<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 06:11:41 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kâinat bir su damlasına sığınca: Sanat’ta Ayrıntı(6) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-47777</link>
		<dc:creator>Kâinat bir su damlasına sığınca: Sanat’ta Ayrıntı(6) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 20:12:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-47777</guid>
		<description>[...] Gazalî Hazretleri ve William Degouve de Nuncques&#8217;ün eserlerinden ilham alarak yol aldık İkinci Bölüm&#8216;de. Nicolas de Cusa&#8217;nın De la docte ignorance&#8216;ta, Leibniz&#8217;in [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Gazalî Hazretleri ve William Degouve de Nuncques&#8217;ün eserlerinden ilham alarak yol aldık İkinci Bölüm&#8216;de. Nicolas de Cusa&#8217;nın De la docte ignorance&#8216;ta, Leibniz&#8217;in [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-47554</link>
		<dc:creator>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 10:30:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-47554</guid>
		<description>[...] Derin Göz: Sanat’ta Ayrıntı (2) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Derin Göz: Sanat’ta Ayrıntı (2) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sanat’ta Ayrıntı (3): Tenzîh ve Teşbîh : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-46822</link>
		<dc:creator>Sanat’ta Ayrıntı (3): Tenzîh ve Teşbîh : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 10:27:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-46822</guid>
		<description>[...] Derin Göz: Sanat’ta Ayrıntı (2) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Derin Göz: Sanat’ta Ayrıntı (2) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-46568</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 11:25:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-46568</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;blockquote&gt;"...wittgenstein’in “…olarak görme” diye çevrilebilecek bir kavramı vardır. özellikle kimi din felsefecileri, Allah ile ilgili “rasyonel” ve analitik kanıtlar sürmenin gereksizliğini wittgenstein’dan yaptıkları bu alıntı ile anlatmaya çalışıyorlar. Allah’a “inanmak” rasyonel olara bir başkasına aktarılabilecek birşey değildir. zira o kişinin Allah ile ilişkisinde bir başkasına aktarılamayacak bir deneyimi söz konusudur. sanattaki durum da benzer bir durum sanıyorum. aynen ayette (Ey iman edenler, iman ediniz…) buyurulduğu gibi imanımızda (ya da yolculuğumuzda) derinleştikçe her safhada bir başka tür “…olarak görme” makamına erişiriyoruz...."(EG)&lt;/blockquote&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;

Evet abi, tam bu. Yani BATIN, kimse göremez! Ama ZAHIR. Kör bile olsan görMEmezlik edemezsin :))

bir "akil düzleminde" (ya da suur hâli diyelim) geçersiz olan bir kural bu. Yani ayni sey hem siyah hem de beyaz olamaz. Ama bir baska akil düzleminde öyle olMAmasi imkânsiz! Tabi ki Füsus'tan ve Mesnevî'den okuyup anladiklarimizla bunu idrake yaklasabiliyoruz. Ama en çok hissettiklerimizle.

"Sanat dinin kiz kardesidir" lafi var ya! Ahh o laf var ya. Beni uyandiran çalar saatlerden biri bu :)) Senin bu yorumunda vurgu yaptigin sübjektivite... üzerinde derin derin düsünülmesi gereken bir nokta bu.

Akil konusundaki hassasiyetin ayrica önemli. Eski yazilarimi okumamis dostlar için bir toparlama yapayim:

Batida RAISON (fr) = REASON (ing) kelimesi hem analitik zekâ anlaminda kullaniliyor hem AKIL. 

Sanirim sebep, neden kelimelerine de karsilik gelmesinden dolayi bir kirlenme olmus. 

Meselâ RASYONEL bir biçimde 2ci dünya savasini bitirmek için atom bombasi yapip yüzbinlerce sivili katletmisler Hiroshima'da. 

Bize de bulasmis bu kirlilik. AKILCI çözüm, AKILLI OL... (dünyevi, ampirik çikarlarini kolla!)

Miskat-ul Envar'da Gazali Hazretleri (mealen) söyle diyor "akil Insan'a verilmis ilâhî bir nûrdur". Bu sözden aldigim ilham ile Derin Insan kitabindaki makalelerde ve Sanat'ta Ayrinti serisinde yapmaya gayret ettigim seylerden biri AKIL ve ZEKA'yi ayirmak. Entelektüel olarak bir rahatlama sagliyor bu. Daha iyi bir modelleme imkani veriyor. Zekan sayesinde atom bombasi yaparsin ama aklin sayesinde kullanMAyabilirsin!

Zekâ'yi et, kemik, haz, para, dünyevi çikarlari kollamaya yönelik bir fonksiyon,

Akil'i ise iyi-kötü, güzel, adalet, vicdan ve haliyle Ahiret'e yönelik çikarlarimi kollamaya 
yönelik bir fonksiyon olarak kabul ediyorum.

Zekânin menzili ölümle bitiyor. Aklin menzili öldükten sonra da devam ediyor.

Zekâ'nin ödülü haz, Akil'in ödülü kalp huzuru. Zeka nefsimin, bindigim atin (gerekli bir varlik, beslemek, kollamak lazim ama kontrol altinda tutulmali) Akil ise üstündeki binici. Son sözü o söylemeli. Yoksa at binicinin sirtina çikabilir.

bu yazidaki et-Göz ile akil-göz (derin göz) ayrimi da bunun dogal bir uzantisi oldu :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><br />
<blockquote>&#8220;&#8230;wittgenstein’in “…olarak görme” diye çevrilebilecek bir kavramı vardır. özellikle kimi din felsefecileri, Allah ile ilgili “rasyonel” ve analitik kanıtlar sürmenin gereksizliğini wittgenstein’dan yaptıkları bu alıntı ile anlatmaya çalışıyorlar. Allah’a “inanmak” rasyonel olara bir başkasına aktarılabilecek birşey değildir. zira o kişinin Allah ile ilişkisinde bir başkasına aktarılamayacak bir deneyimi söz konusudur. sanattaki durum da benzer bir durum sanıyorum. aynen ayette (Ey iman edenler, iman ediniz…) buyurulduğu gibi imanımızda (ya da yolculuğumuzda) derinleştikçe her safhada bir başka tür “…olarak görme” makamına erişiriyoruz&#8230;.&#8221;(EG)</p></blockquote>
<p></em></strong></p>
<p>Evet abi, tam bu. Yani BATIN, kimse göremez! Ama ZAHIR. Kör bile olsan görMEmezlik edemezsin :))</p>
<p>bir &#8220;akil düzleminde&#8221; (ya da suur hâli diyelim) geçersiz olan bir kural bu. Yani ayni sey hem siyah hem de beyaz olamaz. Ama bir baska akil düzleminde öyle olMAmasi imkânsiz! Tabi ki Füsus&#8217;tan ve Mesnevî&#8217;den okuyup anladiklarimizla bunu idrake yaklasabiliyoruz. Ama en çok hissettiklerimizle.</p>
<p>&#8220;Sanat dinin kiz kardesidir&#8221; lafi var ya! Ahh o laf var ya. Beni uyandiran çalar saatlerden biri bu :)) Senin bu yorumunda vurgu yaptigin sübjektivite&#8230; üzerinde derin derin düsünülmesi gereken bir nokta bu.</p>
<p>Akil konusundaki hassasiyetin ayrica önemli. Eski yazilarimi okumamis dostlar için bir toparlama yapayim:</p>
<p>Batida RAISON (fr) = REASON (ing) kelimesi hem analitik zekâ anlaminda kullaniliyor hem AKIL. </p>
<p>Sanirim sebep, neden kelimelerine de karsilik gelmesinden dolayi bir kirlenme olmus. </p>
<p>Meselâ RASYONEL bir biçimde 2ci dünya savasini bitirmek için atom bombasi yapip yüzbinlerce sivili katletmisler Hiroshima&#8217;da. </p>
<p>Bize de bulasmis bu kirlilik. AKILCI çözüm, AKILLI OL&#8230; (dünyevi, ampirik çikarlarini kolla!)</p>
<p>Miskat-ul Envar&#8217;da Gazali Hazretleri (mealen) söyle diyor &#8220;akil Insan&#8217;a verilmis ilâhî bir nûrdur&#8221;. Bu sözden aldigim ilham ile Derin Insan kitabindaki makalelerde ve Sanat&#8217;ta Ayrinti serisinde yapmaya gayret ettigim seylerden biri AKIL ve ZEKA&#8217;yi ayirmak. Entelektüel olarak bir rahatlama sagliyor bu. Daha iyi bir modelleme imkani veriyor. Zekan sayesinde atom bombasi yaparsin ama aklin sayesinde kullanMAyabilirsin!</p>
<p>Zekâ&#8217;yi et, kemik, haz, para, dünyevi çikarlari kollamaya yönelik bir fonksiyon,</p>
<p>Akil&#8217;i ise iyi-kötü, güzel, adalet, vicdan ve haliyle Ahiret&#8217;e yönelik çikarlarimi kollamaya<br />
yönelik bir fonksiyon olarak kabul ediyorum.</p>
<p>Zekânin menzili ölümle bitiyor. Aklin menzili öldükten sonra da devam ediyor.</p>
<p>Zekâ&#8217;nin ödülü haz, Akil&#8217;in ödülü kalp huzuru. Zeka nefsimin, bindigim atin (gerekli bir varlik, beslemek, kollamak lazim ama kontrol altinda tutulmali) Akil ise üstündeki binici. Son sözü o söylemeli. Yoksa at binicinin sirtina çikabilir.</p>
<p>bu yazidaki et-Göz ile akil-göz (derin göz) ayrimi da bunun dogal bir uzantisi oldu <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-46566</link>
		<dc:creator>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 11:00:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-46566</guid>
		<description>[...] Bu yazının yeri değiştirildi. Buradan okuyabilirsiniz. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Bu yazının yeri değiştirildi. Buradan okuyabilirsiniz. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/03/09/derin-goz-sanatta-ayrinti-2-2/#comment-46560</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 10:36:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8989#comment-46560</guid>
		<description>devam(lar)ını merakla bekleyeceğim güzel bir dizi oluyor.
&lt;strong&gt;“Kâinat’ın suskunluğu zannedilen gerçekte bazı insanların sağırlığıdır. Kaotik veya absürd durum Vücud’un vasfı değil insan’ın Vücud ile kurduğu bozuk ilişkinin vasfıdır.”&lt;/strong&gt; sanırım “görme” ile ilgili söylenebilecek sözlerin en güzel özeti bu kısım olmuş. wittgenstein’in “…olarak görme” diye çevrilebilecek bir kavramı vardır. özellikle kimi din felsefecileri, Allah ile ilgili “rasyonel” ve analitik kanıtlar sürmenin gereksizliğini wittgenstein’dan yaptıkları bu alıntı ile anlatmaya çalışıyorlar. Allah’a “inanmak” rasyonel olara bir başkasına aktarılabilecek birşey değildir. zira o kişinin Allah ile ilişkisinde bir başkasına aktarılamayacak bir deneyimi söz konusudur. sanattaki durum da benzer bir durum sanıyorum. aynen ayette (Ey iman edenler, iman ediniz…) buyurulduğu gibi imanımızda (ya da yolculuğumuzda) derinleştikçe her safhada bir başka tür “…olarak görme” makamına erişiriyoruz. bu yolda ilerledikçe suskunluk sandığımız şeyin sağırlığımız olduğunu, absürd dediğimiz şeyin de kendi şaşılığımızın bir yansıması olduğunu farkediyoruz.

bir not düşmek istiyorum: yazıda sık sık çeşitli alıntılarla asıl görenin “akıl” olduğu söyleniyor. belki mehmet daha iyi açıklayacaktır ama ben bu “akıl”dan rasyonalistlerin anladığı aklı anlamıyorum. tradisyonel akımın önemli isimleri aklı iki farklı şekilde ayırırlar (aslında islam düşünürleri ve mutasavvıfları ve doğu hikmet geleneklerinin büyük isimleri de aynı ayrımı yaparlar, başka isimlerle)birincisi gelenekselcilerin tabiriyle “reason”a karşılık gelir;ki bu analitik ve bence sınırlı olan akıldır. aydınlanma sonrası batının üzerinde önemle durduğu ve bunun “cılık”ını yaptığı da bu “reason” olan analitik akıldır. ancak mehmet’in bahsettiğini sandığım akıl, reason değil gelenekselcilerin “intellect” dediği guenon’un “entelektüel sezgi” dediği şey olmalı. ya da kimi mutasavvufların tabiriyle “akleden kalp”… 

bu yazıların çok değerli mehmet. bütün o politik kavga döğüş içinde bir vaha gibi geliyor bana bu tür yazılar. zira sağırlığın da, absürdlüğün de üzerinde perde olup hakikatle ilişki kurmamızı engelleyen perdeler haline gelebiliyor günlük politik kavgalarımız. o yüzden bu tür yazılara ihtiyacımız var hepimizin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>devam(lar)ını merakla bekleyeceğim güzel bir dizi oluyor.<br />
<strong>“Kâinat’ın suskunluğu zannedilen gerçekte bazı insanların sağırlığıdır. Kaotik veya absürd durum Vücud’un vasfı değil insan’ın Vücud ile kurduğu bozuk ilişkinin vasfıdır.”</strong> sanırım “görme” ile ilgili söylenebilecek sözlerin en güzel özeti bu kısım olmuş. wittgenstein’in “…olarak görme” diye çevrilebilecek bir kavramı vardır. özellikle kimi din felsefecileri, Allah ile ilgili “rasyonel” ve analitik kanıtlar sürmenin gereksizliğini wittgenstein’dan yaptıkları bu alıntı ile anlatmaya çalışıyorlar. Allah’a “inanmak” rasyonel olara bir başkasına aktarılabilecek birşey değildir. zira o kişinin Allah ile ilişkisinde bir başkasına aktarılamayacak bir deneyimi söz konusudur. sanattaki durum da benzer bir durum sanıyorum. aynen ayette (Ey iman edenler, iman ediniz…) buyurulduğu gibi imanımızda (ya da yolculuğumuzda) derinleştikçe her safhada bir başka tür “…olarak görme” makamına erişiriyoruz. bu yolda ilerledikçe suskunluk sandığımız şeyin sağırlığımız olduğunu, absürd dediğimiz şeyin de kendi şaşılığımızın bir yansıması olduğunu farkediyoruz.</p>
<p>bir not düşmek istiyorum: yazıda sık sık çeşitli alıntılarla asıl görenin “akıl” olduğu söyleniyor. belki mehmet daha iyi açıklayacaktır ama ben bu “akıl”dan rasyonalistlerin anladığı aklı anlamıyorum. tradisyonel akımın önemli isimleri aklı iki farklı şekilde ayırırlar (aslında islam düşünürleri ve mutasavvıfları ve doğu hikmet geleneklerinin büyük isimleri de aynı ayrımı yaparlar, başka isimlerle)birincisi gelenekselcilerin tabiriyle “reason”a karşılık gelir;ki bu analitik ve bence sınırlı olan akıldır. aydınlanma sonrası batının üzerinde önemle durduğu ve bunun “cılık”ını yaptığı da bu “reason” olan analitik akıldır. ancak mehmet’in bahsettiğini sandığım akıl, reason değil gelenekselcilerin “intellect” dediği guenon’un “entelektüel sezgi” dediği şey olmalı. ya da kimi mutasavvufların tabiriyle “akleden kalp”… </p>
<p>bu yazıların çok değerli mehmet. bütün o politik kavga döğüş içinde bir vaha gibi geliyor bana bu tür yazılar. zira sağırlığın da, absürdlüğün de üzerinde perde olup hakikatle ilişki kurmamızı engelleyen perdeler haline gelebiliyor günlük politik kavgalarımız. o yüzden bu tür yazılara ihtiyacımız var hepimizin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

