<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 10:59:29 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>mer'A-kıl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-91604</link>
		<dc:creator>mer'A-kıl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 01:22:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-91604</guid>
		<description>Sn.Y.Nevai,
Yazdıklarınızı bir de bu şekilde düzenlenmiş haliyle okuduğunuzda acaba ne düşünürdünüz?

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Turist*İnsan&lt;/strong&gt; bir piramite bakında &lt;strong&gt;hayranlık hissi&lt;/strong&gt; uyanır hele de bir gün batımına denk gelmişse, güzellik orgazmı yaşar ama &lt;strong&gt;bir anntropolok, bir tarihçi, bir mimar bu eserde bir ızdırap, bir zulüm, bir acı, bir isyan, bir öfke görebilir&lt;/strong&gt;…

Son yorumda Taj Mahal/in güzelliğinden bahsedilmiş. Piramitlerde muhteşem derecede &lt;strong&gt;güzeller ama onların insaatında çalışan kölerede güzel görünüyorlar mıydı acaba?&lt;/strong&gt;

İşte bunun için &lt;strong&gt;botanist fotosentezi gördüğü müddetçe çiçeğin güzelliğini göremez.&lt;/strong&gt;(MY)

Belkide &lt;strong&gt;asıl güzel olan&lt;/strong&gt; fotosentezin kendisidir. Çünkü ortada yeşil ve tadı acımsı, yumuşak bir bitkiden &lt;strong&gt;daha başka bir şey vardır&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Üreten bir yapı&lt;/strong&gt;…organize bir tasarım, &lt;strong&gt;bambaşka bir dünya&lt;/strong&gt;…Kimyasal olarak mükemmel bir yapı, fiziksel olarak doğaya adapte olmuş, doğasına adapte olmuş

&lt;strong&gt;Taj Mahal/de aşka adandığı için güzel geliyor belki insana&lt;/strong&gt; bir gün batımında yada doğumunda ama tıpkı piramitlerin turist*insanda uyandırdığı duygular gibi…&lt;/blockquote&gt;

Gün batımı ya da bir çiçek kimin kime olan aşkına adanmışlığının eseri ki güzel geliyor insana? Güneş yüzyıllardır, 365 gün doğuyor ve batıyor… bir bitkinin fotosentezi gibi… belki de asıl güzel olan bu doğum ve ölümdür dünya hayatının turist insanı için… belki de ortalığı kaplayan o kızıl-mavi-sarının muhteşem armonisiyle usta bir ressamın fırçasından çıkmış yağlıboya tabloya benzeyen görüntü aynen Taj-Mahal gibi bir ölüm ve doğumun fonudur sadece!

Turist olduğunu düşünmeyen işlerinin kölesi olmuş bir borsa simsarı, bir devlet memuru, bir botanikçi, bir doktor, bir avukat ya da bir çiftçi için bu doğum ve ölümün “bir başka iş günü daha” olmak dışında pek bir anlamı, görülmeye değer bir güzelliği olabilir mi? Acelesi olanların bakmaya görmeye pek vakti yoktur. Bakılanı görebilme İŞi  için turist olacakları senelik izinlerinin gelmesini beklerler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Y.Nevai,<br />
Yazdıklarınızı bir de bu şekilde düzenlenmiş haliyle okuduğunuzda acaba ne düşünürdünüz?</p>
<blockquote><p><strong>Turist*İnsan</strong> bir piramite bakında <strong>hayranlık hissi</strong> uyanır hele de bir gün batımına denk gelmişse, güzellik orgazmı yaşar ama <strong>bir anntropolok, bir tarihçi, bir mimar bu eserde bir ızdırap, bir zulüm, bir acı, bir isyan, bir öfke görebilir</strong>…</p>
<p>Son yorumda Taj Mahal/in güzelliğinden bahsedilmiş. Piramitlerde muhteşem derecede <strong>güzeller ama onların insaatında çalışan kölerede güzel görünüyorlar mıydı acaba?</strong></p>
<p>İşte bunun için <strong>botanist fotosentezi gördüğü müddetçe çiçeğin güzelliğini göremez.</strong>(MY)</p>
<p>Belkide <strong>asıl güzel olan</strong> fotosentezin kendisidir. Çünkü ortada yeşil ve tadı acımsı, yumuşak bir bitkiden <strong>daha başka bir şey vardır</strong>. <strong>Üreten bir yapı</strong>…organize bir tasarım, <strong>bambaşka bir dünya</strong>…Kimyasal olarak mükemmel bir yapı, fiziksel olarak doğaya adapte olmuş, doğasına adapte olmuş</p>
<p><strong>Taj Mahal/de aşka adandığı için güzel geliyor belki insana</strong> bir gün batımında yada doğumunda ama tıpkı piramitlerin turist*insanda uyandırdığı duygular gibi…</p></blockquote>
<p>Gün batımı ya da bir çiçek kimin kime olan aşkına adanmışlığının eseri ki güzel geliyor insana? Güneş yüzyıllardır, 365 gün doğuyor ve batıyor… bir bitkinin fotosentezi gibi… belki de asıl güzel olan bu doğum ve ölümdür dünya hayatının turist insanı için… belki de ortalığı kaplayan o kızıl-mavi-sarının muhteşem armonisiyle usta bir ressamın fırçasından çıkmış yağlıboya tabloya benzeyen görüntü aynen Taj-Mahal gibi bir ölüm ve doğumun fonudur sadece!</p>
<p>Turist olduğunu düşünmeyen işlerinin kölesi olmuş bir borsa simsarı, bir devlet memuru, bir botanikçi, bir doktor, bir avukat ya da bir çiftçi için bu doğum ve ölümün “bir başka iş günü daha” olmak dışında pek bir anlamı, görülmeye değer bir güzelliği olabilir mi? Acelesi olanların bakmaya görmeye pek vakti yoktur. Bakılanı görebilme İŞi  için turist olacakları senelik izinlerinin gelmesini beklerler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bir insan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-91106</link>
		<dc:creator>Bir insan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 20:03:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-91106</guid>
		<description>Kimi insanlar “imdaaaaaaaat!!!” diye bağırmak için açarlar ağızlarını. Ama ana avrat bir küfür çıkar, o zavallının imdadına koşabilecek yegâne insanın kafasına çarpar, gözünü morartır. Neden böyle olur?

Louis Aragon’un Yalnız insan şiiri onlara hediyem olsun:

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;"Yalnız insan merdivendir 
Hiçbir yere ulaşmayan 
Sürülür yabancı diye 
Dayandığı kapılardan 

Yalnız insan deli rüzgar 
Ne zevk alır ne haz verir 
Dokunduğu küldür uçar 
Sunduğu tozdur silinir 

Yalnız insan yok ki yüzü 
Yağmur çarpan bir camekan 
Ve gözünden sızan yaşlar 
Bir parçadır manzaradan 

Yalnız insan kayıp mektup 
Adresimi yanlış nedir 
Sevgiler der fırlatılır 
Kimbilir kim tarafından"
&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;


&lt;strong&gt;“Mühim olan oku doğru atmaktır, hedefi vurmak istemek ne büyük kibirdir” &lt;/strong&gt;demiş Konfiçyüs. Kelimeler de böyledir. Biz onları “atarız” ama o kelime tohumlarından ne çıkar? Dalları yerlere eğilmiş kiraz ağaçları ve üzerinde sıra sıra muzlar olan muz ağaçları mı? Yoksa kaynar sularla içilip yutulacak zakkumlar mı? 

Bak bakalım buğdayı yetiştiren çiftçi midir yoksa tohuma İlim’i HıFZ edip ona buğdaylık’ı bildiren, sonra hak ile batılı ayıran FaRuKiyetiyle tohumu buğdaylığa öldüren, sonra ekinleriNûr’un rumuzu güneş ışığı ve Rahmet’in rumuzu yağmur suyunu Gönderen mi? Şiirlerin şiiri Kainat şiirini Yaratan mı?

İskoçyalı yarı bilge David Hume acaba Vakıa suresini okuduğu için mi illiyetten şüphe etmiştir? Tehafût-ül Felasife’nin müellifi kendisinden 8 asır sonra gelecek olan Hume’un sorularına nasıl cevap vermiştir? Zaman ve Mekân ile sınırlı insanların Akıl’ı nasıl olur da böyle Zaman’dan münezzehmiş gibi aydınlaN/Tabilir?

Bu yazdîklarımı okuyup da kalbi titremeyen ey yalnız insan, Zülfü Livaneli’nin bu şarkısı da sana hediyem olsun. Senin için dua ettim bir kaç gün önce. İlimlerin en şereflisinden, hidayet’ten nasibdar olman için dua ettim ALLAH’a. Sandığın kadar yalnız değilsin artık. Senin için dua eden biri var yeryüzünde.

&lt;iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/U0t8WyWnBVY" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kimi insanlar “imdaaaaaaaat!!!” diye bağırmak için açarlar ağızlarını. Ama ana avrat bir küfür çıkar, o zavallının imdadına koşabilecek yegâne insanın kafasına çarpar, gözünü morartır. Neden böyle olur?</p>
<p>Louis Aragon’un Yalnız insan şiiri onlara hediyem olsun:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yalnız insan merdivendir<br />
Hiçbir yere ulaşmayan<br />
Sürülür yabancı diye<br />
Dayandığı kapılardan </p>
<p>Yalnız insan deli rüzgar<br />
Ne zevk alır ne haz verir<br />
Dokunduğu küldür uçar<br />
Sunduğu tozdur silinir </p>
<p>Yalnız insan yok ki yüzü<br />
Yağmur çarpan bir camekan<br />
Ve gözünden sızan yaşlar<br />
Bir parçadır manzaradan </p>
<p>Yalnız insan kayıp mektup<br />
Adresimi yanlış nedir<br />
Sevgiler der fırlatılır<br />
Kimbilir kim tarafından&#8221;<br />
</em></p></blockquote>
<p><strong>“Mühim olan oku doğru atmaktır, hedefi vurmak istemek ne büyük kibirdir” </strong>demiş Konfiçyüs. Kelimeler de böyledir. Biz onları “atarız” ama o kelime tohumlarından ne çıkar? Dalları yerlere eğilmiş kiraz ağaçları ve üzerinde sıra sıra muzlar olan muz ağaçları mı? Yoksa kaynar sularla içilip yutulacak zakkumlar mı? </p>
<p>Bak bakalım buğdayı yetiştiren çiftçi midir yoksa tohuma İlim’i HıFZ edip ona buğdaylık’ı bildiren, sonra hak ile batılı ayıran FaRuKiyetiyle tohumu buğdaylığa öldüren, sonra ekinleriNûr’un rumuzu güneş ışığı ve Rahmet’in rumuzu yağmur suyunu Gönderen mi? Şiirlerin şiiri Kainat şiirini Yaratan mı?</p>
<p>İskoçyalı yarı bilge David Hume acaba Vakıa suresini okuduğu için mi illiyetten şüphe etmiştir? Tehafût-ül Felasife’nin müellifi kendisinden 8 asır sonra gelecek olan Hume’un sorularına nasıl cevap vermiştir? Zaman ve Mekân ile sınırlı insanların Akıl’ı nasıl olur da böyle Zaman’dan münezzehmiş gibi aydınlaN/Tabilir?</p>
<p>Bu yazdîklarımı okuyup da kalbi titremeyen ey yalnız insan, Zülfü Livaneli’nin bu şarkısı da sana hediyem olsun. Senin için dua ettim bir kaç gün önce. İlimlerin en şereflisinden, hidayet’ten nasibdar olman için dua ettim ALLAH’a. Sandığın kadar yalnız değilsin artık. Senin için dua eden biri var yeryüzünde.</p>
<p><iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/U0t8WyWnBVY" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yusuf Nevai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-90950</link>
		<dc:creator>Yusuf Nevai</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 18:06:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-90950</guid>
		<description>Yazınız için teşekkür ederim. Ancak yarısına kadar okuma sabrını gösterebildim. Zira aklıma tecavüz ediliyormuş gibi beynim zonkladı. 

Baştaki uyarılarınızı dikkatle takip ettim. okuyucuyu bir beklenti içine sokuyorsunuz bu açıklamalar ile. Ancak tamamen kişisel tecrübelerden soyutun da soyutu dünyalardan bahsediyorsunuz. 

Anlaşılır olmak bu kadar zor mu? İşte bir matematikçi güzeli en kesin ve en kısa olan ispat şeklinde algılıyor, matematikçiyi 'güzelliğin' veya daha baskın olarak 'kusursuzluğun' analizi ile başbaşa bırakıyor. 

Aynı şeyi şairler şiirleri ile başarmak istemiyorlar mı; en yoğun anlamı*duyguyu en kısa olanla sağlamaya çalışarak... Sizin yazınızda okuyabildiğim kadar anlaşılmamak adına birçok totem dikilmiş, labirentler ile donatılmış, anlatım yalınlıktan uzak, anlamlar karmakarışık...

Hayata yöntemsel şüphe ile bakan bir kişi olarak henüz anlamı üzerinde insanoğlunun anlaşamadığı, tarif edilemeyen bir kavram olan 'Güzel'in bu kadar çok kullanıldığı bir yazıyı anlamam anlayamam. Hermetik bir ideolojinin, okult fantezileri gibi geliyor...

Güzel; çoğunlukla duyumlardan kaynaklanan verilerle örneklenen, aklında kendi formlarını kattığı bir kavram. Mesela Güzel, anlaşılabilir olandır. Şu an için anlaşılamayan olanda anlaşılma potansiyelini taşıdığı için güzeldir. Mesela güzel yepyeni bir deneyim, yeni bir bilgi, başka bir matematiktir. Bütün bundan daha geniş bir örneklem kümesine haiz olarak güzel zihinsel bir ideadır. Ve nesneler dünyasında ki kusursuzluğu, düzenliliği, farklılığı, yalınlığı, niceliği,niteliği gibi daha bir çok olayı/olguyu içinde barındıran bir kavram. Sizin yazınızda analizin bütüncül güzelliği engellediğinden bahsediliyor ama elde edilen parça güzelliğinden,  bahsedilmiyor. Güzellik analiz edilemez ve parçalanamaz bir bütünlük mü? Mesela sıradan bir bok* parçası evet bir bok* parçasında bile olayın insan gözü ile görülmeyen ama gözlemlenebilen boyutlarından muhteşem bir güzelliğin yattığını modern insan nasıl reddedebilir. Bok*un matematiği yada mikro fiziğinin çirkinliğinden kim bahsedebilir? Görüldüğü gibi son derece soyut bir planda net bir anlamı olmayan güzellik kavramı üzerinden konuşmak 'güzel' olsa da faydasızdır. Güzel ve faydalılık birbirinden ayrıktır. Faydasızdır çünkü anlamsızdır. 

&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;İşte bunun için botanist fotosentezi gördüğü müddetçe çiçeğin güzelliğini göremez.&lt;/blockquote&gt;

Belkide asıl güzel olan fotosentezin kendisidir. Çünkü ortada yeşil ve tadı acımsı, yumuşak bir bitkiden daha başka bir şey vardır. Üreten bir yapı...organize bir tasarım, bambaşka bir dünya...Kimyasal olarak mükemmel bir yapı, fiziksel olarak doğaya adapte olmuş, doğasına adapte olmuş...

&lt;blockquote&gt;Sizi sergide duygulandıran o resimdeki güzelliği belki bir ressam ya da resim öğretmeni de göremeyecektir. Çünkü onlar da resim tekniğine, altın üçgen, üç leke vb estetizasyon kurallarına uyulup uyulmadığını göreceklerdir. Çerçevenin resime uyumuna, salonun aydınlatmasına, tablonun fiyatına bakacaklardır. Bir ressam meslekî bilgileriyle arasına mesafe koyamadığı müddetçe tablodaki güzelliği göremez. Yeniden çocuklaşmalı, hayretle tabloya bakabilmelidir.

 Güzel bulduğumuz bir mehtabın birden bir sokak lambası olduğunu keşfedersek “tılsım” bozulur, hayret yerini tekniğe, açıklamaya, kavramlaştırmaya bırakır. Yansıma biter. Keyifle dinlediğimiz bülbül sesinin bir ses cihazından geldiğini keşfedersek yine yansıma bozulur.(9) Güzellik-Aşk tecrübesi yarıda kalır. Akıl değil zekâ girer devreye. (Satranç için kullanılan ikili kronometreyi hatırlayın.)&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Bu yoruma sinir olmamak elde mi? Yani güzel insan aklının ötesinde sorgulanmaması gereken, nasıl bilinebileceği meçhul ama bir şekilde hayretle karışık bir durumda sezilebilen bir kavram*olgu mudur? İşin bir şekilde ucu aşkın bir düşünce tarzına/inanç sitemine dayanmak zorunda kalacağı çok sırıtıyor. Ve mistik*tasavvufi edebiyat burada insanın imdadına yetişiyor. İş bir şekilde mutlak olarak Tanrı/ya yaratıcıya dayanıyor. Sonrasında bütün anlamsızlıklar hallediliyor. Çünkü insan aklının ötesinde bir takım hakikatler vardır. Böyle bir hayal aleminden ancak hayali hakikat elde edilebilir. 

İnsan algılayışının sınırlı olduğu dolayısı ile aklının bir takım güçlükler ile karşılaşacağı muhakkak. Ancak bütün bütün çılgın bir idealizmin sonu büyük bir fantazi değil midir...

Aşk olmasa fantazi kurgumuz eksik kalacaktı. Oda ayrı bir tanımlanamz*anlaşılamaz durum ya, bir tek o eksikti o da geldi aşkın fantazimiz tamam oldu. Adamoğlu bir iki hadis-i kutsi ile işin dini boyutunuda tamam etti...Al sana mistisizm...Al sana aşkın bir alem...

Son yorumda Taj Mahal/in güzelliğinden bahsedilmiş. Piramitlerde muhteşem derecede güzeller ama onların insaatında çalışan kölerede güzel görünüyorlar mıydı acaba? Taj Mahalin inşaatında melekler mi çalıştı? Turist*İnsan bir piramite bakında hayranlık hissi uyanır hele de bir gün batımına denk gelmişse, güzellik orgazmı yaşar ama bir anntropolok, bir tarihçi, bir mimar bu eserde bir ızdırap, bir zulüm, bir acı, bir isyan, bir öfke görebilir...Taj Mahal/de aşka adandığı için güzel geliyor belki insana bir gün batımında yada doğumunda ama tıpkı piramitlerin turist*insanda uyandırdığı duygular gibi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazınız için teşekkür ederim. Ancak yarısına kadar okuma sabrını gösterebildim. Zira aklıma tecavüz ediliyormuş gibi beynim zonkladı. </p>
<p>Baştaki uyarılarınızı dikkatle takip ettim. okuyucuyu bir beklenti içine sokuyorsunuz bu açıklamalar ile. Ancak tamamen kişisel tecrübelerden soyutun da soyutu dünyalardan bahsediyorsunuz. </p>
<p>Anlaşılır olmak bu kadar zor mu? İşte bir matematikçi güzeli en kesin ve en kısa olan ispat şeklinde algılıyor, matematikçiyi &#8216;güzelliğin&#8217; veya daha baskın olarak &#8216;kusursuzluğun&#8217; analizi ile başbaşa bırakıyor. </p>
<p>Aynı şeyi şairler şiirleri ile başarmak istemiyorlar mı; en yoğun anlamı*duyguyu en kısa olanla sağlamaya çalışarak&#8230; Sizin yazınızda okuyabildiğim kadar anlaşılmamak adına birçok totem dikilmiş, labirentler ile donatılmış, anlatım yalınlıktan uzak, anlamlar karmakarışık&#8230;</p>
<p>Hayata yöntemsel şüphe ile bakan bir kişi olarak henüz anlamı üzerinde insanoğlunun anlaşamadığı, tarif edilemeyen bir kavram olan &#8216;Güzel&#8217;in bu kadar çok kullanıldığı bir yazıyı anlamam anlayamam. Hermetik bir ideolojinin, okult fantezileri gibi geliyor&#8230;</p>
<p>Güzel; çoğunlukla duyumlardan kaynaklanan verilerle örneklenen, aklında kendi formlarını kattığı bir kavram. Mesela Güzel, anlaşılabilir olandır. Şu an için anlaşılamayan olanda anlaşılma potansiyelini taşıdığı için güzeldir. Mesela güzel yepyeni bir deneyim, yeni bir bilgi, başka bir matematiktir. Bütün bundan daha geniş bir örneklem kümesine haiz olarak güzel zihinsel bir ideadır. Ve nesneler dünyasında ki kusursuzluğu, düzenliliği, farklılığı, yalınlığı, niceliği,niteliği gibi daha bir çok olayı/olguyu içinde barındıran bir kavram. Sizin yazınızda analizin bütüncül güzelliği engellediğinden bahsediliyor ama elde edilen parça güzelliğinden,  bahsedilmiyor. Güzellik analiz edilemez ve parçalanamaz bir bütünlük mü? Mesela sıradan bir bok* parçası evet bir bok* parçasında bile olayın insan gözü ile görülmeyen ama gözlemlenebilen boyutlarından muhteşem bir güzelliğin yattığını modern insan nasıl reddedebilir. Bok*un matematiği yada mikro fiziğinin çirkinliğinden kim bahsedebilir? Görüldüğü gibi son derece soyut bir planda net bir anlamı olmayan güzellik kavramı üzerinden konuşmak &#8216;güzel&#8217; olsa da faydasızdır. Güzel ve faydalılık birbirinden ayrıktır. Faydasızdır çünkü anlamsızdır. </p>
<blockquote><blockquote>İşte bunun için botanist fotosentezi gördüğü müddetçe çiçeğin güzelliğini göremez.</p></blockquote>
<p>Belkide asıl güzel olan fotosentezin kendisidir. Çünkü ortada yeşil ve tadı acımsı, yumuşak bir bitkiden daha başka bir şey vardır. Üreten bir yapı&#8230;organize bir tasarım, bambaşka bir dünya&#8230;Kimyasal olarak mükemmel bir yapı, fiziksel olarak doğaya adapte olmuş, doğasına adapte olmuş&#8230;</p>
<blockquote><p>Sizi sergide duygulandıran o resimdeki güzelliği belki bir ressam ya da resim öğretmeni de göremeyecektir. Çünkü onlar da resim tekniğine, altın üçgen, üç leke vb estetizasyon kurallarına uyulup uyulmadığını göreceklerdir. Çerçevenin resime uyumuna, salonun aydınlatmasına, tablonun fiyatına bakacaklardır. Bir ressam meslekî bilgileriyle arasına mesafe koyamadığı müddetçe tablodaki güzelliği göremez. Yeniden çocuklaşmalı, hayretle tabloya bakabilmelidir.</p>
<p> Güzel bulduğumuz bir mehtabın birden bir sokak lambası olduğunu keşfedersek “tılsım” bozulur, hayret yerini tekniğe, açıklamaya, kavramlaştırmaya bırakır. Yansıma biter. Keyifle dinlediğimiz bülbül sesinin bir ses cihazından geldiğini keşfedersek yine yansıma bozulur.(9) Güzellik-Aşk tecrübesi yarıda kalır. Akıl değil zekâ girer devreye. (Satranç için kullanılan ikili kronometreyi hatırlayın.)</p></blockquote>
</blockquote>
<p>Bu yoruma sinir olmamak elde mi? Yani güzel insan aklının ötesinde sorgulanmaması gereken, nasıl bilinebileceği meçhul ama bir şekilde hayretle karışık bir durumda sezilebilen bir kavram*olgu mudur? İşin bir şekilde ucu aşkın bir düşünce tarzına/inanç sitemine dayanmak zorunda kalacağı çok sırıtıyor. Ve mistik*tasavvufi edebiyat burada insanın imdadına yetişiyor. İş bir şekilde mutlak olarak Tanrı/ya yaratıcıya dayanıyor. Sonrasında bütün anlamsızlıklar hallediliyor. Çünkü insan aklının ötesinde bir takım hakikatler vardır. Böyle bir hayal aleminden ancak hayali hakikat elde edilebilir. </p>
<p>İnsan algılayışının sınırlı olduğu dolayısı ile aklının bir takım güçlükler ile karşılaşacağı muhakkak. Ancak bütün bütün çılgın bir idealizmin sonu büyük bir fantazi değil midir&#8230;</p>
<p>Aşk olmasa fantazi kurgumuz eksik kalacaktı. Oda ayrı bir tanımlanamz*anlaşılamaz durum ya, bir tek o eksikti o da geldi aşkın fantazimiz tamam oldu. Adamoğlu bir iki hadis-i kutsi ile işin dini boyutunuda tamam etti&#8230;Al sana mistisizm&#8230;Al sana aşkın bir alem&#8230;</p>
<p>Son yorumda Taj Mahal/in güzelliğinden bahsedilmiş. Piramitlerde muhteşem derecede güzeller ama onların insaatında çalışan kölerede güzel görünüyorlar mıydı acaba? Taj Mahalin inşaatında melekler mi çalıştı? Turist*İnsan bir piramite bakında hayranlık hissi uyanır hele de bir gün batımına denk gelmişse, güzellik orgazmı yaşar ama bir anntropolok, bir tarihçi, bir mimar bu eserde bir ızdırap, bir zulüm, bir acı, bir isyan, bir öfke görebilir&#8230;Taj Mahal/de aşka adandığı için güzel geliyor belki insana bir gün batımında yada doğumunda ama tıpkı piramitlerin turist*insanda uyandırdığı duygular gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-89900</link>
		<dc:creator>Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 11:14:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-89900</guid>
		<description>[...] başında bir sözünü aktarmıştık şairin, şöyle diyordu: &#8220;&#8230;Kötülük&#8217;ten Güzellik&#8216;i çıkarmak ise zordu. Gene de hoş geldi bana bu durum.&#8221; Bu söz aslında büyük bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] başında bir sözünü aktarmıştık şairin, şöyle diyordu: &#8220;&#8230;Kötülük&#8217;ten Güzellik&#8216;i çıkarmak ise zordu. Gene de hoş geldi bana bu durum.&#8221; Bu söz aslında büyük bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Tesettürlü Erkek&#8221; aranıyor! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-85821</link>
		<dc:creator>&#8220;Tesettürlü Erkek&#8221; aranıyor! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 21:51:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-85821</guid>
		<description>[...] sahip olması onu FARKLI YÖNDEKİ  baskılara açık hale getiriyor ister istemez. Çünkü “Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?” isimli yazımızda anlattığımız gibi birey altı dünyanın fertleri(!) farklı zihinsel [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] sahip olması onu FARKLI YÖNDEKİ  baskılara açık hale getiriyor ister istemez. Çünkü “Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?” isimli yazımızda anlattığımız gibi birey altı dünyanın fertleri(!) farklı zihinsel [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hiç kimsenin Tiranlığı: Marx, Arendt ve Bürokrasi : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-68054</link>
		<dc:creator>Hiç kimsenin Tiranlığı: Marx, Arendt ve Bürokrasi : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 01:25:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-68054</guid>
		<description>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Manevî Enerji - Energie Spirituelle (Henri Bergson) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-56036</link>
		<dc:creator>Manevî Enerji - Energie Spirituelle (Henri Bergson) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2010 19:50:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-56036</guid>
		<description>[...]  Bir başka zorluk ise her üç eleştirisinde ortak ve çok soyut kavramlar bulunması. Her üç Kritik&#8217;i birden (paralel olarak) okuyan birinin anlayabileceği bazı şeyler var ki bunları tek tek okuyanların anladıklarının toplamından fazla. Meselâ &#8220;mutlak kötü&#8221; ve &#8220;köksel kötü&#8221; kavramları üzerine yazdığı denemelerden kötünün bir insan özelliği olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Kötü iyiye bir direniş, bir atalet, iyinin eksikliği gibi sunuluyor. Bu vizyon elinizde olmadan Pratik Aklın Eleştirisi‘ni anlamak zorlaşabilir.  Kant yıllar boyunca aynı &#8220;proje&#8221; için ter dökmüş, tutarlılık kaygısı onu örneklerden ve genellemelerden alı koymuş. Bunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. &#8230;&#8221;(Bkz.  Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  Bir başka zorluk ise her üç eleştirisinde ortak ve çok soyut kavramlar bulunması. Her üç Kritik&#8217;i birden (paralel olarak) okuyan birinin anlayabileceği bazı şeyler var ki bunları tek tek okuyanların anladıklarının toplamından fazla. Meselâ &#8220;mutlak kötü&#8221; ve &#8220;köksel kötü&#8221; kavramları üzerine yazdığı denemelerden kötünün bir insan özelliği olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Kötü iyiye bir direniş, bir atalet, iyinin eksikliği gibi sunuluyor. Bu vizyon elinizde olmadan Pratik Aklın Eleştirisi‘ni anlamak zorlaşabilir.  Kant yıllar boyunca aynı &#8220;proje&#8221; için ter dökmüş, tutarlılık kaygısı onu örneklerden ve genellemelerden alı koymuş. Bunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. &#8230;&#8221;(Bkz.  Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kuşların sırrı: Sanat&#8217;ta ayrıntı(7) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-48147</link>
		<dc:creator>Kuşların sırrı: Sanat&#8217;ta ayrıntı(7) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 14:17:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-48147</guid>
		<description>[...] gereken bir başka mesele FAYDACI körlük ve bunu da daha önceki bölümlerde işlemiştik. Güzellik Matkabı&#8216;nda da söylediğimiz gibi av tüfeğinin namlusunun ucunda kızarmış ördek [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] gereken bir başka mesele FAYDACI körlük ve bunu da daha önceki bölümlerde işlemiştik. Güzellik Matkabı&#8216;nda da söylediğimiz gibi av tüfeğinin namlusunun ucunda kızarmış ördek [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-47560</link>
		<dc:creator>Seni Yaratan’ın resmini yapabilir misin William?: Sanat’ta ayrıntı (5) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 13:09:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-47560</guid>
		<description>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Diderot ve Kant&#8217;ı da etkileyen bu kitapta Burke Müthiş (=Sublime) denen şeyin Güzellik Matkabı  gibi estetik bir &#8220;değer&#8221; olduğunu savunuyordu. İnsana korku veren ama aynı zamanda [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-46559</link>
		<dc:creator>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 10:06:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-46559</guid>
		<description>[...] paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret&#8217;i hatırlayın. Aynı Hayret&#8217;ten Güzellik Matkabı&#8216;nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan&#8217;ın insanlığından kaynaklanan bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret&#8217;i hatırlayın. Aynı Hayret&#8217;ten Güzellik Matkabı&#8216;nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan&#8217;ın insanlığından kaynaklanan bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-46531</link>
		<dc:creator>Derin Göz: Sanat&#8217;ta Ayrıntı (2) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 16:51:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-46531</guid>
		<description>[...] ilk paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret’i hatırlayın. Aynı Hayret’ten Güzellik Matkabı‘nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan’ın insanlığından kaynaklanan bir şaşırma [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ilk paragrafta baş aşağı durduğum sıradaki Hayret’i hatırlayın. Aynı Hayret’ten Güzellik Matkabı‘nın giriş kısmında da bahsettim. İnsan’ın insanlığından kaynaklanan bir şaşırma [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bakmak ve görmek, anlamak: Sanat’ta ayrıntı (1) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-45617</link>
		<dc:creator>Bakmak ve görmek, anlamak: Sanat’ta ayrıntı (1) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 23:04:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-45617</guid>
		<description>[...] sebeplerinden birincisi. İdrak edilmesi halinde &#8220;tedavisi&#8221; nispeten kolay. (Bkz. Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) Ama ya modern körlüğün diğer sebebi? Bunun alt edilmesi daha zor kanaatimce. Zira ayrıntıya [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] sebeplerinden birincisi. İdrak edilmesi halinde &#8220;tedavisi&#8221; nispeten kolay. (Bkz. Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?) Ama ya modern körlüğün diğer sebebi? Bunun alt edilmesi daha zor kanaatimce. Zira ayrıntıya [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Giuliano Carmignola ile ibadet : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-44710</link>
		<dc:creator>Giuliano Carmignola ile ibadet : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 21:59:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-44710</guid>
		<description>[...] yansımalarını görebiliyorlardı hâlâ. Demek ki hâlâ iyimser olmak için bir sebep vardı. Güzellik Matkabı&#8216;nın sonunda söylediklerim pekiştiriyordu [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] yansımalarını görebiliyorlardı hâlâ. Demek ki hâlâ iyimser olmak için bir sebep vardı. Güzellik Matkabı&#8216;nın sonunda söylediklerim pekiştiriyordu [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-43710</link>
		<dc:creator>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 17:57:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-43710</guid>
		<description>[...] bilim&#8230; Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Korku matkabı tıpkı  Güzellik Matkabı gibi &#8220;içerinden&#8221; okunması gereken bir yazı. Yani anlamak veya ikna olmak değil söz [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bilim&#8230; Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Korku matkabı tıpkı  Güzellik Matkabı gibi &#8220;içerinden&#8221; okunması gereken bir yazı. Yani anlamak veya ikna olmak değil söz [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41671</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:22:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41671</guid>
		<description>Bu Taj Mahal resmine bakinca neden güzel buluyorum? çekici degil de güzel?
Meselâ çekici bir kadin fotografi haz verebilir veya görsel bir tatmin. 
Aç bir insan yemek fotografindan haz alabilir. Cyrulnik'in dedigi gibi 
&lt;strong&gt;"hazzin vaad edilmesi de bir tatmin vesilesidir". &lt;/strong&gt;iyi ama Taj Mahal'e sahip degilim,
içinde oturamam. yemem, içmem veya baska bir biyolojik haz elde etmem mümkün degil.

Yoksa etten ve kemikten olan BEN disinda bir baska BEN mi var daha içerilerde?

ilgilenen okurlar için: Güzellik ve estetik ayni sey degildir, bu yazida anlatmistik.

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/08/12/ayip-sanat-olur-mu/" rel="nofollow"&gt;Ayıp sanat olur mu?&lt;/a&gt;

&lt;img src="http://www.ec-lapierre-evry.ac-versailles.fr/IMG/jpg/India_-_Taj_Mahal_sunrise_Hz_5x8-2.jpg" alt="Taj Mahal" /&gt;

Simdi (galiba) bir orangutan kendine barinak yapmis, ona bakalim.

&lt;img src="http://www.frozen-collection.fr/uploads/images/moyen/4_singe-endormi.jpg" alt="Orangutan" /&gt;

Hayvani sevimli buluyorum ama evi güzel bulmuyorum. Sadece islevsel. Eger insan maymundan geldiyse neden Taj Mahal gibi seyler insa etmis? NASIL demiyorum. NEDEN diyorum. Yoksa yine "Milyonlarca Yil" isimli o sakaci ve utangaç Tanri'nin isi mi bu?

insan neden "faydasiz" islerle ugrasiyor?

Faydasiz güzellik tecrübesi?
Faydasiz adalet duygusu?
Faydasiz manevî arayislar?

Ortak nokta : FAYDA(SIZ)

çünkü ampirik insan yani içimizdeki primat, akilli maymun, herneyse... Bunun disinda bir benlik
algimiz var. Bu içerideki BEN'in çikarlari her zaman Primat-BEN ile paralel degil.

Bu sebeple iç-BEN için kiymetli olan bir sey ugruna Primat-BEN'in çikarlari feda edilebiliyor. 
Yoksa sadece dindar insanlar fakirlere yardim ederlerdi. Dinsiz olanlar umursamazlardi.
Ama ne kadar ateist olursa olsun bir çok insan içlerinde VICDAN denen bir seyin sesini
duyuyorlar ve fakirlere, sakatlara, yasli komsularina az veya çok yardim etmeye çalisiyorlar.

Bu yardim etme arzusu da elbette biyokimyasal bir olay degil. Tersini iddia etmek
Insan'a ve insanliga büyük hakaret olmaz mi?

&lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow"&gt;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&lt;/a&gt; yazisinda anlattigimiz gibi :)

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu Taj Mahal resmine bakinca neden güzel buluyorum? çekici degil de güzel?<br />
Meselâ çekici bir kadin fotografi haz verebilir veya görsel bir tatmin.<br />
Aç bir insan yemek fotografindan haz alabilir. Cyrulnik&#8217;in dedigi gibi<br />
<strong>&#8220;hazzin vaad edilmesi de bir tatmin vesilesidir&#8221;. </strong>iyi ama Taj Mahal&#8217;e sahip degilim,<br />
içinde oturamam. yemem, içmem veya baska bir biyolojik haz elde etmem mümkün degil.</p>
<p>Yoksa etten ve kemikten olan BEN disinda bir baska BEN mi var daha içerilerde?</p>
<p>ilgilenen okurlar için: Güzellik ve estetik ayni sey degildir, bu yazida anlatmistik.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/08/12/ayip-sanat-olur-mu/" rel="nofollow">Ayıp sanat olur mu?</a></p>
<p><img src="http://www.ec-lapierre-evry.ac-versailles.fr/IMG/jpg/India_-_Taj_Mahal_sunrise_Hz_5x8-2.jpg" alt="Taj Mahal" /></p>
<p>Simdi (galiba) bir orangutan kendine barinak yapmis, ona bakalim.</p>
<p><img src="http://www.frozen-collection.fr/uploads/images/moyen/4_singe-endormi.jpg" alt="Orangutan" /></p>
<p>Hayvani sevimli buluyorum ama evi güzel bulmuyorum. Sadece islevsel. Eger insan maymundan geldiyse neden Taj Mahal gibi seyler insa etmis? NASIL demiyorum. NEDEN diyorum. Yoksa yine &#8220;Milyonlarca Yil&#8221; isimli o sakaci ve utangaç Tanri&#8217;nin isi mi bu?</p>
<p>insan neden &#8220;faydasiz&#8221; islerle ugrasiyor?</p>
<p>Faydasiz güzellik tecrübesi?<br />
Faydasiz adalet duygusu?<br />
Faydasiz manevî arayislar?</p>
<p>Ortak nokta : FAYDA(SIZ)</p>
<p>çünkü ampirik insan yani içimizdeki primat, akilli maymun, herneyse&#8230; Bunun disinda bir benlik<br />
algimiz var. Bu içerideki BEN&#8217;in çikarlari her zaman Primat-BEN ile paralel degil.</p>
<p>Bu sebeple iç-BEN için kiymetli olan bir sey ugruna Primat-BEN&#8217;in çikarlari feda edilebiliyor.<br />
Yoksa sadece dindar insanlar fakirlere yardim ederlerdi. Dinsiz olanlar umursamazlardi.<br />
Ama ne kadar ateist olursa olsun bir çok insan içlerinde VICDAN denen bir seyin sesini<br />
duyuyorlar ve fakirlere, sakatlara, yasli komsularina az veya çok yardim etmeye çalisiyorlar.</p>
<p>Bu yardim etme arzusu da elbette biyokimyasal bir olay degil. Tersini iddia etmek<br />
Insan&#8217;a ve insanliga büyük hakaret olmaz mi?</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow">Fahişelik, şehitlik ve özgürlük</a> yazisinda anlattigimiz gibi <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41670</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:20:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41670</guid>
		<description>Tartismamizi renklendirsin diye gïzel bir manzara ve bir firtina resmi ekleidm :)

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;"İfadenizin ilk bölümü doğru. “Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.” Ama bunun nesi kötü? Örneğin ‘korku’yu ele alırsak, ‘nedenini bilmekle’ bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur. Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime." (NÖ)&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Kötü degil, sadece dogmatik, bir din kadar dogmatik. Pozitivizm - din tartismalarinda kilitlenmelerin en büyük sebebi bunun bir akil-din çatismasi gibi görünmesi. Oysa akili kullanmak din ile çelismedigi gibi bilim de dogmatik yani (biraz?) dinsel olabilir. Burada fikirlerimiz ortak görünüyor.

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;"Bir de ‘korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş’ diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı’nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı."(NÖ)&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Evet, bu yorumu dogma üzerine kurdugumu kabul ediyorum. Sonraki evrimci açiklamanizi da anladim. Sayet siz hakli iseniz yani insan "sadece" çok akilli bir sempanze ise Mozart'in besteledigi &lt;strong&gt;40ci senfoni&lt;/strong&gt; ile disileri çagiran bir karganin GAK GAK sesleri arasinda ne fark var?

veya Üstad Isa'nin insa ettigi &lt;strong&gt;TAJ MAHAL &lt;/strong&gt; makaklarin çalilardan yaptigi bir barinak ile ayni seviyede oluyor.

Bu eserlerin arasindaki tek fark zekâ demek oluyor.

Benim dogmalarima göre insan sadece ayri bir tür degil, AKIL ile donatilmis tek varlik. Insanin biyolojik varligi ötesinde manevî bir varligi var. Beden öldükten sonra da bir "BEN" kalacak geriye. 

Bunun için yere düsen bir insana acirim, içimdeki iyilik ve adlaet gibi duygularin biyokimyasal tepkimeler degil bana dogustan verilen yetiler olduguna inanirim. Dogma... Ama hayatima anlam katan yegâne seyler de bunlar.

Siz bir haksizlik karsisinda rahatsiz olursunuz degil mi? Neden? Kültürel, ögrenilmis bir sey mi bu? Haksizlik sahniza yapilmis olmasa bile?

Adalet duygusu da mi evrim sonucu olustu? Yukaridaki yazida anlattigim güzellik tecrübesi? Adalet hissi? Manevî arayislar? 

Bunlarin hepsini "Milyonlarca Yil" isminde bir Tanri'nin yarattigini söylemeyin bana ne olur :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tartismamizi renklendirsin diye gïzel bir manzara ve bir firtina resmi ekleidm <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p><strong>&#8220;İfadenizin ilk bölümü doğru. “Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.” Ama bunun nesi kötü? Örneğin ‘korku’yu ele alırsak, ‘nedenini bilmekle’ bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur. Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime.&#8221; (NÖ)</strong></p></blockquote>
<p>Kötü degil, sadece dogmatik, bir din kadar dogmatik. Pozitivizm - din tartismalarinda kilitlenmelerin en büyük sebebi bunun bir akil-din çatismasi gibi görünmesi. Oysa akili kullanmak din ile çelismedigi gibi bilim de dogmatik yani (biraz?) dinsel olabilir. Burada fikirlerimiz ortak görünüyor.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Bir de ‘korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş’ diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı’nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.&#8221;(NÖ)</strong></p></blockquote>
<p>Evet, bu yorumu dogma üzerine kurdugumu kabul ediyorum. Sonraki evrimci açiklamanizi da anladim. Sayet siz hakli iseniz yani insan &#8220;sadece&#8221; çok akilli bir sempanze ise Mozart&#8217;in besteledigi <strong>40ci senfoni</strong> ile disileri çagiran bir karganin GAK GAK sesleri arasinda ne fark var?</p>
<p>veya Üstad Isa&#8217;nin insa ettigi <strong>TAJ MAHAL </strong> makaklarin çalilardan yaptigi bir barinak ile ayni seviyede oluyor.</p>
<p>Bu eserlerin arasindaki tek fark zekâ demek oluyor.</p>
<p>Benim dogmalarima göre insan sadece ayri bir tür degil, AKIL ile donatilmis tek varlik. Insanin biyolojik varligi ötesinde manevî bir varligi var. Beden öldükten sonra da bir &#8220;BEN&#8221; kalacak geriye. </p>
<p>Bunun için yere düsen bir insana acirim, içimdeki iyilik ve adlaet gibi duygularin biyokimyasal tepkimeler degil bana dogustan verilen yetiler olduguna inanirim. Dogma&#8230; Ama hayatima anlam katan yegâne seyler de bunlar.</p>
<p>Siz bir haksizlik karsisinda rahatsiz olursunuz degil mi? Neden? Kültürel, ögrenilmis bir sey mi bu? Haksizlik sahniza yapilmis olmasa bile?</p>
<p>Adalet duygusu da mi evrim sonucu olustu? Yukaridaki yazida anlattigim güzellik tecrübesi? Adalet hissi? Manevî arayislar? </p>
<p>Bunlarin hepsini &#8220;Milyonlarca Yil&#8221; isminde bir Tanri&#8217;nin yarattigini söylemeyin bana ne olur :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41669</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 02:00:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41669</guid>
		<description>&lt;img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-240x320-rain/0033.gif" alt="firtina" /&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-240x320-rain/0033.gif" alt="firtina" /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41666</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 00:44:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41666</guid>
		<description>&lt;img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-640x480/0001.gif" alt="güzel" /&gt;

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.animated-gifs.eu/phone-640x480/0001.gif" alt="güzel" /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nilgün öven tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41647</link>
		<dc:creator>nilgün öven</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 15:55:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41647</guid>
		<description>MY "Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden “bilimcilik” semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil" demişsiniz.

İfadenizin ilk bölümü doğru.  "Determinist bir evrene inanmak daha güvenli." Ama bunun nesi kötü? Örneğin 'korku'yu ele alırsak, 'nedenini bilmekle' bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur.  Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime. 

"Allah ve meleklerin olduğu bir dünyanın tekin olmadığı" nı düşündüğüm şeklindeki bir yoruma katılamıyacağım.  Çünkü Allah ve meleklere inancımı yitirmemin nedeni onların bana dünyayı tekin kılıp kılmamaları değil; beni Allah ve meleklere götüren 'merdivenler' şeklinde düşündüğüm kutsal metinlerin hem kendi içlerindeki, hem de birbirleri karşısındaki çelişkileridir.  Kanımca son dinler tarihi çalışmaları ile bu merdivenler çökmüştür; tepede bir şey varsa da bunun nasıl temellendirilebileceği açık seçik belli değildir. Bireysel dini tecrübe yaşanmasını Allah ve meleklerin kabulü için yeterli bulmuyorum.  Çünkü geride binlerce yıllık 'şartlanmışlık' bulunuyor.

Bir de 'korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş' diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı'nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.  Evrim açısından ele alırsak 'hayvanların niçin bir din üretmedikleri' sorusu anlamını yitirir.  Çünkü insan dediğimiz organik varlık, diyelim ki bir şempanzeden, farklılaşarak insan dediğimiz şey haline gelmiştir. Sanat yaratımı, dini inanç ta  bu milyarlarca yıl süren farklılaşmanın şekilleridir yalnızca. Yani insan korkup aniden bir 'iyi' üstün güce sığınmamıştır.  Milyarlarca yıl boyunca doğanın problemleri ile  boğuşurken bir kısmını çözmüş ve önlemlerini almış, çözemediği diğer bir kısmını ise her zaman bir üst güce bağlamıştır.  Bundan 50.000 yıl önceki Tanrı'nın zihinlerdeki somut yeri ile günümüzdeki daha soyut bir kavram şeklindeki Tanrı algısı bu değişim ve farklılaşmanın kanıtıdır zannımca...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MY &#8220;Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden “bilimcilik” semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil&#8221; demişsiniz.</p>
<p>İfadenizin ilk bölümü doğru.  &#8220;Determinist bir evrene inanmak daha güvenli.&#8221; Ama bunun nesi kötü? Örneğin &#8216;korku&#8217;yu ele alırsak, &#8216;nedenini bilmekle&#8217; bir korkuyu aşabildiğimizde bu bizim için olumlu bir sonuçtur.  Korkuyu yenmiş oluyoruz işte. Çocukluğumdan beri pancurlar tıkırdadığında cinleri, perileri değil bir rüzgarın çıktığını düşünmeyi telkin ettim kendime. </p>
<p>&#8220;Allah ve meleklerin olduğu bir dünyanın tekin olmadığı&#8221; nı düşündüğüm şeklindeki bir yoruma katılamıyacağım.  Çünkü Allah ve meleklere inancımı yitirmemin nedeni onların bana dünyayı tekin kılıp kılmamaları değil; beni Allah ve meleklere götüren &#8216;merdivenler&#8217; şeklinde düşündüğüm kutsal metinlerin hem kendi içlerindeki, hem de birbirleri karşısındaki çelişkileridir.  Kanımca son dinler tarihi çalışmaları ile bu merdivenler çökmüştür; tepede bir şey varsa da bunun nasıl temellendirilebileceği açık seçik belli değildir. Bireysel dini tecrübe yaşanmasını Allah ve meleklerin kabulü için yeterli bulmuyorum.  Çünkü geride binlerce yıllık &#8216;şartlanmışlık&#8217; bulunuyor.</p>
<p>Bir de &#8216;korku hayvanlarda niçin bir din üretmemiş&#8217; diye soruyorsunuz. Ve sanat, manevi açlık, inanç ve dinin insana özgü olduğunu söylüyorsunuz. Şimdi burda da siz yorumunuzu bir dogma üstüne kurmuş oluyorsunuz: Tanrı&#8217;nın türleri ayrı ayrı yarattığı inancı.  Evrim açısından ele alırsak &#8216;hayvanların niçin bir din üretmedikleri&#8217; sorusu anlamını yitirir.  Çünkü insan dediğimiz organik varlık, diyelim ki bir şempanzeden, farklılaşarak insan dediğimiz şey haline gelmiştir. Sanat yaratımı, dini inanç ta  bu milyarlarca yıl süren farklılaşmanın şekilleridir yalnızca. Yani insan korkup aniden bir &#8216;iyi&#8217; üstün güce sığınmamıştır.  Milyarlarca yıl boyunca doğanın problemleri ile  boğuşurken bir kısmını çözmüş ve önlemlerini almış, çözemediği diğer bir kısmını ise her zaman bir üst güce bağlamıştır.  Bundan 50.000 yıl önceki Tanrı&#8217;nın zihinlerdeki somut yeri ile günümüzdeki daha soyut bir kavram şeklindeki Tanrı algısı bu değişim ve farklılaşmanın kanıtıdır zannımca&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/09/29/guzellik-matkabi-zeka-duvarini-deler-mi/#comment-41637</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 12:48:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=6609#comment-41637</guid>
		<description>Nilgün Hanim Selam,

Vakit ayirip okudugunuz için tesekkürler. Hakkaniyetle teslim ettiginiz gibi müthis bir tecrübe bu. Tabi Tasavvufî tecrübelerden Sartre'in Nausée'sine kadar hepsini ayni kefeye koyma hakkim var mi bilmiyorum. Ama çok benziyor. En azindan bir ortaklik var galiba aralarinda.

Sunu söylemek isterim, inançli bir arkadasinizi hayal edin. Bu kisinin karisina/kocasina karsi duydugunuz aski bu inanç ile birlestirin ve bu "karisima" bir de bilgi ekleyin. Iste bu tecrübe bu üç seyin karisimi, inanç-ask-bilgi sanki tek bir duygu oluyor. Yani korku ile acilen bulunmus bir siginak degil inanç. En azindan böylesi.

Tabi benim gibi inanan birine "sen de bir anlamda ampirist Müslümansin" denebilir. Evet, kabul ediyorum, pozitivizim ile Islam inancinin dogmalarindan birazcik uzaklastigi noktada birbirine yaklastigini görebiliriz :)  Daha dogrusu Müslüman &lt;strong&gt;insan &lt;/strong&gt;aklini kullanip kalbini dinlerse ve pozitivist &lt;strong&gt;insan &lt;/strong&gt;laboratuarundan burnunu çikarip insanlarin gözünün içine bakarsa, avuçlarindaki sicakligi hissederse... neden olmasin? :))

Kaldi ki Islam da bunu emreder, kalbi ve akli dinlemeyi. Yüzlerce ayetle vaaz vermeyeyim simdi :)) Bilim ise süphelerin kralligidir. 19cu yy bilim felsefesine ve epistemolojisine takilip kalmak en basta bilime ve bilim adamina yakismaz :))

Yorumunuzda &lt;strong&gt;GÜZELLiK &lt;/strong&gt;tecrübesinin hemen ardindan &lt;strong&gt;KORKU &lt;/strong&gt;tecrübesinden bahsetmeniz dikkat çekici çünkü simdi bu konu üzerine bir çalisma yapiyorum. Daha da uzun bir yazi olacak sanirim. Okuyucularin sabir göstermesi gerekecek :)

Güzellik ve ardindan gelen korku ve bunlarin dogurdugu SIGINMA ihtiyaci konusundaki sorgulamaniz elbette pozitivist bir sorgulama. Ama dikkat edin, bu sorgulamaniz KESiN KABUL EDiLEN BiR HAKiKAT'e (?) dayaniyor. Yani &lt;strong&gt;"ölçülemeyen, objektif olarak saptanamayan sey yoktur"&lt;/strong&gt; diye özetlenebilecek bir DOGMA bu.

Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden "bilimcilik" semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil :)) Heidegger'in &lt;strong&gt;Unheimlichkeit &lt;/strong&gt;kavramini hatirlayin.

Bunun için bazen pozitivizm en ortodoks Islam yorumlarindan daha da dogmaci gelir bana. &lt;strong&gt;Bilimsellik &lt;/strong&gt;degil bu. &lt;strong&gt;Bilimcilik&lt;/strong&gt;. Bilimi bir ideoloji hatta bir din haline getirmek. En basta bilime yazik oluyor :)

Sizi incitmek niyetinde degilim; sahsî almayin, zaten kalbinizin içinde degilim. fikirler üzerinden gidelim. 

Basit bir soru, belki kliselesmistir ama... Bahsettiginiz korku (firtina korkusu?) hayvanlarda da bir tür din üretmeliydi degil mi?
Mesela filler ölen bir arkadaslarini hemen terk etmezler, bir çok hayvan annesi, çocugu ölünce sarsilir, yemeden içmeden kesilir. Yani gözlenebilir bir &lt;strong&gt;korkunun &lt;/strong&gt;yani sira gözlenebilir bir &lt;strong&gt;üzüntü &lt;/strong&gt;de var hayvanlarda. Ama Güzellik algisi ve SANAT insanlara özgü oldugu gibi MANEVÎ AçLIK, iNANç ve DiN de insanlara özgü. 

Motivasyon konusunda çok ünlü çalismalari olan Abraham Maslow'un &lt;strong&gt;"peak experiences" &lt;/strong&gt; (paroksist - doruksal(?) tecrübeler) adi altinda yaptigi ilginç isler var. Amazon'da satiliyor. Bulgular, yorumlar... Bilimcilik ile bilimsellik arasindaki farka dikkat çeken çok isim var ama son zamanlarda bolca okudugum Boris Cyrulnik ve rahmetli Eduard Zarifian'i hemen anmak isterim.

iyi bayramlar diliyorum size</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nilgün Hanim Selam,</p>
<p>Vakit ayirip okudugunuz için tesekkürler. Hakkaniyetle teslim ettiginiz gibi müthis bir tecrübe bu. Tabi Tasavvufî tecrübelerden Sartre&#8217;in Nausée&#8217;sine kadar hepsini ayni kefeye koyma hakkim var mi bilmiyorum. Ama çok benziyor. En azindan bir ortaklik var galiba aralarinda.</p>
<p>Sunu söylemek isterim, inançli bir arkadasinizi hayal edin. Bu kisinin karisina/kocasina karsi duydugunuz aski bu inanç ile birlestirin ve bu &#8220;karisima&#8221; bir de bilgi ekleyin. Iste bu tecrübe bu üç seyin karisimi, inanç-ask-bilgi sanki tek bir duygu oluyor. Yani korku ile acilen bulunmus bir siginak degil inanç. En azindan böylesi.</p>
<p>Tabi benim gibi inanan birine &#8220;sen de bir anlamda ampirist Müslümansin&#8221; denebilir. Evet, kabul ediyorum, pozitivizim ile Islam inancinin dogmalarindan birazcik uzaklastigi noktada birbirine yaklastigini görebiliriz <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Daha dogrusu Müslüman <strong>insan </strong>aklini kullanip kalbini dinlerse ve pozitivist <strong>insan </strong>laboratuarundan burnunu çikarip insanlarin gözünün içine bakarsa, avuçlarindaki sicakligi hissederse&#8230; neden olmasin? :))</p>
<p>Kaldi ki Islam da bunu emreder, kalbi ve akli dinlemeyi. Yüzlerce ayetle vaaz vermeyeyim simdi :)) Bilim ise süphelerin kralligidir. 19cu yy bilim felsefesine ve epistemolojisine takilip kalmak en basta bilime ve bilim adamina yakismaz :))</p>
<p>Yorumunuzda <strong>GÜZELLiK </strong>tecrübesinin hemen ardindan <strong>KORKU </strong>tecrübesinden bahsetmeniz dikkat çekici çünkü simdi bu konu üzerine bir çalisma yapiyorum. Daha da uzun bir yazi olacak sanirim. Okuyucularin sabir göstermesi gerekecek <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Güzellik ve ardindan gelen korku ve bunlarin dogurdugu SIGINMA ihtiyaci konusundaki sorgulamaniz elbette pozitivist bir sorgulama. Ama dikkat edin, bu sorgulamaniz KESiN KABUL EDiLEN BiR HAKiKAT&#8217;e (?) dayaniyor. Yani <strong>&#8220;ölçülemeyen, objektif olarak saptanamayan sey yoktur&#8221;</strong> diye özetlenebilecek bir DOGMA bu.</p>
<p>Kanimca pozitivistlerin bir kismi tam da bu korku yüzünden &#8220;bilimcilik&#8221; semsiyesinin altina siginiyorlar. Onlara göre kontrol altinda, determinist bir evrene inanmak daha güvenli. Oysa ALLAH ve meleklerin oldugu bir evren o kadar tekin degil :)) Heidegger&#8217;in <strong>Unheimlichkeit </strong>kavramini hatirlayin.</p>
<p>Bunun için bazen pozitivizm en ortodoks Islam yorumlarindan daha da dogmaci gelir bana. <strong>Bilimsellik </strong>degil bu. <strong>Bilimcilik</strong>. Bilimi bir ideoloji hatta bir din haline getirmek. En basta bilime yazik oluyor <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sizi incitmek niyetinde degilim; sahsî almayin, zaten kalbinizin içinde degilim. fikirler üzerinden gidelim. </p>
<p>Basit bir soru, belki kliselesmistir ama&#8230; Bahsettiginiz korku (firtina korkusu?) hayvanlarda da bir tür din üretmeliydi degil mi?<br />
Mesela filler ölen bir arkadaslarini hemen terk etmezler, bir çok hayvan annesi, çocugu ölünce sarsilir, yemeden içmeden kesilir. Yani gözlenebilir bir <strong>korkunun </strong>yani sira gözlenebilir bir <strong>üzüntü </strong>de var hayvanlarda. Ama Güzellik algisi ve SANAT insanlara özgü oldugu gibi MANEVÎ AçLIK, iNANç ve DiN de insanlara özgü. </p>
<p>Motivasyon konusunda çok ünlü çalismalari olan Abraham Maslow&#8217;un <strong>&#8220;peak experiences&#8221; </strong> (paroksist - doruksal(?) tecrübeler) adi altinda yaptigi ilginç isler var. Amazon&#8217;da satiliyor. Bulgular, yorumlar&#8230; Bilimcilik ile bilimsellik arasindaki farka dikkat çeken çok isim var ama son zamanlarda bolca okudugum Boris Cyrulnik ve rahmetli Eduard Zarifian&#8217;i hemen anmak isterim.</p>
<p>iyi bayramlar diliyorum size</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

