Boru mu bu?
By Mehmet Yılmaz on Haz 9, 2009 in Ergenekon Nedir?, Militarizm, Milliyetçilik, Psikolojik harp, Türk Silahlı Kuvvetleri
Ana muhalefet lideri İlker Bey’in elinde bir boruyla yaptığı basın toplantısını hatırlıyor musunuz? Kısacık bir boru. Yani adamın kafasına vursan çok çok bayıltırsın. Bendrettin Dalan’ın arazisinden çıkan LAW silahıydı bu.
İlker Bey’in küçümsediği bu silah aslında teröristler için ideal bir alet. “Darbecilerin silahlarını tanıyalım” isimli yazıda anlattığımız gibi bir kaç kilometre öteden, kimseyegörünmeden sivil veya zırhlı askeri araçları vurmak mümkün. Atılan mermilerin özelliğine göre yangın çıkarmak ya da açılan delikten içeri giren kor parçacıkları sayesinde(!) bir sürü insan öldürmek de mümkün. Gelsin Türk bayraklı tabutlar, “Kanı yerde kalmayacak” nutukları…
Kısacık boyu sayesinde kolayca saklayabilirsiniz. Plastik olanları bile var. Pratik! Metal detektörlerine yakalanmazsınız. Yüzbinlerce dolarlık araç ve binaya zarar verebilirsiniz ama LAW silahının kendisi sudan ucuz!
Şimdi yeni bir mesele var, bu “boruların” bir kısmı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden geliyormuş. Yani göz bebeğimiz ordumuzun envanterine kayıtlı imiş.
Ben de diyorum ki ne ayak? Nasıl oluyor da bu kadar tehlikeli “borular” ordunun depolarından çıkarılıyor, bir üniversitenin bahçesine gömülebiliyor. Hakikaten hayret.
Yani bir düşünün, Paris’teki Sorbonne Üniversitesi‘nin bahçesinden roket atmak için kullanılan borular çıkacak, roket mermisi çıkacak. Üstelik bunlar Fransız ordusunun stoklarında kayıtlı malzeme olacak. Walla adamın tozunu atarlar.
Umalım ki Ana muhalefet lideri İlker Bey yeni bir boru toplantısı yapsın. Üfleyelim, öttürelim bu boruları.
Neyse…
Star gazetesinin haberi şöyle:
Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Genel Müdürlüğü, Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üstlenmediği silah ve mühimmatla ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Ergenekon firari şüphelisi Bedrettin Dalan’ın kurucusu olduğu İSTEK Vakfı’na ait İstanbul Poyrazköy’deki arazide bulunan silah ve mühimmat üzerinde inceleme yapan MKE, bunların önemli kısmının TSK için üretildiğini belgeledi.
İNCELEMEYİ BAŞSAVCILIK İSTEDİ
MKE Genel Müdürlüğü, Ergenekon soruşturması kapsamındaki kazılarda bulunan silah ve mühimmatla ilgili incelemesini 14 Mayıs 2009 günü tamamladı. MKE Raporu, ‘Bu silahlar TSK’ne ait değildir’ diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u doğrulamadı. Ergenekon soruşturması kapsamında el konulan çok sayıda bomba, mermi ve anti tank law silahı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın envanterinden çıktı.
7 BOŞ LAW SİLAHININ 4′Ü TSK’NIN
MKE tarafından hazırlanan raporda Poyrazköy’de bulunan 7 boş law silahından 4′ünün TSK’ya teslim edildiği belirtildi. Boş lawlardan ikisinin Kara ve Deniz Kuvvetleri için üretilen seriye, ikisinin de Deniz Kuvvetleri için üretilen seriye ait olduğu ifade edildi. 15 dolu law silahından 3′ünün Jandarma Genel komutanlığı’na teslim edildiği bilgisine yer verilen raporda, 5 dolu law silahının da MKE yapımı olduğu ancak seri numaraları silindiği için kime teslim edildiğinin belirlenemediği vurgulandı. Seri numaraları silinmiş 8 dolu law MKE ile seri numarası olan 2 dolu law silahı ise MKE üretimi değil.
EL BOMBALARI VE SİS KUTULARI
Başsavcılığa gönderilen MKE raporunda, bulunan el bombalarından MKE üretimi olan 4′ünün Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na, ikisini de Jandarma Genel Komutanlığı’na teslim edildiği ifade edildi. Yine kazılarda bulunan 9 sis kutusunun da Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Jandarma Genel Kumotunlağı ve Özel Kuvvetler için üretildiği vurgulanan raporda, bazı silah ve mühimmatın seri numaraları kazındığı için hangi kuruma teslim edildiğinin belirlenemediği vurgulandı. Kazılarda bulunan bazı silah ve mühimmat ise MKE yapımı çıkmadı.
Poyrazköy Cephaneliği
15 dolu law silahı n 7 boş law n 14 el bombası n 24 el bombası fünyesi n 450 gr C3 patlayacı n 7 hakem bombası n 3 gösteri bombası n 5 bubi tuzağı n 2 kullanılmış bubi tuzağı n 23 işaret fişeği n 45 sis bombası n 15 aydınlatma fişeği n 30 metre infilaklı fitil n 38 metre saniyeli fitil n 3017 fişek
Mühimmat bizim değil
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Poyrazköy’de bulunan silahlarla ilgili ‘Bu soruşturma kapsamında 45 adet silah var. Hiçbiri TSK ‘ya ait değil’ dedi. Lawların mühimmat olduğunu belirten Başbuğ, MKE’nin ürettiği mühimmatın hepsini TSK’nın almadığını, Emniyet’in de aldığını söyledi. Bunun üzerine Emniyet ‘Eksik mühimmatımız yok’ açıklaması yaptı.
MKE’nin law ve bomba raporu
MKE tarafından Poyrazköy’de ele geçirilen silah ve mühimmatla ilgili hazırlanan 8 sayfalık raporda özetle şu bilgilere yer verildi:
Seri ve kafile numarası silinmiş 2 lav silahı MKE üretimi değil.
Üzerinde 1340-27-000-4030 MKE KF 2-1990 ibaresi bulunan 3 law silahı, Jandarma Genel Komutanlığı’na teslim edilen silahlardan.
5 adet law silahı MKE yapımı ancak, seri ve kafile numaraları silindiği için teslim yeri bulunamadı.
1 adet üzerinde TAPA M206 A2 KF MKE 5-2 75 ibaresi bulunan el bombası 1975′te Jandarma Genel Komutanlığı’na teslim edilen 9 bin 814 adet bombadan biri.
4 adet üzerinde TAPA M204 A2 KF MKE 158-2-84 ibaresi bulunan savunma tipi el bombası, 1984 yılında Hava Kuvvetleri (200 adet) ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na (15 bin 460 adet) teslim edilen bombalar arasından çıktı.
1 adet mandal kısmı mavi ve kırmızı olan, üzerinde MKE MOD47 KF MKE 1-63-87 ibaresi bulunan el bombasının 1987 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’na teslim edilen 17 bin 370 bombadan biri olduğu tespit edildi.
3 yeşil, 3 mor, 2 kırmızı ve 1 adet sarı renkli MKE yapımı, birbirine bağlantılı sis kutuları, Deniz ve Kara Kuvvetleri ile Jandarma ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’na teslim edilen mühimmat arasında.
3 adet yabancı menşeli seri numaraları silinmiş dolu law silahı MKE üretimi çıkmadı.
1 adet 1340-27-000-4030-MKE KF 1/2002 ibareli boş law silahının Deniz Kuvvetleri Komutanlığı siparişi olduğu belirlendi. MKE, 17 Mayıs 2002′de Gölcük’te 503 adet law silahı teslim etmiş.
1 adet 1340-27-000-4030-MKE LOT 3/2000 ibareli boş law silahı, Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı siparişleri arasından çıktı. MKE, bu silahlardan 6 Şubat 2001′de 4 bin 500 adet Kara Kuvvetleri’ne, 7 Şubat 2001′de 260 adet Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiş.
1 adet 1340-27-000-4030-MKE KF 1/2000 ibareli boş law silahı 17 Mayıs 2002 günü Gölcük’te Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilen 503 adet law silahından biri.
2 adet 1340-27-000-4030- MKE LOT 3/2000 yazılı boş law silahı, Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin siparişleri arasında bulundu.
3 adet Danger ibareli ve seri numarası silinmiş dolu law silahı MKE üretimi çıkmadı.
2 adet dolu law silahı (Rocket HE 66 MM Anti Tank MT2A2 W/Coupler) ile 1 anti personel tüfek bombası MKE üretimi çıkmadı.
10 adet yeşil, sarı ve kırmızı renkli MKE sis kutusu 2006 yılı üretimi. Aynı yıl dört ayrı renkte 15 bin adet üretilerek Hava Kuvvetleri’ne teslim edildiği belirlendi.
Bazı mermi ve bombalar hakkında yeterli bilgi olmadığı ya da seri numaraları silindiği için kaynak tespiti yapılamadı.
… Bu makale ilginizi çektiyse…
Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?
İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin.
“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız. “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin” demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*) İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.
Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor. Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.
2 [?]




11 Yorum
Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Sanıyorum askeriyenin kendi içinde ciddi bir araştırma yapması lazım.
Ben İlker Bey’in yerinde olsaydım, soruşturmaya ilk olarak, “bizim silahımız tam, kayıp yok” diyen kişiden başlardım.
Ancak bir husus daha var. Silahları bir kısmı ordunun. Peki geri kalanı nereden çıktı ?
Yazan:Ali Yürekli Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Bahçenizde lav silahı çıktı ne yapacaksınız. Borudur boru diyerek önemsemiyeceksiniz. Hatta çocuğunuzun eline oyuncak diyerekte verebilirsiniz. lakin dolu olmamasına dikkat edin. Efendim önemli değil sonuçta mermisi de demir demirdir demir deyip geçebilirsiniz. Böylelikle ne olmuş olur metalleri ve kimyasal maddeleri tanımış nerde kullanıldığını öğrenmiş oluruz. Bir genel kurmay başkanının çıkıp lav silahını pardon borusunu eline alıp borudur boru demesi kadar itici bir şey olabilir mi? Saçmalığı, yalnışı rezil olmadan savunamazsınız dememin nedeni de bu. Gerçi söyleyecek başka bir şeyi de yok ne yapsın. TSK’lerinden darbecileri mi temizlesin. Bunu yapabilecek olsaydı Hilmi Özkök yapardı. Kaç kere suikastten kurtulmuş yemeğini bile evden getiriyormuş. Ordumuza güvenelim de bu haliyle değil. Bu haliyle kendilerine faydaları yokmuş gibi duruyor. Kendi işlerinden çok başka işlerler uğraşıyorlar. Anlaşılan çok boş vakitleri oluyor en iyisi mıntıka temizliği yaptırmak.:):) Belki o zaman akıllarını şeytanlıklara, darbelere değilde işlerine yoğunlaştırabilirler.
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Bir çok görüş var;
1.)Akp vatanı sattığı Abd’den almış olabilir ya da İsrail’den.
2.)F.G. vatanı sattığı Abd’den almış olabilir.
3.)Başka ülkelerin yeraltı zenginlikleri petrol olabilir ama Tr toprakları kendiliğinden doğal yol ile mühimmat zengini olabilir.
4.)Gladio,olabilir.
5.)Neocanlar, olabilir.
Ama asla ve asla Ergenekoncular bu işin içinde değildir,zaten Derin Devlet falan yok bunlar Abn’nin işgal planlarının parçası şıklardaki beş gurup toplanıp bu katli gerçekleştrdi ve vatan sever Türklerin üzerine attı(!)
Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
“Başka ülkelerin yeraltı zenginlikleri petrol olabilir ama Tr toprakları kendiliğinden doğal yol ile mühimmat zengini olabilir.” (Cemile Bayraktar)
Cemile Hanım siz çok yaşayın, beni güldürdünüz. Espri kabiliyetiniz gerçekten iyi.
Ama bence sorum sulandırılmayacak kadar ciddi.
Silahların geri kalanının nereden geldiği bulunursa, Ergenekon davasının çözümüne de o kadar yaklaşılır.
Yazan:Ozan Ekşioğlu Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Unuttuğunuz diğer bir konuda bunlar LAW silahı olmadığı tezi
Genel Kurmay Başkanı bunun adını özellikle LAW muhimmatı diyerek sanki bir silah değilmiş gibi bir hava oluşturdu. Özellikle bu kafa karışıklığıyla sanki kaybolan bir tabanca değilde tabancanın mermileri!
Sonuçta mermi daha masumdu önemli olan silahtı. LAW silahı da bi “muhimmat” tı, gibi…
Ama asıl unutulmaması gerek LAW silahının bir tabancadan bir tüfekten çok daha tehlikeli olduğu gerçeğidir.
Yazan:Mehmet Bahadır Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Mehmet Bey
Bu lawların, pardon boruların imam hatip okullarının arka bahçesinde çıktığını düşünün ne olurdu acaba?
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Hakkı bey,
hep birlikte güzel yaşayalım inş.:)
Ama niyetim sulandırmak değildi,gerçekten bu konu sulandırıldığı için öyle yazdım size katılıyorum o kaynak ya da o kaynağa ulaşan isimlerin belirlenmesi lazım.Tr tuhaf bir ülke magazini seviyoruz Ergenekon Davası gibi önemli bir dava magazinleşebiliyorsa burada bir sorun var demektir.Bir tarafta 17.500 göz altında kayıp bir tarafta her kelimeye Akp,Fg sokuşturan yeni yetme ulusalcılar ne orantısız bir denge.Solcu ve Liberal arkadaşlarım var birçok noktada hem fikiriz hatta Dsip’ten dostlar var çoğu kez aynı noktada buluşuyoruz ama solcu taklidi yapan kemalistler gelip işin içine girip sulandırınca hem sağ-sol tartışması başlıyor hem diğer konu magazinleşiyor,bezdirici bir dialog gelişiyor sonra böyle oluyor işte,üzücü.
Yazan:cemilebayraktar Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Hakkı bey,bahsettiğim örnekler ile sizi kast etmedim :)Daha önceki yazışmalarımızı anımsadım da aman yanlış anlamayın :)(solcu rolü yapan kemalistler örneği)
Yazan:Levent Cetin Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Askerde birakin lav silahini, tufeginizi kaybedin, kepinizi kaybedin bakin neler oluyor. Bunlar depoda bekleyen Kirikkale tufek degil, aktif catisma silahi. Kaybedeni kaybederler.
Hepsinin haberi vardir suphem yok.
Yazan:ali duman Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
Müesses nizamın başkomutanı neredeyse tüm kanallarda canlı yayımlanan basın toplantısında Türk halkına, olanca müşfik haliyle LAW SİLAHININ bir mühimmat olduğunu, özellikle boş law silahının bir borudan farkı olamayacağını uzun uzun anlattı.
BU LAW DERSİNİN NEREDEN İCAP ETTİĞİNİ BEN ANLAYAMADIM, ANLAYAN VARSA Bİ ZAHMET ANLATIRSA MEMNUN OLURUM.
Ayrıca bir diğer konu da “ergenekon terör örgütü” sözcüğünü kullanan bir gazeteci ile “her yerden silah, bomba fışkırıyor” diyen Mehmet Ali Birand’a fırça atması ve ergenekon sanıkları için üstüne basa basa MASUMİYET KARİNESİNE vurgu yapması idi. Mahkemesi devam eden bir konuya girmeyeceğim demesine rağmen, üstü kapalı da olsa o konuyu ana tema haline getirmesi manidardır.
Mühimat ve silahların TSK’ya ait olmadığını söylemek, aslında üstü örtülü olarak “buna bir ayar çekin ve söz konusu malzemeler TSK’ya ait çıkmasın” demekti, ancak ne var ki müesses nizamın yakın zamana kadar mükemmel işleyen AKORD AYARI, AKP hükümeti ile bozulmuştur, müesses nizamın yalanlarının akord ayarını bozan bu hükümetin bir an önce saf dışı bırakılmasının ne kadar elzem olduğunu da göstermektedir.
KARDEŞLİKTE İLK ÇATLAMA “YALAN KARDEŞLİĞİNDE” OLDU :
Arazisi silah deposu çıkan Bedrettin Dalan, günlerce medyada boy göstererek, bu araziye ne kadar zor girdiğini, kullanımının kendi tasarrufunda olmadığını anlattı durdu, ancak Gnkur.Başkanı; Türk vatandası olan herkesin II.Derece Askeri Yasaklı Sahaya girmelerine engel bir durumun olmadığını açıklayınca, Bedrettin Dalan efendi bir daha medyada boy göstermez oldu yani yalanı ortaya dökülünce vaziyet TISSSSSS halini alıverdi, Bedrettin Dalan, da aynen bir önceki örnekte olduğu üzre müesses nizamın kendisini bir şekilde korumaya almasını beklemişti, ancak kabuk çatladı ve DAVA KARDEŞLİĞİ İLK ÖNCE “YALAN KARDEŞLİĞİNDE” ÇATLAK VERMİŞ OLDU.
Darısı verilecek olan diğer çatlakların başına.
Ergenekonmu, lawmı, boru mu???? yok yok inanmayın siz kedidir kedi!!!!
Yazan:M. İkbal TUNA Tarih: Haz 9, 2009 | Reply
SN mehmet bahadır,
sorunuzu düşündüm de bence pek bişey olacağını düşünmüyorum. çünkü gerek Yılmaz Esmer’in “Radikalizm ve Aşırıcılık Araştırması”, gerekse de Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Sabancı Üniversitesi`nden Doç. Dr. Ali Çarkoğlu’nun Tesev adına yaptıkları `Değişen Türkiye`de Din, Toplum ve Siyaset` adlı anketler bizlere göstermiştir ki Türkiye’de dindar kesim tehdit olarak görülmemekte ve bir takım seçkinler artık din,islam,laiklik gibi değerler üzerinden rant sağlayamamaktadır.
bunun bir örneğini danıştay saldırısında da gördük. alpaslan aslan kendisini bir takım cemaatlerle özdeşleştirdi ama sonuç fiyasko ile sonuçlandı. ya da AKP’nin kapatılması davasında aynı şeyler oldu.(gerçi her ne kadar zor bir süreç olsa da)
ama şunu da söylemek lazım bu tabiki benim düşüncem eğer sizin dediğiniz gibi bir durum olsaydı halk bu konunun üzerine daha fazla düşerdi. çünkü Türkiye’de ergenekon karşıtı insanların sesi, laikperestlerden daha az çıkyor haklı bir davanın temsilcileri olmalarına rağmen. çünkü kimse etliye sütlüye karışmak istemiyor ve davayı olağan seyriyle izliyor. cumhuriyet mitingleri için yüzbinlerce insan biraraya gelirken, ergenokaon karşıtı bir hareket oluşturmak için küçük bir azınlık oluşturmak dahi zor olabiliyor.
bilmem cevap verebildim mi. muhabbetle