<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Bernard Lewis Nerede Yanlış Yaptı? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 07:09:34 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Suna tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/#comment-86060</link>
		<dc:creator>Suna</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 11:42:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5553#comment-86060</guid>
		<description>B. Lewis birçok müslümandan daha iyi öğrendi müslümanlığı, tarihini, hatta Kur’an’ın ayetlerini. Ama gelin görün ki hidayete ermedi. Demek ki malümat başka, ilim başka. Nasıl ki bir jinekolog çocuk doğurmadıkça anneliğin ne olduğunu anlayamaz, B. Lewis de Müslüman olmadığı müddetçe İslâm hakkînda yazdıkları malümat olmaktan öteye geçmeyecektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>B. Lewis birçok müslümandan daha iyi öğrendi müslümanlığı, tarihini, hatta Kur’an’ın ayetlerini. Ama gelin görün ki hidayete ermedi. Demek ki malümat başka, ilim başka. Nasıl ki bir jinekolog çocuk doğurmadıkça anneliğin ne olduğunu anlayamaz, B. Lewis de Müslüman olmadığı müddetçe İslâm hakkînda yazdıkları malümat olmaktan öteye geçmeyecektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/#comment-34735</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 10:16:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5553#comment-34735</guid>
		<description>Avrupada hakimiyetin mesrulugu kiliseye papaya dayanirdi. Kayser mesrulugunu kiliseden alirdi. Krallarda kayserden. Aydinlik hareketi ise "tabii hukuk" ve kilise hukukunu teperek devletin sadece akil üzerinden mesrulugu olmasi gerektigini öne sürdüler. Asiller sinifini ve kilisenin politik gücünü kirip yeni bir devlet ve devlet felsefesi sözkonusu. Bu yeni devleti tarif ederken genelde bu devletin nereden mesrulugu geldigini öne sürerek degil genelde nasil olmamasi gerektiginin altini cizerek tarif ediliyor. "Din ile devlet" ayrimi Kilise ve devlet ayrimidir. O zamanlar "din" denildimi hiristiyanlik anlasiliyordu.
Islamiyetde devletin var olmasi akli zarurettir. Imam Gazali ve Ibni Haldun yaziyor. Insanlarin yasabilmeleri icin devlet gerektir. Bu akli pratik zorunluluktur. Hilafet ise dinen vahye ve sünnete dayanir. Hilafet akli olarak zorunlu olan devletin bir bicimidir. Devlet idaresindeki hem exekutiv hem judikatif uygulayabilme sadece Peygamberde ve hulefa-i rssidin de mevcut idi. Hz.Ömer zamaninda önce valilerde sonra halifenin kendisinde bu ayrilmaga basladi. Yezid halife idi ama hakim degildi. Sonrakilerde sadeve devlet yönetimi ile mesgul oldular islami hukuka el süremediler. Peki hilafet demokrasiye cok yaklasabilirmi? Mümkün. Nitekim Osmanlinin son dönemi bu istikametde idi. Önce Halife-Sultan devlet yönetimini genis capta Sadrazama ve memurlara devretti Tanzimat ile. Parlamento seklen danisma meclisi ve kanunlarin yapildigi yerolup metn halifeye gönderilip oda imzasini mührünü basinca dinende mesru olabilirdi. O zaman parlamento kanun cikarmis olur (pratikte) ve ayni zaman dinen Halifenin sözü uygulanir. Parlamento birkac senede secilir ve Sadrazamida ve Halifeyi ise Parlamento secmez. (Halifeyi belirlemede 4 usul var: secim, tayin, secim-tayin birligi ve zorluk). Devletin tehlikeye ve bölünmeye düsmemesi icin genelde tayin usulu kullanilirdi (Hz.Ebu Bekirin metodu). 
Kisaca pratikte "demokrasi" olmasi islami sistemde mümkündür. Hukuk, yönetim ve kanun belirleyiciler kisaca güclerin ayrimi pratikte uygulamada mevcut ve seklen hilafet.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupada hakimiyetin mesrulugu kiliseye papaya dayanirdi. Kayser mesrulugunu kiliseden alirdi. Krallarda kayserden. Aydinlik hareketi ise &#8220;tabii hukuk&#8221; ve kilise hukukunu teperek devletin sadece akil üzerinden mesrulugu olmasi gerektigini öne sürdüler. Asiller sinifini ve kilisenin politik gücünü kirip yeni bir devlet ve devlet felsefesi sözkonusu. Bu yeni devleti tarif ederken genelde bu devletin nereden mesrulugu geldigini öne sürerek degil genelde nasil olmamasi gerektiginin altini cizerek tarif ediliyor. &#8220;Din ile devlet&#8221; ayrimi Kilise ve devlet ayrimidir. O zamanlar &#8220;din&#8221; denildimi hiristiyanlik anlasiliyordu.<br />
Islamiyetde devletin var olmasi akli zarurettir. Imam Gazali ve Ibni Haldun yaziyor. Insanlarin yasabilmeleri icin devlet gerektir. Bu akli pratik zorunluluktur. Hilafet ise dinen vahye ve sünnete dayanir. Hilafet akli olarak zorunlu olan devletin bir bicimidir. Devlet idaresindeki hem exekutiv hem judikatif uygulayabilme sadece Peygamberde ve hulefa-i rssidin de mevcut idi. Hz.Ömer zamaninda önce valilerde sonra halifenin kendisinde bu ayrilmaga basladi. Yezid halife idi ama hakim degildi. Sonrakilerde sadeve devlet yönetimi ile mesgul oldular islami hukuka el süremediler. Peki hilafet demokrasiye cok yaklasabilirmi? Mümkün. Nitekim Osmanlinin son dönemi bu istikametde idi. Önce Halife-Sultan devlet yönetimini genis capta Sadrazama ve memurlara devretti Tanzimat ile. Parlamento seklen danisma meclisi ve kanunlarin yapildigi yerolup metn halifeye gönderilip oda imzasini mührünü basinca dinende mesru olabilirdi. O zaman parlamento kanun cikarmis olur (pratikte) ve ayni zaman dinen Halifenin sözü uygulanir. Parlamento birkac senede secilir ve Sadrazamida ve Halifeyi ise Parlamento secmez. (Halifeyi belirlemede 4 usul var: secim, tayin, secim-tayin birligi ve zorluk). Devletin tehlikeye ve bölünmeye düsmemesi icin genelde tayin usulu kullanilirdi (Hz.Ebu Bekirin metodu).<br />
Kisaca pratikte &#8220;demokrasi&#8221; olmasi islami sistemde mümkündür. Hukuk, yönetim ve kanun belirleyiciler kisaca güclerin ayrimi pratikte uygulamada mevcut ve seklen hilafet.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/#comment-34734</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 10:05:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5553#comment-34734</guid>
		<description>Ümit bey,

Yazıda sekülerizmin yanlış bir şey olduğu anlatılmıyor. Dikkatle okursanız, bunun tam tersinin söylendiğini; İslam ülkelerinde sekülerizme antipati duyulmasının kaynağının müslümanların sekülerizmle yaşadığı olumsuzluklar olduğu; halbuki doğru bir ilişkiyle, doğal bir evrim sonucu İslam dünyasında da bizlere uygun bir sekülerizm oluşabileceğini; fakat Batı deneyimindeki farklılıklardan dolayı Batı tipi sekülerizmin İslam dünyasına dayatılmasının yanlış olduğu gibi birçok sonuç çıkartma imkanınız olacaktır.

Mustafa bey,

Haklısınız. Hristiyan dünyasında, dinden neşv ü nema bulan bir sekülerizmden çok; din adamlarının teslim-i silah etmesi ve celladın hükmüne boyun eğmesi durumu söz konusu. Bu yüzden Hashemi'nin dediği gibi İncil'in "Sezar'ın hakkı Sezar'a" ayetinden hüküm devşirmek zorlama bir yorumdur. Batı'da sekülerizm, Hristiyanlıkla değil, Hristiyanlığa "rağmen" ortaya çıkmıştır. Onlar için hayırlı da olmuştur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ümit bey,</p>
<p>Yazıda sekülerizmin yanlış bir şey olduğu anlatılmıyor. Dikkatle okursanız, bunun tam tersinin söylendiğini; İslam ülkelerinde sekülerizme antipati duyulmasının kaynağının müslümanların sekülerizmle yaşadığı olumsuzluklar olduğu; halbuki doğru bir ilişkiyle, doğal bir evrim sonucu İslam dünyasında da bizlere uygun bir sekülerizm oluşabileceğini; fakat Batı deneyimindeki farklılıklardan dolayı Batı tipi sekülerizmin İslam dünyasına dayatılmasının yanlış olduğu gibi birçok sonuç çıkartma imkanınız olacaktır.</p>
<p>Mustafa bey,</p>
<p>Haklısınız. Hristiyan dünyasında, dinden neşv ü nema bulan bir sekülerizmden çok; din adamlarının teslim-i silah etmesi ve celladın hükmüne boyun eğmesi durumu söz konusu. Bu yüzden Hashemi&#8217;nin dediği gibi İncil&#8217;in &#8220;Sezar&#8217;ın hakkı Sezar&#8217;a&#8221; ayetinden hüküm devşirmek zorlama bir yorumdur. Batı&#8217;da sekülerizm, Hristiyanlıkla değil, Hristiyanlığa &#8220;rağmen&#8221; ortaya çıkmıştır. Onlar için hayırlı da olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Umit Erdal tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/#comment-34731</link>
		<dc:creator>Umit Erdal</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 08:46:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5553#comment-34731</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Bu tarihi hoşgörü ve sorun farkları İslam/ sekülerizm ilişkisini anlamakta anahtar öneme sahiptir. Müslüman toplumlar hiçbir zaman sekülerizm ile ilgili düşünmek ihtiyacında kalmamışlardır - çünkü hiçbir zaman bir varlık krizi oluşturacak din-devlet ilişkisi ortaya çıkmamıştır ki sekülerizm deva olsun.&lt;/blockquote&gt;

Burada önemli bir yöntem hatası bulunuyor: Tarihte bir olayın gerçekleşmemiş olması, bu olayın yanlış olduğunu göstermez.

Örnek olarak, demokratik halkoyuna dayalı yönetim sistemi, 4 Halife dönemindeki kısmi uygulama istisna tutulursa, İslam tarihinde hiç olmamıştır. Yukarıdaki akıl yürütme yöntemine göre İslam dünyasının demokrasiye ihtiyaç duymadığını söylemek gerekir. Bu ise doğru değil. Dolayısıyla, yukarıda kullanılan tarihsel çıkarım yöntemi geçersizdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bu tarihi hoşgörü ve sorun farkları İslam/ sekülerizm ilişkisini anlamakta anahtar öneme sahiptir. Müslüman toplumlar hiçbir zaman sekülerizm ile ilgili düşünmek ihtiyacında kalmamışlardır - çünkü hiçbir zaman bir varlık krizi oluşturacak din-devlet ilişkisi ortaya çıkmamıştır ki sekülerizm deva olsun.</p></blockquote>
<p>Burada önemli bir yöntem hatası bulunuyor: Tarihte bir olayın gerçekleşmemiş olması, bu olayın yanlış olduğunu göstermez.</p>
<p>Örnek olarak, demokratik halkoyuna dayalı yönetim sistemi, 4 Halife dönemindeki kısmi uygulama istisna tutulursa, İslam tarihinde hiç olmamıştır. Yukarıdaki akıl yürütme yöntemine göre İslam dünyasının demokrasiye ihtiyaç duymadığını söylemek gerekir. Bu ise doğru değil. Dolayısıyla, yukarıda kullanılan tarihsel çıkarım yöntemi geçersizdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/04/bernard-lewis-nerede-yanlis-yapti/#comment-34396</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 23:33:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5553#comment-34396</guid>
		<description>Oryantalist dünya Islami müslümanlardan daha iyi bilme iddiasi vardir. Birde bati dünyadaki politica ve insanina Islamin daima bir tehdid olacagini izah etme (!) görevini üzerine almislar. 
Hiristiyan dünyada sekularizm ile mesele artik olmadiginada an az sübhe ile karsilamak gerektir. 
Hiristiyanlıkta yakın zamanlara kadar sadece monarşinin Tanrı tarafından caiz olduğuna inanılıyor. Papa Johannes XXIII den beri Demokrasiye dayanılan devletleride kabul görüyor artık. Bu „kabulun“ teolojik temeli yoktur, çünkü bir fransız demokrasi ile Osmanlı hilafeti teolojik manada ayni mesafede hiristiyanlığa. Devletin temeli dine dayanmıyor cünkü. Papaya eskiden monarşiler itaat ettikleri için teorikde olsa teolojik sahada o devletin meşrutiyeti var idi. „Demokrasi“ zoraki ve siyasi olarak „kabul“ olundu daha doğrusu kilisenin emniyet ve düzenini mümkün olduğu kadar korumak için „anlaşma“ söz konusudur. Bir takım hiristiyan din adamlarının demokrasiyi ve insan haklarını savunmaları dini ve teolojik bir mahiyeti yoktur. Siyasidir. Ama insanlara bunu böyle anlatmak olmuyor güzelce "paketleniyor".</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Oryantalist dünya Islami müslümanlardan daha iyi bilme iddiasi vardir. Birde bati dünyadaki politica ve insanina Islamin daima bir tehdid olacagini izah etme (!) görevini üzerine almislar.<br />
Hiristiyan dünyada sekularizm ile mesele artik olmadiginada an az sübhe ile karsilamak gerektir.<br />
Hiristiyanlıkta yakın zamanlara kadar sadece monarşinin Tanrı tarafından caiz olduğuna inanılıyor. Papa Johannes XXIII den beri Demokrasiye dayanılan devletleride kabul görüyor artık. Bu „kabulun“ teolojik temeli yoktur, çünkü bir fransız demokrasi ile Osmanlı hilafeti teolojik manada ayni mesafede hiristiyanlığa. Devletin temeli dine dayanmıyor cünkü. Papaya eskiden monarşiler itaat ettikleri için teorikde olsa teolojik sahada o devletin meşrutiyeti var idi. „Demokrasi“ zoraki ve siyasi olarak „kabul“ olundu daha doğrusu kilisenin emniyet ve düzenini mümkün olduğu kadar korumak için „anlaşma“ söz konusudur. Bir takım hiristiyan din adamlarının demokrasiyi ve insan haklarını savunmaları dini ve teolojik bir mahiyeti yoktur. Siyasidir. Ama insanlara bunu böyle anlatmak olmuyor güzelce &#8220;paketleniyor&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

