Evlatlarımız mühimmat değildir!
By Mehmet Yılmaz on Eki 6, 2009 in Basın günlüğü, PKK, Terör, Türk Silahlı Kuvvetleri, Ulus-Devlet
Sunuş: Türkiye değişim sancıları çekiyor. Doğum sancıları… Atatürkist ulus-devlet bir hukuk devleti doğurabilecek mi? Evlatlarını davul zurna ile askere gönderme dönemi kapanıyor. Artık ölenlerin hesabını sormak istiyor yüreği acılı anneler, babalar, ağabeyler, nişanlılar, yetimler. Gerçekten vatan için mi öldüler? Komutanlar bazı “hataları” yapmasalardı o çocuklar hayatta olabilirlerdi belki de? (MY)
Bir suç duyurusu daha
Hakkâri Çukurca’da 27 mayısta meydana gelen ve yedi askerin hayatını kaybettiği mayın patlamasında şehit olan Uzman Çavuş Ziya Bener’in ağabeyi Refik Bener, olayın aydınlatılması için suç duyurusunda bulundu. İnternette yayımlanan, iki generale ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında “Bu mayınlar büyük olasılıkla bizim” ifadesi geçmişti. Patlamayla ilgili daha önce şehit Er Deniz Demirci’nin ailesi şikâyet dilekçesi vermişti.
Oğlunun arkadaşlarına sordu
Yozgat Yerköy doğumlu olan, halen Ankara’da yaşayan Refik Bener, ses kayıtlarının yanı sıra olay sırasında orada bulunan askerlerin anlattıklarının da yaklaşık 15 gün önce yaptığı suç duyurusunda etkili olduğunu söyledi. Bener, kardeşinin asker arkadaşlarıyla konuştuğunu belirterek, “Onlardan biri bana her şeyi anlattı. En başta söyledikleri gibi sıralı mayın değilmiş. Havan mermileriyle güçlendirilmiş kuvvetli tek bir mayınmış. Çocuk ‘PKK mayını değildi’ diyor. Bir yere tuzak kuruyorsun, kendi çocuklarını gönderiyorsun, olacak iş mi bu” diye sordu.
Ses kayıtları tartışılmıştı
Olayın ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada “bölücü terör örgütü mensupları tarafından tuzaklanan mayının patlaması” denirken medyada PKK tarafından döşenen sıralı mayınların uzaktan kumandayla patlatıldığı belirtilmişti.
Demokratik açılım çerçevesinde 29 mayısta DTP’lilere randevu veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu olaydan sonra randevuyu iptal etmişti. Ancak yaklaşık bir ay sonra internette yayımlanan, bölgede görevli tugay komutanı Z.E. ve tümen komutanı Tümgeneral G.K’ya ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında ise “Bu mayınlar büyük bir olasılıkla bizim” ifadesi geçiyordu. Bir kasıt olduğuna inanmak istemediğini söyleyen Bener, “Ama bir kasıt, bir ihmal, bir kaza varsa bunun da ortaya çıkmasını istiyoruz. Ordunun içinde de her yerde olduğu gibi çürük elmalar olabilir” dedi.
Bener ayrıca, “Kaza olmuş olabilir, araba kullanırken biz de kaza yapıyor muyuz, yapıyoruz. Hata yapılmış denmesi, kaza olmuş denmesi, TSK’mızın itibarını yükseltir” şeklinde konuştu ve sözlerine şöyle devam etti: “Kardeşlik hakkımı helal etmiyorum. Tabuta koyuyorlar çocuğu size veriyorlar. ‘Güzel de bir tören yaptık, her şey bitti’ diye bakıyorlar. Sonra ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez.’ Nasıl ölmez? Ölüyor işte. Yazık günah değil mi bu çocuklara? Günde 8-10 çocuk ölüyor. Benim üç evladım var, vatana feda olsunlar, ama öyle ite kopuğa değil.”
Dilekçeye cevap yok
Anne Dönüş Bener de olayın hemen ardından yaptığı açıklamada “Oğlumla üç gün önce telefonda konuştuğumuzda ‘mayın temizlemeye gidiyoruz’ demişti. Üç gün sonra yavrumun şehit haberi geldi” demişti.
2 [?]



2 Yorum
Yazan:Mert Kayhan Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
Bir acemi düşte gördüm
Ağlayan gülüşte gördüm
Güller açmıştı yeni ülke
Bayram yeriydi çarşılar
Ölüleri halayda gördüm
Devasa ateşler yanmış
Çadır kurulmuş dağlara
Külleri savrulur durur
Karışıyor yıldızlara
Bir bahar çiçeğinin tomurcuk patlatma çığlığında,
Bir Ceylan kız büyümüşte gelin olmuş halayında,
Bir ananın metris kapısını yumruklayışında,
Bir turaçın Munzur suyuna konuşunda, göreceğiz aydınlık günleri.
Ve o gün büyük ateş yaklıp da baharın müjdecisi kutlantdığında, yılmamış bir yüreklilik ile bize bu günleri taşıyan ölülerimiz de kalkacak bizimle halaya.
Yüreği yangınyeri analar, kilitledilermi parmaklarını birbirine bu halay boyunca.
Daha ne bir kan emici yanaşabilecek o ateşe, ne lanet birdaha uğrayabilecek etrafına…
Ozaman isteyen istediği ismi koyacak o ateşe, kimleri Türkiye diyecek, kimleri kürdistan diyecek, kimleri Demokrasi diyecek, kimleri yeni ülke diyecek.
Ben Anadolu diyeceğim, bir parmağımda ince memed bir parmağımda köroğlu bizde girmişiz halaya…..
Yazan:rıza altunışık Tarih: Eki 9, 2009 | Reply
Türk olamayanlar
Kanyon Rıza Altunışık
Milletimizin adı Türk’ü, Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti’ni, Vatanımızın adı Türkiye’yi ve Milletimizin dili Türkçe’yi, kabullenemeyenler ikinci cumhuriyetçilerin peşlerine takıldılar.
Milletimiz ve Devletimizin bağımsızlık sembolü olan Bayrağımızı kabullenemeyen ikinci cumhuriyetçiler ise, manevi değerlerimizi hiçe sayarak küresel emperyalizmin figüranlığına soyundular.
Emperyalizmin silahlı maşası pkk terör örgütünün yıllardır yaptığı katliamlardan sonra şimdide silahsız çete işbaşında.
Soros’tan nemalanan karanlık kafalı aydıncıklara, İslam’dan geçinen yazarcıklara, siyasetçilere ve işadamlarına kadar ne kadar Türk-İslam düşmanı güruh var ise düğmeye basılmışcasına hep bir ağızdan kürt açılımı şemsiyesi ile Türk milletinin birlik ve beraberliğine saldıranların saflarına geçtiler.
Türkiye’mizinde içinde bulunduğu İslam ülkelerinde gerek silahlı işgalle gerekse ekonomik ve sosyal çıkarlar sağlayarak etki altına aldığı sivil güçlerin çalışmaları ile vatandaşlar arasına nifak sokup kargaşa ve kaos oluşturma planı olan büyük Ortadoğu projesi tam hızla devam ediyor.
Demokratik açılım, ezber bozma veya ne adı verilirse verilsin AB-D senaryolarının Türkiye’deki figüranları çok süslü ifadelerle beyinlerimizi yıkamanın peşindeler.
Güroymak’a norşin, Güneysu’ya potamya diyebilecek kadar Türk milletinin dilinden ve egemenliğinden rahatsız olan bir zihniyet yürütmektedir bu açılım çalışmalarını.
Yarın İstanbul ‘a kostantinopolis, Diyarbakır’a amet derlerse nereden çıktı bu isimler diye şaşırmayın.
Emperyalizmin silahlı maşası pkk terör örgütünün elebaşına sayın, vatanı ve milleti ile Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü uğruna kara toprağa düşen şehitlerimize kelle diye hitap eden zihniyet, bu açılımın öncülüğünü yapıyor.
Ve bu zihniyete göre; oğlunu vatanın bölünmez bütünlüğü için askere gönderen Yozgat’lı anne ile milletin bölünmez bütünlüğüne saldıran terör örgütünün katil militanlarının annesi aynı duyguları taşıyor.
Ben şimdi soruyorum:
1-Vatanı ve milleti ile Türkiye cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğü için şehit olanlar ile bunları şehit eden katillerinde mi aynı duyguları taşıdığını düşünüyorsunuz?
2- Bayrak inmesin, ezan susmasın millet bölünmesin diyerek askere gönderdiğimiz yavrularımızın anneleri ile emperyalizmin silahlı maşalığını yapan terör örgütü militanlarının annelerini aynı gördüğünüze göre, Çanakkale’de Dumlupınar’da, İnönü’de yada Sakarya’da şehit düşen Türk askerinin annesi ile işgal ve katliam için ta buralara kadar gelen haçlı askerlerinin analarını da mı aynı görüyorsunuz?
3-“İstanbul bir gün fethedilecektir, ne mutlu bu şehri fetheden komutana, ne mutlu bu şehri fetheden askere” diye peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuş Osmanlı askerlerinin anaları ile Bizans askerlerinin analarını da aynı mı görüyorsunuz?
4-Bir Cuma günü beyaz elbisesini “kefenim olsun” niyeti ile giyip Anadolu topraklarına Türk-İslam mührünü vuran Alpaslan ordusundaki askerlerin anaları ile Diyojen ordusunun askerlerinin analarını da aynımı görüyorsunuz?
5-Osmanlı-Türk toprakları olan Arabistan yarımadasında, Mekke’de, Trablusgarp’ta vatanını savunan askerlerimizin anaları, babaları da, bu toprakları İngiliz ve Fransızlara peşkeş çeken arap şeyhlerinin askerlerinin analar ve babaları gibi aynı kıbleye yöneliyordu. Peki siz vatanını savunan Osmanlı askeri ile vatanını peşkeş çeken arap askerlerini demi aynı görüyorsunuz?