RSS Feed for This Post

Son terörist eceliyle mi ölecek?

Milliyetçi Kürtler Abdullah Öcalan liderliğinde silahlı mücadeleye başladıklarında PKK ismi henüz yoktu. Yıl 1974. Ben 4 yaşındaydım. PKK adını duymaya başladığımda 1980′li yıllara gelmiştik. Her evde telefon yoktu. İnsanlar filtresiz Birinci marka sigara içerlerdi. Parası olanlar Samsun ya da Maltepe alırlardı. Marlboro kaçak olarak satılıyordu. Yağ, şeker, pirinç, tüpgaz, ampul her arandığında bulunmazdı. Bakkal tanıdıklarına tezgâh altından verirdi bunları.

 TV tek kanaldı ve siyah-beyazdı. Dansöz, küfür, mayolu kız yasak idi TRT’de. Elektriğin kesilmediği günlerde gece 12′de TRT yayını biterdi. İstiklâl marşı okunurdu ve Anıtkabir önünde rap rap yürürdü “Mehmetçik”. Zaman zaman “askerlerimiz şehid oldu” diye haber gelirdi. Bayraklara sarılı tabutlar görürdük TV’de. Siyah beyaz ekranda o bayrakları yine de kırmızı görürdük biz. Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşan komutanlar “son terörist ölene kadar mücadele edeceğiz” diyorlardı. O zamanlar bir grup terörist olduğunu, sırayla hepsinin öleceğini düşünürdük. Haliyle bir sonuncu terörist olacaktı. O da ölünce konu kapanacaktı.

Adile Naşit’li, Münir Özkul’lu Hababam sınıfı yıllarımız geride kaldı. Arçelik marka merdaneli çamaşır makinelerinin yerini otomatik makineler aldı.1980′lerin sonunda liseyi bitirip üniversiteye girdim. Özal’lı yıllarda Türkiye dışa açılmıştı. İthalat serbestti. Binalar yükseldi İstanbul’da. Avrupa marka araba arttı. Herkes Marlboro sigara içiyordu. Her evde telefon vardı artık. TV renkli ve çok kanallı olmuştu. Her kanalda değişik haber bültenleri vardı. Ama TV’de Diyarbakır, Şırnak, Cizre, Tunceli, Bingöl … duyduğumuzda ardından şöyle bir cümle geliyordu: “filan gün yapılan operasyonda 4 er şehit oldu, 5 terörist ölü olarak ele geçirildi” . Sonra bir komutan mikrofona geçiyordu:  ”Kanları yerde kalmayacak! Son terörist ölene kadar mücadelemiz sürecek” . Yani  o son terörist hâlâ hayattaydı. Her şey onun suçuydu. O bir ölse bu bayraklı tabut geçişi sona erecekti. Ama olmuyordu. Son terörist ölmüyordu.

Neredeydi bu son terörist? Nerede saklanıyordu? Kaç yaşındaydı? Sarışın mıydı yoksa esmer mi? 500 bin kişilik Türk Silahlı Kuvvetleri’nden kaçabildiğine göre tam bir kamuflaj ustası olmalıydı. Biz onu “sonuncu terörist” sanmıştık ama o adı “Son”, soyadı da “Terörist” olan bir kişiydi belki de?

Aradan bir kaç yıl ve bir kaç bin tabut daha geçti: Sivil, asker, terörist… 30 Ağustos Zafer Bayramlarında rap rap yürüyen askerlerimiz bayraklara sarılı tabutlar içinde toprağa gömülmeye devam ettiler. Anne ve babalar tabutlara kapanıp ağlıyor, gazeteciler bol bol resim çekiyor, gazeteler “yürekler yine yandı” diye manşet atıyordu. Cenaze törenlerinde nutuk atan komutanlar yine Son Terörist adlı o kişiyi öldürmedikçe bu savaşın bitmeyeceğini söylüyorlardı. Ah o “Son” denen adamı bir elimize geçirseydik mahvedecektik ama…

Ben tahsilimi bitirdim. Bir işe girdim. Evlendim. Çocuklarım oldu. Türkiye’yi yönetenler değişti: Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit… Recep Tayyip Erdoğan. Ama komutanlar “terör bizim işimiz” diyor. Terörle mücadelenin ne zaman biteceğine başbakan değil komutan karar veriyor: “Son Terörist ölünceye kadar”. kimse o “Son Terörist” denen adamı öldüremedi. Onun yüzünden ölenlerin sayısı 40 bini buldu.

1974′te belki 20 yaşlarında olan Son Terörist her halde şimdi 55-60 yaşlarında olmalı. Artık eski çevikliğini kaybetmiş olduğunu tahmin ediyorum. Belki gözleri eskisi kadar iyi görmüyordur? Bir mayına basabilir meselâ. Ya kulakları? 60 yaşındaki insanların kulakları o kadar da iyi duymaz değil mi? Belki kendisine yaklaşan bir devriyeyi duymaz ve saklanamadan öldürülür?

Ama sanırım Genel Kurmay Son Terörist’in eceliyle ölmesini bekliyor. Neden mi? Bundan bir kaç hafta önce Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler 8 eylül günü Siirt’in Eruh ilçesinde PKK mensupları ile temasa girildiğini, 5 erin şehit olduğunu söylemiş. Ardından (mealen) şöyle devam etmiş: “Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütüyle mücadelesinde, Son Terörist ölünceye kadar devam edecektir.”

Korkarım bu komutanların bizi (istemeden?) sürükledikleri bir açmaz, bir tuzak var. Devlet kurşunuyla öldürülen her teröristin kardeşi, karısı, çocuğu, komşusu birer terörist ya da en azından bir PKK destekçisi oluyor. Ordunun yıkıcı gücü her vurduğunda, devlet adına yeni bir insan öldürdüğünde belki beş belki on insan Son Terörist oluyor.

Son Terörist‘in eceliyle ölmesi belki de herkes için en hayırlısı? Terörle savaş, komutanların tercihine bırakılamayacak kadar önemli bir meseledir diye düşünüyorum.

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:turgut Tarih: Eki 3, 2009 | Reply

    son terörist kobra mermisiyle ölecek bu nasıl bir soru kardeşim.Cumhuriyet orduları bunların sonunu elbet getirecektir bunda kimsenin şüpesi olmasın.

  3. Yazan:Mehmet Bahadır Tarih: Eki 8, 2009 | Reply

    Son terörist hiçbir zaman bulunamayacak ve öldürülemeyecek

    “son terörist ölene kadar mücadele edeceğiz” zihniyeti, son teröristi bulsa dahi öldürmez. Çünkü bu söz aslında bir itiraf

    Bu anlamsız savaşın hiç bitmeyeceğine dair bir itiraf. Anaların gözyaşlarının hiç kurumayacağına dair bir itiraf ve daha acısı birilerinin bu işten daim olarak rant sağlayacağının itirafı! Yazık!!!…ve bu zihniyet ölmedikçe, terör de bitmeyecek sanırım. İlk adım bu olsa gerek.

    Yazı içersinde kullanılan görsel metalardan; “Bizim Aile” filmindeki, Adile Naşit’li, Münir Ozkul’lu, Itır Esen’li, Tarık Akan’lı, Halit Akçatepe’li, Şener Şenl’i, Ayşen Gruda’lı bir enstantene beni çocukluk yıllarıma götürdü. Ve içimden dedim ki; “keşke, bu acı gerçekleri göreceğime, hep çocuk olarak kalsaydım. Zira çocukluğumuza ait dünyamız, saf , temiz ve dupduruydu. En azından, bu kadar kirli ve acımasız bir dünya tahayyül edemezsiniz çocukken. Güneydoğuda ve terör içinde yaşayan acılı ve bahtsız çocuklar müstesna.”

    Yazı, hem içerik, hem anlam, hem de nostaljiye sebep olan görselleriyle çok çok başarılı…
    Evet, yine bir Mehmet Yılmaz klasiği… Ben de derin çağrışımlar uyandıran bir yazı oldu. Yüreğinize sağlık Mehmet Bey.

    Sevgilerimle…

  4. Yazan:Hakan YILMAZ Tarih: Eki 10, 2009 | Reply

    Her çocuk masum değildir.

    Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nin DTP’li Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın 17 yaşındaki oğlu dört ay önce PKK’ya katıldı. Newsweek dergisine konuşan Anne Ziynet Baran “Kardeşim de şu an asker. İkisi karşı karşıya gelince ne olacak? Birbirini mi öldürecek? Oğlumu bana geri getirin” sözleriyle feryat etti.
    http://haber.mynet.com/detay/guncel/dtpli-baskanin-oglu-daga-cikti/473692

    ”Her çocuk masumdur” hipotezini çürüten bir haber yukarıdaki.”Demokrasi ve hümanizm” naraları atanların gözüne sokmak lazım bu haberi. Ümmetçiliğin ve hümanizmin Türk düşmanlığı yarattığının hala farkına varamıyor milletimiz.

    Hala hümanist ve dinciler diretiyorlar. Neymiş her kürt pkk’lı değil. Çocuk kandırıyorlar sanki, Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl Türk’ün ordusuysa, her kürtte pkk’yı kendi ordusu olarak görüyor. kürt = pkk bu kadar basit.

  5. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eki 10, 2009 | Reply

    Hakan Yilmaz,

    Lütfen bu yaziyi okuyun,
    yeni yorumlarinizda bizi okuyup anladiginiza dair bir isaret bekliyor olacagiz:

    Irkçıya kızılmaz, acınır!
    http://www.derindusunce.org/2008/09/08/irkciya-kizilmaz-acinir/

  6. Yazan:seyyide demirhan Tarih: Eki 11, 2009 | Reply

    Harika bir yazı olmus,kaleminize sağlık.Ayrıca Mehmet Bahadır’a da sonsuz katılıyorum.Siz ordunun yerinde olsanız resepsiyon düzenlemek,devletin işine karışmak,siyasi fikir beyan etmek dışında yaptığınız tek asli vazifenizi yani terörle mücadeleyi bitirir misiniz?Bizim ordumuz bindiği dalı kesmeyecek kadar akıllı maşallah…

  7. Yazan:Ceylan Ceylan Tarih: May 8, 2010 | Reply

    Tek cümleyle Lütfen çok kısa zamanda terör bitsin artık

  1. 2 Trackback(s)

  2. Eki 22, 2009: “savaş ve barış”tan “savaş ya da barış”a « Mutlak Töz
  3. Eyl 2, 2010: Genel Kurmay bu kitabı okusaydı hayatta olacaktın : Counterinsurgency Field Manual : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin