<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Bir pazartesiden uzun, 1000 yıldan kısa hikâyeler yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 03:23:46 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>beytullah emrah tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-47007</link>
		<dc:creator>beytullah emrah</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:14:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-47007</guid>
		<description>enver bey, ben dediklerinize katılıyorum, yani bu konuda bir fikir ayrılığımız yok. ben çok çok dar grupları ilgilendirebilecek konuların sürekli ve geniş geniş yer verildiği taraf'ta, türkiye müslümanlarının çok geniş ölçekli durumlarının dar bile olsa verilmediğini defalarca gördüm, üstelik bu konularda kendilerinin haberdar olduğunu da yakinen bildiğim halde... genel olarak kafalarında herşeyi yapabilecekken yapmayan devletçi, milliyetçi bir dindar halk kitlesi tasavvuru var, bu kitleye çok ana hatlarıyla getirdiği eleştiriler var ama ilginçtir ki, taraf'ın eleştirdikleri genelde okur profilinde yer almasa da, okuyan büyük bir islamcı kesim zaten bu hataları kendi içlerinde aşmaya çalışan kişilerden müteşekkil. dolayısıyla bu durum da zaman içinde bir gerilim oluşturuyor. hem müslümanlar ya da dindarlar gibi homojen bir grup varmış gibi yazılıp çiziliyor hem de farklı grupların genel paradigmayı bozan çıkışları yoksayılıyor. bu mesela bende sürekli bir gerilim oluşturuyor.

şu saatte, taraf'ın bahsettiğimiz tutarsızlığı ya da çelişkiyi gözden geçirebileceğine dair açıkçası pek de bir umudum yok... yani aslında taraf, bugüne kadarki yayın çizgisiyle limitini belirledi. ve ben artık taraf'ın sık sık müslümanları, dindarları ya da islamcıları samimiyet sınavına çağrısı yapmasının beklenen değişimi uyandıracağını da sanmıyorum. etkisi yok mu, var ama insanlar sizin de bahsettiğiniz çelişkileri görüyor ve sezen aksu'dan başlıyor çalmaya: "masum değiliz, hiçbirimiz." 

mesela yıldıray oğur diyor ki ermeni soykırımına dair yazısında: "Müslümanlar 1915 için yeni bir dil kursun.

Bu toplumu bu korkunç trajediyle açık sözlü ve pedagojik kaygıları olmayan laik- liberal-sol tarihçiler ve yazarlar yüzleştiremeyecek çünkü.

Bunu en az hasarla ancak siz yapabilirsiniz."

iyi de kim bu "müslümanlar"? müslüman aydınlar mı? kimmiş onlar ve kitledeki etkileri neymiş? kanaat önderleri mi? iyi de hangisi bugüne kadar taraf ciddiye alıp da kulak verdi ki, şimdi ses çıkarmasını bekliyor? siyasiler mi? onlar pragmatik oy hesabı içindeyken böyle bir şeyi nasıl yapabilir? STKlar mı? Hükümetin kuyruğuna takılmayan etkili kaç tanesi kaldı?

taraf'ın müslümanlara getirdiği eleştirilerin çoğu zaman cami kapısına bırakılan bebek gibi kalıyor...

velhasıl, eleştirilerinizin tamamına katılıyorum, karşısındakine tuttuğu aynayı taraf henüz kendisine tutmadı, tutacak gibi de değil. 

işte ben tam da bu sebeplerden, müslüman mahallesinden taraf'ı aşabilecek bir gazetecilik görebilmeyi isterdim ama şimdilik bu ihtimal kuvvetli durmuyor. 

ismet özel'in bu konuda hoş dizeleri var:

&lt;strong&gt;insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır&lt;/strong&gt;
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır 
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

İsmet Özel</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>enver bey, ben dediklerinize katılıyorum, yani bu konuda bir fikir ayrılığımız yok. ben çok çok dar grupları ilgilendirebilecek konuların sürekli ve geniş geniş yer verildiği taraf&#8217;ta, türkiye müslümanlarının çok geniş ölçekli durumlarının dar bile olsa verilmediğini defalarca gördüm, üstelik bu konularda kendilerinin haberdar olduğunu da yakinen bildiğim halde&#8230; genel olarak kafalarında herşeyi yapabilecekken yapmayan devletçi, milliyetçi bir dindar halk kitlesi tasavvuru var, bu kitleye çok ana hatlarıyla getirdiği eleştiriler var ama ilginçtir ki, taraf&#8217;ın eleştirdikleri genelde okur profilinde yer almasa da, okuyan büyük bir islamcı kesim zaten bu hataları kendi içlerinde aşmaya çalışan kişilerden müteşekkil. dolayısıyla bu durum da zaman içinde bir gerilim oluşturuyor. hem müslümanlar ya da dindarlar gibi homojen bir grup varmış gibi yazılıp çiziliyor hem de farklı grupların genel paradigmayı bozan çıkışları yoksayılıyor. bu mesela bende sürekli bir gerilim oluşturuyor.</p>
<p>şu saatte, taraf&#8217;ın bahsettiğimiz tutarsızlığı ya da çelişkiyi gözden geçirebileceğine dair açıkçası pek de bir umudum yok&#8230; yani aslında taraf, bugüne kadarki yayın çizgisiyle limitini belirledi. ve ben artık taraf&#8217;ın sık sık müslümanları, dindarları ya da islamcıları samimiyet sınavına çağrısı yapmasının beklenen değişimi uyandıracağını da sanmıyorum. etkisi yok mu, var ama insanlar sizin de bahsettiğiniz çelişkileri görüyor ve sezen aksu&#8217;dan başlıyor çalmaya: &#8220;masum değiliz, hiçbirimiz.&#8221; </p>
<p>mesela yıldıray oğur diyor ki ermeni soykırımına dair yazısında: &#8220;Müslümanlar 1915 için yeni bir dil kursun.</p>
<p>Bu toplumu bu korkunç trajediyle açık sözlü ve pedagojik kaygıları olmayan laik- liberal-sol tarihçiler ve yazarlar yüzleştiremeyecek çünkü.</p>
<p>Bunu en az hasarla ancak siz yapabilirsiniz.&#8221;</p>
<p>iyi de kim bu &#8220;müslümanlar&#8221;? müslüman aydınlar mı? kimmiş onlar ve kitledeki etkileri neymiş? kanaat önderleri mi? iyi de hangisi bugüne kadar taraf ciddiye alıp da kulak verdi ki, şimdi ses çıkarmasını bekliyor? siyasiler mi? onlar pragmatik oy hesabı içindeyken böyle bir şeyi nasıl yapabilir? STKlar mı? Hükümetin kuyruğuna takılmayan etkili kaç tanesi kaldı?</p>
<p>taraf&#8217;ın müslümanlara getirdiği eleştirilerin çoğu zaman cami kapısına bırakılan bebek gibi kalıyor&#8230;</p>
<p>velhasıl, eleştirilerinizin tamamına katılıyorum, karşısındakine tuttuğu aynayı taraf henüz kendisine tutmadı, tutacak gibi de değil. </p>
<p>işte ben tam da bu sebeplerden, müslüman mahallesinden taraf&#8217;ı aşabilecek bir gazetecilik görebilmeyi isterdim ama şimdilik bu ihtimal kuvvetli durmuyor. </p>
<p>ismet özel&#8217;in bu konuda hoş dizeleri var:</p>
<p><strong>insanlar<br />
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır</strong><br />
o ferah ve delişmen birçok alınlarda<br />
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır<br />
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim<br />
şakaklarıma dayanınca güneş<br />
can çekişen bir sansar edasıyla<br />
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum<br />
kadınların sahiden doğurduğuna<br />
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum<br />
nicedir kavrayamam haller içinde halim<br />
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm<br />
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü<br />
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum<br />
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.</p>
<p>sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden<br />
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan<br />
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları<br />
bir harfin başlattığı yangın ile söndür<br />
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım<br />
öyle mahzun<br />
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.</p>
<p>İsmet Özel</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46987</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 16:35:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46987</guid>
		<description>beytullah bey kardeşim,
sorun birilerinden birşey - ya da çok şey - beklemek sorunu değil benim açımdan. sorun sözünü ettiğim insanların başkalarını bazı konularda duyarsızlık-vicdansızlık ile suçlarken kendilerinde en azından benim 2 yıldır görebildiğim tutarsızlığı göremiyor olmalarınadır. yoksa hiçbirimiz eksikten münezzeh değiliz. ama eğer birilerini duyarsızlıkla, milliyetçilikle, dmeokrat olmamakla vs. suçluyorsak aynı suçlamanın bize de gelebileceğini bilmemiz gerekli.
 
yani markar esayan, ahmet altan,yasemin çongar, orhan miroğlu vs...şimdi bu arkadaşların çabasını takdir ettim. elimden geldiğince 2 yıldır da katkı vermeye çalışıyorum o çabaya. zaman zaman taraf'ı övücü şeyler de yazdım. ancaakk. ancakı şu ki bazı noktalarda özlem hanım2ın dediği gibi "cemaat refleksi" gösterdiklerini ve üstelik bunu yaparken tüm cemaatlerden münezzehmiş gibi yaptıklarını düşündüğüm için (bkz. liberalizm)bana zaman zaman itici bir tavır gibi geliyor bu. 

mesela, kendine müslüman  diyen çoğu yazar için için de geçerlidir bu. ancak arada şöyle bir fark var: bu "müslüman" yazarlar zaten taraf'ın sözünü ettiğim yazarları gibi "herkesin hakkını en güzel şekilde gözettikleri ve kusursuz bir demokrasinin yolunu bildikleri" iddialarında bulunmuyorlar. o iddiada bulunmayan insan için "bunu neden yapmadın, bunu neden etmedin" demek de o kadar anlamlı olmuyor. ama bu iddiada bulunanların en basit konulardaki tutarsızlığı da çok göze batıyor doğrusu. 

ben özellikle taraf'ın (taraf'ı bu derece eleştirme sebebim, aynı zamanda taraf'ın en çok dikkate aldığım, değer verdiğim gazetele olmasındandır)filistin, afganistan vs dindar gördüklerinin ezilmesine verdiği\vermediği tepkilerle(bkz. komşusunun eşeğini ıslık çalarak arayan nasreddin hoca hikayesi!!!) bu yönde eleştirileri çok hak ettiğini düşünüyorum açıkçası. mesela kürt sorunu, ermeni sorunu konusunda verdikleri (ve çoğuna katldığım eleştirilerin)resmi ideoloji ve devlet karşıtı tepkilerin onda birini batı'nın resmi ideolojisine veremedikleri için dine ve dindara karşı bu derece sağır kalmalarına kızıyorum açıkçası.her konuda "doğruyu ve en demokratik duruşu" bilenlerin, bu konuda neden hep yamuk durduğunu anlayamadığımdan olsa gerek!!! bu sorun yazar kadrosuna bir iki başörtülü kadın yazar almakla da çözülemiyor maalesef!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>beytullah bey kardeşim,<br />
sorun birilerinden birşey - ya da çok şey - beklemek sorunu değil benim açımdan. sorun sözünü ettiğim insanların başkalarını bazı konularda duyarsızlık-vicdansızlık ile suçlarken kendilerinde en azından benim 2 yıldır görebildiğim tutarsızlığı göremiyor olmalarınadır. yoksa hiçbirimiz eksikten münezzeh değiliz. ama eğer birilerini duyarsızlıkla, milliyetçilikle, dmeokrat olmamakla vs. suçluyorsak aynı suçlamanın bize de gelebileceğini bilmemiz gerekli.</p>
<p>yani markar esayan, ahmet altan,yasemin çongar, orhan miroğlu vs&#8230;şimdi bu arkadaşların çabasını takdir ettim. elimden geldiğince 2 yıldır da katkı vermeye çalışıyorum o çabaya. zaman zaman taraf&#8217;ı övücü şeyler de yazdım. ancaakk. ancakı şu ki bazı noktalarda özlem hanım2ın dediği gibi &#8220;cemaat refleksi&#8221; gösterdiklerini ve üstelik bunu yaparken tüm cemaatlerden münezzehmiş gibi yaptıklarını düşündüğüm için (bkz. liberalizm)bana zaman zaman itici bir tavır gibi geliyor bu. </p>
<p>mesela, kendine müslüman  diyen çoğu yazar için için de geçerlidir bu. ancak arada şöyle bir fark var: bu &#8220;müslüman&#8221; yazarlar zaten taraf&#8217;ın sözünü ettiğim yazarları gibi &#8220;herkesin hakkını en güzel şekilde gözettikleri ve kusursuz bir demokrasinin yolunu bildikleri&#8221; iddialarında bulunmuyorlar. o iddiada bulunmayan insan için &#8220;bunu neden yapmadın, bunu neden etmedin&#8221; demek de o kadar anlamlı olmuyor. ama bu iddiada bulunanların en basit konulardaki tutarsızlığı da çok göze batıyor doğrusu. </p>
<p>ben özellikle taraf&#8217;ın (taraf&#8217;ı bu derece eleştirme sebebim, aynı zamanda taraf&#8217;ın en çok dikkate aldığım, değer verdiğim gazetele olmasındandır)filistin, afganistan vs dindar gördüklerinin ezilmesine verdiği\vermediği tepkilerle(bkz. komşusunun eşeğini ıslık çalarak arayan nasreddin hoca hikayesi!!!) bu yönde eleştirileri çok hak ettiğini düşünüyorum açıkçası. mesela kürt sorunu, ermeni sorunu konusunda verdikleri (ve çoğuna katldığım eleştirilerin)resmi ideoloji ve devlet karşıtı tepkilerin onda birini batı&#8217;nın resmi ideolojisine veremedikleri için dine ve dindara karşı bu derece sağır kalmalarına kızıyorum açıkçası.her konuda &#8220;doğruyu ve en demokratik duruşu&#8221; bilenlerin, bu konuda neden hep yamuk durduğunu anlayamadığımdan olsa gerek!!! bu sorun yazar kadrosuna bir iki başörtülü kadın yazar almakla da çözülemiyor maalesef!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beytullah emrah tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46986</link>
		<dc:creator>beytullah emrah</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 16:05:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46986</guid>
		<description>son zamanlarda herkesin mükemmel, kamil ya da tam bir insan hayali kurmaya başladığını düşündüm. bilmem, belki bu da bir modernizm hastalığıdır. ya da inşacı yaklaşımların bir doğal sonucu... bu sebeple de insanlardan, özellikle birçok konuda iyi olduğunu düşündüğümüz/inandığımız insanlardan daha çok şey beklemeye başlıyoruz. bu da çoğu zaman mümkün olmadığı için üzülüyoruz...

herkesin limitleri vardır, olmaması da insan fıtratına aykırı herhalde. tabi ki vicdanen herkesten insana, topluma ve adalete dair her konuda güzel bir yaklaşım bekleyebiliriz, bu da hakkımız ama işte her zaman bunun gerçekleşmeyebileceği ihtimalini de hesapta tutmalıyız.

Kur'an'daki insan tasavvurunun bu noktada onun realitesini gözettiğini görürüz. yani çelişkileriyle, doğru ve yanlışlarıyla, günah ve sevaplarıyla insan insandır. ne müslüman oldum demek yeter bu yüzden, ne de olmadığım deyince hesaptan kurtulmuş olur. sürekli bir imtihan bilinci... 

sanırım bilmenin getirdiği sorumluluk meselesi var arkaplanda. yani insanların bildiklerini bile bile sustuklarını görmek rahatsız ediyor. ama hepimizin sustuğu, bazen istemeyerek de olsa sustuğu durumlar vardır. elbette bu her zaman doğru olmayabilir ama bazen insanların yanlış yapma seçeneğini yoksayarsanız onun özgürlüğünün limitlerini de çizmiş olabilirsiniz. 

kafam karışık bu mevzularda...

ve bilmiyorum, bir islamcı olarak sık sık kamuoyu önünde mensup olduğum müslüman/islami kimlikten dolayı herşeyin hesabının sorulmak istenmesinden ya da samimiyet testleri vermeme beklendiğinden midir bilmiyorum, markar esayan hakkındaki bu tartışma yukarıdaki dağınık düşünceleri getirdi aklıma...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>son zamanlarda herkesin mükemmel, kamil ya da tam bir insan hayali kurmaya başladığını düşündüm. bilmem, belki bu da bir modernizm hastalığıdır. ya da inşacı yaklaşımların bir doğal sonucu&#8230; bu sebeple de insanlardan, özellikle birçok konuda iyi olduğunu düşündüğümüz/inandığımız insanlardan daha çok şey beklemeye başlıyoruz. bu da çoğu zaman mümkün olmadığı için üzülüyoruz&#8230;</p>
<p>herkesin limitleri vardır, olmaması da insan fıtratına aykırı herhalde. tabi ki vicdanen herkesten insana, topluma ve adalete dair her konuda güzel bir yaklaşım bekleyebiliriz, bu da hakkımız ama işte her zaman bunun gerçekleşmeyebileceği ihtimalini de hesapta tutmalıyız.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;daki insan tasavvurunun bu noktada onun realitesini gözettiğini görürüz. yani çelişkileriyle, doğru ve yanlışlarıyla, günah ve sevaplarıyla insan insandır. ne müslüman oldum demek yeter bu yüzden, ne de olmadığım deyince hesaptan kurtulmuş olur. sürekli bir imtihan bilinci&#8230; </p>
<p>sanırım bilmenin getirdiği sorumluluk meselesi var arkaplanda. yani insanların bildiklerini bile bile sustuklarını görmek rahatsız ediyor. ama hepimizin sustuğu, bazen istemeyerek de olsa sustuğu durumlar vardır. elbette bu her zaman doğru olmayabilir ama bazen insanların yanlış yapma seçeneğini yoksayarsanız onun özgürlüğünün limitlerini de çizmiş olabilirsiniz. </p>
<p>kafam karışık bu mevzularda&#8230;</p>
<p>ve bilmiyorum, bir islamcı olarak sık sık kamuoyu önünde mensup olduğum müslüman/islami kimlikten dolayı herşeyin hesabının sorulmak istenmesinden ya da samimiyet testleri vermeme beklendiğinden midir bilmiyorum, markar esayan hakkındaki bu tartışma yukarıdaki dağınık düşünceleri getirdi aklıma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46983</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 14:45:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46983</guid>
		<description>Enver bey,
 sadece bu insanların limitinin batılıların belirledigi limitler kadar oldugundan bu tür konularda sessiz kaldiığını düşünmüyorum.
Bence bu çok temel insani bir güdüden kaynaklanıyor daha çok. İnsanoğlu sevinirken de üzülürken de kendisine yakın gördüğü kendisi ile özdeşleştirebildiği insanların durumları ile ilgilenmeye meyyaldir.Aynı şeyi bazen çok daha tersinden de yaşayabiliriz. Mesela Müslümanların da Filistin konusundan etkilenme ve ilgilenme limitinin atıyorum bir süryanilere ya da ermenilere yapılan haksızlıklardan düşük olması gibi. Ha bunu iyidir  ya da doğaldır anlamında söylemiyorum. Yalnızca bir tespit benim açımdan. bu durumu aşabilmek ciddi bir şekilde bir zihinsel ve vicdani çabayı gerektiriyor. Oturup üzerinde düşünmeyi ve en önemlisi de cemaatçi kalıplardan biraz uzak olmabilmeyi. Etyen Bey gibi insanlar bu anlamda kendilerini cemaat ve kimlik kalıbına hapsetmedikleri için farklı olabiliyor farklı düşünebiliyor farklı yazabiliyor. O bile bir yere kadar. 

Hiçbirimiz bu durumdan münezzeh değiliz maalesef. Aidiyet duygusu farkında bile olmadan bir şekilde öteki ile aramıza duvar örebiliyor. Olayları daha seçici algılayabiliyoruz. kendimize yakın gördüğümüz kimliğin acısı daha çok canımızı yakabiliyor. Hem reel anlamda hem de zihinsel bir mesafe var tabi burada.
Bazen bir gazete etrafında toplanmış aynı hedefe odaklanmış bir grup insanın da bir yerden sonra cemaatleşebileceğini düşünüyorum. Bu kötü müdür iyi midir ondan da çok emin değilim. Nihayetinde tüm olumsuzluklarına rağmen her türlü yıkıma karşı direnebilenler de sadece cemaatler...   
bıkmadan usanmadan meramımızı anlatmaya çalışmaktan başka yol yok gibi geliyor. Tabi karşılıklı olarak:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey,<br />
 sadece bu insanların limitinin batılıların belirledigi limitler kadar oldugundan bu tür konularda sessiz kaldiığını düşünmüyorum.<br />
Bence bu çok temel insani bir güdüden kaynaklanıyor daha çok. İnsanoğlu sevinirken de üzülürken de kendisine yakın gördüğü kendisi ile özdeşleştirebildiği insanların durumları ile ilgilenmeye meyyaldir.Aynı şeyi bazen çok daha tersinden de yaşayabiliriz. Mesela Müslümanların da Filistin konusundan etkilenme ve ilgilenme limitinin atıyorum bir süryanilere ya da ermenilere yapılan haksızlıklardan düşük olması gibi. Ha bunu iyidir  ya da doğaldır anlamında söylemiyorum. Yalnızca bir tespit benim açımdan. bu durumu aşabilmek ciddi bir şekilde bir zihinsel ve vicdani çabayı gerektiriyor. Oturup üzerinde düşünmeyi ve en önemlisi de cemaatçi kalıplardan biraz uzak olmabilmeyi. Etyen Bey gibi insanlar bu anlamda kendilerini cemaat ve kimlik kalıbına hapsetmedikleri için farklı olabiliyor farklı düşünebiliyor farklı yazabiliyor. O bile bir yere kadar. </p>
<p>Hiçbirimiz bu durumdan münezzeh değiliz maalesef. Aidiyet duygusu farkında bile olmadan bir şekilde öteki ile aramıza duvar örebiliyor. Olayları daha seçici algılayabiliyoruz. kendimize yakın gördüğümüz kimliğin acısı daha çok canımızı yakabiliyor. Hem reel anlamda hem de zihinsel bir mesafe var tabi burada.<br />
Bazen bir gazete etrafında toplanmış aynı hedefe odaklanmış bir grup insanın da bir yerden sonra cemaatleşebileceğini düşünüyorum. Bu kötü müdür iyi midir ondan da çok emin değilim. Nihayetinde tüm olumsuzluklarına rağmen her türlü yıkıma karşı direnebilenler de sadece cemaatler&#8230;<br />
bıkmadan usanmadan meramımızı anlatmaya çalışmaktan başka yol yok gibi geliyor. Tabi karşılıklı olarak:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46981</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 12:50:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46981</guid>
		<description>özlem hanım markar esayan hakkında sizinle aynı şekilde düşünmüyorum. ben insanların yazdıklarının değil yazmadıklarının onları anlamak için daha önemli olduğunu düşünüyorum. sadece esayan değil birkaç -zaten bildiğimiz-istisna hariç taraf yazarlarının tümünü "yazmadıkları" ile yeterince analiz edebildiğimi düşünüyorum. bir haksızlığıa verdiğimiz tepkiler, o tepkilerin yoğunluğu bazı şeylerin bizim vicdanımızla ilgisi açısından netliğini belirler diye düşünüyorum. mesela bakın israil birkaç gündür gazze'nin ve batı şeria'nın canına okuyor. bugün gazze'yi birkaç yerden bombaladılar tekrar. şimdi bu olaylara, başbakan'ın ermeniler hakkında yaptığı konuşmaya, bugün taraf'ın hemen hemen bütün yazarlarının -haklı olarak elbette- gösterdikleri tepkinin onda birini yüzde birini, binde birini görebilecek miyiz bu yazarlardan? ben hiç sanmıyorum. çünkü daha önce olmadı. bu insanların da "limiti" batı'nın onlara belirlediği limitler. din bu limitlerin en keskini ve içine girilmesi 'zararlı olanı'... din konuşmaya başladıklarında tipik bir kemaliste dönüveriyor çoğunluğu... esayan başörtüsüne "batılı liberallerin" gösterdikleri "hoşgörüyü" gösteriyordur muhtemelen. ama oturup laiklik konuşalım, dinin toplum hayatına, siyasete katkıları üzerine nasıl bir demokratik yapı kurulabiliri tartışalım ve ne düşünüyor diye soralım ve bekleyip cevap alalım. eminim duyacağımız cevaplar şimdiye kadar kemalisti-solcusu-liberalinden duyduklarımızdan farklı olmayacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım markar esayan hakkında sizinle aynı şekilde düşünmüyorum. ben insanların yazdıklarının değil yazmadıklarının onları anlamak için daha önemli olduğunu düşünüyorum. sadece esayan değil birkaç -zaten bildiğimiz-istisna hariç taraf yazarlarının tümünü &#8220;yazmadıkları&#8221; ile yeterince analiz edebildiğimi düşünüyorum. bir haksızlığıa verdiğimiz tepkiler, o tepkilerin yoğunluğu bazı şeylerin bizim vicdanımızla ilgisi açısından netliğini belirler diye düşünüyorum. mesela bakın israil birkaç gündür gazze&#8217;nin ve batı şeria&#8217;nın canına okuyor. bugün gazze&#8217;yi birkaç yerden bombaladılar tekrar. şimdi bu olaylara, başbakan&#8217;ın ermeniler hakkında yaptığı konuşmaya, bugün taraf&#8217;ın hemen hemen bütün yazarlarının -haklı olarak elbette- gösterdikleri tepkinin onda birini yüzde birini, binde birini görebilecek miyiz bu yazarlardan? ben hiç sanmıyorum. çünkü daha önce olmadı. bu insanların da &#8220;limiti&#8221; batı&#8217;nın onlara belirlediği limitler. din bu limitlerin en keskini ve içine girilmesi &#8216;zararlı olanı&#8217;&#8230; din konuşmaya başladıklarında tipik bir kemaliste dönüveriyor çoğunluğu&#8230; esayan başörtüsüne &#8220;batılı liberallerin&#8221; gösterdikleri &#8220;hoşgörüyü&#8221; gösteriyordur muhtemelen. ama oturup laiklik konuşalım, dinin toplum hayatına, siyasete katkıları üzerine nasıl bir demokratik yapı kurulabiliri tartışalım ve ne düşünüyor diye soralım ve bekleyip cevap alalım. eminim duyacağımız cevaplar şimdiye kadar kemalisti-solcusu-liberalinden duyduklarımızdan farklı olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46962</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 00:06:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46962</guid>
		<description>Yine de markar bey bu konuda cok iyi niyetli bir insan. Tabi etyen bey kadar entelektuel acidan din ve islam olgusuna kafa yormus birisi degil ama ozunde iyi bir hristiyan oldugu için (tahminimce) din meselesine zır pozitivist yaklasmiyor. İslama bakisi da klasik sol etkisinden kurtuluyor değisiyor. Yasadigi bu degisimden de cok memnun. Markar beyin bildigim kadari ile basortusu meselesinde de kirmizi cizgileri yok. 
ama bu limit meselesi tabiki pek cok insan icin gecerli ve maalesef oldukca da dusuk:(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yine de markar bey bu konuda cok iyi niyetli bir insan. Tabi etyen bey kadar entelektuel acidan din ve islam olgusuna kafa yormus birisi degil ama ozunde iyi bir hristiyan oldugu için (tahminimce) din meselesine zır pozitivist yaklasmiyor. İslama bakisi da klasik sol etkisinden kurtuluyor değisiyor. Yasadigi bu degisimden de cok memnun. Markar beyin bildigim kadari ile basortusu meselesinde de kirmizi cizgileri yok.<br />
ama bu limit meselesi tabiki pek cok insan icin gecerli ve maalesef oldukca da dusuk:(</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46899</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 18:28:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46899</guid>
		<description>bugün hilal kaplan'ın taraf'ta bir yazısı vardı (uzun zamandır ne hilal kaplan'ın ne de bahsettiği kişiler olan ayşe kadıoğlu ve ahmet insel'in yazılarını okumuyordum aslında). ayşe kadıoğlu'nun son zamanlarda yazdığı bir yazısından örnek vermiş hilal kaplan. dediğim gibi çok uzun zamandır (hemen hemen yazıda da bahsedilen o bildiri zamanlarından beri) ayşe kadıoğlu'nu okumuyordum. (zira türkiye'de sol içinden okumaya değer çok ama çok az kişi olduğunu düşünüyorum.kadıoğlu da uzun süredir onlardan birisi değil benim için!!! çoğunlukla 150 yıllık ezberleri pişirip pişirip sunmalarından da bıktım açıkçası. her yeni ezber büyük bir umutla yeni bir parti olur. bakarlar o parti de chp haline gelmiş..sonra 'niye böyle oluyor, her kurduğumuz parti chp'ye dönüşüyor' diyorlar!!hadi yeni baştan...hep aynı döngü döner durur bizim sol camiada zaten...) dahası bu ülkedeki çoğu entelektüel geçinen solcu veya liberali o günden itibaren okumayı büyük oranda kestim. ayşe kadıoğlu hilal kaplan'ın yazısında bahsettiği şeyleri nasıl söyleyebilmiş şaşırdım dersem yalan söylerim. zira bizim ülkenin liberalleri veya solcularının tıkandığı nokta da burası. nefesleri, dinle ilgili konularda özgülüklerin yanında olmaya yetmiyor. zira kendilerine batıdan enjekte edilen ve birer "hafızı" oldukları bilgilerin ötesinde bir bilgi üretemiyorlar. belki de türkiye'de entelektüel birikim ve takip açısından temel eğilimi batı olduğu halde fikir üretebilen tek insan etyen mahçupyan. o yüzden diğerleri din denince hemencecik kemalistleşiyorlar ama mahçupyan bütün tutarlılığı ile ayakta. mesela geçenlerde markar esayan "akp'nin limiti 1915 mi?" diye sormuş da bunlara "sizin limitlerinizi saymaya başlayayım mı?" diyesim de gelmiyor dğeil doğrusu!!!kızgınım..çok hem de çok!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bugün hilal kaplan&#8217;ın taraf&#8217;ta bir yazısı vardı (uzun zamandır ne hilal kaplan&#8217;ın ne de bahsettiği kişiler olan ayşe kadıoğlu ve ahmet insel&#8217;in yazılarını okumuyordum aslında). ayşe kadıoğlu&#8217;nun son zamanlarda yazdığı bir yazısından örnek vermiş hilal kaplan. dediğim gibi çok uzun zamandır (hemen hemen yazıda da bahsedilen o bildiri zamanlarından beri) ayşe kadıoğlu&#8217;nu okumuyordum. (zira türkiye&#8217;de sol içinden okumaya değer çok ama çok az kişi olduğunu düşünüyorum.kadıoğlu da uzun süredir onlardan birisi değil benim için!!! çoğunlukla 150 yıllık ezberleri pişirip pişirip sunmalarından da bıktım açıkçası. her yeni ezber büyük bir umutla yeni bir parti olur. bakarlar o parti de chp haline gelmiş..sonra &#8216;niye böyle oluyor, her kurduğumuz parti chp&#8217;ye dönüşüyor&#8217; diyorlar!!hadi yeni baştan&#8230;hep aynı döngü döner durur bizim sol camiada zaten&#8230;) dahası bu ülkedeki çoğu entelektüel geçinen solcu veya liberali o günden itibaren okumayı büyük oranda kestim. ayşe kadıoğlu hilal kaplan&#8217;ın yazısında bahsettiği şeyleri nasıl söyleyebilmiş şaşırdım dersem yalan söylerim. zira bizim ülkenin liberalleri veya solcularının tıkandığı nokta da burası. nefesleri, dinle ilgili konularda özgülüklerin yanında olmaya yetmiyor. zira kendilerine batıdan enjekte edilen ve birer &#8220;hafızı&#8221; oldukları bilgilerin ötesinde bir bilgi üretemiyorlar. belki de türkiye&#8217;de entelektüel birikim ve takip açısından temel eğilimi batı olduğu halde fikir üretebilen tek insan etyen mahçupyan. o yüzden diğerleri din denince hemencecik kemalistleşiyorlar ama mahçupyan bütün tutarlılığı ile ayakta. mesela geçenlerde markar esayan &#8220;akp&#8217;nin limiti 1915 mi?&#8221; diye sormuş da bunlara &#8220;sizin limitlerinizi saymaya başlayayım mı?&#8221; diyesim de gelmiyor dğeil doğrusu!!!kızgınım..çok hem de çok!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tuba.. tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46794</link>
		<dc:creator>tuba..</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 21:55:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46794</guid>
		<description>bulantıdan başka birşey hissetmiyorum artık..
bitecek diyenlere de inanmıyorum kimse kusura bakmasın inançlarımın tümünü yitirdim!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bulantıdan başka birşey hissetmiyorum artık..<br />
bitecek diyenlere de inanmıyorum kimse kusura bakmasın inançlarımın tümünü yitirdim!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beytullah emrah tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46771</link>
		<dc:creator>beytullah emrah</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 06:53:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46771</guid>
		<description>"hoşçakalın" diyen öğretmenler, öğrenciler ve çalışan hâlâ hemen orada, kapıların ardında...

* * *

beyaz yürüyüş. sanırım bu yıl baharda türkiye'nin çeşitli şehirlerinden ankara'ya doğru bir yürüyüş başlatılacak.  

* * * 

"devlet emri", "şair" ve "nafile" hikayelerine bakınca düşündüm de "&lt;strong&gt;müslümanın müslümana ettiğini kemalist etmemiştir&lt;/strong&gt;" herhalde... Devletin emrini Allah'a kulluktan üstün tutan ve namazını sektirmeyen mahalle sakinleri. ve şimdi 28 Şubat'ı aratmayacak uygulamalar yapabiliyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;hoşçakalın&#8221; diyen öğretmenler, öğrenciler ve çalışan hâlâ hemen orada, kapıların ardında&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>beyaz yürüyüş. sanırım bu yıl baharda türkiye&#8217;nin çeşitli şehirlerinden ankara&#8217;ya doğru bir yürüyüş başlatılacak.  </p>
<p>* * * </p>
<p>&#8220;devlet emri&#8221;, &#8220;şair&#8221; ve &#8220;nafile&#8221; hikayelerine bakınca düşündüm de &#8220;<strong>müslümanın müslümana ettiğini kemalist etmemiştir</strong>&#8221; herhalde&#8230; Devletin emrini Allah&#8217;a kulluktan üstün tutan ve namazını sektirmeyen mahalle sakinleri. ve şimdi 28 Şubat&#8217;ı aratmayacak uygulamalar yapabiliyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>asım mert tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/15/bir-pazartesiden-uzun-1000-yildan-kisa-hikayeler/#comment-46770</link>
		<dc:creator>asım mert</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 06:02:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9044#comment-46770</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Bu yasak 1000 yıldan kısa sürmeli!&lt;/strong&gt;

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kaldırın şu başörtüsü yasaklarını!&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu yasak 1000 yıldan kısa sürmeli!</strong></p>
<p><em><strong>Kaldırın şu başörtüsü yasaklarını!</strong></em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

