<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 16:53:06 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kuşların sırrı: Sanat&#8217;ta ayrıntı(7) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-48147</link>
		<dc:creator>Kuşların sırrı: Sanat&#8217;ta ayrıntı(7) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 14:17:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-48147</guid>
		<description>[...] gereken bir başka mesele FAYDACI körlük ve bunu da daha önceki bölümlerde işlemiştik. Güzellik Matkabı&#8216;nda da söylediğimiz gibi av tüfeğinin namlusunun ucunda kızarmış ördek [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] gereken bir başka mesele FAYDACI körlük ve bunu da daha önceki bölümlerde işlemiştik. Güzellik Matkabı&#8216;nda da söylediğimiz gibi av tüfeğinin namlusunun ucunda kızarmış ördek [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-47560</link>
		<dc:creator>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 13:09:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-47560</guid>
		<description>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-46559</link>
		<dc:creator>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 10:06:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-46559</guid>
		<description>[...] paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret&#8217;i hatırlayın. Aynı Hayret&#8217;ten Güzellik Matkabı&#8216;nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan&#8217;ın insanlığından kaynaklanan bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret&#8217;i hatırlayın. Aynı Hayret&#8217;ten Güzellik Matkabı&#8216;nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan&#8217;ın insanlığından kaynaklanan bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-46531</link>
		<dc:creator>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 16:51:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-46531</guid>
		<description>[...] ilk paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret’i hatırlayın. Aynı Hayret’ten Güzellik Matkabı‘nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan’ın insanlığından kaynaklanan bir şaşırma [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ilk paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret’i hatırlayın. Aynı Hayret’ten Güzellik Matkabı‘nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan’ın insanlığından kaynaklanan bir şaşırma [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bakmak ve görmek, anlamak: Sanat’ta ayrıntı (1) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-45617</link>
		<dc:creator>Bakmak ve görmek, anlamak: Sanat’ta ayrıntı (1) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 23:04:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-45617</guid>
		<description>[...] sebeplerinden birincisi. İdrak edilmesi halinde &#8220;tedavisi&#8221; nispeten kolay. (Bkz. Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) Ama ya modern körlüğün diğer sebebi? Bunun alt edilmesi daha zor kanaatimce. Zira ayrıntıya [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] sebeplerinden birincisi. İdrak edilmesi halinde &#8220;tedavisi&#8221; nispeten kolay. (Bkz. Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) Ama ya modern körlüğün diğer sebebi? Bunun alt edilmesi daha zor kanaatimce. Zira ayrıntıya [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Giuliano Carmignola ile ibadet : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-44710</link>
		<dc:creator>Giuliano Carmignola ile ibadet : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 21:59:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-44710</guid>
		<description>[...] yansımalarını görebiliyorlardı hâlâ. Demek ki hâlâ iyimser olmak için bir sebep vardı. Güzellik Matkabı&#8216;nın sonunda söylediklerim pekiştiriyordu [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] yansımalarını görebiliyorlardı hâlâ. Demek ki hâlâ iyimser olmak için bir sebep vardı. Güzellik Matkabı&#8216;nın sonunda söylediklerim pekiştiriyordu [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-43710</link>
		<dc:creator>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 17:57:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-43710</guid>
		<description>[...] bilim&#8230; Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Korku matkabı tıpkı  Güzellik Matkabı gibi &#8220;içerinden&#8221; okunması gereken bir yazı. Yani anlamak veya ikna olmak değil söz [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bilim&#8230; Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Korku matkabı tıpkı  Güzellik Matkabı gibi &#8220;içerinden&#8221; okunması gereken bir yazı. Yani anlamak veya ikna olmak değil söz [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41671</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:22:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41671</guid>
		<description>Bu Taj Mahal resmine bakinca neden güzel buluyorum? çekici degil de güzel?
Meselâ çekici bir kadin fotografi haz verebilir veya görsel bir tatmin. 
Aç bir insan yemek fotografindan haz alabilir. Cyrulnik'in dedigi gibi 
&lt;strong&gt;"hazzin vaad edilmesi de bir tatmin vesilesidir". &lt;/strong&gt;iyi ama Taj Mahal'e sahip degilim,
içinde oturamam. yemem, içmem veya baska bir biyolojik haz elde etmem mümkün degil.

Yoksa etten ve kemikten olan BEN disinda bir baska BEN mi var daha içerilerde?

ilgilenen okurlar için: Güzellik ve estetik ayni sey degildir, bu yazida anlatmistik.

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/08/12/ayip-sanat-olur-mu/" rel="nofollow"&gt;Ayıp sanat olur mu?&lt;/a&gt;

&lt;img src="http://www.ec-lapierre-evry.ac-versailles.fr/IMG/jpg/India_-_Taj_Mahal_sunrise_Hz_5x8-2.jpg" alt="Taj Mahal" /&gt;

Simdi (galiba) bir orangutan kendine barinak yapmis, ona bakalim.

&lt;img src="http://www.frozen-collection.fr/uploads/images/moyen/4_singe-endormi.jpg" alt="Orangutan" /&gt;

Hayvani sevimli buluyorum ama evi güzel bulmuyorum. Sadece islevsel. Eger insan maymundan geldiyse neden Taj Mahal gibi seyler insa etmis? NASIL demiyorum. NEDEN diyorum. Yoksa yine "Milyonlarca Yil" isimli o sakaci ve utangaç Tanri'nin isi mi bu?

insan neden "faydasiz" islerle ugrasiyor?

Faydasiz güzellik tecrübesi?
Faydasiz adalet duygusu?
Faydasiz manevî arayislar?

Ortak nokta : FAYDA(SIZ)

çünkü ampirik insan yani içimizdeki primat, akilli maymun, herneyse... Bunun disinda bir benlik
algimiz var. Bu içerideki BEN'in çikarlari her zaman Primat-BEN ile paralel degil.

Bu sebeple iç-BEN için kiymetli olan bir sey ugruna Primat-BEN'in çikarlari feda edilebiliyor. 
Yoksa sadece dindar insanlar fakirlere yardim ederlerdi. Dinsiz olanlar umursamazlardi.
Ama ne kadar ateist olursa olsun bir çok insan içlerinde VICDAN denen bir seyin sesini
duyuyorlar ve fakirlere, sakatlara, yasli komsularina az veya çok yardim etmeye çalisiyorlar.

Bu yardim etme arzusu da elbette biyokimyasal bir olay degil. Tersini iddia etmek
Insan'a ve insanliga büyük hakaret olmaz mi?

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow"&gt;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&lt;/a&gt; yazisinda anlattigimiz gibi :)

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu Taj Mahal resmine bakinca neden güzel buluyorum? çekici degil de güzel?<br />
Meselâ çekici bir kadin fotografi haz verebilir veya görsel bir tatmin.<br />
Aç bir insan yemek fotografindan haz alabilir. Cyrulnik&#8217;in dedigi gibi<br />
<strong>&#8220;hazzin vaad edilmesi de bir tatmin vesilesidir&#8221;. </strong>iyi ama Taj Mahal&#8217;e sahip degilim,<br />
içinde oturamam. yemem, içmem veya baska bir biyolojik haz elde etmem mümkün degil.</p>
<p>Yoksa etten ve kemikten olan BEN disinda bir baska BEN mi var daha içerilerde?</p>
<p>ilgilenen okurlar için: Güzellik ve estetik ayni sey degildir, bu yazida anlatmistik.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/08/12/ayip-sanat-olur-mu/" rel="nofollow">Ayıp sanat olur mu?</a></p>
<p><img src="http://www.ec-lapierre-evry.ac-versailles.fr/IMG/jpg/India_-_Taj_Mahal_sunrise_Hz_5x8-2.jpg" alt="Taj Mahal" /></p>
<p>Simdi (galiba) bir orangutan kendine barinak yapmis, ona bakalim.</p>
<p><img src="http://www.frozen-collection.fr/uploads/images/moyen/4_singe-endormi.jpg" alt="Orangutan" /></p>
<p>Hayvani sevimli buluyorum ama evi güzel bulmuyorum. Sadece islevsel. Eger insan maymundan geldiyse neden Taj Mahal gibi seyler insa etmis? NASIL demiyorum. NEDEN diyorum. Yoksa yine &#8220;Milyonlarca Yil&#8221; isimli o sakaci ve utangaç Tanri&#8217;nin isi mi bu?</p>
<p>insan neden &#8220;faydasiz&#8221; islerle ugrasiyor?</p>
<p>Faydasiz güzellik tecrübesi?<br />
Faydasiz adalet duygusu?<br />
Faydasiz manevî arayislar?</p>
<p>Ortak nokta : FAYDA(SIZ)</p>
<p>çünkü ampirik insan yani içimizdeki primat, akilli maymun, herneyse&#8230; Bunun disinda bir benlik<br />
algimiz var. Bu içerideki BEN&#8217;in çikarlari her zaman Primat-BEN ile paralel degil.</p>
<p>Bu sebeple iç-BEN için kiymetli olan bir sey ugruna Primat-BEN&#8217;in çikarlari feda edilebiliyor.<br />
Yoksa sadece dindar insanlar fakirlere yardim ederlerdi. Dinsiz olanlar umursamazlardi.<br />
Ama ne kadar ateist olursa olsun bir çok insan içlerinde VICDAN denen bir seyin sesini<br />
duyuyorlar ve fakirlere, sakatlara, yasli komsularina az veya çok yardim etmeye çalisiyorlar.</p>
<p>Bu yardim etme arzusu da elbette biyokimyasal bir olay degil. Tersini iddia etmek<br />
Insan&#8217;a ve insanliga büyük hakaret olmaz mi?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow">Fahişelik, şehitlik ve özgürlük</a> yazisinda anlattigimiz gibi :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41670</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:20:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41670</guid>
		<description>Tartismamizi renklendirsin diye gïzel bir manzara ve bir firtina resmi ekleidm :)

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;"İfadenizin ilk bölümü doğru. “Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.” Ama bunun nesi kötü? Örneğin ‘korku’yu ele alırsak, ‘nedenini bilmekle’ bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur. Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime." (NÖ)&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Kötü degil, sadece dogmatik, bir din kadar dogmatik. Pozitivizm - din tartismalarinda kilitlenmelerin en büyük sebebi bunun bir akil-din çatismasi gibi görünmesi. Oysa akili kullanmak din ile çelismedigi gibi bilim de dogmatik yani (biraz?) dinsel olabilir. Burada fikirlerimiz ortak görünüyor.

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;"Bir de ‘korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş’ diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı’nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı."(NÖ)&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Evet, bu yorumu dogma üzerine kurdugumu kabul ediyorum. Sonraki evrimci açiklamanizi da anladim. Sayet siz hakli iseniz yani insan "sadece" çok akilli bir sempanze ise Mozart'in besteledigi &lt;strong&gt;40ci senfoni&lt;/strong&gt; ile disileri çagiran bir karganin GAK GAK sesleri arasinda ne fark var?

veya Üstad Isa'nin insa ettigi &lt;strong&gt;TAJ MAHAL &lt;/strong&gt; makaklarin çalilardan yaptigi bir barinak ile ayni seviyede oluyor.

Bu eserlerin arasindaki tek fark zekâ demek oluyor.

Benim dogmalarima göre insan sadece ayri bir tür degil, AKIL ile donatilmis tek varlik. Insanin biyolojik varligi ötesinde manevî bir varligi var. Beden öldükten sonra da bir "BEN" kalacak geriye. 

Bunun için yere düsen bir insana acirim, içimdeki iyilik ve adlaet gibi duygularin biyokimyasal tepkimeler degil bana dogustan verilen yetiler olduguna inanirim. Dogma... Ama hayatima anlam katan yegâne seyler de bunlar.

Siz bir haksizlik karsisinda rahatsiz olursunuz degil mi? Neden? Kültürel, ögrenilmis bir sey mi bu? Haksizlik sahniza yapilmis olmasa bile?

Adalet duygusu da mi evrim sonucu olustu? Yukaridaki yazida anlattigim güzellik tecrübesi? Adalet hissi? Manevî arayislar? 

Bunlarin hepsini "Milyonlarca Yil" isminde bir Tanri'nin yarattigini söylemeyin bana ne olur :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tartismamizi renklendirsin diye gïzel bir manzara ve bir firtina resmi ekleidm :)</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;İfadenizin ilk bölümü doğru. “Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.” Ama bunun nesi kötü? Örneğin ‘korku’yu ele alırsak, ‘nedenini bilmekle’ bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur. Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime.&#8221; (NÖ)</strong></p></blockquote>
<p>Kötü degil, sadece dogmatik, bir din kadar dogmatik. Pozitivizm - din tartismalarinda kilitlenmelerin en büyük sebebi bunun bir akil-din çatismasi gibi görünmesi. Oysa akili kullanmak din ile çelismedigi gibi bilim de dogmatik yani (biraz?) dinsel olabilir. Burada fikirlerimiz ortak görünüyor.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Bir de ‘korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş’ diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı’nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.&#8221;(NÖ)</strong></p></blockquote>
<p>Evet, bu yorumu dogma üzerine kurdugumu kabul ediyorum. Sonraki evrimci açiklamanizi da anladim. Sayet siz hakli iseniz yani insan &#8220;sadece&#8221; çok akilli bir sempanze ise Mozart&#8217;in besteledigi <strong>40ci senfoni</strong> ile disileri çagiran bir karganin GAK GAK sesleri arasinda ne fark var?</p>
<p>veya Üstad Isa&#8217;nin insa ettigi <strong>TAJ MAHAL </strong> makaklarin çalilardan yaptigi bir barinak ile ayni seviyede oluyor.</p>
<p>Bu eserlerin arasindaki tek fark zekâ demek oluyor.</p>
<p>Benim dogmalarima göre insan sadece ayri bir tür degil, AKIL ile donatilmis tek varlik. Insanin biyolojik varligi ötesinde manevî bir varligi var. Beden öldükten sonra da bir &#8220;BEN&#8221; kalacak geriye. </p>
<p>Bunun için yere düsen bir insana acirim, içimdeki iyilik ve adlaet gibi duygularin biyokimyasal tepkimeler degil bana dogustan verilen yetiler olduguna inanirim. Dogma&#8230; Ama hayatima anlam katan yegâne seyler de bunlar.</p>
<p>Siz bir haksizlik karsisinda rahatsiz olursunuz degil mi? Neden? Kültürel, ögrenilmis bir sey mi bu? Haksizlik sahniza yapilmis olmasa bile?</p>
<p>Adalet duygusu da mi evrim sonucu olustu? Yukaridaki yazida anlattigim güzellik tecrübesi? Adalet hissi? Manevî arayislar? </p>
<p>Bunlarin hepsini &#8220;Milyonlarca Yil&#8221; isminde bir Tanri&#8217;nin yarattigini söylemeyin bana ne olur :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41669</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:00:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41669</guid>
		<description>&lt;img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-240x320-rain/0033.gif" alt="firtina" /&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-240x320-rain/0033.gif" alt="firtina" /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41666</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 00:44:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41666</guid>
		<description>&lt;img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-640x480/0001.gif" alt="güzel" /&gt;

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-640x480/0001.gif" alt="güzel" /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41647</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 15:55:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41647</guid>
		<description>MY "Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden “bilimcilik” semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil" demişsiniz.

İfadenizin ilk bölümü doğru.  "Determinist bir evrene inanmak daha güvenli." Ama bunun nesi kötü? Örneğin 'korku'yu ele alırsak, 'nedenini bilmekle' bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur.  Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime. 

"Allah ve meleklerin olduğu bir dünyanın tekin olmadığı" nı düşündüğüm şeklindeki bir yoruma katılamıyacağım.  Çünkü Allah ve meleklere inancımı yitirmemin nedeni onların bana dünyayı tekin kılıp kılmamaları değil; beni Allah ve meleklere götüren 'merdivenler' şeklinde düşündüğüm kutsal metinlerin hem kendi içlerindeki, hem de birbirleri karşısındaki çelişkileridir.  Kanımca son dinler tarihi çalışmaları ile bu merdivenler çökmüştür; tepede bir şey varsa da bunun nasıl temellendirilebileceği açık seçik belli değildir. Bireysel dini tecrübe yaşanmasını Allah ve meleklerin kabulü için yeterli bulmuyorum.  Çünkü geride binlerce yıllık 'şartlanmışlık' bulunuyor.

Bir de 'korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş' diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı'nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.  Evrim açısından ele alırsak 'hayvanların niçin bir din üretmedikleri' sorusu anlamını yitirir.  Çünkü insan dediğimiz organik varlık, diyelim ki bir şempanzeden, farklılaşarak insan dediğimiz şey haline gelmiştir. Sanat yaratımı, dini inanç ta  bu milyarlarca yıl süren farklılaşmanın şekilleridir yalnızca. Yani insan korkup aniden bir 'iyi' üstün güce sığınmamıştır.  Milyarlarca yıl boyunca doğanın problemleri ile  boğuşurken bir kısmını çözmüş ve önlemlerini almış, çözemediği diğer bir kısmını ise her zaman bir üst güce bağlamıştır.  Bundan 50.000 yıl önceki Tanrı'nın zihinlerdeki somut yeri ile günümüzdeki daha soyut bir kavram şeklindeki Tanrı algısı bu değişim ve farklılaşmanın kanıtıdır zannımca...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MY &#8220;Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden “bilimcilik” semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil&#8221; demişsiniz.</p>
<p>İfadenizin ilk bölümü doğru.  &#8220;Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.&#8221; Ama bunun nesi kötü? Örneğin &#8216;korku&#8217;yu ele alırsak, &#8216;nedenini bilmekle&#8217; bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur.  Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime. </p>
<p>&#8220;Allah ve meleklerin olduğu bir dünyanın tekin olmadığı&#8221; nı düşündüğüm şeklindeki bir yoruma katılamıyacağım.  Çünkü Allah ve meleklere inancımı yitirmemin nedeni onların bana dünyayı tekin kılıp kılmamaları değil; beni Allah ve meleklere götüren &#8216;merdivenler&#8217; şeklinde düşündüğüm kutsal metinlerin hem kendi içlerindeki, hem de birbirleri karşısındaki çelişkileridir.  Kanımca son dinler tarihi çalışmaları ile bu merdivenler çökmüştür; tepede bir şey varsa da bunun nasıl temellendirilebileceği açık seçik belli değildir. Bireysel dini tecrübe yaşanmasını Allah ve meleklerin kabulü için yeterli bulmuyorum.  Çünkü geride binlerce yıllık &#8216;şartlanmışlık&#8217; bulunuyor.</p>
<p>Bir de &#8216;korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş&#8217; diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı&#8217;nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.  Evrim açısından ele alırsak &#8216;hayvanların niçin bir din üretmedikleri&#8217; sorusu anlamını yitirir.  Çünkü insan dediğimiz organik varlık, diyelim ki bir şempanzeden, farklılaşarak insan dediğimiz şey haline gelmiştir. Sanat yaratımı, dini inanç ta  bu milyarlarca yıl süren farklılaşmanın şekilleridir yalnızca. Yani insan korkup aniden bir &#8216;iyi&#8217; üstün güce sığınmamıştır.  Milyarlarca yıl boyunca doğanın problemleri ile  boğuşurken bir kısmını çözmüş ve önlemlerini almış, çözemediği diğer bir kısmını ise her zaman bir üst güce bağlamıştır.  Bundan 50.000 yıl önceki Tanrı&#8217;nın zihinlerdeki somut yeri ile günümüzdeki daha soyut bir kavram şeklindeki Tanrı algısı bu değişim ve farklılaşmanın kanıtıdır zannımca&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41637</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 12:48:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41637</guid>
		<description>Nilgün Hanim Selam,

Vakit ayirip okudugunuz için tesekkürler. Hakkaniyetle teslim ettiginiz gibi müthis bir tecrübe bu. Tabi Tasavvufî tecrübelerden Sartre'in Nausée'sine kadar hepsini ayni kefeye koyma hakkim var mi bilmiyorum. Ama çok benziyor. En azindan bir ortaklik var galiba aralarinda.

Sunu söylemek isterim, inançli bir arkadasinizi hayal edin. Bu kisinin karisina/kocasina karsi duydugunuz aski bu inanç ile birlestirin ve bu "karisima" bir de bilgi ekleyin. Iste bu tecrübe bu üç seyin karisimi, inanç-ask-bilgi sanki tek bir duygu oluyor. Yani korku ile acilen bulunmus bir siginak degil inanç. En azindan böylesi.

Tabi benim gibi inanan birine "sen de bir anlamda ampirist Müslümansin" denebilir. Evet, kabul ediyorum, pozitivizim ile Islam inancinin dogmalarindan birazcik uzaklastigi noktada birbirine yaklastigini görebiliriz :)  Daha dogrusu Müslüman &lt;strong&gt;insan &lt;/strong&gt;aklini kullanip kalbini dinlerse ve pozitivist &lt;strong&gt;insan &lt;/strong&gt;laboratuarundan burnunu çikarip insanlarin gözünün içine bakarsa, avuçlarindaki sicakligi hissederse... neden olmasin? :))

Kaldi ki Islam da bunu emreder, kalbi ve akli dinlemeyi. Yüzlerce ayetle vaaz vermeyeyim simdi :)) Bilim ise süphelerin kralligidir. 19cu yy bilim felsefesine ve epistemolojisine takilip kalmak en basta bilime ve bilim adamina yakismaz :))

Yorumunuzda &lt;strong&gt;GÜZELLiK &lt;/strong&gt;tecrübesinin hemen ardindan &lt;strong&gt;KORKU &lt;/strong&gt;tecrübesinden bahsetmeniz dikkat çekici çünkü simdi bu konu üzerine bir çalisma yapiyorum. Daha da uzun bir yazi olacak sanirim. Okuyucularin sabir göstermesi gerekecek :)

Güzellik ve ardindan gelen korku ve bunlarin dogurdugu SIGINMA ihtiyaci konusundaki sorgulamaniz elbette pozitivist bir sorgulama. Ama dikkat edin, bu sorgulamaniz KESiN KABUL EDiLEN BiR HAKiKAT'e (?) dayaniyor. Yani &lt;strong&gt;"ölçülemeyen, objektif olarak saptanamayan sey yoktur"&lt;/strong&gt; diye özetlenebilecek bir DOGMA bu.

Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden "bilimcilik" semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil :)) Heidegger'in &lt;strong&gt;Unheimlichkeit &lt;/strong&gt;kavramini hatirlayin.

Bunun için bazen pozitivizm en ortodoks Islam yorumlarindan daha da dogmaci gelir bana. &lt;strong&gt;Bilimsellik &lt;/strong&gt;degil bu. &lt;strong&gt;Bilimcilik&lt;/strong&gt;. Bilimi bir ideoloji hatta bir din haline getirmek. En basta bilime yazik oluyor :)

Sizi incitmek niyetinde degilim; sahsî almayin, zaten kalbinizin içinde degilim. fikirler üzerinden gidelim. 

Basit bir soru, belki kliselesmistir ama... Bahsettiginiz korku (firtina korkusu?) hayvanlarda da bir tür din üretmeliydi degil mi?
Mesela filler ölen bir arkadaslarini hemen terk etmezler, bir çok hayvan annesi, çocugu ölünce sarsilir, yemeden içmeden kesilir. Yani gözlenebilir bir &lt;strong&gt;korkunun &lt;/strong&gt;yani sira gözlenebilir bir &lt;strong&gt;üzüntü &lt;/strong&gt;de var hayvanlarda. Ama Güzellik algisi ve SANAT insanlara özgü oldugu gibi MANEVÎ AçLIK, iNANç ve DiN de insanlara özgü. 

Motivasyon konusunda çok ünlü çalismalari olan Abraham Maslow'un &lt;strong&gt;"peak experiences" &lt;/strong&gt; (paroksist - doruksal(?) tecrübeler) adi altinda yaptigi ilginç isler var. Amazon'da satiliyor. Bulgular, yorumlar... Bilimcilik ile bilimsellik arasindaki farka dikkat çeken çok isim var ama son zamanlarda bolca okudugum Boris Cyrulnik ve rahmetli Eduard Zarifian'i hemen anmak isterim.

iyi bayramlar diliyorum size</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nilgün Hanim Selam,</p>
<p>Vakit ayirip okudugunuz için tesekkürler. Hakkaniyetle teslim ettiginiz gibi müthis bir tecrübe bu. Tabi Tasavvufî tecrübelerden Sartre&#8217;in Nausée&#8217;sine kadar hepsini ayni kefeye koyma hakkim var mi bilmiyorum. Ama çok benziyor. En azindan bir ortaklik var galiba aralarinda.</p>
<p>Sunu söylemek isterim, inançli bir arkadasinizi hayal edin. Bu kisinin karisina/kocasina karsi duydugunuz aski bu inanç ile birlestirin ve bu &#8220;karisima&#8221; bir de bilgi ekleyin. Iste bu tecrübe bu üç seyin karisimi, inanç-ask-bilgi sanki tek bir duygu oluyor. Yani korku ile acilen bulunmus bir siginak degil inanç. En azindan böylesi.</p>
<p>Tabi benim gibi inanan birine &#8220;sen de bir anlamda ampirist Müslümansin&#8221; denebilir. Evet, kabul ediyorum, pozitivizim ile Islam inancinin dogmalarindan birazcik uzaklastigi noktada birbirine yaklastigini görebiliriz :)  Daha dogrusu Müslüman <strong>insan </strong>aklini kullanip kalbini dinlerse ve pozitivist <strong>insan </strong>laboratuarundan burnunu çikarip insanlarin gözünün içine bakarsa, avuçlarindaki sicakligi hissederse&#8230; neden olmasin? :))</p>
<p>Kaldi ki Islam da bunu emreder, kalbi ve akli dinlemeyi. Yüzlerce ayetle vaaz vermeyeyim simdi :)) Bilim ise süphelerin kralligidir. 19cu yy bilim felsefesine ve epistemolojisine takilip kalmak en basta bilime ve bilim adamina yakismaz :))</p>
<p>Yorumunuzda <strong>GÜZELLiK </strong>tecrübesinin hemen ardindan <strong>KORKU </strong>tecrübesinden bahsetmeniz dikkat çekici çünkü simdi bu konu üzerine bir çalisma yapiyorum. Daha da uzun bir yazi olacak sanirim. Okuyucularin sabir göstermesi gerekecek :)</p>
<p>Güzellik ve ardindan gelen korku ve bunlarin dogurdugu SIGINMA ihtiyaci konusundaki sorgulamaniz elbette pozitivist bir sorgulama. Ama dikkat edin, bu sorgulamaniz KESiN KABUL EDiLEN BiR HAKiKAT&#8217;e (?) dayaniyor. Yani <strong>&#8220;ölçülemeyen, objektif olarak saptanamayan sey yoktur&#8221;</strong> diye özetlenebilecek bir DOGMA bu.</p>
<p>Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden &#8220;bilimcilik&#8221; semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil :)) Heidegger&#8217;in <strong>Unheimlichkeit </strong>kavramini hatirlayin.</p>
<p>Bunun için bazen pozitivizm en ortodoks Islam yorumlarindan daha da dogmaci gelir bana. <strong>Bilimsellik </strong>degil bu. <strong>Bilimcilik</strong>. Bilimi bir ideoloji hatta bir din haline getirmek. En basta bilime yazik oluyor :)</p>
<p>Sizi incitmek niyetinde degilim; sahsî almayin, zaten kalbinizin içinde degilim. fikirler üzerinden gidelim. </p>
<p>Basit bir soru, belki kliselesmistir ama&#8230; Bahsettiginiz korku (firtina korkusu?) hayvanlarda da bir tür din üretmeliydi degil mi?<br />
Mesela filler ölen bir arkadaslarini hemen terk etmezler, bir çok hayvan annesi, çocugu ölünce sarsilir, yemeden içmeden kesilir. Yani gözlenebilir bir <strong>korkunun </strong>yani sira gözlenebilir bir <strong>üzüntü </strong>de var hayvanlarda. Ama Güzellik algisi ve SANAT insanlara özgü oldugu gibi MANEVÎ AçLIK, iNANç ve DiN de insanlara özgü. </p>
<p>Motivasyon konusunda çok ünlü çalismalari olan Abraham Maslow&#8217;un <strong>&#8220;peak experiences&#8221; </strong> (paroksist - doruksal(?) tecrübeler) adi altinda yaptigi ilginç isler var. Amazon&#8217;da satiliyor. Bulgular, yorumlar&#8230; Bilimcilik ile bilimsellik arasindaki farka dikkat çeken çok isim var ama son zamanlarda bolca okudugum Boris Cyrulnik ve rahmetli Eduard Zarifian&#8217;i hemen anmak isterim.</p>
<p>iyi bayramlar diliyorum size</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41636</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 11:11:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41636</guid>
		<description>MY Bu makaleyi okumamı bir başka sütunda önermiştiniz.  Okudum. Yaşadığınız tecrübeye imrenmedim desem yalan olur.  Ortodoks müslüman olmayıp ama inançlı bir-iki arkadaşıma da gönderdim. Böyle bir rahatlamaya hepimizin o kadar çok ihtiyacı var ki! İster Hakikat kendini göstermiş olsun, ister pozitivist bağlamda duygu yoğunluğu olsun.  Buna yakın bir tecrübeyi 20 yıl kadar evvel Bodrum-Gökova daha sakin iken bir koyda eşimle tek başımıza ve yalnızca yıldızların altında demirlediğimizde yaşamıştım.  Ancak sanırım benimki Hakikat algısından ziyade doğa karşısında duyulan bir hayranlık şeklindeydi. Çünkü, rahatlamak yerine, düşüncelerim az sonra ilkel insanın kapkaranlık, sakin bir gecede ışıldayan yıldızlara bakarak hayal kurarken bir anda değişen hava ile ortaya çıkan dehşetli fırtına karşısındaki korkusu ve çaresizliği üstüne younlaştı. Böyle bir insan neye sığınırdı? İhtiyacı olan şey bir 'iyi' üstün güç ten başka ne olabilirdi? Pozitivist akıl işte; büyülendiği doğa karşısında bile bunu dolu dolu yaşamaya kendini bırakamaz; akli, mantıki, determinist sonuçlar çıkarma çabasından bir türlü kendini alıkoyamaz!
   Kabala üstüne epey okuma yaptım.  Mistik dini tecrübe yaşayanların bu tecrübelerini bir göz yaşı, titreme ve arkadan gelen 'vision' ile semboller vasıtasıyla ifade edebildiklerini ve tecrübeyi izleyen bir ferahlık yaşadıklarını söylediklerini biliyorum.  Tam olarak emin olamadığım şey, insanın inandığı için mi bu hali yaşayabildiği yani bir duygu mu olduğu, yoksa dıştan bir etken, yani Hakikat'in kendini mi göstermiş olduğu...Her halukarda bunu yaşayabilmek imrenilesi, muazzam bir tecrübe olmalı!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MY Bu makaleyi okumamı bir başka sütunda önermiştiniz.  Okudum. Yaşadığınız tecrübeye imrenmedim desem yalan olur.  Ortodoks müslüman olmayıp ama inançlı bir-iki arkadaşıma da gönderdim. Böyle bir rahatlamaya hepimizin o kadar çok ihtiyacı var ki! İster Hakikat kendini göstermiş olsun, ister pozitivist bağlamda duygu yoğunluğu olsun.  Buna yakın bir tecrübeyi 20 yıl kadar evvel Bodrum-Gökova daha sakin iken bir koyda eşimle tek başımıza ve yalnızca yıldızların altında demirlediğimizde yaşamıştım.  Ancak sanırım benimki Hakikat algısından ziyade doğa karşısında duyulan bir hayranlık şeklindeydi. Çünkü, rahatlamak yerine, düşüncelerim az sonra ilkel insanın kapkaranlık, sakin bir gecede ışıldayan yıldızlara bakarak hayal kurarken bir anda değişen hava ile ortaya çıkan dehşetli fırtına karşısındaki korkusu ve çaresizliği üstüne younlaştı. Böyle bir insan neye sığınırdı? İhtiyacı olan şey bir &#8216;iyi&#8217; üstün güç ten başka ne olabilirdi? Pozitivist akıl işte; büyülendiği doğa karşısında bile bunu dolu dolu yaşamaya kendini bırakamaz; akli, mantıki, determinist sonuçlar çıkarma çabasından bir türlü kendini alıkoyamaz!<br />
   Kabala üstüne epey okuma yaptım.  Mistik dini tecrübe yaşayanların bu tecrübelerini bir göz yaşı, titreme ve arkadan gelen &#8216;vision&#8217; ile semboller vasıtasıyla ifade edebildiklerini ve tecrübeyi izleyen bir ferahlık yaşadıklarını söylediklerini biliyorum.  Tam olarak emin olamadığım şey, insanın inandığı için mi bu hali yaşayabildiği yani bir duygu mu olduğu, yoksa dıştan bir etken, yani Hakikat&#8217;in kendini mi göstermiş olduğu&#8230;Her halukarda bunu yaşayabilmek imrenilesi, muazzam bir tecrübe olmalı!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ne yani? Ben de mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-40498</link>
		<dc:creator>Ne yani? Ben de mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 00:00:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-40498</guid>
		<description>[...] belkemiğini oluşturan iç yansıma, zekâ-akıl ikilemi gibi temel kavramlara aşina olmayan okur Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? isimli makaleden istifade [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] belkemiğini oluşturan iç yansıma, zekâ-akıl ikilemi gibi temel kavramlara aşina olmayan okur Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? isimli makaleden istifade [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İNSAN,ALLAH ve DİN : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-39804</link>
		<dc:creator>İNSAN,ALLAH ve DİN : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 21:20:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-39804</guid>
		<description>[...] edebilirse beşerliğini,insan olabilmesine dönüştürecektir.Aynı Mehmet Yılmaz&#8217;ın Güzellik Matkabı Zeka Duvarını Deler mi ? başlıklı yazısında olduğu gibi.O yazıda uzun uzadıya anlatılan örneklemenin,dikkati [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] edebilirse beşerliğini,insan olabilmesine dönüştürecektir.Aynı Mehmet Yılmaz&#8217;ın Güzellik Matkabı Zeka Duvarını Deler mi ? başlıklı yazısında olduğu gibi.O yazıda uzun uzadıya anlatılan örneklemenin,dikkati [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-39247</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 19:27:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-39247</guid>
		<description>Cuvaldiz Hanim Selam,

zor sorular sormussunuz :) aklimin erdigi kadariyla iman edilen, tefekkür ile kesfedilen ve kalben hissedilen hazlar sonsuza dogru yaklastikça birbirine karisiyor. bunlara "asagida" iken ayri isimler vermek ne kadar dogruysa "yukarida" hepsine tek bir isim vermek o kadar gerekli.

bunun için sonsuzluk konusuna kendimce cevap vermeye çalisayim önce: insanin drami(batili gözüyle) veya takdir-i ilahî'ye dair bir cilve diyelim, evet, insanin temel problemi HEM sonlu HEM de sonsuz bir varlik olmasi galiba.

insanlar genellikle vakitlerini bu sonsuzlugu doldurmaya çalismakla harciyorlar. kimimiz çok yiyerek, kimimiz sigara dumaniyla, kimimiz parayla, kimimiz sevgili ya da is, otomobil degistirerek içimizdeki boslugu doldurmaya çalisiyoruz. 

peki bu bosluk ne? aslinda faydali bir bosluk bu. &lt;a href="http://minus.idiot.googlepages.com/tao_turkce.html" rel="nofollow"&gt;Taoizmin kutsal kitabi Tao Te Ching'de (yol ve onun erdemi) &lt;/a&gt;söyle denilir:

&lt;blockquote&gt;"...11. var olMAmanın yararlılığı

otuz kiriş bir tekeri oluşturabilir ama
göbeğindeki boşluktur
tekere işlevsellik veren.

çömlekçinin attığı* kil değildir
kaba kullanışlılığını veren
ama şeklin içindeki boşluktur
kabın yapıldığı.

kapı olmadan bir odaya girilemez
ve pencereler olmadan karanlıktır.

işte budur var olMAmanın yararlılığı"&lt;/blockquote&gt;

evet çuvaldiz hanim, biz insanlar aslinda dogdugumuz guden beri olecegimizi biliyoruz. Konusmayi bilmeyen bebekler bile oleceklerini biliyorlar. Bunun için hiç ölmeyecekmis gibi anne sütüyle dolduruyorlar karinlarini.

&lt;strong&gt;“Zaman bu mekanda biz insanlar için ölçülebilir nitelikte bir anlam ifade ediyor.Her şeyin bilgisine sahip olan El-Evvel El-Ahir olan Allah katında zaman, an’dan ibaret değil mi?”(çuvaldiz)&lt;/strong&gt;

Bence de ALLAH’in isimleri bazi seyleri idrak etmek için birer vasita. Bu isimler uzerine tefekkur eden insan hayatta tattigi herseyin SONLU oldugunu da fark ediyor. Bu iman etmeyenler için TAHAMMUL EDILMEZ bir yük. Sarte’in meshur BULANTI (&lt;a href="http://fr.wikipedia.org/wiki/La_Naus%C3%A9e" rel="nofollow"&gt;la nausée fr&lt;/a&gt; ) kavrami bunu çok guzel anlatir.

Fakat inananlar için bu daha  çok bir heyecan, bir bas dönmesi gibi oluyor. Çok yüksek bir uçurumun tepesinden asagiya bakarken duydugunuz yükseklik hissi hatta korkusu gibi. Ama neticede bir sonsuzluk, doldurulmaz bir bosluk söz konusu. Sanirim dünyevî korkularimiz da bu mutlak korkunun bir tecellisi, örümcekler, yilanlar vb birer bahane. Özünde ölecegini bilen nefsimiz ölümden sonraki hayati bekleyen bize kendi korkularini yasatiyor. Biz insanlar da nefsimizin ölecegini unutmak için icad ettigimiz afyonlarla kafayi buluyoruz :)

&lt;strong&gt;“Hakikat’in yaşandığında ayrıca bir “sonsuzluk” bilgisine ihtiyaç duyulur mu ? Sonsuz güzellik yada ölümden sonraki sonsuz var oluş düşüncesi ile insan ölümü severken sendelemez mi?” (çuvaldiz)&lt;/strong&gt;

Ben buna cevap vermek için benligimde bir seyler yasamayi beklemekten yanayim. Yoksa ezbere konusmus olurum. Ama sanirim Müslümana yakisan tam ortada durmaktir yani hem hayati hem de ölümü sevmektir.

&lt;strong&gt;“Zaman, Endişe, illiyet, şirk ve iman konusunda bir yazı yazacağınızı biliyorum.Ama bu “sonsuzluk,emanet,ölüm,halife olmak” konuları ile bunların birbirleriyle ilişkilendirilerek tamamlanan anlamlarından yola çıkılarak varılan neticeler uzun zamandır aklımı kurcaladığından bekleyemedim.Sabırsızca davrandığımı biliyorum.Bir iki kelamla da olsa belki tek noktada saplanıp kaldığına inandığım düşünceler istikamet bulup,kaldığı yerden devinimine devam edecek.” (çuvaldiz)&lt;/strong&gt;

:- ) simdi ALLAH biliyor o yazinin ne zman gelecegini ve neye benzeyecegini. Belki sizin hayriniza daha kaliteli bir sey olur. Birlikte düsümeye devam edelim. Soru soralariniz çok olsun

O’na emanet</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cuvaldiz Hanim Selam,</p>
<p>zor sorular sormussunuz :) aklimin erdigi kadariyla iman edilen, tefekkür ile kesfedilen ve kalben hissedilen hazlar sonsuza dogru yaklastikça birbirine karisiyor. bunlara &#8220;asagida&#8221; iken ayri isimler vermek ne kadar dogruysa &#8220;yukarida&#8221; hepsine tek bir isim vermek o kadar gerekli.</p>
<p>bunun için sonsuzluk konusuna kendimce cevap vermeye çalisayim önce: insanin drami(batili gözüyle) veya takdir-i ilahî&#8217;ye dair bir cilve diyelim, evet, insanin temel problemi HEM sonlu HEM de sonsuz bir varlik olmasi galiba.</p>
<p>insanlar genellikle vakitlerini bu sonsuzlugu doldurmaya çalismakla harciyorlar. kimimiz çok yiyerek, kimimiz sigara dumaniyla, kimimiz parayla, kimimiz sevgili ya da is, otomobil degistirerek içimizdeki boslugu doldurmaya çalisiyoruz. </p>
<p>peki bu bosluk ne? aslinda faydali bir bosluk bu. <a href="http://minus.idiot.googlepages.com/tao_turkce.html" rel="nofollow">Taoizmin kutsal kitabi Tao Te Ching&#8217;de (yol ve onun erdemi) </a>söyle denilir:</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;11. var olMAmanın yararlılığı</p>
<p>otuz kiriş bir tekeri oluşturabilir ama<br />
göbeğindeki boşluktur<br />
tekere işlevsellik veren.</p>
<p>çömlekçinin attığı* kil değildir<br />
kaba kullanışlılığını veren<br />
ama şeklin içindeki boşluktur<br />
kabın yapıldığı.</p>
<p>kapı olmadan bir odaya girilemez<br />
ve pencereler olmadan karanlıktır.</p>
<p>işte budur var olMAmanın yararlılığı&#8221;</p></blockquote>
<p>evet çuvaldiz hanim, biz insanlar aslinda dogdugumuz guden beri olecegimizi biliyoruz. Konusmayi bilmeyen bebekler bile oleceklerini biliyorlar. Bunun için hiç ölmeyecekmis gibi anne sütüyle dolduruyorlar karinlarini.</p>
<p><strong>“Zaman bu mekanda biz insanlar için ölçülebilir nitelikte bir anlam ifade ediyor.Her şeyin bilgisine sahip olan El-Evvel El-Ahir olan Allah katında zaman, an’dan ibaret değil mi?”(çuvaldiz)</strong></p>
<p>Bence de ALLAH’in isimleri bazi seyleri idrak etmek için birer vasita. Bu isimler uzerine tefekkur eden insan hayatta tattigi herseyin SONLU oldugunu da fark ediyor. Bu iman etmeyenler için TAHAMMUL EDILMEZ bir yük. Sarte’in meshur BULANTI (<a href="http://fr.wikipedia.org/wiki/La_Naus%C3%A9e" rel="nofollow">la nausée fr</a> ) kavrami bunu çok guzel anlatir.</p>
<p>Fakat inananlar için bu daha  çok bir heyecan, bir bas dönmesi gibi oluyor. Çok yüksek bir uçurumun tepesinden asagiya bakarken duydugunuz yükseklik hissi hatta korkusu gibi. Ama neticede bir sonsuzluk, doldurulmaz bir bosluk söz konusu. Sanirim dünyevî korkularimiz da bu mutlak korkunun bir tecellisi, örümcekler, yilanlar vb birer bahane. Özünde ölecegini bilen nefsimiz ölümden sonraki hayati bekleyen bize kendi korkularini yasatiyor. Biz insanlar da nefsimizin ölecegini unutmak için icad ettigimiz afyonlarla kafayi buluyoruz :)</p>
<p><strong>“Hakikat’in yaşandığında ayrıca bir “sonsuzluk” bilgisine ihtiyaç duyulur mu ? Sonsuz güzellik yada ölümden sonraki sonsuz var oluş düşüncesi ile insan ölümü severken sendelemez mi?” (çuvaldiz)</strong></p>
<p>Ben buna cevap vermek için benligimde bir seyler yasamayi beklemekten yanayim. Yoksa ezbere konusmus olurum. Ama sanirim Müslümana yakisan tam ortada durmaktir yani hem hayati hem de ölümü sevmektir.</p>
<p><strong>“Zaman, Endişe, illiyet, şirk ve iman konusunda bir yazı yazacağınızı biliyorum.Ama bu “sonsuzluk,emanet,ölüm,halife olmak” konuları ile bunların birbirleriyle ilişkilendirilerek tamamlanan anlamlarından yola çıkılarak varılan neticeler uzun zamandır aklımı kurcaladığından bekleyemedim.Sabırsızca davrandığımı biliyorum.Bir iki kelamla da olsa belki tek noktada saplanıp kaldığına inandığım düşünceler istikamet bulup,kaldığı yerden devinimine devam edecek.” (çuvaldiz)</strong></p>
<p>:- ) simdi ALLAH biliyor o yazinin ne zman gelecegini ve neye benzeyecegini. Belki sizin hayriniza daha kaliteli bir sey olur. Birlikte düsümeye devam edelim. Soru soralariniz çok olsun</p>
<p>O’na emanet</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-39235</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 14:52:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-39235</guid>
		<description>Mehmet bey,

Bugün soru günüm herhalde :-)

&lt;blockquote&gt;İnsan ölüm korkusunu, biyolojik yok olma tehdidini aşabilecek kadar özgür ve güçlüdür,


Kur’an ve Sünnet sayesinde kelime olarak öğrendiğim ve zaten aklıma yatmış olan Hakikat’in yaşandığı zaman apayrı bir lezzeti olabilceğini keşfettim. Ölüm’e karşı duyduğum merak ve sevgi arttı. Ölüm’ü Hayat’ın tersi ya da tamamlayıcısı değil başlı başına bir hediye gibi görmemi sağladı bütün bu anlattıklarım.
(Mehmet Yılmaz)&lt;/blockquote&gt;

&lt;em&gt;Eti, kemiği, kuvveti ve zaman-mekan akvaryumunda yüzebilecek kadar zekâsı sonlu olan biz insanların&lt;/em&gt; bu korkuyu yenip başlı başına bir hediye olarak görmemizde  “sonsuzluk” kavramının etkisi sizce nicedir acep? 

Biz insanlar için ölüm denilen dünya mekanındaki anlamı, başlanıp da bitirilmemiş bir cümle gibi yarım.( İlm-ül-yakîn) Akvaryuma benzer nitelikte parantez içi düşünebilen biz insanların “sonsuzluk” tanımı bu yarım cümleyi tamamlama gayreti olamaz mı?

Sizin kelimelerin kifayetsiz kaldıklarını benzeterek anlatabilmek için kullandığınız delmek,matkap vb. gibi zamansızlığı yada zaman dışılığı da aklımıza sığdırabilmek için bulduğumuz kavram "sonsuzluk=düşünüleyecek boyut" olmasın?

Zaman bu mekanda biz insanlar için ölçülebilir nitelikte bir anlam ifade ediyor.Her şeyin bilgisine sahip olan El-Evvel El-Ahir olan Allah katında  zaman, an’dan ibaret değil mi?

Hakikat’in yaşandığında ayrıca bir “sonsuzluk” bilgisine ihtiyaç duyulur mu ? Sonsuz güzellik yada ölümden sonraki sonsuz var oluş düşüncesi ile insan ölümü severken sendelemez mi?

&lt;strong&gt;Zaman, Endişe, illiyet, şirk ve iman&lt;/strong&gt; konusunda bir yazı yazacağınızı biliyorum.Ama bu "sonsuzluk,emanet,ölüm,halife olmak" konuları ile bunların birbirleriyle ilişkilendirilerek tamamlanan anlamlarından yola çıkılarak varılan neticeler uzun zamandır aklımı kurcaladığından bekleyemedim.Sabırsızca davrandığımı biliyorum.Bir iki kelamla da olsa belki tek noktada saplanıp kaldığına inandığım düşünceler istikamet bulup,kaldığı yerden devinimine devam edecek.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet bey,</p>
<p>Bugün soru günüm herhalde :-)</p>
<blockquote><p>İnsan ölüm korkusunu, biyolojik yok olma tehdidini aşabilecek kadar özgür ve güçlüdür,</p>
<p>Kur’an ve Sünnet sayesinde kelime olarak öğrendiğim ve zaten aklıma yatmış olan Hakikat’in yaşandığı zaman apayrı bir lezzeti olabilceğini keşfettim. Ölüm’e karşı duyduğum merak ve sevgi arttı. Ölüm’ü Hayat’ın tersi ya da tamamlayıcısı değil başlı başına bir hediye gibi görmemi sağladı bütün bu anlattıklarım.<br />
(Mehmet Yılmaz)</p></blockquote>
<p><em>Eti, kemiği, kuvveti ve zaman-mekan akvaryumunda yüzebilecek kadar zekâsı sonlu olan biz insanların</em> bu korkuyu yenip başlı başına bir hediye olarak görmemizde  “sonsuzluk” kavramının etkisi sizce nicedir acep? </p>
<p>Biz insanlar için ölüm denilen dünya mekanındaki anlamı, başlanıp da bitirilmemiş bir cümle gibi yarım.( İlm-ül-yakîn) Akvaryuma benzer nitelikte parantez içi düşünebilen biz insanların “sonsuzluk” tanımı bu yarım cümleyi tamamlama gayreti olamaz mı?</p>
<p>Sizin kelimelerin kifayetsiz kaldıklarını benzeterek anlatabilmek için kullandığınız delmek,matkap vb. gibi zamansızlığı yada zaman dışılığı da aklımıza sığdırabilmek için bulduğumuz kavram &#8220;sonsuzluk=düşünüleyecek boyut&#8221; olmasın?</p>
<p>Zaman bu mekanda biz insanlar için ölçülebilir nitelikte bir anlam ifade ediyor.Her şeyin bilgisine sahip olan El-Evvel El-Ahir olan Allah katında  zaman, an’dan ibaret değil mi?</p>
<p>Hakikat’in yaşandığında ayrıca bir “sonsuzluk” bilgisine ihtiyaç duyulur mu ? Sonsuz güzellik yada ölümden sonraki sonsuz var oluş düşüncesi ile insan ölümü severken sendelemez mi?</p>
<p><strong>Zaman, Endişe, illiyet, şirk ve iman</strong> konusunda bir yazı yazacağınızı biliyorum.Ama bu &#8220;sonsuzluk,emanet,ölüm,halife olmak&#8221; konuları ile bunların birbirleriyle ilişkilendirilerek tamamlanan anlamlarından yola çıkılarak varılan neticeler uzun zamandır aklımı kurcaladığından bekleyemedim.Sabırsızca davrandığımı biliyorum.Bir iki kelamla da olsa belki tek noktada saplanıp kaldığına inandığım düşünceler istikamet bulup,kaldığı yerden devinimine devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-39032</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 22:18:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-39032</guid>
		<description>Sevgili Kardesim MB,

kendi güzelliklerini görmüssün, yazi ayna vazifesi görmüs, maksadina ulasmis.

Muhabbetlerimle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Kardesim MB,</p>
<p>kendi güzelliklerini görmüssün, yazi ayna vazifesi görmüs, maksadina ulasmis.</p>
<p>Muhabbetlerimle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Bahadır tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-39020</link>
		<dc:creator>Mehmet Bahadır</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 16:40:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-39020</guid>
		<description>Sevgili Mehmet Bey

Büyük bir emeğin, ve yılların birikimi neticesinde ortaya çıkmış, adeta 40 yıllık bir zaman diliminde kısık ateşte pişen lezzetli bir yemeğin sunumu olmuş bu güzel yazı. Mevlana Hazretleri diyor ya; “Hamdım, piştim, yandım”. Henüz, kendi adıma bu mertebelere gelmesem de, yüreğinizden kopup gelen yanık inilti ve na seslerini duyabiliyorum. Yüreğiniz adeta inleyen bir na gibi. 

Bu denli ilim sahibi olmak, büyük mesuliyetleri de beraberinde getiriyor.Her şeyin gerçek sahibine ve sonsuz ilim sahibine karşı, bize lütfettiği, emanet ilimi yaymak mükellefi var en başta. Siz de bunu en güzel biçimde yapıyorsunuz. Bu mevzuda, site sakinlerinin size bir gönül ve vefa borcu ve teşekkür borcu vardır diye düşünüyorum. 

Evet, yazı da çok ilginç tespitler mevcut. Enteresan  bir yöntemle, kendimizden bahsetmişsiniz. Bizi, bize anlatmışsınız. 

Ve adeta:

“İlim ilim bilmektir 
İlim kendin bilmektir”  diye içten bir şekilde haykırıyorsunuz. Ve öyle bir an geliyor ki her şey O’na çıkıyor. Bütün gönüller ve bütün kapılar O’na açılıyor ve her şey O’nu anlatıyor.

Evet yine söylediğiniz gibi zeka duvarlarını, görünmeyen duvarlarımızı ve hatta önyargılarımızı delmek ve hatta yıkmak gerekiyor. (Reklam gibi oldu ama olsun)

Zira o duvarın arkasında, göremediğimiz, tahayyül edemediğimiz ne güzellikler yatıyor. Küçük bir delik açıp, içeriye bakmamız ve hatta o güzel kokuyu duymamız dahi o duvarların yıkılması gerektiği kanaatine ulaşmamız için kafidir diye düşünüyorum. Bu güzelliklerden mahrum kalmak ve mahrum yaşamak, dahası bu güzelliklerden bihaber olmak ne korkunç bir şey. 

Bilmem okuduklarımdan birşey anlayabilmiş ve doğru sonuçlar çıkarabilmiş miyim? 

Yazı, o kadar başarılı, derin ve içli bir yazı ki, kendi adıma, her okuduğumda ayrı dersler ve ayrı sonuçlar çıkarabileceğime inanıyorum. Bu yüzden bu yazı defalarca okunmayı hak ediyor.  

Ufkumuzu genişleten, hayata farklı bir bakış açısı kazandıran, herşeyi güzelleştiren bu güzel yazıya tekrar teşekkürlerimi borç bilirim. 

Sevgi ve muhabbetlerimle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Mehmet Bey</p>
<p>Büyük bir emeğin, ve yılların birikimi neticesinde ortaya çıkmış, adeta 40 yıllık bir zaman diliminde kısık ateşte pişen lezzetli bir yemeğin sunumu olmuş bu güzel yazı. Mevlana Hazretleri diyor ya; “Hamdım, piştim, yandım”. Henüz, kendi adıma bu mertebelere gelmesem de, yüreğinizden kopup gelen yanık inilti ve na seslerini duyabiliyorum. Yüreğiniz adeta inleyen bir na gibi. </p>
<p>Bu denli ilim sahibi olmak, büyük mesuliyetleri de beraberinde getiriyor.Her şeyin gerçek sahibine ve sonsuz ilim sahibine karşı, bize lütfettiği, emanet ilimi yaymak mükellefi var en başta. Siz de bunu en güzel biçimde yapıyorsunuz. Bu mevzuda, site sakinlerinin size bir gönül ve vefa borcu ve teşekkür borcu vardır diye düşünüyorum. </p>
<p>Evet, yazı da çok ilginç tespitler mevcut. Enteresan  bir yöntemle, kendimizden bahsetmişsiniz. Bizi, bize anlatmışsınız. </p>
<p>Ve adeta:</p>
<p>“İlim ilim bilmektir<br />
İlim kendin bilmektir”  diye içten bir şekilde haykırıyorsunuz. Ve öyle bir an geliyor ki her şey O’na çıkıyor. Bütün gönüller ve bütün kapılar O’na açılıyor ve her şey O’nu anlatıyor.</p>
<p>Evet yine söylediğiniz gibi zeka duvarlarını, görünmeyen duvarlarımızı ve hatta önyargılarımızı delmek ve hatta yıkmak gerekiyor. (Reklam gibi oldu ama olsun)</p>
<p>Zira o duvarın arkasında, göremediğimiz, tahayyül edemediğimiz ne güzellikler yatıyor. Küçük bir delik açıp, içeriye bakmamız ve hatta o güzel kokuyu duymamız dahi o duvarların yıkılması gerektiği kanaatine ulaşmamız için kafidir diye düşünüyorum. Bu güzelliklerden mahrum kalmak ve mahrum yaşamak, dahası bu güzelliklerden bihaber olmak ne korkunç bir şey. </p>
<p>Bilmem okuduklarımdan birşey anlayabilmiş ve doğru sonuçlar çıkarabilmiş miyim? </p>
<p>Yazı, o kadar başarılı, derin ve içli bir yazı ki, kendi adıma, her okuduğumda ayrı dersler ve ayrı sonuçlar çıkarabileceğime inanıyorum. Bu yüzden bu yazı defalarca okunmayı hak ediyor.  </p>
<p>Ufkumuzu genişleten, hayata farklı bir bakış açısı kazandıran, herşeyi güzelleştiren bu güzel yazıya tekrar teşekkürlerimi borç bilirim. </p>
<p>Sevgi ve muhabbetlerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
