<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 17:00:45 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-52545</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 13:00:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-52545</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberalizmin iç hastalıkları(1): İnsan’ı birey zannetmek : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47909</link>
		<dc:creator>Liberalizmin iç hastalıkları(1): İnsan’ı birey zannetmek : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 09:36:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47909</guid>
		<description>[...] X Hanım &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük &#8221; isimli yazımı okumuş. Bu yazıya cevaben uzun ve çok önemli bir mektup yazmış. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] X Hanım &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük &#8221; isimli yazımı okumuş. Bu yazıya cevaben uzun ve çok önemli bir mektup yazmış. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47641</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 23:21:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47641</guid>
		<description>Tayfun Bey,

&lt;strong&gt;hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.&lt;/strong&gt; açayim.

çocuklara özgüven verme konusunda temkinden yanayim. Onlara hata yapma hakki vermeli. Bir de her çocugun tabiati farklidir. Mesela babanizin yöntemi bir baskasi için çok iyi yürüyebilirdi. Ama siz bu korkunuzu nasil asacaksiniz? bir sorun olan bu korkudan acaba faydali bir eser üretebilecek misiniz? 

&lt;strong&gt;hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.&lt;/strong&gt; Özgür oldugumuz nokta budur. Tecavüze ugrayan bir kadin intihar eder, bir digeri izdiraplarini anlatan roman yazar, romani aci çeken kadinlara sifa olur, sevaba girer, bir de nobel ödülü alir, hem dünyasini hem de ahiretini kurtarmis olur :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tayfun Bey,</p>
<p><strong>hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.</strong> açayim.</p>
<p>çocuklara özgüven verme konusunda temkinden yanayim. Onlara hata yapma hakki vermeli. Bir de her çocugun tabiati farklidir. Mesela babanizin yöntemi bir baskasi için çok iyi yürüyebilirdi. Ama siz bu korkunuzu nasil asacaksiniz? bir sorun olan bu korkudan acaba faydali bir eser üretebilecek misiniz? </p>
<p><strong>hayatta basimiza gelenleri yönetemeyiz ama o seylerden ne yaptigimiz bize baglidir.</strong> Özgür oldugumuz nokta budur. Tecavüze ugrayan bir kadin intihar eder, bir digeri izdiraplarini anlatan roman yazar, romani aci çeken kadinlara sifa olur, sevaba girer, bir de nobel ödülü alir, hem dünyasini hem de ahiretini kurtarmis olur :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tayfun_Korkut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47632</link>
		<dc:creator>Tayfun_Korkut</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 18:29:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47632</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;21ci yüzyılda ahlâkı bize kim öğretebilir ?

Bir insanı eğitim yoluyla “ahlâklı” yapmak mümkün mü? En azından vicdanının sesini duymaya ve komutandan, patrondan önce vicdana uymaya hazır hale getirebilir miyiz çocukları? Belki de millî eğitim isimli çamaşırhanelerde beyinleri yıkamasak, onlara kulaklarını tıkamayı öğretmesek zaten duymaları gereken sesi duyacaklar… &lt;/blockquote&gt;
-Kesinlikle katiliyorum. Tespitler harika.

&lt;blockquote&gt;Özgürlük ve ahlâk SADECE bireysel midir?

 

6 yaşındaki kızım oldukça yüksek bir kaydıraktan kayacak cesareti kendinde bulamadığı için ağlıyordu :

-Evlâdım üzülme, salıncaklara git.

-Ama benden küçükler bile yapıyor, ben yapamıyorum.

-Canın istemiyorsa mecbur değilsin.

-Canım istemiyor ama ben istiyorum!&lt;/blockquote&gt;
-Simdi bu durumda kiziniza adim adim "soyle yap, boyle yap" diye kayincaktan nasil kayilacagini gostermeniz gerektigini mi dusunuyorsunuz; yoksa "kizim korkma, dene, yalniz basina da kayabilirsin" mi diyorsunuz? Hangi yaklasim sizce daha dogru? Ben 2.'sinin daha dogru olduguna inaniyorum. Ancak babam bu 2. yaklasimin asirisiydi. Yuzmeyi ogrenmem icin beni dalgali denizin derinliklerinde aglata aglata denize atmisti, korkup kactigim icin yakalayip kafami zorla suya sokmustu. O gunden beri su gorunce korkuyorum. Bu kadari da fazla ama acaba batili anne-babalar gibi cocuklari bilhassa 18 yasindan itibaren serbest birakip, onlara kendi baslarina dogruyu bulmalarini mi telkin etmek gerekiyor sizce? Tamam, bu sekilde alkol, uyusturucu, fuhus vb. kotu aliskanliklar edinenler de var ancak bunun yaninda kisiligi gelisen, olgunlasan, cesaret ve ozguven kazanan, hayatta basarili olan gencler de var. ABD'de 18-20 yaslarinda bir cok kisi bizde 25-30 yasinda insanlarin alamayacagi inisiyatifler aliyor, bir ev gecindirme sorumlulugunu ustlenebiliyor, kimsenin icazeti olmadan mortgage'a giriyor, ev aliyor, araba kullaniyor, isinde yoneticilik kademesine gelebiliyor... 25 yasina geldiginde bizim 25 yasindaki gencimizin yapmaktan korktugu bir cok seyi rahatlikla yapabilecek olgunluga ve tecrubeye ulasiyor. Anne-Baba olana kadar iyice pisiyor, kendi ayaklarinin uzerinde durmayi ogreniyor. Ama bizde malesef bir cok kiz-erkek (bilhassa kiz) annesinin dizinin dibinden ayrilip sadece ailelerinin direktifleri, ogutleriyle anne-baba oluyor, bu aldiklari ogutlerin disinda bir durumla karsi karsiya kaldiklarinda da bocaliyorlar, saga sola akil danisip duruyorlar, ancak bir sonuca varamiyorlar. Cunku her cocugun, her insanin kendine has ozellikleri var, her ogut her cocukta ayni tepkiyi vermiyor. Ayni aile icinde bile cok farkli karakterlerde cocuklar yetisebiliyor. Bu durumda ailelerin cocuklarinin zihinsel gelisimi, egitimi icin gerekli olanaklari saglayip, ona gerekli ozguveni verip, 18 yasinda kendi hayatiyla ilgili kararlari kendisi alabilecek kapasiteye getirmesi gerekiyor diye dusunuyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>21ci yüzyılda ahlâkı bize kim öğretebilir ?</p>
<p>Bir insanı eğitim yoluyla “ahlâklı” yapmak mümkün mü? En azından vicdanının sesini duymaya ve komutandan, patrondan önce vicdana uymaya hazır hale getirebilir miyiz çocukları? Belki de millî eğitim isimli çamaşırhanelerde beyinleri yıkamasak, onlara kulaklarını tıkamayı öğretmesek zaten duymaları gereken sesi duyacaklar… </p></blockquote>
<p>-Kesinlikle katiliyorum. Tespitler harika.</p>
<blockquote><p>Özgürlük ve ahlâk SADECE bireysel midir?</p>
<p>6 yaşındaki kızım oldukça yüksek bir kaydıraktan kayacak cesareti kendinde bulamadığı için ağlıyordu :</p>
<p>-Evlâdım üzülme, salıncaklara git.</p>
<p>-Ama benden küçükler bile yapıyor, ben yapamıyorum.</p>
<p>-Canın istemiyorsa mecbur değilsin.</p>
<p>-Canım istemiyor ama ben istiyorum!</p></blockquote>
<p>-Simdi bu durumda kiziniza adim adim &#8220;soyle yap, boyle yap&#8221; diye kayincaktan nasil kayilacagini gostermeniz gerektigini mi dusunuyorsunuz; yoksa &#8220;kizim korkma, dene, yalniz basina da kayabilirsin&#8221; mi diyorsunuz? Hangi yaklasim sizce daha dogru? Ben 2.&#8217;sinin daha dogru olduguna inaniyorum. Ancak babam bu 2. yaklasimin asirisiydi. Yuzmeyi ogrenmem icin beni dalgali denizin derinliklerinde aglata aglata denize atmisti, korkup kactigim icin yakalayip kafami zorla suya sokmustu. O gunden beri su gorunce korkuyorum. Bu kadari da fazla ama acaba batili anne-babalar gibi cocuklari bilhassa 18 yasindan itibaren serbest birakip, onlara kendi baslarina dogruyu bulmalarini mi telkin etmek gerekiyor sizce? Tamam, bu sekilde alkol, uyusturucu, fuhus vb. kotu aliskanliklar edinenler de var ancak bunun yaninda kisiligi gelisen, olgunlasan, cesaret ve ozguven kazanan, hayatta basarili olan gencler de var. ABD&#8217;de 18-20 yaslarinda bir cok kisi bizde 25-30 yasinda insanlarin alamayacagi inisiyatifler aliyor, bir ev gecindirme sorumlulugunu ustlenebiliyor, kimsenin icazeti olmadan mortgage&#8217;a giriyor, ev aliyor, araba kullaniyor, isinde yoneticilik kademesine gelebiliyor&#8230; 25 yasina geldiginde bizim 25 yasindaki gencimizin yapmaktan korktugu bir cok seyi rahatlikla yapabilecek olgunluga ve tecrubeye ulasiyor. Anne-Baba olana kadar iyice pisiyor, kendi ayaklarinin uzerinde durmayi ogreniyor. Ama bizde malesef bir cok kiz-erkek (bilhassa kiz) annesinin dizinin dibinden ayrilip sadece ailelerinin direktifleri, ogutleriyle anne-baba oluyor, bu aldiklari ogutlerin disinda bir durumla karsi karsiya kaldiklarinda da bocaliyorlar, saga sola akil danisip duruyorlar, ancak bir sonuca varamiyorlar. Cunku her cocugun, her insanin kendine has ozellikleri var, her ogut her cocukta ayni tepkiyi vermiyor. Ayni aile icinde bile cok farkli karakterlerde cocuklar yetisebiliyor. Bu durumda ailelerin cocuklarinin zihinsel gelisimi, egitimi icin gerekli olanaklari saglayip, ona gerekli ozguveni verip, 18 yasinda kendi hayatiyla ilgili kararlari kendisi alabilecek kapasiteye getirmesi gerekiyor diye dusunuyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>butunuyle kuskudayiz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47624</link>
		<dc:creator>butunuyle kuskudayiz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 10:36:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47624</guid>
		<description>''Hollanda’da özgürlük(!) uğruna çocukla cinsel ilişkinin yasallaşması.''

yukarıda kullandığınız bilginin doğru olduğundan emin misiniz..?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Hollanda’da özgürlük(!) uğruna çocukla cinsel ilişkinin yasallaşması.&#8221;</p>
<p>yukarıda kullandığınız bilginin doğru olduğundan emin misiniz..?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-47141</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 16:10:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-47141</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Okuma önerisi &#124; Mustafa Aslan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-44129</link>
		<dc:creator>Okuma önerisi &#124; Mustafa Aslan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 13:08:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-44129</guid>
		<description>[...] http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] <a href="http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/</a> [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-43712</link>
		<dc:creator>Korku matkabı zekâ duvarını deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 18:05:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-43712</guid>
		<description>[...] özde bireysel olup olamayacağı konusunda tartışırken bu iç savaşa işaret etmiştim. &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&#8221; isimli yazıdan [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] özde bireysel olup olamayacağı konusunda tartışırken bu iç savaşa işaret etmiştim. &#8220;Fahişelik, şehitlik ve özgürlük&#8221; isimli yazıdan [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>enes tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38849</link>
		<dc:creator>enes</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 18:20:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38849</guid>
		<description>bu sıtenın en guzel yanı herkesın dusuncesını ozgurce beyan edebılmesı sanırım ve yazının tamamını ''ben'' okudum et olan ben ıse bı haylı zorlandı acıkcası yınede bu fıkırlerın bırcoguna katılsam da, bırcogunada katılmıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu sıtenın en guzel yanı herkesın dusuncesını ozgurce beyan edebılmesı sanırım ve yazının tamamını &#8221;ben&#8221; okudum et olan ben ıse bı haylı zorlandı acıkcası yınede bu fıkırlerın bırcoguna katılsam da, bırcogunada katılmıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 90 günde en çok okunan, yorumlanan, bağlantı verilen yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38703</link>
		<dc:creator>Son 90 günde en çok okunan, yorumlanan, bağlantı verilen yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 07:00:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38703</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38449</link>
		<dc:creator>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 12:41:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38449</guid>
		<description>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] dışlayan iki farklı &#8220;bakış&#8221; sahibi olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Fahişelik, şehitlik ve özgürlük yazısında belirttiğim gibi bir insan-fahişe gördüğümüz zaman erkek-gözlerimiz çekici bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>selçuk dağhan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38348</link>
		<dc:creator>selçuk dağhan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 15:31:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38348</guid>
		<description>BU ÜLKEDE FAHİŞELİK ŞEHİTLİK VE ÖLÜM YADA GZÜELLİK ADINA NE VAR İSE HEPSİ NE AYZIKKİ AYNI KATEGORİDEDİR. ÇÜNKÜ BİR ŞEHİD İFADESİ BİLE HERKESE YAZILIYOR, FAHİŞELİK HAKEZA TÜRKÜN ÖRF ADET ANANESİ GELENEĞİ FAHİŞELİK OLDU NEREDEYSE. KÜLTÜRDEN BAHSEDEN ŞEREFSİZ BİR KİŞİLİKLERİN YETİŞMİŞ OLDUĞU TOPLUM HALİNE GELDİK VE NE YAZIKKİ BUNA DUR DİYECEK KİMS EYOK OLANLARDA VAR İSE BUNUN ÖNEMİ YOK ÇÜNKÜ TOPLUM OLARAK YİNE BU YAPILIYOR BUNU YAPAN TOPLUM İSE BU TOPLUM TAMAMEN TOPLANMASI GEREKEN TOPLULUKTUR. ELDE BAYRAK KURAN DİLDE ZİKİR İLE ALLAH DEMEK NE KADAR SAÇMALIK İSE YAŞAMAK VE DOĞRULUKTAN SÖZ ETMEKTE O KADAR ABESTİR. ÖNCE KENDİMİZİ BİLMEMİZ GEREKİRKİ NE YAPTIĞIMIZI SORGULAYCAK AKLA VE İDRAKA SAHİP OLALIM VE BUNUN FARKINDA OLALIM.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BU ÜLKEDE FAHİŞELİK ŞEHİTLİK VE ÖLÜM YADA GZÜELLİK ADINA NE VAR İSE HEPSİ NE AYZIKKİ AYNI KATEGORİDEDİR. ÇÜNKÜ BİR ŞEHİD İFADESİ BİLE HERKESE YAZILIYOR, FAHİŞELİK HAKEZA TÜRKÜN ÖRF ADET ANANESİ GELENEĞİ FAHİŞELİK OLDU NEREDEYSE. KÜLTÜRDEN BAHSEDEN ŞEREFSİZ BİR KİŞİLİKLERİN YETİŞMİŞ OLDUĞU TOPLUM HALİNE GELDİK VE NE YAZIKKİ BUNA DUR DİYECEK KİMS EYOK OLANLARDA VAR İSE BUNUN ÖNEMİ YOK ÇÜNKÜ TOPLUM OLARAK YİNE BU YAPILIYOR BUNU YAPAN TOPLUM İSE BU TOPLUM TAMAMEN TOPLANMASI GEREKEN TOPLULUKTUR. ELDE BAYRAK KURAN DİLDE ZİKİR İLE ALLAH DEMEK NE KADAR SAÇMALIK İSE YAŞAMAK VE DOĞRULUKTAN SÖZ ETMEKTE O KADAR ABESTİR. ÖNCE KENDİMİZİ BİLMEMİZ GEREKİRKİ NE YAPTIĞIMIZI SORGULAYCAK AKLA VE İDRAKA SAHİP OLALIM VE BUNUN FARKINDA OLALIM.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 90 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38325</link>
		<dc:creator>Son 90 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 20:17:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38325</guid>
		<description>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Fahişelik, şehitlik ve özgürlük [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38237</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 07:20:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38237</guid>
		<description>@Prudhon,

&lt;strong&gt;"ahlak toplumlara göre değişir."&lt;/strong&gt; demissiniz. Kanaatimce iki farkli kavram var. Birincisi ahlâk, ikincisi büyük harfle yazilmak üzere Ahlâk. 

açayim, ingilte'de bir trafik kazasi sonucu bir adam öldürdünüz diyelim. Mahkemede &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"hakim bey, yabancisiyim ben buralarin, benim ülkemde trafik ters yönden isler" &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;diyebilirsiniz. Hakim cezanizi hafifletebilir. Zira trafigin soldan ya da sagdan islemesi için MUTLAK bir kural yoktur. Her iki durumda da kurulmus bir düzen tahayyül edebilirsiniz.

Ama bir adami parasini çalmak için öldürmüs bir katil &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"hakim bey, benim ülkemde herkes birbirini özgürce öldürebilir" &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;diyemez. Hakim bu adamin ülkesine gitmeden yalan söyledigine hükmedebilir. çünkü insan hakkinin "özgürce" çigendigi bir düzen düsünemezsiniz.

Bakiniz bugün çogu hukuk devletlerinden olusan bati'da belli bir iç düzen var. Ama ayni devletler dünyadaki silahlarin önemli bir kismini üretiyor, satiyor. çevre kirliligi de ine bu "hukuk" devletlerinin ürünü.

Özetle &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"herkes farkli bir ahlak sahibi"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; dedigimiz liberal düzen bizi bugünkü kaotik dünyada yasatiyor. 

Bugün için Mutlak Ahlâk'i göremiyoruz diye &lt;strong&gt;"böyle bir sey yoktur ve olamaz"&lt;/strong&gt; diyemeyiz. 

Bu tür bir akil yürütme ile ne uçak yapilabilirdi ne demokrasi icad edilebilirdi :)

insanlik tevazu ile kendi beceriksizligini kabul etmeli, geçmisteki hatalari görmeli diye düsünüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Prudhon,</p>
<p><strong>&#8220;ahlak toplumlara göre değişir.&#8221;</strong> demissiniz. Kanaatimce iki farkli kavram var. Birincisi ahlâk, ikincisi büyük harfle yazilmak üzere Ahlâk. </p>
<p>açayim, ingilte&#8217;de bir trafik kazasi sonucu bir adam öldürdünüz diyelim. Mahkemede <em><strong>&#8220;hakim bey, yabancisiyim ben buralarin, benim ülkemde trafik ters yönden isler&#8221; </strong></em>diyebilirsiniz. Hakim cezanizi hafifletebilir. Zira trafigin soldan ya da sagdan islemesi için MUTLAK bir kural yoktur. Her iki durumda da kurulmus bir düzen tahayyül edebilirsiniz.</p>
<p>Ama bir adami parasini çalmak için öldürmüs bir katil <em><strong>&#8220;hakim bey, benim ülkemde herkes birbirini özgürce öldürebilir&#8221; </strong></em>diyemez. Hakim bu adamin ülkesine gitmeden yalan söyledigine hükmedebilir. çünkü insan hakkinin &#8220;özgürce&#8221; çigendigi bir düzen düsünemezsiniz.</p>
<p>Bakiniz bugün çogu hukuk devletlerinden olusan bati&#8217;da belli bir iç düzen var. Ama ayni devletler dünyadaki silahlarin önemli bir kismini üretiyor, satiyor. çevre kirliligi de ine bu &#8220;hukuk&#8221; devletlerinin ürünü.</p>
<p>Özetle <em><strong>&#8220;herkes farkli bir ahlak sahibi&#8221;</strong></em> dedigimiz liberal düzen bizi bugünkü kaotik dünyada yasatiyor. </p>
<p>Bugün için Mutlak Ahlâk&#8217;i göremiyoruz diye <strong>&#8220;böyle bir sey yoktur ve olamaz&#8221;</strong> diyemeyiz. </p>
<p>Bu tür bir akil yürütme ile ne uçak yapilabilirdi ne demokrasi icad edilebilirdi :)</p>
<p>insanlik tevazu ile kendi beceriksizligini kabul etmeli, geçmisteki hatalari görmeli diye düsünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>proudhon tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38234</link>
		<dc:creator>proudhon</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 04:58:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38234</guid>
		<description>bir de unutmadan; ahlak toplumlara göre değişir. Aynı din gibi. Eğer güneş bizim etrafımızda dönüyor diyorsak sorun yok. Biz kim o da ayrı konu. Aksine bir gezegenin sakinleri olduğumuza inanıyorsak işte o vakit durum biraz çetrefilli. Hayırlı işler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bir de unutmadan; ahlak toplumlara göre değişir. Aynı din gibi. Eğer güneş bizim etrafımızda dönüyor diyorsak sorun yok. Biz kim o da ayrı konu. Aksine bir gezegenin sakinleri olduğumuza inanıyorsak işte o vakit durum biraz çetrefilli. Hayırlı işler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ayşe tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38108</link>
		<dc:creator>ayşe</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 22:19:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38108</guid>
		<description>gerçekten çok farklı bir yazı olmuş çok farklı açılardan değinmişsiniz. belkide birbiryle birleştirilmez alakasız diye düşüneceğim kavramları bir araya getirnmişsiniz ben din ve vicdan konusuna değinmek istiyorum. din insanların sen yanlış yaptın sen cehennemliksin gibi kavramları kullanmamız için gönderilmemiştim.allah tan baska kimsenin de birini dinsel ve vicdansal olarak yargılayıp sonuca baglama hakkı yoktur. dinde temel nokta niyettir bu da allah ile kul arasındadır.ddinin kuralları incelendiğinde bir şeyleri kısıtlamaktan öte  toplum düzenini sağlama amaclı olduğu görülecektir.ve bu kurallar baskalarından öte insanlara onların vicdanlarıyla uygulanabilir. her vicdanın insanı iyiliğe cagıran sesi vardır ama bu sesi onu dinlemeyerek kısan insandır.insanlar bu sese engel olmazlarsa iyilikler hayatlarında olur. vicdanlarımızın sesine kulak vermek dileğiyle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>gerçekten çok farklı bir yazı olmuş çok farklı açılardan değinmişsiniz. belkide birbiryle birleştirilmez alakasız diye düşüneceğim kavramları bir araya getirnmişsiniz ben din ve vicdan konusuna değinmek istiyorum. din insanların sen yanlış yaptın sen cehennemliksin gibi kavramları kullanmamız için gönderilmemiştim.allah tan baska kimsenin de birini dinsel ve vicdansal olarak yargılayıp sonuca baglama hakkı yoktur. dinde temel nokta niyettir bu da allah ile kul arasındadır.ddinin kuralları incelendiğinde bir şeyleri kısıtlamaktan öte  toplum düzenini sağlama amaclı olduğu görülecektir.ve bu kurallar baskalarından öte insanlara onların vicdanlarıyla uygulanabilir. her vicdanın insanı iyiliğe cagıran sesi vardır ama bu sesi onu dinlemeyerek kısan insandır.insanlar bu sese engel olmazlarsa iyilikler hayatlarında olur. vicdanlarımızın sesine kulak vermek dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Can ile Canan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38104</link>
		<dc:creator>Can ile Canan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 20:08:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38104</guid>
		<description>Ülkemizde ve zannediyorum tüm cemaatçi algılarla yetişmiş topluluklarda, genellikle bir tartışma sırasında hemen "taraflar" belirir. Ya öyle olunur, ya da öylenin tam tersi. Ortayı anlatmak da, yaşamak da zordur. 
Bir de bizde "tartışma adabı" sorunu var. Belki de insanlarımızın dinleme ve paylaşma konusunda sorunlu olmasının da etkisi vardır. Kimse pek birbirini dinlemez, amaç bastırmaktır, alkış almak, alkışlamaktır. 

Bu kutuplaşmacı tartışmacılığı, ahlak, bekaret, din, resmi ideoloji gibi çoğu tartışmalarda görmek sıradan. Yazıda özellikle "Katı ahlâkçı" düşünce yapısı ile "Katı özgürlükçü" tezin eleştirilmesi hoşuma gitti. 
Bir de "bireysel özgürlüğün", insanın kendi kendisine köleleşmesi olduğu tespiti...

Kulağa her hoş gelen kavram aslında o kadar da hoş olmayabilir. İnsanlık bunu öğrendiği ve sizin "erdem" dediğiniz doğru ve hikmetli bilgi ile yaşadığında belki daha güzel bir dünyamız olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde ve zannediyorum tüm cemaatçi algılarla yetişmiş topluluklarda, genellikle bir tartışma sırasında hemen &#8220;taraflar&#8221; belirir. Ya öyle olunur, ya da öylenin tam tersi. Ortayı anlatmak da, yaşamak da zordur.<br />
Bir de bizde &#8220;tartışma adabı&#8221; sorunu var. Belki de insanlarımızın dinleme ve paylaşma konusunda sorunlu olmasının da etkisi vardır. Kimse pek birbirini dinlemez, amaç bastırmaktır, alkış almak, alkışlamaktır. </p>
<p>Bu kutuplaşmacı tartışmacılığı, ahlak, bekaret, din, resmi ideoloji gibi çoğu tartışmalarda görmek sıradan. Yazıda özellikle &#8220;Katı ahlâkçı&#8221; düşünce yapısı ile &#8220;Katı özgürlükçü&#8221; tezin eleştirilmesi hoşuma gitti.<br />
Bir de &#8220;bireysel özgürlüğün&#8221;, insanın kendi kendisine köleleşmesi olduğu tespiti&#8230;</p>
<p>Kulağa her hoş gelen kavram aslında o kadar da hoş olmayabilir. İnsanlık bunu öğrendiği ve sizin &#8220;erdem&#8221; dediğiniz doğru ve hikmetli bilgi ile yaşadığında belki daha güzel bir dünyamız olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mehmet resuloglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38095</link>
		<dc:creator>mehmet resuloglu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 17:29:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38095</guid>
		<description>Ben Evrime inanan bir insanım yani evrimsel düşünceye inanan bir insan(Biyolojik olarak tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. bilmem sürüngenin kuyruğu falan tartışmaları beni ilgilendirmez....)

Benim bu düşünceme göre, İnsanlık sürekli bir ilerleme peşindedir yani bu doğasında vardır. Eğer yapacağınız bir eylem insanlığın ilerlemesine katkı sunacaksa bu ahlaklı bir eylemdir diğerleri ise ahlaksız eylemlerdir. 
Örneğin sizin yemek yemeniz daha fazla çalışmanıza bu daha fazla üretime neden olur insanlık gelişir. Aç bir insana yardım ederseniz aynı şekilde.
Hırsızlık yaparsanız topluma zarar gelişmeye zarar verirsiniz...
Ama ben yine şuna da inanıyorum toplumları bireysel ele almak yanılgılara neden olabilir. Çünkü bir insanın nasıl yetiştiğini incelemek gerçekten zor ve uğraştırıcı bir iştir. Bunu yerine kendisine öğretilenden daha fazlasını öğrenemeyeceği insan yerine toplumu incelersek daha doğru sonuçlara varcağımızı düşünüyorum.
Tabiki ahlakı korumak adına yasaklar koymak yanlıştır. Ama toplumsal incelemeler(marksizm) göstermiştir ki Ahlak din kültür toplumun temeli değil üst yapısıdır. Toplumların temeli üretim ilişkileri ve ekonomik ilişkilerdir.
Doğal olarak insanların ahlaki çöküşünün temelini incelemek istersek kesinlikle bakmamız gereken ekonomik ilişkilerdir.
Kapitalist toplumda bu tarz ahlaksızlıkların olması elbetteki doğaldır.
Yasaklarla bu tür ahlaksızlıkların üstesinden gelinmez. Lakin yasaklar daha da kötüleştirir yazar örnek vermiş .
Kişsel vicdan da bunun çözümü değildir. Çoğu insan dine gerçekten inansa bile allah korkusuna rağmen en büyük suçları işler. Çünkü insan yaşamı için gerekli bazı şeylere ihtiyaç duyar ve bu ahlak dediğimiz kavramı bazen anlamsızlaştırır. 
Konulması gerekn bir yasak varsa ekonomiye konulacak olandır. Bu hiç bir topluma zarar vermez, sadece bazı insanların daha rahat yaşam yada daha rahat keyfine geçit vermez. 
Burda çok şey yazılır ama canım sıkılıyor. Kısacası tek çözüm sosyalizm dir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Evrime inanan bir insanım yani evrimsel düşünceye inanan bir insan(Biyolojik olarak tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. bilmem sürüngenin kuyruğu falan tartışmaları beni ilgilendirmez&#8230;.)</p>
<p>Benim bu düşünceme göre, İnsanlık sürekli bir ilerleme peşindedir yani bu doğasında vardır. Eğer yapacağınız bir eylem insanlığın ilerlemesine katkı sunacaksa bu ahlaklı bir eylemdir diğerleri ise ahlaksız eylemlerdir.<br />
Örneğin sizin yemek yemeniz daha fazla çalışmanıza bu daha fazla üretime neden olur insanlık gelişir. Aç bir insana yardım ederseniz aynı şekilde.<br />
Hırsızlık yaparsanız topluma zarar gelişmeye zarar verirsiniz&#8230;<br />
Ama ben yine şuna da inanıyorum toplumları bireysel ele almak yanılgılara neden olabilir. Çünkü bir insanın nasıl yetiştiğini incelemek gerçekten zor ve uğraştırıcı bir iştir. Bunu yerine kendisine öğretilenden daha fazlasını öğrenemeyeceği insan yerine toplumu incelersek daha doğru sonuçlara varcağımızı düşünüyorum.<br />
Tabiki ahlakı korumak adına yasaklar koymak yanlıştır. Ama toplumsal incelemeler(marksizm) göstermiştir ki Ahlak din kültür toplumun temeli değil üst yapısıdır. Toplumların temeli üretim ilişkileri ve ekonomik ilişkilerdir.<br />
Doğal olarak insanların ahlaki çöküşünün temelini incelemek istersek kesinlikle bakmamız gereken ekonomik ilişkilerdir.<br />
Kapitalist toplumda bu tarz ahlaksızlıkların olması elbetteki doğaldır.<br />
Yasaklarla bu tür ahlaksızlıkların üstesinden gelinmez. Lakin yasaklar daha da kötüleştirir yazar örnek vermiş .<br />
Kişsel vicdan da bunun çözümü değildir. Çoğu insan dine gerçekten inansa bile allah korkusuna rağmen en büyük suçları işler. Çünkü insan yaşamı için gerekli bazı şeylere ihtiyaç duyar ve bu ahlak dediğimiz kavramı bazen anlamsızlaştırır.<br />
Konulması gerekn bir yasak varsa ekonomiye konulacak olandır. Bu hiç bir topluma zarar vermez, sadece bazı insanların daha rahat yaşam yada daha rahat keyfine geçit vermez.<br />
Burda çok şey yazılır ama canım sıkılıyor. Kısacası tek çözüm sosyalizm dir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>proudhon tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38080</link>
		<dc:creator>proudhon</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 12:03:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38080</guid>
		<description>Sayın Mehmet Yılmaz, Lena hanımın fotoğrafındaki mekanın onun evi, oyuncağın sahibinin onun çocuğu ve yüzündeki ifadenin utanç duygusu olduğu fikrine nasıl ulaştınız bilmiyorum. Öyle bile olsa, önermeniz bizi bütün fahişelerin yaptıkları işten utanç duydukları ve içinde bulundukları durumdan memnuniyetsiz oldukları sonucuna götürmez. Ahlak gerekli olduğu kadar netameli bir perspektiftir aynı zamanda. Ahlakçı olmamız diğer herkesin de öyle olması beklentimizi tatmin etmeye yetmez maalesef. Bir fahişe ile sohbet etme şansına sahip oldunuz mu bilmiyorum ancak sizi temin ederim bazıları durumlarından gayet memnun. Yol kenarlarında rastladıklarınız işlerini üç-beş kuruş için yaparken, bir geceliğine onbinlerce dolar alan, lüks ve sefa içinde yaşayanları da var malumunuz üzere. Buradan yola çıkarak ahlak ve ahlakçılığın karşısına parayı ve metayı koyduğum fikri çıkarılmasın lütfen. Ancak başkaları adına '' vah yazık, kötü yola düşmüşler ve çok utanıyorlar'' demeden önce bir kez daha düşünmek gerek. Cinsellik ve cinselliğin içinde kadının ve bedeninin yerini yoksayamayız çünkü insanoğlunu cinselliğe çeken tek sebep üreme içgüdüsü değil. Belki de sorun kadın bedeninin metalaştırılmasında değil, o metaya çok fazla değer biçilmesindedir. Gün boyu temizlikçilik yapan bir kadının kazandığı parayı, başka bir kadın yol kenarında 10 dakikada kazanıyorsa bazı kadınlar ikinci şıkkı tercih edeceklerdir. Ya da bir şirkette 1-2 ay çalışarak kazanabileceği parayı, fiziki güzelliğine haddinden fazla değer biçildiği için bir gecede kazanan kadınlar tercihlerinden dolayı ahlaksızlıkla mı suçlanmalıdır? Belki yapılan işler ve elde edilen kazançlar birbirine yaklaştırılsa tercihler de değişecektir. İnsanlar, mesleklerindeki hiyerarşik statüleri ve mesleklerinden elde ettikleri gelirler arasındaki uçurum asgari seviyeye indirilse ve aradaki fark değersizleştirilse sadece fahişelik değil, hırsızlık, gasp gibi konulardaki kişisel tercihlerde epey bir değişiklik olur diye düşünüyorum. Ahlakı yok saymıyorum ama dünyanın daha önce ihtiyaç duyduğu şey adalet bence. Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Mehmet Yılmaz, Lena hanımın fotoğrafındaki mekanın onun evi, oyuncağın sahibinin onun çocuğu ve yüzündeki ifadenin utanç duygusu olduğu fikrine nasıl ulaştınız bilmiyorum. Öyle bile olsa, önermeniz bizi bütün fahişelerin yaptıkları işten utanç duydukları ve içinde bulundukları durumdan memnuniyetsiz oldukları sonucuna götürmez. Ahlak gerekli olduğu kadar netameli bir perspektiftir aynı zamanda. Ahlakçı olmamız diğer herkesin de öyle olması beklentimizi tatmin etmeye yetmez maalesef. Bir fahişe ile sohbet etme şansına sahip oldunuz mu bilmiyorum ancak sizi temin ederim bazıları durumlarından gayet memnun. Yol kenarlarında rastladıklarınız işlerini üç-beş kuruş için yaparken, bir geceliğine onbinlerce dolar alan, lüks ve sefa içinde yaşayanları da var malumunuz üzere. Buradan yola çıkarak ahlak ve ahlakçılığın karşısına parayı ve metayı koyduğum fikri çıkarılmasın lütfen. Ancak başkaları adına &#8221; vah yazık, kötü yola düşmüşler ve çok utanıyorlar&#8221; demeden önce bir kez daha düşünmek gerek. Cinsellik ve cinselliğin içinde kadının ve bedeninin yerini yoksayamayız çünkü insanoğlunu cinselliğe çeken tek sebep üreme içgüdüsü değil. Belki de sorun kadın bedeninin metalaştırılmasında değil, o metaya çok fazla değer biçilmesindedir. Gün boyu temizlikçilik yapan bir kadının kazandığı parayı, başka bir kadın yol kenarında 10 dakikada kazanıyorsa bazı kadınlar ikinci şıkkı tercih edeceklerdir. Ya da bir şirkette 1-2 ay çalışarak kazanabileceği parayı, fiziki güzelliğine haddinden fazla değer biçildiği için bir gecede kazanan kadınlar tercihlerinden dolayı ahlaksızlıkla mı suçlanmalıdır? Belki yapılan işler ve elde edilen kazançlar birbirine yaklaştırılsa tercihler de değişecektir. İnsanlar, mesleklerindeki hiyerarşik statüleri ve mesleklerinden elde ettikleri gelirler arasındaki uçurum asgari seviyeye indirilse ve aradaki fark değersizleştirilse sadece fahişelik değil, hırsızlık, gasp gibi konulardaki kişisel tercihlerde epey bir değişiklik olur diye düşünüyorum. Ahlakı yok saymıyorum ama dünyanın daha önce ihtiyaç duyduğu şey adalet bence. Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet ERSOY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/28/fahiselik-sehitlik-ve-ozgurluk/#comment-38075</link>
		<dc:creator>Mehmet ERSOY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 08:41:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5900#comment-38075</guid>
		<description>En bozuk saat bile günde 2 kez doğruyu gösterir. Hatta artık çalışmayan saatler bile...
Ülkemin eğitim sistemi tartışılırken, aynı sistemden böyle kıymetli insanların da çıkabilmesi ne güzel. Bozuk bir sistemde eğitilmiş olsa bile "Kıymetli İnsan" özündeki değeri bir şekilde koruyor, geliştiryor ve yüreğinden taşan şekliyle diğer insanlarla paylaşıyor. 
Felsefe kürsülerine konu olabilecek derinlikte bir yazı olmuş Mehmet Bey. Kimi zaman bu derinliğe inat son derece sığ eleştiriler gördüm. Ama olsun. Onları da bu derinliklerde görmek güzeldi.   
Modernizmin bilgi çöplüğünden ırak buram buram kalite kokan bu ortama rastlamak benim için büyük bir şans. 
Sayın yazara ve değerli yorumculara çok teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>En bozuk saat bile günde 2 kez doğruyu gösterir. Hatta artık çalışmayan saatler bile&#8230;<br />
Ülkemin eğitim sistemi tartışılırken, aynı sistemden böyle kıymetli insanların da çıkabilmesi ne güzel. Bozuk bir sistemde eğitilmiş olsa bile &#8220;Kıymetli İnsan&#8221; özündeki değeri bir şekilde koruyor, geliştiryor ve yüreğinden taşan şekliyle diğer insanlarla paylaşıyor.<br />
Felsefe kürsülerine konu olabilecek derinlikte bir yazı olmuş Mehmet Bey. Kimi zaman bu derinliğe inat son derece sığ eleştiriler gördüm. Ama olsun. Onları da bu derinliklerde görmek güzeldi.<br />
Modernizmin bilgi çöplüğünden ırak buram buram kalite kokan bu ortama rastlamak benim için büyük bir şans.<br />
Sayın yazara ve değerli yorumculara çok teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
