<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>“Şeytan’ın” Avukatı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 25 May 2012 01:12:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44019</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 14:14:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44019</guid>
		<description>:)) güzel...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>:)) güzel&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44017</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 14:06:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44017</guid>
		<description>Özlem hanım,

Vakit gazetesi mainstream dindar camiayı temsil etmiyor. Adamların her yazısına laf yetiştirmek durumunda değiliz. Aynı şeyi Zaman gazetesi yaptığı zaman ise eleştiriyoruz zaten.
Benzetme konusuna gelince... Bizim erkeklerde de şöyle bir durum vardır. Askerde uzun süre kadın yüzü görmeyenler, her gördüğü kadını Greta Garbo sanır. Dikkat edin onlardan olmayasınız :) Atatürk örneğini özellikle verdim. Sevan bey, Atatürk'ten pek hoşlanmaz ama narsistlik ve pozitivistlik konusunda birebir örtüşüyorlar. Kusura bakmasın, bu böyle...
Ankara'lıyım amma İstanbul'dayım maalesef, eyleminizde başarılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanım,</p>
<p>Vakit gazetesi mainstream dindar camiayı temsil etmiyor. Adamların her yazısına laf yetiştirmek durumunda değiliz. Aynı şeyi Zaman gazetesi yaptığı zaman ise eleştiriyoruz zaten.<br />
Benzetme konusuna gelince&#8230; Bizim erkeklerde de şöyle bir durum vardır. Askerde uzun süre kadın yüzü görmeyenler, her gördüğü kadını Greta Garbo sanır. Dikkat edin onlardan olmayasınız <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Atatürk örneğini özellikle verdim. Sevan bey, Atatürk&#8217;ten pek hoşlanmaz ama narsistlik ve pozitivistlik konusunda birebir örtüşüyorlar. Kusura bakmasın, bu böyle&#8230;<br />
Ankara&#8217;lıyım amma İstanbul&#8217;dayım maalesef, eyleminizde başarılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44012</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 12:10:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44012</guid>
		<description>Ben bu kıyası yaşadıkları hayatlar açısından yaptım. Yoksa Nişanyan bir filozof değil. Kendi alanındaki kitapları çalışmaları da elbette çok kıymetli. 
Yahu Ekrem bey kadınlarda şöyle bir olay vardır. Mesela birisi çok güzel bir kadına hayrandır. Greta Garbo diyelim. diğer kadınlar kadını görünce iyyy bu muymuş ressmen bacakları çarpık, ninem bundan güzel  falan derler.:) Bunun erkek versiyonu falan mı böyle
Ataya benzetmeler falan:)
Onu bırakında Cumartesi Ankara da Trafalgar meydanı eylemi kuruyoruz. Siz Ankara'daydınız değil mi? Gelebilecek misiniz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bu kıyası yaşadıkları hayatlar açısından yaptım. Yoksa Nişanyan bir filozof değil. Kendi alanındaki kitapları çalışmaları da elbette çok kıymetli.<br />
Yahu Ekrem bey kadınlarda şöyle bir olay vardır. Mesela birisi çok güzel bir kadına hayrandır. Greta Garbo diyelim. diğer kadınlar kadını görünce iyyy bu muymuş ressmen bacakları çarpık, ninem bundan güzel  falan derler.:) Bunun erkek versiyonu falan mı böyle<br />
Ataya benzetmeler falan:)<br />
Onu bırakında Cumartesi Ankara da Trafalgar meydanı eylemi kuruyoruz. Siz Ankara&#8217;daydınız değil mi? Gelebilecek misiniz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44010</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:49:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44010</guid>
		<description>Ekrem Bey yorumunuza ben de katılıyorum. Ancak şuna da katılıyorum ve öfkemi alamıyorum ki bu tür durumlarda 'dindarlar' adına hareket eden bazı bence karanlık çevreler var. Mesela ne alaka ki Vakit gazetesi Ermeni yazardan İslam'a hakaret başlığı atıyor. Yazarın Ermeni olması ile ne alakası var. Ya da batman da bir takım insanlar toplanıp protesto gösterilerinde bulunuyorlar kimdir bu insanlar. Neden bu çevreler yıllardır böyle provakatif eylemler yaptıkları halde içimizde eleştirilmez. DD için konuşmuyorum bizlerin bu eleştirileri yapmakla ilgili hiçbir problemi yok. Ancak bu eleştiriler yapılmıyor. Hüseyin Üzmez vakası yaşandığında bu olaya karşı tepki veren bir grup kadına Vakit gazetesinin atmadığı iftira kalmadı. Doğan medyasından para almalarından tutunda, Lut kavmi ile uygunsuz ilişkiler kurmalarına kadar yayınlar yapılıp okuyucu kitlesine hedef gösterildiler. Şantaj yapılmak istendi. Kimileri tek tek hedefe konuldu. Bu olayları paylaştığımız çevreler ya siz de yapmasaydınız ya da aman bulaşmayın bu işi kapatalım gitsin moduna girdiler. Sonuçta bu kadınların hepsi sustu. ben de bunu anlamıyorum. Bir toplumun cahillerinin verdiği barbarca tepkileri bir çevreye mal edemem ama bazı çevreler artık bu ülkede sistemli olarak bir şeyleri kışkırtıyorsa, mafyavari hareket ediyorsa ve içimizde hiç eleştirilmiyorsa bunu da anlamakta zorluk çekiyorum. 
Bence Fırat bey Nişanyan'ı çok seven birisine benziyor. Ve Taraf a yakın birisine. Herkes kendi sorumlulğunu yüklensin.Öz eleştirisini yapsın. Böyle çok daha kolay yol alırız gibi geliyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ekrem Bey yorumunuza ben de katılıyorum. Ancak şuna da katılıyorum ve öfkemi alamıyorum ki bu tür durumlarda &#8216;dindarlar&#8217; adına hareket eden bazı bence karanlık çevreler var. Mesela ne alaka ki Vakit gazetesi Ermeni yazardan İslam&#8217;a hakaret başlığı atıyor. Yazarın Ermeni olması ile ne alakası var. Ya da batman da bir takım insanlar toplanıp protesto gösterilerinde bulunuyorlar kimdir bu insanlar. Neden bu çevreler yıllardır böyle provakatif eylemler yaptıkları halde içimizde eleştirilmez. DD için konuşmuyorum bizlerin bu eleştirileri yapmakla ilgili hiçbir problemi yok. Ancak bu eleştiriler yapılmıyor. Hüseyin Üzmez vakası yaşandığında bu olaya karşı tepki veren bir grup kadına Vakit gazetesinin atmadığı iftira kalmadı. Doğan medyasından para almalarından tutunda, Lut kavmi ile uygunsuz ilişkiler kurmalarına kadar yayınlar yapılıp okuyucu kitlesine hedef gösterildiler. Şantaj yapılmak istendi. Kimileri tek tek hedefe konuldu. Bu olayları paylaştığımız çevreler ya siz de yapmasaydınız ya da aman bulaşmayın bu işi kapatalım gitsin moduna girdiler. Sonuçta bu kadınların hepsi sustu. ben de bunu anlamıyorum. Bir toplumun cahillerinin verdiği barbarca tepkileri bir çevreye mal edemem ama bazı çevreler artık bu ülkede sistemli olarak bir şeyleri kışkırtıyorsa, mafyavari hareket ediyorsa ve içimizde hiç eleştirilmiyorsa bunu da anlamakta zorluk çekiyorum.<br />
Bence Fırat bey Nişanyan&#8217;ı çok seven birisine benziyor. Ve Taraf a yakın birisine. Herkes kendi sorumlulğunu yüklensin.Öz eleştirisini yapsın. Böyle çok daha kolay yol alırız gibi geliyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44008</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:39:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44008</guid>
		<description>özlem hanım,

Nişanyan'ın ileride büyük bir yazar/düşünür olarak anılmasını çok isterim ama bunu Elbiseloji yazısındaki entelektüel derinliğiyle (!) yapacaksa, işinin zor olduğunu söylemek lazım. 
Herhalde entelektüelliğin bir "olma" sınırı var ki, bir çoğu bu eşikten atlayamıyor ve narsizmde çakılıp kalıyor. Umarım Nişanyan eşiği atlamayı başarır.
diğer saydığınız isimlerin bir çoğunun ortak özelliği hayatları boyunca umutsuzca mutlak gerçeğin peşinde koşmaya devam etmeleri; gerçek benim avucumdadır diyen insanlar olmamaları.
Ben size gerçeği aşikar kılan, kral çıplak diyen çocuğum diyen bir entelektüel ise ben tanımıyorum. Galiba Atatürk demişti buna benzer şeyler. Onunla aynı listeye koyabiliriz memnun olacaksa :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım,</p>
<p>Nişanyan&#8217;ın ileride büyük bir yazar/düşünür olarak anılmasını çok isterim ama bunu Elbiseloji yazısındaki entelektüel derinliğiyle (!) yapacaksa, işinin zor olduğunu söylemek lazım.<br />
Herhalde entelektüelliğin bir &#8220;olma&#8221; sınırı var ki, bir çoğu bu eşikten atlayamıyor ve narsizmde çakılıp kalıyor. Umarım Nişanyan eşiği atlamayı başarır.<br />
diğer saydığınız isimlerin bir çoğunun ortak özelliği hayatları boyunca umutsuzca mutlak gerçeğin peşinde koşmaya devam etmeleri; gerçek benim avucumdadır diyen insanlar olmamaları.<br />
Ben size gerçeği aşikar kılan, kral çıplak diyen çocuğum diyen bir entelektüel ise ben tanımıyorum. Galiba Atatürk demişti buna benzer şeyler. Onunla aynı listeye koyabiliriz memnun olacaksa <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-44006</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 11:20:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-44006</guid>
		<description>Fırat bey,

Madem Nişanyan adına konuşmayacağız o, bu durumdan dindarları mı yoksa gazete yönetimini mi suçlamış kendi yazısına bakıp karar verelim.
Ayrılma sebepleri:
&lt;blockquote&gt;1. Taraf’taki konumum ilk günden beri eğretiydi. Sanki “kerhen” yazmama izin verildi.&lt;/blockquote&gt;
Yorum: Demek ki en baştan beri bir problem vardı.
&lt;blockquote&gt;2. Sevan Nişanyan kamuoyunda “tepki toplayan” bir isim, “aman gazeteye bir zarar vermesin” tavrı ısrarla hissettirildi. &lt;/blockquote&gt;
Yorum: Kamuoyunda tepki toplayan bir isimle çalışmak konusunda yönetimin başından beri çekinceli olduğu açık.
&lt;blockquote&gt;3. Bir-iki kez hatırlattığım halde yazarlar künyesine adım yazılmadı. &lt;/blockquote&gt;
Yorum: Bu da gazete yönetimiyle ilgili yaşadığı bir sorun.
&lt;blockquote&gt;4. Gazetenin ilk sayfasındaki vinyetlerde de adım bir kez olsun anılmadı. Ahmet Altan “gerek görmemiş”.&lt;/blockquote&gt;
Yorum: Nişanyan uzunca bir süre din konusunda hiçbir şey yazmadı. Demek ki sorun "başkaydı".
&lt;blockquote&gt;5. 14 ay boyunca önceleri her gün, sonra haftada altı gün yazı yazdım. Aynı bayat lafları dön dolaş tekrar etmek yerine, özgün araştırma ve düşünme gerektiren yazılar yazmaya çalıştım. Bunun için bir kuruş para almadım. “İleride ödenecek” ya da “kusura bakma para ödemeyeceğiz” gibi bir açıklama da duymadım. Sonuçta para çok mühim değil. Ama yarım ağızla da olsa bir kere teşekkür eden çıksa sanırım daha mutlu olurdum. Çıkmadı.&lt;/blockquote&gt;Yorum: Demek ki yönetimin yazıları en azından takdir etmesi, ve büyük oranda parasız adam çalıştırması gibi anormal bir durum var. 
&lt;blockquote&gt;6. 21 Eylülde çıkan dine ilişkin yazımdan sonra, kabul edilebilir küstahlık sınırını aştığını düşündüğüm tavırlarla karşılaştım. Birkaç kez alenen fırça yedim. Yazılarım – herhangi bir açıklama veya ikna teşebbüsü olmadan – gelişigüzel makaslanmaya başladı.&lt;/blockquote&gt;Yorum: Demek ki başından beri varolan bir "aykırı adam alerjisi" bu olayla su yüzüne çıktı. Bunu dindarlar ortaya çıkarmadı. Zaten vardı. Bugün olmasa yarın ortaya çıkacaktı.
&lt;blockquote&gt;7.Ekim ayında çıkan iki kitabımdan gazetede tek satırla söz edilmedi. Gerekçe olarak, dine ilişkin yazılarımın “gazeteye zarar verdiği” söylendi. &lt;/blockquote&gt;
Yorum: Nişanyan dindar kesimi değil; yazdıklarından ötürü zarar gördüğünü düşünen GYY'ninin kitabını bile tanıtmamasına içerliyor.
&lt;blockquote&gt;8. Gazetenin “bir süre” beni destekliyor görünmek istemediği bildirildi. Siyasi konulardan uzak durup kelimelere yoğunlaşmam “tavsiye” edildi.&lt;/blockquote&gt;
Yorum: Ticari bir müessese olan gazetenin hayatta kalması için bir Genel Yayın Yönetmeni bu tip konularda hassas davranmış. Ve uyarıda bulunmuş. Sonuçta bir ticari müessesedir. Kar kaygısı vardır, bilançosu, masrafları vardır. Bir gazetenin yayın politikası, bunları da içerecek şekilde düzenlenir. Eğer amaç polemik yaratmak ise, bunu başka şekillerde de yapabilirsin. Bir gazete yönetimi, bir yazarından ötürü zarar görmek istemeyebilir. Ve bu gayet doğaldır.
&lt;blockquote&gt;9. Hemen her gün onlarca ölüm tehdidi alıyorum. Jandarması, emniyeti, savcılığı bunları ciddi buluyor. Ben pek önemsediğimi söyleyemem. &lt;/blockquote&gt;
Yorum: Bu konuyu önemsemediğini ifade ediyor. Ayrıca ölüm tehdidinde bulunanlar dindar insanlar değil. 
&lt;blockquote&gt;10. Ama şunu net olarak görüyorum ki, gazetem bu konuda da arkamda değil ve yarın bu tehditlerin ufak bir kısmı da gerçekleşecek olursa arkamda durmayacak. Bu da, takdir edersiniz ki, hoş bir duygu değil.&lt;/blockquote&gt;
Yorum: Gazete yönetiminin arkasında durmamasından şikayeti. Dindar insanlardan değil.
&lt;blockquote&gt;11. Kusura bakmayın ama bu yaştan sonra bu saçmalıklara tahammül edecek sabrım yok. Yeterince yapacak işim de var. Bu kadar Kelimebaz yetsin.&lt;/blockquote&gt;
Yorum: Demek ki bu saçmalıklarla uğraşmama ve özgürlük için ayrılma kararını alan Sevan bey.

Şimdi bütün bu yazı içerisinde tek bir cümlede ima ile dahi olsa en ufak bir "dindar güruh yüzünden böyle oldu" iması yok ve siz hem kendiniz bu yazıdan "dindarlar yüzünden atıldım" sonucunu çıkarıp, hem de benim Nişanyan'ın söylemediği şeyleri söylediğimi iddia ediyorsunuz. 
Bence sizin Nişanyan'la bu konuyu konuşmanız daha isabetli olacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fırat bey,</p>
<p>Madem Nişanyan adına konuşmayacağız o, bu durumdan dindarları mı yoksa gazete yönetimini mi suçlamış kendi yazısına bakıp karar verelim.<br />
Ayrılma sebepleri:</p>
<blockquote><p>1. Taraf’taki konumum ilk günden beri eğretiydi. Sanki “kerhen” yazmama izin verildi.</p></blockquote>
<p>Yorum: Demek ki en baştan beri bir problem vardı.</p>
<blockquote><p>2. Sevan Nişanyan kamuoyunda “tepki toplayan” bir isim, “aman gazeteye bir zarar vermesin” tavrı ısrarla hissettirildi. </p></blockquote>
<p>Yorum: Kamuoyunda tepki toplayan bir isimle çalışmak konusunda yönetimin başından beri çekinceli olduğu açık.</p>
<blockquote><p>3. Bir-iki kez hatırlattığım halde yazarlar künyesine adım yazılmadı. </p></blockquote>
<p>Yorum: Bu da gazete yönetimiyle ilgili yaşadığı bir sorun.</p>
<blockquote><p>4. Gazetenin ilk sayfasındaki vinyetlerde de adım bir kez olsun anılmadı. Ahmet Altan “gerek görmemiş”.</p></blockquote>
<p>Yorum: Nişanyan uzunca bir süre din konusunda hiçbir şey yazmadı. Demek ki sorun &#8220;başkaydı&#8221;.</p>
<blockquote><p>5. 14 ay boyunca önceleri her gün, sonra haftada altı gün yazı yazdım. Aynı bayat lafları dön dolaş tekrar etmek yerine, özgün araştırma ve düşünme gerektiren yazılar yazmaya çalıştım. Bunun için bir kuruş para almadım. “İleride ödenecek” ya da “kusura bakma para ödemeyeceğiz” gibi bir açıklama da duymadım. Sonuçta para çok mühim değil. Ama yarım ağızla da olsa bir kere teşekkür eden çıksa sanırım daha mutlu olurdum. Çıkmadı.</p></blockquote>
<p>Yorum: Demek ki yönetimin yazıları en azından takdir etmesi, ve büyük oranda parasız adam çalıştırması gibi anormal bir durum var. </p>
<blockquote><p>6. 21 Eylülde çıkan dine ilişkin yazımdan sonra, kabul edilebilir küstahlık sınırını aştığını düşündüğüm tavırlarla karşılaştım. Birkaç kez alenen fırça yedim. Yazılarım – herhangi bir açıklama veya ikna teşebbüsü olmadan – gelişigüzel makaslanmaya başladı.</p></blockquote>
<p>Yorum: Demek ki başından beri varolan bir &#8220;aykırı adam alerjisi&#8221; bu olayla su yüzüne çıktı. Bunu dindarlar ortaya çıkarmadı. Zaten vardı. Bugün olmasa yarın ortaya çıkacaktı.</p>
<blockquote><p>7.Ekim ayında çıkan iki kitabımdan gazetede tek satırla söz edilmedi. Gerekçe olarak, dine ilişkin yazılarımın “gazeteye zarar verdiği” söylendi. </p></blockquote>
<p>Yorum: Nişanyan dindar kesimi değil; yazdıklarından ötürü zarar gördüğünü düşünen GYY&#8217;ninin kitabını bile tanıtmamasına içerliyor.</p>
<blockquote><p>8. Gazetenin “bir süre” beni destekliyor görünmek istemediği bildirildi. Siyasi konulardan uzak durup kelimelere yoğunlaşmam “tavsiye” edildi.</p></blockquote>
<p>Yorum: Ticari bir müessese olan gazetenin hayatta kalması için bir Genel Yayın Yönetmeni bu tip konularda hassas davranmış. Ve uyarıda bulunmuş. Sonuçta bir ticari müessesedir. Kar kaygısı vardır, bilançosu, masrafları vardır. Bir gazetenin yayın politikası, bunları da içerecek şekilde düzenlenir. Eğer amaç polemik yaratmak ise, bunu başka şekillerde de yapabilirsin. Bir gazete yönetimi, bir yazarından ötürü zarar görmek istemeyebilir. Ve bu gayet doğaldır.</p>
<blockquote><p>9. Hemen her gün onlarca ölüm tehdidi alıyorum. Jandarması, emniyeti, savcılığı bunları ciddi buluyor. Ben pek önemsediğimi söyleyemem. </p></blockquote>
<p>Yorum: Bu konuyu önemsemediğini ifade ediyor. Ayrıca ölüm tehdidinde bulunanlar dindar insanlar değil. </p>
<blockquote><p>10. Ama şunu net olarak görüyorum ki, gazetem bu konuda da arkamda değil ve yarın bu tehditlerin ufak bir kısmı da gerçekleşecek olursa arkamda durmayacak. Bu da, takdir edersiniz ki, hoş bir duygu değil.</p></blockquote>
<p>Yorum: Gazete yönetiminin arkasında durmamasından şikayeti. Dindar insanlardan değil.</p>
<blockquote><p>11. Kusura bakmayın ama bu yaştan sonra bu saçmalıklara tahammül edecek sabrım yok. Yeterince yapacak işim de var. Bu kadar Kelimebaz yetsin.</p></blockquote>
<p>Yorum: Demek ki bu saçmalıklarla uğraşmama ve özgürlük için ayrılma kararını alan Sevan bey.</p>
<p>Şimdi bütün bu yazı içerisinde tek bir cümlede ima ile dahi olsa en ufak bir &#8220;dindar güruh yüzünden böyle oldu&#8221; iması yok ve siz hem kendiniz bu yazıdan &#8220;dindarlar yüzünden atıldım&#8221; sonucunu çıkarıp, hem de benim Nişanyan&#8217;ın söylemediği şeyleri söylediğimi iddia ediyorsunuz.<br />
Bence sizin Nişanyan&#8217;la bu konuyu konuşmanız daha isabetli olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beytullah emrah tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43967</link>
		<dc:creator>beytullah emrah</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 20:23:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43967</guid>
		<description>şu sıralar sorumluluğu başkası atmak, işin içinden çıkmanın popüler yolu oldu...

o zaman modaya uyup şöyle mi diyelim: ben özür talep ettiğim için suçluyum, o halde siz de gazeteyi arayıp, mail atıp, faks filan çekip nişanyan'a yazılarındaki üslubundan ötürü tebrik edip, desteğinizi göstermediğiniz için, "bizim" karşımızda onu yalnız bıraktığınız için bir oranda suçlu sayılırsınız...

dediğiniz gibi olsun, "dindarlara bulaşmayacaktı!" nasıl bir bulaşıksak artık dokunan yanıyor?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>şu sıralar sorumluluğu başkası atmak, işin içinden çıkmanın popüler yolu oldu&#8230;</p>
<p>o zaman modaya uyup şöyle mi diyelim: ben özür talep ettiğim için suçluyum, o halde siz de gazeteyi arayıp, mail atıp, faks filan çekip nişanyan&#8217;a yazılarındaki üslubundan ötürü tebrik edip, desteğinizi göstermediğiniz için, &#8220;bizim&#8221; karşımızda onu yalnız bıraktığınız için bir oranda suçlu sayılırsınız&#8230;</p>
<p>dediğiniz gibi olsun, &#8220;dindarlara bulaşmayacaktı!&#8221; nasıl bir bulaşıksak artık dokunan yanıyor?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43964</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 18:49:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43964</guid>
		<description>Fırat bey bir kere benim bildiğim kadarı ile Nişanyan kovulmadı. Kovuldu kelimesini ısrarla tekrarlamanız bence üzücü. Ancak yazılarının sansürlenmesine onurlu bir tepki vererek kendisi ayrıldı. Büyük ihtimalle 15 günlük sürenini sonunda gizli protestosunun anlaşılacağını aranıp sorullacağını düşündü. Bu nezaketi de görmeyince ayrıldı. Eğer bizim bilmediğimiz bir şey varsa başka. 
İkincisi kendi yazısında ki sözleri zaten başından itibaren bir iğreti konumu olduğu. Burada suçu tümüyle dindarlara yıkmıyor.
üçüncüsü evet son noktaya gelişi bu olay sebebi ile ama benim gördüğüm kadarıyla külliyen sizin gibi herkesi çaktı sınıfta kaldı gibi suçlamıyor.

Ancak bu söylediklerim yazıdaki fikrimi değiştirmiyor. Ben inanç tartışmalarında bu toplumda büyük oranda bir tahammülsüzlük olduğuna inanıyorum. Bir futbol maçı için adam kesip biçen atmosferi hepimiz soluyoruz. 

Bence bu işin başında bir yerlerde hata var.
1. Bir şekilde inanç söz konusu olduğunda her şeyin tartışılması gerektiğine inanıyorum. Mesela işin başına dönersek ilk sansürlendiği iddia edilen yazı peygamberimizin küçük bir kadın ile evlenmesini konu edinen bir yazı imiş. Üslubu rencide ediciliği nedir bilemiyorum ancak böyle bir yazı da eğer hakaret içermiyorsa tartışılabilmeli. Bizler konuşmadiğimız zaman bu fikirler toplumun belleğinden siliniyor mu? Ben ilk defa böyle alaycı bir üslupta bunun konu edilişini lisede sosyoloji hocamdı galiba ondan duydum. Peygamberimizin aile hayatı hakkında hiç bir şey bilmiyordum ve müthiş sarsıldım. Zihnen hazırlıksızdım ve araştırabileceğim hiçbir alternatif kaynağa da sahip değildim. Mesela bu konu vesilesi ile Hidayet Hanım'ın bu konuda güzel araştırmaları var onları da öğrenebilirdik.
2. tartışmanın da belli bir adabı usulü kuralları vardır. Boks maçı yaparken bile rakibin belinden aşağı vuramazsınız. Kimse belden aşağı vuran bir rakiple oynamak istemez. Eğer rakip ısrarla belden aşağı vuruyorsa doğal olarak tepki alır. Bu tepki toplumun tahammülsüzlük seviyesine göre değişir. Benim için o yazarın yazılarını okumamak eğer belaltı vuruşları sürekli ve insafsız ise gazeteyi almamaktır mesela. Daha ilkel bir canlı için başka türlü. Her türlü haksızca yapılan hareket bizim de içimizde bir barbarı uyandırır. Bu barbarı baştan kontrol etmek gerekir. Bu noktada insanların haksızlık yapanı eleştirmemesi, a ne var ki canım bunda siz de tahammüllü olun demesi toplumdaki adalet duygusunu zedeler. Adaletin olmadığı yerde konuşan mafyanın adaletidir.
3. Evet bence bir gazetenin bir etik, ahlak anlayışı olmalıdır. Alay ve hakaret haksız yere yapılan belaltı vuruşlardır. Bu noktada bence bir yayın yönetmeni de bir bostan korkuluğu değildir. Anacak en güzeli bence insanları ikna ederek yönetmektir. Mesela dindar dostlarımız incinir asla rasyonalist bir aklı ikna edecek bir cevap değil. Yani sen haklısın bunu yapma hakkında var, hatta bunu yapman belki daha insanları uyandırma açısından güzel ama dindarları incitmeyelim. Bana bile bir şey ifade etmiyor.
4. Peki toplumda işlerin kontrolden çıktığı yerde ne olur. İşte vakit gazetesi gibi gazeteler ermeni yazar başlıkları atar öbürü başka bel altı vurur vs. bence bunlar da zamanında eleştirilmesi gereken tavırlar. 
5. Peki alaycı bir üslupla dini tartışmak isteyen kişiye destek vermedi diye dindar yazarlar suçlanabilir mi? bence çok büyük haksızlık. Bu insanlar kendileri toplumla insanlar ile bu şekilde mi ilişki kuruyorlar ki bunu öteki için savunmasını bekliyorsunuz. Bu insanlar mesela Hristiyanlığı bu üslupla mı tartışıyorlar? yerli yersiz alaycılık bir nevi şikedir. Maça bir sıfır önde başlama çabasıdır.
neden savunayım. Ama inancı tartışmayı sonuna kadar savunurum o ayrı.
Zalim ile mücadele bir nevi harp halidir. orada belaltı bel üstü vurdun bakılmazZalimleşene benim hakkımı yiyene, ironiyi kullanabilirim. Peki müslümanlık bir ateistin zalimimidir ki alaycılığı islam için kullansın.
6. Tabi insanlar bir şeyi yaparken o kadar ince eleyip sık dokumaz çoğu zaman. O an tepesi atmıştır yazıverir. Sonra da gönül almaya çalışır. Gönül almaya çalışmak da bir erdem. Bunu da görmek lazım(dı)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fırat bey bir kere benim bildiğim kadarı ile Nişanyan kovulmadı. Kovuldu kelimesini ısrarla tekrarlamanız bence üzücü. Ancak yazılarının sansürlenmesine onurlu bir tepki vererek kendisi ayrıldı. Büyük ihtimalle 15 günlük sürenini sonunda gizli protestosunun anlaşılacağını aranıp sorullacağını düşündü. Bu nezaketi de görmeyince ayrıldı. Eğer bizim bilmediğimiz bir şey varsa başka.<br />
İkincisi kendi yazısında ki sözleri zaten başından itibaren bir iğreti konumu olduğu. Burada suçu tümüyle dindarlara yıkmıyor.<br />
üçüncüsü evet son noktaya gelişi bu olay sebebi ile ama benim gördüğüm kadarıyla külliyen sizin gibi herkesi çaktı sınıfta kaldı gibi suçlamıyor.</p>
<p>Ancak bu söylediklerim yazıdaki fikrimi değiştirmiyor. Ben inanç tartışmalarında bu toplumda büyük oranda bir tahammülsüzlük olduğuna inanıyorum. Bir futbol maçı için adam kesip biçen atmosferi hepimiz soluyoruz. </p>
<p>Bence bu işin başında bir yerlerde hata var.<br />
1. Bir şekilde inanç söz konusu olduğunda her şeyin tartışılması gerektiğine inanıyorum. Mesela işin başına dönersek ilk sansürlendiği iddia edilen yazı peygamberimizin küçük bir kadın ile evlenmesini konu edinen bir yazı imiş. Üslubu rencide ediciliği nedir bilemiyorum ancak böyle bir yazı da eğer hakaret içermiyorsa tartışılabilmeli. Bizler konuşmadiğimız zaman bu fikirler toplumun belleğinden siliniyor mu? Ben ilk defa böyle alaycı bir üslupta bunun konu edilişini lisede sosyoloji hocamdı galiba ondan duydum. Peygamberimizin aile hayatı hakkında hiç bir şey bilmiyordum ve müthiş sarsıldım. Zihnen hazırlıksızdım ve araştırabileceğim hiçbir alternatif kaynağa da sahip değildim. Mesela bu konu vesilesi ile Hidayet Hanım&#8217;ın bu konuda güzel araştırmaları var onları da öğrenebilirdik.<br />
2. tartışmanın da belli bir adabı usulü kuralları vardır. Boks maçı yaparken bile rakibin belinden aşağı vuramazsınız. Kimse belden aşağı vuran bir rakiple oynamak istemez. Eğer rakip ısrarla belden aşağı vuruyorsa doğal olarak tepki alır. Bu tepki toplumun tahammülsüzlük seviyesine göre değişir. Benim için o yazarın yazılarını okumamak eğer belaltı vuruşları sürekli ve insafsız ise gazeteyi almamaktır mesela. Daha ilkel bir canlı için başka türlü. Her türlü haksızca yapılan hareket bizim de içimizde bir barbarı uyandırır. Bu barbarı baştan kontrol etmek gerekir. Bu noktada insanların haksızlık yapanı eleştirmemesi, a ne var ki canım bunda siz de tahammüllü olun demesi toplumdaki adalet duygusunu zedeler. Adaletin olmadığı yerde konuşan mafyanın adaletidir.<br />
3. Evet bence bir gazetenin bir etik, ahlak anlayışı olmalıdır. Alay ve hakaret haksız yere yapılan belaltı vuruşlardır. Bu noktada bence bir yayın yönetmeni de bir bostan korkuluğu değildir. Anacak en güzeli bence insanları ikna ederek yönetmektir. Mesela dindar dostlarımız incinir asla rasyonalist bir aklı ikna edecek bir cevap değil. Yani sen haklısın bunu yapma hakkında var, hatta bunu yapman belki daha insanları uyandırma açısından güzel ama dindarları incitmeyelim. Bana bile bir şey ifade etmiyor.<br />
4. Peki toplumda işlerin kontrolden çıktığı yerde ne olur. İşte vakit gazetesi gibi gazeteler ermeni yazar başlıkları atar öbürü başka bel altı vurur vs. bence bunlar da zamanında eleştirilmesi gereken tavırlar.<br />
5. Peki alaycı bir üslupla dini tartışmak isteyen kişiye destek vermedi diye dindar yazarlar suçlanabilir mi? bence çok büyük haksızlık. Bu insanlar kendileri toplumla insanlar ile bu şekilde mi ilişki kuruyorlar ki bunu öteki için savunmasını bekliyorsunuz. Bu insanlar mesela Hristiyanlığı bu üslupla mı tartışıyorlar? yerli yersiz alaycılık bir nevi şikedir. Maça bir sıfır önde başlama çabasıdır.<br />
neden savunayım. Ama inancı tartışmayı sonuna kadar savunurum o ayrı.<br />
Zalim ile mücadele bir nevi harp halidir. orada belaltı bel üstü vurdun bakılmazZalimleşene benim hakkımı yiyene, ironiyi kullanabilirim. Peki müslümanlık bir ateistin zalimimidir ki alaycılığı islam için kullansın.<br />
6. Tabi insanlar bir şeyi yaparken o kadar ince eleyip sık dokumaz çoğu zaman. O an tepesi atmıştır yazıverir. Sonra da gönül almaya çalışır. Gönül almaya çalışmak da bir erdem. Bunu da görmek lazım(dı)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fırat Ozgener tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43962</link>
		<dc:creator>Fırat Ozgener</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 17:50:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43962</guid>
		<description>Ekrem bey, ben tiraji dustu demedim, protesto edildigini soyledim. Nisanyan da durumu boyle acikliyor, siz benimle degil onunla tartisin. O diyor ki ozetle:

"Ben din uzerine yazdim ve yazilarim bu yuzden sansurlenmeye basladi, nezaketsizce yazilarim kesildi, fircalandim, ustelik olum tehditleri aldim ama gazetenin bana sahip cikacagini hissetmedim."

Bence ya siz ya ben bir hata yapiyoruz. Siz diyorsunuz ki baska tur tepkiler de vardi ve adami kovduracak bir sey yapilmadi, zaten cok sonra kovuldu. Iyi de neden adamin adina konusuyorsunuz ki? O oyle mi diyor? Yoksa tersini mi diyor? Adam magdurum, beni bunlar magdur etti diyor, siz de diyorsunuz ki hayir magdur olmadi, etmedik. Peki o zaman siz benle degil niye Nisanyan'la tartismiyorsunuz? Nisanyan yok yere mi sucluyor? O zaman oyle deyin. Nisanyan durup dururken dindarlara camur atiyor, oysa yazilari icin cok para istedi ve o yuzden kovulmustu deyin. Ya da Ahmet Altan'in ona mesela firtina kelimesinin anlamini yanlis yazdigi icin gicigi vardi, dindarlara bulasmasini bahane etti deyin. Ben degilim ki sizin muhatabiniz.
Bakin, dindarlarin tepkisi yuzunden bunlar oldu demek bunu sahsen sizin yaptiginiz anlamina gelmez. Siz veya sayin eg gibi dusunmeyenler de vardi, bunlar sebep olmadiysa kim oldu? nisanyan onlar sebep oldu diyor, siz degil diyorsunuz. Siz aciklayin o zaman kim sebep olduysa kovulmasina. Ahmet Altan dindarlara kotuluk yapmak icin, ustlerine kalsin diye pireden oturu yorgan mi yakti?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ekrem bey, ben tiraji dustu demedim, protesto edildigini soyledim. Nisanyan da durumu boyle acikliyor, siz benimle degil onunla tartisin. O diyor ki ozetle:</p>
<p>&#8220;Ben din uzerine yazdim ve yazilarim bu yuzden sansurlenmeye basladi, nezaketsizce yazilarim kesildi, fircalandim, ustelik olum tehditleri aldim ama gazetenin bana sahip cikacagini hissetmedim.&#8221;</p>
<p>Bence ya siz ya ben bir hata yapiyoruz. Siz diyorsunuz ki baska tur tepkiler de vardi ve adami kovduracak bir sey yapilmadi, zaten cok sonra kovuldu. Iyi de neden adamin adina konusuyorsunuz ki? O oyle mi diyor? Yoksa tersini mi diyor? Adam magdurum, beni bunlar magdur etti diyor, siz de diyorsunuz ki hayir magdur olmadi, etmedik. Peki o zaman siz benle degil niye Nisanyan&#8217;la tartismiyorsunuz? Nisanyan yok yere mi sucluyor? O zaman oyle deyin. Nisanyan durup dururken dindarlara camur atiyor, oysa yazilari icin cok para istedi ve o yuzden kovulmustu deyin. Ya da Ahmet Altan&#8217;in ona mesela firtina kelimesinin anlamini yanlis yazdigi icin gicigi vardi, dindarlara bulasmasini bahane etti deyin. Ben degilim ki sizin muhatabiniz.<br />
Bakin, dindarlarin tepkisi yuzunden bunlar oldu demek bunu sahsen sizin yaptiginiz anlamina gelmez. Siz veya sayin eg gibi dusunmeyenler de vardi, bunlar sebep olmadiysa kim oldu? nisanyan onlar sebep oldu diyor, siz degil diyorsunuz. Siz aciklayin o zaman kim sebep olduysa kovulmasina. Ahmet Altan dindarlara kotuluk yapmak icin, ustlerine kalsin diye pireden oturu yorgan mi yakti?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43956</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 15:35:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43956</guid>
		<description>Neyse beni okur gaz alır (okursa) sizi okur gazı söner. Geçinip gideriz.:)
Allah aşkına bundan fazlası olmanın ölçüsü nedir siz biliyor musunuz. Kimin ederinin ne kadar olduğunu ya da bundan bir 100 sene sonra olacağını nasıl tartabiliyoruz. Bir kere saydığım insanlar gibi değil tabi. alanları kategorileri farklı elma ile armutları toplamak olur bu. 
Gaz verip vermemek kadar kime ne için gaz verdiğiniz de önemlidir. Sizce ben bir insanın din ile alay etmesini haklı bulacak şekilde bir gaz verdim mi? Ama iyi bir şeyler gördüğümüzde evet birbirimize gaz vermeyi de bilmek lazım. Ben gocunmam valla. İyi bir şey gördüğümde çok iyi gaz veririm.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Neyse beni okur gaz alır (okursa) sizi okur gazı söner. Geçinip gideriz.:)<br />
Allah aşkına bundan fazlası olmanın ölçüsü nedir siz biliyor musunuz. Kimin ederinin ne kadar olduğunu ya da bundan bir 100 sene sonra olacağını nasıl tartabiliyoruz. Bir kere saydığım insanlar gibi değil tabi. alanları kategorileri farklı elma ile armutları toplamak olur bu.<br />
Gaz verip vermemek kadar kime ne için gaz verdiğiniz de önemlidir. Sizce ben bir insanın din ile alay etmesini haklı bulacak şekilde bir gaz verdim mi? Ama iyi bir şeyler gördüğümüzde evet birbirimize gaz vermeyi de bilmek lazım. Ben gocunmam valla. İyi bir şey gördüğümde çok iyi gaz veririm.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43955</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 15:20:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43955</guid>
		<description>özlem hanım,

Nişanyan da kendini "kral çıplak diyen çocuk" olarak görüyordu zaten. Bence okuyorsa yazdıklarınızdan iyi gaz almıştır. Bence ihtiyacı olan bu değil. Kendisini pek fazla önemsiyor ve burnundan pek fazla da kıl aldırmıyor. Tüm bu özür yazılarında bile bu halinin ortadan kalktığına dair hiçbir emare yoktu. 
Nişanyan'ı; Nietzche, Zweig, Tolstoy, Sokrat kategorisine sokmak... Evet, entelektüel birikimi yüksek, cesaretli bir yazar ama bundan fazlası değil.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım,</p>
<p>Nişanyan da kendini &#8220;kral çıplak diyen çocuk&#8221; olarak görüyordu zaten. Bence okuyorsa yazdıklarınızdan iyi gaz almıştır. Bence ihtiyacı olan bu değil. Kendisini pek fazla önemsiyor ve burnundan pek fazla da kıl aldırmıyor. Tüm bu özür yazılarında bile bu halinin ortadan kalktığına dair hiçbir emare yoktu.<br />
Nişanyan&#8217;ı; Nietzche, Zweig, Tolstoy, Sokrat kategorisine sokmak&#8230; Evet, entelektüel birikimi yüksek, cesaretli bir yazar ama bundan fazlası değil.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43954</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 14:48:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43954</guid>
		<description>Yani bir taraftan zihnimi kurcalayan şey de şu. ben de nazik, düşünceli, nefsini terbiye etmiş insanları çok seviyorum. Öyle insanlarla muhatap iken çok daha güvendeyim adeta. Ama tarihe de baktığımda nerde sıradışı bir zeka, yaratıcılık görsem orada bencillik, aykırılik ya da pervasızlık da buluyorum aynı zamanda. Sokrat'tan, diyojen'e, oradan tolstoy'a ,Nietzsche ye , stefan zweig a aklıma gelmiyor bir sürü bilim adamı, edebiyatçı veya filozofa baktığımda diyorum ki bu adamlar ya toplumlarının başbelası, ya melankolik ya da aykırı insanlar. benim bildiğim edebiyat ve felsefe alanında hiç de ciddi bir neden yokken intihar eden, ya da toplumlarınca lanetlenen, bulundukları ortama göre deli bozuk davranan bir sürü adam var. Bunların hepsini susturabilseydik dünyanın hali nice olurdu. 
Öte yandan belki doğanın bir dengesi bu susturma hali bütün toplum da bu şekilde 'arızalı' adamlarla dolu olsa yine insanlığın hali nice olurdu da diyebilirim.:)
Sanırım hayatın içinde bir denge var. 
diyorum ya şeytanın avukatlığı bu.:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yani bir taraftan zihnimi kurcalayan şey de şu. ben de nazik, düşünceli, nefsini terbiye etmiş insanları çok seviyorum. Öyle insanlarla muhatap iken çok daha güvendeyim adeta. Ama tarihe de baktığımda nerde sıradışı bir zeka, yaratıcılık görsem orada bencillik, aykırılik ya da pervasızlık da buluyorum aynı zamanda. Sokrat&#8217;tan, diyojen&#8217;e, oradan tolstoy&#8217;a ,Nietzsche ye , stefan zweig a aklıma gelmiyor bir sürü bilim adamı, edebiyatçı veya filozofa baktığımda diyorum ki bu adamlar ya toplumlarının başbelası, ya melankolik ya da aykırı insanlar. benim bildiğim edebiyat ve felsefe alanında hiç de ciddi bir neden yokken intihar eden, ya da toplumlarınca lanetlenen, bulundukları ortama göre deli bozuk davranan bir sürü adam var. Bunların hepsini susturabilseydik dünyanın hali nice olurdu.<br />
Öte yandan belki doğanın bir dengesi bu susturma hali bütün toplum da bu şekilde &#8216;arızalı&#8217; adamlarla dolu olsa yine insanlığın hali nice olurdu da diyebilirim.:)<br />
Sanırım hayatın içinde bir denge var.<br />
diyorum ya şeytanın avukatlığı bu.:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43951</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 13:44:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43951</guid>
		<description>Tesekkur ederim Aziz bey.Çok naziksiniz.

 Enver bey soylediginiz yaziyi hatirliyorum. Cihan Benim 20 yildir tanidigim bir arkadasim. Son derece hassas, sanatçı ruhlu, kirilgan bir insan. Cok çok severim. Sevan beyi ise bir forumda tanidim. Epeyce din ve baticilik uzerinden polemigimiz oldu. Onun uslubu icin o yazi o kadar narin bir yazi ki:) inanamazsiniz. Zaten yaptığından ötürü üzüldüğü için o kadar kısık sesli bir yazi ve eşek muhabbeti yazisini yazdi. bu samimi üzüntüsünü bir yerde röportajında söylemişti. yalniz ben ayni sekilde kirilgan degilim. mesela bu polemiklerde sansur yazisindaki gibi ifadeler olmadigi zamna(o yazidaki uslubu haric tutuyorum) Nişanyan ile kavga etmekten çok mutlu oldum. Çok şey öğreniyorsunuz, her şeyi söyleyebilir, kızabilirsiniz ama entelektuel seviyesini inkar etmek haksızlık olur. İnsanlarla girdiği birebir ilişkiyi de taktir etmemek mümkün değil. Bugün bir yerde iki satır yazan insan bakıyorsunuz inanılmaz havalara giriyor kimse ile muhatap olmuyor. bir insanın oturup mesela haydan gelen yazısı için 116 dindara , sansur yazısı için yüzlerce insana maille laf yetiştirmesi çok ilginç. o kadar gazete yazısı ve kitap çalışması arasında. Bunu da çok taktir ediyorum...Onun insanlar ile kurduğu ilişki tarzı bu. Mesele de bu zaten. Biz bizden farklı olanı ne kadar kaldırabiliyoruz bu yazının da konusu düşünce özgürlüğü tartışmasının yanında bir yerde de bu. 

Tabi kimse kırıldığı yerde irtibatını sürdürmek zorunda değil ama ben sıradışı ve zeki insanları seviyorum sanirım. O yüzden de pervasızlıklarından çok alınmıyorum. tabi benim de sınırlarım var. Onur kavramını da severim mesela.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkur ederim Aziz bey.Çok naziksiniz.</p>
<p> Enver bey soylediginiz yaziyi hatirliyorum. Cihan Benim 20 yildir tanidigim bir arkadasim. Son derece hassas, sanatçı ruhlu, kirilgan bir insan. Cok çok severim. Sevan beyi ise bir forumda tanidim. Epeyce din ve baticilik uzerinden polemigimiz oldu. Onun uslubu icin o yazi o kadar narin bir yazi ki:) inanamazsiniz. Zaten yaptığından ötürü üzüldüğü için o kadar kısık sesli bir yazi ve eşek muhabbeti yazisini yazdi. bu samimi üzüntüsünü bir yerde röportajında söylemişti. yalniz ben ayni sekilde kirilgan degilim. mesela bu polemiklerde sansur yazisindaki gibi ifadeler olmadigi zamna(o yazidaki uslubu haric tutuyorum) Nişanyan ile kavga etmekten çok mutlu oldum. Çok şey öğreniyorsunuz, her şeyi söyleyebilir, kızabilirsiniz ama entelektuel seviyesini inkar etmek haksızlık olur. İnsanlarla girdiği birebir ilişkiyi de taktir etmemek mümkün değil. Bugün bir yerde iki satır yazan insan bakıyorsunuz inanılmaz havalara giriyor kimse ile muhatap olmuyor. bir insanın oturup mesela haydan gelen yazısı için 116 dindara , sansur yazısı için yüzlerce insana maille laf yetiştirmesi çok ilginç. o kadar gazete yazısı ve kitap çalışması arasında. Bunu da çok taktir ediyorum&#8230;Onun insanlar ile kurduğu ilişki tarzı bu. Mesele de bu zaten. Biz bizden farklı olanı ne kadar kaldırabiliyoruz bu yazının da konusu düşünce özgürlüğü tartışmasının yanında bir yerde de bu. </p>
<p>Tabi kimse kırıldığı yerde irtibatını sürdürmek zorunda değil ama ben sıradışı ve zeki insanları seviyorum sanirım. O yüzden de pervasızlıklarından çok alınmıyorum. tabi benim de sınırlarım var. Onur kavramını da severim mesela.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aziz yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43939</link>
		<dc:creator>aziz yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 11:11:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43939</guid>
		<description>Geçmiş olsun Özlem hanım.Acil şifalar dilerim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmiş olsun Özlem hanım.Acil şifalar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43935</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:52:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43935</guid>
		<description>özlem hanım, nişanyan'ın eşek muhabbeti başlıklı özür yazısından önce olanlardan bahsediyorum. cihan hanım da nişanyan'ın sansür yazısına bir cevap yazanlardandı. o yazısı üzerine nişanyan - benim üslubunu çok üstten ve alaycı bulduğum, bu yüzden de çirkin bulduğum- bir cevap yazdı cihan hanım'a. cihan hanım bu yazının üzerine bir cevap yazmadı. hatırlıyorum, zira cihan hanımla o sırada bu konuda emailleşmiştik...

eşek muhabbeti ve özür sonrası olanları ise pek takip etmedim. zira benim için nişanyan'ı okuma serüvenim sansür yazısından sonra fiilen -eskaza denk gelirsem ve ilginç bulursam okurum- moduna dönmüştü.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım, nişanyan&#8217;ın eşek muhabbeti başlıklı özür yazısından önce olanlardan bahsediyorum. cihan hanım da nişanyan&#8217;ın sansür yazısına bir cevap yazanlardandı. o yazısı üzerine nişanyan - benim üslubunu çok üstten ve alaycı bulduğum, bu yüzden de çirkin bulduğum- bir cevap yazdı cihan hanım&#8217;a. cihan hanım bu yazının üzerine bir cevap yazmadı. hatırlıyorum, zira cihan hanımla o sırada bu konuda emailleşmiştik&#8230;</p>
<p>eşek muhabbeti ve özür sonrası olanları ise pek takip etmedim. zira benim için nişanyan&#8217;ı okuma serüvenim sansür yazısından sonra fiilen -eskaza denk gelirsem ve ilginç bulursam okurum- moduna dönmüştü.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43934</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43934</guid>
		<description>Fırat bey,

&lt;blockquote&gt;Sonunda ister adına samimiyetsizlik deyin, ister başka bir şey; Nişanyan’ın kovulduysa kovulma sebebi, yazılarına baskılar sonucu ara verdiyse de bunun sebebi dindar insanların tepkileridir.&lt;/blockquote&gt;
Sizin dindar kesimden beklediğiniz anladığım kadarıyla tamamen tepkisiz, sinirleri alınmış bir topluluk olmaları. Nişanyan yazıları, son derece irrite edici ve üslup açısından oldukça nahoş yazılardı. Kendisinin ne derece nazik bir beyefendi olduğunu bilen bir çok insanı hayal kırıklığına uğrattı. Bu yazılardan sonra birçok dindar insan Taraf gazetesini desteklemeyi bıraktı. İnsanların, kendi değerlerinin aşağılandığı bir gazeteyi almak istememesinden doğal bir şey olamaz. Bunun olmaması ise insan tabiatına aykırı bir şey. 
Fakat sonra bir şey oldu, Sevan bey birçok insanı çok anlamsızca incittiğini ve yanlış yaptığını anladı ve kibarca incittiği insanların gönüllerini aldı. 
Bu süre içinde dindar kesimin yazılarında gördüğüm oldukça olgun, ağırbaşlı ve entelektüel karşılıklardı. Bir tek "Vurun Kahpeye" yazısı okumadım. Bunca zaman geçtikten ve münakaşanın üzerinden çok sular aktıktan sonra Nişanyan'ın işine son veriliyorsa yanlış yapılıyor. ama tutup "hep sizin yüzünüzden, Taraf almadınız tirajı düştü, tepki gösterdiniz işte böyle oldu" yaklaşımı pek adil değil. Tepkiyi hakeden yazılardı ve doğal olarak tepki gördü. Tüm matematik, mantık, psikoloji, sosyoloji kuralları bunun böyle olacağını söylüyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fırat bey,</p>
<blockquote><p>Sonunda ister adına samimiyetsizlik deyin, ister başka bir şey; Nişanyan’ın kovulduysa kovulma sebebi, yazılarına baskılar sonucu ara verdiyse de bunun sebebi dindar insanların tepkileridir.</p></blockquote>
<p>Sizin dindar kesimden beklediğiniz anladığım kadarıyla tamamen tepkisiz, sinirleri alınmış bir topluluk olmaları. Nişanyan yazıları, son derece irrite edici ve üslup açısından oldukça nahoş yazılardı. Kendisinin ne derece nazik bir beyefendi olduğunu bilen bir çok insanı hayal kırıklığına uğrattı. Bu yazılardan sonra birçok dindar insan Taraf gazetesini desteklemeyi bıraktı. İnsanların, kendi değerlerinin aşağılandığı bir gazeteyi almak istememesinden doğal bir şey olamaz. Bunun olmaması ise insan tabiatına aykırı bir şey.<br />
Fakat sonra bir şey oldu, Sevan bey birçok insanı çok anlamsızca incittiğini ve yanlış yaptığını anladı ve kibarca incittiği insanların gönüllerini aldı.<br />
Bu süre içinde dindar kesimin yazılarında gördüğüm oldukça olgun, ağırbaşlı ve entelektüel karşılıklardı. Bir tek &#8220;Vurun Kahpeye&#8221; yazısı okumadım. Bunca zaman geçtikten ve münakaşanın üzerinden çok sular aktıktan sonra Nişanyan&#8217;ın işine son veriliyorsa yanlış yapılıyor. ama tutup &#8220;hep sizin yüzünüzden, Taraf almadınız tirajı düştü, tepki gösterdiniz işte böyle oldu&#8221; yaklaşımı pek adil değil. Tepkiyi hakeden yazılardı ve doğal olarak tepki gördü. Tüm matematik, mantık, psikoloji, sosyoloji kuralları bunun böyle olacağını söylüyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43881</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 23:08:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43881</guid>
		<description>Bence Nişanyan ın Cihan aktaş a yazısı da hiç küstah değil çok ölçülüydü. Eşek muhabbeti yazısından sonra Cihan Aktaş ın yazdığı karşılama yazısı da çok güzeldi. ve ali bulaç ın yazısı da çok sağduyulu idi. İyi şeyleri de görmek isteyen görebilir aslında.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence Nişanyan ın Cihan aktaş a yazısı da hiç küstah değil çok ölçülüydü. Eşek muhabbeti yazısından sonra Cihan Aktaş ın yazdığı karşılama yazısı da çok güzeldi. ve ali bulaç ın yazısı da çok sağduyulu idi. İyi şeyleri de görmek isteyen görebilir aslında.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43880</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 22:53:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43880</guid>
		<description>bu arada biraz hastayım. Cümlelerimi doğru dürüst toparlayıp yazamıyorum. farkındayım. ama ama diye gidiyor. Kusuruma bakmayın.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu arada biraz hastayım. Cümlelerimi doğru dürüst toparlayıp yazamıyorum. farkındayım. ama ama diye gidiyor. Kusuruma bakmayın.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43879</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 22:49:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43879</guid>
		<description>Fırat bey,
bence meseleye çok dışardan ve indirgemeci bakıyorsunuz. O dönem Nişanyan a üç ayrı tavır mevcuttu. Birincisi küfür cephesi. Bu cephenin yazdıkları okunursa insanların daha çok ırkçı bir dil ile konuştuğu görülür. İkincisi vakit gazetesinin gaza getirdiği çevreler. ya da kendiliğinden gaza gelenler. Ki vakit gazetesinin böyle zamanlarda pırtlayan bir misyonu vardır. Ben karanlık bulurum. Cihan Hanım gibi seviyeli eleştirilerden Nişanyan ın kendisi de çok mutlu olmuş, böyle tepkilerinde çok olduğunu oldukça bu eleştirilerden sarsıldığını yazmıştır bir yerde. Hatta bazı dindarlarca gösterilen sevgiden kendimi yumuşak bir yastıkla boğuluyormuş gibi hissettim diye bir cümlesi var.
Nişanyan polemiği çata çat kavgaları çok seven bir insan. Farklı birisi. Köşesinden ona karşı yazdılar lafı en çok onun hayat felsefesine aykırı. Çünkü kavgayı çok seviyor zaten. Emin olun:) 

Bir de Bekir bey gibi destek verenler de var tabi. 
Benim eleştirim tahammülsüz, çabuk gaza gelen, ikna ve tartışmayı reddeden grubadır. Hatta korkum da. Ama boyle bir güruh geneli temsil etmese de böyle zamanlarında gayet etkili olur. Hele ki Taraf gibi zor ayakta kalan bir gazete için.

Ben de Nişanyan ın yazılarının bitmesine çok üzüldüm. Ama acısını da herkesin kafasına bu sefer bu yönde tavayı geçirerek çıkaramam.

Maalesef Fırat Bey insanlar bir tornadan çıkmış gibi olmuyor. Küfreden de oluyor, seven de , edeplice eleştiren de. Yanlış davranış tarzıyla kıyasıya mücadele edelim ama herkesin de üstünü çizip bak siz yaptınız , hadi bakalım şimdi ne diyeceksiniz demek de hiç hakkaniyetli değil.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fırat bey,<br />
bence meseleye çok dışardan ve indirgemeci bakıyorsunuz. O dönem Nişanyan a üç ayrı tavır mevcuttu. Birincisi küfür cephesi. Bu cephenin yazdıkları okunursa insanların daha çok ırkçı bir dil ile konuştuğu görülür. İkincisi vakit gazetesinin gaza getirdiği çevreler. ya da kendiliğinden gaza gelenler. Ki vakit gazetesinin böyle zamanlarda pırtlayan bir misyonu vardır. Ben karanlık bulurum. Cihan Hanım gibi seviyeli eleştirilerden Nişanyan ın kendisi de çok mutlu olmuş, böyle tepkilerinde çok olduğunu oldukça bu eleştirilerden sarsıldığını yazmıştır bir yerde. Hatta bazı dindarlarca gösterilen sevgiden kendimi yumuşak bir yastıkla boğuluyormuş gibi hissettim diye bir cümlesi var.<br />
Nişanyan polemiği çata çat kavgaları çok seven bir insan. Farklı birisi. Köşesinden ona karşı yazdılar lafı en çok onun hayat felsefesine aykırı. Çünkü kavgayı çok seviyor zaten. Emin olun:) </p>
<p>Bir de Bekir bey gibi destek verenler de var tabi.<br />
Benim eleştirim tahammülsüz, çabuk gaza gelen, ikna ve tartışmayı reddeden grubadır. Hatta korkum da. Ama boyle bir güruh geneli temsil etmese de böyle zamanlarında gayet etkili olur. Hele ki Taraf gibi zor ayakta kalan bir gazete için.</p>
<p>Ben de Nişanyan ın yazılarının bitmesine çok üzüldüm. Ama acısını da herkesin kafasına bu sefer bu yönde tavayı geçirerek çıkaramam.</p>
<p>Maalesef Fırat Bey insanlar bir tornadan çıkmış gibi olmuyor. Küfreden de oluyor, seven de , edeplice eleştiren de. Yanlış davranış tarzıyla kıyasıya mücadele edelim ama herkesin de üstünü çizip bak siz yaptınız , hadi bakalım şimdi ne diyeceksiniz demek de hiç hakkaniyetli değil.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2010/01/08/%e2%80%9cseytan%e2%80%99in%e2%80%9d-avukati/#comment-43878</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 21:50:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=8129#comment-43878</guid>
		<description>fırat bey o dönem nişanyan'a "cevap" yazan bütün müslümanarı nişanyan'ın atılmasıne sebep olarak göstermiş. oh ne güzel dünya! bir köşe sahibi olan kişi, herkese "sallama" hakkını kendinde görecek; ama ona kimse cevap yazamayacak. cevap yazarsa, hasbelkader bir şekilde işten atılıra cevap yazılan kişi, cevap yazan sorumlu olacak...benim bildiğim cevap yazan hiçbir kişi, nişanyan'ın sansürlenmesi ya da atılması yönünde bir tutumla hareket etmedi. hatta nişanyan'ın "üstten bakan" bir üslupla bence oldukça çirkin cevaplar yazdığı cihan aktaş, hiçbir şekilde edebini bozmadı nişanyan'a karşı. bakın ben ne yazmışım kısaca:

********************
Benim anladığım anlamda demokratlık, kendisine bakarak ötekinin mutlak olarak ne düşündüğünün bilinebildiği ve bu yüzden de yolunu tamamlamış olmanın şehvetine sahip olunan bir şey değildir. Demokrat, liberalizmin bireyinin tersine, “insan” olmak için uğraşır. Liberal bir birey için özgürlük adeta başkalarına hakaret edebilme özgürlüğüdür. Bu yöndeki engellemelerin hepsi fikre yapılan sansür olarak değerlendirilir. Ama demokrat insan, fikre sansür uygulanmasını asla talep etmezken, kendisini ötekiyle ilişkiyi nasıl kurabileceği yönünde dinamik olarak konumlandırır. Yani kendisine bakarak ötekini anladığını ve bu açıdan da yaptığının mutlak doğru olduğunu iddia etmez. Ötekiyle ilişkisi, öğrenme ve ikna süreçleri ile devamlılığı olan bir ilişkidir. Çünkü bilir ki “ben öteki olmadan asla tamamlanamaz”. Bu açıdan dindar olmayan - hatta ateist olan - bir demokrat bile, bir dindarın (Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Budist, Taoist vs. hiç fark etmez) üzerinde yoğun olarak hakaret etkisi yaratabilecek şeyleri söylememeye çalışır. Dindar bir demokrat da aynısını yapar!

Nişanyan’ın yaptığına karşıt, bir demokrat, özgürlüğü, insanlara ve onların kutsallarına hakaret etmenin bir ehliyeti olarak görmez. Özgürlük, insanın kendisini “oldurması” için bir araç olarak önem kazanır demokratlıkta. Bu demek değildir ki eleştiri olmaz. Eleştiri olur, hem de ilk önce kendisinden başlayarak… Ama bunda bile demokrat, eleştirdiği insan veya toplumla hemhal olmaya özen gösterir. Ancak bu şekilde o insan veya toplumları anlayabilir, tanıyabilir çünkü. Yine eleştiri mutlak bir “son bilgiye” sahip olan bir insanın diğerine eleştirisi değil, yolda olduğunu ve o yoldaki durumunun mutlak doğru olmayabileceğini bilen bir insanın eleştirisi olarak önem kazandığı için, bu eleştirilerde her zaman bir edep çizgisi korunur.

Peki, bir demokratın Nişanyan’ın eleştirilerine karşı tavrı  nasıl olur? Öncelikle bir Müslüman olarak, liberal olmayı değil ama demokrat olmayı kendimle uyuşturabildiğimi söyleyebilirim. &lt;strong&gt;Bu bakımdan Nişanyan’ın, söylediği sözleri söylemesinin engellenmemesi, yasaklanmaması için onunla birlikte mücadele vermeye hazır olduğumu söylemeliyim.&lt;/strong&gt; Ama yazının kendisine geldiğimizde, yazılanların mutlak bir “ciddiye almama” tavrı ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira kişisel ilişkilerde de, toplumsal ilişkilerde de bir tarafın diğerine ilk söylediği şeylerin hakaret olduğu bir yerde iletişimin olamayacağını düşünürüm. Mesela bana en uzak ideoloji olan Kemalizm’e bile eleştiri getirirken, bunu kişileştirmek ve değerli kabul edilen kişilere hakaret etmek bana çok edepli bir eleştiri gibi gelmez.

Son tahlilde, liberal birey adeta her şeye hakareti kendinde hak gören bir atomcuktur. Demokrat ise, insanlarla birlikte yaşaması gerektiğini bildiği ve insanlarla hemhal olmayı ana düsturu olarak belirlediği için, kendisine bakarak ‘ötekini’ bilemeyeceğini ve anlayamayacağını bilir. Eleştirir, ama bu eleştirilerde bile tutturduğu bir edep düzeyi mutlaka vardır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>fırat bey o dönem nişanyan&#8217;a &#8220;cevap&#8221; yazan bütün müslümanarı nişanyan&#8217;ın atılmasıne sebep olarak göstermiş. oh ne güzel dünya! bir köşe sahibi olan kişi, herkese &#8220;sallama&#8221; hakkını kendinde görecek; ama ona kimse cevap yazamayacak. cevap yazarsa, hasbelkader bir şekilde işten atılıra cevap yazılan kişi, cevap yazan sorumlu olacak&#8230;benim bildiğim cevap yazan hiçbir kişi, nişanyan&#8217;ın sansürlenmesi ya da atılması yönünde bir tutumla hareket etmedi. hatta nişanyan&#8217;ın &#8220;üstten bakan&#8221; bir üslupla bence oldukça çirkin cevaplar yazdığı cihan aktaş, hiçbir şekilde edebini bozmadı nişanyan&#8217;a karşı. bakın ben ne yazmışım kısaca:</p>
<p>********************<br />
Benim anladığım anlamda demokratlık, kendisine bakarak ötekinin mutlak olarak ne düşündüğünün bilinebildiği ve bu yüzden de yolunu tamamlamış olmanın şehvetine sahip olunan bir şey değildir. Demokrat, liberalizmin bireyinin tersine, “insan” olmak için uğraşır. Liberal bir birey için özgürlük adeta başkalarına hakaret edebilme özgürlüğüdür. Bu yöndeki engellemelerin hepsi fikre yapılan sansür olarak değerlendirilir. Ama demokrat insan, fikre sansür uygulanmasını asla talep etmezken, kendisini ötekiyle ilişkiyi nasıl kurabileceği yönünde dinamik olarak konumlandırır. Yani kendisine bakarak ötekini anladığını ve bu açıdan da yaptığının mutlak doğru olduğunu iddia etmez. Ötekiyle ilişkisi, öğrenme ve ikna süreçleri ile devamlılığı olan bir ilişkidir. Çünkü bilir ki “ben öteki olmadan asla tamamlanamaz”. Bu açıdan dindar olmayan - hatta ateist olan - bir demokrat bile, bir dindarın (Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Budist, Taoist vs. hiç fark etmez) üzerinde yoğun olarak hakaret etkisi yaratabilecek şeyleri söylememeye çalışır. Dindar bir demokrat da aynısını yapar!</p>
<p>Nişanyan’ın yaptığına karşıt, bir demokrat, özgürlüğü, insanlara ve onların kutsallarına hakaret etmenin bir ehliyeti olarak görmez. Özgürlük, insanın kendisini “oldurması” için bir araç olarak önem kazanır demokratlıkta. Bu demek değildir ki eleştiri olmaz. Eleştiri olur, hem de ilk önce kendisinden başlayarak… Ama bunda bile demokrat, eleştirdiği insan veya toplumla hemhal olmaya özen gösterir. Ancak bu şekilde o insan veya toplumları anlayabilir, tanıyabilir çünkü. Yine eleştiri mutlak bir “son bilgiye” sahip olan bir insanın diğerine eleştirisi değil, yolda olduğunu ve o yoldaki durumunun mutlak doğru olmayabileceğini bilen bir insanın eleştirisi olarak önem kazandığı için, bu eleştirilerde her zaman bir edep çizgisi korunur.</p>
<p>Peki, bir demokratın Nişanyan’ın eleştirilerine karşı tavrı  nasıl olur? Öncelikle bir Müslüman olarak, liberal olmayı değil ama demokrat olmayı kendimle uyuşturabildiğimi söyleyebilirim. <strong>Bu bakımdan Nişanyan’ın, söylediği sözleri söylemesinin engellenmemesi, yasaklanmaması için onunla birlikte mücadele vermeye hazır olduğumu söylemeliyim.</strong> Ama yazının kendisine geldiğimizde, yazılanların mutlak bir “ciddiye almama” tavrı ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira kişisel ilişkilerde de, toplumsal ilişkilerde de bir tarafın diğerine ilk söylediği şeylerin hakaret olduğu bir yerde iletişimin olamayacağını düşünürüm. Mesela bana en uzak ideoloji olan Kemalizm’e bile eleştiri getirirken, bunu kişileştirmek ve değerli kabul edilen kişilere hakaret etmek bana çok edepli bir eleştiri gibi gelmez.</p>
<p>Son tahlilde, liberal birey adeta her şeye hakareti kendinde hak gören bir atomcuktur. Demokrat ise, insanlarla birlikte yaşaması gerektiğini bildiği ve insanlarla hemhal olmayı ana düsturu olarak belirlediği için, kendisine bakarak ‘ötekini’ bilemeyeceğini ve anlayamayacağını bilir. Eleştirir, ama bu eleştirilerde bile tutturduğu bir edep düzeyi mutlaka vardır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

