RSS Feed for This Post

Berivan’a Kapanmış Vicdanlara Ağıt!

Batman’da 9 Ekim’de çoğunlukla çocukların oluşturduğu bir grup polise taş atmıştı. Bu grubun içinde olan ve polise taş attığı için tutuklanan birçok çocuğun içinde bir de 15 yaşında Berivan vardı. İşte o Berivan, geçen gün Diyarbakır’da Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Ve daha 15 yaşındaki Berivan, uyuşturucu kaçakçılarının, organ mafyası liderlerinin, katillerin almadığı türden bir cezaya mahkûm oldu. Berivan’ın hakkında “Örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek”ten 7,5 yıl, “gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet”ten 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan bir yıl hapis istemiyle dava açıldı. “Polise taş atmadım. Teyzeme giderken olayların arasında kaldım” diyen Berivan, önceki gün görülen ilk duruşmada tek celsede 13 yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası yaşı küçük olduğu için 7 yıl 9 aya indi.

Berivan’ın Taraf Gazetesi’ne gönderdiği mektup insanın canını yakacak cinsten. Mektupta Berivan “Ben daha 15 yaşındayım ve ilk defa cezaevine girdim. Burada hep ağlıyorum, buraya hiç alışamadım. Ailemin yanında olmak istiyorum. Canım çok acıyor. Buradan çıkıp, okula gitmek istiyorum. Benim siyasetle bir ilgim yok. Bir şeyler yapmanızı bekliyorum!” diyordu. İnsanın içini adeta bir cendereye sıkıştıracak kadar can yakıcı sözler bunlar…

Berivan canımdan çok sevdiğim büyük yeğenimden sadece bir yaş büyük… Alt kattan üst kata giderken bile ürken, korkan; sığınmaya, sevgiye, şefkate her şeyden çok ihtiyaç duyan, kılına zarar gelse canımın, ta derinlerine kadar yanacağı yeğenimden… Berivan, okumak istiyor tüm çocuklar gibi… Devletin şimdiye kadar pek göstermediği şefkati görmek istiyor. Onu kadınlar hapishanesindeki bir koğuşa terk eden, kurallara sadece çocuklara ceza vermek söz konusu olduğunda harfi harfine uyan vicdanı sağır devletten şefkat bekliyor.

Üstelik o devlet bugünlerde bir açılım yapmak istiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz ölmesin diye yapılacağı söylenen bir açılım! Açılım sözlerine rağmen, çocuklara bu yapılanlar, dağdakileri aşağı indirmek için mi, yoksa yenilerini dağa çıkarmak için mi yapılıyor acaba? Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere sorumlu herkese şimdi soruyorum: Hiç mi çocuk olmadınız? Hiç mi oyun diye yapmaya ikna olduğunuz yanlış şeyler olmadı çocukluğunuzda? Sizi yanına çekip başınızı okşayarak, yapılan davranışın yanlışlığını anlatan, babacan ve vicdanlı dedeler yerine, her yanlışınızda sizin kafanızda dipçik kıranlar olsaydı, o yanlışlarınızdan dönebilir miydiniz? Yoksa bir gün o dipçik kıranların başında dipçik kırmanın hayalini mi kurardınız? Hatırlayın Dostoyevski’nin Yeraltı Adamını… Sokakta onuru çiğnendiği için, onurunu çiğneyenin onurunu çiğnemek hayaliyle yatıp kalkan adamı… Çocukların ruhu da bu kadar hassas değil midir sizce? 

Berivan Taraf’a yazdığı  mektupta, taş atmadığını, oradan rastgele geçtiğini söylüyor. Ama diyelim ki taş attı Berivan… Diyelim ki iddialar doğru. Bir çocuk taş atsa bile, her şeyden önce çocuk değil midir? O çocuğu taş attığı ortamdan oyun oynayacağı bir başka ortama çekmek ne kadar kolaydır hiç düşündük mü? O çocuklara zulmetmek, o çocukları taş attıkları için 13,5 yıl hapis cezasıyla cezalandırmak kime, neye hizmet edecektir hiç düşündünüz mü? Açılıma mı, yoksa devlet denen organizmaya daha fazla düşman yaratmaya mı?

Berivan’ın sesini, ağlamasını  duymuyor olmamızın, onun, vicdanımızdan attığımız bir bölgenin insanının çocuğu olmasıyla ilgisi olabileceğini düşünmek dahi istemiyorum. Ama her fırsatta tekrar tekrar bunu düşündürüyor yapılanlar. Neden Kürt çocuklarının çığlıkları bu kadar duyulmaz olmuş bizim vicdanlarımızda. Uyanın kardeşlerim! Ağlayan, sadece taş attığı için 13,5 yıl hapis cezasına mahkûm edilen, daha bir çocuk. Sizin şefkatinize, merhametinize muhtaç bir çocuk! Çocukları, taş attıkları için tutuklayan ve hapis cezaları veren “devlet görevlilerine” soruyorum şimdi. O çocuklardan birisi yerine kendi çocuğunuzu getirin. İlköğretim çağında pırıl pırıl bir çocuk; daha neyin ne olduğunu, kimin neye işaret ettiğini bile doğru düzgün bilmeden oyun gibi birilerine taş atsın. Bir başkası da onu dipçikle dövsün ve kırk yıla varan hapis cezalarıyla yargılamak üzere alıp götürsün. Buna vicdanınız dayanır mı? Sormaz mısınız gelen o kişiye “sizde nasıl bir vicdan var, görmüyor musunuz o bir çocuk daha. Anlar mı bu yaştaki bir çocuk yaptığının sebebini ve bütün sonuçlarını” diye? Mutlaka sorarsınız. O zaman tekrar kendinize dönüp tekrar bir bakın, çünkü aradığınız cevap vicdanınızda.

Çocuklara “devlet dersi” vereceksek, devlet denen organizmanın merhametli, vicdanlı olabileceğini göstererek yapmalıyız bunu; onları yargılayıp ne olduğunu dahi bilmedikleri bir suçtan mahkûm ederek değil! Onların başını okşayıp, merhametle göstermeliyiz devletin ne demek olduğunu, yoksa Uğur’a, Ceylan’a yaptığımız gibi değil! Bir çocuğun gözüne merhametle, sevgiyle baktığımızda alacağımız karşılığın mutlaka ama mutlaka onun tarafından da çok sevilmek olduğunu defalarca test etmişizdir. Bunu “devletin âli menfaatleri” söz konusu olunca yapamayışımız nedendir? Yoksa hayattaki en büyük problemimiz, hepimizin ayrı ayrı kendimizi gücün ve devletin yerine koyuyor olmamız olabilir mi? Normalde isyan edeceğimiz bir şeye, işin içinde “devlet” olunca göz yumuyor olmamız eninde sonunda “sıradan insanların faşizmine” götürmez mi bizi?

“O yıllar savaş yıllarıydı geceleri karartma

Gündüzleri fırın  önlerinde birikirdi halk

Biz çocuklarla büyükler arasındaki fark

Bir yanda şehir bir yanda kiraz bahçeleri “ 

Sezai Karakoç  bu dizelerinde ne güzel anlatmış  çocukluğun farkını! Çocuk için savaşın acısının bile kiraz bahçelerinin büyüleyici güzelliğinden daha anlamlı  olmadığını. Savaş içinde bile masum çocuk bakışlarının yitirilmemesinin aslında umuda yelken açmak demek olduğunu! Çocuklara ne yaparlarsa yapsınlar kiraz ağaçlarının güzelliğini hediye etmek varken, ellerinde taş izi aramak, onlara kaldıramayacakları cezalar yüklemek neyin nesi? Ortalıkta, sırf masumiyetleri yüzünden vicdanımızın kapılarını açık tutma potansiyeli olan çocuklar olmayınca, daha mı kolay çözeceğiz her şeyi?

Çocuk sadece masumiyet demektir, taş atsa bile masumdur. Ve çocuk Allah’ın emanetidir, emanete ihanet edilmez! Bir çocuk gözündeki ışıltıyı karartmak dünyayı karartmakla eşdeğerdir çünkü.

Trackback URL

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Oca 30, 2010 | Reply

    ”Bir asılı çengele benzer insanlar
    Elleri kocaman, yürekleri ufacık”

    İlhan Berk
    Öğrendim ki,ufacık yüreklerde masumiyet aramak heyhat boş işmiş..ufacık elleri parmaklıklar ardına atmak ne kolay,ne adaletli iş imiş..!!!

  3. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Oca 30, 2010 | Reply

    Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyor
    Acıyı ve insanlığı çocuklar
    Böyle dayanılmaz kıldılar ve yeni suları
    Onların bilgileri getirdi
    Elleri önlerine bağlı – duruşları
    Omuzlarından göğüslerine doğru kıvrık ve yumulu
    Yaşarlar ebedi göz ve ölümsüzlük aşısı yapan kitabı
    CAHİT ZARİFOĞLU

  4. Yazan:beytullah emrah Tarih: Oca 30, 2010 | Reply

    başbakan’dan başörtüsü için ispanya’dan yaptığı çıkışı bekliyoruz:

    “velev ki taş atmak ideolojik olsun, ne çıkar?”

  5. Yazan:yaşam Tarih: Oca 31, 2010 | Reply

    Bu çocuklar galiba kürt oldukları için yiyorlar tüm dipçikleri kafalarına.O yüzden galiba 15.de berivanların ellerine kelepçe vuruluyor.Ve insanlık galiba ülkemde tüm gerçekliğini kürt çocukları üzerinden yitirmeye başlıyor.

    Hergün GAzza’ya yaptıkları zulüm için ABD,israil ve işbirlikçilerine lanet okunuyor ülkemde.Peki ya kendi kardeşlerine yapılanlar daha mı farklı zulümse eğer alın size en açık zulüm örneği.Siyonistlerin filistin’li çocuklara yaptığının aynısını ülkemde de kolluk kuvvetleri kendi vatandaşına yapıyor.

    Ve eğer hala bunları yok sayabiliyorsak nereye bu gidiş bizler gerçekten sınanmadan bırakılacağımızı mı sanıyoruz.
    Zulme rıza göstermek zalimlikle eşdeğerdir.

  6. Yazan:aslnyrkli Tarih: Şub 4, 2010 | Reply

    12 eylul de askerin yaptığı zulmu bu halk akp iktidarında gordu hala sivil dikta olmaz diyin işte alası

  7. Yazan:MUSTAFA Tarih: Nis 5, 2010 | Reply

    BERIVAN KIZ HAKLIDIR COCUKLAR HIC MA TAS OYNAMADILAR BU YAPILAN HAK SIZLIK BIR KURT COCUGU OLDUGU ICIN YAPIYOR? EYER BIR TURK COCUGU OLSAYDI NORMAL DEYIP GECERLERDE CUNKU OY COCULDEYIP GECERLERDE CUNKU BIR COCUKU TAS LA OYNARDERLER GECERLER TURK OLDUGU ICIN?

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin