<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 06:33:16 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kırık parçalar (Marilyn Monroe) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-86812</link>
		<dc:creator>Kırık parçalar (Marilyn Monroe) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 22:29:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-86812</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fuhuş : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-85664</link>
		<dc:creator>Fuhuş : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 08:59:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-85664</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Abdurrahim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-71305</link>
		<dc:creator>Abdurrahim</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 18:56:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-71305</guid>
		<description>Moskova'dan hürmetler ve sevgiler bütün katilimcilara. Bu güzel foruma katkida bulunmak isterdim, bana ait olmayan ama yürekten katildigim bir metinle :

Alexander solzhenitsyn'in 8 haziran 1978 tarihinde, batıya göç ettikten sonra harvard üniversitesi'nde yaptığı konuşmadır.

sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'ndeki durumu özetleyen soljenitsin, batı dünyasını da "ikiye ayrılmış dünya" içerisinde irdeledikten sonra, "ancak batıyı kendi ülkeme bir model olarak sunar mıyım? hayır!" der ve devam eder: "hayır kendi toplumuma sizin toplumunuzu dönüşülmesi gereken bir ideal olarak sunamam. sizin toplumunuz manevi olarak çökerken bizim toplumumuz çekilen bunca acıya rağmen manevi olarak öyle yükselmiştir ki sizin modeliniz bize çekici gelmez. yeni karşılaştığım yaşam stilinizin karakteristik özellikleri dahi fazlasıyla üzücüdür.

tartışılamaz bir gerçek, insan karakteri batı'da gittikçe güçsüzleşirken, doğu da gelişmekte ve güçlenmektedir. bizim insanlarımız, 60 senedir ve doğu avrupa 30 senedir batı ile karşılaştırılamaz bir manevi eğitimden geçmektedir. batıya göre, kompleks ve ölümcül yaşam stilimiz daha güçlü, daha derin ve daha ilginç karakterler ortaya çıkarmaktadır. dolayısıyla eğer bizim toplumumuz sizin toplumunuza dönüştürülürse evet bazı alanlarda gelişmeler olabilir ancak yine belli bazı noktalarda da kötüye gidişle karşılaşacağız.

elbette herhangi bir toplum, bizim toplumumuzda olduğu gibi bir adaletsizlik cehenneminde sonsuza kadar yaşayamaz. ancak şu da eşit derecede doğrudur, hiç bir toplum sizin toplumunuz da olduğu gibi ruhsuz ve değersiz de yaşayamaz. onlarca yıl süren şiddet ve baskıdan sonra insanlarımız, bugünün toplu halde yaşayan, kitlesel reklam devriminin yarattığı işgal altında birbiriyle kartlarıyla tanışan, tv izleyicisi ve tolere edilemez korkunç bir müzik altındaki insanlara göre daha yüksek, daha sıcak ve daha saf bir hal almıştır.

bütün bunlar, gezegenimizde yaşayan bütün gözlemciler için açık ve sayısız göstergelerdir. batının yaşama stili gözde bir model olmadığı gibi gittikçe de daha az öykünülecek bir hale dönüşmektedir. 

tarihin toplumları çöküş aşamasında uyardığı sayısız semptom bulunmaktadır. mesela bir örnek vermek gerekirse, sanatı küçümsemek ve yoksaymak ile devlet adamı çıkartamamak bunlardan sayılabilir. ancak daha açık ve katı uyarılar da var. sizin demokrasinizin merkezinde, yalnızca bir kaç saat için elektrikler kesildi ve birden binlerce amerikan vatandaşı yağmaya ve şiddet eylemlerine başladı. filmin bu yüzeyi son derece ince olmalıdır, o halde sosyal sisteminiz dengesiz ve sağlıksızdır. 

bizim gezegenimize sahip olmak için verilen savaş, maddi veya manevi, evrensel yasaların da savaşıdır. bu savaş gelecekteki bir zaman meselesi de değil, o şimdiden başladı. kötülüğün güçleri kararlı bir şekilde saldırıyorlar. onların baskısını hissedebilirsiniz. buna karşın televizyonlarınızda ve gazetelerinizde sürekli gülen suratlarla kadeh kaldıran insanlar var, merak ediyorum, neyi kutlamaktasınız?"

soljenitsin'in konuşmasından sonra gülen yüzlerin sayısı azaldı. 1980'lerde ronald reagan ve thatcher ile başlayan yeni dönemde, demokrasiler soljenitsin'in bahsettiği problemleri daha fazla çekecekti ancak 91 tarihinde sovyetlerin yıkılması ile sözlerin bir hükmü kalmadı. 

buna karşın soru hala durabilir, global ısınma nedeniyle dünya yaşanabilir bir yer olmaktan çıkarken, milyonlarca göçmen ve işsiz dünyanın hemen hemen her ülkesini doldururken, gezegenin her tarafında bombalar patlarken ve dünya vatandaşlarının çok önemli bir kısmı hala açlık sınırında yaşarken, neyi kutlamaktasınız?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Moskova&#8217;dan hürmetler ve sevgiler bütün katilimcilara. Bu güzel foruma katkida bulunmak isterdim, bana ait olmayan ama yürekten katildigim bir metinle :</p>
<p>Alexander solzhenitsyn&#8217;in 8 haziran 1978 tarihinde, batıya göç ettikten sonra harvard üniversitesi&#8217;nde yaptığı konuşmadır.</p>
<p>sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği&#8217;ndeki durumu özetleyen soljenitsin, batı dünyasını da &#8220;ikiye ayrılmış dünya&#8221; içerisinde irdeledikten sonra, &#8220;ancak batıyı kendi ülkeme bir model olarak sunar mıyım? hayır!&#8221; der ve devam eder: &#8220;hayır kendi toplumuma sizin toplumunuzu dönüşülmesi gereken bir ideal olarak sunamam. sizin toplumunuz manevi olarak çökerken bizim toplumumuz çekilen bunca acıya rağmen manevi olarak öyle yükselmiştir ki sizin modeliniz bize çekici gelmez. yeni karşılaştığım yaşam stilinizin karakteristik özellikleri dahi fazlasıyla üzücüdür.</p>
<p>tartışılamaz bir gerçek, insan karakteri batı&#8217;da gittikçe güçsüzleşirken, doğu da gelişmekte ve güçlenmektedir. bizim insanlarımız, 60 senedir ve doğu avrupa 30 senedir batı ile karşılaştırılamaz bir manevi eğitimden geçmektedir. batıya göre, kompleks ve ölümcül yaşam stilimiz daha güçlü, daha derin ve daha ilginç karakterler ortaya çıkarmaktadır. dolayısıyla eğer bizim toplumumuz sizin toplumunuza dönüştürülürse evet bazı alanlarda gelişmeler olabilir ancak yine belli bazı noktalarda da kötüye gidişle karşılaşacağız.</p>
<p>elbette herhangi bir toplum, bizim toplumumuzda olduğu gibi bir adaletsizlik cehenneminde sonsuza kadar yaşayamaz. ancak şu da eşit derecede doğrudur, hiç bir toplum sizin toplumunuz da olduğu gibi ruhsuz ve değersiz de yaşayamaz. onlarca yıl süren şiddet ve baskıdan sonra insanlarımız, bugünün toplu halde yaşayan, kitlesel reklam devriminin yarattığı işgal altında birbiriyle kartlarıyla tanışan, tv izleyicisi ve tolere edilemez korkunç bir müzik altındaki insanlara göre daha yüksek, daha sıcak ve daha saf bir hal almıştır.</p>
<p>bütün bunlar, gezegenimizde yaşayan bütün gözlemciler için açık ve sayısız göstergelerdir. batının yaşama stili gözde bir model olmadığı gibi gittikçe de daha az öykünülecek bir hale dönüşmektedir. </p>
<p>tarihin toplumları çöküş aşamasında uyardığı sayısız semptom bulunmaktadır. mesela bir örnek vermek gerekirse, sanatı küçümsemek ve yoksaymak ile devlet adamı çıkartamamak bunlardan sayılabilir. ancak daha açık ve katı uyarılar da var. sizin demokrasinizin merkezinde, yalnızca bir kaç saat için elektrikler kesildi ve birden binlerce amerikan vatandaşı yağmaya ve şiddet eylemlerine başladı. filmin bu yüzeyi son derece ince olmalıdır, o halde sosyal sisteminiz dengesiz ve sağlıksızdır. </p>
<p>bizim gezegenimize sahip olmak için verilen savaş, maddi veya manevi, evrensel yasaların da savaşıdır. bu savaş gelecekteki bir zaman meselesi de değil, o şimdiden başladı. kötülüğün güçleri kararlı bir şekilde saldırıyorlar. onların baskısını hissedebilirsiniz. buna karşın televizyonlarınızda ve gazetelerinizde sürekli gülen suratlarla kadeh kaldıran insanlar var, merak ediyorum, neyi kutlamaktasınız?&#8221;</p>
<p>soljenitsin&#8217;in konuşmasından sonra gülen yüzlerin sayısı azaldı. 1980&#8242;lerde ronald reagan ve thatcher ile başlayan yeni dönemde, demokrasiler soljenitsin&#8217;in bahsettiği problemleri daha fazla çekecekti ancak 91 tarihinde sovyetlerin yıkılması ile sözlerin bir hükmü kalmadı. </p>
<p>buna karşın soru hala durabilir, global ısınma nedeniyle dünya yaşanabilir bir yer olmaktan çıkarken, milyonlarca göçmen ve işsiz dünyanın hemen hemen her ülkesini doldururken, gezegenin her tarafında bombalar patlarken ve dünya vatandaşlarının çok önemli bir kısmı hala açlık sınırında yaşarken, neyi kutlamaktasınız?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>vera tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-70006</link>
		<dc:creator>vera</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 16:35:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-70006</guid>
		<description>geçenlerde katıldığım bir sinema atölyesinde zuhal olcayın fahişe rolünü oynadığı iki kadın filmini izlemiştik. filmde kadın bu işi isteyerek yaptığını ifade ediyordu bikaç sahnede. film bitince bir arkadaş: "o kadın fahişe değil asıl ben fahişeyim, istemediğim bir bölümü okuyorum üniversitede" dedi. bu söz üzerinden yorum yaptık bilhassa. özgürlük ve bu bedeni kullanma hakkı arasındaki ilişki; insan herşey kendinin sanınca her iş gibi bu sorun da çıkmaza giriyor. 
bana o günde DD'den öğrendiğim şu sözü hatırlatmıştı tartışma: hayvan serbesttir, insan özgürdür.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>geçenlerde katıldığım bir sinema atölyesinde zuhal olcayın fahişe rolünü oynadığı iki kadın filmini izlemiştik. filmde kadın bu işi isteyerek yaptığını ifade ediyordu bikaç sahnede. film bitince bir arkadaş: &#8220;o kadın fahişe değil asıl ben fahişeyim, istemediğim bir bölümü okuyorum üniversitede&#8221; dedi. bu söz üzerinden yorum yaptık bilhassa. özgürlük ve bu bedeni kullanma hakkı arasındaki ilişki; insan herşey kendinin sanınca her iş gibi bu sorun da çıkmaza giriyor.<br />
bana o günde DD&#8217;den öğrendiğim şu sözü hatırlatmıştı tartışma: hayvan serbesttir, insan özgürdür.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>göktürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-69985</link>
		<dc:creator>göktürk</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 11:49:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-69985</guid>
		<description>benim bu yazı hakkında ki düşüncem ..doğrusu da var yanlışıda..tamam insanın fiziksel ihtiyaçları çoğu zaman öncelikli gelir ama ,bu istekleri karşılayabilmek için illaki fahişelik yapmak gerekmez.Bu bir kendini kandırma ,sığınma ,hatta kadının düştüğü bu durumu anlamaya  çalışma perdesi arkasında ,onun bu durumunun normal olduğunu hissettirerek  bulunulan vaziyetten  kendince haklı sonuçlar çikararak iradesini kullanmamasına ve içindeki o cevheri çıkaramamasına bir destektir.Eğer biz gerçekten erdemli isek onu asil duygulara kapamak yerine maddi tarzda yarmcı olabiliriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>benim bu yazı hakkında ki düşüncem ..doğrusu da var yanlışıda..tamam insanın fiziksel ihtiyaçları çoğu zaman öncelikli gelir ama ,bu istekleri karşılayabilmek için illaki fahişelik yapmak gerekmez.Bu bir kendini kandırma ,sığınma ,hatta kadının düştüğü bu durumu anlamaya  çalışma perdesi arkasında ,onun bu durumunun normal olduğunu hissettirerek  bulunulan vaziyetten  kendince haklı sonuçlar çikararak iradesini kullanmamasına ve içindeki o cevheri çıkaramamasına bir destektir.Eğer biz gerçekten erdemli isek onu asil duygulara kapamak yerine maddi tarzda yarmcı olabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Körlerin gördüğü, gözlerin görmediği ateş : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-69783</link>
		<dc:creator>Körlerin gördüğü, gözlerin görmediği ateş : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 15:06:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-69783</guid>
		<description>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yeni başlayanlar için “Müslüman” Marx : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-66916</link>
		<dc:creator>Yeni başlayanlar için “Müslüman” Marx : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 15:03:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-66916</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberal tilkiler için bir çalar saat? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-57545</link>
		<dc:creator>Liberal tilkiler için bir çalar saat? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 14:00:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-57545</guid>
		<description>[...] anne-babalara da &#8220;dur&#8221; demek için ahlâkî bir freniniz, referansınız kalmıyor. Fahişelik, şehitlik ve özgürlük ya da Kadınsız bir dünyaya doğru&#8230;  gibi makalelerin altında detaylarıyla [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] anne-babalara da &#8220;dur&#8221; demek için ahlâkî bir freniniz, referansınız kalmıyor. Fahişelik, şehitlik ve özgürlük ya da Kadınsız bir dünyaya doğru&#8230;  gibi makalelerin altında detaylarıyla [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-52545</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 13:00:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-52545</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberalizmin iç hastalıkları(1): İnsan’ı birey zannetmek : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47909</link>
		<dc:creator>Liberalizmin iç hastalıkları(1): İnsan’ı birey zannetmek : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 09:36:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47909</guid>
		<description>[...] X Hanım &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük &#8221; isimli yazımı okumuş. Bu yazıya cevaben uzun ve çok önemli bir mektup yazmış. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] X Hanım &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük &#8221; isimli yazımı okumuş. Bu yazıya cevaben uzun ve çok önemli bir mektup yazmış. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47641</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 23:21:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47641</guid>
		<description>Tayfun Bey,

&lt;strong&gt;hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.&lt;/strong&gt; açayim.

çocuklara özgüven verme konusunda temkinden yanayim. Onlara hata yapma hakki vermeli. Bir de her çocugun tabiati farklidir. Mesela babanizin yöntemi bir baskasi için çok iyi yürüyebilirdi. Ama siz bu korkunuzu nasil asacaksiniz? bir sorun olan bu korkudan acaba faydali bir eser üretebilecek misiniz? 

&lt;strong&gt;hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.&lt;/strong&gt; Özgür oldugumuz nokta budur. Tecavüze ugrayan bir kadin intihar eder, bir digeri izdiraplarini anlatan roman yazar, romani aci çeken kadinlara sifa olur, sevaba girer, bir de nobel ödülü alir, hem dünyasini hem de ahiretini kurtarmis olur :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tayfun Bey,</p>
<p><strong>hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.</strong> açayim.</p>
<p>çocuklara özgüven verme konusunda temkinden yanayim. Onlara hata yapma hakki vermeli. Bir de her çocugun tabiati farklidir. Mesela babanizin yöntemi bir baskasi için çok iyi yürüyebilirdi. Ama siz bu korkunuzu nasil asacaksiniz? bir sorun olan bu korkudan acaba faydali bir eser üretebilecek misiniz? </p>
<p><strong>hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.</strong> Özgür oldugumuz nokta budur. Tecavüze ugrayan bir kadin intihar eder, bir digeri izdiraplarini anlatan roman yazar, romani aci çeken kadinlara sifa olur, sevaba girer, bir de nobel ödülü alir, hem dünyasini hem de ahiretini kurtarmis olur :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tayfun_Korkut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47632</link>
		<dc:creator>Tayfun_Korkut</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 18:29:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47632</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;21ci yüzyılda ahlâkı bize kim öğretebilir ?

Bir insanı eğitim yoluyla “ahlâklı” yapmak mümkün mü? En azından vicdanının sesini duymaya ve komutandan, patrondan önce vicdana uymaya hazır hale getirebilir miyiz çocukları? Belki de millî eğitim isimli çamaşırhanelerde beyinleri yıkamasak, onlara kulaklarını tıkamayı öğretmesek zaten duymaları gereken sesi duyacaklar… &lt;/blockquote&gt;
-Kesinlikle katiliyorum. Tespitler harika.

&lt;blockquote&gt;Özgürlük ve ahlâk SADECE bireysel midir?

 

6 yaşındaki kızım oldukça yüksek bir kaydıraktan kayacak cesareti kendinde bulamadığı için ağlıyordu :

-Evlâdım üzülme, salıncaklara git.

-Ama benden küçükler bile yapıyor, ben yapamıyorum.

-Canın istemiyorsa mecbur değilsin.

-Canım istemiyor ama ben istiyorum!&lt;/blockquote&gt;
-Simdi bu durumda kiziniza adim adim "soyle yap, boyle yap" diye kayincaktan nasil kayilacagini gostermeniz gerektigini mi dusunuyorsunuz; yoksa "kizim korkma, dene, yalniz basina da kayabilirsin" mi diyorsunuz? Hangi yaklasim sizce daha dogru? Ben 2.'sinin daha dogru olduguna inaniyorum. Ancak babam bu 2. yaklasimin asirisiydi. Yuzmeyi ogrenmem icin beni dalgali denizin derinliklerinde aglata aglata denize atmisti, korkup kactigim icin yakalayip kafami zorla suya sokmustu. O gunden beri su gorunce korkuyorum. Bu kadari da fazla ama acaba batili anne-babalar gibi cocuklari bilhassa 18 yasindan itibaren serbest birakip, onlara kendi baslarina dogruyu bulmalarini mi telkin etmek gerekiyor sizce? Tamam, bu sekilde alkol, uyusturucu, fuhus vb. kotu aliskanliklar edinenler de var ancak bunun yaninda kisiligi gelisen, olgunlasan, cesaret ve ozguven kazanan, hayatta basarili olan gencler de var. ABD'de 18-20 yaslarinda bir cok kisi bizde 25-30 yasinda insanlarin alamayacagi inisiyatifler aliyor, bir ev gecindirme sorumlulugunu ustlenebiliyor, kimsenin icazeti olmadan mortgage'a giriyor, ev aliyor, araba kullaniyor, isinde yoneticilik kademesine gelebiliyor... 25 yasina geldiginde bizim 25 yasindaki gencimizin yapmaktan korktugu bir cok seyi rahatlikla yapabilecek olgunluga ve tecrubeye ulasiyor. Anne-Baba olana kadar iyice pisiyor, kendi ayaklarinin uzerinde durmayi ogreniyor. Ama bizde malesef bir cok kiz-erkek (bilhassa kiz) annesinin dizinin dibinden ayrilip sadece ailelerinin direktifleri, ogutleriyle anne-baba oluyor, bu aldiklari ogutlerin disinda bir durumla karsi karsiya kaldiklarinda da bocaliyorlar, saga sola akil danisip duruyorlar, ancak bir sonuca varamiyorlar. Cunku her cocugun, her insanin kendine has ozellikleri var, her ogut her cocukta ayni tepkiyi vermiyor. Ayni aile icinde bile cok farkli karakterlerde cocuklar yetisebiliyor. Bu durumda ailelerin cocuklarinin zihinsel gelisimi, egitimi icin gerekli olanaklari saglayip, ona gerekli ozguveni verip, 18 yasinda kendi hayatiyla ilgili kararlari kendisi alabilecek kapasiteye getirmesi gerekiyor diye dusunuyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>21ci yüzyılda ahlâkı bize kim öğretebilir ?</p>
<p>Bir insanı eğitim yoluyla “ahlâklı” yapmak mümkün mü? En azından vicdanının sesini duymaya ve komutandan, patrondan önce vicdana uymaya hazır hale getirebilir miyiz çocukları? Belki de millî eğitim isimli çamaşırhanelerde beyinleri yıkamasak, onlara kulaklarını tıkamayı öğretmesek zaten duymaları gereken sesi duyacaklar… </p></blockquote>
<p>-Kesinlikle katiliyorum. Tespitler harika.</p>
<blockquote><p>Özgürlük ve ahlâk SADECE bireysel midir?</p>
<p>6 yaşındaki kızım oldukça yüksek bir kaydıraktan kayacak cesareti kendinde bulamadığı için ağlıyordu :</p>
<p>-Evlâdım üzülme, salıncaklara git.</p>
<p>-Ama benden küçükler bile yapıyor, ben yapamıyorum.</p>
<p>-Canın istemiyorsa mecbur değilsin.</p>
<p>-Canım istemiyor ama ben istiyorum!</p></blockquote>
<p>-Simdi bu durumda kiziniza adim adim &#8220;soyle yap, boyle yap&#8221; diye kayincaktan nasil kayilacagini gostermeniz gerektigini mi dusunuyorsunuz; yoksa &#8220;kizim korkma, dene, yalniz basina da kayabilirsin&#8221; mi diyorsunuz? Hangi yaklasim sizce daha dogru? Ben 2.&#8217;sinin daha dogru olduguna inaniyorum. Ancak babam bu 2. yaklasimin asirisiydi. Yuzmeyi ogrenmem icin beni dalgali denizin derinliklerinde aglata aglata denize atmisti, korkup kactigim icin yakalayip kafami zorla suya sokmustu. O gunden beri su gorunce korkuyorum. Bu kadari da fazla ama acaba batili anne-babalar gibi cocuklari bilhassa 18 yasindan itibaren serbest birakip, onlara kendi baslarina dogruyu bulmalarini mi telkin etmek gerekiyor sizce? Tamam, bu sekilde alkol, uyusturucu, fuhus vb. kotu aliskanliklar edinenler de var ancak bunun yaninda kisiligi gelisen, olgunlasan, cesaret ve ozguven kazanan, hayatta basarili olan gencler de var. ABD&#8217;de 18-20 yaslarinda bir cok kisi bizde 25-30 yasinda insanlarin alamayacagi inisiyatifler aliyor, bir ev gecindirme sorumlulugunu ustlenebiliyor, kimsenin icazeti olmadan mortgage&#8217;a giriyor, ev aliyor, araba kullaniyor, isinde yoneticilik kademesine gelebiliyor&#8230; 25 yasina geldiginde bizim 25 yasindaki gencimizin yapmaktan korktugu bir cok seyi rahatlikla yapabilecek olgunluga ve tecrubeye ulasiyor. Anne-Baba olana kadar iyice pisiyor, kendi ayaklarinin uzerinde durmayi ogreniyor. Ama bizde malesef bir cok kiz-erkek (bilhassa kiz) annesinin dizinin dibinden ayrilip sadece ailelerinin direktifleri, ogutleriyle anne-baba oluyor, bu aldiklari ogutlerin disinda bir durumla karsi karsiya kaldiklarinda da bocaliyorlar, saga sola akil danisip duruyorlar, ancak bir sonuca varamiyorlar. Cunku her cocugun, her insanin kendine has ozellikleri var, her ogut her cocukta ayni tepkiyi vermiyor. Ayni aile icinde bile cok farkli karakterlerde cocuklar yetisebiliyor. Bu durumda ailelerin cocuklarinin zihinsel gelisimi, egitimi icin gerekli olanaklari saglayip, ona gerekli ozguveni verip, 18 yasinda kendi hayatiyla ilgili kararlari kendisi alabilecek kapasiteye getirmesi gerekiyor diye dusunuyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>butunuyle kuskudayiz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47624</link>
		<dc:creator>butunuyle kuskudayiz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 10:36:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47624</guid>
		<description>''Hollanda’da özgürlük(!) uğruna çocukla cinsel ilişkinin yasallaşması.''

yukarıda kullandığınız bilginin doğru olduğundan emin misiniz..?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Hollanda’da özgürlük(!) uğruna çocukla cinsel ilişkinin yasallaşması.&#8221;</p>
<p>yukarıda kullandığınız bilginin doğru olduğundan emin misiniz..?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47141</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 16:10:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47141</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Okuma önerisi &#124; Mustafa Aslan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-44129</link>
		<dc:creator>Okuma önerisi &#124; Mustafa Aslan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 13:08:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-44129</guid>
		<description>[...] http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] <a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/</a> [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-43712</link>
		<dc:creator>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 18:05:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-43712</guid>
		<description>[...] özde bireysel olup olamayacağı konusunda tartışırken bu iç savaşa işaret etmiştim. &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&#8221; isimli yazıdan [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] özde bireysel olup olamayacağı konusunda tartışırken bu iç savaşa işaret etmiştim. &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&#8221; isimli yazıdan [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>enes tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38849</link>
		<dc:creator>enes</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 18:20:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38849</guid>
		<description>bu sıtenın en guzel yanı herkesın dusuncesını ozgurce beyan edebılmesı sanırım ve yazının tamamını ''ben'' okudum et olan ben ıse bı haylı zorlandı acıkcası yınede bu fıkırlerın bırcoguna katılsam da, bırcogunada katılmıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu sıtenın en guzel yanı herkesın dusuncesını ozgurce beyan edebılmesı sanırım ve yazının tamamını &#8221;ben&#8221; okudum et olan ben ıse bı haylı zorlandı acıkcası yınede bu fıkırlerın bırcoguna katılsam da, bırcogunada katılmıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 90 günde en çok okunan, yorumlanan, bağlantı verilen yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38703</link>
		<dc:creator>Son 90 günde en çok okunan, yorumlanan, bağlantı verilen yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:00:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38703</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38449</link>
		<dc:creator>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 12:41:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38449</guid>
		<description>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 90 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38325</link>
		<dc:creator>Son 90 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 20:17:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38325</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

