<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Çift Yarık Deneyi - Dr. Quantum yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 20:41:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>speedy tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-37324</link>
		<dc:creator>speedy</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 20:17:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-37324</guid>
		<description>okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla(okumaya devam ediyorum ve edicem de) ;
ışığın veya bir temel parçacığın (ki ışık da foton denilen parçacıklardır veya elektron parçacığı da ışık gibi bir dalgadır) dalga veya parçacık özelliği mi göstermesi gerektiği bence biz insanların kesin bir özelliği göstermesi gerektiği düşüncesi içinde bulunmamızdan bize garip geliyor. aslında dalga fonksiyonunu örnek gösterirken bir su dalgasının da su moleküllerinden oluştuğunu ama bu moleküllerin trilyonlarcasının bir arada dalga özelliği gösterdiğini kaçırıyoruz. bence sorun temel bir parçacığın ki biz ona parçacık diyoruz, o aslında teorik olarak gözle görülemeyecek kadar küçük bir -ŞEY- ve bu şey belli bir miktar kadar olduğunda elle tutuluan bir parça oluyor. bu parçacıklar ki onların da içinde daha temel başka parçacıkların olduğuna inanıyorum hem dalga hem de tane gibi davranmaları bana ilk başta çok acayip bişey gibi gelse de şu an pek de garip gelmiyor. çift yarık deneyindeki elektronların yarığa tek tek gönderilmesinin 3er 5er gönderilmesinde pek farkı yok aslında. şöyle ki o parçacıklar yarığa belli bir zaman aralığında düşüyor. burada bizi kandıran yine ZAMAN. zaman kavramını saf dışı bıraktığımızda o elektronlar bi anda yarığa düşmüş gibi olacak ve dalga özelliği göstermiş gibi görünecekler. başka bir deyişle elektronlar yarıktan arka arkaya geçiyor ama belli bir zaman içinde. burada zaman parçacıların dalga veya parçacık özelliği göstermesinde büyük rol oynuyor. özel görelilikte hız arttıkça zaman, hızı artan için yavaşlar. burada da biz elektronları ne kadar hızlı atarsak parçacığın kendi iç zamanı yavaşlar ve dalga özelliği göstermeye başlar. bunlar benim kendi fikirlerim eleştiriye kesinlikle açıktır. bilgili arkadaşların beni aydınlatmasını ve fikirlerimi benimle tartışmalarını isterim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla(okumaya devam ediyorum ve edicem de) ;<br />
ışığın veya bir temel parçacığın (ki ışık da foton denilen parçacıklardır veya elektron parçacığı da ışık gibi bir dalgadır) dalga veya parçacık özelliği mi göstermesi gerektiği bence biz insanların kesin bir özelliği göstermesi gerektiği düşüncesi içinde bulunmamızdan bize garip geliyor. aslında dalga fonksiyonunu örnek gösterirken bir su dalgasının da su moleküllerinden oluştuğunu ama bu moleküllerin trilyonlarcasının bir arada dalga özelliği gösterdiğini kaçırıyoruz. bence sorun temel bir parçacığın ki biz ona parçacık diyoruz, o aslında teorik olarak gözle görülemeyecek kadar küçük bir -ŞEY- ve bu şey belli bir miktar kadar olduğunda elle tutuluan bir parça oluyor. bu parçacıklar ki onların da içinde daha temel başka parçacıkların olduğuna inanıyorum hem dalga hem de tane gibi davranmaları bana ilk başta çok acayip bişey gibi gelse de şu an pek de garip gelmiyor. çift yarık deneyindeki elektronların yarığa tek tek gönderilmesinin 3er 5er gönderilmesinde pek farkı yok aslında. şöyle ki o parçacıklar yarığa belli bir zaman aralığında düşüyor. burada bizi kandıran yine ZAMAN. zaman kavramını saf dışı bıraktığımızda o elektronlar bi anda yarığa düşmüş gibi olacak ve dalga özelliği göstermiş gibi görünecekler. başka bir deyişle elektronlar yarıktan arka arkaya geçiyor ama belli bir zaman içinde. burada zaman parçacıların dalga veya parçacık özelliği göstermesinde büyük rol oynuyor. özel görelilikte hız arttıkça zaman, hızı artan için yavaşlar. burada da biz elektronları ne kadar hızlı atarsak parçacığın kendi iç zamanı yavaşlar ve dalga özelliği göstermeye başlar. bunlar benim kendi fikirlerim eleştiriye kesinlikle açıktır. bilgili arkadaşların beni aydınlatmasını ve fikirlerimi benimle tartışmalarını isterim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mete Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-36783</link>
		<dc:creator>Mete Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 15:54:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-36783</guid>
		<description>Aslında deney oldukca "eglenceli" idi :) ama bu yapılan yorumları okuyan kisi kuantum fiziginden "öcü" diye kacar sanırım. Diger taraftan bu kadar farklı yorumlar cıkması da sevindirici aslında; bir nevi herkes kendi "göreceliligini" yazmıs - tabi baskalarının bilimsel arastırmalarına dayanarak. Gercekten inatla yorumların hepsini okuyunca pek eglendim. Ben de ortaokul yıllarımda hocama bi soru sormustum :" simdi hız goreceli bi kavram olduguna gore ısıga gore ısık hızında hareket eden benim, yani ısıga gore aslında ısık-enerji olan ben mi oluyorum bu durumda, belki ısıgın da bi adı bi yasamı vardı o da benim icin aynı seyleri dusunuyordur :) hocam cevap ver(e)medi soruma, olum sen onundekine calıs diyerek ama bu da benim kuantuma fizigine girisim oldu sanırım :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında deney oldukca &#8220;eglenceli&#8221; idi :) ama bu yapılan yorumları okuyan kisi kuantum fiziginden &#8220;öcü&#8221; diye kacar sanırım. Diger taraftan bu kadar farklı yorumlar cıkması da sevindirici aslında; bir nevi herkes kendi &#8220;göreceliligini&#8221; yazmıs - tabi baskalarının bilimsel arastırmalarına dayanarak. Gercekten inatla yorumların hepsini okuyunca pek eglendim. Ben de ortaokul yıllarımda hocama bi soru sormustum :&#8221; simdi hız goreceli bi kavram olduguna gore ısıga gore ısık hızında hareket eden benim, yani ısıga gore aslında ısık-enerji olan ben mi oluyorum bu durumda, belki ısıgın da bi adı bi yasamı vardı o da benim icin aynı seyleri dusunuyordur :) hocam cevap ver(e)medi soruma, olum sen onundekine calıs diyerek ama bu da benim kuantuma fizigine girisim oldu sanırım :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MrBeeN tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35817</link>
		<dc:creator>MrBeeN</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 00:07:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35817</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mükemmel gibi görünse de, Einstein’ın teorileri kendi başına kâinatın nasıl başladığını açıklayamamaktadır. Big Bang denilen “Büyük Patlama” (kâinatın yaratılış) ânında fizik kanunları işlerliğini yitirmekte, o an ve öncesiyle ilgili sorular cevapsız kalmaktadır. Büyük Patlama neden oldu? Nasıl oldu? Patlamadan önce ne vardı? Bu soruları cevaplayabilmek için veya en azından paradokslardan kurtulup kâinatın oluşumu hakkında bir şeyler söyleyebilmek için, kuantum fiziğine ihtiyaç duymaktayız.
Einstein’ın teorilerinde Newton’daki saat modeli veya deterministik (her şeyin kesin kaidelere göre gerçekleştiği) yapı devam etmektedir. Hâlbuki kuantum fiziği (atom ve atomaltı parçacıkların işleyişini açıklayan fizik) çok daha köklü bir değişiklik olup, gözlemciyi devreye sokmakta ve hâdiseleri ihtimallere bağlamaktadır. Kâinatın başlangıcı hakkında sağlam teoriler kurmak, ancak kuantum fiziğini devreye sokmakla mümkün gözükmektedir. Böylece kuantum fiziğine, makroskopik dünya hakkında konuşmak için de başvurulabileceği düşünülmektedir. Ama izafiyet teorisi ile kuantum fiziğinin nasıl telif edilebileceği henüz tam olarak bilinmiyor. İşte çoklu veya paralel kâinatlar teorisi, bu


noktada bir alternatif gibi görünmekte, bu şekilde, eskiden paradoks gibi görülen veya çözülemeyen birçok mesele rasyonel ve mantıklı bir çerçevede açıklanmaktadır.&lt;/em&gt; &lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Mükemmel gibi görünse de, Einstein’ın teorileri kendi başına kâinatın nasıl başladığını açıklayamamaktadır. Big Bang denilen “Büyük Patlama” (kâinatın yaratılış) ânında fizik kanunları işlerliğini yitirmekte, o an ve öncesiyle ilgili sorular cevapsız kalmaktadır. Büyük Patlama neden oldu? Nasıl oldu? Patlamadan önce ne vardı? Bu soruları cevaplayabilmek için veya en azından paradokslardan kurtulup kâinatın oluşumu hakkında bir şeyler söyleyebilmek için, kuantum fiziğine ihtiyaç duymaktayız.<br />
Einstein’ın teorilerinde Newton’daki saat modeli veya deterministik (her şeyin kesin kaidelere göre gerçekleştiği) yapı devam etmektedir. Hâlbuki kuantum fiziği (atom ve atomaltı parçacıkların işleyişini açıklayan fizik) çok daha köklü bir değişiklik olup, gözlemciyi devreye sokmakta ve hâdiseleri ihtimallere bağlamaktadır. Kâinatın başlangıcı hakkında sağlam teoriler kurmak, ancak kuantum fiziğini devreye sokmakla mümkün gözükmektedir. Böylece kuantum fiziğine, makroskopik dünya hakkında konuşmak için de başvurulabileceği düşünülmektedir. Ama izafiyet teorisi ile kuantum fiziğinin nasıl telif edilebileceği henüz tam olarak bilinmiyor. İşte çoklu veya paralel kâinatlar teorisi, bu</p>
<p>noktada bir alternatif gibi görünmekte, bu şekilde, eskiden paradoks gibi görülen veya çözülemeyen birçok mesele rasyonel ve mantıklı bir çerçevede açıklanmaktadır.</em> </strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35241</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 13:55:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35241</guid>
		<description>Sirine hanım,

Mısır cipsiyle alaska dondurma da ister misiniz?Hayır mı? Ben de filmin sonunu söylerim: Doktor Kuantum kör olur, nişanlısının babası "kör bir kuantum fizikçisi kızımı geçindiremez" diye aşıkları ayırır. Doktor da hırs yapar; kuantum tekniğiyle tedaviyi bulur, gözleri açılır, kaset yapar, secret diye kitap yazar, voleyi vurur... filan öyle devam ediyor, çok sürükleyici...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sirine hanım,</p>
<p>Mısır cipsiyle alaska dondurma da ister misiniz?Hayır mı? Ben de filmin sonunu söylerim: Doktor Kuantum kör olur, nişanlısının babası &#8220;kör bir kuantum fizikçisi kızımı geçindiremez&#8221; diye aşıkları ayırır. Doktor da hırs yapar; kuantum tekniğiyle tedaviyi bulur, gözleri açılır, kaset yapar, secret diye kitap yazar, voleyi vurur&#8230; filan öyle devam ediyor, çok sürükleyici&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35239</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 12:55:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35239</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"hemende laf atın.. kavga edin emi.. ayrıca uzun yazıyosunuz kimse okumuyo.. bu videonun devamı nerede..?"&lt;/blockquote&gt;

süper ya:) önce bir anne fırçası. sonra "hadi şimdi git bakalım ödevini getir göreyim yapmış mısın" tarzı otoriter bir "bu videonun devamı nerede?" sorusu. valla süper, bu yorumu görünce çok güldüm. muhtemelen güldürmek için yazılmıştır. bugün hiç güleceğim yoktu bereket güldürenler var:) 

ekrem bey nerede bu videonun gerisi? bak görevinizi yerine getiremiyorsunuz, sonra yine fırça yiyeceksiniz haberiniz olsun))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;hemende laf atın.. kavga edin emi.. ayrıca uzun yazıyosunuz kimse okumuyo.. bu videonun devamı nerede..?&#8221;</p></blockquote>
<p>süper ya:) önce bir anne fırçası. sonra &#8220;hadi şimdi git bakalım ödevini getir göreyim yapmış mısın&#8221; tarzı otoriter bir &#8220;bu videonun devamı nerede?&#8221; sorusu. valla süper, bu yorumu görünce çok güldüm. muhtemelen güldürmek için yazılmıştır. bugün hiç güleceğim yoktu bereket güldürenler var:) </p>
<p>ekrem bey nerede bu videonun gerisi? bak görevinizi yerine getiremiyorsunuz, sonra yine fırça yiyeceksiniz haberiniz olsun))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sirine... tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35221</link>
		<dc:creator>sirine...</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 06:58:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35221</guid>
		<description>hemende laf atın.. kavga edin emi.. ayrıca uzun yazıyosunuz kimse okumuyo.. bu videonun devamı nerede..?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hemende laf atın.. kavga edin emi.. ayrıca uzun yazıyosunuz kimse okumuyo.. bu videonun devamı nerede..?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35129</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 08:33:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35129</guid>
		<description>cemile hanım,
kuantum fiziği konusunda yazılacak yazının bir tür ders metnine dönme riski var. doğrusu bunu hiç istemem. ama belki belirsizlik ile ilgili mevcut yorumlar üzerine bir yazı yazılabilir ve belirsizliğin ontolojik ya da epistemolojik olup olmadığı tartışılabilir. gerçi bu konu oldukça uzun bir şekilde caner taslaman'ın bir kitabında işlenmişti. yani eğer onun kitabında yazdıklarından farklı bir ekleme yapabildiğime inanırsam yazdığımı paylaşırım, ama yazılanların bir özeti olan bir yazıyı maalesef pek sevmiyorum; ne kendiminkini, ne de başkasınınkini:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>cemile hanım,<br />
kuantum fiziği konusunda yazılacak yazının bir tür ders metnine dönme riski var. doğrusu bunu hiç istemem. ama belki belirsizlik ile ilgili mevcut yorumlar üzerine bir yazı yazılabilir ve belirsizliğin ontolojik ya da epistemolojik olup olmadığı tartışılabilir. gerçi bu konu oldukça uzun bir şekilde caner taslaman&#8217;ın bir kitabında işlenmişti. yani eğer onun kitabında yazdıklarından farklı bir ekleme yapabildiğime inanırsam yazdığımı paylaşırım, ama yazılanların bir özeti olan bir yazıyı maalesef pek sevmiyorum; ne kendiminkini, ne de başkasınınkini:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35115</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 22:36:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35115</guid>
		<description>Enver bey,nereye :))

Daha yeni başlamıştık ben keyifle okuyordum,hemen konu buradayken bir okurunuz olarak o dönmeyen dilinizle(!) konuya ışık tutacak bir yazı dizisi sözü alsaydık.Biraz da anlaşılabilecek dilden olursa tadından okunmaz.Ya da Ekrem bey bir araştırsın.Ama konu için o bahsi geçen Prof'un konuşması gibi bitmeyecek bir dilden olsun.Rivayet odur ki konuyu anlatan Prof anlatır anlatır en son okey mi der,olumlu cevap alınca da 'eğer anlamış olsaydınız burada böyle oturamazdınız'der.Zıplatmasa dahi kıpırdatacak bir dilden lütfen.

selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey,nereye :))</p>
<p>Daha yeni başlamıştık ben keyifle okuyordum,hemen konu buradayken bir okurunuz olarak o dönmeyen dilinizle(!) konuya ışık tutacak bir yazı dizisi sözü alsaydık.Biraz da anlaşılabilecek dilden olursa tadından okunmaz.Ya da Ekrem bey bir araştırsın.Ama konu için o bahsi geçen Prof&#8217;un konuşması gibi bitmeyecek bir dilden olsun.Rivayet odur ki konuyu anlatan Prof anlatır anlatır en son okey mi der,olumlu cevap alınca da &#8216;eğer anlamış olsaydınız burada böyle oturamazdınız&#8217;der.Zıplatmasa dahi kıpırdatacak bir dilden lütfen.</p>
<p>selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35109</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 21:08:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35109</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"notron starlarda akiskan mekanigi inceleyenler?"&lt;/blockquote&gt;

valla onu bilemeyeceğim :))neyse faydalı bir sohbet oldu. ben çok faydalandım. teşekkürler. burada bu konuya nokta koyuyorum izninizle:)
muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;notron starlarda akiskan mekanigi inceleyenler?&#8221;</p></blockquote>
<p>valla onu bilemeyeceğim :))neyse faydalı bir sohbet oldu. ben çok faydalandım. teşekkürler. burada bu konuya nokta koyuyorum izninizle:)<br />
muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Levent Cetin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35106</link>
		<dc:creator>Levent Cetin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 21:01:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35106</guid>
		<description>Ha bir de vatanperver gazman gazeteci Yigit Bulut varmis. O da iktisadi yorumlarda quantum kullaniyormus. Hos adam yazisinda Schrodinger'in on adini yanlis yazmis ama olsun vardir bi bildigi :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ha bir de vatanperver gazman gazeteci Yigit Bulut varmis. O da iktisadi yorumlarda quantum kullaniyormus. Hos adam yazisinda Schrodinger&#8217;in on adini yanlis yazmis ama olsun vardir bi bildigi :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Levent Cetin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35105</link>
		<dc:creator>Levent Cetin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 20:56:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35105</guid>
		<description>Anlastik solid state'de. Peki notron starlarda akiskan mekanigi inceleyenler?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anlastik solid state&#8217;de. Peki notron starlarda akiskan mekanigi inceleyenler?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35102</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 20:48:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35102</guid>
		<description>"Bu quantum’un anlasilmamasi falan bir tarafa, biraz anlayanlar cok da guzel kullaniyorlar. Solid State’ciler mesela."

levent bey, o iş biraz farklı. bir elektronikçi ve bazı vlsi(very large scale integrated systems) projelerinde bulunmuş(solid statecilikten çok farklı birşey değildir bu:))birisi olarak onun, sözünü ettiğimiz kuantum fizğinin problemleriyle pek ilgisi yoktur doğrusu. yani birkaç yüz mikron düzeyinde elektronik sistemlerin entegrasyonu uygulamalı fiziktir ama doğrusu o işi yapanların hiçbirisinin sözünü ettiğimiz problemlerle bir ilgisi yoktur... ama

&lt;blockquote&gt;"Enver Bey, ne ekolu oldugunu bilmiyorum, zaten aldigim iki dersle Quantum hakkinda birsey biliyorum da diyemem. Allah bilir hangi ekol oldugunu demissiniz, hos is bu duruma gelince, ucuncu bir ihtimal daha var: “hicbiri”. Sonucta quantum’un tamami bir teori. 20-30 sene sonra klasik fizigin yaninda rafa kalkma olasiligi da var, nihayetinde yerine gelecek olan da teoridir."&lt;/blockquote&gt;

yazdığınız yukarıdaki cümlelere katılıyorum kesinlikle. zaten anlatmaya çalıştığım şey de buydu. yani kuantum fiziği bitmemiş birşeydir. relativite ile kuantum fiziğinin entegrasyonu problemi bile başlı başına bir başka problemdir vesaire. ayrıca 50 yıl sonra hepsini bir başkasıyla değiştirmeyeceğimizin bir garantisi yoktur, tüm "bilimsel" kuramlarda olduğu gibi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bu quantum’un anlasilmamasi falan bir tarafa, biraz anlayanlar cok da guzel kullaniyorlar. Solid State’ciler mesela.&#8221;</p>
<p>levent bey, o iş biraz farklı. bir elektronikçi ve bazı vlsi(very large scale integrated systems) projelerinde bulunmuş(solid statecilikten çok farklı birşey değildir bu:))birisi olarak onun, sözünü ettiğimiz kuantum fizğinin problemleriyle pek ilgisi yoktur doğrusu. yani birkaç yüz mikron düzeyinde elektronik sistemlerin entegrasyonu uygulamalı fiziktir ama doğrusu o işi yapanların hiçbirisinin sözünü ettiğimiz problemlerle bir ilgisi yoktur&#8230; ama</p>
<blockquote><p>&#8220;Enver Bey, ne ekolu oldugunu bilmiyorum, zaten aldigim iki dersle Quantum hakkinda birsey biliyorum da diyemem. Allah bilir hangi ekol oldugunu demissiniz, hos is bu duruma gelince, ucuncu bir ihtimal daha var: “hicbiri”. Sonucta quantum’un tamami bir teori. 20-30 sene sonra klasik fizigin yaninda rafa kalkma olasiligi da var, nihayetinde yerine gelecek olan da teoridir.&#8221;</p></blockquote>
<p>yazdığınız yukarıdaki cümlelere katılıyorum kesinlikle. zaten anlatmaya çalıştığım şey de buydu. yani kuantum fiziği bitmemiş birşeydir. relativite ile kuantum fiziğinin entegrasyonu problemi bile başlı başına bir başka problemdir vesaire. ayrıca 50 yıl sonra hepsini bir başkasıyla değiştirmeyeceğimizin bir garantisi yoktur, tüm &#8220;bilimsel&#8221; kuramlarda olduğu gibi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ges tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35101</link>
		<dc:creator>ges</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 20:46:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35101</guid>
		<description>selam,

konu biraz açıklığa kavuştu sanırım, en azından kuantum hakkında iki farklı görüşün olduğunu öğrenmiş olduk.

Bir konuyu daha açıklığa kavuşturmakta fayda var. Son zamanlarda paralel evrenler, zamanda yolculuk, ışınlanma gibi konularda işin içine bir "kuantum" lafı sıkıştırılıp insanların akılları bulandırılır oldu. 

Ben burda; herşeye eşit uzaklıkta, kendi çapında inancını yaşayan, sıradan insanı temsil ettiğimi düşünüyorum:) Nede olsa benim gibiler çoğunlukta ve bizim aklımız karışıyor:)

Konu hakkında bilgili arkadaşlardan ışınlanma, zamanda yolculuk vs.. gibi konuların, kuantum teorisi açısından pratikte mümkün olup olmadıkları hakkında fikri olanlar varmı?

İlgili yorumlarınız için teşekkür ederim:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam,</p>
<p>konu biraz açıklığa kavuştu sanırım, en azından kuantum hakkında iki farklı görüşün olduğunu öğrenmiş olduk.</p>
<p>Bir konuyu daha açıklığa kavuşturmakta fayda var. Son zamanlarda paralel evrenler, zamanda yolculuk, ışınlanma gibi konularda işin içine bir &#8220;kuantum&#8221; lafı sıkıştırılıp insanların akılları bulandırılır oldu. </p>
<p>Ben burda; herşeye eşit uzaklıkta, kendi çapında inancını yaşayan, sıradan insanı temsil ettiğimi düşünüyorum:) Nede olsa benim gibiler çoğunlukta ve bizim aklımız karışıyor:)</p>
<p>Konu hakkında bilgili arkadaşlardan ışınlanma, zamanda yolculuk vs.. gibi konuların, kuantum teorisi açısından pratikte mümkün olup olmadıkları hakkında fikri olanlar varmı?</p>
<p>İlgili yorumlarınız için teşekkür ederim:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Levent Cetin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35099</link>
		<dc:creator>Levent Cetin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 19:39:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35099</guid>
		<description>Feynman oyle laflar soylemeyi sever. :)

Enver Bey, ne ekolu oldugunu bilmiyorum, zaten aldigim iki dersle Quantum hakkinda birsey biliyorum da diyemem. Allah bilir hangi ekol oldugunu demissiniz, hos is bu duruma gelince, ucuncu bir ihtimal daha var: "hicbiri". Sonucta quantum'un tamami bir teori. 20-30 sene sonra klasik fizigin yaninda rafa kalkma olasiligi da var, nihayetinde yerine gelecek olan da teoridir.

Bu quantum'un anlasilmamasi falan bir tarafa, biraz anlayanlar cok da guzel kullaniyorlar. Solid State'ciler mesela. Bazen isi dalgaya vurup dunyanin en kucuk Turk bayragini yapmaya kadar goturuyorlar isi. Ama tabii superiletkenler, yarigecirgenler gibi konularda cok ise yariyor bu bilgiler.
Sonra degerli hocam Ali Alpar'in da "Notron yildizlarinda akiskan mekanigi" gibi calismalari var. Bir plazmanin nasil davranacagini aciklamak bile bu teoriyle mumkun.
Bir yandan anlamiyoruz falan diyorlar da, diger yandan oradan ogrendikleriyle muthis bir teknolojinin sinyalleri de geliyor.
Bizim ogrenme tarzimiz benzetme uzerine kurulu. O yuzden videodaki cizgi profesor de toplarla falan anlatiyor. Benzetemezsek aklimiz zorlaniyor. Deve mi kus mu demeye basliyoruz belki de. Belki quantum mekanigi, 21nci yuzyil egitim sistemine de bir isik tutabilir, biz de destruktif girisim sacaklarina dusmektense konstruktif sacaklarda yukseliriz diye dusunuyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Feynman oyle laflar soylemeyi sever. :)</p>
<p>Enver Bey, ne ekolu oldugunu bilmiyorum, zaten aldigim iki dersle Quantum hakkinda birsey biliyorum da diyemem. Allah bilir hangi ekol oldugunu demissiniz, hos is bu duruma gelince, ucuncu bir ihtimal daha var: &#8220;hicbiri&#8221;. Sonucta quantum&#8217;un tamami bir teori. 20-30 sene sonra klasik fizigin yaninda rafa kalkma olasiligi da var, nihayetinde yerine gelecek olan da teoridir.</p>
<p>Bu quantum&#8217;un anlasilmamasi falan bir tarafa, biraz anlayanlar cok da guzel kullaniyorlar. Solid State&#8217;ciler mesela. Bazen isi dalgaya vurup dunyanin en kucuk Turk bayragini yapmaya kadar goturuyorlar isi. Ama tabii superiletkenler, yarigecirgenler gibi konularda cok ise yariyor bu bilgiler.<br />
Sonra degerli hocam Ali Alpar&#8217;in da &#8220;Notron yildizlarinda akiskan mekanigi&#8221; gibi calismalari var. Bir plazmanin nasil davranacagini aciklamak bile bu teoriyle mumkun.<br />
Bir yandan anlamiyoruz falan diyorlar da, diger yandan oradan ogrendikleriyle muthis bir teknolojinin sinyalleri de geliyor.<br />
Bizim ogrenme tarzimiz benzetme uzerine kurulu. O yuzden videodaki cizgi profesor de toplarla falan anlatiyor. Benzetemezsek aklimiz zorlaniyor. Deve mi kus mu demeye basliyoruz belki de. Belki quantum mekanigi, 21nci yuzyil egitim sistemine de bir isik tutabilir, biz de destruktif girisim sacaklarina dusmektense konstruktif sacaklarda yukseliriz diye dusunuyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35098</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 18:56:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35098</guid>
		<description>linkte feyman'ın bir dersi var çift yarık deneyi ile ilgili. penrose'un kitabı "kralın yeni usu"ndan alıntı yapmışlar. kitaptaki o kısımda oldukça detaylı matematiksel açıklamalar da vardır. ama feynman'ın söylediği birşeye kesinlikle katılıyorum. diyor ki "&lt;strong&gt;...Buna karşın, kuantum mekaniğini kimsenin anlamadığını rahatlıkla söyleyebilirim. &lt;/strong&gt;"

http://www.fizikportali.com/forum/index.php?topic=588.0</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>linkte feyman&#8217;ın bir dersi var çift yarık deneyi ile ilgili. penrose&#8217;un kitabı &#8220;kralın yeni usu&#8221;ndan alıntı yapmışlar. kitaptaki o kısımda oldukça detaylı matematiksel açıklamalar da vardır. ama feynman&#8217;ın söylediği birşeye kesinlikle katılıyorum. diyor ki &#8220;<strong>&#8230;Buna karşın, kuantum mekaniğini kimsenin anlamadığını rahatlıkla söyleyebilirim. </strong>&#8221;</p>
<p><a href="http://www.fizikportali.com/forum/index.php?topic=588.0" rel="nofollow">http://www.fizikportali.com/forum/index.php?topic=588.0</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35097</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 18:20:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35097</guid>
		<description>bu arada çift yarık deneyi ile ilgili roger penrose'un (çok önemli bir fizikçidir) kısa açıklamalarını eklemek istedim, ilgilenenlere belki bir fikir verir, çok teknik bir dil uyarayım:)):

&lt;blockquote&gt;"Şimdi izin verirseniz biraz da kuantum mekaniğinin ne olduğundan söz etmek istiyorum. Ünlü çift yarık deneyini anlatalım. Kuantum mekaniğine göre ışık foton adı verilen parçacıklardan oluşmaktadır. Tek renkli bir ışığın fotonlarını tek tek gönderebilen bir ışık kaynağının önüne çift yarıklı bir levha konuyor. Çift yarığın ardında da bir ekran var. Fotonlar ekrana ayrık birer olay olarak ulaşmakta ve sanki sıradan parçacıklarmışçasına ayrı ayrı saptanabilmektedirler. Kuantum davranışındaki gariplik ise şu noktada ortaya çıkmaktadır: İki delikten birini açtığımızda fotonları beklediğimiz bölgelerde bulabiliyoruz.  Fakat iki yarığı da aynı anda açık tutarak fotonları yollarsak fotonları tek yarık açıkken bulduğum bölgelerde bulamıyorum.”Fotonun yapmayı seçebileceği iki olası şey her nasılsa birbirini götürmektedir. Bu tarz bir davranışa klasik fizikte rastlamak mümkün değildir. &lt;strong&gt;Ya birisi olmaktadır ya  öbürü; olması mümkün olan (önünde bir engel bulunmayan) iki olası şeyin ikisini de aynı anda elde edememektesiniz,çünkü bir birlerini yok etmek için her nasılsa birbirlerine tuzak kurmaktadırlar.&lt;/strong&gt;
   Kuantum kuramına göre bu deneyin sonucunu şu şekilde açıklamaktayız: Foton, kaynakla ekran arasında seyir halindeyken içinde bulunduğu kuantum hali, yarıkların birinden ya da diğerinden geçmesiyle belirlenen durum değil, daha çok ikisinin karmaşık sayılardan oluşan çarpanlarla oranlanan gizemli bir birleşimidir....
   Buna göre her iki seçeneğin de önlerindeki çarpanların karmaşık sayı olması önemlidir. Birbirini götürmelerinin meydana gelmesinin nedeni budur. Belki fotonun davranışını seçeneklerden birini ya da diğerini yapma olasılığı cinsinden açıklayabileceğiniz,bu yüzden W ve Z çarpanlarının reel sayılardan oluşan olasılık çarpanları olması gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak bu yorum doğru değildir. Çünkü W ve Z karmaşıktır. Kuantum mekaniğine göre bu önemli bir noktadır. Kuantum parçacıklarının doğasındaki dalga özelliğini,seçeneklere ait " olasılık dalgaları" cinsinden açıklayamazsınız. Bunlar seçeneklere ait karmaşık dalgalardır. Buna göre karmaşık sayılar hem eksi bir sayının karekökünü, hem de bildiğimiz reel sayıları içeren sayılardır. Genel olarak karmaşık sayı, sadece gerçel(reel) sayılarla sadece sanal ( imajiner) sayıların bir birleşimidir;örneğin 2+3 kare kök(-1)=2+3i.. Kuantum kuramının temellerinin inşasında bu sayıların da işin içine girmiş olması,insanların zihninde,bu kuramın soyut ve anlaşılmaz türden bir şey olduğu kanaatinin uyanmasına yol açmaktadır. Halbuki karmaşık sayıları bir kez benimsediğinizde,hele bir de Argand diyagramından yararlanarak türlü işlemler yapmaya da alıştıysanız,artık sizin için hayli somut nesneler durumuna gelmektedirler. Böylelikle siz de eskisi kadar aldırış etmemeyi öğrenmiş olursunuz.
   Ne var ki kuantum kuramı,karmaşık sayılardan oluşan çarpanlarla oranlanan kuantum hallerinin üst üste binmesinden ibaret değildir. Şu ana dek yalnızca U ile gösterdiğim kurallar bütününün uygulandığı kuantum seviyesinde kaldık. Bu seviyede sistemin hali,mümkün olan bütün seçeneklerin karmaşık çarpanlarla oranlanarak üst üste binmesinden meydana gelmiştir. Kuantum halinin zaman içendeki gelişimi üniter gelişim (ya da Schrödinger gelişimi) adıyla bilinir ki,U ile temsil edilmeye çalışılan asıl şey de budur. U’nun önemli bir özelliği lineer olmasıdır. Yani iki halin üst üste binmiş hali daima, zamana göre sabit karmaşık çarpanlarla oranlı olarak üst üste binmeleri şartıyla,aynen iki halden her birinin gelişimi gibi gelişmektedir. Söz konusu lineerlik Schrödinger Denklemi’nin en başta gelen özelliğidir. Kuantum seviyesinde,karmaşık çarpanlarla oranlanarak üst üste binme durumu daima mevcuttur.
   Öte yandan bu olayı klasik seviyede büyüttüğünüzde bütün kuralları değiştirmiş olursunuz. Klasik seviyeye büyütmekten kastım,üstteki U seviyesinden alttaki C seviyesine geçiştir. Söz gelimi ekranda beliren bir noktayı gözlemlemekle yaptığımız şey, fiziksel olarak böyle bir duruma karşılık gelmektedir. Küçük ölçekte meydana gelen bir olay,klasik seviyede gerçek olarak gözlenebilecek daha büyük ölçekli bir olay meydana getirmek üzere fitili ateşlemektedir. Starndart kuantum kuramıyla çalışanlar bu noktada,tombaladan çıkarırcasına,kimsenin pek fazla sözünü etmek istemediği bir şey ortaya atarlar. Bu şey dalga fonksiyonunun çökmesi veya hal vektörünün indirgenmesi olarak bilinir. Bu yönteme karşılık olarak R harfini kullandım. Bu noktada yaptığımız şey üniter gelişimle ilgili olarak yapılandan tamamıyla farklıdır.İki seçeneğin üst üste bindirilmesi amacıyla iki karmaşık sayıya bakar ve modüllerinin karesini alırsınız; yani Argand düzleminde her iki noktanın merkez noktasına olan uzaklıklarının karesini hesaplarsınız. Böylece kareleri alınan bu iki modül, iki seçeneğe ait olasılıkların oranını verir. Ancak bu yol, yalnızca “bir ölçüm yapmanız”,bir başka deyişle,”bir gözlem yapmanız” durumunda geçerlidir. Burada izlenen yol,olayın U seviyesinden C seviyesine büyütülmesi olarak düşünülebilir.İşte bu aşamada kuralları değiştirmiş olursunuz. Artık lineer tarzda üst üste binmeler geçerli değildir. Bir de bakmışsınız,bu modüllerin karelerinin oranı size vere vere olasılıkları vermiştir. Belirlenmezciliği işin içine bulaştırdığınız tek yer işte bu U seviyesinden C seviyesine geçiş aşamasıdır. Yani belirlenemezcilik R ile birlikte devreye girmektedir. U seviyesinde kalındığı sürece her şey belirlenircidir. Kuantum mekaniği yalnızca,”ölçüm yapma” denilen işlemi gerçekleştirmeniz durumunda belirlenmezci bir hal alır.
   Standart kuantum mekaniği kapsamında işler işte bu sistem dahilinde yürümektedir. Temel sayılan bir kuram için bu, bir hayli tuhaf bir sistemdir. Eğer daha temel seviyede başka bir kuramı hedef alan bir yaklaşıklık hesabından ibaret olsaydı, böylesi belki daha çok akla yatardı. Oysa bu melez yöntem bütün uzmanlarca zaten başlı başına temel bir kuram olarak görülmektedir!
   Şimdi yeniden karmaşık sayılara dönelim. İlk bakışta insana boş boş oturan soyut şeylermiş gibi gözükseler de,modüllerinin karelerini alır almaz olasılık değerine dönüştüklerini görürsünüz. Aslına bakılırsa çoğu kez sağlam bir geometrik yapıları vardır. Anlamlarına daha iyi vakıf olabilmeniz için size bir örnek vermek istiyorum. Ancak önce kuantum mekaniği hakkında birkaç şeyi daha hatırlatacağım. Dirac parantezleri adıyla bilinen şu acayip görünüşlü ünlü parantezleri kullanacağım. Bu parantezler,sistemin halini belertmek için basit birer gösterimdir. IA&#62; gösterimini kullanmakla,sistemin A ile belirtilen kuantum halinde olduğunu anlatmaya çalışmaktayım. Yani parantez içindeki ifade kuantum halinin bir gösteriminden ibarettir. Çoğu zaman sistemin tümünün kuantum mekaniksel hali Psi ile gösterilir. Bu, sistemin diğer hallerinin bir üst üste binmesidir... Kuantum mekaniğinde sayıların kendi büyüklükleriyle,oranlarıyla ilgilendiğimiz kadar ilgilenmiyoruz. Kuantum mekaniğinde şöyle bir kural vardır: Kuantum halini bir karmaşık sayıyla çarpmanız (bu karmaşık sayı sıfır olmadığı sürece) fiziksel açıdan durumu değiştirmeyecektir. Bir başka deyişle,bizin için fiziksel açıdan doğrudan anlamı olan tek şey bu karmaşık sayıların oranıdır. R işin içine girdiğinde peşin olduğumuz şey olasılıklardır,bu amaçla modüllerin karelerinin oranına ihtiyacımız vardır. Ama kuantum seviyesinde kalsak ve bu karmaşık sayıların modüllerini hesaplamasak dahi,oranlarına belli bir anlam yükleyebiliriz. Riman küresi,karmaşık sayıları bir küre üzerinde temsil etmenin bir yoludur. Daha doğrusu burada sadece karmaşık sayıların kendileriyle değil, oranlarıyla da ilgilenmekteyiz. Oranlar söz konusu olduğunda dikkatli olmak zorundayız.çünkü paydadaki sayı sıfır olduğunda oran sonsuzlaşır. O yüzden biz bu sonsuzluk durumunu da göz önüne almak zorundayız. Sonsuzluk durumuyla birlikte bütün karmaşık sayıları,bu yakışıklı izdüşüm yardımıyla bir küre üzerine yerleştirebiliriz. Burada Argand düzlemi,küreyi kürenin ekvatoru konumunda bulunan birim çember seviyesinde kesen ekvator düzlemidir. Hiç kuşkusuz,ekvator düzlemi üzerinde bulunan her noktayı,kürenin güney kutbuna göre izdüşüm alarak Riemann küresi üzerine izdüşümleyebiliriz. Bu izdüşüm işlemi sonucunda Riemann küresinin güney kutbu,diyagramdan da anlaşılabileceği gibi,Argand düzlemine göre ‘sonsuza karşılık gelen nokta’dır.
   Eğer bir kuantum sisteminin seçenek olarak iki hali varsa,bu ikisini birleştirmek suretiyle oluşturulabilecek değişik haller bir küre ile betimlenir. Bu aşamada bu soyut bir küredir. Ancak onu gerçek anlamda görebildiğiniz kimi durumlar da yok değildir. Aşağıdaki örnek benim çok sevdiğim bir örnektir. Şayet elimizde elektron,proton veya nötron gibi spin-1/2 parçacığı varsa,bunun kuantum spin hallerinin türlü bileşimlerini geometrik olarak canlandırabiliriz. Spin-1/2 parçacıkları iki farklı spin halinden birisinde bulunabilirler Bunlardan birisi dönme vektörünün yukarı doğru,öteki aşağı doğru olduğu hallerdir.(s: 81) Bu spin hallerinin türlü bileşimleri bir başka eksen etrafında dönme durumuna karşılık gelir. Eğer bu eksen yerini öğrenmek isterseniz,w ve z karmaşık sayılarının oranını alırsınız ki bu da size u= z/w gibi bir başka karmaşık sayı verir. Bu yeni u sayısını Riemann küresi üzerine yerleştirdiğinizde,bu karmaşık sayının merkezden itibaren işaret ettiği yön,size spin ekseninin yönünü verir. Görüyorsunuz ki, kuantum mekaniğinde karşımıza çıkan karmaşık sayılar, ilk bakışta göründükleri kadar soyut şeyler değillerdir. Kimi zaman bulup çıkarması zor olsa da aslında oldukça somut anlamları vardır. Örneğin bir spin-1/2 parçacığı için taşıdıkları anlam apaçık kendini göstermektedir.
   Spinli parçacıklara ilişkin olarak yapılan bu inceleme, aslında bize başka bir şey anlatmaktadır: Aşağı spin ve yukarı spin hallerinde bir keramet yoktur. Canımın istediği ekseni sola sağa öne veya arkaya seçmekte serbestim;hiçbir şey değişmeyecektir. Demek oluyor ki (seçilen iki spin hali birbirine zıt yönlü olduğu sürece)hangi iki halle işe başladığımızın önemi yoktur. Kuantum mekaniğinde işleyen kurallara göre hangi spin haline adım atarsanız atın, ilk ikisi kadar geçerlidir. Bu örneğin anlatmaya çalıştığı şey budur."&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu arada çift yarık deneyi ile ilgili roger penrose&#8217;un (çok önemli bir fizikçidir) kısa açıklamalarını eklemek istedim, ilgilenenlere belki bir fikir verir, çok teknik bir dil uyarayım:)):</p>
<blockquote><p>&#8220;Şimdi izin verirseniz biraz da kuantum mekaniğinin ne olduğundan söz etmek istiyorum. Ünlü çift yarık deneyini anlatalım. Kuantum mekaniğine göre ışık foton adı verilen parçacıklardan oluşmaktadır. Tek renkli bir ışığın fotonlarını tek tek gönderebilen bir ışık kaynağının önüne çift yarıklı bir levha konuyor. Çift yarığın ardında da bir ekran var. Fotonlar ekrana ayrık birer olay olarak ulaşmakta ve sanki sıradan parçacıklarmışçasına ayrı ayrı saptanabilmektedirler. Kuantum davranışındaki gariplik ise şu noktada ortaya çıkmaktadır: İki delikten birini açtığımızda fotonları beklediğimiz bölgelerde bulabiliyoruz.  Fakat iki yarığı da aynı anda açık tutarak fotonları yollarsak fotonları tek yarık açıkken bulduğum bölgelerde bulamıyorum.”Fotonun yapmayı seçebileceği iki olası şey her nasılsa birbirini götürmektedir. Bu tarz bir davranışa klasik fizikte rastlamak mümkün değildir. <strong>Ya birisi olmaktadır ya  öbürü; olması mümkün olan (önünde bir engel bulunmayan) iki olası şeyin ikisini de aynı anda elde edememektesiniz,çünkü bir birlerini yok etmek için her nasılsa birbirlerine tuzak kurmaktadırlar.</strong><br />
   Kuantum kuramına göre bu deneyin sonucunu şu şekilde açıklamaktayız: Foton, kaynakla ekran arasında seyir halindeyken içinde bulunduğu kuantum hali, yarıkların birinden ya da diğerinden geçmesiyle belirlenen durum değil, daha çok ikisinin karmaşık sayılardan oluşan çarpanlarla oranlanan gizemli bir birleşimidir&#8230;.<br />
   Buna göre her iki seçeneğin de önlerindeki çarpanların karmaşık sayı olması önemlidir. Birbirini götürmelerinin meydana gelmesinin nedeni budur. Belki fotonun davranışını seçeneklerden birini ya da diğerini yapma olasılığı cinsinden açıklayabileceğiniz,bu yüzden W ve Z çarpanlarının reel sayılardan oluşan olasılık çarpanları olması gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak bu yorum doğru değildir. Çünkü W ve Z karmaşıktır. Kuantum mekaniğine göre bu önemli bir noktadır. Kuantum parçacıklarının doğasındaki dalga özelliğini,seçeneklere ait &#8221; olasılık dalgaları&#8221; cinsinden açıklayamazsınız. Bunlar seçeneklere ait karmaşık dalgalardır. Buna göre karmaşık sayılar hem eksi bir sayının karekökünü, hem de bildiğimiz reel sayıları içeren sayılardır. Genel olarak karmaşık sayı, sadece gerçel(reel) sayılarla sadece sanal ( imajiner) sayıların bir birleşimidir;örneğin 2+3 kare kök(-1)=2+3i.. Kuantum kuramının temellerinin inşasında bu sayıların da işin içine girmiş olması,insanların zihninde,bu kuramın soyut ve anlaşılmaz türden bir şey olduğu kanaatinin uyanmasına yol açmaktadır. Halbuki karmaşık sayıları bir kez benimsediğinizde,hele bir de Argand diyagramından yararlanarak türlü işlemler yapmaya da alıştıysanız,artık sizin için hayli somut nesneler durumuna gelmektedirler. Böylelikle siz de eskisi kadar aldırış etmemeyi öğrenmiş olursunuz.<br />
   Ne var ki kuantum kuramı,karmaşık sayılardan oluşan çarpanlarla oranlanan kuantum hallerinin üst üste binmesinden ibaret değildir. Şu ana dek yalnızca U ile gösterdiğim kurallar bütününün uygulandığı kuantum seviyesinde kaldık. Bu seviyede sistemin hali,mümkün olan bütün seçeneklerin karmaşık çarpanlarla oranlanarak üst üste binmesinden meydana gelmiştir. Kuantum halinin zaman içendeki gelişimi üniter gelişim (ya da Schrödinger gelişimi) adıyla bilinir ki,U ile temsil edilmeye çalışılan asıl şey de budur. U’nun önemli bir özelliği lineer olmasıdır. Yani iki halin üst üste binmiş hali daima, zamana göre sabit karmaşık çarpanlarla oranlı olarak üst üste binmeleri şartıyla,aynen iki halden her birinin gelişimi gibi gelişmektedir. Söz konusu lineerlik Schrödinger Denklemi’nin en başta gelen özelliğidir. Kuantum seviyesinde,karmaşık çarpanlarla oranlanarak üst üste binme durumu daima mevcuttur.<br />
   Öte yandan bu olayı klasik seviyede büyüttüğünüzde bütün kuralları değiştirmiş olursunuz. Klasik seviyeye büyütmekten kastım,üstteki U seviyesinden alttaki C seviyesine geçiştir. Söz gelimi ekranda beliren bir noktayı gözlemlemekle yaptığımız şey, fiziksel olarak böyle bir duruma karşılık gelmektedir. Küçük ölçekte meydana gelen bir olay,klasik seviyede gerçek olarak gözlenebilecek daha büyük ölçekli bir olay meydana getirmek üzere fitili ateşlemektedir. Starndart kuantum kuramıyla çalışanlar bu noktada,tombaladan çıkarırcasına,kimsenin pek fazla sözünü etmek istemediği bir şey ortaya atarlar. Bu şey dalga fonksiyonunun çökmesi veya hal vektörünün indirgenmesi olarak bilinir. Bu yönteme karşılık olarak R harfini kullandım. Bu noktada yaptığımız şey üniter gelişimle ilgili olarak yapılandan tamamıyla farklıdır.İki seçeneğin üst üste bindirilmesi amacıyla iki karmaşık sayıya bakar ve modüllerinin karesini alırsınız; yani Argand düzleminde her iki noktanın merkez noktasına olan uzaklıklarının karesini hesaplarsınız. Böylece kareleri alınan bu iki modül, iki seçeneğe ait olasılıkların oranını verir. Ancak bu yol, yalnızca “bir ölçüm yapmanız”,bir başka deyişle,”bir gözlem yapmanız” durumunda geçerlidir. Burada izlenen yol,olayın U seviyesinden C seviyesine büyütülmesi olarak düşünülebilir.İşte bu aşamada kuralları değiştirmiş olursunuz. Artık lineer tarzda üst üste binmeler geçerli değildir. Bir de bakmışsınız,bu modüllerin karelerinin oranı size vere vere olasılıkları vermiştir. Belirlenmezciliği işin içine bulaştırdığınız tek yer işte bu U seviyesinden C seviyesine geçiş aşamasıdır. Yani belirlenemezcilik R ile birlikte devreye girmektedir. U seviyesinde kalındığı sürece her şey belirlenircidir. Kuantum mekaniği yalnızca,”ölçüm yapma” denilen işlemi gerçekleştirmeniz durumunda belirlenmezci bir hal alır.<br />
   Standart kuantum mekaniği kapsamında işler işte bu sistem dahilinde yürümektedir. Temel sayılan bir kuram için bu, bir hayli tuhaf bir sistemdir. Eğer daha temel seviyede başka bir kuramı hedef alan bir yaklaşıklık hesabından ibaret olsaydı, böylesi belki daha çok akla yatardı. Oysa bu melez yöntem bütün uzmanlarca zaten başlı başına temel bir kuram olarak görülmektedir!<br />
   Şimdi yeniden karmaşık sayılara dönelim. İlk bakışta insana boş boş oturan soyut şeylermiş gibi gözükseler de,modüllerinin karelerini alır almaz olasılık değerine dönüştüklerini görürsünüz. Aslına bakılırsa çoğu kez sağlam bir geometrik yapıları vardır. Anlamlarına daha iyi vakıf olabilmeniz için size bir örnek vermek istiyorum. Ancak önce kuantum mekaniği hakkında birkaç şeyi daha hatırlatacağım. Dirac parantezleri adıyla bilinen şu acayip görünüşlü ünlü parantezleri kullanacağım. Bu parantezler,sistemin halini belertmek için basit birer gösterimdir. IA&gt; gösterimini kullanmakla,sistemin A ile belirtilen kuantum halinde olduğunu anlatmaya çalışmaktayım. Yani parantez içindeki ifade kuantum halinin bir gösteriminden ibarettir. Çoğu zaman sistemin tümünün kuantum mekaniksel hali Psi ile gösterilir. Bu, sistemin diğer hallerinin bir üst üste binmesidir&#8230; Kuantum mekaniğinde sayıların kendi büyüklükleriyle,oranlarıyla ilgilendiğimiz kadar ilgilenmiyoruz. Kuantum mekaniğinde şöyle bir kural vardır: Kuantum halini bir karmaşık sayıyla çarpmanız (bu karmaşık sayı sıfır olmadığı sürece) fiziksel açıdan durumu değiştirmeyecektir. Bir başka deyişle,bizin için fiziksel açıdan doğrudan anlamı olan tek şey bu karmaşık sayıların oranıdır. R işin içine girdiğinde peşin olduğumuz şey olasılıklardır,bu amaçla modüllerin karelerinin oranına ihtiyacımız vardır. Ama kuantum seviyesinde kalsak ve bu karmaşık sayıların modüllerini hesaplamasak dahi,oranlarına belli bir anlam yükleyebiliriz. Riman küresi,karmaşık sayıları bir küre üzerinde temsil etmenin bir yoludur. Daha doğrusu burada sadece karmaşık sayıların kendileriyle değil, oranlarıyla da ilgilenmekteyiz. Oranlar söz konusu olduğunda dikkatli olmak zorundayız.çünkü paydadaki sayı sıfır olduğunda oran sonsuzlaşır. O yüzden biz bu sonsuzluk durumunu da göz önüne almak zorundayız. Sonsuzluk durumuyla birlikte bütün karmaşık sayıları,bu yakışıklı izdüşüm yardımıyla bir küre üzerine yerleştirebiliriz. Burada Argand düzlemi,küreyi kürenin ekvatoru konumunda bulunan birim çember seviyesinde kesen ekvator düzlemidir. Hiç kuşkusuz,ekvator düzlemi üzerinde bulunan her noktayı,kürenin güney kutbuna göre izdüşüm alarak Riemann küresi üzerine izdüşümleyebiliriz. Bu izdüşüm işlemi sonucunda Riemann küresinin güney kutbu,diyagramdan da anlaşılabileceği gibi,Argand düzlemine göre ‘sonsuza karşılık gelen nokta’dır.<br />
   Eğer bir kuantum sisteminin seçenek olarak iki hali varsa,bu ikisini birleştirmek suretiyle oluşturulabilecek değişik haller bir küre ile betimlenir. Bu aşamada bu soyut bir küredir. Ancak onu gerçek anlamda görebildiğiniz kimi durumlar da yok değildir. Aşağıdaki örnek benim çok sevdiğim bir örnektir. Şayet elimizde elektron,proton veya nötron gibi spin-1/2 parçacığı varsa,bunun kuantum spin hallerinin türlü bileşimlerini geometrik olarak canlandırabiliriz. Spin-1/2 parçacıkları iki farklı spin halinden birisinde bulunabilirler Bunlardan birisi dönme vektörünün yukarı doğru,öteki aşağı doğru olduğu hallerdir.(s: 81) Bu spin hallerinin türlü bileşimleri bir başka eksen etrafında dönme durumuna karşılık gelir. Eğer bu eksen yerini öğrenmek isterseniz,w ve z karmaşık sayılarının oranını alırsınız ki bu da size u= z/w gibi bir başka karmaşık sayı verir. Bu yeni u sayısını Riemann küresi üzerine yerleştirdiğinizde,bu karmaşık sayının merkezden itibaren işaret ettiği yön,size spin ekseninin yönünü verir. Görüyorsunuz ki, kuantum mekaniğinde karşımıza çıkan karmaşık sayılar, ilk bakışta göründükleri kadar soyut şeyler değillerdir. Kimi zaman bulup çıkarması zor olsa da aslında oldukça somut anlamları vardır. Örneğin bir spin-1/2 parçacığı için taşıdıkları anlam apaçık kendini göstermektedir.<br />
   Spinli parçacıklara ilişkin olarak yapılan bu inceleme, aslında bize başka bir şey anlatmaktadır: Aşağı spin ve yukarı spin hallerinde bir keramet yoktur. Canımın istediği ekseni sola sağa öne veya arkaya seçmekte serbestim;hiçbir şey değişmeyecektir. Demek oluyor ki (seçilen iki spin hali birbirine zıt yönlü olduğu sürece)hangi iki halle işe başladığımızın önemi yoktur. Kuantum mekaniğinde işleyen kurallara göre hangi spin haline adım atarsanız atın, ilk ikisi kadar geçerlidir. Bu örneğin anlatmaya çalıştığı şey budur.&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35096</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 17:37:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35096</guid>
		<description>neriman hanım sanıyorum siz kuantum fiziğinin şok edici kısımlarının hepsinin sırlarına vakıfsınız. bizimle bir paylaşırsanız belki biz de aydınlanırız...öyle 10 sayfaya gerek yok. kısaca özetleyiverin yeter. yoksa sayfa sayısına vuracaksak ben epr deneyleri ile ilgili 1000 sayfalık döküman sunabilirim burada:) önemli olan onlardan ne anladığımızdır. eminim özetleyebilecek kadar yutmuşsunuzdur konuyu.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>neriman hanım sanıyorum siz kuantum fiziğinin şok edici kısımlarının hepsinin sırlarına vakıfsınız. bizimle bir paylaşırsanız belki biz de aydınlanırız&#8230;öyle 10 sayfaya gerek yok. kısaca özetleyiverin yeter. yoksa sayfa sayısına vuracaksak ben epr deneyleri ile ilgili 1000 sayfalık döküman sunabilirim burada:) önemli olan onlardan ne anladığımızdır. eminim özetleyebilecek kadar yutmuşsunuzdur konuyu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35095</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 17:32:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35095</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"Hani o belirleme yuzunden bana tuhaf geldi zaten. Heisenberg’e gore elektrona “dur da bir olceyim” diyemiyoruz. Tabiri caizse “eli dursa ayagi durmuyor”.&lt;/blockquote&gt;

evet efendim spin sizin bildiğiniz şeydir. ama her parçacığın alabileceği spin değerleri bellidir. kimisi kesirli spin değerleri alır kimisi tam sayılı vesaire...o kadar da alelade değildir yani:))

efendim heisenberg'in söylediği şey şudur: bir parçacığın "aynı anda" hem momentumunu hem de konumunu beraberce bilemezsinizdir. yani elektronun konumunu ölçebilirsiniz (ama bu sırada momentumunu ölçemezsiniz), ya da momentumunu ölçebilirsiniz (ama aynı anda konumunu bilemezsiniz) yani birisi ölçülebiliyor:) 

bu arada bana kızmayın levent bey, bu aspect deneylerinin sonucu:) okuyun deneylerle ilgili sonuçları sonra konuşalım.

neriman hanım kızacak birşey yok. sadece kuantum fizğinin bazı yönlerini tartışıyoruz. niye kızacak birşey arıyorsunuz doğrusu anlamadım. deneylerin sonucu "benim bildiğim gibi" değilse siz bildiklerinizi anlatın o zaman da tartışalım...ben fransızca anlamıyorum üzgünüm. ama yorumlarınız kısaca merak ettim doğrusu. ancak kuantum fizğini yutmuş olduğunu düşündürten yorumları hayatım boyunca ciddiye almadım bunu bilmenizi isterim. zira kuantum fiziği böyle yutulunca hazmedilecek birşey değildir! 

ya ya da veya hem hem de tabiri işin yorum tarafıdır. yani evet ışık hem parçacık hem dalga özelliği gösterir; ama biz bunu ya parçacık ya dalga olarak ölçebiliriz ancak. zaten tartıştığımız da bunun neden böyle olduğu, gözlemin bunda nasıl bir payının olduğudur vesaire vesaire. dediğim gibi bu konuda bir tane de yorum yoktur. snowqueen hanımın söylemeye çalıştığı paralel evrenlerden tutun da en derin felsefi problemlere kadar bu konunun yorumlarına girecek tartışmalaar yapılabilir. ancak ben maalesef "yutmadım" yutan varsa beri gelsin:)

bu arada bir alıntı: epr deneyleri ile ilgili bir fizkçiden belki daha iyi anlatabilir o alıntı(hoş aynı şeyi anlatıp duruyorum ama illa bir fizik profesörü isteyenler olabilir diye) :)):
&lt;blockquote&gt;".İki atomaltı parçacık belli bir çift oluşturduğunda, aralarında çok uzak mesafeler bulunsa bile, biri diğerinin ne yapmakta olduğunu anbean “bilebilirdi.” Kuantum kuramına göre, parçacıkların spin (fırıl) diye adlandırılan bir özelliği vardır. Bir parçacığın spinini belirlediğimiz an, kardeş parçacık ne kadar uzakta olursa olsun, anında ters yönde ve aynı hızla kendi ekseni etrafında dönmeye başlayacaktır. 
Bu durum, bilim yazarı Lawrance Joseph’e göre, biri Ohio’ya öbürü Fiji’ye yerleştirilmiş, birbirinin tıpatıp aynı iki bilardo topuna benzetilebilir: Toplardan birine spin (bir tür fiziksel özellik) verdiğiniz an, öteki de aynı anda ters yönde ve tam tamına aynı hızla kendi ekseni etrafında dönmeye başlar. İşin ilginç yanı, bu fenomen 1997’de Cenevre Üniversitesi’ndeki fizikçilerin zıt yönlerde yaklaşık 11 kilometre uzaklığa fotonlar göndermeleri ve bunlardan biri üzerindeki müdahelenin diğerinde ani bir tepki doğurduğunu ortaya koymalarıyla kanıtlanmış oldu.&lt;/blockquote&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;Hani o belirleme yuzunden bana tuhaf geldi zaten. Heisenberg’e gore elektrona “dur da bir olceyim” diyemiyoruz. Tabiri caizse “eli dursa ayagi durmuyor”.</p></blockquote>
<p>evet efendim spin sizin bildiğiniz şeydir. ama her parçacığın alabileceği spin değerleri bellidir. kimisi kesirli spin değerleri alır kimisi tam sayılı vesaire&#8230;o kadar da alelade değildir yani:))</p>
<p>efendim heisenberg&#8217;in söylediği şey şudur: bir parçacığın &#8220;aynı anda&#8221; hem momentumunu hem de konumunu beraberce bilemezsinizdir. yani elektronun konumunu ölçebilirsiniz (ama bu sırada momentumunu ölçemezsiniz), ya da momentumunu ölçebilirsiniz (ama aynı anda konumunu bilemezsiniz) yani birisi ölçülebiliyor:) </p>
<p>bu arada bana kızmayın levent bey, bu aspect deneylerinin sonucu:) okuyun deneylerle ilgili sonuçları sonra konuşalım.</p>
<p>neriman hanım kızacak birşey yok. sadece kuantum fizğinin bazı yönlerini tartışıyoruz. niye kızacak birşey arıyorsunuz doğrusu anlamadım. deneylerin sonucu &#8220;benim bildiğim gibi&#8221; değilse siz bildiklerinizi anlatın o zaman da tartışalım&#8230;ben fransızca anlamıyorum üzgünüm. ama yorumlarınız kısaca merak ettim doğrusu. ancak kuantum fizğini yutmuş olduğunu düşündürten yorumları hayatım boyunca ciddiye almadım bunu bilmenizi isterim. zira kuantum fiziği böyle yutulunca hazmedilecek birşey değildir! </p>
<p>ya ya da veya hem hem de tabiri işin yorum tarafıdır. yani evet ışık hem parçacık hem dalga özelliği gösterir; ama biz bunu ya parçacık ya dalga olarak ölçebiliriz ancak. zaten tartıştığımız da bunun neden böyle olduğu, gözlemin bunda nasıl bir payının olduğudur vesaire vesaire. dediğim gibi bu konuda bir tane de yorum yoktur. snowqueen hanımın söylemeye çalıştığı paralel evrenlerden tutun da en derin felsefi problemlere kadar bu konunun yorumlarına girecek tartışmalaar yapılabilir. ancak ben maalesef &#8220;yutmadım&#8221; yutan varsa beri gelsin:)</p>
<p>bu arada bir alıntı: epr deneyleri ile ilgili bir fizkçiden belki daha iyi anlatabilir o alıntı(hoş aynı şeyi anlatıp duruyorum ama illa bir fizik profesörü isteyenler olabilir diye) :)):</p>
<blockquote><p>&#8220;.İki atomaltı parçacık belli bir çift oluşturduğunda, aralarında çok uzak mesafeler bulunsa bile, biri diğerinin ne yapmakta olduğunu anbean “bilebilirdi.” Kuantum kuramına göre, parçacıkların spin (fırıl) diye adlandırılan bir özelliği vardır. Bir parçacığın spinini belirlediğimiz an, kardeş parçacık ne kadar uzakta olursa olsun, anında ters yönde ve aynı hızla kendi ekseni etrafında dönmeye başlayacaktır.<br />
Bu durum, bilim yazarı Lawrance Joseph’e göre, biri Ohio’ya öbürü Fiji’ye yerleştirilmiş, birbirinin tıpatıp aynı iki bilardo topuna benzetilebilir: Toplardan birine spin (bir tür fiziksel özellik) verdiğiniz an, öteki de aynı anda ters yönde ve tam tamına aynı hızla kendi ekseni etrafında dönmeye başlar. İşin ilginç yanı, bu fenomen 1997’de Cenevre Üniversitesi’ndeki fizikçilerin zıt yönlerde yaklaşık 11 kilometre uzaklığa fotonlar göndermeleri ve bunlardan biri üzerindeki müdahelenin diğerinde ani bir tepki doğurduğunu ortaya koymalarıyla kanıtlanmış oldu.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SQ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35091</link>
		<dc:creator>SQ</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 16:50:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35091</guid>
		<description>eg
"bilinç"in iplerini çözmek lazım:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eg<br />
&#8220;bilinç&#8221;in iplerini çözmek lazım:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Levent Cetin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/06/23/cift-yarik-deneyi-dr-quantum/#comment-35089</link>
		<dc:creator>Levent Cetin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 15:43:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=5406#comment-35089</guid>
		<description>Enver Bey,

Benim de spin olarak bildigim donme yonudur. +1/2 clockwise ve -1/2 counterclockwise olarak tabir edilir. Sanirim bu haliyle Schrodinger'de anlami oldugu icin kesir ifadesi var. Ya da alelade bir gosterim.

Hani o belirleme yuzunden bana tuhaf geldi zaten. Heisenberg'e gore elektrona "dur da bir olceyim" diyemiyoruz. Tabiri caizse "eli dursa ayagi durmuyor".

Epr ve aspecti duydum ama arastirmadim, bakacagim firsat bulunca. Tesekkur ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver Bey,</p>
<p>Benim de spin olarak bildigim donme yonudur. +1/2 clockwise ve -1/2 counterclockwise olarak tabir edilir. Sanirim bu haliyle Schrodinger&#8217;de anlami oldugu icin kesir ifadesi var. Ya da alelade bir gosterim.</p>
<p>Hani o belirleme yuzunden bana tuhaf geldi zaten. Heisenberg&#8217;e gore elektrona &#8220;dur da bir olceyim&#8221; diyemiyoruz. Tabiri caizse &#8220;eli dursa ayagi durmuyor&#8221;.</p>
<p>Epr ve aspecti duydum ama arastirmadim, bakacagim firsat bulunca. Tesekkur ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
