<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Ahiret Kitabı - Gazâlî Hazretleri yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 03:44:41 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Hiç kimsenin Tiranlığı: Marx, Arendt ve Bürokrasi : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-68059</link>
		<dc:creator>Hiç kimsenin Tiranlığı: Marx, Arendt ve Bürokrasi : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 01:46:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-68059</guid>
		<description>[...] &#8220;HAŞYET: Korku anlamına gelen ve Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de birçok ayette geçen &#8220;Havf&#8221; ile eşanlamlı bir kelime. Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin &#8220;gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat&#8221; biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça&#8217;da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû&#8217; ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur&#8217;ân&#8217;da Allah&#8217;tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.&#8221; (Sadık bir dostumuzun yorumundan)&#8230;&#8221; [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] &#8220;HAŞYET: Korku anlamına gelen ve Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de birçok ayette geçen &#8220;Havf&#8221; ile eşanlamlı bir kelime. Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin &#8220;gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat&#8221; biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça&#8217;da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû&#8217; ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur&#8217;ân&#8217;da Allah&#8217;tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.&#8221; (Sadık bir dostumuzun yorumundan)&#8230;&#8221; [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-48230</link>
		<dc:creator>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 07:32:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-48230</guid>
		<description>[...] Ahiret Kitabı - Gazâlî Hazretleri [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ahiret Kitabı - Gazâlî Hazretleri [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Futbol mu daha kötüdür yoksa eşcinsellik mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47890</link>
		<dc:creator>Futbol mu daha kötüdür yoksa eşcinsellik mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 14:03:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47890</guid>
		<description>[...] Ahiret düşüncesini ertelemek için stadyumlara, olmazsa ekran başına koşuyor. (Bkz. Ahiret Kitabı - Gazâlî Hazretleri ). Ritüelleşmiş, dinleşmiş bizim futbolumuz Güney Amerika gibi. Haftanın belli gün ve [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ahiret düşüncesini ertelemek için stadyumlara, olmazsa ekran başına koşuyor. (Bkz. Ahiret Kitabı - Gazâlî Hazretleri ). Ritüelleşmiş, dinleşmiş bizim futbolumuz Güney Amerika gibi. Haftanın belli gün ve [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Akıl-Vahiy uyumu ve İman Kitabı – Gazâlî Hazretleri : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47671</link>
		<dc:creator>Akıl-Vahiy uyumu ve İman Kitabı – Gazâlî Hazretleri : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 20:14:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47671</guid>
		<description>[...] önce yine Gazâlî Hazretleri&#8217;nin yazdığı Ahiret Kitabı&#8216;ndan bahsetmiştim. Bu kitabın tercümesi de yine Ayhan Ak tarafından yapılmış. Ve o [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] önce yine Gazâlî Hazretleri&#8217;nin yazdığı Ahiret Kitabı&#8216;ndan bahsetmiştim. Bu kitabın tercümesi de yine Ayhan Ak tarafından yapılmış. Ve o [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47640</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 23:15:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47640</guid>
		<description>çuvaldiz Hanim Selam,

evet, nispeten seküler(?) bir noktadan çikmis ama samimi agnostikligi(?) sayesinde Ahmet Altan da ayni yere varmis, HAYRET, GÖRMEK, ANLAMAK... demek ki aklin yolu birmis ve Kur'an'i okumayanlar bile isaret edilen seylerin (en azindan) bir kismina akilla varabilirmis.

27 martta yazdiginiz ayet hâlâ aklimda yankilaniyor &lt;strong&gt;"Hâlâ görmüyor musunuz?"&lt;/strong&gt;

kendi kendime soruyorum, neden daha önce görmedim diye :))

eskiden akil ve imanin birbiriyle UYUMLU iki sey oldugunu sanirdim. Galiba yanilmisim, ayni pirlantanin iki farkli yüzüymüs... veya böyle birseymis.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çuvaldiz Hanim Selam,</p>
<p>evet, nispeten seküler(?) bir noktadan çikmis ama samimi agnostikligi(?) sayesinde Ahmet Altan da ayni yere varmis, HAYRET, GÖRMEK, ANLAMAK&#8230; demek ki aklin yolu birmis ve Kur&#8217;an&#8217;i okumayanlar bile isaret edilen seylerin (en azindan) bir kismina akilla varabilirmis.</p>
<p>27 martta yazdiginiz ayet hâlâ aklimda yankilaniyor <strong>&#8220;Hâlâ görmüyor musunuz?&#8221;</strong></p>
<p>kendi kendime soruyorum, neden daha önce görmedim diye :))</p>
<p>eskiden akil ve imanin birbiriyle UYUMLU iki sey oldugunu sanirdim. Galiba yanilmisim, ayni pirlantanin iki farkli yüzüymüs&#8230; veya böyle birseymis.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47637</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 21:42:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47637</guid>
		<description>Mehmet bey,

Çekincelerim nedeniyle etrafında defalarca tur attığım bir meseleyi bir çırpıda ve çok kolay anlaşılır bir şekilde ifade edivermişsiniz. Düğümsüz dilinize elinize sağlık :)
  
Görmek-anlamak ve ifade etmek noktasında örnek olabilecek bir yazı; http://www.taraf.com.tr/makale/10749.htm

Mükemmelik timsali doğada müşahede etmiş olduğu 7 renkten ilhamla, biri, A.Altan’a &lt;a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&#38;y=s_middle&#38;kid=31&#38;sid=1" rel="nofollow"&gt;7 tekrarlanan ayet&lt;/a&gt; olarak anılmış olan Fatiha suresinden bahsetmiş olsa, insanların arayışına bırakılmış olduğunu düşündüğü mükemmelliğin,( parantez içini düzenle dolduracak şekilde) hale hazırda çok aleni bir biçimde ifade edilmiş olduğunu, kulluk mertebesinde, mucize kabilinden görürdü herhalde! Erguvanların bir emirle açıldığına şahitlik ettiği gibi. 

Mükemmellik , eksik yaratılmışlık, insanın doğumla açılan ölümle kapanan hayat parantezi, mükemmel olmayanların yarattığı mucizeler ve gizli emir konularında söylenebilecek bir yığın şey olmasına rağmen özetle bu kadarını yazmakla yetineyim. 

Not.Ahmet Haşim’in gizli dili Ahmet Altan’ın bu yazısına da aksetmiş sevgili Cemile :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,</p>
<p>Çekincelerim nedeniyle etrafında defalarca tur attığım bir meseleyi bir çırpıda ve çok kolay anlaşılır bir şekilde ifade edivermişsiniz. Düğümsüz dilinize elinize sağlık <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Görmek-anlamak ve ifade etmek noktasında örnek olabilecek bir yazı; <a href="http://www.taraf.com.tr/makale/10749.htm" rel="nofollow">http://www.taraf.com.tr/makale/10749.htm</a></p>
<p>Mükemmelik timsali doğada müşahede etmiş olduğu 7 renkten ilhamla, biri, A.Altan’a <a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=31&amp;sid=1" rel="nofollow">7 tekrarlanan ayet</a> olarak anılmış olan Fatiha suresinden bahsetmiş olsa, insanların arayışına bırakılmış olduğunu düşündüğü mükemmelliğin,( parantez içini düzenle dolduracak şekilde) hale hazırda çok aleni bir biçimde ifade edilmiş olduğunu, kulluk mertebesinde, mucize kabilinden görürdü herhalde! Erguvanların bir emirle açıldığına şahitlik ettiği gibi. </p>
<p>Mükemmellik , eksik yaratılmışlık, insanın doğumla açılan ölümle kapanan hayat parantezi, mükemmel olmayanların yarattığı mucizeler ve gizli emir konularında söylenebilecek bir yığın şey olmasına rağmen özetle bu kadarını yazmakla yetineyim. </p>
<p>Not.Ahmet Haşim’in gizli dili Ahmet Altan’ın bu yazısına da aksetmiş sevgili Cemile :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47588</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 05:06:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47588</guid>
		<description>tabi temkinli olmak lazim, tek arzum yazdiklarim ilham versin, insanlar gözlerini TV'den, maçlardan
ayirip yapraklara, kuslara ve göklere baksin istiyorum :)) Mesnevî, gibi Füsus gibi altin madenlerine
dikkat çekebilirsek ne mutlu bize, Kur'an'i "yeni" bir gözle okumak istegi uyandirabilirsek...

Siz de ne güze anlatmissiniz, "görmek-anlamak" kelimelerini kullanirken aslinda korkuyor insan. okuyanlari yanlis yönlendirmek istemem tabi. Mesela agaçlarin kuslarin güzelligine bakarak (hasa) "Yaratan'i gördüm, Kâinat Tanridir, sen, ben Tanriyiz" gibi sapma noktalarina varilabilir. Leibniz'de, Spinoza'da daha bir çoklarinda bunun kokusunu aliyorum.

Zira görmek ve anlamak bir çok dilde es anlamli olarak kullanilabiliyor. Bilirsiniz ingilizcede "evet, hmm, anliyorum" anlaminda "I See) (görüyorum) derler. Fr'da da böyle. "Görüyorum ne demek istedigini" diye bir laf var.

Alin iste, "dil hapishanesi" :))

Hz. Gazâlî ALLAH'a degil güzellige tapan bir Türk kavminden bahseder meselâ Miskat-ül Evar'in sonunda. Demek ki mesele çok eski. Insan ALLAH'a dair bazi seyleri idrak ediyor, mola vermek için durdugu yeri son durak sanabiliyor.

Kur'an bunun ölçülerini veren, uyaran ayetlerle dolu. Sizin de koydugunuz ayetler gibi birbiri ile ASLA karistirilmamasi gereken "GÖRMELER" var. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/12/02/zina-da-boyle-bir-sey-iste%E2%80%A6/" rel="nofollow"&gt;"Zina da böyle bir şey işte…"&lt;/a&gt; isimli yazida renkli TV için dua eden Janis Joplin’den bahsetmistim.

Günahlar, sirk vb tabi ALLAH ile kul arasinda. Ancak bu kötü yola düsenler daha ölmeden bir ceza veriyorlar kendilerine. ANLAMA ve GÖRME kapasitelerini SIFIRLAMAK.

Yine Gazâlî'den bir sözle bitireyim, yanilmiyorsam Kalplerin Kesfi'nden (mealen):

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;hastaliktan kurtulmuyorsan sebebi ilaçlari kullanMAmana doktorun kizmasi degil ki! Sen ilaçlari kendin için al, doktor için degil. "Günahlarimin O'na ne zarari var" deme, sen kendine kötülük ediyorsun, senin cehennemin kendi ellerinle yaktigin atesten olusacak"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tabi temkinli olmak lazim, tek arzum yazdiklarim ilham versin, insanlar gözlerini TV&#8217;den, maçlardan<br />
ayirip yapraklara, kuslara ve göklere baksin istiyorum :)) Mesnevî, gibi Füsus gibi altin madenlerine<br />
dikkat çekebilirsek ne mutlu bize, Kur&#8217;an&#8217;i &#8220;yeni&#8221; bir gözle okumak istegi uyandirabilirsek&#8230;</p>
<p>Siz de ne güze anlatmissiniz, &#8220;görmek-anlamak&#8221; kelimelerini kullanirken aslinda korkuyor insan. okuyanlari yanlis yönlendirmek istemem tabi. Mesela agaçlarin kuslarin güzelligine bakarak (hasa) &#8220;Yaratan&#8217;i gördüm, Kâinat Tanridir, sen, ben Tanriyiz&#8221; gibi sapma noktalarina varilabilir. Leibniz&#8217;de, Spinoza&#8217;da daha bir çoklarinda bunun kokusunu aliyorum.</p>
<p>Zira görmek ve anlamak bir çok dilde es anlamli olarak kullanilabiliyor. Bilirsiniz ingilizcede &#8220;evet, hmm, anliyorum&#8221; anlaminda &#8220;I See) (görüyorum) derler. Fr&#8217;da da böyle. &#8220;Görüyorum ne demek istedigini&#8221; diye bir laf var.</p>
<p>Alin iste, &#8220;dil hapishanesi&#8221; :))</p>
<p>Hz. Gazâlî ALLAH&#8217;a degil güzellige tapan bir Türk kavminden bahseder meselâ Miskat-ül Evar&#8217;in sonunda. Demek ki mesele çok eski. Insan ALLAH&#8217;a dair bazi seyleri idrak ediyor, mola vermek için durdugu yeri son durak sanabiliyor.</p>
<p>Kur&#8217;an bunun ölçülerini veren, uyaran ayetlerle dolu. Sizin de koydugunuz ayetler gibi birbiri ile ASLA karistirilmamasi gereken &#8220;GÖRMELER&#8221; var. <a href="http://www.derindusunce.org/2009/12/02/zina-da-boyle-bir-sey-iste%E2%80%A6/" rel="nofollow">&#8220;Zina da böyle bir şey işte…&#8221;</a> isimli yazida renkli TV için dua eden Janis Joplin’den bahsetmistim.</p>
<p>Günahlar, sirk vb tabi ALLAH ile kul arasinda. Ancak bu kötü yola düsenler daha ölmeden bir ceza veriyorlar kendilerine. ANLAMA ve GÖRME kapasitelerini SIFIRLAMAK.</p>
<p>Yine Gazâlî&#8217;den bir sözle bitireyim, yanilmiyorsam Kalplerin Kesfi&#8217;nden (mealen):</p>
<blockquote><p><em><strong>hastaliktan kurtulmuyorsan sebebi ilaçlari kullanMAmana doktorun kizmasi degil ki! Sen ilaçlari kendin için al, doktor için degil. &#8220;Günahlarimin O&#8217;na ne zarari var&#8221; deme, sen kendine kötülük ediyorsun, senin cehennemin kendi ellerinle yaktigin atesten olusacak&#8221;</strong></em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47586</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 00:53:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47586</guid>
		<description>Mehmet bey,

&lt;blockquote&gt;“&lt;blockquote&gt;Hâlâ görmüyor musunuz?”&lt;/blockquote&gt; 
daha önce söylemis miydim?
Hz Gazâlî’nin bir sözü var, (mealen) &lt;strong&gt;“ALLAH’i göremeyisimizin sebebi O’nun Nûr’unun parlakligi&lt;/strong&gt;* &lt;strong&gt;sebebiyle gözlerimizin kamasmasidir&lt;/strong&gt;” diyor.&lt;/blockquote&gt;

Bilmiyorum. Mealen yazmış olduğunuz bu cümle üzerinde yazıldığı dilden ve tafsilatlı bir bilgi ile üzerinde düşünüp, yorum yapmanın daha doğru olacağı kanaatinde olmama rağmen yine de bir hadsizlik edip &lt;strong&gt;“O’nun Nurunun parlaklığı”&lt;/strong&gt; cümlesini aşağıdaki ayet ile birlikte  düşünerek anlamaya çalıştım;

&lt;blockquote&gt;Ve kezâlike nurî* ibrâhîme melekût**es semâvâti vel ardı ve li yekûne minel mûkınîn(mûkınîne). (6.En’am 75)

&lt;a href="http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=enam&#38;ayet=75" rel="nofollow"&gt;Böylece Biz İbrahime, (Allahın) gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı (ile ilgili (ilk) kavrayışı kazandırdık) gösterdik ki kalben mutmain olan kimselerden olsun.&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;

Gösterileni kavrayabilecek şekilde yaratılmış olduğunu idrak edebilmenin, O’na mahsus bir “göstermek” olduğuna hamd edebilmek; “görülmesi istenen”!

Göz kamaştıran Nûr’un Malik’ini, Halk eden olarak bilebilme basireti ile donatılmış akleden “insan” olmak!

&lt;blockquote&gt;Elhamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).(6.En’am 1)

&lt;a href="http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=enam&#38;ayet=1" rel="nofollow"&gt;Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Sonrada kafirler bunları rabblarına denk tutuyorlar.&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;

Denk tutma gafletine düşmeyen/düşmekten sakınan inananlar için “Gözlerin kamaşabiliyor olmasının (göremeyişimizin sebebi) da bir gösterme olduğunu” ve gösterilenin, &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2010/03/16/sanat%e2%80%99ta-ayrinti-3-tenzih-ve-tesbih/" rel="nofollow"&gt;teşbih ve tenzih&lt;/a&gt; ile ifadelendirilme gayretinin ne anlama geldiğini, oldukça kapsamlı bir yazı serisi (Sanat’ta Ayrıntı)kaleme alarak siz çok güzel bir şekilde izah ediyorsunuz.

Ve bu yazılarına yansıayan ışıktan görebilmek için istifade etmeye gayret ediyorum.İyi ki varsınız ve yazıyorsunuz :)

*Parlaklığı,muğlak,askıda(!) olup şüphede bırakmayan kesinlikte/net/açık/aleni olan ayet/delil/öğüt/işaret olarak düşünmek,ifade edilmekte olanı kavramaya biraz daha yaklaştıran bir yol olabilir! 
 
*Göstermek: eraye, iraet(Arp.)

**&lt;a href="http://www.osmanlicasozluk.net/osmanlica/34994-sozluk-MELEKUT-anlam.html" rel="nofollow"&gt;Melekût&lt;/a&gt;:ruhlar alemi,büyük otorite
Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı. Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti. * Hükümdarlık. Saltanat. * Ruhlar âlemi. (Bak: Arş)(İnsan mülk ciheti ile kalbe zarf olur, melekut cihetiyle de mazruf olur. M.N.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,</p>
<blockquote><p>“<br />
<blockquote>Hâlâ görmüyor musunuz?”</p></blockquote>
<p>daha önce söylemis miydim?<br />
Hz Gazâlî’nin bir sözü var, (mealen) <strong>“ALLAH’i göremeyisimizin sebebi O’nun Nûr’unun parlakligi</strong>* <strong>sebebiyle gözlerimizin kamasmasidir</strong>” diyor.</p></blockquote>
<p>Bilmiyorum. Mealen yazmış olduğunuz bu cümle üzerinde yazıldığı dilden ve tafsilatlı bir bilgi ile üzerinde düşünüp, yorum yapmanın daha doğru olacağı kanaatinde olmama rağmen yine de bir hadsizlik edip <strong>“O’nun Nurunun parlaklığı”</strong> cümlesini aşağıdaki ayet ile birlikte  düşünerek anlamaya çalıştım;</p>
<blockquote><p>Ve kezâlike nurî* ibrâhîme melekût**es semâvâti vel ardı ve li yekûne minel mûkınîn(mûkınîne). (6.En’am 75)</p>
<p><a href="http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=enam&amp;ayet=75" rel="nofollow">Böylece Biz İbrahime, (Allahın) gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı (ile ilgili (ilk) kavrayışı kazandırdık) gösterdik ki kalben mutmain olan kimselerden olsun.</a></p></blockquote>
<p>Gösterileni kavrayabilecek şekilde yaratılmış olduğunu idrak edebilmenin, O’na mahsus bir “göstermek” olduğuna hamd edebilmek; “görülmesi istenen”!</p>
<p>Göz kamaştıran Nûr’un Malik’ini, Halk eden olarak bilebilme basireti ile donatılmış akleden “insan” olmak!</p>
<blockquote><p>Elhamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).(6.En’am 1)</p>
<p><a href="http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=enam&amp;ayet=1" rel="nofollow">Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah&#8217;a mahsustur. Sonrada kafirler bunları rabblarına denk tutuyorlar.</a></p></blockquote>
<p>Denk tutma gafletine düşmeyen/düşmekten sakınan inananlar için “Gözlerin kamaşabiliyor olmasının (göremeyişimizin sebebi) da bir gösterme olduğunu” ve gösterilenin, <a href="http://www.derindusunce.org/2010/03/16/sanat%e2%80%99ta-ayrinti-3-tenzih-ve-tesbih/" rel="nofollow">teşbih ve tenzih</a> ile ifadelendirilme gayretinin ne anlama geldiğini, oldukça kapsamlı bir yazı serisi (Sanat’ta Ayrıntı)kaleme alarak siz çok güzel bir şekilde izah ediyorsunuz.</p>
<p>Ve bu yazılarına yansıayan ışıktan görebilmek için istifade etmeye gayret ediyorum.İyi ki varsınız ve yazıyorsunuz <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>*Parlaklığı,muğlak,askıda(!) olup şüphede bırakmayan kesinlikte/net/açık/aleni olan ayet/delil/öğüt/işaret olarak düşünmek,ifade edilmekte olanı kavramaya biraz daha yaklaştıran bir yol olabilir! </p>
<p>*Göstermek: eraye, iraet(Arp.)</p>
<p>**<a href="http://www.osmanlicasozluk.net/osmanlica/34994-sozluk-MELEKUT-anlam.html" rel="nofollow">Melekût</a>:ruhlar alemi,büyük otorite<br />
Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı. Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti. * Hükümdarlık. Saltanat. * Ruhlar âlemi. (Bak: Arş)(İnsan mülk ciheti ile kalbe zarf olur, melekut cihetiyle de mazruf olur. M.N.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sen Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47552</link>
		<dc:creator>Sen Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 10:18:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47552</guid>
		<description>[...] &#8220;HAŞYET: Korku anlamına gelen ve Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de birçok ayette geçen &#8220;Havf&#8221; ile eşanlamlı bir kelime. Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin &#8220;gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat&#8221; biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça&#8217;da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû&#8217; ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur&#8217;ân&#8217;da Allah&#8217;tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.&#8221; (Sadık bir dostumuzun yorumundan) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] &#8220;HAŞYET: Korku anlamına gelen ve Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de birçok ayette geçen &#8220;Havf&#8221; ile eşanlamlı bir kelime. Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin &#8220;gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat&#8221; biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça&#8217;da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû&#8217; ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur&#8217;ân&#8217;da Allah&#8217;tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.&#8221; (Sadık bir dostumuzun yorumundan) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47448</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 20:49:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47448</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;"Hâlâ görmüyor musunuz?"&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;
daha önce söylemis miydim?

Hz Gazâlî'nin bir sözü var, (mealen) &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"ALLAH'i göremeyisimizin sebebi O'nun Nûr'unun parlakligi sebebiyle gözlerimizin kamasmasidir"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
<blockquote>&#8220;Hâlâ görmüyor musunuz?&#8221;</p></blockquote>
<p></strong><br />
daha önce söylemis miydim?</p>
<p>Hz Gazâlî&#8217;nin bir sözü var, (mealen) <em><strong>&#8220;ALLAH&#8217;i göremeyisimizin sebebi O&#8217;nun Nûr&#8217;unun parlakligi sebebiyle gözlerimizin kamasmasidir&#8221;</strong></em> diyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47325</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 20:13:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47325</guid>
		<description>Mehmet bey Allah sizden de razı olsun.“keşif” dediniz takıldık peşine bakın yol nereye çıkardı:)
&lt;blockquote&gt;(51.Zâriyat)
Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.(20)
Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).(21)
(20-21) Şüphesiz kesin bilgi(Kesin olarak) ile inananlar(mûkınîne) için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler (ayetler) vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?&lt;/blockquote&gt;

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/" rel="nofollow"&gt;Yazdığınız&lt;/a&gt; gibi görmek, sadece et-göz’ün tek boyutlu uzak şahitliği olmasa gerek ! 

Not: Katkıda bulunacak olan yorumum değil, alıntıladıklarım.:) Keşfinize bereket.
Bilmukabele</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey Allah sizden de razı olsun.“keşif” dediniz takıldık peşine bakın yol nereye çıkardı:)</p>
<blockquote><p>(51.Zâriyat)<br />
Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.(20)<br />
Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn(tubsirûne).(21)<br />
(20-21) Şüphesiz kesin bilgi(Kesin olarak) ile inananlar(mûkınîne) için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler (ayetler) vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?</p></blockquote>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/" rel="nofollow">Yazdığınız</a> gibi görmek, sadece et-göz’ün tek boyutlu uzak şahitliği olmasa gerek ! </p>
<p>Not: Katkıda bulunacak olan yorumum değil, alıntıladıklarım.:) Keşfinize bereket.<br />
Bilmukabele</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47310</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 12:35:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47310</guid>
		<description>Çuvaldiz Hanim ALLAH sizden razi olsun. Deginiz gibi Sanat'ta Ayrinti serisine de çok iyi uyardi bu ayetler. Zaten Korku MAtkabi, Ahiret Kitabi ve Sanat serisi birbirinden ayrilmaz seyler. Ayni Hakikat'in fotograflari olmak "isteyen" yazilar bunlar. Baska baska açilardan ayni "bina" resimleniyor ki 3 BOYUT'u(?) 2 boyutlu fotograflarla gözden geçirip yeniden 3 Boyutta zihnimizde temsil edelim. Yine tahmin ederim anlamis oldugunuz gibi bu yazilar hep kesif yazilari, yani gelecek bölümler henüz yazilmadi, zihnimde bile olusmadi henüz. Bu son yorumunuz dogrudan katkida bulunacak yeni bölümlere.

selam ve dua ile</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çuvaldiz Hanim ALLAH sizden razi olsun. Deginiz gibi Sanat&#8217;ta Ayrinti serisine de çok iyi uyardi bu ayetler. Zaten Korku MAtkabi, Ahiret Kitabi ve Sanat serisi birbirinden ayrilmaz seyler. Ayni Hakikat&#8217;in fotograflari olmak &#8220;isteyen&#8221; yazilar bunlar. Baska baska açilardan ayni &#8220;bina&#8221; resimleniyor ki 3 BOYUT&#8217;u(?) 2 boyutlu fotograflarla gözden geçirip yeniden 3 Boyutta zihnimizde temsil edelim. Yine tahmin ederim anlamis oldugunuz gibi bu yazilar hep kesif yazilari, yani gelecek bölümler henüz yazilmadi, zihnimde bile olusmadi henüz. Bu son yorumunuz dogrudan katkida bulunacak yeni bölümlere.</p>
<p>selam ve dua ile</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47275</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 19:14:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47275</guid>
		<description>Mehmet bey,
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Konturların, zıtlıkların ortadan kalkışına şahit olun".&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Sınırları belli, siyah-beyaz gibi ayrılan, özellikle de işimize yarayan veya bizi tehdit eden şeyleri görmeye alışık olduğumuzu hatırlayın. &lt;em&gt;"Zıtlıklar ve fayda/tehdit çerçevesi olmadan da doğaya bakılabileceğini, görülebileceğini ve his yoluyla anlam kazanabileceğini keşfedin."&lt;/em&gt;(M.Y)

Sanal hapishane demirlerimizi tasvir edebilmek için çok isabetli bir teşhis; &lt;strong&gt;Kontur&lt;/strong&gt;... Demiri, demirle eğelemek gibi :)
 
Mânâ dekodırı olan aklı, bütünden koparan bir tür kontur kalemi gibi kullanıp bilgi dediğimiz o kontur çizgilerinin dışında kalan alanlarda gezdirmekten korkuyoruz fakat korkuyu da muhtevasında barındırdıklarından dolayı kontursuzlaştırma tefekkürüne tabi tutarak yeniden değerlendirmek gerekli olabilir!

&lt;blockquote&gt;Ve allemnâhu san’ate lebûsin lekum li tuhsınekum min be’sikum, fe hel entum şâkirûn(şâkirûne).(21.Enbiya 80)

Ve sizin için o'na, sizi her türlü korkuya karşı (Allah'a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, (bütün bunlar için) şükrediyor musunuz?(Muhammed Esed meali)&lt;/blockquote&gt;

Be’si(muhtaç olma,cesaret, kuvvet, harp, yoksulluk, sıkıntı) dan koruması için öğretilen elbise sanatı(!) (san’ate lebûsin) üzerine, bir önceki ayette Hz.Süleyman ve Hz.Davut’a verilerek anlaması sağlanılan “hüküm ve ilim” akıldan çıkarılmadan tekrar tekrar düşünmek gerek.

Bu kısım sanatta ayrıntı başlıklı yazınıın altında olsa daha iyi olabilirdi belki ama iç içe geçmişlik ve ayrılmaz bir çok katlılık söz konusu.Peş peşe suya atışan taşların sudaki izlernin iç içe geçmişliği gibi!

****

&lt;blockquote&gt;Vel&lt;strong&gt;yahşe&lt;/strong&gt;llezîne lev terekû min halfihim zurriyeten dıâfen &lt;strong&gt;hâfû&lt;/strong&gt; aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(sedîdan).(4.Nisa 9)

Ve onlar, (o kanuni mirasçılar) (Allah'tan) korksunlar; eğer kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan çocuklar bıraksalardı onlar için mutlaka endişe duyarlardı; işte böyleleri, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve (yoksulların hakları konusunda) dürüst ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler.

*

E lem tere ilellezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekâh(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde &lt;strong&gt;haşyeh&lt;/strong&gt;(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynel kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin), kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun) vel âhıretu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).(4.Nisa 77)

Kendilerine "Ellerinizi çekin, namazlarınızda dikkatli ve daim olun, arındırıcı (mali) yükümlülüğünüzü yerine getirin!" denilenlerden haberdar değil misiniz? Ama onlara (Allah yolunda) savaşmaları emredilir emredilmez, bazısı, Allahtan korkması gerektiği gibi -hatta daha büyük bir korkuyla- insanlardan korkmaya başlar ve "Ey Rabbimiz! Neden bize savaşmayı emrettin? Keşke bize biraz mühlet verseydin!" derler. De ki: "Bu dünyanın keyfi ve rahatlığı çok kısa ömürlüdür ama ahiret, Allaha karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için en iyisidir, çünkü hiç biriniz, kıl kadar haksızlığa uğramayacaksınız.

*

İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse &lt;strong&gt;vahşevni&lt;/strong&gt; ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).(5.maide 44)

Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hüküm verirlerdi; (eski) din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, (ey İsrailoğulları,) insanlardan korku duymayın , yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin: Çünkü Allahın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir!

*

Fe terâllezîne fî kulûbihim maradun yusâriûne fîhim yekûlûne &lt;strong&gt;nahşâ&lt;/strong&gt; en tusîbenâ dâireh(dâiretun) fe asâllâhu en ye’tiye bil fethi ev emrin min indihî fe yusbihû alâ mâ eserrû fî enfusihim nâdimîn(nâdimîne).(5.maide 52)

Ve kalplerinde hastalık olanların, (kendi kendilerine) "Şansımızın kötü gitmesinden korkuyoruz!" diyerek onların işine yarayan bir tavır sergilemekte yarıştıklarını görebilirsin. Ama Allah, (müminler için) büyük bir başarı takdir ettiğinde yahut kendi planının (başka) bir tezahürünü gerçekleştirdiğinde o (kararsız)lar, kendi içlerinde gizlice barındırdıkları düşüncelerden dolayı vicdan azabı duymaya başlarlar.

*

Summe kaset kulûbukum min ba’di zâlike fe hiye kel hıcâreti ev eşeddu kasveh(kasveten), ve inne minel hıcâreti lemâ yetefecceru minhul enhâr(enhâru), ve inne minhâ lemâ yeşşakkaku fe yahrucu minhul mâu, ve inne minhâ lemâyehbitu min &lt;strong&gt;haşyetillâh&lt;/strong&gt;(haşyetillâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).(2.Bakara 74)

Ama, bütün bunlardan sonra kalpleriniz katılaştı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Çünkü, unutmayın, öyle kayalar var ki içinden ırmaklar fışkırır; ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir!

*

Lev enzelnâ hâzel kur’âne alâ cebelin le reeytehu hâşian mutesaddian min &lt;strong&gt;haşyetillâh&lt;/strong&gt;(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).(59.Haşr 21)

Bu Kur'an-ı bir dağa indirmiş olsaydık, dağın ezilip büzülerek Allah korkusuyla paramparça olduğunu görürdün. Ve işte (bütün) bu temsilleri, belki düşün(meyi öğrenebil)irler diye insanların önüne koyuyoruz.

*

Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev &lt;strong&gt;yahşâ.&lt;/strong&gt;(20..Tâhâ 44)

Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar.

http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx&lt;/blockquote&gt;

Muhabbetle :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,<br />
<em><strong>&#8220;Konturların, zıtlıkların ortadan kalkışına şahit olun&#8221;.</strong></em> Sınırları belli, siyah-beyaz gibi ayrılan, özellikle de işimize yarayan veya bizi tehdit eden şeyleri görmeye alışık olduğumuzu hatırlayın. <em>&#8220;Zıtlıklar ve fayda/tehdit çerçevesi olmadan da doğaya bakılabileceğini, görülebileceğini ve his yoluyla anlam kazanabileceğini keşfedin.&#8221;</em>(M.Y)</p>
<p>Sanal hapishane demirlerimizi tasvir edebilmek için çok isabetli bir teşhis; <strong>Kontur</strong>&#8230; Demiri, demirle eğelemek gibi <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Mânâ dekodırı olan aklı, bütünden koparan bir tür kontur kalemi gibi kullanıp bilgi dediğimiz o kontur çizgilerinin dışında kalan alanlarda gezdirmekten korkuyoruz fakat korkuyu da muhtevasında barındırdıklarından dolayı kontursuzlaştırma tefekkürüne tabi tutarak yeniden değerlendirmek gerekli olabilir!</p>
<blockquote><p>Ve allemnâhu san’ate lebûsin lekum li tuhsınekum min be’sikum, fe hel entum şâkirûn(şâkirûne).(21.Enbiya 80)</p>
<p>Ve sizin için o&#8217;na, sizi her türlü korkuya karşı (Allah&#8217;a karşı sorumluluk bilinci giysisiyle) zırhlandıracak (üstün) bir korunma sanatı öğrettik; peki, (bütün bunlar için) şükrediyor musunuz?(Muhammed Esed meali)</p></blockquote>
<p>Be’si(muhtaç olma,cesaret, kuvvet, harp, yoksulluk, sıkıntı) dan koruması için öğretilen elbise sanatı(!) (san’ate lebûsin) üzerine, bir önceki ayette Hz.Süleyman ve Hz.Davut’a verilerek anlaması sağlanılan “hüküm ve ilim” akıldan çıkarılmadan tekrar tekrar düşünmek gerek.</p>
<p>Bu kısım sanatta ayrıntı başlıklı yazınıın altında olsa daha iyi olabilirdi belki ama iç içe geçmişlik ve ayrılmaz bir çok katlılık söz konusu.Peş peşe suya atışan taşların sudaki izlernin iç içe geçmişliği gibi!</p>
<p>****</p>
<blockquote><p>Vel<strong>yahşe</strong>llezîne lev terekû min halfihim zurriyeten dıâfen <strong>hâfû</strong> aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(sedîdan).(4.Nisa 9)</p>
<p>Ve onlar, (o kanuni mirasçılar) (Allah&#8217;tan) korksunlar; eğer kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan çocuklar bıraksalardı onlar için mutlaka endişe duyarlardı; işte böyleleri, Allah&#8217;a karşı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve (yoksulların hakları konusunda) dürüst ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler.</p>
<p>*</p>
<p>E lem tere ilellezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekâh(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde <strong>haşyeh</strong>(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynel kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin), kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun) vel âhıretu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).(4.Nisa 77)</p>
<p>Kendilerine &#8220;Ellerinizi çekin, namazlarınızda dikkatli ve daim olun, arındırıcı (mali) yükümlülüğünüzü yerine getirin!&#8221; denilenlerden haberdar değil misiniz? Ama onlara (Allah yolunda) savaşmaları emredilir emredilmez, bazısı, Allahtan korkması gerektiği gibi -hatta daha büyük bir korkuyla- insanlardan korkmaya başlar ve &#8220;Ey Rabbimiz! Neden bize savaşmayı emrettin? Keşke bize biraz mühlet verseydin!&#8221; derler. De ki: &#8220;Bu dünyanın keyfi ve rahatlığı çok kısa ömürlüdür ama ahiret, Allaha karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için en iyisidir, çünkü hiç biriniz, kıl kadar haksızlığa uğramayacaksınız.</p>
<p>*</p>
<p>İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse <strong>vahşevni</strong> ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).(5.maide 44)</p>
<p>Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hüküm verirlerdi; (eski) din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, (ey İsrailoğulları,) insanlardan korku duymayın , yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin: Çünkü Allahın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir!</p>
<p>*</p>
<p>Fe terâllezîne fî kulûbihim maradun yusâriûne fîhim yekûlûne <strong>nahşâ</strong> en tusîbenâ dâireh(dâiretun) fe asâllâhu en ye’tiye bil fethi ev emrin min indihî fe yusbihû alâ mâ eserrû fî enfusihim nâdimîn(nâdimîne).(5.maide 52)</p>
<p>Ve kalplerinde hastalık olanların, (kendi kendilerine) &#8220;Şansımızın kötü gitmesinden korkuyoruz!&#8221; diyerek onların işine yarayan bir tavır sergilemekte yarıştıklarını görebilirsin. Ama Allah, (müminler için) büyük bir başarı takdir ettiğinde yahut kendi planının (başka) bir tezahürünü gerçekleştirdiğinde o (kararsız)lar, kendi içlerinde gizlice barındırdıkları düşüncelerden dolayı vicdan azabı duymaya başlarlar.</p>
<p>*</p>
<p>Summe kaset kulûbukum min ba’di zâlike fe hiye kel hıcâreti ev eşeddu kasveh(kasveten), ve inne minel hıcâreti lemâ yetefecceru minhul enhâr(enhâru), ve inne minhâ lemâ yeşşakkaku fe yahrucu minhul mâu, ve inne minhâ lemâyehbitu min <strong>haşyetillâh</strong>(haşyetillâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).(2.Bakara 74)</p>
<p>Ama, bütün bunlardan sonra kalpleriniz katılaştı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Çünkü, unutmayın, öyle kayalar var ki içinden ırmaklar fışkırır; ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir!</p>
<p>*</p>
<p>Lev enzelnâ hâzel kur’âne alâ cebelin le reeytehu hâşian mutesaddian min <strong>haşyetillâh</strong>(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).(59.Haşr 21)</p>
<p>Bu Kur&#8217;an-ı bir dağa indirmiş olsaydık, dağın ezilip büzülerek Allah korkusuyla paramparça olduğunu görürdün. Ve işte (bütün) bu temsilleri, belki düşün(meyi öğrenebil)irler diye insanların önüne koyuyoruz.</p>
<p>*</p>
<p>Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev <strong>yahşâ.</strong>(20..Tâhâ 44)</p>
<p>Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar.</p>
<p><a href="http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx" rel="nofollow">http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx</a></p></blockquote>
<p>Muhabbetle <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47239</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 09:02:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47239</guid>
		<description>çuvaldız Hanim sagolun,

bunu bilmiyordum ama Korku Matkbi'nda bilmeden temas etmisiz. Ne güzel incelikler var degil mi? Kur'an'da bir çok yerde geçen bir ifade vardir, çok hosuma gider:

"Akli olan için bunda isaret çoktur"

Artik Korku konusund bir sey yazacak olursak bu ayrima saygi göstermemiz yazilarin kalitesini de artiracaktir. Söz konusu ayrimi daha iyi görebilecegimiz ayetlerden bildikleriniz, özellikle dikkatinizi çekeneler varsa ve burada paylasirsaniz sevinirim.

Muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çuvaldız Hanim sagolun,</p>
<p>bunu bilmiyordum ama Korku Matkbi&#8217;nda bilmeden temas etmisiz. Ne güzel incelikler var degil mi? Kur&#8217;an&#8217;da bir çok yerde geçen bir ifade vardir, çok hosuma gider:</p>
<p>&#8220;Akli olan için bunda isaret çoktur&#8221;</p>
<p>Artik Korku konusund bir sey yazacak olursak bu ayrima saygi göstermemiz yazilarin kalitesini de artiracaktir. Söz konusu ayrimi daha iyi görebilecegimiz ayetlerden bildikleriniz, özellikle dikkatinizi çekeneler varsa ve burada paylasirsaniz sevinirim.</p>
<p>Muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47218</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 14:31:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47218</guid>
		<description>Yaptığınız alıntılarla hayat-ölüm-korku üçlemesi(!) özelinde yazdıklarınızın bende çağrıştırdığı;

Hayat içine düşen havf taşı ile oluşan haşyet dalgaları !…

Geçen gün havf ve haşyet kelimelerinin arasında fark olduğunu duyduktan sonra karşıma çıkan bir yazıyı, çağrışım halkasında yeri olduğu için burada da paylaşmak istedim.


&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=show_qna&#38;id=11813" rel="nofollow"&gt;HAŞYET&lt;/a&gt;:
Korku anlamına gelen ve Kur'ân-ı Kerim'de birçok ayette geçen "Havf" ile eşanlamlı bir kelime.
Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin "gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat" biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça'da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû' ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır.
Kur'ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur'ân'da Allah'tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yaptığınız alıntılarla hayat-ölüm-korku üçlemesi(!) özelinde yazdıklarınızın bende çağrıştırdığı;</p>
<p>Hayat içine düşen havf taşı ile oluşan haşyet dalgaları !…</p>
<p>Geçen gün havf ve haşyet kelimelerinin arasında fark olduğunu duyduktan sonra karşıma çıkan bir yazıyı, çağrışım halkasında yeri olduğu için burada da paylaşmak istedim.</p>
<blockquote><p><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=show_qna&amp;id=11813" rel="nofollow">HAŞYET</a>:<br />
Korku anlamına gelen ve Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de birçok ayette geçen &#8220;Havf&#8221; ile eşanlamlı bir kelime.<br />
Eşanlamlı olmalarına karşılık, literatürde havf daha çok maddi olan, gözle görülür sebeplerden kaynaklanan korkuyu; haşyet ise saygıdan doğan, ümide yönelik, yüceltmeyle birlikte bulunan bir korku duyma durumunu anlatmak için kullanıla gelmiştir. Havf, dünyevî bir korku; haşyet uhrevî ve ilahî bir korku anlamını yüklenir olmuştur. Bu anlam yüklemesinin &#8220;gönül alçaklığı, boyun eğme, itaat&#8221; biçiminde duyulan duyguyu anlatmak için Arapça&#8217;da kullanılan ve haşyet kelimesiyle ise gerek kök, gerek manâ bakımından aralarında hiçbir bağ bulunmayan huşû&#8217; ile haşyet arasındaki ses benzerliğinden kaynaklanmaktadır.<br />
Kur&#8217;ân-ı Kerîm, haşyet ve havf kelimelerini, birçok âyetlerde birbirleriyle eş anlamlı olarak almıştır. Kur&#8217;ân&#8217;da Allah&#8217;tan korkmanın gereği vurgulanırken, haşyet sözcüğü kadar havf kelimesi de kullanılmış; insana ait bir endişenin anlatımında ise kimi yerde havf denirken, kimi yerde haşyet denilmiştir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/25/ahiret-kitabi-gazali-hazretleri/#comment-47216</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 12:56:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9162#comment-47216</guid>
		<description>Tesekkür ederim kitab tavsiyesi icin. Imam Gazali hazretlerinden epey okudum ve daima okuyacagim. O Islam aleminin sönmez isigidir. 
Keske seri olarak bütün eserleri basilsa.

Büyük Islam alimi söylemis takriben 100 sene evvel "Bir gayr-i müslüm Imam Gazalinin eserlerini insaf ile okursa Imana gelir." Almanyada bircok alman müslümana sordum Bir iki almancaya tercüme edilmis eserlerden etkilenerek müslüman olmuslar. Veya müslüman olmalarinda epey payi olmus. 
Bazi alimlerin eserlerinin daha cok tesirli olmalarindaki hikmeti daima merak etmistim. Kalbinde ihlasi cok olanin sözleri gibi yaziularindada tesirleri daha fazla olurmus. Allah razi olduguna tesir halk eder. Kalbden gelen kalbe yol bulur. 
Imam Gazaliden Allah razi olsun. Onun eserlerini tercüme eden ve tavsiye edenlerdende.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkür ederim kitab tavsiyesi icin. Imam Gazali hazretlerinden epey okudum ve daima okuyacagim. O Islam aleminin sönmez isigidir.<br />
Keske seri olarak bütün eserleri basilsa.</p>
<p>Büyük Islam alimi söylemis takriben 100 sene evvel &#8220;Bir gayr-i müslüm Imam Gazalinin eserlerini insaf ile okursa Imana gelir.&#8221; Almanyada bircok alman müslümana sordum Bir iki almancaya tercüme edilmis eserlerden etkilenerek müslüman olmuslar. Veya müslüman olmalarinda epey payi olmus.<br />
Bazi alimlerin eserlerinin daha cok tesirli olmalarindaki hikmeti daima merak etmistim. Kalbinde ihlasi cok olanin sözleri gibi yaziularindada tesirleri daha fazla olurmus. Allah razi olduguna tesir halk eder. Kalbden gelen kalbe yol bulur.<br />
Imam Gazaliden Allah razi olsun. Onun eserlerini tercüme eden ve tavsiye edenlerdende.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

