‘Atatürk milliyetçiliği’ bitmiştir
By Mustafa Akyol on Eyl 5, 2009 in Beyin Yıkama, CHP, Kemalizm, Milliyetçilik, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk faşizmi, Ulus-Devlet, Ulusalcılık
Kürt sorununu tartışa tartışa, aslında oldukça bariz olan, ancak pek az kimsenin telaffuza yanaşacağı bir noktaya varmış durumdayız: Türkiye resmi ideolojisinin en önemli iki unsurundan biri olan “Atatürk milliyetçiliği“nin artık miadını doldurmuş olması.
Nedir Atatürk milliyetçiliği diye sorarsanız, cevabı hepimizin çok iyi bildiği o ünlü sloganda bulabilirsiniz: “Ne mutlu Türküm diyene!” Bununla kast edilen, Türkiye vatandaşı olan herkesin kendini “Türk” addetmesi ve bununla mutlu olması gerektiğidir.
Peki Atatürk neden böyle bir slogan üretme ihtiyacı duydu ve “Atatürkçü” devlet de bunu 80 küsur yıldır memleketin her bir karışına kazıma ve her bir vatandaşına bağırta bağırta söyletme gereği gördü dersiniz?
Çünkü Atatürk, devraldığı Osmanlı bakiyesi topraklar üzerindeki herkesin Türk olmadığının çok iyi farkındaydı. Sonraki nesillerin “Cumhuriyet çocukları” aynı gerçekten bihaber yaşadılar, çünkü zihinleri “Kürtlük” gibi “zararlı” kavramlardan itinayla temizlemişti. Ama Nisan 1920′de Büyük Millet Meclisi kürsüsünden konuşurken “Meclis-i âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkes değildir, yalnız Kürt değidir, yalnız Laz değildir; fakat hepsinden mürekkep (oluşan) anasır-ı İslamiye’dir” diyen Mustafa Kemal Paşa, Türkiye toprakları üzerindeki farklı “anasır“ın (unsurların) bilincindeydi. Yeni kurulacak sistemde bu çoğulluğun nasıl yönetileceği üzerinde de zihin jimnastiği yapmış, mesela 1922 yılında Kürtlere “bir çeşit özerklik” verilebileceğinden bile söz etmişti.
Ancak ne olduysa oldu, Milli Mücadele günlerinde “Türk ve Kürt kardeşliği” temasını dilinden düşürmeyen Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyeti kurar kurmaz bu söylemi terk etti. Artık ağzından “Kürt” lafı duyulmaz oldu. Çünkü yeni kurulan devletin “mütecanis” (homojen) bir millete ihtiyacı olduğuna, bunun “tek kimlikli” olması gerektiğine, bu kimliğin de “Türklük” olacağına karar vermişti.
Peki Kürtler ne olacaktı?
Onlar “eğitilecek” ve aslında Türk olduklarına ikna edileceklerdi. Aynen fazla dindar addedilen vatandaşların “çağdaş” olmaya ikna edilmeleri, bugün bile hala “ikna odaları“nda başörtülerini çıkarmaya zorlanmaları gibi.
Bu dayatma karşısında Kürtler tepki gösterdi, bazıları isyan etti. Buna karşı devlet de sertleşti ve kan döke döke bugünlere geldik. Kürtlerin çoğu “Atatürk ilke ve inkılaplarına göre eğitilmeyi” reddetti ve reddetmeye devam ediyor. Ankara’daki hesap, Diyarbakır’a uymuyor.
Atatürk milliyetçiliği bitmiştir derken, işte bunu kast ediyorum. 1920′lerin ortasında başlatılan asimilasyon projesi başarılı olamamıştır. Bu taraflı bir yorum, bir ideolojik hüküm değil, bir durum tespitidir. Ben, devlete göre toplumu değil topluma göre devleti tanzim etmek gerektiğine inanırım, dolayısıyla söz konusu projeyi felsefi açıdan zaten yanlış buluyorum. Ama başarılı olsaydı, ” başarılı olmuştur” derdim. Olamamıştır. Başarılı olan tek şey, toplumun kendi dinamikleriyle (ortak Müslümanlık bilinciyle, karışık evliliklerle, ekonomik ilişkilerle vs.) kısmen gerçekleştirdiği entegrasyondur.
Dolayısıyla bugün Kürt sorununu tartışırken bozuk plak gibi “Atatürk, Cumhuriyeti şu esaslar üzerine kurmuştur“, “Ne mutlu Türküm demiştir, konu bitmiştir” gibi laflar etmenin hiçbir anlamı yoktur. Atatürk kendi devrinin popüler siyasi anlayışlarına göre bir yol tutturdu, yolun sonunu göremeden de bu dünyadan göçtü. Biz ise yolun sonundayız. Ve eğer yeni bir yola ” açılamaz” isek, batağa iyice saplanıp kalacağız.
2 [?]



14 Yorum
Yazan:svm Tarih: Eyl 5, 2009 | Reply
Mustafa bey yazisinda gercekten sinirlenmis gibi,ama sonuna kadar hakli hala her bi halta Ataturkun milliyetciligi deyip,devamli yad etmenin bir anlami yok.Farkinda degiller galiba oleli 71 yil oldu tekrar gelmeyecek,insanustu bi ozellik yuklemeye bi gerek yok onun donemi gecti artik.O zamanki milliyetcilik anlayisida degisti dunya da degisti.Asil ahlanip vahlanacaksaniz ondan sonraki onca yil birsey yapamayan siyasetciler,neden bu kadar cagin gerisinde kaldiklarina bir baksinlar.
Turkiye artik degismek istiyor ama bu demokratik acilimlarin onune,statukocu,cikarci ve basma kalip davranislarda bulunarak neden engellemeye calisiyorlar.Aslinda artik daha iyi anliyorum neden karsi ciktiklarini,eminim Bahcelide-Baykalda bu surecin Turkiyeyi daha demokratik bir yapiya ulastiracagini,ulkenin kalkinmasina buyuk fayda verecegini vs cok iyi biliyolar.Yalniz daha demokrat,insan haklarina saygili ve daha gelismis bir toplumda kendilerne yer bulamiyorlar.Papagan gibi ayni seyleri tekrarlayarak ve hic bir sey yapmadan gecen bu surec bir sekilde cikarlarina uygun olsa gerek.Baksaniza yillardir Baykal koltuga oturdu bi daha kalkmiyor,acaba baska ulkelerde bizimkiler gibi koltuga yapisanlar var mi?
Yazan:Mert Kayhan Tarih: Eyl 6, 2009 | Reply
Atatürk’ün meclis konuşmasında kullandığı ifade “Anasır-ı islamiye” yada sizin yazınızda kullandığınız “Ortak müslümanlık bilinci” ifadeleri, elbette ırk ve etnik köken karmaşasını belli bir harç vazifesi görerek bir arada tutmaya yarayacak bir unsurdur.
Ancak, demokratik yaklaşımlarınızdaki ifadeler her nekadar Kürt halkları için hoş algılansa da, müslüman olmadığı halde kendini anadolulu hisseden insanlar için ızdırap verici olabilir.
Bu ülkenin, daha doğrusu Anadolunun hamuru elbette, biraz Türktür, biraz Kürttür, biraz laz biraz çerkezdir, ama biraz da Ermeni ve Musevidir.
Anadolu halklarının bir arada duruşları ve mozaiklerindeki zenginlik etnik çeşitlilikleri kadar inançsal çeşitliliklerinden de kaynaklanmaktadır.
Ortak bağdaştırıcı unsurun sadece islam olarak yorumlanması ve bu bağlamda haraket edilmesi, Ermeni ve gayrimüslim diğer halklarımızı da rencide edecektir, kaldı ki Müslüman olmayan Türkler ve Kürtler için de durum böledir.
Demokratik yaklaşımlarımızda, bir ön koşulmuş gibi her seferinde Müslümanlığın bağdaştırıcılığını, insanların gözüne sokar gibi ortaya koymaya başlamamız, aslında bizlerin laiklerden, Kemalistliği insanların zihnine ve gözüne sokarcasına uygulamaya koydukları yaklaşımların ezberine paralel bir miras geliştirildiği hissiyatı vermektedir.
Bugüne kadar laiklik ön koşulu ile Atatürk milliyetçisi olma zorunluluğu, ülkenin tüm coğrafyasında buram buram kokarken, siz inananlar engellendiğiniz her durumda ilk önce neye öfkelendiniz bu dikta gücüne karşı.
Türklüklerine değil, laikliklerine pek tabiki.
Onun için, bugün Kürtlere özgürlüklerinin verilmesi ana temelinde demokratik açılımlar ile özgürlük bilncinizi göklere taşırken, lütfen müslüman olmayanların da bu topraklarda hakkı olduğunu, ekili buğdayda alın teri olduğunu unutmayınız.
Müslüman olmayan, ama anasının ak sütü gibi bu topraklar kendinlerine helal olan kardeşlerimiz, oluşturulması öngörülen bu islami ortak payda demokrasisinden, zaman içerisindeki uygulama farklılıkları nedeni ile sıkıntı duymayacaklarmı sanıyorsunuz.
Yağmurdan kaçarken, başkalarına dolu bulutları ellerimizle göndermeyelim.
Irk ayrımı kavramlarını ortadan kaldırırken, din farklılıkları üzerinden de insanları mağdur eden düzenlemeler geliştirmekten kaçınalım.
Zira peygamber bile, ancak tebliğ ile görevli idi, hiçkimsenin imanına vekalet edemez, iman etmeyenler için haddinden fazla üzülemezdi, onun vazifesi tebliğ idi, vazifesini yapıp islami hakim kıdıktan sonra dahi, devleti topraklarında onun sağlığında tüm yahudi ve hristiyanlar özgürce ticaret yapıp inançlarını yaşamışlardır.
Mekkeye müslüman olmayan giremez saçmalığı, istanbula müslüman olmayan giremez faciasına dönüşmeden bu anlayışa da bir son vermek gerekir.
Selam ile…
Yazan:muhammet tuna Tarih: Eyl 6, 2009 | Reply
“Onlar “eğitilecek” ve aslında Türk olduklarına ikna edileceklerdi. Aynen fazla dindar addedilen vatandaşların “çağdaş” olmaya ikna edilmeleri, bugün bile hala “ikna odaları“nda başörtülerini çıkarmaya zorlanmaları gibi.”
Türkiye’nin sosyolojik ve etnik tabanıyla yüzleşememesinin resmi. kürtlere, “kart, kurt” denilmesi ise bu projenin bir sonucu olsa gerek.
kürtlerin sözde vatandaş olduğunu iddia eden ODTÜ sosyoloji bölümü öğretim üyesi Mesut Yeğen, Müstakbel Türk’ten sözde vatandaşa adlı kitabında bu durumu net bir şekilde belgeleriyle birlikte ortaya koymuştur.
işte kürtlerin tanındığına dair belgeler ve yazılı açıklamalar:
Mustafa Kemal’in gizli bir meclis oturumunda söylekleri:
“bizce kat’i olarak muaayen bir şey varsa o da hududu milli dahilinde Kürt, Türk, Çerkes vesair bütün bu islam unsurlar müşterekülmenfaaadır.”(TBMM, gizli celse zabıtları cilt1, iş bankası yayınları,1985, s73)
Atatürk’ün 1923 yılında Eskişehir-izmit konuşmalarında söyledikleri:
“başlı başına bir kürtlük düşünmektense bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. o halde hangi livanın halkı Kürt ise, onlar kendilerini özerk olarak idare edebileceklerdir…..”( Eskişehir-izmit konuşmaları, kaynak yayınları,1993, s 105.
not: bu konuşma cumhuriyet döneminde bir kaç kez yayınlanmış olup özerklik bölümleri sansürlenmiştir.
maalesef bu demorkatik açılımlar kısa sürmüş ve 1924 anayasasının Meclis Anayasa Komisyonu tarafından teklif edilen giriş bölümünde şu ibareler yer almaktadır:
” devletimiz bir devleti milliyedir. beynelmilel veyahut fevkalmilel bir devlet değildir. devlet Türk’ten başka millet tanımaz….”
Yazan:kuzu Tarih: Eyl 6, 2009 | Reply
Basari citasini biraz yuksek koymussunuz bence. Kurtler disinda saydiginiz unsurlarin tamami ve kurtlerin de bir bolumu gayet guzel “Turk”um diyorlar.
Yazan:Tahsin Kılıç Tarih: Eyl 7, 2009 | Reply
Şu an Mustafa Akyol’un yazısına cevap niteliğinde bir yorum yazamıyorum.Tek söyleyebileceğim,bu yazı tam bir hezeyandır.Ayrıca bilimsel,tarihsel gerçeklerle bağdaşmıyor.Yarın fırsat bulabilirsem bu tespitimi biraz daha detaylandırarak açıklayacağım.
Yazan:Berna Tarih: Eyl 15, 2009 | Reply
valla ben bu sitenin nasıl bir yer olduğunu anlayamadım.şimdi siz atatürkü
seviyormusunuz yoksa sevmiyormusunuz?atatürkü sevmeyen kişiliksiz insanlar
vatan hayinidir mesela akp dtp vb partiler gibi bir gün gelecek hepsinin
cezasını biz vereceğiz burada atatürk hakkında(ve onun devrimler)okadar
çok ileri geri yorum yazan hayinler varki ben okudukça gözlerim dolmaya
başladı bunlar nasıl insanlardır ki atamıza laf söyleyebiliyorlar bu
ülkede tek ben kalsam bile atatürkün devrimlerini koruyacağım ki
milyonlarca insan var valla ister bu yazıyı yayımlayın ister yayımlamayın
benim lafım sizedir eğer günahınızı aldıysamda özür dilerim ama bu
laflarımıda sakın unutmayın!
Yazan:MY Tarih: Eyl 15, 2009 | Reply
Walla Berna Hanim benim de gözlerim doldu sizin mesajinizi okurken. Demek ki milli egitim çamasir makinasi gibi beyin yikamaya devam ediyormus. Ne yapalim? temizlik imandan gelir. Kadir geceniz mübarek olsun
Yazan:cb Tarih: Eyl 15, 2009 | Reply
ahh bu vatanseverler (?) bir de o korudukları ve Türkçeden gayrısını yasakladıkları ülke de bir de Türkçeyi düzgün kullanmayı öğrenseler mesela itham edicilikte kullandıkları ‘ hain ‘ kelimesini düzgün yazıp ‘ hayin ‘ demeseler
Yazan:abdulkayyum Tarih: Eyl 16, 2009 | Reply
Bilinir her şey kökünden gelir o yüzden son söz olarak kendisinin sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP’nin özüne yani köküne bir göz atalım,”…Çünkü fırka bugüne kadar yaptıkları ile esasen efendi olan Türk milletine mevkiini iade etti. Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dostta, düşmanda dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların, Türk vatanında bir hakkı vardır, oda hizmetçi olmaktır, köle olmaktır;CHP üyesi Mahmut Esat,19 eylül 1930”.
Yazan:mete Tarih: Eyl 17, 2009 | Reply
Bunların Atatürk’le çok alıp veremedikleri var sürekli Atatürk aşağı Atatürk yukarı nedir bu. Bu ülkede Atatürk bitmez bitirilemez. Neredeyse Atatürkçülük zararlı bir siyasi düşünce gibi anlatılmaya başlandı. Bir gün bu ülke gerçekten Kemalistler tarafından vatanseverler tarafından yönetildiğinde işte tüm yobazlar, bölücüler ve işbirlikçiler kaçacak delik arayacak. Bugün mahkum ettiğiniz Atatatürkçüler sizin yerinize geçecek ve yaptıklarınızın hepsinden hesaba çekileceksiniz.
Yazan:Osman ÇELEBİ Tarih: Eki 7, 2009 | Reply
Atatürk milliyetçiliği biterken Kürt milliyetçiliği hortladı. Oda bitecek mi? Müneccim bey
Yahu işte sorun bu.Milliyetçiliğin hepsine karşı durmak,ırkçılığın her biçimine karşı durmak mesele.
Yazan:Ali Duman Tarih: Eki 11, 2009 | Reply
Kemalizm düşerken, yattığı yerde kemikleri sızlayan Atatürk değil, Enver Paşa’dır, Cemal Paşa’dır, Tala Paşa’dır, Recep Peker’dir, İsmet İnönü’dür.
Cumhuriyeti kuran hakim sınıfın, daha doğrusu türk burjuva devriminin kendi eliyle yarattığı türk burjuvasının sıfınsal çıkarlarının ideoloji haline getirdiği kemalizm, bir hakim sınıf ideolojisidir ve ideoloji omurgasını ittihat terakicilik üzerine oturmuştur.
Tüm kanunlarını, kılık-kıyafetini, alfabesini batı ülkelerinden alan Atatürk, bugün sağ olsaydı mutlak suretle batıcılık yolunda ilerleyen, AB üyeliği için gerekli reformları yapmaya çalışan AKP’ye çok daha yakın olur, hiç bir şey çözüm öneremeyen, özünde mevcut hakim sınıfın çıkarlarını muhafaza etmeye çalışan bunun sonucudur ki hakim sınıfın çıkarlarını temsil eden mhp ve chp’ye ise karşı olurdu. Sonucta Atatürk savaş sonrası tüm enerjisini batılılaşma yolunda harcamış bir liderdir, bugün onun mücaledesini maske edinmiş statükocuların batı düşmanlığı ise ya sahtedir, ya da Atatürkçü oluşlarına karşı iki yüzlülüktür. ABD firmaları ile (standart oil company gibi) ayrıcalıklı antlaşmalar yapan ilk türk devlet adamı Atatürk iken, günümüzde Atatürkcü geçinenlerin ABD karşıtı geçinmeleri sahtedir.
merkez medyası daha dün Irak’a saldıran ABD için övgüler dizerken, abd silahlarını, füzelerini öve öve bitiremezken, 2002′den itibaren abd düşmanlığı yapmaya başlamaları ne kadar inandırıcıdır, zira dün o yazdıkları yazıları çıkartıp sahiplerine yedirmek lazım ama, pek tabiki buna değmez, zira ipliği pazara çıkmışların kıymeti harbiyesi kalmamıştır. 12 eylül 1980′de abd desteğiyle tezgahlanan faşist darbe için “bugüne kadar neredeydiniz” diye manşet atan Hürriyet’in abd düşmanlığı traji-komiktir, ancak ne varki bu ikiyüzlü siyasetin sürdürücüleri “dün dündür”e gerçekten inanmakta, “göbeğini kaşıyan ayı” diye nitelendirdikleri halkı balık hafızalı sanmaktadır.
Bunlara göre türkiye halkları sınıfsal olarak ikiye ayrılmaktadır.
1. Türkiye hakim sınıfı (seçkinler ya da elit tabir edilenler) (ki siyasi ideolojileri düşmekte kemalizmdir)
2. Geride kalanlar ise bilinç olarak ergin sayılmayacak olan “göbeğine kaşıyan ayı” lardır.
işte türkiye halkları bu paçavra paradigmayı yırtıp atmanın mücadelesini veriyor, bu paçavrayı yırttırmamaya çalışan hakim sınıfın çelik gücü ise ETÖ’dür.
Yazan:hidayet Tarih: Eki 11, 2009 | Reply
jeoloji kitabı: önünde atatürk
astronomi kitabı :arkasında atatürk
kimya kitabı : atatürkten öğütler
ekonomi kitabı : atatürkten laflar…
Turhan Feyzioğlu “atatürk milliyetçiliği” diye bi şey “icat” ederken bu kadarını düşünebilmiş miydi acaba ???
Yazan:EFSUN ERKIVANÇ Tarih: Eki 30, 2009 | Reply
TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR…
NE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BİTER ,NE ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ …KENDİNİZİ KANDIRABİLİRSİNİZ SADECE UŞAKLAR!
OYNANAN OYUNLAR TIPATIP AYNIDIR …1000 YILLIK HAÇLI DÜŞÜNCESİNİN YANDAŞLAR VE ONLARIN ARAMIZDAKİ İŞBİRLİKÇİLERİ SEVR ‘LE BİRLİKTE ORTAYA KOYDUKLARI 89 YILLIK UĞRAŞILARINI SÜRDÜRÜYORLAR…BUGÜN OYUNCULAR VE OYUNCU SAYISI DEĞİŞTİ …
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DEĞİŞMEZ …TÜRK OLMAYAN BU DEĞERLENDİRMEYİ ANLAYAMAZ…
TARİH TEKERRÜR EDERSE ‘DÜNYANIN KORKTUĞU TÜRKLER’ KAZANIR EN SONUNDA ,SON OCAK TÜTENE DEK…