin. Neticede insan özgürdür. Öyle olmasaydi RABB’ine karsi sorumlu olmazdi.
Yazan:Tayfun_Korkut Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
@ cb,
Godfather’dan unutamadigim bir replik:
“Never hate your enemies, it affects your judgement”
Sinirlendikce daha kontrolsuz saldiri, daha kontrolsuz saldirdikca daha fazla kendine zarar, daha fazla zarar gordukce daha fazla sinirlenip daha kontrolsuz saldiri………… Bu dongu boyle geldi, boyle de gidiyor malesef. Sonra forward emaillerle vucudu parcalanmis musluman resimleri ve bu resimleri gozu yasli izleyip terorize olan diger muslumanlar… Derin devletin istedigi musluman tipi de tam olarak bu zaten. Dibe vurmus, galeyana gelmis, aklini, mantigini yitirmis, yeri geldiginde rahatlikla “deli, meczup, terorist, kokten-dinci” seklinde yaftalanabilecek enayi musluman tipi bu! Sogukkanli, akilli, mantikli, idealist muslumanlar bunlar icin hayattaki en buyuk tehlikedir. Cunku kilit gorevlere gelip bu akan kani durdurabilecek kararlari alabilecek, muslumanlarin onurlu bir hayat surebilmesi icin diplomatik, siyasi mucadele verebilecek kisiler bunlardir. Bu insanlar direnise katilmamakla suclanip dindar kesimden tasfiye edilirse, kemalizm canavari zaten acmis agzini sonuna kadar yutmak icin bekliyor bu musluman aydinlari. Onlari radikal islam egilimi olanlarla karsi karsiya getirmek icin de ellerinden geleni yapiyorlar.
Hz. Muhammed’le ilgili cizilen karikaturden sonra “Allah’im, n’olur protesto edilmesin, gormezden gelinsin, ciddiye alinmasin” diye dua etmistim. Malesef her tarafta protestolar oldu. Sonuc: daha fazla alayci karikatur, daha fazla Hz. Muhammed’le dalga gecen video, resim vs. Yani sen protesto ettikce daha da inatla gozunun icine sokuyor bunu. Bir insanin cok hassas oldugu bir konuda, onu sinirlendirdigini bile bile o konuyla ilgili dalga gecmek bu adamlari cok eglendiriyor. Hristyanligi bile yerden yere vuruyorlar, akla hayale gelmeyecek sekilde asagiliyorlar. Sen savundukca onlar saldirir. Cool olmak, herkesle yuz goz olmamak, herkesi ciddiye almamak lazim. O zaman surec yavas yavas senin leyhine isleyecek, gun olacak, devran donecektir.
“Camura tas atma, uzerine sicrar”
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Sen dalga geç Cemile hanım! Bende farklı fikirler oluşmasına yol açtı. Aslında Mehmet hocam’dan Sanat-Tanrı ilişkisinin bu boyutunu da ele almasını rica ediyorum. Resim üzerinden yaptığı çalışmanın aynısını müzik için de yapabilir.
Hatta kızılderililerden şamanlara, hristiyanlardan müslümanlara musiki ve ayinlerle ilgili de interaktif çok hoş bir çalışma çıkabilir.
Yazan:kehribar Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Mustafa Akyol kardeşim dediklerinin bir çoğu doğru aynen katılıyorum. Özellikle terör konusunda söylediklerin….ancak öyle bir ifaden var ki dediğin tüm doğruları başaşağı etmeye yetiyor… o da şudur; ”Gidin de (Mardin konferansını organize eden Müslümanlar gibi) Londra’da yaşayın bakalım…….. İngiliz toplumu da haliyle “bu iş neyin nesidir” diye soruyor. Müslümanların Avrupa’dan sürülmesini savunan faşist partiler güçleniyor, İsviçre’de minareler yasaklanıyor” falan da filan. Hocam sizin bu söylediğiniz, sömürgeci asimilasyona uğramış müstemleke zihniyetinden başka bir şey değildir (sizin öyle olduğunuzu söylemiyorum)yani şarkiyatçıların bakış açısını sezinliyorum. Yazıktır İslam gibi şerefli bir dini Londra’lı cahil ve ukala müsteşrike anlatacğım diye biz müslümanlar aramizda bölündük ve kanımızı dökmeye başladık…Bırakın hocam bunları, elin londralısı sizin islamı 10 asırdır tanıyor ve islamın başına ne geldiyse bir ucunda mutlaka ingilizler olmuştur… şimdi kendi kurdukları mezheplerle bizi bize kırdırıyorlar… Vahabilikten konuşalım, arabistan rezilliğinden konuşalım daha faydalı olacaktır… sekiz on yıl kadar fransa’da görevli olarak çalıştım, uzman bir kadronun içinde bulundum, dedilerinizden çıkardıklarım şudur; ‘avrupalı bizi yanlış tanıyor, doğru bir şekilde tanıtmaya çalışalım’ hadi diyelim bu dedikleriniz doğru, yahu Allah aşkına bırak avrupalıyı, kendi ülkemizde islamı anlatamamışken, ingilize fransıza neyi anlatıyorsunuz…. Önce biz bir anlayabilsekte, anlatsaydık…Hakkınız helal edin….
Yazan:cb Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
ekrem senai,
sen taş atmayı o otobüs olayında kavramıştın hani?bak işte taş(sanat-tanrı ilişkisi ve müzik fikri) atıyorsun,bende atıyorum
http://www.derindusunce.org/2010/02/25/allahin-sanati-insanin-sanati/
dalgaya gelince ben pek geri durmam biliyorsun
yok yani ilginç olan insanların uzun uzadıya yazmamdan sonra hala benim bombacılığı savunduğumu hatta bombacı falan olduğumu düşünmeleri :)ben bombacıları anlamaktan bahsettim ancak anlayan olmadı,beni yazdıklarımdan sonra anlamak istemeyenlere insanların zor yaşamlarını anlamalısınız demek,evet biraz tuhaf…maalesef -ümit bey dışında-,anlamak istemiyorsanız yapabilecek birşey yok.
Yazan:cb Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
tayfun bey,
bence durum şudur;bakın önceden islamofobi yaratıcılarının oryantalistlerin doğuluları,arapları gösterip ‘ pis,bombacı,cahil,radikal,vahşi ‘ ilan etmesi kolaydı,çünkü canavarlar kolay yaratılır…tabi hem insanları sömürüyor hem de sömürüye karşı çıkanları şiddet yanlısı ilan ediyorlardı.sonra ne oldu,bir çok islam ülkesinden ya da doğudan insanlar sadece kolgücü işlerde çalışmak için değil,eğitim için batıya gittiler,öğrenciler,akademisyenler vs. malum başörtüsü yasağından sonra ihl. mezunları,yasaktan kaçan başörtülüler yurtdışına gitti sonra bu iletişimlerden,bireysel tanışmalardan sonra insanların zihnindeki pis,vahşi,katil Müslümanlar imajı yıkıldı,biliyor musunuz?mesela almanya’da, kolgücü işlerinde değil de eğitim için giden,dil bilen,eğitimli öğrencilere,akademisyenlere neo-müslüman diyorlar,ve bu dialog kurulabilecek neo-müslümanlar,islamofobiyi yok etme ihtimalleri nedeniyle onlar için bir tehlike! bir şey daha söyleyeyim açıkçası ben hem karikatür krizinin ve minare yasağının bilinçli olarak,müslümanları tahrik edip,şiddet yanlısı gösterip,islamofobiyi ayakta tutmak için düzenlendiğini düşünüyorum.şimdi bu durumda dafalrca yazdığım gibi şiddet içermeyen eylemler oldukça gereklidir,yöntem bu olmalıdır,taş atmak bir harekettir,eylemdir,şiiri daha derin okursanız anlarsınız,illa birinin kafasına nişan almanıza gerek yok.biri bir film çeker,biri bir şiir yazar,biri bir yazı yazar,işte o taş atmaktır.ancak taş atmayı,nişan alarak yapanlar,canlı bomba olanlar belki doğru değildir ama anlaşılabilir yanları vardır…aman ben de kime ne anlatıyorum,maalsef sizin kafalarınıza ‘ doğulu müslüman vahşiler ‘ imajı öyle bir kazınmış ki,3 gündür yazıyorum anlayamıyorsunuz,perdeleri kaldırın…taş atmayada gerek yok,önce arının…taş atmak için de yüz görümlülüğü vermek gerek,arının !
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
cemile hanım,
Hatlar karışıyor galiba. Tayfun bey’le münakaşanızdan parazit yapıyor. Ben, Hamas ve El Fetih gibi siyasi hareketlerle Filistin sorununun çözülemeyeceği söyleyen adamım. “Cemile bombacı galiba” diye de pek düşünmedim. En fazla TNT patlatır diye düşünmüşümdür yani.
Filistin konusunda, yardım çalışmalarını; panelleri, konferansları, STK yapılanmalarını, sivil protestoyu çok gerekli buluyorum ve böyle çalışmalara bizzat da katılmak, destek vermek isterim. Ama müslümanın müslümana propogandası saçma. İnsanı aciz bırakıyor, sadece üzüntü ve hayal kırıklığı oluşturmaktan başka da bir işe yaramıyor.
Ben Hamas’a terörist demiyorum. Vizyonsuz diyorum. Metodları yanlış diyorum. Şurada bu konuyu uzun uzadıya tartışmıştık.
http://www.derindusunce.org/2009/02/01/cihad-neden-ise-yaramiyor/
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Temel sorun,insanların “kendilerinden”olmadıklarını düşündükleri farklı aidiyetlere tahammül etme olgunluğuna henüz erememiş olması.Kısacası insanoğlunun henüz aşamadığı bir zihniyet sorununa işarettir bu.Ötekileştirme dediğimiz bu tuhaf psikoloji maalesef tüm farklılıklarda karşımıza çıkabiliyor.Bazen ideoloji,bazen inanç,bazen de kendi olma adına,kendini gerçekleştirme adına yapılan edimlerin tamamını kapsar.Ve neticede anlamsız bir kimlik savaşıyla sonuçlanır.Dolayısıyla yeryüzünde halıhazırda süren tüm bunalımların,kaos,huzursuzluk ve çatışmaların kaynağı bu aşılmamış psikolijide yatar.Dikkat edilirse insan ilişkilerindeki bu marazlı yapı,aile dediğimiz en küçük toplumsal birim/kurumdan başlayarak yeryüzünün her sathına yayılmış durumdadır.”Mahalleler” vardır örneğin…Giyim tercihinden tutun her türlü yaşam tercihi başlı başına farklı bir mahalledir.Tabii her mahallenin kendince duyumsadığı bir baskı ve bu baskıdan kaynaklı,bu baskının yaratığı tepki ve reaksiyonlar var.Biri diğerini tetikleyerek güçlendirir.Senin ulusun benim ulusum,senin ülkem benim ülkem;yok ırktı,soydu,soptu,dindi,dildi,kültürdü derken her bir farklılık bir düşmanlık aracına ya da gerekçesine dönüşmektedir.Velhasıl bu ötekileştirme virüsu sınırları,kıtaları aşarak tüm dünyayı saran ve insanlığın başına bela olmuş kangrenli bir sorun haline gelmiştir.Hadisenin özeti budur.
Tabiatiyle bu hastalıklı ruh halinden-veya dünya düzeninden-muzdarip olduğumuz için de zaman zaman yakınıyoruz.Avrupa’yı yabancı düşmanlığıyla ya da özelinde islam karşıtı olmakla suçluyoruz.Bazen sorunu modern ideolojilerde,modernitede,pozitivizmde vs arıyoruz,ki haklı gerekçe ve sorgulamalardır bunlar.Haliyle “yanlış anlaşılma”ya neden olacak durumu ortadan kaldırma adına “ılımlılaştırıcı” denge arayışlarına yöneliyoruz.Ancak bu pek de isabetli bir arayış olmasa gerek.Zira,dış dünyayı-Avrupa,ABD,İran,Malezya vd şeklinde-suçlamak da,sorunların çözümünü bu farklı kültür ve sistemlere entregre olmakta arama ya da onlara benzemeye çalışmakla hiç bir sorun aşılamaz,çözüm de gelmez.Dolayısıyla karşılaştığımız her bir problemden dış dünyayı sorumlu tutarak şeytanlaştırmak nasıl ki çözümü Onlar’a havale etmek,bir bakıma sorumluluktan kaçma anlamına geliyorsa,”Onlar bizi nasıl görüyor,nasıl biliyor?”kaygısına odaklanarak hareket etmek de sadece bir “imaj yenileme”psikoljisine işarettir.Ve her iki eğilim de problemlidir.Problemlidir çünkü”İçeri”de bunca “kimlik” problemleri yaşayıp bunun kavgasıyla birbirimizi helak edip, birbirimize tahammülümüz yokken Avrupa’dan,ABD’den ve diğerlerinden nasıl bir anlayış ve tolerans bekleyebiliriz ki?Bizi anlamıyorlar diye onları şeytanlaştırmaya hakkımız yok.Zira,arzu ettiğimiz barışçıl ve hoşgörülü toplumu tesis edememişken sorunu başka yerlerde aramak sağlıklı bir bakış açısı olamaz.Kaldı ki “bizi daha iyi anlasınlar”diye bir arayış içerisine girmek de o kadar sorunludur.Zira bir yol,yöntem veya değişim istek ve arzusu ancak insanlığın ortak yararına olduğunda anlamlıdır;birilerine beğendirme çabası güdüldüğünde değil.E,peki biz ne yapıyoruz?Avrupa bizi anlasın,islamın onların bizi anladığı gibi olmadığını kanıtlayalım.Ya da ne bileyim sırf AB’ye girelim,bizden daha güçlü olduğunu düşündüğümüz güçlü devletlerin gözüne girelim diye reformlar yapalım.Böyle bir mantık olabilir mi?Dersimize,ödevimize hazırlanır gibi hep sınav hissiyatıyla nereye kadar?Dolasıyla imaj tazelemek,ötekinin bizim hakkında daha pozitif yargılara varmasını sağlamak adına çabalamak yerine,insanlık böyle gerektirdiği için reform ve dönüşüm çabaları olmalıdır.Amaç,yukarıda değindiğim kaosu ortadan kaldıracak bir zihniyet dönüşümü gerçekleştirmek olmalıdır.Daha çok adalet,daha çok özgürlük,daha çok eşitlik ve daha çok barış için.İnsanlık için.Kısacası,nasıl tanımlanırım,nasıl anlaşılırım’ın yerine tüm insanları barış ve adalet içerisinde kaynaştıracak ilkeleri içselleştirerek insanlar kurtuluşa da hakikate de bir adım daha yaklaşacaktır diye düşünüyorum.Kaygılar ise ikinci planda kalmalı,önemli olan,insanın/bireyin doğru yolda olduğuna dair vicdanen rahat olması ve bu anlamda iç tutarlılığa sahip olması.Zannedersem kendi iç dünyasında bu sorgulamayı aksatmayan birey hem demokrattır hem de en alasından samimi bir dindar.
Yazan:sadık Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Mustafa AKYOL’a ve onun gibi düşünenlere linkteki yazıyı okumalarını tavsiye ediyorum : http://www.karakalem.net/?article=4052
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Sadık bey,
Karakalem’deki link ilginç. Özellikle şu satırlar:
Bu mevzuların hükmü 1000 sene önce verilmiştir, günümüz fakihlerinin meselesi değildir. Kur’an’a göre kimse bir başkasının yaptığından mesul değildir. Bir cani için hiçbir masum öldürülemez. Böyle bir yazının Karakalem’de yazılmış olması çok düşündürücü…
Kimse işgal altındaki ülkelerin kendini savunma hakkından bahsetmiyor. Fakat İslam’da savaş hukuku vardır. Buna İsrail’li uymuyor diye mukabele-i bil’misil yapamazsın. Sen Allah’a karşı sorumlusun.
Eşcinsellik konusunda da Akyol’a haksızlık edilmiş. Akyol, açıkça eşcinsel evlilikler gibi konuların toplumumuza uygun olmadığını ve liberaller samimiyse çok eşliliği de savunmaları gerektiklerini söylüyor.
Mustafa Akyol’un isminin bir marka gibi kullanılması da ilginç. Müslüman camiada böyle insanların birbirine hasmane tavır içine girmeleri hiç hoş değil. Karşı çıkılan bir şey varsa, Kur’an’dan, sünnetten delil getirir ortaya koyarsın. Bizde nedense düşmanlık oluşturup tezyif etme yoluna gidiliyor. Bunun tek mağduru Mustafa bey değil.
Yazan:çuvaldız Tarih: Nis 7, 2010 | Reply
Aziz bey,
Çok şükür. Sizi yeniden görünce yüzümüzde güller açtı :)) Bu kadar uzun ara vermeyin lütfen …
Belki bilirsiniz,eskiden hoş sohbet edilip, çaylar da içildikten sonra “misafir kalkma vakti geldi” diyerek gitmeye yeltendiğinde ev sahibi de “ne güzel sohbet ediyorduk hem daha çaydanlık soğumadı, biraz daha oturun!” derdi.
Ev sahibi değilim ama siz de çaydanlık soğumadan kalkmayın lütfen. Zaten zor geliyorsunuz
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Nis 9, 2010 | Reply
Sevgili Çuvaldız hanım,öncelikle bu güzel dost selamınızın benim de yüzümde güller açtığını içtenlikle belirteyim.Sizin gibi hatır gönül bilen tüm dostlarımdan Allah razı olsun.
Biraz ara verdiğim konusunda haklısınız.Fakat yorum bazında bir mola benimkisi…Çaydanlık fokur fokur kaynıyor ve kaynadıkça da,feyz aldığım güzel sohbetlerinizi bırakmaya hiç de niyetim yok.
Ancak yeri gelmişken,neden eskisi kadar sık yorum yazmadığıma biraz açıklık getirmek istiyorum.Bu kesinlikle bir küskünlük ya da kırgınlıktan değil,daha ziyade,”acaba farkında olmayarak kalp kırmış,katılımcı dostları üzmüş olabilir miyim?”den kaynaklı.
Zira,adını vermek belki doğru olmaz,fakat niyetim küçümsemek değilken bir katılımcı dostumuzdan bu yönde bir eleştiri almıştım.Yorumumu tekrar tekrar okuduğumda haklılık payı da yok değildi,sitemlerinde haklıydı.Gerçi özür diledim ama ok yaydan çıkmıştı bir kere.
Yani anlayacağınız,yazdıklarımız,yorum ve yargılarımız bazen niyet ettiğimizden çok daha farklı anlamlara/anlaşılmalara yol açabiliyor.Ancak şunu itiraf etmeliyim ki,fikirlerimiz bizler için ne kadar paylaşım amacı taşırsa taşısın,hatta bize son derece samimi ve masum gibi gelseler dahi mutlaka nefsimizden bir parça,bir iz taşırlar.Haliyle bu “insani durum” bazen karşımızdaki insanın rencide olmasına neden olabiliyor.
Kısacası bunun önüne geçmek için biraz mola vermeyi uygun gördüm.Ha,nefsimizi terbiye edeceğiz diye fikirlerimizi dile getirmekten vazgeçmek çok mu isabetli bir tercih veya seçim,elbette ki tartışılır.