RSS Feed for This Post

Doğan Grubu efsanesi

Ben, Star`daki yazılarımın yanı sıra, 2006 yılından bu yana bir başka gazetede daha köşe yazarlığı yapıyorum. Geçen yıla kadar adı Turkish Daily News idi, o zamandan beri de Hürriyet Daily News. Adından da anlayabileceğiniz gibi Hürriyet bünyesine bağlı ve Doğan Grubu`na dahil bir gazete bu. Zaman Grubu`nun çıkardığı Today`s Zaman ile birlikte Türkiye`nin İngilizce dilde yayın yapan iki günlük gazetesinden biri. Bu gazetelerin epey düşük olan tirajlarından daha yüksek bir itibar ve etkileri var. Çünkü başta diplomatlar olmak üzere Türkiye`yi izleyen yabancıların hemen hepsi bu gazeteleri okuyor. Bunlarda yayınlanan haber ve yorumlar dış dünyanın Türkiye algısını etkiliyor.
Peki ben ne yazıyorum Doğan Grubu`na ait bu İngilizce gazetede?
Star`da ne yazıyorsam onu, hatta daha fazlasını. Özellikle de, `İslamcı` ve `laik` kelimelerini duyunca, birincisinin otoriter ötekisinin ise demokrat anlamına geldiğini sanmaya epey eğilimli olan Batılılar`ın `algı bozukluğu`nu düzeltmeye çalışıyorum. Türkiye`deki nev-i şahsına münhasır laikliğinin matah bir şey olmadığını, bunu temel alan Kemalizm`in otoriter ve anti-demokrat bir ideoloji olduğunu anlatıyorum. Hemen her hafta CHP`ye, Anayasa Mahkemesi`ne, Yargıtay`a, siyasete burnunu sokan generallere, ulusalcılara, Ergenekonculara, artık Allah ne verdiyse mevsimine göre her türlü ` laikçi`ye verip veriştiriyorum. 367 tezgahı ve kapatma davası sırasında AK Parti`yi öyle-böyle savunmadım. Nitekim yazılarımı okuyan kimi Beyaz Türkler`den gazete yönetimine `böyle Akepe yanlısı şeriatçılara nasıl yazı yazdırırsınız, Batılıları kandırmasına nasıl izin verirsiniz` diye öfkeli mesajlar geldiğini de biliyorum.
Buna rağmen bugüne dek bir kez bile bana gazete yönetiminden uyarı gelmedi. `Biz Doğan Grubu olarak laikçiyiz, senin yazılar haddi aşıyor` diyen olmadı. Hele de `biz grupça hükümeti devirmeye karar verdik, sen de ona
göre ayar ol` diye bir `talimat` hiç duymadım.
Bunları anlatmamın sebebi, Doğan Grubu hakkında son dönemde oluşan karikatürün yanlışlığını vurgulamak. Evet, bu grupta Kemalist/laikçi çizgi ağır basıyor, hatta ulusalcılık bile yankı buluyor, ama bunun arkasında bir ` merkezi kontrol`, Aydın Doğan`dan veya diğer yöneticilerden gelen bir talimat yok. Dolayısıyla dayatılan bir `tek seslilik` de yok.
Aslında bunu görmek dışarıdan bakıldığında da mümkün. Oturun, bu grubun gazetelerinin yazarlarına tek tek bakın. Sadece `post-modern darbe` heveslileri değil, demokrasiyi inançla savunan ilkeli kalemler de var. İsimlerini sanırım hepimiz sayabiliriz. Dahası gruptaki gazetelerin çizgisi de birbirinin aynı değil. Radikal ile Vatan bir mi?
Peki nereden çıkıyor bu `Doğan Grubu efsanesi`?
`Fethullah Gülen efsanesi` (yani Gülen cemaatini Türkiye`nin her yanını sarmış bir şer odağı olarak görme paranoyası) nereden çıkıyorsa, oradan: Biz Türkler, bilmediğimiz, tanımadığımız toplumsal kesimler hakkında fanteziler ve komplo teorileri üretmeye çok eğilimliyiz.
Bir defasında koyu İslamcı bir gençle sohbet etmiştim. Hürriyet`te yazan herkesin mason olduğuna, hatta gazetenin bodrum katında bir `gizli mason locası` bulunduğuna inanıyordu. `Loca filan yok vallahi kardeşim` dedim. `Benim sık sık yolum düşüyor: yemekhane, berber ve terzi var!`
Doğan Grubu`nda niye bu kadar çok `laikçi` kalem olduğunun cevabı ise komplo teorilerinde değil, toplumun kendisinde gizli. Bu kalemler var, çünkü bunları okuyup beğenen, para verip gazetelerini satın alan geniş bir toplumsal kesim var. Medya, toplumu yoktan yaratmıyor. Toplumda zaten var olanı yansıtıyor.
Onun için de mesele `laikçi kalemleri tasfiye etmek` değil, onları beğenerek okuyan kitleleri nasıl kazanmak gerektiği meselesidir.

…Bu makale ilginizi çekti ise…

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:salih Tarih: Eyl 17, 2009 | Reply

    Mustafa bey,Türkiye’de gazeteler köşe yazarları için okunmaz.Bunu benden çok daha iyi bildiğinize eminim.Ama babanız Doğan grubunda çalıştığı için bu grubu savunuyorsunuz.Aynı şekilde babanızın CNNTÜRK’te program yapmasınında bir önemi yok.Önemli olan haber bülteninde kimin borusunun öttüğüdür.Doğan grubunun mahiyetini anlamak için içindeki numunelik demokrat yazarlara değil,gazetelerinin önsayfalarına ve haber bültenlerine bakmak lazım.Çünkü halk gerisini zaten okumuyor ve izlemiyor..

  3. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eyl 18, 2009 | Reply

    Doğan Grubu, bir ticarethaneden başka bir şey değildir. Para getirdiği sürece her şey mübahtır orada; dolandırıcılık, vergi kaçırma, iktidarı tehdit, şantaj, darbe şakşakçılığı… İşlerine gelir iktidarı desteklerler, işlerine gelmez kampanyalar başlatırlar. İkiyüzlü, şahsiyetsiz, ahlaksız bir gruptur. İçindeki numunelik düzgün insanlar da gerektiğinde yukarıdaki gibi yazılar yazılabilmesi için tutulan tamponlardır. Genel yayın çizgisi, politikası bellidir grubun.
    Hiç acımıyorum. Sabah grubu TMSF’ye devredildiğinde Aydın Doğan şampanya patlatmıştı; Özkök filan kutlamışlardı durumu. Keser döner, sap döner. Turgay Ciner’in ah’ı tuttu belli ki. Aydın Doğan’ın usülsüzlüğü konusunda kimsenin tereddütü yok. Doğan grubu da zaten hata olduğunu söylemiyor. Cezayı yüksek buluyor. Yıllarca iktidar ilişkileri ile usülsüzlüklerine göz yumuldu. Belki bu vsileyle, en azından çalışanlarının haklarını gözetmeye başlarlar; çok isabetli bir cezadır; vergi memurlarını işlerini düzgün yaptıkları için ayakta alkışlıyorum.

  4. Yazan:abdulkayyum Tarih: Eyl 18, 2009 | Reply

    katılıyorum, eğer dediğininz gibi komple ulusalcı ve kemalist olsaydılar herhalde Taha Akyol(ki Mustafa Akyol benim için 2. Taha Akyoldur)O zaman Milliyette yazmazdı değil mı?
    Ama onların kalemleri daha ağır bastığı için ve daha gür duyulduğu için genelde böyle bir resim çıkıyor; ulusalcı, aşırı laikçi, ergenekon avukatı vs. vs. çünkü Taha Akyol milliyeti yazmiyor köşesinde yazı yaziyor.İşe genel yayın yönetmenlerinden bakarsak biraz farklılışamaz mı?

  5. Yazan:arif Tarih: Eyl 18, 2009 | Reply

    Doğan grubu bir yandan, maliye ile uzlaşma istiyor-suçu kabulleniyor yani-bir yandan da hükümet ile savaşa devam. Vesayetçi statükonun medya ayağıdır bu grup ve içindeki kimi ılımlı unsurlar ana misyonunu etkilemez. Biraz geri adım atıp Bekir Coşkunu harcamış olsada, umre ve fasıl nağmeleriyle altan alma numaraları yapsada, bu grubun misyonu milli iradeyi ipotek altında tutmaktır. Eğer parçalı ve kontrol altında bir iktidar varsa son derece demokrat da oynayabilir rolünü. Eğer güçlü ve etkin bir iktidar varsa ve ülke yarı canlı halden kurtulmaya, insiyatif almaya falan kalkarsa savaşta kural tanımaz. Almanyada imal edilmiş bir çakma deniz feneri, buradaki ile irtibatlandırılır, Alman makamlarının yardımıyla hükümet ateş altına alınır mesela. Hiç bir bağımsız iktidar, ülkenin iradesinin ipotek altında tutulmasına razı gelemez. Bu doğal irade Erdoğanda fazlasıyla var ve kesin sonuç alıncaya değin vazgeçmeyecek bir liderliği var. Uzlaştırma gayretleride Erdoğanı durdurmaya yetmeyecek gibi görünüyor. İlk şansını deneyen Fehmi Koruydu ve ağır bir fırça darbesiyle dağıldı hatırlarsanız. Mustafa beye tavsiyem Doğan çizgisinin profesyonel bir vesayet anlayışına dayandığını idrak etmesi ve bunun denge kurmanın çok ötesinde bir işleve haiz olduğunu görmesidir. Yoksa ne denli bağımsız yazarsa, o denli Doğanın meşruiyetini güçlendiriyor demokrat yazarlar. Keşke tamamı Bekir Coşkun çizgisinde olsaydı yazarlarının ama adam işi biliyor ve profesyonel bir iş adamı.

  6. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 20, 2009 | Reply

    Bu Doğan grubu daha dün bu hükümet UZAN’ı yer serdiğinde nasılda hükümete yalakalık yapıyor, nasıldı hükümete tetikçilik yapıyordu hep birlikte izledik.

    bu Doğan grubu kendilerinin de içinde bulunduğu zenginler çetesinde olmayan, yurtsever bir tavır sergileyerek mevduatı soygun şebekesinin yaptığı gibi dolara yatırmayıp hazine bonosu alarak ülkenin borç ödemesine katkıda bulunan Karamehmet’i ve demirbank (cıngıllıoğlu)nu nasılda yıkmaya çalıştıklarını, bu yönde hükümete nasılda baskı ve tetikçlik yaptıklarını ibretle izledik, sonuçta cıngıllıoğlu demirbankı, karamehmet yapı kredi ve pamukbankı kaybetti, tek suçları soyguncuların doları yükselterek sanal kriz yaratma operasyonlarına destek vermek yerine, devletin bonosunu olarak dış borçların ödenmesine fayda da bulunmak idi.

    yine aynı grubun, varolduğu günden bugüne dek nasıl ABD uşaklığı yaptıklarına, bir ABD operasyonu olan 12 eylül faşizmini nasıl alkışladıklarını şahit olduk,

    daha dün IRAK operasyonunda nasıl da ABDyi ve onun teknolojisini övüyorlar, ABDnin 7 kat yerin dibini vuran füzelerini gazetelerinin sayfalarında anlata anlata bitiremiyorlardı, bu savaşa karşı çıkanları diktatör yanlısı, saddamcı ilan ediyorlar, işgalci ABD ile israil’in değirmenine ahlaksızca su taşıyorlardı, oysa ben ve benim gibiler saddamı değil öldürülecek olan 1milyon ıraklıyı korumaya çalışmıştık, en temel insani hakları savunmaya çalışmıştık.

    bir milyon ıraklının öldürülmesinde bile ahlaksızca ABD’yi destekleyen bu gazeteci kılığındaki kapı kulları, ergenekon garabetinin ortaya çıkmasını müteakip birden anti-ABD’ci kesilmiş olmaları traji-komiktir, hayatımda bu denli bir dönekliğe şahit olmadım, sanki bunların Anti-ABDciliklerini ciddiye alan varmış gibi hala yazıp dökmeye devam ediyorlar, acaba kendileri yazdıklarına inanıyor mu çok merak ediyorum.

    etme bulma dünyası, elbetteki bu borç sivrisinek misali gelecektir Doğan grubuna neden mi şöyle; 40 milyon dolara işbankasından aldığı dışbankı (o parayıda işbanktan kredi olarak almıştı) yabancıya 1milyar dolara sattı, sudan ucuza aldığı petrol ofisininin %34 hissesini 1 milyar dolara yabancıya sattı, diğer hissesi için de 1.5 milyar dolara pazarlık yapıyor, dışbank için de petrol ofisi içinde DOĞANın cebinden bir lira dahi çıkmamamıştır. yağma hasanın böreği işte bu oluyor, bu doğan denen zat, sıfırdan bir kuruluş kurmamıştır, hepsi yağma hasanın böreği misali ele geçirilmiştir.

  7. Yazan:Ali Duman Tarih: Eyl 20, 2009 | Reply

    Birde şöyle bir gerçek var;

    Milliyet Gazetesini sattırmayan Abdi İpekçi öldürüldü ve tesadüf bu ya Milliyet gazetesini Doğan grubu satın aldı,

    Hürriyet Gazetesini sattırmayan Çetin Emeç öldürüldü ve tesadüf bu ya Hürriyet gazetesini Doğan grubu satın aldı.

    Abdi İpekçi’nin de, Çetin Emeç’inde tetikçileri dışında, tetiği çektiren güçler bulunamadı, bugün sökün eden bir dizi ergenekon cinayetleri var, bir de ergenekon ile aynı düzlemde düşünen bir doğan grubu var, hadi hayırlısı diyelim, umuyoruz ki sadece tetikçiler değil tetiği çektirenler de birgün ortaya çıkarılırlar.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin