<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Aşk Şeriatı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 01:28:31 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Son 90 günde en çok okunan ve tartışılanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44665</link>
		<dc:creator>Son 90 günde en çok okunan ve tartışılanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 08:01:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44665</guid>
		<description>[...] Aşk Şeriatı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Aşk Şeriatı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet ercan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44573</link>
		<dc:creator>ahmet ercan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 18:25:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44573</guid>
		<description>"leyla dan mevlaya" gerçekten &lt;strong&gt;"sakat bir yol"&lt;/strong&gt; nedense ben şimdiye kadar hiç leylasından yola çıkıpta mevlasına ulaşanı hiç görmedim. ama leylasında saplanıp kalanı çok gördüm. leyla dan mevlaya olan yol zor olan bir yoldur, zira mevlaya gitmek için zaten leyla ya ihtiyaç yoktur. leyle yerini ancak "yaratılanı sev yaratandan ötürü"nde kendine yer bulabilir. leyla bir bakıma mevlayı ete kemiğe büründürmektir. mevlaya olan isteklerin, hasretlerin, acıların deryadan damlaya minimize edilerek yaşanma arzusundan leyla ya olan muhabbet başlar. eğer leyladan mevlaya olan bir yolu kabul edersek. zira ben sanmıyorum ki ne fuzulinin ne bakinin bir leylası olsun ve leyladan transit geçişle mevlaya gitmiş olsun. belki de leyla muhabbeti, eskici kantarı hükmünde olan zihinlerimize vahdet gibi tasavvuf gibi narin ve derun konuları kabasaba bir hüviyete büründürerek anlatma gayretinden doğmuştur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;leyla dan mevlaya&#8221; gerçekten <strong>&#8220;sakat bir yol&#8221;</strong> nedense ben şimdiye kadar hiç leylasından yola çıkıpta mevlasına ulaşanı hiç görmedim. ama leylasında saplanıp kalanı çok gördüm. leyla dan mevlaya olan yol zor olan bir yoldur, zira mevlaya gitmek için zaten leyla ya ihtiyaç yoktur. leyle yerini ancak &#8220;yaratılanı sev yaratandan ötürü&#8221;nde kendine yer bulabilir. leyla bir bakıma mevlayı ete kemiğe büründürmektir. mevlaya olan isteklerin, hasretlerin, acıların deryadan damlaya minimize edilerek yaşanma arzusundan leyla ya olan muhabbet başlar. eğer leyladan mevlaya olan bir yolu kabul edersek. zira ben sanmıyorum ki ne fuzulinin ne bakinin bir leylası olsun ve leyladan transit geçişle mevlaya gitmiş olsun. belki de leyla muhabbeti, eskici kantarı hükmünde olan zihinlerimize vahdet gibi tasavvuf gibi narin ve derun konuları kabasaba bir hüviyete büründürerek anlatma gayretinden doğmuştur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44178</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 19:30:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44178</guid>
		<description>çuvaldız,

sen meseleye başka yerden yaklaşmışsın,yorumuna 'erkek bir beyinden' gelecek cevabı merakla bekliyorum :)

ben oldum olası leyla-Mevla ilşkisinden yola çıkan bir nevi tümdengelim-tümevarım yöntemlerini Allah-kul ilşkisi içerisinde çok tehlikeli bulmuşumdur,aslolan insan ise tehlikeli sulara çekmemek gerek diye düşünürüm hep,çünkü bu aşkın sonu her zaman tasavvufi bir eylemler bütünü olarak varmaz sonuca,gelsin leylalar,meyler derken konu en edepsiz hale dönüşecek,kirli ağızlardan sulanacak endişhesi taşırım hep.

Allah uçmamızı isteseydi bize kanat verirdi,kısa zamanda uzun mesafe alabilelim diye,hayır öyle olmadı,yavaş yavaş hatmedelim,sindirelim için sadece iki ayak verdi,tane tane yürüyelim için verdi,ve yere sabit kıldı,yer ile paralelinde temas üzere kıldı,insanda yerini,fıtratını bilsin istedi,wesselam</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çuvaldız,</p>
<p>sen meseleye başka yerden yaklaşmışsın,yorumuna &#8216;erkek bir beyinden&#8217; gelecek cevabı merakla bekliyorum <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>ben oldum olası leyla-Mevla ilşkisinden yola çıkan bir nevi tümdengelim-tümevarım yöntemlerini Allah-kul ilşkisi içerisinde çok tehlikeli bulmuşumdur,aslolan insan ise tehlikeli sulara çekmemek gerek diye düşünürüm hep,çünkü bu aşkın sonu her zaman tasavvufi bir eylemler bütünü olarak varmaz sonuca,gelsin leylalar,meyler derken konu en edepsiz hale dönüşecek,kirli ağızlardan sulanacak endişhesi taşırım hep.</p>
<p>Allah uçmamızı isteseydi bize kanat verirdi,kısa zamanda uzun mesafe alabilelim diye,hayır öyle olmadı,yavaş yavaş hatmedelim,sindirelim için sadece iki ayak verdi,tane tane yürüyelim için verdi,ve yere sabit kıldı,yer ile paralelinde temas üzere kıldı,insanda yerini,fıtratını bilsin istedi,wesselam</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aslnyrkli tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44173</link>
		<dc:creator>aslnyrkli</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 13:29:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44173</guid>
		<description>aslında şöyle demek de mümkün: Güzelliğe, Akla, Samimiyete, Dürüstlüğe, Karaktere, Derinliğe…

Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün

tam olarak böle diyemeyiz bnce aşk başkasını daha çekici bulmamıza rağmen onn yanında kalmaktan mutlu olmaktır

Nitekim bu vasıflar nedeniyle birine sırılsıklam aşık olan birisi, bir zaman sonra benzer vasıfları başkasında bulup ona da aşık olabiliyor. İnsanlar gelip gidiyor, ama vasıflar kalıyor

peki hep aynı kişiye aşık olanlar ne olcak hem oyle hergün başkasına aşık olmak die bişi var mı buna aşk denir mi</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aslında şöyle demek de mümkün: Güzelliğe, Akla, Samimiyete, Dürüstlüğe, Karaktere, Derinliğe…</p>
<p>Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün</p>
<p>tam olarak böle diyemeyiz bnce aşk başkasını daha çekici bulmamıza rağmen onn yanında kalmaktan mutlu olmaktır</p>
<p>Nitekim bu vasıflar nedeniyle birine sırılsıklam aşık olan birisi, bir zaman sonra benzer vasıfları başkasında bulup ona da aşık olabiliyor. İnsanlar gelip gidiyor, ama vasıflar kalıyor</p>
<p>peki hep aynı kişiye aşık olanlar ne olcak hem oyle hergün başkasına aşık olmak die bişi var mı buna aşk denir mi</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44141</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 20:11:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44141</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;İşte, sufiler de varlık alemini böyle anladılar. Biz insanların sevdiği her şeyin, aslında Allah’a ait olan Sıfatlar olduğunu, bu Sıfatlar’ın yaratılmışlarda “tecelli” ettiğini, yani gözüktüğünü söylediler. Böylece “Leyla”yı sevmekle yola çıkıp “Mevla”ya varabildiler.&lt;/blockquote&gt;

Ve sonra… Varılan yerde…

Yaradan’dan ötürü Sıfatlarının tecelli ettiği, yaratılmışı severiz.

&lt;blockquote&gt;İşte, aşkın bir “şeriatı” var ise, bence budur. Bunu içselleştiren, “Leyla”ları önemsizleştirmiş olmaz.&lt;/blockquote&gt;

Olmaz elbet…&lt;strong&gt;*  &#62;:- &lt;/strong&gt;

Karanlık bir odanın ışık alan penceresinin önünde duranın bir insan olduğu ancak gölge kabilinden siluetinden bilinir. O insan silueti, yüzünü ışık kaynağına döndüğüne, aydınlanır ve ona bakan için daha net görülebilir hale gelir. Işığı kesen, insan kalıbında siluetler olarak kalmaktan kurtulabilmek için öncelikle ışığı bilmeyen kör olmamak gerekir. Göz, kaş, boy, pos, başarı vs. vs. karanlık içinde el yordamı ile fil teşhis etmeye benzer. Bu durumda herkesin aşk tarifi elbette farklı olur :-)  Denize düşen yılana sarılır misali karanlıkta olan da tutunabildiği şeyin onu var eden, “sahip olduğu” tek şey sanır.Ta ki..

&lt;blockquote&gt;Ama onları Sıfatların Mutlak Sahibi sanmaktan, dolayısıyla onlara tapınır hale gelmekten de kurtulur. Dahası Sıfatların Mutlak Sahibi’ne “tevekkül” etmenin gücüne kavuşur.&lt;/blockquote&gt;

&lt;strong&gt;Tapınır hale gelmekten kurtulabilmek için ışığı tanımak ve ışığa dönmek!&lt;/strong&gt;

Bilinmek üzere halk edilene elbette yol haritası da lütfedilmiştir. ”Bilmek” sorumluluğunun gereği  olarak da sevgi, aşk,..yani hazinenin bir yol haritası olduğu bilgisi her yaratılmış insanın fıtratına hemhal edilmiş olmalı!

Işığı bilen için siluetin ışığa dönmesi ve görünür olması süreci herkes için değişen uzunlukta bir zaman dilimi ile ifade edilebilir. Dönüş, kimi için bir ”an” kadar kısa sürer kimi içinse bu “asırlar” kadar uzundur aynen  Mehmet bey’in &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2010/01/09/korku-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/" rel="nofollow"&gt;korku matkabı zeka duvarını deler mi&lt;/a&gt; başlıklı yazısında verdiği örnekteki gibi …

&lt;em&gt;Meselâ 1800′de sabit kameralarla çekilen trenleri veya süvari taarruzlarını hatırınıza getirin. Trenin veya atlıların ekranı terk ettiği ama kameranın kayda devam ettiği o son bir kaç saniyedeki boşluk ne kadar tahammül edilmez bir boşluktur. Zaman’ı en ölçülmemiş, en kontrolsüz haliyle “görürüz” orada.(M.Yılmaz)&lt;/em&gt;

Tecelli eden Sıfatlar bilgisi akıldan uzak tutulduğunda, külli aşk ile cüzi aşk arasındaki farkın/yansımanın “an” yada “asır” bağlamında idrak edilememesi hem zaman hem de mekan bağlamında “düşülebilir bir uçuruma” dönüşebilir. 

&lt;em&gt;Akıl için ne büyük bir fırsat! Aynı zamanda ne büyük bir imtihan bu! Nerenin alt, nerenin üst olduğunu unutacak kadar başım dönerse? Ayağım kayıp düşecek miyim o uçuruma?(M.Yılmaz)&lt;/em&gt;

Aşk’ta, insanı insana tapınmaktan alıkoyan, Öz’den uzaklaşmasına mani olan “faydalı korku” böyle bir şey olmalı.

Aşk ve tecelli eden Sıfatlar meselesi, ortaya konulan bir kap bala herkesin uzaktan bakıp bal olduğunu söylemesini ve sadece Hz.Ali’nin uzanıp bir parmak alıp, ağzına atıp tadına baktıktan sonra “ Bal bu.” demesini hatırlatıyor.

&lt;strong&gt;* &#62;:- &lt;/strong&gt;Yazı sahibine mümkün olabildiğince törpülenerek sivriliği giderilmeye çalışılmış olan iyi niyetli uyarı notu: 

Bir gün trafikteki tampon, kırmızı ışık, dönüş sinyali ya da sollama gibi oldukça samimi muhabbetlerde aldığım darbenin etkisiyle, içimde kaldığı için bilinç altıma işlemiş bazı cümlelerin su yüzeyine çıkarak, Mustafa beyin hemcinslerinden birine olur olmaz zayiat vermeme sebep olacağından endişe ettiğim sitemimi şimdi yaparak bu ihtimali bertaraf etmek istiyorum.
Yazının cinsiyeti olur mu deseler “olmaz”  derdim. Şimdi şüphedeyim. Aşk denilen cinsiyeti olmayan duygudan bahsedilen bu yazının bazı yerleri “direksiyondaki erkek şoför” moduyla kaleme alınıp, kadının “aşık olunan” erkeğin de “aşık olan” olarak tarif edilmiş olması bana ister istemez &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/02/turk-kadinlari-neden-araba-kullanmayi-beceremez/" rel="nofollow"&gt;“karar alamayan kadınlar”&lt;/a&gt;ın konu edildiği başka bir yazıyı hatırlattı. 

&lt;blockquote&gt;İşte, aşkın bir “şeriatı” var ise, bence budur. Bunu içselleştiren, “Leyla”ları önemsizleştirmiş olmaz. (M.Akyol)

Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün. Nitekim bu vasıflar nedeniyle birine sırılsıklam aşık olan birisi, bir zaman sonra benzer vasıfları başkasında bulup ona da aşık olabiliyor. İnsanlar gelip gidiyor, ama vasıflar kalıyor. (M.Akyol)&lt;/blockquote&gt;

Mecnun penceresinden bakılarak “önemsizleştirilmeyen Leyla’lar” ve “benzer vasıfların başkasında aranıp, bulunması…” gibi satırlar  “karar alamayan erkek” grubunu çağrıştırmasaydı Enver bey gibi Eyvallah deyip, geçer üzerinde durma lüzumu da hissetmezdim.

Bir tek "aşk" konusunda erkek tekelciliği yapmayın bari, lütfen! :-)Sonra akıllara o sinsi soru takılıyor; Neden büyük aşk hikayeleri hep erkekler tarafından kaleme alınmıştır? 

İşte Elif Şafak, işte Aşk! 

Aaa!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İşte, sufiler de varlık alemini böyle anladılar. Biz insanların sevdiği her şeyin, aslında Allah’a ait olan Sıfatlar olduğunu, bu Sıfatlar’ın yaratılmışlarda “tecelli” ettiğini, yani gözüktüğünü söylediler. Böylece “Leyla”yı sevmekle yola çıkıp “Mevla”ya varabildiler.</p></blockquote>
<p>Ve sonra… Varılan yerde…</p>
<p>Yaradan’dan ötürü Sıfatlarının tecelli ettiği, yaratılmışı severiz.</p>
<blockquote><p>İşte, aşkın bir “şeriatı” var ise, bence budur. Bunu içselleştiren, “Leyla”ları önemsizleştirmiş olmaz.</p></blockquote>
<p>Olmaz elbet…<strong>*  &gt;:- </strong></p>
<p>Karanlık bir odanın ışık alan penceresinin önünde duranın bir insan olduğu ancak gölge kabilinden siluetinden bilinir. O insan silueti, yüzünü ışık kaynağına döndüğüne, aydınlanır ve ona bakan için daha net görülebilir hale gelir. Işığı kesen, insan kalıbında siluetler olarak kalmaktan kurtulabilmek için öncelikle ışığı bilmeyen kör olmamak gerekir. Göz, kaş, boy, pos, başarı vs. vs. karanlık içinde el yordamı ile fil teşhis etmeye benzer. Bu durumda herkesin aşk tarifi elbette farklı olur <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' />  Denize düşen yılana sarılır misali karanlıkta olan da tutunabildiği şeyin onu var eden, “sahip olduğu” tek şey sanır.Ta ki..</p>
<blockquote><p>Ama onları Sıfatların Mutlak Sahibi sanmaktan, dolayısıyla onlara tapınır hale gelmekten de kurtulur. Dahası Sıfatların Mutlak Sahibi’ne “tevekkül” etmenin gücüne kavuşur.</p></blockquote>
<p><strong>Tapınır hale gelmekten kurtulabilmek için ışığı tanımak ve ışığa dönmek!</strong></p>
<p>Bilinmek üzere halk edilene elbette yol haritası da lütfedilmiştir. ”Bilmek” sorumluluğunun gereği  olarak da sevgi, aşk,..yani hazinenin bir yol haritası olduğu bilgisi her yaratılmış insanın fıtratına hemhal edilmiş olmalı!</p>
<p>Işığı bilen için siluetin ışığa dönmesi ve görünür olması süreci herkes için değişen uzunlukta bir zaman dilimi ile ifade edilebilir. Dönüş, kimi için bir ”an” kadar kısa sürer kimi içinse bu “asırlar” kadar uzundur aynen  Mehmet bey’in <a href="http://www.derindusunce.org/2010/01/09/korku-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/" rel="nofollow">korku matkabı zeka duvarını deler mi</a> başlıklı yazısında verdiği örnekteki gibi …</p>
<p><em>Meselâ 1800′de sabit kameralarla çekilen trenleri veya süvari taarruzlarını hatırınıza getirin. Trenin veya atlıların ekranı terk ettiği ama kameranın kayda devam ettiği o son bir kaç saniyedeki boşluk ne kadar tahammül edilmez bir boşluktur. Zaman’ı en ölçülmemiş, en kontrolsüz haliyle “görürüz” orada.(M.Yılmaz)</em></p>
<p>Tecelli eden Sıfatlar bilgisi akıldan uzak tutulduğunda, külli aşk ile cüzi aşk arasındaki farkın/yansımanın “an” yada “asır” bağlamında idrak edilememesi hem zaman hem de mekan bağlamında “düşülebilir bir uçuruma” dönüşebilir. </p>
<p><em>Akıl için ne büyük bir fırsat! Aynı zamanda ne büyük bir imtihan bu! Nerenin alt, nerenin üst olduğunu unutacak kadar başım dönerse? Ayağım kayıp düşecek miyim o uçuruma?(M.Yılmaz)</em></p>
<p>Aşk’ta, insanı insana tapınmaktan alıkoyan, Öz’den uzaklaşmasına mani olan “faydalı korku” böyle bir şey olmalı.</p>
<p>Aşk ve tecelli eden Sıfatlar meselesi, ortaya konulan bir kap bala herkesin uzaktan bakıp bal olduğunu söylemesini ve sadece Hz.Ali’nin uzanıp bir parmak alıp, ağzına atıp tadına baktıktan sonra “ Bal bu.” demesini hatırlatıyor.</p>
<p><strong>* &gt;:- </strong>Yazı sahibine mümkün olabildiğince törpülenerek sivriliği giderilmeye çalışılmış olan iyi niyetli uyarı notu: </p>
<p>Bir gün trafikteki tampon, kırmızı ışık, dönüş sinyali ya da sollama gibi oldukça samimi muhabbetlerde aldığım darbenin etkisiyle, içimde kaldığı için bilinç altıma işlemiş bazı cümlelerin su yüzeyine çıkarak, Mustafa beyin hemcinslerinden birine olur olmaz zayiat vermeme sebep olacağından endişe ettiğim sitemimi şimdi yaparak bu ihtimali bertaraf etmek istiyorum.<br />
Yazının cinsiyeti olur mu deseler “olmaz”  derdim. Şimdi şüphedeyim. Aşk denilen cinsiyeti olmayan duygudan bahsedilen bu yazının bazı yerleri “direksiyondaki erkek şoför” moduyla kaleme alınıp, kadının “aşık olunan” erkeğin de “aşık olan” olarak tarif edilmiş olması bana ister istemez <a href="http://www.derindusunce.org/2009/02/02/turk-kadinlari-neden-araba-kullanmayi-beceremez/" rel="nofollow">“karar alamayan kadınlar”</a>ın konu edildiği başka bir yazıyı hatırlattı. </p>
<blockquote><p>İşte, aşkın bir “şeriatı” var ise, bence budur. Bunu içselleştiren, “Leyla”ları önemsizleştirmiş olmaz. (M.Akyol)</p>
<p>Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün. Nitekim bu vasıflar nedeniyle birine sırılsıklam aşık olan birisi, bir zaman sonra benzer vasıfları başkasında bulup ona da aşık olabiliyor. İnsanlar gelip gidiyor, ama vasıflar kalıyor. (M.Akyol)</p></blockquote>
<p>Mecnun penceresinden bakılarak “önemsizleştirilmeyen Leyla’lar” ve “benzer vasıfların başkasında aranıp, bulunması…” gibi satırlar  “karar alamayan erkek” grubunu çağrıştırmasaydı Enver bey gibi Eyvallah deyip, geçer üzerinde durma lüzumu da hissetmezdim.</p>
<p>Bir tek &#8220;aşk&#8221; konusunda erkek tekelciliği yapmayın bari, lütfen! :-)Sonra akıllara o sinsi soru takılıyor; Neden büyük aşk hikayeleri hep erkekler tarafından kaleme alınmıştır? </p>
<p>İşte Elif Şafak, işte Aşk! </p>
<p>Aaa!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bora tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44121</link>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 02:14:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44121</guid>
		<description>"Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün."

bu uzun zamandır duymayı beklediğim ve yaygınlaşması halinde zihniyeti dönüştürme potansiyeline sahip olduğuna inandığım bir kavrayış. 

varlığın -nefsin,egonun- kibri, sıfatların terkiyle -sağlığın, gençliğin, güzelliğin, zenginliğin- yaşanan hüsran ancak böyle bir kavrayış eşliğinde sağlıklı bir biçimde aşılabilir.

insanların neden paraya ve güce taptığı -şirk koştuğu- ancak bunların ilahi sıfatlardan olduğunun anlaşılmasıyla açığa çıkar. 

varlığın sadece bir taşıyıcı, bir hamal olduğu ve sıfatlarından soyulması halinde aslında bir hiç olduğu kavrayışı da bu yaklaşımın sonucunda varılacak noktalardan biridir.

tebrik</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Yani aslında aşık olunan şeyin tek tek “insanlar” değil, onlarda yansıyan “vasıflar” olduğunu söylemek mümkün.&#8221;</p>
<p>bu uzun zamandır duymayı beklediğim ve yaygınlaşması halinde zihniyeti dönüştürme potansiyeline sahip olduğuna inandığım bir kavrayış. </p>
<p>varlığın -nefsin,egonun- kibri, sıfatların terkiyle -sağlığın, gençliğin, güzelliğin, zenginliğin- yaşanan hüsran ancak böyle bir kavrayış eşliğinde sağlıklı bir biçimde aşılabilir.</p>
<p>insanların neden paraya ve güce taptığı -şirk koştuğu- ancak bunların ilahi sıfatlardan olduğunun anlaşılmasıyla açığa çıkar. </p>
<p>varlığın sadece bir taşıyıcı, bir hamal olduğu ve sıfatlarından soyulması halinde aslında bir hiç olduğu kavrayışı da bu yaklaşımın sonucunda varılacak noktalardan biridir.</p>
<p>tebrik</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet ercan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44114</link>
		<dc:creator>ahmet ercan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 17:40:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44114</guid>
		<description>aşk kitabı derin bir &lt;strong&gt;feminizm takiyyeciliğidir&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;. bir kadının kocasına olan ihanetini haklı çıkarabilmek için mevlana ve şemsin dostluğu buna alet edilmiştir. çapkın bir sufinin değişiklik arayan bir amerikalı kadınla var olan çarpık ilşkisi konu edilmiştir. ana tema her ne kadar her ne kadar mevlana olsa da biz okuyucu mevlananın hayatını ve düşüncesini biliyor. bu yüzden asıl merak ettirilmek istenen aziz ile ellanın ilişkisidir. bunlar benim satır aralarından çıkarabildiklerim. içinde mevlananın olduğu her kitap güzeldir. kitabın çok rağbet görmesinin nedeni de mevlananın anlatılmasıdır. mevlana üzerinden bir çarpık ilişki anlatılarak prim yapılmaya çalışılmıştır kitapta.&lt;/em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aşk kitabı derin bir <strong>feminizm takiyyeciliğidir</strong><em>. bir kadının kocasına olan ihanetini haklı çıkarabilmek için mevlana ve şemsin dostluğu buna alet edilmiştir. çapkın bir sufinin değişiklik arayan bir amerikalı kadınla var olan çarpık ilşkisi konu edilmiştir. ana tema her ne kadar her ne kadar mevlana olsa da biz okuyucu mevlananın hayatını ve düşüncesini biliyor. bu yüzden asıl merak ettirilmek istenen aziz ile ellanın ilişkisidir. bunlar benim satır aralarından çıkarabildiklerim. içinde mevlananın olduğu her kitap güzeldir. kitabın çok rağbet görmesinin nedeni de mevlananın anlatılmasıdır. mevlana üzerinden bir çarpık ilişki anlatılarak prim yapılmaya çalışılmıştır kitapta.</em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>efe denemec tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44079</link>
		<dc:creator>efe denemec</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 18:09:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44079</guid>
		<description>Son zamanlarda okuduğum en güzel köşe yazısı...
Dünya ile sorunu olupta BATSIN BU DÜNYA diyenler...Sevgilim benden ayrıldı diye ruhsal problemler yaşayanlar...Avatarı izleyipte aklı bulananlar bu yazı ve yazının altında ki dünyaya bakış acısı bütün bu sorunlara reçetesidir bence.Bu cebinde unuttuğun bir anahtarlık için evin altını üstüne getirmek gibi birşey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda okuduğum en güzel köşe yazısı&#8230;<br />
Dünya ile sorunu olupta BATSIN BU DÜNYA diyenler&#8230;Sevgilim benden ayrıldı diye ruhsal problemler yaşayanlar&#8230;Avatarı izleyipte aklı bulananlar bu yazı ve yazının altında ki dünyaya bakış acısı bütün bu sorunlara reçetesidir bence.Bu cebinde unuttuğun bir anahtarlık için evin altını üstüne getirmek gibi birşey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44069</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 15:17:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44069</guid>
		<description>mustafa akyol'un malum romanı beğenmesine hiiiç şaşırmadım nedense?

acaba aşıkların derdi neydi,'ötekilerin' derdi nedir?mevla'nın yangını neydi,modern insanın nedir?

amaaan sıkıldım !</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>mustafa akyol&#8217;un malum romanı beğenmesine hiiiç şaşırmadım nedense?</p>
<p>acaba aşıkların derdi neydi,&#8217;ötekilerin&#8217; derdi nedir?mevla&#8217;nın yangını neydi,modern insanın nedir?</p>
<p>amaaan sıkıldım !</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/15/ask-seriati/#comment-44068</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 14:06:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8285#comment-44068</guid>
		<description>eyvallah.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eyvallah.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

