<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Başörtüsü Yasaklarından Bize Kalan yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 16:55:10 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Rakaful tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-40841</link>
		<dc:creator>Rakaful</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 12:39:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-40841</guid>
		<description>Bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki, ne söylemeye takatimiz var ne de söylediklerimizi Müslüman kardeşlerimizin dinlemeye takati var...Hele kafirlerin ve münafıkların dinlemesi, söz konusu bile olamaz.Neyse...

Öyle bir sıkıntı görmemişliğin rahatlığı içinde yazıyorum, ileri gidersem mazur görün.

İlk önce, benim örtünme konusunda benimsediğim şekil ve İslâm'ın da muradının zaten bu olduğunu açıkça gördüğüm tavır şudur; başörtüsü tesettürün bir bölümüdür, tesettür ise daha kapsamlı ve geneli ifade eder.O sebeble başörtüsü yerine tesettür ifadesi kullanmayı daha doğru buluyorum.

İkinci olarak, zulüm gören kardeşlerim elbette haksızlıklara maruz kalmışlardır, adı üstünde zulüm görüyorlar.Ama bu işin bir de bize çıkarılması gereken faturası var.Şu anda da olduğu gibi, ümmet -sayısının çokluğuna rağmen- hala bir korkak tavuk gibi haktan kaçmaya çalıştıkça, ne tesettür sorunu çözülür ne de zulüm gören diğer insanların sorunları çözülür.Evet bu konuya ve diğer konulara ümmet açısından baktığımızda, çok büyük bir korkaklık görüyoruz.Eğer korkaklık olmasa idi ve İslâm'ın şeref ve izzetini savunacak Allah erleri olsa idi, ne tesettürlü kardeşlerimiz zulüm görürdü ne de bir başkası...Evet bütün sorun korkaklıkta, ümmetin korkalığında...

Peki korkaklığın sebebi nedir?

Korkaklığın sebebi ise, iman ettiğini sanıp iman etmemek ya da iman ettiği halde imanını; ruhuna, aklına, vicdanına ve cesedine yedirememek.Yoksa imanı olanın imkanları asla tükenmez.İmkan demek para demek değildir, imanı olan parasız da imkanlar bulur.Bunun örneği ve örnekleri tarihte vardır.O örnekleri kendimize rehber edinirsek, hangi sıkıntımı çözülmez ki?Evet Müslümanlarının sıkıntılarının çözümleri, kesinlikle Saadet Asrı'ndadır.O asır bütün dertlerimize devadır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki, ne söylemeye takatimiz var ne de söylediklerimizi Müslüman kardeşlerimizin dinlemeye takati var&#8230;Hele kafirlerin ve münafıkların dinlemesi, söz konusu bile olamaz.Neyse&#8230;</p>
<p>Öyle bir sıkıntı görmemişliğin rahatlığı içinde yazıyorum, ileri gidersem mazur görün.</p>
<p>İlk önce, benim örtünme konusunda benimsediğim şekil ve İslâm&#8217;ın da muradının zaten bu olduğunu açıkça gördüğüm tavır şudur; başörtüsü tesettürün bir bölümüdür, tesettür ise daha kapsamlı ve geneli ifade eder.O sebeble başörtüsü yerine tesettür ifadesi kullanmayı daha doğru buluyorum.</p>
<p>İkinci olarak, zulüm gören kardeşlerim elbette haksızlıklara maruz kalmışlardır, adı üstünde zulüm görüyorlar.Ama bu işin bir de bize çıkarılması gereken faturası var.Şu anda da olduğu gibi, ümmet -sayısının çokluğuna rağmen- hala bir korkak tavuk gibi haktan kaçmaya çalıştıkça, ne tesettür sorunu çözülür ne de zulüm gören diğer insanların sorunları çözülür.Evet bu konuya ve diğer konulara ümmet açısından baktığımızda, çok büyük bir korkaklık görüyoruz.Eğer korkaklık olmasa idi ve İslâm&#8217;ın şeref ve izzetini savunacak Allah erleri olsa idi, ne tesettürlü kardeşlerimiz zulüm görürdü ne de bir başkası&#8230;Evet bütün sorun korkaklıkta, ümmetin korkalığında&#8230;</p>
<p>Peki korkaklığın sebebi nedir?</p>
<p>Korkaklığın sebebi ise, iman ettiğini sanıp iman etmemek ya da iman ettiği halde imanını; ruhuna, aklına, vicdanına ve cesedine yedirememek.Yoksa imanı olanın imkanları asla tükenmez.İmkan demek para demek değildir, imanı olan parasız da imkanlar bulur.Bunun örneği ve örnekleri tarihte vardır.O örnekleri kendimize rehber edinirsek, hangi sıkıntımı çözülmez ki?Evet Müslümanlarının sıkıntılarının çözümleri, kesinlikle Saadet Asrı&#8217;ndadır.O asır bütün dertlerimize devadır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-40834</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 10:43:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-40834</guid>
		<description>Çok üzücü Merve. Ben şimdi ne diyeyim nasıl teselli edeyim ki seni. 
Belki ancak şunu söyleyebilirim. hayatta acı üzüntü ve haksızlığa uğramak arzu edilir bir şey değildir. Ama bu yaşanan acı ve üzüntüler ruhumuzda hastalık yaratmazsa(bazen yarata dabilir çünkü) insanı güçlendirir biler, başka yeteneklerini geliştirir. Bakarsın en iyi bakım gösterilen ortamlarda yetişmiş, vitaminlerle beslenmiş bitkiler solar kurur cansızlaşır da sert iklimlerde çöllerde, hatta karlar arasından bambaşka çiçekler yeşerir. 
Belki bilirsin bazı insanlar bu ülkede 12 eylülden sonra çok acı yaşadılar çok işkence gördüler. Amaç birgün dışarı çıktıklarında onlardan bir insan değil bir posa geriye bırakmaktı. Bu başarılı da oldu. Bir çok insan psikolojik olarak arazlı, fiziksel olarak hasta, alkolik vs. oldu çıktıktan sonra. Ama bazıları da inatla hayata tutunmaya iyi insanlar olmaya devam ettiler.
Umuyorum ki başörtüsü mevzusu da aynı oranda olmasa da acı bir tecrübe. Bir şekilde ruhlarda iz bırakıyor. Ama bizlerr bu sınavdan allah'ın yardımıyla daha güçlü, kişiliği oturmuş ve öz güvenli çıkacağız. 
Suçu başörtüsü videosuna gelen yasak taraftarlarının yorumlarına bir göz at istersen. Entelektuel olarak, kalben ve zihnen ne kadar körelmiş, acınacak halde yazılar geliyor. Böyle olmamak bile başlı başına bir nimet, allahın lutfu bizim için diye düşünüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok üzücü Merve. Ben şimdi ne diyeyim nasıl teselli edeyim ki seni.<br />
Belki ancak şunu söyleyebilirim. hayatta acı üzüntü ve haksızlığa uğramak arzu edilir bir şey değildir. Ama bu yaşanan acı ve üzüntüler ruhumuzda hastalık yaratmazsa(bazen yarata dabilir çünkü) insanı güçlendirir biler, başka yeteneklerini geliştirir. Bakarsın en iyi bakım gösterilen ortamlarda yetişmiş, vitaminlerle beslenmiş bitkiler solar kurur cansızlaşır da sert iklimlerde çöllerde, hatta karlar arasından bambaşka çiçekler yeşerir.<br />
Belki bilirsin bazı insanlar bu ülkede 12 eylülden sonra çok acı yaşadılar çok işkence gördüler. Amaç birgün dışarı çıktıklarında onlardan bir insan değil bir posa geriye bırakmaktı. Bu başarılı da oldu. Bir çok insan psikolojik olarak arazlı, fiziksel olarak hasta, alkolik vs. oldu çıktıktan sonra. Ama bazıları da inatla hayata tutunmaya iyi insanlar olmaya devam ettiler.<br />
Umuyorum ki başörtüsü mevzusu da aynı oranda olmasa da acı bir tecrübe. Bir şekilde ruhlarda iz bırakıyor. Ama bizlerr bu sınavdan allah&#8217;ın yardımıyla daha güçlü, kişiliği oturmuş ve öz güvenli çıkacağız.<br />
Suçu başörtüsü videosuna gelen yasak taraftarlarının yorumlarına bir göz at istersen. Entelektuel olarak, kalben ve zihnen ne kadar körelmiş, acınacak halde yazılar geliyor. Böyle olmamak bile başlı başına bir nimet, allahın lutfu bizim için diye düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>merve gürsoy tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-40829</link>
		<dc:creator>merve gürsoy</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 09:04:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-40829</guid>
		<description>bende türban sorunu yüzünden ülkemizde okuyamıyorum maalesef. yurtdışında üniversite öğrenime devam ediyorum.herkes gıpta ile bakıyor bana yurtdışında eğitim görüyor diye fakat durumun maalesef hiç gıpta ile bakılacak bi durumu yok.her ne kadar özgürlük diye bizim okula başörtümüzle girmemize devlet izin versede halk çok farklı bakıyor.çok yakın bi zamanda viyanalı olan sınıf arkadaşım siz kendi ülkenizde okuyamıyorsunuz bizim ülkemize geliyorsunuz gidin kendi ülkenize dedi polislerin bizlere karşı bakışı farklı ne kendi ülkemize sıgabildik ne buralar. inanmak ve inancın gereğini yaşamanın bu kadar ağır bi cezası olmamalı</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bende türban sorunu yüzünden ülkemizde okuyamıyorum maalesef. yurtdışında üniversite öğrenime devam ediyorum.herkes gıpta ile bakıyor bana yurtdışında eğitim görüyor diye fakat durumun maalesef hiç gıpta ile bakılacak bi durumu yok.her ne kadar özgürlük diye bizim okula başörtümüzle girmemize devlet izin versede halk çok farklı bakıyor.çok yakın bi zamanda viyanalı olan sınıf arkadaşım siz kendi ülkenizde okuyamıyorsunuz bizim ülkemize geliyorsunuz gidin kendi ülkenize dedi polislerin bizlere karşı bakışı farklı ne kendi ülkemize sıgabildik ne buralar. inanmak ve inancın gereğini yaşamanın bu kadar ağır bi cezası olmamalı</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-34330</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 08:56:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-34330</guid>
		<description>Aziz Bey,
iste sizinki de bambaska bir hikaye. bir çocuğun anadilini konuştuğu için dayak yediğini düşünmek dahi insanı kahrediyor. ama sanırım belli bir yaşın üstünde kürt olup da bu tür anıları olmayan yok gibidir. Hatta benim baba tarafım Siirtli araplardandır. Siirt'teki baskıları bırakın babam çocukken istanbul'a göç ettikleri zaman ilk başta utandıkları ve aile içerisinde çocukların birbirlerine yasakladıkları şeydir Arapça konuşmak. Şivelerini düzeltmek için olağanüstü çaba sarfetmiştir daha büyük olan çocuklar. Hiçbiri bir siirtli ile evlenmemiştir. Bilinçli bir tercih ve utanç duygusudur bu. Dahası kiracı ararken bile hemşeri istemezler hala kimi akrabalarım.Rahmetli dedemin ismi bile araptır ama tüm aile Araplara, kürtlere tüm iç ve dış düşmanlara kızar da kızar:)
Garip bir hikaye bu toprağın insanının hikayesi herkes bir şekilde kendinden utandırılmış. Ve şizofrenik bir şekilde kıymeti kendinden menkul kimliklere sığınmış kabul görmek için. Hepimiz parklardaki budanmış garip ağaçlar gibi olmuşuz. Hani hepsi ya top şeklindedir ya zürafaya horoza benzer ya öyle bir şey. Ağaçlara bile rahat yok. ağaçlar bile ağaç gibi olamıyor modern insanın beğeni dünyasında. Ağaç zürafaya dönüşmek zorunda. Hilkatte harika olandan nefret ediyor garubet olana dönüştürmek için can atıyoruz.:(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz Bey,<br />
iste sizinki de bambaska bir hikaye. bir çocuğun anadilini konuştuğu için dayak yediğini düşünmek dahi insanı kahrediyor. ama sanırım belli bir yaşın üstünde kürt olup da bu tür anıları olmayan yok gibidir. Hatta benim baba tarafım Siirtli araplardandır. Siirt&#8217;teki baskıları bırakın babam çocukken istanbul&#8217;a göç ettikleri zaman ilk başta utandıkları ve aile içerisinde çocukların birbirlerine yasakladıkları şeydir Arapça konuşmak. Şivelerini düzeltmek için olağanüstü çaba sarfetmiştir daha büyük olan çocuklar. Hiçbiri bir siirtli ile evlenmemiştir. Bilinçli bir tercih ve utanç duygusudur bu. Dahası kiracı ararken bile hemşeri istemezler hala kimi akrabalarım.Rahmetli dedemin ismi bile araptır ama tüm aile Araplara, kürtlere tüm iç ve dış düşmanlara kızar da kızar:)<br />
Garip bir hikaye bu toprağın insanının hikayesi herkes bir şekilde kendinden utandırılmış. Ve şizofrenik bir şekilde kıymeti kendinden menkul kimliklere sığınmış kabul görmek için. Hepimiz parklardaki budanmış garip ağaçlar gibi olmuşuz. Hani hepsi ya top şeklindedir ya zürafaya horoza benzer ya öyle bir şey. Ağaçlara bile rahat yok. ağaçlar bile ağaç gibi olamıyor modern insanın beğeni dünyasında. Ağaç zürafaya dönüşmek zorunda. Hilkatte harika olandan nefret ediyor garubet olana dönüştürmek için can atıyoruz.:(</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-34322</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 22:02:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-34322</guid>
		<description>Özlem hanım inancım odur ki bu anlamsız türban yasağı da bir gün son bulacaktır.Ve eminim çocuklarımız,torunlarımız;geçmişte kavga ve çatışma nedeni olmuş bu uygulamaya gülüp geçeceklerdir.Lakin gönül isterdi ki bunca gerilim,tatsızlık ve kırgınlıklar yaşanmadan sorunun çözüme kavuşmuş olmasıydı.N'apalım hayat böyle.Adaleti tesis etmek için de azim,sabır ve çaba...hatta derin acılar yaşamak,büyük bedeller ödemek gerekiyormuş.

Bazen çocuklarımla oturur sohbet ederim.Mevzuyu eskilere götürürüm biraz.Ama "bakın siz çok şanslı bir nesilsiniz"gibilerinden değil.Hatta kendi kuşağımın çok daha şanslı olduğunu söyleyerek onları yaşama daha sağlam tutunmaları için motive ederim aklım sıra.Yine de hayatın şimdikinden çok daha çetin olduğunu hatırlatmadan edemem.Bir derslikte 1.sınıftan 5.sınıfa kadar nasıl bir arada-tek öğretmen tarafından-öğretim gördüğümüzden,kış mevsiminde sabahları okula  birer ikişer odun götürmekle yükümlü olduğumuzdan,23 Nisanları nasıl heyecanla beklediğimizden,kürtçe konuşma yasağına karşı özel bir "kolluk"oluşturulduğundan falan sözederim.İnanın çoğu zaman bana pek inanmadıklarını düşünürüm.Avcıların bol keseden attıkları hikayelere benzer bir abartı sezdiklerini okuyorum yüzlerinde.İnanmıyorlar.Aramızdan bir "özel hafiye"nin kürtçe konuşma yasağını delenleri öğretmene ihbar etmek üzere seçilmiş olabileceğine ihtimal veremiyorlar çünkü.Dediğiniz gibi basıyorlar kahkahayı"baba böyle yasak mı olur?"diye.Ama hayatın cilvesi işte.Basbayağı "kürtçe konuşma kolu"vardı ve ben bir kaç kez yasağı çiğnediğim için pataklanmıştım.Hiç unutmam soğuk kış gününde avucumda yaş meşeden yapılmış kırbaç biçimindeki değnekten nasibimi almıştım.

Bakın nereden nereye geldik:bu yasaklar artık yok.Keşke bunca acı ve gözyaşı yaşanmadan,insanlar birbirine düşman edilmeden bu günlere gelebilseydik.

Sonuçta biraz kahkaha,biraz burukluk karışımı duygular bizleri geçmişe götürse de,bir şeylerin değişebiliyor olmasını görmek umutlarımızı yeniden tazeleyebiliyor.Hayat içiçe geçmiş bu acı tatlı hatıralarla güzel ve bununla anlamlı çünkü.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanım inancım odur ki bu anlamsız türban yasağı da bir gün son bulacaktır.Ve eminim çocuklarımız,torunlarımız;geçmişte kavga ve çatışma nedeni olmuş bu uygulamaya gülüp geçeceklerdir.Lakin gönül isterdi ki bunca gerilim,tatsızlık ve kırgınlıklar yaşanmadan sorunun çözüme kavuşmuş olmasıydı.N&#8217;apalım hayat böyle.Adaleti tesis etmek için de azim,sabır ve çaba&#8230;hatta derin acılar yaşamak,büyük bedeller ödemek gerekiyormuş.</p>
<p>Bazen çocuklarımla oturur sohbet ederim.Mevzuyu eskilere götürürüm biraz.Ama &#8220;bakın siz çok şanslı bir nesilsiniz&#8221;gibilerinden değil.Hatta kendi kuşağımın çok daha şanslı olduğunu söyleyerek onları yaşama daha sağlam tutunmaları için motive ederim aklım sıra.Yine de hayatın şimdikinden çok daha çetin olduğunu hatırlatmadan edemem.Bir derslikte 1.sınıftan 5.sınıfa kadar nasıl bir arada-tek öğretmen tarafından-öğretim gördüğümüzden,kış mevsiminde sabahları okula  birer ikişer odun götürmekle yükümlü olduğumuzdan,23 Nisanları nasıl heyecanla beklediğimizden,kürtçe konuşma yasağına karşı özel bir &#8220;kolluk&#8221;oluşturulduğundan falan sözederim.İnanın çoğu zaman bana pek inanmadıklarını düşünürüm.Avcıların bol keseden attıkları hikayelere benzer bir abartı sezdiklerini okuyorum yüzlerinde.İnanmıyorlar.Aramızdan bir &#8220;özel hafiye&#8221;nin kürtçe konuşma yasağını delenleri öğretmene ihbar etmek üzere seçilmiş olabileceğine ihtimal veremiyorlar çünkü.Dediğiniz gibi basıyorlar kahkahayı&#8221;baba böyle yasak mı olur?&#8221;diye.Ama hayatın cilvesi işte.Basbayağı &#8220;kürtçe konuşma kolu&#8221;vardı ve ben bir kaç kez yasağı çiğnediğim için pataklanmıştım.Hiç unutmam soğuk kış gününde avucumda yaş meşeden yapılmış kırbaç biçimindeki değnekten nasibimi almıştım.</p>
<p>Bakın nereden nereye geldik:bu yasaklar artık yok.Keşke bunca acı ve gözyaşı yaşanmadan,insanlar birbirine düşman edilmeden bu günlere gelebilseydik.</p>
<p>Sonuçta biraz kahkaha,biraz burukluk karışımı duygular bizleri geçmişe götürse de,bir şeylerin değişebiliyor olmasını görmek umutlarımızı yeniden tazeleyebiliyor.Hayat içiçe geçmiş bu acı tatlı hatıralarla güzel ve bununla anlamlı çünkü.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-34317</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 19:22:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-34317</guid>
		<description>Tesekkur ederim Aziz Bey.
Bu toprağın insanlarının acı tatlı ne hikayeleri var. Çok zaman dinlediğimde böyle bir şey olamaz diyor hayret ediyorum. Benim ki çok sıradan bir hikaye. Bazen sanki tüm bu hikayelerin içindeyim bazen dışından seyrediyorum. Bu yazı Henüz özgür olmadık adında bir kitap için kaleme alınmıştı. Daha birçok ilginç, hüzünlü, komik hikaye var. Kitabın hazırlık çalışmasında bir araya gelip bazı arkadaşlar hikayelerimizi anlattık. Güldük, ağladık en katı gözükenlerimiz en çok ağlayanlarımız en duygusal gözükenlerimiz en çok kahkaha atanlarımız olmuştu. Sanırım insanların hikayelerini paylaşması da bir tür sağaltım. Kendimce bir şeyler yazmaya başladığım günlerde birisi bana evet yazmalısınız sanırım size iyi gelecek demişti. Çok güldüm bu lafa. Ama haklı yazmak, paylaşmak insana iyi geliyor. Okuyup yazamadığım zamanlar ölü zamanlar. 
Ayrıca ben de iyi bir dinleyiciyimdir. Ve farklı hikayeleri arar dururum.
Ah bir de su dağınıklığımı halledip onca duyduğum hayatı hikayesini satırlara dökebilsem daha ne isterim:(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkur ederim Aziz Bey.<br />
Bu toprağın insanlarının acı tatlı ne hikayeleri var. Çok zaman dinlediğimde böyle bir şey olamaz diyor hayret ediyorum. Benim ki çok sıradan bir hikaye. Bazen sanki tüm bu hikayelerin içindeyim bazen dışından seyrediyorum. Bu yazı Henüz özgür olmadık adında bir kitap için kaleme alınmıştı. Daha birçok ilginç, hüzünlü, komik hikaye var. Kitabın hazırlık çalışmasında bir araya gelip bazı arkadaşlar hikayelerimizi anlattık. Güldük, ağladık en katı gözükenlerimiz en çok ağlayanlarımız en duygusal gözükenlerimiz en çok kahkaha atanlarımız olmuştu. Sanırım insanların hikayelerini paylaşması da bir tür sağaltım. Kendimce bir şeyler yazmaya başladığım günlerde birisi bana evet yazmalısınız sanırım size iyi gelecek demişti. Çok güldüm bu lafa. Ama haklı yazmak, paylaşmak insana iyi geliyor. Okuyup yazamadığım zamanlar ölü zamanlar.<br />
Ayrıca ben de iyi bir dinleyiciyimdir. Ve farklı hikayeleri arar dururum.<br />
Ah bir de su dağınıklığımı halledip onca duyduğum hayatı hikayesini satırlara dökebilsem daha ne isterim:(</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-34313</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 18:26:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-34313</guid>
		<description>Özlem hanım,

Yazınızı yeni farkettim.Oysa tam da ilgi duyduğum yazılardan.İnsanların kendi hikayelerinden yola çıkarak anılarını paylaşmasını hem çok anlamlı bulur hem de ilgi duyarım.Bilemiyorum,belki de kendi gençliğime dair anılarımı tazelediğindendir.Çünkü hep kendimden bir şeyler bulur,geçmişi yadederim.Güzelliği de burada saklıdır ya,iyi bir dinleyiciyseniz sizi anlatırlar...bir zaman yaşadığınız heyecanı,umut ve beklentileri,yaşama tutunma serüveninizi bir bir canlandırır,hatırlatırlar.Kim olduğunuzun,nereden geldiğinizin bir önemi yoktur çünkü...Farklı zaman ve mekanlarda yaşanmış olsa bile "hikayeler"hep birbirinin benzeridir.
Akıcı ve dolu dolu bir yazı olmuş yüreğinize sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanım,</p>
<p>Yazınızı yeni farkettim.Oysa tam da ilgi duyduğum yazılardan.İnsanların kendi hikayelerinden yola çıkarak anılarını paylaşmasını hem çok anlamlı bulur hem de ilgi duyarım.Bilemiyorum,belki de kendi gençliğime dair anılarımı tazelediğindendir.Çünkü hep kendimden bir şeyler bulur,geçmişi yadederim.Güzelliği de burada saklıdır ya,iyi bir dinleyiciyseniz sizi anlatırlar&#8230;bir zaman yaşadığınız heyecanı,umut ve beklentileri,yaşama tutunma serüveninizi bir bir canlandırır,hatırlatırlar.Kim olduğunuzun,nereden geldiğinizin bir önemi yoktur çünkü&#8230;Farklı zaman ve mekanlarda yaşanmış olsa bile &#8220;hikayeler&#8221;hep birbirinin benzeridir.<br />
Akıcı ve dolu dolu bir yazı olmuş yüreğinize sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/27/basortusu-yasaklarindan-bize-kalan/#comment-34002</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 18:51:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5452#comment-34002</guid>
		<description>Sevgili Özlem,

emeğine sağlık.

&lt;blockquote&gt;Hasılı kelam bütün bu süreçte önce öteki olduğumuzu öğrendik ve sonra diğer ötekilerin de çektiği acıları fark ettik. Sonuçta o dünyadan habersiz, mutlu ve salak günlerimiz bir daha gelmemek üzere geride kaldı. Bence iyi de oldu.&lt;/blockquote&gt;

Bilemiyorum,belki dönem farkından ben hiç 'salak' hissetmedim sadece 'mutluydum'.Ve ilk yüzleştiğim süreç 28 Şubat süreciydi,o dönemden sonra tüm huzurumu bir daha geri alamamak üzere kaybettim.Şöyle yazmıştım unutmuyorum 'mutlu olduğu zamanları da vardı'.Hep bilinçli bir dindar oldum,siyasal islam değil ama müslüman olarak İslam bir ideoloji olma(ma)sına rağmen oldukça mantıklı bir ideoljik duruşum oldu.

O dönemin bizden alıp götürdüğü huzura rağmen belki de öğrettiği tek şey 'ötekileştirerek,bizim dışımızdaki ötekileri anlayabilme olgunluğu' sen de buna değinmişsin yazında,kesinlikle yakaladığın gibi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Özlem,</p>
<p>emeğine sağlık.</p>
<blockquote><p>Hasılı kelam bütün bu süreçte önce öteki olduğumuzu öğrendik ve sonra diğer ötekilerin de çektiği acıları fark ettik. Sonuçta o dünyadan habersiz, mutlu ve salak günlerimiz bir daha gelmemek üzere geride kaldı. Bence iyi de oldu.</p></blockquote>
<p>Bilemiyorum,belki dönem farkından ben hiç &#8217;salak&#8217; hissetmedim sadece &#8216;mutluydum&#8217;.Ve ilk yüzleştiğim süreç 28 Şubat süreciydi,o dönemden sonra tüm huzurumu bir daha geri alamamak üzere kaybettim.Şöyle yazmıştım unutmuyorum &#8216;mutlu olduğu zamanları da vardı&#8217;.Hep bilinçli bir dindar oldum,siyasal islam değil ama müslüman olarak İslam bir ideoloji olma(ma)sına rağmen oldukça mantıklı bir ideoljik duruşum oldu.</p>
<p>O dönemin bizden alıp götürdüğü huzura rağmen belki de öğrettiği tek şey &#8216;ötekileştirerek,bizim dışımızdaki ötekileri anlayabilme olgunluğu&#8217; sen de buna değinmişsin yazında,kesinlikle yakaladığın gibi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
