<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Tantavi&#8217;nin Çuvaldızı Hepimize! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 06:19:05 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>sonsuzluk bilmecesi tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46753</link>
		<dc:creator>sonsuzluk bilmecesi</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 22:06:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46753</guid>
		<description>Tüm bu yazdıklarınızdan muzdarip olmamak elde değil. Ne de olsa sırçalarımız dökülmüş, aynalarımız kırılmış. Sevgisizlikten ve merhametsizlikten buz kesmiş dünyamızı. Benliğimiz donmuş. Evren korosunun lahutî senfonisini duymaz olmuş kulaklarımız. Gözlerimizi nefs parmağımızla kapatınca karanlıklarda kalmışız. Zombiler kesmiş yolumuzu. Dizlerimiz titrerken, dillerimiz lâl olmuş. Tek dişi kalmış canavarlar ülkesinde ''oku!''mayı unutmuşuz da kitaplar uydurmuş, kitaplar yazmışız ciltlerce.
Ağıtlar yakıyoruz şimdi. Hakkımız...
Ama ben gülümsüyorum. Gülümseyerek dolaşıyorum sokaklarda, caddelerde. Yanımdan geçen insanların yüzüne bakıyorum ve gülümsüyorum. Tedirgin oluyor bazıları, şaşırıyor, anlam veremiyor. Bazıları çekingen bir tebessümle karşılık veriyor. Bazılarıysa yüreğinden gelerek... Çocuklar mesela. Uzun uzun bakışabiliyoruz onlarla. Göz kırpıyorum sonra ben. Gülümsüyoruz ve bu ikimizin arasında bir sır oluyor. Demek istiyorum ki ''Ey insanlar, sevgi ölmedi, hâlâ kardeşiz, yaratılışımız hâlâ anlamlı, evren yerli yerinde, herşey yerli yerinde, iyilik ölmedi, güzellikler bitmedi... Ey insanlar sizi seviyorum'' Çünkü biliyorum, birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmayız, göstermedikçe sevgimizi besleyip çoğaltamayız... 
Eve döndüğümde masamın üstünde istiflenmiş test kitaplarımla karşılaşıyorum. Ve omzumu silkip okulda öğrendiğim küfürlü sözlerden en masumunu savuruyorum:)
Siz de insanlara gülümseyin ve aynaya bakıp kendinize de... Hep şikayet etmeyin. Sadece şikayet etmekle yetinmeyin. Çevremde şikayet eden, memnuniyetsiz ama buna rağmen olan bitene kayıtsız, asık suratlı yetişkinler görmekten bıktım. Küçücük de olsa birşeyler yapın. İş dönüşü yolda karşılaştığınız insanlara gülümsemek gibi, selamlaşmak gibi... Yada gücünüzün yettiği başka küçük şeyler. Çünkü şikayet hiçbir sorunu ortadan kaldırmıyor ve bizim sessizliğimiz/tepkisizliğimiz zalime cesaret veriyor.
Sevgilerimle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm bu yazdıklarınızdan muzdarip olmamak elde değil. Ne de olsa sırçalarımız dökülmüş, aynalarımız kırılmış. Sevgisizlikten ve merhametsizlikten buz kesmiş dünyamızı. Benliğimiz donmuş. Evren korosunun lahutî senfonisini duymaz olmuş kulaklarımız. Gözlerimizi nefs parmağımızla kapatınca karanlıklarda kalmışız. Zombiler kesmiş yolumuzu. Dizlerimiz titrerken, dillerimiz lâl olmuş. Tek dişi kalmış canavarlar ülkesinde &#8221;oku!&#8221;mayı unutmuşuz da kitaplar uydurmuş, kitaplar yazmışız ciltlerce.<br />
Ağıtlar yakıyoruz şimdi. Hakkımız&#8230;<br />
Ama ben gülümsüyorum. Gülümseyerek dolaşıyorum sokaklarda, caddelerde. Yanımdan geçen insanların yüzüne bakıyorum ve gülümsüyorum. Tedirgin oluyor bazıları, şaşırıyor, anlam veremiyor. Bazıları çekingen bir tebessümle karşılık veriyor. Bazılarıysa yüreğinden gelerek&#8230; Çocuklar mesela. Uzun uzun bakışabiliyoruz onlarla. Göz kırpıyorum sonra ben. Gülümsüyoruz ve bu ikimizin arasında bir sır oluyor. Demek istiyorum ki &#8221;Ey insanlar, sevgi ölmedi, hâlâ kardeşiz, yaratılışımız hâlâ anlamlı, evren yerli yerinde, herşey yerli yerinde, iyilik ölmedi, güzellikler bitmedi&#8230; Ey insanlar sizi seviyorum&#8221; Çünkü biliyorum, birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmayız, göstermedikçe sevgimizi besleyip çoğaltamayız&#8230;<br />
Eve döndüğümde masamın üstünde istiflenmiş test kitaplarımla karşılaşıyorum. Ve omzumu silkip okulda öğrendiğim küfürlü sözlerden en masumunu savuruyorum:)<br />
Siz de insanlara gülümseyin ve aynaya bakıp kendinize de&#8230; Hep şikayet etmeyin. Sadece şikayet etmekle yetinmeyin. Çevremde şikayet eden, memnuniyetsiz ama buna rağmen olan bitene kayıtsız, asık suratlı yetişkinler görmekten bıktım. Küçücük de olsa birşeyler yapın. İş dönüşü yolda karşılaştığınız insanlara gülümsemek gibi, selamlaşmak gibi&#8230; Yada gücünüzün yettiği başka küçük şeyler. Çünkü şikayet hiçbir sorunu ortadan kaldırmıyor ve bizim sessizliğimiz/tepkisizliğimiz zalime cesaret veriyor.<br />
Sevgilerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46688</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 14:14:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46688</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;EL EZHER'DE PEÇEYİ YASAKLADI

Mısır basınında sık sık yaptığı eylemler ve verdiği fetvalar ile gündeme gelen Tantavi, geçen yılın sonlarında El Ezher Üniversitesi'nde kadınların peçe takmasını yasaklayarak Mısırlıları kızdırmıştı. 

PERES'LE TOKALAŞTI

Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi, New York'ta düzenlenen BM'nin Uluslararası Dinlerarası Diyalog Konferansı'nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le tokalaştığı için İslam dünyasında sert tepkiler almıştı.

"GAZZE'DE AMBARGO YOK" DEDİ

Gazze'ye yönelik İsrail ambargosu olmadığını ileri süren El Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi, “Hamaslı yetkililer, Kahire'ye gelip Mısırlı yetkililerle görüşüyor. Bu da Gazze'de ambargonun olmadığını gösteriyor. Yoksa Gazze'den Mısır'a nasıl gelirler” demişti.

GAZZE SINIRINA YAPILAN DUVARA "CAİZDİR" FETVASI VERDİ

Tantavi, Mısır'ın Gazze sınırına yaptığı duvara da “caizdir” fetvası vererek, “Mısır hükümeti bana, duvarı bölgede dünyanın en büyük eroin ticaretini engellemek için başlattık dedi” demişti.&lt;/blockquote&gt;
Hüsnü Gayr-i Mübarek'in sadık adamıymış belli ki. Diktatörler koltuk altlarında böyle istediği fetvayı verdirecek adamlar bulundurmayı severler. Bizde de birçok geçmiş örneği var. 
Kural 1: Eğer bir adam/kurum devlet kontrolündeyse ondan uzak duracaksın.
Kural 2: Bir adam dinle ilgili yaptığı işlerden para kazanıyorsa o adamın dinle ilişkisi netamelidir. İkinci bir işi, farklı bir geçim kapısı olacak. Adam İmam-ı Azam'ın ismi üzerinden kendine yat, kat alıyor... o adamın namaz 5 vakittir demesinden bile şüphe ederim. "Ben tebliğime karşı sizden bir ücret talep etmiyorum" ayetinin masadakı sadece resuller değil herhalde. Ezher imamı kim ya? Tanımam imam filan. Bizde papalık mı var öyle şahısların ağzından çıkan fetvalara göre amel edeceğiz? Bu adamlar fetva verdikçe ümmet "sen kim oluyorsun, fetvaya yetkin yok kardeşim!" diyebilmeli. Demeyince işte böyle her sakallıyı dedemiz zannetmeye devam ederiz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>EL EZHER&#8217;DE PEÇEYİ YASAKLADI</p>
<p>Mısır basınında sık sık yaptığı eylemler ve verdiği fetvalar ile gündeme gelen Tantavi, geçen yılın sonlarında El Ezher Üniversitesi&#8217;nde kadınların peçe takmasını yasaklayarak Mısırlıları kızdırmıştı. </p>
<p>PERES&#8217;LE TOKALAŞTI</p>
<p>Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi, New York&#8217;ta düzenlenen BM&#8217;nin Uluslararası Dinlerarası Diyalog Konferansı&#8217;nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres&#8217;le tokalaştığı için İslam dünyasında sert tepkiler almıştı.</p>
<p>&#8220;GAZZE&#8217;DE AMBARGO YOK&#8221; DEDİ</p>
<p>Gazze&#8217;ye yönelik İsrail ambargosu olmadığını ileri süren El Ezher Şeyhi Muhammed Seyyid Tantavi, “Hamaslı yetkililer, Kahire&#8217;ye gelip Mısırlı yetkililerle görüşüyor. Bu da Gazze&#8217;de ambargonun olmadığını gösteriyor. Yoksa Gazze&#8217;den Mısır&#8217;a nasıl gelirler” demişti.</p>
<p>GAZZE SINIRINA YAPILAN DUVARA &#8220;CAİZDİR&#8221; FETVASI VERDİ</p>
<p>Tantavi, Mısır&#8217;ın Gazze sınırına yaptığı duvara da “caizdir” fetvası vererek, “Mısır hükümeti bana, duvarı bölgede dünyanın en büyük eroin ticaretini engellemek için başlattık dedi” demişti.</p></blockquote>
<p>Hüsnü Gayr-i Mübarek&#8217;in sadık adamıymış belli ki. Diktatörler koltuk altlarında böyle istediği fetvayı verdirecek adamlar bulundurmayı severler. Bizde de birçok geçmiş örneği var.<br />
Kural 1: Eğer bir adam/kurum devlet kontrolündeyse ondan uzak duracaksın.<br />
Kural 2: Bir adam dinle ilgili yaptığı işlerden para kazanıyorsa o adamın dinle ilişkisi netamelidir. İkinci bir işi, farklı bir geçim kapısı olacak. Adam İmam-ı Azam&#8217;ın ismi üzerinden kendine yat, kat alıyor&#8230; o adamın namaz 5 vakittir demesinden bile şüphe ederim. &#8220;Ben tebliğime karşı sizden bir ücret talep etmiyorum&#8221; ayetinin masadakı sadece resuller değil herhalde. Ezher imamı kim ya? Tanımam imam filan. Bizde papalık mı var öyle şahısların ağzından çıkan fetvalara göre amel edeceğiz? Bu adamlar fetva verdikçe ümmet &#8220;sen kim oluyorsun, fetvaya yetkin yok kardeşim!&#8221; diyebilmeli. Demeyince işte böyle her sakallıyı dedemiz zannetmeye devam ederiz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ikbal tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46684</link>
		<dc:creator>ikbal</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 11:36:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46684</guid>
		<description>Sayın Enver Bey yazınız ve arkasındaki yorumunuz bugünkü müslüman kimliğimizin hasarlı noktalarından birine ve belkide en önemlisine iyi bir teşhis tedavisi nasıl olur bilmiyorum.Akşam yemeğinde haber dinleyen bizler en kötü haberleri bile yemeğimizle birlikte sindiriyoruz.Ölümleri birer rakam olarak kabul ediyoruz müslüman kimliğimizi bırakın insani özelliklerimizi bile kaybediyoruz merhametten yana. Aslında için içinde kemiriyor bu hissiyatsızlık bizi. İçimizde bir boşluk emin olma halini özlüyor, kendimizden bile şüphe eder hale geldik ne eski din anlayışı ne de reformist yaklaşanların din anlayışı tatmin etmiyor giderek acıkan ruhlarımızı... Medyatik hocalar daha da işin içinden çıkılmaz hale getiriyor kendimiz takılsakta  takılmasakta bu sözlere müslüman müslümanın aynasıdır ve bizde birbirimizden etkileniyoruz.
Allah'ın boyasını bırakıp modern dünya boyalarıyla boyandık tutmadı aktı...Zaman bendedir ve mekan bana emanettir anlayışımızı kaybettik şimdi dünyanın heryerinde canı yakılan kardeşlerimiz var ve biz gözlerimizi kapattık görürsek şahid yazılmaktan hesap verememekten korktuk. Görmezsek işitmezsek ve konuşmazsak sorumlu olmayız belki diye...İspanyada zulmedildiği için gemilerle yahudileri getiren ve yer yurt veren vicdan nerde? şimdi müslümanlardan esirgiyoruz bu merhameti  aynı topraklarda yüzyılladır beraber yaşadığımız insanlara üsten üsten bakıyoruz kibirle burası bizim ve bizim kalacak gibi faşizan sözlerle eziyoruz karşılıklı olarak.Emin ve Emanetini nerde bıraktık?
Ölenin arkasından konuşmak istemiyorum evet ama sizin belirttiğiniz ne yapsak olur mantığı ile yaptığını düşünmüyorum hani su katılmış bir islam anlayışımız var ama bu o değil bence daha acımasız bişey bu resmen Kerbela'da yezid taraftarlığı müslümanlar orda hertürlü kıyımdan geçerken kapıları kapamak  zalimlikten başka bişey değil</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Enver Bey yazınız ve arkasındaki yorumunuz bugünkü müslüman kimliğimizin hasarlı noktalarından birine ve belkide en önemlisine iyi bir teşhis tedavisi nasıl olur bilmiyorum.Akşam yemeğinde haber dinleyen bizler en kötü haberleri bile yemeğimizle birlikte sindiriyoruz.Ölümleri birer rakam olarak kabul ediyoruz müslüman kimliğimizi bırakın insani özelliklerimizi bile kaybediyoruz merhametten yana. Aslında için içinde kemiriyor bu hissiyatsızlık bizi. İçimizde bir boşluk emin olma halini özlüyor, kendimizden bile şüphe eder hale geldik ne eski din anlayışı ne de reformist yaklaşanların din anlayışı tatmin etmiyor giderek acıkan ruhlarımızı&#8230; Medyatik hocalar daha da işin içinden çıkılmaz hale getiriyor kendimiz takılsakta  takılmasakta bu sözlere müslüman müslümanın aynasıdır ve bizde birbirimizden etkileniyoruz.<br />
Allah&#8217;ın boyasını bırakıp modern dünya boyalarıyla boyandık tutmadı aktı&#8230;Zaman bendedir ve mekan bana emanettir anlayışımızı kaybettik şimdi dünyanın heryerinde canı yakılan kardeşlerimiz var ve biz gözlerimizi kapattık görürsek şahid yazılmaktan hesap verememekten korktuk. Görmezsek işitmezsek ve konuşmazsak sorumlu olmayız belki diye&#8230;İspanyada zulmedildiği için gemilerle yahudileri getiren ve yer yurt veren vicdan nerde? şimdi müslümanlardan esirgiyoruz bu merhameti  aynı topraklarda yüzyılladır beraber yaşadığımız insanlara üsten üsten bakıyoruz kibirle burası bizim ve bizim kalacak gibi faşizan sözlerle eziyoruz karşılıklı olarak.Emin ve Emanetini nerde bıraktık?<br />
Ölenin arkasından konuşmak istemiyorum evet ama sizin belirttiğiniz ne yapsak olur mantığı ile yaptığını düşünmüyorum hani su katılmış bir islam anlayışımız var ama bu o değil bence daha acımasız bişey bu resmen Kerbela&#8217;da yezid taraftarlığı müslümanlar orda hertürlü kıyımdan geçerken kapıları kapamak  zalimlikten başka bişey değil</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sinan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46677</link>
		<dc:creator>Sinan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 05:59:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46677</guid>
		<description>Bu "hocaefendi" vakti zamanında Sarkozy'ye de Fransa'da liselerde türban yasağının olabileceğine ilişkin bir fetva da vermişti. 
STV'nin yaptığı da "ölünün ardından kötü söz söylenmez" işgüzarlığı. Bu aralar STV haberleriyle gerçekten kamuoyunun tepkisini olumsuz yönde çok çekiyor.
Bense bütün bunların sebebinin sorgulamak yerine biat kültürüne tabi olmalarına bağlıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu &#8220;hocaefendi&#8221; vakti zamanında Sarkozy&#8217;ye de Fransa&#8217;da liselerde türban yasağının olabileceğine ilişkin bir fetva da vermişti.<br />
STV&#8217;nin yaptığı da &#8220;ölünün ardından kötü söz söylenmez&#8221; işgüzarlığı. Bu aralar STV haberleriyle gerçekten kamuoyunun tepkisini olumsuz yönde çok çekiyor.<br />
Bense bütün bunların sebebinin sorgulamak yerine biat kültürüne tabi olmalarına bağlıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Murat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46676</link>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 05:43:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46676</guid>
		<description>Hakikaten yaziniz bir izdirabin disa vurumu hem de cok samimi bir sekilde. Tesekkürler azizim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hakikaten yaziniz bir izdirabin disa vurumu hem de cok samimi bir sekilde. Tesekkürler azizim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46668</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 00:01:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46668</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"dinler kurumsallastikça, objektif bilgiye, folklorlesen rituellere hapsedildikçe olmasi gerekenin tam tersi oluyor"(&lt;/blockquote&gt;MY)

sevgili mehmet aslında bu söylediğinin tam tersi bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorum(&lt;em&gt;ama ifadesi çok ama çok zor bir konu bu. bir ara belki bir yazıyla dini kurumlar ve temsil ettikleri objektivite ile ilgili yazmak isterim. ama kelimelerimi bulunca:) şimdilik kayıplar çünkü&lt;/em&gt;). yani kurumsallıkta ya da objektif bilgide değil bence sorun. sorun bu kurumsallaşmanın altyapısında. dini gelenekler kendileriyle birlikte kimi kurumlar yaratırlar. bu kurumların altyapısı ne kadar çok vahiyle desteklenirse o kadar sağlam olarak ayakta kalırlar bence. ama modern dini kurumların vahiyle ilişkisi çok ikincil vaziyette. zira modern bilginin üstüne kurulan "haklandırmalı söylem" dediğim ne idüğü belirsiz bir yapı üzerine bina ediliyor bu kurumlar. vahiy bu kurumların altyapısında sadece yapının haklandırılması için boya görevi görüyor. içselleştirilmiş bir vahiy ve bu vahiyden kaynaklı bir ahlakın oluşturduğu bir durum söz konusu değil bu modern "dini" kurumlarda. eskiden ne derece vardı diye de haklı bir soru sorulabilir. ama modern öncesi çağlarda, günümüzle kıyaslanmayacak kadar sağlam dini kurumlar da çıkabildiğini düşünüyorum. yani dini açıdan sorun "otorite" sorunu deildir. zira otorite illa modern anlamıyla bir gücün ileticisi bir şey olarak düşünülmek zorunda değildir. dini otorite daha çok "muhammed'ül emin" tanımlamasıyla görünür olması gereken birşeydir. emin olduğumuzun bizde otoritesi olması bizi hakikate biraz daha yaklaştırır sanıyorum. bugün asıl yok olan şey o "emin" olma durumu bence. zira o kadar çok kirlendik ki; kendimden bile emin olamadığım bir dünyada emin olabileceğim bir dini otorite bulmak çok zor gibi...yani o otoriteyi kendi mecrasında herhangi bir güç ilişkisi dışında oluşturabilen derin gelenek ortadan kalkıp da yerine uçucu olan bir "şey" girince, aslında otorite sandığımız bu durumun tam tersi bir liberal subjektifliğie dayandığını anlayabiliriz kanımca. bir masum insanın öldürülmesini tüm dünyayı öldürmekle bir tutan bir vahyin, tantavi'nin verdiği fetvaya kaynak olabilmesi mümkün mü? değil elbette. sorun tantavi'nin fetvalarını kimlerin ciddiye aldığı ve tantavi'yi kimlerin otorite kabul ettiği sorunudur. burada da modern liberal devletin gözlerimizden maharetle gizlediği ve çıkarlar ağını görebiliriz biraz daha deşersek... 

objektif bilgi için de benzer şeyler söylenebilir bence. din bir mutlaklığın,  objektif bilginin üzerine oturan birşeydir son tahlilde; yani vahyin! uçucu değerlerin değil, mutlak hakikatin üzerinde filizlenir. sorun bu hakikatte ya da objektiflikte değil, sorun dini bilginin bir tür "ne olsa gider" türü liberal bir tuhaflığa evrildirilmesindedir kanımca. tantavi'nin yaptığı ne olsa gider tavrı değil de nedir ki zaten? ve de bu tavır, bu "büyük alimi", ultra-liberal ve modern yapar bence...aynen israil gibi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;dinler kurumsallastikça, objektif bilgiye, folklorlesen rituellere hapsedildikçe olmasi gerekenin tam tersi oluyor&#8221;(</p></blockquote>
<p>MY)</p>
<p>sevgili mehmet aslında bu söylediğinin tam tersi bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorum(<em>ama ifadesi çok ama çok zor bir konu bu. bir ara belki bir yazıyla dini kurumlar ve temsil ettikleri objektivite ile ilgili yazmak isterim. ama kelimelerimi bulunca:) şimdilik kayıplar çünkü</em>). yani kurumsallıkta ya da objektif bilgide değil bence sorun. sorun bu kurumsallaşmanın altyapısında. dini gelenekler kendileriyle birlikte kimi kurumlar yaratırlar. bu kurumların altyapısı ne kadar çok vahiyle desteklenirse o kadar sağlam olarak ayakta kalırlar bence. ama modern dini kurumların vahiyle ilişkisi çok ikincil vaziyette. zira modern bilginin üstüne kurulan &#8220;haklandırmalı söylem&#8221; dediğim ne idüğü belirsiz bir yapı üzerine bina ediliyor bu kurumlar. vahiy bu kurumların altyapısında sadece yapının haklandırılması için boya görevi görüyor. içselleştirilmiş bir vahiy ve bu vahiyden kaynaklı bir ahlakın oluşturduğu bir durum söz konusu değil bu modern &#8220;dini&#8221; kurumlarda. eskiden ne derece vardı diye de haklı bir soru sorulabilir. ama modern öncesi çağlarda, günümüzle kıyaslanmayacak kadar sağlam dini kurumlar da çıkabildiğini düşünüyorum. yani dini açıdan sorun &#8220;otorite&#8221; sorunu deildir. zira otorite illa modern anlamıyla bir gücün ileticisi bir şey olarak düşünülmek zorunda değildir. dini otorite daha çok &#8220;muhammed&#8217;ül emin&#8221; tanımlamasıyla görünür olması gereken birşeydir. emin olduğumuzun bizde otoritesi olması bizi hakikate biraz daha yaklaştırır sanıyorum. bugün asıl yok olan şey o &#8220;emin&#8221; olma durumu bence. zira o kadar çok kirlendik ki; kendimden bile emin olamadığım bir dünyada emin olabileceğim bir dini otorite bulmak çok zor gibi&#8230;yani o otoriteyi kendi mecrasında herhangi bir güç ilişkisi dışında oluşturabilen derin gelenek ortadan kalkıp da yerine uçucu olan bir &#8220;şey&#8221; girince, aslında otorite sandığımız bu durumun tam tersi bir liberal subjektifliğie dayandığını anlayabiliriz kanımca. bir masum insanın öldürülmesini tüm dünyayı öldürmekle bir tutan bir vahyin, tantavi&#8217;nin verdiği fetvaya kaynak olabilmesi mümkün mü? değil elbette. sorun tantavi&#8217;nin fetvalarını kimlerin ciddiye aldığı ve tantavi&#8217;yi kimlerin otorite kabul ettiği sorunudur. burada da modern liberal devletin gözlerimizden maharetle gizlediği ve çıkarlar ağını görebiliriz biraz daha deşersek&#8230; </p>
<p>objektif bilgi için de benzer şeyler söylenebilir bence. din bir mutlaklığın,  objektif bilginin üzerine oturan birşeydir son tahlilde; yani vahyin! uçucu değerlerin değil, mutlak hakikatin üzerinde filizlenir. sorun bu hakikatte ya da objektiflikte değil, sorun dini bilginin bir tür &#8220;ne olsa gider&#8221; türü liberal bir tuhaflığa evrildirilmesindedir kanımca. tantavi&#8217;nin yaptığı ne olsa gider tavrı değil de nedir ki zaten? ve de bu tavır, bu &#8220;büyük alimi&#8221;, ultra-liberal ve modern yapar bence&#8230;aynen israil gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46665</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:23:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46665</guid>
		<description>Tantavi TV'ye çikip &lt;strong&gt;"pazartesi günleri domuz yenebilir"&lt;/strong&gt; ya da &lt;strong&gt;"sarisinlarin zina yapmasi yasak degil"&lt;/strong&gt; deseydi seyirciler kabul edecekler miydi?

yazinin menzili Misir'in ulusal sinirlarini ve Tantavi'nin derisini asiyor, bir kaç bin km ve bir kaç yüz asir kadar...

dinler kurumsallastikça, objektif bilgiye, folklorlesen rituellere hapsedildikçe olmasi gerekenin tam tersi oluyor.

Vatikanizm, Diyanetizm(Beytullah'in dedigi gibi)

Ben-bilmem-imam-bilirizm... Vicdanimi-Führere-sattimizm...

Kalp ve akil ("reason" degil Nûr olan akil) ile tasdik edilmeyen din korkarim dinsizlikten beter :(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tantavi TV&#8217;ye çikip <strong>&#8220;pazartesi günleri domuz yenebilir&#8221;</strong> ya da <strong>&#8220;sarisinlarin zina yapmasi yasak degil&#8221;</strong> deseydi seyirciler kabul edecekler miydi?</p>
<p>yazinin menzili Misir&#8217;in ulusal sinirlarini ve Tantavi&#8217;nin derisini asiyor, bir kaç bin km ve bir kaç yüz asir kadar&#8230;</p>
<p>dinler kurumsallastikça, objektif bilgiye, folklorlesen rituellere hapsedildikçe olmasi gerekenin tam tersi oluyor.</p>
<p>Vatikanizm, Diyanetizm(Beytullah&#8217;in dedigi gibi)</p>
<p>Ben-bilmem-imam-bilirizm&#8230; Vicdanimi-Führere-sattimizm&#8230;</p>
<p>Kalp ve akil (&#8221;reason&#8221; degil Nûr olan akil) ile tasdik edilmeyen din korkarim dinsizlikten beter <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46662</link>
		<dc:creator>Suat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 21:09:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46662</guid>
		<description>Eline saglik abi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eline saglik abi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>hasan mert tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46661</link>
		<dc:creator>hasan mert</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:34:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46661</guid>
		<description>elınıze sağlık guzel bır yazı ...ümmet faydalansın inş.dünyada belam baurlar..devam edıyor..el hezerin modern yüzü peçeyidi yasakladı bu ünüversitede...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>elınıze sağlık guzel bır yazı &#8230;ümmet faydalansın inş.dünyada belam baurlar..devam edıyor..el hezerin modern yüzü peçeyidi yasakladı bu ünüversitede&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beytullah emrah tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46658</link>
		<dc:creator>beytullah emrah</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:43:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46658</guid>
		<description>stv kıstaslarıyla "değerli bir alim" olmayan rachel corrie'nin yedinci ölüm yıldönümü yaklaşırken yaşadığımız hissiyatı bu ölüm haberinin ne şimdi ne de sonra neden yaşatamayacığını o kadar güzel özetleyen bir yazı olmuş ki... elinize yüreğinize sağlık.

tantavi, bizdeki diyanet'in "alim"lerini hatırlatıyor... yıllarca her türlü zulmün yaşandığı bir coğrafyada, cuma namazı hutbelerinde suya sabuna dokunmayan; ırkçı mahyaları ramazan'da camilere asmaktan utanmayan, başörtüsü yasağı devam ederken "haydi kızlar okula" vaazları veren diyanet camiasını... cuma'ya gitmediğim için kızan arkadaşlar, gönül huzuruyla dinledikleri bir hutbe örneklendiremedi bugüne dek...

enver bey'in de güzelce işaret ettiği gibi maalesef hakikati, imanı, vicdanı kompartımanlara ayırmış bir topluma dönüşüyoruz... ya da hep öyleydik de şimdi hayat her yönden o kadar çok ayna tutuyor ki daha çok yüzleşir olduk. ve görüntü o kadar korkutuyor ki bizi kendimizi yalanlarla avutmaya çalışıyoruz sadece...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>stv kıstaslarıyla &#8220;değerli bir alim&#8221; olmayan rachel corrie&#8217;nin yedinci ölüm yıldönümü yaklaşırken yaşadığımız hissiyatı bu ölüm haberinin ne şimdi ne de sonra neden yaşatamayacığını o kadar güzel özetleyen bir yazı olmuş ki&#8230; elinize yüreğinize sağlık.</p>
<p>tantavi, bizdeki diyanet&#8217;in &#8220;alim&#8221;lerini hatırlatıyor&#8230; yıllarca her türlü zulmün yaşandığı bir coğrafyada, cuma namazı hutbelerinde suya sabuna dokunmayan; ırkçı mahyaları ramazan&#8217;da camilere asmaktan utanmayan, başörtüsü yasağı devam ederken &#8220;haydi kızlar okula&#8221; vaazları veren diyanet camiasını&#8230; cuma&#8217;ya gitmediğim için kızan arkadaşlar, gönül huzuruyla dinledikleri bir hutbe örneklendiremedi bugüne dek&#8230;</p>
<p>enver bey&#8217;in de güzelce işaret ettiği gibi maalesef hakikati, imanı, vicdanı kompartımanlara ayırmış bir topluma dönüşüyoruz&#8230; ya da hep öyleydik de şimdi hayat her yönden o kadar çok ayna tutuyor ki daha çok yüzleşir olduk. ve görüntü o kadar korkutuyor ki bizi kendimizi yalanlarla avutmaya çalışıyoruz sadece&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/11/tantavinin-cuvaldizi-hepimize/#comment-46656</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:53:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=9018#comment-46656</guid>
		<description>Elinize sağlık Enver Bey çok güzel bir yazı olmuş. Son zamanlarda bu toplumsal ikiyüzlülük meselesi beni çok düşündürüyor. Sadece idndarlar açısından değil toplumun tüm kesimlerine yayılmış birr alışkanlık ve samimiyetsizlik hali sanki bu. "Dindarlar" da bunun bir başka cephesi.
Tantavi'nin Filistin halkına ettiği de evet apayrı bir facia. 
İşin kötüsü bir Tantavi gider bir başka tantavi gelir. Tantaviler başımızın tacı olduğu sürece bu böyle gider durur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elinize sağlık Enver Bey çok güzel bir yazı olmuş. Son zamanlarda bu toplumsal ikiyüzlülük meselesi beni çok düşündürüyor. Sadece idndarlar açısından değil toplumun tüm kesimlerine yayılmış birr alışkanlık ve samimiyetsizlik hali sanki bu. &#8220;Dindarlar&#8221; da bunun bir başka cephesi.<br />
Tantavi&#8217;nin Filistin halkına ettiği de evet apayrı bir facia.<br />
İşin kötüsü bir Tantavi gider bir başka tantavi gelir. Tantaviler başımızın tacı olduğu sürece bu böyle gider durur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

