RSS Feed for This Post

Türk Irkçılarının İnandığı Yalanlar (I)

[21 Eylül 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’de ırkçılık eskiden marjinal bir görüştü. Milliyetçilerin hemen hepsi, Türkiye vatandaşlarını “Türk soylular” ve “ötekiler” diye ayırmaz, aksine “etle tırnak gibiyiz” diyerek yapıştırmak, asimilasyon yoluyla da olsa tek bir “kardeşlik” potasında eritmek isterdi.

Son zamanlarda ise durum değişmeye başladı. Kürt kimliğinin asimile olmayışı karşısında ezberi bozulan, PKK terörü karşısında ise (biraz anlaşılır şekilde) tepesi atan milliyetçiler arasında Kürt düşmanı bir ırkçılık başgösterdi. Bunun sadece “milliyetçi” denince akla gelen klasik adreslerde değil, Nişantaşı’nda veya Kordonboyu’nda çağdaş çağdaş gezinirken askeri darbe yolu gözleyen kimi “Beyaz Türkler” arasında da yaygınlaştığını biliyorum.

Düşünce kuruluşu SETA’nın geçenlerde açıkladığı önemli araştırma, bu eğilimin artık “marjinal” demeyi çoktan aştığını gösteriyor. “Bir Kürt ile yakın arkadaş olabilir misiz” sorusuna “hayır” cevabını veren “Türk” oranı yüzde 20′yi buluyorsa, karşımızda ciddi bir sorun var demektir. (Aynı sorunun tersine “hayır” cevabı veren “Kürt” oranının sadece yüzde 7′nin altında olması ise, Türk ırkçılığının Kürt ırkçılığının önünde gittiğinin göstergesi.)

Her ırkçı gibi Türk ırkçıları gibi “öteki”nden nefret etmek için yalanlara ihtiyaç duyuyor. Bunları da seve seve servis eden adamlar geziyor ortada. Bunlardan biri, emekli general Osman Pamukoğlu. Son zamanlara tutturdu, “Kürtler Çanakkale’de savaşmadı” diye. Demek istediği belli: Kürtler her zaman haindi, bu memlekete bir hayırları olmadı.

Ben, bu konuya ilgi duymuş, onun için de oturup epey araştırıp bir kitap yazmış biri olarak söyleyeyim: Söz konusu propaganda, bir yalandan ibarettir. Kürtler, hem Birinci Dünya Savaşı’nda hem de Milli Mücadele’de Türklerle birlikte omuz omuza, kahramanca savaşmıştır.

Kürt tarihi konusunda dünyadaki en önemli bir kaç uzmandan biri olan David McDowall, Birinci Dünya Savaşı’na dair şunu yazar:

“Kürtler Osmanlı ordusuna kayda değer bir insan gücü sağladılar. Binlerce Kürt asker, Sarıkamış’taki Üçüncü Ordu’da ve diğer cephelerde hayatını kaybetti. Doğal olarak, düzenli orduda görev yapmaya karşı genel bir gönülsüzlük vardı, ama bu durumda bile, çoğu silah altına girdi. Bölgedeki (doğu Anadolu’daki) Osmanlı kuvvetlerinin büyük bölümü Kürtlerden oluşuyordu.” (A Modern History of the Kurds, s. 105)

“Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi” kitabının yazarı Wadie Jwaideh de şu bilgileri verir:

“Merkezi Elazığ’daki Murat Suyu yakınlarında bulunan 11. Fırka (Tümen) ve merkezi Musul’da bulunan 12. Fırka tamamen Kürtlerden oluşuyordu. Ayrıca Erzurum’da konuşlanmış 9. Fırka’nın ve Sivas’ta konuşlanmış 10. Fırka’nın asker ve subaylarının çoğu Kürt’tü. Dahası Kürtler, çok sayıda sınır birliği, jandarma ve güvenlik güçleri ile birlikte 135 yedek süvari bölüğünü de oluşturmuşlardı. Güney Mezopotamya’daki Şuaybeh muharebesinde yer alan Şeyh Mahmud’a ve diğer Kürt liderlere bağlı çok sayıda gönüllü de (Osmanlı’nın) cihat çağrısına olumlu yanıt vermişti.” (Jwaideh, s. 242)

Dikkat ederseniz Kürtlerin çoğu Doğu Anadolu’da savaşmıştı, çünkü Osmanlı devleti dört bir cephede çarpışıyor ve her bölgedeki birliklerini oraya en yakın vilayetlerden topluyordu. Çanakkale’deki askerler arasında Kürt oranı az ise, bundandır. Kaldı ki araştımacı-yazar Emine Uçak’ın “Çanakkale Savaşı’nda Kürt Civanlar” adlı önemli kitabında gösterdiği gibi, orada da nice Kürt şehid olup toprağa düşmüştür. Bir hilal uğruna…

“Ramazan bayramınız mübarek olsun” diyerek burada keseyim. Devamı, Çarşamba’ya.

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 17 Yorum

  2. Yazan:aliosman-china Tarih: Eyl 22, 2009 | Reply

    tc de kurt kimligi ile pkk yi ayni kefeye koyup sozde bilimsel arastirma sonuclarinin verilmesi tiyatorsu da moda oldu hani.irkcilik dusuncesini turklere mal etmek isin knesset ve oval ofis tandansli ayri bi psikolijik ops tiyatro kismi.ayrica tc devlet mekanizmasi altinda haksizliga ugranan guruhun , hakliligni ispat icin cia -mossad koridorlarindaki asparagas senaryolara tabi olmalari onlari sadece gecici mutlu azinlik kukla statusunden oteye gecirmez.tc her ne kadar turk ismini one cikarsa da , anadolu turklerinin iktidar olamadigi dunyada tek ulkedir. kaldi ki dili, dini,yasantisi tepeden tirnaga tc mekanizmasinin insiyatifine kalan numune devletlerdendir.dogunun fakirligi one cikarilip fesat cikarmak , bunun hesabini kredileri yutup irgatini tok karna calistiran aga yerine devletden bilmek emperyalist guclerin tam da aradigi masalardandir.sonuc olarak tc mekanizmasi halkina ( turk -kurt ve develtine abgli kim varsa) eziyet ettigi durumlar olmustur ve olmaktadir.bunun mucadelesi cia-mossad koridorlari degildir

  3. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Eyl 22, 2009 | Reply

    Bahsi geçen “ırkçılar”ın ne tür “yalanlar”a inandıklarının da yazıda etraflıca değinileceğini düşünmüştüm ya,fakat yazıya düşen ilk yorum sanırım bu yalanlara ne kadar teşne olunduğunun da canlı kanıtı.
    ırkçılık illetine gırtlanığına kadar batan zihniyetlerin elinin altında meğer ne efsaneler,komplo teprileri ve bayatlamış slogan varmış.Kılavuza gerek yok,aliosman beylerin incilerini okumak yeterli sanırım.
    Kendilerini bu denli kurt masallarına kaptırarak kafalarını kuma gömenlerin ellerine ne geçiyor acaba.Yani hiç mi olan bitenlerin,gerçeklerin farkında değiller.Kimbilir,belki de ırkçılık denen hastalık insanı kör ve sağır yapabiliyor.
    Ne diyelim Allah akıl fikir versin.

  4. Yazan:ahmet ercan Tarih: Eyl 22, 2009 | Reply

    öncelikle lütfen bazı arkadaşlar yanlış anlamasın ama abd uşağı emperyalit kölesi cia-mossad koridorları gibi kelimeleri kullanan arkadaşları görünce hayal dünyamda hep modası geçmiş, yaz sıcağında palto giyen, eski tüfek bıyıklı, kendi düşüncesinde başkasını dinlemeye bile tahammül edemeyecek kadar hırslı insalar canlanıyor.
    ne yazık ki hala fikirlerimize giydirilmiş deli gömleği olan sloganlar ile konuşuyoruz bu tarz yazılar ne kadar içinde coşku malzemesi taşısa bile inanınki okurken kendimi gülümsemekten alıkoyamıyorum.
    osman pamukoğlu nu ben kan uykusu belgeseli ile tanıdım. gerçekten de o zamanlar iyi bir asker ve vatansever olarak takdirlerimi toplamıştı. fakat nedense daha sonra kürtler ile ilgili her konuda kendisine mikrofon uzatılan bir kişilik haline geldi. ve bizim vatansever olarak tanıdığımız zat konusurken kendisi hala general karşısındakiler ise askerleri imiş gibi kah tehdit ederken kah bağırırken ekranlara geldi. bu değişimini tam olarak anlamıyorum. belki de baştan beri böyleydi. ama konuşmaları tam bir askeri mantık içinde. ya herro ya merro ya hep ya hiç. çanakkale de kürtler yoktu sözü de bu düşünce yapısının bir ürünü. cümlede bir yumuşama ya da hata payı bırakılmıyor.
    bizim milletimiz şehitleri arasında ayırm yapmaz. çanakkale de şehit olanı da kore de, dimetoka da, şemdinli de şehit olanı da aynı sevgi ile yüreğine basar. diyelim ki pamukoğlunun dediği gib çanakkale de savaşan dolayısıyla şehit olan kürt yoktu. peki kendi bölüğünde pkk ya karşı savaşırken acaba hiç mi bir kürt askeri yoktu? hadi olmadı diyelim… peki en çok şehit veren ilin şırnak olduğuna ne diyecek pamukoğlu?
    yahu neden kore de askerlerimiz savaştı, orada şehitlerimiz var diye nerede görsek ilgilendiğimiz yardımcı olduğumuz korelilere gösterdiğimiz anlayış ve sevgiyi yüzyıllardır beraber yaşadığımız, aynı toprağa kanımızın dökülüp karıştığı, dindaşımız olan kürt kardeşlerimizden esirgiyoruz…

  5. Yazan:Namık TAMER Tarih: Eyl 22, 2009 | Reply

    Irkçılığın panzehiri İslam kardeşliğidir.
    Ayrıca İslam aynı din’e mensup olmadığımız İnsanlarada saygıyı öğütler.

    Namık TAMER

  6. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 23, 2009 | Reply

    tarihin bir çok noktasında (malazgirt dahil) bu ülke için savaşan kürtler, tarihin hiç bir noktasında bu ülkeye ve türklere ihanet etmemişlerdir.

    incelendiğinde görülecektir ki, şeyh said ayaklanması da dahil tüm ayaklanmalar derin devletin kışkırtmasıyla çıkarılmıştır.
    milliyetçilik rüzgarlarının en sert estiği bir konjektörde kürtleri asimile etmenin ilk başlangıç, tahrik ve toplum mühendisliği oyunlarıyla şeyh said ayaklanmasını çıkarmak olmuştur. bu ayaklanmanın amacı ermeni tehcirinde oluğu gibi kürtleri ülkenin dört bir yanına serpiştirmek ve asimile etmektir. kürtcenin ilk defa yasaklanması yine bu isyanın akabinde mümkün olmuş, sıkıyönetim düzenine geçilmiş, takrir sukun ile ülke tam bir despotizme mahkum edilmiştir. sadece kürtler üzerinde despotizm uygulanmamış başta nazım hikmet (ilk mahkumiyeti) olmak üzere ileri görüşlü tüm aydınlar çok sert sindirme, hapis, sürgün, katledilme uygulamalarına tabi tutulmuşlardır.

    20nci yüzyılı anlayamayan ittihat teraki, osmanlının yıkılmasına sebep olmuş iken, bugünkü itc ardılları 21nci yüzyılı anlayamayark türkiyenin yıkılmasına çanak tutmaktadırlar.

    21nci yüzyılı algılamadan uzak, 100 yıl geriden gelen itc artıklarının yürüttüğü siyasetin elbetteki güncel olanı algılayamamadan kaynaklı arızai durumlar, akıl ve mantığa aykırı düşme halleri pek doğal olarak “abd komplosu”, “ab oyunu”, “dış güçler”, “bölücü iç düşmanlar” vb. argümanlar uydurmaya ve bunların arkasına sığınmayı gerektirmektedir. bu kavramlar tamamen DOLGU MALZEMESİ, AÇIK KAPATMA argümanı görevi görmektedir. Ana siyasetleri, bölücülük/ayrımcılık yapıp, hasmını bölücülükle suçlamaktır. Yobazlık ve gericilik yapıp, hasmını gericilik ve yobazlıkla suçlamaktır, en baba takiyeyi yapıp, hasmını takiyecilike suçlamaktır. çözümsüzlüğü bir siyasi yol olarak seçenlerin başka ne gibi bir taktik ve siyasetleri olabilir ki? bu pespayeliğin siyasi temsilcilerine bir bakınız, karşı çıkmaktan başka ne yapıyorlar? önerebildikleri bir çözüm var mı??????

    1999 da yazdıkları kürt raporunu bile inkar etmiyorlar mı? bu durum takiyecilikte bir iş kazasıdır. açılım mümkün değil iken ilericilik adına rapor hazırlar, ilerici solcu gözükürsün, açılımın mümkün olmadığı zamanlarda da sus-pus olur, tükürdüğünü yalarsın elbetteki takiyeci olmanın, zaman zaman orta yere dökülen bir ikiyüzlülük durumları her daim mümkündür.

    Doğan grubunun kapı kulu köşe yazarlarını bir bakınız, varoldukları günden bugüne ABD yalakalığı yapıyorken, daha dün irak vurulacak iken, 7 kat derinlikteki beton sığınakları delen abd füzelerini anlata anlata, öve öve bitiremiyorlar, abd’ye karşı çıkanları saddamcı ilan ediyolardı. ömrü-hayatları abd yalakalığı ile geçmiş bu gazeteci müsveddelerinin, ergenekon’dan itibaren birden anti-abd’ci kesilmeleri ne kesif bir pis koku yaymaktadır, nasıl bir mide kaldırıcı iğrençliği içermektedir. ergenekon ile birlikte aniden orta yeri bir “abd koplosu” ve benzeri argümanı ile doldurdular, peki daha düne kadar yaptığınız abd uşaklığını nereye koyacağız? yazdıkları eski yıllara ait gazete yazılarını bulup bunlara yedirmek gerekir, ama değmez ki, bunların midesi neler kaldırdı, gazete kağıdını mı kaldırmayacak.

    pamukoğluna gelince, yukarıdaki zihniyetin tetikçiliğine soyunan elbetteki siyasi oluşumlar olacaktır, asker amblemli partinin varlığı başka türlü nasıl açıklanabilir ki? yada kimbilir belkide emekli albay türkeş’in yokluğu bunu doğurmuştur, bizce önemli bir eksik değildi bir askerin partisinin olmaması,belki iş başa düşmüştür. nede olsa vatan onların, bu milletin olacak değil ya. millet bir garnitür, ana menü yani vatan onların.

    hala anlayamadıkları bir şey var, berlin duvarı yıkıldı, sscb yıkıldı, sibiryanın karları eridi, doğu almanya batı almanya ile birleşti belli ki farkında değiller yine bir daha hatırlatmakta fayda var. türkiye 3 kıtayı birleştiriyor, türkiye kıtalar arası enerji köprüsü olma yolunda hızla ilerliyor ve artık türkiyenin güvenliği sadece türkiyeyi ilgilendirmiyor, istikrarsız, güçsüz bir türkiye dünyada kimsenin çıkarına değil, işte tamda burası bam telidir, zira türkiyedeki hakim sınıf ve onun tetikçisi ergenekon güçlü bir türkiye istemiyor, güçlü hükümet istemiyor. güçlü türkiye, güçlü hükümet demek, halkın iradesinin hakim olması demektir, onlar kendi iradelerini hakim kılmak istiyorlar, kime rağmen, millete rağmen, YETER ARTIK İRADE DE, SÖZ DE, YETKİ DE MİLLETİN, yalanınız yıkıldı, paradigmanınız iflas etti, türkiyenin bölünmesini isteyen iç düşmanı da, dış düşmanı da yok, yalan bitti……türkiyenin halkları düşmanlık üzerine kurulu gizli kodlarınızı çözdü, siz farkında olsanızda olmasanızda gerçek böyle (kaldıkı farkında olduğunuzu, olabileceğinizi sanmıyorum, yüzyıllık geriden gelmek meşrebinizin sonucudur.)

    türkiyenin güçlü ülke olmasını istemeyen bu hainler şimdilerde koro halinde bağırıyorlar “ımf ile anlaşma yapılsın” diye, imf’ye tabi olmak onur kırıcıdır, ikinci sınıf ülke olmaktır, 1nci liğe çıkmak varken, hep 2nci ligde kalmaya razı olmaktır, işte bu hainler türkiyeyi hep 2nci lige mahkum etmek/küçük kılmak istiyorlar, türkiyenin ekonomisini imf eliyle, siyasetini asker (vesayetçilikle) eliyle yönetmek istemektedirler, gün bugündür, bizi 1nci lige layık görmeyenleri tarihin çöplüğüne gömme vaktidir.

  7. Yazan:hasan Tarih: Eyl 23, 2009 | Reply

    “kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda” merhum akif e çöl bedevisi diyen komutanın beyinsizliği beni ordudan soğutmayacağı gibi. türk kürt kardeşliğini etle tırnak gibi gören anadolu halkını kafatasçı gösteren araştırmacı müsvetteleride beni kürt kardeşlerimden uzaklaştıramaz. ben dinini sahiplenen iman neferine irticacı demeyeceğim gibi milli birliğini gönülden savunan yürek adamınada ırkçı demem. Allah ne buyuruyor; “herkesin bir planı varsa Allah ında bir planı var.” bekleyin şüphesiz hak galip gelecek…

  8. Yazan:Mustafa Aslan Tarih: Eyl 24, 2009 | Reply

    FaceBook’ta söz konusu iddia ile ilgili videolar paylaşılıp duruyor. “Ezberime uyuyorsa cici, değilse kaka” şeklinde bir mantıksızlıkla düşünenlerin profilinden de düşmüyor. Yazıyı okurken aklıma geldiler, bir iç çektim.

    Özellikle de AK Parti hükümetini bölücülükle suçlayan kesimin bugün Demokratik Açılıma karşı çıkıp, alalacele Kürtler Kötüdür demeye başlamaları çok ilginç. Bu ülke, içinde yaşayanların birbirine düşman olmasıyla mı bütünlüğünü koruyacak?

  9. Yazan:rıza altunışık Tarih: Eyl 24, 2009 | Reply

    Bilgi kirliliği oluşturularak birçok kavramı içiçe sokan zihniyet, milliyetçiliğide ırkçılıkla eşanlamlı olarak kullanmanın çabasında.
    Irkçılığın özünde; kan ve kafatasına göre aynı olanların diğer insanlara göre daha üstün olduğu çarpık düşüncesi yatar.
    Irkçılıkta belirleyici olan soy ve gen bağlarıdır.
    Irkçılara göre; dünya nimetlerinin tamamı onlara göre yaratılmış, diğer insanlar ancak ırkçıların müsaade ettiği kadarını kullanmak durumundadır.

    Milliyetçilik ise; kültürel bağları öne çıkarır.

    Türk milletinin vatan, din, dil, bayrak, milli birlik ve beraberlik gibi ulvi değerlerini aşkla severek, gelişip güçlenmesini sağlayıp, bilim teknikte, Milletini en ileri seviyeye taşımaktır.
    Milletin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip çıkıp, onları en ileri teknolojilerle üretime sokmaktır.
    Milliyetçilik, devletlerin kalkınıp, milletlerin gelişmesi için çok güçlü bir enerji ve potansiyeldir.
    Üretimi arttırıp, milli geliri yükseltmektir. Milli hasılanın hakkaniyet ve adalet ölçülerinde vatandaşlar arasında paylaşımıdır. Din, ahlak ve gelenek gibi Manevi değerlerine sahip çıkıp, yaşamaya çalışmaktır. Milletlerarası kabul görmüş hukuk kurallarını kabul edip, insan hak ve özgürlüklerinin eşit olarak kullanılmasına taraf olmaktır. Milliyetçilik, Türkiye’de yaşayan Türk milletinin vatanına, birliğine, inanç ve kültürel değerlerine saygı duyanları kucaklamaktır.
    Milliyetçilik, dini veya etnik farklılıklara sahip kişilerin düşünce ve fikirlerine saygı duyup, aynı saygıyı kendisine karşı da beklemektir.
    Ekonomik, kültürel ve siyasi baskıya karşı onurlu bir duruş ile haysiyetini korumaktır.
    Türk milliyetçisi, millet duygusunu taşıyan Türkmen’i, Kürt’ü, Çerkez’i, Gürcü’sü, Arnavut’u Boşnak’ı ve Azeri’sini milletimizin aslı unsuru olarak görerek onları kucaklayandır.
    Fransız ihtilalinden sonra gelişmiş genetik özellikleri öne çıkaran, diğerlerini ise hor, hakir ve düşman gören ırkçılık gibi aşırı bir akımı reddetmektir.
    Genetik özelliklerin yanında inanç hortumcuğu ve inanç despotçuluğunu reddetmektir.

  10. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 24, 2009 | Reply

    Barış ve kardeşlik projesine, bu yönde atılmış ve atılacak her adıma karşı çıkan türkiyenin ırkçıları/ulusalcıları/kemalistleri, şimdilerde demokratik ya da kürt açılımının abd komplosu olduğunu ispat etme derdine düşmüş durumdalar.

    koca koca kemalist prof.ların ucube fikirleriyle cüceleştiklerini izlemek pek keyifli oluyor.

    bu ucube fikir sahipleri t.c.nin kuruluşundan daha düne kadar abd’ye uşaklık yapıyorlardı, ne zamanki ergenekon çıktı, demokratik açılımlar çıktı pervane gibi ani bir dönüşle anti-abd’ci kesildiler. hadi ordan derler adama, bu ucube fikrin sahipleri kızıldereyi, nurhak’ı 1 mayıs meydanını bu ülkenin gerçek ve samimi anti-abd’cilerine mezar etmişlerdi. abd askerlerini kabataşta denize döken devrimcilere ülkeyi dar etmişlerdi. adama hadi ordan derler.

    işine gelince abd’yi göklere çıkar, işine gelmeyince anti-abd’ci ol, işine gelince ab’ci, işine gelmeyince anti-ab’ci, işine gelince rusya/avrasyacı fikirsizliğin, omurgasızlığın daniskası. daha neler göreceğiz bakalım.

    paronaya devam ediyor. uyduruk sevr paronayası 80 yılda bayatladı, yerini bop paronayası aldı. abd komplosu gibi uyduruk argumanlar aldı.

    21nci yüzyılı anlayamanın en kolay kıvırtması, “abd komplosu”, “dış güçler”, “ab komplosu”, “bizi bölmek istiyorlar” gibi hezeyanlar bitmek bilmiyor. dillerinden düşürmedikleri bölünme lakırdıları ile 85 yıldır bölemediler memleketi.

    en büyük bölücüler 85 yıldır her gün bölünme korkusunu yaşayan ve yaşatan zihniyetin kendisidir. en büyük bölücü kendisi dışında kalan ensitelere farklı uygulamalar ve baskı uygulayan beyaz türk ensitesidir.

    bu bölücüler hala şunu anlayamadılar türkiye asya’yı avrupaya bağlayan enerji köprüsü olma durumundadır. türkiye’nin bütünlüğü ve güvenli ülke oluşu türkiye üzerinden gaz, petrol vs. alacak birçok avrupa ülkesini çok yakından ilgilendiren bir meseledir. yani türkiye’nin bölünmesinden değil bütünlüğünden fayda uman çok sayıda ülke vardır, bundan böyle ülkelerin çıkarları bölmekten değil, bütünleşmekten geçmektedir. yoksa AB’ye ne gerek vardı. Türkiye niye AB’ye girmek istemektedir? 1963 yılında AB’ye imza atan ulusalcı kemalistler, o gün aklınız nerede idi, AB’ye imza attıktan sonra ulusalcılığı savunmak neyin nesi oluyor, aklınızdan bir zorunuz mu var (buna ne şüphe!!). AB’ye girmek, yada girmeyi hedeflemek demek ulusalcılıktan vazgeçmek demek değil midir? bugüne dek hala anlayamadı iseniz size hem günaydın, hemde geçmiş olsun demek gerekir.

  11. Yazan:rıza altunışık Tarih: Eyl 25, 2009 | Reply

    AÇILIMA AÇILIM GEREK
    Geçmişe saplanıp kalmak geleceği görmemekle eşdeğerdir ancak geçmişi bilmemek geleceği kayabetmektir.
    Yorum yazan insanlarımızın bir çoğunun samimi duygularını ifade ettiklerine inanıyorum.

    Uzun süredir ülke gündemini işgal eden ancak içeriği açıklanmayan açılım meselesini biraz daha açmakta yarar görüyorum.

    İnsanlığı etkisi altına alan iletişim çağının ülkemizdeki yansımaları gözönüne alındığında çıplak gözle yani tarafsız ve önyargısızca değerlendirme yapmak için şöyle rahatça koltuklarınıza bir yasnamak gerekiyor.

    İnsanlık tarihinin zorlu dönemeçlerinden damıtılarak günümüze kadar gelmeyi başarmış bir milletin bu dönemide atlatacağına ama bunu yaşarken çalkantılı bir sürecide yaşayacağını inanıyorum.

    Tarih boyunca birbirlerini mazhep ve toprak için boğazlayan batı toplumları geçtiğimiz yüzyılın ortalarında aralarında bir anlaşmaya vardlıar.
    Devletleri, milletleri ve mezhepleri ayrı olan bu topluluklar artık kendi aralarında birleşmenin förmüllerini aramaya koyuldular. Nihayetinde avrupa ekonomik topluluğu’nu (AET) oluşturarak diri olmanın bir olmaktan geçtiğini kendi milletlerine anlatmaya başladılar.

    Zamanla ekonomik topluluk kültürel ve siyasi birliğe doğru yol alırken bu birliğe rakip olabilecek milletleride ihmal etmediler.

    18. yüzyılde gerçekleşen ve gideren büyüyerek ekonomik, siyasi, kültürel ve emperyal bir merkezi haline gelen amerikanın bir başka versiyunu avrupa kıtasında zuhur ediyor.

    300 yıl önce 72 ayrı milletten oluşan toplulukların Amerikayı oluşturarak dünya devi olmalarından ilham alan avrupa aynı yolu biraz farklıda olsa katetmenin eşiğine geldi.

    Bütün farklılıklara aralarındaki husumete karşın batı birleşmenin adımlarını çok hızlı atıyor. Peki batı yani hristiyan dünyası birleşmenin adımlarını atarken bin yılı aşkın birlikte yaşamış, kız alıp kız vermiş, ortak kültürel değerlerde harnman olmuş Türk milleti ne halde acaba?

    Kendi aralarına birliği dirliği sağlamış AB-D, niçin Türk milletinin etnisitesini kaşımaya çalışyor?
    Acaba hristıyan batı, Türk milletini oluşturan müslüman boyları bizden dahamı çok seviyor?
    600 milyonluk bir AB ve 350 milyonluk ABD, niçin 72 milyonluk Türkiye’nin birliğinden rahatsız?
    BOP senaryoları ile ülkemizinde içinde bulunduğu islam milletlerini kargaşa ve kana boğmanın ilk adımlarını Filistin, Afganistan ve Irak’ta atmadılarmı?

    Afganistan’ı hangi gerekçe ile işgal edip yere serdiler. Irak’taki işgalin amacı nükleer silahlar değilmiydi?

    Nerede kaldı Afganistan işgalinin taliban gerekçesi? hani ırakta nükleer silah?

    Şimdi sıra Türkiye’yi karıştırmaya geldi; Ey lazı, çerkezi, kürdü, türkmeni, boşnakı alevisi ve sunnisi ile Türk milletini oluşturan kardeşlerim; ırka, aşirete ve mezhebe dayalı küçük, küçük beyliklerin dönemini bizler bin yıl önce yaşadık.

    Demokrasiye tabiki evet ancak bölücülüğe asla. Açılım diye bizim aramıza nifak sokarak etnik kimliğimizi milli kimliğimizin önüne geçirmek isteyen hertürlü senaryoya hayır demeliyiz.

  12. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 25, 2009 | Reply

    her türlü çözümsüzlüğü kendine siyaset edinmiş, sorunlarını çözmek yerine katmerlendirerek 85 yıldır hiç bir İÇ ve DIŞ sorununu çözememiş, dünya yüzünde eşine rastlanmayacak şekilde hortumlamalar, banka soygunları ile insanlarını yoksulluğa ve ahtapot gibi her yeri sarmış eli kanlı çetelere mahkum bırakmış bu dar kafalı resmi siyaseti tarihin çöplüğüne atma zamanıdır.

    5-6 yıl önce dünya ekonomisindeki yeri 27ncilik olan türkiye bu açılımcı siyaseti sayesinde 17nciliğe yükselmiş G-20′deki yerini almıştır, bundan böyle dünya G-7 ile değil G-20 eliyle yönetilecektir.

    85 yıllık çürümüş çözümsüzlük siyaseti için bu açılımlar yetmez bir, iki, üç yetmez DAHA FAZLA AÇILIM.

    kemalofaşizme inat, dar kafalı ortaçağ kaçkını ulusalcılara inat AÇILIM, AÇILIM, AÇILIM.

    doğru yerde olmak, ulusalcı denen ortaçağ kaçkınları ile aynı düzlemde olmamaktır, ortaçağ kaçkınlarının yolu nasyonalizmin yoludur, hitlerin yoludur.

    abd uşağı arayanlar türkiyenin yöneticilerini iyi baksınlar, 5 dk görüşebilmek için abd başkanının kapısında 5 saat bekleyenlere iyi baksınlar, 100milyon dolar alabilmek için imf’nin kapısında yatanlara, elpençe duranlara iyi baksınlar bakalım. ergenekonun yaydığı uyduruk e-mail bilgilerinden istifade eden ve kendini akıllı sananlar, alemi kör ve sağır sanmakla çok yanılıyorlar, kendilerine oy vermeyenleri “göbeğini kaşıyan ayı” olarak nitelendirenler, daha çok tokat yiyecekler halkın sandığndan, bu halk sandıkta daha çok hesap soracak, bedel ödetecek, bekleyeceğiz, izleyeceğiz, şahit olacağız.

    28 şubat anti-şeriat darbesi görünümünde 16 banka hortumlayarak 100milyar dolarımızı uçuranlara da sıra elbette gelecek ve bunun hesabını ödeyecekler, bütün bunlar çete soruşturmasının derinleştirilmesine bağlı ve derinleşecekte, zira bu ortaçağ kaçkınlarının hem suçlu olmak hemde üste çıkmak gibi bir aptal tarafları var ve iyiki de var…
    kemalist yargıya, kemalist çetecileri yargılatmak zor olacak, ama olacak ve olmak zorunda. bu ülkenin yargısıda elbet birgün “tarafsız” olacak, “kemalist” olmayacak. işte o gün hesap sorulamayan ne susurluklar olacak, ne semdinliler, ne de kanlı pazarlar, ne sivas-madımaklar, ne kahramanmaraş, malatya, çorum katliamları, ne de faili meçhuller (say say bitmez maşallah tarihe bak tarihe, sabıkanın kabarıklığına bak) (belki bunlarda abd komplosudur dimi kimbilir-ortaçağ kaçkınlarının mızrağı çuvala girmiyor)

  13. Yazan:seyyide demirhan Tarih: Eyl 25, 2009 | Reply

    Milliyetçi olmak diger milletlere kapıyı kapatmak mıdır?Çanakkale’de Kürtlerin bizimle savaşmadığını kabul ettik diyelim,sonra ne yapacağız,silip atacak mıyız onları?Birzamanlar Ermeniler bize ihanet etti diye Hrant Dink’in ölümüne ‘müstehak’ gözüyle mi bakacağız?Artık bu yarayı kaşıyanlar bundan vazgeçseler diyoruz.Yoksa bu yara bidaha kanarsa bu kan hepimizi götürür,lütfen herkes aklı başına alsın eğer gerçekten bu ülkeyi seviyorlarsa…

  14. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 26, 2009 | Reply

    Sn.Seyyide Demirhan,

    ermenileri hallettik sıra kürtlerde, zaten Atatürk’ün en gaddar paşası Sakallı Nurettin Paşa “zo diyenleri hallettik, sıra lo diyenlerde” dememiş miydi, bu gaddar paşa hükümde giydi, mahkum edildi ancak ne var ki atatürk affına mazhar oldu. tarih ne kadar açık ve sarih anlayabilene, ancak ne varki katliamları yapanlar aynı zamanda tarihide yazmışlar, diledikleri gibi yalanlarla dolu.

    kürtlerden sonra artık sıra kimde olur onu bu tarihi kanla yazanlara, düşmanlıktan beslenenlere sormak gerekir. sıradakiler artık lazlar mı olur, çerkezler mi olur, yoksa aleviler mi olur bilinmez, “kürtler bizimle savaşmadı” diye uyduranların yarın öbür gün lazlar için “bunlar zaten pontus/rum bozması” demeyeceklerinin bir garantisi var mı? zira kin tohumu ekmeyi, toplumları birbirine düşürtüp, kırmayı iş ve meslek edinmişler, zira doğru bir siyasetleri olmadığı için yalandan ve düşmanlıktan beslenmekte, faşizm yelkenlerini bu düşmanlıklar ile şişirmekteler.
    ancak ne varki tüm bu olup bitenlerden ve ipliklerinin pazara çıkmışlığından dolayı, dünya uygarlıklarının 1/4 üne beşiklik etmiş anadolu toprakları bu ortaçağ kaçkınlarına bir daha asla geçit vermeyecektir.

    selamlar.

  15. Yazan:seyyide demirhan Tarih: Eyl 26, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Bir tarih öğrencisi olarak görüyorum ki övünülecek de utanılacak da çok şeyimiz var.Nezaman şapkayı önümüze koyup acaba ne yaptık da bu günleri gördük dediğimiz zaman her sorunu çözeriz.Ve tabi bu ülke için ne yapmış olursa olsun insanlara tapmaktan da vazgeçmesi lazım birilerinin..Suçu karşı tarafa atmak ancak kendimizi kandırmaktır.Sadece giden mi suçlu,kapıyı gösteren masummu yani?Miilet-i Sadıka denen insanlar ihanet ettiyse neden?Yanyana çarpışmış dedelerimizin birinin torunu asker,diğerininki teröristse neden?Herkes iyi düşünmeli ve bilmeli ki; Masum değiliz hiçbirimiz…
    Benden de selamlar..

  16. Yazan:rıza altunışık Tarih: Eki 28, 2009 | Reply

    Milletimizi meydana getiren insanlarımız arasına sen kürtsün, lazsın, çerkezsin, alevisin, sunnisin, abazasın, zasasın, gürcüsün veya pomaksın diye ayrımcılığı körüklemek bir hak isteme ve demokratikleşme hareketi değil bölünmenin ilk adımlarıdır. Emperyalizmin silahlı maşası pkk’nın 26 yıldır katliamlar ve sabotajlarla hedefine ulaşamaması üzerine ayrımcılık ve bölücülük hareketi etki ajanları devreye sokularak yürütülmek isteniyor.
    Anadolu coğrafyasındaki bin yıllık kardeşliğimizi, içiçe girmiş 4 milyon ailelerimizi ayırmanın mümkün olmadığı ortada iken, üstelik aynı inanç ve kültürden gelen insanları kabile yada derebeylik dönemlerine döndürmek Türk milletini oluşturan hiçbir ferdin yararına değildir.

    Milletimizim manevi değerlerine sırt çevirenlerin hatta karşı koyanların yıllardır uygulamaya çalıştıkları çarpık zihniyet, manevi değerler üzerinden siyasi rant elde edenlerin amaçları ile birleşince farklı bir durum ortaya çıktı.

    Haçlı seferlerini yeniden başlattığını alenen ifade eden küresel aktörler, bir yandan silah ve katliamlarla İSLAM ülkelerini işgal ederken, bir yandanda vatikana bağlı ucube bir din (ılımlı islam) ortaya çıkarmak için birçok kişiyi etki altına aldılar.
    Ömrünün büyük kısmını siyonizme karşı mücadele ederek geçirdiğini söyleyen bir kısım din tüccarlarının en başındakinin çok kısa bir sürede yahudi cesaret ödülünü almasının sizce sebebi ne olabilir?

  17. Yazan:salih cengiz Tarih: Nis 29, 2010 | Reply

    Türk milletini Irkcı, olarak göstermeye çalışan AKIL Fukaralarına!!! AB+D AKPE Yalakalığı yapacağınıza önce ”TÜRK” TARİHİNİ HATMEDİN, sonra gelin sizin tarihinizi tatışalım. öyle ezbere konuşmak yokkk!!! akıllı olun…

  18. Yazan:özlem Tarih: Nis 29, 2010 | Reply

    Başlığı görünce dayanamadım.Bir kaç gündür ilgimi çeken bir olay aslında bir çeşit beyaz adam ırkçılığı altında tartışılmaya muhtaç. Ben Rasim Ozan7ın böyle bir kategorileştirme söylemesini çoğu zaman itici de bulsam kimi durumlara uyuyor. rasim Ozan bu ülkede Last hegemonyası olduğunu söyler. Yani Laik, sünni, ve Türk.
    siirtteki üzücü tecavüz vakasının ardından gelen çocukların iki bebeğe tcavüz ederek birini öldürme dehşeti ile ilgili yazılar tam da böyle bir tür ırkçılığın dışa vurumu gibi. neden böyle düşşünüyorum
    1. Olayı basın ilk gün bariz bir şekilde manipüle ederek verdi. Bir sene önce yaşanmış bir hadiseyi yeni olmuş gibi sundu. Böylece zihnimizde 1 hafta arayla iki korkunç vaka üst üste bindi.
    2. Meselenin ardından Siirt ile ilgili değişik sosyolojik yorumlar yapıldı. Roj tv. seyretmek için çanak anten alanların batılı porno kanalları seyretmesi gibi.
    3. Kimse son bir senedir bu ülkenin diğer şehirlerinin kriminal geçmişinde neler oldu diye sormadı. Mesela Çocuk pornosu ve tecavüzü vakaları en çok istatiksel olarak İzmir ve Bursa gibi şehirlerde oluyor diye hatırlıyorum.
    4. Basında çıkan kimi yorumlar:
    Mine Kırıkkanat: Zaten 30 çocuk yapıyorlar 10 unu böyle kullansalar ne olur.
    Fatih çekirge: AKP anayasa ile uğraşırken anne kuzuları elden gidiyor(tam başlığı hatırlamıyorum ama böyle abuk bir şey) yazının içeriğinde dinsel hayatın cinselliği bastırıp ne phale getirdiği vs.
    Mazhar Alanson’un twitter’a düştüğü yorumlar: Siirt’te aman eğilip ayakkabinızı bağlamaya kalkmayın ve benzeri.
    bunlar sadece benim takip edebildiğim ve bariz bir şekilde bir sınıfsal, inanç ve batı tarzı yaşam ile ilgili ırkçılık kokuyor.
    Olayın kendisi ayrıca vahim bir çokm yönden anlaşılmaya muhtaç. Oraya girmiyorum.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Kas 18, 2009: Siyâsî Gürültüler : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin