Kürtlerin Kimliği, Türkiye’nin Kimliği
By Mustafa Akyol on Ağu 10, 2009 in Kemalizm, Kürtler, Milliyetçilik, Ulus-Devlet
[5 Ağustos 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’nin en derin ve travmatik problemi olan “Kürt sorunu”nun bir “Kürt açılımı” ile çözülüp çözülemeyeceğini tartışıyoruz şu günlerde. Herkes bir şeyler söylüyor. “Kürt yoktur, o adamlar aslında bir Türk boyudur” diyenden, “sorun Öcalan liderliğinde çözülmeli” diyenlere kadar oldukça geniş bir yelpaze var ortada. Böyle olması, meselenin ilk defa bu kadar özgürce tartışılıyor olması da iyi. Bugüne dek bu kadar kan dökülmesinin bir sebebi, böylesi bir serbest müzakere ortamının var olmayışıydı.
Ancak ortada epey kavram kargaşası ve kafa karışıklığı var. Bu nedenle ben kendi adıma meseleyi iki büyük kategori içinde düşünmeyi faydalı buluyorum. Birincisi Kürtlerin, ikincisi de Türkiye’nin kimliği ile ilgili şeyler.
Kürtlerin kimliği konusunda benimsenmesi gereken ilke bence açık: Tam özgürlük. Bu, Kürtçe eğitimin serbest bırakılması, devlet okullarında Kürtçe’nin seçmeli ders olması, ister medyada isterse belediye hizmetleri gibi “resmi” işlerde olsun Kürt dilinin kullanılabilmesi gibi “açılımları” gerektiriyor. Devlet eliyle değiştirilen yer adlarının iadesi de buna dahil.
Bu özgürlükler tanınırken dayatmaların da kalkması lazım. İşin başında Anayasa’daki “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” lafı var. Bu, vatandaşların hepsinin “Türk” olduğuna hükmediyor ki, zaten çıngar da 80 küsur yıldır buradan çıkıyor. Çoğu Kürt, “ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir Kürdüm” demek istiyor ki, kendi kimliklerini bu şekilde tanımlamak en doğal hakları. Aynen Batı sınırımızın ötekisindeki Türklerin kendilerini “Bulgar” veya “Yunan” değil, “Bulgaristan Türkü” ve “Yunanistan Türkü” diye tanımlamaları gibi…
Aynı şekilde, “Ne mutlu Türküm diyene” vecizesinin de bir dayatma unsuru olmaktan çıkarılması lazım. Bu sözü (tabii ki isteyen beğenip kullansın ama) güneydoğu dağlarına yazıp her hafta her öğrenciye bağırta bağırta söyletmenin âlemi yok. Bırakın, insanlar neyi demekle mutlu olacaklarına kendileri karar versin.
Tüm bunlar, Kürt vatandaşların doğal hak ve özgürlükleri ile ilgili meseleler. Burada kimsenin pazarlık yapmaya, “bu özgürlüklerin birazını tanıyalım, gerisi eksik kalsın” demeye hakkı yok.
Ancak başta dediğim gibi, bir de “Türkiye’nin kimliği” ile ilgili fikirler, teoriler ve talepler geziyor ortada. Etnik federasyon, bunların en belirgini. Dikkat ederseniz bu alana girdiğimizde sadece Kürtleri değil hepimizi ilgilendiren bir şeyden, ülkenin ve devletin yapısından söz etmeye başlıyoruz. Ve dolayısıyla sadece Kürtlerin değil, kendini “Türk” olarak tanımlayan ve nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan kitlenin de talep ve hassasiyetleri önem kazanıyor.
Kürtlerin işin bu yönünü mutlaka görmesi ve Türkiye’nin kimliğini değiştirmeye yönelik, ülkenin geri kalanı tarafından kabul edilmesi imkansız olan abartılı taleplerden vazgeçmesi lazım. Ülkenin adını değiştirmek gibi fanteziler bir yana, bence etnik federasyon dahi böylesine “maksimalist” ve lüzumsuz bir talep: Hem Batı’daki büyük Kürt nüfus bunu anlamsız kılıyor, hem de bir kimliği güvence altına almak için adına federasyon kurmaya, ülke içinde etnik sınırlar çizmeye gerek yok. (Adem-i merkeziyet derseniz, ona tamam.)
Sonuçta eğer bir “çözüm” formülü bulunacak ise, bu sanırım iki tarafın da şahinlerine “fazla taviz verdik, her istediğimizi kabul ettiremedik” dedirten türde olacak. Zaten iyi çözümler de hep öyle olur.
2 [?]



19 Yorum
Yazan:H.Yavuz Tarih: Ağu 11, 2009 | Reply
Türk değilim.Kürt değilim.Aidiyet ilşkimi tanımlıyacak bir hissede sahip değilim.Dini bir inanca mensup biride değilim.Hayatıma giren insanlara duyduğum yakınlık,ortak sevinçlerimizin ve acılarımızın ne kadar örtüştüğüne bağlıdır.Bir şiirin dizesinden çıkan sevinci veya hüznü,içimize doldurarak yaşıyorsak,aynı kavimin mensubuyuz.Ezilenlerin acılarına,kendi acılarımız gibi sahip çıkıyorsak,aynı dinin mensubuyuz.Bu bir anlamda ezilenlerin itifakıdır.Her ırktan,dinden,inançtan,sınıftan,kimlikten vb.. insanların ortak bir alanda toplanmasıdır.Acılarını ortak bir dille dönüştürülmesidir.Bu ortaklıkta olan bir bireyin,kemalist ailesine karşın başörtülü kızların haklarının savunulmasına,dindar ailesinde ise,cinsel tercihini kulanan insanların,cinsel kimliğine saygı gösterilmesine çaba göstermesidir.Türkiyede önemli bir sorunda ezilenlerin,ezene karşı değil,ezilenlerin bir başka ezilene karşı savaşıdır.Yıllardır,korku cumhuriyetinin ayakta kalmasının en büyük şansıda budur sanırım.Sayın Akyol,Kürt sorununda silahların susması gibi önemli bir aşamaya gelindi.Bu Kürt sorunun bitiği anlamına gelmiyecek,fakat bu süreç hepimizin yıllardır özlemle beklediği bir süreçti.Önemli tarihsel olaylar geliştikçe,sosyolojik olarak toplumsal roller değişiyor yeni ezen ve ezilen ilşkisi doğuyor.Tamda bu süreçte Kürtlerin ne istediği sorusu sıkça sorulan ve aranan cevaplar arasında kendini buluyor.Sizin bu sorulara verdiğiniz cevaplar kürtlerin cevabımıdır sizce?Kürtler belli bir tarihe,dile,kültüre sahip bir halktır.Kürtlerin Türk kimliği ile alıp veremedikleri bir sorunları yoktur belki,onlar kendi kimliklerine sahip olmak istiyorlardır belki.Kürtler,Türkiyenin Kürdü değil,kendilerinin kürdü olmak istiyorlardır belki.Kürtler,Türkiyenin adını değiştirmek istemiyorlar,kendilerine ait,tarihsel olarak hakları olan topraklarda bağımsız bir devlet olarak varlıklarını öyle sürdürmek istiyorlardır belki.Fantazi kurmanın sadece Türklere ait bir şey olmadığını düşünüyorlardır belki.Sayın Akyol,Kürtler belkide,Demokratik bir Türkiyede yaşamak istiyorlardır.Tarihsel ve kültürel olarak iç içe geçmiş iki halkın birlikte yaşamaları gerektiğini düşünüyorlardır belki.Sayın Akyol,Kürtler kendileri hakkında kendileri karar verecek.Aynen sizin dediğiniz gibi.”Bırakın, insanlar neyi demekle mutlu olacaklarına kendileri karar versin.”Saygılarımla…
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ağu 11, 2009 | Reply
Sayın Akyol’un da değindiği gibi “sorun”un özgürce tartışılıyor olması bile çok olumlu bir aşama…bu sorun çözümlenecekse,kesinlikle fikirlerin özgürce ifade edilmesiyle olacak.Zira çözüm odaklı projeler ancak müzakereyle,diyalogla hayata geçirilebilir.Bu tesbite varmak için stratejist falan olmak gerekmiyor.25 yılı aşkındır bu anlamsız savaşın Türkiye halklarına kazandırdıkları(!)yeterince ortadadır.Dolayısıyla “her kafadan bir ses çıkmış”gibi bir görüntü verse de,hiç değilse oturup konuşarak da bazı sorunların çözelebileceğinin yolu açılmıştır.Bu süreç başlamıştır.
Bu anlamda,fikrin iyisi-kötüsü diyerek elimizin tersiyle itmemeliyiz.Sonuçta katılır veya katılmayız,her fikrin bir hikayesi vardır…Her fikir mutlaka bir kaynaktan beslenir.Dolayısıyla,biraz karmaşa,ucunda az biraz çatışma barındırsa da,bu,toplumsal gerçekliğimizin bir sonucudur.Zira,yıllarca ertelenmiş,yanlış teşhisler konmuş bir sorunun,bireylerde farklı farklı algılar yaratması kaçınılmazdır ve doğaldır.Bu nedenle,her ne ihtiva ederse etsin her fikir dinlenmeye ve anlaşılmaya değerdir.Çoğulculuk dediğimiz şey de bu olsa gerek,yeter ki silah ve şiddete başvurulmadan yapılsın.
Sonuç itibariyle,ufukta arzu edilen kalıcı bir çözüm henüz görünmemekle beraber,meseleyi tartışıyor olmamız olumlu bir adım.Kısacası sorumuzla yüzleşmeye cesaret ettiğimiz oranda çözümün hızlanacağını düşünüyorum.Ayrıca bir 10-15 yıl öncesiyle kıyaslandığında çok çok daha iyi bir konumda olduğumuz da kuşku götürmez.
Yazan:Ali Duman Tarih: Ağu 12, 2009 | Reply
Geldiğimiz nokta çok önemli, aynı zamanda her şeyin çok daha açığa çıktığı bir dönemin başındayız. Gelişmeler öğretti ki, kürt sorunundan çok daha vahim bir türk sorunu var ve bu sorunun başını chp ile mhp çekiyor.
savaştan beslenen vandalların oluşturduğu blok hiç yabana atılacak gibi değil ve bu savaşın bitmesini istemeyenler, en az isteyenler kadar güçlüler.
ancak ne var ki, bu zihniyet kullanabileceği kredilerin tamamını kullandı, artık kullanabilecekleri kredileri kalmadı, ayrıca kendilerine olağanüstü olumlu şartlar sağlayan soğuk savaş sona erdi, sibiryanın karları eridi, elbetteki ağrı dağının karları da eriyecek başka yolu yok.
türk milliyetçiliğini her türlü söylemlerle yapanların, sahtekarca ve samimiyetsizce “etnik kimlik şerefimizdir” diyenlerin, şimdi bir milli türk kimliği edebiyatı oluşturduklarını görüyoruz, neresinden tutsan tutarsızlık, ancak türk halkının ne kadar gerisinde kaldıklarını anlayamadıkları gibi, bunların düğmesine basan bir merkez olduğu da çok aşikar, zira parti tabanının taleplerinden çok, merkezi bir yerden gelen talimatları uyguladıklarını görüyoruz, birgün “anadilde eğitim” hakkından söz eden ucube parti lideri ertesi gün tam tersini söyleyebiliyor, üstelik geçmişte hazırlamış oldukları kürt raporları ortada ve somut iken.
imdi, paradigması iflas etmiş bu müesses nizam 40 yıl önce anadilde eğitim hakkını, anayasal eşit yurtaşlık hakkını, kürt bölgelerinin kalkındırılmasını savunan ve bunu parti programına koyan TİP’i hangi zihniyet ile kapattı ise, bugünkü siyasetinde de değişen bir şey yok, aynı zihniyeti farklı söylemlerle devam ettirmeye çalışıyorlar. oysa bir gerçek var ki aradan geçen 40 yıla rağmen çözümün recetesi değişmedi, değişmedi de ne oldu türkiye 40 yılını kaybetti, binlere insan öldü, 1 trilyon dolar milli servetten olduk. asıl şimdi çözüm üretenleri darbelerle bastıran, bu partileri ve kurumları kapatan zihniyetleri yargılamak gerek, hemde vatana ve insanlığa ihanetten yargılamak gerek. türkiyenin halkları bu kan emicileri, savaş rantcılarını asla afetmeyecektir. barışa giden yolun üstüne karabasan gibi çöken, akbaba gibi pusuya yatarak barışı dinamitlemeye hazır bekleyen bu vandalları yenmek, onlardan daha güçlü ve daha baskın olmak zorundayız. barış ve kardeşlik için başka bir yol yok.
Yazan:rasim özkan Tarih: Şub 10, 2011 | Reply
Burada yazilan yorumlari okudugumda bu yorumlarin sahiplerinin demokrat olmaktan cok Türk düsmani olmalari bir rastlanti degildir.TARAF’in önderliginde yürüyen bu yorumlar sanirim ancak 35 bin adettir cünkü TARAF’in okuyucu sayisi 35 bindir.Atilla Ilhan’in yüzde 7 olarak verdigi orandan biraz daha fazla ama olsun Atilla Ilhan’in teshisleri dogruymus,Rahmet diliyorum kendisine.Buraya yorum yazmak icin bu satirlari yazmadim sadece yazanlarin kim olduklarini anlamis oldugumu belirtmek icin yazdim.Yorum yazmaya bile degmeyen yazilara deger vermek ancak o yazilarin sahipleri gibi düsünmekle olur.
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Şub 10, 2011 | Reply
@rasim özkan,
Yorumlar bölümünde daha önce aşina olmadığım isimlerle karşılaştığımda genelde sevinirim.Daha önce sitede yorum yazdınız mı bilmiyorum ama isminizle karşılaştığımda aynı sevinci yaşadım.Bilemiyorum belki de farklı fikirlere duyduğum ilgidendir bu.Ancak bu sevincim pek uzun sürmedi.Zira kalıcı olmadığınızı ve sadece “ne mal olduğumuzu bildiğinizi” açıklama gayesiyle burada bulunduğunuzu belirtmişsiniz.Gerçi bir başka başlık altına da yorum bırakarak bir umut kapısı bırakmışsınız gene de.Neyse bu faslı geçelim,dilerim yorum yazmaya devam edersiniz;en azından Türk düşmanlığı ya da kuşkulu demokratlığımız vb yargılarınızın neye dayandırdığınızı öğrenme şansımız olur.
Sahi bir çırpıda demokratlığımızı ve Türk düşmanlığımızı nasıl ölçütünüz hakikaten merak ediyorum.Yazdıklarınızdan belli oluyor diyeceksiniz muhtemelen.Doğrudur,fikir ve görüşler insanın politik duruşu hakkında az çok bir fikir verebilir.
Lakin:
Bir,burada(bu başlık altında) kimse kendisini demokrat olararak tanımlamış ya da böyle bir iddiada bulunmuş değildir.
İki,idda ettiğiniz gibi bir Türk düşmanlığına da rastlamdım.Kendi yorumum da dahil diğerlerini de tekrar okudum böyle bir eğilim saptamadım(şayet bu yönde ciddi eğilimler sezdiyseniz yorumlar da yazı da yukarda duruyor,suçlamalarınıza neden olan kısımları pekâlâ alıntılayabirsiniz)
Dolayısıyla bir iddada bulunurken o iddiayı destekleyecek argümanlar olmalıdır.Doğrudan siz şöylesiniz böylesiniz demek tenzih ederim fikirsizliğe,sığlığa,önyargıya işarettir.
Mesela benim de hakkınızda bazı yargılarım oluştu.Sizi tanımıyorum ancak iki yorumunuzdan düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı olduğunuz her halinizden anlaşılıyor.Zira görüşleri tartışmak yerine kimlik tahlilleriyle uğraşıyorsunuz.Bu da bir şeydir tabi,elerştiride sınır olmaz…Kişilik haklarına doğrudan saldırı olmadığı sürece sorun yoktur ve olmamalıdır.Lakin muhataplarının demokratlığını sorgulayan birinin önce kendi demokratlığını tartması gerekmez mi?Peki hiç tanımadığınız insanları:hangi gazeteyi okudukları,o gazeteyi okudukları için de demokratlıklarının kuşkulu olacağını ve bundan ötürü de yorum dahi yazmaya değer bulunmadıklarını söylemek sizce demokratlıkla bağdaşır mı?Öyle ya demokratlığı ölçü olarak koyan sizsiniz;bu genellemeci tavır,bu hangi gazeteyi okudukları kehaneti,yüzdelere vurma vs demokratlıksa demokratlığınız sizin olsun derim.
Kaldı ki Atilla İlhan’ı referans verdiğiniz sözler de oranlar da(tabiri mazur görün)tam bir sallama örneği.Atilla İlhan,hatırladığım kadarıyla kendi gibi ulusalcıların sarıldığı “hainlik”yaftası üzerinden “%10 vatan haini kontenjanı genel itibariyle elit kesim içindedir”gibi veciz(!)bir söz etmişti.Oysa sizin sinir uçlarınızı harekete geçiren 35 bin kişilik oran(DD ve Taraf’ın ortak okur kitlesi) Türkiye nüfüsuyla orantılandığında %7′ye değil % 0,2 gibi bir orana karşılık gelir.Matematiğiniz zayıfsa yardımcı olayım:Atilla İlhan bu tahminde bulunurken Türkiye nüfusu yaklaşık olarak 70 milyon cıvarındadır,% 7 olabilmesi için tahammül etmekte zorlandığınız DD veya Taraf’severlerin 10 milyon olması gerekir(di).Neyse demekki %0,2 lik oran dahi uykulaınızı kaçırmaya yetiyormuş.Vallahi işiniz zor,Allah yardım etsin ne diyeyim…
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Şub 11, 2011 | Reply
Once Tayfun’um, ondan sonra liberalim, ondan sonra muslumanim, ondan sonra Turk’um, Kurd’um, Arap’im vs. vs. Once birey olup, kendine has, hic kimseninkine benzemeyen bir kimligi olmali bir insanin. Ondan sonra inanci gelir. Musluman mi, hristyan mi, ateist mi, her neyi istiyorsa. Bir aidiyet duyulacaksa bu yaptigi isin benzerini yapan, benzer deger yargilarina sahip insanlarla; inancina, dunyayi, hayati yorumlayisina ama kendi beyniyle yorumlayisina gore olmali. Irka, etnisiteye gore aidiyet hissi en son gelmesi, hatta hic olmamasi gerekirken ilk geliyor ciddi bir kesimde bizim ulkemizde malesef. Tabi bunun temelinde Turk irkciligina dayali egitim sistemimiz ve buna direnecegiz, misilleme yapacagiz diye yeralti orgutlenmeleriyle yapilan Kurt irkciligi var. Bunlari soyleyince ne Turk irkcilarinin hosuna gidiyor, ne de Kurt irkcilarinin… Iki taraf da karsi tarafin irkcisi olmakla sucluyor bu sozleri soyleyeni. Halbuki irkcinin onde gideni kendileri…
Yazan:bsm Tarih: Şub 11, 2011 | Reply
Evet bizdeki ırkçılık nüveleri birbirini karşılıklı olarak bileyen ve besleyen bu anlayış sayesine güçlenmiştir.Ve evet bu saptamada bulundunuz mu her iki taraf da sizi karşı tarafın ırkçısı olarak suçluyor.
Bunu bizzat yaşadığım için söylüyorum.Irkçılığı kendimce tehlikeli bulduğum bir yorumumda hiç unutmam Türklük adına itirazda bulunanlarca Kürt ırkçısı,Kürtlük adına itiraz edenlerce de Türk ırkçısı ilan edilmiştim.
Düşünebiliyor musunuz,bir görüş üzerinden iki tarafın da hedefi olunabiliyorsunuz.Kardeşim ikisi birden olunmaz diyeceksiniz ama kimi ikna edeceksiniz?Demek ki hiç değilse bir tarafın ırkçısı kalabilmek için bir tarafın ezberlerine intibak etmek gerekiyormuş!Hiç değilse adres belli olur ve bir tarafın hışmından kurtulmuş olursunuz.Tabi böyle olduğunda asıl ırkçılık da o zaman başlıyor ama ırkçılıkla kafayı bozanlara bunu izah etmek çok güç.Güç çünkü saflar öylesine keskinleşmiş,her bir taraf duymak istediği sözlere öyle angaje olmuştur ki,alternatif bir görüşe/söze hiçbir taraf yanaşmak istemiyor.
İnşallah aşılır bu zihniyet,yoksa birbirimize ırkçılık yaftası vurmakla farkında olmadan ırkçılık illetine bulaşmamız işten bile değildir.
Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Şub 11, 2011 | Reply
@rasim özkan,
Iki seneden fazla izliyorum DD sitesini ama hic Türk düsmanina rastlamdim burda. Sorun Köktenkemalist yobazlarin yapici olan elestirileri bile hazim edememesidir.
Yazan:ali duman Tarih: Şub 11, 2011 | Reply
bu ülkede irili ufaklı geneli, yereli olmak üzere yüzlerce gazete, dergi vs. çıkmaktadır.
her görüşe ait gazete, dergi vs.nin çıkıyor olması o ülkenin fikirsel zenginliğinin, özgürlüğünün gelişmişliğini göstermesi açısından önemli bir göstergedir.
hal böyleyken 35.000 satan mütevazi bir gazeteye olan ÖZEL düşmanlığın sebebi ne olabilir?
@rasim özkan;
bu tahammülsüzlük ve düşmanlığınızın sebebi nedir?
bu tahammülsüzlük ve düşmanlığın -dünyadaki- adı nedir?
dünyanın en fazla toplum mühendisi istihdamının olduğu bu ülkedeki toplum mühendisliği uygulamaları bünyenize pek iyi gelmemiş anlaşılan, bu nedenle önce bir kendinizi gözden geçirmenizde(öz eleştiri), kifayetli olmayacaksa bir toplum bilimcisine ve psikiyatra görünmekte büyük fayda var.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Şub 11, 2011 | Reply
Insallah!
Yazan:ali yardım Tarih: Şub 12, 2011 | Reply
Türkiye’de Türk ulusçuluğuna karşı çıkmak daha kolay. bunun nedeni ise basit, Türk uluslaşması süreci en az 90 yıllık bir süreç, ve bu sürecin seyyiatı görülür bir halde. ve Türk milliyetçiliği, egemen milliyetçi söylemi kullanması hasebiyle, aydınlar tarafından çok rahatlıkla farkedilip lanetlenebiliyor. “yeniçağ” yahut “ortadoğu” gazetelerinin söylemlerine bakmak kafi. oysa Kürt ulusçuluğu, egemen bir söyleme sahip değil. insani duyarlılıklara dayanıp, ajitasyonlar ile kendini ifade ediyor. klasik ulusçu söylemi kullanmayan, ancak Kürt entelektüeller arasında sürekli leit-motiv’de işlenen bir tema niteliğinde, Kürt uluslaşması. birçoğunun tek millet söylemine karşı çıkmasının nedeni, aslına bakarsanız bu “millet” in Türklüğe olan referansından ziyade, bir “Kürt uluslaşması” özleminden kaynaklanıyor. arzu ettikleri dayanakları ise zaten Türk uluslaşma sürecinin handikapları ortaya koymuş durumda. bu duruma yapılan eleştiri, Kürt karşıtlığı olarak lanse ediliyor. Kürt teali cemiyetinden beri var olan Jön Kürtlerin, bu ulusçuluğu Kürt toplumunun tabanına yaymaları için gerekli argümanlar, devletimizin zaafları eseri ortaya çıktı.
kanımca egemen söylemi kullanan ulusçuluğun, tenkit edilebilmesinin kolay olması;ezilen söylemi kullanan ulusçuluğun ise farkedilmesinin zorluğu, aydınların bu konuda Kürt ulusçuluğuna göz kıpmasına vesile oluyor. aynı örnek olmasa bile almanya ya göz atalım; Nazilerin milliyetçiliği; kolaylıkla reddedilebilecek sert bir söylemin sahibi iken,bir sosyal demokrat olan sarrazin’in milliyetçiliği -nazilerle aynı duyarlılığı- daha farklı bir ambalajla ortaya koyuyor.
daha önce ifade ettiğim ve çok tepki aldığım bir yorumumu yineleyeceğim. 70 yaşında bir teyzenin kendi dilini konuşma talebi ve “kürt” olduğunu ikrar etmesiyle; jön kürtlerin “Kürtlük” talepleri arasında ciddi fark var. insani duyarlılıklarımız, bir ulusçuluğu görmememiz için istismar ediliyor. bir Kürtle soğukkanlı biçimde bu konuyu konuşmak bu yüzden mümkün değil. bir vakitten sonra karşınızdaki, bu meseleyi teşrih etmek yerine, diyarbakır hadiselerini anlatıp durmaya başlıyor. acılar üzerinden kendini kanıtlamaya çalışan, bir ulus kimlik talebi bu.
bu sitede “Türk düşmanlığı yapılıyor” yorumunu keşke özeleştiri süzgecinden geçirebilseydiniz. bir yorumcunun tamamen fevri tavrı, sizi özeleştiriden alıkoyuyor. pkk yandaşı değilsiniz, ama kürt ulusçuluğuna maalesef göz kırpıyorsunuz.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Şub 12, 2011 | Reply
@ Ali Yardim,
Sozlerinizin altina imzami atiyorum. Harika ifade etmissiniz. Zaten 1789 Fransiz Ihtilali ile baslayan milliyetcilik akimlarinin kokeninde de “ezilmis halklar” soylemi vardir. Osmanli’dan ayrilan Sirplar, Yunanlar vs.’dir bu milliyetcilik akimini dunyaya yayan. Turk milliyetciligi topu topu 100 yillik gecmise sahip, Balkan ulkelerindeki milliyetciligi taklit eden; birakin baska milletleri asimile etmeyi, daha Turkler arasinda bile dogru duzgun yayilmamis bir hastaliktir. Siz gidin milliyetciligi bir de Balkan ulkelerinde gorun. Milliyetcilikle, irkcilikla nasil kafayi bozduklarina sahit olun.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Şub 12, 2011 | Reply
Bu ulkelerde birisine “irkci!” dediginizde alinmaz, kendini savunmaya bile gecmez. “Evet, irkciyim, ne olmus yani?” der. Ulkemizde en azindan bu, hala bir hakaret olarak algilaniyor. MHP’lisi bile “ben irkci degilim” diyor. Bu bile, halkimizi Balkan ulkeleri vb. irkcilik hastaligina yakalanmis ulkelerden ayiriyor. Ancak, farkinda olmadan bu hastaliga kendim de dahil olmak uzere bircogumuz yakalaniyoruz. Bu hastaliga karsi bir savunma mekanizmasi gelistirmemiz sart. Ben, bu hastaliktan korunmanin en garantili yolunun bireycilik ve liberallik oldugunu dusunuyorum. Cunku, bu hastaligin kokeninde aidiyet duygusu, bir yerlere ait olma gudusu oldugunu dusunuyorum. Bu duygudan arinmanin en iyi yolu da global dusunmek. Yani, ben mesela, finans isiyle ugrasiyorum. Dunyada bu isle ugrasan insanlarin olusturdugu bir grup benim referans grubum oluyor. Cunku, bir insanin gunde 8 saatini ayirdigi is o kisinin kisiligini olusturuyor. Internet uzerinden dunyadaki butun finanscilarla iletisime geciyorum ve bu platformda sorunlarimizi, isimizin guzelliklerini, sevinclerimizi, uzuntulerimizi, tecrubelerimizi vs. paylasiyoruz. Ulusal ve dar bir vizyondan kendimizi kurtarip, global ve genis bir vizyona sahip oluyoruz. Birbirimizin ulkesine gidip, farkli kulturler taniyoruz. Bir sure sonra, bir bakiyoruz ki, hangi milletten oldugumuzun, hangi kokenlere sahip oldugumuzun bir onemi kalmamis bizim icin. Yardimlasmayi ve dayanismayi ogrenmisiz. Toplumda bir rolumuz var artik. Birileri bizim goruslerimize, tecrubelerimize, elestirilerimize kulak asiyor.
Ayni zamanda, kopek seven birisiyim diyelim ki, yine kopek sevenler dernegine uye oluyorum mesela. Yani hangi gruba uye olacagim, nereye aidiyet duygusu hissedecegim ben dogmadan belirlenmis olmuyor. Nereye ait olacagimi BEN tercih ediyorum. BIZ degil! Boyle olunca da zaten milliyetcilik, irkcilik, fasizm gibi hastaliklara karsi otomatik olarak bagisiklik kazanmis oluyorum.
Yazan:sevim Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
kürtlerden konu açıldığında neden birilerinde bir hazımsızlıktır başlıyor?böylelerine ırkçısınız dendiğinde de kızıyorlar.e ırkçısınız ve hastasınız işte.bunun hakaretle falan bir ilgisi yok.insan ölüsüne leş diyebilen bir insanın ruh zağlığından şüphe ederim ben.ve ayrıca bu çirkin dile cüret etmekte tereddüt etmeyenler ırkçılık dışında hangi sözcükle tanımlanabilir?
ilginçtir bu sözcüğü sarfeden zat pişkince ulusçuluk bilmemne üzerine ahkam kesmekten de geri durmuyor.ya sen önce bir diline sahip çıkmayı öğren,ağzını bir çalkala sonra ulusçuluk üzerine ders ver.
neymiş kütler eziklik üzerinden edebiyat yapıyormuşmuş!bu da ulusçuluk kavramına pek karşılık gelmiyormuşmuş.
peki nedir ulusculuk bir tarif eder misiniz?
ulusçuluğa toptan karşı mısınız?
yoksa ulusçuluk birilerine analarının ak sütü gibi helal da bazıları bunun kıyısından bile geçmemeli midir?
ve eziklik psikoljisi,duygu sömürüsü vs dedilen şey nedir?
yani laf dolandırılmadan şu sorulara bir cevap verilsin önce.
ayrıca 70 yaşındaki kadın kütçe konuşabilmeli ama başka da ileri gidilmesin manasına çıkan sözlerle zaten bırakınız ulusçuluğu,baştan bütün hakların önü kapatılmış olmuyor mu?analar babalar çocuklarımız kayıp diyorlar.bunun sorumluları otaya çıksın diyorlar.demesinler mi?dediler mi ulusçuluk mu yapmış olurlar?
evlatlarının cesetlerine sahip çıkmak nedir sizce?cevabı ben vereyim:iş uluçluğa kaçıyor-değil mi?
e el insaf yani!çocuğum kayıp demeyiceksin.bok yedirecekler sesini çıkarmayacaksın.en pespaye sözcüklerle ölüsüne leş diyecekler,aşağılayacaklar susacaksın!ağzını açtın mı vay sen türk düşmanlığı yapıyorsun!yetmedi bir de bu tür tepkiler “ulusçuluk”tan sayılmazmış diye meseleyi bilimsel düzleme(!)çekip siyasi analizlerle saçmalıklarına haklılık payı kazandıracaksın.geçiniz.
yeter be arkadaş her yorumunda ırkçılıktan başka yaptığın bir şey yok, tamam da bari biraz olsun tutarlı ol!
not:insan ölüsüne leş diyen çirkin dili ve zihniyeti esefle kınıyorum.sitede gözü dönmüş böylesi insanlık düşmanlarının tüm insanlığı yaralayıcı sözlerine izin verildiği için de siteyi protesto ediyorum.bu zat çıkıp özür dilemeli ya da o çirkin söz silinmelidir.orada durduğu sürece site kirli duracak çünkü.ve orada durduğu sürece insanlık adına bir utanç olarak duracak!
Yazan:ali yardım Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
sevim hanım; yukarıda anlattığım hususun tastamam bir örneğini oluşturduğunuzdan dolayı sizi tebrik ediyorum. serinkanlı bir biçimde yorumumu ve yorumunuzu okuyanlar, benim ne demek istediğimi anlarlar.
sizin bana ırkçı demenizi, demokrat demenize tercih ederim. pkk’ya sempatiyle bakan bir ağızdan duyduğum düşmanca sözler, beni rahatsız etmez.
Yazan:sevim Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
söylemenize hiç gerek yoktu ırkçılığınızla ne kadar gurur duyduğunuz yeterince anlaşılıyor zaten. ayrıca müsterih olun öcü gibi korktuğunuz demokratlık tanımını size yakıştıracak değilim.o tanım size uygun değil,iyi durmaz yani.
ancak döktüğünüz son incilerle ne kadar iftiracı olduğunuzu da tescillemiş oldunuz.
serinkanlı okunursa her şey anlaşılacak,doğru.peki hadi söylediklerimi takıntılarınızdan ötürü çarpıtmayı seçtiniz peki pkk’ya sempati duyduğum nerede yazılı?yoksa faşizan dil kullanmayanlar direkt pkk sempatizanı mı oluyor?ne demişim “insan ölüsüne leş denmez”.pkk’yı günahım kadar sevmem,gittiği yolu da asla onaylamıyorum.onaylamadığım gibi kürt halkının uğradığı zulüm ve baskılar da,egenekon terör örgütü kadar pkk terör örgütünün marifetlerinin sonucudur.eşkiya eşkiyadır,bunun etö’sü,pkk’sı olmaz!terör terördür devlet terörü mü,pkk terörü mü diye ayrılmaz.ancak pkk’ya karşı olmak ayrı,insan ölüsüne leş demek apayrı bir şeydir.budur söylemek istediğim.fakat buna karşın köşeye sıkıştıkça beni pkk sempatizanı olmakla suçlayamaya sığınacaksanız hiç mahsuru yok.nasıl biliyorsanız öyle bilin inanın hiç umurumda değil çünkü vicdanım rahat.çünkü tutucu ve inkarcı değilim,iftirayla işim olmaz.benim için önce insan olsun; türk olmuş,kürt olmuş,acem olmuş hiç farketmez.çok şükür böyle takıntılarım yoktur.
peki ya siz!bırakın okuyanlar ne diyecek ne düşünecek,bir kere olsun serinkanlı davranarak kendinizi sorgulamayı denediz mi,yazdıklarınızı bir kere olsun tekrar gözden geçirdiniz mi?
evet şu anda sert bir dil kullandığımın farkındayım.bundan mutluluk da duymuyorum.ama biraz vicdan ya.söylemediklerimden beni sorumlu tutmaktan hiç mi hicap duymuyorsunuz?işte bu anlayışa sinirleniyorum.göz göre göre lafın çarpıtılmasına,aka kara,karaya ak denmesine,her söylenenin altında niyet okuyarak çıkarımlarda bulunumasına tahümmül edemiyorum.neyse boşa anlatıyorum bunları her şeyi Allaha havale ediyorum,ilahi adalet diye bir şey var çünkü.sizi takıntılarınız ve hezeyanlarınızla başbaşa bırakıyorum.
Yazan:R.ışık Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
cesaret,herşeyin başı cesaret,80 yıllık yanlışlarımızı kabul etme cesreti,herşeyi konuşabilme cesareti,,daha bizlerde düşünce düzeyinde,düşünme cesareti yok bazı konularda,nerde siyasi tavır cesareti olsun….
Yazan:ali duman Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
madem ki konu kürtler değinmeden geçemeyeceğim.
BDP, balyoz’dan tutuklanan generallere neredeyse üzülüğünü açıklayacak, buna ramak kaldı…
BDP’li Bengi Yıldız “bu tutuklanmaların niye seçim öncesine geldiğini” eleştiriyor, bengi yıldız’ın gönlü hoş olsun diye seçimler beklenseydi keşke (!) hazretleri tıpkı chp’liler gibi mazrufla değil zarfla ilgili. işin özünü bırakmış şekil şemalle ilgili. (halkına ihanet kokusu var, durum mide bulandırıyor)
ya hû ETÖ’den, JİTEM’den en çok acıyı çekmiş olan kürt halkının temsilcisi neredeyse tutuklamalardan rahatsız olduğunu açıklayacak, zaten tevvekkel değil, bu BDP kürt sözünü ağzına dahi alamayan, hatta kürtler için “eninde sonunda kucağımıza oturacaklar” diyen chp’ye hiç ilişmiyor, bırakın chp’yi ETÖ’ye JİTEM’e karşı bir siyasi duruşlarını göremiyoruz. insanın aklına başka şeyler geliyor, sakın ola bu BDP’de kürt halkının gözyaşından, mağduriyetinden, ezilmişliğinden besleniyor olmasın, kemalizmin kürtlüğe bir yansıma mıdır? kürtlerin chp’si bdp’midir?
gündeme getirmeye ve tartışmaya değer bir konudur, zira hazır ORTADOĞU DEVRİMİ’nin de başladığı bir dönemdeyiz, maskeleri düşürmenin, ezberleri bozmanın tam zamanıdır.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Şub 13, 2011 | Reply
@ Ali Duman,
Yine son derece yerinde ve mantikli tespitlerle tasi gedigine koymussunuz. Elinize, fikrinize saglik.