<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 16:51:49 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-45215</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 10:57:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-45215</guid>
		<description>Enver bey,

Sağolunuz. Beklediğim cevabı aldım :)

Hayatınızda ve yolunuzda başarılar,

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey,</p>
<p>Sağolunuz. Beklediğim cevabı aldım :)</p>
<p>Hayatınızda ve yolunuzda başarılar,</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-45168</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 17:09:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-45168</guid>
		<description>ahmet selçuk bey engiiiin bilgeliğiniz karşısında pes ettim:))...sizin hiçbir yazdığınıza karşılık verecek bilgi ve zeka yok bende. ne yapalım vermeyince mabud ne yapsın mahmut!

durup durup wikipedia yumurtluyordunuz, bakıyorum britannica'ya terfi etmişsiniz:) ha gayret biraz daha:)) 

Allah iyiliğinizi versin çok güldürdünüz beni, Allah da sizi güldürsün:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ahmet selçuk bey engiiiin bilgeliğiniz karşısında pes ettim:))&#8230;sizin hiçbir yazdığınıza karşılık verecek bilgi ve zeka yok bende. ne yapalım vermeyince mabud ne yapsın mahmut!</p>
<p>durup durup wikipedia yumurtluyordunuz, bakıyorum britannica&#8217;ya terfi etmişsiniz:) ha gayret biraz daha:)) </p>
<p>Allah iyiliğinizi versin çok güldürdünüz beni, Allah da sizi güldürsün:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-45165</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 15:35:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-45165</guid>
		<description>CAHİLLİK NEREYE KADAR  ????


Sayın e.g.

Aslında size cevap yazmaya gerek görmüyordum ama yazdıklarınız tüm bu tartışılan konular için öyle bir malzeme yarattı ki değerlendirmemek olmazdı, ancak zaman bulabildim. Ben öyle çalakalem de yazamıyorum. 

 Biz cahilmişiz, bize fazla bile zaman ayırmışsınız, siz artık zaten bilim, teknoloji  aşmışsınız da biz ancak gerçekleri saptırıyormuşuz :) Ruhbilime göre, karşılık geliştiremeyenlerin tipik söylemleridir bu tür saldırılar. Biraz psikoloji okumak aslında bu “düzeysizliğin” sebebini anlamak için yeterlidir. Okuyunuz, tavsiye ederim, gelişirsiniz:


http://www.britannica.com/bps/search?query=defense mechanism&#38;blacklist=155704


Ne demiş Hayyam: “Bana kötü deyip, kötü edeceksen ne farkın kalır benden”. O yüzden ben düzeysizliğe karşı düzeyi, saldırıya karşı barışı, cahilliğe karşı bilimi, diktaya karşı demokrasiyi savunuyorum.


Ben niye saçmalıyormuşum efendim?  Enver bey bana niye bulaşmış? Linkini verdiğim “google books”da telif hakları nedeniyle kitabın tümü o linkde yokmuş.  15 yaşında biraz kitap okuyan çocukların bildiği bir gerçekden bahsediyoruz.  Ve bu komik gerekçeyle de saçmaladığımı iddia etmeye başladınız, ki bu konuda denesem bile sizin maharetinize ulaşamayacağımı açıkça ifade edeyim.


Burada dünyanın en iyi ansiklopedisi sayılan Encyclopedia Britannica’dan alıntılar veren biri neyi çarpıtabilir sorarım? 

Ansiklopedideki bilgilerden bu kadar korkmanın ve görmezden gelmenin gerekçesi nedir?


 Ben “mutlak bilgi” dayatması yapmışım. YOK BÖYLE BİR ŞEY. Yazdıklarımı görmezden geliyorsunuz, tecahül ediyorsunuz. 
 
BEN SADECE DÜNYANIN KABUL ETTİĞİ GERÇEKLER BUNLARDIR DİYORUM! Atatürk konusunda da, Evrim konusunda da, Bilim konusunda da size gelişmiş ülkelerin kabul ettiği gerçekleri söylüyorum. Bunlar sizin gerçekliğinizden bütünüyle farklı. Bunu vurguluyorum!


Siz gerçekleri görmezden geliyorsunuz diyorum. Görmezden gelmek ne demek? Şimdiki bilgisayar gençliği “ignore” etmek diyorlar, İngilizce bir kelime kullanarak. Arapçada “tecahül” derler buna, bizim Türkçe’de kullandığımız CAHİL kelimesinin fiilidir.


 Yani CAHİLLİK,  GERÇEKLERİ GÖRMEZDEN GELME DURUMUDUR. Sanırım (sizin vasıtanızla) böyle mükemmel bir örnek de zor bulunur. 


Bu gerçekleri “ignore” ederek, hadi Arapça’dan gelen Türkçesini söyleyim CAHİLLİK yaparak,  beni cahillikle suçluyorsunuz. Cahil cesareti de bu olsa gerek!


Benim bilimle uzaktan yakından ilgim olmadığına kalıbınızı da basmışsınız. Ben o uslupla konuşamam ama şöyle diyim: asıl ben sizin bilimle uzaktan yakından ilginiz olmadığı kanısındayım. 


En son teknolojiyi  de kullanmış olabilirsiniz, mümkündür. Sizin bilim konusundaki bilginizi başka ne anlatabilir ki: siz  Bilimi Pozitivizm sanıyorsunuz !  Yani bu lafın üzerine ne diyebilirim :)))


Bilmek zorunda da değilsiniz, tabii. Hatta başka bir gerçekliğe inanıp, onu da yaşayabilirsiniz. Cahilliğinize  yani görmezden gelmenize de bir şey diyemem. 
Tüm çağdaş bilimi görmezden gelirsiniz, çağdaş dünyaya gözlerinizi sımsıkı kaparsınız, tecahül edersiniz. Buna da itiraz edemem. Saygı duyarım. 



Ben ÇARPITMAYA  karşıyım, küstahlığa karşıyım. Saygısızlığa karşıyım.


*************************

CEVAPLANAMAYAN SORULAR:

1.	Atatürk doğrularıyla ve yanlışlarıyla yaşadı.  Ve tarihin dünyanın en iyi ansiklopedisinde yayınlanan Atatürk konusundaki yargısı, o paragraftır. Nokta. Son cümle bir daha:
“Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”

http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560

Bu sitede Atatürk hakkında yazılanlar, dünyada gerçek olarak kabul edilmiyor. Siz de şöyle diyebilirsiniz:

“Dünya, Atatürk’ü faşist, diktatör, Turancı, halkına zulum etmiş biri olarak görmüyor. Ama bizce böyledir”.  Amenna. Başımın üstünde yeri var. 

Ama KENDİ KAFANIZDAKİ HAYALLERİ, ya da birinin dikte ettiği şeyleri tekrarlıyorsunuz sürekli !.. Dünyanın kabul ettiği gerçekleri yazan bana da saldırıyorsunuz. Ben fikrimi yazmıyorum ki, en iyi ansiklopedideki gerçeklerdir bunlar.


Yani dünyanın en iyi aksiklopedilerinden Encyclopedia Britannica’nın  full-time çalışan 100 editörü, 4000 uzmanı gerçekleri kaçırmış, dünyadan binlerce kişinin gönüllü katkıda bulunduğu wikipedia gerçekleri kaçırmış. Gerçeği bir tek siz yakalamışsınız. Siz neymişsiniz yahu :))) 


**************************

2.	Evrim Teorisinde farklı bir şey mi var? Tüm gelişmiş ülke  (AB, ABD, Japonya vb.)  okullarında Evrim Teorisi okutulur. “Akıllı Tasarım” mahkeme kararlarıyla, tebliğlerle (Evrim tartışmasında Kaynaklar verildi) yasaklanmıştır. Türkiye 1980 cuntası ve AKP iktidarıyla bu gelişmiş ülkelerden Eğitim olarak kopmuştur. Doğru mu yanlış mı tartışılır. Ama GERÇEK budur. Alın okuyun dünyanın en iyi ansiklopedilerinden:


http://www.britannica.com/EBchecked/topic/197367/evolution

Peki,  sizlerin bu sitede yazdıkları ne? Evrim çöküyor, çöktü, dünyada herkes karşı, komik örneklerle evrim çürütmeler…  

“Dünya okullarda bunu okutuyor, ama biz karşıyız” deyin. Fikrinize saygı duyarım. Dürüst olun. Ama siz öyle yapmıyorsunuz, gerçekleri çarpıtarak yazıyorsunuz. Neymiş, Darwin yılında Darwin çöküyormuş :))

Ben de gerçeği ansiklopedilerden alıntıladığımda, saldırıyorsunuz. Sahi sorayım, Evrim konusunda bu gerçeklere ne diyeceksiniz? 

*****************************

3.	Çok samimi söylüyorum, Bilim=Pozitivizm komikliğini (önerme diyemiyorum artık)  ilk kez bu sitede duydum. Hadi Wikipedia’yı bırakdık, Britannica’ya bakalım:

“Felsefi bir ideoloji ve hareket olarak, Pozitivizm Comte (1798-1857) ile başlar.
Pozitivizm  aşağıdaki şekilde evrilmiştir: Empiriokritisizm, Mantıksal Pozitivizm ve Mantıksal Empirisizm. 20. Yüzyılın ortalarında ise, Analitik ve Linguistik Felsefeye dönüştü. ( Gödel, Carnap, Reichenbach)”

http://www.britannica.com/bps/search?query=Positivism&#38;blacklist=471865

Bakınız: Pozitivizm Britannica’da yazdığı üzere sadece bir akımdır; üstelik evrilmiştir. Siz benle Gödel, Carnap üzerinden tartışsanız, hadi neyse. Siz 21. Yüzyılda 19. Yüzyılı konuşuyorsunuz.

Eee, “Bilim Pozitivizm” safsatasında hala diretiyor musunuz?  Ve bir de bilimi yalayıp yuttuğunuzu hala iddia ediyormusunuz ?? :))))

******************************

KOMİK OLAN: Bu GERÇEĞİ yazıyorum diye, gerçekleri çarpıtan ben oluyorum. :) Defalarca sordum gene soruyorum:

4.	BEN HANGİ GERÇEĞİ ÇARPITMIŞIM? SİZ HANGİ KAYNAĞI/ ANSİKLOPEDİYİ KABUL EDİYORSUNUZ? SİZ KAYNAK KABUL EDİYOR MUSUNUZ? 
Çarpıttığım tek bir şey söyleyin özür dilerim !..  Ama nerdeeeee…


Dünyanın en iyi ansiklopedilerinde, dünyadan binlerce uzmanın yazdığı bilgileri görmüyor musunuz? Tecahül mü ediyorsunuz? Cahillik edin canım, mahsuru yok benim için.


Benim cahilliğe de saygım var. Ama başkasına çamur atmak? Orada durun bakalım.

Şöyle dediniz:


 “. imam gazali söylemişti galiba..cahille tartışma seni de bozar diye… ben cehaleti “bilmediğini bilmemek” olarak tanımlarım. ve sırf bu yüzden de sizinle tartışmamam gerekiyordu aslında. ama neyse bundan sonra uyguluyor olayım!"


Keşke uygulasanız da  beni muhattap etmeseniz. ama uygulamıyorsunuz. Gene devam :

“ama bir kişi dahi olsa dönüşüm yaşamasına katkım olabilir mi diye düşündüğüm için sizin bilimci-pozitivist yönelimlrinizi eleştiriye tabi tutmak istedim. ama artık bundan böyle sizin bileceğiniz iş. zira dediğim gibi fazla zaman harcadım size…”

Siz bana zaman harcadınız ???? :)))) Neye dönüştüreceksiniz beni ? ???????

Cevap bile vermeye gerek görmüyorum.Bakın ben bu siteyi önemsiyorum ve hatta olumluyorum. Her şeye rağmen “demokratik söylemlerin” kullanılmaya çalışıldığı bir site bu, üstelik bu güne kadar demokrasiye ve Moderniteye karşı çıkan bir gelenekden geliniyor.

Argümanların daha gelişmediğini gözlemliyorum ama önümüzdeki onyıllarda demokratik bir sentez çıkabileceğini bile umuyorum.Ame demokrasi saldırmakla, düzeysizleşmekle olmaz, cehaletle hiç olmaz. Kemalizm’e saldırdınız diye demokrat olamazsınız ki, hangi kitap bunu yazıyor???? 

Ama evrilme var. Düşünün şu anda demokrat olduğunu iddia eden Başbakan 12-13 sene once “Hakimmiiyyett kayısız şartsız Allahındır” diyordu. Bu mentalite ortaçağ Avrupasının hakim düşüncesiydi. Şimdi ansiklopediden link vereceğim köpüreceksiniz ama –son defa olmak kaydıyla- vereyim:


http://www.britannica.com/EBchecked/topic/380873/Middle-Ages


 Ben burada yazmasam da bilgiler Encyclopedia Britannica’da, wikipedia’da ve dünya üniversitelerinde..


En sonunda yüzleşmek zorunda kalacaksınız. 
Yüzleşmek dedim de, yukarıdaki sorulara bir cevap verebilecek misiniz? Neyse sıkmayım canınızı.Şimdi tüm yandaşlar saldırıya geçer :)

5.	DEMOKRASİ SADECE YANDAŞA DEĞİL, TÜM İNSANLARA AYNI SAYGI VE DEĞERİ VERMEKDİR.

İşte o yüzden Fetullah Gülen, ABD’den sığınma hakkı almak için muazzam bir hukuk mücadelesi vermiştir. Orada onu istemeyen ortaçağ düşüncesine sahip insanlar da vardır, dinci insanlar istemiyor mesela. Onu orada savunan bizim gibi evrensel değerlere inanan “insana insan olduğu  için saygı  gösteren” laik  ve liberal zihniyettir. 

O zihniyet ise bilimden, bilgi birikiminden beslenir. Yani sizin reddettiğiniz, kızdığınız kaynaklar. Bu çelişki değil mi?

Çok açık söyleyim: Siz, Fetullah Gülen, sokakdaki çocuk veya en samimi arkadaşım benim için aynı insani değerlere sahipsiniz. Eleştiririm, olumlarım ama hiçbirinden vazgeçemem. Demokrasi ve insan sevgisi böyle bir şeydir.

Soruyorum: Nimetini yemeyi sevdiğiniz demokrasiye ve demokratlara bu düşmanlık neden?


Ben, insana insan olduğu için saygı gösteriyorum. Çağdaş demokrasiye inanıyorum. Ortak zemin arıyorum.

Bunun da "dünya gerçekliğinden kopmadan" olması gerektiğini vurgulayıp, konu hakkındaki GERÇEKLERİ yansıtıyorum.

Bunun bedelini de bazılarının “düzeysiz” saldırılarına maruz kalarak ödüyorum. 

Bu gerçeklikden kaçış, görmezden gelme nereye kadar?

Sahi, Cahillik nereye kadar?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>CAHİLLİK NEREYE KADAR  ????</p>
<p>Sayın e.g.</p>
<p>Aslında size cevap yazmaya gerek görmüyordum ama yazdıklarınız tüm bu tartışılan konular için öyle bir malzeme yarattı ki değerlendirmemek olmazdı, ancak zaman bulabildim. Ben öyle çalakalem de yazamıyorum. </p>
<p> Biz cahilmişiz, bize fazla bile zaman ayırmışsınız, siz artık zaten bilim, teknoloji  aşmışsınız da biz ancak gerçekleri saptırıyormuşuz :) Ruhbilime göre, karşılık geliştiremeyenlerin tipik söylemleridir bu tür saldırılar. Biraz psikoloji okumak aslında bu “düzeysizliğin” sebebini anlamak için yeterlidir. Okuyunuz, tavsiye ederim, gelişirsiniz:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/bps/search?query=defense" rel="nofollow">http://www.britannica.com/bps/search?query=defense</a> mechanism&amp;blacklist=155704</p>
<p>Ne demiş Hayyam: “Bana kötü deyip, kötü edeceksen ne farkın kalır benden”. O yüzden ben düzeysizliğe karşı düzeyi, saldırıya karşı barışı, cahilliğe karşı bilimi, diktaya karşı demokrasiyi savunuyorum.</p>
<p>Ben niye saçmalıyormuşum efendim?  Enver bey bana niye bulaşmış? Linkini verdiğim “google books”da telif hakları nedeniyle kitabın tümü o linkde yokmuş.  15 yaşında biraz kitap okuyan çocukların bildiği bir gerçekden bahsediyoruz.  Ve bu komik gerekçeyle de saçmaladığımı iddia etmeye başladınız, ki bu konuda denesem bile sizin maharetinize ulaşamayacağımı açıkça ifade edeyim.</p>
<p>Burada dünyanın en iyi ansiklopedisi sayılan Encyclopedia Britannica’dan alıntılar veren biri neyi çarpıtabilir sorarım? </p>
<p>Ansiklopedideki bilgilerden bu kadar korkmanın ve görmezden gelmenin gerekçesi nedir?</p>
<p> Ben “mutlak bilgi” dayatması yapmışım. YOK BÖYLE BİR ŞEY. Yazdıklarımı görmezden geliyorsunuz, tecahül ediyorsunuz. </p>
<p>BEN SADECE DÜNYANIN KABUL ETTİĞİ GERÇEKLER BUNLARDIR DİYORUM! Atatürk konusunda da, Evrim konusunda da, Bilim konusunda da size gelişmiş ülkelerin kabul ettiği gerçekleri söylüyorum. Bunlar sizin gerçekliğinizden bütünüyle farklı. Bunu vurguluyorum!</p>
<p>Siz gerçekleri görmezden geliyorsunuz diyorum. Görmezden gelmek ne demek? Şimdiki bilgisayar gençliği “ignore” etmek diyorlar, İngilizce bir kelime kullanarak. Arapçada “tecahül” derler buna, bizim Türkçe’de kullandığımız CAHİL kelimesinin fiilidir.</p>
<p> Yani CAHİLLİK,  GERÇEKLERİ GÖRMEZDEN GELME DURUMUDUR. Sanırım (sizin vasıtanızla) böyle mükemmel bir örnek de zor bulunur. </p>
<p>Bu gerçekleri “ignore” ederek, hadi Arapça’dan gelen Türkçesini söyleyim CAHİLLİK yaparak,  beni cahillikle suçluyorsunuz. Cahil cesareti de bu olsa gerek!</p>
<p>Benim bilimle uzaktan yakından ilgim olmadığına kalıbınızı da basmışsınız. Ben o uslupla konuşamam ama şöyle diyim: asıl ben sizin bilimle uzaktan yakından ilginiz olmadığı kanısındayım. </p>
<p>En son teknolojiyi  de kullanmış olabilirsiniz, mümkündür. Sizin bilim konusundaki bilginizi başka ne anlatabilir ki: siz  Bilimi Pozitivizm sanıyorsunuz !  Yani bu lafın üzerine ne diyebilirim :)))</p>
<p>Bilmek zorunda da değilsiniz, tabii. Hatta başka bir gerçekliğe inanıp, onu da yaşayabilirsiniz. Cahilliğinize  yani görmezden gelmenize de bir şey diyemem.<br />
Tüm çağdaş bilimi görmezden gelirsiniz, çağdaş dünyaya gözlerinizi sımsıkı kaparsınız, tecahül edersiniz. Buna da itiraz edemem. Saygı duyarım. </p>
<p>Ben ÇARPITMAYA  karşıyım, küstahlığa karşıyım. Saygısızlığa karşıyım.</p>
<p>*************************</p>
<p>CEVAPLANAMAYAN SORULAR:</p>
<p>1.	Atatürk doğrularıyla ve yanlışlarıyla yaşadı.  Ve tarihin dünyanın en iyi ansiklopedisinde yayınlanan Atatürk konusundaki yargısı, o paragraftır. Nokta. Son cümle bir daha:<br />
“Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560</a></p>
<p>Bu sitede Atatürk hakkında yazılanlar, dünyada gerçek olarak kabul edilmiyor. Siz de şöyle diyebilirsiniz:</p>
<p>“Dünya, Atatürk’ü faşist, diktatör, Turancı, halkına zulum etmiş biri olarak görmüyor. Ama bizce böyledir”.  Amenna. Başımın üstünde yeri var. </p>
<p>Ama KENDİ KAFANIZDAKİ HAYALLERİ, ya da birinin dikte ettiği şeyleri tekrarlıyorsunuz sürekli !.. Dünyanın kabul ettiği gerçekleri yazan bana da saldırıyorsunuz. Ben fikrimi yazmıyorum ki, en iyi ansiklopedideki gerçeklerdir bunlar.</p>
<p>Yani dünyanın en iyi aksiklopedilerinden Encyclopedia Britannica’nın  full-time çalışan 100 editörü, 4000 uzmanı gerçekleri kaçırmış, dünyadan binlerce kişinin gönüllü katkıda bulunduğu wikipedia gerçekleri kaçırmış. Gerçeği bir tek siz yakalamışsınız. Siz neymişsiniz yahu :))) </p>
<p>**************************</p>
<p>2.	Evrim Teorisinde farklı bir şey mi var? Tüm gelişmiş ülke  (AB, ABD, Japonya vb.)  okullarında Evrim Teorisi okutulur. “Akıllı Tasarım” mahkeme kararlarıyla, tebliğlerle (Evrim tartışmasında Kaynaklar verildi) yasaklanmıştır. Türkiye 1980 cuntası ve AKP iktidarıyla bu gelişmiş ülkelerden Eğitim olarak kopmuştur. Doğru mu yanlış mı tartışılır. Ama GERÇEK budur. Alın okuyun dünyanın en iyi ansiklopedilerinden:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/197367/evolution" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/197367/evolution</a></p>
<p>Peki,  sizlerin bu sitede yazdıkları ne? Evrim çöküyor, çöktü, dünyada herkes karşı, komik örneklerle evrim çürütmeler…  </p>
<p>“Dünya okullarda bunu okutuyor, ama biz karşıyız” deyin. Fikrinize saygı duyarım. Dürüst olun. Ama siz öyle yapmıyorsunuz, gerçekleri çarpıtarak yazıyorsunuz. Neymiş, Darwin yılında Darwin çöküyormuş :))</p>
<p>Ben de gerçeği ansiklopedilerden alıntıladığımda, saldırıyorsunuz. Sahi sorayım, Evrim konusunda bu gerçeklere ne diyeceksiniz? </p>
<p>*****************************</p>
<p>3.	Çok samimi söylüyorum, Bilim=Pozitivizm komikliğini (önerme diyemiyorum artık)  ilk kez bu sitede duydum. Hadi Wikipedia’yı bırakdık, Britannica’ya bakalım:</p>
<p>“Felsefi bir ideoloji ve hareket olarak, Pozitivizm Comte (1798-1857) ile başlar.<br />
Pozitivizm  aşağıdaki şekilde evrilmiştir: Empiriokritisizm, Mantıksal Pozitivizm ve Mantıksal Empirisizm. 20. Yüzyılın ortalarında ise, Analitik ve Linguistik Felsefeye dönüştü. ( Gödel, Carnap, Reichenbach)”</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/bps/search?query=Positivism&amp;blacklist=471865" rel="nofollow">http://www.britannica.com/bps/search?query=Positivism&amp;blacklist=471865</a></p>
<p>Bakınız: Pozitivizm Britannica’da yazdığı üzere sadece bir akımdır; üstelik evrilmiştir. Siz benle Gödel, Carnap üzerinden tartışsanız, hadi neyse. Siz 21. Yüzyılda 19. Yüzyılı konuşuyorsunuz.</p>
<p>Eee, “Bilim Pozitivizm” safsatasında hala diretiyor musunuz?  Ve bir de bilimi yalayıp yuttuğunuzu hala iddia ediyormusunuz ?? :))))</p>
<p>******************************</p>
<p>KOMİK OLAN: Bu GERÇEĞİ yazıyorum diye, gerçekleri çarpıtan ben oluyorum. :) Defalarca sordum gene soruyorum:</p>
<p>4.	BEN HANGİ GERÇEĞİ ÇARPITMIŞIM? SİZ HANGİ KAYNAĞI/ ANSİKLOPEDİYİ KABUL EDİYORSUNUZ? SİZ KAYNAK KABUL EDİYOR MUSUNUZ?<br />
Çarpıttığım tek bir şey söyleyin özür dilerim !..  Ama nerdeeeee…</p>
<p>Dünyanın en iyi ansiklopedilerinde, dünyadan binlerce uzmanın yazdığı bilgileri görmüyor musunuz? Tecahül mü ediyorsunuz? Cahillik edin canım, mahsuru yok benim için.</p>
<p>Benim cahilliğe de saygım var. Ama başkasına çamur atmak? Orada durun bakalım.</p>
<p>Şöyle dediniz:</p>
<p> “. imam gazali söylemişti galiba..cahille tartışma seni de bozar diye… ben cehaleti “bilmediğini bilmemek” olarak tanımlarım. ve sırf bu yüzden de sizinle tartışmamam gerekiyordu aslında. ama neyse bundan sonra uyguluyor olayım!&#8221;</p>
<p>Keşke uygulasanız da  beni muhattap etmeseniz. ama uygulamıyorsunuz. Gene devam :</p>
<p>“ama bir kişi dahi olsa dönüşüm yaşamasına katkım olabilir mi diye düşündüğüm için sizin bilimci-pozitivist yönelimlrinizi eleştiriye tabi tutmak istedim. ama artık bundan böyle sizin bileceğiniz iş. zira dediğim gibi fazla zaman harcadım size…”</p>
<p>Siz bana zaman harcadınız ???? :)))) Neye dönüştüreceksiniz beni ? ???????</p>
<p>Cevap bile vermeye gerek görmüyorum.Bakın ben bu siteyi önemsiyorum ve hatta olumluyorum. Her şeye rağmen “demokratik söylemlerin” kullanılmaya çalışıldığı bir site bu, üstelik bu güne kadar demokrasiye ve Moderniteye karşı çıkan bir gelenekden geliniyor.</p>
<p>Argümanların daha gelişmediğini gözlemliyorum ama önümüzdeki onyıllarda demokratik bir sentez çıkabileceğini bile umuyorum.Ame demokrasi saldırmakla, düzeysizleşmekle olmaz, cehaletle hiç olmaz. Kemalizm’e saldırdınız diye demokrat olamazsınız ki, hangi kitap bunu yazıyor???? </p>
<p>Ama evrilme var. Düşünün şu anda demokrat olduğunu iddia eden Başbakan 12-13 sene once “Hakimmiiyyett kayısız şartsız Allahındır” diyordu. Bu mentalite ortaçağ Avrupasının hakim düşüncesiydi. Şimdi ansiklopediden link vereceğim köpüreceksiniz ama –son defa olmak kaydıyla- vereyim:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/380873/Middle-Ages" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/380873/Middle-Ages</a></p>
<p> Ben burada yazmasam da bilgiler Encyclopedia Britannica’da, wikipedia’da ve dünya üniversitelerinde..</p>
<p>En sonunda yüzleşmek zorunda kalacaksınız.<br />
Yüzleşmek dedim de, yukarıdaki sorulara bir cevap verebilecek misiniz? Neyse sıkmayım canınızı.Şimdi tüm yandaşlar saldırıya geçer :)</p>
<p>5.	DEMOKRASİ SADECE YANDAŞA DEĞİL, TÜM İNSANLARA AYNI SAYGI VE DEĞERİ VERMEKDİR.</p>
<p>İşte o yüzden Fetullah Gülen, ABD’den sığınma hakkı almak için muazzam bir hukuk mücadelesi vermiştir. Orada onu istemeyen ortaçağ düşüncesine sahip insanlar da vardır, dinci insanlar istemiyor mesela. Onu orada savunan bizim gibi evrensel değerlere inanan “insana insan olduğu  için saygı  gösteren” laik  ve liberal zihniyettir. </p>
<p>O zihniyet ise bilimden, bilgi birikiminden beslenir. Yani sizin reddettiğiniz, kızdığınız kaynaklar. Bu çelişki değil mi?</p>
<p>Çok açık söyleyim: Siz, Fetullah Gülen, sokakdaki çocuk veya en samimi arkadaşım benim için aynı insani değerlere sahipsiniz. Eleştiririm, olumlarım ama hiçbirinden vazgeçemem. Demokrasi ve insan sevgisi böyle bir şeydir.</p>
<p>Soruyorum: Nimetini yemeyi sevdiğiniz demokrasiye ve demokratlara bu düşmanlık neden?</p>
<p>Ben, insana insan olduğu için saygı gösteriyorum. Çağdaş demokrasiye inanıyorum. Ortak zemin arıyorum.</p>
<p>Bunun da &#8220;dünya gerçekliğinden kopmadan&#8221; olması gerektiğini vurgulayıp, konu hakkındaki GERÇEKLERİ yansıtıyorum.</p>
<p>Bunun bedelini de bazılarının “düzeysiz” saldırılarına maruz kalarak ödüyorum. </p>
<p>Bu gerçeklikden kaçış, görmezden gelme nereye kadar?</p>
<p>Sahi, Cahillik nereye kadar?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>toruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44988</link>
		<dc:creator>toruk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 11:27:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44988</guid>
		<description>Sayın Selçuk,

Efsane, söylence ve hikayelerle ilgili bir 250 sene sonra tekrar buluşalım Allah ömür verirse.

Siz de sizi eleştirenler de 'aydınlanma çağı'nı geçmiş kimseler olduğu için gelin burada sonlandıralım. Zira tekrara ve bilindik şeyleri söylemeye doğru gitmeye başlayacağız yoksa.

Herkesin birbirinin ne demek istediğini çok iyi anladığını düşünüyorum. Kanaatler ve çıkış noktaları farklı açılımlara yönleniyor.

Bu dünya bir pazar yeri ve herkes kendi seçimlerinden sorumlu. Sizin tereniz size bizimki bize olsun.

Sizden ricam şu 3 günlük dünya hayatında kendinizi bu kadar katı kural ve itikad esaslarına hapsetmemeniz; taassuba düşmemeniz ve alemin zengin bilgisine açık olmanızdır.

Hürmetler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Selçuk,</p>
<p>Efsane, söylence ve hikayelerle ilgili bir 250 sene sonra tekrar buluşalım Allah ömür verirse.</p>
<p>Siz de sizi eleştirenler de &#8216;aydınlanma çağı&#8217;nı geçmiş kimseler olduğu için gelin burada sonlandıralım. Zira tekrara ve bilindik şeyleri söylemeye doğru gitmeye başlayacağız yoksa.</p>
<p>Herkesin birbirinin ne demek istediğini çok iyi anladığını düşünüyorum. Kanaatler ve çıkış noktaları farklı açılımlara yönleniyor.</p>
<p>Bu dünya bir pazar yeri ve herkes kendi seçimlerinden sorumlu. Sizin tereniz size bizimki bize olsun.</p>
<p>Sizden ricam şu 3 günlük dünya hayatında kendinizi bu kadar katı kural ve itikad esaslarına hapsetmemeniz; taassuba düşmemeniz ve alemin zengin bilgisine açık olmanızdır.</p>
<p>Hürmetler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44951</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 12:34:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44951</guid>
		<description>Sevgili Toruk,

Linkler için teşekkürler. Bunlar gönül sohbetleri, söylenceler, tatlı ve hoş hikayeler..

Eski Üsküdar'ı öykülemiş. Ne de güzel öykülemiş..

Sobanın yanına oturup dedemden dinlediğim eski Istanbul hikayelerine benziyor. Hoştur, güzeldir, gereklidir...

Bunları yapalım, olsun. İtirazım yok ki.

Ama bunlar "Alp Er Tunga" gibi şeyler. 3 aylıkken eline kılıcı aldı, 2 yaşında ejderhayı yendi türünden şeyler...

Manevi dünya için gerekli. Bu ayrı..

Bu ütopyaların, Bilim yerine geçmesi ayrı. İkisi bir arada yaşar mı? Yaşar. Yaşıyor.

Bunlar bilimin ikamesi olamaz. Bilimle bir arada yaşar. Sorun olmaz.

Amerika'daki, Japonya'daki dinlerin, tarikatların vs. haddi hesabı yoktur. Ama hiçbiri toplumun işleyişine karışmaz.

Prof. Hakan Yavuz'un bu konuda çok güzel tespitleri var, ki kendisi cemaatlere yakınlığı nedeniyle Türkiye'de biraz ayrımcılığa uğramıştır ve ABD'ye gitmiştir:

" Ama Amerika’da bir dini grup polis teşkilatını ele geçirmeye çalışmak istemiyor. Askeri okulları ele geçirmek istemiyorlar. Devletin üniversitelerini “Kırıkkale Nakşilerin, Sütçü İmam bilmem hangi grubundur” diye parsellemiyor."

Sorun da biraz bu işte. Din, kişisel bir olgu olarak kutsaldır, güzeldir; ama politik olarak inanılmaz bir zulum aracı olabilir.


************************

Öyle ki İran'ın YÜZLERCE YILLIK TARİHİNDE İLK KEZ Humeyni'nin İslam devriminden sonra çoğu eğitimli insanlardan oluşan  nüfusun %10'u yurtdışına kaçmıştır. İran'da idam edilen diğer 10,000 leri de katarsak zulmun boyutu ortadadır.

( Ebadi, Shirin, Iran Awakening : A Memoir of Revolution and Hope by Shirin Ebadi with Azadeh Moaveni, Random House, 2006, Sf.78-79 ) 

Zulum ve şiddet Şah dönemini fersah fersah aşmıştır. Tarih böyle yazıyor:

http://www.britannica.com/EBchecked/topic/909256/Iranian-Revolution-of-1978-79

Ben yukardaki tartışmada demek istediklerimi tam anlamıyla yansıtamadım sanırım.

***********

Musaadenizle, toparlayıcı bir ileti yazarım zaman bulduğum ilk fırsatta.

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Toruk,</p>
<p>Linkler için teşekkürler. Bunlar gönül sohbetleri, söylenceler, tatlı ve hoş hikayeler..</p>
<p>Eski Üsküdar&#8217;ı öykülemiş. Ne de güzel öykülemiş..</p>
<p>Sobanın yanına oturup dedemden dinlediğim eski Istanbul hikayelerine benziyor. Hoştur, güzeldir, gereklidir&#8230;</p>
<p>Bunları yapalım, olsun. İtirazım yok ki.</p>
<p>Ama bunlar &#8220;Alp Er Tunga&#8221; gibi şeyler. 3 aylıkken eline kılıcı aldı, 2 yaşında ejderhayı yendi türünden şeyler&#8230;</p>
<p>Manevi dünya için gerekli. Bu ayrı..</p>
<p>Bu ütopyaların, Bilim yerine geçmesi ayrı. İkisi bir arada yaşar mı? Yaşar. Yaşıyor.</p>
<p>Bunlar bilimin ikamesi olamaz. Bilimle bir arada yaşar. Sorun olmaz.</p>
<p>Amerika&#8217;daki, Japonya&#8217;daki dinlerin, tarikatların vs. haddi hesabı yoktur. Ama hiçbiri toplumun işleyişine karışmaz.</p>
<p>Prof. Hakan Yavuz&#8217;un bu konuda çok güzel tespitleri var, ki kendisi cemaatlere yakınlığı nedeniyle Türkiye&#8217;de biraz ayrımcılığa uğramıştır ve ABD&#8217;ye gitmiştir:</p>
<p>&#8221; Ama Amerika’da bir dini grup polis teşkilatını ele geçirmeye çalışmak istemiyor. Askeri okulları ele geçirmek istemiyorlar. Devletin üniversitelerini “Kırıkkale Nakşilerin, Sütçü İmam bilmem hangi grubundur” diye parsellemiyor.&#8221;</p>
<p>Sorun da biraz bu işte. Din, kişisel bir olgu olarak kutsaldır, güzeldir; ama politik olarak inanılmaz bir zulum aracı olabilir.</p>
<p>************************</p>
<p>Öyle ki İran&#8217;ın YÜZLERCE YILLIK TARİHİNDE İLK KEZ Humeyni&#8217;nin İslam devriminden sonra çoğu eğitimli insanlardan oluşan  nüfusun %10&#8242;u yurtdışına kaçmıştır. İran&#8217;da idam edilen diğer 10,000 leri de katarsak zulmun boyutu ortadadır.</p>
<p>( Ebadi, Shirin, Iran Awakening : A Memoir of Revolution and Hope by Shirin Ebadi with Azadeh Moaveni, Random House, 2006, Sf.78-79 ) </p>
<p>Zulum ve şiddet Şah dönemini fersah fersah aşmıştır. Tarih böyle yazıyor:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/909256/Iranian-Revolution-of-1978-79" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/909256/Iranian-Revolution-of-1978-79</a></p>
<p>Ben yukardaki tartışmada demek istediklerimi tam anlamıyla yansıtamadım sanırım.</p>
<p>***********</p>
<p>Musaadenizle, toparlayıcı bir ileti yazarım zaman bulduğum ilk fırsatta.</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44948</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 12:10:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44948</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki sizin mahalleye bedel."&lt;/blockquote&gt;

işleri yoluna koydular mı biraz daha düşünmek lazım! mesela amazonların binlerce yılda yok edilememiş bitki örtüsünün çeyreğini "endüstrileşmiş" 200 yılda, kalanın yarısını da son 20 yılda yok etmiş bir bilim ve teknoloji!...
insanlığı çevresel bir felaketin ve kıyametin eşiğine getirmiş bir bilim ve teknoloji...
üstelik insanın, bu felaketleri anlamasının zihinsel eşiğini de geçirdiği için(nesneleştirilen insanın pozitivist kafası sağolsun)geri dönüş için pek fazla bir yol bırakmayan bilim ve teknoloji! 
dünyayı birkaç defa yok edecek silahları üretmiş bilim ve teknoloji!
25 yılda iki dünya savaşında dünyanın yarısını mahvetmiş bilim ve teknoloji!
doğrusu bunlara bakıp bilim ve teknolojinin işleri yoluna koyduğunu düşünemiyorum:) tam tersi sanki herşeyi berbat etmiş gibi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki sizin mahalleye bedel.&#8221;</p></blockquote>
<p>işleri yoluna koydular mı biraz daha düşünmek lazım! mesela amazonların binlerce yılda yok edilememiş bitki örtüsünün çeyreğini &#8220;endüstrileşmiş&#8221; 200 yılda, kalanın yarısını da son 20 yılda yok etmiş bir bilim ve teknoloji!&#8230;<br />
insanlığı çevresel bir felaketin ve kıyametin eşiğine getirmiş bir bilim ve teknoloji&#8230;<br />
üstelik insanın, bu felaketleri anlamasının zihinsel eşiğini de geçirdiği için(nesneleştirilen insanın pozitivist kafası sağolsun)geri dönüş için pek fazla bir yol bırakmayan bilim ve teknoloji!<br />
dünyayı birkaç defa yok edecek silahları üretmiş bilim ve teknoloji!<br />
25 yılda iki dünya savaşında dünyanın yarısını mahvetmiş bilim ve teknoloji!<br />
doğrusu bunlara bakıp bilim ve teknolojinin işleri yoluna koyduğunu düşünemiyorum:) tam tersi sanki herşeyi berbat etmiş gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44944</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 11:30:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44944</guid>
		<description>Sevgili Toruk,

İletiniz için teşekkürler. Çok keyifle okudum. Tüm yazdıklarınıza katılıyorum.

Farklı fikirler, karşıt fikirler bize değişik perspektifler sunarlar. Yararlı ve hatta gereklidirler.

Tabii, bunu düzgün bir uslupla yazmak ayrı bir erdemdir.

Ne demiş Hayyam:

"Bana kötü deyip, kötü yapacaksan, ne farkın kalır benden"

O yüzden sonuna kadar barış, sonuna kadar uzlaşı.

Ama ortak platform olması lazım. Tarafsız bir merci. Gelişmiş ülkelerde BILIM oraya oturuyor. Türkiye'de nasıl olacak tartışılmalı.

Yazılarınızı ilgiyle takip edeceğim.

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Toruk,</p>
<p>İletiniz için teşekkürler. Çok keyifle okudum. Tüm yazdıklarınıza katılıyorum.</p>
<p>Farklı fikirler, karşıt fikirler bize değişik perspektifler sunarlar. Yararlı ve hatta gereklidirler.</p>
<p>Tabii, bunu düzgün bir uslupla yazmak ayrı bir erdemdir.</p>
<p>Ne demiş Hayyam:</p>
<p>&#8220;Bana kötü deyip, kötü yapacaksan, ne farkın kalır benden&#8221;</p>
<p>O yüzden sonuna kadar barış, sonuna kadar uzlaşı.</p>
<p>Ama ortak platform olması lazım. Tarafsız bir merci. Gelişmiş ülkelerde BILIM oraya oturuyor. Türkiye&#8217;de nasıl olacak tartışılmalı.</p>
<p>Yazılarınızı ilgiyle takip edeceğim.</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>toruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44943</link>
		<dc:creator>toruk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 10:52:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44943</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki &lt;strong&gt;sizin mahalleye bedel&lt;/strong&gt;.&lt;/blockquote&gt;

Kastını aşmış olduğunu düşünüp yukarıdaki ifademi geri çekiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki <strong>sizin mahalleye bedel</strong>.</p></blockquote>
<p>Kastını aşmış olduğunu düşünüp yukarıdaki ifademi geri çekiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>toruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44939</link>
		<dc:creator>toruk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 09:16:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44939</guid>
		<description>Bilim etiği
İslam'ın bilimi ele alışı
İlim Ahlâkı açısından Pozitif Bilimler - Metafizik İlişkisi

sırasıyla giden linkteki makale okunabilir:

http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=94&#38;Itemid=57


------------
Ayrıca farklı konularda düşünceler:
http://ozemre.com/index.php?option=com_content&#38;task=category&#38;sectionid=11&#38;id=76&#38;Itemid=57</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim etiği<br />
İslam&#8217;ın bilimi ele alışı<br />
İlim Ahlâkı açısından Pozitif Bilimler - Metafizik İlişkisi</p>
<p>sırasıyla giden linkteki makale okunabilir:</p>
<p><a href="http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=94&amp;Itemid=57" rel="nofollow">http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=94&amp;Itemid=57</a></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Ayrıca farklı konularda düşünceler:<br />
<a href="http://ozemre.com/index.php?option=com_content&amp;task=category&amp;sectionid=11&amp;id=76&amp;Itemid=57" rel="nofollow">http://ozemre.com/index.php?option=com_content&amp;task=category&amp;sectionid=11&amp;id=76&amp;Itemid=57</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>toruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44924</link>
		<dc:creator>toruk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 16:01:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44924</guid>
		<description>Muhterem Ahmet Selçuk Abi,

Ben de hassas üslubunuz için teşekkür ediyorum.
Konunun ana ekseninden sapması ve tekrar bilim-din-felsefe arasındaki gerilimlere odaklanması başlığın dışında seyrediyor. Varsın olsun.

Buradaki genele meselelere ilişkin argüman yoksunluğu tespitinize katılıyorum. Özellikle resmi ideoloji eleştirisindeki vur, kır, parçala yaklaşımından rahatsızlığımı yukarda da yazdım. Tam da belirttiğiniz gibi 'iyi yönlerini hiç görme, yanlışın üstüne çullan' anlayışından rahatsızlığımı belirttim. Benim düşünceme göre o dönemki devrimler büyük nimetlerle, yer yer zulüme de dönüşen büyük zorlukları birlikte sunmuştur. Bir tarafını görmemek olmaz.

Bilimsel yöntemi tartışacak bir gaflette bulunmuyoruz burada. Pozitivizmle göbek bağını ne kadar kesebildiği ne yazık ki çok mutlak değil. Biz de bunda diretelim izninizle.

Eleştiriler daha çok'insanı konu edinmiş olan alanların çözümlemeleri çakışınca ne yapmalı' ya yönelik.

Bilimin problem çözdüğü konularla, felsefe sorularına girdiği zamanki savları önemli hale geliyor.

Ben daha dünkü çocuk olan bilimin insanı ve evreni anlamada bilge adamlar olan kadim gelenekler karşısındaki cüretini takdir etmekle birlikte, bir şeyleri ortaya koyarken onları 'bunamış yaşlı adamlar' olarak görmedeki züppeliğini, bir izleyici olarak yadırgarım. 'Dur hele bir, toy delikanlı!' derim.

Mesele evreni ve insanı ele alış biçimleri.

Bilimin mahallesinde tartışmıyoruz burada. 'Bizim mahallenin kuralları acayip kabul gördü,işler de iyi gidiyor. demek ki doğru! Ona göre oynayacaksınız' şartını kabul edemiyoruz. 

Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki sizin mahalleye bedel.

Efsane değil inanın.

Karşılıklı taşınmalar ve ziyaretler olmalı ama önce büyüklere saygı küçüklere sevgi.

Kaynaklar için teşekkür ederim.
Argümansızlık için kusura bakmayın. Bu da oyunun bir kuralı :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Ahmet Selçuk Abi,</p>
<p>Ben de hassas üslubunuz için teşekkür ediyorum.<br />
Konunun ana ekseninden sapması ve tekrar bilim-din-felsefe arasındaki gerilimlere odaklanması başlığın dışında seyrediyor. Varsın olsun.</p>
<p>Buradaki genele meselelere ilişkin argüman yoksunluğu tespitinize katılıyorum. Özellikle resmi ideoloji eleştirisindeki vur, kır, parçala yaklaşımından rahatsızlığımı yukarda da yazdım. Tam da belirttiğiniz gibi &#8216;iyi yönlerini hiç görme, yanlışın üstüne çullan&#8217; anlayışından rahatsızlığımı belirttim. Benim düşünceme göre o dönemki devrimler büyük nimetlerle, yer yer zulüme de dönüşen büyük zorlukları birlikte sunmuştur. Bir tarafını görmemek olmaz.</p>
<p>Bilimsel yöntemi tartışacak bir gaflette bulunmuyoruz burada. Pozitivizmle göbek bağını ne kadar kesebildiği ne yazık ki çok mutlak değil. Biz de bunda diretelim izninizle.</p>
<p>Eleştiriler daha çok&#8217;insanı konu edinmiş olan alanların çözümlemeleri çakışınca ne yapmalı&#8217; ya yönelik.</p>
<p>Bilimin problem çözdüğü konularla, felsefe sorularına girdiği zamanki savları önemli hale geliyor.</p>
<p>Ben daha dünkü çocuk olan bilimin insanı ve evreni anlamada bilge adamlar olan kadim gelenekler karşısındaki cüretini takdir etmekle birlikte, bir şeyleri ortaya koyarken onları &#8216;bunamış yaşlı adamlar&#8217; olarak görmedeki züppeliğini, bir izleyici olarak yadırgarım. &#8216;Dur hele bir, toy delikanlı!&#8217; derim.</p>
<p>Mesele evreni ve insanı ele alış biçimleri.</p>
<p>Bilimin mahallesinde tartışmıyoruz burada. &#8216;Bizim mahallenin kuralları acayip kabul gördü,işler de iyi gidiyor. demek ki doğru! Ona göre oynayacaksınız&#8217; şartını kabul edemiyoruz. </p>
<p>Sizin mahallenin insanının saygın bir yönü var. İşleri yoluna iyi koydular. Takdir ediyoruz ama karşı mahallede de öyle evler var ki sizin mahalleye bedel.</p>
<p>Efsane değil inanın.</p>
<p>Karşılıklı taşınmalar ve ziyaretler olmalı ama önce büyüklere saygı küçüklere sevgi.</p>
<p>Kaynaklar için teşekkür ederim.<br />
Argümansızlık için kusura bakmayın. Bu da oyunun bir kuralı :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44915</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 12:57:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44915</guid>
		<description>MAALESEF ÇARPITILMIŞ GERÇEKDEN DÜZGÜN FİKİR ÇIKMAZ         
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili Toruk,

Iletiniz ve düzeyli üslubunuz için çok teşekkürler. Ama maalesef aynı efsaneler sizde de var. 

Yunus Emre, benim en çok sevdiğim ozanlardan birisidir. Hayat felsefeme yön katmış insanlardan birisidir. Şimdi siz bana, Yunus Emre Pozitivistdir. 1910 sonrası Çağdaş Türk Şiirini etkilemiştir derseniz, ben de  size bunu nerden öğrendiniz diye sorarım ?

Siz de bana şu linki verirsiniz (dünyanın en iyi ansiklopedilerinden Ansikilopedia Britannica :) İşte:

http://www.britannica.com/EBchecked/topic/655023/Yunus-Emre

Orada Çağdaş Türk Şiirini etkilediği yazar. Pozitivist olduğu ise YALAN’dır. Hiçbir kaynakda yer almaz.

Anlatabiliyor muyum? Gerçeklerin kabul görür bir kaynakda yer alması lazım.


Bu sitede savunulan "Bilim Pozitivisttir" savı da gerçek dışıdır. Bu ön kabulun üzerine geliştiren fikirler de ne olur bilmiyorum artık??? 



 BENIM ITIRAZIM BURAYA: GERÇEK DIŞI ŞEYLERIN ÜZERİNE FİKİR İNŞA EDİLEMEZ. Edilirse, ütopya olur !..

Bilim= Pozitivizm değildir. Bunu bilmiyorum kaç defa yazmak zorundayım. 

BILIM POZITIVIZM DEMEK DEGILDIR. İnsanı, ruhunu da (Davranış Bilimleri) inceler, daha iyi ve güzel bir insan için saptama ve öneriler yapar.Bir sürü örneği var

http://www.britannica.com/bps/search?query=behavioral science&#38;blacklist=58677


*************************************


Hz. Muhammed’den bir alıntı vermişsiniz. Ne kadar güzel. Daha yüzlerce güzel sözü söylenebilir. Yunus’un da. Hz. İsa’nın da. Daha bir çok peygamberin de. 


Peki bunları nasıl uygulayacaksınız? Çıkış noktanız bir peygamber sözü olabilir. İşte orada bilim işin içine giriyor. Sizin TARAFSIZ ve TUTARLI biçimde bu kafanızdaki fikri geliştirmenize yardımcı olur. 


Teoriler, insan beynindeki hayali yapılardır. Bilimsel teorilerin Empirik Yasalardan çok daha geniş kapsamı vardır. Bir çok yasayı açıklarlar ve keşfedilmemiş olanları da tahmin ederler. 
http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528971/scientific-theory#ref243336



Eğer kafanızdaki sistem TARAFLI ve TUTARSIZ ise, kabul görmez bu fikirleriniz. Bilimsel olarak bunu ispat etmeniz ya da ispat eden birini örnek göstermeniz gerekir.  O kadar çok yöntem var ki kullanacağınız:


http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528929/scientific-method

Tamam, çıkış noktanız Hz. Muhammed’in ve Yunus Emre’nin sözleri olabilir. Ama bunları nasıl uygulayacaksınız? Hz. Muhammedi’n sözlerinden feyz alıp diktatörlük ve zulum yapanlar da var. Terör yapanlar da var.  Onlardan nasıl farklı olacaksınız ?  Humeyni’nin yaptıklarına bir göz atmanız bile yeterli:


http://www.britannica.com/bps/search?query=Ruhollah Khomeini&#38;blacklist=316812


*****************


Bakın size, TARAFSIZLIK ve TUTARLILIK konusunda tam yeri gelmişken bir örnek vereyim. Bu sitede Atatürk’ün sevilmediğini biliyorum ve bu hissiyatınıza saygı duyuyorum. Beni üzen, yalan-yanlış bilgilerdir.

 Atatürk’ün hataları da olmuştur ama dünyanın en iyi ansiklopedisi kabul edilen Enycylopedia Britannica’nın Atatürk maddesindeki sonuç paragrafı dünyanın ve tarihin onu nasıl gördüğünü çok iyi anlatır:


“Atatürk, Türkiye’de her yerdedir.Portreleri, duvarlara yazılı sözleri, heykelleri.. Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü sürdürdüklerini iddia ederler; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”


http://www.britannica.com/EBchecked/topic/40411/Kemal-Ataturk


Maalesef büyük olaslıkla ansiklopedia Britannika’ daki bu sayfayı okuyamayacak bir çok arkadaş. Orijinal sonuç paragrafını buraya da yazayım:


“Atatürk is omnipresent in Turkey. His portrait is in every home and place of business and on the postage and bank notes. His words are chiseled on important buildings. Statues of him abound. Turkish politicians, regardless of party affiliation, claim to be the inheritors of Atatürk’s mantle, but none has matched his breadth of vision, dedication, and selflessness.”


Atatürk hakkında bir şey yazılacaksa once Tarih onun hakkında ne yazıyor o yazılmalıdır; üzerine fikrinizi istediğiniz şekilde ifade edin. Benim itirazım gerçeklerin çarpıtılmasınadır.


****************


Gerçek dedik de aklıma geldi, gene önemli bir bilgi.

 Peki Hz. Muhammed’den sözleri TÜRKÇE OLARAK alıntılıyarak siz 1930’ların Türkiye’sinde kafir olarak ilan edileceğinizi biliyormuydunuz?


Evet, Atatürk’ün tek amacı halkın Kuran’ı Türkçe okuyabilmesiydi. 1932 senesinde ilk kez Kuran Türk halkına Türkçe olarak okunmuştur. 
(Cleveland, William L (2004). A History of the Modern Middle East. Boulder, Colorado: Westview Press/ Sayfa 181)

Atatürk’ün emriyle Elmalılı Hamdi Yazır Kuran’ı Türkçe’ye çevirmiştir: “Hak dini Kuran dini”. Türkçe Kuran dindar kesimlerin , çok sert bir tepkisini çekmiştir. Kuran’ın Türkçe’ye çevirmenin en büyük günah olduğunu savunan bu insanların  tepkisi nedeniyle Kuran ancak 1935 yılında basılarak  halka dağıtılabilmiştir. Kuran’ı ilk kez Türkçe’ye çevirenin Elmalılı olduğuna dair değişik tartışmalar vardır, ancak genel kanı halkın anlayabileceği Türkçe ilk Kuran’ın bu olduğudur.

(Michael Radu, (2003), "Dangerous Neighborhood: Contemporary Issues in Turkey's Foreign Relations", Sayfa 125)
(Elmalılı Hamdi Yazır, (1935), "Hak dini Kur'an dili: Yeni mealli Turkce tefsir")
(Fatani, Afnan (2006), "Translation and the Qur'an", in Leaman, Oliver, The Qur'an: an encyclopedia, Great Britain: Routeledge, Sf. 657–669)



Şimdi Türkçe Kuran’a kimse karşı çıkmıyor ve ne güzel okuyup, alıntı da verebiliyorsunuz. Şu anda dinsel olarak karşı çıktığınız bir çok şey de 70  sene sonra kabul görür olabilir. 

*************************


Sevgili kardeşim, farklı ve karşıt düşünceler hepimiz için iyidir; hatta gereklidir. 

“Bilim, benle çay içmez, muhabbet etmez” diyorsunuz. İşletme, Davranış Bilimleri, Etik Bilimler buna cevap bulmaya çalışır. İnsana insan gibi davranılması için yollar geliştirir.


Bu hafta, bir işim dolayısıyla hem Çapa hem Cerrahpaşa hastanelerini ziyaret ettim. Hiç memnun kalmadım: insana saygı yok !.. Burada çok ayrıntı yazabilirim. Ama özü bu. Üç ay önce ABD’de de bir hastaneye gitmiştim. Arada ne fark mı var: Bilim farkı. Organizasyon farkı. Empati farkı. İnsana saygı farkı. Hoşgörü farkı !.. (Bkz. Yunus) Ama Uygulayan kim? “ahlaksız” (!) Batı :)


Kendini adamış, ahlak sahibi bir başhekim adam eder orayı. Çok açık. Bilimle, organizasyonla, insan sevgisiyle.. 

Benim de anlayamadığım bu. Bu rehavet, bu boşlayış, Hz. Muhammed’in sözlerini söyleyip, orada kalmak... Hatta biçimcilikde tıkanıp kalmak, ve toplumu da tıkamak..

Üzerine TUTARLI ve TARAFSIZ şekilde bir şey inşa edememek ve Atatürk'e, bilime, Batı'ya saldırmak.. SAldırınca işler düzelmiyor ki, alternatif geliştirmek lazım..

“Komşusu aç yatarken, tok yatan bizden değildir”. “Kalp kıran bizden değildir” 
Din iyi bir çıkış noktası olabilir. Ama sonra??? Sonrası Allah kerim mi :)

Ben size bir İngiliz atasözü söyleyim. "Tanrı kendine yardım edenlere yardım eder"

Bir argüman geliştirilmesi lazım. Bir de böyle düşünün. Bu argümanın da ayaklarının yere basması lazım. Ben sadece bunu görebilmenizi sağlamaya çalışıyorum.

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MAALESEF ÇARPITILMIŞ GERÇEKDEN DÜZGÜN FİKİR ÇIKMAZ<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Sevgili Toruk,</p>
<p>Iletiniz ve düzeyli üslubunuz için çok teşekkürler. Ama maalesef aynı efsaneler sizde de var. </p>
<p>Yunus Emre, benim en çok sevdiğim ozanlardan birisidir. Hayat felsefeme yön katmış insanlardan birisidir. Şimdi siz bana, Yunus Emre Pozitivistdir. 1910 sonrası Çağdaş Türk Şiirini etkilemiştir derseniz, ben de  size bunu nerden öğrendiniz diye sorarım ?</p>
<p>Siz de bana şu linki verirsiniz (dünyanın en iyi ansiklopedilerinden Ansikilopedia Britannica :) İşte:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/655023/Yunus-Emre" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/655023/Yunus-Emre</a></p>
<p>Orada Çağdaş Türk Şiirini etkilediği yazar. Pozitivist olduğu ise YALAN’dır. Hiçbir kaynakda yer almaz.</p>
<p>Anlatabiliyor muyum? Gerçeklerin kabul görür bir kaynakda yer alması lazım.</p>
<p>Bu sitede savunulan &#8220;Bilim Pozitivisttir&#8221; savı da gerçek dışıdır. Bu ön kabulun üzerine geliştiren fikirler de ne olur bilmiyorum artık??? </p>
<p> BENIM ITIRAZIM BURAYA: GERÇEK DIŞI ŞEYLERIN ÜZERİNE FİKİR İNŞA EDİLEMEZ. Edilirse, ütopya olur !..</p>
<p>Bilim= Pozitivizm değildir. Bunu bilmiyorum kaç defa yazmak zorundayım. </p>
<p>BILIM POZITIVIZM DEMEK DEGILDIR. İnsanı, ruhunu da (Davranış Bilimleri) inceler, daha iyi ve güzel bir insan için saptama ve öneriler yapar.Bir sürü örneği var</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/bps/search?query=behavioral" rel="nofollow">http://www.britannica.com/bps/search?query=behavioral</a> science&amp;blacklist=58677</p>
<p>*************************************</p>
<p>Hz. Muhammed’den bir alıntı vermişsiniz. Ne kadar güzel. Daha yüzlerce güzel sözü söylenebilir. Yunus’un da. Hz. İsa’nın da. Daha bir çok peygamberin de. </p>
<p>Peki bunları nasıl uygulayacaksınız? Çıkış noktanız bir peygamber sözü olabilir. İşte orada bilim işin içine giriyor. Sizin TARAFSIZ ve TUTARLI biçimde bu kafanızdaki fikri geliştirmenize yardımcı olur. </p>
<p>Teoriler, insan beynindeki hayali yapılardır. Bilimsel teorilerin Empirik Yasalardan çok daha geniş kapsamı vardır. Bir çok yasayı açıklarlar ve keşfedilmemiş olanları da tahmin ederler.<br />
<a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528971/scientific-theory#ref243336" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528971/scientific-theory#ref243336</a></p>
<p>Eğer kafanızdaki sistem TARAFLI ve TUTARSIZ ise, kabul görmez bu fikirleriniz. Bilimsel olarak bunu ispat etmeniz ya da ispat eden birini örnek göstermeniz gerekir.  O kadar çok yöntem var ki kullanacağınız:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528929/scientific-method" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/528929/scientific-method</a></p>
<p>Tamam, çıkış noktanız Hz. Muhammed’in ve Yunus Emre’nin sözleri olabilir. Ama bunları nasıl uygulayacaksınız? Hz. Muhammedi’n sözlerinden feyz alıp diktatörlük ve zulum yapanlar da var. Terör yapanlar da var.  Onlardan nasıl farklı olacaksınız ?  Humeyni’nin yaptıklarına bir göz atmanız bile yeterli:</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/bps/search?query=Ruhollah" rel="nofollow">http://www.britannica.com/bps/search?query=Ruhollah</a> Khomeini&amp;blacklist=316812</p>
<p>*****************</p>
<p>Bakın size, TARAFSIZLIK ve TUTARLILIK konusunda tam yeri gelmişken bir örnek vereyim. Bu sitede Atatürk’ün sevilmediğini biliyorum ve bu hissiyatınıza saygı duyuyorum. Beni üzen, yalan-yanlış bilgilerdir.</p>
<p> Atatürk’ün hataları da olmuştur ama dünyanın en iyi ansiklopedisi kabul edilen Enycylopedia Britannica’nın Atatürk maddesindeki sonuç paragrafı dünyanın ve tarihin onu nasıl gördüğünü çok iyi anlatır:</p>
<p>“Atatürk, Türkiye’de her yerdedir.Portreleri, duvarlara yazılı sözleri, heykelleri.. Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü sürdürdüklerini iddia ederler; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”</p>
<p><a href="http://www.britannica.com/EBchecked/topic/40411/Kemal-Ataturk" rel="nofollow">http://www.britannica.com/EBchecked/topic/40411/Kemal-Ataturk</a></p>
<p>Maalesef büyük olaslıkla ansiklopedia Britannika’ daki bu sayfayı okuyamayacak bir çok arkadaş. Orijinal sonuç paragrafını buraya da yazayım:</p>
<p>“Atatürk is omnipresent in Turkey. His portrait is in every home and place of business and on the postage and bank notes. His words are chiseled on important buildings. Statues of him abound. Turkish politicians, regardless of party affiliation, claim to be the inheritors of Atatürk’s mantle, but none has matched his breadth of vision, dedication, and selflessness.”</p>
<p>Atatürk hakkında bir şey yazılacaksa once Tarih onun hakkında ne yazıyor o yazılmalıdır; üzerine fikrinizi istediğiniz şekilde ifade edin. Benim itirazım gerçeklerin çarpıtılmasınadır.</p>
<p>****************</p>
<p>Gerçek dedik de aklıma geldi, gene önemli bir bilgi.</p>
<p> Peki Hz. Muhammed’den sözleri TÜRKÇE OLARAK alıntılıyarak siz 1930’ların Türkiye’sinde kafir olarak ilan edileceğinizi biliyormuydunuz?</p>
<p>Evet, Atatürk’ün tek amacı halkın Kuran’ı Türkçe okuyabilmesiydi. 1932 senesinde ilk kez Kuran Türk halkına Türkçe olarak okunmuştur.<br />
(Cleveland, William L (2004). A History of the Modern Middle East. Boulder, Colorado: Westview Press/ Sayfa 181)</p>
<p>Atatürk’ün emriyle Elmalılı Hamdi Yazır Kuran’ı Türkçe’ye çevirmiştir: “Hak dini Kuran dini”. Türkçe Kuran dindar kesimlerin , çok sert bir tepkisini çekmiştir. Kuran’ın Türkçe’ye çevirmenin en büyük günah olduğunu savunan bu insanların  tepkisi nedeniyle Kuran ancak 1935 yılında basılarak  halka dağıtılabilmiştir. Kuran’ı ilk kez Türkçe’ye çevirenin Elmalılı olduğuna dair değişik tartışmalar vardır, ancak genel kanı halkın anlayabileceği Türkçe ilk Kuran’ın bu olduğudur.</p>
<p>(Michael Radu, (2003), &#8220;Dangerous Neighborhood: Contemporary Issues in Turkey&#8217;s Foreign Relations&#8221;, Sayfa 125)<br />
(Elmalılı Hamdi Yazır, (1935), &#8220;Hak dini Kur&#8217;an dili: Yeni mealli Turkce tefsir&#8221;)<br />
(Fatani, Afnan (2006), &#8220;Translation and the Qur&#8217;an&#8221;, in Leaman, Oliver, The Qur&#8217;an: an encyclopedia, Great Britain: Routeledge, Sf. 657–669)</p>
<p>Şimdi Türkçe Kuran’a kimse karşı çıkmıyor ve ne güzel okuyup, alıntı da verebiliyorsunuz. Şu anda dinsel olarak karşı çıktığınız bir çok şey de 70  sene sonra kabul görür olabilir. </p>
<p>*************************</p>
<p>Sevgili kardeşim, farklı ve karşıt düşünceler hepimiz için iyidir; hatta gereklidir. </p>
<p>“Bilim, benle çay içmez, muhabbet etmez” diyorsunuz. İşletme, Davranış Bilimleri, Etik Bilimler buna cevap bulmaya çalışır. İnsana insan gibi davranılması için yollar geliştirir.</p>
<p>Bu hafta, bir işim dolayısıyla hem Çapa hem Cerrahpaşa hastanelerini ziyaret ettim. Hiç memnun kalmadım: insana saygı yok !.. Burada çok ayrıntı yazabilirim. Ama özü bu. Üç ay önce ABD’de de bir hastaneye gitmiştim. Arada ne fark mı var: Bilim farkı. Organizasyon farkı. Empati farkı. İnsana saygı farkı. Hoşgörü farkı !.. (Bkz. Yunus) Ama Uygulayan kim? “ahlaksız” (!) Batı :)</p>
<p>Kendini adamış, ahlak sahibi bir başhekim adam eder orayı. Çok açık. Bilimle, organizasyonla, insan sevgisiyle.. </p>
<p>Benim de anlayamadığım bu. Bu rehavet, bu boşlayış, Hz. Muhammed’in sözlerini söyleyip, orada kalmak&#8230; Hatta biçimcilikde tıkanıp kalmak, ve toplumu da tıkamak..</p>
<p>Üzerine TUTARLI ve TARAFSIZ şekilde bir şey inşa edememek ve Atatürk&#8217;e, bilime, Batı&#8217;ya saldırmak.. SAldırınca işler düzelmiyor ki, alternatif geliştirmek lazım..</p>
<p>“Komşusu aç yatarken, tok yatan bizden değildir”. “Kalp kıran bizden değildir”<br />
Din iyi bir çıkış noktası olabilir. Ama sonra??? Sonrası Allah kerim mi :)</p>
<p>Ben size bir İngiliz atasözü söyleyim. &#8220;Tanrı kendine yardım edenlere yardım eder&#8221;</p>
<p>Bir argüman geliştirilmesi lazım. Bir de böyle düşünün. Bu argümanın da ayaklarının yere basması lazım. Ben sadece bunu görebilmenizi sağlamaya çalışıyorum.</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44865</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 10:58:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44865</guid>
		<description>bakın size bir tavsiyede bulnayım ahmet selçuk bey...
hayatı "bilim-teknoloji" alanında çalışmakla, bu alanlarda birşeyler üretmekle geçmiş insanlar genellikle belirli bir noktada sonra, bilimin, teknolojinin insanın kendine sorduğu sorularda ne derece aciz olduğunu fark eder(mesela bir ara mehmet'e "bilimden neden bu derece uzaksınız" diye sormuştunuz da, o da "bilimle teknolojiyle kucak kucağayız" diye cevap vermişti. mesela ben de bilimle teknolojiyle kucak kucağa oldum hep. üstelik bilim ve teknolojinin en hızlı ilerleyen en başdöndürücü görünen alanlarında çalıştım)şimdi bilim ve teknolojiyle hep kucak kucağa olmuş insanlar, belirli bir süre sonra eğer bilim ve teknolojinin felsefsine, metafiziğine, sosyolojisine hatta ve hatta teolojisine yöneldiklerinde bilginin mahiyeti üzerine şimdiye kadar "akademi"nin(ve ansiklopedilerin!) onlara öğrettiklerinden çok daha farklı şeylerle karşılaşırlar. ve sorgulamaya başlarlar bilgi ile hayat ilişkisini. sorgulamaya başlarlar şimdiye kadar onlara kesin bilgi diye verilen şeylerin mahiyetini. doğrusu dünyada has düşünür olan hiçkimse yktur ki bu sorgulamanın sonunda bilim ve teknolojiye eleştirel bakmaya başlamasın. bilginin farklı türlerini, hatta bilim ve teknolojinin hiyerarşik olarak çok daha üstünde lan türlerinin peşine düşmesin. ama inanın bana bunlar ansiklopedilerde yazmaz. mesela burada sanat, din, felsefe ilişkisi üzerine yazıp duruyoruz. bunlar bizim hayatta bulunduğumuz noktada geldiğimiz eleştirel noktanın sonuçlarıdır. yoksa ben de bilirim, kuantum teorisi üzerine 20 sayfalık hiçkimsenin anlamayacağı bir makaleyi burada yazıp da "kesin bilginin sahibiymiş gibi" görünmeyi...ama benim için kalp ve ruh filtresinden geçmemiş, insanın kendisini anlamlandırması için bir araç olmamış hiçbir şey değerli değildir. ya da en fazla -aynen modern bilimin olduğu gibi- araçsal değer kazanırlar, fazlası değil. 

sizin durumunuzu bilemiyorum. bu sorgulama için vaktiniz var mıdır, yoksa hayatınız pozitivist olarak geçmiş de bir daha geri dönüş fırsatı yok mudur bilemiyorum. ama yaşınız biraz genç ise muhtemelen siz de aynı dönemleri yaşayacaksınız. ama bu sorgulama bilimin iktidarla ilişkisini çözümlemekten geçer. eğer bu çözümlemeyi yapamaz ve bilim (ve bilim adamlarının) tarafsızlığı üzerine saçma ve doğruluğu kendinden menkul tezlere bel bağlarsanız "ben pozitivist değil bilim yanlısıyım" deyip pozitivizmin dibine vurmanız işten değildir. bu sözlerim size söyleyeceğim son sözlerimdir. zira ben size gereğinden fazla zaman ayırdığımı düşünüyorum. ama bir kişi dahi olsa dönüşüm yaşamasına katkım olabilir mi diye düşündüğüm için sizin bilimci-pozitivist yönelimlrinizi eleştiriye tabi tutmak istedim. ama artık bundan böyle sizin bileceğiniz iş. zira dediğim gibi fazla zaman harcadım size...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bakın size bir tavsiyede bulnayım ahmet selçuk bey&#8230;<br />
hayatı &#8220;bilim-teknoloji&#8221; alanında çalışmakla, bu alanlarda birşeyler üretmekle geçmiş insanlar genellikle belirli bir noktada sonra, bilimin, teknolojinin insanın kendine sorduğu sorularda ne derece aciz olduğunu fark eder(mesela bir ara mehmet&#8217;e &#8220;bilimden neden bu derece uzaksınız&#8221; diye sormuştunuz da, o da &#8220;bilimle teknolojiyle kucak kucağayız&#8221; diye cevap vermişti. mesela ben de bilimle teknolojiyle kucak kucağa oldum hep. üstelik bilim ve teknolojinin en hızlı ilerleyen en başdöndürücü görünen alanlarında çalıştım)şimdi bilim ve teknolojiyle hep kucak kucağa olmuş insanlar, belirli bir süre sonra eğer bilim ve teknolojinin felsefsine, metafiziğine, sosyolojisine hatta ve hatta teolojisine yöneldiklerinde bilginin mahiyeti üzerine şimdiye kadar &#8220;akademi&#8221;nin(ve ansiklopedilerin!) onlara öğrettiklerinden çok daha farklı şeylerle karşılaşırlar. ve sorgulamaya başlarlar bilgi ile hayat ilişkisini. sorgulamaya başlarlar şimdiye kadar onlara kesin bilgi diye verilen şeylerin mahiyetini. doğrusu dünyada has düşünür olan hiçkimse yktur ki bu sorgulamanın sonunda bilim ve teknolojiye eleştirel bakmaya başlamasın. bilginin farklı türlerini, hatta bilim ve teknolojinin hiyerarşik olarak çok daha üstünde lan türlerinin peşine düşmesin. ama inanın bana bunlar ansiklopedilerde yazmaz. mesela burada sanat, din, felsefe ilişkisi üzerine yazıp duruyoruz. bunlar bizim hayatta bulunduğumuz noktada geldiğimiz eleştirel noktanın sonuçlarıdır. yoksa ben de bilirim, kuantum teorisi üzerine 20 sayfalık hiçkimsenin anlamayacağı bir makaleyi burada yazıp da &#8220;kesin bilginin sahibiymiş gibi&#8221; görünmeyi&#8230;ama benim için kalp ve ruh filtresinden geçmemiş, insanın kendisini anlamlandırması için bir araç olmamış hiçbir şey değerli değildir. ya da en fazla -aynen modern bilimin olduğu gibi- araçsal değer kazanırlar, fazlası değil. </p>
<p>sizin durumunuzu bilemiyorum. bu sorgulama için vaktiniz var mıdır, yoksa hayatınız pozitivist olarak geçmiş de bir daha geri dönüş fırsatı yok mudur bilemiyorum. ama yaşınız biraz genç ise muhtemelen siz de aynı dönemleri yaşayacaksınız. ama bu sorgulama bilimin iktidarla ilişkisini çözümlemekten geçer. eğer bu çözümlemeyi yapamaz ve bilim (ve bilim adamlarının) tarafsızlığı üzerine saçma ve doğruluğu kendinden menkul tezlere bel bağlarsanız &#8220;ben pozitivist değil bilim yanlısıyım&#8221; deyip pozitivizmin dibine vurmanız işten değildir. bu sözlerim size söyleyeceğim son sözlerimdir. zira ben size gereğinden fazla zaman ayırdığımı düşünüyorum. ama bir kişi dahi olsa dönüşüm yaşamasına katkım olabilir mi diye düşündüğüm için sizin bilimci-pozitivist yönelimlrinizi eleştiriye tabi tutmak istedim. ama artık bundan böyle sizin bileceğiniz iş. zira dediğim gibi fazla zaman harcadım size&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44859</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 09:56:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44859</guid>
		<description>ahmet selçuk bey bir de size wikipedia pazarlamacısı deyince kızıyorsunuz. eğer ben bir bilginin doğru ya da eğri olduğuna time'a bakıp karar verseydim belki haklı bulurdum sizi. ama daha o kadar düşmedim çok şükür!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ahmet selçuk bey bir de size wikipedia pazarlamacısı deyince kızıyorsunuz. eğer ben bir bilginin doğru ya da eğri olduğuna time&#8217;a bakıp karar verseydim belki haklı bulurdum sizi. ama daha o kadar düşmedim çok şükür!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>toruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44857</link>
		<dc:creator>toruk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 09:07:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44857</guid>
		<description>Ahmet Bey,

1-
Yunus diyor ki(kaynak olarak kabul eder misiniz bilemiyorum):

&lt;blockquote&gt;İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmez isen
Bu nice okumaktır&lt;/blockquote&gt;

Diyor ki: İçiçe geçmiş iki bilgi türü var; ilmin kendisi ve insanın kendini bilme ilmi.  İlmi iyi bilin ama kendinizi daha iyi bilin.İnsanı tanıyın. İnsanın kendine ve içine yönelik bilgisi olmazsa çok okusa da bir yere kadar.

İkinci kaynak Hz. Peygamber'den. Yunus'a temel oluştururcasına: 'Nefsini bilen Rabbini bilir'. (ansiklopedilerde/hakemli dergilerde bulamıyoruz)

Ne güzel ki bilimciler ilk türden bilgiyi geliştiriyorlar. Ama ikincisine yönelik argümanları kısıtlı ve kısıtlayıcı. Olan argümanlar sistemini de kabul etmiyorlar denenemiyor diye. İnsanın olduğu her yere el atıyorlar ama insanı bilmiyorlar. Bağımsız değişkenleri ve bağımlı değişkenleri kontrol etmekten acizken ya da şartlara göre bunları seçerken, deneye devam ediyorlar. Cahil cesaretiyle hayatın her alanına giriyorlar. Ama insan büyük muammasıyla 'o kadar da basit mi yahu' diyor.

--------------------------
2-
O kadar savunuyorsunuz ki insanın kafasında soru işareti oluşuyor. Siz 'hayır bilimsellik bunu gerektirir' diyeceksiniz belki ama fanatizm hissiyatı oluşuyor. Bir söz vardır: 'Bilge iyi ile kötü arasında kötüyü seçer'. Eleştirilere lütfen öncelik tanıyın. Savunmamanız birşeyi eksiltmez bilim yerli yerinde duruyor.

&lt;blockquote&gt;Şehir planlamasından, insan ilişkilerine, hastanelerden, okullara, sosyal faaliyetlerden, insan kalitesine kadar BILIM HAYATA girmiştir.&lt;/blockquote&gt;

Keşke girmeseydi. Enver Bey'in dediği gibi 'HAP BİLGİ'lerle hayatımıza girmeseydi. Herşeyi çözmeye kalkışmasaydı keşke. Benim bir fikrimi sorsaydı labaratuardan çıkıp. Benimle bir çay içseydi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Bey,</p>
<p>1-<br />
Yunus diyor ki(kaynak olarak kabul eder misiniz bilemiyorum):</p>
<blockquote><p>İlim ilim bilmektir<br />
İlim kendin bilmektir<br />
Sen kendin bilmez isen<br />
Bu nice okumaktır</p></blockquote>
<p>Diyor ki: İçiçe geçmiş iki bilgi türü var; ilmin kendisi ve insanın kendini bilme ilmi.  İlmi iyi bilin ama kendinizi daha iyi bilin.İnsanı tanıyın. İnsanın kendine ve içine yönelik bilgisi olmazsa çok okusa da bir yere kadar.</p>
<p>İkinci kaynak Hz. Peygamber&#8217;den. Yunus&#8217;a temel oluştururcasına: &#8216;Nefsini bilen Rabbini bilir&#8217;. (ansiklopedilerde/hakemli dergilerde bulamıyoruz)</p>
<p>Ne güzel ki bilimciler ilk türden bilgiyi geliştiriyorlar. Ama ikincisine yönelik argümanları kısıtlı ve kısıtlayıcı. Olan argümanlar sistemini de kabul etmiyorlar denenemiyor diye. İnsanın olduğu her yere el atıyorlar ama insanı bilmiyorlar. Bağımsız değişkenleri ve bağımlı değişkenleri kontrol etmekten acizken ya da şartlara göre bunları seçerken, deneye devam ediyorlar. Cahil cesaretiyle hayatın her alanına giriyorlar. Ama insan büyük muammasıyla &#8216;o kadar da basit mi yahu&#8217; diyor.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
2-<br />
O kadar savunuyorsunuz ki insanın kafasında soru işareti oluşuyor. Siz &#8216;hayır bilimsellik bunu gerektirir&#8217; diyeceksiniz belki ama fanatizm hissiyatı oluşuyor. Bir söz vardır: &#8216;Bilge iyi ile kötü arasında kötüyü seçer&#8217;. Eleştirilere lütfen öncelik tanıyın. Savunmamanız birşeyi eksiltmez bilim yerli yerinde duruyor.</p>
<blockquote><p>Şehir planlamasından, insan ilişkilerine, hastanelerden, okullara, sosyal faaliyetlerden, insan kalitesine kadar BILIM HAYATA girmiştir.</p></blockquote>
<p>Keşke girmeseydi. Enver Bey&#8217;in dediği gibi &#8216;HAP BİLGİ&#8217;lerle hayatımıza girmeseydi. Herşeyi çözmeye kalkışmasaydı keşke. Benim bir fikrimi sorsaydı labaratuardan çıkıp. Benimle bir çay içseydi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44854</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 07:52:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44854</guid>
		<description>NEDEN HERKES WIKIPEDIA OKUMALI !
----------------------------------------

Enver bey,

Sizin şahsıma yönelttiğiniz  olumsuz sözlere bir cevap verme gereğini hissetmiyorum, sizi tanımıyorum siz da beni tanımıyorsunuz. Kimsenin kalbini kıramam, inançlarıma aykırı. Kişisel bir tartışmaya da  girmem.

 
Ama bilim farklıdır. Gerçekleri söylemekten asla çekinmem, kimsenin de bunu kişisel olarak almasını istemem. 


wikipedia konusunda yazdığınız olumsuz sözlere şiddetle karşı çıkıyorum. Son on yılın en büyük projelerinden birinin karalanmasına izin veremem.  O yüzden wiki hakkında gerçekleri yazmak istiyorum. Keşke, siz de yazdıklarınızı elinizdeki o binlerce kaynaktan ve kitapdan  alıntılarla destekleseniz. İnanın böylesi çok daha bilimsel ve düzeyli olur.


Wikipedia’nın 2 büyük sorunu vardır: Vandalizm (Bazen kötü niyetliler sayfada tahribat yaratabilirler ki bu çoğunlukla okuyucular anlamadan düzeltilir) ve  kapsamlı bilgi eksikliği (Encyclopedia Britannica veya Encarta’da bazı maddelerde daha geniş bilgi bulmanız mümkün olabilir). 

Ama doğruluk konusunda paralı ansiklopedilerle pek bir fark bulunmamıştır. Güncel bilgi konusunda ise Wikipedia bariz olarak üstündür.

 

Bundan sonrası tüm yorumcu arkadaşlara:
*****************************************
NEDEN WIKIPEDIA’DAN YARARLANMALIYIZ:
*****************************************
1.	Amerika’nın en büyük gazetelerinden USA Today, wiki’yi  dünyanın en iyi ansiklopedisi ilan etmiştir.

http://www.usatoday.com/tech/columnist/andrewkantor/2004-11-05-fifthofnovember_x.htm

2.	Araştırmalar Bilimsel olarak wikipedia’nın Encyclopedia Britannica kadar doğru olduğunu ortaya koymuştur.

http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/4530930.stm

3.	Veeee en önemlisi: Dünyanın en büyük online bilimsel yayın koleksiyoncusu Science –Direct’e göre bilimsel yayınlarda wikipedia’nın referans olarak gösterilmesi gittikçe artmaktadır.

Yıllara göre bilimsel yayınlarda Wikipedia’dan  referans gösterilmesi:
2004’de 9; 2005de 28; 2006’da 129; 2007’de 358;  2008’de (Ağustos’a kadar) 490.

(www.sciencedirect.com   ScienceDirect Indexed Papers  )
[Üyelik ile girilebilen bir sitedir  ]

Bunun gibi bir çok örnek verilebilir. Ama her şeyden önemlisi (demokrasiye çok inanıyoruz ya) halk ne diyor ona bakalım:

Wikipedia, dünyada en çok ziyaret edilen 6. Sitesidir.
http://www.alexa.com/topsites

Amerika’da ve Finlandiya’da da 6. Sıradadır. İsveç’de 7. Sıradadır; Japonya’da ve İngiltere (&#38;Birleşik Krallık)’de 9. Sıradadır. 

İran’da 10. Sıradadır Sudan’da 17. Sıradadır; Suudi Arabistan’da 21. Sıradadır.

Türkiye’de ise en çok ziyaret edilen 18. Sitedir.
http://www.alexa.com/topsites/countries/TR

İnsanlar bilgi için wikipedia’yı tercih etmektedirler.

**************************************


Uluslararası yayınlarda dramatik bir hızla referans gösterme sayısı artan, doğruluğu diğer ansiklopedilerle eşdeğer bulunan, dünyada en çok ziyaret edilen siteler arasında ilk 10’da olan –tabii ki ufak tefek eksiklikleri de  olan-  bir ansiklopediyi kötülemeyelim.

Benim üzüldüğüm şey, beni haksız çıkartmak uğruna, wikipedia gibi  21. Yüzyılın en büyük projelerinde biri karalanıyor. 

Fikirlerimizi bilimsel referanslarla destekleyelim.  Gelişmiş ülkelerle, gelişmemiş ülkeler arasındaki en önemli fark: BILIMIN HAYATA GIRMESIDIR. 

Şehir planlamasından, insan ilişkilerine, hastanelerden, okullara, sosyal faaliyetlerden, insan kalitesine kadar BILIM HAYATA girmiştir. 

AB, ABD, Japonya, Kore, Avustralya vb. ‘de BILIM HAYATA GIRMISTIR. Keşke Türkiye’de de böyle olsa.

Bilim’in de burada anlatılan ortodoks pozitivizm ile uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Çözümlerin, hipotezlerin TARAFSIZ ve TUTARLI olarak geliştirilmesidir.

Ben hayatımda wikipedia’yı sürekli kullanıyorum ve kullanacağım. Ama burada artık wikipedia’nın adını bile anmayacağım! 

Umarım artık kimse wikipedia’ya saldırmaz.

Ansiklopediler bize dünyanın edindiği yüzyıllık bilgi birikimlerini veriyor. Bunları almadan fikir geliştirirsek, 15. Yüzyıl ortaçağından bir farkımız kalmaz ki.

Okuyalım, yazalım, medenize tartışalım..

Çağdaş Demokrasi zaten kapıdan içeri girer o zaman :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>NEDEN HERKES WIKIPEDIA OKUMALI !<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Enver bey,</p>
<p>Sizin şahsıma yönelttiğiniz  olumsuz sözlere bir cevap verme gereğini hissetmiyorum, sizi tanımıyorum siz da beni tanımıyorsunuz. Kimsenin kalbini kıramam, inançlarıma aykırı. Kişisel bir tartışmaya da  girmem.</p>
<p>Ama bilim farklıdır. Gerçekleri söylemekten asla çekinmem, kimsenin de bunu kişisel olarak almasını istemem. </p>
<p>wikipedia konusunda yazdığınız olumsuz sözlere şiddetle karşı çıkıyorum. Son on yılın en büyük projelerinden birinin karalanmasına izin veremem.  O yüzden wiki hakkında gerçekleri yazmak istiyorum. Keşke, siz de yazdıklarınızı elinizdeki o binlerce kaynaktan ve kitapdan  alıntılarla destekleseniz. İnanın böylesi çok daha bilimsel ve düzeyli olur.</p>
<p>Wikipedia’nın 2 büyük sorunu vardır: Vandalizm (Bazen kötü niyetliler sayfada tahribat yaratabilirler ki bu çoğunlukla okuyucular anlamadan düzeltilir) ve  kapsamlı bilgi eksikliği (Encyclopedia Britannica veya Encarta’da bazı maddelerde daha geniş bilgi bulmanız mümkün olabilir). </p>
<p>Ama doğruluk konusunda paralı ansiklopedilerle pek bir fark bulunmamıştır. Güncel bilgi konusunda ise Wikipedia bariz olarak üstündür.</p>
<p>Bundan sonrası tüm yorumcu arkadaşlara:<br />
*****************************************<br />
NEDEN WIKIPEDIA’DAN YARARLANMALIYIZ:<br />
*****************************************<br />
1.	Amerika’nın en büyük gazetelerinden USA Today, wiki’yi  dünyanın en iyi ansiklopedisi ilan etmiştir.</p>
<p><a href="http://www.usatoday.com/tech/columnist/andrewkantor/2004-11-05-fifthofnovember_x.htm" rel="nofollow">http://www.usatoday.com/tech/columnist/andrewkantor/2004-11-05-fifthofnovember_x.htm</a></p>
<p>2.	Araştırmalar Bilimsel olarak wikipedia’nın Encyclopedia Britannica kadar doğru olduğunu ortaya koymuştur.</p>
<p><a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/4530930.stm" rel="nofollow">http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/4530930.stm</a></p>
<p>3.	Veeee en önemlisi: Dünyanın en büyük online bilimsel yayın koleksiyoncusu Science –Direct’e göre bilimsel yayınlarda wikipedia’nın referans olarak gösterilmesi gittikçe artmaktadır.</p>
<p>Yıllara göre bilimsel yayınlarda Wikipedia’dan  referans gösterilmesi:<br />
2004’de 9; 2005de 28; 2006’da 129; 2007’de 358;  2008’de (Ağustos’a kadar) 490.</p>
<p>(www.sciencedirect.com   ScienceDirect Indexed Papers  )<br />
[Üyelik ile girilebilen bir sitedir  ]</p>
<p>Bunun gibi bir çok örnek verilebilir. Ama her şeyden önemlisi (demokrasiye çok inanıyoruz ya) halk ne diyor ona bakalım:</p>
<p>Wikipedia, dünyada en çok ziyaret edilen 6. Sitesidir.<br />
<a href="http://www.alexa.com/topsites" rel="nofollow">http://www.alexa.com/topsites</a></p>
<p>Amerika’da ve Finlandiya’da da 6. Sıradadır. İsveç’de 7. Sıradadır; Japonya’da ve İngiltere (&amp;Birleşik Krallık)’de 9. Sıradadır. </p>
<p>İran’da 10. Sıradadır Sudan’da 17. Sıradadır; Suudi Arabistan’da 21. Sıradadır.</p>
<p>Türkiye’de ise en çok ziyaret edilen 18. Sitedir.<br />
<a href="http://www.alexa.com/topsites/countries/TR" rel="nofollow">http://www.alexa.com/topsites/countries/TR</a></p>
<p>İnsanlar bilgi için wikipedia’yı tercih etmektedirler.</p>
<p>**************************************</p>
<p>Uluslararası yayınlarda dramatik bir hızla referans gösterme sayısı artan, doğruluğu diğer ansiklopedilerle eşdeğer bulunan, dünyada en çok ziyaret edilen siteler arasında ilk 10’da olan –tabii ki ufak tefek eksiklikleri de  olan-  bir ansiklopediyi kötülemeyelim.</p>
<p>Benim üzüldüğüm şey, beni haksız çıkartmak uğruna, wikipedia gibi  21. Yüzyılın en büyük projelerinde biri karalanıyor. </p>
<p>Fikirlerimizi bilimsel referanslarla destekleyelim.  Gelişmiş ülkelerle, gelişmemiş ülkeler arasındaki en önemli fark: BILIMIN HAYATA GIRMESIDIR. </p>
<p>Şehir planlamasından, insan ilişkilerine, hastanelerden, okullara, sosyal faaliyetlerden, insan kalitesine kadar BILIM HAYATA girmiştir. </p>
<p>AB, ABD, Japonya, Kore, Avustralya vb. ‘de BILIM HAYATA GIRMISTIR. Keşke Türkiye’de de böyle olsa.</p>
<p>Bilim’in de burada anlatılan ortodoks pozitivizm ile uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Çözümlerin, hipotezlerin TARAFSIZ ve TUTARLI olarak geliştirilmesidir.</p>
<p>Ben hayatımda wikipedia’yı sürekli kullanıyorum ve kullanacağım. Ama burada artık wikipedia’nın adını bile anmayacağım! </p>
<p>Umarım artık kimse wikipedia’ya saldırmaz.</p>
<p>Ansiklopediler bize dünyanın edindiği yüzyıllık bilgi birikimlerini veriyor. Bunları almadan fikir geliştirirsek, 15. Yüzyıl ortaçağından bir farkımız kalmaz ki.</p>
<p>Okuyalım, yazalım, medenize tartışalım..</p>
<p>Çağdaş Demokrasi zaten kapıdan içeri girer o zaman :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44801</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 17:34:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44801</guid>
		<description>sevgili kardeşim. ben hayatımda kimseyi "düşman" diye görmedim. hatta sözlüğümde böyle bir sözcük de yok. sizi de düşman görmüyorum. ama dost olmak çok daha başka birşeydir ve çok daha farklı kriterler gerekir. sizinle anlaşmamız pek mümkün görünmüyor. zira birisi bir yazı yazarken "bana göre böyle. ben böyle düşünüyorum" diye yazarken; öteki, "ben böyle yazıyorum çünkü bilim böyle söylüyor, o yüzden benim söylediklerimin arkasında koskoca bilim var! dolayısıyla mutlak doğruyu ifade ediyorum" diyorsa orada ne diyalog ne dostluk olur. neyse benden bu kadar...hayırla kalın...Allah hepimize akıl, fikir ve vicdan ihsan etsin inşallah.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili kardeşim. ben hayatımda kimseyi &#8220;düşman&#8221; diye görmedim. hatta sözlüğümde böyle bir sözcük de yok. sizi de düşman görmüyorum. ama dost olmak çok daha başka birşeydir ve çok daha farklı kriterler gerekir. sizinle anlaşmamız pek mümkün görünmüyor. zira birisi bir yazı yazarken &#8220;bana göre böyle. ben böyle düşünüyorum&#8221; diye yazarken; öteki, &#8220;ben böyle yazıyorum çünkü bilim böyle söylüyor, o yüzden benim söylediklerimin arkasında koskoca bilim var! dolayısıyla mutlak doğruyu ifade ediyorum&#8221; diyorsa orada ne diyalog ne dostluk olur. neyse benden bu kadar&#8230;hayırla kalın&#8230;Allah hepimize akıl, fikir ve vicdan ihsan etsin inşallah.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44796</link>
		<dc:creator>Ahmet Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 13:51:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44796</guid>
		<description>Enver bey,

Bu bana yazdığınız ilk düşmanca ve aşağılayıcı mektup değil. Daha önce de yazmıştınız ama, ben şöyle düşünmüştüm: “Ben bu arkadaşımın belki istemeden kalbini kırdım, o yüzden bana böyle davranmıştır.”  Ve sizden özür diledim ve dost olmak istediğimi söyledim.


Herhalde “öteki” olunca, size göre dost olma şansımız yok. Aslında sinirlenmemem gerekirdi fakat, o kadar bel altı vuruyorsunuz ki.

Neyse, ben gene sizi kırdıysam özür diler, bundan sonraki bilimsel çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey,</p>
<p>Bu bana yazdığınız ilk düşmanca ve aşağılayıcı mektup değil. Daha önce de yazmıştınız ama, ben şöyle düşünmüştüm: “Ben bu arkadaşımın belki istemeden kalbini kırdım, o yüzden bana böyle davranmıştır.”  Ve sizden özür diledim ve dost olmak istediğimi söyledim.</p>
<p>Herhalde “öteki” olunca, size göre dost olma şansımız yok. Aslında sinirlenmemem gerekirdi fakat, o kadar bel altı vuruyorsunuz ki.</p>
<p>Neyse, ben gene sizi kırdıysam özür diler, bundan sonraki bilimsel çalışmalarınızda başarılar dilerim.</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44791</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 11:54:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44791</guid>
		<description>wikipedia, ekşi sözlük gibi mecraların çıkmasıyla hugo'nun Notre Dame'ın Kamburu adlı romanında bir tartışma arasında bağ kurmuşumdur oldum olası. şimdi tam metni hatırlamıyorum aradan uzun yıllar geçti; ama anlam olarak şöyleydi. matbaanın yaygınlaşmasına notre dam kilisesi rahiplerinden birisi pek sıcak bakmıyordu. diyordu ki:"kitabı yaygınlaştırırsanız,onun değerini kaybettirirsiniz. kitaplar değerini anlamayacak insanların eline geçer!" şimdi bu söz bir taraftan bilgi tekelini elinde tutmak isteyen bir sınıfın iktidarının dile getirilişi ve sürdürülmesi olarak anlaşılabilir ve olumsuzlanabilir. ama öte taraftan da bir gerçekliği dile getirmesi açısından üzerine düşünülmesi gereken bir sözdür bence.

şimdi bu sözün wikipedia ve ekşi sözlük gibi mecralarla ilgisi nedir? wikipedia ve ekşi sözlük bilginin yaygınlaşmasına hizmet ederken, aynı zamanda bilginin "sapkınlaştırılmasının" da hizmetkarı oldu. özellikle internet ortamlarında tartışma yapan kimi insanlarda böyle bir "neo-bilgelik tafraları" modası görünür oldu. ne demektir bu neo-bilgelik tafrası? şimdi diyelim ki bir kişiyi tartışıyorsunuz. kim olsun; hadi nietzsche olsun. internet siteleerinde tartışmalar çoğunlukla (istisna çok az ve derindüşüncede o istisnalar daha çoğunlukta lduğu için değer verdiğim bir yer derindüşünce)bir tür "yenme" ve "alt etme" hedefli yapılıyor. yenme amacı taşındığı için de bilginin özümsenmiş, üzerine yorum yapabilecek kadar üzerinde derinleşilmiş ve çok farklı kaynakların, hatta çok karşıt kaynakların tartışılan şey üzerinde yazdıkları okunmuş ve buralardan hareketle kendi duruşunu belirlemiş insanlar yerine, hazır bilgiye, hap bilgiye çabuk ulaşmayı ve bu hap bilgi aracılığıyla karşıdakini yenmeye niyetli bir insan tipi görünür oldu. yani tartışmalar artık wikipedia'dan ya da ekşi sözlükten alıntılarla oluyor. çok forumda denk geldim şimdiye kadar..adam wikipedia'dan birebir kopyalamış ve size o konuda ne derece bilgi sahibi olduğunu ispatlamak istiyor. halbuki hap bilgi bu. hap bilgi ve üstelik tüm hap bilgiler gibi doğru olsa bile ham bilgi...ham bilgi insanın kendi bilincinde, aklında, ruhunda, kalbinde işlenmemiş ve anlamlandırılmamış bilgi demektir ve pek bir anlamı yoktur. ve wikipedia gibi mecraları size mutlak bilgi ve doğruluk olarak sunan bu "sevimli" kardeşlerim çoğunlukla wikipedia bilgisinin hamlığı üzerine düşünmemiş oluyorlar. size argüman olarak oralarda yazanlar bilgilerini hamlıktan kurtarıp bir sonuca varmış olanlardır derler. bu bir dereceye kadar doğru olabilir. ama bilgiyi hamlıktan kurtarmış olanların ilk bilmesi gereken şey, hamlıktan kurtulmuş bilginin mutlak olamayacağı bilgisi olmalıdır. dolayısıyla wikipedia'dan bir alıntı yaptığınızda alıntıladığınız şey "doğru" bile olsa (ki wikipedia gibi yerlerde diğer ansiklopedilerden çok daha fazladır yanlış bilgi ihtimali)artık bilgi sizin elinizde ikinci el olmuştur ve yeni bir ham bilgidir artık. o yüzden sizin üzerine düşünmeniz derinleşmeniz gereken şeydir bu bilgi. otomatik olarak da bu ham bilgi sizi bu bilgiyi üretenin okuduklarına, dünyaya bakışına, inançlarına yönlendirir. çoğunlukla da ham bilgiyi yoğuranın okuduklarına, dünya görüşüne, inançlarına yöneldiğinde insan, artık o bilgiyi ortaya sürenle aynı fikirde olmadığını görür. mesela nietzsche üzerine benim 15 yılı geçen okumalarımda vardığım sonuç budur. niçe yorumlarından hiçbirisini mutlak bilmemek gerektiği, aynen diğer bilgiler ve yorumlar gibi... 

ama wikipedia alıntılamalarına meraklı insanların böyle bir ham bilgi telaşı yok. ham bilgiyi mutlak bilgi sanıyor ve bu yüzden de o "mutlak bilgiyi", bilim sopası altına kafanıza vurmaya çalışıyorlar. bilgi ile bilgelik arasında uçurum gün geçtikçe daha da açılıyor böylece...evet bu yüzden wikipedia gibi yerler "neo-bilgelik tafralarının" kaynağı olarak insan bilgi ilişkisine en büyük zararları veren yerler. wikipedia'yı kuranların tüm iyi niyetine rağmen sonuç böyle birşey bence...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>wikipedia, ekşi sözlük gibi mecraların çıkmasıyla hugo&#8217;nun Notre Dame&#8217;ın Kamburu adlı romanında bir tartışma arasında bağ kurmuşumdur oldum olası. şimdi tam metni hatırlamıyorum aradan uzun yıllar geçti; ama anlam olarak şöyleydi. matbaanın yaygınlaşmasına notre dam kilisesi rahiplerinden birisi pek sıcak bakmıyordu. diyordu ki:&#8221;kitabı yaygınlaştırırsanız,onun değerini kaybettirirsiniz. kitaplar değerini anlamayacak insanların eline geçer!&#8221; şimdi bu söz bir taraftan bilgi tekelini elinde tutmak isteyen bir sınıfın iktidarının dile getirilişi ve sürdürülmesi olarak anlaşılabilir ve olumsuzlanabilir. ama öte taraftan da bir gerçekliği dile getirmesi açısından üzerine düşünülmesi gereken bir sözdür bence.</p>
<p>şimdi bu sözün wikipedia ve ekşi sözlük gibi mecralarla ilgisi nedir? wikipedia ve ekşi sözlük bilginin yaygınlaşmasına hizmet ederken, aynı zamanda bilginin &#8220;sapkınlaştırılmasının&#8221; da hizmetkarı oldu. özellikle internet ortamlarında tartışma yapan kimi insanlarda böyle bir &#8220;neo-bilgelik tafraları&#8221; modası görünür oldu. ne demektir bu neo-bilgelik tafrası? şimdi diyelim ki bir kişiyi tartışıyorsunuz. kim olsun; hadi nietzsche olsun. internet siteleerinde tartışmalar çoğunlukla (istisna çok az ve derindüşüncede o istisnalar daha çoğunlukta lduğu için değer verdiğim bir yer derindüşünce)bir tür &#8220;yenme&#8221; ve &#8220;alt etme&#8221; hedefli yapılıyor. yenme amacı taşındığı için de bilginin özümsenmiş, üzerine yorum yapabilecek kadar üzerinde derinleşilmiş ve çok farklı kaynakların, hatta çok karşıt kaynakların tartışılan şey üzerinde yazdıkları okunmuş ve buralardan hareketle kendi duruşunu belirlemiş insanlar yerine, hazır bilgiye, hap bilgiye çabuk ulaşmayı ve bu hap bilgi aracılığıyla karşıdakini yenmeye niyetli bir insan tipi görünür oldu. yani tartışmalar artık wikipedia&#8217;dan ya da ekşi sözlükten alıntılarla oluyor. çok forumda denk geldim şimdiye kadar..adam wikipedia&#8217;dan birebir kopyalamış ve size o konuda ne derece bilgi sahibi olduğunu ispatlamak istiyor. halbuki hap bilgi bu. hap bilgi ve üstelik tüm hap bilgiler gibi doğru olsa bile ham bilgi&#8230;ham bilgi insanın kendi bilincinde, aklında, ruhunda, kalbinde işlenmemiş ve anlamlandırılmamış bilgi demektir ve pek bir anlamı yoktur. ve wikipedia gibi mecraları size mutlak bilgi ve doğruluk olarak sunan bu &#8220;sevimli&#8221; kardeşlerim çoğunlukla wikipedia bilgisinin hamlığı üzerine düşünmemiş oluyorlar. size argüman olarak oralarda yazanlar bilgilerini hamlıktan kurtarıp bir sonuca varmış olanlardır derler. bu bir dereceye kadar doğru olabilir. ama bilgiyi hamlıktan kurtarmış olanların ilk bilmesi gereken şey, hamlıktan kurtulmuş bilginin mutlak olamayacağı bilgisi olmalıdır. dolayısıyla wikipedia&#8217;dan bir alıntı yaptığınızda alıntıladığınız şey &#8220;doğru&#8221; bile olsa (ki wikipedia gibi yerlerde diğer ansiklopedilerden çok daha fazladır yanlış bilgi ihtimali)artık bilgi sizin elinizde ikinci el olmuştur ve yeni bir ham bilgidir artık. o yüzden sizin üzerine düşünmeniz derinleşmeniz gereken şeydir bu bilgi. otomatik olarak da bu ham bilgi sizi bu bilgiyi üretenin okuduklarına, dünyaya bakışına, inançlarına yönlendirir. çoğunlukla da ham bilgiyi yoğuranın okuduklarına, dünya görüşüne, inançlarına yöneldiğinde insan, artık o bilgiyi ortaya sürenle aynı fikirde olmadığını görür. mesela nietzsche üzerine benim 15 yılı geçen okumalarımda vardığım sonuç budur. niçe yorumlarından hiçbirisini mutlak bilmemek gerektiği, aynen diğer bilgiler ve yorumlar gibi&#8230; </p>
<p>ama wikipedia alıntılamalarına meraklı insanların böyle bir ham bilgi telaşı yok. ham bilgiyi mutlak bilgi sanıyor ve bu yüzden de o &#8220;mutlak bilgiyi&#8221;, bilim sopası altına kafanıza vurmaya çalışıyorlar. bilgi ile bilgelik arasında uçurum gün geçtikçe daha da açılıyor böylece&#8230;evet bu yüzden wikipedia gibi yerler &#8220;neo-bilgelik tafralarının&#8221; kaynağı olarak insan bilgi ilişkisine en büyük zararları veren yerler. wikipedia&#8217;yı kuranların tüm iyi niyetine rağmen sonuç böyle birşey bence&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44788</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 10:11:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44788</guid>
		<description>ahmet selçuk bey,

&lt;blockquote&gt;"Bakın, dünyada sizin doğrularınızdan ve inançlarınızdan farklı binlerce inanç ve doğru vardır. Bunlara saygı duymayı ve beraber yaşamayı öğrenmelisiniz. Kabak tadı veriyorsa, başka tadlar arayınız mesela :)"&lt;/blockquote&gt; demişsiniz.

evet benim inancımdan farklı binlerce farklı inanç vardır ve şükür ki bunların çoğuna da saygılı olduğumu, hatta bu düşünce ve inançların çoğunu hayatımda ve yazılarımda zenginleştirici referanslar olarak kullandığımı bile söyleyebilirim. kabak tadı veren şey başka fikirler, yaşam biçimleri değil. kabak tadı veren şey bilmediğini bilmeyen, üstelik bunu öğrenmek için düzgün bir muhakeme kabiliyeti emaresi de vermeyen birisinin saptırmalarını bilim diye (bilimin hiçbir dalından zerre kadar anlamadığınıza da kalıbımı basarım)insanlara yutturmaya çalışmanız ve herkesi salak kendinizi alim zannediyor olmanızdır(söyledikleriniz kendi fikriniz olarak söyleseydiniz en azından kemalist birisi işte hiç ciddiye almak gerekmez! der saygı duyar ya da duymaz ama mutlaka geçerdim. ama her yazdığına 'bakın ansiklopediler böyle' deyip birçok ansiklopediden hiç adetim olmadığı halde karşıt örnekler verdiğim halde hala aynı tavrı uygulayınca; bir kitabı dahi anlamaktan aciz bir şekilde saptırıp 'bir bilimci nasıl olmuş da kemalist devlete diktatörlük demiş şaşırmıştım ama öyle dememiş' deyip de saptrmanın alasını yapınca insan elbette bir müdahale etme ihtiyacı duyuyor. zira ansiklopediperest bir adamın, ansiklopedilerden de pek bir haberi olmadığını görmek insanda kabak tadı veriyor) . evet bu kabak tadı verdi cidden de! 

ikincisi sizinle neden tartışmaya girdim bilemiyorum. normalde sizinle hiç bir şekilde tartışmaya girmemem gerekiyordu. imam gazali söylemişti galiba..cahille tartışma seni de bozar diye... ben cehaleti "bilmediğini bilmemek" olarak tanımlarım. ve sırf bu yüzden de sizinle tartışmamam gerekiyordu aslında. ama neyse bundan sonra uyguluyor olayım!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ahmet selçuk bey,</p>
<blockquote><p>&#8220;Bakın, dünyada sizin doğrularınızdan ve inançlarınızdan farklı binlerce inanç ve doğru vardır. Bunlara saygı duymayı ve beraber yaşamayı öğrenmelisiniz. Kabak tadı veriyorsa, başka tadlar arayınız mesela :)&#8221;</p></blockquote>
<p> demişsiniz.</p>
<p>evet benim inancımdan farklı binlerce farklı inanç vardır ve şükür ki bunların çoğuna da saygılı olduğumu, hatta bu düşünce ve inançların çoğunu hayatımda ve yazılarımda zenginleştirici referanslar olarak kullandığımı bile söyleyebilirim. kabak tadı veren şey başka fikirler, yaşam biçimleri değil. kabak tadı veren şey bilmediğini bilmeyen, üstelik bunu öğrenmek için düzgün bir muhakeme kabiliyeti emaresi de vermeyen birisinin saptırmalarını bilim diye (bilimin hiçbir dalından zerre kadar anlamadığınıza da kalıbımı basarım)insanlara yutturmaya çalışmanız ve herkesi salak kendinizi alim zannediyor olmanızdır(söyledikleriniz kendi fikriniz olarak söyleseydiniz en azından kemalist birisi işte hiç ciddiye almak gerekmez! der saygı duyar ya da duymaz ama mutlaka geçerdim. ama her yazdığına &#8216;bakın ansiklopediler böyle&#8217; deyip birçok ansiklopediden hiç adetim olmadığı halde karşıt örnekler verdiğim halde hala aynı tavrı uygulayınca; bir kitabı dahi anlamaktan aciz bir şekilde saptırıp &#8216;bir bilimci nasıl olmuş da kemalist devlete diktatörlük demiş şaşırmıştım ama öyle dememiş&#8217; deyip de saptrmanın alasını yapınca insan elbette bir müdahale etme ihtiyacı duyuyor. zira ansiklopediperest bir adamın, ansiklopedilerden de pek bir haberi olmadığını görmek insanda kabak tadı veriyor) . evet bu kabak tadı verdi cidden de! </p>
<p>ikincisi sizinle neden tartışmaya girdim bilemiyorum. normalde sizinle hiç bir şekilde tartışmaya girmemem gerekiyordu. imam gazali söylemişti galiba..cahille tartışma seni de bozar diye&#8230; ben cehaleti &#8220;bilmediğini bilmemek&#8221; olarak tanımlarım. ve sırf bu yüzden de sizinle tartışmamam gerekiyordu aslında. ama neyse bundan sonra uyguluyor olayım!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cengiz Cebi tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/11/%e2%80%98tek-parti-rejimine-gidiyoruz%e2%80%99-zirvasi/#comment-44779</link>
		<dc:creator>Cengiz Cebi</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 02:46:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8235#comment-44779</guid>
		<description>Ahmet Bey,

O kadar sıkmayın canınızı.

Zaman zaman hepimiz duygusal olabiliriz.

Birbirimizi hoş görelim derim.

Bu siteye gelip de yazmayı sürdüren hiçkimsenin "kötü niyetli" olmadığına inanırım.

Sizin de buna inandığınızı sanıyorum.

...

&lt;em&gt;Bilgi yok, argüman yok, alternatif yok...&lt;/em&gt;

O kadar da değil ama.

Böyle toptan olumsuzlama dokunaklı bir şey.

&lt;blockquote&gt;"Evrim Teorisi gelişmiş ülkelerin hepsinde okutuluyor, ama ben karşıyım" &lt;/blockquote&gt;

Ben karşı değilim.

Karşı olduğum şey, evrim teorisi adı altında başka şeylerin anlatılması.

Başka şeylerin anlatılmasına da karşı değilim.

Yalnızca bunların herhangi bir "teori" kisvesiyle anlatılmasına karşıyım.

Yani, sahtekarlığa karşıyım.

Bu yapılıyor mu?

Evet, hem de nasıl.

Gelişmişlikle ilgili değil bu, ahlaksızlıkla ilgili.

Gelişmişsinizdir ama sahtekarsınızdır.

(buradaki &lt;em&gt;-siz&lt;/em&gt;ler asla size yönelik değil)

Bir teoriyi, siyasi amaçlarla kullanırsınız.

Başarılı olsanız ne yazar?

Yalancı yaşayıp, yalancı ölürsünüz.

Uygar, çağdaş, saygılı, bilmem ne, ama yalancı.

Dünya bunlarla dolup taşıyor.

...

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz, haklısınız.

Ama işin ilginci, fikir sahibi olmadan da bilgi sahibi olunamıyor.

Şöyle ki:

Saf veri/data şeklinde değil bilgimiz çoğu zaman.

Bunlara ilişkin olumlu ya da olumsuz bir tutumumuz var.

Sıkça söz ettiğiniz "tarafsızlık" aslında bir mit.

Tanrısal bir özellik bu.

Bir gazetenin dediği gibi "düşünmek, taraf olmaktır".

Buradaki tartışmalarda çoğu kez gördüğüm şey, tutumlar.

"Ben tarafsızım" demek bence doğru değil.

Kendimizi/bakışımızı inançlar/kabuller üstü ya da bunlardan bağımsız yapamayız.

Olmayacak bir şey bu.

Okudukça bakış açımız genişler, evet.

Ama açısız/tarafsız olmayız.

'Gelişmiş ülkeler'deki bakış açıları bizi sınırlayan bir şey değil.

Bu ülkelerde bulunan, okuyan, çalışanlarımız var.

Batı'da evrensel doğrular da var, kültürel/siyasi kabuller de var.

Ansiklopedilerde her ikisi bulunuyor.

Ancak ikincileri birincilere referansta bulunarak haklılama çabası, yaygın bir hastalık.

Belki de siyasi bir zorunluluk olarak görülüyor bu.

Yine de bu rüzgara kapılmamak mümkün.

Tüm dünya kapılsa da, direnmek mümkün.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Bey,</p>
<p>O kadar sıkmayın canınızı.</p>
<p>Zaman zaman hepimiz duygusal olabiliriz.</p>
<p>Birbirimizi hoş görelim derim.</p>
<p>Bu siteye gelip de yazmayı sürdüren hiçkimsenin &#8220;kötü niyetli&#8221; olmadığına inanırım.</p>
<p>Sizin de buna inandığınızı sanıyorum.</p>
<p>&#8230;</p>
<p><em>Bilgi yok, argüman yok, alternatif yok&#8230;</em></p>
<p>O kadar da değil ama.</p>
<p>Böyle toptan olumsuzlama dokunaklı bir şey.</p>
<blockquote><p>&#8220;Evrim Teorisi gelişmiş ülkelerin hepsinde okutuluyor, ama ben karşıyım&#8221; </p></blockquote>
<p>Ben karşı değilim.</p>
<p>Karşı olduğum şey, evrim teorisi adı altında başka şeylerin anlatılması.</p>
<p>Başka şeylerin anlatılmasına da karşı değilim.</p>
<p>Yalnızca bunların herhangi bir &#8220;teori&#8221; kisvesiyle anlatılmasına karşıyım.</p>
<p>Yani, sahtekarlığa karşıyım.</p>
<p>Bu yapılıyor mu?</p>
<p>Evet, hem de nasıl.</p>
<p>Gelişmişlikle ilgili değil bu, ahlaksızlıkla ilgili.</p>
<p>Gelişmişsinizdir ama sahtekarsınızdır.</p>
<p>(buradaki <em>-siz</em>ler asla size yönelik değil)</p>
<p>Bir teoriyi, siyasi amaçlarla kullanırsınız.</p>
<p>Başarılı olsanız ne yazar?</p>
<p>Yalancı yaşayıp, yalancı ölürsünüz.</p>
<p>Uygar, çağdaş, saygılı, bilmem ne, ama yalancı.</p>
<p>Dünya bunlarla dolup taşıyor.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz, haklısınız.</p>
<p>Ama işin ilginci, fikir sahibi olmadan da bilgi sahibi olunamıyor.</p>
<p>Şöyle ki:</p>
<p>Saf veri/data şeklinde değil bilgimiz çoğu zaman.</p>
<p>Bunlara ilişkin olumlu ya da olumsuz bir tutumumuz var.</p>
<p>Sıkça söz ettiğiniz &#8220;tarafsızlık&#8221; aslında bir mit.</p>
<p>Tanrısal bir özellik bu.</p>
<p>Bir gazetenin dediği gibi &#8220;düşünmek, taraf olmaktır&#8221;.</p>
<p>Buradaki tartışmalarda çoğu kez gördüğüm şey, tutumlar.</p>
<p>&#8220;Ben tarafsızım&#8221; demek bence doğru değil.</p>
<p>Kendimizi/bakışımızı inançlar/kabuller üstü ya da bunlardan bağımsız yapamayız.</p>
<p>Olmayacak bir şey bu.</p>
<p>Okudukça bakış açımız genişler, evet.</p>
<p>Ama açısız/tarafsız olmayız.</p>
<p>&#8216;Gelişmiş ülkeler&#8217;deki bakış açıları bizi sınırlayan bir şey değil.</p>
<p>Bu ülkelerde bulunan, okuyan, çalışanlarımız var.</p>
<p>Batı&#8217;da evrensel doğrular da var, kültürel/siyasi kabuller de var.</p>
<p>Ansiklopedilerde her ikisi bulunuyor.</p>
<p>Ancak ikincileri birincilere referansta bulunarak haklılama çabası, yaygın bir hastalık.</p>
<p>Belki de siyasi bir zorunluluk olarak görülüyor bu.</p>
<p>Yine de bu rüzgara kapılmamak mümkün.</p>
<p>Tüm dünya kapılsa da, direnmek mümkün.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
