<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 11:38:28 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44927</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 17:22:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44927</guid>
		<description>mustafa bey, filmde bir yerde başlıktakine benzeyen bir cümle geçiyordu. ama tam öyle dğeil. neyse şunu söylemek istiyorum: bir zamanlar -galiba valeri idi- şiir için ilk dizesi ilham gerisi çalışma demişti. bu başlık adeta bir an ölüm hakkında filmi tekrar izleyince zihnimde beliren bir başlık oldu. şu an başlığa dönüp bakınca o an ne düşünmüş de bu başlığı atmış olabileceğimi cidden bilmiyorum:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>mustafa bey, filmde bir yerde başlıktakine benzeyen bir cümle geçiyordu. ama tam öyle dğeil. neyse şunu söylemek istiyorum: bir zamanlar -galiba valeri idi- şiir için ilk dizesi ilham gerisi çalışma demişti. bu başlık adeta bir an ölüm hakkında filmi tekrar izleyince zihnimde beliren bir başlık oldu. şu an başlığa dönüp bakınca o an ne düşünmüş de bu başlığı atmış olabileceğimi cidden bilmiyorum:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44922</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 15:35:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44922</guid>
		<description>Insallah basliktan birsey anlamadim veya anlamak mümkün degil desem üzmem sizi Enver bey. 
Ölümün bati veya endustriyel toplumlardan "uzaklastirilmasi"nin sebebleri üzerinde tartirsmak mümkün. Bana cazib gelen devletin ve sermaye gücün arzusu üzerine oldugudur. Insanin hayatindaki temel sualler pesinden gitmesi "potansiyel tehlike" olarak gören zihniyetle karsi kariyayiz.
Temel suallere "sistem" cevab verir...Maymuna benzeyen varliklardan geldigimiz...."tesadüf ve tabiat "gücleri" tabiata hüküm sürermis...nasilmi yasanacak ? iste bak gösteriyoruz: modern hayat böyle dercesine TV dünyasi...cocuklastirilmis toplum ihtiyac ve menfaat pesinde kosup kafasini kaldirip tefekküre itici hallerin yok edilisi söz konusu. Insanin nereden geldigini ögrettik. Nasil yasanmasi gerekir onuda ögrettiler. Fikir ve inanc dünyasi kontrol altinda...geriye ölüm kaliyor. Ölüme hüküm etmek yok. Ölüm cevabda vermiyor. Ve Ölüm istedigi an geliyor senin en deger verdigini alip gidiyor. Kimsede geri dönmüyor. Ölüme kafa yorup tefekküre dalanlari engellemek icinde ölüme sedler cekilecek...

Hakim olan fikirler Hakimiyeti olanlarin fikirleridir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Insallah basliktan birsey anlamadim veya anlamak mümkün degil desem üzmem sizi Enver bey.<br />
Ölümün bati veya endustriyel toplumlardan &#8220;uzaklastirilmasi&#8221;nin sebebleri üzerinde tartirsmak mümkün. Bana cazib gelen devletin ve sermaye gücün arzusu üzerine oldugudur. Insanin hayatindaki temel sualler pesinden gitmesi &#8220;potansiyel tehlike&#8221; olarak gören zihniyetle karsi kariyayiz.<br />
Temel suallere &#8220;sistem&#8221; cevab verir&#8230;Maymuna benzeyen varliklardan geldigimiz&#8230;.&#8221;tesadüf ve tabiat &#8220;gücleri&#8221; tabiata hüküm sürermis&#8230;nasilmi yasanacak ? iste bak gösteriyoruz: modern hayat böyle dercesine TV dünyasi&#8230;cocuklastirilmis toplum ihtiyac ve menfaat pesinde kosup kafasini kaldirip tefekküre itici hallerin yok edilisi söz konusu. Insanin nereden geldigini ögrettik. Nasil yasanmasi gerekir onuda ögrettiler. Fikir ve inanc dünyasi kontrol altinda&#8230;geriye ölüm kaliyor. Ölüme hüküm etmek yok. Ölüm cevabda vermiyor. Ve Ölüm istedigi an geliyor senin en deger verdigini alip gidiyor. Kimsede geri dönmüyor. Ölüme kafa yorup tefekküre dalanlari engellemek icinde ölüme sedler cekilecek&#8230;</p>
<p>Hakim olan fikirler Hakimiyeti olanlarin fikirleridir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Twitter Trackbacks for Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır! : Derin Düşünce [derindusunce.org] on Topsy.com tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44659</link>
		<dc:creator>Twitter Trackbacks for Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır! : Derin Düşünce [derindusunce.org] on Topsy.com</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 04:54:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44659</guid>
		<description>[...] Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır! : Derin Düşünce  www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir &#8211; view page &#8211; cached  By Enver Gülşen on Oca 27, 2010 in Hayat, Modernleşme, Sanat, Sinema, Ölüm, [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır! : Derin Düşünce  <a href="http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir</a> &ndash; view page &ndash; cached  By Enver Gülşen on Oca 27, 2010 in Hayat, Modernleşme, Sanat, Sinema, Ölüm, [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kerem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44651</link>
		<dc:creator>Kerem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 22:13:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44651</guid>
		<description>İddialarını şehadetiyle ispatlamış Seyyid Kutub'un hiç unutamayacağım bir sözü var:
"Ölüm yolculuğun sonu değil, bilakis yoldaki bir merhaledir."</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İddialarını şehadetiyle ispatlamış Seyyid Kutub&#8217;un hiç unutamayacağım bir sözü var:<br />
&#8220;Ölüm yolculuğun sonu değil, bilakis yoldaki bir merhaledir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44648</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 21:29:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44648</guid>
		<description>sevgili mb,
aslında itirazınızda haklısınız. alıntıladığım hadisi şerifin kimilerince zayıf kabul edildiğini de biliyorum. ama benim açımdan burada hadisin hayat için kurmayı düşündüğü denge önemliydi. ve açıkçası alıntıladığım hadisi, alıntıladığınız kasas sûresindeki ayetlerden anladığımla benzer şekilde anlıyorum ben. 

mesela haddim olmayarak ibn arabî'nin hz. musa ile firavun arasındaki konuşmayı tasvir eden bazı ayetleri açıklama biçiminin bu hadis için de kullanlabileceğini düşünüyorum. yani hangi yarısını alırsanız alın, diğer yarısı olmazsa anlamı olmayacak bir bütün bu. sadece tam olduğunda bütün. o yüzden zayıf kabul edilsin ya da edilmesin; hatta hz. peygamber'in ağzından çıkmış olsun ya da olmasın ben bu sözleri aynen ayeti kerimelerde geçen şekilde anlıyorum...

çuvaldız hanım, ekrem bey
ölümle ilgili yaşadıklarınızı aktarmanız hepimiz için çok ibret verici ve faydalı. teşekkürler. yazının kendisinden daha zengin yorumlar olmuş. 

suat hocam, cemile hanım...doğrusu yazıyı yazmayı mehmet'in yazısına "uzun" bir yorum yazacağımı söylediğim ilk andan beri düşünüyorum. 2008'de bursada festivalde izlemiştim filmi. ama bazı diyalogları unutmuştum. o yüzden tekrar izlemeden yazmak istemedim. geçen akşam tekrar izledim filmi dvd'den. ve suat hocam, seninle ne derece benzer bir ruh yapısına sahip olduğumuzu bir kez daha anladım. filmin tüm teması benim için de o ressam kadının söylediklerinde gizliydi aslında. ve hz.ali'nin sanıyorum nehcül belaga'da okuduğum "size yemin ediyorum ki ben görmediğim bir Allah'a ibadet etmem" manasındaki sözleriyle büyük paralellik kurdum. bu sözün de alıntıladığım hadis gibi gerçekliği tartışılabilir. bilemiyorum gerçekten böyle bir söz söylemiş midir hz. ali, söylememiş midir; ama bu sözde çok büyük bir hikmet gizli olduğunu düşünüyorum. o yüzden filmde en çok o sözleri tekrar duymak istediğim için filmi tekrar izledim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili mb,<br />
aslında itirazınızda haklısınız. alıntıladığım hadisi şerifin kimilerince zayıf kabul edildiğini de biliyorum. ama benim açımdan burada hadisin hayat için kurmayı düşündüğü denge önemliydi. ve açıkçası alıntıladığım hadisi, alıntıladığınız kasas sûresindeki ayetlerden anladığımla benzer şekilde anlıyorum ben. </p>
<p>mesela haddim olmayarak ibn arabî&#8217;nin hz. musa ile firavun arasındaki konuşmayı tasvir eden bazı ayetleri açıklama biçiminin bu hadis için de kullanlabileceğini düşünüyorum. yani hangi yarısını alırsanız alın, diğer yarısı olmazsa anlamı olmayacak bir bütün bu. sadece tam olduğunda bütün. o yüzden zayıf kabul edilsin ya da edilmesin; hatta hz. peygamber&#8217;in ağzından çıkmış olsun ya da olmasın ben bu sözleri aynen ayeti kerimelerde geçen şekilde anlıyorum&#8230;</p>
<p>çuvaldız hanım, ekrem bey<br />
ölümle ilgili yaşadıklarınızı aktarmanız hepimiz için çok ibret verici ve faydalı. teşekkürler. yazının kendisinden daha zengin yorumlar olmuş. </p>
<p>suat hocam, cemile hanım&#8230;doğrusu yazıyı yazmayı mehmet&#8217;in yazısına &#8220;uzun&#8221; bir yorum yazacağımı söylediğim ilk andan beri düşünüyorum. 2008&#8242;de bursada festivalde izlemiştim filmi. ama bazı diyalogları unutmuştum. o yüzden tekrar izlemeden yazmak istemedim. geçen akşam tekrar izledim filmi dvd&#8217;den. ve suat hocam, seninle ne derece benzer bir ruh yapısına sahip olduğumuzu bir kez daha anladım. filmin tüm teması benim için de o ressam kadının söylediklerinde gizliydi aslında. ve hz.ali&#8217;nin sanıyorum nehcül belaga&#8217;da okuduğum &#8220;size yemin ediyorum ki ben görmediğim bir Allah&#8217;a ibadet etmem&#8221; manasındaki sözleriyle büyük paralellik kurdum. bu sözün de alıntıladığım hadis gibi gerçekliği tartışılabilir. bilemiyorum gerçekten böyle bir söz söylemiş midir hz. ali, söylememiş midir; ama bu sözde çok büyük bir hikmet gizli olduğunu düşünüyorum. o yüzden filmde en çok o sözleri tekrar duymak istediğim için filmi tekrar izledim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MB tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44646</link>
		<dc:creator>MB</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 20:55:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44646</guid>
		<description>Başlık insanı donduruyor ve tefekküre davet ediyor...

Çok güzel bir yazı... Yüreğinize sağlık...

Küçük bir itiraz;

&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalış”&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Bu söz üzerine yaptığınız tespitler çok doğru ancak bu söz, hadis kriterleri bakımından tenkid görmüştür. 

Hadisin ifade ettiği mânâ, Kur'ân-ı Kerim'in nasslarına da aykırıdır. Zira Kur'ân-ı Kerim'de, "Allah'ın sana ihsan ettiği bu servetle ebedî ahiret yurdunu mamur etmeye gayret göster, ama dünyadan da nasibini unutma!" (Kasas sûresi, 28/77) buyrulmaktadır.

Yani dünyaya dünya kadar, ahirete de ahiret kadar çalışılması istenir. Biraz daha açarsak;

Mümin dünya için çalışır, kazanır ve Allah yolunda infak eder. Dolayısıyla bu da ahiret için olur. Dünyanın, ahiret hesabina işlettirilmesidir bütün mesele...

O(sav), dediyse doğrudur.
En doğrusunu Allah bilir.

sevgilerimle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Başlık insanı donduruyor ve tefekküre davet ediyor&#8230;</p>
<p>Çok güzel bir yazı&#8230; Yüreğinize sağlık&#8230;</p>
<p>Küçük bir itiraz;</p>
<p><strong><br />
<blockquote> “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalış”</p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Bu söz üzerine yaptığınız tespitler çok doğru ancak bu söz, hadis kriterleri bakımından tenkid görmüştür. </p>
<p>Hadisin ifade ettiği mânâ, Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;in nasslarına da aykırıdır. Zira Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de, &#8220;Allah&#8217;ın sana ihsan ettiği bu servetle ebedî ahiret yurdunu mamur etmeye gayret göster, ama dünyadan da nasibini unutma!&#8221; (Kasas sûresi, 28/77) buyrulmaktadır.</p>
<p>Yani dünyaya dünya kadar, ahirete de ahiret kadar çalışılması istenir. Biraz daha açarsak;</p>
<p>Mümin dünya için çalışır, kazanır ve Allah yolunda infak eder. Dolayısıyla bu da ahiret için olur. Dünyanın, ahiret hesabina işlettirilmesidir bütün mesele&#8230;</p>
<p>O(sav), dediyse doğrudur.<br />
En doğrusunu Allah bilir.</p>
<p>sevgilerimle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>“Ben sadece gördüğüm şeylere inanırım” &#171; harcıalem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44641</link>
		<dc:creator>“Ben sadece gördüğüm şeylere inanırım” &#171; harcıalem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 18:52:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44641</guid>
		<description>[...] neleri görüyorsun?” diye tekrar soruyor fotoğrafçı. “Tanrıyı, ölümü, aşkı…” [Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır.]     Posted by Suat Filed in İnsan Tags: Modernite, İnanç   Leave a Comment [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] neleri görüyorsun?” diye tekrar soruyor fotoğrafçı. “Tanrıyı, ölümü, aşkı…” [Ölüm Hayatı Sonsuz Bir Karede Dondurmaktır.]     Posted by Suat Filed in İnsan Tags: Modernite, İnanç   Leave a Comment [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44639</link>
		<dc:creator>Suat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 18:50:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44639</guid>
		<description>Ah hocam, ellerine zihnine saglik..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ah hocam, ellerine zihnine saglik..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44638</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 18:34:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44638</guid>
		<description>Abi hakikaten Korku Matkabi'nin devami gibi olmus :) eline, zihnine saglik.

Özellikle su satirlari çok benimsedigimi söylemek isterim:

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;"... Batı toplumundaki ilk gettolar olduğunu ve sonraki tüm gettolara örnek teşkil ettiğini söylüyor. Modern insan, bu şekilde, kafasını kuma gömen devekuşu gibi gözünün önünden attığı ölümün kendisini hiç bulmayacağı gibi bir batıl inanca sahip oluyor. Ölümü kendisine hatırlatan her şeye tiksintiyle bakıyor ve bir an önce ölümü hatırlatan ne kadar şey varsa kendi hayatından uzaklaştırmak istiyor.  ..."&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Abi hakikaten Korku Matkabi&#8217;nin devami gibi olmus <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> eline, zihnine saglik.</p>
<p>Özellikle su satirlari çok benimsedigimi söylemek isterim:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;&#8230; Batı toplumundaki ilk gettolar olduğunu ve sonraki tüm gettolara örnek teşkil ettiğini söylüyor. Modern insan, bu şekilde, kafasını kuma gömen devekuşu gibi gözünün önünden attığı ölümün kendisini hiç bulmayacağı gibi bir batıl inanca sahip oluyor. Ölümü kendisine hatırlatan her şeye tiksintiyle bakıyor ve bir an önce ölümü hatırlatan ne kadar şey varsa kendi hayatından uzaklaştırmak istiyor.  &#8230;&#8221;</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44637</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 17:37:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44637</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Bir anlamda ölüm, hayatın sonsuz derinlikteki bir karede dondurulması…(eg)&lt;/blockquote&gt;

3 yaşıma ait hatırlayabildiğim, önü ardı olmayan birkaç donmuş kare var…bunlardan biri ölüm ile ilgili olanı...merdivenlerden yukarı çıkarken aşağıya inen ölüm’e kenara çekilip yol vermiştim.. 

Rahmetli dedemi sadece dizlerine kadar görebildiğim adamlar çok da geniş olmayan merdivenlerden aşağı indirirlerken yol verebilmek için sırtımı olabildiğince duvara yapıştırdığımı hatırlıyorum. O anı hatırlamak korku duygusunu beraberinde taşımıyor. Korkmamışım herhalde! Dedem hatırlayabildiğim bazı zamanlarda olduğu gibi olmasa da evden gidiyordu. Ve bu gidişin “ölüm” anlamına geldiğini, bir daha dönmeyeceğini kimse söylememiş olsa da sırtımı o duvara yasladığımda her nasılsa biliyordum.Ölümün alıp götüren olduğunu biliyordum da nasıl geldiğini bilmiyordum. 
Bugün o merdivenleri güçlükle adımlayan küçük çocuk halimi düşündüğümde aklımdan geçen; hayatın, ölüm karşısında duramayacağı. Geldiğini bilerek, usulca kenara çekilip yol vermekten başka yapılabilecek bir şey yok.

Sonraları, ilkokul çağlarımda çok yakın olduğum insanların çok sık ölüm haberlerini aldım. Bunlar genç insanların ölüm haberleriydi. Genellikle ızdıraplı bir hastalığın ardından geliyordu. Evde an ve an o insanın her geçen gün nasıl kötüleştiği ve çektiği acı konuşulduğundan olsa gerek “ölüm” ani gelen değil “beklenen” olmuştu çoğunlukla.

Genç yaşında gidenlerden biri de yengemdi. Komik biriydi. Güldürmeyi de gülmeyi de severdi. Onu hatırladığımda aklıma geliveren anılardan biri de katıla katıla nefessiz kalıp, gözümden yaşlar gelinceye, artık yeter dedirtinceye kadar güldürdüğüdür.:)Hasta olduğunu öğrendikten sonra o 8-9 yaşındaki çocuk halimle merak ettiğim şeylerden biri de onun gülmeyi unutup unutmadığı olmuştu. Bu soruyu sormadan cevabımı bulabilmek için onu hasta olarak gördüğümde dikkatli dikkatli yüzüne bakmıştım; çok iyi bildiği bir şeyi unutup unutmadığını anlamak için. Ölümün yakınlarında olduğunu bilerek, sessiz de olsa hala gülebiliyordu. 

Sonraları ölümün alıp götürdüğü ruhların ardında kalan soğumuş bedenleri de gördüm. Gerçekten de donmuş bir an karesini hatırlatıyorlardı. Ölüm geldiğinde yılların izini taşıyan bedenler olarak öylece donup kalmışlardı.

Şu albüme yerleştirdiğimiz fotoğraflardaki dondurmaya çalıştığımız anlardaki gibi.Özsuyu çoktan çekilmiş, ayakta kurumaya başlamış ağaçlar gibi. 

Ölümün tadına bakan nefsin ardında bıraktığı hiçbir iz yoktu. Nefs, o tadın peşine takılıp yıllarca içinde kaldığı bedeni ardında bırakarak, çekip gitmişti. 

Bekleneniyle, beklenmeyeniyle başkalarının “ölüm”leri ile o tadı bilebilmek mümkün değil. Belki ölüp gidenin ardından ona dair hatırladığımız anıların zihinlerimizde bıraktığı iz o tadın nasıl bir şey olabileceğine dair bir şeyler söyleyebilir.  

Yine çocukken yaşlılardan biri “Allah bu acıyı unutturmasın başka acı da göstermesin” dediğinde ağlayıp, üzülenlerin haline bakarak “unutturmasın “dediği için çok kızmış olduğumu hatırlıyorum. Oysa ayrılığın acısını bilmeyen kavuşmanın sevincini nasıl bilebilir ki! İşte bu yüzden herhangi bir anda hatırlayarak ölüm hakkında düşünmek, ölümün her an yanı başımızda olduğunu düşünüyor olmaktan çok farklı.
Sinema filmi ve ölümü ilişkisiyle anlattıklarınıza şunu da eklemek mümkün olsa gerek.
Genellikle seyircilerin film sonlarında görmeyi beklediği mutlu son sahneleri hiçbir zaman “ölüm” ile ilişkili değildir. Unutmak için oradayken kendisine “ölüm”ün hatırlatılmasından rahatsız olur. Film ölüm sahnesi ile nihayetlenmişse eğer seyirci “sonra?” duygusuyla oturduğu yerden kalkmadan ve “ölüm, hayatın mutlu sonu olamaz” düşüncesiyle bir süre daha perdeye bakmaya devam eder. Siz bu yazınızla aksi yönde bir hatırlatma yapmışsınız.Elinize sağlık.Size ve bu yazıya vesile olan yazısı için Mehmet beye de teşekkürler.
&lt;blockquote&gt;Ölüm, hayatı sonsuz bir karede dondurmaktır!(eg)&lt;/blockquote&gt;

Başlık gerçekten çok anlamlı.M.Yılmaz beyin o yazısındaki şu satırları hatırlattı ;
&lt;em&gt;Trenin veya atlıların ekranı terk ettiği ama kameranın kayda devam ettiği o son &lt;strong&gt;bir kaç saniyedeki boşluk&lt;/strong&gt; ne kadar tahammül edilmez bir boşluktur. &lt;strong&gt;Zaman’ı en ölçülmemiş, en kontrolsüz haliyle “görürüz” orada.&lt;/strong&gt;(M.Y)&lt;/em&gt;

Karşılığı ölüm=hayat olan “an”; donmuş tek bir kare!

Özdeşlerin ayırt edeilemezliği bu mudur?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bir anlamda ölüm, hayatın sonsuz derinlikteki bir karede dondurulması…(eg)</p></blockquote>
<p>3 yaşıma ait hatırlayabildiğim, önü ardı olmayan birkaç donmuş kare var…bunlardan biri ölüm ile ilgili olanı&#8230;merdivenlerden yukarı çıkarken aşağıya inen ölüm’e kenara çekilip yol vermiştim.. </p>
<p>Rahmetli dedemi sadece dizlerine kadar görebildiğim adamlar çok da geniş olmayan merdivenlerden aşağı indirirlerken yol verebilmek için sırtımı olabildiğince duvara yapıştırdığımı hatırlıyorum. O anı hatırlamak korku duygusunu beraberinde taşımıyor. Korkmamışım herhalde! Dedem hatırlayabildiğim bazı zamanlarda olduğu gibi olmasa da evden gidiyordu. Ve bu gidişin “ölüm” anlamına geldiğini, bir daha dönmeyeceğini kimse söylememiş olsa da sırtımı o duvara yasladığımda her nasılsa biliyordum.Ölümün alıp götüren olduğunu biliyordum da nasıl geldiğini bilmiyordum.<br />
Bugün o merdivenleri güçlükle adımlayan küçük çocuk halimi düşündüğümde aklımdan geçen; hayatın, ölüm karşısında duramayacağı. Geldiğini bilerek, usulca kenara çekilip yol vermekten başka yapılabilecek bir şey yok.</p>
<p>Sonraları, ilkokul çağlarımda çok yakın olduğum insanların çok sık ölüm haberlerini aldım. Bunlar genç insanların ölüm haberleriydi. Genellikle ızdıraplı bir hastalığın ardından geliyordu. Evde an ve an o insanın her geçen gün nasıl kötüleştiği ve çektiği acı konuşulduğundan olsa gerek “ölüm” ani gelen değil “beklenen” olmuştu çoğunlukla.</p>
<p>Genç yaşında gidenlerden biri de yengemdi. Komik biriydi. Güldürmeyi de gülmeyi de severdi. Onu hatırladığımda aklıma geliveren anılardan biri de katıla katıla nefessiz kalıp, gözümden yaşlar gelinceye, artık yeter dedirtinceye kadar güldürdüğüdür.:)Hasta olduğunu öğrendikten sonra o 8-9 yaşındaki çocuk halimle merak ettiğim şeylerden biri de onun gülmeyi unutup unutmadığı olmuştu. Bu soruyu sormadan cevabımı bulabilmek için onu hasta olarak gördüğümde dikkatli dikkatli yüzüne bakmıştım; çok iyi bildiği bir şeyi unutup unutmadığını anlamak için. Ölümün yakınlarında olduğunu bilerek, sessiz de olsa hala gülebiliyordu. </p>
<p>Sonraları ölümün alıp götürdüğü ruhların ardında kalan soğumuş bedenleri de gördüm. Gerçekten de donmuş bir an karesini hatırlatıyorlardı. Ölüm geldiğinde yılların izini taşıyan bedenler olarak öylece donup kalmışlardı.</p>
<p>Şu albüme yerleştirdiğimiz fotoğraflardaki dondurmaya çalıştığımız anlardaki gibi.Özsuyu çoktan çekilmiş, ayakta kurumaya başlamış ağaçlar gibi. </p>
<p>Ölümün tadına bakan nefsin ardında bıraktığı hiçbir iz yoktu. Nefs, o tadın peşine takılıp yıllarca içinde kaldığı bedeni ardında bırakarak, çekip gitmişti. </p>
<p>Bekleneniyle, beklenmeyeniyle başkalarının “ölüm”leri ile o tadı bilebilmek mümkün değil. Belki ölüp gidenin ardından ona dair hatırladığımız anıların zihinlerimizde bıraktığı iz o tadın nasıl bir şey olabileceğine dair bir şeyler söyleyebilir.  </p>
<p>Yine çocukken yaşlılardan biri “Allah bu acıyı unutturmasın başka acı da göstermesin” dediğinde ağlayıp, üzülenlerin haline bakarak “unutturmasın “dediği için çok kızmış olduğumu hatırlıyorum. Oysa ayrılığın acısını bilmeyen kavuşmanın sevincini nasıl bilebilir ki! İşte bu yüzden herhangi bir anda hatırlayarak ölüm hakkında düşünmek, ölümün her an yanı başımızda olduğunu düşünüyor olmaktan çok farklı.<br />
Sinema filmi ve ölümü ilişkisiyle anlattıklarınıza şunu da eklemek mümkün olsa gerek.<br />
Genellikle seyircilerin film sonlarında görmeyi beklediği mutlu son sahneleri hiçbir zaman “ölüm” ile ilişkili değildir. Unutmak için oradayken kendisine “ölüm”ün hatırlatılmasından rahatsız olur. Film ölüm sahnesi ile nihayetlenmişse eğer seyirci “sonra?” duygusuyla oturduğu yerden kalkmadan ve “ölüm, hayatın mutlu sonu olamaz” düşüncesiyle bir süre daha perdeye bakmaya devam eder. Siz bu yazınızla aksi yönde bir hatırlatma yapmışsınız.Elinize sağlık.Size ve bu yazıya vesile olan yazısı için Mehmet beye de teşekkürler.</p>
<blockquote><p>Ölüm, hayatı sonsuz bir karede dondurmaktır!(eg)</p></blockquote>
<p>Başlık gerçekten çok anlamlı.M.Yılmaz beyin o yazısındaki şu satırları hatırlattı ;<br />
<em>Trenin veya atlıların ekranı terk ettiği ama kameranın kayda devam ettiği o son <strong>bir kaç saniyedeki boşluk</strong> ne kadar tahammül edilmez bir boşluktur. <strong>Zaman’ı en ölçülmemiş, en kontrolsüz haliyle “görürüz” orada.</strong>(M.Y)</em></p>
<p>Karşılığı ölüm=hayat olan “an”; donmuş tek bir kare!</p>
<p>Özdeşlerin ayırt edeilemezliği bu mudur?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44626</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 13:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44626</guid>
		<description>Çocukken ölümü çok düşünürdüm. Özellikle televizyonda o kapanış marşı bitip, şeritli ve ortasında yuvarlak olan görüntü gelip sonra ekran karıncalarla ve o tuhaf tıss sesini çıkarmaya başlayınca. Hangi ölüm şeklinin en acısız olacağını düşünürdüm sonra, annemin babamın öldüğünden ne hissedeceğimi filan düşünürdüm. Bir dayanak olmadığı zaman bu tefekkür acı veren bir şey hakikaten. Bu yüzden insanların ölümü gözden ırak etme çabalarını anlıyorum. İnsanlar belirsizlikten hoşlanmaz. Ölüm korkusunun insanı yönlendirdiği şey, bu belirsizliği gidermek. Bunu iki şekilde yapabilirsiniz: çözmeye çalışarak, hiç düşünmeyerek.
Sorun şu ki, siz düşünmek istemeseniz de, ölüm kendisini size sıklıkla düşündürtüyor.
Böyle bir tefekkür anını kayınpederim vefat ettiğinde yaşadım. Hastaneden alabilmem için nüfus cüzdanı gerekiyordu. Ve onunla aynı odadaydım. Önce çantasını inceledim. Çantasında her zaman olduğu gibi kuru üzüm ve fındık vardı ve selpakçı para kazansın diye çantasına doluşturduğu yığınla kağıt mendil. Nüfus cüzdanı yoktu. Odadan çıktım. Acını, elemini dinlemiyorlar ki, hayat devam ediyor. Lazım nüfus kağıdı, yoksa alamazsınız hastanızı. Tekrar girdim soğutulmuş odaya. Elimi pantolonunun, gömleğinin cebine soktum. Kayan elini tuttum, göğsüne çektim. Gözlerindeki aralığa baktım. Dağılmış saçını inceledim. Yüzünün ifadesini, teninin rengini... 34 yıllık ömrümde ilk defa böyle bir tecrübe yaşadım. Ondan sonra da hiçbir şey aynı olmadı. 
Geçen gün gittiğim cenaze evinde de insanlar birbirlerine "Yahşi Batı'yı izledin mi?" diye soruyorlardı. Çok b*ktan bir filmmiş, hiç tavsiye etmezlermiş.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukken ölümü çok düşünürdüm. Özellikle televizyonda o kapanış marşı bitip, şeritli ve ortasında yuvarlak olan görüntü gelip sonra ekran karıncalarla ve o tuhaf tıss sesini çıkarmaya başlayınca. Hangi ölüm şeklinin en acısız olacağını düşünürdüm sonra, annemin babamın öldüğünden ne hissedeceğimi filan düşünürdüm. Bir dayanak olmadığı zaman bu tefekkür acı veren bir şey hakikaten. Bu yüzden insanların ölümü gözden ırak etme çabalarını anlıyorum. İnsanlar belirsizlikten hoşlanmaz. Ölüm korkusunun insanı yönlendirdiği şey, bu belirsizliği gidermek. Bunu iki şekilde yapabilirsiniz: çözmeye çalışarak, hiç düşünmeyerek.<br />
Sorun şu ki, siz düşünmek istemeseniz de, ölüm kendisini size sıklıkla düşündürtüyor.<br />
Böyle bir tefekkür anını kayınpederim vefat ettiğinde yaşadım. Hastaneden alabilmem için nüfus cüzdanı gerekiyordu. Ve onunla aynı odadaydım. Önce çantasını inceledim. Çantasında her zaman olduğu gibi kuru üzüm ve fındık vardı ve selpakçı para kazansın diye çantasına doluşturduğu yığınla kağıt mendil. Nüfus cüzdanı yoktu. Odadan çıktım. Acını, elemini dinlemiyorlar ki, hayat devam ediyor. Lazım nüfus kağıdı, yoksa alamazsınız hastanızı. Tekrar girdim soğutulmuş odaya. Elimi pantolonunun, gömleğinin cebine soktum. Kayan elini tuttum, göğsüne çektim. Gözlerindeki aralığa baktım. Dağılmış saçını inceledim. Yüzünün ifadesini, teninin rengini&#8230; 34 yıllık ömrümde ilk defa böyle bir tecrübe yaşadım. Ondan sonra da hiçbir şey aynı olmadı.<br />
Geçen gün gittiğim cenaze evinde de insanlar birbirlerine &#8220;Yahşi Batı&#8217;yı izledin mi?&#8221; diye soruyorlardı. Çok b*ktan bir filmmiş, hiç tavsiye etmezlermiş.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/27/olum-hayati-sonsuz-bir-karede-dondurmaktir/#comment-44625</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 12:55:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8445#comment-44625</guid>
		<description>enver bey,

yazıya ayrıca döneceğim ama başlık beni çok etkiledi,halen üzerine düşünmekteyim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>enver bey,</p>
<p>yazıya ayrıca döneceğim ama başlık beni çok etkiledi,halen üzerine düşünmekteyim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

