<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Darbeci Aydınlar Ülkesi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 16:43:20 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Bigalıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34318</link>
		<dc:creator>Bigalıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 19:57:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34318</guid>
		<description>yazıya katılmıyorum,darbeci aydınlar ülkesi değiliz.aydın denen şahıslar yobaz olmazlar.ileri görüşlüdürler.doğruyu yanlışı ayırt edebilecek yeterliliğe sahiptirler.sizin bahsettikleriniz olsa olsa yobaz laikçi 3-5 köşe yazarıdır.

aynı zihni yapıya sahip çok sayıda insan var ülkemizde.bu zihni yapı ülkeye aslında pek fazla şey kazandırmamakla beraber belli bir kitlenin epeyce zengin olmasına ve rahat yaşamasına neden olmuştur.mutlu azınlık ortaya çıkartmıştır.aslında buradaki asıl mesele,değişimden korkmak ve mevcut kurulu düzenin mutsuz çoğunluk lehine bozulmasından ibarettir.

tıpkı din istismarı yapıldıgı gibi Atatürk istismarı da yapılmıştır bu ülkede.demokrasimizde bir arpa boyu yol alamamamıza rağmen ifade özgürlüğü konusunda gerçekten oldukça gelişmiş bir ülke olmamızdan dolayı konuşuyor,tartışıyor,kavga ediyor ve doğru yolu buluyoruz,ağır aksak olsada.bu yönden mutluyum.

ancak gereksiz tartışmalar ve çıkar çatışmaları ve yobaz laikçiler yüzünden enerjimizin çoğu boşa gidiyor.gerçek sorunların üstü örtülüyor.demokrasi konusunda ve gelir dağımındaki adaletsizlik konusunda en ufak bir değişiklik olmamıştır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yazıya katılmıyorum,darbeci aydınlar ülkesi değiliz.aydın denen şahıslar yobaz olmazlar.ileri görüşlüdürler.doğruyu yanlışı ayırt edebilecek yeterliliğe sahiptirler.sizin bahsettikleriniz olsa olsa yobaz laikçi 3-5 köşe yazarıdır.</p>
<p>aynı zihni yapıya sahip çok sayıda insan var ülkemizde.bu zihni yapı ülkeye aslında pek fazla şey kazandırmamakla beraber belli bir kitlenin epeyce zengin olmasına ve rahat yaşamasına neden olmuştur.mutlu azınlık ortaya çıkartmıştır.aslında buradaki asıl mesele,değişimden korkmak ve mevcut kurulu düzenin mutsuz çoğunluk lehine bozulmasından ibarettir.</p>
<p>tıpkı din istismarı yapıldıgı gibi Atatürk istismarı da yapılmıştır bu ülkede.demokrasimizde bir arpa boyu yol alamamamıza rağmen ifade özgürlüğü konusunda gerçekten oldukça gelişmiş bir ülke olmamızdan dolayı konuşuyor,tartışıyor,kavga ediyor ve doğru yolu buluyoruz,ağır aksak olsada.bu yönden mutluyum.</p>
<p>ancak gereksiz tartışmalar ve çıkar çatışmaları ve yobaz laikçiler yüzünden enerjimizin çoğu boşa gidiyor.gerçek sorunların üstü örtülüyor.demokrasi konusunda ve gelir dağımındaki adaletsizlik konusunda en ufak bir değişiklik olmamıştır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34302</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 13:46:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34302</guid>
		<description>Sağ görüşlü Mümtaz’er Türköne Hoca'nın yazdığı bu akıl dolu, her tespitiyle haklı olduğu yazı gösteriyor ki, artık sol'unda, sağ'ında bir hükmü yoktur. Konjektörel durum sol'unda, sağ'ında omuz omuza vesayetçiliğe, anti-demokratik uygulamalara karşı mücadele etmesini zorunlu kılıyor. 

zira, vesayetçi bir rejim altında sol'danda, sağ'dan da bahsedilemez, sol'da, sağ'da ancak demokratik bir ortamda kendisi için var olabilir. 

sol'unda, sağ'ında önce demokrasiyi, sonra da kendilerini yeni baştan kurmaları Türkiye halklarının önünde duran en büyük  görevlerdendir. 

Mümtaz Hoca ile aynı siyasi görüşe sahip olmamama rağmen yukarıda alıntılan yazısının her satırına katılmaktayım ve desteklemekteyim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sağ görüşlü Mümtaz’er Türköne Hoca&#8217;nın yazdığı bu akıl dolu, her tespitiyle haklı olduğu yazı gösteriyor ki, artık sol&#8217;unda, sağ&#8217;ında bir hükmü yoktur. Konjektörel durum sol&#8217;unda, sağ&#8217;ında omuz omuza vesayetçiliğe, anti-demokratik uygulamalara karşı mücadele etmesini zorunlu kılıyor. </p>
<p>zira, vesayetçi bir rejim altında sol&#8217;danda, sağ&#8217;dan da bahsedilemez, sol&#8217;da, sağ&#8217;da ancak demokratik bir ortamda kendisi için var olabilir. </p>
<p>sol&#8217;unda, sağ&#8217;ında önce demokrasiyi, sonra da kendilerini yeni baştan kurmaları Türkiye halklarının önünde duran en büyük  görevlerdendir. </p>
<p>Mümtaz Hoca ile aynı siyasi görüşe sahip olmamama rağmen yukarıda alıntılan yazısının her satırına katılmaktayım ve desteklemekteyim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Bahadır tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34298</link>
		<dc:creator>Mehmet Bahadır</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 12:14:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34298</guid>
		<description>Mümtaz'er Türköne'nin bugünkü, çok güzel bir yazısını tavsiye ederim...Aynen alıntılıyorum

&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=865066&#38;title=komutanin-gorevi" rel="nofollow"&gt;Komutanın Görevi&lt;/a&gt;

Komutan durum değerlendirmesi yapmak, yeni kararlar almak ve ordusunu yeni duruma uygun konuşlandırmak zorunda. 
Yılların birikimi... Halının altında dağ gibi yığılan toz ve pisliğin üzerinde oturmaya mahkûm edilmiştik. Güçlü bir rüzgâr esti. Halı havada uçuştu. Ortalığı toz ve pislik kapladı. Komutan bize, "Kenarda durun, şu pisliği toplayıp üstünü örteyim, sonra siz de üzerinde oturmaya devam edin" diyemez. Ordunun elindeki silahların hiçbiri bu pisliği temizleyemez. Hiçbir askerî yetenek bu pisliğin üstünü örtemez. 

Bir ordunun görevi ülkeyi savunmaktır. Kime karşı? Dışarıdan gelecek saldırılara karşı. Gözünü dışarıya değil, içeriye diken, iktidar oyunlarına dalan bir ordu kendisine yeni bir düşman yaratmak zorunda kalır. İktidar talebi rakip birine karşı ileri sürülür. Kendi halkını düşman ilan etmeden bir ordu iktidarda hak iddia edemez. Yıllardır o pisliğin üzerinde otururken "cumhuriyet rejimine düşmanlık besleyen halk", "rejimi (mevcut olmayan) düşmanlardan koruyan ordu" masallarını bu yüzden dinledik. Halkını düşman ilan eden, doğrudan halkına savaş açan bir ordu ülkesini savunamaz. Savaş meydanında ilerleyen bir tankın önüne bataklık çıkınca, halk bir çaresini bulur yolu açar. Başkent'in asfalt caddelerinde darbe için dolaşan tankı, siyaset batağından çıkarmaya hiçbir milletin gücü yetmez. 

Türkiye'nin kirli ve kanlı bir askerî vesayet tarihi var. Üzerinde üniforma, elinde silah, emrinde asker olanlar ellerindeki gücü iktidarı ele geçirmek için kullandılar. Sonra bu vesayeti kalıcı hale getirmeye kalktılar. Silahın, yani zorbanın gücünü hakim kılmak için hukuku unutmanız gerekir. Türkiye'nin kronik hale gelen hak, hukuk, adalet sorunlarının arkasında bu zorbalık vardı. Bir türlü vatandaşına hukuk güvencesi veren bir devlet haline gelemeyişimizin arkasında bu tasallut duruyordu. 

Halbuki, bir ülkeyi ordusu değil hukuku korur. Orduyu var eden, güçlü, hatta yenilmez kılan, dayandığı hukuktur. Bu hukuktur ki bir orduyu topyekün bir millete dönüştürür. Hukukla kayıtlı olmayan bir ordunun Hülagû'nun Moğol sürülerinden farkı yoktur. 

Bugüne kadar askerî darbe yapmanın, darbe planlamanın, darbe şartları oluşturmak için suç işlemenin değil de, bu kanunsuzlukları deşifre etmenin suç kabul edildiği bir askerî yargı düzeninde yaşadığımızı unutmayalım. İlk defa darbeyi ifşa etmenin değil, darbe yapmaya kalkmanın suç addedildiği bir süreci yaşıyoruz. 

2 Haziran 2007'de Taraf gazetesinde yayımlanan "Yeni Kontrgerilla Planı"nı ve iki yıl önce tartıştığımız Hudson senaryolarını hatırlayarak bu hukuk dışı yapıyı tasfiye etmeliyiz. Ordunun siyasî hayata müdahalesi için organize ettiği yarı askerî bir örgütlenme var. Kontrgerilla adıyla bilinen, resmî adı "Seferberlik Bölge Başkanlıkları" olan bu örgüt, Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı olarak faal durumda. Taraf'ın haberi 12 adet olan bu bölge başkanlıklarının 24'e çıktığını bildiriyordu. Son tartışmaların merkezinde yer alan Genelkurmay Harekât Daire Başkanlığı'na bağlı olan bu organizasyonun bütünüyle gün yüzüne çıkartılması lâzım. Orduyla birlikte yürütülecek "gizli bir harekât" için hazırlandığı belirtilen bu organizasyonun, doğrudan halka karşı bir savaş yürütmek üzere hazırda tutulduğu anlaşılıyor. Hukukî yapı değişiyor ama bu örgütler hâlâ duruyor. 

Askerin siyasete müdahale için kendi halkına karşı savaş planladığına dair ciddi endişeler var. Halının altında birikenler de bu kirli savaşın ayrıntılarından ibaret. Bu halk bu muameleyi hak etmiyor; Türk ordusu da bu yükten kurtulmalı. 

Komutan'ın görevi, ordusunu girdiği bu bataklıktan çıkartmak. Komutanın görevi bu. Bir şeyleri saklayarak durumu idare etmek değil. Ordusunu tekrar savaşır hale getirmek. Türkiye yaşadığımız süreçte aynı zamanda bir dış güvenlik krizi yaşıyor. Çare, safralardan kurtulmak. 

Komutanın görevini değişmeyen askerî prensiple birlikte hatırlayalım: &lt;strong&gt;"Kötü asker yoktur, kötü komutan vardır."&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mümtaz&#8217;er Türköne&#8217;nin bugünkü, çok güzel bir yazısını tavsiye ederim&#8230;Aynen alıntılıyorum</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=865066&amp;title=komutanin-gorevi" rel="nofollow">Komutanın Görevi</a></p>
<p>Komutan durum değerlendirmesi yapmak, yeni kararlar almak ve ordusunu yeni duruma uygun konuşlandırmak zorunda.<br />
Yılların birikimi&#8230; Halının altında dağ gibi yığılan toz ve pisliğin üzerinde oturmaya mahkûm edilmiştik. Güçlü bir rüzgâr esti. Halı havada uçuştu. Ortalığı toz ve pislik kapladı. Komutan bize, &#8220;Kenarda durun, şu pisliği toplayıp üstünü örteyim, sonra siz de üzerinde oturmaya devam edin&#8221; diyemez. Ordunun elindeki silahların hiçbiri bu pisliği temizleyemez. Hiçbir askerî yetenek bu pisliğin üstünü örtemez. </p>
<p>Bir ordunun görevi ülkeyi savunmaktır. Kime karşı? Dışarıdan gelecek saldırılara karşı. Gözünü dışarıya değil, içeriye diken, iktidar oyunlarına dalan bir ordu kendisine yeni bir düşman yaratmak zorunda kalır. İktidar talebi rakip birine karşı ileri sürülür. Kendi halkını düşman ilan etmeden bir ordu iktidarda hak iddia edemez. Yıllardır o pisliğin üzerinde otururken &#8220;cumhuriyet rejimine düşmanlık besleyen halk&#8221;, &#8220;rejimi (mevcut olmayan) düşmanlardan koruyan ordu&#8221; masallarını bu yüzden dinledik. Halkını düşman ilan eden, doğrudan halkına savaş açan bir ordu ülkesini savunamaz. Savaş meydanında ilerleyen bir tankın önüne bataklık çıkınca, halk bir çaresini bulur yolu açar. Başkent&#8217;in asfalt caddelerinde darbe için dolaşan tankı, siyaset batağından çıkarmaya hiçbir milletin gücü yetmez. </p>
<p>Türkiye&#8217;nin kirli ve kanlı bir askerî vesayet tarihi var. Üzerinde üniforma, elinde silah, emrinde asker olanlar ellerindeki gücü iktidarı ele geçirmek için kullandılar. Sonra bu vesayeti kalıcı hale getirmeye kalktılar. Silahın, yani zorbanın gücünü hakim kılmak için hukuku unutmanız gerekir. Türkiye&#8217;nin kronik hale gelen hak, hukuk, adalet sorunlarının arkasında bu zorbalık vardı. Bir türlü vatandaşına hukuk güvencesi veren bir devlet haline gelemeyişimizin arkasında bu tasallut duruyordu. </p>
<p>Halbuki, bir ülkeyi ordusu değil hukuku korur. Orduyu var eden, güçlü, hatta yenilmez kılan, dayandığı hukuktur. Bu hukuktur ki bir orduyu topyekün bir millete dönüştürür. Hukukla kayıtlı olmayan bir ordunun Hülagû&#8217;nun Moğol sürülerinden farkı yoktur. </p>
<p>Bugüne kadar askerî darbe yapmanın, darbe planlamanın, darbe şartları oluşturmak için suç işlemenin değil de, bu kanunsuzlukları deşifre etmenin suç kabul edildiği bir askerî yargı düzeninde yaşadığımızı unutmayalım. İlk defa darbeyi ifşa etmenin değil, darbe yapmaya kalkmanın suç addedildiği bir süreci yaşıyoruz. </p>
<p>2 Haziran 2007&#8242;de Taraf gazetesinde yayımlanan &#8220;Yeni Kontrgerilla Planı&#8221;nı ve iki yıl önce tartıştığımız Hudson senaryolarını hatırlayarak bu hukuk dışı yapıyı tasfiye etmeliyiz. Ordunun siyasî hayata müdahalesi için organize ettiği yarı askerî bir örgütlenme var. Kontrgerilla adıyla bilinen, resmî adı &#8220;Seferberlik Bölge Başkanlıkları&#8221; olan bu örgüt, Genelkurmay Başkanlığı&#8217;na bağlı olarak faal durumda. Taraf&#8217;ın haberi 12 adet olan bu bölge başkanlıklarının 24&#8242;e çıktığını bildiriyordu. Son tartışmaların merkezinde yer alan Genelkurmay Harekât Daire Başkanlığı&#8217;na bağlı olan bu organizasyonun bütünüyle gün yüzüne çıkartılması lâzım. Orduyla birlikte yürütülecek &#8220;gizli bir harekât&#8221; için hazırlandığı belirtilen bu organizasyonun, doğrudan halka karşı bir savaş yürütmek üzere hazırda tutulduğu anlaşılıyor. Hukukî yapı değişiyor ama bu örgütler hâlâ duruyor. </p>
<p>Askerin siyasete müdahale için kendi halkına karşı savaş planladığına dair ciddi endişeler var. Halının altında birikenler de bu kirli savaşın ayrıntılarından ibaret. Bu halk bu muameleyi hak etmiyor; Türk ordusu da bu yükten kurtulmalı. </p>
<p>Komutan&#8217;ın görevi, ordusunu girdiği bu bataklıktan çıkartmak. Komutanın görevi bu. Bir şeyleri saklayarak durumu idare etmek değil. Ordusunu tekrar savaşır hale getirmek. Türkiye yaşadığımız süreçte aynı zamanda bir dış güvenlik krizi yaşıyor. Çare, safralardan kurtulmak. </p>
<p>Komutanın görevini değişmeyen askerî prensiple birlikte hatırlayalım: <strong>&#8220;Kötü asker yoktur, kötü komutan vardır.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34297</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 10:36:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34297</guid>
		<description>albay'ın önceki gece tutuklanıp, dün - tuhaf gelişmeler sonucu - serbest bırakılmasına dün akşam çoğu televizyon haberlerinde, adeta eteklerinde ziller çalan haberciler tarafından "ince ayar yapıldı" yorumları yapılıyordu. açıkçası bu insanlara utanmazlar demek bile çok az kalır. zira insan bu derece aleni darbeci olup da demokrasi yanlısı olduğunu söylemekten utanır. ama sanırım bu ülkenin en büyük problemi aynı zamanda aydınların utanmazlığı olsa gerek...çok utanmazlar çok...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>albay&#8217;ın önceki gece tutuklanıp, dün - tuhaf gelişmeler sonucu - serbest bırakılmasına dün akşam çoğu televizyon haberlerinde, adeta eteklerinde ziller çalan haberciler tarafından &#8220;ince ayar yapıldı&#8221; yorumları yapılıyordu. açıkçası bu insanlara utanmazlar demek bile çok az kalır. zira insan bu derece aleni darbeci olup da demokrasi yanlısı olduğunu söylemekten utanır. ama sanırım bu ülkenin en büyük problemi aynı zamanda aydınların utanmazlığı olsa gerek&#8230;çok utanmazlar çok&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34288</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 22:35:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34288</guid>
		<description>valla enver bey nasıl söylesem ben şahsen pek çok kavrama allerji duymaya başladım bu ülkede.
Başta da bir zamanlar umut bağladığım ve ait olduğumu düşündüğüm sol/sosyalist görüşe.Zira pişkince Ergenekon avutluğuna soyunmuş olanların bunu "solculuk"kisvesi altında yapmaları,solu adeta militarist bir anlayışa hapsetmeleri gerçekten bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı ve inanın solcuyum demeye utanır duruma geldim.
Demokrasi kelimesi ona keza.kürsülerde,meydanlarda o kadar ayağa düşürüldü ki,bu kelimeye olan inancımı yitirdim.zira çıkar ve menfaatleri uğruna bu sözcüğü ağzına dolayan sahtekarları,ikiyüzlüleri gördükçe anlam değişikliğine uğruyor bu sözcük bende.
Ve son olarak maalesef "aydın"dendiğinde de yukarıda sözünü ettiğim negatif çağırışımlara benzer yargılar oluşuyor.Aydın?aydınlıktan,berraklıktan,şeffaflıktan türetilen bir kavram olmasına karşın ne hazindir ki karanlığa meyilli kişilerin kendilerini tanımladığı bir sıfat haline dönüşmüş...deyim yerindeyse birilerince "madara"edilmiş,yerlerde süründürülmüş.bu ahlaki yozlaşmışlık bakalım daha ne kadar devam edecek.
Elinize sağlık,yazınız darbeci aydınlara(!)tutulmuş bir ayna gibi.umarım birileri biraz utanarak bundan önemli dersler çıkarır.
sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>valla enver bey nasıl söylesem ben şahsen pek çok kavrama allerji duymaya başladım bu ülkede.<br />
Başta da bir zamanlar umut bağladığım ve ait olduğumu düşündüğüm sol/sosyalist görüşe.Zira pişkince Ergenekon avutluğuna soyunmuş olanların bunu &#8220;solculuk&#8221;kisvesi altında yapmaları,solu adeta militarist bir anlayışa hapsetmeleri gerçekten bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı ve inanın solcuyum demeye utanır duruma geldim.<br />
Demokrasi kelimesi ona keza.kürsülerde,meydanlarda o kadar ayağa düşürüldü ki,bu kelimeye olan inancımı yitirdim.zira çıkar ve menfaatleri uğruna bu sözcüğü ağzına dolayan sahtekarları,ikiyüzlüleri gördükçe anlam değişikliğine uğruyor bu sözcük bende.<br />
Ve son olarak maalesef &#8220;aydın&#8221;dendiğinde de yukarıda sözünü ettiğim negatif çağırışımlara benzer yargılar oluşuyor.Aydın?aydınlıktan,berraklıktan,şeffaflıktan türetilen bir kavram olmasına karşın ne hazindir ki karanlığa meyilli kişilerin kendilerini tanımladığı bir sıfat haline dönüşmüş&#8230;deyim yerindeyse birilerince &#8220;madara&#8221;edilmiş,yerlerde süründürülmüş.bu ahlaki yozlaşmışlık bakalım daha ne kadar devam edecek.<br />
Elinize sağlık,yazınız darbeci aydınlara(!)tutulmuş bir ayna gibi.umarım birileri biraz utanarak bundan önemli dersler çıkarır.<br />
sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34285</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 21:45:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34285</guid>
		<description>Darbeci Aydınlar Ülkesi başlığı eksiktir, "Darbeci, Derebeyci, Vesayetçi Aydınlar Ülkesi" çok daha tamamlayıcı bir başlık olabilirdi. Zira günümüzün gericiliğine karşılığına gelen "ulusalcılığı" savunmak, "birleşik derebeylik" sisteminin savunmaktır. 

kemalizmin kuyrukçuluğunda aydın/entellektüellikten ancak bu kadarını bekleyebilirdik, ancak ne var ki sözüm ona sol/sosyalist aydın geçinenlerin de bu hastalıktan nasibini almadıklarını söyleyemeyiz, sözde sol/sosyalist geçinen  bu aydınlar;  ne Çekoslavakya işgalinde SSCB'ye kınayan TİP başkanı Mehmet Ali Aybar'ı, ne de 12 martın faşist mahkemelerine karşı "TİP, emperyalizme, faşizme, gericiliğe karşı savaşırken bir taraftan da Kemalizme ve cuntacılığa karşı mücadele vermiştir" diye haykıran Behice Boran'ı anlayamamıştır, aradan geçen 40 yıla rağmen anlamayı da halen beceremedi. TİP'i legal olmasından dolayı yerden yere vuran bu sol siyasi anlayışlar, daha sonra kendileri birer birer legal parti kurdular, geçmişte sırf legalliğinden dolayı TİP'e faşistlerden daha fazla zarar  vermiş olmalarına rağmen  bu konuda bir özeleştiriye  ihtiyaç dahi duymadılar.

Hatalarından dersler çıkarmasını becerememiş olan bu kafa 9 Mart 1971'den beri hala bir SOL CUNTA beklentisi içerisisindedir.

28 Şubat, kendinden sonra yapılacak olan çok ağır bir darbenin öncülüydü, tıpkı 12 mart'ın 12 eylül'ün öncülü olması gibi. üstelik bu darbe 12 eylül faşist darbesinden çok daha ağır olacaktı, zaten daha ağır olmayacak ise yapılmasına gerek olmazdı, zira 12 eylül 1980'den bu yana zaten anayasası ile yasaları ile yök'ü ile bir darbenin içinde yaşamakta değil miyiz? 12 Mart öncesi yaklaşan tehlikenin SOL BİR DARBE değil, FAŞİST BİR DARBE olacağını söyleyen ve bu konuda tüm aydınları önlem almaya ve buna karşı direnmeye çağıran TİP'e o günlerde nasıl gülüp geçmişlerse, bugünlerde de aynı kafa ile devam etmektedirler, yapılmış onca faşist darbeye rağmen ve dünya yüzünde ordu eliyle ilerici bir darbenin yapılmadığı/yapılamayacağı malul iken böyle bir beklenti içinde olmak, ancak bu ülkenin düzen kuyrukçusu/sahte sol ve çakma aydınlarına mahsustur, ancak ne varki artık takke düşmüş, kel görünmüştür, onların aydınlıkları, kendilerinin gerici ilan ettiklerinin dahi fersah fersah  gerisindedir. İmparatorluk mirascısı bir ülkenin 80 yıldır gerek dış itibar açısından, gerek vatandaşlarının yaşam standartları açısından yerlerde sürünüyor olmasının  nedeni de bizzat siyaseten kişiliksiz bu sahte aydınların varlığındandır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Darbeci Aydınlar Ülkesi başlığı eksiktir, &#8220;Darbeci, Derebeyci, Vesayetçi Aydınlar Ülkesi&#8221; çok daha tamamlayıcı bir başlık olabilirdi. Zira günümüzün gericiliğine karşılığına gelen &#8220;ulusalcılığı&#8221; savunmak, &#8220;birleşik derebeylik&#8221; sisteminin savunmaktır. </p>
<p>kemalizmin kuyrukçuluğunda aydın/entellektüellikten ancak bu kadarını bekleyebilirdik, ancak ne var ki sözüm ona sol/sosyalist aydın geçinenlerin de bu hastalıktan nasibini almadıklarını söyleyemeyiz, sözde sol/sosyalist geçinen  bu aydınlar;  ne Çekoslavakya işgalinde SSCB&#8217;ye kınayan TİP başkanı Mehmet Ali Aybar&#8217;ı, ne de 12 martın faşist mahkemelerine karşı &#8220;TİP, emperyalizme, faşizme, gericiliğe karşı savaşırken bir taraftan da Kemalizme ve cuntacılığa karşı mücadele vermiştir&#8221; diye haykıran Behice Boran&#8217;ı anlayamamıştır, aradan geçen 40 yıla rağmen anlamayı da halen beceremedi. TİP&#8217;i legal olmasından dolayı yerden yere vuran bu sol siyasi anlayışlar, daha sonra kendileri birer birer legal parti kurdular, geçmişte sırf legalliğinden dolayı TİP&#8217;e faşistlerden daha fazla zarar  vermiş olmalarına rağmen  bu konuda bir özeleştiriye  ihtiyaç dahi duymadılar.</p>
<p>Hatalarından dersler çıkarmasını becerememiş olan bu kafa 9 Mart 1971&#8242;den beri hala bir SOL CUNTA beklentisi içerisisindedir.</p>
<p>28 Şubat, kendinden sonra yapılacak olan çok ağır bir darbenin öncülüydü, tıpkı 12 mart&#8217;ın 12 eylül&#8217;ün öncülü olması gibi. üstelik bu darbe 12 eylül faşist darbesinden çok daha ağır olacaktı, zaten daha ağır olmayacak ise yapılmasına gerek olmazdı, zira 12 eylül 1980&#8242;den bu yana zaten anayasası ile yasaları ile yök&#8217;ü ile bir darbenin içinde yaşamakta değil miyiz? 12 Mart öncesi yaklaşan tehlikenin SOL BİR DARBE değil, FAŞİST BİR DARBE olacağını söyleyen ve bu konuda tüm aydınları önlem almaya ve buna karşı direnmeye çağıran TİP&#8217;e o günlerde nasıl gülüp geçmişlerse, bugünlerde de aynı kafa ile devam etmektedirler, yapılmış onca faşist darbeye rağmen ve dünya yüzünde ordu eliyle ilerici bir darbenin yapılmadığı/yapılamayacağı malul iken böyle bir beklenti içinde olmak, ancak bu ülkenin düzen kuyrukçusu/sahte sol ve çakma aydınlarına mahsustur, ancak ne varki artık takke düşmüş, kel görünmüştür, onların aydınlıkları, kendilerinin gerici ilan ettiklerinin dahi fersah fersah  gerisindedir. İmparatorluk mirascısı bir ülkenin 80 yıldır gerek dış itibar açısından, gerek vatandaşlarının yaşam standartları açısından yerlerde sürünüyor olmasının  nedeni de bizzat siyaseten kişiliksiz bu sahte aydınların varlığındandır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34282</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 20:46:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34282</guid>
		<description>Aydın tanımı içerisinde aydının bir anlamının da 'darbeci' olduğu bir ülke de devletin tanımına da ' en iyi devlet derin devlettir ' ek bilgisi yerleştirirsek sanırım adımız tarihe altın harflerle yazılmış olur,hepimiz huzur içerisinde uyuyabiliriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın tanımı içerisinde aydının bir anlamının da &#8216;darbeci&#8217; olduğu bir ülke de devletin tanımına da &#8216; en iyi devlet derin devlettir &#8216; ek bilgisi yerleştirirsek sanırım adımız tarihe altın harflerle yazılmış olur,hepimiz huzur içerisinde uyuyabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34278</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 20:34:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34278</guid>
		<description>:)) aydın kelimesini hiç sevmediğim için o tür kişilere uygun gördüm zaten:))(sevdiklerime münevver diyorum zira:)))daha çok onlar kendilerini öyle tanımlıyorlar ya, bir tür ironi olsun diye...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>:)) aydın kelimesini hiç sevmediğim için o tür kişilere uygun gördüm zaten:))(sevdiklerime münevver diyorum zira:)))daha çok onlar kendilerini öyle tanımlıyorlar ya, bir tür ironi olsun diye&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Akbaş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34274</link>
		<dc:creator>Mustafa Akbaş</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 19:14:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34274</guid>
		<description>Darbeciden Aydin felan olmaz. Darbeciler Insanlik ve hür iradenin düsmanidir. Ilkerin  demokrati koruma salvolari hic inandirici degil.Sonucta hür iradenin demokratik sectigi bir Lideri asan ve insanlik sucu islemis bir harbiyeli kurumun baskani Ilker Pasa. Ara sira cikip parmak sallayan ve cok cok sert konusan Ilkerin omurgasi varsa kurumun yaptigi kanunsuz isler icin özür dilemesi lazim.Basiörtülü sehit Annelerinden korkan Ilker Pasa dan bir hayir gelmez bizim ülkemize.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Darbeciden Aydin felan olmaz. Darbeciler Insanlik ve hür iradenin düsmanidir. Ilkerin  demokrati koruma salvolari hic inandirici degil.Sonucta hür iradenin demokratik sectigi bir Lideri asan ve insanlik sucu islemis bir harbiyeli kurumun baskani Ilker Pasa. Ara sira cikip parmak sallayan ve cok cok sert konusan Ilkerin omurgasi varsa kurumun yaptigi kanunsuz isler icin özür dilemesi lazim.Basiörtülü sehit Annelerinden korkan Ilker Pasa dan bir hayir gelmez bizim ülkemize.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34265</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 17:55:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34265</guid>
		<description>Öte yandan önümüze gelene aydın deyip bu kavramı bu kadar kirletmelerine izin vermelimiyiz diye de düşünüyorum. Ya aydın kavramından feragat etmeli ya da bu insanları bu kavramın dışına almalı. Aydın deyince benim aklıma ne bileyim bir Sokrates, Chomsky ya da Cemil Meriç veya Mahçupyan gibi biri geliyor. Yani itirazı olan ve birr kavramına sahip bir insan. Kalbi olan bir fikir işçisi. Bunlar olsa olsa saray soytarısı olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öte yandan önümüze gelene aydın deyip bu kavramı bu kadar kirletmelerine izin vermelimiyiz diye de düşünüyorum. Ya aydın kavramından feragat etmeli ya da bu insanları bu kavramın dışına almalı. Aydın deyince benim aklıma ne bileyim bir Sokrates, Chomsky ya da Cemil Meriç veya Mahçupyan gibi biri geliyor. Yani itirazı olan ve birr kavramına sahip bir insan. Kalbi olan bir fikir işçisi. Bunlar olsa olsa saray soytarısı olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ç-z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/07/01/darbeci-aydinlar-ulkesi/#comment-34251</link>
		<dc:creator>ç-z</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 10:38:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5511#comment-34251</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;İrtica ile mücadele belgesi konusundaki tartışmalarda, belgenin sahte çıkması durumunda “ne yapacağımızı herkes görecek” dediği iddia edilen Genelkurmay Başkanı, belgenin askeri savcılıkta incelendikten sonra sahte olduğuna karar verildiğini açıklamıştı yaptığı basın toplantısında. &lt;/blockquote&gt;

Şimdi o belgede adı ve imzası bulunan albay cezaevine gönderildi.Diğer 8 albayla ilgili de araştırma da devam ediyormuş.

Bu gelişmelerden sonra 15.geçici madde ile ilgili ayağa kalkan,CHP mahkemeye gittiği taktirde ona destek vereceğini söyleyen sözde(!) darbesavar zihniyete sahip olduklarını iddia edenlerin telaşlarının ne olduğu anlaşılmış oldu.

Dün bir tv programında da bu 15.maddenin gece yarısı geçmesi ile ilgili Ufuk Uras'a ne düşündüğü soruldu.Verdiği cevap;nasıl geçtiği önemli değil hadi o da önemli diyelim biz darbe ve darbecilerle hesaplaşmak istemiyor muyuz?Bu hukuk devleti olarak tanımlanmak,demokrasisini geliştirmek, sağlamlaştırmak isteyen bir ülke haklının menfatine olduğuna göre bu karşı çıkışı anlayabilmek mümkün değil!"

&lt;blockquote&gt;Bütün bunlar, ülkenin, militarist bir cumhuriyet olmaktan, demokratik bir cumhuriyetliğe terfi edememesinin sebeplerini biraz daha dikkatli ele almamız gerektiğini düşündürmelidir.&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>İrtica ile mücadele belgesi konusundaki tartışmalarda, belgenin sahte çıkması durumunda “ne yapacağımızı herkes görecek” dediği iddia edilen Genelkurmay Başkanı, belgenin askeri savcılıkta incelendikten sonra sahte olduğuna karar verildiğini açıklamıştı yaptığı basın toplantısında. </p></blockquote>
<p>Şimdi o belgede adı ve imzası bulunan albay cezaevine gönderildi.Diğer 8 albayla ilgili de araştırma da devam ediyormuş.</p>
<p>Bu gelişmelerden sonra 15.geçici madde ile ilgili ayağa kalkan,CHP mahkemeye gittiği taktirde ona destek vereceğini söyleyen sözde(!) darbesavar zihniyete sahip olduklarını iddia edenlerin telaşlarının ne olduğu anlaşılmış oldu.</p>
<p>Dün bir tv programında da bu 15.maddenin gece yarısı geçmesi ile ilgili Ufuk Uras&#8217;a ne düşündüğü soruldu.Verdiği cevap;nasıl geçtiği önemli değil hadi o da önemli diyelim biz darbe ve darbecilerle hesaplaşmak istemiyor muyuz?Bu hukuk devleti olarak tanımlanmak,demokrasisini geliştirmek, sağlamlaştırmak isteyen bir ülke haklının menfatine olduğuna göre bu karşı çıkışı anlayabilmek mümkün değil!&#8221;</p>
<blockquote><p>Bütün bunlar, ülkenin, militarist bir cumhuriyet olmaktan, demokratik bir cumhuriyetliğe terfi edememesinin sebeplerini biraz daha dikkatli ele almamız gerektiğini düşündürmelidir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

