<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>(B)eden, (E)sas, (N)efs: Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 13:08:27 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kırık parçalar (Marilyn Monroe) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-86814</link>
		<dc:creator>Kırık parçalar (Marilyn Monroe) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 22:30:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-86814</guid>
		<description>[...] (B)eden, (E)sas, (N)efs: Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] (B)eden, (E)sas, (N)efs: Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Tesettürlü Erkek&#8221; aranıyor! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-85819</link>
		<dc:creator>&#8220;Tesettürlü Erkek&#8221; aranıyor! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 21:13:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-85819</guid>
		<description>[...] (B)eden, (E)sas, (N)efs: Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] (B)eden, (E)sas, (N)efs: Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yeni başlayanlar için “Müslüman” Marx : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-68074</link>
		<dc:creator>Yeni başlayanlar için “Müslüman” Marx : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 09:29:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-68074</guid>
		<description>[...] Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Başörtüsü ile ilgisi olmayan başörtüsü yazısı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-43716</link>
		<dc:creator>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 18:15:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-43716</guid>
		<description>[...] geri dönecek olursak&#8230; &#8220;(B)eden, (E)sas, (N)efs&#8221; isimli makalede şöyle [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] geri dönecek olursak&#8230; &#8220;(B)eden, (E)sas, (N)efs&#8221; isimli makalede şöyle [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41539</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 19:39:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41539</guid>
		<description>NİLGÜN ÖVEN,

&lt;blockquote&gt;cb’nin verdiği bilgiye göre mekki ve medeni ayetler kendilerini muhkem ve müteşabih kılar. İmana ait mekki ayetler muhkem, sosyal yaşama ait medeni ayetler müteşabihtir. (Bu ayrım da Kurani değil insanidir, ancak doğru sayalım!)&lt;/blockquote&gt;

BENİM YAZDIĞIM YORUMU TEKRAR OKUYUN,BENİM YORUMUM SİZİN ÇIKARDIĞINIZ GİBİ BİR ANLAM İÇERMİYOR VE LÜTFEN BİR DAHA YORUMLARIMA YORUM YAZMAYIN AYNI ŞEKİLDE BEN DE SİZE YAZMAYACAĞIM,BANA AYNI DÜŞÜNMESEKTE YAZDIĞIMI ANLAYABİLECEK YORUMCULAR YARARLI GELİYOR,YAZDIKLARIMI ÇARPITAN,YALAN YANLIŞ ÇEVİREN,OLMAYAN MANALAR ÇIKARTAN,DOLAYISI İLE BANA İFTİRA EDEN,OKUDUĞUNU ANLAMAKTAN ACİZ İNSANLAR LAZIM DEĞİL,SİZİ DİKKATE ALDIĞIMDAN DEĞİL EFENDİM SADECE BENİ OKUYAN İNSANLAR İÇİN YAPIYORUM BU AÇIKLAMAYI,BUNU DA BİLGİNİZE SUNARIM,HA BİR DE BENİM GENİŞ OLARAK AÇIK SEÇİK YAPTIĞIM BİR AÇIKLAMAYI ANLAYAMAYACAK KAPASİTEDESENİZ ELİNİZİN HAMURUYLA FELSEFEYE DALMAYIN YOK EĞER BİLİNÇLİ OLARAK YANLIŞ ANLIYORSANIZ SAMİMİYETSİN İNSANLARLA KONUŞACAK SÖZÜM YOK,HADİ SELAMETLE

ps

nette büyük harf bana yüksek ses ile konuşmak gibi geliyor ve artık yüksek sesle konuşmak istiyorum çünkü ikidir samimiyetsiz insanların en tahammül edemedğim şeyi,yorumlarımı çarpıtmayı yinelemeleri beni usul usul konuşmaktan alı koyuyor ve yüksek sesle konuşuyorum :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>NİLGÜN ÖVEN,</p>
<blockquote><p>cb’nin verdiği bilgiye göre mekki ve medeni ayetler kendilerini muhkem ve müteşabih kılar. İmana ait mekki ayetler muhkem, sosyal yaşama ait medeni ayetler müteşabihtir. (Bu ayrım da Kurani değil insanidir, ancak doğru sayalım!)</p></blockquote>
<p>BENİM YAZDIĞIM YORUMU TEKRAR OKUYUN,BENİM YORUMUM SİZİN ÇIKARDIĞINIZ GİBİ BİR ANLAM İÇERMİYOR VE LÜTFEN BİR DAHA YORUMLARIMA YORUM YAZMAYIN AYNI ŞEKİLDE BEN DE SİZE YAZMAYACAĞIM,BANA AYNI DÜŞÜNMESEKTE YAZDIĞIMI ANLAYABİLECEK YORUMCULAR YARARLI GELİYOR,YAZDIKLARIMI ÇARPITAN,YALAN YANLIŞ ÇEVİREN,OLMAYAN MANALAR ÇIKARTAN,DOLAYISI İLE BANA İFTİRA EDEN,OKUDUĞUNU ANLAMAKTAN ACİZ İNSANLAR LAZIM DEĞİL,SİZİ DİKKATE ALDIĞIMDAN DEĞİL EFENDİM SADECE BENİ OKUYAN İNSANLAR İÇİN YAPIYORUM BU AÇIKLAMAYI,BUNU DA BİLGİNİZE SUNARIM,HA BİR DE BENİM GENİŞ OLARAK AÇIK SEÇİK YAPTIĞIM BİR AÇIKLAMAYI ANLAYAMAYACAK KAPASİTEDESENİZ ELİNİZİN HAMURUYLA FELSEFEYE DALMAYIN YOK EĞER BİLİNÇLİ OLARAK YANLIŞ ANLIYORSANIZ SAMİMİYETSİN İNSANLARLA KONUŞACAK SÖZÜM YOK,HADİ SELAMETLE</p>
<p>ps</p>
<p>nette büyük harf bana yüksek ses ile konuşmak gibi geliyor ve artık yüksek sesle konuşmak istiyorum çünkü ikidir samimiyetsiz insanların en tahammül edemedğim şeyi,yorumlarımı çarpıtmayı yinelemeleri beni usul usul konuşmaktan alı koyuyor ve yüksek sesle konuşuyorum :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41510</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 12:00:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41510</guid>
		<description>

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;"Cesaret nasıl bir kavramdır? Biz kime cesur diyoruz? Belirli bir biçimde davranış gösterene değil mi? Peki, bu davranışın nedenini, kaynağını biliyor muyuz? İnsan niçin, hangi durumlarda cesaret gösterir? Bilmiyoruz. Araştırıyoruz. Bir pozitivist herşeyi bildiğini iddia etmez ki! Bunu iddia eden dinlerdir. Nakli bilgi adı altında hiç bir temele dayanmayan çelişkili ifadelere herkesin katılması bekleniyor. Örneğin, Tanrı ‘iyi’dir deniliyor ancak dünyadaki kötülüğü kimse sahiplenmiyor. Yok mu bu kötülüğün bir sahibi? (Kötülüğün iyiliğin yokluğu demek olduğu, asıl iyiliğin öteki dünyada bulunduğu gibi açıklamalar pozitivisit aklı tatmin etmiyor) Dinlerdeki bir diğer büyük çelişki Tanrı’nın hem herşeye kadir ve herşeyi bilen olduğu hem de insanı özgür irade ile yarattığı iddiasıdır. (Bilmekle müdahele etmek aynı şey değildir diye itiraz ediyorlar ancak bu saçmadır çünkü sonuç biliniyorsa - dikkat ediniz tahmin ediliyorsa demiyorum; kesinlikle biliniyorsa - o takdirde bir özgür irade yoktur) Neyse…bu sefer ben de laf kalabalığı ile konuyu dağıttım. Sonuç olarak aşkın ne olduğunu bilmiyoruz ama duygu dediğimiz bu şeyi sonuna kadar yaşıyoruz!"(NÖ)&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;


Aslinda konuyu dagitmadiniz, ask gibi cesaret, korku... sorgulanabilir. &lt;strong&gt;Mesela "güzel" kavrami konusunda pozitivizmin söyleyecegi bir sey yoktur.&lt;/strong&gt; Pozitivizme göre &lt;strong&gt;güzel = çekici = tatmin vaad eden &lt;/strong&gt;gibi bir formül var.

Oysa güzel olup da çekici olmayan seyler vardir. Daha dogrusu bir insan bir durumda iki yoldan birini seçebilir.

Mesela bir tavsana bakinca ne görürüz? Müstakbel bir tavsan yahnisi? Sis kebap? veya dogal bir güzellik? günesin batisi bize bir fayda saglamadigi halde gözlerimizi çeker. ilk bakista dekolte giyinmis bir kadinin erkek bakislarini, pirlanta bir yüzügün kadin bakislarini çekmesine benzetebiliriz bunu. Ama daha yakindan bakinca çEKiM merkezinin cisimde yani &lt;strong&gt;tavsan eti/pirlanta/kadin bedeni &lt;/strong&gt;degil bakan göze daha yakin durdugunu anlariz.

Bir süre önce su yaziyi yazmistim:

http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/

belli bir zihinsel ve duygusal yatirim gerekiyor, yaziyi "&lt;strong&gt;içeriden&lt;/strong&gt;" okumalisiniz... tabi ilginizi çekerse. Direnmeden, deforme edici pozitivist prizmalardan bakmadan, "kalp gözüyle" okuyarak :)

2 saat sürecek bu yatirimi yaparsaniz belki de Müslümanlari "içeriden" anlayan ilk pozitivist olarak tarihe geçebilirsiniz :)

Tanri'nin "iyi" olmasiyla dünyanin "kötü" olmasi arasinda hiç bir çeliski yok, tam tersine bir gereklilik (&lt;strong&gt;necessity/determinizm&lt;/strong&gt;) var. ama bunu "okumak" için denkleminize baska seyler eklemeniz gerekiyor:

1) iyi Tanri, 
2) kötü dünya,
3) özgür insan ?

Ancak Müslüman aydinlarin önemli bir kismi bu özgürlük boyutunu ihmal ediyorlar (?anlamiyorlar). Bazen gerek görmüyorlar konusmaya.. Bazen de Batidan ithal bir kavram saniyorlar. Bu sebeple "ortodox" Islam yorumlarini yetersiz bulabilirsiniz. Bu noktada %100 haklisiniz. Üstelik yanliz degilsiniz.

not: Basörtüsü, muhkem / mütesabih ... konularinda karisiklik var. Tartisma daha saglam bir zemine çekilse iyi olur. Mütesabih ayet &lt;strong&gt;benzetme yoluyla &lt;/strong&gt;demektir. Teşbih kökünden. Herkes için degildir. ilim sahipleri içindir. (bkz ALI IMRAN suresi)

Metafizik / ilahiyat ... herneyse, bunlar ancak teşbihler yoluyla konusulur:

1) ALLAH'in nûru,
2) Magara alegorisi,
3) Bergson'un "kesintisiz iç melodisi"
4) Kant'in "hava yüzünden hizli uçamayan güvercini"
5) Kierkegaard'in engizisyon savcisi (kaygi = angst)
6) Taoizmin kutsal kitabindaki içi bos çömlekler ve evler,
7) Mesnevi'deki kamisin gölü özlemesi,
8) Gazali Hazretlerinin kandili,

ve daha milyonlarca örnek...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>&#8220;Cesaret nasıl bir kavramdır? Biz kime cesur diyoruz? Belirli bir biçimde davranış gösterene değil mi? Peki, bu davranışın nedenini, kaynağını biliyor muyuz? İnsan niçin, hangi durumlarda cesaret gösterir? Bilmiyoruz. Araştırıyoruz. Bir pozitivist herşeyi bildiğini iddia etmez ki! Bunu iddia eden dinlerdir. Nakli bilgi adı altında hiç bir temele dayanmayan çelişkili ifadelere herkesin katılması bekleniyor. Örneğin, Tanrı ‘iyi’dir deniliyor ancak dünyadaki kötülüğü kimse sahiplenmiyor. Yok mu bu kötülüğün bir sahibi? (Kötülüğün iyiliğin yokluğu demek olduğu, asıl iyiliğin öteki dünyada bulunduğu gibi açıklamalar pozitivisit aklı tatmin etmiyor) Dinlerdeki bir diğer büyük çelişki Tanrı’nın hem herşeye kadir ve herşeyi bilen olduğu hem de insanı özgür irade ile yarattığı iddiasıdır. (Bilmekle müdahele etmek aynı şey değildir diye itiraz ediyorlar ancak bu saçmadır çünkü sonuç biliniyorsa - dikkat ediniz tahmin ediliyorsa demiyorum; kesinlikle biliniyorsa - o takdirde bir özgür irade yoktur) Neyse…bu sefer ben de laf kalabalığı ile konuyu dağıttım. Sonuç olarak aşkın ne olduğunu bilmiyoruz ama duygu dediğimiz bu şeyi sonuna kadar yaşıyoruz!&#8221;(NÖ)</strong></p></blockquote>
<p>Aslinda konuyu dagitmadiniz, ask gibi cesaret, korku&#8230; sorgulanabilir. <strong>Mesela &#8220;güzel&#8221; kavrami konusunda pozitivizmin söyleyecegi bir sey yoktur.</strong> Pozitivizme göre <strong>güzel = çekici = tatmin vaad eden </strong>gibi bir formül var.</p>
<p>Oysa güzel olup da çekici olmayan seyler vardir. Daha dogrusu bir insan bir durumda iki yoldan birini seçebilir.</p>
<p>Mesela bir tavsana bakinca ne görürüz? Müstakbel bir tavsan yahnisi? Sis kebap? veya dogal bir güzellik? günesin batisi bize bir fayda saglamadigi halde gözlerimizi çeker. ilk bakista dekolte giyinmis bir kadinin erkek bakislarini, pirlanta bir yüzügün kadin bakislarini çekmesine benzetebiliriz bunu. Ama daha yakindan bakinca çEKiM merkezinin cisimde yani <strong>tavsan eti/pirlanta/kadin bedeni </strong>degil bakan göze daha yakin durdugunu anlariz.</p>
<p>Bir süre önce su yaziyi yazmistim:</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/</a></p>
<p>belli bir zihinsel ve duygusal yatirim gerekiyor, yaziyi &#8220;<strong>içeriden</strong>&#8221; okumalisiniz&#8230; tabi ilginizi çekerse. Direnmeden, deforme edici pozitivist prizmalardan bakmadan, &#8220;kalp gözüyle&#8221; okuyarak <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>2 saat sürecek bu yatirimi yaparsaniz belki de Müslümanlari &#8220;içeriden&#8221; anlayan ilk pozitivist olarak tarihe geçebilirsiniz <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tanri&#8217;nin &#8220;iyi&#8221; olmasiyla dünyanin &#8220;kötü&#8221; olmasi arasinda hiç bir çeliski yok, tam tersine bir gereklilik (<strong>necessity/determinizm</strong>) var. ama bunu &#8220;okumak&#8221; için denkleminize baska seyler eklemeniz gerekiyor:</p>
<p>1) iyi Tanri,<br />
2) kötü dünya,<br />
3) özgür insan ?</p>
<p>Ancak Müslüman aydinlarin önemli bir kismi bu özgürlük boyutunu ihmal ediyorlar (?anlamiyorlar). Bazen gerek görmüyorlar konusmaya.. Bazen de Batidan ithal bir kavram saniyorlar. Bu sebeple &#8220;ortodox&#8221; Islam yorumlarini yetersiz bulabilirsiniz. Bu noktada %100 haklisiniz. Üstelik yanliz degilsiniz.</p>
<p>not: Basörtüsü, muhkem / mütesabih &#8230; konularinda karisiklik var. Tartisma daha saglam bir zemine çekilse iyi olur. Mütesabih ayet <strong>benzetme yoluyla </strong>demektir. Teşbih kökünden. Herkes için degildir. ilim sahipleri içindir. (bkz ALI IMRAN suresi)</p>
<p>Metafizik / ilahiyat &#8230; herneyse, bunlar ancak teşbihler yoluyla konusulur:</p>
<p>1) ALLAH&#8217;in nûru,<br />
2) Magara alegorisi,<br />
3) Bergson&#8217;un &#8220;kesintisiz iç melodisi&#8221;<br />
4) Kant&#8217;in &#8220;hava yüzünden hizli uçamayan güvercini&#8221;<br />
5) Kierkegaard&#8217;in engizisyon savcisi (kaygi = angst)<br />
6) Taoizmin kutsal kitabindaki içi bos çömlekler ve evler,<br />
7) Mesnevi&#8217;deki kamisin gölü özlemesi,<br />
 <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Gazali Hazretlerinin kandili,</p>
<p>ve daha milyonlarca örnek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41506</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 10:59:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41506</guid>
		<description>cb'nin verdiği bilgiye göre mekki ve medeni ayetler kendilerini muhkem ve müteşabih kılar.  İmana ait mekki ayetler muhkem, sosyal yaşama ait medeni ayetler müteşabihtir. (Bu ayrım da Kurani değil insanidir,  ancak doğru sayalım!) 
     Şimdi, örtünme ayeti (Nur suresi 31)Medine'de inmiştir.  Dolayısı ile sembolik yorumlanmasının önündeki tek engel tarihi/kültürel boyuttaki uygulama biçimi, yani dönemsel ahlaki algı meselesidir. 21.yy.da başı-açık gezmeyi - dışa vurmasalar da - hala ahlaksızlık addedenlerin bulunduğuna inanasım gelmiyor.  Daha doğrusu, bu algıyı bir an önce değiştirmek için 'ne yapılabilir'i bilmiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cb&#8217;nin verdiği bilgiye göre mekki ve medeni ayetler kendilerini muhkem ve müteşabih kılar.  İmana ait mekki ayetler muhkem, sosyal yaşama ait medeni ayetler müteşabihtir. (Bu ayrım da Kurani değil insanidir,  ancak doğru sayalım!)<br />
     Şimdi, örtünme ayeti (Nur suresi 31)Medine&#8217;de inmiştir.  Dolayısı ile sembolik yorumlanmasının önündeki tek engel tarihi/kültürel boyuttaki uygulama biçimi, yani dönemsel ahlaki algı meselesidir. 21.yy.da başı-açık gezmeyi - dışa vurmasalar da - hala ahlaksızlık addedenlerin bulunduğuna inanasım gelmiyor.  Daha doğrusu, bu algıyı bir an önce değiştirmek için &#8216;ne yapılabilir&#8217;i bilmiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41499</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 08:51:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41499</guid>
		<description>Yazılarımdaki ifadeler bağlamından koparılıp aktarıldığında anlamlarını yitiriyor.  Dolayısı ile bu eleştirilere cevap vermiyorum.

MY: 'Aşk nedir?' sorunuza cevap vereyim: Duygu diye adlandırdığımız şeydir; ancak duygunun ne olduğu tam olarak bilinmemektedir (ya da ben bilmiyorum) Bu, çeşitli varoluş nedenleri ile insan ve hayvanda farklılaşan bir kimyasaldır belki de. Biz ortak algımız olan ve organizmayı bir biçimde davranmaya yönelten bu  şeye 'duygu' demişizdir.  Cesaret nasıl bir kavramdır?  Biz kime cesur diyoruz?  Belirli bir biçimde davranış gösterene değil mi?  Peki, bu davranışın nedenini, kaynağını biliyor muyuz?  İnsan niçin, hangi durumlarda cesaret gösterir? Bilmiyoruz.  Araştırıyoruz.  Bir pozitivist herşeyi bildiğini iddia etmez ki!  Bunu iddia eden dinlerdir.  Nakli bilgi adı altında hiç bir temele dayanmayan çelişkili ifadelere herkesin katılması bekleniyor.  Örneğin, Tanrı 'iyi'dir deniliyor ancak dünyadaki kötülüğü kimse sahiplenmiyor.  Yok mu bu kötülüğün bir sahibi? (Kötülüğün iyiliğin yokluğu demek olduğu, asıl iyiliğin öteki dünyada bulunduğu gibi açıklamalar pozitivisit aklı tatmin etmiyor) Dinlerdeki bir diğer büyük çelişki Tanrı'nın hem herşeye kadir ve herşeyi bilen olduğu hem de insanı özgür irade ile yarattığı iddiasıdır. (Bilmekle müdahele etmek aynı şey değildir diye itiraz ediyorlar ancak bu saçmadır çünkü sonuç biliniyorsa - dikkat ediniz tahmin ediliyorsa demiyorum; kesinlikle biliniyorsa - o takdirde bir özgür irade yoktur) Neyse...bu sefer ben de laf kalabalığı ile konuyu dağıttım. Sonuç olarak aşkın ne olduğunu bilmiyoruz ama duygu dediğimiz bu şeyi sonuna kadar yaşıyoruz! Bazen acı çekiyoruz, midemize kramplar giriyor, irademizi sonuna kadar zorluyoruz ancak vazgeçemiyoruz.  Yunanlı mutluluğu duyguların kontrol edilebilmesine bağlamış ama ben bundan kuşkuluyum.  Ateisti duygusuz sanmayın!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarımdaki ifadeler bağlamından koparılıp aktarıldığında anlamlarını yitiriyor.  Dolayısı ile bu eleştirilere cevap vermiyorum.</p>
<p>MY: &#8216;Aşk nedir?&#8217; sorunuza cevap vereyim: Duygu diye adlandırdığımız şeydir; ancak duygunun ne olduğu tam olarak bilinmemektedir (ya da ben bilmiyorum) Bu, çeşitli varoluş nedenleri ile insan ve hayvanda farklılaşan bir kimyasaldır belki de. Biz ortak algımız olan ve organizmayı bir biçimde davranmaya yönelten bu  şeye &#8216;duygu&#8217; demişizdir.  Cesaret nasıl bir kavramdır?  Biz kime cesur diyoruz?  Belirli bir biçimde davranış gösterene değil mi?  Peki, bu davranışın nedenini, kaynağını biliyor muyuz?  İnsan niçin, hangi durumlarda cesaret gösterir? Bilmiyoruz.  Araştırıyoruz.  Bir pozitivist herşeyi bildiğini iddia etmez ki!  Bunu iddia eden dinlerdir.  Nakli bilgi adı altında hiç bir temele dayanmayan çelişkili ifadelere herkesin katılması bekleniyor.  Örneğin, Tanrı &#8216;iyi&#8217;dir deniliyor ancak dünyadaki kötülüğü kimse sahiplenmiyor.  Yok mu bu kötülüğün bir sahibi? (Kötülüğün iyiliğin yokluğu demek olduğu, asıl iyiliğin öteki dünyada bulunduğu gibi açıklamalar pozitivisit aklı tatmin etmiyor) Dinlerdeki bir diğer büyük çelişki Tanrı&#8217;nın hem herşeye kadir ve herşeyi bilen olduğu hem de insanı özgür irade ile yarattığı iddiasıdır. (Bilmekle müdahele etmek aynı şey değildir diye itiraz ediyorlar ancak bu saçmadır çünkü sonuç biliniyorsa - dikkat ediniz tahmin ediliyorsa demiyorum; kesinlikle biliniyorsa - o takdirde bir özgür irade yoktur) Neyse&#8230;bu sefer ben de laf kalabalığı ile konuyu dağıttım. Sonuç olarak aşkın ne olduğunu bilmiyoruz ama duygu dediğimiz bu şeyi sonuna kadar yaşıyoruz! Bazen acı çekiyoruz, midemize kramplar giriyor, irademizi sonuna kadar zorluyoruz ancak vazgeçemiyoruz.  Yunanlı mutluluğu duyguların kontrol edilebilmesine bağlamış ama ben bundan kuşkuluyum.  Ateisti duygusuz sanmayın!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41477</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 23:34:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41477</guid>
		<description>Mehmet bey,
İltifat etmişsiniz,teşekkür ederim :-)

İzninizle,MY-izm'inize karınca kararınca bir katkıda bulunabilir miyim? :-)

&lt;blockquote&gt;Bence bütün dinlerden, çaglardan ve cografyalardan filozoflar Hakikat denen dev bir pirlantanin üzerinde gezen insanara benziyorlar. Bazisi bir kaç yüzeyi birden gezmis, hatirliyor. Bazisi içerideki isik oyunlarinin sirrini çözmüs, gezmeden öteki yüzeyleri “okuyor”. Yeni gelenler eskilerden her zaman istifade edemedikleri için unutuyorlar. Yeniden kesfetmek zorunda kaliyorlar bazi seyleri. Hakikat oldugu gibi duruyor. çünkü bilinmeye muhtaç degil var olmak için. 

Bu da benim teorim olsun, MY-izm :))
&lt;/blockquote&gt;

Hakikat biz insanlar için ham bir elmas gibi...çıkarılmış olması tamamıyla vakıf olunduğu anlamına gelmiyor.Pırlanta, elmasa şekil vermek için başvurulan bir kesim işlemi...dediğiniz gibi din adamları ve filozoflar bu hakikati bulundukları çağ ve coğrafyalarda anlayabilmek için yorumlarda/açıklamalarda(kesimlerde) bulunuyorlar...ve sonrasını siz yazmışsınız zaten..

:-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,<br />
İltifat etmişsiniz,teşekkür ederim <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İzninizle,MY-izm&#8217;inize karınca kararınca bir katkıda bulunabilir miyim? <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p>Bence bütün dinlerden, çaglardan ve cografyalardan filozoflar Hakikat denen dev bir pirlantanin üzerinde gezen insanara benziyorlar. Bazisi bir kaç yüzeyi birden gezmis, hatirliyor. Bazisi içerideki isik oyunlarinin sirrini çözmüs, gezmeden öteki yüzeyleri “okuyor”. Yeni gelenler eskilerden her zaman istifade edemedikleri için unutuyorlar. Yeniden kesfetmek zorunda kaliyorlar bazi seyleri. Hakikat oldugu gibi duruyor. çünkü bilinmeye muhtaç degil var olmak için. </p>
<p>Bu da benim teorim olsun, MY-izm :))
</p></blockquote>
<p>Hakikat biz insanlar için ham bir elmas gibi&#8230;çıkarılmış olması tamamıyla vakıf olunduğu anlamına gelmiyor.Pırlanta, elmasa şekil vermek için başvurulan bir kesim işlemi&#8230;dediğiniz gibi din adamları ve filozoflar bu hakikati bulundukları çağ ve coğrafyalarda anlayabilmek için yorumlarda/açıklamalarda(kesimlerde) bulunuyorlar&#8230;ve sonrasını siz yazmışsınız zaten..</p>
<p> <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41475</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 23:15:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41475</guid>
		<description>Sn.Nilgün Öven,
&lt;blockquote&gt;Ben metafizik tartışmasına girmedim; yalnızca kısa ve öz tarihi bilgi verdim; metafizik laf kalabalığı yıldızlara, gezegenlere, meleklere canlılık ve gerçeklik atfeden ve bir sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmaktır.&lt;/blockquote&gt;
Hatırlayacağınız gibi yukarıya alıntıladığım metafizikle yorumunuzu yazdığınız başlıktaki konu yıldızlar, gezegenler, melekler değildi. Konu, devlet eli uygulanmakta olan başörtüsü yasağı ve mağdurlarıydı. Bu mağdurların yasak savmada gösterdikleri tavır ve başörtüleri ile var olamaya devam etmekteki azimlerine duyulan saygı, hürmet gül vermek şeklinde ifade edilerek dile getirilmişti sadece. İnsanların sizin söylediklerinizle ikna olmayarak bulunduğunuz noktaya, sizi tasvip ederek gelmemelerini, farklı bakış açıları ile kendi doğru bildikleri yolda devam ediyor olmalarını, “sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmak” olarak değerlendirebilirsiniz elbette. Farklı düşünceleri anlayarak birlikte olabilmek yerine, ikna ederek değiştirmek amacıyla tartışmaya başlayan biri için bu sonuç herhalde hayal kırıklığına sebep oluyordur!
&lt;blockquote&gt;Sizler ‘ayetler sembolik yorumlanmalı’ ifademi din özgürlüğünü kısıtlayan bir fikir empoze edilmesi şeklinde algılıyorsunuz.&lt;/blockquote&gt; 
&lt;strong&gt;“Tanrı sözü buhar olup uçmuştur.”(N.Ö)&lt;/strong&gt; diyen de sizsiniz.Bu sözlerin uçup gittiğini düşünüyorsanız hangi dinden bahsediyor olabilirsiniz ki?Evrensel ahlak anlayışının absürd kıldığına inandığınız dinin mi? “İslam dini” yerine “İslam düşüncesi” tanımını kullanarak indirgemeci tavra sahip bir zihniyete sahip olduğunuzu göstermiş olduğunuzu ve maalesef bu tavrın da aramış olduğunuz entelektüel ahlaka uygun bir davranış olmadığını düşünüyorum.  

&lt;strong&gt;“dinlerdeki ortak ahlaki değerlere vurgu yapılmaya başlandı”&lt;/strong&gt; diyerek dinler arası diyaloga atıfta bulunup arkasından &lt;strong&gt;“Tesettür yedinci yüzyıl, hatta önceki Yahudi/Hıristiyan adetlerinden kalma bir uygulamadır.”&lt;/strong&gt; tarzında bir ifadeyle örtünmenin ardındaki ahlaki anlayışı öne çıkarmaya çalışmak oldukça garip,keyfi bir çıkarım değil mi sizce de,ne dersiniz?
&lt;blockquote&gt;Oysa ben sizin, keyfi olarak ayetlerin bir kısmını literal, bir kısmını sembolik yorumlamanızı eleştiriyorum.&lt;/blockquote&gt;
Siz öyle yaptığınızı düşünüyor olabilirsiniz ama aslında ne yapmaya çalıştığınızı siz yazdınız ;
&lt;blockquote&gt;Hemcinslerimin yitip gitmesine hangi vasıta ile engel olurum? Gerekli kararları alıp bu yasağı kaldıracak gücüm olmadığına göre geriye başı açmanın ahlaki bir zaaf ve iman eksikliği getirmeyeceğine hemcinslerimi ikna edebilmek kalıyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum zaten.&lt;/blockquote&gt;
!!!
Yapmaya çalıştığınızın ne olduğunu bir de bu şekilde tekrar göz önüne aldığınızda çelişkide kalanın kim olduğunu fark edebileceğinizi umuyorum.
&lt;blockquote&gt;Kuran’da muhkem/müteşabih ayetlerin hangileri olduğu açık seçik belirtilmiş midir? Örtünme ayeti niçin muhkem olmak zorunda? Bu sorulara cevap veremiyorsunuz. Çelişkide olan sizsiniz. Sıkıştığınız zaman, bu benim inanç özgürlüğüm diyerek işin içinden çıkıyorsunuz. İnanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten.&lt;/blockquote&gt; 
Müteşabih ve muhkem ayetler konusunda bilgim yok. Örtünme ayetinin muhkem olup olmadığı hakkında da bir fikir beyan etmedim. Ama başörtülü öğrenim yasağının müteşabih yada muhkem bir ayet olmadığını kesinlikle biliyorum. Laik olduğunu iddia eden devletlerde yasakların her zaman tartışılıp “insanı merkeze” alan bir anlayışla değiştirilebileceğini en az sizin kadar bildiğim gibi :-) Siz kendinizi sıkıştıran karşınızdakileri de sıkıştırılan olarak görüyor olabilirsiniz. Bu esnada tutarsızlaştığınızın farkına vardığınızda &lt;strong&gt;“inanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten”&lt;/strong&gt; kapısından sessizce çıkıp gidebilirsiniz elbette.
&lt;blockquote&gt;Ama siz ayetin bilimsel tartışmasına kapalı olduğunuz, üstelik bu kapalı olmayı bir ayrıcalık addettiğiniz sürece benim sizinle tartışacak bir konum kalmıyor.&lt;/blockquote&gt;
Din dogma diyorsunuz, sonra da ayetleri bilimsel tartışmaya açık değilsiniz diyorsunuz. Farklı metotlarla tekrar sınandıklarında farklı sonuçlara ulaşılabilecek, sınanabilir bilimsel veriler midir ayetler?Ayetleri tartışmak yerine devlet eliyle uygulanmakta olan yasakları ayrıcalıklı addedip tartışma dışında tutmamış olsaydınız pek çok açıdan tartışabileceğiniz bir konunuz olurdu.Yasakları bilimin tüm dallarında tartışabilirdik; psikoloji, sosyoloji, siyaset, ekonomi…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Nilgün Öven,</p>
<blockquote><p>Ben metafizik tartışmasına girmedim; yalnızca kısa ve öz tarihi bilgi verdim; metafizik laf kalabalığı yıldızlara, gezegenlere, meleklere canlılık ve gerçeklik atfeden ve bir sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmaktır.</p></blockquote>
<p>Hatırlayacağınız gibi yukarıya alıntıladığım metafizikle yorumunuzu yazdığınız başlıktaki konu yıldızlar, gezegenler, melekler değildi. Konu, devlet eli uygulanmakta olan başörtüsü yasağı ve mağdurlarıydı. Bu mağdurların yasak savmada gösterdikleri tavır ve başörtüleri ile var olamaya devam etmekteki azimlerine duyulan saygı, hürmet gül vermek şeklinde ifade edilerek dile getirilmişti sadece. İnsanların sizin söylediklerinizle ikna olmayarak bulunduğunuz noktaya, sizi tasvip ederek gelmemelerini, farklı bakış açıları ile kendi doğru bildikleri yolda devam ediyor olmalarını, “sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmak” olarak değerlendirebilirsiniz elbette. Farklı düşünceleri anlayarak birlikte olabilmek yerine, ikna ederek değiştirmek amacıyla tartışmaya başlayan biri için bu sonuç herhalde hayal kırıklığına sebep oluyordur!</p>
<blockquote><p>Sizler ‘ayetler sembolik yorumlanmalı’ ifademi din özgürlüğünü kısıtlayan bir fikir empoze edilmesi şeklinde algılıyorsunuz.</p></blockquote>
<p><strong>“Tanrı sözü buhar olup uçmuştur.”(N.Ö)</strong> diyen de sizsiniz.Bu sözlerin uçup gittiğini düşünüyorsanız hangi dinden bahsediyor olabilirsiniz ki?Evrensel ahlak anlayışının absürd kıldığına inandığınız dinin mi? “İslam dini” yerine “İslam düşüncesi” tanımını kullanarak indirgemeci tavra sahip bir zihniyete sahip olduğunuzu göstermiş olduğunuzu ve maalesef bu tavrın da aramış olduğunuz entelektüel ahlaka uygun bir davranış olmadığını düşünüyorum.  </p>
<p><strong>“dinlerdeki ortak ahlaki değerlere vurgu yapılmaya başlandı”</strong> diyerek dinler arası diyaloga atıfta bulunup arkasından <strong>“Tesettür yedinci yüzyıl, hatta önceki Yahudi/Hıristiyan adetlerinden kalma bir uygulamadır.”</strong> tarzında bir ifadeyle örtünmenin ardındaki ahlaki anlayışı öne çıkarmaya çalışmak oldukça garip,keyfi bir çıkarım değil mi sizce de,ne dersiniz?</p>
<blockquote><p>Oysa ben sizin, keyfi olarak ayetlerin bir kısmını literal, bir kısmını sembolik yorumlamanızı eleştiriyorum.</p></blockquote>
<p>Siz öyle yaptığınızı düşünüyor olabilirsiniz ama aslında ne yapmaya çalıştığınızı siz yazdınız ;</p>
<blockquote><p>Hemcinslerimin yitip gitmesine hangi vasıta ile engel olurum? Gerekli kararları alıp bu yasağı kaldıracak gücüm olmadığına göre geriye başı açmanın ahlaki bir zaaf ve iman eksikliği getirmeyeceğine hemcinslerimi ikna edebilmek kalıyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum zaten.</p></blockquote>
<p>!!!<br />
Yapmaya çalıştığınızın ne olduğunu bir de bu şekilde tekrar göz önüne aldığınızda çelişkide kalanın kim olduğunu fark edebileceğinizi umuyorum.</p>
<blockquote><p>Kuran’da muhkem/müteşabih ayetlerin hangileri olduğu açık seçik belirtilmiş midir? Örtünme ayeti niçin muhkem olmak zorunda? Bu sorulara cevap veremiyorsunuz. Çelişkide olan sizsiniz. Sıkıştığınız zaman, bu benim inanç özgürlüğüm diyerek işin içinden çıkıyorsunuz. İnanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten.</p></blockquote>
<p>Müteşabih ve muhkem ayetler konusunda bilgim yok. Örtünme ayetinin muhkem olup olmadığı hakkında da bir fikir beyan etmedim. Ama başörtülü öğrenim yasağının müteşabih yada muhkem bir ayet olmadığını kesinlikle biliyorum. Laik olduğunu iddia eden devletlerde yasakların her zaman tartışılıp “insanı merkeze” alan bir anlayışla değiştirilebileceğini en az sizin kadar bildiğim gibi <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> Siz kendinizi sıkıştıran karşınızdakileri de sıkıştırılan olarak görüyor olabilirsiniz. Bu esnada tutarsızlaştığınızın farkına vardığınızda <strong>“inanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten”</strong> kapısından sessizce çıkıp gidebilirsiniz elbette.</p>
<blockquote><p>Ama siz ayetin bilimsel tartışmasına kapalı olduğunuz, üstelik bu kapalı olmayı bir ayrıcalık addettiğiniz sürece benim sizinle tartışacak bir konum kalmıyor.</p></blockquote>
<p>Din dogma diyorsunuz, sonra da ayetleri bilimsel tartışmaya açık değilsiniz diyorsunuz. Farklı metotlarla tekrar sınandıklarında farklı sonuçlara ulaşılabilecek, sınanabilir bilimsel veriler midir ayetler?Ayetleri tartışmak yerine devlet eliyle uygulanmakta olan yasakları ayrıcalıklı addedip tartışma dışında tutmamış olsaydınız pek çok açıdan tartışabileceğiniz bir konunuz olurdu.Yasakları bilimin tüm dallarında tartışabilirdik; psikoloji, sosyoloji, siyaset, ekonomi…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41473</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 23:02:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41473</guid>
		<description>Selamlar çuvaldiz Hanim,

biz de sizi dahaiyi anlamis olduk,

derinden çikartilan inciler genellikle daha güzel oluyor galiba :)

muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar çuvaldiz Hanim,</p>
<p>biz de sizi dahaiyi anlamis olduk,</p>
<p>derinden çikartilan inciler genellikle daha güzel oluyor galiba <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41470</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 22:32:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41470</guid>
		<description>Nilgün Hanim,

Bütün yorumlarinizdan bagimsiz olarak bir sey soracagim:

Sizin gibi bir pozitivist için &lt;strong&gt;Aşk &lt;/strong&gt;kelimesinin anlami nedir? Biyokimyasal bir olay midir? Bir köpegin dişisine duydugu ilgi ile bir insanin karisina/kocasina duydugu aşk ayni şey midir?

Yanitinizi beklerken şunlari da söylemek isterim:)

Yunan Felsefesi - Islam Filozoflari - Bati Avrupa seklinde sundugunu tarihsel zincir konusunda size katiliyorum. Ancak hocalarinizin belki(?) yanildigi bir yer var ki su önkabullerle özetlenebilir:

Sonradan gelen fikirler:
1) Öncekilerin sonucudur,
2) Öncekilerden daha iyidir / daha kapsamlidir / tekâmül etmistir...

Pozitivizim, materyalizm, ampirizm... Evet, sonradan gelmistir ama bu akimlarin özellikleri eski yunanda vardi. Sinikler, epiküryenler hatta stoacilar bir çok konuda pozitivistlerle anlasabilirdi :)

Siz de biliyorsunuz ki Eski Yunan Felsefesi Aristo veya Eflatun'a indirgenemeyecek kadar zengindir.

Pozitivizm endüstri devrimi ve bilimsel buluslarin tavan yaptigi dönemde diger felsefi akimlari geriletti, onlarin alanlarini isgal etti. Bu da dogal. Ama bunun tarihi, sosyal, askerî, ekonomik vb sebepleri var.

Bence bütün dinlerden, çaglardan ve cografyalardan filozoflar &lt;strong&gt;Hakikat &lt;/strong&gt;denen dev bir pirlantanin üzerinde gezen insanara benziyorlar. Bazisi bir kaç yüzeyi birden gezmis, hatirliyor. Bazisi içerideki isik oyunlarinin sirrini çözmüs, gezmeden öteki yüzeyleri "okuyor". Yeni gelenler eskilerden her zaman istifade edemedikleri için unutuyorlar. Yeniden kesfetmek zorunda kaliyorlar bazi seyleri. &lt;strong&gt;Hakikat &lt;/strong&gt;oldugu gibi duruyor. çünkü bilinmeye muhtaç degil var olmak için.

Bu da benim teorim olsun, MY-izm :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nilgün Hanim,</p>
<p>Bütün yorumlarinizdan bagimsiz olarak bir sey soracagim:</p>
<p>Sizin gibi bir pozitivist için <strong>Aşk </strong>kelimesinin anlami nedir? Biyokimyasal bir olay midir? Bir köpegin dişisine duydugu ilgi ile bir insanin karisina/kocasina duydugu aşk ayni şey midir?</p>
<p>Yanitinizi beklerken şunlari da söylemek isterim:)</p>
<p>Yunan Felsefesi - Islam Filozoflari - Bati Avrupa seklinde sundugunu tarihsel zincir konusunda size katiliyorum. Ancak hocalarinizin belki(?) yanildigi bir yer var ki su önkabullerle özetlenebilir:</p>
<p>Sonradan gelen fikirler:<br />
1) Öncekilerin sonucudur,<br />
2) Öncekilerden daha iyidir / daha kapsamlidir / tekâmül etmistir&#8230;</p>
<p>Pozitivizim, materyalizm, ampirizm&#8230; Evet, sonradan gelmistir ama bu akimlarin özellikleri eski yunanda vardi. Sinikler, epiküryenler hatta stoacilar bir çok konuda pozitivistlerle anlasabilirdi <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Siz de biliyorsunuz ki Eski Yunan Felsefesi Aristo veya Eflatun&#8217;a indirgenemeyecek kadar zengindir.</p>
<p>Pozitivizm endüstri devrimi ve bilimsel buluslarin tavan yaptigi dönemde diger felsefi akimlari geriletti, onlarin alanlarini isgal etti. Bu da dogal. Ama bunun tarihi, sosyal, askerî, ekonomik vb sebepleri var.</p>
<p>Bence bütün dinlerden, çaglardan ve cografyalardan filozoflar <strong>Hakikat </strong>denen dev bir pirlantanin üzerinde gezen insanara benziyorlar. Bazisi bir kaç yüzeyi birden gezmis, hatirliyor. Bazisi içerideki isik oyunlarinin sirrini çözmüs, gezmeden öteki yüzeyleri &#8220;okuyor&#8221;. Yeni gelenler eskilerden her zaman istifade edemedikleri için unutuyorlar. Yeniden kesfetmek zorunda kaliyorlar bazi seyleri. <strong>Hakikat </strong>oldugu gibi duruyor. çünkü bilinmeye muhtaç degil var olmak için.</p>
<p>Bu da benim teorim olsun, MY-izm :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41467</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 21:55:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41467</guid>
		<description>Sevgili Cemile,

ALLAH razi olsun, yorumun gerçekten yaziyi tamamlar mahiyette olmus, ben de Mevlana Hazretlerine dair bir olay duymustum buna benzer.

"Islam dualisttir" baslikli bir yazi yazmisti Mustafa (Akyol), Suat ile de tartismistik orada. Ama bu Islam Dualizmi oldukça karmasik ve zengin bir mevzu. Ideal nerede biter? Materyal nerede baslar? bunlarin birbirlerine "dokundugu" noktalar ve ilgili sonuçlari çok ilginç. ALLAH nasib ederse bu konu üzerine çalismayi düsünüyorum ileride :)

Basörtüsü konusuna gelince... Bu en basta bir vicdan meselesi ama bir çok konu gibi ANLAMI derin. Yani önü, arkasi, öncesi, sonrasi var. Erkeklerin "bana ne, bu kadinlarin meselesi" dercesine vudumduymaz kalmasini kiniyorum. "Bu konuyu desmeyin / susitimal etmeyin" diyenleri daha da çok kiniyorum :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Cemile,</p>
<p>ALLAH razi olsun, yorumun gerçekten yaziyi tamamlar mahiyette olmus, ben de Mevlana Hazretlerine dair bir olay duymustum buna benzer.</p>
<p>&#8220;Islam dualisttir&#8221; baslikli bir yazi yazmisti Mustafa (Akyol), Suat ile de tartismistik orada. Ama bu Islam Dualizmi oldukça karmasik ve zengin bir mevzu. Ideal nerede biter? Materyal nerede baslar? bunlarin birbirlerine &#8220;dokundugu&#8221; noktalar ve ilgili sonuçlari çok ilginç. ALLAH nasib ederse bu konu üzerine çalismayi düsünüyorum ileride <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Basörtüsü konusuna gelince&#8230; Bu en basta bir vicdan meselesi ama bir çok konu gibi ANLAMI derin. Yani önü, arkasi, öncesi, sonrasi var. Erkeklerin &#8220;bana ne, bu kadinlarin meselesi&#8221; dercesine vudumduymaz kalmasini kiniyorum. &#8220;Bu konuyu desmeyin / susitimal etmeyin&#8221; diyenleri daha da çok kiniyorum <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41465</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 21:46:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41465</guid>
		<description>nilgün hanım,

çuvaldız'ın hangi ayetin muhkem hangisinin müteşabih olduğunu belirtmesine gerek yok keza bunları belirtmemeside bir çelişki değildir ortada çelişkiden çok cehalet var,bu da üzülerek söylüyorm ki şahsınıza ait çünkü (hemen belirteyim benim gibi düşünmediği için insanlara cahil demem)siz İslami ilimlere karşı birşey bilmiyorsunuz,bildikleriniz ise taraflı yorumlardan oluştuğu için önünüzü göremiyorsunuz,neden mi?zira bir ayetin muhkem mi,müteşabih mi olduğuna siz karar veremezsiniz,bu sizin değil ayetin içeriğidir,dolayısı ile şu ayet muhkem de şu neden müteşabih yorumlanıyor diye bir soru olmaz efendim.yineliyorum ayetlerin nüzul (indiriliş) sebebi,sibak-siyak (öncesinde ve sonrasında gelen ayetler),mekki ve medeni (içerik olarak farklıdırlar,mekki sureler imana,medeni sureler daha çok sosyal yaşama dokunur)ayetler oluşu zaten onları otomatikman muhkem ve müteşabih kılar(muhkem ve müteşabihliğini belirler) ve o nedenle islami keyfiyetine revizyonize etmeye kalkanların kendilerini başat yorumcu görmeleri yerine kendi gölgelerini ayet üzerinden çekip ayetleri ayetlerin kendi ışığında tevil etmesi gerekir,edemiyorsa bu o zihniyetin kartların yerini değiştirmeye çalışmasındaki art niyetindedir,bir başka görüşün çelişkide olduğundan değil.Abdurrahman Dilipak'ın çok sevdiğim bir sözü vardır,bu gibi bir tartışmada söylemişti ;

' bilmiyorsanız,kendinizi düşürmeyin,sorun anlatalım efendim '</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>nilgün hanım,</p>
<p>çuvaldız&#8217;ın hangi ayetin muhkem hangisinin müteşabih olduğunu belirtmesine gerek yok keza bunları belirtmemeside bir çelişki değildir ortada çelişkiden çok cehalet var,bu da üzülerek söylüyorm ki şahsınıza ait çünkü (hemen belirteyim benim gibi düşünmediği için insanlara cahil demem)siz İslami ilimlere karşı birşey bilmiyorsunuz,bildikleriniz ise taraflı yorumlardan oluştuğu için önünüzü göremiyorsunuz,neden mi?zira bir ayetin muhkem mi,müteşabih mi olduğuna siz karar veremezsiniz,bu sizin değil ayetin içeriğidir,dolayısı ile şu ayet muhkem de şu neden müteşabih yorumlanıyor diye bir soru olmaz efendim.yineliyorum ayetlerin nüzul (indiriliş) sebebi,sibak-siyak (öncesinde ve sonrasında gelen ayetler),mekki ve medeni (içerik olarak farklıdırlar,mekki sureler imana,medeni sureler daha çok sosyal yaşama dokunur)ayetler oluşu zaten onları otomatikman muhkem ve müteşabih kılar(muhkem ve müteşabihliğini belirler) ve o nedenle islami keyfiyetine revizyonize etmeye kalkanların kendilerini başat yorumcu görmeleri yerine kendi gölgelerini ayet üzerinden çekip ayetleri ayetlerin kendi ışığında tevil etmesi gerekir,edemiyorsa bu o zihniyetin kartların yerini değiştirmeye çalışmasındaki art niyetindedir,bir başka görüşün çelişkide olduğundan değil.Abdurrahman Dilipak&#8217;ın çok sevdiğim bir sözü vardır,bu gibi bir tartışmada söylemişti ;</p>
<p>&#8216; bilmiyorsanız,kendinizi düşürmeyin,sorun anlatalım efendim &#8216;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41460</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 21:05:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41460</guid>
		<description>çuvaldız: 
1.  Ben metafizik tartışmasına girmedim; yalnızca kısa ve öz tarihi bilgi verdim; metafizik laf kalabalığı yıldızlara, gezegenlere, meleklere canlılık ve gerçeklik atfeden ve bir sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmaktır.
 2.  Sizler 'ayetler sembolik yorumlanmalı' ifademi din özgürlüğünü kısıtlayan bir fikir empoze edilmesi şeklinde algılıyorsunuz.  Oysa ben sizin, keyfi olarak ayetlerin bir kısmını literal, bir kısmını sembolik yorumlamanızı eleştiriyorum.  Kuran'da muhkem/müteşabih ayetlerin hangileri olduğu açık seçik belirtilmiş midir?  Örtünme ayeti niçin muhkem olmak zorunda? Bu sorulara cevap veremiyorsunuz.  Çelişkide olan sizsiniz. Sıkıştığınız zaman, bu benim inanç özgürlüğüm diyerek işin içinden çıkıyorsunuz.  İnanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten.  Ama siz ayetin bilimsel tartışmasına kapalı olduğunuz, üstelik bu kapalı olmayı bir ayrıcalık addettiğiniz sürece benim sizinle tartışacak bir konum kalmıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çuvaldız:<br />
1.  Ben metafizik tartışmasına girmedim; yalnızca kısa ve öz tarihi bilgi verdim; metafizik laf kalabalığı yıldızlara, gezegenlere, meleklere canlılık ve gerçeklik atfeden ve bir sonuca götürmeyen teolojik yorumlar üstünde dönenip durmaktır.<br />
 2.  Sizler &#8216;ayetler sembolik yorumlanmalı&#8217; ifademi din özgürlüğünü kısıtlayan bir fikir empoze edilmesi şeklinde algılıyorsunuz.  Oysa ben sizin, keyfi olarak ayetlerin bir kısmını literal, bir kısmını sembolik yorumlamanızı eleştiriyorum.  Kuran&#8217;da muhkem/müteşabih ayetlerin hangileri olduğu açık seçik belirtilmiş midir?  Örtünme ayeti niçin muhkem olmak zorunda? Bu sorulara cevap veremiyorsunuz.  Çelişkide olan sizsiniz. Sıkıştığınız zaman, bu benim inanç özgürlüğüm diyerek işin içinden çıkıyorsunuz.  İnanç özgürlüğünüzü kabul ettim zaten.  Ama siz ayetin bilimsel tartışmasına kapalı olduğunuz, üstelik bu kapalı olmayı bir ayrıcalık addettiğiniz sürece benim sizinle tartışacak bir konum kalmıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41452</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 17:13:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41452</guid>
		<description>Sn.Nilgün Öven,

Sahip olunan imkanları(*) sadece kendi ve benzerleri için talep etmek, kendine benzemez bulunanlara men ettiği imkanları onlarla paylaşmak için zahiri anlamda bir “değişme/benzeşme” şartı öne sürmek alenen hak yemektir. Dini açıdan bakıldığında “Din düşmanı değiliz” ya da  “biz de Müslüman’ız” diyenlerin de desteği ile var olmaya devam eden yasaklar bir ayıp, kusur yani günahtır. Seküler /laik bakış açısı ile değerlendirildiğinde ise eşitsizliğe neden olan ve hukuken cezalandırılması gereken bir suç’tur. Kolektif olarak geliştirilen bir algı ile uygulanmakta olan bu yasağın bilinçli ya da bilinçsizce “düzen/sistem” temini için destekleniyor olması “doğru” olduğu anlamına gelmeyeceği gibi bu uygulamanın “suç” kapsamında değerlendirilemeyeceği anlamına da gelmez. Doğuştan gelen bir takım fizyolojik, genetik özelikler gibi insan kişiliğinin temel taşlarını oluşturan inançlarının  bireysel tezahürleri de eşitlik ilkesini delik deşik etmek üzere kullanılamaz.

“Kusurlu” ya da “fazla” olacağı gerekçesi ile kürtaj, kadının bedeni üzerinde söz söyleme “hakkı” olarak tanımlanıp, kadın olarak birey olabilme  “imkan”ı olarak destekleniyorken baş örtmeye karşı uygulanan bu saçma “kıyafet” yasağı niye desteklenir ve dolayısıyla çözümü imkanlıyken neden “imkansızlaştırılmaya” çalışılıyor?
Siz diğer başlıkta, Kur’an’ın “literal” okumasının terk edilip, öz’ü  anlaşıldığında başörtüsü yasağının “yasak” olarak görülmeyeceğini ifade etmiş ve mağdur eden yasak değil de Kur’an yorumuymuş gibi kuşbakışı olmayan “değişimi karşısındakinden bekleyen” tek yanlı bir görüş sergilemiştiniz. Öz’e ilişkin yorumlarını insanlar bireysel olarak kendi başlarına yapamazlar mı? Sizin öz yorumunuzla sorunlar tek taraflı olarak sorun olmaktan çıkacaksa eğer hümanist, insanı merkeze alan sistemlerde “Din ve vicdan özgürlüğü” ne anlama geliyor o zaman? 

Başörtülü insanların bu yasağı sadece bireysel çıkarları/menfaatleri gereği bencilce sadece “kendileri” için kaldırılmasını talep ettiklerini ima eden yaklaşımları (aşağıda örneğini vereceğim gibi) bu sitede pek çok kez okudum;

&lt;blockquote&gt;Eger Cagdas Bati Demokrasisini gercekten istiyorsaniz, farkli dinleri, hic bir dinin dayatilmadigi egitim sistemini, farkli ve yeni paygamberleri, dinsiz insanlari, bagimsiz (cinsel ve ekonomik baglamda) kadinlari, escinselleri ve her turlu sizden farkli insan gruplarini nasil kabul edebileceksiniz? Kabul edebilecek misiniz?????(Ahmet Selçuk/&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/14/kemalistler-icin-turkiye%e2%80%99den-kacis-rehberi/" rel="nofollow"&gt;Kemalistler için Türkiyeden kaçış rehberi&lt;/a&gt;)&lt;/blockquote&gt;

Bu cümleler Müslüman-dindar olan kimseleri itham etmek, zan altında bırakmak, dolayıyla kendinden ve inançlarını paylaştığı benzerlerinden  başka hiç kimsenin adil olamayacağına dair  “köktenci” bir inancın şüpheleri ile yazılmış gibi duruyor. 

Bu ve buna benzer köktenci inanç sahiplerinin farklı şekilde de olsa söyledikleri sizin söylemiş olduklarınızdan çok da farklı değil. Şahit olabildiklerimin çoğu Kur’an okumuş İslam dini hakkında bilgi sahibi olmuş kimseler.Bu bilgiyle, kendilerini din hakkında söz söylemeye yetkin tarafsızlıkta konumlandırıyorlar.Bunun sebebini de “literal” anlamda okuma yapmamış olmalarına dayandırıyorlar.Çünkü böylelikle kendi ifadelerine göre de Kur’an’ın  akıl ve bilimle örtüşen(!) faydalı buldukları satırlarını ”öz’ü” itibariyle benimsemiş oluyorlar!

&lt;blockquote&gt;Tesettür ayetinin sembolik yorumlanması ve literal anlamda bir zorunluluktan ziyade genel bağlamda ahlaklı yaşam yönünde bir tavsiye nitelği taşıdığı vurgulanmalıdır. (N.Öven)&lt;/blockquote&gt;

Kendilerinin yapmış olduğu çıkarımları tek doğru olarak görme zaaflarının farkında bile olmadan ,bir lütufta bulunuyorlarmış gibi dinin toplum için faydalı bir kurum olduğunu inkar etmediklerini de belirtmekten imtina etmiyorlar üstelik.Oksimoron?

Dine karşı olmak, toplum için faydalı, benimsenmesinde sakınca görülmeyen, bilimin açıklamakta aciz kalacağı “değerler” hakkında fikir yürütüp, söz söylemeyi imkansızlaştıracağından ve “evet ama şu kadar” diyebilmek için dine karşı olmadan "ölçü belirleyenlerden” olmak &lt;strong&gt;tercih&lt;/strong&gt; ediliyor. 

Yasaklarla kontrol altında tutularak ölçü belirleyen buna karşılık da ‘Din ve vicdan özgürlüğü’ vardır diyen “Vatikanvari” laik devlet anlayışı olabilir mi?

Bu sistemin yasaklarını öz ve benzerleri gibi gerekçelerle dolaylı yolla da olsa destekleyenler “özgürlükler” konusunda “bencilleşmeden” yasaklara karşı ne kadar tarafsız olabilirler pekii? 

Başörtüsü konusunda uygulanmakta olan yasakları bu perspektiften değerlendirerek “bencil” olmadan kaldırmaya  çalışan insanları bu nedenle takdir etmemek elde değil.Ateist dahi olsa :-)

Ama iş başörtülü dindar insanların yasağa karşı olmalarına geldiğinde bu muhalefetleri neden bencillik/gericilik olarak gösterilmeye çalışılır üzerinde düşünmek gerek!

&lt;strong&gt;“Allahü tealanın ahlâkı ile ahlâklanınız!” buyruğu gereği de din kardeşi  olarak gördüğünün ayıbını, kusurunu örtmeye gayret eder.&lt;/strong&gt;

“Eşit hak” dağılımının önünde duran başörtüsü yasağının kaldırılması için “başörtülüler” tarafından verilen destek, yasağa taraf olan din kardeşlerini kul hakkı vebalinden, ayıbından, kusurundan  kurtarmaya yönelik bir gayrettir de aynı zaman da. Bir ateistin “bir insanın en tabii insan hakkı” diyerek omuzladığı çözüm çabasının diğeri tarafından “kul hakkı” olarak yorumlanıyor olmasında ne sakınca olabilir? İki farklı zihniyetin bu şekilde yan yana gelebildiği görmezden gelinerek hala daha Ahmet Selçuk beyin satılarındaki gibi “kaldırabilecek misiniz?” tarzında tepeden bakan, ayak direyen “şüpheci” yaklaşımlar “köktenci inanç” olmalarının dışında hangi mantıklı sebep ileri sürülerek “akıl” ile izah edilebilir ?

Başkalarının ayıp ve kusurlarını, kibir tuzağına düşmeden başlarını örttükleri doğallıkla, gerçek bir tevazu ile yapabilen, nefislerini terbiye edebilmiş iman sahiplerinin, bizler gibi kusur, ayıp, açık, hinlik arayanlardan ümit kesmeden dualarına dahil ediyor olmalarını anlayabilmek gerçekten de çok da kolay değil.

Nefsimizin, aklımızın esiri olup göründüğümüz gibi olmaya azami dikkat eden bizim gibiler için, başlarını da örterek oldukları gibi görünmek isteyen insanların tesettür hallerini, bulundukları yolu anlayabilmek öyle akıl kılavuzluğunda yapılan prospektüs okumalarıyla anlaşılıp, sentezlenebilecek bir hal olmasa gerek!

&lt;em&gt;Güneş gibi ol şefkatte,merhamette. 
Gece gibi ol ayıpları örtmekte. 
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte. 
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette. 
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette. 
&lt;strong&gt;Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;
.
Mevlana Celaleddin Rumi 


&lt;strong&gt;(*)&lt;/strong&gt;determinizmden kaçmak, özgür olabilmek için yasalar,yasaklar inşa eden insanoğlunun doğadan feyzle “yaşama hakkı “ ve “eşitlik” diyerek yine onun gölgesine sığınması ayrı bir çelişki. 

Not: 
&lt;blockquote&gt;Tesettür ayetinin sembolik yorumlanması ve literal anlamda bir zorunluluktan ziyade genel bağlamda ahlaklı yaşam yönünde bir tavsiye niteliği taşıdığı vurgulanmalıdır.”&lt;/blockquote&gt;

Bu başlıkta yazacağınız yorumlarda daha çok bu hususa vurgu yapacağınızı düşünmüştüm ama siz bu cümlelerinizi boşlukta asılı bırakıp bir sonraki adıma metafiziğin tanımı konusunda tartışmaya geçtiniz. Gülünç bulduğunuz bir yasağın çözümlenebilmesi için atacağınız adımlar bu mudur? Pek çok hemcinsinizi haklarından mahrum edip içinde yok eden yasak kuyu gibi ortada dururken siz önce ayet sonra metafizik tartışmaları ile etrafında dolaşıp duruyorsunuz. Artık sadede gelseniz de bu metafizik tartışmalarından bizim de sizin gibi başımız ağrımasa,ne dersiniz?

&lt;blockquote&gt;Metafizikçilerin laf kalabalığı aslında başımı ağrıtıyor.Siz tesettürlü kızlara gül hediye ediniz..Ben duygusal değil felsefi bağlamda tesettür ayetine yapılan vurgunun yanlışlığını ortaya koymaya çalışıyorum. (N.Öven)&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Nilgün Öven,</p>
<p>Sahip olunan imkanları(*) sadece kendi ve benzerleri için talep etmek, kendine benzemez bulunanlara men ettiği imkanları onlarla paylaşmak için zahiri anlamda bir “değişme/benzeşme” şartı öne sürmek alenen hak yemektir. Dini açıdan bakıldığında “Din düşmanı değiliz” ya da  “biz de Müslüman’ız” diyenlerin de desteği ile var olmaya devam eden yasaklar bir ayıp, kusur yani günahtır. Seküler /laik bakış açısı ile değerlendirildiğinde ise eşitsizliğe neden olan ve hukuken cezalandırılması gereken bir suç’tur. Kolektif olarak geliştirilen bir algı ile uygulanmakta olan bu yasağın bilinçli ya da bilinçsizce “düzen/sistem” temini için destekleniyor olması “doğru” olduğu anlamına gelmeyeceği gibi bu uygulamanın “suç” kapsamında değerlendirilemeyeceği anlamına da gelmez. Doğuştan gelen bir takım fizyolojik, genetik özelikler gibi insan kişiliğinin temel taşlarını oluşturan inançlarının  bireysel tezahürleri de eşitlik ilkesini delik deşik etmek üzere kullanılamaz.</p>
<p>“Kusurlu” ya da “fazla” olacağı gerekçesi ile kürtaj, kadının bedeni üzerinde söz söyleme “hakkı” olarak tanımlanıp, kadın olarak birey olabilme  “imkan”ı olarak destekleniyorken baş örtmeye karşı uygulanan bu saçma “kıyafet” yasağı niye desteklenir ve dolayısıyla çözümü imkanlıyken neden “imkansızlaştırılmaya” çalışılıyor?<br />
Siz diğer başlıkta, Kur’an’ın “literal” okumasının terk edilip, öz’ü  anlaşıldığında başörtüsü yasağının “yasak” olarak görülmeyeceğini ifade etmiş ve mağdur eden yasak değil de Kur’an yorumuymuş gibi kuşbakışı olmayan “değişimi karşısındakinden bekleyen” tek yanlı bir görüş sergilemiştiniz. Öz’e ilişkin yorumlarını insanlar bireysel olarak kendi başlarına yapamazlar mı? Sizin öz yorumunuzla sorunlar tek taraflı olarak sorun olmaktan çıkacaksa eğer hümanist, insanı merkeze alan sistemlerde “Din ve vicdan özgürlüğü” ne anlama geliyor o zaman? </p>
<p>Başörtülü insanların bu yasağı sadece bireysel çıkarları/menfaatleri gereği bencilce sadece “kendileri” için kaldırılmasını talep ettiklerini ima eden yaklaşımları (aşağıda örneğini vereceğim gibi) bu sitede pek çok kez okudum;</p>
<blockquote><p>Eger Cagdas Bati Demokrasisini gercekten istiyorsaniz, farkli dinleri, hic bir dinin dayatilmadigi egitim sistemini, farkli ve yeni paygamberleri, dinsiz insanlari, bagimsiz (cinsel ve ekonomik baglamda) kadinlari, escinselleri ve her turlu sizden farkli insan gruplarini nasil kabul edebileceksiniz? Kabul edebilecek misiniz?????(Ahmet Selçuk/<a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/14/kemalistler-icin-turkiye%e2%80%99den-kacis-rehberi/" rel="nofollow">Kemalistler için Türkiyeden kaçış rehberi</a>)</p></blockquote>
<p>Bu cümleler Müslüman-dindar olan kimseleri itham etmek, zan altında bırakmak, dolayıyla kendinden ve inançlarını paylaştığı benzerlerinden  başka hiç kimsenin adil olamayacağına dair  “köktenci” bir inancın şüpheleri ile yazılmış gibi duruyor. </p>
<p>Bu ve buna benzer köktenci inanç sahiplerinin farklı şekilde de olsa söyledikleri sizin söylemiş olduklarınızdan çok da farklı değil. Şahit olabildiklerimin çoğu Kur’an okumuş İslam dini hakkında bilgi sahibi olmuş kimseler.Bu bilgiyle, kendilerini din hakkında söz söylemeye yetkin tarafsızlıkta konumlandırıyorlar.Bunun sebebini de “literal” anlamda okuma yapmamış olmalarına dayandırıyorlar.Çünkü böylelikle kendi ifadelerine göre de Kur’an’ın  akıl ve bilimle örtüşen(!) faydalı buldukları satırlarını ”öz’ü” itibariyle benimsemiş oluyorlar!</p>
<blockquote><p>Tesettür ayetinin sembolik yorumlanması ve literal anlamda bir zorunluluktan ziyade genel bağlamda ahlaklı yaşam yönünde bir tavsiye nitelği taşıdığı vurgulanmalıdır. (N.Öven)</p></blockquote>
<p>Kendilerinin yapmış olduğu çıkarımları tek doğru olarak görme zaaflarının farkında bile olmadan ,bir lütufta bulunuyorlarmış gibi dinin toplum için faydalı bir kurum olduğunu inkar etmediklerini de belirtmekten imtina etmiyorlar üstelik.Oksimoron?</p>
<p>Dine karşı olmak, toplum için faydalı, benimsenmesinde sakınca görülmeyen, bilimin açıklamakta aciz kalacağı “değerler” hakkında fikir yürütüp, söz söylemeyi imkansızlaştıracağından ve “evet ama şu kadar” diyebilmek için dine karşı olmadan &#8220;ölçü belirleyenlerden” olmak <strong>tercih</strong> ediliyor. </p>
<p>Yasaklarla kontrol altında tutularak ölçü belirleyen buna karşılık da ‘Din ve vicdan özgürlüğü’ vardır diyen “Vatikanvari” laik devlet anlayışı olabilir mi?</p>
<p>Bu sistemin yasaklarını öz ve benzerleri gibi gerekçelerle dolaylı yolla da olsa destekleyenler “özgürlükler” konusunda “bencilleşmeden” yasaklara karşı ne kadar tarafsız olabilirler pekii? </p>
<p>Başörtüsü konusunda uygulanmakta olan yasakları bu perspektiften değerlendirerek “bencil” olmadan kaldırmaya  çalışan insanları bu nedenle takdir etmemek elde değil.Ateist dahi olsa <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ama iş başörtülü dindar insanların yasağa karşı olmalarına geldiğinde bu muhalefetleri neden bencillik/gericilik olarak gösterilmeye çalışılır üzerinde düşünmek gerek!</p>
<p><strong>“Allahü tealanın ahlâkı ile ahlâklanınız!” buyruğu gereği de din kardeşi  olarak gördüğünün ayıbını, kusurunu örtmeye gayret eder.</strong></p>
<p>“Eşit hak” dağılımının önünde duran başörtüsü yasağının kaldırılması için “başörtülüler” tarafından verilen destek, yasağa taraf olan din kardeşlerini kul hakkı vebalinden, ayıbından, kusurundan  kurtarmaya yönelik bir gayrettir de aynı zaman da. Bir ateistin “bir insanın en tabii insan hakkı” diyerek omuzladığı çözüm çabasının diğeri tarafından “kul hakkı” olarak yorumlanıyor olmasında ne sakınca olabilir? İki farklı zihniyetin bu şekilde yan yana gelebildiği görmezden gelinerek hala daha Ahmet Selçuk beyin satılarındaki gibi “kaldırabilecek misiniz?” tarzında tepeden bakan, ayak direyen “şüpheci” yaklaşımlar “köktenci inanç” olmalarının dışında hangi mantıklı sebep ileri sürülerek “akıl” ile izah edilebilir ?</p>
<p>Başkalarının ayıp ve kusurlarını, kibir tuzağına düşmeden başlarını örttükleri doğallıkla, gerçek bir tevazu ile yapabilen, nefislerini terbiye edebilmiş iman sahiplerinin, bizler gibi kusur, ayıp, açık, hinlik arayanlardan ümit kesmeden dualarına dahil ediyor olmalarını anlayabilmek gerçekten de çok da kolay değil.</p>
<p>Nefsimizin, aklımızın esiri olup göründüğümüz gibi olmaya azami dikkat eden bizim gibiler için, başlarını da örterek oldukları gibi görünmek isteyen insanların tesettür hallerini, bulundukları yolu anlayabilmek öyle akıl kılavuzluğunda yapılan prospektüs okumalarıyla anlaşılıp, sentezlenebilecek bir hal olmasa gerek!</p>
<p><em>Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.<br />
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.<br />
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.<br />
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.<br />
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.<br />
<strong>Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.</strong></em><br />
.<br />
Mevlana Celaleddin Rumi </p>
<p><strong>(*)</strong>determinizmden kaçmak, özgür olabilmek için yasalar,yasaklar inşa eden insanoğlunun doğadan feyzle “yaşama hakkı “ ve “eşitlik” diyerek yine onun gölgesine sığınması ayrı bir çelişki. </p>
<p>Not: </p>
<blockquote><p>Tesettür ayetinin sembolik yorumlanması ve literal anlamda bir zorunluluktan ziyade genel bağlamda ahlaklı yaşam yönünde bir tavsiye niteliği taşıdığı vurgulanmalıdır.”</p></blockquote>
<p>Bu başlıkta yazacağınız yorumlarda daha çok bu hususa vurgu yapacağınızı düşünmüştüm ama siz bu cümlelerinizi boşlukta asılı bırakıp bir sonraki adıma metafiziğin tanımı konusunda tartışmaya geçtiniz. Gülünç bulduğunuz bir yasağın çözümlenebilmesi için atacağınız adımlar bu mudur? Pek çok hemcinsinizi haklarından mahrum edip içinde yok eden yasak kuyu gibi ortada dururken siz önce ayet sonra metafizik tartışmaları ile etrafında dolaşıp duruyorsunuz. Artık sadede gelseniz de bu metafizik tartışmalarından bizim de sizin gibi başımız ağrımasa,ne dersiniz?</p>
<blockquote><p>Metafizikçilerin laf kalabalığı aslında başımı ağrıtıyor.Siz tesettürlü kızlara gül hediye ediniz..Ben duygusal değil felsefi bağlamda tesettür ayetine yapılan vurgunun yanlışlığını ortaya koymaya çalışıyorum. (N.Öven)</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41450</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 16:45:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41450</guid>
		<description>Mehmet bey,

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/07/sucu-basortusu/" rel="nofollow"&gt;Suçu? Başörüsü!&lt;/a&gt; başlıklı yazıda açıklayabilmekte zorlandığım konuyu herkes tarafından anlaşılabilir nitelikte ayrı bir başlıkta kaleme almış olduğunuzu görünce sırtımdan bir yük alınmış gibi bir ferahlık hissedip kendi adıma çok memnun oldum. Zihninize, elinize ve yüreğinize sağlık.

Suçu?Başörtüsü! başlıklı yazıda “kışkırtıcılık” bu başlıkta “saldırganlık” olarak tanımlanmakta olanlar, &lt;strong&gt;“Güzellik matkabı zeka duvarını deler mi?”&lt;/strong&gt;  başlıklı yazınızdaki “güzellik” gibi izah etmeye yeltenirsek hata etmiş olur muyuz acaba?

Kışkırtıcılık/saldırganlık olarak tanımladıklarımız da Allah’ın iznine tabidir.
Konu tesettür olduğu için; İsyanları neticesinde kendilerine kötülük etmekte aşırı giden insanların bedeninin halk önünde çıplaklığı da Kahhar isminin bir yansıması olarak görülebilir.

&lt;blockquote&gt;“De ki:Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım!Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar.Çünkü O,Bağışlayandır, merhametledir.”(Zümer 53)&lt;/blockquote&gt;

Bunları düşünerek iman eden bir Müslüman, Settar isminin feyzinden nasiplenmiş olduğu için halk önünde çıplak duranı işaret etmekten imtina eder. Çünkü bedenin örtünmesi anlamında başörtülü olabilmenin de çıplak olmanın da Allah’ın dileğiyle gerçekleşebildiğinin bilincindedir.Günahkardan çok günaha karşı hassasiyet gösterir ve elinden geleni bilebildiği ölçüde yapmaya çalışır.

&lt;blockquote&gt;"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" (İnsan 30)&lt;/blockquote&gt;

Umarım buraya kadar olan kısımda Nilgün hanımın yazmış olduğu &lt;strong&gt;“İslam dinini tesettüre takılarak harcamayalım”&lt;/strong&gt; cümlesine hangi bakış açısıyla neden katılmış olduğumu izah edebilmişimdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/11/07/sucu-basortusu/" rel="nofollow">Suçu? Başörüsü!</a> başlıklı yazıda açıklayabilmekte zorlandığım konuyu herkes tarafından anlaşılabilir nitelikte ayrı bir başlıkta kaleme almış olduğunuzu görünce sırtımdan bir yük alınmış gibi bir ferahlık hissedip kendi adıma çok memnun oldum. Zihninize, elinize ve yüreğinize sağlık.</p>
<p>Suçu?Başörtüsü! başlıklı yazıda “kışkırtıcılık” bu başlıkta “saldırganlık” olarak tanımlanmakta olanlar, <strong>“Güzellik matkabı zeka duvarını deler mi?”</strong>  başlıklı yazınızdaki “güzellik” gibi izah etmeye yeltenirsek hata etmiş olur muyuz acaba?</p>
<p>Kışkırtıcılık/saldırganlık olarak tanımladıklarımız da Allah’ın iznine tabidir.<br />
Konu tesettür olduğu için; İsyanları neticesinde kendilerine kötülük etmekte aşırı giden insanların bedeninin halk önünde çıplaklığı da Kahhar isminin bir yansıması olarak görülebilir.</p>
<blockquote><p>“De ki:Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım!Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar.Çünkü O,Bağışlayandır, merhametledir.”(Zümer 53)</p></blockquote>
<p>Bunları düşünerek iman eden bir Müslüman, Settar isminin feyzinden nasiplenmiş olduğu için halk önünde çıplak duranı işaret etmekten imtina eder. Çünkü bedenin örtünmesi anlamında başörtülü olabilmenin de çıplak olmanın da Allah’ın dileğiyle gerçekleşebildiğinin bilincindedir.Günahkardan çok günaha karşı hassasiyet gösterir ve elinden geleni bilebildiği ölçüde yapmaya çalışır.</p>
<blockquote><p>&#8220;Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir&#8221; (İnsan 30)</p></blockquote>
<p>Umarım buraya kadar olan kısımda Nilgün hanımın yazmış olduğu <strong>“İslam dinini tesettüre takılarak harcamayalım”</strong> cümlesine hangi bakış açısıyla neden katılmış olduğumu izah edebilmişimdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41417</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 23:26:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41417</guid>
		<description>MY: Bakın Sn. Yılmaz yazdıklarım kendi yorumum değil.  (kendim pozitivist olmama rağmen!)İslam felsefesi dersinde - yanlış hatırlamıyorsam - bize öğretilen şudur: metafizik 'varlığı varlık olmak bakımından' inceler.  Bu, İbni Sina'nın sözüdür.  Yani bir bölümü ile ilk nedenlerin, ilk prensibin ne olduğunu temellendirmeye çalışır.  Şimdi Aristo için, bilirsiniz, ilk neden Unmoved Mover'dır; yani ilk hareket ettirici. Aristo bu fikrini - gene yanlış hatırlamıyorsam - Organon adlı eserinde fizik bölümünden sonra 'metafizik', yani dediğiniz gibi 'fizikten sonra' anlamındaki bölümde izah ediyor.  Şimdi, gene bildiğiniz gibi Aristo'nun eserleri Batı'dan önce İslam düşünürlerinin eline geçiyor (zira Platon akademisi kapatılınca bazı filozoflar ellerinde bu felsefi eserlerle birlikte doğuya göç ediyorlar. Bu eserler Süryanca ve Arapçaya çevriliyor.) İslam düşünürleri Allah inancı içinde olduklarından şerh yazarken ilk neden, ilk prensip deyince doğal olarak Allah'ı ve melekleri anlıyorlar.  Ve 'varlığı varlık olmak' bakımından ele alırken (yani metafizik yaparken) fizik ötesini, bir diğer deyişle Tanrı ve melekleri de metafizik anlayışı içine sokuyorlar ve 'fizikten sonra' bölümünü 'fizik ötesi' şeklinde yorumluyorlar.  Batı,  Aristo'yu İslam filozoflarından öğrendiği için ve Hıristiyan teologlar da aynı Tanrı düşüncesini paylaştıkarından bu metafizik kelimesinin 'fizik ötesi' bağlamında kullanılması sürüp gidiyor.  Yani bu kullanım 9-10-11.yy.a ait; pozitivizmden çok önce.  Yanlış anlattıysam hocalarım affetsin! Ama bu sitede pek çok İslam felsefesi okuru vardır sanırım; onlar daha iyi bilirler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MY: Bakın Sn. Yılmaz yazdıklarım kendi yorumum değil.  (kendim pozitivist olmama rağmen!)İslam felsefesi dersinde - yanlış hatırlamıyorsam - bize öğretilen şudur: metafizik &#8216;varlığı varlık olmak bakımından&#8217; inceler.  Bu, İbni Sina&#8217;nın sözüdür.  Yani bir bölümü ile ilk nedenlerin, ilk prensibin ne olduğunu temellendirmeye çalışır.  Şimdi Aristo için, bilirsiniz, ilk neden Unmoved Mover&#8217;dır; yani ilk hareket ettirici. Aristo bu fikrini - gene yanlış hatırlamıyorsam - Organon adlı eserinde fizik bölümünden sonra &#8216;metafizik&#8217;, yani dediğiniz gibi &#8216;fizikten sonra&#8217; anlamındaki bölümde izah ediyor.  Şimdi, gene bildiğiniz gibi Aristo&#8217;nun eserleri Batı&#8217;dan önce İslam düşünürlerinin eline geçiyor (zira Platon akademisi kapatılınca bazı filozoflar ellerinde bu felsefi eserlerle birlikte doğuya göç ediyorlar. Bu eserler Süryanca ve Arapçaya çevriliyor.) İslam düşünürleri Allah inancı içinde olduklarından şerh yazarken ilk neden, ilk prensip deyince doğal olarak Allah&#8217;ı ve melekleri anlıyorlar.  Ve &#8216;varlığı varlık olmak&#8217; bakımından ele alırken (yani metafizik yaparken) fizik ötesini, bir diğer deyişle Tanrı ve melekleri de metafizik anlayışı içine sokuyorlar ve &#8216;fizikten sonra&#8217; bölümünü &#8216;fizik ötesi&#8217; şeklinde yorumluyorlar.  Batı,  Aristo&#8217;yu İslam filozoflarından öğrendiği için ve Hıristiyan teologlar da aynı Tanrı düşüncesini paylaştıkarından bu metafizik kelimesinin &#8216;fizik ötesi&#8217; bağlamında kullanılması sürüp gidiyor.  Yani bu kullanım 9-10-11.yy.a ait; pozitivizmden çok önce.  Yanlış anlattıysam hocalarım affetsin! Ama bu sitede pek çok İslam felsefesi okuru vardır sanırım; onlar daha iyi bilirler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41410</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 22:15:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41410</guid>
		<description>Mehmet abi,

bir başörtülü olarak bu konuya bu denli içselleştirip eğilebildiğin için hem teşekkür ederim hem de bu muhteşem yazı için tebrik ederim,Allah ecrini versin.

Bu arada halen aklımdan çıkartamadığım 'ben-canım' ayrımın ve onun sonrasında gelen 'ben'i işleyiş biçimini çok başarılı buluyorum,hayranlıkla okuyorum.Allah fikrini aydınlatsın.

Materyalist ve pozitivistlerin nasıl doğmacı oldukları artık açıklama gerek kalmayacak kadar aşikar,üstüne şimdilik cümle kurmaya dahi gerek duymuyorum,insanın dünyasında,insan yani bir yaratıktan çok farklı olan,olabilmiş,hamlıktan kurtulmuş,devinimini tamamlamış bir varlığı ;ben'inden ve özünden ve gayesinden,insan için insanın tözünden (kendi içinde kendi için varoluşu) koparıp,o geniş alanı boşaltıp -o geniş alan Allah'ın yeridir-içini dolduramadıklarından bu yana bu durum bence böyledir ve elbet her yanlış hesap doğruya,hakikate ulaşamayacağı için,materyalist ve pozitivist düşünce çökecektir keza çökmüştür,tanrıcılık oynaya oynaya nereye kadar?hiç kimse içinde bu boş alan ile yaşayamaz ancak oyalanır ya da kendine her saniye yalan söyleyen bir yalancıdır ve doğru olanın anlamına ulaşamadığı süre boyunca kendi yalancılığının dahi farkına varamayacak kadar acizdir.

Yazının ilk bölümüne,rivayet o dur ki ;

Hikâye şöyledir: “Sofinin(sufistaiyye) biri gerçeğin tabiatını tartışmak için Ebu Hanife’ye gelir. Devesini caminin önüne bağlar ve içeri girip Ebu Hanife’ye doğru yürürken konuşmaya başlar, bu sırada Ebu Hanife de talebelerinden birisine işaret eder ve gizlice devesini saklarlar. Sofiye (sofist) göre gerçek diye bir şey yoktur. İzafiyattır. Herşey seraptan ve aldatmacadan ibarettir. Saatler süren safsata ve akim tartışmadan sonra sofist kapıya yönelir ve devesini aramaya koyulur. Fakat heyhat ki heyhat! Devenin yerinde yeller esmektedir. Deve izafileşip buhar olup uçmuştur. Mevlânâ’nın deyimiyle zeban-ı hâlle (lisan-ı hâl) deve sahibine iyi bir ders verilir. Deve olduğunu düşündüğü şey neden bir köpek veya kuş olmasın!


Başka bir seferinde de Ebu Hanife eşeğinin sırtında hacca giden bir sofi ile karşılaşır. Adamın inmesini emreder. Cemaattakiler eşeğin üzerinden yükü indirirler ve sofinin sırtına yüklerler. Adam sorar: ‘Bunu neden yapıyorsunuz?’. ‘Mutlak bir hakikat olmadığına göre’ diye cevaplar Ebu Hanife. “Senin eşşek, bu hayvanın da sen olmadığını nereden bilebiliriz? Dolayasıyla bu ihtimali göz önünde bulundurduğumuz için yerlerinizi sırayla değiştiriyoruz?” der. Böylece saatlarce heder edilen akim konuşmanın yerine ikame edilen temsili ve canlı bir hikâye sofiyi ve benzeri sofileri ilzam eder. Bu da Ebu Hanife’nin pratik zekâsının bir ürünüdür.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet abi,</p>
<p>bir başörtülü olarak bu konuya bu denli içselleştirip eğilebildiğin için hem teşekkür ederim hem de bu muhteşem yazı için tebrik ederim,Allah ecrini versin.</p>
<p>Bu arada halen aklımdan çıkartamadığım &#8216;ben-canım&#8217; ayrımın ve onun sonrasında gelen &#8216;ben&#8217;i işleyiş biçimini çok başarılı buluyorum,hayranlıkla okuyorum.Allah fikrini aydınlatsın.</p>
<p>Materyalist ve pozitivistlerin nasıl doğmacı oldukları artık açıklama gerek kalmayacak kadar aşikar,üstüne şimdilik cümle kurmaya dahi gerek duymuyorum,insanın dünyasında,insan yani bir yaratıktan çok farklı olan,olabilmiş,hamlıktan kurtulmuş,devinimini tamamlamış bir varlığı ;ben&#8217;inden ve özünden ve gayesinden,insan için insanın tözünden (kendi içinde kendi için varoluşu) koparıp,o geniş alanı boşaltıp -o geniş alan Allah&#8217;ın yeridir-içini dolduramadıklarından bu yana bu durum bence böyledir ve elbet her yanlış hesap doğruya,hakikate ulaşamayacağı için,materyalist ve pozitivist düşünce çökecektir keza çökmüştür,tanrıcılık oynaya oynaya nereye kadar?hiç kimse içinde bu boş alan ile yaşayamaz ancak oyalanır ya da kendine her saniye yalan söyleyen bir yalancıdır ve doğru olanın anlamına ulaşamadığı süre boyunca kendi yalancılığının dahi farkına varamayacak kadar acizdir.</p>
<p>Yazının ilk bölümüne,rivayet o dur ki ;</p>
<p>Hikâye şöyledir: “Sofinin(sufistaiyye) biri gerçeğin tabiatını tartışmak için Ebu Hanife’ye gelir. Devesini caminin önüne bağlar ve içeri girip Ebu Hanife’ye doğru yürürken konuşmaya başlar, bu sırada Ebu Hanife de talebelerinden birisine işaret eder ve gizlice devesini saklarlar. Sofiye (sofist) göre gerçek diye bir şey yoktur. İzafiyattır. Herşey seraptan ve aldatmacadan ibarettir. Saatler süren safsata ve akim tartışmadan sonra sofist kapıya yönelir ve devesini aramaya koyulur. Fakat heyhat ki heyhat! Devenin yerinde yeller esmektedir. Deve izafileşip buhar olup uçmuştur. Mevlânâ’nın deyimiyle zeban-ı hâlle (lisan-ı hâl) deve sahibine iyi bir ders verilir. Deve olduğunu düşündüğü şey neden bir köpek veya kuş olmasın!</p>
<p>Başka bir seferinde de Ebu Hanife eşeğinin sırtında hacca giden bir sofi ile karşılaşır. Adamın inmesini emreder. Cemaattakiler eşeğin üzerinden yükü indirirler ve sofinin sırtına yüklerler. Adam sorar: ‘Bunu neden yapıyorsunuz?’. ‘Mutlak bir hakikat olmadığına göre’ diye cevaplar Ebu Hanife. “Senin eşşek, bu hayvanın da sen olmadığını nereden bilebiliriz? Dolayasıyla bu ihtimali göz önünde bulundurduğumuz için yerlerinizi sırayla değiştiriyoruz?” der. Böylece saatlarce heder edilen akim konuşmanın yerine ikame edilen temsili ve canlı bir hikâye sofiyi ve benzeri sofileri ilzam eder. Bu da Ebu Hanife’nin pratik zekâsının bir ürünüdür.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/11/23/beden-esas-nefs-basortusu-ile-ilgisi-olmayan-basortusu-yazisi/#comment-41404</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 17:15:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=7412#comment-41404</guid>
		<description>Nilgün Hanim,

Metafizigin ne oldugu konusu çok açik ve uzun bir tartisma. Islâm alimleri tek tek ele alindiklarinda bile bütün eserlerinde ayni fikri ve çerçeveyi savunmamislar. Genel olark bilim ve dini ikiye ayiran
felsefî duruslar bana sakar geliyor. Akdeniz'in neresi Avrupa'da, neresi Afrika'da, neresi Asya'dadir? Bilim Felsefe ve din iç içe geçmis üç kavram. 

Ansiklopedilere gelince... Her zaman güvenmem çünkü yazildiklari dönemin zihniyetini yansitirlar zira satilmak için yazilirlar. Meselâ su anda Türkiye'de resmî tarih ile uyumlu olmayan bir ansiklopedi bulamazsiniz :) &lt;strong&gt;"Atatürk günes gibi dogdu, düsmani yurttan kovdu..."&lt;/strong&gt;

(belki biraz demagojik oldu bu son argümanim :)) Pesinen kabul ediyorum.

Geçelim... &lt;strong&gt;Metafizige giris&lt;/strong&gt; isimli denemesinde Henri Bergson "tecrübenin tamami" der metafizik için. Oysa ne kadar da ampirist bir durus degil mi?

Metafizigin sadece iman veya iliskili konulara esitlenmesine karsiyim. (siz tam olarak bunu mu kasdediyorsunuz? bilmiyorum) 

Ölçülemeyen, sayilarla, matematik formüllerle ifade edilemeyen bir kismi var Kâinat'in. &lt;strong&gt;"Ölçemiyoruz, demek ki o sey yoktur"&lt;/strong&gt; demek çok kati bir dogmacilik bence. 

Yine sizin tam olarak durusunuzu bilmiyorum ama böylesi bir dogmacilik içinde meselâ &lt;strong&gt;"Ask yoktur"&lt;/strong&gt; dememiz gerekir degil mi? Sadece kimyasal olaylar ve hormonlar ile açiklanabilir mi birbirine asik iki insanin yasadiklari ve hissettikleri?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nilgün Hanim,</p>
<p>Metafizigin ne oldugu konusu çok açik ve uzun bir tartisma. Islâm alimleri tek tek ele alindiklarinda bile bütün eserlerinde ayni fikri ve çerçeveyi savunmamislar. Genel olark bilim ve dini ikiye ayiran<br />
felsefî duruslar bana sakar geliyor. Akdeniz&#8217;in neresi Avrupa&#8217;da, neresi Afrika&#8217;da, neresi Asya&#8217;dadir? Bilim Felsefe ve din iç içe geçmis üç kavram. </p>
<p>Ansiklopedilere gelince&#8230; Her zaman güvenmem çünkü yazildiklari dönemin zihniyetini yansitirlar zira satilmak için yazilirlar. Meselâ su anda Türkiye&#8217;de resmî tarih ile uyumlu olmayan bir ansiklopedi bulamazsiniz <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <strong>&#8220;Atatürk günes gibi dogdu, düsmani yurttan kovdu&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>(belki biraz demagojik oldu bu son argümanim :)) Pesinen kabul ediyorum.</p>
<p>Geçelim&#8230; <strong>Metafizige giris</strong> isimli denemesinde Henri Bergson &#8220;tecrübenin tamami&#8221; der metafizik için. Oysa ne kadar da ampirist bir durus degil mi?</p>
<p>Metafizigin sadece iman veya iliskili konulara esitlenmesine karsiyim. (siz tam olarak bunu mu kasdediyorsunuz? bilmiyorum) </p>
<p>Ölçülemeyen, sayilarla, matematik formüllerle ifade edilemeyen bir kismi var Kâinat&#8217;in. <strong>&#8220;Ölçemiyoruz, demek ki o sey yoktur&#8221;</strong> demek çok kati bir dogmacilik bence. </p>
<p>Yine sizin tam olarak durusunuzu bilmiyorum ama böylesi bir dogmacilik içinde meselâ <strong>&#8220;Ask yoktur&#8221;</strong> dememiz gerekir degil mi? Sadece kimyasal olaylar ve hormonlar ile açiklanabilir mi birbirine asik iki insanin yasadiklari ve hissettikleri?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

