Kuzey Kore’yi Tanıyalım (I)
By Mustafa Akyol on Haz 11, 2009 in Kemalizm, Kuzey Kore
[8 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yeryüzünün en tuhaf rejimlerinden birine sahip olan Kuzey Kore, şu aralar yeniden gündemde. Ülkeyi yöneten komünist dikta, geçenlerde “Hiroşima kadar büyük bir nükleer deneme” gerçekleştirdi. Nüfusun büyük bölümü açlık sınırında yaşam mücadelesi vermesine rağmen…
Peki nasıl bir rejim bu Kuzey Kore? Nasıl işliyor? Halkının nezdinde nasıl meşruiyet buluyor?
Bu soruların cevabını merak ettiğimden geçenlerde biri Koreli bir diğeri Amerikalı iki uzmanın (Kongdan Oh ve Ralph C. Hassig) yazdığı “North Korea Through the Looking Glass” (Aynada Kuzey Kore) adlı kitabı okudum. Öğrendiğim enteresan şeyler var, biraz anlatayım.
Putlaştırılmış lider
Yazarların da vurguladığı gibi Kuzey Kore rejiminin temelinde “putlaştırılmış lider” olgusu yatıyor. Bu lider, Japonlarla savaşarak ülkeyi işgalden kurtaran bir asker olan Kim İl Sung. Aslında adamın gerçek ismi Kim Song-Ju, ama diktatör olduktan sonra bu yüceltici ismi kazanıyor. Kendisine ayrıca “ulu ve iyiliksever önder, öğretmen, baba” anlamlarına gelen “Oboi Suryong” da deniyor.
Kim İl Sung’un heykelleri ve tabloları ülkenin dört bir tarafında. Tablolarda çoğunlukla boyu dağları aşan, başı bulutlara varan dev bir figür olarak resmediliyor. Bunlara karşı saygısızlık yapanlar, örneğin tozlanmalarına izin verenler, disiplin cezasına çarptırılıyor. Gazete veya dergilerdeki resimlerinin katlanması veya kıvrılması bile iyi karşılanmıyor.
Kim İl Sung’un sözleri ise, her işin özü, her meselenin başı sayılıyor. Oh ve Hassig’in vurguladığı gibi, “Kuzey Kore basınındaki makalelerin neredeyse hepsi, ‘Kim İl Sung’un dediği gibi’ diye başlıyor. Konu ister dış politika isterse domuz tarımı olsun…” (s. 18) Rejim bazen ihtiyaç duyduğunda Kim İl Sung’un aslında söylemediği sözleri de ona atfedebiliyor; tüm meşruiyetin kaynağı o olduğu için.
Ülkenin resmi ideolojisi, Kim İl Sung’un ana hatlarını oluşturduğu “Kim İl Sungçuluk”. Bunun en önemli ilkesi de “juche.” Juche’nin iki temel sloganı var: “Tam bağımsızlık” ve “kendi kendine yeterlilik.” Anayasa’nin 3. maddesi, “Juche, halkın bağımsızlığını sağlayan devrimsel bir ilkedir” diye yazıyor. Rejim öyle bir propaganda yürütüyor ki, kitleler “juchesiz bir insanın değersiz, juchesiz bir ülkenin sömürge” olduğuna inanıyorlar. Bu sayede toplumun dış dünyadan tümüyle izole edilmesi ve resmi ideolojiye tutunması sağlanıyor.
‘Bilimsel ve Tam Bağımsız’
Resmi metinlerde juche’nin “tümüyle bilimsel bir ilke olduğu” da özellikle vurgulanıyor. Dahası bu ideolojinin “hümanist” bir temeli de var. Kuzey Kore haber ajansı, juche’nin ilkelerini açıklarken “insan her şeyin efendisidir ve her şeye karar verir” diyor. İdeolojinin amacının da “insanların her türlü sömürü ve baskıdan kurtarıldığı, bağımsız ve yaratıcı bir hayat sürdükleri bir toplum yaratmak” olduğu müjdeleniyor.
Ama burada kritik bir detay var: İnsanların kendi kararlarını veren birer “efendi” olabilmeleri için öncelikle juche’yi iyice anlayıp özümsemeleri gerekiyor. Bu da öyle kolay bir şey değil. Çünkü juche, “yongsaeng pulmyol ui chili”, yani anlaşılması epey zor olan bir “ebedi hakikat”!
İşte bu yüzden toplumun ülkeyi yöneten dikta rejiminin “yol göstericiliğine” ihtiyacı var. Bu yol göstericiliğin kesintiye uğramaması için de ülkenin “emperyalistlerden ve onların ajanlarından” korunması gerekiyor. Bu da yine “tam bağımsızlık” ile mümkün!
Oh ve Hassig, püf noktayı şöyle özetliyorlar:
“Kuzey Kore metinlerinde hürriyet kavramı ile kastedilen şey, bireysel özgürlük değil ulusal bağımsızlıktır. Bu da ancak tüm halkın partinin yol göstericiliği altında kenetlenmesi ile sağlanabilir.” (s. 21)
Nasıl, bir yerlerden tanıdık geliyor mu?
3 [?]



29 Yorum
Yazan:Onur Cobanoglu Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Daha once cesitli yazilarimda laikligin yeterli olmadigini, siyasette laik dogmalarin da dinin islevini aynen gorebilecegini soylemistim. Iste en canli orneklerinden biri.
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Evet,”ben bu filmi daha önce seyretmiştim”dedirtecek kadar tanıdık geliyor.Yani mesaj çok net.
Tanıdık gelmesine geliyor da,lakin bir takım farklılıklar da yok değil.Tıpkı sinema dilinde “yeniden çevrim” denilen farklı versiyonlar gibi.
Biraz daha açmak gerekirse K.Kore modeli bizdeki Kemalizm ile özdeşleştirilmiş.Pek çok yönüyle benzerlik taşıdığı da kuşku götürmez.
Aradaki farka gelince,K.Kore bildiğim kadarıyla yazıda anlatıldığı gibi bir diktatörlüğün pençesinde kıvranmaya devam ediyor.Bir başka deyişle nasıl başlamışsa öylece devam ediyor.Yani alternatif yok,basın özgürlüğü yok,demokratik tartışma zemini yok.Yok da yok.Zira sistemin milim değişmesini sağlayacak en ufak bir muhalefete izin verilmiyor.
Bizde ise durum çok daha farklı.En azından basınımızda her makale “Atatürk’ün dediği gibi”diye başlamıyor.Öyle diyenler varsa da aksini söyleyenler,itiraz edenler,eleştirenler de var.Ve bana göre bu bir farktır.Hem de önemli bir fark.Ayrıca iktidar babadan oğula geçmiyor bizde.Vesayet yönetimi varsa da hiç değilse demokratik seçim var,bir şekilde halkın iradesi sandığa yansıyabiliyor.
Ha,K.Kore modelinin aynısının devam etmesinde ısrarlı bir güç var ve bu güç halihazırda ellerinde tuttukları iktidarı kaptırmaya hiç de niyetli değil.Zaten bunca darbe,derin devlet,yasadışı yapılanma vs.de tam da bu direncin birer sonucu.Ancak bu iktidar savaşlarına rağmen artık bazı kırılmalar var ve zaten yaşadığımız toplumsal çatışma da buradan kaynaklanıyor.Açıkçası K.Korenin böyle bir şansı da yok.Şimdilik.
Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Kendi dini anlayışlarını topluma kabul ettirmeye çalışarak, idareyi ele geçirenlerin, başka ülkelerde de neler yaptıkları ortada.
Bu ülkelerin de bence Kuzey Kore’den pek farkları yok. Özellikle iran ve tarihi bu açıdan iyi incelenmeli.
Şah döneminde kendini baskı altında hisseden grupların, Hümeyni’ye sarılmaları. Daha sonra katledilen solcular. Ve şimdiki durum.
Yazan:Mustafa Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Aziz bey evet farkliliklar vardir. Hep düsünmüssümdür acaba 1946da 1950de nicin tam demokrasiye gecmedik diye ve nicin Kemalizm ile demokrasi arasi “uzlasi” ciktigini. Tezlerin bir tanesi 1946da ABDnin Türkiyeyi cogulcu parti sistemine zorlamasidir. Stalinden korkan Türkiye ABDnin kapisini calmisti. Yoksa yüzbinlerin milyonlarin sokaga cikarak “ifade hürriyeti” ve “cogulcu sistem” istiyoruz dedikleri olmamisti.
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Hakkı bey,
katledilen solculara dair net dökümler alabilir miyim?
Yazan:Haluk Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Bildiğimiz monarşi işte. Bizdeki padişahlık gibi.
Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Cemile Hanım
Bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum. Ancak internette araştırıp ayrıntıları bulabilirsiniz.
Hatta size güvenebileceğiniz bir kaynak vereyim.
http://tr.fgulen.com/content/view/8286/15/
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Hakkı bey,ama olmuyor :)Konuyla ilgili derin bir araştırma yapacağım,Fetullah Gülen kaynaklarına pek güvenmem,sadece yersiz eleştirildiği noktalarda kendisini savunurum,Humeyni-İran-Sol üzerine bir araştırma yapıyorum.Yorum yapmışsınız,bilginiz varsa paylaşın istedim,net çok sağlam,kaynaklı bilgilere ulaşabileceğimiz bir yer değil,genellikle taraflı bilgiye ulaşıyorsunuz.
Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Cemile Hanım
Kuran’ı çok iyi bilebilirsiniz, ama size içinde net kaç harf olduğunu sorsam ?
Ben net bilmediğim bir sayıyı size veremem. Size yanlış bilgi vermek, benim dürüstlük anlayışımla bağdaşmaz. Çünkü dediğiniz gibi internet kaynakları fazla güvenilir değil.
Araştırmanızın sonucunu yazarsanız, ben de öğrenmiş olurum. Kolay Gelsin…
Yazan:Levent Cetin Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
O da siradan bir diktator. Ismi Mustafa olmus Kim olmus, Mussolini olmus fark etmiyor. Yapilanlar hep ayni. Tek farki bunlari diktatorler cagindan yuz yil sonra bile yapabiliyor olmasi belki.
Yazan:Onur Cobanoglu Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Kisa bir arastirma sonucu, Islami rejimin katlettigi solcularin tam dokumunu bulamadim.
Ama meshur bir 1988 katliami vardir ki, Uluslararasi Af Orgutu’nun raporunda:
http://www.amnesty.org/en/library/asset/MDE13/021/1990/en/5c32759d-ee5e-11dd-9381-bdd29f83d3a8/mde130211990en.html
800 rakami veriliyor (tabii bu sadece 1988 olaylari icin). Ondan oncekileri bilemiyorum. New York Times’dan soyle bir sey cikti:
http://www.nytimes.com/1982/03/07/world/17-leftists-executed-in-iran.html
Tabii mevzu Iran olunca New York Times’a ne kadar guvenilirse.
Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Aferin size. Atatürkle Juche yi karşılaştırmışsınız. Şimdi ne desem biri çıkar kimi kemalistler böyle desede die ismimi vermeden beni kemalist ilan eder. Ama yok. Olcak gibi değil. Atatürkle juche arasındaki en belirgin fark eserleridir. Türkiye ile Kuzey Kore arasındaki farktır. Humeyniyle Atatürk arasında fark görmek isteyenlerde eserlerine baksın. Kurucuların hepsi tek adam olmuştur. Dikdatörler kendilerinden önceki daha demokratik sistemi yıkıp gelirler bu da kurucuyla dikdatör arasındaki fark.
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Onur bey,teşekkür ederim.
(Hakkı Bentek)
Ben bu cümleyi görünce İran eli ile solcular mı öldürüldü acaba dedim.Çünkü öyle bir bilgiye hiç rastlamamıştım.Hemen kaynak istedim.YoksA Halepçe olayları,Irak’ın Abd desteği ile kullandığı biyolojik silahları,katledilen Kürtleri maalesef biliyoruz.Benim araştırmam İran-Humeyni-Sol olacak.
Halepçe demişken…
BENİ DUYANLARA ŞUNU SÖYLEYECEĞİM
UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN !!!
ÜSTÜMÜZE ÇÖKEN BELA VAHŞİ BİR HIRSIN
VE İNSANLIĞIN GELİŞMESİNDEN KORKANLARIN DUYDUKLARI ACILARIN BİR SONUCUDUR SADECE..
İNSANLIĞIN KİNİ GEÇECEK DİKTATÖRLER YOK OLUP GİDECEKTİR..
HALKTAN ZORLA ALDIKLARI İKTİDAR YİNE HALKIN ELİNE GEÇECEKTİR.
VE İNSANLAR UĞRUNDA ÖLMEYİ BİLDİKLERİ SÜRECE
ÖZGÜRLÜK YOK OLMAYACAKTIR
Şivan Perver
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 11, 2009 | Reply
Hakkı bey,
Kuran’ın içinde kaç harf olduğu değil Kuran’ın ne dediği önemlidir.Yani harf sayısı kimsenin umrunda değil.Dindar falcılar gibi ebced hesabı yapanlar dışında kimseye bir faydası yok.Ama insanlar ölmüşse ki bu tercih ve ırktan kaynaklı ise bunun sayısı ve nedeni önemlidir.Onur beye yazdığım postta size sorma sebebimi anlattım,ima falan kullanmadım yani.
Yazan:Onur Cobanoglu Tarih: Haz 12, 2009 | Reply
Bir sey degil, faydamiz olduysa ne mutlu bize.
Buna sasirdigimi itiraf etmeliyim. Halbuki ulusalcilarin solu, kendi amaclari dogrultusunda fisteklemek icin kullandigi en birincil argumandir. Ulusalcilar, “seriat geliyor, AKP Islam devrimi yapacak, haydin Ataturk saflarina” gazina kapilmayan solculara mutlaka “TUDEH de sizin gibiydi, sizin sonunuz da TUDEH gibi olacak” der (eyvah, bu lafin ucu Hakki Bentek’e gidiyor gibi. Hakki bey ulusalci oldugunuzu iddia etmiyorum, yanlis anlasilma olmasin). Su agnostik bunyeye bile “la havle” cektirirler.
Saka maka, Iran rejiminin solculara yaptigi 12 Eylul vahsetinden asagi kalir gibi degil. Benim de bilmedigim detaylar vardi, sizin sorunuz uzerine yaptigim ufak arastirma sonucu ogrendiklerim kanimi dondurdu.
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Haz 12, 2009 | Reply
Serkan bey merhabalar.Yorumuma dolaylı bir gönderme yapmışsınız,mesajı aldım:))
Ancak anladığım kadarıyla sizin sadece “Atarürk’ün Judhe’in karşılaştırması”a odaklanmışsınız.Biraz aceleci davrandığınız belirteyim.
Dikkat ederseniz özellikle “fark”tan sözettim.Ve fark var derken halkın/toplumun otorite ve kişi putlaştırmasına karşı verdiği tepki ve reflekse dikkat çektim.Yani kişileri karşılaştırmak bana göre tali plandadır.Kaldıki kişiler de liderler de karşılaştırılabilir.Demokratik tartışma kültüründe tabular olamaz,olmamalı.Ayrıca başkasından bir aferin beklenerek görüş belirtilmez.
Nedir fark?-Ki bu kendi gözlemim,yanılmış da olabilirim:K.Kore halkı veya toplumu Türkiye toplumuna göre sözü edilen otorite duvarını aşamamıştır.Basınıyla,muhalefetiyle,toplumuyla varolan farkı da dilim döndüğünde belirtmeye çalıştım.Zira yazının ana teması K.Kore ile olan benzerliğimiz üzerine kurulu.”Nasıl,bir yerlerden tanıdık geliyor mu?”sorusuyla biten yazı bunu yeterince açıklıyor.
Dolayısıyla Atatürk-Judhe karşılaştırması çıkarımınız biraz havada kalmış.Basınımızda çok şükür her makalenin benzer bir retorikle başlanmadığını özellikle belirttim.Fakat maşallah tayakkuz halinde olmalısınız ki sözlerimi başka taraflara çekmekte gecikmemişsiniz.Ancak rahat olun,karşı fikirle gelenleri “Kemalist”likle yaftalamak gibi alışkanlığım yok.Fikirleri önemserim ve fikirler üzerinden tartışırım.
Lütfen siz de fikirlerinizle gelin.Benim bu saatten sonra Kemalizm polemiğine girmeye hiç niyetim yok.Ve doğrusu Atatürk’ü Judha ile Humeyni ile karşılaştırmayı da çok önemsemiyorum.Beni toplum ilgilendirir,tolumun kendilerine dayatılan otariteye nasıl tepki verdiğine,nasıl baktığına değer veririm.Zira günümüz ve geleceğimize yön verecek olan,belirleyici olan toplumların düşünce yapısıdır.Doğruları ve yanlışlarıyla liderler toplumlarına bir şeyler bırakmıştır.Ancak her doğru veya yanlışın liderlere mal edildiği bir toplumsal düşünce yapısında arzu edilen değişim ve dönüşüm sağlanamaz.Bu tarz bir anlayış sadece sorumluluklardan kaçmak/kaçınmak olur.
Kısacası benim ne Atatürk’le ne de sevenleriyle bir sorunum yok,sorguladığım ve kafa yorduğum zihniyettir…Beni bir şekilde çevreleyen ve parçası olduğum dünyadır.
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Haz 12, 2009 | Reply
Bu arada “juche”K.Kore’de bir ilkeyi tanımlayan kavramdır.Serken beye cevaben yazdığım yorumda,bir anlık dalgınlığa gelerek ben de sözü edilen “karşılaştırma”yı bunun üzerinden yanıtlamak gibi teknik bir hataya düştüm.Bir karşılaştırma yapmış olmamakla bereber-şayet öyle bir izlenim doğmuşsa-Atatürk’ün K.Kore’nin kurucusu Kim İl Sung’la karşılaştırılması gerekirdi,yok eğer Juche üzerinden olası bir karşılaştırma yapılacaksa,bu, Kemalizm ve Kemalizmi temsil ettiği düşünülen ilkeler üzerinden yapılması gerekirdi.
Bu yanlışı düzeltir,katılımcılardan özür dilerim.
Yazan:Cemile Bayraktar Tarih: Haz 12, 2009 | Reply
Ben de biraz baktım,idamlar hemen kendini ele veriyor,baskı altında iken birlik sonradan gelen iktidar mücadelesi ya da iktidarı kaybetme korkusu ile yapılan zulümler,tarih bunlarla dolu.
Galiba hangi görüşü savunduğunuz değil,o görüşü hangi kimlik ile savunduğunuz önemlilik arz ediyor.Bu da içsel kırılmalara neden oluyor.
Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Haz 13, 2009 | Reply
Aziz bey aslında ben alttaki yorumlardan yola çıkarak değil tamamen yazıdan yola çıkarak cevap vermiştim. Doğrusunu isterseniz bu site beni tavakkuz durumuna getirdi hangi taşı kaldırsam bi atatürk eleştirisi bi attatürk aslında şöyleydi mesajı. Bakın Kemailstlere istediğinizi söyleyebilirsiniz bende söylerim. Fakat tarihsel bir kişilik olarak atatürkü ele aldığımızda eleştirmemiz doğal olsa bile mussolinide böyle dikdatördü ya da Kim il sung böyle bi adam bu size neyi hatırlatıyor tarzı yazılar yazmakla Atatürk e büyük haksızlık etmiş oluruz. Bu herhangi bir insana ettiğimiz haksızlıktan farksız. Bu insanın Türk milleti için yaptıkları göz önünde bulundurduğumuz halde bile humeyniyi Atatürk e tercih eden insanlar bile var.(Bu sözümle cemile bayraktara gönderme yapmayı amaçlamadım gerçekten var böyle insanlar) Sonuç olarak evet bu sitede artık tavakkuz durumundayım sürekli. Kemalizmin de öyle masum olduğunu düşünmüyorum altında ne oyunlar ne paralar dönüyo kim bilir. Fakat Kemalizmi eleştirmek başka şey Atatürk’ü eleştirmek bambaşka bir şey. Zaten çoğu cevabımda da kemalizmden çok Atatürk’ü savunmaya yönelik bir tavrım olduğunuda görürsünüz.
Yazan:eg Tarih: Haz 13, 2009 | Reply
serkan bey sorması ayıp tavakkuz ne demek?
Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Haz 13, 2009 | Reply
edit: Doğrusu teyakkuz olacak. Kullanılmayan kelimeler unutulabiliyor. Çokta uzaklaşmamışım kelimeden ama hatırlattığınız iyi oldu tabi.
Yazan:Hakkı ÇELİK Tarih: Haz 13, 2009 | Reply
Putlaştırılmış Lider olgusu, yani Faşizm. Elbette ki faşizm dediğimiz şey putlaştırılmış lider olgusuyla birlikte önemli bir toplum desteğini de gerekser. Yani lider tapıcılığını gördüğümüz her noktayı faşizmle yaftalamak doğru değil ve fakat aynı noktada bir toplum da aramalıyız.Faşizm her şeyden önce bir ideolojidir ve ideolojilerin en önemli konularından biri de insan topluluklarıdır. Lider tapıcılığı hastalıklı bir romantizmi kesinlikle gerektiriyor ki Türkiye’de bunun örnekleri saymakla bitmez. Türkiye’de bir lideri sevmenin, anlamanın anlamı, o lidere tapmaktan ibaret. Yunus Emre’yi en büyük hümanist olarak sunabilen bir ülke Türkiye ve ilginçtir ki bir Allah’ın kulu bile çıkıp Yunus Emre’nin hümanist değil, Müslüman olduğunu söylemez.
Hasta bir toplumuz ve bugün hangi insan öbeğine dikkat ederseniz edin, sözünü ettiğimiz o hastalıklı romantizmi göreceksiniz. Bana kalırsa bu hastalığın tedavi edilmesi için yok olmamız gerekmiyor. Sadece normal insan hayatını özleyelim yeter. İnsanları şu biçimde ya da bu biçimde yaşamaya, davranmaya, anlamaya mecbur bırakmayalım…
Yazan:halil Tarih: Kas 15, 2009 | Reply
bence kuzey kore 2050 de dünyanın 6 büyük askeri gücü olacaktır.kore halk ordusu dünyanın en güçlü ordusuna sahiptir.kuzey kore ileride çok güçlü bir ülke olacaktır. herkeze selamlar
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Kas 16, 2009 | Reply
2050′ye gerek yok. Kuzey Kore Ordusu zaten dünyanın en büyük ordularından biri.
http://www.nationmaster.com/country/kn-korea-north/mil-military
Dünyanın en büyük ordularından biri çünkü ülkedeki hemen herkes asker. Ülkenin harcamalarının tamamına yakını askerliğe harcanıyor. Halk aç, sefil, perişan. Ekonomi, siyaset, bireysel hak ve özgürlükler berbat bir halde. Ve Kuzey Kore sürekli askeri harcama yapıyor. Kimyasal silahlar, atom bombaları, nükleer silahlar… Ve Kuzey Kore ileride çok güçlü bir ülke olacakmış… Aman ne güzel !
Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: Kas 16, 2009 | Reply
Halil bey,
Ne yazık ki olmayacak çünkü savaşı sürdürebilmenin yolu sivil zenginlikten geçiyor.Bu şekilde tam militarist devletler sürdürülebilir bir ekonomiye sahip olmadıkları için savaşta bir başarıda elde edemezler.
Mesela Dönemin en büyük askeri gücüne sahip olan Sovyetler birliğinin dağılması buna en güzel örnektir.Buna karşılık İsrail ya da birleşik devletler gibi sivil organizasyonu güçlü devletler savaşı sürdürebilirler.Çünkü savaş zannettiğimiz gibi askeri kuvvetler kıyaslanarak yapılmıyor.Lojistiği kuvvetli olan ve bunu sürdürebilen kazanıyor.
Eğer bir ülke ekonomisi tüm parasını silaha harcıyor ve ekonomisini canlandıracak alt yapı yatırımlarını ihmal ediyor ve desteklemiyorsa bu ekonomi çökmeye mahkumdur.Zaten Uluslararası kurumların Kuzey Kore’ye müdahale etmemesinin nedenide budur.Zannediyormusunuz ki bu adamlar kendi coğrafyalarında dünyanın en büyük askeri gücü olan Birleşik devletlerin dahası petrol lobisinin Alaska’daki petrol yatırımlarını vurabilecek nükleer güce sahip olacak ve bu devletin adım adım dünyanın en büyük gücü olmasına Birleşik devletler seyirci kalacak.Böyle bir şey mümkün değil.
Bunlar boş kuvvet, bunların orduları ancak resmi geçitlerde şov yaparlar ama bir savaşı sürdürmek özünde silahlı bir sürü adamdan daha fazlasını gerektirir.
Dikkat ediniz dünyanın askeri açıdan en kuvvetli devletleri küresel sisteme olabildiğince entegre olmuş aynı zamanda son derece dinamik sivil ekonomilere sahip olan ve ancak buradan elde ettikleri gelirlerin BİR KISMINI savaşa harcayan devletler.
Yazan:tayfun_korkut Tarih: Tem 15, 2010 | Reply
Cevap veriyorum:
EVET! :))
Bir arkadasimin Dogu Avrupa’li esi Turkiye’ye yerlesti ve 2 yildir burada yasiyor. Turkiye’nin hic bekledigi gibi cikmadigini, islamci bir ulke beklerken, komunist bir ulkeyle karsilastigini soyluyor. “Su anda yasadiginiz duzen, resmen komunist rejim” diyor. “Bizim zamanimizda Lenin’e karsi da sizde Ataturk’e kardi oldugu gibi boyle saygi duydurtulurdu millet zorla” diyordu.
“Ozluyor musunuz o zamanlari?” deyince, “Saka mi yapiyorsun, tabi ki hayir!” dedi.
-E hic mi pozitif bir yani, bir katkisi olmadi ulkenize
-Hicbirsey. Cok sey aldi, goturdu bir de…
-Ama biliyor musun, Turkiye’de sayilari cok cok az olmalarina ragmen bu rejimi bilerek ya da bilmeden savunan bazi “aydinlar” var. Ve bir sekilde ulkenin kaderini hala istedikleri gibi belirleyebiliyorlar.
-Aciyorum, sizin gittiginiz yollardan biz geri donuyoruz.
-Allah bize akil fikir versin.
-Amen! :))
Yazan:yavuz Tarih: Kas 30, 2010 | Reply
DUYARLI BÜTÜN HERKESE ŞUNU SESLENİYOM KORELİLER ÜZERİNDE OYNAN OYUNLAR HESAPLADIĞIMIZDAN DAHA ÇOK ÇÜNKÜ:KOMİNİZM TARAFI KUZEYİ HAKİMİYETİNE ALMIŞ GÜNEYİNİDE EMPERYALİST TARAF ALMIŞ BENCE BU OLANLAR KORELİLERİN SAVAŞI DEĞİL RUSYA-ÇİN—ABD VE ABD’Yİ TUTANLAR ARASINDA OLAN SAVAŞ.KORE YARIMADASI İSE SAVAŞ ALANI SADECE ÖLENLERİN ÇOĞU KARDEŞ OLAN KORELİLER.EĞER HERİKİ TARAFTA UYANMAYIP BUNLARIN OYUNCAĞI OLMAYA DEVAM EDERLERSE SADECE KENDİLERİ ZARAR GÖRÜR.SATRANÇ TAHTASINDAKİ PİYONLAR OLMAYI BIRAKMALILAR.GELECEĞE GÜVEN İÇİNDE BAKIP DAHA EMİN ADIMLARLA YOLLARINA DEVAM ETMELİLER.YANİ BİRİLERİNİN DENETİMDEN ÇIKMALARI LAZIM VEDE ARTIK KARDEŞLER BİRLEŞMELİDİR.ŞİMDİLİK BUKADAR.
Yazan:Deniz Dede Tarih: Ara 21, 2011 | Reply
Juche sistemi korunduğu sürece Kuzey Kore’de komünizm çökmez.Kore’de Juche,Venezuela’da Bolivarizm tarzı sosyalist akımlar ulusal kaynaklarından beslenen akimlar olduğu için saglamdirlar.Marksizmi nerdeyse hiç değiştirmeyen,Ortodoks/Slav halkının yapısına uyarlamayan Sovyet tipi sosyalizminden farklıdırlar.Bizim sosyalistlerimiz de Yön’ün mirasçısı olan TürkSolu dergisini takip etmelidirler.Ne Marksizm,ne Maoizm ne de Stalinizm bize uyar.Bizim yapmamız gereken Galiyev’in Milli Komünizmiyle Kemalist ideolojiyi bir potada eriterek kendi Komünizmimizi oluşturmak…
Tayfun bey,o arkadaş herhalde unutuyor ki Rusya devrimden önce çökmekte olam,tarıma dayalı kiytirik bir ülkeydi.Yiğidi öldür hakkını yeme derler,Stalin’i sevmem ama Rusya’yi sanayii bakımından adam eden oydu.Kemalizmi komünizme benzeteceksek(ki benzetmemek elde değil),toplu iğne bile üretemeyen savaş yorgunu bir ülkeyi uçak ihraç edecek seviyeye getirmesini benzetebiliriz :))
Yazan:Selami Çetin Tarih: Ara 21, 2011 | Reply
Halkını mutlu edemeyen rejim eninde sonunda çöker. Buradaki mutluluk kıyasla olur. Kuzey Kore’deki halk dünyadaki diğer halkların nasıl yaşadığını göremez, bilemezse; özgürlük denen birşeyden habersizse onları o sefil yaşamları içinde mutlu olduklarına elbette inandırabilirsiniz.
Ama insanlar uydu yayınları televizyonla izleyerek, gidenlerden duyarak veya internetle uyanışa geçerek durumun farkına varırsa o sistemi desteklemez, sabote eder. Bir fabrikadaki işçinin gönülsüz çalışması, istihbarattaki bir elemanın işinden nefret etmesi, bir bilim adamının ürettiklerini kullanacaklara güvenmemesi… Bunlar yavaş yavaş sistemi çökertir. Bence SSCB’nin çöküşünün temelinde bu yatıyor. Komünizm ideolojisi halkın gözünde kıymetini yitirdi ve sonra ekonomik yetersizlik vs ile de sonu geldi.
Kuzey Kore’yi çökertmenin yolu onlara KK olmayan yerleri göstermektir. Ulu Önderlerine tapınlamaları gerekmeyen, sadakatlerini açlıktan ölerek ispatlamaları istenmeyen alternatif hayatlar olduğunu göstermektir.