RSS Feed for This Post

Başlarken

Hülya Aktaş

Başlamak kendi içinde heyecan veren bir olgudur. Yeni bir tecrübedir hayat yolunda, farklı anlamlar taşımaktadır içinde, bu nedenle umut vericidir de. Her yeni bir güne başlarken bile beklentilerimiz vardır. Acaba neler karşılayacaktır gün içinde, hangi sürprizlerle karşılayacaktır hayat bizleri…! Her zaman beklentilerimizle örtüşmese de duyulan heyecan beslemektedir ruhlarımızı, eğitmektedir. Bu nedenle her yeni başlangıçla yeniden var oluyoruzdur hayat içinde. Böyle olduğu için umut içindeyizdir zaten, sonu gözükmese de izleri vardır bulunduğumuz yollarda hayatımızın, onlara bakarak buluyoruzdur kendimizi, devam ediyoruzdur sonrasında da yaşam serüvenimize.

 Aynı heyecanla diyorum ki kendime; yaşamak güzel bir hediyesidir Mevla’nın bizlere. Bunu hissetmek gerekir. Hayata dar çerçevede bakmak yerine daha geniş pencereler açmayı deneyince detaylardaki güzelliklerle karşılaşmak da mümkün. Böyle bir çerçeve açtığımızda karşılaştığımız güzelliklerle daha da besleneceğiz, zenginleşeceğiz… Bütünsel bakmak da güzeldir, genellemelere götürür bizleri ama detaylardaki güzellikleri kaçırmamak gerekir. Büyük bir ırmaktır bütünsel bakmak hayata, oysa kendisini ona taşıyan küçük sularla beslenmektedir. O sular ki geçtiği yerlere hayat vermektedir, güzellikler taşımaktadır kendisiyle birlikte. Sabırla devam eden akıştan sonra birleşme vardır, derya oluşmaktadır bu küçük kolların devamında, hayatın kendisidir akmakta olan o yollarda.

            Başlamak kendi içinde bir sadelik taşımamaktadır bu durumda. O komple bir harekettir, sanki bir orduyla birlikte yola çıkmaktadır insan. Bunu böyle görmek bizler için zorluk teşkil etme temayülü taşımaktadır. O halde sadeleştirmekle yola çıkmak en doğru bir davranış olarak zihinlerimizde yer almaktadır. Kendimizi sadeleştirmek; beklentilerimizi, becerilerimizi, gücümüzü ve üstesinden gelebileceğimiz hayat serüvenlerimizi. Bunu başarabilirsek her gün yola çıkmak da mümkün, yeniden başlamak… Farklı diyarlarda bizleri beklediğini düşündüğümüz o uzak emellerle karşılaşma ihtimali olmaksızın yoldayızdır kendimizce, onlardan bağımsız bir kimlikle çıkmışızdır dışarı. O halde kısa bir dönemde elde edebildiğimiz ve bizleri oyalayacağını bildiğimiz ne varsa onlarla başlamışızdır hayata. Sonrasındakiler hayalimizin derinliklerinden ayrılmasa da onları unutmuş gibiyizdir öncelikli olarak, yahut da ertelenmişizdir bilinmezler diyarına.

            En iyisi yola çıkarken dikkatli olmaktır. Etrafa fazlasıyla açılmaksızın önümüze bakmaktır. Orada gördüklerimizle ilerlerken yenileri eklenecektir göz menzilimize, giderek artacaktır bunlar da, birikecektir. Dağarcığımızda olanların hepsi de düzenlemekte zorluk çekeceğimiz bir zamana ulaştıracaktır bizleri. İçinden çıkamayacağımız birikimlerimizle uğraşmak zor gelmeyecek sanırken zamanla böyle olmadığını anlayacağımız günler de gelecektir. Biz henüz işin başında olduğumuzu zannederken yıllar hızla geçip gidecektir yanımızdan, birer birer… Onlar çok uzaklaşmamışken, daha yakınlarımızdayken yani, saçlarımıza aklar düşecektir. Biz onları ayıklarken sessizce, kendimizle uğraşır dururken, yeni bir dönem başlayacaktır. Her yenilikte olduğu gibi şaşırıp kalacaktır insanlık. Doğrusunun hangisi olduğu konusunda yeni tartışmalar başlayacaktır, gündeme yeni söylemlerle düşecektir bunlar da, hepsi paketlenmiş birer hediye gibi sunulacaktır topluma. İşin içinden çıkılamayacağı anlaşılamadan uzadıkça uzayacaktır bu konuşmalar. Derken…

            Hayat böyle bir serüvenin adı değil midir zaten? Başlamakla sona ermiş olmanın arasındaki değişimler. Her değişim bir sonrakine gebe kalarak uzaklaşmaktadır yanımızdan. Yenisi başlamadan öncekinin uzantılarıyla baş etmek de vardır işin içinde. O halde yola çıkmadan önce düşünmek lazımdır öncelikli olarak. İnceden inceye anlamak lazımdır neler yaşanacağını yolda giderken. Bir sonraki döneme başlamadan önceki defterleri kapatmak da başka bir önem arz etmektedir. O halde yavaş yavaş acele etmekte fayda olup olmadığını anlamak lazımdır. Sonra neler olacağı da zamanla anlaşılacaktır nasıl olsa. Allah Kerim’dir.

Share on Facebook

1 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:özlem Tarih: Eyl 1, 2009 | Reply

    Sevgili Hülya Aktaş ne iyi yaptınız da başladınız. Çok eskiden aylık dergide yazılarınızı nasıl zevkle okuyorsam önümüzdeki günlerde Derin Düşüncede de okumaktan mutlu olacağım. Kocaman bir merhaba diyorum size.
    Yalnız Mehmet bey çok güzel bir resim seçmiş biraz kıskandım. Bana genelde ağlayan bir göz seçiyor:)

  3. Yazan:Hülya Tarih: Eyl 1, 2009 | Reply

    teşekkür ederim Özlem, resmi ben de beğendim, sağolsun Mehmet Bey

  4. Yazan:asu Tarih: Eyl 14, 2009 | Reply

    hülya hanım, ne güzel bir başlangıç olmuş.. devamının hayırla gelmesi dileği ile, dediğiniz gibi “Allah Kerim’dir.”

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin